40 yaşından sonra yaptırılması gereken 10 test

advertisement
On5yirmi5.com
40 yaşından sonra yaptırılması gereken 10 test
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Şirin Parkan, hem erkekler
hem de kadınlar için 40 yaşın önemli bir dönem olduğunu ve bu dönemde yapılacak
bazı sağlık testleriyle, bazı hastalıkların erken teşhisinin ya da önlenmesinin mümkün
olacağını söylüyor.
Yayın Tarihi : 1 Ağustos 2017 Salı (oluşturma : 10/21/2017)
Uzun ve sağlıklı yaşamak herkesin hayali. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için bilinçli yaşamak şart!
beslenmeden egzersize kadar sağlık odaklı olarak hayatı düzenlemenin yanı sıra sağlık kontrolleri
de ihmal edilmemeli özellikle sağlık risklerinin arttığı orta yaş döneminde… Acıbadem Kadıköy
Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Şirin Parkan, hem erkekler hem de kadınlar için 40 yaşın önemli
bir dönem olduğunu ve bu dönemde yapılacak bazı sağlık testleriyle, bazı hastalıkların erken
teşhisinin ya da önlenmesinin mümkün olacağını söylüyor.
İstatistikler ülkemizde beklenen yaşam süresinin ortalama 78 yıl olduğunu gösteriyor. Her ne kadar
kadın ve erkek arasında 5.4 yıllık bir farklılık olsa da görünen o ki dünyada geçireceğimiz süre
uzuyor. 30 yaş, şairin dediği gibi “artık yolun yarısı” da etmiyor... Buraya kadar tablo son derece
güzel… Ama bir de madalyonun diğer tarafı var: Dünyada en sık görülen hastalıklardaki risk
faktörlerinde “yaş” ilk sıralarda yer alıyor. Bu demek oluyor ki yaş aldıkça hastalıklar açısından
riskimiz de artıyor. Özellikle 40 yaş ve sonrasında...
Günümüzde kalp hastalıklarından, meme kanserine, diyabetten kalın bağırsak kanserine kadar
birçok hastalığı erken tanı ve tedaviyle kontrol altına almak mümkün olabiliyor. Ancak bunun için
özellikle 40 yaşından sonra düzenli sağlık kontrollerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Şirin Parkan, hem önlem almaya, hem de
erken tanıya yardımcı 40 yaş üstü yaptırılması gereken 10 testi sıraladı...
1.Açlık kan şekeri takibi
Dünyada global bir salgın olarak ilerleyen diyabet, özellikle 45-65 yaş arasında 3 kat, 65 yaş
üzerinde ise 4 kat artış gösteriyor. Bu nedenle hiçbir şikayet ve hekimi şüphelendirecek belirtiler
olmasa da, erişkin dönemde düzenli aralıklarla açlık kan şekerinin kontrol edilmesi diyabetin erken
tanısı için çok büyük önem taşıyor. Dr. Şirin Parkan, fazla kilo veya ailede diyabet geçmişinin varlığı
gibi risk faktörleri bulunmayan herkesin 45 yaşından sonra her üç yılda bir diyabet açısından
değerlendirilmek üzere hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor. Eğer risk faktörü varsa bu
taramanın daha erken yaşlarda başlaması ve sıklığının da artırılması gerekiyor.
Erken tanı alan Tip 2 diyabet hastalarında, doğru beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı
değişiklikleriyle, ilaç kullanmak zorunda kalınmadan hastalık kontrol edilebiliyor. Dr. Şirin Parkan,
“İlaç kullanması gereken hastalarda da kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları, nörolojik
komplikasyonlar gibi olası problemler hayatı tehdit edecek boyuta ulaşmadan önlenebiliyor” diyor.
2.Tansiyon kontrolü
Tek başına önemli bir sorun olmakla birlikte, diyabet, kalp gibi birçok kronik hastalık açısından da
risk oluşturabilen hipertansiyonun erken tanısı için sadece düzenli tansiyon kontrolleri yeterli
olabiliyor. Ülkemiz de her üç kişiden birinin sorunu olan hipertansiyon riski yaşla birlikte ciddi artış
gösteriyor. 45-55 yaş arası erkeklerde 1.5, kadınlarda ise 2 kat risk artışından söz ediliyor.
Metabolik sendrom, abdominal obezite, diyabet, aile öyküsü, sigara kullanımı gibi bazı risk
faktörlerinin hipertansiyon riskini artırdığı biliniyor. Risk grubunda yer alan kişilerde 40 yaşından
sonra yılda bir kere tansiyon ölçüm taraması yapılması gerekiyor. 40 yaş altında son tansiyonu
normal (130/85 mmHg altı) ölçülmüş ek riski olmayan popülasyonda ise 3-5 yılda bir tekrarlanması
öneriliyor. Erken tanı konulan hastalarda yaşam tarzı değişikliğiyle ilaca gerek kalmadan
hipertansiyon kontrol altında tutulabiliyor. İlaç kullanması gereken hastalarda ise tedaviye erken
başlanarak inme, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi yüksek tansiyona bağlı bazı
komplikasyonların oluşması da önlenebiliyor.
3.Kolesterol ölçümü
Diyabet ve yüksek tansiyondan farklı olarak kolesterol yaşla birlikte çok farklılaşmıyor. Herkesin
genetik yapısıyla belirlenen genel bir kolesterol düzeyi bulunuyor ve yaşam tarzı değişiklikleri bu
düzeyi etkiliyor. Kolesterol düzeyi özellikle kalp damar hastalıkları açısından çok büyük önem
taşıyor. Bu nedenle, kalp damar hastalığı riskini azaltmak, dolayısıyla riskli kişilerde yaşam süresini
uzatmak ve beklenmedik ani genç ölümlerin önüne geçmek için kolesterol düzeyinin belli bir
seviyede olması gerekiyor. Dr. Şirin Parkan 40 yaş sonrasında ise, kalp damar hastalığı riski çok
yükseldiğinden hekim tarafından belirlenecek kolesterol takip ve tedavi programına uyumun
önemine işaret ediyor.
4.Kalp hastalıkları taraması
Kalp damar hastalıklarını riski 40 yaşından sonra 10 kat artıyor. Dolayısıyla, hastalıklar oluşmadan
önleyebilmek önem taşıyor. Bu nedenle, kalp hastalıklarına bağlı risklerin hesaplanarak çok daha
erken yaşlarda harekete geçmek gerekiyor. 40 yaşından sonra kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları
açısından ayrıntılı kontrolden geçmesi de erken tanı açısından son derece önem taşıyor.
Yüksek kolesterol, diyabet ve hipertansiyon hastası olanlar, ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü
bulunanlar ve sigara kullanan kişiler kalp hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor. Dr. Şirin
Parkan, bu risk faktörlerine sahip olan kişilerin erken önlem almak üzere 20 yaşından itibaren her üç
yılda bir düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Zamanla kişinin ihtiyaçlarına
göre yapılması gereken ek testler hekim tarafından belirleniyor. 40 yaşından sonra ise olası hastalık
şüphesi durumunda, eforlu EKG, koroner BT, talyum sintigrafisi ve koroner anjiyografi gibi tanı
yöntemlerinden yararlanılıyor.
5.Kolonoskopi ve gaitada gizli kan
Kalın bağırsak kanseri riski 40 yaşından sonra 3 kat, 50 yaşından sonra 10 kat artıyor. Erken evrede
yakalandığında büyük ölçüde tedavi etmek mümkün olduğu için tanı ve tarama yöntemlerinden
zamanında faydalanmak hayat kurtayor. Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir kere gaitada gizli
kan ve 50 yaşından itibaren de hastanın bulgularına göre değişecek sıklıklarda kolonoskopi ile takip
edilmesi gerekiyor. Kanserin öncü lezyonlarından olan bağırsak poliplerinin erken saptanması
halinde riski ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor.
6.Akciğer kanserinin erken tanısında akciğer filmi
Akciğer hastalıklarında, özellikle de akciğer kanserinin ortaya çıkmasında uzun süre sigara
kullanımının riski çok ciddi oranda artırdığı biliniyor. Kullanım miktarı ve süre uzadıkça risk de
yükseliyor. Dr. Şirin Parkan, özellikle sigara içen kişilerin 40 yaş sonrası her yıl düzenli kontrollerini
yaptırarak akciğer filmi çektirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Akciğer kanseri, erken evrede
herhangi bir belirti vermediği için düzenli kontroller hastalığın erken tanı ve tedavi başarısında son
derece değer taşıyor. 30 yıl paket ve üzeri kullanım varsa Düşük Doz Toraks Tomografisi ile tarama
öneriliyor.
7.Meme kanseri için mamografi
Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörleri
arasında yer alıyor. Meme kanseri riski 40 yaşından sonra 1,5 kat, 50 yaşından sonra ise 2,5 kat
artış gösteriyor. Dr. Şirin Parkan, özellikle son yıllarda bu konuda yaşanan gelişmeler ve erken tanı
imkanlarının artması ile birlikte tedavi başarısının da yükseldiğini hatırlatıyor. “Bu nedenle tüm
kadınların 40 yaşından itibaren her 1 yılda bir mamografi çektirmesi gerekiyor” diyor. Ailesinde
meme kanseri olan kişiler ise, kanser yaşayan aile bireyinin tanı yaşından 10 yıl öncesinde
taramalara başlaması gerekiyor.
8.Rahim ağzı kanseri ve pap smear testi
Jinekolojik kanserler açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanseri riski özellikle 40-50 yaşları
arasında 20’li yaşlara göre 10 kat artıyor. Bu nedenle 40 yaş üstü kadınların her yıl mutlaka
jinekolojik değerlendirme ve pap smear testi yaptırmaları gerekiyor. Bu sayede rahim ağzı
kanserinin çok erken aşamada yakalanabildiğini söyleyen Dr. Şirin Parkan, “Rahim ağzından sürüntü
alınarak yapılan test, cinsel yaşamın başlamasından itibaren her yıl tekrarlanıyor. Eğer beş yıl
boyunca üç negatif değer elde edilirse, üç yılda bir olmak üzere tekrar edilmesi gerekiyor” diyor.
9.Osteoporoz için kemik yoğunluğu ölçümü
Yaşla birlikte görülme riski artan hastalıklardan biri de osteoporoz. Kemik dokusunun zamanla
bozulması ve kemiklerin zayıflaması sonucu ortaya çıkan osteoporozun en büyük tehlikesi neden
olduğu kırıklar. Kemiklerdeki mineral kaybı ne kadar fazla ise kırık riski o denli artıyor. Kadınların
kemik kütlesindeki kayıp menopozla birlikte hız kazandığı için osteoporoz riski de artıyor. Bu
nedenle tarama amaçlı olarak, kadınlarda menopozun ardından, hem kadınlarda hem de erkeklerde
65 yaşından sonra kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerekiyor. Hastalık saptanması
durumunda ise yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisiyle gerekli önlemler alınabiliyor. Dr. Şirin
Parkan osteoporoz için en iyi ilacın egzersiz olduğunu belirtiyor.
10.Prostat muayenesi
Erkeklerde en sık görülen kanserlerin başında yer alan prostat kanserinde yaşlanma en önemli risk
faktörünü oluşturuyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yakalayabilmek için, her erkeğin 50 yaşından
itibaren prostat muayenesi olması önem taşıyor. Risk faktörlerine ve erkeğin durumuna göre
hekimin önereceği uygun tarama programına devam edilmesi gerekiyor.
Bu dökümanı orjinal adreste göster
40 yaşından sonra yaptırılması gereken 10 test
Download