Işığın Dahi Kaçamadığı Gizemli Gök Cisimleri

advertisement
Işığın
Dahi
Gizemli
Gök
Karadelikler
Kaçamadığı
Cisimleri:
Karadelikler güneşten birkaç kat daha büyük yıldızların son
evresidir. Karadelikler, muazzam bir çekim gücüne sahip, ışığı
dahi içine çekip kaçmasına izin vermeyen gök cisimleridir.
Karadeliklerin sonsuz kütleye sahip oldukları varsayılır. Bu
kütlelerine rağmen hacimleri çok küçüktür. Kilometrelerle
ifade edilebilecek kadar küçüktürler. Karadelik kavramı Albert
Einstein’ın genel görelilik kuramıyla ortaya çıkmıştır. Sonra
Karl Schwarzschild “Einstein alan denklemleri” adlı kara
deliğin varlığı ortaya atan bir yazı yayınlamıştır. 1971
yılında ilk karadelik Uhuru uydusu tarafından Kuğu
takımyıldızında tespit edilmiştir.
Karadelikten bahsedebilmemiz için önce yıldızlardan
bahsetmemiz gerek. Öncelikle küçük gaz ve toz bulutlarından
büyük bulutlar oluşur. Bulutlar birbirleriyle birleşerek
büyürler. Çekimsel güç bulutun büzülmesini sağlar. İç ısınma
basıncın oluşmasına neden olur. Bulut büzülme ile parçalara
ayrılır. Gaz parçacıkları hızlanır ve çarpışırlar. Sıcaklık
artar. Bu durum basıncın artmasına neden olur. Çökme yavaşlar
veya durur. Enerji yayılmaya başlar. Yıldızın merkezi
yoğunlaşmaya başlar. Bu yoğunlaşma yıldızın doğmasını sağlar.
Yıldızlar hidrojen ve helyumdan oluşan gaz kütleleridir.
Füzyon tepkimeleriyle hidrojen çekirdeği helyuma, helyum
çekirdeği karbona dönüştürür. Hidrojeni tükenen yıldız
soğumaya ve büzüşmeye başlar. Bünyesindeki helyumu karbona
dönüştürür. Kütlelerine göre yıldızlar yakıtı tükendikten
sonra beyaz cüce, nötron, pulsar ya da bir karadelik olur.
Yıldız, ne kadar büyük kütleli ise, o derecede yakıtını çabuk
bitirir. Kütlesel çekimi dengelemek için, daha çok ısıya
ihtiyaç duyar ve böylece yakıtını çok çabuk bitirir. Yıldız ne
kadar büyükse ömrü o kadar kısa olur. Kararsızlaşan yıldız dış
kabuğunu uzaya fırlatır. Kütle çekim kuvveti basınç
kuvvetinden fazla olur ve yıldız çekirdeğe doğru sıkışmaya
başlar. Çekirdek yoğunlaştıkça çekim kuvveti artar ve artık
yıldız kendi yaydığı ışığı kendine doğru çeker. Bunun
sonucunda Karadelik dediğimiz devasa çekim gücüne sahip, ancak
çapı kilometrelerle ölçülebilecek bir gökcismi oluşur.
Karadeliklerin kendi ışığını çekebilecek bir çekim gücüne
sahip olduğu için ışık yaymaz ve siyah bir cisim halini alır.
Olay Ufku
Olay ufku ışığın ve maddenin kaçamadığı bölgenin sınırıdır.
Olay ufkunu incelemek mümkün değildir. Çünkü olay ufku
içerisinde devasa bir çekim gücü bulunmaktadır. Işık dahi olay
ufkuna girdiği anda kara deliğin çekim gücüne kapılır ve
kaçamaz. Bu yüzden olay ufku sınırlarını içerisi hep bir sır
olarak kalacaktır. Eğer güneş içine çöküp karadelik olsaydı
olay ufku sadece birkaç kilometre olurdu.
Karadelik Teorileri
Karadelikler bilim insanları için bir sır küpüdür. Bu gizemli
gökcisimleri uzun bir zaman sır olarak kalacaktır. Belki de
hiçbir zaman ulaşılamayacaktır. Bir kara deliğe ulaşırsak ne
ile karşılaşırız sorusu bilim insanlarının aklını her zaman
kurcalamıştır. Bu yüzden karadelikler hakkında birçok teori
ortaya atılmıştır. Bu teoriler arasında en dikkat çekenleri
Solucan deliği, zamanda yolculuk ve hologram teorileridir. Her
biri ancak deneme yoluyla kesin kanıta ulaşılabilecek
teorilerdir. Günümüz teknolojisiyle bir kara deliğe ulaşmak
mümkün olmadığı için bunlar şimdilik sadece teori olarak
kalmaktadır.
Solucan Deliği
Solucan deliği Albet Einstein tarafından ileri sürülmüştür.
Solucan deliği uzay-zamanda bir kısayol olabileceğini varsayan
bir kuramdır. Solucan deliği bir karadelik ve bir beyaz delik
arasındaki bağlantıya denir. Yani bu Dünya’nın etrafında
dönmek yerine Dünya’nın içinden geçmek gibi bir durumdur.
Solucan deliğinin orta noktası durak noktasıdır. Burada birkaç
saniye içinde yıldızların ölümünü görebilirsiniz. Ancak
buradan çıkabilmek için ışıktan daha hızlı hareket etmeniz
gerekir. Eğer çıkamazsanız enerji ve gaz kütlesi haline
dönüşürsüz. Bu yüzden bu teori imkansız gibi görünüyor. Ancak
modern fizik bunun aksini henüz kanıtlayamamıştır.
Zamanda Yolculuk Mümkün müdür?
Filmlere dahi konu olan zamanda yolculuk üzerine araştırmalar
yapılan bir konudur. Kimi fizikçilere göre karadelikler ve
solucan deliği zamanda bir kapı açabilir. Kimisine göre de
karadeliklerin çekim kuvveti ve uzay-zamanı bükmesi zamanda
yolculuğu mümkün kılabilir.
Zamanda yolculuk eğer mümkünse bile geçmişe yolculuk başlı
başına bir sorundur. Geçmişe yolcuğunun olabilmesi için
evrenin bizim yaşadığımı her anı kaydediyor olması gerekir.
Geçmişe yolculuk konusunda birçok paradoks bulunmaktadır.
Büyükbaba Paradoksu
Paradoks cevaplanmadan bu konu hakkında kesin bilgi vermek
mümkün değildir. Eğer geçmişe giderek büyükbabanızı
öldürürseniz, siz doğmamış olursunuz. Eğer siz doğmadıysanız
geçmişe gidip büyükbabanızı öldüremezsiniz. Büyükbabanız
ölmezse siz doğarsınız . Kimi fizikçilere göre geçmişe
giderseniz paralel evrende başka bir dünyaya gitmiş olursunuz.
Ancak bu kesin bir cevap değildir. Bu paradoks başlı başına
bir sorun olarak kalmıştır.
Zaman Tüneli Paradoksu
Büyükbaba paradoksuna benzer bir paradoksu da Stephen Hawking
ortaya atmıştır. Eğer geçmişe giden bir zaman makinesi olsaydı
ve siz 1 dakika öncesine bir kapı açsaydınız. Kendinizi 1
dakika önce kendini öldürmeye hazırlanan kendinizi görürdünüz.
Ve onu 1 dakika öncesindeki haliyle öldürürseniz siz hiç
olmazsanız ve geçmişe gidip kendini öldüren biri olmazdı. Bu
durumda siz yaşıyor olurdunuz ve geçmişe gidip kendini
öldürmeye hazırlanırdınız. Bu paradoks döngüdür ve bir
çıkmazdır. Bu yüzden bu paradokslar cevaplanmadan geçmişe
yolculuk yapılabilir demek olanaksızdır.
Geçmiş yolculuk imkansız gibi görünüyor ancak geleceğe
yolculuk olabilir. Bunun bir yolu uzay-zamanın büküldüğü
solucan deliğidir. Diğer bir teori ise ışık hızına ulaşmaktır.
Geleceğe yolculuk yapılabilir mi sorusuna cevap verebilmemiz
için bir kara deliğe gitmemiz gerekir. Samanyolu galaksisinde
devasa bir karadelik bulunmaktadır. Galaksinin en büyük kara
deliğidir. Ancak ışık hızında hareket edebilsek de bu kara
deliğe ulaşmak binlerce yıl alır. Günümüz teknolojisi ışık
hızına dahi ulaşmakta aşırı derecede yetersiz kalmaktadır.
Işık hızına ulaşınca enerji olma durumu da söz konusudur. Işık
hızında hareket edebilecek bir araç yapabilsek bile bu aracın
saniyede 300.000 kilometre hıza ulaşınca enerjiye dönüşme,
atomlarına ayrılma durumu gerçekleşebilir.
Eğer galaksinin en büyük kara deliğine mekikle gitme şansımız
olsaydı ve bu mekik kara deliğin olay ufkuna girmeden
çevresinde kara deliğin çekim gücünün de verdiği etkiyle
dolaşabilseydi zamanı bükebilirdi. Teoriye göre kara deliğin
zamanı bükmesinden de yararlanabilecekti. Ve mekiktekiler için
zaman Dünyaya oranla yarı yarıya olacaktı. Bu durumda onlar
için 1 yıl geçtiğinde dünyadakiler için 2 yıl geçmiş olacaktı.
Evrene bir sınır konulamaz. Çünkü evren ışığın hızından daha
hızlı bir şekilde, daha da hızlanarak genişlemektedir. Dünya
ise bu evrenin içinde tarif edilemeyecek kadar küçük bir
gezegendir. Bu yüzden evrenin sırrını çözebilmemiz bir hayal
gibi görünüyor. Görülebilir evrende milyarlarca yıldız,
gezegen karadelik, kuasar ve galaksiler bulunur. Işık hızına
ulaşabilsek bile galaksiden çıkmamız binlerce yılı
bulabilmektedir. Dünya ya en yakın karadelik milyonlarca
kilometre uzaktadır. Bu yüzden karadelikler hakkında kesin bir
bilgiye ulaşmamız güçtür.
Kuasar Nedir, Ne Değildir
Evrenin geri kalanında yer alan gözlemlenebilir objelerle
kıyaslandığında çevresine muazzam güçte enerji yayan gök
cisimlerine kuasar deniyor. İngilizcede Quasar ismi “Yıldız
benzeri radyo kaynağı” anlamına gelen “Quasi-stellar radio
source” ifadesinden gelmekte. Standart bir galaksiye nazaran
milyonlarca kat küçük boyutlarda olmalarına rağmen bu gök
cisimleri bir galaksiden çok daha parlak ve yüksek enerjiye
sahip olarak gözlemleniyor. Radyo dalgaları dahi yayabilen bu
cisimler
ilk
keşfedildiklerinde
bunların
dünyanın
gözlemlenebilir evreninde yalnızca en uzak köşelerde, en yaşlı
gök cisimleri oldukları düşünülüyordu. Bundan dolayı
galaksilerin en ilkel biçimleri olarak görülmüşlerdi. Bunun
nedeni o zamanlarda keşfedilen bireylerinin yüksek kırmızıya
kayma oranlarıydı. Kırmızıya kayma en basitinden bir nesnenin
ne kadar hızlı uzaklaştığını gösteren bir hesaplama metodu.
Işık dalgalarının uzaklaştıkça dalgaboyunun artmasına bağlı
olarak renginin kırmızıya yaklaşmasından kaynaklanıyor.
Kuasarların akdelik olabileceğini düşünenler de vardı.
Akdelikler evrende var olması mümkün olmamasına rağmen
matematiksel hesaplara göre olabilecek gökcisimleri.
Karadeliklerin tam tersi nitelik sergiliyor. Karadelikler
çevresindeki bütün maddeyi emerken teorik bir akdelik ise
etrafına sürekli olarak madde püskürtüyor. Solucan deliği
fikri de buradan çıkıyor. Bir akdelik ve bir karadelik
birbirine kısa bir yoldan bağlandığı zaman uzayzaman üzerinde
bir geçit açılıyor. Bu geçit farklı iki zaman veya farklı iki
mekan arasında olabilecek bir yol izliyor. Fakat karadelikler
maddeyi yok etmez, yalnızca merkezindeki tekillikte
biriktirirler. Akdeliklerin gerçek olabilmesi için
karadeliklerin bu maddeyi fiziksel olarak varken yok
edebilmesi gerekir ki bir akdelik de madde yaratabilsin.
Bilinen fizik kurallarına göre madde ve enerji yoktan var,
vardan yok edilemez; daima birbirlerine dönüşerek evrende
sabit kalır. Bu hipotezler ancak bu evrenin fiziksel
kurallarının geçerliliğini yitirdiği bir başka evrende
gerçekleşebilir.
Bugün son yapılan gözlemlerin etkisiyle biliniyor ki, dünyadan
birkaç yüz milyon ışıkyılı uzaklıkta kuasarlar da bulunmakta.
Kuasarların mesafesindeki bu hesaplama yanlışı geçmişte
kırmızıya kayma metodunun yanlış kullanımından kaynaklanıyor.
Başka değişkenler hesaba katılmaksızın bir kuasarın uzaklığı
direkt olarak kırmızıya kayma oranından ölçülemez. Geçmişte bu
şekilde düşünüldüğünden dolayı böyle bir algı oluşmasına neden
olundu. Galaksiler ve kuasarların birbirine uzak olmayarak
birbiri ile madde alışverişi yaptığı gözlemlendiğinde bu algı
artık yıkıldı. Fakat halen kuasarların yüksek kırmızıya kayma
sergileme nedenleri hakkında bir teori mevcut değil.
Kuasarların bu yüksek enerjilerinin içlerinde bulunan dev
kütleli karadelikten kaynaklandığı düşünülüyor. Karadelikler
etrafındaki gazları yutarken etrafında tur attırarak emer.
Böylece gazlar çok yüksek sıcaklığa ve enerjiye sahip olarak
bu muazzam parlaklığa ulaşır.
Yazının videosu:
Download