Çevre Teknolojileri Sektörü

advertisement
TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANLIK
Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı
ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ VE
YENİLENEBİLİR ENERJİ RAPORU
AĞUSTOS 2010
DECEMBER
2009
İÇİNDEKİLER
1.
Yönetici Özeti
3
2.
Sektöre Genel Bakış
4
2.1
Küresel Sektör
4
2.1.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
4
2.1.2
Yenilenebilir Enerji
6
2.1.3
Enerji Verimliliği
8
2.2
Türkiye Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörü
9
2.2.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
9
2.2.2
Yenilenebilir Enerji
12
2.2.3
Enerji Verimliliği
18
2.2.4
Dış Ticaret
19
2.3
Sektörle İlgili Beklentiler
19
2.3.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
19
2.3.2
Yenilenebilir Enerji
20
2.4
SWOT Analizi
22
2.5
Yatırım Fırsatları
23
2.6
Sektördeki Kurum ve Kuruluşlar
24
Şekiller Listesi
25
Kısaltmalar
26
2
1.
Yönetici Özeti
Türkiye’de çevre ile ilgili kaygılar artan enerji talebi, sanayileşme ve şehirleşmenin sonucunda yaşanan
ekonomik büyümeye bağlı olarak öncelikli bir sorun haline gelmektedir. Yerli firmalar daha büyük boyutlu
projeler üstlenmek için yabancı ortaklar aramakta ve yasal düzenlemeler her geçen gün bu tür yatırımları daha
fazla destekler hale gelmektedir. Tehlikeli ve tıbbi atıkların arıtılmasına ilişkin danışmanlık, mühendislik ve
ekipman desteği veren şirketlerin yakın bir gelecekte Türkiye’de oldukça aktif hale gelmesi beklenmektedir.
Ülkenin belli atık sahalarında, atıkları enerjiye dönüştürecek alternatif enerji üretim tesisi projeleri başlatılmıştır.
Belediyelere ait su ve atık su arıtma tesisleri sektördeki diğer alanlardan daha hızlı gelişmektedir.
Türkiye gelişmiş geleneksel enerji üretimi ve yenilenebilir enerji alanlarında olduğu kadar çevre teknolojilerinde
de önemli doğrudan yatırım fırsatları barındırmaktadır. Bu alanda faaliyet gösteren yabancı danışmanlık
şirketleri veya ekipman üreticileri önemli fırsatlar bulabilecektir.
2008 yılında Türkiye’de toplam 9,9 milyar ABD doları tutarında çevre harcaması yapılmıştır. Bu harcamaların
% 78,2’sini belediye harcamaları oluştururken, özel şirketlerin çevre harcamaları 872 milyon ABD dolarıyla
1
toplam harcamalar içinde % 9’luk paya sahip olmuştur.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nda 2006 yılında yapılan değişiklikle belediyeler atık yönetim merkezleri inşa
etmeye ve bu konuda protokoller hazırlamaya zorunlu hale gelmiştir. Son beş yıllık dönemde atık yönetimi ve
geri dönüşüm konusundaki faaliyetlerde önemli bir artış yaşanmıştır. Hükümet Çevre Kanunu uyarınca
endüstriyel kirliliği azaltmaya ve önlemeye yönelik bir teşvik olarak kendi atık arıtma tesislerini kuracak
endüstriyel tesislere önemli destek ve teşvikler vermeyi planlamaktadır.
2008 yılında düzenli bir atık yönetim politikası ortaya koymak ve yatırım sürecini hızlandırmak için “Katı Atık
Eylem Planı” Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Eylem planına uygun olarak atık yönetim
merkezlerinin sayısının ve belediyelerin bu yöndeki çabalarının artması beklenmektedir.
Petrol, doğal gaz ve taş kömürü kaynaklarının azalmakta olması ve bunlar gibi birincil enerji kaynaklarının yol
açtığı kirlilik alternatif enerji kaynakları arayışına girilmesine yol açmaktadır. Türkiye güneş, jeotermal ve rüzgar
enerjisi alanlarında büyük bir potansiyele sahiptir, ancak bu potansiyelden faydalanmak için henüz gerekli
adımlar atılmamıştır.
Günümüzde Türkiye’deki kurulu kapasitenin en büyük bölümünü termik santraller oluşturmaktadır. 2008 yılı
sonu itibarıyla toplam kurulu kapasitenin % 66’sını termik santraller, % 33’ünü hidroelektrik santralleri, % 0,1’ini
2
jeotermal santraller ve % 0,9’unu ise rüzgar santralleri oluşturmaktadır. Ülkemizde önemli miktarda
yenilenebilir enerji kaynağının bulunmasına, yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili yasal düzenlemelerde
gelişmeler sağlanmasına ve elektrik piyasasındaki liberalleşmeye bağlı olarak yenilenebilir enerji yatırımları
için oldukça uygun bir ortam bulunmaktadır. Özellikle hidroelektrik santralleri ve rüzgar santralleri için çok
sayıda lisans çıkarılmaktadır. 2009 yılında özel sektöre verilen toplam 176 adet yeni lisansın % 77’si
3
hidroelektrik santrali inşasına ilişkindir. Rüzgar santralleri için Eylül 2009 tarihi itibarıyla toplamda 4.237 MW
kapasitesi bulunan 105 adet lisans verilmiş ve onaylanmıştır. İncelenmekte olan 727 lisans bulunmaktadır ve
3
bu da 31.957 MW’lık bir kapasiteye karşılık gelmektedir.
Türkiye’de kurulu 213 hidroelektrik santralinin 14,3 GW’lık kapasitesi ülkenin 44,2 GW’lık teknik hidroelektrik
4
potansiyelinin % 36’sına karşılık gelmektedir. Hidroelektrik santrallerde üretilen elektrik miktarı 2009 yılı
itibarıyla 36 TWh’dir. Türkiye’de diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin toplam üretim
içindeki % 0,2’lik payı çok düşük seviyededir. Öte yandan, EPDK’nın onayını bekleyen 0,4 GW’lık ek bir
3
yenilenebilir enerji kapasitesi de bulunmaktadır.
1
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr
2
TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
3
EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
4
ETKB (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Mayıs 2009), http://www.enerji.gov.tr
3
Türkiye’nin oldukça büyük bir rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğu açıktır ve bu
durum sektörü son birkaç yıldır şirket birleşme ve satın alma etkinlikleri açısından en cazip sektörlerden biri
haline getirmektedir.
2.
Sektöre Genel Bakış
2.1
Küresel Sektör
Son on yılda fosil yakıt kullanımının gezegenin ısınmasına, deniz seviyesinin yükselmesine ve canlı türlerinin
soyunun tükenmesine yol açarak çevresel anlamda onarılamaz zararlar verdiği bilinen bir gerçek hâline
gelmiştir. Bunun önemli sonuçlarından biri de birçok ülkenin ve şirketin fosil yakıtları daha temiz bir şekilde
kullanmanın, daha çevre dostu bir şekilde üretmenin ve alternatif enerji kaynaklarından daha iyi yararlanmanın
yollarını aradığı küresel bir bilincin oluşmasıdır.
Öte yandan, küresel enerji talebi hızla artmaktadır. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı
tahmin edilmektedir ve elbette insanlığın yiyeceğe, suya ve enerjiye ihtiyacı olacaktır. Günümüzde dahi
dünyada yaklaşık iki milyar insan elektrik ve temiz sudan yoksundur ya da bu kaynakları kullanmaya mali gücü
yetmemektedir.
Birçok petrol ve doğal gaz şirketi son dönemde yaşanan ekonomik dar boğazda hayatta kalabilmek için nakit
akışını koruma stratejilerine odaklanmıştır. Son dönemde birçok ülkede gözlenmeye başlanan ekonomik
iyileşme ile birlikte artan enerji talebini bu gibi “yeşil” teknolojilerle karşılamak zorlu olsa da sektörün güçlü yeşil
ekonomiler yaratabilmesi için büyük bir fırsattır.
2.1.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Hava ve deniz kirliliği, toprak ve su kirliliği, atık yönetimi ve geri dönüşüm, çevre teknolojileri sektöründeki ana
sorunlardır. Sektör son on yılda büyüyerek karbon emisyonları, enerji yönetimi, karbon yakalama ve
depolamanın yanı sıra karbon finansmanını da kapsar duruma gelmiştir.
Yenilenebilir enerji de dahil olmak üzere, 2008-2009 üretim yılı itibarıyla sektörün küresel pazar büyüklüğü
5
5,36 trilyon ABD dolarına ulaşmıştır. Küresel pazarın üçte birini oluşturan ABD ve Çin’i Japonya izlemektedir.
Şekil 1 – Küresel Pazar Büyüklüğünün Sektörel Dağılımı
Küresel Pazar , 2008 - 2009
Diğer
%10
Biyokütle
%5
Atık yönetimi
%5
Alternatif
yakıtlar
%17
Fotovoltaik
%5
Yapı teknolojileri
%12
Geri dönüşüm
%6
Su tedariği ve
atık su arıtma
%8
Jeotermal
%9
Rüzgar
%12
Alternatif araç
yakıtı
%11
Kaynak: UK Department for Business, Innovation & Skills
Mamul ürün ticareti ve kömüre dayalı enerji tüketiminin artması son on yıl içinde küresel karbondioksit (CO 2)
emisyonu düzeylerinin büyük bir hızla yükselmesine yol açmıştır. CO2 emisyonları Birleşmiş Milletler İklim
Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (UNFCCC) imzalandığı 1992 yılından beri küresel anlamda % 30 oranında,
5
UK Department for Business, Innovation & Skills, Mart 2010
4
1971 ile 2009 yılları arasında ise yıllık ortalama % 2’lik bir oranla toplamda % 99 oranında artmıştır. Emisyon
6
seviyesinin yüzyılın sonuna kadar üç katına çıkması beklenmektedir.
Küresel anlamda CO2 emisyonu yaratan sektörler arasında en büyük pay % 41 ile elektrik ve ısıtma sektörüne
7
aittir. Toplamdaki % 23’lük payıyla taşımacılık sektörü ikinci sıradadır.
Şekil 2 - Sektör Bazında Dünya CO2 Emisyonu, 2007
Sektör Bazında Dünya CO2 Emisyonu,
2007
Diğer
Konut
%6
%10
Elektrik ve
ısıtma
%41
Sanayi
%20
Taşımacılık
%23
Kaynak: IEA, Yakıtlardan Kaynaklanan CO2 Emisyonları
Bölgeler açısından, aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi, Asya Pasifik bölgesinde oluşan CO 2 emisyonlarında
son on yılda kayda değer bir artış yaşanmıştır.
Şekil 3 - Bölge Bazında Dünya CO2 Emisyonu
Bölge Bazında Dünya CO2 Emisyonu
35,000
Milyon ton
30,000
25,000
20,000
15,000
10,000
5,000
0
1998
1999
Amerika
2000
2001
Avrupa ve Avrasya
2002
2003
2004
Orta Doğu
2005
2006
Afrika
2007
2008
2009
Asya Pasifik
Kaynak: BP, Dünya Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi, Haziran 2010
CO2 emisyonlarını azaltmaya yönelik mevcut teşvikler arasında karbon ticareti, karbon ya da enerji vergileri ile
cihazlar için verimlilik gerekleri de dahil olmak üzere çeşitli devlet düzenlemeleri yer almaktadır. CO2
emisyonlarını azaltmanın en adil yolunun karbon ticareti olduğu kabul edilmeye başlanmıştır.
Norveç, İrlanda, Danimarka, İsviçre ve Lüksemburg gibi Batı Avrupa ülkeleri ve ABD atık üretimi açısından
önde gelen ülkelerdir. Bir ülkenin kentsel atık üretimi kentleşme oranı, kişi başına düşen GSYİH ve o şehirde
yaşayan insanların yaşam tarzlarıyla doğru orantılıdır. Kentsel atıklar evsel atıkları, ofis binaları, kurumlar ve iş
6
Economist Intelligence Unit, Dünya Enerjisinin Görünümü, 4 Eylül 2009
7
IEA (Uluslararası Enerji Ajansı)
5
yerlerinden gelen atıkları, sokaklardan toplanan atıkları, çöp kutularındaki atıkları ve diğer benzeri atıkları
kapsamaktadır.
8
2007 yılında, OECD bölgesinde oluşan kentsel atık miktarı 623 milyon tona yükselmiştir. Öte yandan, son
yıllardaki büyüme hızı kişisel tüketim harcamalarındaki veya GSYİH’daki büyüme hızından daha düşük
olmuştur.
Şekil 4 - Kişi Başına Düşen Kentsel Atık Üretimi
Kentsel Atık Üretimi (kişi başına), 2007 (veya en güncel sene)
kişi başına düşen kg
900
800
700
600
500
400
300
200
100
0
Kaynak: OECD Factbook 2010
Son yüzyılda küresel su talebinin nüfus artış hızının iki katından daha yüksek bir hızda arttığı tahmin
edilmektedir. 1960’lı ve 1970’li yıllarda, birçok OECD ülkesindeki su tüketimi, tarım ve enerji sektörlerindeki
talebe bağlı olarak artmıştır. Ancak 1980’li yıllardan beri, daha verimli sulama teknikleri, su yoğun sektörlerin
sayısındaki azalma ve daha temiz üretim teknolojileri ülkelerin su tüketim düzeylerini korumalarına olanak
8
sağlamıştır.
Şekil 5 - Kişi Başına Çıkarılan Su Miktarı
kişi başına m3
Çıkarılan Su (kişi başına), 2007 (veya en güncel sene)
1800
1600
1400
1200
1000
800
600
400
200
0
Kaynak: OECD Factbook 2010
2.1.2
Yenilenebilir Enerji
Yenilenebilir enerji segmenti çevre teknolojileri sektöründe en büyük ikinci paya sahiptir. Yenilenebilir enerji
azalan fosil yakıt kaynakları nedeniyle sıkıntılar yaşanan günümüz enerji üretiminde farklı ve uzun vadeli bir
seçenektir. Sera gazlarını ve çevre kirliliğine yol açan diğer maddeleri azaltma avantajı nedeniyle büyük rağbet
görmektedir. Yenilenebilir enerjinin tek dikkat çekici dezavantajı maliyetinin yüksek gibi görünmesidir. Ancak
maliyetler düşmektedir ve bu da yenilenebilir enerjiyi bazı ülkelerde kolayca erişilebilir kılmaktadır. On yıl
8
OECD Factbook 2009
6
öncesi ile kıyaslandığında yenilenebilir enerji kaynakları küresel enerji üretiminde yaşamsal bir rol
oynamaktadır.
Hidroelektrik enerjisi 2008 yılındaki küresel enerji tüketiminin % 6,4'ünü ve yenilenebilir enerji kaynaklarından
9
üretilen elektriğin büyük bir çoğunluğunu oluşturan en önemli yenilenebilir enerji kaynağıdır.
Toplam üretimin % 39’unu oluşturan Çin, Brezilya ve Kanada dünyanın en büyük hidroelektrik enerjisi
10
üreticileridir. % 15’lik paya sahip Çin’i her ikisi de % 12’lik paya sahip Brezilya ve Kanada izlemektedir.
Şekil 6 - Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Sağlanan Net Elektrik Üretimi
Yenilenebilir Enerjiden Sağlanan Net Elektrik
Üretimi, 2008 (%)
%14.4
%14.5
%0.2
%3.9
%66.9
Biyokütle
Jeotermal
Hidroelektrik
Güneş
Rüzgar
Kaynak: EIA websitesi
Diğer yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgar, güneş ve jeotermal enerji yer almaktadır.
2009 yılında fotovoltaik güneş enerjisi talebi %20 gibi yüksek bir oranda artarak 7,3 GW’a ulaşmıştır. Başlıca
pazarların Almanya, İtalya ve Çek Cumhuriyeti olduğu Avrupa ülkelerindeki talep 5,6 GW büyüklüğündedir ve
dünyadaki talebin % 77’sini oluşturmaktadır. 2009 yılındaki küresel fotovoltaik enerji gelirleri 38,5 milyar ABD
11
dolarına ulaşmıştır.
Aradaki fark pek az olmasa da, en çok tüketilen yenilenebilir enerji kaynağı olan hidroelektrik enerjisini ikinci
sırada yer alan rüzgar enerjisi izlemektedir. Özellikle sağladığı çevresel avantajlar nedeniyle, rüzgar enerjisi
birçok ülke açısından çok caziptir. Rüzgar enerjisinin sağladığı CO 2 avantajına ek olarak, sülfür oksitler ve
nitrojen gibi çevre kirliliği yaratan maddelerin emisyonu da, rüzgar enerjisi kullanılarak azaltılmaktadır.
2000 ile 2009 yılları arasında, küresel rüzgar enerjisi kapasitesi % 27,4’lük yıllık bileşik büyüme hızıyla artarak
18 GW’dan 159 GW'a ulaşmıştır. 2009 yılında rüzgar enerjisi üretiminde önde gelen pazarlar toplam üretimin
% 55’ini oluşturan ABD, Almanya ve Çin olmuştur. 2008 ile 2009 yılları arasında Çin tarafından üretilen rüzgar
12
enerjisi % 113’lük önemli bir oranla büyümüştür.
9
OECD Factbook 2009
10
International Energy Agency, Önemli Dünya İstatistikleri, 2009
11
Solarbuzz web sitesi, http://www.solarbuzz.com
12
World Wind Energy Association, Dünya Rüzgar Enerjisi Raporu, 2009
7
Şekil 7 - Dünya Rüzgar Enerjisi: Toplam Kurulu Kapasite
Aralık 2009’da Kopenhag’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, 2010 yılında hem
yenilenebilir, hem de alternatif enerji sektörlerini etkileyecektir. Konferansın Kyoto Protokolü’nün sona ereceği
2012 tarihinden sonraki hükümleri belirlemesi beklenmektedir. Kyoto Protokolü 16 Şubat 2005 tarihinde
yürürlüğe girmiştir ve 2008 ile 2012 yılları arasındaki beş yıllık süreçte 1990’lı yıllardaki düzeylerle
kıyaslandığında, sera gazı emisyonlarının ortalama % 5 azaltılması için 37 sanayileşmiş ülke ve AB için
bağlayıcı hedefler koymuştur. Bugüne kadar, taraflardan 184’ü protokolü onaylamıştır.
2.1.3
Enerji Verimliliği
Enerji verimliliği genellikle tüketilen enerji miktarının azaltılması anlamında kullanılmaktadır. Enerji arzındaki
kısıtlamalar enerji verimliliğini hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir konu başlığı
haline getirmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde enerji verimliliği ile ilgili kaygılar yüksek ithalat rakamları ile başa
çıkılması, yüksek bedelli enerji yatırımı gereklerinin azaltılması ve enerji kullanımının ve erişiminin geliştirilmesi
gibi konuları kapsamaktadır. Buna karşılık, gelişmiş ülkeler daha çok kirlilik ve sera gazı emisyonlarının
azaltılması konusunda kaygılar yaşamaktadır.
8
2.2
Türkiye Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörü
2.2.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Türkiye’deki ekonomik büyüme enerji talebinde, sanayileşmede ve şehirleşmede bir artışa yol açmış ve bu da
çevresel sorunlarla ilgili kaygıları artırmıştır. Bu gibi çevresel kaygılar Türkiye’yi su, atıklar ve hava kirliliği
konularında etkili bir kontrol yönetimi tesis etmeye zorlamaktadır.
2008 yılında Türkiye’deki toplam çevre harcamaları 9,9 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Çevre
harcamalarının büyük bir bölümünü, toplam içindeki % 78,2’lik payıyla belediye harcamaları oluştururken, özel
sektörün 872 milyon ABD doları tutarındaki çevre harcamaları toplam harcamalar içinde % 9’luk paya
13
sahiptir.
Şekil 8 - Özel Şirketlerin Çevre Harcamaları ve Toplam Çevre Harcamaları (%)
Özel Şirketlerin Sektör Bazında
Çevresel Harcamaları, 2008
Toplam Çevre Harcamaları, 2008
%8.8
%9.9
İklim ve hava koruması
%13.0
%31.8
%24.1
Devlet
Harcamaları
Atık su yönetimi
Belediye
Harcamaları
Katı atık yönetimi
Özel Sektör
Harcamaları
%78.2
%34.2
Diğer
Kaynak Türkiye İstatistik Kurumu
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olma çabaları yabancı yatırımcılar için olumlu bir ortam yaratmaktadır.
Sektördeki düzenlemeler yabancı yatırıma her geçen gün biraz daha uygun bir hale gelmektedir ve bunun
sonucunda da, yabancı yatırımcılar atık yönetim çözümleri konusunda yerli şirketlerle ortaklıklar kurmaktadır.
Çevre teknolojileri piyasası yerel düzenlemelerdeki yeniliklerden de faydalanmaktadır. 2872 sayılı Çevre
Kanunu’nda 2006 yılında yapılan değişiklikle belediyeler atık yönetim merkezleri inşa etmeye ve bu konuda
protokoller hazırlamaya zorunlu hale gelmiştir. Son beş yıllık dönemde atık yönetimi ve geri dönüşüm
konusundaki faaliyetlerde hızlı bir artış yaşanmıştır. Yukarıda bahsedilen Çevre Kanunu uyarınca, endüstriyel
kirliliği azaltmaya ve önlemeye yönelik bir teşvik olarak, kendi atık arıtma tesislerini kurmaları halinde, hükümet
endüstriyel tesislere elektrik faturalarında % 59’a varan indirimler sunmaktadır.
13
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr
9
Şekil 9 - Belediyelerin Çevre Harcamaları
Milyon TL
Faaliyet Türüne Göre Belediyelerin Çevre Harcamaları
9,000
8,000
7,000
6,000
5,000
4,000
3,000
2,000
1,000
0
2003
2004
2005
Su tedariği ve hizmetleri
Ayırt edilemeyen hizmet harcamaları*
2006
2007
Katı atık yönetimi hizmetleri
Atık su yönetimi hizmetleri
2008
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu
Not:*Su, atık su ve katı atık ile ilgili ayırt edilemeyen harcamalar.
Bunlara ek olarak, Çevre ve Orman Bakanlığı atık yönetimi ilkelerini düzenlemek ve sektörün büyümeye
devam etmesine yardımcı olmak için 2008 yılında “Katı Atık Eylem Planı”nı sunmuştur. Bakanlık bu raporda
2008 ile 2012 arasındaki dönem için net bir plan ortaya koyma amacı gütmektedir. Bu eylem planı sayesinde
atık yönetim merkezlerinin sayısı 108’e, katılımda bulunan belediye sayısı 1.128’e, bu merkezlerin kapsamında
bulunan nüfus ise 50 milyona ulaşmıştır ve bu nüfusun 2012 yılına kadar 57 milyona ulaşması
14
beklenmektedir.
Türkiye’deki düzenlemelerin AB çevresel gerekleri ile uyumluluğunu sağlamak adına Ocak 2004 tarihinde AB
tarafından finanse edilen Yüksek Maliyetli Çevre Yatırımlarının Planlanması (EHCIP) projesi başlatılmıştır. Bu
proje yüksek düzeyli çevre koruma kapasitesini artırmak için Çevre ve Orman Bakanlığı’na fon sağlama
amacını gütmektedir.
Başka ülkelerde de görüldüğü gibi ekonomik büyümenin desteklediği sanayileşme ve şehirleşme Türkiye’deki
çevre ürünleri ve hizmetleri gereksinimini artırmıştır. Sonuç olarak atık yönetimi, su tedariki ve hava kirliliği
kontrolü, talebin ve yatırım olanaklarının sürekli arttığı alanlar haline gelmiştir.
Atık Yönetimi
Yılda 30 milyon ton atığın ortaya çıktığı ülkemizde, atık yönetim altyapısı ülkenin gereksinimlerini karşılamakta
14
yetersiz kalmaktadır. Çıkan atığın büyük bir bölümü belediyelere ait atık depolama tesislerinde ve atık
sahalarında depolanmaktadır. Mevcut atık sahalarının sayısı yetersizdir ve ülkede tek bir tehlikeli atık bertaraf
tesisi (İzaydaş) bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut atık üretim miktarlarını yönetmek için atık sahası ve atıkenerji tesisi yönetme ve inşa etme konusunda uzmanlığa gereksinim duyulmaktadır. Atık işleme ekipmanları,
atık arıtma, toplama, ayırma ve işleme teknolojileri tedariki de yine geniş kapsamlı gelişme fırsatlarının olduğu
alanlardır ve dolayısıyla ülkede yatırım fırsatları sunmaktadır.
2008 yılındaki kamu kurumlarının çevre harcamalarına bakıldığında, toplam çevre harcamalarının % 63’ünü su
ve atık su yönetimi harcamalarının oluşturduğu görülmektedir. Sektör bazında yapılan çevre harcamaları
karşılaştırması imalat sanayisindeki atık su yönetimi harcamalarının 2008 yılı içindeki toplam atık su yönetimi
15
harcamalarının % 96’sını ve toplam katı atık yönetiminin de % 81,2’sini oluşturduğunu göstermektedir.
14
Çevre ve Orman Bakanlığı, Atık Eylem Planı (2008-2012)
15
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), http://www.tuik.gov.tr
10
Su Arzı ve Yönetimi
2000 yılında 65,7 milyon olan Türkiye nüfusunun 2009 yılında 72,6 milyona ulaşması (% 1,1’lik yıllık bileşik
artış oranı), içme ve sulama suyu talebinin artmasına yol açmıştır. 2009 yılı itibarıyla, kişi başına düşen
3
kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.650 m ’tür ve bu da Türkiye’yi su kıtlığı ile karşı karşıya olan bir ülke
16
durumuna getirmektedir. 2008 yılı içinde toplamdaki % 74’lük payı ile su tüketimindeki birincil gereksinim
sulamadır ve sulamayı % 15’lik payla içme suyu ve % 11’lik payla endüstriyel kullanım izlemektedir.
Şekil 10 - Kullanım Yerine Göre Su Tüketimi, 2008
Kullanım Yerine Göre Su Tüketimi,
2008
Sanayi
kullanımı
%11
İçme suyu
%15
Kaynak: DSİ
Sulama
%74
Türkiye’deki mevcut su tedarik ve yönetim tesisleri nüfusun taleplerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır ve
temiz su kaynaklarının azalması beklendiği için bu dengesizlik gelecekte büyük olasılıkla daha da artacaktır.
17
Nüfusun yalnızca % 40,2’si su arıtma tesislerinden yararlanmaktadır. Yeni tesislerin inşa edilmesi ve mevcut
tesislerin yenilenmesi ülkede önemli yatırım fırsatları yaratmaktadır.
Hava Kirliliği Kontrolü
Endüstriyel CO2 emisyonları, evsel ısınma sistemleri ve araçlardan kaynaklanan emisyonlar Türkiye’deki hava
kirliliğinin üç ana kaynağıdır. Hava kirliliği 116 istasyonda takip edilmektedir. İstasyonlardan alınan ölçüm
sonuçları çevresel laboratuarlarda değerlendirilmekte ve saatlik ortalama değerler hava kalitesi izleme ağı web
18
sitesinde yayınlanmaktadır. Hava kirliliğini kabul edilebilir bir düzeyde tutmanın önündeki en büyük engeller
19
şu şekilde sıralanmaktadır.
 Evsel ısınma için düşük maliyetli - düşük kaliteli kömür kullanılması
 Endüstriyel üretimde enerjinin verimsiz kullanılması
 Termik enerji santrallerinde emisyon kontrolü olmaması
Türkiye’de hava kalitesinin artırılması gereksinimi hava kalite kontrol test istasyonu sağlayıcıları için uzun
vadeli fırsatlar sunmaktadır ve dolayısıyla emisyon kontrol cihazları, elektronik ekranlar ve izleme cihazları
gereksinimi de doğacaktır.
16
DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
17
DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Türkiye Su Raporu, 2009
18
http://www.havaizleme.gov.tr/Default.htm
19
Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye Çevre Durumu Raporu, 2007
11
2.2.2
Yenilenebilir Enerji
Çevre kirliliğinin küresel bir tehdit haline gelmesi ve petrol, doğal gaz ve kömür gibi birincil enerji kaynaklarının
azalmasına bağlı olarak alternatif enerji kaynakları tüm dünyada her geçen gün biraz daha cazip bir hale
gelmektedir. Elektrik üretim kapasitesinin büyük bir bölümü termik santrallere ait olan (2008 itibarıyla, kurulu
kapasitenin % 66’sı) Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasası halen emekleme aşamasındadır. 2008 yılı sonu
itibarıyla hidroelektrik santralleri kurulu kapasitede % 33’lük bir paya sahipken, % 0,1’lik kısım jeotermal, kalan
% 0,9’luk kısım ise rüzgar enerjisi kaynaklarına aittir.
Son dönemde yaşanan gelişmelerden elektrik piyasasının liberalleşmesi ve yenilenebilir enerji kaynakları ile
ilgili yasal düzenlemelerde yapılan iyileştirmeler yenilenebilir enerji kaynaklarında büyümenin ve yatırım
fırsatlarının kapılarını aralamıştır. Ülkede doğanın sağladığı zengin güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi
kaynakları ile bir araya gelen bu gelişmeler yenilenebilir enerji piyasasında oldukça büyük bir potansiyel
yaratmaktadır.
Mayıs 2005’te Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün geliştirilmesi için 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji
Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun yürürlüğe girmiştir. Bu yasa
yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı, bunun yanında ekonomik, güvenli ve yüksek kaliteli
elektrik üretmeyi hedeflemektedir. Kurulu kapasite açısından büyük sayılan hidroelektrik santralleri yasanın
dışında tutulmuştur. Yasa işletmede on yılını tamamlamamış olan elektrik santralleri için EPDK tarafından
belirlenen tarife garantisini düzenlemektedir. Bununla birlikte çeşitlilik sağlamak amacıyla her enerji kaynağı
için tarifeler belirlenecektir. Bunun yanında etkili vergi ve yatırım teşviklerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2010 yılının ilk yarısında Meclis’e sunulmak üzere bir taslak rapor hazırlamıştır.
Ancak, yasanın gözden geçirilmesi Meclis’in tatile çıktığı gün olan 23 Temmuz 2010’dan önce
tamamlanamamıştır. Teşviklerdeki gecikmeye karşın, yatırımcılar yenilenebilir enerji sektörüne büyük bir ilgi
göstermektedir.
Şekil 11 - Elektrik Üretimi ve Kurulu Kapasite
Elektrik Üretimi ve Kurulu Güç, Türkiye
36
37
32
TWh
150
100
23
0.1
42.2
50
68.7
26
0.1
34.7
81.7
27
0.1
30.9
93.9
28
0.2
24.0
98.6
0.2
33.7
0.2
35.3
0.2
46.1
41
0.2
0.2
39.6
45
41
0.5
42
1.0
1.9
35.9
33.3
35.9
44.2
45
40
35
30
25
20
95.6 105.1 104.5
122.2 131.8
155.2 164.1 156.2
GW
200
39
15
10
5
0
1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009*
Termik
Kaynak: TEİAŞ
Not: * DSİ tahminleri
Hidroelektrik
Jeotermal ve Rüzgar
Toplam Kurulu Güç (GW)
2008 yılı itibarıyla, Türkiye’deki toplam kurulu elektrik kapasitesi 41.802,6 MW’tır. Toplam kurulu kapasitenin %
33’ü hidroelektrik, % 32’si doğal gaz, % 24’ü kömür ve kalan % 11’lik kısmı ise diğer kaynaklara karşılık
gelmektedir. Kaynak türlerine göre kurulu kapasite aşağıda görülmektedir:
12
Şekil 12 - Kaynak Türlerine Göre Kurulu Kapasite
Kaynaklara Göre Kurulu Güç (MW), 2008
1,651
364
335
317
1,745
2,211
Hidrolik
Doğal Gaz
13,829
Linyit
Çok yakıtlılar
Fuel Oil
8,111
İthal Kömür
Rüzgar
Taş Kömürü
13,240
Diğer
Kaynak: EPDK
Hidroelektrik Enerjisi
Türkiye’de mevcut 213 adet hidroelektrik santralinin 14,3 GW’lik kurulu hidroelektrik kapasitesi ülkenin 44,2
GW’lık teknik hidroelektrik potansiyelinin yaklaşık % 36’sına karşılık gelmektedir. 2009 yılı itibarıyla
20
hidroelektrik santrallerinde üretilen elektrik miktarı 36 TWh’dir.
2009 yılında özel sektöre verilen yeni lisansların % 77’si yeni hidroelektrik santrali inşası için verilmiştir.
Hidroelektrik santrallerinin büyük bölümü kamuya aittir ve devlet tarafından işletilmektedir. Geri kalan kısım ise
Yap-İşlet-Devret ve İşletme Hakkı Devri modelleriyle ve özel sektör tarafından işletilmektedir. Uygulamada
lisanslar genellikle 49 yıllık olarak verilmektedir.
Türkiye’deki 100 MW’tan yüksek kapasiteli hidroelektrik santralleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
20
DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
13
Şekil 13 - Türkiye’deki Başlıca Hidroelektrik Santralleri
Türkiye'deki Başlıca HES'ler
Tamamlanma
Tarihi
Gücü
(MW)
Kurulu Güç
(GWh)
Baraj İsmi
Akarsu
İl
Atatürk
Fırat
Şanlıurfa
1992
2.400
8.900
Karakaya
Fırat
Diyarbakır
1987
1.800
7.354
Keban
Fırat
Elazığ
1975
1.330
6.000
Birecik
Fırat
Şanlıurfa
2000
672
2.518
Berke
Ceyhan
K.Maraş
2001
510
1.672
Altınkaya
Kızılırmak
Samsun
1988
700
1.632
Oymapınar
Manavgat
Antalya
1984
540
1.620
Hasan Uğurlu
Yeşilırmak
Samsun
1981
500
1.217
Borçka
Çoruh
Artvin
2007
300
1.039
Sır
Ceyhan
K.Maraş
1991
284
725
Karkamış
Fırat
K.Maraş
1999
180
652
Çatalan
Seyhan
Adana
1996
169
596
Aslantaş
Ceyhan
Adana
1984
138
569
Gökçekaya
Sakarya
Eskişehir
1972
278
562
Gezende
Ermenek
İçel
1990
159
528
Menzelet
Ceyhan
K.Maraş
1989
124
515
Batman
Batman
Batman
2004
198
483
Muratlı
Çoruh
Artvin
2005
115
444
Yamula
Kızılırmak
Kayseri
2005
100
422
Özlüce
Peri
Bingöl
1998
170
413
Sarıyar
Sakarya
Ankara
1956
160
400
Hirfanlı
Kızılırmak
Kırşehir
1959
128
400
Kılıçkaya
Kelkit
Sivas
1989
124
332
Dicle
Dicle
Diyarbakır
1997
110
298
Kay nak: DSİ web sitesi (http://www.dsi.gov .tr )
Şekil 14 - Hidroelektrik Kapasitesi ve 2009 Lisans Başvuruları
Hidroelektrik Kapasitenin Dağılımı
176 Başvurunun Dağılımı, 2009
%2.3
%1.7
%18.8
Kurulu Güç
%35.7
%47.3
%17.0
İnşa halindeki
kapasite
İnşası henüz
başlamamış
%77.3
Termik
Kaynak: DSİ Web Sitesi (http://www.dsi.gov.tr)
HES
Rüzgar
Jeotermal ve diğerleri
Kaynak: EPDK Raporu
Rüzgar Enerjisi
Türkiye rüzgar enerjisi yatırımları için coğrafi olarak avantajlı bir konumdadır. Ege ve Marmara bölgeleri rüzgar
enerjisiyle elektrik üretimi için en cazip bölgelerdir. 2008 yılı itibarıyla kurulu rüzgar enerjisi kapasitesi 363,7
21
22
MW’tır. Toplam rüzgar enerjisi potansiyelinin ise 131.756 MW olduğu tahmin edilmektedir.
2009 ile 2018 yılları arasındaki dönem için TEİAŞ projeksiyonları yüksek veya düşük kapasite ve yüksek veya
düşük talebin yer aldığı dört farklı senaryo içermektedir.
21
TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
22
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, http://www.enerji.gov.tr
14
TEİAŞ’nin yüksek kapasite senaryosuna göre, 3.176 GWh’lik projelendirilmiş elektrik üretimiyle (bu rakamın
artmaya devam ederek 2012 yılında 3.663 GWh’ye ulaşacağı varsayılmaktadır) kurulu rüzgar enerjisi
23
kapasitesinin 2011 yılına kadar 1.012 MW’a ulaşması beklenmektedir.
Şekil 15 - Türkiye’deki Rüzgar Enerjisi Potansiyeli - Ortalama 100 m Yüksekliğin Üzerinde
Rüzgar Hızı (m/s)
Kaynak: TÜREB
Rüzgar enerjisinin büyük talep görmesinin sonucunda 2002 yılından bu yana toplam 86 GW’lık kapasite için
1.118 lisans başvurusunda bulunulmuştur. Yüksek düzeydeki bu talep aynı yer için birden fazla başvuru
olmasına ve desteklenen kapasite limitlerinin aşılmasına yol açmıştır. Yalnızca 1 Kasım 2007 tarihinde
toplamda 71,4 GW kapasitelik 725 lisans başvurusu olmuştur. TEİAŞ’a göre 7 GW’lık desteklenen şebeke
kapasitesi düşünüldüğünde çakışmayan lisans başvurularının teknik bir incelemeden geçmesi ve bu
başvuruların fizibilitesine karar verilmesi gerekmektedir. Çakışan başvurulardan teknik incelemeyi geçenleri
için ise rüzgar santrali lisansının en yüksek teklifte bulunana verileceği bir ihale düzenlenecektir.
Eylül 2009 itibarıyla 4.237 MW kapasiteye denk gelen 105 adet lisansı verilmiş ve onaylanmış rüzgar santrali
bulunmaktadır. İncelenmek üzere bekleyen 727 adet lisans bulunmaktadır ve bu da 31.957 MW’lık bir
24
kapasiteye karşılık gelmektedir.
Şekil 16 - Rüzgar Enerjisi Santrali Lisans Sayısı
Rüzgar Enerjisi Santrali Lisans Sayıları
93
Değerlendirmede
olan lisans
başvuruları
Onaylanan
lisanslar
22
12
Verilen lisanslar
727
İptal edilen
lisanslar
Kaynak: EPDK
23
TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), Türkiye Elektrik Enerjisi 10 Yıllık Tahminler
24
EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
15
Türkiye’deki başlıca hidroelektrik ve rüzgar santrallerinin yerleri aşağıdaki haritada görülmektedir:
Şekil 17 - Türkiye’deki Rüzgar ve Hidroelektrik (>100 MW) Santralleri
Sünjüt,Ertürk, Lodos , Teperes Rüzgar
Enerjisi Santralleri
(1,2MW, 60MW, 24 MW, 0,85 MW)
Gökçekaya HES
(278 MW)
Sarıyar HES
(160 MW)
Altınkaya, Hasan Uğulu HES
(700 MW,500MW)
Hirfanlı HES
(128 MW)
Kılıçkaya HES
(124 MW)
Borçka, Muratlı HES
(300 MW,115MW)
Yamula HES
(100MW)
Doğal, Anemon, Bores, Alize Rüzgar
Enerjisi Santrali
(14,9MW, 30,4MW, 10,2MW, 20,8 MW)
Özlüce HES
(170 MW)
Keban, Karakaya HES
(1330 MW, 1800MW)
Baki,
Yapısan,Asmakinsan,
Akenerji,Borasco, Alize
Rüzgar Enerjisi Santrali
(90 MW,30
MW,24MW,15MW,57M
W,20,7 MW))
Dicle HES
(110 MW)
Ütopya,Alize,Ares,Mare,
Mazı3,İnnores,Kores,
Bergama , Ayen Rüzgar
Enerjisi Santrali
(15MW,1,5MW,7,2MW,
39,2MW,30MW,42,5MW,
15MW,90MW,31,5 MW)
Batman HES
(198 MW)
Oymapınar HES
(540 MW)
Atatürk, Birecik HES
(2400MW, 672MW)
Doğal, Deniz, Soma
Rüzgar Enerjisi
Santrali
(34,2 MW, 10,8MW,
63,9 mW)
Gezende HES
(159 MW)
Rüzgar Enerjisi Santrali
Aslantaş, Çatalan HES
(138MW,169MW)
Deniz,Ziyaret,Belen,Bak
ras Rüzgar Enerjisi
Santrali
(30MW,12,5MW,30MW
,15MW)
Karkamış, Sır, Berke, Menzelet HES
(180MW, 284MW, 510MW, 124MW)
Kurulu gücü 100MW'tan yüksek olan HES'ler.
Kaynak: EPDK web sitesi
16
Jeotermal Enerji
Türkiye jeotermal kaynaklarda dünyada beşinci sırada, bu kaynakların kullanımında ise yedinci sırada yer
25
almaktadır. Bununla birlikte toplam potansiyelin yalnızca % 3’ü (31.500 MW) kullanılmaktadır. Ülkedeki
26
jeotermal kaynakların üçte ikisi Ege Bölgesi’ndedir.
Şekil 18 - Jeotermal Santraller
Tuzla A.Ş.
Çanakkale-Ayvacık / 7.5 MW
Gürmat A.Ş.
Aydın-Germencik / 47.4 MW
Menderes A.Ş., Dora-1
Aydın-Sultanhisar / 7.95 MW
Menderes A.Ş., Dora-2
Aydın-Sultanhisar / 9.5 MW
Zorlu Doğal A.Ş.
Denizli-Sarayköy / 15 MW
Bereket A.Ş.
Denizli-Sarayköy / 6.85 MW
Kaynak: EPDK web sitesi
2008 yılında EPDK tarafından verilen lisanslardan yalnızca biri 15 MW’lık bir jeotermal santrali için
verilmiştir. Türkiye’deki jeotermal kaynakların düşük oranda kullanımının ana nedenlerinden biri, teknik
uzmanlık konusunda yaşanan eksiklik olarak görülmektedir.
Jeotermal kaynakların bulunması, geliştirilmesi, mülkiyet hakları ve ekonomik kullanımı 2007 yılında
yürürlüğe giren 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile düzenlenmektedir.
Lisans verme ve tarifelere ilişkin hususlar ise Elektrik Piyasası Kanunu ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Kanunu kapsamına girmektedir.
Güneş Enerjisi
Türkiye’de elektrik üretimi için kullanılabilecek oldukça büyük bir güneş enerjisi potansiyeli olmasına
karşın güneş enerjisinden ağırlıklı olarak düz plakalı güneş kolektörleri kullanılması suretiyle meskenlerde
sıcak su üretimi için faydalanılmaktadır. Fotovoltaik üretim uygulamalarının sayısı çok azdır. Türkiye’deki
27
toplam fotovoltaik üretim kapasitesi 5 MW’tır.
Fotovoltaik enerji otoyolların aydınlatılmasında,
sinyalizasyon sistemlerinde, Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait gözetleme kuleleri gibi kırsal bölgelerde ve
28
deniz fenerlerinde kullanılmaktadır.
25
EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu), http://www.epdk.gov.tr
26
İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi), Yenilenebilir Enerjiler ve Teknolojileri, 2009
27
IEA, Fotovoltaik Enerji Sistemleri Programı Yıllık Raporu 2009
28
EİE (Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğü), http://www.eie.gov.tr
17
Şekil 19 - Türkiye’nin Güneş Haritası (kWh/m2-yıl)
Kaynak: IEA, Fotovoltaik Enerji Sistemleri Programı Yıllık Raporu 2008
EİE’ye göre, Türkiye’nin yıllık ortalama güneş alma süresinin 2.640 saat olduğu (günde 7,2 saat) ve
ortalama yıllık güneş radyasyonunun 1.311 kWh/m² (günlük 3,6 kWh/m²) olduğu tahmin edilmektedir.
2007 yılındaki toplam güneş enerjisi üretimi, 420 bin ton petrol eş değeridir.
Şekil 20 - Aylık Güneş Enerjisi Potansiyeli
Türkiye'nin Aylık Güneş Enerjisi Potansiyeli
Aralık
Kasım
Ekim
Eylül
Ağustos
Temmuz
Haziran
Mayıs
Nisan
Mart
Şubat
Ocak
0
50
100
150
Güneşlenme Süresi (saat/yıl)
200
250
300
350
400
Aylık Güneş Radyasyonu (kWs/m2-yıl)
Kaynak: EIE
2.2.3
Enerji Verimliliği
Türkiye’nin ulaştırma sektöründe % 15, imalat sektöründe % 20 ve inşaat sektöründe de % 30 oranlarında
enerji tasarrufu potansiyeline ulaşacağı tahmin edilmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı enerji
kullanımında fireyi önlemeyi, enerji giderlerinin ekonomi üzerindeki yükünü hafifletmeyi, enerji ithalatını
29
azaltmayı ve enerji kaynaklarının kullanımında verimliliği artırmayı hedeflemektedir.
Nisan 2007’de verimli enerji kullanımı, enerji israfını önleme, enerji giderlerinin Türkiye ekonomisi
üzerindeki yükünü azaltma ve enerji kaynaklarını artırma amacını taşıyan 5627 sayılı Enerji Verimliliği
Kanunu yürürlüğe girmiştir.
29
ETKB (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı), http://www.enerji.gov.tr
18
Bu kanun sayesinde, bir endüstriyel işletmenin enerji giderlerinin % 20’si şirket ile EİE arasında imzalanan
sözleşmeyle karşılanacaktır. Bunun için şirketin yenilenebilir enerji dışındaki enerji kullanımını üç yıl içinde
minimum % 10 azaltma garantisi vermesi gerekecektir.
2.2.4
Dış Ticaret
Türkiye Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkelere çevre teknolojileri ihraç etmektedir. 2009 yılında
30
544 milyon ABD doları ile Almanya, Türkiye’nin yaptığı çevre teknolojisi ihracatında ilk sırayı almıştır.
Şekil 21 - Türkiye Çevre Teknolojileri İhracatı, 2009
Türkiye Çevre Teknolojileri İhracatı, 2009
600
544
milyon ABD$
500
400
300
200
100
181
107 98 85
82 71 69
56 55 55 51 50 49 48 48 34
27
0
Kaynak: IGEME, Çevre Teknolojileri Raporu
2.3
Sektörle İlgili Beklentiler
2.3.1
Kirlilik Denetimi, Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm
Atık arıtma tesislerine yönelik yüksek talep kendi içinde merkezi depolama tesisi ve yakma fırını
bulunduracak beş tehlikeli atık bölgesi oluşturulmasına yol açmıştır. Bu tesislerin yılda bir milyon ton
tehlikeli atık işlemesi beklenmektedir. 2010 ile 2012 yılları arasında atık yönetimi için yapılması gerekli
31
olan yatırım tutarı yaklaşık 1,2 milyar avrodur. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın sanayileşmedeki artışı da
göz önünde bulundurarak 2008 ile 2012 arasında inşa edilmesini planladığı beş bölgedeki depolama ve
yakma kapasiteleri aşağıdaki grafikte görülmektedir. İnşa edilmesi planlanan tesisler için Ege, Trakya ve
Marmara bölgelerinin daha büyük bir potansiyele sahip oldukları görülmektedir.
30
İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi), Çevre Teknolojileri ve Hizmetleri Raporu, 2009
31
Çevre ve Orman Bakanlığı, Atık Eylem Planı (2008-2012)
19
Şekil 22 - 2008 ile 2012 Yılları Arasında İnşa Edilmesi Planlanan Yakma ve Depolama Tesisleri
Atık ortaya çıkarmakta olan çok sayıda şirket de atık arıtma çözümleri aramaktadır. Örneğin, Türkiye’nin
en büyük petrokimya şirketi olan Petkim kendi atıklarını yönetmek için yeni bir tesis inşa etmeyi
planlamaktadır. Tehlikeli ve tıbbi atık arıtma işiyle uğraşan çevre şirketlerinin de Türkiye’de aktif olmaları
beklenmektedir.
Türkiye’de atık arıtma düzeyinin düşük olmasının nedenlerinden biri de atık sahalarının, katı atık
depolarının ve katı atık işleme ekipmanlarının yetersizliğidir. Atık sahalarının ve depoların inşa edilmesine
önümüzdeki yıllarda başlanması beklenmektedir.
Şehir suyu ve atık su arıtma tesisleri sıkça konu edilmektedir. Türkiye’de standartlara uygun bir şekilde
arıtılan atık su düzeyi çok düşük seviyededir ve bazı küçük şehirlerde halen arıtma tesisi
bulunmamaktadır. Günümüzde kamu harcamalarının çok düşük seviyede olmasına karşın arıtma tesisi
sayısının az olmasına bağlı olarak bu alan büyük bir gelişim potansiyeli barındırmaktadır.
Hava politikası da Türkiye’nin üzerinde çalışmakta olduğu bir diğer alandır. Diğer çevresel konularda
olduğu gibi hava kirliliği ile ilgili kamu harcamaları da düşük seviyededir.
2.3.2
Yenilenebilir Enerji
IEA’ya göre, küresel yenilenebilir enerji gücünün toplam enerji tüketimindeki payının 2020 yılına kadar %
53 oranında artması beklenmektedir. Bu durum hidroelektrik ve diğer yenilenebilir enerji piyasalarında
büyük bir potansiyele işaret etmektedir.
Türkiye rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Arz tarafındaki kısıtlar
ile bir araya gelen elektrik talebindeki büyük artış Türkiye’deki yenilenebilir enerji piyasasında büyük bir
potansiyel olduğunun bir göstergesidir.
Günümüzde Türkiye’deki elektrik üretimi büyük ölçüde kömür, doğal gaz, petrol ve hidrolik enerjiye
32
dayalıdır. Elektriğin % 48,6’sı doğal gaz ve % 28,3’ü ise kömür kullanılarak üretilmektedir. 2014 yılına
kadar hidroelektrik güç üretiminin payının önemli ölçüde artması ve buna karşılık petrolün payının
33
düşmesi beklenmektedir.
32
TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), http://www.teias.gov.tr
33
BMI tahminleri (Business Monitor International)
20
Şekil 23 - Türkiye’nin Termik Dışı Enerji Tahmini
Türkiye Termik Dışı Enerji , 2009-2014
2009
Elektrik üretimi, tw h 1
Birincil enerji talebi, mn toe
Hidroelektrik üretimi, tw h 2
% elektrik üretimi 1
Yenilenebilir enerji üretimi, tw h
% elektrik üretimi 1
Kay nak:
1
BMI,
2
1
185
98
35.0
17.8%
1.0
0.5%
2010t
192
101
39.0
20.3%
1.3
0.7%
2011t
201
107
40.0
19.9%
1.5
0.7%
2012t
211
112
42.0
19.9%
1.8
0.9%
2013t
220
117
43.0
19.5%
1.9
0.9%
2014t
230
121
45.0
19.6%
2.1
0.9%
BP Düny a Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi, Haziran 2009
Not: t: BMI tahmini
34
Toplamda 14,3 GW’lık kurulu kapasite ile Türkiye’deki hidroelektrik santrallerinin sayısı 213’e ulaşmıştır.
BMI tahminlerine ve BP Dünya Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi Raporu’na göre 2009 ile 2014 yılları
arasında hidroelektrik üretiminin % 6,5’luk yıllık bileşik büyüme oranında ve yenilenebilir enerji üretiminin
de % 20’lik yıllık bileşik büyüme oranında artması beklenmektedir ve her iki enerji kaynağının büyüme
oranı da % 5,6’lık yıllık bileşik büyüme oranında büyüyen elektrik üretiminin üzerindedir.
TEİAŞ’ın tahminlerine göre, toplam kurulu kapasitenin 2010 ile 2015 yılları arasında % 6,5'lik yıllık bileşik
büyüme oranıyla artarak 48.817 MW’tan 71.273 MW’a ulaşması beklenmektedir.
Şu an için toplam içinde % 34’lük paya sahip olan yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu
kapasitenin % 37’sini oluşturması ve gelecek yıllarda da istikrarını sürdürmesi beklenmektedir.
Şekil 24 - Türkiye’deki Uzun Vadeli Elektrik Kapasitesi Tahminleri
Türkiye'deki Uzun Vadeli Elektrik Kapasitesi Tahminleri
Kurulu Güç
Santral Türü
2010
2015
2020
Termik
30.583
45.603
62.273
Yenilenebilir
18.234
25.670
34.076
Toplam Kurulu Güç
48.817
71.273
96.349
Kay nak: DSİ, 2009 Faaliy et Raporu
34
DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü), Yıllık Rapor, 2009
21
2.4
SWOT Analizi
S
trengths (Güçlü Noktalar)

Türkiye’nin coğrafi konumu itibarıyla çok sayıda doğal
kaynağa sahip olması

Jeotermal kaynaklar açısından dünyada ilk beş ülke
arasında olması

Güneş enerjisi potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin
toplam potansiyelinden yüksek olması

DSİ 2009 Yıllık Raporu’na göre, Türkiye’deki
hidroelektrik santrallerinin sayısının 213’e, kurulu
kapasitesinin ise 14,3 GW’a ulaşmış olması

Büyüme potansiyeli açısından Türkiye elektrik
piyasasının Avrupa’da en çok gelecek vaat eden
piyasalardan biri olması
O
pportunities (Fırsatlar)

Yeni yenilenebilir enerji teknolojilerinin
kullanılabileceği yüksek bir kaynak potansiyeli
bulunması (özellikle bor ve toryum kaynakları)

Ekonomik büyüme, sanayileşme ve şehirleşme
sonucunda özellikle atık yönetimi, su arzı ve yönetimi
ve hava kirliliği kontrolü alt sektörlerinde olmak üzere
Türkiye’deki çevre ürünleri ve hizmetleri talebinin
artmakta olması

Türkiye’nin enerji ithalatını azaltmak için yenilenebilir
enerji konusuna odaklanmaya başlamış olması

Yenilenebilir enerji piyasasındaki önemli yatırım
fırsatları
W
eaknesses (Zayıf Noktalar)

Çevre teknolojileri sektöründeki çoğu Türk firmasının
büyük çevre projelerini gerçekleştirmek için yeterliliğe
sahip olmaması nedeniyle yabancı firmaların deneyim
ve uzmanlığına gereksinim duyulması

Avrupa ile kıyaslandığında enerji kullanımındaki düşük
verimlilik

Yerli girişimciler için finansal kaynakların ve uygun
kredi olanaklarının düşük seviyede olması
T
hreats (Tehditler)

Hidroelektrik ve rüzgar santrali ekipmanlarında dışa
bağımlılık

Türkiye’deki ve dünyadaki yenilenebilir enerji
kaynaklarının kamuya ait olması

Liberalleşme süreci ve özel sektör yatırımlarında
gecikme olması
22
2.5
Yatırım Fırsatları
Türkiye’de çevre teknolojileri ve yenilenebilir enerji sektörü için cesaret verici bir yatırım ortamı
bulunmaktadır. Tehlikeli ve katı atık yönetimi ile atık su arıtma ve yenilenebilir enerji sektörlerinde önemli
yatırım olanakları mevcuttur. Atık yönetimi ve su arzı alanlarındaki mevcut yatırım fırsatları çok sayıda
etkinliğin yer aldığı nispeten büyük bir pazarla ilgiliyken, çevre danışmanlığı alanındaki fırsatlar daha
küçük boyutlu bir pazarla ilgilidir. Hava kirliliği ve kontrolü, deniz kirliliği, karbon yakalama ve depolama ve
karbon finansmanı alanlarında başka fırsatlar da bulunmaktadır. Gerekli düzenlemelerin olmadığı ya da
sınırlı düzeyde bulunduğu bu pazarlar henüz küçük boyutludur. Bu sektörlerin gelecekte büyümesi ve
yatırımcılara cazip yatırım fırsatları sunması beklenmektedir.
Son birkaç yılda birleşmeler ve satın alımlar açısından Türkiye yenilenebilir enerji sektörü en cazip
sektörlerden biri olmuştur. Birçok sektör devi Türkiye’ye girmiştir ve yenilenebilir enerji sözleşmeleri
edinmiş olan çok sayıda yerli girişimci bulunmaktadır.
Enerji piyasasının tam liberalleşmesi yolunda dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi Türk hükümeti
tarafından atılan adımların başında gelmektedir. Elektrik üretim şirketlerinin özelleşmesi süreci ise 2010
yılında hız kazanmıştır. Toplam 19 grup altında 52 HES’in özelleştirilmesine başlanmış olup bunlardan
18’inin süreci toplam 439,9 milyon ABD Doları işlem hacmiyle sonuçlanmıştır.
Aşağıda listelenen satın alma ve birleşme işlemleri son beş yıl içinde yabancı yatırımcıların Türkiye
piyasasına olan ilgilerinin arttığını göstermektedir.
Şekil 25 - Çevre Ürünleri ve Hizmetleri ile Yenilenebilir Enerji Sektöründe Yabancı Yatırımcılar Tarafından Yapılan Birleşme
ve Satın Alma İşlemleri
Çevre Teknolojileri ve Yenilenebilir Enerji Sektörlerinde Gerçekleşen Satın Alma ve Devir İşlemleri
Satın Alan
Hisse İşlem Değeri
Oranı (milyon ABD$)
Ülke
Hedef Şirket
Tarih
Çek Cumhuriyeti
Aralık HEPP / Hamzalı HEPP /
Resadiye Çağlayanı
Nisan 10
100,0%
407,0
Undisclosed
Türkiye
ABK Elektrik Üretim AS
Nisan 10
N/D
N/D
Enerco Group
Türkiye
Essentium Grup
Ocak 10
N/D
N/D
Statkraft
Norveç
Yeşil Enerji
Haziran 09
95,0%
118,8
Almanya
Borusan Enerji
Mart 09
50,0%
N/D
Fransa
Polat Enerji
Aralık 08
50,0%
N/D
Çek Cumhuriyeti
Akenerji
Ekim 08
37,4%
302,6
Cogentrix Energy (Goldman Sachs)
ABD
Taşyapı Enerji
Temmuz 08
50,0%
N/D
Italgen
İtalya
Bares Elektrik
Temmuz 08
100,0%
50,2
326,6
Energo - PRO as
EnBW
EDF Energies Nouvelles
CEZ
Verbund
Berggruen Holding
United Development Company
Sumitomo Corporation
Avusturya
Enerjisa
Mart 07
50,0%
ABD
BND Elektrik
Aralık 06
66,7%
0,7
Katar
Turk Millenya
Haziran 06
60,0%
N/D
Japonya
Birecik Dam and HEPP
Mayıs 05
31,0%
40,7
N/D, Not Disclosed: Açıklanmamıştır
Kaynak: Deloitte
23
2.6
Sektördeki Kurum ve Kuruluşlar
Kurumlar ve Kuruluşlar
Kodu
Açıklama
Web Sitesi
Çevre ve Orman Bakanlığı
ÇOB
ÇOB, Türkiye'deki çevre yasaları ve politikalarından sorumludur.
www.cevreorman.gov.tr
ETKB
3154 Sayılı Kanun'a göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın
kuruluş amacı; enerji ve tabii kaynaklarla ilgili hedef ve
politikaların, ülkenin savunması, güvenliği ve refahı, milli
ekonominin gelişmesi ve güçlenmesi doğrultusunda tespitine
yardımcı olmak; enerji ve tabii kaynakların bu hedef ve politikalara
uygun olarak araştırılmasını, geliştirilmesini, üretilmesini ve
tüketilmesini sağlamaktır.
www.enerji.gov.tr
T.C. Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu
EPDK
4628 sayılı Yasa ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu
kurulmuş, daha sonra 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile
de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu adını almıştır. Kuruma,
5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile petrol piyasasını, 5307
Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ile de
sıvılaştırılmış petrol gazları piyasasını düzenleme ve denetleme
görevleri verilmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu
19.11.2001 tarihinde görevine başlamıştır.
www.epdk.gov.tr
Merkezi Finans ve İhale
Birimi
MFİB
MFİB, AB tarafından finanse edilen programlara ilişkin ihalelerin
AB kural, düzenleme ve usullerine uygun bir raporlama sistemine
işlenmesini sağlamaktadır.
www.cfcu.gov.tr
DSİ
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü su kaynaklarının planlaması,
projelendirmesi, inşaatı ve işletilmesi amacıyla kurulmuştur.
Tarımsal sulamanın geliştirilmesi, şehirlere içme kullanma suyu
temini, taşkın kontrolü ve diğer çevresel çalışmaların yanında,
Hidroelektrik Santrali (HES) projelerinin geliştirilmesi DSİ’nin en
önemli görevlerinden biridir.
www.dsi.gov.tr
İB
İB, 2006 yılında Hükümet tarafından yürütülen seçili
belediyelerdeki çevre hizmetlerinin sürdürülebilirliği amacıyla
Dünya Bankası'ndan alınan 212 milyon avro tutarında kredi'yi
yönetmektedir.
www.ilbank.gov.tr
Türkiye Elektrik İletim A.Ş.
TEİAŞ
TEİAŞ, teknoloji, nüfus ve altyapı gelişmelerine paralel olarak
elektrik iletim altyapılarını genişletmek, yeni iletim tesisleri
yapmak, bunlara paralel olarak kendi iletişim altyapısını
genişletmek, Türkiye Elektrik Sistemini uluslararası standartlarda
kaliteli, ekonomik ve güvenilir bir şekilde işletmek, bu amaçla;
yeni projeler oluşturmak, bunları gerçekleştirmek ve elektrik
piyasası hizmetlerini yürütmekten sorumludur.
www.teias.gov.tr
Elektrik Üretim A.Ş.
EÜAŞ
Teşekkülün başlıca amaç ve faaliyet konusu elektrik üretiminde
kullanılacak maden tesislerini kurmak, kurdurmak, işletmek veya
hizmet alımı yoluyla işlettirmektir.
www.euas.gov.tr
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.
TEDAŞ
TEDAŞ, Türkiye’deki kullanıcılara elektrik dağıtmak ve satmakla
görevlidir.
www.tedas.gov.tr
TETAŞ
Enerji sektöründeki serbestleşme çalışmaları kapsamında 2001
yılında Türkiye Elektrik Üretim, İletim Şirketinin (TEAŞ) üçe
bölünmesiyle Türkiye’nin ilk ve tek kamu enerji toptan satış şirketi
olarak kurulan TETAŞ, sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir Kamu
İktisadi Teşebbüsü olup, devletin genel enerji ve ekonomi
politikasına uygun olarak elektrik ticaret ve taahhüt faaliyetlerinde
bulunmaktadır.
www.tetas.gov.tr
Elektrik İşleri Etüt İdaresi
Genel Müdürlüğü
EIE
Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE), 14.06.1935
tarihinde 2819 sayılı yasa ile kurulmuş, Türkiye’de elektrik enerjisi
üretim imkanları ile ilgili mühendislik hizmetlerini yürüten Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı, özel hukuk hükümlerine tabi
ve ticari usullere göre yönetilen kamu tüzel kişiliğine sahip
yatırımcı bir kamu kuruluşudur. EİE'nin görevleri; Türkiye’nin su
kaynaklarını ve diğer enerji kaynaklarını etüt ederek elektrik
enerjisi üretimine elverişli olanları saptamaktır.
www.eie.gov.tr
Çevre Koruma ve Ambalaj
Atıkları Değerlendirme Vakfı
ÇEVKO
ÇEVKO, toplumsal gelişimi sağlamak ve ekonomiye katkıda
bulunmak amacıyla çevreyi koruma ve sürdürülebilir bir geri
kazanım sistemi oluşturmayı hedeflemektedir.
www.cevko.org.tr
T.C. Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı
Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü
İller Bankası
Türkiye Elektrik Ticaret ve
Taahhüt A.Ş.
24
Şekiller Listesi
Şekil 1 – Küresel Pazar Büyüklüğünün Sektörel Dağılımı
4
Şekil 2 - Sektör Bazında Dünya CO2 Emisyonu, 2007
5
Şekil 3 - Bölge Bazında Dünya CO2 Emisyonu
5
Şekil 4 - Kişi Başına Düşen Kentsel Atık Üretimi
6
Şekil 5 - Kişi Başına Çıkarılan Su Miktarı
6
Şekil 6 - Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Sağlanan Net Elektrik Üretimi
7
Şekil 7 - Dünya Rüzgar Enerjisi: Toplam Kurulu Kapasite
8
Şekil 8 - Özel Şirketlerin Çevre Harcamaları ve Toplam Çevre Harcamaları (%)
9
Şekil 9 - Belediyelerin Çevre Harcamaları
10
Şekil 10 - Kullanım Yerine Göre Su Tüketimi, 2008
11
Şekil 11 - Elektrik Üretimi ve Kurulu Kapasite
12
Şekil 12 - Kaynak Türlerine Göre Kurulu Kapasite
13
Şekil 13 - Türkiye’deki Başlıca Hidroelektrik Santralleri
14
Şekil 14 - Hidroelektrik Kapasitesi ve 2009 Lisans Başvuruları
14
Şekil 15 - Türkiye’deki Rüzgar Enerjisi Potansiyeli - Ortalama 100 m Yüksekliğin Üzerinde
15
Şekil 16 - Rüzgar Enerjisi Santrali Lisans Sayısı
15
Şekil 17 - Türkiye’deki Rüzgar ve Hidroelektrik (>100 MW) Santralleri
16
Şekil 18 - Jeotermal Santraller
17
2
Şekil 19 - Türkiye’nin Güneş Haritası (kWh/m -yıl)
18
Şekil 20 - Aylık Güneş Enerjisi Potansiyeli
18
Şekil 21 - Türkiye Çevre Teknolojileri İhracatı, 2009
19
Şekil 22 - 2008 ile 2012 Yılları Arasında İnşa Edilmesi Planlanan Yakma ve Depolama Tesisleri
20
Şekil 23 - Türkiye’nin Termik Dışı Enerji Tahmini
21
Şekil 24 - Türkiye’deki Uzun Vadeli Elektrik Kapasitesi Tahminleri
21
Şekil 25 - Çevre Ürünleri ve Hizmetleri ile Yenilenebilir Enerji Sektöründe Yabancı Yatırımcılar Tarafından
Yapılan Birleşme ve Satın Alma İşlemleri
23
25
Kısaltmalar
ABD
BMI
ÇOB
DSİ
EİE
EIU
ETKB
EÜAŞ
GSYİH
HES
IEA
IGEME
OPEC
PVPS
TEİAŞ
TÜREB
TÜİK
Amerika Birleşik Devletleri
Business Monitor International
Çevre ve Orman Bakanlığı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğü
Economist Intelligence Unit
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı
Elektrik Üretim Anonim Şirketi
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla
Hidroelektrik Santrali
International Energy Agency (Uluslararası Enerji Kurumu)
İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü
Fotovoltaik Enerji Sistemleri Programı
Türkiye Elektrik İletim A.Ş
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği
Türkiye İstatistik Kurumu
26
Yasal Uyarı
Bu Belge yatırımcılara Türkiye’deki büyüme öncelikli sektörlere dair bir sektör özeti sağlamak amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık
Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (“TYDTA”) tarafından, DRT Kurumsal Finans Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.’nin (“Deloitte”) destekleri ile
derlenen seriden biridir.
Belge bu sektörle ilgili bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Belge her şeyi kapsama ya da olası bir yatırımcının bu sektöre yatırım yapma
ya da yapmama konusunda karar vermesi için ihtiyaç duyacağı tüm bilgileri içerme iddiasında değildir. Belge’nin ya da sektöre dair
yapılacak diğer incelemelerle bağlantılı olarak herhangi bir olası yatırımcıya ya da danışmanlarına verilecek herhangi bir yazılı ya da sözlü
bilginin doğruluğu ya da tamlığı ile ilgili olarak, açık ya da zımni, herhangi bir beyanda bulunulmayacak ya da garanti verilmeyecektir ve bu
konuyla ilgili olarak, TYDTA ya da Deloitte ya da herhangi bir alıcı ya da ilgili görevli, çalışan ya da temsilci tarafından herhangi bir
sorumluluk kabul edilmeyecektir. TYDTA, Deloitte ve ilgili yan kuruluşları ve ortak şirketleri ile ilgili görevliler, çalışanlar ve aracılar Belge’ye
ya da bu gibi bilgilere ve bu Belge ve bilgilerde ortaya çıkabilecek hatalara ya da ihmallere dayanabilecek tüm sorumlulukları açıkça
reddeder. Belge’de yer alan bilgiler, Belge’nin hazırlandığı dönemde halka açık bilgi kaynaklarına dayanarak hazırlanmıştır. Özellikle
gelecekle ilgili projeksiyonlar, hedefler ve tahminlerin (varsa) elde edilebilmesi ya da kabul edilebilirliği konusunda herhangi bir beyanda
bulunulmamakta ve garanti verilmemektedir. TYDTA ve Deloitte Belge’de yer alan bilgileri doğrulamamıştır. Belge’yi alan kişiler, Belge’nin
içindeki bilgileri yasal, kurumsal, vergisel ya da farklı bir öneri olarak yorumlamamalıdır. Herhangi bir alıcı ya da olası yatırımcı yatırım
kararı verirken bu Belge’ye dayanmamalıdır. Kendi durum tespit çalışmalarını yapmaları ve bağımsız danışmanlık hizmeti almaları
önerilmektedir.
Belge, burada anlatılan hisse senetleri ya da şirketler ya da varlıkların satılması ya da satın alınmasına ya da söz konusu sektöre yatırım
yapılmasına yönelik bir teklif ya da davet olmayıp, TYDTA ya da Deloitte ya da ilgili yan kuruluşları ya da ortak şirketleri tarafından yapılan
bir taahhüt ya da öneri niteliğinde de değildir.
Belge’nin dağıtımı ya da mülkiyet altına alınması ile ilgili olarak, TYDTA ya da Deloitte herhangi bir yargı alanında hukuksal sorumluluk
kabul etmemektedir ve herhangi bir kayıt gereksinimi ya da diğer yasal sınırlamaların alıcı tarafından ihlal edilmesinden TYDTA ya da
Deloitte sorumlu olmayacaktır.
Belge’nin aslı ya da üzerinde değişiklikler yapılmış versiyonu, hiçbir durumda yayınlanamaz, çoğaltılamaz ya da bir ücret ya da üyelik
karşılığında üçüncü taraflara satılamaz. Belge’nin fikri mülkiyet hakları TYDTA’a aittir.
27
Download