tc gazi üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü çalışma ekonomisi ve

advertisement
T.C.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ANABİLİM DALI
İŞSİZLİĞİN SOSYAL DIŞLANMA ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
DOKTORA TEZİ
Tez Danışmanı
Prof. Dr. Nizamettin AKTAY
Hazırlayan
Esin ŞENOL
Ankara – 2010
ÖNSÖZ
İşsizlik, çalışma hayatının en önemli sorunlarından biridir. Günümüz
işsizliğinin ise, kendine has bazı özellikleri bulunmaktadır. Bunlar, uzun süreli
işsizlik, işten çıktıktan sonra bir daha iş bulamama, hiç işe girememe
şeklindedir. İşgücü piyasasından dışlanma olan işsizlik, beraberinde, birçok
yaşam
alanından
dışlanmayı
ve
sosyal
dışlanmayı
getirmektedir.
Dışlanmanın boyutunun ise, refah devleti dönemine göre daha yüksek
düzeylerde olduğu söylenebilir.
Bu çalışmanın hazırlanmasındaki amaç, “işsizliğin sosyal dışlama
üzerindeki etkileri”ni ortaya çıkarmaktır. Diğer bir deyişle, işsizliğin sosyal
dışlanma
üzerindeki
etkilerinin
boyutunu
belirlemektir.
Bu
amaç
doğrultusunda, literatür taraması ve alan araştırması yapılmıştır. Yerli ve
yabancı literatür taraması sırasında, bu çalışmanın konusuyla doğrudan ilgili
sosyal dışlanma soru formunun (anket) bulunmasında zorluklar yaşanmıştır.
Yine, ülkemizde, bu konuda daha önceden yapılmış kapsamlı bir araştırma da
bulunmadığından, çalışmanın amacı doğrultusunda soru formuna son şeklinin
verilmesinde de aynı zorluklar yaşanmıştır.
“İşsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri”ni ortaya çıkarmak üzere
yapılan bu tez çalışması, üç bölümden oluşmaktadır. Tez çalışmasının birinci
bölümü, kavramsal çerçeve ve tanımlardan, ikinci bölümü araştırmanın
yönteminden, son bölümü ise bulgulardan oluşmaktadır. Bu üç bölümden
sonra ise, sonuç ve değerlendirme ile özet yer almaktadır.
Tez çalışması sırasında, yanımda olan aileme; soru formunun
hazırlanmasında, alan araştırmasının yapılmasında ve istatistiki bilgilerin elde
edilmesinde
tecrübe
ve
bilgisinden
yararlandığım
Hocam
Sayın
Yrd. Doç. Dr. Bülent BAYAT’a, alan araştırmasının yapılmasında desteğini
esirgemeyen Hocam Sayın Prof. Dr. Eyüp BEDİR’e ve hoşgörülü bir çalışma
ortamı yaratan tez danışmanım Hocam Sayın Prof. Dr. Nizamettin AKTAY’a
ii
teşekkürü bir borç bilirim. Yüksek Lisans ve Doktora’daki eğitim hayatım
boyunca yetişmemde önemli katkıları olan Gazi Üniversitesi Çalışma
Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm hocalarına ve özellikle, Sayın Hocam
Prof. Dr. Emine Tuncay KAPLAN’a, Sayın Hocam Prof. Dr. Eyüp BEDİR’e,
Sayın Hocam Prof. Dr. Nizamettin AKTAY’a ve Sayın Hocam Prof.Dr.Kadir
ARICI’ya ayrıca teşekkürlerimi sunarım.
Ankara-2010
Esin ŞENOL
iii
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ……………………………………………………………………………..i
İÇİNDEKİLER……………………………………………………………………..iii
TABLOLAR CETVELİ……………………………………………………..........xv
GİRİŞ…………………………………………………..…………………….……..1
BİRİNCİ BÖLÜM
TANIMLAR / ARAŞTIRMANIN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ
1. İŞSİZLİK…………………………………………………………………6
1.1 Genel olarak………………………………………………………...6
1.2. İşsizliğin Tanımlanması…………………………………………..9
1.3. İşsizlikle İlgili Teoriler…….……………………………………..11
1.3.1. İşsizlik Teorileri…………………………………………….11
1.3.1.1.Neo-Klasik İktisat Teorisi…………………………….11
1.3.1.2. Keynesyen Teori…………………………………….13
iv
1.3.1.3. Marksist Teori………………………………………..14
1.3.1.4. Yapısalcı Okul………………………………………..16
1.3.1.5. Yeni Teorik Yaklaşımlar……………………………..17
1.3.2. Parçalanmış (Bölünmüş) İşgücü Piyasaları Teoremi……………..18
1.3.2.1.İkili İşgücü Piyasaları……………………………………….19
1.3.2.2.
Sosyal
Koruma
Bakımından
İşgücü
Piyasasında
Bölünme………………………………………………………………21
1.3.3. İşgücü Piyasalarında Ayrımcılık Teoremi…………………………...28
1.3.3.1. Neo-Klasik Ayrımcılık Teorileri………………………………..28
1.3.3.1.1. Beşeri Sermaye Modeli……………………………...28
1.3.3.1.2. Becker’in Ayrımcılık Tercihleri Teoremi……………30
1.3.3.1.3. Monopol Modeli………………………………………31
1.3.3.2. Kurumcu İktisat ve Ayrımcılık………………………………...32
1.3.3.3. Feminist İktisat ve Ayrımcılık…………………………………35
v
1.4.
Günümüzde
Yaşanan
İşsizliğin
Başlıca
Özellikleri
ve
Boyutları……………………………………………………………………….….36
1.4.1. Değişen İşgücü Piyasası…………………………………………....36
1.4.2. Uzun Süreli İşsizlik ……………………………………………….....38
1.4.3. Genç Nüfusun İşsizliği……………………………………………...39
1.4.4. Kadın Nüfusun İşsizliği……………………………………………..42
1.4.5. Gelişen Teknolojinin Yarattığı İşsizlik…………………………….44
1.5. İşsizliğin Ölçümü (işsizlik Oranının Hesabı) ve Önemi………………..45
2. SOSYAL DIŞLANMA…………………………………………………………...51
2.1. Sosyal Dışlanmanın Tanımlanması…………………………...…..........51
2.2. Sosyal Dışlanmanın Tarihsel ve Kavramsal Gelişimi…………..……..54
2.2.1. Avrupa’da……………………………………………………..……...54
2.2.2. Amerika Birleşik Devletleri’nde………………………………....…59
2.2.3. Diğer Ülkelerde……………………………………………………...61
vi
2.3. Sosyal Dışlanmanın Özellikleri……………………………………..……64
2.3.1. Çok Boyutluluk……………………………………………………...64
2.3.2. Görecelik (Rölativite)…………………………………………........65
2.3.3. Dinamizm…………………………………………………………...66
2.4. Sosyal Dışlanmanın Ölçülmesi…………………………………..…...….66
3. İŞSİZLİK VE SOSYAL DIŞLANMA ARASINDAKİ İLİŞKİ…………………..75
3.1. Sosyal Dışlanma Nedeni Olarak İşsizlik…………………………….…75
3.2. Gelir Yoksunluğu ve Tüketimden Dışlanma…………………….....…77
3.3. Kayıt Dışı İstihdam ve Çalışan Yoksullar………………………...…...78
3.4.
Sosyal
İlişkilerin
Zayıflaması
ve
Sosyal
Destek
Yoksunluğu………………………………………………………………….....80
3.5. Kurumsal Dışlanma / Kurumsal Destek Yoksunluğu………..………81
3.6. Psiko – Sosyal Dışlanma…………………………………………….....82
vii
İKİNCİ BÖLÜM
ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ
1.
ARAŞTIRMADA KULLANILAN TEKNİK…………………………….…..90
2.
ARAŞTIRMANIN MODELİ……………………………………...……..….91
3.
ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ…………………………………………...91
4.
ARAŞTIRMANIN HAZIRLIK SÜRECİ……………………………….….92
5.
ARAŞTIRMANIN AMACI……………………………………………….…93
6.
ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ………………………………………………....93
7.
ARAŞTIRMANIN KAPSAMI VE SINIRLILIKLARI……………………....94
8.
ARAŞTIRMANIN SAYILTILARI/VARSAYIMLARI………………….......94
9.
ARAŞTIRMANIN EVRENİ VE ÖRNEKLEMİ……………………….…...95
10.
ARAŞTIRMA
VERİLERİNİN
TOPLANMASI
VE
ARAŞTIRMADA
KULLANILAN VERİ TOPLAMA (ÖLÇME) ARAÇLARI………………….……96
11.
KULLANILAN
ÇÖZÜMLENMESİ,
İSTATİSTİKSEL
ELDE
EDİLEN
TEKNİKLER
BULGULARIN
VE
VERİLERİN
ANLAMLILIK
VE
GÜVENİLİRLİK DÜZEYLERİ………………………………………………..….102
viii
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
BULGULAR
1. ARAŞTIRMADA YER ALANLARIN, KİŞİSEL ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN
DAĞILIMLARI
İLE
SOSYAL
ALANLARINA
İLİŞKİN
DIŞLANMAYI
OLARAK
OLUŞTURAN
DIŞLANMIŞLIK
YAŞAM
DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN DAĞILIMLARI…………………………………………….…..108
1.1.
Araştırmada
Yer
Alanların
Kişisel
Özelliklerine
İlişkin
Dağılımları………………………………………………………………...…..108
1.1.1.
Yaş,
Cinsiyet,
Medeni
Durum
ve
Eğitim
Düzeyi
Dağılımları……..................................................................................108
1.1.2.İstihdam
ve
İşsizlik
Durumuna
İlişkin
Dağılım……………………..................................................................110
1.2. Araştırmada Yer Alanların, Sosyal Dışlanmayı Oluşturan Yaşam
Alanlarına
İlişkin
Olarak
Dışlanmışlık
Düzeylerini
Gösteren
Dağılımları…………………………………………………………………….110
1.2.1. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanına İlişkin Dağılım.. 110
1.2.2. Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam
Alanına İlişkin Dağılım…………………………………………………112
1.2.3. İkamet Koşul arı Yaşam Alanına İlişkin Dağlım…………………...113
1.2.4. Siyasal Katılma Yaşam Alanı Dağılımı……………………………..114
ix
1.2.5. Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam Alanı Dağılımı……………....115
1.2.6. Sosyal Yaşam Alanı Dağılımı…………………………………….....116
1.2.7. Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Yaşam Alanı Dağılımı…....117
1.2.8. Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Yaşam Alanı Dağılımı……...…..118
1.2.9. Sosyal Dışlanmayı Oluşturan Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılım…………………………………………………………………..…....119
1.2.10. Yaşam Alanlarının Dışlanma Düzeylerine Göre Dağılımı………121
1.2.10.1.
Yaşam
Alanlarının
Yüksek
Dışlanma
Düzeyine
Göre
Dağılımı……………………………………………………………………..121
1.2.10.2.
Yaşam
Alanlarının
Düşük
Dışlanma
Düzeyine
Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...122
1.2.10.3. Yaşam Alanlarının Yüksek ve Düşük Dışlanma Düzeyine Göre
Dağılımı…………………………………………………………………...…123
1.2.10.4. Yaşam Alanlarının Dışlanmanın Olmadığı Düzeyine Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...124
2. ARAŞTIRMADA
YER
ALAN
İŞSİZLERİN
DEMOGRAFİK
ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN DAĞILIMLAR………………………………….126
2.1.
İşsizlik Süresine Göre Dağılım………………………………..126
2.2.
İşsiz Kalma/İş Bulamama Nedenlerine Göre Dağılım……...128
x
2.3.
İşsiz Kalmanın/İş Bulamamanın Ayrımcılık Nedenlerine Göre
Dağılımı…………………..……………………………………..129
2.4.
İş Arama Durumuna Göre Dağılımı…………………………..131
2.5.
İşsizlerin İş Arama Süresine Göre Dağılımı………………...132
2.6. İşsizlerin Yaşamlarını Devam Ettirmelerini Sağlayan Gelirlerine
Göre Dağılım………………………….………………………….........134
2.7. İşsizlerin Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım……………….137
3.
ARAŞTIRMADA
ÖZELLİKLERİNE
YER
İLİŞKİN
ALAN
ÇALIŞANLARIN
DAĞILIMLARI
İLE
BU
DEMOGRAFİK
ÇALIŞANLARIN
DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİNİN SOSYAL DIŞLANMAYI OLUŞTURAN
YAŞAM ALANLARINA İLİŞKİN OLARAK DIŞLANMIŞLIK DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN ÇAPRAZ DAĞILIMLARI………………………………….……140
3.1. Çalışanların Demografik Özelliklerine İlişkin Dağılımlar…………...141
3.1.1. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarına Göre Dağılımı…….141
3.1.2.Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasına Göre Dağılımı……………………………………....142
3.1.3. Çalışanların Elde Ettiği Gelirin Türüne Göre Dağılım………….143
3.1.4. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım…………..144
xi
3.2. Çalışanların Demografik Özelliklerinin, Sosyal Dışlanmayı Oluşturan
Yaşam Alanlarına İlişkin Olarak Dışlanmışlık Düzeylerini Gösteren Çapraz
Dağılımları………………………………………………………………..…….145
3.2.1. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sağlık ve Sosyal
Güvenlik Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı………………………………146
3.2.2. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Eğitim İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…….....149
3.2.3. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “İkamet Koşulları
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………………………………153
3.2.4. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Siyasal Katılma
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………………………………155
3.2.5. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı……………………………...158
3.2.6. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sosyal Yaşam
Alanına” Göre Dağılımı………………………………….……………….161
3.2.7. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………..164
3.2.8. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Beslenme Dışı
Zorunlu Tüketim Alanı"na Göre Dağılımı………………………………167
3.2.9. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı …………………………………………………171
3.2.10.Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanı”na Göre
Dağılımı……………………………………………………………………175
xii
3.2.11.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…...……………………………………...177
3.2.12.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının
“İkamet
Koşulları
Yaşam
Alanı”na
Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...179
3.2.13.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
“Siyasal
Katılma
Yaşam
Alanı”na
Göre
Olup/Olmamasının
Dağılımı……………………………………………………………………...180
3.2.14.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...182
3.2.15.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sosyal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………..184
3.2.16.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı…………………………………………………….186
3.2.17.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanı”na Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...188
3.2.18.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının
Sekiz
Yaşam
Alanının
Tamamına
Ait
Dağılımı….............................................................................................190
3.2.19. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sağlık ve Sosyal
Güvenlik Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı………………………………..191
3.2.20. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Eğitim İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………194
3.2.21. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “İkamet Koşulları Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı…………………………………………………....196
xiii
3.2.22. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Siyasal Katılma Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı………………………………………………..…..198
3.2.23. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı……………………………......200
3.2.24. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sosyal Yaşam Alanı”na
Göre Dağılımı…………………………………………………………..…..202
3.2.25. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………….204
3.2.26. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı……………………………...….206
3.2.27. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı ……………………………………..…………....208
3.2.28. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sağlık ve Sosyal Güvenlik
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………………………….……..210
3.2.29.Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Eğitim İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………215
3.2.30. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “İkamet Koşulları Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı………………………………………………..…..218
3.2.31. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Siyasal Katılma Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı………………………………………………....…221
3.2.32. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı……………………………......224
xiv
3.2.33. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sosyal Yaşam Alanı”na
Göre Dağılımı…………………………………………………….….……..227
3.2.34. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı…………………….230
3.2.35. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı………………………………....233
3.2.36. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı …………………………………………………...236
4.
ARAŞTIRMADA
YER
ALAN
İŞSİZLERİN
VE
ÇALIŞANLARIN,
SOSYAL DIŞLANMAYI OLUŞTURAN YAŞAM ALANLARINA İLİŞKİN
OLARAK
DIŞLANMIŞLIK
DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN
KARŞILAŞTIRMALI DAĞILIMLARI…..……………………………..…240
4.1. İşsizlerin ve Çalışanların “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanı”
Dağılımı……………..………………………………………………….....243
4.2.İşsizlerin
ve
Çalışanların
“Eğitim
İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı” Dağılımı…………….….245
4.3. İşsizlerin ve Çalışanların “İkamet Koşulları Yaşam Alanı”
Dağılımı…………………………………………………………………...247
4.4. İşsizlerin ve Çalışanların
“Siyasal Katılma Yaşam Alanı”
Dağılımı……………………………………………………………………249
4.5. İşsizlerin ve Çalışanların “Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam
Alanı” Dağılımı …………………………………………………………...251
4.6. İşsizlerin ve Çalışanların
“Sosyal Yaşam Alanı”
Dağılımı……………………………………………………………………253
4.7. İşsizlerin ve Çalışanların “Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim
Yaşam Alanı” Dağılımı……………………………….……………..…...254
xv
4.8. İşsizlerin ve Çalışanların “Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Yaşam
Alanı” Dağılımı…………………...…………………..............................256
4.9. İşsizlerin ve Çalışanların Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı…………………………….......…………………………………258
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME………………………………….……261
KAYNAKÇA………………………………………………………………269
EKLER…………………………………………………………………….283
EK 1 (Bristol Üniversitesi tarafından yapılan anket)……………..283
EK 2 (Araştırmada uygulanan anket)………………………………..318
EK 3 (Araştırmada uygulanan anketin puanlaması)……………...323
EK 4 ( t dağılım değerleri tablosu)………………………………...…325
EK 5 (Araştırmaya ait ek bilgi niteliğindeki diğer tablolar)……...326
ÖZET………………………………………………………………………380
ABSTRACT………………………………………………………………381
xvi
TABLOLAR CETVELİ
Tablo No
Tablo 1: İşgücü Durumu (Ekim- 2009)………………………………..…..…47
Tablo 2: Sosyal İçericiliğin İlgi Alanları ve Sosyal Açıdan Göstergeler..69
Tablo 3 : Dışlanmanın Formları ve Göstergeleri……………………...…….71
Tablo 4: Dışlanmaya İlişkin Göstergelerin Tanımları…………………..….73
Tablo 5 : Dışlanmışlıktan Kaynaklanan Kızgınlık Duymanın Cinsiyete
Göre Dağılımı………………………….………….……………………………….85
Tablo 6: Toplum Baskısını Duyumsama Durumunun Cinsiyete Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………….86
Tablo7: Aile Ortamındaki Huzurun Bozulmasının Cinsiyete Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………….87
Tablo 8: Depresyon Durumlarının Cinsiyete Göre Dağılımı……………...88
Tablo 9: Ankara İline Ait Nüfus ve İşgücü Yapısı Bilgileri………………..96
Tablo 10: Beşli Likert Ölçeği (Likert türü puanlama ölçeği)………….....100
Tablo 11: Sosyal Dışlanma Düzeyleri………………………………………..100
Tablo 12: İşsizlerin Ve Çalışanların Sosyal Dışlanma Düzeylerine Göre
Toplam Test Puanları………………………………………………………..…104
xvii
Tablo 13: İşsizlerin Ve Çalışanların Sosyal Dışlanma Düzeylerinin
Toplam Test Puanları Ortalaması ve Toplam Test Puanları Ortalaması
Arasındaki Fark………………………………………………………………….105
Tablo 14: Grup İstatistikleri………………………………………………...…106
Tablo 15: Bağımsız Örnekleme Testi ( t Testi )…………………………....107
Tablo 16: Araştırmada Yer Alanların Yaş Dağılımı…………………..…...108
Tablo 17: Araştırmada Yer Alanların Cinsiyet Dağılımı……………….....109
Tablo 18: Araştırmada Yer Alanların Medeni Durum Dağılımı………….109
Tablo 19: Araştırmada Yer Alanların Eğitim Düzeyi Dağılımı………....109
Tablo 20: Araştırmada Yer Alanların İstihdam ve İşsizlik Dağılımı…....110
Tablo 21: Araştırmada Yer Alanların Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanı
Dağılımı……………………………………………………………………..…….110
Tablo 22: Araştırmada Yer Alanların Eğitim Alanı Dağılımı……………..112
Tablo23:Araştırmada
Yer
Alanların
İkamet
Koşulları
Alanı
Dağılımı…………………………………………………………………………...113
Tablo24:Araştırmada
Yer
Alanların
Siyasal
Katılma
Alanı
Dağılımı…………………………………………………………………………...114
Tablo 25: Araştırmada Yer Alanların Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alan
Dağılımı……………………………………………………………………………….....115
Tablo26:Araştırmada
Yer
Alanların
Sosyal
Yaşam
Alan
Dağılımı……………………………………………………………………….…..116
Tablo 27: Araştırmada Yer Alanların Sağlıklı ve Yeterli Beslenme
Tüketim Alan Dağılımı………………………………………….………………117
xviii
Tablo 28: Araştırmada Yer Alanların Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim
Alan Dağılımı……………………………………………………………….……118
Tablo 29: Araştırmada Yer Alanların Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı……………………………………………………………………...……119
Tablo 30: Yaşam Alanlarının Yüksek Dışlanma Düzeyine Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...121
Tablo 31: Yaşam Alanlarının Düşük Dışlanma Düzeyine Göre
Dağılımı………………………………………………………………………...…122
Tablo 32: Yaşam Alanlarının Yüksek Dışlanma ve Düşük Dışlanma
Düzeylerine Göre Dağılımı……………………...……………………………..123
Tablo 33: Yaşam Alanlarının Dışlanmanın Olmadığı Düzeye Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...124
Tablo 34: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İşsizlik Süresine Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...126
Tablo 35: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İşsiz Kalma/İş Bulamama
Nedenlerine Göre Dağılımı…..………………………………………………..128
Tablo 36: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İşsiz Kalmanın/İş
Bulamamanın Ayrımcılık Nedenlerine Göre Dağılımı…………………….129
Tablo 37: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İş Arama Durumuna Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...……131
Tablo 38: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İş Arama Süresine Göre
Dağılımı……………………………………………………………………...……132
Tablo 39: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin Yaşamlarını Devam
Ettirmelerini Sağlayan Gelirlerine Göre Dağılımı………………………….134
Tablo 40: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin Ortalama Aylık Gelirine Göre
Dağılım……………………………………………………………………...…….137
xix
Tablo 41: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarına
Göre Dağılım………………………….…………………………………...…….141
Tablo 42: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasına Göre Dağılım…………………………...142
Tablo 43: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelirin Türüne
Göre Dağılımı…………………………………………………..…………..……143
Tablo 44: Çalışanların Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım………….144
Tablo 45: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı……...146
Tablo 46: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına
Göre Dağılımı…………………………………………………………………….149
Tablo 47: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının İkamet Koşulları Alanına Göre Dağılımı…………………..153
Tablo 48: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı…………………..155
Tablo 49: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alana Göre Dağılımı……...158
Tablo 50: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı……………………..161
Tablo 51: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alanına Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...164
Tablo 52: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre
Dağılımı……………………………………………………………………..…….167
xx
Tablo 53: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı…………..171
Tablo 54: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına
Göre Dağılımı…………………………………………………………………….175
Tablo 55: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının
Eğitim
İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre Dağılımı………….…………..177
Tablo 56: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının İkamet Koşulları Alanına Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...179
Tablo 57: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Siyasal Katılma Alanına Göre
Dağılımı………………………………………………………………………...…180
Tablo 58: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam
Alanına Göre Dağılımı…………………………………………………………182
Tablo 59: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sosyal Yaşam Alanına Göre
Dağılımı………………………………………………………………….………..184
Tablo 60: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim
Alanına Göre Dağılımı…………………………………….……………………186
Tablo 61: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim
Alanına Göre Dağılımı……………………………………….…………………188
Tablo 62: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı…………………………………………………………………………...190
Tablo 63: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı………………….…….192
xxi
Tablo 64: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre
Dağılımı……………………………………………………………………..……194
Tablo 65: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
İkamet Koşulları Alanına Göre Dağılımı……………………………….……196
Tablo 66: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı………………………………...…...198
Tablo 67: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alanına Göre Dağılımı………………….….200
Tablo 68: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı…………………………………….…202
Tablo 69: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alana Göre Dağılımı……………..204
Tablo 70: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre Dağılımı…………………206
Tablo 71: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı……………………...……..208
Tablo 72: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı………………………..210
Tablo 73: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre
Dağılımı…………………………………………………………………………...215
Tablo 74: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
İkamet Koşulları Yaşam Alanına Göre Dağılımı……………………….…..218
Tablo 75: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı……………………………………..221
xxii
Tablo 76: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alanına Göre Dağılımı……..………………224
Tablo 77: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı…………………………………….…227
Tablo 78: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alanına Göre Dağılımı…………..230
Tablo 79: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre Dağılımı……...………….233
Tablo 80: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı…………………………….236
Tablo 81: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sağlık ve
Sosyal Güvenlik Alan Dağılımı………………………………………...…….243
Tablo 82: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Eğitim
İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alan Dağılımı…..………….245
Tablo 83: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların İkamet
Koşulları Alan Dağılımı………………………………………...………………247
Tablo 84: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Siyasal Katılma
Alan Dağılımı…………………………………………………………….………249
Tablo 85: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Kültürel,
Sportif ve Sanatsal Alan Dağılımı………………………………….………...251
Tablo 86: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sosyal Yaşam
Alan Dağılımı…………………………………………………….………………253
Tablo 87: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sağlıklı ve
Yeterli Beslenme Tüketim Alan Dağılımı…………………………….……..254
Tablo 88: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Beslenme Dışı
Zorunlu Tüketim Alan Dağılımı…………………………………..…………..256
xxiii
Tablo 89: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sekiz Yaşam
Alanının Tamamına Ait Dağılımı…………………………………..………….258
GİRİŞ
İşsizlik, çalışma hayatının en önemli sorunlarından biridir ve zaman
içerisinde işsizliğin anlamı ve kapsamı da değişime uğramıştır. Şöyle ki,
çağımızda yaşanan işsizlik, sadece iş sözleşmesinin feshi halinde ortaya
çıkan bir durum değildir. İşgücü piyasasına hiç giremeyenler, uzun süre iş
arayıp da iş bulamayan uzun süreli işsizler, genç nüfusun işsizliği, kadın
nüfusun işsizliği, teknolojik yeniliklerden kaynaklanan işsizlik çağımızda
yaşanan işsizliğin başlıca özelliklerini oluşturmaktadır.
Çok boyutlu, dinamik ve göreceli bir özelliğe sahip olduğu için oldukça
kapsamlı bir yapısı bulunan sosyal dışlanma ise, kavram olarak ilk kez
1960’larda kullanılmaya başlanmıştır. Sosyal dışlanmaya işsizlerin eklenmesi
ise, 1980’li yılları bulmuştur. Bundan sonra da sosyal dışlanma kavramı,
esasen işsizlik, eşitsizlik ve yoksulluk olgularıyla açıklanmaya başlanmıştır.
İşsizlik, insanların toplumsal hayatla bütünleşmesini engelleyen, günümüz
tüm toplumlarında karşılaşılan temel bir sorundur. Bu nedenle 1980’lerden
itibaren sosyal dışlanma, gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkeleri
yakında ilgilendirmeye başlamıştır. Ayrıca, sosyal dışlanmanın boyutu ve
işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile
doğru orantılı olarak, farklılık da gösterebilmektedir.
Bu çalışmanın amacı, işsizlik ve sosyal dışlanma arasındaki ilişki
çerçevesinde, “işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri”nin ortaya
çıkarılmasıdır. Bu amaçla, ilk önce literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra,
alan araştırmasına geçilmiştir. Alan araştırması yapılmadan önce,
sosyal
dışlanmayı ölçmek için geliştirilmiş, sosyal dışlanma ölçekleri araştırılmıştır.
Ölçme araçlarından, Yitzhak Berman ve David Phillips tarafından geliştirilen
ölçme aracı, araştırmanın sosyal dışlanma ölçeği olarak seçilmiştir.
Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için gereksinim duyulan veriler ise,
2
anket ile toplanacağından, anketin geliştirilmesi sürecinde ilk olarak, daha
önceden hazırlanmış anketler araştırılmış ve Bristol Üniversitesinin yoksulluk
ve sosyal dışlanma oranları üzerine hazırlamış olduğu raporun 10. kısmında
yer alan, yoksulluk ve sosyal dışlanma üzerine hazırlanmış anket örneğinin
çevirisi yapılmıştır. Söz konusu anket, bu çalışmada yapılacak araştırma için
seçilen sosyal dışlanmayı ölçme aracına uygun olarak, konusunda uzman
akademisyenlerin görüşü alınarak yeniden düzenlenmiş ve ankete son şekli
verilmiştir.
Sosyal
dışlanmanın
ölçme
aracı
seçildikten
ve
anket
hazırlandıktan sonra, alan araştırmasına geçilmiştir. Alan araştırması, Ankara
İli’nde
yapılmıştır.
Alan
araştırmasının
kapsamına
sadece
işsizler
alınmamıştır. Çalışanlar da araştırma kapsamına alınmıştır. Çünkü, işsizlerin
sosyal dışlanmışlık düzeyleri, ancak çalışan kesimle karşılaştırılınca bir anlam
ifade edebilecektir. Şöyle ki, sadece işsizlerin sosyal dışlanmışlığının
araştırılması, zaten sosyal dışlanmış olan işsizlerin, sosyal dışlanmışlığının
bir durum betimlenmesinin yapılmasından öteye gidemeyecektir. Ama, işgücü
piyasasından dışlanan kesim olan işsizlerin sosyal dışlanmışlığının, işgücü
piyasasından dışlanmamış kesim olan, her gelir grubundaki çalışanlarla
karşılaştırılması, bir durum betimlemesinden çok, karşılaştırmalı bir analizi
ortaya çıkaracaktır.
Kısaca özetlersek, bu çalışmada kullanılan araştırma yöntemi,
literatürde nicel araştırma tekniklerinden olan, alan araştırması diğer bir
deyişle örneklem surveyi olarak da adlandırılan inceleme araştırmasıdır. Bu
araştırma yönteminin kullanılmasının nedeni ise, kişisel ifadelere dayalı
davranış,
tutum
ve
karakteristiklere
ilişkin
araştırma
yapılmasıdır.
Araştırmada tercih edilen veri toplama tekniği/aracı ise, tam yapılandırılmış
soru formu/ankettir.
Anket uygulaması sona erdikten sonra, anketle toplanan veriler, SPSS
17 programına (Statistical Packages For Social Sciences) girilerek, istatistiki
frekanslar ve yüzdelik bulgular elde edilmiştir.
sunularak değerlendirilmiştir.
Bulgular, tablolar şeklinde
3
Araştırmada, seçilen sosyal dışlanma ölçme aracı (ölçeği) esas alınarak,
sosyal dışlanma, sekiz yaşam alanı olarak ele alınmıştır. Buna göre, sosyal
dışlanmayı oluşturan söz konusu yaşam alanları, soru formundaki sırasıyla;
1. Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
2. Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
3. İkamet koşulları alanı
4. Siyasal katılma alanı
5. Kültürel, sportif ve sanatsal alan
6. Sosyal yaşam alanı
7. Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
8. Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı’dır.
“İşsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri”ni konu alan bu araştırma,
üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, tanımlar/araştırmanın kavramsal
çerçevesi bulunmaktadır. Bu bölümde, araştırmanın kavramsal çerçevesini
belirlemek amacıyla, işsizliğin tanımı yapılmış, işsizlik teorilerine yer verilmiş
ve
günümüzde
yaşanan
işsizliğin
başlıca
özellikleri
ve
boyutlarına
değinilmiştir. Günümüzde yaşanan işsizliğin özellikleri olarak; değişen işgücü
piyasasından, uzun süreli işsizlikten, genç nüfusun işsizliğinden, kadın
nüfusun işsizliğinden ve gelişen teknolojinin yarattığı işsizlikten bahsedilmiştir.
İşsizliğin ölçümü (işsizlik oranının hesabı) ve önemi de birinci bölümde
değinilen konular arasındadır. İşsizliğin ölçümü (işsizlik oranının hesabı) ve
öneminden bahsedilirken, ülkemizin işgücü ve işsizlik profilini belirlemek
amacıyla, son TÜİK verileri olan Ekim-2009 dönemine ait işgücü, işsizlik
verilerine de yer verilmiştir. İşsizlik bu şeklide ele alındıktan sonra, birinci
bölümün ikinci kısmını oluşturan sosyal dışlanma ile ilgili olarak, tanımlara ve
kavramsal çerçeveye değilmiştir. Buna göre, sosyal dışlanmanın Avrupa’daki,
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ve diğer ülkelerdeki tarihsel ve kavramsal
gelişiminden bahsedilmiştir. Sosyal dışlanmanın tanımlanması yapılmıştır.
Sosyal dışlanmanın özellikleri olan, çok boyutluluğundan, göreceliğinden
(rölativite)
ve
dinamizminden
bahsedilmiştir.
Sosyal
dışlanmanın
4
ölçülmesinden ve sosyal dışlanmanın ölçülmesine yönelik olarak yapılan
çeşitli araştırmalardan, analizlerden bahsedilmiştir. Birinci bölümün üçüncü
kısmında ise, işsizlik ve sosyal dışlanma arasındaki ilişkiye değinilmiştir. Bu
ilişki; sosyal dışlanmanın nedeni olarak işsizlik, gelir yoksunluğu ve
tüketimden dışlanma, kayıt dışı istihdam ve çalışan yoksullar, sosyal ilişkilerin
zayıflaması ve sosyal destek yoksunluğu, kurumsal dışlanma/kurumsal
destek yoksunluğu ile psiko-sosyal dışlanma olarak ele alınmıştır.
Çalışmanın ikinci bölümü, yapılan alan araştırmasında diğer bir
deyişle, örneklem surveyi olarak da adlandırılan inceleme araştırmasında
izlenen
yöntemden
oluşmaktadır.
Yani,
yapılan
alan
araştırmasının
yönteminden bahsedilmiştir. Araştırmanın yöntemi bölümünde; araştırmada
kullanılan teknik, araştırmanın modeli, araştırmanın problemi, araştırmanın
hazırlık süreci, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın
kapsamı ve sınırlılıkları, araştırmanın sayıltıları/varsayımları, araştırmanın
evreni
ve
örneklemi,
araştırma
verilerinin
toplanması
anlatılmış
ve
araştırmada kullanılan veri toplama (ölçme) araçları, araştırmada kullanılan
istatistiksel teknikler tanıtılmış ve verilerin çözümlenmesi ile elde edilen
bulguların anlamlılık ve güvenilirlik düzeyleri verilmiştir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırma sonucunda elde edilen
bulgulara yer verilmiştir. Yani, bu bölümde, uygulanan soru formunun
(anketin) analiz edilmesi sonucu elde edilen bulgular, tablo şeklinde
gösterilmekte olup, tabloların yorumlarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümün ilk
kısmında, araştırmada yer alanların “(işsiz ve çalışanların toplam olarak)”
demografik özelliklerine ilişkin dağılım tabloları ile sosyal dışlanmayı oluşturan
sekiz yaşam alanına ilişkin olarak, dışlanmışlık düzeylerini gösteren dağılım
tabloları oluşturulmuştur. İkinci kısmında, araştırmada yer alan “işsizlerin”
demografik özelliklerine ilişkin dağılım tabloları oluşturulmuştur.
Üçüncü
kısmında, araştırmada yer alan “çalışanların”, demografik özelliklerine ilişkin
dağılımları ile bu çalışanların demografik özelliklerinin, sosyal dışlanmayı
oluşturan yaşam alanlarına ilişkin olarak dışlanmışlık düzeylerini gösteren
5
çapraz dağılım tabloları oluşturulmuştur. Dördüncü kısımda ise, araştırmada
yer alan “işsizlerin ve çalışanların”, sosyal dışlanmayı oluşturan yaşam
alanlarına ilişkin olarak dışlanmışlık düzeylerini gösteren karşılaştırmalı
dağılım tabloları oluşturulmuştur. Bu tablolar üzerinden, araştırma bulguları
değerlendirilmiştir.
Üç bölümden oluşan bu çalışmanın sonunda ise, sonuç ve
değerlendirme ile özet kısmı yer almaktadır.
BİRİNCİ BÖLÜM
TANIMLAR / ARAŞTIRMANIN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ
1. İŞSİZLİK
1.1 Genel olarak
İşsizlik, sosyal ve ekonomik boyutları farklı olmakla beraber özellikle
günümüz toplumlarını en fazla meşgul eden sorun olmuştur. Günümüz
anlamındaki işsizliğin ilk etkileri, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortaya
çıkan sanayi devriminden sonra görülmeye başlanmıştır. Bu devrimden sonra
boyutları ülkeden ülkeye değişen ama kalkınma düzeyi ne olursa olsun bütün
ülkeler işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmışlardır. Ayrıca, 1980’li ve özellikle
de 1990’lı yıllardan itibaren ise gelişmişlik düzeylerine bakılmaksızın tüm
ülkelerde sürekli işsizlik durumu ortaya çıkmıştır.
İşsizlik, ücretinden başka geliri olmayanlar yani bağımlı çalışanlar için
istenilen bir durum değildir. En asgari ihtiyaçlar (barınma, giyinme, ısınma
gibi), bağımlı çalışan sınıf açısından ancak çalışarak elde edilebilecek ücret
ile karşılanabilmektedir. Bağımlı çalışanlar için bu nedenle, işsizlik, yıkıcı bir
durumdur. Bu itibarla işsizlik, büyük çoğunlukla özellikle günümüzde bağımlı
çalışanın iradesi dışında gelişen bir durum olduğundan risk özelliği
taşımaktadır.
Sanayi devrimiyle ortaya çıkan serbest piyasa ekonomilerinde her
zaman bir miktar işgücü, istihdam dışında kalmaktadır. Şöyle ki ilk işlerini
aramakta olanlar ile yeniden iş arayanlar istihdam edilene kadar geçirdikleri
sürede işsiz kalacaklardır. Arama süresi olarak tanımlanan bu işsizlik,
(friksiyonel işsizlik) iş ile iş arayanları eşleştirme sorunudur. İşgücü
7
piyasasındaki bilgi yetersizliği, organizasyon sorunları, akışkanlık problemleri
friksiyonel işsizliğin süresini belirleyecektir.1
Emek arz ve talebi arasındaki uyuşmazlığın uzun sürmesi halinde
artık yapısal işsizlikten söz edilir. Yapısal işsizliğe neden olan etkenlerin
başında ise, endüstriyel yapıdaki değişmeler gelmektedir. Bu yapısal
değişmeler ise, bir yandan teknolojik ilerlemelerin, istihdam yaratmayan
ekonomik büyümenin, küreselleşme ve rekabetin bir sonucu olarak ortaya
çıkmış, diğer yandan da yanlış politika uygulamalarının bir sonucu olmuştur.
Yapısal işsizlikten ise, niteliksiz işgücü daha fazla etkilenmektedir.
Dünya Bankasının bir araştırmasına göre2, bir milyara yakın işsiz
sayısına doğru giden bir dünya vardır. Giderek artan işsizlik riski ise ileri
teknoloji ve otomasyona geçilmesinden dolayı emek-yoğun istihdamdan
sermaye-yoğun istihdama geçilmesi, uluslar arası rekabetin giderek acımasız
bir hale gelmesi nedeniyle ucuz emeğe doğru yönelimin artmasına
bağlanmaktadır.
Giderek kronikleşen işsizlik sorunu, çalışanların davranışlarında
köklü değişikliklere de neden olmuştur. İşsizlik ve işsizlik korkusu, kendine
özgü bir yaşam biçimi yaratmaktadır. Küçük şehirlerdeki işsiz bireyler, bir
çeşit işbirliği ağı olan mal ve hizmetleri tercih ederlerken, profesyonel kadın
çalışanlar ise, işe döndüklerinde işlerinin başkalarına verilmesi korkusuyla
çocuklarının bakımı için dahi izin almamayı yeğliyorlar. Yine, bir zamanlar
daha iyi koşullarda başka bir işe geçmek için fırsat kollayan yöneticiler,
günümüzde işten ayrı kalınacak zaman diliminin meslek yaşantılarının sonu
olacağını düşünüyorlar.3
1
Berrin CEYLAN ATAMAN: “İşsizlik Sorunu ve Türkiye’nin AB İstihdam Stratejisine Uyumu”,
www.tisk.org.tr, 10.04.2007.
2
Nusret EKİN: Türkiye’de Yapay İstihdam ve İstihdam Politikaları. İTO Yayın No: 2000-33,
(İstanbul, 2000), 45.
3
Nusret EKİN: a.g.e., 46.
8
Son yıllarda yapılan hane halkı işgücü anketi verilerine göre, okur yazar olmayan veya ilkokul mezunu olan işsizlerin sayısı gerilerken, eğitimli
işsizlerin özellikle de üniversite mezunu olan işsizlerin oranı giderek
artmaktadır4.
Ayrıca, ekonominin yeterli istihdam olanağı sağlamamasından dolayı
insanların buldukları işlerde, işin niteliğine ve elde edecekleri ücrete
bakmaksızın çalışmak zorunda oldukları, bu durumun istihdamı artırıp işsizliği
azalttığı gibi görünürken aslında eksik istihdam kavramıyla tanımlanan
sorunları
yarattığı
da
bilinmektedir.
Ülkemizde
de
eksik
istihdam
küçümsenmeyecek bir orana sahiptir.
İşsizlik sorununun hem ekonomik hem de sosyal boyutu vardır.
İşsizliğin, ekonomik anlamda ortaya çıkardığı sorunların başında, üretim
faktörü olan emeğin eksik veya hiç kullanılmamasından doğan kişisel ve
toplumsal üretim kaybı gelmektedir.5 Kişisel veya toplumsal gelirin azalması
milli gelirin azalmasına, milli gelirin azalması yatırımların azalmasına,
yatırımların azalması da tekrar işsizliğin artmasına neden olmaktadır. İşsizlik
sorununu sosyal boyutu ise, hem birey hem de toplum üzerinde etkisini
göstermektedir. Bireyleri ve sosyal yapıyı zedeleyen işsizliğin, hem birey hem
de
toplum
üzerinde
çeşitli
sosyal,
psikolojik
ve
fiziksel
sonuçları
bulunmaktadır. Şöyle ki işsizlik nedeniyle artan suç oranları, işsizlerin
çocuklarının yeterli eğitimi alamaması, sağlık hizmetlerinden yararlanamama,
işsizlik nedeniyle kişilerde endişe, depresyon, diğer insanlara yönelik
düşmanca tutumlar gibi psikolojik rahatsızlıklar meydana gelebilmektedir.6
Harvard Üniversitesinde profesör olan Amartya Sen, işsizliğin neden
olduğu bazı sorun ve olumsuzlukları “üretim kaybı, bütçeye külfet, özgürlük
4
www.tüik.gov.tr.
Süleyman ÖZDEMİR, Halis Yunus ERSÖZ ve İbrahim SARIOĞLU: İşsizlik Sorununun
Çözümünde KOBİ’lerin Desteklenmesi. İTO Yayın No: 2006 - 45, (İstanbul – 2006), 67.
6
Şenol KURT: İşsizliğin Sosyal – Ekonomik Analizi: Sosyal Açıdan Türkiye Örneği.
(Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü,(İstanbul – 2005), 30-35.
5
9
kaybı, sosyal dışlanma, vasıf kaybı, entelektüel yeteneklerin zedelenmesi,
psikolojik etkiler, ortalama ömrün kısalması, isteklilik kaybı ve mesleki çıkmaz,
toplumsal ilişkilerde kopuş, aile yaşamında çözülme, topluluklar arasında,
kadın ve erkek arasında ayrışmalar, toplumsal değerlerde ve sorumluluk
duygusunda gerileme, işin örgütlenmesi ve yenilikler alanlarında engeller”
şeklinde belirtmektedir.7 Kişilerin işsizlik sonucu karşılaşabilecekleri psikolojik
rahatsızlıkların düzeyi, işsiz kalan kişinin kendi fizyolojik özelliklerinin yanı sıra
kişinin yaşı, işsiz kalmadan önceki yaşantısı, yaşadığı bölge, ekonominin
genel durumu, kişinin toplumda bulunduğu statü ve ailevi yapısıyla yakından
ilgilidir.8
1.2. İşsizliğin Tanımlanması
Türkçe’de, işsiz ve işsizlik kavramları, iş kökünden türetilmiş olup,
genel olarak iş bulamayana işsiz, bu olguya da işsizlik denilmektedir9.
İktisat literatüründe işsizlik, emek arzının yada çalışma ihtiyacında
olan insan sayısının emeğe duyulan talepten, yani işverenin çalıştırmak
ihtiyacı duyduğu insan sayısından daha yüksek olduğu bir durumu ifade
etmekte kullanılır. Çeşitli tanımları olmakla birlikte işsizlik, çalışma gücüne
sahip olan, uygun şartlarda iş bulunduğunda çalışma isteği olan ve iş aradığı
halde bulamayanları ifade eden bir kavramdır.10
İşgücü piyasası açısından işsizliği tanımlamak istersek, İş piyasası ile
bağlantısı açısından bir ülke nüfusunu, işgücünde olanlar ve olmayanlar
olarak iki genel gruba ayırdığımızda, nüfusun çalışan kesimi ile çalışmadığı
halde iş arayan kesimi “işgücünde olanlar” grubunda yer alırken, işi olmayan
ve iş aramayan kesim ise “işgücünde olmayanlar” grubunda yer almaktadır.
7
Seyfettin GÜRSEL ve Veysel ULUSOY: Türkiye’de İşsizlik Ve İstihdam. Yapı Kredi
Yayınları, (İstanbul – 1999), 11.
8
Süleyman ÖZDEMİR, Halis Yunus ERSÖZ ve İbrahim SARIOĞLU: a.g.e., 68.
9
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: Çalışma İktisadı. Der Yayınları, İstanbul, 2007, 379.
10
Sevinç KÖSE: Türkiye’de Ekonomik ve Sosyal Sorunların Endüstri İlişkilerine Yansıması ve
Çözüm Önerileri. Emek Matbaası, (Manisa, 2003), 30.
10
İşgücünde olanlar grubu, çalışanlar ve işsizlerden oluşmaktadır.
Çalışanlar, ücretli, maaşlı, kendi hesabına işveren yada ücretsiz aile işçisi
olarak en az bir saat iktisadi faaliyette bulunan kişiler ile, işi olduğu halde
çeşitli nedenlerle işlerinin başında bulunmayan, ancak işleri ile bağları devam
eden kişilerdir. İşsizlere gelince, bir kimsenin işsiz sayılabilmesi için kişinin işi
olmamalı, iş bulduğunda bedensel ve zihinsel olarak çalışabilir durumda yani
işe başlamaya hazır olmalı ve aktif olarak iş aramalıdır11. Bu üç kritere uygun
kişi, resmi istatistikler açısından “işsiz” olarak nitelendirilmektedir. Burada,
resmi işsizlik tanımının, işsiz bir kimsenin herhangi bir işi kabul edeceği ücret
konusunda, herhangi bir şey belirtmediğine dikkat edilmelidir. Aslında, ideal
bir işsizlik tanımı yapabilmek için belirtilen bu üç kriterin yanında “cari ücrete
razı olmak” şeklinde bir başka kriterin de eklenmesi gerekmektedir.
Ülkemizde işsizlik oranlarını hesaplayan kurumların başında gelen TÜİK ise,
işsizi şöyle tanımlamaktadır. Referans dönemi içinde istihdam halinde
olmayan kişilerden, iş aramak için son altı ay içinde, iş arama kanallarından
en az birini kullanmış ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumda olan, 12
ve daha yukarı yaştaki kişiler, işsiz nüfus kapsamındadır. Bu tanımda,
referans döneminden kasıt, iş aramada ilk çabalardan sonra ortaya çıkması
muhtemel boşlukları yada vazgeçme sonucu oluşan gecikmeleri hesaba
katabilmektir. Şöyle ki, bir işverene başvurmuş ve bir aydır bir cevap bekleyen
kişi, bu arada başka bir iş aramayabilir, çünkü hizmetini sadece belirli bir
potansiyel işe sunmak istemektedir.
İşgücünde olmayanlar grubu ise, iş aramadığı halde iş başı yapmaya
hazır olan kişiler ile ev kadını, öğrenci, emekli veya irat sahibi olduğu için iş
aramayan kişiler, kişisel nedenlerden dolayı iş aramayan kişilerden
oluşmaktadır. Bu grupta yer alan “iş aramadığı halde iş başı yapmaya hazır
olan kişiler” ise iki alt grupta ele alınmaktadır. Birinci grupta iş bulma ümidi
olmayanlar (gücenmiş işçiler) yer almaktadır. Bunlar, iş olmadığına yada
kendisine uygun iş bulunmadığına inanan yada nerede iş arayacağını
bilmediği için iş aramayıp ancak iş başı yapmaya hazır olan kişilerdir. İkinci
11
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN:a.g.e., 64.
11
grupta ise, mevsimlik çalışma, ev kadını, öğrenci, irad sahibi olma ve
emeklilik gibi nedenlerle iş aramayıp ancak iş başı yapmaya hazır olan
kişilerdir. İş başı yapmaya hazır olmak diğer bir deyişle işe başlamaya hazır
olmaktan kasıt, bu kişiye bir iş teklif edildiğinde, işi kabul edeceğini
öngörmektir.
Kısaca, işsiz tanımının üç kriteri vardır; İşi yok, iş arıyor ve işe
başlamaya hazır. Görüldüğü gibi, iş aramayanlar bu tanımın içine dahil
değildir. Ancak, iş arama kriteri belirli koşullar atında esnekleştirilebilmektedir.
Özellikle, geçici olarak işten çıkartılmış olup, işle formel bağlantısı olmayan ve
işe
başlamaya
hazır
tanımlanabilmektedir.
olanlar,
iş
aramadıkları
halde,
işsiz
olarak
12
1.3. İşsizlikle İlgili Teoriler
1.3.1. İşsizlik Teorileri
1.3.1.1.Neo-Klasik İktisat Teorisi
1929 büyük bunalıma kadar, neo-klasik iktisadın hakim olduğu
dönemde, ekonomiye müdahalelerin (sendikaların, devletin) bulunmaması
halinde, ekonominin kendiliğinden dengeye ulaşacağı yani tam istihdamın
sağlanacağı
kabul
edilmektedir13.
Ekonomik
dengenin
kendiliğinden
sağlanacağını savunan bu görüşler kaynağını, Mahreçler yasası’ndan ve Say
yasası’ndan almaktadır. Her arz kendi talebini yaratır diyen Say Yasası’na
göre, piyasada her mal satılacak ve bu şekilde talebin yetersiz olmasından
kaynaklanan işsizlik de bulunmayacaktır. Bu yasa, işsizliğin bulunmayacağı
varsayımdan hareket etmektedir. İşgücü talep ve fazlası veya arz fazlası gibi
bir dengesizlik olduğunda, ücretlerin aşağı yada yukarı doğru hareketi bu
12
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 66.
Berrin CEYLAN ATAMAN: “İşsizlik Soruna Yeni Yaklaşımlar ”,
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/476/5530.pdf. 61.(erişim tarihi: 20/11/2009.)
13
12
dengesizliği ortadan kaldırmaya yetecektir. Buna göre işsizlik, sadece
üretimdeki kısa dönemli dalgalanmalara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
Bunun dışında bir işsizlik ortaya çıkarsa, bu ancak bireyin isteğine dayalı
oluşan iradi yani gönüllü işsizliktir. Kısaca, bu kurama göre, işsizlik diye bir
sorun bulunmamaktadır. Çünkü, işgücü piyasasının işleyişi işsizliğe izin
vermeyecektir. Bu teori, işsizliği, geçici ve iradi olarak görmektedir. İşgücü
piyasasının işleyişine ilişkin olarak da şu temel varsayımlar yapılmıştır14;
•
Tam ve mükemmel bilgi; işgücünün hareketliliğinin hiçbir maliyeti
olmaksızın kendiliğinden ortaya çıktığı,
•
İşgücünün yapısı gereği, çalışanların, birbirinin yerine tam ve mükemmel
olarak geçebildiği,
•
Mal fiyatlarında olduğu gibi ücretlerde de tam bir esneklik olduğu,
•
Toplam talep düzeyinin sabit olduğu kabul edilir.
Bu varsayımlar eşliğinde, tam istihdama karşılık gelen gerçek ücret
düzeyinde (denge durumu) çalışmak isteyen herkes, iş bulabilmektedir. Bu
denge ücret düzeyinin üstünde bir ücret düzeyinde çalışmak isteyen kişiler
ise, iş bulamazlar ve bu kişiler gönüllü işsiz olarak görülmektedirler. Sonuç
olarak Neo-klasik istihdam teorisi bir tam istihdam teorisi olup, bu teori bize
neden daima tam istihdam durumuna gelindiğini açıklamaktadır15.
1929 Dünya ekonomik bunalımını izleyen yıllarda ise, Neo-klasik
teorinin, geçmişte gerçekleşen ekonomik olayları açıklayamadığı görülmüştür.
Şöyle ki ücretler ve fiyatlar düşürülerek, ekonominin yeniden canlanacağı ve
ürün talebinin artmasıyla satışların yükseleceği, istihdamın genişleyerek
14
15
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 391.
Berrin CEYLAN ATAMAN:a.g.m., 61.
13
işsizliğin azalacağı beklentileri, çoğu zaman gerçekleşmemiştir. Çünkü makro
ölçekte, ücretlerin düşmesi, aynı zamanda tüketicilerin satın alma gücündeki
düşüşler, canlanmayı sağlamamıştır. Bu durum, işsizliği açıklama ve çözüm
önerilerinin geliştirilmesinde yeni arayışlara ve yeni beklentilere yol açmıştır.
1.3.1.2. Keynesyen Teori
Neo-klasik iktisatçılarının işsizlik sorunu hakkında söyledikleri, 1929
büyük bunalımdan sonra özellikle de 1936 yılında Keynes’in Genel Teori’si
yayınlandıktan sonra geçerliliğini yitirmeye başlamıştır. 1960’lı yılların
sonlarına kadar hatta 1973 yılında yaşanan birinci petrol krizine kadar işsizlik
sorununun açıklanmasında hakim olan görüş Keynesci görüş olmuştur.
Adını J.M.Keynes’ten alan bu teorinin işsizlik hakkındaki yorumları neoklasik iktisatçılardan ayrılmaktadır. Bu faklılıklar şunlardır16;
• Keyes’e göre, nominal ücretlerin Klasiklerin ifade ettiği gibi aşağı ve yukarı
kayması mümkün değildir. Çünkü para aldatmacası nedeniyle çalışanlar
nominal yüksek ücreti tercih ederler, dolayısıyla fiyatlar düşse bile, ücretlerin
azalması söz konusu olmayacaktır.
• Klasik iktisatçılara göre, işsizliğin azaltılması ancak piyasa müdahalesinin
bulunmadığı bir ortamda gerçekleşir. Piyasayı dengeye getiren görünmeyen
bir elin mevcut olduğunu kabul ederler. Keynesyen iktisatçılar ise, işsizliğin
giderilmesi için kamu harcamalarının ve yatırımlarının arttırılmasını ve parasal
önemleri önermektedirler.
Keynes’in işsizlik konusunda neo-klasik iktisatçılara yapmış olduğu katkı
ise şöyle özetlenebilir; işsizlik, sadece ücretlerin denge ücret düzeyinin
üstünde belirlenmiş olmasından dolayı ortaya çıkmaz; bir diğeri ise, firmalar
16
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 390-391.
14
ürün talebinde azalma ile karşılaşınca fiyatları değiştirmek yerine üretim
hacmini daraltırlar.
Keynesci analiz bir eksik istihdam analizidir. Keynes’in Genel Teori ile
istihdam teorisine getirdiği en önemli yenilik bir yandan eksik rekabet
koşullarına vurgu yapması ve diğer yandan da iradi yani gönüllü işsizlik
sorununa dikkat çekmesidir17. Keynes, neo-klasik teorinin oldukça sınırlı
varsayımlar üzerine kurulu olduğunu ve kişilerin cari ücret oranında çalışma
isteğinde olsalar dahi iş bulmada güçlükler çektiğini söyleyerek, gönülsüz bir
çalışamama haline dikkati çekmektedir. Görüldüğü gibi, neo-klasik iktisat
görüşünden Keynesci iktisat görüşüne doğru geçiş yaparken, gönüllü bir
işsizlik
sorunundan
gönülsüz
bir
işsizlik
sorununa
doğru
bir
geçiş
yapılmaktadır18. Keynes’e göre, işsizlik, toplam talep yetersizliğinden
kaynaklanmaktadır. Ekonomi kendiliğin dengeye gelmemektedir. Bu nedenle
Keynes’e göre, işsizlik sorununun çözümünde, hükümetlerin mutlaka
politikalarla piyasalara müdahale etmesi gerekmektedir.
Bu analizin eksikliği ise, ücretlerin düşme yönünden katı olduğu herkes
tarafından kabul edilen bir gerçek olup, bu gerçek Keynes tarafından da
vurgulanmıştır. Ancak, Keynesci analizde, fiyatların düşme yönünde katı
olduğu söylenmiş, bu katılığın nedenleri ise çok fazla açılmamıştır.
1.3.1.3. Marksist Teori
Marksist teori, emek-değer teorisi üzerine kurulmuştur. Emek-değer
teorisinde, bir malın değeri, içerdiği toplam işgücü zamanı veya üretimi için
toplumsal olarak gerekli işgücü zamanı şeklinde tanımlanmaktadır. Yine bir
malın değeri, o malın üretiminde kullanılan dolaylı ve dolaysız işgücünden
oluşmaktadır. Bu teoriye göre, dolaylı işgücü yani üretim araçlarının içerdiği
17
18
Berrin CEYLAN ATAMAN:a.g.m., 61.
Berrin CEYLAN ATAMAN:a.g.m., 62.
15
işgücü, değişmeyen sermaye yani sabit sermaye olup, işgücünün değeri de
değişen sermaye haline gelerek toplumsal bir üretim ilişkisinin gerektirdiği
dönüşüme uğramaktadırlar.
Marksist teoride işsizlik, nüfus ile ekonomik sistem arasındaki bir ilişki
olup, işsizlik sorununu, kapitalizmin içsel çelişkileri içinde ele alınmaktadır. Bu
çerçevede
Marksist
analizde,
birbiriyle
ilişkili
iki
tip
işsizlikten
bahsedilmektedir. Biri, kapitalist üretim biçiminin bir sonucu olarak tanımlanan
ve yedek işsizler ordusu yaratan teknolojik işsizliktir. Diğeri de yedek işsizler
ordusu ile birikim ve birikime kaynak olan karın azalması sonucunda ortaya
çıkan işsizliktir. Her iki işsizlik sonucu, giderek artan yedek işgücü ordusu söz
konusu olmakta ve Marks’a göre, kapitalist üretim biçimi fazla bir nüfus ortaya
çıkarmaktadır. Teknolojik gelişmeler, birim üretim başına daha az emek
kullanılmasına yani emeğin yerini makinelerin almasına neden olduğundan,
bu durum üretilen malların içerdikleri işgücü oranlarının azalması demektir.
Bu noktada Marksist teorinin en önemli analizi ise şöyledir; artık değer
yaratan değişen sermaye, gidererek azalan oranlarda üretim süreci içinde yer
aldığından, birikim, birikime kaynak olan karın azalmasına yol açmıştır. Sonuç
olarak da yatırım düşmüş ve işsizlik ortaya çıkmıştır.
Bu teorinin de sınırlılıkları vardır. Özellikle, teknolojik gelişmelerin
oldukça önemli bir yer tuttuğu günümüzde Marks’ın iddia ettiği gibi kar
oranlarının düşmediği, tam tersine arttığı iddia edilmektedir19. Ancak, bu
artışın yeni istihdam olanakları yaratıp yaratmadığı tartışmalıdır. Şöyle ki,
sermaye yoğun üretim biçimi tercih edilmekte ve bu durumda emek kullanımı
en aza indirilmektedir.
19
Berrin CEYLAN ATAMAN:a.g.m., 63.
16
1.3.1.4. Yapısalcı Okul
1950’li yılların sonundan itibaren Keynesyen okulun Klasik okula
yönelttiği eleştiriler, farklı bir yön kazanmıştır. Keynes’in toplam talep
yetersizliğinden kaynaklanan işsizlik açıklamaları, kalkınan ülkelerdeki işsizlik
sorununu tanımlamakta başarılı olamamıştır.
Yapısalcılar, İşsizliği, toplam
talep yetersizliği şeklinde açıklamak yerine; işsizliğin, gelişmekte olan
ülkelerin rasyonel olmayan ekonomik faaliyetlerinden kaynaklanan bir olgu
olduğunu ifade etmektedirler. Şöyle ki, sermaye birikim hızının yavaşlığı, iç
tasarruf oranının düşüklüğü, hızlı kentleşme oranı, verimlilik düşüklüğü ve
hızlı nüfus artışı oranı işsizlik olgusunu ortaya çıkaran bazı yapısal
etkenlerdir20.
Yapısalcı okula bağlı iktisatçıların, işsizliğin çözümündeki önerileri ise,
iki aşamalı açıklanabilir. İlk olarak, geleneksel Keynesyen para ve maliye
politikaları uygulanarak, işsizliğin aşağı çekilmesidir. Ancak, bu politikalar ile
azalan işsizlik oranı, enflasyon artış eğilimini hızlandırmıştır. Phillips eğrisi
yaklaşımı ile bu durum daha iyi açıklanmaktadır. İkinci olarak, yapısalcı
politikaların işgücünün formasyonunu geliştirmeye, akışkanlığı yükseltmeye
ve bölgesel farklılıkları gidermeye yönelik çabaları bulunmaktadır21.
Bu
çabalar ise, işgücünün niteliğini yükselterek, emek unsurunu daha nitelikli
hale getirip, işgücünün, iş bulma ve çalışma olanaklarını artıracaktır. Yine,
bölgesel kalkınma, istihdam olanaklarının yükselmesi de işsizliği azaltıcı bir
politika olarak kabul edilmektedir. Yapısalcı politikaların başarı şansını
azaltan enflasyonist baskılara rağmen, yapısalcı okulun işsizlik sorununu
yavaşlatan politikaları, bazı ülkelerde 1970’li yıllara kadar uygulanmıştır.
1960’lı yılların ortalarında R.Solow, A.Okun gibi iktisatçılar, işsizliğin çözümü
açısından yapısalcı okulun çözümlerini savunmuşlardır.
20
21
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 392.
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 393.
17
1.3.1.5. Yeni Teorik Yaklaşımlar
Şimdiye kadar bilinen ortodoks (neo-klasik ve Keynesci) teoriler,
günümüzde
yaşanmakta
olan
işsizlik
sorununu
açıklamakta
yetersiz
kalmaktadırlar. Değişen ekonomik, sosyal hatta kültürel şartlar yeni
yaklaşımları da beraberinde getirmiştir. Günümüz işsizliğinin önemli bir kısmı
teknolojik gelişmenin bir sonucu olan yapısal nitelikte, uzun süreli ve özellikle
genç nüfusu etkileyen işsizliktir.
İşsizlik konusundaki yeni teorik yaklaşımlarda, işgücü piyasası, mikro
düzeyde ele alınmaya başlanmıştır. Bunun nedeni öncelikle, günümüz işgücü
piyasasının değişen ekonomik, sosyal hatta kültürel şartlar nedeniyle
parçalanmış (bölünmüş) bir niteliğe sahip olmasından ileri gelmektedir.
Günümüzdeki işgücü piyasasının böyle bir mozaik bir yapıya sahip olması
ise, işsizliğin nedenlerini ve insanların çalışma-boş zaman arasındaki
tercihlerini
belirleyen,
çok
sayıda
unsurun
varlığını
da
beraberinde
getirmektedir. Bu bakımdan işsizliği global bir yaklaşım içinde ele almak
yerine, farklı mikro düzeylerde ele almak daha anlamlı gözükmektedir ve yine
buradan hareketle, bir dizi işgücü statülerinden bahsedilerek, tek bir işsizlik
oranı tanımlama yerine, bir dizi işsizlik oranlarının yayınlanması görüşü de
hakim olmuştur22. Özetle, işsizlik sorununu, makro düzeyde ele alarak
açıklamanın tek başına yeterli olmadığı sonucuna varılabilir.
Yine, bu gelişmeler ışığında, günümüz işsizliğini açıklamada tek bir
teorik yaklaşımın da yeterli olamayacağı söylenebilir. Bu bakımdan karma
teoriler de geliştirilmiştir. Bunlar Keynesci, Klasik, ve Marksist kuramdaki
işsizliklerin bir sentezi yada yeni yorumları olarak ele alınmıştır.
Konuyu
böyle bir senteze ulaşan Edmond Malinvaud’un 1983 yılında yaptığı
yorumuyla açıklarsak; Malinvaud’a göre Keynes’te her zaman tam istihdam
olmadığı için bir emek fazlası ve üretim kapasitesinin tam kullanılamaması
durumu
22
söz
konusudur.
Berrin CEYLAN ATAMAN:a.g.m., 70.
Keynesci
işsizlik,
talep
yetersizliği
ile
18
açıklanmaktadır. Klasiklerde ise, tam istihdam vardır ve işsizlik ise üretim
kapasitesindeki bir yetersizlikten kaynaklanır. Yine Malinvaud’a göre, bu
işsizlik aynı zamanda Marksisit işsizliktir. Marks’a göre, işsizlik sermaye
biriminin tam istihdamı sağlayacak düzeyde gerçekleşmemesi olarak da
yorumlanmaktadır.
1.3.2. Parçalanmış (Bölünmüş) İşgücü Piyasaları Teoremi
Parçalanmış (bölünmüş) işgücü piyasaları teoremi çok farklı görüşleri
içermekte olup, hakim olan ortak görüş şöyle ifade edilebilir; işgücü piyasaları
tabakalıdır, gelir dağılımı, işsizlik ve ayrımcılık sorunlarının kaynağında bu
tabakalı yapı yatmaktadır. Parçalanmış işgücü piyasaları teoreminin ayıt edici
özelliği ise, aktif politika üretme konusuna verdikleri önemdir. Marksist ve neomarksist iktisatçıların işgücü piyasasındaki ayrımcılık konusuna yaptıkları
analizler, yine parçalanmış işgücü piyasaları teoremine dayanır. Neo-klasik
teori ile parçalanmış işgücü piyasaları teoreminin arasındaki temel kavramsal
farklılık ise; Neo-klasik iktisat birey ve firmaların maksimizasyon davranışını
inceler, bu yaklaşımda bireylerin tercihlerindeki değişiklikler ve piyasaların
kurumsal çerçevesindeki ayrıntılar ihmal edilir. Parçalanmış işgücü piyasaları
teoreminde ise; neo-klasik iktisadın ihmal ettiği, bireylerin tercihlerindeki
değişiklikler ve piyasaların kurumsal çerçevesindeki ayrıntılar üzerinde
özellikle yoğunlaşır.
Parçalanmış işgücü piyasaları teoremi literatüründeki araştırmaların
çoğunluğu; işgücü piyasalarının, beceri faklılıklarından kaynaklanmayan ücret
farklılıklarına sahip tabakalara ayrılmasının nedenlerini ve işgücü piyasasının
tabakalı olmasının nedenlerini, bu nedenlerin gelir dağılımı, işsizlikle ilişkilerini
sorgular. Bu soruları yanıtlamak için de, parçalanmış işgücü piyasaları
teoremi literatüründe, bir dizi konu başlığı geliştirmiştir. Bunlardan biri, ücret
sistemi ve kariyer basmakları ile ilgilidir. Buna göre, parçalanmış işgücü
piyasalarında farklı bir ücret sistemi, ödüllendirme ve teşvik yapısı vardır.
Özellikle ücret sistemi, sektörler arasında faklılıklar gösterir, böylelikle kişiler
19
aynı beceri düzeyine sahip olsalar bile, farklı ücretler alıp, farklı iş
konumlarında istihdam edilebilirler. Sonuçta kötü işlerdeki iyi işçilerin eksik
istihdamı ortaya çıkar. Ayrıca, kötü işlerin, geri besleme etkisi vardır, yani kötü
işlerde çalışan nitelikli işçilerin beşeri sermayeleri yıpranır. Bir diğeri ise;
sendikaların rolü ile ilgilidir. İşçi sendikaları birincil sektörde önemli rol oynar;
sendikalar bu sektörde ücretleri artıran ve istihdamı azaltan bir kurum olarak
görülmez, aksine, pozitif geri besleme etkisine sahip, işçilerin verimliliğini
artıran kurumlar olarak görülür.
Parçalanmış işgücü piyasaları teoremi, bütüncül değildir. Bunun
nedeni, bu teorinin büyük ölçüde tarihsel ve tanımsal analize dayanmasıdır.
Parçalanmış işgücü piyasaları teoremi literatüründe, tabakalı yapının
nedenleri başlıca iki kategoride ele alınır. Bunlar, yüksek ücretler içeren
birincil sektörün ortaya çıkış nedenleri ve düşük ücretli ikincil sektörün ortaya
çıkış nedenleridir.
Parçalanmış işgücü piyasaları teoreminin ampirik çalışmaları ise;
başlıca üç konuda yoğunlaşmaktadır23. Birincisi, birincil ve ikincil sektörlerin,
farklı bir zorunlu eğitim ve farklı bir çalışma tecrübesi profili doğurup
doğurmadığı üzerinedir. İkincisi, kötü işlerin, iyi işçileri kötü işçiler haline
döndürüp döndürmediği ile ilgilidir. Üçüncü olarak da, düşük ücretli işlerde,
çok sayıda işçi gruplarının yer alıp almadığı ile ilgilidir.
1.3.2.1.İkili İşgücü Piyasaları
İkili işgücü piyasaları teoremi, işgücü piyasasındaki ikilik’lerin değişik
boyutlarına işaret eder. Bunlardan birincisi, içsel ve dışsal işgücü piyasaları
arasındaki ayrımdır. Bu yapılanmada, sadece giriş pozisyonundaki alt
kademe işler için piyasadan işçi kiralanırken, kariyer merdiveninin daha
yüksek basamaklarında yer alan üst kademe pozisyonundaki işler için firma
23
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN: a.g.e., 104.
20
içinde çalışan işçilere yönelik ödüllendirmeye gidilir. İçsel işgücü piyasaları,
bu özellikleri nedeniyle kariyer piyasaları olarak da anılır. Firmaya dışsal
piyasadan giriş sınırlı olduğu için, firma içinden terfi yoluyla ilave istihdam
talebi karşılanır. Bu, iş sözleşmesinin uzun süreli olduğu anlamına gelir. İçsel
işgücü piyasaları kavramsallaştırması, firmaların istihdam politikalarında,
ücret sistemlerinde bir dizi değerlendirme alanı yaratır. Çünkü, dışsal işgücü
piyasalarında bir tür izole edilme hali geçerlidir.
İkinci ayrım, birincil işgücü piyasaları ile ikincil işgücü piyasaları
arasında yer alan iyi işler, kötü işler ayrımıdır. Birincil sektörde, işçilerin,
kariyer beklentileri varken, ikincil sektörde çok az nitelikli işgücüne ihtiyaç
duyulduğundan kariyer beklentileri zayıftır. Bu tür ikili yapı, ikili işgücü
piyasaları teoreminin, ırka, cinsiyete vb. dayalı eşitsizlik ile, pek çok etnik
gruplar için geçerli olan, iyi işlere girişte yaşanan kısıtlamalara dikkat çeken
orijinal yorumunu yansıtır.
Üçüncü ayırım, birincil sektöre özgüdür ve işyerinde eğitimi zorunlu
hale getiren doğrudan üretimle ilgili işlerle, yönetsel yada profesyonel işler
arasındadır. Yani, mavi yakalılar ve beyaz yakalılar için ayrı kariyer
basamakları olduğu gibi; birincil işgücü piyasalarının kendi içinde de firma içi
kariyer basamakları vardır. Ancak, iş konumları ve beceri düzeylerini
belirleyen kariyer basamakları, mavi yakalılar için katıdır.
Şöyle özetlersek, İkili işgücü piyasaları teoremine göre, iki tip sektör
vardır. İçsel (firma içi) işgücü piyasalarına sahip, yüksek ücretli işlerin olduğu
birincil sektör ile dışsal (firma dışı) piyasadan işçi kiralayan, düşük ücretli
işlerin olduğu ikincil sektör. Yüksek ücretli sektörlerdeki işler iyi işler, ikincil
sektördeki işler ise kötü işler olarak sınıflandırılır. Ayrıca, nitelikli işçiler de
kötü işlerde çalışabilirler.
Bu teorinin gösterdiği katmanlaşmış iş konumları ve katmanlaşmış
kariyer yolları, işçilerin ırk ve cinsiyete dayalı olarak katmanlaşmasını olanaklı
21
kılmaktadır. Çünkü, bu üç tip işgücü piyasası arasında, firma içi kariyer
basamakları boyunca ve firmalar arasında işgücünün mobilitesi çok düşüktür.
Dolayısıyla, belirli bir iş konumunu, belirli bir kariyer basamağını ve belirli bir
ücret düzeyini elde etmede yaşanan eşitsizlik ile ilgili yapılan analizler,
katmanlı (parçalanmış /bölünmüş) işgücü piyasaları yaklaşımlarının en önemli
katkılarından biri olarak kabul edilir.
1.3.2.2.
Sosyal
Koruma
Bakımından
İşgücü
Piyasasında
Bölünme
İşgücünün bölünmesi yeni bir olgu değildir. Çalışanların, eskiden beri
ırk, cinsiyet veya vasıf gibi özellikler
temelinde ayrıma
uğradıkları
bilinmektedir. Çalışanlar arasında belirli bir anda ortaya çıkan farklılıkların
çalışanların düşünce, kültür, sosyal ve politik yapısında bölünme veya
ayrışma olarak biçimlendiği görülmektedir. Günümüzde, piyasalarda var olan
rekabet koşulları, işgücü piyasasındaki belirsizliğin artması, yalın üretim gibi
yeni ve farklı üretim süreçlerinin gelişimi ve yaygınlığı çalışanlar arasındaki
bölünmeye hız katmaktadır. Diğer bir deyişle, bölünmeyi pekiştirmektedir.
İşgücü piyasasında bölünmeyi belirleyen çok sayıda etmen vardır.
Bunlardan en önemlilerinden biri de işgücü piyasasında düzenleyici bir işleve
sahip olan, sosyal politika ve koruma sisteminin değişime ve bölünmeye
uğramasıdır. Sosyal politika alanında ortaya çıkan bu bölünme eğilimi
gelişmekte olan ve geçiş halindeki ülkelerde belirgin olmakla birlikte, gelişmiş
ülkelerde de bir sorun haline gelmektedir. Sosyal politika ve koruma alanında
ortaya çıkan bu bölünme, aynı ülkede farklı düzenleyici ve koruyucu sistemler
altında yaşayan ve çalışan farklı nüfus grupları ortaya çıkarmaktadır.
Gelir güvencesizliği karşısında koruma sağlamak amacıyla kurulan
sosyal koruma veya sosyal güvenlik olarak adlandırılan sistemler iki ön
kabulden hareket etmiştir. Birincisi, gelir güvencesizliklerinin kısa süreli, geçici
ve ender bir durum olduğudur. İkincisi ise, ekonomik gelişmeye bağlı olarak,
22
tam zamanlı, güvencesizlikler karşısında korunmuş, sendikalı ve istikrarlı iş
ilişkisine dayanarak çalışanların işgücü piyasasında egemen olacağıdır24. Bu
anlamda,
işgücü
piyasasında
bir
bölünmeden
çok
bir
bütünleşme
öngörülmüştür. Bu kabullere ve öngörüye dayanılarak oluşturulmuş olan
sosyal koruma sistemleri, işgücü piyasasındaki gelişmelere uyum sağlamakta
güçlük çekmiştir. Şöyle ki, eğreti işlerde çalışanları, işsizleri ve dışlanmışları
korumada zorlukla karşılaşıldığı gibi, sistemin koruma sağlama kapasitesi de
azalmaktadır. Özellikle son 20-25 yıl içinde süregelen temel gelişmeler, tüm
bu ön kabulleri ve öngörüleri doğrulamamıştır. Öncelikli olarak, gelir
güvencesizliği, geniş toplum kesimleri için kalıcı, uzun süreli ve yaygın bir
gerçek olarak belirginleşmiştir. Aynı zamanda, işgücü piyasasında eğreti
işlerde çalışanlar, işsizler ve dışlanmışlar artarken, bu gruplarda yer alanların
tam zamanlı, düzenli ve korunmuş bir istihdam ilişkisine katılmaları olanağı da
azalmıştır.
İşgücü piyasasında ortaya çıkan değişimlere ve yeni koşullara uyum
sağlamak adına, sosyal koruma sistemleri, değişime uğratılmaktadır. Ancak,
gelir güvencesizliği karşısında koruma sağlayan sosyal koruma sistemlerinin
uğradığı değişim, işgücü piyasasındaki bölünmeyi pekiştirmektedir.
Sosyal koruma bakımından işgücü piyasasında bölünme, işgücü
piyasasındaki bölünmenin yalnızca biridir. İşgücü piyasasındaki bölünmeye
ilişkin oldukça geniş bir kuramsal çerçeve vardır. Bu kuramsal yaklaşımların
çoğunda, işgücü piyasasındaki bölünme ikili yapı ve katmanlara bağlı olarak
açıklanmaktadır. Birincil ve ikincil işgücü piyasasında bulunan işgücünün
çalışma ilişkisi, birbirinden önemli derecede ayrılmaktadır. Bu, kuramsal bir
kabuldür. Sosyal koruma kapsamında olup olmama da işgücü piyasasındaki
bölünmenin genel bir görüntüsüdür. Bir yanda, sosyal korumadan dışlananlar,
diğer yanda ise, sosyal koruma sisteminin kapsamında bulunanlar yer alır.
24
Guy STANDING: “Globalisatin And Flexibility: Dancing Around Pensions ”, International Labour
Office Geneva , 2000. 7.
23
Sosyal koruma bakımından işgücü piyasasındaki bölünmeye genel
anlamda bakıldığında ise, dünya nüfusunun yarısından çoğu zorunlu
nitelikteki herhangi bir sosyal koruma sisteminin kapsamında değildir. Diğer
bir deyişle, herhangi bir sosyal koruma programından yararlanmamaktadır.
ILO’ya göre, dünyada çalışma çağındaki insanların yüzde 90’ı uygun emeklilik
geliri sağlama kapasitesine sahip bir program tarafından kapsanmamaktadır.
Gelişmekte
olan
ülkelerde,
nüfusun
yüzde
50’den
fazlasının
temel
gereksinimler ve riskler karşısında bir korumadan yaralanamadığını söylemek
de yerinde olur25. Yapısal ve mali uyumun sonucunda, gelişmekte olan
ülkelerde olduğu gibi, gelişmiş ülkelerde de sosyal koruma kapsamında
olmayan nüfusun azalmadığı, aksine arttığı söylenebilir26.
Sosyal koruma bakımından işgücü piyasasındaki bölünme, gerçekte,
ikili bir yapı temelinde oluşmaz. Sosyal korumanın yeni liberal akımla birlikte
değişime uğratılması ve işgücü piyasasındaki yeni koşullar bir araya
geldiğinde,
bölünme,
çok
sayıda
çalışan
grubunun
var
olmasıyla
gerçekleşmektedir. Çalışan kümelerinin, sosyal koruma bağlamında statüleri
ve nitelikleri, ikili bir katmalaşma yapısından çok daha karmaşık bir yapıya
dayanmaktadır. Bu çerçevede, ikili bir yapı yerine, daha fazla sayıda
bölünmüş bir yapının varlığına yönelik belirlemeler yapıldığı görülmektedir27.
Buna göre, işgücü piyasasında ortaya çıkan bu karmaşık yapı;
•
Seçkinler,
•
Profesyoneller,
25
Johannes JUTTING: “Social Security Systems In Low İncome Countries: Concepts, Constraints
And The Need For Cooperation ”, Center For Development Research Discussion Paopers On
Development Policy No: 9, Bonn, 1999, 1.
26
Emmanuel REYNAUD: “The Extension Of Social Security Coverage: The Approach Of The
İnternational Labour Office ”, Loe Wildmann Symposium, 27th General Assembly, International
Social Security Association, Geneva, 2001, 2.
27
Tülin ÖNGEN: “Küresel Kapitalizm Ve Sermayenin Yeni Hegemonya Stratejileri ”, 2000-2003
Petrol-İş Yıllığı, İstanbul, 42-43.
24
•
Üst düzey ücretliler,
•
Merkez İşgücü28,
•
Eğreti işlerde çalışanlar,
•
İşsizler,
•
Dışlanmışlar
Olarak adlandırılan gruplardan oluşur29. Bu gruplar bakımından, gelir
güvencesizliği karşısında ulaşılan korumanın düzeyi ve biçimi benzer
olmadığı gibi, koruma sağlayan yapılar da farklıdır. Bu ayrım, grupların
yararlandığı veya yararlanamadığı koruma modellerinin ve haklarının ayırt
edici niteliklerine dayanmaktadır. Aynı zamanda, bu grupların faklı sosyal
koruma biçimlerine yönelik farklı tutumları ortaya çıkmaktadır. Yani, işgücü
piyasasındaki gruplara sunulan korumanın düzeyi ve kaynakları türdeş
olmaktan
uzak
olup,
gelir
güvencesizliği
karşısında
gruplar
farklı
kaynaklardan farklı düzeylerde korunmaktadırlar.
Seçkin grubu, küresel ekonomik ilişkilerin en üst noktasındadır.
Yüksek gelirli ve varlıklı bir azınlık grubunu oluşturan bu seçkin çalışanlar,
ekonomik
ve
sosyal
politikalar
ile
siyasi
gelişmeler
üzerinde
etkili
olmaktadırlar. Seçkinler, yüksek düzeyde gelir güvencesine sahiptir ve
herhangi bir sosyal korumaya ihtiyaç duymamaktadırlar. Sosyal korumanın,
ulusal düzenleyici çerçevenin ve işgücü piyasasını düzenleyen önlemlerin
dışında kalan bu grup, sosyal korumanın finansmanına da katkıda
28
29
Merkez işgücü; birincil işgücü piyasasında çalışanları ifade etmektedir.
Guy STANDING: a.g.m., 2000. 8.
25
bulunmamakla birlikte, sosyal korumanın geliştirilmesi ve sürdürülmesine
ilişkin herhangi bir kaygı da taşımazlar30.
İkinci grup, profesyonellerden oluşur. Bu grubun mesleki vasıfları,
uzman ve teknik düzeylerin karmasıdır ve çoğunlukla danışman veya kısa
süreli istihdam ilişkisine bağlı olarak çalışırlar. Seçkinler gibi bir azınlık grubu
olmalarına rağmen, sayılarında bir artış olmaktadır. Profesyoneller, yüksek
oranda güvencesizlikle karşı karşıya kalırlar. Ancak, bu güvencesizliği çoğu
durumda bireysel olarak giderebilecek güce sahiptirler. Bu grupta yer alanlar,
işgücünü koruyucu ve düzenleyici çerçevenin ve sosyal korumanın dışında
kalmakladırlar. Bunlar, ihtiyaç duydukları güvenceyi sosyal dayanışma yoluyla
değil, finansman ve fon piyasalarından ve sigorta işletmelerinden elde
ederler31.
İşgücü piyasasındaki üçüncü grup, üst düzey ücretlilerdir. İşletmenin
yönetim faaliyetleriyle uğraşan gruptur. Kamu sektöründe ve kurumsallaşmış
özel işyeri ve işletmelerde yaygın olarak çalışmaktadırlar. Bu grup, ileri
düzeyde iş güvencesine sahip olmakla birlikte, mesleki ve vasıf güvencesizliği
ile sıklıkla karşı karşıya kalabilirler. Teknik vasıf düzeylerini koruma, geliştirme
ve yenileme bakımından sürekli baskı altındadırlar. Gelir düzeyleri yüksektir.
Bu grupta yer alanlarda da sosyal koruma sisteminin dışında kalmaya yönelik
bir tutum vardır. Üst düzey ücretliler, gelecek ve gelir güvencelerini, özel
sigorta, bireysel fon ve yatırımlardan elde etme isteğindedirler32.
Merkez işgücü ise, geleneksel sanayi çalışanlarının niteliklerini
taşırlar. Tam zamanlı, düzenli, genelde sendikalaşmış, el becerisine dayalı ve
vasıf gerektiren işlerde çalışmaktadırlar. Sosyal korumam bakımından,
zorunlu devlet düzenlemesinin ve korumasının kapsamındadırlar. Gelir
güvencesizliği ile karşılaştıklarında, sosyal koruma sisteminden yararlanırlar.
30
Guy STANDING: Globalisatin Flexibility, Seeking Distributive Justice. Macmillan Press, London ,
1999, 280-281.
31
Guy STANDING: a.g.m., 2000, 8.
32
Guy STANDING: a.g.m., 2000, 8.
26
Aynı zamanda, iş güvencesi sağlamaya yönelik çoğu düzenlemeden
yaralanma olanakları vardır. Ancak, merkez işgücü katmanında yer alanlar
için işgücü piyasasındaki esneklik, güvencesizliklerin artması anlamına
gelmektedir.
Eğreti işlerde çalışanlar, işgücü piyasasında bulunan bir diğer
gruptur33. Düzenli olmayan çalışma statüsü, gelip geçici işler, taşeron benzeri
sözleşmelere dayalı çalışma, evde çalışma, taşeron işyerinde çalışma gibi
farklı nitelikler bu gruba özgüdür. İşgücü piyasasındaki tüm güvencesizliklere
açık durumdadırlar. Büyük oranda, zorunlu düzenleme alanının ve sosyal
korumanın dışında kalmakta ve sosyal aktarımlara hak kazanmada
güçlüklerle karşılaşmaktadırlar34.
İşsizler, işgücü piyasasındaki önemli bir gruptur. İşsizler, gelir
güvencesizliği ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Geçmiş döneme göre ise,
karşılaştıkları güvencesizliğin düzeyi yüksektir. Güvencesizliğin sosyal
koruma bağlamında artmasının nedeni, işsizlik ödemelerinde yaşanan
değişimdir.
Çünkü,
azaltılmakta,
hak
işsizlik
etme
ödemelerinin
koşulları
süresi
kısaltılmakta,
zorlaştırılmaktadır.
Sosyal
miktarı
koruma
sistemindeki yeni arayışlar da işsizlerin karşılaştıkları güvencesizlik düzeyini
yükseltmekte,
çoğu
durumda
işsizler
grup,
dışlanmışlardır.
sosyal
korumanın
dışında
kalmaktadırlar.
Son
Dışlanmışların
sayısı
giderek
artmaktadır. Dışlanmışlar, devlet yardımlarına ulaşamazlar, herhangi bir
sosyal koruma programının sunduğu güvenceyi elde etmeleri de kolay
değildir.
33
34
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 149-165.
Guy STANDING: a.g.m., 2000, 8.
27
Özetlersek; Seçkinler grubu, korumayı, küresel ölçekte bireysel
sorumluluğa dayalı bir biçimde piyasalardan elde edebilmektedir. Merkez
işgücü ise, ulusal ölçekte toplumsal sorumluluk temelinde oluşturulan kamu
kurumları tarafından korunmaktadırlar. İşgücü piyasasında en yüksek gelir
güvencesizliği ile karşılaşan ve sosyal korumadan en az yararlanan grupları
oluşturan işsizler ve dışlanmışlar, korumaya, sosyal yardım ve işsizlik
yardımları aracılığıyla ulaşırlar. Sosyal yardım ve işsizlik yardımı programları
yoksa veya kapsamından dışlanıldığı durumlarda yerel ölçekte sorumluluk
temelinde
gerçekleşen,
sağlanmaktadır.
aile
Görüldüğü
ve
gibi,
topluluk
sosyal
ilişkileri
koruma
yoluyla
koruma
alanında,
işgücü
piyasasındaki bölünmeyi güçlendiren ve yeni boyutlar katan gelişmeler
olmaktadır. İşletme ve piyasa aracılığıyla sağlanan korumaya ağırlık verme
bunlardan biridir. Bir diğeri ise, sosyal yardım ve işsizlik yardımlarının
kazandığı yeni niteliktir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, işgücü piyasası, gittikçe karmaşık ve
parçalanmış bir hal almaktadır. İşgücü piyasasındaki bu olumsuzluğu
pekiştiren gelişmelerden biri de gelir güvencesizliği karşısında sağlanan
sosyal korumadır. Çünkü, işgücü piyasasında ve bağlı olarak toplumda,
sosyal koruma bağlamında bölünmeler belirgin hale gelmektedir. Şöyle ki,
Sosyal korumadan belirli bir çalışan grubu yararlanırken, yüksek gelirli ve üst
düzey çalışanlardan oluşan bir grup ise, sosyal korunmanın dışında kalmakta,
gelir güvencesini piyasa ve işletmelerden sağlama eğilimindedir. Diğer
yandan,
işgücü
piyasasının
en
geniş
kesimlerini
oluşturan
işsizler,
dışlanmışlar, eğreti işlerde çalışanlar hem işletme/piyasa temelli hem de
sosyal korumadan dışlanarak aile/topluluk ilişkilerinin sağladığı korumaya
mecbur bırakılmaktadır.
İşgücü piyasasındaki bölünme, salt piyasanın yapısı ve işleyişi ile
sınırlı değildir. Aynı zamanda, bölünmüş bir toplumsal yapı tehlikesini de
ortaya
çıkarmaktadır.
Bölünmenin
belirginleşmesi,
sosyal
korumanın
28
temelinde bulunan sosyal dayanışma değerini zayıflatırken, sosyal barışın ve
adaletin gelişimini de olumsuz olarak etkilemektedir.
1.3.3. İşgücü Piyasalarında Ayrımcılık Teoremi
İşgücü piyasasında ayrımcılığın değişik tanımları vardır. Ortodoks
geleneğe göre, işgücü piyasasında eşit verimliliğe sahip bireylerin eşit
olmayan davranışlara maruz kaldığı durum, ayrımcılık olarak tanımlanır. Eşit
olmayan davranış ise; ırk, etnik köken yada toplumsal cinsiyet gibi demografik
etkenlere dayanarak, eşit verimliliğe sahip bireylerin farklı ücret almaları, eşit
verimliliğe sahip bireylerin farklı ücret düzeyine karşılık gelen farklı iş
kategorilerine sahip olmaları veya aynı iş için faklı ücrete tabi olmalarıdır.
Ayrımcılık, ücret ayrımcılığı ve iş ayrımcılığı şeklinde kendini
gösterir. Irk, etnik köken yada toplumsal cinsiyet gibi eşit olmayan davranışlar
nedeniyle ücrette farlılık oluyorsa ücret ayrımcılığı, yine aynı nedenlerle işlerin
kadın işi ve erkek işi diye ayrılması ise, iş ayrımcılığıdır. İşgücü piyasasında
yaşanan bu ayrımcılığın nedenlerini açıklamaya çalışan yani işgücü
piyasasında eşit olmayan davranışlara maruz kalma nedenlerini açıklamaya
çalışan birçok teori vardır. Bunlar, Neo-klasik ayrımcılık teorileri, kurumcu
iktisat ve ayrımcılık, feminist iktisat ve ayrımcılık şeklinde sıralanabilir.
1.3.3.1. Neo-Klasik Ayrımcılık Teorileri
1.3.3.1.1. Beşeri Sermaye Modeli
Kadın-erkek ücret farklılıklarını (ücret ayrımcılığını) ve cinsiyete
dayalı katmanlaşmayı (iş ayrımcılığını) açıklayan, Neo-klasik ayrımcılık
teorilerin en önemlilerinden bir tanesi Beşeri Sermaye Teorisidir. Bu teoriye
göre; bireyin, zorunlu eğitim, zorunlu olmayan eğitim, iş arama ve iş aramak
için göç etme şeklinde belirlenen faaliyetlerine yapılan yatırım, beşeri
29
sermaye yatırımıdır. Bu yatırımların bugün yapılmasının nedeni de bireyin
gelecekteki verimliliğini ve kazancını artırmak olarak kabul edilir. Beşeri
sermaye yatırım kararını ise, parasal (ekonomik) faktörlerin yanında; kişisel
tercihler,
beklentiler,
toplumsal
önyargılar,
toplumsal
roller,
bireyin
sosyalleşme süreci, ayrımcılık gibi parasal olmayan birçok faktörün de büyük
ölçüde etkilediği kabul edilir.
Beşeri sermaye modelinin, iki temel boyutu olduğu kabul edilir.
Bunlar, zorunlu eğitim ve işyerinde eğitimdir. Beşeri sermaye modeline göre,
eğitme yatırım yapmakla, ücret/kazanç düzeyi yükselir. Çünkü, zorunlu
eğitimin ve zorunlu olmayan eğitimin, verimliliği artırdığına inanılır. Okulda
alınan örgün eğitimin, işyerinde potansiyel olarak yararlı olacak genel yetenek
ve bilginin kazanılmasına yol açtığı düşünülür. Eğitimin aynı zamanda,
öngörüde bulunma, dakiklik, sadakat, işyerindeki talimatlara uyma gibi
işyerinde gereken bazı davranışları da öğrettiği kabul edilir.
Beşeri sermaye modeline göre, beşeri sermaye yatırımlarında kadınerkek açısından gözlenen farklılıkların nedeni, kadınların çalışma hayatının
kesintiye uğraması ve yine çalışma hayatında kalma süresinin de aynı
niteliklere ve eğitime sahip emsal erkek çalışana göre daha az olmasıdır.
Bunun nedenini de kadının ailedeki geleneksel rollerinde görür.
Beşeri sermaye modeli, çalışma hayatındaki kesintinin, mesleki
uzmanlaşmada nasıl cinsiyetçi farklılıklar yarattığını da gösterir. Bir kadının
çalışma hayatını kesintiye uğratması, sadece iş becerisinde gerilemeye yol
açmaz, aynı zamanda terk ettiği uzmanlık alnındaki gelişmelerden de uzak
kalmış olur. Bu nedenle kadınların, işe ara vermenin maliyeti yüksek olan,
mühendislik, tıp gibi teknolojinin ve uzmanlık bilgisinin hızla yenilendiği bu tip
erkek mesleklerinde çalışmaktan kaçındıkları kabul edilir. Buna karşın, işe ara
vermenin maliyeti daha az olan, uzmanlık bilgisinin daha yavaş yenilendiği
öğretmenlik gibi meslekleri tercih ettikleri kabul edilir.
30
Beşeri sermaye modeli, bireylerin verimliliklerini sadece zorunlu
eğitimle değil, işbaşında çeşitli becerilerini geliştirerek de artıracağına inanır.
İşverenler, işyerinde, işçileri eğitime tabi tutabilirler. Daha da önemlisi işçiler
çalışırken, şefleri tarafından verilen enformel talimatlardan da yararlanırlar.
Beşeri sermaye modeli, kadınların, işgücü piyasası ile bağlantısı zayıf olduğu
için, işyerindeki bu tip olanaklardan da mahrum kaldıklarını ifade eder. Ayrıca,
kadınların, daha kısa süre çalışacağına ilişkin ön kabul, kadınların erkeğe
göre işyeri eğitiminden daha az yararlanmasına yol açar. Beşeri sermaye
modeline göre, kadınlar, işyerinde eğitime daha az yatırım yaparlar, çünkü
geleneksel rolleri bu kararlarını etkiler.
Özetle, Beşeri sermaye modeli, ailedeki geleneksel işbölümü
nedeniyle, kadınların çoğunun erkeklere göre daha kısa çalışma süresine
sahip olduğunu varsayar. Kadınların, erkeklere göre, zorunlu eğitime ve
işyerinde eğitime daha az yatırım gerektiren işleri seçecekleri kabul edilir.
Kadınlar, ayrıca firmaya özgü eğitimin önemli olduğu işlerden sakınacak ve
işverenler de kadınları bu tip işlere alırken tereddüt edeceklerdir. Aynı
zamanda
kadınlar,
çalışma
hayatı
dışında
kaldıkları
için,
işe
geri
döndüklerinde, eski ücretlerine yakın ücret alacakları öğretmenlik gibi
meslekleri tercih edeceklerdir.
1.3.3.1.2. Becker’in Ayrımcılık Tercihleri Teoremi
G.Becker’in ayrımcılıkla ilgili çalışması, beşeri sermaye ve aile içinde
işbölümü üzerine yapılan çalışmalara öncülük etmiştir. Becker, işverenin,
kadınlara karşı olan ön yargısı nedeniyle, eşit derecede verimliliğe sahip
kadınları, erkeklere ödediği ücretten ayrımcılık katsayısı kadar düşük bir
ücretle istihdam ettiklerini belirler. Üstelik sadece işverenler değil, müşterilerin
ve iş arkadaşlarının da ayrımcılık yapmaları söz konusudur. Ayrımcılığın
kaynağını, toplumsal olarak meşru yada kabul görmüş roller oluşturur.
Becker’in, bu üç tip ayrımcılık için ayrı ayrı analizleri vardır.
31
Becker’in, işverenin ayrımcılığı üzerine yaptığı analize baktığımızda;
işverenin kadınlara karşı önyargıya sahip olduğunu varsayar. Kadınların,
erkeklerle aynı üretken kapasiteye sahip olmasına rağmen eğer işverenler,
yüksek ücretli işlere kadınlar yerine, erkekleri almayı tercih ediyorlarsa,
kadınlara erkeklerden daha az verimliymiş gibi davranacaklardır. İşverenin bu
tutumu sadece kadınlara karşı olan ön yargıya dayanmaktadır.
Becker’in, müşterilerin ayrımcılığı analizinde ise; bazı durumlarda,
müşteriler, kadınların değil, erkeklerin hizmet etmesini tercih edebilirler yada
tam tersi olabilir. Eğer, erkekler lehine olan tercihleri, mühendislik, bankacılık
gibi bazı mesleklere yönelikse ve kadınların daha az sorumluluk gerektiren
hosteslik gibi işlerde çalışması gerektiğine inanılıyorsa, kadınların aleyhine
mesleki katmanlaşma ortaya çıkabilir. Eğer, kadınlar, müşterilerin, erkekleri
görmeyi tercih ettiği mesleklerde iş bulursa, ortalama erkeğe göre daha
donanımlı olmayı yada daha düşük ücret almayı kabul etmek zorunda
kalacaklardır. Çünkü, müşterilerin tercihleri erkeklerden yana olduğundan,
firma açısından kadınların değeri, eşdeğer donanıma sahip erkeklerden daha
düşüktür.
Becker’in
işyerlerinde,
iş
erkek
arkadaşlarının
işçiler,
ayrımcılığı
kadınlarla
birlikte
analizinde
çalışacakları
ise;
Bazı
işlerden
sakınabilirler. Çünkü, kadınlara karşı ön yargılıları vardır. Örneğin kadın
kısmından emir alınmaz şeklinde düşünmektedirler yada bir görevin
sorumluluğunu, kadınların saçı uzun aklı kısa olduğuna inandıkları için
kadınlarla paylaşmayı doğru bulmazlar. Kadınların, çaycı, kat hizmetlisi gibi
düşük statülü işlere verilmediği işyerlerinde çalışmak istemezler. Bu durumda,
erkek işçiler, işverenin, kadın işçi çalıştırma çabalarını engellemeye
çalışacaklardır.
32
1.3.3.1.3. Monopol Modeli
Neo-klasik ayrımcılık modellerinden biri de tam rekabetçi piyasaları
temel almayan ayrımcı monopol modellerdir. Bu modelin temel görüşü ise;
işgücü piyasasında ayrımcılık yapılmaktadır. Çünkü, ayrımcılık yapmak
karlıdır. Bu durum karşısında rekabetçi güçler de işgücü piyasasında etkili
olamazlar. Çünkü, ayrımcılık, işgücünü ırk ve cinsiyete göre, birbiriyle rekabet
edemeyen alt gruplara bölmek için kullanılır ve böylelikle bir tür işçilere has
kast sistemi yaratılır.
B. Bergman’ın hücum modeli de monopol bir modeldir. Bu modele
göre, kadın işlerinde işgücü talebi bu işe girmek isteyen kadın işgücünü
arzından fazla ise, erkek işçilerin kadın işine hücum ettiği görülecektir. Kadın
işlerinde ücretler, erkek işlerine göre daha düşük olduğu için, kadın işlerinde
çalışan erkeklerin de düşük ücret alacağını vurgulamaktadır. Erkeklerin, kadın
işlerinde çalışmak için belirgin tercihleri olabilir yada sadece mecbur kaldıkları
için bu işi bulmuş olabilirler. Ancak, bu tip işlerdeki daha düşük ücret, çok
sayıda kadının bu tip işleri tercih etmelerinden yada başka seçenekleri
olmadığı için bu tip işlere hücum etmelerinden dolayı meydana gelmektedir.
Ancak bu model, kadınların neden tipik kadın işlerinde çalışmak istediklerini
açıklayamaz.
1.3.3.2. Kurumcu İktisat ve Ayrımcılık
Kurumcu iktisat, işgücü piyasasının çeşitli şekillerde tabakalaştığını
ve işçilerin bir tabakadan diğerine geçmesinin zor olduğunu kabul eder.
Özellikle, cinsiyete dayalı tabakalaşmaya da vurgu yaparak, erkek işi, kadın
işi ayrımını toplumsal roller ve kimlikler bağlamında inceler.
Kurumcular, beşeri sermaye teoremini eleştirerek, zorunlu eğitim
ve işyeri eğitiminin, neo-klasik iktisadın iddia ettiği gibi kazanç ve mesleki
33
konum üzerinde çok etkili olmadığını savunurlar. Kurumcular, eğitim ile
kazanç arasındaki pozitif ilişkiyi açıklayan, eğitimin sinyal fonksiyonunu analiz
ederler. Bu görüşe göre, işverenler, işe almadan önce, adaylar arasında bir
eleme yaparlar ve özgeçmişlerinde daha iyi eğitim kayıtları olan adayların
işverene yüksek verimlilik için sinyal verdiğini kabul ederler. Bu nedenle
eğitimin, yetkinliği/verimliliği artıran bir araçtan çok, kimin daha çok yada daha
az yetkin olduğunu belirleyecek bir sinyal olarak ele alınmasında yarar
görürler.
Kurumcular, beşeri sermaye modelinin, kadınların geleneksel
rollerinden kaynaklanan sorumlulukları nedeniyle iş tecrübesi gerektirmeyen
ve geçici olarak işten ayrılma maliyeti yüksek olmayan işleri tercih ettikleri
görüşüne de karşıdırlar. Kurumcular, kadınların, işgücüne katılma oranlarının
gittikçe yükseldiğine vurgu yaparak, geç yaşta evlenmenin yaygınlaşması,
doğurganlık oranlarının azalmasıyla birlikte bekar anne yada yalnız yaşayan
kadınların sayısındaki artış, ev teknolojisindeki hızlı gelişmelerin yarattığı ev
işlerinin yükündeki azalma gibi faktörler nedeniyle kadınların hayatlarını
kazanmak için artık sürekli işlere ihtiyaç duyduğunu savunmaktadırlar. Bütün
bu dönüşümler sonucunda kadınların işgücü piyasasında artık daha uzun
süre kaldığını ancak kadınların tercih ettiği yada onlara önerilen meslek
türlerinde büyük bir dönüşümün yaşanmadığını kabul etmektedirler. Bazı
işlerin kadın işi, bazı işlerin ise erkek işi olarak belirlenmesinin dünyadaki tüm
ülkelerde gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak varlığını sürdürdüğüne
söylemekteler. Aslında erkek işi olarak tanımlanan pek çok iş, pek çok kadın
işine
göre,
daha
çok
iş
tecrübesi
yada
daha
istikrarlı
çalışma
gerektirmemektedir. Çeşitli işler arasında yapılan karşılaştırmalı değer
analizine göre, tipik bir kadın işi olan sekreterliğin, şoförlük gibi tipik erkek
işinden daha fazla bilgi, yetenek ve zihinsel donanım gerektirmekle birlikte
sekreterler, şoförlerden daha az ücret almaktadırlar. Kurumculara göre bu
nedenle, yüksek beşeri sermaye yatırımı ve iş tecrübesiyle, yüksek ücret
arasında pozitif bir ilişki yoktur.
34
Kurumcuların ırkçılığa dayalı ayrımcılığı inceleyen modeli, Marshall
tarafından bir tür pazarlık modeli olarak tasarlanır. Bu modelde, işverenin işe
alma kararını etkileyen güç ilişkileri irdelenir. Örneğin, işveren, vasıflı bir
zenciyi işe aldığı zaman, bu kararın getirisi kadar beyaz işçilerin göstereceği
tepkinin muhtemel maliyetlerini de hesaba katmak durumundadır. Bu karar,
zenci gruplar ile beyaz gruplar arasında bir pazarlık sorunu olarak ortaya
konur ve güç ilişkileri zenci işçilerin işe alınıp alınmayacağını belirler. Burada,
ayrımcılık yapan beyazların, kendi statülerini korumak istedikleri varsayılır ve
bu durum eğitim, mesleki konuma ilişkin eşitsizlikleri yaratarak ayrımcılığı
kurumsallaştırır.
Kurumcular, ayrımcılığın bir başka kaynağını analiz konusu
yaparlar. Buna istatistiksel ayrımcılık modeli de denir. İşverenlerin bir işçiyi işe
almaya karar verirken, yararlandığı bilginin çeşidi ve kalitesi önemlidir.
İşverenler, işe başvuran adayların potansiyel verimliliklerini tahmin etmek
zorundadırlar. İşe alma sürecinde, işveren açısından net olan tek bilgi, adayın
eğitimiyle, iş tecrübesiyle, yaşı ve sınav sonuçlarıyla ilgili bilgilerdir. Bu tip
göstergeler, aslında potansiyel verimliliğin tespiti için yetersiz kalabilir. Bu
yüzden işverenler, bu tip göstergelerin yanı sıra, sübjektif değerlendirmeye de
başvururlar. Bu sübjektif değerlendirme, bir önyargıya dayanmasa bile
ayrımcılık gibi algılanabilir. Çünkü, işverenler uzun süreli istihdam ilişkisi
kurmak istediği, yeni işe alacağı bireylerin ırk, cinsiyet gibi faktörler açısından
niteliksel farklılıklar arz ettiğini düşünebilir. Irk yada cinsiyet, bu süreçte bir
filtre yada görüntüleme aracı rolü görebilmektedir. Başvuran her adayın
beceri ve iş motivasyonunun test edilmesi, pahalı bir işlem ve belirsiz
sonuçlar verebilen bir yol olduğundan, işverenler adayların ait oldukları
demografik
grubun
ortalama
karakteri
hakkında
belirli
varsayımlarda
bulunurlar. Örneğin, işveren, kadınların çoğunun, bir süre sonra işi
bırakacağını yada bazı ırklardan olan işçilerin güvenilmez insanlar olduğuna
inanıyorsa, bu ortalama tanımın içine giren işçileri ya işe almayacak yada
daha düşük ücretten işe alacaktır. Kurumcuların bu modele en önemli katkısı,
bireyin
kendi
yeteneklerinden
çok,
ait
olduğu
toplumsal
gruba
ait
35
karakterlerine
dayanılarak
yargılanmasının,
ayrımcılığın
ve
kategorize
etmenin özünü oluşturduğunu göstermeleridir.
1.3.3.3. Feminist İktisat ve Ayrımcılık
Feminist iktisatçılara göre ayrımcılık, hem işyerinde hem de ailede
ekonomik, toplumsal, siyasi ve kültürel faktörlerin çok boyutlu etkileşimi
sonucu, ücret düzeyi, istihdam ve mesleki konum açısından ortaya çıkan
farklılaşmalardır. Feminist iktisatçılar bu farklılaşmalara, toplumsal cinsiyet
açısından yaklaşır. Feminist iktisatçılara göre, toplumsal cinsiyet ile cinsiyet
arasında ayrım vardır. Cinsiyet, erkeklerle kadınlar arasındaki biyolojik
farklılıkları ifade ederken; toplumsal cinsiyet, cinsel kimliğin toplumsal
yapılanması demektir ve bu yapılanma kişilerin cinsiyetlerine bağlı farklı roller,
farklı davranışlar, farklı haklar ve değerler yaratır aynı zamanda eşitsizliği de
doğallaştırır.
Bu kuram, bilimin pozitivist bakışını sorgulayarak, kamusal alan/özel
alan, piyasaya/aile, kadın/erkek, piyasaya üretim/eviçi üretim şeklindeki ikili
yapılanmanın,
toplumsal
normları
belirlediğini
ve
kadınların
işgücü
piyasasında karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin bu ikili yani yanlı bakışa
dayandığını savunur. Cinsiyete dayalı mesleki tabakalaşmanın, kadın işlerinin
belirgin özellikleriyle, kadınların kalıplaştırılmış rolleri arasındaki yakın
bağlantıyı nasıl yansıttığını göstermesi, ayrımcılık konusunda feministlerin en
önemli katkıları olarak kabul edilir. Buna göre, kadınların işyerinde yönetici
gibi üst kademe görevlere ulaşmasını, kariyer basamaklarında ilerlemesini
engelleyen kurumsal engellerin temel nedeni, erkeklerin kadınlara karşı
duyduğu önyargıdır. Cinsiyete bağlı ayrımcılığın belirlenmesindeki en önemli
zorluklardan biri de işyerindeki bu tip görünmez engellerdir. Yani, işyerinde
aynı davranışı gösteren kadın ve erkekler, toplumsal cinsiyetçi önyargılardan
dolayı farklı algılanırlar ve farklı değerlendirilmelere maruz kalırlar.
Yine
feminist iktisatçılara göre, mesleki tabakalaşmanın başka bir nedeni,
erkeklerin ücret, prestij, çalışma koşulları gibi cazip meslekleri seçme fırsatına
36
sahip olmalarıdır. Erkekler açısından daha az çekici olan meslekler de
kadınlara bırakılmaktadır. Çünkü, meslekler arasında seçme hakkı/yetisi/gücü
toplum tarafından erkeklere tanınmaktadır.
Neo-klasik teoriler, kadınların ya bazı işleri tercih ettiğini yada
işverenlerin ayrımcılık uyguladığını vurgulayarak, tercih ve kısıtları birbirinden
ayırmaktadır. Feminist iktisatçılar ise, bu tercih ve kısıtların birbirinden ayrı
düşünülemeyeceğini
savunurlar.
Ayrıca,
feminist
iktisatçılar,
kurumcu
iktisatçıların görüşlerine katılarak, eğitimin, beşeri sermaye donanımını
artırmaktan çok, kimin daha yetkin olduğunu gösteren bir sinyal görevi
gördüğünü düşünürler. Feministler, hücum modellerini ve istatistiksel
ayrımcılık modelini de ayrımcılığı veri olarak kabul ettikleri için eleştirirler. Bu
modellerin ayrımcılığın nedenlerini açıklayamadığını savunurlar.
1.4. Günümüzde Yaşanan İşsizliğin Başlıca Özellikleri ve
Boyutları
1.4.1. Değişen İşgücü Piyasası
1970’lerde yaşanan iktisadi yeniden yapılanma süreci, işgücü
piyasasında önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Söz konusu değişim,
1990’lı ve 2000’li yıllarda farklı bir durum arz ederek, istihdamın istikrarı ve iş
güvencesi konularında odaklanmıştır. Bu bağlamda, işgücü piyasasının
tabakalaştığı, heterojen bir konuma geldiği, esneklik uygulamaları ile
ücretlerin geriletildiği ve yeni istihdam türlerinin ortaya çıkmasıyla işgücünün
atomize edildiği yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır.
İşgücü piyasasının değişim aşamaları genel olarak, üretim olgusunun
yapısının değişmesi ve bunun uluslararası pazar ile bütünleşmesi, uygulanan
neo – liberal politikalar sonucunda ticaretin serbestleştirilmesi, teknolojik
yenilikler, esneklik şeklinde sıralanabilir.
37
Tüm dünya ülkelerinde 1980’lerden sonra uygulanan yapısal uyum
programları çerçevesinde sadece kamuda değil aynı zamanda özel sektörde
de hızlı bir istihdam daralması yaşanmıştır. Yeni istihdamın yaratılamaması,
hatta istihdamın azalması işsizliğin ve enformel ekonominin gelişmesine
zemin hazırlamıştır. İşsiz büyüme (globless growth) olarak ifade edilen bir
süreç ortaya çıkmıştır. Bu süreçte, formel ekonomide iş bulamayan kentsel
nüfus enformel ekonomiye yönelmiştir. Formel ekonomideki istihdamın
daralması karşısında enformel ekonomideki istihdamın artması, sosyal
koruma sistemi dışında kalan korumasız ve güvencesiz bir kesimin toplam
nüfus içindeki payının artmasına ve kentsel çalışan yoksulların sayısında
artışa neden olmuştur.35
İşgücü piyasaları irdelenirken kullanılan işsizlik ve istihdam gibi
kavramlar, aslında açık uçlu ölçütlerdir. Emek analizi yapılırken, sadece söz
konusu kıstaslar değil; istihdam edilenlerin “geçimlik seviyede ücretli istihdam
edilip – edilmediği”nin dikkate alınması gerekmektedir. Bu anlamda denilebilir
ki; dünya genelinde istihdam edilenler arasında oldukça önemli bir kısım, işsiz
kalmanın getirmiş olduğu yüksek alternatif maliyet sebebi ile çok düşük ücretli
işlere rıza gösterebilmektedir. Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO), böylesi bir
yığın içinde yer alan fertleri çalışan yoksullar biçiminde değerlendirmekte ve
yapılan tespitlere göre; dünyada istihdam edilen 2,85 milyar işçinin 1,4
milyarlık bir bölümü günde 2 ABD $’ı ile yaşamaya çalışırken, 520 milyonu
ise; günde sadece 1 ABD $’ı ile hayatını idame ettirmeye çalışmaktadır.36
Böyle bir tablo içinde yer alan fertlerin, yaşadıkları coğrafyalarda iktisadi,
siyasi ve – belki de en önemlisi – sosyal yaşamda “kendilerinin
tutunamamaları” ya da söz konusu yaşam alanlarının birinden veya
birkaçından “dışlanmaları” şeklinde ortaya çıkan negatif durumlar ile karşı
karşıya kaldıkları öngörülebilmektedir.
35
36
Faruk SAPANCILI: Sosyal Dışlanma. Dokuz Eylül Yayınları, (İzmir-205), 163.
ILO, a.g.e., s. 2.
38
Sonuç
olarak,
istihdam
imkanlarının
(bilhassa
esneklik
ve
kuralsızlaştırma aracılığıyla) sınırlandırılması, yeni işsiz kitlelerin belirmesi
yanında, bir süredir işsiz olanların yeniden iş bulabilme şanslarını da giderek
kısıtlamaktadır. Uzun süreli iş bulamama tehlikesi veya geçimlik düzeyin çok
altındaki ücretle çalışma, sosyal dışlanma ve diğer dışlanma türevleri
açısından oldukça büyük bir risk olarak mevcudiyetini devam ettirmektedir.
1.4.2. Uzun Süreli İşsizlik
Bir yandan işsizlik oranı yükselirken diğer yandan da işsizlik süreklilik
kazanmıştır. Bu durum özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde çok yaşanmaktadır.
Nitekim Avrupa’daki işsizlerin % 40’ı bir seneden uzun süredir işsizken bu
oran OECD ülkelerinde yaklaşık % 30, ABD’de ise % 11 civarındadır. Bu
durum, Avrupa’da çalışan bir insan bir defa işsiz kalırsa, onun tekrar
istihdama dönmesinin oldukça zor olduğunu göstermektedir.37 İş arama
sürelerinin uzunluğu, kişilerin iş bulma ümidinin kırılmasına, iş aramaktan
vazgeçmesine yol açmaktadır. Özellikle, bir yıl ve üzeri işsizlik oranının
yüksekliği ciddi bir tehlikedir.
OECD tarafından yayınlanan İstihdam Raporu verilerine göre Ülkemiz,
uzun süreli işsizlik oranının en hızlı arttığı ülkeler arasında yer almaktadır.
“Uzun Süreli İşsizlik Oranı” genellikle bir yıl ve daha uzun süredir işsiz
olan kişi sayısının, toplam işsiz sayısına oranı ile ifade edilmektedir.
Bir ülkede, Uzun Süreli İşsizlik Oranının düzeyi ve artış/azalış
durumu, işsizlikle mücadele ve istihdam politikalarının etkin olup olmadığı
hakkında fikir verdiği gibi, işgücü piyasasının katılık derecesine ve eğitim
sisteminin etkinlik seviyesine ve ayrıca sosyal dışlanmışlığa da işaret
etmektedir.
37
Nusret EKİN: Türkiye’de Yapay İstihdam ve İstihdam Politikaları. İTO yayın No: 2000 – 33,
(İstanbul, 2000), 141.
39
1.4.3. Genç Nüfusun İşsizliği
İşsizliğin esas olarak gençlerde yaygın olduğunu görmekteyiz. Yani,
işsizlikten en fazla etkilenen kesim gençlerdir. Gençler arasında işsizlik, 25 –
54 veya 55 – 64 yaş grubuna göre oldukça yüksektir. Avrupa Birliği ülkelerde
15 – 24 yaş grubundaki genç işsizlerin oranı % 15,6 iken OECD ülkelerinde
bu oran % 13,4’tür. Bu yaş grubundaki işsizliğin yoğunluğu, gençlerin
işgücüne katılımını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun bir nedeni ise
gençlerin eğitime daha uzun süre devam etme eğiliminde olması ile
açıklanmaktadır.
Gençlerin işsizliğini çözmede en etkin istihdam politikası olarak
istihdamın artırılması hedeflenmektedir. En fazla ümit veren politika, talep
yaratan ekonomik büyüme, KOBİ’lerin geliştirilmesi ve dikkatli seçilmiş eğitim
politikalarıdır.38 Ancak, tüm bunlara rağmen gençlerde işsizlik oranında bir
azalma olmamıştır.
Gençlerin karşı karşıya oldukları sorunlar dünyada gündemini
korumaktadır. Dünya Bankası, Kalkınma Raporu’nun temasını “Kalkınma ve
Gelecek Nesil” olarak seçmiştir. Raporda, işsizlik dışında, yoksulluk, sağlık,
aile kurmak, yurttaş olmak sorunları da tartışılmaktadır.
Gençlerin karşı karşıya olduğu sorunların başında olan işsizlik,
dünyada önemli bir sorun olarak görülmektedir. 15-24 yaş aralığında 1 milyar
genç yaşamaktadır. Bunların % 89’u gelişmekte olan ülkelerdedir. Bunlardan
yaklaşık 657 milyonu işgücüne katılırken, 85 milyon genç, işsizdir39. Ayrıca,
300 milyona yakın istihdam edilen genç çalışan da yoksul kategorisinde kabul
edilmektedir. Bir başka deyişle, çalışan gençlerin %50’den fazlasının çalışan
yoksul olarak kabul edilmesi mümkündür. Tüm dünyada istihdam olanağına
kavuşan gençlerin arasında ise; kısa süreli çalışma, sosyal güvenliksiz
38
39
Nusret EKİN: a.g.e., 144.
www.ilo.org/youth.
40
çalışma durumları, ağır iş koşulları, gençlerin yetenek ve niteliklerinin işte
kullanılmaması, gençlerin işgücü piyasasına katılımının düşük olması
yaygındır.
Genç işsizliğinin boyutu Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası ( DB)
ve ILO’nun ortaklığıyla “Gençlik İstihdam Ağı” oluşturulmasına neden
olmuştur. Bu ağın gençlere istihdam yaratmaya yönelik çalışmalarına Türkiye
de
katılacağını
ve
gençlerin
istihdamına
yönelik
ulusal
bir
strateji
oluşturacağını 2006 yılında taahhüt etmiştir. Ancak Türkiye’nin henüz
oluşmuş ve diğer ilgili ülkelerle tartışılmış bir gençlik istihdamı stratejisi
bulunmamaktadır.
Genç işsizliğinin boyutunu incelemek için önce “genç işsizlik oranını“
verecek olan, genç işsizin genç işgücüne oranına bakmak gerekmektedir.
(Genç İşsizlik Oranı = Genç İşsiz / Genç İşgücü). Toplam işsizlik oranı
Türkiye’de % 13’iken, gençlerde bu oran % 24’tür. Burada tarım ve tarım
dışında çalışan ve genç erkek ve kadın olmak üzere tüm gençlerden söz
edilmektedir.
Gençlerin işsizlik oranının yetişkin işsizlik oranından daha yüksek
çıkması, Türkiye’de işgücü piyasasının en önemli özelliklerinden biri olup,
üstelik, Türkiye’deki genç işsizlik oranı, AB-15 ve OECD ortalamalarının da
üzerinde çıkmaktadır. Genç nüfustaki işsizliğin yüksek çıkması, başka ülkeler
için de geçerli olmaktadır.
İşsizlik oranının, yine tarım ve tarım dışı ayrımına dayalı olarak, genç
kadın ve erkekler arasındaki gelişimini ayrı ayrı olarak ele aldığımızda genç
kadın işsizlik oranında bir düşme trendinden söz etmek mümkündür. Ancak,
genç kadın işsiz oranı, erkek işsiz oranının üzerindedir. Örneğin genç
kadınların işsizlik oranı son yıllarda % 30’larda seyrederken, genç erkeklerin
işsizlik oranı %20’ lere düşmektedir.
41
Türkiye’de ister kadın ister erkek genç işsizliğinin uzun yıllardan beri
yetişkin işsizliğinin iki katı çıkması genç işsizliğini azaltmak için Türkiye’de
yeterli politikalar uygulanmadığını göstermektedir. Gençler açısından ortaya
çıkan bu ortamdan genç kadınlar daha olumsuz etkilenmektedirler. Gençleri
ve özellikle genç kadınların işsizliğini azaltmak için özel politikalar tasarlamak
yerinde olacaktır
Genç işsizliğinin en yoğun olduğu bölgeler Orta Doğu ve Kuzey Afrika
olup, buralarda gençlerin yüzde 25'i işsizdir. Bunu %20 ile Orta ve Doğu
Avrupa izlemektedir. AB ülkelerinde ise her 10 gençten biri işsiz durumdadır.
Öte yandan, gençler için çalışmak geçinmek anlamına gelmemektedir.
Çalışan gençlerin yarısından fazlası yoksul ve işinden dolayı mutsuzdur.
Geçimini sürdürmek için ailesine bağımlı haldedir. Uzun iş günü, geçici ve
kayıt dışı çalışma, belirsiz sözleşmeler, düşük ücret, güvencesizlik, yetersiz iş
eğitimi ve sendikal haklardan mahrumiyet gibi sorunlar bulunmaktadır.
Dünya Bankası (DB) genç işsizliği ile ilgili olarak, gençlere istihdam
yaratmaktan çok işçi haklarını azaltmaktan yana politikaları savunmaktadır.
DB
raporları,
pek
çok
düzenleyici
kuralın
kaldırılması
gerektiğini,
taşeronlaşmayı, asgari ücreti kaldırmayı, işsizlik sigortasını düşürmeyi ve
işten çıkarmaya ilişkin kuralları yeniden düzenlemeyi önermektedir. Ayrıca,
yeni iş olanaklarından bahsetmeden işe geçiş sürecinin kısalmasını
gündemine almaktadır. Bu durum çocuk işçiliğinin meşrulaştırılmasının bir
aracı olarak kullanılmakta, mevcut iş koşullarının niteliğini daha da
düşürmektedir.
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Guy
Ryder ise, DB'nin önerilerini kabul edilemez bulmaktadır. ITUC, ILO ile
beraber, tüm çalışanlar için, ama özellikle gençler için, insanca bir yaşam ve
insanca iş talep etmektedir. ITUC'un önerileri; gençler için insan onuruna
yakışır daha fazla iş olanağı yaratılması, mevcut ve yeni işlerin niteliğinin
42
yükseltilmesi, eğitim olanaklarından daha fazla gencin faydalanması ve işe
geçiş sürecinin iyileştirilmesidir.
Genç yaştaki bir işçi için işsizliğin uzun süre devam etmesi, vasıfların
kaybından, moral ve psikolojik olumsuz etkilerden dolayı, zaman içinde iş
bulmayı daha da güçleştirmektedir. Özellikle, genç işçilerde, erken bir işsizlik,
onların gelecekte verimli çalışma kapasitelerini de olumsuz etkilemektedir. İş
bulmadaki güçlükler, genç işçinin gençlikten çıkıp aile kurmasına da mani
olmakta,
toplum
yabancılaşmalarına,
ve
demokratik
sosyal
siyasi
dışlanmalarına
sistemden
ve
böylece
gençlerin
sosyal
uyumsuzlukların artmasına neden olmaktadır.40
1.4.4. Kadın Nüfusun İşsizliği
Kadınlar, tarihsel gelişim içinde erkeklerle eşit istihdam fırsatlarına ve
gelir olanaklarına ulaşmak için mücadele vermek zorunda kalmışlardır. Sosyal
açıdan hane halkı içerisinde kadına düşen rol, ev işleri ve çocuk bakımı
olmuştur. Kadın çalışsa bile, bu genel kabul görmüş yargı toplumda hakim
olmuştur. Hane halkı içerisindeki kadınlara biçilen bu rol dağılımı istihdama
katılıma ilişkin kararları belirlemede etkili olmuştur. Bu nedenle kadınların
işgücüne katılımı tüm toplumlarda erkeklere göre sürekli düşük kalmıştır.41
Bugün tüm dünyada kadın ve erkeklerin işgücüne katılımları
açısından ciddi farklılıklar vardır. Bu farklılık, gelişmekte olan ülkelerde daha
belirgindir. Gelişmiş ülkelerde ise, sosyo – kültürel, ekonomik ve kurumsal
gerekçelere bağlı olarak kadınların işgücüne katılımı artmıştır. Kadınların
istihdama katılımı eğitim düzeylerine bağlı olarak da artmaktadır. Buna karşın
kadınların aile sorumlulukları, sahip oldukları çocuk sayısı arttıkça kadınların
40
41
Nusret EKİN: a.g.e., 145.
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 115.
43
istihdama katılımı da azalmaktadır. Yani, analık, kadının işgücü piyasasından
dışlanmışlığında etkin olabilmektedir.42
Yine, toplumlarda kabul görmüş mesleki katmanlaşma nedeniyle
işler, kadın iş ve erkek işi olarak ayrıldığında, kadınlar belirli mesleklerden de
dışlanarak istihdam dışı kalmaktadırlar. Ayrıca, kadın işgücü, ekonomik
büyüme dönemlerinde işe alınan, kriz dönemlerinde işten çıkarılan bir küme
olarak işgücü piyasasına esneklik kazandıran bir işlev görmektedir. Bu
nedenle, üretimin esnekleştirilmesinde, başta hizmetler sektörü olmak üzere,
işverenlerce, kadın işgücü özellikle tercih edilmektedir. Kadınlar, gelişmekte
olan ülkelerde genelde enformel sektörlerde, gelişmiş ülkelerde ise ikincil yani
çevresel dediğimiz işgücü piyasasında çalışmakta, ücret, sosyal güvenlik, iş
güvencesi açısından erkeklere göre dezavantajlı durumda kalmaktadırlar.
Türkiye
İşveren
Sendikaları
Konfederasyonu
(TİSK),
Kadın
işsizliğiyle mücadelede, kadınların genel ve mesleki eğitim olanaklarından
daha fazla yararlanmalarının sağlanması, işletmeler nezdinde teşvik edilmesi,
İş Kanunu'nda yer alan esneklik hükümlerinin AB ülkeleri düzeyine
yükseltilmesi, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici istihdam sisteminin
yasal hale getirilmesi gerektiğini savunmaktadır43. Kota-ceza usulüne dayalı
zorunlu istihdamın teşvikli istihdama dönüştürülmesi gerektiği savunulan
açıklamada, evlilik durumunda kıdem tazminatına hak kazanma şartının
yürürlükten kaldırılarak, kadınların iş gücü piyasasını terk etmesinin
özendirilmemesi gerektiği belirtilmektedir.
Ancak, Türkiye açısından daha da olumsuz bir sonuç, uzun süreli
kadın işsizler konusunda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde uzun süreli kadın
işsizlik oranı, 2009 yılında %33’e yükselmiştir.
42
43
Meryem KORAY: Sosyal Politika. Ezgi Kitabevi Yayınları, (Bursa – 2000), 218.
http://www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=10487, 19.11.2007
44
1.4.5. Gelişen Teknolojinin Yarattığı İşsizlik
Gelişen teknoloji, özellikle iletişim ve bilgi teknolojisinde yaşanan
gelişmeler işsizlik sorununa yeni boyutlar getirmiştir. Bu bağlamda işsizliğin
geleceğini belirlemede iyimser ve kötümser senaryolar da ortaya atılmıştır.
Teknolojik gelişmelere iyimser olarak bakanlara göre, yeni teknolojiler
yatırımlarının artmasına, ekonominin büyümesine, verimliliğin artması ile
üretimin artmasına ve böylece istihdamda artışa neden olarak olumlu bir
döngü yaratacaktır. Appelbaum ve Schettkat’a göre işsizliğin temel nedeni
teknoloji – verimlilik – istihdam arasındaki bu olumlu döngünün ortadan
kalkmasıdır.44 Bu kırılma ise, özellikle kitle üretimine olan talepteki gelir
esnekliğinin düşmesi, yani talep daralması nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu
durumda,
teknoloji
aleyhtarlığı
politikaları
yerine,
bilgi
ve
iletişim
teknolojisindeki yeni gelişmelerin desteklenmesinin daha isabetli olacağı
savunulmaktadır.
Teknolojik gelişmelere kötümser bakanlara göre ise, yeni teknolojiler
hızla iş fırsatlarını ortadan kaldırmakta ve “çalışmanın sonu”nu getirmektedir.
makineler, giderek insanların yerini almaya başlayacaktır. Yeni teknolojiler,
daha yüksek vasıflı işçiye gerek duyarken, düşük vasıflı işçilere olan talebi
azaltmaktadır. Teknolojik gelişmelerin, vasıflı ve vasıfsız işçiler arasındaki
ücret farklılıklarının artmasına ve işsizliğin düşük vasıflı işçiler arasında hızlı
artışının temel nedeni olduğu da savunulmaktadır. Bundan dolayı, uzun
dönemli çözüm olarak, yoğun eğitim programlarına yönelmekle kalınmamalı,
aynı zamanda toplumda vasıfsız işçilere yönelik iş yaratma programlarına da
yer verilmelidir.45
Ayrıca, yeni teknolojiler, dünyanın farklı kısımlarında değişik sonuçlar
vermektedir. Şöyle ki Doğu Asya ülkelerinde, yüksek üretim artışı, verimlilik
büyümesi ve tam istihdam bir arada gitmektedir. Buna karşın Avrupa’da,
44
45
Emanuel LEE: “Overview”; İnternational Labour Review, Vol: 134, No: 4 – 5, 448.
Nusret EKİN: a.g.e, 61.
45
üretim artışı beraberinde istihdam yaratmamaktadır ve büyüme, iş yaratma
yerine, işlerin sayısını azaltmaktadır.
1.5. İşsizliğin Ölçümü (işsizlik Oranının Hesabı) ve Önemi
İşsizlik, bir yandan üretim kaybına neden olmakta bir yandan da
kullanılmayan faktör “insan” olduğundan, gelir kaybına neden olmaktadır. Bu
bakımdan işsizlik, kişinin kendisine, çevresine ve topluma maliyetlerinin
yükselmesi bakımından dünyadaki en önemli sorunların başında gelmektedir.
Bu bakımdan, işi olmayan ve iş arayan işgücünün oranını ifade eden işsizlik
oranı, ekonomik ve politik tartışmaların gündem konusu olmaktadır. İşsizlik
oranı; ekonominin konjonktürel performansının ve ekonomik etkinliğinin
göstergesi olmasının yanında bir ekonomik ve sosyal sıkıntının da
göstergesidir. İşsizlik oranın artması ve azalması ise, sosyal dışlanma
üzerinde doğru orantılı olarak etki yaratmaktadır. Çünkü, istihdam sadece
gelir kaynağı olarak değil sosyal bütünleşmenin ve kaynaşmanın temel taşı
olarak görülmektedir. Bunun tersi olan işsizlik ise sosyal dışlanmanın en
temel kaynağı olarak değerlendirilmektedir. İstihdam, bireysel – toplumsal sistemsel olarak her üç boyutta da merkezi bir konuma sahiptir. İşsizlik oranı,
ekonomi için çeşitli yönlerden önem taşıyan bir gösterge olduğundan, işsizlik
oranının hesaplanması gerekmektedir. İşsizlik oranı aşağıdaki formül yardımı
ile hesaplanmaktadır;
İşsizlik Oranı (%) = İşsizler / İşgücünde Olanlar X 100
Ortalama yani ülke genelinde geçerli olan işsizlik oranı dışında
kadın/erkek, kır/kent bazında olmak üzere, eğitim düzeyi ve yaş gruplarına
göre işsizlik oranları da hesaplanmaktadır. Yine, bir yıl ve daha fazla süre
işsiz kalanların yani uzun süreli işsizlerin, işgücü içindeki veya toplam işsizler
içindeki oranın hesabı, uzun süreli işsizlik oranını vermektedir. Buna ilave
olarak, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç işsizlik oranın hesabı, yetişkinlerin
içerisinde, toplam işsizler içerisinde, genç nüfus içerisinde yada işgücü
46
içerisinde gençlerin payını göstermektedir. Uzun süreli işsizlik, kadın
işgücünün işsizliği ve genç işsizliği, çağımızın en temel sorunları arasında
olduğundan, bu oranların hesaplanmasının ayrı bir önemi vardır. Ayrıca, tüm
bu işsizlik oranları, çoğu zaman ortalama işsizlik oranından daha fazla bilgi
vermektedir. Ancak, özellikle gelişmekte olan ülkelerde resmi istatistiklerde
yer alan işsizlik oranı hesaplamalarının, çeşitli yönlerden eksiklikler taşıdığı ve
bu yüzden işsizliği tam olarak yansıtmadığı da bilinmektedir. Bu nedenle,
resmi işsizlik oranlarının, gerçek işsizliği yansıtmaktan uzak olduğu
söylenebilir.
Ülkemize ait işgücü, istihdam ve işsizlik verileri aşağıdaki gibidir46;
2009 yılı Ekim döneminde Türkiye'de kurumsal olmayan nüfus bir
önceki yılın aynı dönemine göre 813 bin kişilik bir artış ile 70 milyon 773 bin
kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 860 bin kişi artarak 51
milyon 933 bin kişiye ulaşmıştır. Tarım dışı istihdam 156 bin kişi artmıştır.
2009 yılı Ekim döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı
dönemine göre 452 bin kişi artarak, 22 milyon 19 bin kişiye yükselmiştir. Bu
dönemde tarım sektöründe çalışan sayısı 296 bin kişi, tarım dışı sektörlerde
çalışan sayısı 156 bin kişi artmıştır.
46
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=6172, Sayı: 10, 15 Ocak 2010.
47
Tablo 1. İşgücü Durumu (Ekim- 2009)
TÜRKİYE
Kurumsal olmayan nüfus (000)
15 ve daha yukarı yaştaki nüfus (000)
İşgücü (000)
İstihdam (000)
İşsiz (000)
İşgücüne katılma oranı (%)
İstihdam oranı (%)
İşsizlik oranı (%)
Tarım dışı işsizlik oranı (%)
Genç nüfusta işsizlik oranı(1)(%)
İşgücüne dahil olmayanlar (000)
(1) 15-24 yaş grubundaki nüfus
KENT
2008(*)
2009
2008(*)
2009
69 960
51 073
24 297
21 567
2 730
47,6
42,2
11,2
14,0
21,8
26 776
70 773
51 933
25 319
22 019
3 299
48,8
42,4
13,0
16,4
24,0
26 614
48 464
35 813
16 337
14 211
2 125
45,6
39,7
13,0
13,5
24,0
19 477
48 857
36 284
16 854
14 249
2 605
46,4
39,3
15,5
16,0
26,6
19 430
KIR
2008(*)
2009
21 496 21 916
15 260 15 649
7 960 8 465
7 356 7 770
605
695
52,2
54,1
48,2
49,7
7,6
8,2
16,4
18,3
17,1
18,5
7 299 7 184
Not: Rakamlar yuvarlamadan dolayı toplamı vermeyebilir.
(*) 2008 Ekim dönemi sonuçları yeni nüfus projeksiyonlarına göre revize edilmiştir.
Kaynak: TÜİK, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=6172, Sayı: 10, 15 Ocak
2010.
Ekim 2009 döneminde istihdam edilenlerin % 25,3'ü tarım, % 19,4’ü
sanayi, % 6,3’ü inşaat, % 49'u ise hizmetler sektöründedir. Önceki yılın aynı
dönemi ile karşılaştırıldığında, tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki
payının 0,8 puan, inşaat sektörünün payının 0,2 puan, hizmetler sektörünün
payının 0,3 puan arttığı, buna karşılık sanayi sektörünün payının 1,3 puan
azaldığı görülmektedir.
İşsizlik oranı % 13 iken, tarım dışı işsizlik oranı % 16,4’tür. Türkiye
genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 569 bin kişi artarak 3
milyon 299 bin kişiye yükselmiştir. İşsizlik oranı ise 1,8 puanlık artış ile % 13
seviyesinde gerçekleşmiştir. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2,5 puanlık artışla
% 15,5, kırsal yerlerde ise 0,6 puanlık artışla % 8,2 olmuştur.
Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı geçen yılın aynı dönemine göre 2,4
puanlık artışla % 16,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oran erkeklerde geçen
yılın aynı dönemine göre 2,2 puanlık artışla % 14,7, kadınlarda ise 2,3 puanlık
artışla % 22 olmuştur.
48
Bu dönemdeki işsizlerin;
• % 69,6'sı erkek nüfustur.
• % 55,3'ü lise altı eğitimlidir.
• % 27,3’ü bir yıl ve daha uzun süredir iş aramaktadır.
• İşsizler sıklıkla (% 31,3) "eş-dost" vasıtasıyla iş aramaktadır.
• % 88,5'i (2 milyon 920 bin kişi) daha önce bir işte çalışmıştır.
• Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin % 49,6'sı "hizmetler", % 23,4’ü
"sanayi", % 17,3’ü "inşaat", % 7,3’ü "tarım" sektöründe çalışmış, % 2,4’ü
ise 8 yıldan önce işinden ayrılmıştır.
• İşsizlerin % 26,5’ini çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, % 22,1’ini işten
çıkarılanlar, % 16,2’sini kendi isteğiyle işten ayrılanlar, % 8,1’ini işyerini
kapatan/iflas edenler,% 7’sini ev işleriyle meşgul olanlar, % 10,6’sını
öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, % 9,5’ini diğer
nedenler oluşturmaktadır.
İstihdamın yapısına bakıldığında ise bu dönemde istihdam edilenlerin;
• % 72'si erkek nüfustur.
• % 59,2'si lise altı eğitimlidir.
• % 60,5'i ücretli, maaşlı ve yevmiyeli, % 25,8'i kendi hesabına ve işveren,
% 13,7'si ücretsiz aile işçisidir.
• % 59,5'i "1-9 kişi arası" çalışanı olan işyerlerinde çalışmaktadır.
• % 2,5'inin ek bir işi vardır.
• % 3,1'i mevcut işini değiştirmek veya mevcut işine ek olarak bir iş
aramaktadır.
• Ücretli olarak çalışanların % 88'i sürekli bir işte çalışmaktadır.
2009 yılı Ekim döneminde, Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı,
geçen yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık artışla % 48,8 olarak
gerçekleşmiştir. Erkeklerde işgücüne katılma oranı geçen yılın aynı
dönemine göre 0,3 puanlık artışla % 71,2, kadınlarda ise 2 puanlık artışla %
27,1’dir. Kentsel yerlerde işgücüne katılma oranı 0,8 puanlık artışla % 46,4,
49
kırsal yerlerde ise 1,9 puanlık artışla % 54,1 seviyesinde gerçekleşmiştir.
İşgücünün eğitim ve yaş dağılımları ise;
• Toplam işgücünün % 18,1'ini 15-24 yaş grubundakiler oluşturmaktadır.
• Lise altı eğitimlilerde işgücüne katılma oranı % 46,6 iken, yükseköğretim
mezunlarında
bu oran % 78,6’dır.
• Lise altı eğitimlilerde erkeklerin işgücüne katılma oranı % 69,7 iken,
kadınlarda % 22,8’dir.
• Lise ve dengi okul mezunlarında erkeklerde işgücüne katılma oranı %
75,2 iken, kadınlarda % 33,7’dir.
• Yükseköğretim mezunlarında erkeklerde işgücüne katılma oranı % 83,3
iken, kadınlarda % 72,1'dir.
İşgücü dışında olanların % 46,9'u daha önce bir işte çalışmıştır. Buna göre;
• Ekim 2009 döneminde işgücü dışında olup, daha önce bir işte
çalışanların % 16,5'i “tarım", % 11,5'i "sanayi", % 3,1'i "inşaat", % 20,7'si
"hizmetler" sektöründe çalışmış, % 48,2’si ise 8 yıldan önce işten
ayrılmıştır.
• Daha önce bir işte çalışıp, söz konusu dönemde işgücü dışında
olanların (12 milyon 472 bin kişi);
• % 10,5’i emeklilik,
• % 6,4'ü mevsim gereği,
• % 7'si sağlık nedeniyle,
• % 4,2’si eşinin isteği ve evlilik,
• % 4,5’i işten çıkartılma/işyerinin kapanması,
• % 3,8'i işinden memnun olmama, % 15,5’i diğer nedenlerle en son
çalıştıkları işten ayrılmışlardır.
İlgili dönemde işgücü hareketleri;
50
•
Ekim 2009 döneminde 1 milyon 976 bin kişi işe yeni başlamış veya iş
değiştirmiş olup, bunun toplam istihdam içindeki oranı % 9'dur. İşe yeni
başlayan veya iş değiştirenlerin %33,2'si 25-34 yaş grubundadır.
•
Bu dönemde işe başlayan veya iş değiştirenlerin %18,6'sı "sanayi",
% 37,2'si "hizmetler", %21,9'u "inşaat" sektöründe, %22,3'ü ise "tarım"
sektöründe işe başlamıştır. Mevcut işsizlerin %13,8’ini (456 bin kişi) bu
dönemde işten ayrılanlar oluşturmaktadır.
Ayrıca Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) verilerine göre, küresel krizin
etkisiyle özel sektör işçi alımlarını durdururken, kamu personeli alımında
rekor artış yaşandı. Şöyle ki geçen yılın Ocak ayına göre 2009'un aynı
döneminde özel sektöre yapılan toplam işe yerleştirmeler yüzde 30 oranında
azaldı. Kamu sektörüne yapılan işe yerleştirmeler ise yüzde 214 oranında
arttı. İşe yerleştirmelerin yüzde 19,7'si kadınlardan oluşurken, yüzde 20,2'si
gençlerden oluştu.
Ama daha önemli olanı, işgücü olarak saptanan 25,319 milyonun içinde
“işgücü” sayılmadığı için yer almayan, bu nedenle işsizlik rakamlarına
yansımayan ve işsiz sayılması gereken nüfustur. Bu nüfusun “işgücü” olarak
tanımlanmaması,
gerçek
işsizliğin
boyutlarının
görülmesini
de
engellemektedir. Gerçek işsiz sayısını görmek için, 3 milyona yaklaşan açık
işsizlere, “umudunu yitirmişlerin”, “iş aramayan, iş bulursa çalışacakların”,
“mevsimlik işçilerin”, “eksik istihdam” başlıklarındaki işsizlerin de eklenmesi
gerekir. O zaman gerçek işsizlik oranının daha fazla olduğu görülecektir47.
47
Mustafa SÖNMEZ: “Gerçek İşsizlik Yüzde 26’ya Yakın, Gelecek Daha Da Ürpertici ",
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=22162, 17 Şubat 2009
51
2. SOSYAL DIŞLANMA
2.1. Sosyal Dışlanmanın Tanımlanması
Sosyal dışlanma kavramını anlatan çok sayıda eşanlamlı sözcük
türetmek mümkündür. Şöyle ki, sosyal dışlanma kavramı çoğu zaman sınıfaltı,
yoksulluk,
yabancılaşma,
irtibatsızlık,
yoksunluk,
marjinallik,
bütünleşememe/entegre olamama gibi kavramlarla bir arada kullanılmaktadır.
Dolayısıyla buradan hareketle, dışlanma olgusunu somutlaştıracak kelimenin
sınırlarının saptanması çok güç olduğundan, bu kavram, değişik alanlarda
görev alan şahıslarca ve kurum/kuruluşlarca farklı anlamlar içerebilecek
şekillerde tanımlanabilmektedir.
Pek çok araştırmacı/teorisyen, sosyal dışlanma kavramı ile ilgili
çalışmalar yapmıştır. Saraceno, sosyal dışlanmayı iki başlık altında ele
almaktadır. Bunlardan biri, çalışma hakkının elden alınması, diğeri ise
toplumsal vatandaşlık haklarının (bunlar sadece çalışma haklarını kapsamaz,
ayrıca eğitim, sağlık, hukuki, sivil ve politik hakları da içerir) herkese
verilmemesi oluşturmaktadır48. Silver’a göre dışlanma, gerek anlamlı gerekse
anlamdan uzak bir biçimde hemen hemen her tarafa yayılmış, daha sonra
belli bir şeyi ifade etmek için hatta istediği şeyleri yapamayan kırılgan bireyler
için dahi kullanılmıştır. Sosyal dışlanma kavramı öylesine çağrıştırıcı, belirsiz,
çok yönlü elastikidir ki çok boyutlu cephelerden tanımlanabilmektedir.
Levitas, sosyal dışlanmayı üçlü anlamı bulunan bir bütün olarak
tanımlamaktadır. Terimin birinci anlamı, yoksulluğun sonuçlarından biridir.
Şöyle ki bireylerin ve grupların topluma katılımındaki yetersizlikleri nedeniyle
yaşadıkları
yoksul
olma
durumları
aynı
zamanda
onların
sosyal
dışlanmışlıklarını da ortaya koymaktadır. Böylece yoksulluk olgusunun
derinliği artmakta, unsurları çoğalmaktadır. Sosyal dışlanmanın işsizliğin ve
48
Chiara SARACENO: Social Exclusion, Culturel Roots And Diversities Of A Popular Concept.
Colombia Instıtute For Child And Family Policy At Colombia University Pres, 2002, 14.
52
dolayısıyla işgücü piyasasına katılamamanın bir sonucu olması ise ikinci
anlamı oluşturmaktadır. Levitas tarafından ortaya konulan üçüncü anlam ise,
sosyal dışlanma deyiminin, dışlanma kavramının hem ahlaki hem de kültürel
karakteristiğinin bir fenomeni şeklinde olduğudur. Söz konusu hal suçluluk,
işsizlik, çalışma etiğinden yoksunluk, refah sistemine bağımlılık gibi
problemlerden beslenerek mana kazanmaktadır49.
Tsakloglou ve diğerleri, sosyal dışlanmanın, akademik ve sosyal
çevrelerce nasıl tanımlandığı hususunda araştırmalar yapmışlardır. Buna
göre akademik literatür içinde sosyal dışlanma, daha etraflı bir şekilde
tanımlanmaktadır. Şöyle ki sosyal dışlanma burada vatandaşların yada
grupların sosyal, siyasal ve sivil haklardan mahrum edilmeleri veya toplumun
temel iktisadi, siyasi ve sosyal işleyişiyle ilgili kararlara katılamama durumunu
ifade etmektedir. İşgücü piyasasından dışlanma, yoksulluk, yoksunluk ve
temel sosyal hakları uygulamada yetersizlik buna örnek olarak gösterilebilir50.
Sosyal dışlanma olgusunu AB Katılım Raporu ise, bireylerin sivil, sosyal
ve ekonomik açılardan topluma katılmalarının engellenmesi ve/veya gelir ve
öteki kaynaklara (bireylere, aileye, sosyal ve kültürel faaliyetlere) erişimlerinde
yaşadıkları yetersizlikler, yaşam kalitesinden ve hayat standartlarından
memnun olmama durumlarıyla ilişkilendirilmektedir51.
İngiliz Hükümetine bağlı Ekonomik ve Sosyal Araştırma Konseyi
(ESRC) ise sosyal dışlanma kavramını, bireylerin ve hakların iki ayrı uçta
toplanması, ayrıştırılması ve eşitsizleştirilmesi ve böylece acil hizmetlere
ulaşabilmeden, en temel ihtiyaçları giderebilmeden yada sosyal ilişkilere ve
sivil
49
aktivitelere
katılabilmeden
mahrum
bırakılma
süreçleri
olarak
Ruth LEVITAS: Breadline Europe, The Measurement Of Poverty, Bristol, Policy Pres, 2000,359.
P.TSAKLOGLOU: Poverty And Social Exclusion In Europe, Cheltenham, Edward Elgar
Publishing, 2002, 211-212.
51
European Commission, Social Protection Committee, a.g.r., 11.
50
53
değerlendirmektedir52. Yine İngiliz Hükümeti bünyesindeki bir diğer birim olan
Sosyal Dışlanma Ünitesi (SEU)’ ne göre sosyal dışlanma kavramı, bireylerin,
işsizlik, düşük beceri özellikleri, düşük gelir, elverişsiz koşullarda barınma,
yüksek oranlardaki suçlar, sağlıkta meydana gelen bozulmalar ve aile
yapılarının çözülmesi gibi birbirlerine bağlı handikaplar neticesinde içine
girdikleri ıstırap verici durumlarını nitelemede kullanılan bir terimdir53.
Sosyal bütünleşmenin karşıtı olarak ele alındığında sosyal dışlanma,
sivil, politik, iktisadi ve sosyal vatandaşlık haklarından mahrum olma/edilme
durumu olarak tanımlanmaktadır54. Bu tanıma göre, sosyal dışlanma,
toplumla bireyin sosyal bütünleşmesini sağlayan sosyal, iktisadi, politik ve
kültürel platformların tümünden veya kısmen yoksun olma dinamik sürecini
ifade etmektedir. Bu nedenle, sosyal dışlanma sorunu, insanları, toplumsal
yaşamdan uzaklaştıracak düzeyde maddi ve manevi yoksunluk içinde bırakan
ve yine insanların haklarını ve yaşamlarını koruyacak, onları destekleyecek
her türlü kurumdan ve sosyal destekten yoksun oldukları ölçüde de katlanarak
büyüyen bir süreç olmaktadır.55
Sosyal dışlanmayı eğitim, sağlık, barınma ve mali kaynakların
bulunduğu alanlardaki dezavantajları genelleyen bir tür süreçler ve modeller
manzumesi içinde değerlendiren Atkinson ve Davoudi’ye56 karşılık; Amartya
Sen istihdam, sosyal sigorta, eğitim, sağlık, beslenme, barınma, finans,
piyasaları, politika, kültür gibi alanlardaki yetersizliklerin yoksunluğu biçiminde
ele alarak daha geniş bir şekilde tanımlamıştır.57 Duffy ise, sosyal dışlanmayı
kültürel, siyasal, toplumsal ve ekonomik yaşama katılmada etkili bir şekilde
52
Economic And Social Research Council (ESRC), Most Older İn Deprived Areas Are At Risk Of
Social Exclusion, Swindon, 2003,23.
53
Social Exclusion Unit (SEU): Preventing Social Exclusion, London, 2001, 10.
54
Alan WALKER ve Carol WALKER: Britain Divided, The Growth Of Social Exclusion In The
1980s And 1990s, London, Child Poverty Action Group Pres., 1997,8.
55
Isabel YEPEZ DEL CASTILLO: a.g.e., 614.
56
Rob ATKINSON ve Simin DAVOUDI: “The Concept Of Social Exclusion In The European Union
, Context, Development Abd Possibilities ”, Journal Of Common Market Studies, Vol:38 No:3, 2000,
427-428.
57
Amartya K.SEN: Development As Freedom. New York, Knopf Press., 1999, 79.
54
yetersizlik hali ve toplumun eksen noktasına yabancı kalma ve bu noktadan
giderek uzaklaşma olarak tanımlamıştır.
Genel olarak sosyal dışlanma kavramı, insanın toplumsal etkinliklerin
dışında kalması anlamına gelmektedir. İşsizlik, eşitsizlik, yoksulluk ve bunlarla
ilgili yoksunluk, düşük eğitim, işgücü piyasasının dezavantajları, kötü barınma
koşulları veya evsizlik, okur-yazar olamama, riskli koşullar içinde bulunma gibi
her
bir
sosyal
dışlanma
numunesi,
insanların
toplumsal
hayatla
bütünleşmesini önleyen hemen hemen her toplumda karşılaşılan olgulardır.
Ancak bu olgulara dayalı olarak işsiz, yoksul yada eşitsizliğe maruz kalan her
insanın, her toplumda ve her önem içinde sosyal dışlanmış olarak kabul
edilmesi güçtür. Çünkü gelişmiş ülkelerdeki işsiz insanın yaşamış olduğu
sorunlar ile gelişmekte olan ülkelerdeki işsiz insanın yaşamış olduğu sorunlar
ve yoksunluk seviyesi farklı seyredebileceği gibi, kimin yoksun sayılacağı ve
ne çeşit bir sosyal koruma altına alındıkları ülkeden ülkeye değişiklik
gösterecektir.
Sosyal dışlanma sorunu, sosyal bütünleşmenin her zaman tam olarak
gerçekleşmediğini, toplumsal düzenin, bazı grupları dışında bırakabilecek
bir şekilde katmanlı bir yapılanma oluşturduğunu göstermektedir. Bu
bağlamda sosyal dışlanma, kişisel hataların değil, yapısal süreçlerin sonucu
olarak ortaya çıkmaktadır.
2.2. Sosyal Dışlanmanın Tarihsel ve Kavramsal Gelişimi
2.2.1. Avrupa’da
Sosyal dışlanma kavramı, ilk olarak 1960’larda Fransa’da kullanılmıştır.
1970’li yıllarda ise yaşanan iktisadi kriz ve resesyon ile birlikte tüm dünya
ülkelerinin dikkatini çeken bir kavram haline gelmeye başlamıştır. 1974 yılında
Fransa’nın sosyal İşlerden sorumlu Bakanı Rene Lenoir, Fransız toplumunun
55
onda birinin toplumdan tecrit edilmiş/dışlanmış olduğunu belirterek, dışlanmış
olan bu grupları da zihinsel ve fiziksel engelliler, suç işleyenler, hasta-bakıma
muhtaç yaşlılar, istismar edilen çocuklar uyuşturucu madde bağımlıları,
intihara meyilli insanlar, problemli aileler, marjinal-sosyal olmayan/asosyal
insanlar
ve
diğer
sosyal
uyumsuzluk
içindeki
insanlar
olarak
vasıflandırmıştır58. Sosyal dışlanmanın gecekondulaşma, işsizlik ve aile
hayatında
meydana
gelen
bozulmalar
gibi
sosyal
problemlerle
ilişkilendirilmesi ise, 1980’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Çünkü, ekonomik kriz ve
yeniden yapılanma süreçleri ve buna bağlı olarak sosyal refah devleti
anlayışından giderek uzaklaşma bu dönemlere denk gelmektedir59. Sosyal
dışlanma teriminin ilk olarak Fransa’da ortaya çıkmasının en önemli
gerekçelerinden biri olarak da Fransa’nın gerek sosyalizmi gerekse
liberalizasyon temelli bireyciliği kabul etmeyip, toplumsal entegrasyon
kaynaklı bir sosyal refah devleti anlayışını benimsemiş olması gösterilebilir60.
1980’li
ve
1990’lı
yıllarda
Fransa’nın
dışındaki
diğer
Avrupa
ekonomilerinde de işsizlik, yoksulluk ve marjinalliğin yeni biçimleri iktisadi,
teknik ve sosyal değişiklikleri etkilediği gibi, refah devleti sistemlerinin de
düzenleyici kapasitesini çözmeye başlamıştır. Böylece sosyal dışlanma
kavramı, Fransa’nın ötesine geçerek İngiltere’nin ve kıta Avrupa’sının sosyal
politika söylemlerine girmiştir. Bugün sosyal dışlanma, Avrupa Birliği (AB)
sosyal politikasının odak noktası haline gelmiştir. Sosyal dışlanmanın
iyileştirilmesi (yok edilmesi değil) AB’nin stratejik hedef, program ve
politikalarının pek çoğunda yer almaktadır61. Sosyal dışlanma, sosyal ve
siyasi problemlere neden olmaya başladığından, 1990’lı yılların başında
“sosyal dışlanmayla mücadele ulusal politikalar rasathanesi“ tesis edilmiş ve
58
Hilary SILVER: “Social Exclusion And Social Solidarity: Three Paradigms ”, International Labour
Review, Vol. 133, No:5-6, 1994, S.532.
59
Hilary SILVER: a.g.m., 532-533.
60
Arjan de Haan et al: Social Exclusion, An ILO Perspectve, Geneva, International Institute for
Labour Studies (IILS), 1998, 367-369.
61
Peter ABRAHAMSON: “Researching Poverty And Social Exclusion İn Europa”, Journal Of
European Social Policy, Vol:13, N O:3, 2003, 281-285.
56
böylece söz konusu sorunsallık niteliği taşıyan terim, yerel sınırları aşarak
global alanda tartışma zemini bulmuştur62.
Fransız kökenli dışlanma yaklaşımı, genellikle toplumsal ve kültürel
boyutta ele alınırken, İngiliz kökenli dışlanma yaklaşımı ise, daha yaygın
biçimde iktisadi ve gelir adaletsizliğinin yaşandığı alanlarda ele alınmaktadır.
İşte buradan hareketle, insan hakları kavramı da dikkate alınarak hem
Fransız hem İngiliz kökenli dışlanma algılamaları, AB’nin “sosyal dışlanmayla
mücadele ulusal politikalar rasathanesi“nde bir araya getirilip, sosyal
dışlanmanın çözümüne ilişkin zengin bir portföy elde edilmiştir. Maastricht ve
Amsterdam Antlaşmalarında da sosyal dışlanma sorununa ve sosyal
dışlanmayla mücadele faaliyetlerine yer verilmiştir.
AB’de sosyal dışlanma terimi, eşitsizlik, ayrımcılık, işsizlik ve istihdam
politikaları ile birlikte ele alındığı gibi, uzun süreli işsizlerin, vasıf seviyesi
düşük işgücünün ve mültecilerin sorunlarıyla da ilişkilendirilerek kapsam
bakımından genişleme göstermiştir63.
AB’nin sosyal politikada saptamış
olduğu en önemli amaçları arasında sosyal dışlanma ile mücadele, işgücü
piyasasına katımın artırılması ve ayrımcılığın/eşitsizliğin bertaraf edilmesi
vardır.
Avrupa Konseyi’nin 1961 yılında ortaya koyduğu, 1996 yılında da
revize edilerek genişletilmiş olan Avrupa Sosyal Şartı, sosyal politikaya
gerçek anlamda Avrupa’ya özgü yaklaşım getirmektedir. Yaklaşım temel
özelliğini, hak vurgusunda ve sosyal dışlanma kavramında bulmaktadır. Bu
doğrultuda, özel durumları nedeniyle topluma eşit vatandaşlar olarak
katılmakta zorlananların problemlerine yönelik uygulamalar, bir hak sorunu
olarak gündeme gelmektedir. Hak kavramı, doğal olarak, devlet-vatandaş
ilişkisi içinde ortaya çıkmakta ve politik yetki organlarının sorumluluklarını da
62
Graham J. ROOM: “Social Exclusion, Solidarity And The Challenge Of Globqalization ”,
International Journal Of Social Welfare, Vol: 8, No:3, 1999, 166.
63
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 6-7.
57
gündeme getirmektedir. Bu bağlamda sözü edilen önlemler, tek tek bireylerin,
işletmelerin yada sivil toplum örgütlerinin iyi niyetli tavırlarının ötesinde, politik
yetki mercilerinin yasal düzenlemelerle geliştirdikleri önlemlerdir. Ayrıca sözü
edilen önlemler, ferdin sorumluluklarının ve bu sorumlulukları yerine
getirebilmesi için ferde verilen desteğin ötesinde, social inclusion64 (dilimize
çevrilmiş hali ile “sosyal içerme”yi) gerçekleştirmek üzere üstlenilmesi
gereken
bir
siyasi
sorumluluk
bilincini
yansıtmaktadır65.
Bu
açıdan
bakıldığında, Avrupa yaklaşımıyla ABD’de geçerli olan yaklaşım arasında
esaslı bir fark bulunmaktadır. Avrupa’da hak söylemi içinde beliren siyasi
sorumluluk vurgusu, ABD’de şahsi sorumluluk vurgusuyla şekillenen sosyal
siyaset ortamından oldukça farklı bir ortamın varlığına işaret etmektedir.
Avrupa Sosyal Şartı’nın getirmiş olduğu ilkelerin ötesinde, sosyal siyasetin
kurumsal çerçevesi açısından, Avrupa seviyesinde tam bir uzlaşma
sağlandığını dile getirmek güçtür ama 2000 yılında Lizbon Stratejisi’nin
gündeme gelişiyle birlikte bu yönde önemli adımlar da atılmaktadır. Lizbon
yaklaşımının temel özelliği ise, Avrupa’nın küresel bilgi toplumunun yüksek
rekabet gücüne sahip, önde gelen bir aktörü haline gelmesi biçiminde ifade
edilen iktisadi hedeflerle, herkese en yüksek seviyede sosyal güvence
sağlayarak “sosyal içerme” yi gerçekleştirmek şeklinde ifade edilen sosyal
hedefleri aynı düzeyde ele almasıdır. Bu oldukça önemlidir ama aynı
zamanda da iktisadi ve sosyal hedefler arasında bir gerilimin olduğu ve bu
gerilimin Avrupa içinde ciddi tartışmalara yol açtığı da bir gerçektir. Şöyle ki,
neo-klasik iktisat savunucuları, her yerde olduğu gibi Avrupa’da da asıl olanın
iktisadi gerçeklik olduğunu, sosyal hakların ancak yüksek rekabet gücü
amacıyla çelişmedikleri nispette geçerlilik taşıdıklarını öne sürmektedirler.
Buna karşılık, sosyal hakları savunan kesim ise, sosyal dışlanma tehlikesine
karşı toplumu bir arada tutan sosyal tedbirlerin iktisadi amaçların gerisine
64
Sosyal dışlanma olgusunun zıttı olan bu terim, dilimize genel olarak sosyal içerme şeklinde tercüme
edildiği gibi, sosyal içericilik biçiminde tanımlamaya yer veren kaynaklar da vardır. Sosyal
içerme/içericilik kavramını, sosyal dışlanmaya maruz kalan birey veya grupların iktisadi ve toplumsal
yaşamda yer almalarına engel olan faktörlerin ortadan kaldırılarak, yaşam düzeylerinin toplum
içerisinde kabul edilebilir bir düzeye getirilerek, toplumla bütünleşmelerinin sağlanması şeklinde
betimlemek mümkündür.
65
Arif GENİŞ: “Avrupa Sosyal Modeli, Endüstri İlişkileri Ve Sendikalar ”, Petrol-İş Dergisi Eki:
Sendikal Notlar, Sayı:18, Haziran 2003, 94-103.
58
itilemeyeceklerini savunmaktadır.66 Lizbon Stratejisi’nde, aksayan yanların
yeniden yapılanması süreciyle birlikte, Açık Eşgüdüm Yöntemi adı verilen bir
yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemle, Birlik’e üye ve aday ülkelerdeki sosyal
politika uygulamaları arasında, Birlik seviyesinde net şekilde tanımlanmış
belirli göstergelere dayanılarak, yine Birlik seviyesinde tanımlanan hedeflere
doğru, bir uyum sağlanması amaçlanmaktadır. Sosyal dışlanmayı önlemeye
yönelik çalışmalar bağlamında ise, bu doğrultuda bir dizi gösterge
belirlenmekte ve üye ülkelerden kendi ülkelerinde var olan durumu ortaya
koyabilmek
üzere
söz
konusu
göstergelere
uygun
istatistiki
veriler
hazırlamaları ve bu veriler temelinde Ulusal Eylem Planları yapmaları
istenmektedir. Daha sonra bu ülkelerin bu planlar çerçevesinde sağladıkları
ilerlemeler, müşterek platformlarda birbiriyle karşılaştırılarak, sürekli bir
değerlendirmeye tabi tutulmaktadır67. Bu durum, hem belirli bir izlenim hem
de ülkelerin birbirlerinin tecrübelerinden faydalanmalarını sağlayan bir
yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Avrupa’da inşa edilmesi gerektiği söylenen insan hakları kavramı,
AB’de dışlayıcılıktan ziyade, sosyal içerme özelliği taşımakta, haklar ve
sorumlulukların eşitliğini vurgulamaktadır. İçerme ve dışlanma süreçlerinde,
kompleks sayılabilecek yolların iyileştirilmesi için konunun eğitim ve öğretim
programları ve projeleriyle tanıtılması zorunlu görülmektedir. AB eğitim
programları ve projelerinde birçok düşünce, davranış değişikliği ve sosyal
dışlanma yer almaktadır. Söz konusu eylem planları, Avrupa boyutuyla
vatandaşlık eğitimine potansiyel olarak katkı yapmaktadır. Bu programlar ve
spesifik projelerin pek çoğu, dışlanma ile savaşma gibi temalar, doğrudan
vatandaşlık eğitimiyle ilgilidir68.
66
Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Formu Departmanı, “Avrupa’nın Sosyal Politikası” ,Radikal
İki, 6 mart 2005, 5.
67
European Commission Social Protection Commiitee, Report On Indicators In The Field Of Poverty
And Social Exclusion, Brussels, 2001, 59.
68
The Report Of University Of Birmingham, “The Contribution Of Comminity Action Programmes
İn The Fields Of Education, Training And Youth To The Development Of Citizenship With A
European Dimension ”, 1997, http://europa.eu.int/comm/education/citizen/Amsterdam.pdf. (Erişim
tarihi: 20/11/2009)
59
Sosyal dışlanmanın Avrupa’daki seyri ele alınırken, İngiltere’ye
özellikle değinmek gerekir. Çünkü sosyal dışlanmaya karşı geliştirilen
politikaların ortaya çıkmasını sağlayan yada bu politikaların kurumsal
zeminde gelişmesine vesile olan ülkelerin başında İngiltere gelmektedir.
Şöyle ki, İngiltere’nin 1997 yılında Çalışma Bakanlığı tarafından kurulan
Sosyal Dışlanma Ünitesi69, Sosyal Dışlanma Çözümleme Merkezi ve
kendisine bağlı Kabine Bürosu, sosyal dışlanmayla ilgili politikaların
koordinasyonunu temin etme gibi çalışmaları ve faaliyetleri bulunmaktadır.
2.2.2. Amerika Birleşik Devletleri’nde
Toplumdaki bazı kesimlerin sermaye birikim sürecinin dışında kalması
ve iktisadi büyümeden adil şekilde yararlanamaması üzerine odaklanan ve
özellikle kıta Avrupa’sında önem arz eden dışlanma teriminin, Amerika
Birleşik Devletleri’nde (ABD) kendine özgü bir seyri vardır. ABD’de dışlanma
kavramı
yerine,
sınıf-altı
kavramı
kullanılmaktadır.70
1960’lı
yılların
başlarından itibaren kalkınma iktisadının mimarlarından olan Gunnar Myrdal
tarafından ABD üzerinde yapılan çalışmalardaki ana tema, sistemden
dışlananların ciddi bir yoksulluk içinde bulunmaları ve toplumda bir ayrımın
oluşmasıdır.
Sınıf-altı olgusunun, ABD’nin istihdam imkanlarının da azalması
neticesinde işgücü içerisinde sürekli bir şekilde yer alamayan/almayan, daha
genel olarak yetişkinlerin iktisadi yapının dışında kalması ve sosyal açıdan
kenara itilmesi/ötelenmesi durumunu ifade ettiği söylenebilir71. Sınıf-altı
kesimler
69
Herbert
J.Gans’a
göre,
dışarıda
bırakılmış,
sistem
dışına
Ünite, 1998 yılından itibaren çeşitli alanlarda dışlanma olasılığı bulunan kitleler hakkında raporlar
hazırlamaktadır. Okuldan kaçma ve dışlanma, yenilenen komşuluk ilişkileri, sokakta yaşayanlar, 16-18
yaş arası gençlerin eğitim-öğretim ve istihdamda yeni fırsatların sunularak aradaki gediğin kapatılması
bunlardan bazılarını oluşturmaktadır. Social Exclusion Unit, “Prime Minister’s Speech on the
Estabilishment of the Social Exclusion Unit ”, 1998, http://www.open.gov.uk/co/seumore/html (Erişim
tarihi: 20/11/2009)
70
Adile ARSLAN: Türkiye’de Yeni Kentli Yoksulluk Biçiminden Bir Kesit, Van’daki Dere Kenarları.
TMMOB Mimarlık Odası Yayınları, Ankara, 1998, 190.
71
Fikret ŞENSES: Küreselleşmenin Öteki Yüzü: Yoksulluk. İletişim Yayınları, İstanbul, 2003, 90-91.
60
sürüklenmiş, sistem için artık işlev dışı olarak görülen yapıları açıklamakta72
ve bu kavram genelde çalışamayan/çalışmayan insanları, dilencileri, alkol
yada ilaç bağımlılarını, evsizleri ve suçluları kapsamaktadır. Terimin kapsamı
geniş olduğu için sosyal konutlarda ikamet edenler, kaçak göçmenler, çete
üyeleri vb. gruplar da sınıf-altı kategoriye dahil edilmektedir. Bu terim
ABD’ de ferdi ve yapısalcı olmak üzere iki temel paradigma üzerinde
yoğunlaşmaktadır.
yapmaktadır.
Ferdi
Şöyle
ki
paradigma,
gönüllü
sınıf-altı kesimi,
işsizlik
istihdam
olgusuna
vurgu
olanaklarının
kısıtlı
olmasından çok işgücü piyasasının sunduğu fırsatlara kayıtsız kalmayla
ilişkilendirmekte ve devletin sunmuş olduğu sosyal yardımların da bu kesimin
çalışmama eğilimini yükseltici yönde etkide bulunduğunu savunmaktadır73. Bu
paradigmada sınıf-altı gerçeği, bireysel özellikler, tutum ve davranışlarla
ilişkilendirilmekte, ayrımcılık ve işgücü piyasasının özellikleri gibi faktörler ise
yeterince dikkate alınmamaktadır74.
Yapısalcı
paradigma
gönülsüzlüklerini,
bu
ise,
kesimin
sınıf-altı
işgücü
kesimin
piyasasını
çalışma
gerçekçi
ile
ilgili
olarak
değerlendirmesinden ileri geldiğini savunmaktadır. Bu paradigma, kökenleri
oldukça eskilere dayanan ayrımcılık yanında, ekonomideki yapısal değişikler
neticesinde işlerin kent merkezlerinden giderek uzaklaşması, artan ulaşım
maliyetleri, düşük ücret haddi, işsizlik, yetersiz çocuk ve bakım hizmetleri, gibi
faktörlere yoğunlaşmaktadır. Sınıf-altı gerçeğini, kişisel etmenler ve toplumsal
yardım politikası ile değil, ekonomik yapısal değişiklikler ve onların da
etkisiyle oluşan sosyolojik değişikliklerle ilişkilendirerek, çalışma arzusunun,
tüm bu yapısal nedenlerden dolayı azaldığını savunmaktadır75.
72
Zygmunt BAUMAN: Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar. Çev. Ümit Öktem, Sarmal Yayınevi,
İstanbul, 1999, 101.
73
M.B.KATZ: “The New Politics Of Poverty-The Non-Working Poor In America ”, New York: Basic
Boks, 1995, 5.
74
Fikret ŞENSES:a.g.e., 90-91.
75
M.L. Eggers ve D.S. Massey: “The Structural Determinants Of Urban Poverty-A Comparisın Of
Whites, Blacs And Hispanics ”, Social Sciensces Research, Vol.20, No:3, 217. Akt. F.Şenses, A.G.E,
212-213.
61
Son çeyrek asırda, başta ABD olmak üzere iktisaden gelişmiş ülkelerin
hemen hemen çoğunda meydana gelen yeni yoksullar, uzun süreli işsizlik
nedeniyle sadece ekonomik olarak dışlanmamakta, her türlü sosyal ve siyasi
gruptan ve yine aileden koparak politik ve sosyal dışlanma ile de
karşılaşmaktadırlar. Dolayısıyla bu dışlanan kitleler, artık sınıfı bile olmayan
sınıf-altı’nı (yeni yoksulları) ortaya çıkarmaktadır.
2.2.3. Diğer Ülkelerde
Kıta bazında ele alındığında Latin Amerika’da (başta Arjantin,
Venezüella, Peru, Uruguay, Meksika ve Brezilya olmak üzere) sosyal
dışlanma kavramı yoksunluk, yoksulluk ve eşitsizlik bağlamlarında ele
alınmaktadır. Toplumsal bütünleşmeden, sosyal ve politik haklardan yoksun
bırakılma, sosyal dışlanmayı meydana getirmektedir. Bu bölgede dışlanmış
kesinler, temelde üç kategoride incelenmektedir. Bunlar kentsel yoksullar,
kentsel ergen nüfus ve çocuklar ile göçmenler ve evsizlerdir. Buna ilaveten,
dışlanmanın bir başka yönü olan kültürel dışlanma, sosyal ağlar arasında
ortaya çıkarken; politik alandan dışlanma ise, mülkiyet, sosyal koruma ve
temel kamu hizmetleri (sağlık, eğitim, adalet) haklarından yoksun bırakılma
süreçleri olarak tanımlanmaktadır76.
Sosyal dışlanmanın Afrika kıtasındaki (Çad, Uganda, Zaire, Zimbabve
gibi ülkeler) seyri ise, Avrupa ve Amerika toplumlarından farklı olarak, ülkeler
düzeyinde geniş çeşitlilikte bir tablo ortaya koymaktadır. Şöyle ki Sahra-altı
Afrika’da, sınıf-altı kesimin oluşumu çok yönlüdür ve dağılmış konumdadır.
Aslında
Afrika
kıtası,
yeraltı
dünyası,
dışlanmışların
diyarı
olarak
görülmektedir. Bazı Afrika literatürleri dışlanmayı, doğrudan ulusal yuttaşlık
bağlamında ilişkilendirmektedir. Buna göre, sömürge öncesi, sömürge ve
sömürge
76
sonrası
Afrika
toplumlarında,
bağımsızlık
ve
yabancılaşma
Vilmar E.FARIA: “Social Exclusion And Latin American Analyses Of Poverty And Deprivation ”,
Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose
B.Figueiredo, Geneva, International Institute For Labor Stydies (IILS), 1995, 117-128
62
bağlamlarında, ulusal yurttaşlığın değişen görünümü, sosyal dışlanmayı
belirlemektedir. Bununla birlikte sosyal dışlanma olgusunu irdelemeye ilişkin,
en önemli bir başka literatür ise, terimin sosyal mal/hizmetler ve kaynaklara
erişebilmede ve sosyal kimlikler ve grup üyeleriyle olan etkileşiminde ortaya
çıkmaktadır. Cinsiyet, din, yaş, dil, ırk, köken, bölge ve ulus gibi etmenler
sosyal kimliği belirlerken; ülke, emek, ücret seviyesi, enformel istihdam,
krediler, girdiler, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, büyüme ve kalkınma projeleri,
siyasi temsil ve siyasi güç gibi unsurlar da mevcut kaynakları ve sosyal
mal/hizmetleri betimlemektedir. Dolayısıyla dışlanma sorunu, söz konusu
etmen ve unsurların biri yada bir kaçından yoksun bırakılma veya
ötekileştirme olarak ifade edilmektedir77.
Tarımsal alanlardan uzak bırakılma, Afrika’da en yaygın dışlanma
biçimlerindedir. Özellikle kırsal alanlarda gerçekleşen bu dışlanma biçimi, iç
göçe neden olmaktadır. Bu durum formel olmayan piyasalar dışındaki
alanlarda istihdamın daralmasına neden olarak, dışlanmanın bir diğer
açılımına da neden olmaktadır. Böylece, hem kırsal hem kentsel yerlerde gelir
getirecek eylemlerden ve geçimden dışlanma ortaya çıkmaktadır78.
Asya ülkelerindeki dışlanma ile ilgili literatüre bakıldığında ise parçalı bir
durum ortaya çıkmaktadır. Rusya federasyonu sınırlarında Sosyal dışlanma
terimi, kırsal kesimde yaşayanları, orta katmandaki ücretli sınıfı ve uzun süreli
işsizleri79; Tayland’da ise kadınları, etnik azınlıkları, eğitimden yoksun
çiftçileri, enformel sektörde çalışan işçileri ve köprü altında yaşayan evsizleri80
kapsamaktadır. Hindistan’da sosyal dışlanma, kimi refah haklarından mahrum
bırakılma manasında ele alınmaktadır. Bunları sağlık, eğitim, barınma, içme
77
Charles GORE: “Social Exclusion And SOCİAL CHANGE: Insaighs İn The African Literature ”
Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose
B.Figueiredo, Geneva, International Institute For Labor Stydies (IILS), 1995, 103-112.
78
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 12.
79
Natalia TCHERNINA: “Patterns And Processes Of Social Exclusion İn Russia”, Social Exclusion:
Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva,
International Institute For Labor Stydies (IILS), 1995, 131-140.
80
Ruhi SAITH: “Social Exclusion: Concept And Application To Developing Countries ” Queen
Elizabeth House Working Paper Series (QEHWPS, No:72, Oxford: Oxford University Press, 2001, 9.
63
suyu temin edebilme ve sosyal güvenlik olarak ifade etmek mümkündür.
Ayrıca sosyal dışlanma kavramı, asgari gelirden ve temel mal ve
hizmetlerden
dışlanarak
giderek
yoksullaşma,
istihdamdan
dışlanma,
haklardan özellikle çocuk işçiliğinin kullanılması bağlamında çocukluk
döneminin güvence altına alınması hakkından mahrum bırakılma ve
Hindistan’a özgü olan kast biçiminde yapılaşmalar gibi toplumsal problemlerle
birlikte ele alınmaktadır81.
Arap ülkelerinde (Tunus, Yemen gibi) sosyal dışlanma teriminin
kavramsallaştırılma süreci ise, belirli grupların kendi deneyimleri ışığında bir
kavrayış getirmek suretiyle toplumsal olarak dışlanma eylemini ele almaları ve
tanımlamaları biçiminde ilerlemektedir. Bu bağlamda söz konusu kitleler,
dışlanma kavramını kendilerine göre karakterize ettiklerinden, farklı yaşam
koşullarına ve sosyal statülere sahip hemen hemen her ferdin algılaması da
buna göre farklılık göstermektedir. Örneğin ev hanımları çalışma’yı sosyal
bütünleşmede kilit olarak görürüler. Oysa çalışan kadınlara göre sosyal
dışlanma okur-yazarlıkta, engelli olma durumlarında ve cinsiyet ayrımında
kendini göstermektedir. Buna karşılık pek çok işsiz insan sosyal dışlanmayı,
gelirden yoksun bırakılma, marjinalleştirme olarak tanımlamaktadır82. Ayrıca
dışlanmışlık, Arap ülkelerinin pek çoğunda, hem toplumsal hem de iktisadi
açıdan büyüme ve kalkınmanın sağlanmasında önemli sorunların başında
gelmektedir.
81
Paul APPASAMY : “Social Exclusion İn Respect Of Basic Needs İn India ”, Social Exclusion:
Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva,
International Institute For Labor Stydies (IILS), 1995, 237-252.
82
Mongi EDOUİ VE Ridha GOUIA: “Patterns And Processes Of Social Exclusion In Tunisia ”,
Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose
B.Figueiredo, Geneva, International Institute For Labor Stydies (IILS), 1995, 161-174.
64
2.3. Sosyal Dışlanmanın Özellikleri
2.3.1. Çok Boyutluluk
Sosyal dışlanmanın çok boyutluluk özelliğinden anlaşılan, çok
sayıda ve farklı boyutlarla ele alınan bir durumu ifade etmesidir. Bu bağlamda
eğitim, barınma, sağlık, istihdam, yasal ve siyasi sistemler ve sosyal ağlar
sosyal dışlanmanın hissedildiği akla ilk gelen boyutlarını oluşturmaktadır.83
Sosyal dışlanmanın çok boyutluluk ilkesi gereği, Avrupa Birliği, sosyal
dışlanma sorununa bir taraftan tematik bir taraftan da tahlili bir perspektiften
yaklaşarak, sosyal dışlanma sürecini oluşturan önemli kriterleri şöyle
özetlemektedir84;
• Barınma ve evsizlik,
• Çalışma koşulları,
• Eğitime ulaşılabilirlik,
• Gelir, vergileme ve sosyal koruma
• İstihdam, işsizlik ve eğitim
• Sağlık, sosyal hizmetlerden yararlanabilirlik ve komşuluk desteği,
• Tüketim ve borçlanma.
Çok boyutluluk, izole edilmişliğin ve / veya yoksunluk sürecinin değişik
türde kaynaklarının olması ve değişik süreçlerle (iktisadi, sosyal, siyasi,
kültürel) ilgili olmasını ifade etmektedir. Bu durum, disiplinler arası bir
83
Ajit BHALLA ve Frederic LEPEYRE: “Social Exclusion: Towards an Analytical and
Operational Framework”,Development and Change, Vol. 28, No: 8, 1997, 423 – 433.
84
Avila KILMURRAY: “Beyond The Streo – types”, Social Exclusion and Social Inclusion,
Democtatic Dialogue Report No: 2, Belfast ESRC Pres, November 1995, 36.
65
algılamayı da gerekli kılmaktadır. Çok boyutluluk durumu sadece ekonomik,
sosyal, siyasi alanların odak noktalarını değil buna ek olarak toplumbilim, kent
bilim, hukuk, psikoloji bilimlerini de kapsamaktadır. Sosyal dışlanma, çok
boyutlu bir özelliğe sahip olduğu için karşılıklı nedensellik zinciri kuran pek
çok öğeyi de çözümleme olanağına sahip olmaktadır. Böylece, ayrıntılı ve
karmaşık olan sosyal dışlanma sorununun anlaşılması mümkün olabilecek ve
çok daha etkin ve etkili kamu politikalarının uygulanması için uygun şartların
oluşturulması sağlanabilecektir.
Sosyal dışlanmanın, önem sırasına göre majör boyutları ise; emek
piyasasından dışlanma, ekonomik dışlanma, kültürel dışlanma, kurumsal
dışlanma, marjinalleşerek genel olarak toplumdan dışlanma şeklinde
düşünülebilir. Söz konusu değişik türe sahip olan bu boyutlar, özde
birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış yada taban tabana zıt olmamakla
birlikte, tam aksine her zaman aralarında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır.
Şuna dikkat edilmelidir ki; sosyal dışlanma sorununun herhangi bir boyutta
incelenmesi sırasında, diğer boyutlarla olan ilişkilerin de dikkate alınması
gerçekçi bir analiz için gerekli olmaktadır.
2.3.2. Görecelik (Rölativite)
Sosyal dışlanma, dezavantajlılık içeren durumları karşılaştırdığı için
göreceli bir duruma sahip olmaktadır. Yani dışlanma olgusu, bireylerin ve
grupların kimi alanlara (kaynaklara, fırsatlara, yetki ve güç sistemleri gibi)
erişememe durumunda ortaya çıksa bile, sosyal dışlanmanın hangi alanlarda
başladığı
yada
hangi
anlaşılamamaktadır.
alanları
Çünkü
bu
öncelikle
durum
etkilediği
herkese
net
göre
olarak
farklılık
gösterebilmektedir. Bu nedenle izafi bir çerçeve içinde yer alan sosyal
dışlanma, farklı kişilere göre farklı manalar taşıyabileceğinden veya belirli ülke
şartlarına göre tanımlanabileceğinden göreceli bir özelliğe sahip olmaktadır.
Görecelik özelliği aynı zamanda sosyal dışlanmanın çok boyutluluğunun bir
sonucu da olmaktadır.
66
2.3.3. Dinamizm
Sosyal dışlanmanın bir başka özelliği ise, dinamik bir sürece sahip
olmasıdır.
Sosyal
dışlanmaya
neden
olan
durumlar,
zamanla
daha
yoğunlaşmakta hatta kronik bir boyut olarak bir sorunlar zincirine neden
olabilmektedir. Bu seyir aslında sosyal dışlanmanın dinamik bir yapıya sahip
olmasından kaynaklanmaktadır.85
Sosyal dışlanma, sosyal değişim süreci içinde ise çok daha dinamik
hale gelmektedir. Şöyle ki hem çok boyutlu hem de çok anlı olarak
tanımlanabilen sosyal dışlanma, kendini oluşturan nedenlerin dinamik
doğasını ve dışlanmaya maruz kalanların durumlarındaki dinamik değişimi
ifade etmektedir. Özellikle bireyin beklentilerini göz önüne aldığımızda sosyal
dışlanmanın dinamik yapısı daha çok ortaya çıkmaktadır. Çünkü bireyler
sadece fiili olarak gelirden ve / veya bir işten yoksun olmalarından ötürü
dışlanmış sayılmazlar. Buna ilaveten, gelecek kaygısı taşıma ihtimalleri
nedeniyle beklenti ve umut oranları düşmekte ve dolayısıyla bir kenara
itilmektedirler. Buradaki bireylerin beklentilerinden kastedilen sadece bireyin
kendisinin değil bireyin eş ve çocuklarının da sosyal dışlanmanın kapsama
alanına dahil olduğudur. Bu da sosyal dışlanma sorununun gelecek nesilleri
de
etkileyerek
devam
edebileceğini
göstermektedir.
Ayrıca,
sosyal
dışlanmanın dinamik özelliği ele alınırken, mevcut şartların da sürekli olarak
güncellenmesi gerekmektedir.
2.4. Sosyal Dışlanmanın Ölçülmesi
Bir sorunu oluşturan unsurları ortaya çıkarma, onun nedenlerine
inebilme, onun tekrardan ortaya çıkacağı durumları ortaya koyabilme, onu
önlemeye yönelik politikalar – planlar üretebilme veya bunun gibi kriterleri
anlamlandırabilmede ana kriter, söz konusu sorunun ölçülebilirliği olmaktadır.
85
Eurostat, Task Force, Recommendations On Social Exclusion Poverty Statics, Document.
CPS 98/31/2, Luxembourg, 1998, 24.
67
Yani sorun olarak görülen herhangi bir durumun çözümü onun ölçülmesi /
ölçülebilir olması ile doğru orantılı bir seyir izlemektedir.
Bu nedenle sosyal dışlanmanın ölçülmesi, bu veriler ışığında sosyal
dışlanmanın seyrinin izlenerek, sosyal dışlanma ile hem mücadele edebilmek
hem de çözüme yönelik politikalar oluşturabilmek açısından önemlidir. Ancak,
sosyal dışlanmanın tanımlanması kadar, ölçülmesi de sorun yaratmaktadır.
Sosyal dışlanmayı eksiksiz olarak ölçülmeyi sağlayan bir model oluşturmak
oldukça güçtür. Çok boyutlu, göreceli ve dinamik bir özelliğe sahip olan sosyal
dışlanma, yapısı gereği, çok çeşitli bileşenleri içerdiğinden onun bu
kapsamını, genişliğini ve yoğunluğunu kapsayarak ölçen tek bir kıstastan söz
etmek mümkün görünmemektedir. Ayrıca, sosyal dışlanma sadece nesnel
anlamları değil öznel anlamları da içerdiğinden sadece nesnel veriler
temelinde sosyal dışlanmayı ölçmek de yetersiz kalacağından bu durum
sosyal dışlanmanın ölçülmesinde ayrı bir güçlük yaratmaktadır. Nitekim, bazı
durumlar, öznel veriler ışığında değerlendirmeyi gerektirmektedir.86 Sosyal
dışlanmanın çok yönlü doğası, sosyal dışlanmanın tek bir kriterle veya tek bir
gösterge ile ölçülmesini, zamana ve mekana dayalı olarak tam bir
karşılaştırma yapılmasını imkansız kılmaktadır. Bu durumda genel geçer olan
bir yöntem ve göstergenin yokluğundan dolayı, her ülkenin kendine özgü
farklı yaklaşımları geliştirmeleri gerekebilmektedir. Yine, ülke bazında da çoğu
zaman net bir ölçüt de bulunmamaktadır. Sorunun ölçülmesine yönelik ortaya
konulan birçok kıstasın ise, yakın bir gelecekte daha fazla unsuru içinde
tutarak genişleme ihtimali yüksek görülmektedir.
Sosyal dışlanmanın ölçülmesinde genel olarak iki farklı yaklaşım
bulunmaktadır. Bunlardan ilki, sosyal dışlanmanın doğrudan boyutlarının
ölçülmesi bir diğeri ise sosyal dışlanmanın temelini oluşturan gerekçelerin
kapsamının ölçülmesi üzerine odaklanmaktadır. Sosyal dışlanmanın uygun
bir tanımının yapılması, unsurlarının saptanması, anketlerin yapılması ve
86
Stephan KLASEN: “Social Exclusion and Children In OECD Countries Some Conceptual
Issues”, www.oecd.org/pdf/MOOOO8000/MOOOO8702.pdf (19.11.2001), 9.
68
uygulanması ve bunların istatistiki bir biçimde ölçümlenmesi gibi teknik
konular
nedeniyle,
doğrudan
ölçüm
yaklaşımının
belirgin
sıkıntıları
bulunmaktadır87.
Sosyal dışlanmanın ölçülmesiyle ilgili birçok analiz bulunmaktadır.
Bunlardan en dikkate değer olanlarından birini Berman ve Phillips çalışması
oluşturmaktadır. Bu analize göre, sosyal dışlanma sosyal içermenin zıttı bir
durum olmaktadır. Sosyal kalitenin bir boyutunu oluşturan sosyal içermenin
türlü alanlarla ilgisi bulunmakta ve bu alanların her birinde de kendine has
sosyal göstergeleri bulunmaktadır. Buradan hareketle, sosyal içermenin
göstergeleri ile sosyal dışlanmanın ölçülmesi mümkün olabilmektedir.
87
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 56.
69
Tablo 2: Sosyal İçericiliğin İlgi Alanları ve Sosyal Açıdan Göstergeleri
Sosyal
İlgi Alanı
Sosyal Göstergesi
Kalitenin
Boyutu
Sosyal
güvenlik
sistemine dahil olma
Sosyal
güvenlik
hizmetlerine
erişimin
ve
demografik
değişkenler (yaş, cinsiyet, bölge, ırk, istihdam durumu vb.)
yoluyla belirginleşen düşük gelirin dağılımı
Emek piyasasına
Tam ve yarı – zamanlı iş ve mesleklere erişimde demografik
dahil olma
değişkenler yoluyla beliren ayrımcılığın dağılımı
Konut ve mülkiyete
Komşuluk / semt ilişkilerine erişimin, barınmanın ve evsizlik
dahil olma
oranlarının dağılımı
Sağlık hizmetlerinin
Sağlık hizmetlerine erişimin ve ölüm oranlarının dağılımı
kapsamına dahil
Sosyal içericilik
olma
/ içerme / kabul
Eğitim sistemi ve
Eğitsel
hizmetlerine dahil
demografik değişkenler yoluyla ortaya çıkan ayrımcılığın
olma
dağılımı
Siyasal
süreçlere
ve
kültürel
hizmetlere
erişimin
ve
buralarda
Oy hakkı. Hükümetin temsilcisini veya üyesini oylayarak
dahil olma
seçebilme yetisi
Toplum hizmetlerine
Boş
/ sosyal yaşama
hizmetlerine erişimin dağılımı
vakitleri
değerlendirmenin,
STK’ye
ve
komşuluk
dahil olma
Sahip Olunan
Fırsat eşitliğine yönelik ve ayrımcılığa karşı kanunlar ile
Sosyal statünün
sosyal aktiviteye erişimin dağılımı
düzeyi
Kaynak: Yitzhak Berman ve David Phillips, “Indicators of Social Quality and Social Exclusion at National and
Community Level”, Social Indicators Research, No: 50, 2000, s. 334.
70
Bu analizde sosyal içerme sekiz farklı ilgi alanından oluşmakta ve her
bir alana özgü sosyal göstergeler bulunmaktadır. Sosyal içericiliğe bağlı
alanlar ise; sosyal güvenlik, eğitim, istihdam, sağlık, barınma, toplumsal
hizmetler, siyasi ve sosyal süreçlere dahil olma ile ilgilidir.
Sosyal dışlanma sorunu ise, sosyal içermenin etkisini yitirdiği veya
tamamen ya da kısmen ilgisini kestiği alanlarda kendini göstermektedir.
Analizdeki söz konusu olan bu sekiz alandaki göstergeler yardımı ile sosyal
dışlanma süreci belirginlik kazanmaktadır. Yani, sosyal göstergeler yardımı ile
toplumdaki insanların veya grupların ne oranda dışlandığı veya kabullenildiği
ortaya çıkmaktadır.
Sosyal
dışlanmanın
ölçülmesinde
önem
taşıyan
toplumsal
göstergelerin bir başka versiyonunu da Avustralyalı Profesör Saunders ortaya
koymuştur. Burada, sosyal dışlanma, yoksulluk merkezli olarak yani satın
alma gücü açısından ele alınmakta ve üç önemli şekilde ortaya çıkmaktadır.
Sırasıyla bunlar, sosyal etkileşimden yoksun olma, ev/aile ile ilgili mahrumiyet
ve son olarak da had safhada tüketim sıkıntısıdır88. Saunders’ın, sosyal
dışlanmayı ölçümleyecek sosyal göstergeler dizisi ise, aşağıdaki tabloda
gösterilmektedir.
88
Peter SAUNDERS: “Can Social Exclusion Provide New Framework For Measuring Poverty? ”,
Social Policy Research Centre (SPRC) Discussion Paper, No: 127, Sydney, The SPRC University Of
New South Wales Publishing, October 2003, 11.
71
Tablo 3 : Dışlanmanın Formları ve Göstergeleri
Dışlanmanın Formu
Sahip Olduğu Göstergeler
Bireyin her yıl, hafta sonları tatilini evinden
uzakta geçirebileceği ölçüde satın alma
Sosyal etkileşimden yoksun olma
gücünden yoksun olması; her iki haftada bir
defa geceyi dışarıda geçirmesine yetecek ve
arkadaşlarıyla/ailesiyle ayda bir kez yemeğe
gidebilecek düzeyde maddi durumunun el
vermemesi
Bireyin haftada bir defa yemeğini dışarıda
yemek için satın alma gücünden yoksun
Ev/aile ile ilgili mahrumiyet
olması; elde edilen gelir ile yakıt, elektrik, su,
telefon faturalarının ödenememesi, gıda için
sıkıntı
oluşturması
ve
evin
ısıtılmasını
sağlayamaması
Elde edilen gelir ile otomobilin zamanında
Yüksek seviyede tüketim sıkıntısı
kaydının/sigortasının
şeylerin
satılması;
rehin
refah
yapılamaması;
olarak
verilmesi
sağlayıcı
kimi
yada
kurumlardan
destek istenmesi.
Kaynak: Peter SAUNDERS: a.g.e., 12.
Saunders’ın bulguları Avustralya’ya özgü olmakla birlikte sonuç
itibariyle sosyal dışlanmanın çok anlamlılık, çok boyutluk özelliğini tekrar
göstermekte ve ayrıca sosyal dışlanmayı yoksulluk (satın alma gücü) eksenli
olarak ölçülmeye çalışmaktadır.
Sosyal dışlanmanın ölçülmesinde kullanılan bir başka metot ise,
Burchardt, Le Grand ve Piachaud tarafından ortaya atılmıştır. Buna göre
72
Büyük Britanya’da 1991-1995 yılları arasında yapılan dışlanmanın boyutları
araştırmalarında,
sosyal
dışlanmanın
ölçümlenmesinde
kullanılan
göstergeler, beş başlık olarak ele alınmış ve bu durum aşağıdaki tablo ile
şematize edilmiştir.
73
Tablo 4: Dışlanmaya İlişkin Göstergelerin Tanımları
Boyut
Tüketim faaliyeti
Dışlanma
Düşük gelir
Gösterge
Hanehalkı gelirinin yarısının
altında seyreden gelir
Tasarruf eylemi
Düşük servet
Kendine ait konutunun
olmaması; emekli maaşının
olmaması veya belli bir
düzeyin üzerinde birikiminin
olmaması
Üretim faaliyeti
Üretim faaliyetlerinden
Herhangi bir iş’te istihdam
yoksunluk
edilememe;
tam
zamanlı
eğiitm/öğretim görme veya
çocuğa bakma yada erken
emeklilik
Siyasi etkinlik
Siyasal bakımdan uğraşı
Seçimlerde oy kullanmama
olmayan
ve siyasi örgüte yada sivil
toplum örgütlerine katılamama
Sosyal etkinlik
Sosyal açıdan izole edilmiş
Beş
yoksunluk
herhangi
noktasının
birinde,
birisinin
yardımına muhtaç olması, ona
destek
verilememesi,
dinlenilememesi,
onun
dışarıda
tutulması
Kaynak: Tania Burchardt, Julian Le Grant ve David Piachaud, “Aocial exclusion in Britain
1991-1995 ”, Social policy &Admnistration, Vo:33, No:3, Semptember 1999, 233.
74
Sosyal dışlanmanın ölçülmesi ile ilgili en detaylı analizlerden birini AB
bünyesinde bulunan Sosyal Koruma Komitesi gerçekleştirmiştir. Komite,
sosyal dışlanma alanında önemli ve ayrıntılı göstergeler ortaya koyup, sosyal
dışlanmanın çok boyutlu olmasından hareketle, oldukça geniş sayıda
göstergeler demeti ortaya çıkarmıştır. Komite, öncelik derecesine göre bu
göstergeleri üç kategoride ele almaktadır. İlk derecedeki göstergeler, sosyal
dışlanmaya liderlik eden en önemli unsurların etkilediği alanları kapsayan
sınırlı sayıdaki kıstaslardan oluşmaktadır. İkinci derecedeki göstergeler, ana
göstergeleri destekleyen ve sosyal dışlanmanın diğer boyutlarını ele alan
göstergeleri meydana getirmektedir. Her iki seviyede bulunan göstergeler,
üye ülkeler tarafından üzerinde hem fikir olunan, tanımlanmış ve ulusal eylem
palanlarında bir başlık altında “sosyal içericilik” kapsamında ve ayrıca AB
Komisyonu ile üye devletler Katılım Raporunda kullanılmıştır. Üçüncü
derecedeki göstergeler ise, üye devletlerin kendi ulusal eylem planına sosyal
içericilik şartnamelerine dahil etmek için birincil ve ikincil derecedeki
göstergeleri kendi ülkelerine adapte etmeye yardım eden ve belirli alanlarda
kendi ülkelerine özgü belirgin sorunları çözmede kullanılabilen göstergeleri
ifade etmektedir.89 Üçüncü derecedeki göstergelerin ise, AB düzeyinde
uyumlu bir yapı gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Görüldüğü gibi sosyal dışlanma sorununun ölçülmesi, sosyal
dışlanmanın
tanımlanmasında
yaşanan
sıkıntılara
benzer
güçlükler
taşımaktadır. Bunun yanında, sosyal dışlanmanın ölçülmesi, ölçümü yapan
birey ve / veya kurumların sosyal dışlanma kavramını ele alış ve tanımlama
şekillerine göre farklılık gösterebilmektedir. Kullanılan veri kaynakları da
değişik türde yapılar taşımaktadır. Ancak sorun, sadece ölçümde yaşanan
güçlüklerle sınırlı değildir. Kullanılan “sayısallaştırılabilir kıstasların” yanında
“yapısal
kriterlerin”de
varlığı
söz
konusudur.
Sonuç
olarak,
sosyal
dışlanmanın kavramsallaştırılması, tanımlanması, ölçülmesi ve izlenmesi,
89
European Union Social Protection Committee, Repot On Indications In The Field Of
Poverty And Social Exclusion, Brussels, October 2001, 3.
75
neden
–
sonuç
ve
mücadele
politikalarının
oluşturulması
birlikte
düşünüldüğünde, çözümlenmesi güç bir durumun ortaya çıktığı söylenebilir.
3. İŞSİZLİK VE SOSYAL DIŞLANMA ARASINDAKİ İLİŞKİ
3.1. Sosyal Dışlanma Nedeni Olarak İşsizlik
Modern
toplumlarda,
çalışmanın/istihdamın
ve
özellikle
ücretli
istihdamın öne çıktığı ve yaşamı biçimlendirdiği görülmektedir90. Çalışma,
analitik olarak bireysel, toplumsal ve sistemle ilgili merkezi bir öneme sahiptir.
Çalışma, hem bireysel hayatın hem toplumsal düzenin hem de toplumun
hayatta kalmasının ana unsurudur. Çalışma, bu üç düzeyi birleştirerek,
aralarındaki iletişim ve işbirliğinin kurulması ve bunun sürdürülmesini
sağlamaktadır. Son zamanlarda, ücretli çalışmanın bütünüyle ortadan
kalkacağı beklentisi bulunmaktadır. Bu beklenti kimilerine göre abartılı
bulunsa da artık 1970’lere kadar ki tam istihdam toplumu bulunmamaktadır.
Uzun dönemde istihdam daralmakta ve işsizlik tüm endüstriyel toplumlarda
artmaktadır.
Sosyal dışlanma ile ilgili birçok çalışmada sosyal dışlanma doğrudan
işgücü piyasası ile ilişkilendirilmektedir. İşgücü piyasasında, istihdama dahil
olup-olmamak ya da istihdama dahil olma biçimi sosyal dışlanmayı
belirlemektedir. Sosyal dışlanma süreçlerinin anlaşılması için çoğu zaman
işgücü piyasasının işleyişinin anlaşılması önem taşımaktadır.
Sosyal dışlanmanın işgücü piyasası ile olan ilişkisi iki boyutlu olarak
değerlendirilmektedir. Birinci boyutu istihdamdan dışlanmak yani işsizlik
şeklinde olmaktadır. Özellikle uzun süreli işsizlik önemli bir dışlanmışlar
kümesini oluşturmaktadır. İkinci boyut ise, işgücü piyasası içinde ortaya çıkan
90
Helge HVID: “ Devalopment Of Work And Social (Ex) Inclusion”, Inclusion And Exclusiın:
Unemployement And Non-Standart Employement In Europa, Ashgate Publishing,
Aldershot,1999,35.
76
sosyal
dışlanmadır.
Bunlar,
sağlam
olmayan,
güvencesiz
işlerde
çalışanlardan oluşmaktadır.
İşsizlik aynı zamanda bir sosyal dışlanma biçimidir. Çünkü işsizlik
işgücü piyasasından dışlanmadır. İşgücü piyasasından dışlanma ise, sosyal
dışlanmanın ekonomik alandan dışlanma biçimini oluşturmaktadır.
İşsizlik ve sosyal dışlanma arasında güçlü bir neden – sonuç ilişkisi
bulunmaktadır. Çok boyutlu olan sosyal dışlanmanın hemen hemen her
boyutunda işsizliğin etkisini görmek mümkündür. Bu nedenle işsizlik ve sosyal
dışlanma arasındaki ilişkiyi farklı boyutlarda analiz edebiliriz. Şunu da
belirtmek gerekir ki işsizlik ve sosyal dışlanma arasında her zaman bire bir
ilişki de kurulamayabilir. Örneğin, işsiz kalan bir kadın, ev işlerini görerek
toplumda bir yere sahipse ve eşinin geliri temel aile gereksinimlerini
sağlamakta yeterliyse dışlanmış sayılmayabilir.91 Bu bağlamda işsizlik ve
sosyal dışlanma arasındaki ilişkiyi kurabilmek için, işsiz kalan bireyin aynı
zamanda toplumsal ve mesleki korumadan yoksun olması ve şiddetli bir gelir
sıkıntısı içerisine düşmesi gerekmektedir.92
İşsiz kalan bireylerin sosyal dışlanma sürecinde geçirdikleri evreleri
genel hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz; işsiz kalan birey öncelikle çalışarak elde
ettiği gelirden mahrum kalır ve gelir yoksunluğu içerisine düşer. Hayatını
devam ettirebilmek için gereken geliri formel istihdam yoluyla elde edemediği
için enformal sektörlerde çalışma yollarını aramaya başlar. Enformel çalışma
ülke ekonomisini olumsuz etkileyeceği gibi, yasal bir dayanağı olmadığından
piyasada hem iş güvencesi bakımından hem sosyal güvenlik bakımından
korunmasız şekilde çalışmaya neden olur. Enformel sektörde çalışmanın
neticesinde insanların sosyal güvenlik şemsiyesi dışında kalması, sosyal
risklerin kişiye vereceği maddi – manevi zararlardan kişinin korunmaması
91
Faruk SAPANCALI: a.g.e., 147.
Gerit WAN KOTTEN: “Social Exclusion And The Flexibility Of Labour”, Social Exclusion In
Europa, Ashgate Publishing, 1999, 60.
92
77
demektir. İşsizlik nedeniyle enformel sektörlerde yaşanan kayıt dışı istihdam,
yasal olarak var olmayan işgücü piyasalarındaki sosyal dışlanmışlığı da
beraberinde getirmektedir.
3.2. Gelir Yoksunluğu ve Tüketimden Dışlanma
İstihdam, hem sosyal katılım hem de gelir dağılımı ve iktisadi
kazanç sağlamaktadır. İnsanların, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerekli
olan gelirden yoksun olmaları, iktisadi alanın dışında kalmalarına neden olur.
İşsizlik de gelir yoksunluğu yani iktisadi alanın dışında kalma durumudur. İşsiz
kalan bireyler emeklerinin karşılığı olan ücretlerinin dışında herhangi bir gelir
kaynağına sahip değillerse ve işsizlik riskine karşı kendilerini koruyan bir
sisteme dahil değillerse gelir yoksunluğu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Gelir
yoksunluğuna düşmek demek insanların hayatlarını devam ettirebilmek için
gereken harcamamaları yapamamaları demektir.
İşsizlik, bireyde, gelir yoksunluğuna neden olurken, bu durum, mal ve
hizmet piyasasından dışlanma anlamına da gelmektedir. Sosyal dışlanmanın
ekonomik alana yansıyan ilk göstergesi ise mal ve hizmet piyasalarından
dışlanma ile kendini göstermektedir. Mal ve hizmet piyasasından dışlanma,
ekonomik bakımdan tüketimden dışlanma anlamına gelmektedir. Tüketim,
minimum düzeyde belirli mal ve hizmetlerin tüketilebilmesidir ve geleneksel
yoksulluk ölçüleri ile ilişkili bir kavram olarak değerlendirilmektedir.93 Ancak,
dünya nüfusunun temel gereksinimlere ulaşabilme durumundaki farklılıklar,
tüketimden dışlanmışlığın gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerde farklı
düzeylerde olmasına neden olmaktadır. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu
için dışlanma, yeme - içme, barınma gibi temel gereksinimlerin yeterince
karşılanamamasıdır. Bu bağlamda, yeme – içme, barınma, sağlık, eğitim gibi
temel ihtiyaçları dahi karşılayamayan birey ve ailesi için toplumsal hayata
katılma neredeyse imkansızlaşmaktadır.
93
Faruk SAPANCALI: a.g.e, 130.
78
İnsan varlığının ve üretiminin tamamen değişim değeri üzerinden
tanımlanması, bizzat insan varlığını nesnelleştirerek, bu dışlanma sürecini
pekiştirip, derinleştirmektedir.94 Yeni liberal politikalar, tüketimi, üretimin
önüne geçirmektedir. Toplumları birer tüketim toplumu haline getirmektedir.
Tüketim toplumu, tüketimin, temel gereksinimlerin karşılanıp karşılanmadığı
göz önünde tutulmadan sürekli olarak tüketimde bulunmanın özendirildiği
toplumdur. Bunun için de bireylerde yeterli bir alım gücü olmalıdır. Günümüz
toplumunda içeride olmanın veya topluma dahil olmanın temel ölçütlerinden
biri, mal ve hizmet piyasalarına (tüketime) erişim olarak değerlendirildiğinde,
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çoğunda giderek artan miktarda
kesimlerin tüketim kültürüne isteseler de ayak uyduramayacak duruma
geldikleri görülmektedir. Böylece tüketebilen / topluma dahil olanlar ve
tüketemeyenler / sosyal dışlanmışlar olarak kutuplaşmış bir toplum yapısı
ortaya çıkmaktadır.95 Bu bağlamda sosyal dışlanmış birey, küresel anlamda
tüketim kalıplarından ve kültüründen yoksun kalmaktadır.
3.3. Kayıt Dışı İstihdam ve Çalışan Yoksullar
Uzun süre işsiz kalan birey, eğer kendisine ekonomik destek
sağlayan kira, faiz gibi yan gelirden mahrumsa alım gücünde ani bir düşüş ile
karşı karşıya kalır. Ücretten yoksunluk çalışan için hem kendi ihtiyaçlarını
hem de ailede başka çalışan olmaması durumunda aile bireylerinin
ihtiyaçlarını karşılayamamasına neden olur. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi
için gereken gelirden işsizlik nedeniyle mahrum kalması ve ihtiyaçlarını
karşılamak zorunda olması bireyi çoğu zaman eğreti çalışmaya, kayıt dışı
çalışmaya sevk eder.
Kayıt dışı istihdam ile işsizlik arasında doğrudan bir ilişki vardır. Kayıt
dışı ekonominin oluşumunda özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin
94
www.ihd.org.tr/rapozel/kongeransonuc2002/yoksulluk.htm (17.02.2003)
Sibel ÖZBUDUN: “Küresel Bir Yoksulluk Kültürü mü? Yoksulluk, Şiddet ve İnsan Hakları
İçinde, TODAİE, İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, (Ankara, 2002), 62 –
66.
95
79
genel verimsizliği ve yaygın işsizlik önemli etkenlerdir. Bu niteliği ile
gelişmekte olan ülkelerde kayıt dışılık kronik ve yapısal bir karakter
göstermektedir. Kayıt dışı sektör, istihdam edilenlerin tamamen kayıt dışında
ve yasal hiçbir haktan yararlanamadığı, bu nedenle de emek maliyetlerinin
oldukça düşük olduğu bir alandır.
Bu tip bir çalışma şeklinin görünürdeki olumlu etkisi, devletin sosyal
politikalar üretemediği ve işsizlik riskini görmezden geldiği durumlarda
işsizliğin oluşturacağı olumsuz etkileri ortadan kaldırır. Sadece çalışmak
isteyen kişileri gelire kavuşturamaz aynı zamanda devletin üzerinde de
işsizlerin ekonomi üzerindeki negatif etkilerini, atıllıklarını ortadan kaldırır.
Bu bağlamda kayıt dışı istihdam bir taraftan yarattığı istihdam ile
işsizlik sorununu gizlemekte, diğer taraftan ise gerçekleştirdiği düşük fiyatlı
üretim ve hizmetler ile gelirleri azalan sermaye dışı kesimin yaşamını
sürdürmesini ve böylece de sermayenin düşük emek maliyeti politikalarının
sürekli olmasına sebep olmaktadır.96 İlk bakışta olumlu görülen bu
yaklaşımlar aslında uzun vadede haksız rekabet ve meydana gelen vergi
kaybı nedeniyle ekonomilere ağır yükler yüklemektedir. Bu ağır yükler
işsizliğin azaltılmasına yönelik olarak ulusal seviyede alınacak kararları,
uygulanacak politikaları ve getirilebilecek çözümleri sekteye uğratmaktadır.
Ayrıca yeni istihdam alanlarının açılamaması nedeniyle işsizliğin ülke
genelinde kronikleşmesine sebep olmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de kayıt
dışı istihdam ve eğreti istihdam, hem maddi anlamda hem de sosyo-psikolojik
anlamda
buralarda
istihdam
edilenleri
sosyal
dışlanmaya
maruz
bırakmaktadır. Aslında işgücü piyasasında yer alıyor gibi gözüken bu çevresel
işgücü, adından da anlaşılacağı üzere merkezin yani asıl bütünün dışında
kalmış, dışlanmış grupları oluşturmaktadır. Sosyal dışlanma, güvencesiz ve
korunmasız olan bu işgücü için, gelir ve ilişkiler açısından olmak üzere iki
96
www.iscikonseyi.org/modules.php?name = Newsf file = print &sid = 33 (15.06.2003)
80
yönlü ele alınabilir. Gelir yönüyle bakıldığında, işletmelerin artan küresel
rekabet ortamında işgücü maliyetlerini düşürmek eğilimlerinin sonucu olarak
geliştirilen bu tür eğreti istihdam biçimlerinin, işgücünün elde etmiş olduğu
ücret gelirinden önemli ölçüde gerilemelere neden olduğu görülmektedir.
Günümüzde, ücretlerin gerilemesinin sonucu olarak insanlar çalışıyor
olmalarına rağmen, yoksulluk sınırı altında yaşayıp gelir yoksunluğu
çekmektedirler. Kayıt dışı ekonomi içinde çalışanlar, daha uzun süre çalışma
karşılığında oldukça az miktarlarda gelir elde etmektedirler. Bu bağlamda
Endüstri devriminin ortaya çıktığı dönemde karşılaşılan “çalışan yoksullar”
kavramına yeniden dönülmekte ve insanlar çalıştığı halde toplumsal sistemin
dışında kalabilmektedirler.
Bununla birlikte, düşük ücretli güvencesiz işler, kararsız bir istihdam,
işini kaybetme riski ile evlilik ve aile başarısızlıkları, sosyal ilişki yetersizlikleri
arasında güçlü bir karşılıklı bağlantı söz konusudur. Bu da güvencesiz
istihdam ile sosyal dışlanma arasındaki ilişkisel boyutu ortaya koymaktadır.
Düzensiz
ve
güvencesiz
bir
işte
çalışanlar
arasında
ayrılmaların,
boşanmaların daha çok olduğu, aile içi bağların zayıfladığı, sosyal faaliyetlere
katılımın düşük olduğu ve arkadaşlık, komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı tespit
edilmiştir.97 Böylece uzun süreli işsizlik veya kayıt dışı eğreti istihdam bireyler
için maddi olduğu kadar maddi olmayan fayda yoksunluğuna neden
olmaktadır.
3.4. Sosyal İlişkilerin Zayıflaması ve Sosyal Destek Yoksunluğu
İşsizlik sonucunda yaşanan sosyal dışlanmanın bir uzantısı olarak
zayıflayan sosyal ilişkiler, insanların sosyal yaşamla bütünleşmelerinin
önündeki engellerden biridir. Zayıflayan sosyal ilişkileri iki boyutlu olarak
incelemek mümkündür. Bunlardan ilki, çalışma hayatında kurulan sosyal
ilişkilerin, işsizlikle birlikte sona ermesi veya zayıflamasıdır. Çalışma bir gelir
97
Ajit S. BHALLA ve Frederich LAPEYRE: Poverty and Exclusion ın a Global World.
MacMillan Pres Ltd. (London, 1999), 76.
81
elde etmenin yanında başka insanlarla ilişki kurma, arkadaşlık olanağı,
topluma faydalı olma duygusu ve sosyal birliktelik sağlama imkanı da
vermektedir.98 Bu açıdan, çalışma gereksiniminin yanında oldukça yaygın bir
çalışma isteğinin de var olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.99 Bu durum,
çalışmanın, insanlar ve gruplar için bir doyum kaynağı olduğunun da bir
göstergesidir. Çalışma ile elde edilen bu getirilerden yoksun kalmak ise
insanın toplumdan dışlanmasına, kendisini dışlanmış hissetmesine neden
olmaktadır.
Sosyal ilişkiler ağının ve sosyal desteğin ikinci boyutu ise, aile,
akrabalık, arkadaşlık ve hemşerilik gibi daha yakın ilişkilerdir. Bu ilişkiler,
birey, gelir yoksunluğu içinde olsa dahi, maddi ve manevi destek sağlayarak
sosyal dışlanmaya karşı bir engel oluşturma gücüne sahiptir. Bireyci
toplumlarla, kolektivist toplumlardaki sosyal dışlanma dinamikleri arasında bu
ikinci boyut açısından farklılıklar bulunmaktadır. Kolektivist toplumlarda sosyo
– ekonomik düzey yükseldikçe maddi destek bakımından beklenti ve
bağımlılık azalmakta, ancak duygusal bağlılıkta değişiklik olmamaktadır.100 Bu
nedenle kolektivist toplumlarda sosyal ve duygusal destek diğer kurumlardan
daha dinamik bir etkiye sahiptir.
3.5. Kurumsal Dışlanma / Kurumsal Destek Yoksunluğu
İşsizlik neticesinde yaşanan sosyal dışlanmanın bir başka boyutu,
toplumda bireyleri sosyal koruma altına alacak kurumların yetersizliğidir.
Çünkü ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir gelire ve bir işe sahip olmayan, işi ve
geliri olsa bile muhtaç durumda olanları, çocukları, yaşlıları ve kadınları
koruyacak yasal ve kurumsal düzenlemeler sosyal dışlanmayı önlemede
önemli bir yer tutmaktadır. Şöyle ki çalışanlara, işsizlere ve yardıma – bakıma
muhtaç diğer kişilere yönelik sosyal güvenlik müesseselerinin gelişmiş olduğu
98
Ignace Glorieux, “Paid Work: A Crucial Link Between Individuals & Society”, Social
Exclusion In Europa, der. Paul Littlewood et al., Aldershot, Ashgote Publishing, 1999, 68.
99
Meryem KORAY ve Alper TOPÇUOĞLU: Sosyal Politika. Ezgi Kitabevi, Bursa, 1995, 87.
100
Çiğdem KAĞITÇIBAŞI: İnsan – Aile – Kültür. Remzi Kitabevi, (İstanbul, 1990), 45.
82
ülkelerde, sosyal dışlanma sorununun nispi olarak daha az ortaya çıktığı
görülmektedir. Üstelik söz konusu müesseseler, bireyciliğin ön plana çıktığı
toplumlarda sosyal destek ve dayanışmanın önüne geçebilmektedir.
Sosyal güvenlik kurumlarının nispeten yetersiz olduğu gelişmekte
olan ülkelerde “dayanışma” olgusu, söz konusu kurumların yerine geçerek
sosyal dışlanmayı önleyebilecek bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ancak dayanışma ve yardımlaşma, gönüllülük esasına dayanmaktadır. Bu
nedenle sosyal dışlanmanın engellenmesinde süreklilik arz etmemektedir.
Zamanla dayanışma ve yardımseverlik duygularında azalma, çözülme
yaşanabilir. Bu yüzden bireyleri sosyal koruma altına alan kurumlar kadar
etkili olamazlar.
Kurumsal dışlanma veya kurumsal destek yoksunluğu eğitim ve
sağlık gibi ihtiyaçların karşılanmasında, özel yada kamu hizmetlerinden
yararlanamamayı da içermektedir. Eğitim hakkının kullanılamaması, sağlığın
korunamaması, sosyal hayatla bütünleşmek için gerekli olan niteliklerden
yoksun olmaya, iyi bir iş bulamamaya neden olarak bütünsel bir etki ortaya
çıkaracaktır.
Nitekim
eğitimine
devam
edemeyen
bir
genç,
o
anki
dışlanmışlığın yanında gelecekte iyi bir iş sahibi olamama riskini de taşıyarak,
gelecekte yaşaması muhtemel olan ekonomik ve sosyal dışlanmışlığın
temellerini de atmış olacaktır.
3.6. Psiko – Sosyal Dışlanma
İşsizlik, gelir yoksunluğu nedeniyle bir yönüyle ekonomik dışlanmaya
yol açarken, diğer yönüyle de bireyler üzerindeki sosyal ve psikolojik olumsuz
etkileriyle psiko – sosyal dışlanmaya neden olmaktadır.
83
İşsiz kalan birey, çalışma hayatının dışında kaldığı için niteliklerini,
kendine güvenini ve sezgilerini kaybeder. Bu durum bireyin gelecekte
bütünüyle işgücü piyasasından dışlanmasına neden olur.
İşsizlik bireyin özgürlüğünü yitirmesi anlamına da gelir. İşsiz kalan
birey sadece sigorta, emeklilik, sağlık korunması hakkı gibi ekonomik
olanaklara erişim özgürlüğünü değil, ortaklaşa bir yaşama katılım olarak
sosyal faaliyetlere erişimi de kaybeder.
İşsizlik, ruhsal hasara ve mutsuzluğa neden olmaktadır. İşsiz kalan
birey şiddetli acı ve ruhsal ıstırap çekebilir. Hatta uzun süreli işsizlikte intihar
vakaları görülmektedir. Özellikle gençler arasında işsizlik, kişinin kendisine
olan saygısını yok etmektedir. İşsizlik, klinik hastalıklara da neden olmaktadır.
Bu
hastalıklar,
işsizlik
nedeniyle
yaşanan
gelir
yoksunluğundan
kaynaklanabileceği gibi üzüntü, kendine olan saygının ve motivasyonun
yitirilmesinden de kaynaklanır.
İşsizlik, sosyal ilişkileri ve aile yaşantısını önemli ölçüde bozarak aile
içindeki genel uyumu ve tutarlılığı zayıflatır.
İşsiz kalan birey, zaman duygusunu ve buna bağlı olarak düzen
algısını kaybeder. Bireysel ve sosyal mesleki perspektifleri yok olur. Bunun
yerine sosyal açıdan itilmişlikle karşı karşıya kalırlar. İş arkadaşlarıyla olan
sosyal ilişkilerden yoksunluk, iş yerindeki sosyal yaşamın uyarılarından ve
sosyal çevreyle olan bağların kopması bir diğer olumsuzluktur. Bir yaşam
ifadesi ve bir şeyler yapma ihtiyacının yeri olarak işteki meşguliyetin
yitirilmesi, topluma yararlı olma ve işe yarama duygusunun kaybı söz
konusudur. İşsizlik dönemlerinde kazanılan alışkanlıklar nedeniyle çalışma
ortamı artık bu kişiler için oldukça sıkıcı hale gelmektedir. İşsiz birey, yeniden
çalışmaya başlasa dahi işine karşı daha güvensiz olur. Güvensizlik, gerginlik
ve sıkılmışlık bir araya gelerek bireyin depresyona girmesine ve toplum
84
dışında kalmasına neden olmaktadır.101 Bu da gösteriyor ki uzun süre işsiz
kalan birey çalışmaya ve iş piyasasına karşı gücenmişlik içindedir.
Gücenmişlik,
işsiz
kalan
bireyleri
ileride
çalışabilecekleri
çalışma
ortamlarından soğutmakta ve sosyal dışlanmayı derinleştirmektedir.
İşsizliğin birey üzerindeki psişik etkilerini inceleyen bilimsel çalışmalar
1929 Dünya Ekonomik Buhranı ile başlamaktadır102. Dünya Ekonomik
Buhranından bugüne değin, işsizliğin nedenleri ve sonuçlarına yönelik
araştırmalar başta ekonomi olmak üzere, sosyoloji ve psikoloji disiplinleri
tarafından yürütülmektedir.
Türk yazınında işsizlik olgusunu sosyolojik ve ekonomik açıdan
inceleyen birçok çalışma bulunmaktadır. Ancak işsizliği psikolojik boyutu ile
ele alan az sayıda çalışma bulunmaktadır. Erdoğan’ın103 İzmir’de yapmış
olduğu araştırma, sosyolojik açıdan olmakla birlikte, işsizlerin içinde
bulundukları psikolojik durumu açıklamaya yönelik bazı sorulara da yanıt
aramaktadır. Karataş’ın104 Ankara’da yapmış olduğu çalışmada, genç
işsizliğinin birey ve ailesi üzerindeki ekonomik, toplumsal ve ruhsal sonuçları;
genç
işsizlerin
benlik
saygı
düzeyleri
ile
sürekli
kaygı
düzeyleri
incelenmektedir. Kumaş’ın105 İzmir’de yapmış olduğu çalışmada ise; işsizliğin
psiko-sosyal
sonuçlarının
çalışma
yaşamı
değerleri
üzerindeki
etkisi
incelenmiştir. Yüksel’in106 Ankara da yapmış olduğu cinsiyet ayrımını da ele
alan incelemesinde, İşsizliğin psiko-sosyal etkilerinin ne kadar olduğu sayısal
olarak ifade edilerek tablolar bazında aşağıda gösterilmektedir. Söz konusu
101
102
49
Petek KELVIN – Joanna E. JARRETT: Uneployement: Its Social Psychological Effects.
Mustafa TINAR: Çalışma Psikolojisi, (İzmir-1996), 103.
Nihat ERDOĞAN: Sosyolojik Açıdan Kent İşsizliği ve Anomi, Ege Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Yayın No:62, Ege Üniversitesi Basımevi, (İzmir-1991); 26-29.
50
Kemal KARATAŞ: Genç İşsizliği Ekonomik Toplumsal ve Ruhsal Sonuçları, Sosyal Hizmet
Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayın No:2, (Ankara-1996), 44-58.
51
Hasan KUMAŞ: İşsizliğin Psiko-Sosyal Boyutu ve Çalışma Yaşamına İlişkin
Değerler Üzerindeki Etkileri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Dokuz Eylül
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, (İzmir-2001), 314.
106
İhsan YÜKSEL:İşsizliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi (Ankara Örneği), C.Ü.
İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, 21
85
tablolarda yer alan veriler aynı zamanda işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki
etkilerinin boyutunu da göstermektedir.
Tablo 5: Dışlanmışlıktan Kaynaklanan Kızgınlık Duymanın Cinsiyete
Göre Dağılımı
Kızgınlık Duyma
CİNSİYET
TOPLAM
EVET
SAYI - %
HAYIR
SAYI- %
KADIN
ERKEK
48
115
82.8
92.7
10
9
17.2
7.3
58
124
TOPLAM
163
89.6
19
10.4
182
(X² = 4.212 S.D. = 1 P<.05)
Kaynak: İhsan YÜKSEL:İşsizliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi
(Ankara Örneği), C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, 29.
Önemli sayılabilecek bir düzeydeki işsiz grubunun kızgınlık duyduğu
saptanmaktadır. Tiggemann ve Winefield’ in107 yapmış olduğu çalışmada da
benzer bulgular görülmektedir. Kızgınlık duyma durumları incelendiğinde
erkek işsizlerin kadınlara göre daha fazla kızgınlık duydukları saptanmıştır.
Bu farklılık istatistiksel açıdan .05 anlamlılık düzeyinde önemli bulunmuştur.
Araştırma kapsamındaki işsizlerin büyük bir çoğunluğunun kızgınlık duyması
hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli olumsuzluklara neden
olmaktadır. Öncelikli olarak işsiz bireyin, zihinsel ve fiziksel sağlığında
bozulmalara etkide bulunmaktadır. Öte yandan içinde bulunduğu çevreyle
sağlıklı ve istendik ilişkilerde bulunmamasına neden olabilir. Bu ise toplumsal
barışı zedeleyerek sosyal dışlanmayı artırmaktadır.
107
M.TIGGEMAN ve A.H. WINEFIELD: “The Effects Of Unemployment On The Mood, SelfSteem, Locus Of Control, And Depressive Affect Of Schoolleavers”,Journal Of Occupational
Psychology,1984;37.
86
Tablo 6: Toplum Baskısını Duyumsama Durumunun Cinsiyete Göre Dağılımı
Toplum Baskısını
Duyumsama
CİNSİYET
EVET
SAYI - %
TOPLAM
HAYIR
SAYI- %
KADIN
ERKEK
33
100
56.9
80.6
25
24
43.1
19.4
58
124
TOPLAM
133
73.1
49
26.9
182
(X² = 4.212 S.D. = 1 P<.05)
Kaynak: İhsan YÜKSEL:İşsziliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi
(Ankara Örneği), C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, 29.
İşsizlik sürecinde toplum baskısını duyumsadığını belirten işsizlerin önemli
bir çoğunlukta olduğu saptanmaktadır. Erkek işsizlerin kadın işsizlere göre
daha fazla toplum baskısını duyumsadığı görülmektedir. Kadın ve erkek
işsizlerin toplum baskısını duyumsama durumları arasında görülen bu farklılık
istatistiksel açıdan .05 anlamlılık düzeyinde önemli bulunmuştur. İşsizlik
sürecinde toplum baskısını duyumsamanın erkek işsizlerde daha fazla
görülmesi, erkeklerin toplum içinde kabul edilen rolleriyle ilişkili olabilir. İşsizlik
sürecinde işsiz bireyin işsizlik sonucunda yoksun kalmış olduğu olanaklar,
yaşadığı
olanaksızlıklar
ve
gideremediği,
karşılayamadığı
gereksinimler
karşısında bulunmasının yanında, toplumsal baskı duyumsaması işsizlik
sürecinin
birey
açısından
ne
denli
ağır
sonuçlar
oluşturabileceğini
göstermektedir. Toplumun, işsiz kalan bireyin işsiz olmasından sorumluluk
duyması gerekirken, ulusal gelirden sıfır pay, bir diğer deyişle hiçbir pay alma
olanağı olmayan işsiz bireye baskı oluşturması düşündürücü olmaktadır. Bu
durum sosyal dışlanmayı beraberinde getirmektedir.
87
Tablo 7: Aile Ortamındaki Huzurun Bozulmasının Cinsiyete Göre Dağılımı
Aile Ortamındaki
Huzurun Bozulması
CİNSİYET
EVET
SAYI - %
HAYIR
SAYI- %
KADIN
ERKEK
38
89
65.5
71.8
20
35
34.5
28.2
TOPLAM
127
69.8
55
30.2
TOPLAM
58
124
182
(X² = 4.212 S.D. = 1 P<.05)
Kaynak: İhsan YÜKSEL:İşsziliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi
(Ankara Örneği), C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, 29.
İşsizlerin işsizlik sürecinde aile ortamındaki huzurun bozulduğu
sayısal olarak yukarıdaki tabloda ifadesini bulmaktadır. Erkek işsizlerin kadın
işsizlere göre daha fazla aile ortamındaki huzurunun bozulduğu belirlenmiştir.
İki grup arasında görülen bu farklılık istatistiksel açıdan .05 anlamlılık
düzeyinde önemli bulunmuştur. İşsizlik sürecinde bireyin ailesinin istemlerini,
gereksinimlerini karşılamada yetersiz ya da yoksun bulunması, belki de sağlık
gibi yaşamsal düzeyde önemli olan gereksinimlerin karşılanamaması ailesel
huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bozulan aile huzuru ise sosyal
dışlanmaya zemin hazırlamaktadır.
88
Tablo 8: Depresyon Durumlarının Cinsiyete Göre Dağılımı
Depresyon
CİNSİYET
VAR
Sayı - %
YOK
Sayı - %
TOPLAM
KADIN
ERKEK
44
113
75.9
91.1
14
11
24.1
8.9
58
124
TOPLAM
157
86.3
25
13.7
182
(X² = 7.773 S.D. = 1 P<.01)
Kaynak: İhsan YÜKSEL:İşsizliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi
(Ankara Örneği), C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003, 31.
İşsizlerin depresyonlu olduğu saptanmıştır. Tiggemann ve Winefield’in
yapmış olduğu çalışmada da benzer bulgular görülmektedir. İşsiz grubun
daha depresif olduğu ve tekrar istihdam edilmeleri durumunda ise daha az
depresif belirtiler gösterdiği belirlenmektedir. İşsiz kadınlara göre işsiz
erkekler daha fazla depresyonlu bulunmuştur. İki grup arasında görülen bu
farklılığın istatistiksel açıdan .05 anlamlılık düzeyinde önemli olduğu
saptanmıştır. Bu bulgu işsizlik sürecinde bulunan erkek işsizlerin kadın
işsizlere göre daha fazla depresyonlu olabileceklerini belirtmektedir. Bunun
nedeni erkeğin toplumda üstlenmiş olduğu rol ve bu rolün gerektirdiği
sorumlulukları yerine getirememesi sonucu karşılaşmış olduğu durum olabilir.
Depresyon sonucu yalnızlaşan işsiz birey, kendine ve topluma yabancılaşıp
toplumdan dışlanmaktadır.
Yukarıda
bahsedilen
etkilerin
çoğu
işsizliğin
sosyal
dışlanma
üzerindeki etkilerinin bireysel boyutuyla ilgilidir. İşsizliğin sosyal dışlanma
üzerindeki toplumsal bazdaki etkileri de bulunmaktadır ve bu etkiler toplumun
ve toplumsal hayatın akıbetini zedeleyici nitelikte olmaktadır. Yukarıda izah
edilmeye çalışılan bireysel bazdaki sosyal dışlanma etkileri, toplum bazında
daha keskin ve hatta kimi durumlarda kronik hale gelebilmektedir. Nitekim,
dünya, toplumlardan, toplumlar da bireylerden meydana gelmektedir.
Dolayısıyla dünyanın sağlıklı ve huzur içinde olması, toplumların sağlıklı ve
89
insani yönden gelişmiş olmasına, bu da doğal olarak toplumları meydana
getiren bireylerin sağlıklı ve kendi onurlarına yaraşır bir hayat standardına
sahip olmalarına bağlı bulunmaktadır. İşsizlik,
işsizlik sonucu yaşanan
yoksulluk, yoksunluk bireylerin özellikle suça olan eğilimlerinin artmasına,
dolayısıyla sosyal kurumların ve sosyal kuralların kuşatıcı niteliğinin üzerine
gölge düşmesine ayrıca tüm bunlarla birlikte yabancılaşma ve sosyal çözülme
gibi toplumsal meselelerin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Son olarak,
sosyal dışlanma sorununun toplum bünyesinde meydana getirdiği/getireceği
handikaplara,
örselenmesini,
ahlaki
sosyal
ve
sosyal
değerlerin
organizasyonların
ve
gerekliliği
sorumluluk
noktasında
hissinin
güven
zafiyetini ve beliren isyankar tavır ve tutumları da ilave etmek gerekmektedir.
Sonuç olarak işsizler ve işsizlik nedeniyle giderek artan şiddette
güvencesiz, marjinal ve verimli olmayan işlerde çalışanlar hızla artmaktadır.
Güvencesiz, marjinal ve verimli olmayan işlerde çalışanlar ise, “çalışan
yoksullar” kavramı ile ifade edilmektedirler. İşsizler ve çalışan yoksullar
ekonomik, sosyal ve psikolojik bakımdan toplumsal bütünün dışına
itilmektedirler. Toplumsal tabanda da huzursuzlukların artmasına, sosyal
barışın bozulmasına neden olmaktadırlar. Yani işsizlik hem bireysel hem de
toplumsal olarak birçok sorunu özellikle de sosyal dışlanmayı beraberinde
getirmektedir. İşsizliğin yarattığı sosyal dışlanmayı gidermek için işsizlikle
mücadele etmek gerekmektedir. İşsizlik sorunu karşısında çözüm olarak
benimsenen yaklaşım ve politikalar ülkeden ülkeye değişim göstermektedir.
Bu yaklaşımlar arasında bir uçta işsizlik sorununun çözümünü ekonomik
gelişmeye bırakan liberal yaklaşımlar yer alırken, diğer uçta ise bu sorunu
toplumsal bir sorun olarak kabul eden ve istihdam politikalarına öncelikli bir
yer veren yaklaşımlar bulunmaktadır. Ülkelere, dönemlere ve siyasal
iktidarlara göre de toplumlar bu iki uç arasında bir yerde bulunmaktadır.
İşsizlikle mücadele etmek bir yandan sosyal dışlanmayla da mücadele etmek
anlamına gelmektedir.
İKİNCİ BÖLÜM
ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ
1. ARAŞTIRMADA KULLANILAN TEKNİK
Araştırmada
kullanılan
teknik,
literatürde
nicel
araştırma
tekniklerinden olan alan araştırması diğer bir deyişle örneklem surveyi108
olarak da adlandırılan inceleme araştırmasıdır. Bu araştırma yönteminin
kullanılmasının nedeni ise, kişisel ifadelere dayalı davranış, tutum ve
karakteristiklere ilişkin araştırma yapılmasıdır. Araştırmada tercih edilen veri
toplama tekniği/aracı ise, tam yapılandırılmış soru formu/ankettir.
Yapılan yerli ve yabancı literatür taraması sonucu, işsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkilerini ortaya çıkarabilecek anketler araştırılmış,
doğrudan ilgili olmasa da Bristol Üniversitesi tarafından sosyal dışlanma ve
yoksulluk üzerine hazırlanmış anket örneğinin çevirisi yapılmış daha sonra
araştırmanın amacı doğrultusunda sorular yeniden düzenlenerek yeni bir soru
formu geliştirilmiştir (Bkz: Ek 1). Anket formlarına ilişkin uygulama ise,
araştırmacının ulaşma imkanı olan gruplara yönelik olarak tasarladığı ve yüz
yüze görüşme ile gerçekleştirilen yöntemdir. Anket, hane halkına değil,
doğrudan bireye özel uygulanmıştır. Hazırlanan görüşme formları/anketler ile
Ankara’daki işgücüne dahil olan her bir gelir grubundaki çalışanların ve
işsizlerin, kendilerini ne kadar sosyal dışlanmış hissettikleri veya öyle
gördükleri karşılaştırmalı bir şekilde belirlenmeye çalışılmıştır.
108
Alan Araştırması (Survey) Tekniği: Sosyal bilimlere ilişkin pozitivist yaklaşım içinde geliştirilmiş
olan, sosyal dünya hakkında nicel bilgi üreten, insanların yada sosyal dünyanın görünümlerini
betimleyen araştırma tekniğidir. Alan araştırmasında cevaplayıcılar olarak adlandırılan çok sayıda
insana, araştırma konusu hakkında kişisel sorular sorulmaktadır.
91
2. ARAŞTIRMANIN MODELİ
Araştırma modelinde, araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler
ortaya konur. Her araştırmanın bir modeli vardır. Bizim de araştırmamızın
modeli, işsizlik ve sosyal dışlanma arasındaki ilişkidir. Bu ilişki çerçevesinde
de, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkilerinin yani işsiz bireylerin sosyal
dışlanmışlığının araştırılmasıdır. Bu özelliği nedeni ile araştırmanın modeli,
ilişkisel ve etkisel bir taramadır. İlişkisel-etkisel tarama modelinde, iki yada
daha çok sayıdaki değişken arasında, birlikte değişimin varlığı yada derecesi
belirlenmeye çalışılır.
3. ARAŞTIRMANIN PROBLEMİ
Özellikle
1980’li
yıllardan
sonra
ekonomik
alanda
yaşanan,
küreselleşme, artan rekabet, küçük ölçekli işletmelerin öneminin artması,
ilerleyen teknolojik değişmeler gibi yapısal değişimler beraberinde işgücü
piyasasında da değişimi getirmiştir. İşgücü piyasası, tüm bu hızlı değişimlere
ayak uydurmaya çalışarak, yeni bir yapılanma içine girmiştir. İşgücü
piyasasında katı olarak nitelenen düzenlemelerin özellikle piyasa lehine
yumuşatılarak değiştirilmesi, esneklik uygulamalarının önem kazanması,
sürekli ve tam zamanlı çalışma yerine yarı zamanlı çalışma, kısmi çalışma
gibi yeni tip çalışma türlerinin ortaya çıkması, daha az iş güvencesinin olması
gibi değişimleri beraberinde getirmiştir.
Tüm bu yaşanan yapısal değişimlerin sonucu olarak da, bir yandan
hızla değişen iş piyasasına ayak uyduramayan işverenlerin olması, bir
yandan yaşanan değişimlerin beraberinde krizleri ve durgunlukları getirmesi
sonucunda, işyerleri ya kapanmış yada küçülmüş ve çalışanlarını işten
çıkarmalar başlamıştır. Diğer taraftan da yaşanan yapısal hızlı değişimlere
ayak uyduramayan işçiler de (nitelikli-niteliksiz işgücü ayrımı ortaya
çıktığından) işgücü piyasasının dışına itilmeye başlanmış ve işsizlik giderek
artmıştır. Bu şekilde formel işgücü piyasasından dışlanan işçiler, yaşanan
92
değişimler sonucu iş bulmanın da çok zor olduğu bu ortamda, işsiz kalmamak
için, çevresel işgücü dediğimiz küçük bir krizde hemen işten çıkarılacak
işlerde, ikincil sektör dediğimiz informel alanlarda düşük ücretlerle ve sosyal
korumdan yoksun olarak çalışmaya yönelmişlerdir. Bir yandan işsizlik artmış
bir yandan da çalışan yoksullar dediğimiz yeni bir çalışan kesim ortaya
çıkmıştır. Sonuçta hem işsizler hem de çalışan yoksullar işgücü piyasasının
dışlanmış kesimini oluşturmaktadır.
Sosyal dışlanma ise, kapsamının giderek genişlemesi sonucu
tanımlanması giderek zorlaşan, bu nedenle tek bir tanımı olmayan, değişik
bakış açılarına göre anlamlar yüklenen, farklı kesimlerce farklı şekillerde
algılanan, tanımlanan bir kavram olmasına rağmen özellikle, 1980’li yıllardan
itibaren yaşanan bu değişimler sonucu, işgücü piyasasında dışlanmaların
giderek artması nedeniyle artık, işsizlikle birlikte anılmaya başlanmıştır.
Bu bilgiler ışığında, araştırmanın problemi, işsizlik ve sosyal dışlanma
arasındaki ilişki çerçevesinde, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkilerinin
araştırılmasıdır. Bunun için, işsiz bireylerin sosyal dışlanmışlığı yani
kendilerini hangi alanlarda ne kadar sosyal dışlanmış hissettikleri ve
algıladıkları, çalışan bireylerle karşılaştırılarak, araştırılmaya çalışılacaktır.
4. ARAŞTIRMANIN HAZIRLIK SÜRECİ
Araştırmanın problem cümlesi, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki
etkileri olduğundan, öncelikle çalışmanın birinci bölümünde, araştırmanın
kuramsal çerçevesi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, işsizlik ve sosyal
dışlanma ile ilgili tanımlar, teoriler ve bunların ölçüm araçları ele alınarak,
işsizlik ve sosyal dışlanma arasındaki ilişkiye değinilmiştir. Bu kuramsal
çerçevenin belirlenmesi amacıyla da literatür taraması yapılmış, yerli ve
yabancı yazılmış, kitap, makale, rapor vb. kaynaklardan ve internet
sitelerinden yararlanılmıştır. Daha sonra, TÜİK’in internet sayfasından,
çalışmaya konu araştırmanın yapıldığı yer olan Ankara İli’ne ait, 2008 yılı
93
nüfus, işgücü, işsizlik verilerine hem genel olarak, hem de kadın-erkek
bazında ulaşılmıştır109.
5. ARAŞTIRMANIN AMACI
Bu araştırmanın amacı, işsizlik ve sosyal dışlanma arasındaki ilişki
çerçevesinde, işsizliğin, sosyal dışlanma üzerindeki etkilerinin ve böylelikle de
işsizlerin
sosyal
dışlanmışlıklarının
ne
düzeyde
olduğunun
ortaya
çıkarılmasıdır. Bu çalışma ile ileride işsizlik ve sosyal dışlanma ile ilgili olarak,
Türkiye’de yapılacak daha makro ölçekteki çalışmalara katkı sağlanmaya
çalışılmaktadır.
6. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ
Ayrı ayrı olmak üzere, işsizlik ve sosyal dışlanma ile ilgili olarak, çok
sayıda ampirik çalışma olmasına rağmen, bir sosyal dışlanma biçimi olan
işsizliğin, sosyal dışlanma üzerindeki etkileri hakkında yapılmış kapsamlı bir
araştırmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle, bu çalışmada, önceden yapılmış
ilgili araştırmalar adı altında bir konu başlığı açılmamıştır. Daha çok işsizliğin
psiko-sosyal
dışlanma
boyutu
üzerinde
yapılmış
araştırmalara
rastlanmaktadır. Bu konuda yapılmış araştırmalara da çalışmanın birinci
bölümünde, psiko-sosyal dışlanma başlığı altında değinilmiştir.
İşsizliğin giderek arttığı günümüzde, sosyal dışlanma kavramı artık
işsizlikle birlikte anılmaya başlanmıştır. Bu açıdan, sosyal dışlanmanın,
işsizler için ne anlama geldiği ve kendilerini hangi alanlarda ne ölçüde
dışlanmış hissettikleri önem arz etmektedir. Sosyal refah devleti anlayışının
da giderek zayıfladığı günümüzde özellikle bizim gibi gelişmekte olan
ülkelerde modern sosyal güvenlik önlemlerinin çok gelişmediği de göz önüne
alınarak, işsizlerin sosyal dışlanmışlıklarının ne düzeyde olduğu yada
109
www.tüik.gv.tr. Ulaşım tarihi 28/12/2009.
94
kendilerini ne kadar dışlanmış hissettikleri başta sosyal, siyasi, iktisadi,
kültürel, psikolojik olmak üzere her açıdan önemli bir gösterge niteliğindedir.
Yine
bu
göstergeler,
işgücü
piyasasındaki
ayrımcılığın
ve
işgücü
piyasasındaki bölünmenin de bir başka ifadesini oluşturmaktadır.
7. ARAŞTIRMANIN KAPSAMI VE SINIRLILIKLARI
Bu araştırmanın kapsamı, araştırmanın gerçekleştirildiği zaman dilimi
içerisinde, Ankara İl sınırları içerisinde bulunan ve işgücüne dahil olan nüfusla
yani, çalışanlar ve işsizler ile sınırlandırılmıştır.
8. ARAŞTIRMANIN SAYILTILARI/VARSAYIMLARI
Araştırmanın başlıca sayıtlıları/varsayımları şu şekilde belirlenmiştir;
•
Araştırmacı tarafından geliştirilen ve araştırmada kullanılan ölçü
araçları geçerli ve güvenilir olup, ölçülmek istenilen özellikleri ölçme
kabiliyetine sahiptir.
•
Araştırmada kullanılan örneklem grubu, evreni temsil edebilecek nitelik
ve niceliğe sahiptir.
•
Araştırmaya katılanların anket sorularına içtenlikle cevap vermiş
olduğu ve toplanan verilerin doğru şekilde elde edildiği kabul edilmiştir.
•
İşsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri yani işsizlerin sosyal
dışlanmışlığı, deneklerin ölçeklerdeki sorulara verdikleri cevaplar yolu ile
ölçülebilir.
•
İşsizliğin sosyal dışlanma üzerinde etkileri vardır.
95
•
En yüksek gelir düzeyinde çalışan kesimden en düşük gelir düzeyinde
çalışan kesime ve özellikle işsizlere doğru gidildikçe, bireylerin, sosyal
dışlanmışlık hissi, algısı giderek artmaktadır. Diğer bir deyişle, işsizler, çalışan
kesime göre, daha çok sosyal dışlanmaya maruz kalmaktadırlar.
9. ARAŞTIRMANIN EVRENİ VE ÖRNEKLEMİ
Araştırma
sonuçlarının
genellenmek
istediği
bütüne,
evren
denmektedir. Genel evrene ulaşmak ise, maddi açıdan zor olduğu kadar
zaman açısından da sıkıntı yaratmaktadır. Bu nedenle, araştırmacılar, genel
evren yerine, çalışma evrenini kullanmayı tercih etmektedirler. Çalışma
evreni, sınırlamalar ve tanımlamalar ile belirlenir. Yapılan bu araştırmada da
çalışma evreni tercih edilerek, araştırma, Türkiye genelinde değil, Ankara
İli’nde yapılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Ankara ilindeki işgücüne dahil olan
(yani çalışanlar ve işsizler) nüfustur.
Tablo 9: Ankara İline Ait Nüfus ve İşgücü Yapısı Bilgileri (1000 Kişi)
Kurumsal
olmayan
nüfus
(Noninstitutional
population)
4,394
15 ve daha İşgücü
yukarı
(Labour
yaştaki
force)
nüfus
(Population
15 years
and over)
3,407 1,533
İstihdam
İşsiz
İşgücüne
edilenler
(Unemp- katılma
(Employed) loyed)
oranı
(Labour
force
participation rate )
(%)
1,352
180
45.0
İşsizlik
oranı
(Unemployment
rate)
(%)
İstihdam
oranı
(Employment
rate)
(%)
11.8
39.7
İşgücüne
dahil
olmayan
nüfus
(Not in
labour
force)
1,875
Kaynak: www.tüik.gov.tr. (31/12/2009).
Örneklem, belirli bir evrenden, belirli kurallara göre seçilen ve
seçildiği evreni temsil yeterliliği olan gruptur. Maddi yetersizlikler, kontrol
güçlükleri ve zaman problemleri nedeniyle örneklem üzerinde çalışma tercih
edilir. Örneklemden alınan sonuçlar evrene genellenebilir. Bu araştırmanın
örneklem grubu, Ankara ili sınırları içerisindeki işgücüne dahil olanların yani
96
çalışanların ve işsizlerin toplamı olan 1,533,000 kişiden oluşan evren
üzerinden, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak110, %5 anlamlılık
düzeyi ve 0.05 hata payı ile hesap edilerek belirlenmiştir. Bu hesaba göre,
araştırmaya toplam 401 kişi dahil edilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu
oluşturan bu 401 kişinin, 195’i çalışan, 206’sı işsizdir.
10. ARAŞTIRMA VERİLERİNİN TOPLANMASI VE ARAŞTIRMADA
KULLANILAN VERİ TOPLAMA (ÖLÇME) ARAÇLARI
Araştırmanın
kuramsal
boyutu
ile
ilgili
çalışmaların
tamamlanmasından sonra, alan araştırılmasına geçilmiştir. Araştırmanın
amacını
gerçekleştirmek
için
gereksinim
duyulan
veriler,
anket
ile
toplanmıştır. Anketin geliştirilmesi sürecinde ilk olarak, ilgili yerli ve yabancı
literatür taraması yapılmış, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkilerini
ortaya çıkarabilecek anketler araştırılmış, doğrudan ilgili olmasa da Bristol
Üniversitesinin111 yoksulluk ve sosyal dışlanma oranları üzerine hazırlamış
olduğu raporun 10. kısmında yer alan, yoksulluk ve sosyal dışlanma üzerine
hazırlanmış anket örneğinin çevirisi yapılmıştır (Bkz: Ek 1). Daha sonra,
çevirisi yapılan sorular, araştırmanın amacı doğrultusunda ve veri toplama
aracının güvenilirliğini sağlamak amacıyla, alanında uzman akademisyenlerin
görüşleri alınarak yeniden düzenlenmiş, yeni bir soru formu geliştirilerek, son
şekli verilmiştir (Bkz: Ek 2).
110
Örnekleme: Evrenden örnek alma işidir. Bu araştırmada, basit tesadüfü örnekleme yöntemi
kullanılmıştır. Bu yöntem, seçilen evrenden oluşturulan örneklem içerisinden rasgele
örneklemenin oluşturulmasıdır. Basit tesadüfü örnekleme yöntemi ile uygulanacak görüşme
formu sayısının tespit edilmesi için de n= ZxZNpq / ZXZpq+dXd(N-1) formülü
kullanılmaktadır. Burada n, uygulanacak görüşme formu sayısını; N, evrendeki toplam işgücü
sayısını; Z, istatistiksel güvenilirlik düzeyini (%5 anlamlılık düzeyinde); d, hata payını ( d=
0.05); p.q, varyansı göstermektedir.
111
Jonathan BRADSHAW, David GORDON, Ruth LEVITAS, Sue MIDDLETON, Christina
PANTAZIS, Sarah PAYNE, Peter TOWNSEND: Perceptions Of Powerty And Exclusion.
Report On Preparatory Research, Townsend Centre For International Poverty Research,
University Of Bristol, 8 Woodland Road Bristol BS8 1TN, September 1998.
http://scholar.google.com.tr/scholar?q=related:nhT5jF-oKn4J:scholar.google.com/&hl=tr&as_sdt=2000
( Erişim Tarihi: 24/10/2009).
97
Ayrıca, soru formu oluşturulurken, araştırmanın konusu işsizlerin
sosyal dışlanmışlıkları olduğundan, sosyal dışlanmayı ölçmek için yapılan
çalışmalar
araştırılmıştır.
Sosyal
dışlanmanın
ölçülmesine
yönelik
araştırmalar, bu ölçüm araçlarının neler olduğu ve ölçüm için gerekli verilerin
ne tür alanlardan toplanacağına dair bilgiler bu çalışmanın birinci bölümünde,
sosyal dışlanmanın ölçülmesi başlığı altında anlatılmıştı. Burada, çalışmanın
birinci bölümünde anlatılan ölçme araçlarından112 Yitzhak Berman ve David
Phillips tarafından geliştirilen ölçme aracı, araştırmanın sosyal dışlanma
ölçeği olarak seçilmiştir (Bkz. Sayfa 69). Bu analize göre, sosyal dışlanma,
sosyal içermenin zıttı bir durum olmaktadır. Sosyal kalitenin bir boyutunu
oluşturan sosyal içermenin birçok yaşam alanlarıyla ilgisi bulunmakta ve bu
alanların her birinde de kendine has sosyal göstergeleri bulunmaktadır.
Buradan hareketle, sosyal içermenin göstergeleri ile sosyal dışlanmanın
ölçülmesi mümkün olabilmektedir. Söz konusu ölçekte, sosyal içerme, sekiz
farklı ilgi alanından oluşmakta ve her bir alana özgü sosyal göstergeler
bulunmaktadır. Sosyal içericiliğe bağlı alanlar ise; sosyal güvenlik, eğitim,
istihdam, sağlık, barınma, toplumsal hizmetler, siyasi ve sosyal süreçlere
dahil olma ile ilgilidir. Sosyal dışlanma sorunu ise, sosyal içermenin etkisini
yitirdiği veya tamamen ya da kısmen ilgisini kestiği alanlarda kendini
göstermektedir. Analizdeki söz konusu olan bu sekiz alandaki göstergeler
yardımı ile sosyal dışlanma süreci belirginlik kazanmaktadır. Yani, sosyal
göstergeler yardımı ile toplumdaki insanların veya grupların ne oranda
dışlandığı veya kabullenildiği ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu analizde kullanılan ölçme aracında yer alan 8 yaşam
alanından biri olan işgücü piyasasına dahil olma, yapılan anketin birinci ve
ikinci bölümünü oluşturmaktadır. Geriye kalan 7 yaşam alanı ise, anketin
112
Yitzhak Berman ve David Phillips, “Indicators Of Social Quality And Social Exclusion At
National And Community Level”, Social Indicators Research, No: 50, 2000, s. 334.
98
üçüncü bölümünü oluşturmaktadır ve işgücü piyasasına dahil olma dışında
kalan yaşam alanlarındaki sosyal dışlanmışlığa aittir. Bu ölçü aracının
seçilmesinin nedeni, sosyal dışlanma (sosyal içerme) alanlarını oluşturan
yaşam alanlarının diğer ölçeklere göre daha kapsayıcı olması ve bu nedenle
araştırma konusu olan işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkilerini ölçmede
daha başarılı sonuçlar vereceği içindir. Ayrıca, diğer ölçme araçları, sosyal
dışlanmaya tüketim ve yoksulluk gibi yanlı bakış açılarından bakmaktadır.
Yani, sosyal dışlanmışlığı, bu farklı bakış açılarındaki yaşam alanlarıyla ele
almaya çalışmaktadırlar. Nitekim, sosyal dışlanmanın ölçülmesi, ölçümü
yapan birey ve / veya kurumların sosyal dışlanmayı ele alış ve tanımlama
şekillerine göre farklılık gösterebilmektedir. Araştırma için kullanılan ölçeğin
sosyal dışlanmaya bakış açısı ise, sosyal içerme alanlarına göre ele
alındığından, araştırmacılar için daha yansız ve geniş açılı bir ölçüm
sağlamaktadır. Ancak, bu ölçme aracında, tüketimden dışlanmayı ölçmeye
yarayan tüketim alanı olmadığından, tüketim alanı, araştırmacının kendisi
tarafından
analize
ilave
edilmiştir.
Böylece,
ölçü
aracındaki
eksiklik
giderilerek, sosyal dışlanmışlığın tüketim alanı da ankete dahil edilmiştir.
Buna göre, sosyal dışlanmayı oluşturan söz konusu yaşam alanları, soru
formundaki sırasıyla;
1. Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
2. Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
3. İkamet koşulları alanı
4. Siyasal katılma alanı
5. Kültürel, sportif ve sanatsal alan
6. Sosyal yaşam alanı
7. Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
8. Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı’dır.
Yukarıda anlatıldığı şekilde hazırlanan soru formları, konusunda uzman bir
ekip tarafından, çalışan bireylere ve işsiz bireylere, yüz yüze görüşme yoluyla
uygulanmıştır. Böylece, bir taraftan doğru ve güvenilir bilgiler elde edilmiş,
99
diğer taraftan da geri dönüşlerin gecikmesi gibi bir sorun yaşanmamıştır.
Katılımcıların tamamı soruları içtenlikle cevaplamıştır.
Araştırmada, soru formları, işsizlerin sosyal dışlanmışlığını ölçmek için
sadece işsizlere değil, çalışanlara da uygulanmıştır. Burada, işsizlerin sosyal
dışlanmışlığının, çalışanlarla kıyaslanarak bir anlam ifade edeceği ve
işsizlerin sosyal dışlanmışlıklarının düzeyi hakkında daha bariz sonuçlar elde
edileceği amaçlanmaktadır. Yani, işsizlerin, her gelir grubundaki çalışana
göre, yaşam alanlarının her birinden ve nihayet genel anlamdaki yaşam
alanından ne kadar dışlanmış olduğunun kıyaslanması, bize, işsizlerin sosyal
dışlanmışlığının daha doğru ölçülmesini sağlayacaktır.
Soru formundaki sorular, kapalı uçlu olarak hazırlanmıştır. Soru formu
(anket), üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilk 4 soru demografik ve
sosyal özelliklere ilişkindir; ikinci bölümde, çalışanlara ve işsizlere yönelik
yönlendirmeli 13 soru vardır. İkinci bölümdeki 5. soru ile yönlendirme başlar,
5. soru dışında kalan yönlendirmeli soruların 5 tanesi çalışanlar, 7 tanesi
işsizler içindir. İşsizler ve çalışanlar için hazırlanan soru formunun üçüncü
bölümünde ise, cevaplayıcıların sosyal dışlanmışlığını belirleyecek yaşam
alanlarına ilişkin önermeli sorular yer almaktadır. Bu bölümde, 8 yaşam alanı
yer almakta ve her yaşam alanı için 6 soru sorulmakta, toplamda ise 48 soru
bulunmaktadır.
Birinci ve ikinci bölümdeki sorular çoktan seçmeli olarak hazırlanmıştır.
Üçüncü bölümdeki sosyal dışlanmışlığı ölçmeyi amaçlayan sorularda ise,
cevaplayıcının, kendi durumuna uygunlukları bakımından, önem derecesine
göre sorulara cevap vermesi istenmiştir.
puanlanmasında,
Likert
türü
puanlama
Bu bölümde, ölçü aracının
ölçeği
kullanılmıştır.
Önem
derecesine göre sıralama istenen sorulara verilecek cevaplar için, her
maddenin karşısında sırayla “çok uygun, biraz uygun, kararsızım, uygun
değil, hiç uygun değil” olmak üzere beş seçenek yer almaktadır. Yine
olumludan olumsuza doğru giden bu beş seçeneğin puanlaması ise, önem
100
derecesine göre 5’ten 1’e kadar yapılmaktadır. Bunu şematize eden tablo
aşağıdadır.
Tablo 10: Beşli Likert Ölçeği (Likert türü puanlama ölçeği)
Çok Uygun
Biraz Uygun Kararsızım Uygun Değil
5
4
3
2
Hiç Uygun Değil
1
Tablo 11: Sosyal Dışlanma Düzeyleri
Toplam Test Puanları (puan ranjı: 48-240)
Alt test puanları (puan ranjı: 6-30)
0,00 - 079,4 = En üst düzeyde sosyal dışlanma
079,50 - 159,49 = Orta düzeyde sosyal dışlanma
159,50 - 240,00 = En alt düzeyde sosyal dışlanma
0,00 - 09,49
09,50 - 19,49
19,50 - 30,00
= En üst düzeyde dışlanma
= Orta düzeyde dışlanma
= En alt düzeyde dışlanma
Likert ölçeği ile puanlama yapıldıktan sonra, sosyal dışlanmışlık
ölçülebilmektedir. Yukarıdaki sosyal dışlanma düzeyleri tablosunda, ölçüm
değerini oluşturan puan aralıkları ve bu değerlere göre sosyal dışlanmışlık
düzeyleri gösterilmektedir (ayrıca, Bkz. Ek 3). Buna göre sosyal dışlanmışlığı
ölçen 8 yaşam alanından her bir yaşam alanı için, en az 6 en fazla 30 puan
alınmaktadır.
Dışlanmışlık
düzeyi,
alınan
puana
göre,
üç
düzeye
ayrılmaktadır. Bunlar, en üst düzeyde dışlanma, orta düzeyde dışlanma ve en
alt düzeyde dışlanmadır. Dışlanmışlığın bu üç düzeyinin puanlanması ise, her
bir yaşam alanından en fazla alınacak puan 30 olduğuna göre, 30 rakamı, bu
üç düzey dışlanmışlığı ifade edecek şekilde istatistiki olarak ortalama değeri
hesaplanıp üçe ayrılmıştır. Buna göre; 0.00-09.49 puan en üst düzeyde
dışlanmışlığı, 09.50-19.49 puan orta düzeyde dışlanmışlığı ve 19.50-30.00
puan ise en alt düzeyde dışlanmışlığı göstermektedir. Bu puanlamalardan
hareketle, bireylerin her bir yaşam alanından ne ölçüde ve ne düzeyde
dışlanmış oldukları rakamsal olarak ifade edilerek, ölçülebilmektedir.
Genel olarak sosyal dışlanmışlığın ölçülmesi ise, her bir yaşam
alanından en az 6 en fazla 30 puan alınacağına göre, toplam 8 yaşam alanı
101
için en az 48 en fazla 240 puan alın alınmaktadır. Genel olarak sosyal
dışlanmışlık düzeyi de alınan puana göre, üç düzeye ayrılmaktadır. Bunlar, en
üst düzeyde sosyal dışlanma, orta düzeyde sosyal dışlanma ve en alt
düzeyde sosyal dışlanmadır. Genel anlamda sosyal dışlanmışlığın bu üç
düzeyinin puanlanması ise, 8 yaşam alanından toplamda en fazla alınacak
puan 240 olduğuna göre, 240 rakamı, genel anlamdaki bu üç düzey sosyal
dışlanmışlığı
ifade
edecek
şekilde
istatistiki
olarak
ortalama
değeri
hesaplanıp, üçe ayrılmıştır. Buna göre; 0.00-79.49 puan en alt düzeyde
sosyal dışlanmışlığı, 79.50-159.49 puan orta düzeyde sosyal dışlanmışlığı ve
159.50-240 puan en alt düzeyde sosyal dışlanmışlığı göstermektedir. Bu
puanlamalardan
hareketle,
bireylerin
toplam
8
yaşam
alanı
olarak
tanımladığımız genel yaşam alanından ne ölçüde ve ne düzeyde dışlanmış
oldukları rakamsal olarak ifade edilerek, ölçülebilmektedir.
Genel olarak soru formunun içeriğine bakıldığında soru formunda
toplam olarak, 65 soru bulunmaktadır. Görüşülen kişilere, araştırmanın yapılış
nedeni ve araştırmacının kimliği belirtildikten sonra, bu 65 soru yöneltilmiştir.
Bunun ilk 17 sorusu çoktan seçmeli olarak sorulmakta ve görüşülen kişilere
yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, halen bir işte çalışıp çalışmadığı,
çalışıyorsa ne tür bir işte çalıştığı, çalıştığı işte sosyal güvencesinin olup
olmadığı, eğer yoksa bugüne kadar sigortalı bir işte çalışıp çalışmadığı, elde
ettiği gelirin yıllık-aylık-haftalık-gündelik olarak türü, ortalama aylık gelirinin ne
kadar olduğu, işsiz ise ne kadar süredir işsiz olduğu, işsiz kalma nedenleri,
işsiz kalma nedeni ayrımcılık ise ne tür bir ayrımcılığa maruz kaldığı, halen iş
arayıp aramadığı, iş arıyorsa ne kadar süredir iş aradığı, yaşamını devam
ettirmesini sağlayacak bir gelirinin olup olmadığı şeklinde demografik, sosyal
ve ekonomik içerikli sorular yöneltilmiştir. Soru formunun kalan 48 sorusu ise,
sosyal dışlanmayı ölçmeyi amaçlamakta ve sorular önem derecesine göre
puanlanarak likert türü ölçeğe göre yapılandırılmaktadır. Söz konusu 48 soru,
sosyal dışlanmayı oluşturan toplam 8 yaşam alanına yönelik olup; ilk 6 sorusu
sağlık ve sosyal güvenlik alanına, 7’den 12’ye kadar olan soruları eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanına, 13’den 18’e kadar olan
102
soruları ikamet koşuları alanına, 19’dan 24’e kadar olan soruları siyasal
katılma alanına, 25’den 30’a kadar olan soruları kültürel-sportif ve sanatsal
alanına, 31’den 36’ya kadar olan soruları sosyal yaşam alanına, 37’den 42’ye
kadar olan soruları sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanına ve son olarak
43’den 48’e kadar olan soruları beslenme dışı zorunlu tüketim alanına yönelik
sorulardan oluşmaktadır. Bu sorularla, bireylerin, her bir yaşam alanındaki
“dışlanmışlık düzeyleri” ile genel olarak “sosyal dışlanmışlık düzeyleri”
belirlenmeye çalışılmaktadır.
11. KULLANILAN İSTATİSTİKSEL TEKNİKLER VE VERİLERİN
ÇÖZÜMLENMESİ,
ELDE
EDİLEN
BULGULARIN
ANLAMLILIK
VE
GÜVENİLİRLİK DÜZEYLERİ
Yapılan araştırma sonucunda, anket yoluyla toplanan verilerin
istatistiki analizi ve yorumlanması için SPSS 17.0 (Statistical Packages For
Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Anket yoluyla elde edilen
veriler kodlanarak, veri tabanına girilmeye uygun hale getirilmiş ve SPSS
programında oluşturulan veri tabanına aktarılmıştır. Bu veriler veri tabanına
girildikten sonra, tüm sorular için frekans değerleri ve yüzdelik payları tablolar
halinde sunulmuştur. Daha sonra, son 48 sorudan elde edilen veriler
kullanılarak, çalışanların ve işsizlerin demografik özellikleriyle, her bir yaşam
alanına ait dışlanmışlık düzeyini gösteren çapraz tablolar elde edilmiştir. Yine,
son 48 soruya ilişkin verilerin tamamı kullanılarak, çalışan ve işsizlerin sosyal
dışlanmışlıklarına ilişkin karşılaştırmalı tablolar oluşturulmuştur.
İşsizler
ve
çalışanlar
arasında,
sosyal
dışlanma
bakımından
istatistiksel farklılığın varlığını ve işsizlerin sosyal dışlanmaya uğradıklarını
test etmek için, “bağımsız örnekleme testi” (İndependent samples test) diğer
bir adıyla “t testi” kullanılmıştır.
“T testi (sınaması)”, ortalamalar arası
manidarlık sınamasında kullanılır. Bu sınama, iki grubun ortalamaları
karşılaştırılmak istenildiğinde ve küçük örneklem grupları için kullanılmaktadır.
Küçük örneklemlerdeki dağılım özellikleri, standart normal dağılımdaki
103
özelliklerden farklılık gösterir. Örneklem sayısı küçüldükçe, dağılım, sağ ve
sol kenarlara doğru daha çok yayılır. Bu nedenle de, standart normal dağılıma
göre hazırlanan değerler, aynı manidarlık düzeylerini karşılayamaz hale
gelir113.
Ortalamalar arasındaki farkın manidarlığı için, “t sınaması”
yapıldığında yani sonuçlar t sınamasına göre yorumlandığında, örnekleme
büyüklükleri de dikkate alınmaktadır. Bu amaçla, her örneklem büyüklüğüne
göre değişen, beklenen t değerlerini veren çizelgeler geliştirilmiştir (Bkz: Ek
4).
114
. Örneklem büyüklükleri, “t sınamasına”, “serbestlik derecesi (sd)”
kavramı ile birlikte girmekte olup, her bir evren değeri için her örnekleme
büyüklüğünden bir (1) sayısı çıkartılır ve geriye kalana ise, serbestlik derecesi
denir115. Buna göre serbestlik derecesi, “Nx+Ny - 2” olarak hesaplanır.
Sınamada, serbestlik derecesi ve güven düzeyine göre, çizelge değerlerine
bakılır (Bkz: Ek 4).
Araştırmada, 206 kişi işsiz ve 195 kişi çalışan olmak üzere toplam
401 kişi yer almaktadır. Buna göre, örneklem büyüklüğü, 401’dir. Serbestlik
değeri ise,
Sd: Nx-Ny-2 formülüne göre;
Sd: 195+206-2 = 399’dur.
Serbestlik değeri (sd), 399 olarak bulundu. “T sınaması”, ortalamalar arası
manidarlık sınaması olduğu için, işsizlerin ve çalışanların, sosyal dışlanmaya
ilişkin “ortalama test puan”ları tablosu ise, aşağıdaki gibidir.
113
Niyazi KARASAR: Bilimsel Araştırma Yöntemleri. Nobel Yayınları, (Ankara,1998), 236.
Niyazi KARASAR:a.g.e., 269.
115
Niyazi KARASAR:a.g.e., 237.
114
104
Tablo 12: İşsizlerin Ve Çalışanların Sosyal Dışlanma Düzeylerine Göre
Toplam Test Puanları
Halen bir işte
TOPLAM TEST PUANI
çalışıyormusunuz? Yüksek Düzeyde Düşük Düzeyde Sosyal
Toplam
Sosyal Dışlanma Sosyal Dışlanma Dışlanma
Yok
Evet
1
38
156
195
0,5%
19,5%
80%
100%
Hayır
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100%
Toplam
9
156
236
401
2,2%
38,9%
58,9%
100%
Halen bir işte çalışıyor musunuz? sorusuna “evet” diyenlerin yani
“çalışanların” toplam test puanına göre; %0,5’i yüksek düzeyde sosyal
dışlanmaya maruz kalmakta, %19,5’i düşük düzeyde sosyal dışlanmaya
maruz
kalmakta,
buna
karşın
%80’i
ise
sosyal
dışlanmaya
maruz
kalmamaktadır. Halen bir işte çalışıyor musunuz? sorusuna “hayır” diyenlerin
yani “işsizlerin” toplam test puanına göre; %3,9’u yüksek düzeyde sosyal
dışlanmaya maruz kalmakta, %57,3’ü düşük düzeyde sosyal dışlanmaya
maruz kalmakta, buna karşın %38,8’i ise sosyal dışlanmaya maruz
kalmamaktadır. Buna göre, işsizlerin sosyal dışlanmışlığı %61,2’iken (%3,9
yüksek düzeyde sosyal dışlanma, %57,3 düşük sosyal dışlanma toplamı);
çalışanların sosyal dışlanmışlığı ise, %20’dir (%0,5 yüksek düzeyde sosyal
dışlanma, %19,5 düşük sosyal dışlanma toplamı). Bu iki dışlanmışlık oranı
karşılaştırıldığında, işsizlerin sosyal dışlanmışlık oranının, çalışanların sosyal
dışlanmışlık oranının iki katından daha fazla olduğu gözlenmektedir. İşte,
araştırma sonucunda bulunan bu farklılığın, istatistiksel açıdan ne kadar
anlamlı ve güvenilir olduğu t testi ile sınanmaktadır.
Bu tablodan elde edilen veriler, SPSS 17.0 programında değerlendirilip,
dönüştürüldükten sonra, “Grupların Toplam Test Puanları Ortalaması (X
ortalamaları)” elde edilmiştir. Çalışanların ve işsizlerin “toplam test puanları
105
arasındaki fark”, bu şekilde elde edilmiştir. Aşağıdaki tablo, bu “ortalamalar”
ile çalışanlar ve işsizler arasındaki “toplam test puanları arasındaki farkı”
göstermektedir.
Tablo 13: İşsizlerin Ve Çalışanların Sosyal Dışlanma Düzeylerinin
Toplam Test Puanları Ortalaması ve Toplam Test Puanları Ortalaması
Arasındaki Fark
Grupların
İstihdam Durumu
Çalışan
İşsiz
Grup Büyüklüğü
(Araştırmaya katılanların sayısı)
195
206
Grupların
Toplam Test Puanları
Ortalaması
(X Ortalaması)
181.4359
150.0146
Toplam Test Puanları Arasındaki Fark
31.421
İşsizlerin ve çalışanların, sosyal dışlanma düzeylerinin, “toplam test
puanları ortalaması (X ortalaması)”; çalışanlar için 181.4359 ve işsizler için
ise, 150.0146 olarak bulunmuştur. İşsizlerin ve çalışanların, toplam test
puanları ortalaması (X ortalaması) arasındaki fark ise;
181.4359 – 150.0146= 031.421’dir.
Çalışanların ve işsizlerin, sosyal dışlanma düzeylerinin toplam test
puanları arasındaki fark olarak, 031.421 elde edilmiştir. Bu farkın, ne düzeyde
anlamlı ve güvenilir olduğunu, “t sınaması” ile test etmeden önce, aşağıdaki
tabloda yer alan grup istatistikleri çıkarılmıştır.
106
Tablo 14: Grup İstatistikleri
Halen bir işte
Çalışıyormusunuz?
Evet
Hayır
Yukarıdaki
Kişi
(N)
195
206
tabloda,
Toplam Test
Puanları Ortalamaları (x ortalaması)
181,44
150,01
çalışanların
ve
işsizlerin,
Standart
sapma
32,807
37,383
sosyal
Standart
Hata
2,349
2,605
dışlanma
düzeylerinin, “toplam test puanları ortalamalarına (X ortalaması)“ ilişkin
olarak; “evet” diyenlerin yani “çalışanların” toplam test puanı ortalaması için
standart sapma, 32,807 iken standart hata, 2,349 olarak bulunmuştur. Buna
karşın, “Hayır” diyenlerin yani “işsizlerin” toplam test puanı ortalaması için
standart sapma 37,383 iken, standart hata 2,605 olarak bulunmuştur.
Bu istatistiki bilgiler eşliğinde, çalışanların ve işsizlerin, sosyal dışlanma
düzeylerine ilişkin, “toplam test puanları ortalamaları (X ortalaması)”
arasındaki fark olan” 031,421’in, ne düzeyde anlamlı ve güvenilir olduğu, “t
sınaması” ile test edildiğinde ise, aşağıdaki tabloda yer alan sonuçlara
ulaşılmaktadır.
107
Tablo 15: Bağımsız Örnekleme Testi ( t Testi )
Bağımsız
Serbestlik Ortalamalar
örnekleme Testi
Derecesi
( t Testi )
arasındaki
fark
F
( Sd )
5,980
399
5,980
396,755
Ortalamalar
arasındaki farkın
Önemlilik Farklılığa ait Farklılığın % 95 Güven
Düzeyi
manidarlığı
Standart
Aralığı
Hata
(t)
P
sh
31,421
8,926
0.015
3,520
24,501
38,342
31,421
8,958
0.015
3,508
24,525
38,317
En düşük En yüksek
Varyanslar
Eşit kabul
edildiğinde
Varyanslar
eşit kabul
edilmediğinde
Çalışanların ve işsizlerin, sosyal dışlanma düzeylerinin belirlenmesine
yönelik olarak gerçekleştirilen “ortalamalar arası (X ortalama) farkın
anlamlılığı” testi (independent sample test/t testi) grupların toplam test
puanları ortalamaları arasındaki 031,421’lik farkın (çalışanlar lehine farklılık)
istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir (sd=399 için p>.015 ve
t=8.958). Sd=399 değerine (serbestlik değeri) karşılık gelen “t” değeri (Bkz
eklerde yer alan, EK:4, t dağılım değerleri tablosu) 3.291 (p>0,0005 için)
olarak bulunmuştur. Bunun anlamı örneklem büyüklüğü 401 ve/veya
serbestlik değeri “399” olan bir “t” sınamasında 3.291 sayısından büyük
olarak elde edilecek her “t” değeri istatistiksel olarak anlamlı olacaktır. Buna
göre, tezimiz kapsamında yer alan araştırmadan elde edilen 8.958’lik “t”
değeri (8.958>3.291) grupların toplam test puanları ortalaması arasındaki
farkın istatistiksel olarak anlamlı (p=.015) olduğunu ortaya koymaktadır.
T testi ile bulunan, “ortalamalar arasındaki farkın manidarlığı” yani
8,958 değeri, “t dağılım değerleri tablosu”nda yer alan 3.291 anlamlılık
değerinden çok daha yüksek bir değerde bulunmuştur. Sonuç olarak, işsizlik
ve sosyal dışlanma arasında yüksek düzeyde bir ilişkinin varlığı belirlenmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
BULGULAR
1. ARAŞTIRMADA YER ALANLARIN, KİŞİSEL ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN
DAĞILIMLARI İLE SOSYAL DIŞLANMAYI OLUŞTURAN YAŞAM
ALANLARINA
İLİŞKİN
OLARAK
DIŞLANMIŞLIK
DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN DAĞILIMLARI
1.1.
Araştırmada
Yer
Alanların
Kişisel
Özelliklerine
İlişkin
Dağılımları
1.1.1. Yaş, Cinsiyet, Medeni Durum ve Eğitim Düzeyi Dağılımları
Tablo 16: Araştırmada Yer Alanların Yaş Dağılımı
Yaş
Kişi Sayısı (N)
15-19
8
20-24
68
25-29
99
30-34
71
35-39
68
40-44
42
45-49
23
50-54
12
55-59
7
60-64
2
65 ve üzeri
1
Toplam
401
Geçerli Yüzde(%)
2,0
17,0
24,7
17,7
17,0
10,5
5,7
3,0
1,7
0,5
0,2
100,0
Yukarıdaki tabloda, ankete katılan işsiz ve çalışanların tamamının
yaş grupları itibariyle dağılımları gösterilmektedir. Yaş aralığı, işgücüne
katılma yaş aralığı olan 15-65 yaş aralığına göre düzenlenmiştir. Ankete
katılan işsiz ve çalışanların %2’si 15-19 yaş aralığında, %17’si 20-24 yaş
109
aralığında, %24,7’si 25-29 yaş aralığına, %17,7’si 30-34 yaş aralığında,
%17,0’ı 35-39 yaş arasında, %10,5’i 40-44 yaş arasında, %5,7’si 45-49 yaş
aralığında, %3,0’ı 50-54 yaş aralığında, %1,7’si 55-59 yaş aralığında, %0,5’i
60-64 yaş aralığında, %0,2’si de 65 yaş ve üzerindedir. En yüksek oran,
%24,7 ile 25-29 yaş grubundakilerdir.
Tablo 17: Araştırmada Yer Alanların Cinsiyet Dağılımı
Cinsiyet
Kadın
Erkek
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde(%)
182
45,4
219
54,6
401
100,0
Ankete katılanların %45,4’ü kadın, %54,6’sı erkektir.
Tablo 18: Araştırmada Yer Alanların Medeni Durum Dağılımı
Medeni Durum
Bekar/dul/boşanmış
Evli
Taplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
208
51,9
193
48,1
401
100,00
Ankete katılanların %51,9’u bekar/dul/boşanmış, %48,1’i evlidir.
Tablo 19: Araştırmada Yer Alanların Eğitim Düzeyi Dağılımı
Eğitim Düzeyi
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
Okur-yazar değil
4
1,0
Okur-yazar(diploması yok)
2
0,5
İlkokul
35
8,7
Ortaokul
39
9,7
İlköğretim
7
1,7
Lise/meslek lisesi
113
28,2
Üniversite(önlisan/2 yıllık)
40
10,0
Üniversite(lisan/4 yıllık)
128
31,9
Yüksek lisans
26
6,5
Doktora
7
1,7
Toplam
401
100,00
110
Ankete katılanların %1,0’ı okur-yazar değil, %0,5’i okur-yazar
(diploması yok), %8,7’si ilkokul mezunu, %9,7’si ortaokul mezunu, %1,7’si
ilköğretim mezunu, %28,2’si lise/meslek lisesi mezunu, %10,0’ı üniversite
(önlisans/2yıllık) mezunu, %31,9’u üniversite (lisans/4 yıllık) mezunu, %6,5’i
yüksek lisans mezunu, %1,7’si doktora mezunudur.
1.1.2. İstihdam ve İşsizlik Durumuna İlişkin Dağılım
Tablo 20: Araştırmada Yer Alanların İstihdam ve İşsizlik Dağılımı
Halen Bir İşte Çalışıyormusunuz
Evet
Hayır
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
195
48,6
206
51,4
401
100,00
Ankete katılanların %48,6’sı halen bir işte çalışıyor musunuz sorusuna
evet derken, %51,4’ü hayır demiştir. Yani, işsiz sayısı çalışanlardan fazladır.
1.2. Araştırmada Yer Alanların, Sosyal Dışlanmayı Oluşturan Yaşam
Alanlarına İlişkin Olarak Dışlanmışlık Düzeylerini Gösteren Dağılımları
1.2.1. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanına İlişkin Dağılım
Tablo 21: Araştırmada Yer Alanların Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanı
Dağılımı
Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
43
10,7
121
30,2
237
59,1
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “sağlık ve sosyal güvenlik alanına ilişkin
yaşam alanından” dışlanmışlık düzeylerinin, “dışlanmanın olmadığı” düzey
111
kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %10,7’lik bir büyüklüğün,
yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları bakımından
da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun (düşük dışlanma ve yüksek
dışlanma) toplam büyüklüğü, % 41 gibi bir dilime tekabül etmektedir ki, bu
bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre ankete katılanların
%10,7’sinde
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanından
yüksek
dışlanma
yaşanmakta, %30,2’sinde sağlık ve sosyal güvenlik alanından düşük
dışlanma yaşanmakta ve %59,1’inde ise sağlık ve sosyal güvenlik alanından
dışlanma yaşanmamaktadır. Ankete katılan çalışanların ve işsizlerin, sağlık
ve sosyal güvenlik alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek
düzey %59,1 ile dışlanmışlığın olmadığı düzey olmuştur. Buna göre,
araştırmaya katılanların yarısından biraz fazlası sağlık ve sosyal güvenlik
alanından dışlanmamışken, yarıya yakın bir kısmı da bu alandan dışlanmıştır.
Özellikle, sağlık ve sosyal güvenlik gibi bir alanda yarıya yakın bir kesimin
dışlanmışlığı önemli bir göstergedir. Çünkü, sağlık ve sosyal güvenlik alanı,
sosyal güvenlikle ilgilidir ve bu alan hastalık, yaşlılık, ölüm, malüllük, işsizlik
gibi risklere karşı bir gelir güvencesi sağlamaktadır. Riskler karşısında, gelir
güvencesinin olmaması, kişileri korumasız bırakmakta, yalnızlaştırmaktadır.
Sosyal güvenlik şemsiyesi denen alanın dışında kalan kesimin fazlalığı,
sosyal barışın zedelenmesine zemin hazırlamaktadır. İşsizliğin ve kayıt dışı
istihdamın arttığı bir ortamda, araştıramaya katılan çalışan ve işsizlerin yarıya
yakın bir kısmının sosyal güvenlik alanının dışında kalması, düşündürücüdür.
112
1.2.2. Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanına
İlişkin Dağılım
Tablo 22: Araştırmada Yer Alanların Eğitim Alanı Dağılımı
Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
43
137
221
401
10,7
34,2
55,1
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte (toplam
grup) değerlendirildiğinde, “eğitim imkânlarından yararlanma/eğitime katılma
alanına ilişkin yaşam alanından” dışlanmışlık düzeylerinin, “dışlanmanın
olamadığı” düzey kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %10,7’lik
önemli bir büyüklüğün, yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması,
araştırma bulguları bakımından da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki
grubun (düşük dışlanma ve yüksek dışlanma) toplam büyüklüğü, % 45 gibi
bir dilime tekabül etmektedir ki, bu bulgu araştırma bakımından oldukça
önemlidir. Buna göre ankete katılanların %10,7’sinde eğitim alanından yüksek
dışlanma yaşanmakta, %34,2’sinde eğitim alanından düşük dışlanma
yaşanmakta ve %55,1’inde ise eğitim alanından dışlanma yaşanmamaktadır.
Ankete katılan çalışanların ve işsizlerin, eğitim alanlarındaki dışlanmışlık
düzeyleri içinde en yüksek düzey %55,1 ile dışlanmışlığın olmadığı düzey
olmuştur. Buna göre, araştırmaya katılanların yarısı kadar olan kısmı kendini
eğitim imkanlarından dışlanmamış kabul etmektedir. Geriye kalan diğer yarısı
ise, eğitim alanında dışlanmaya maruz kalmıştır. Bu, düşük bir oran değildir.
Özellikle, bilgi çağına girdiğimiz söylenen bu çağda ankete katılan
çalışanlardan ve işsizlerinden oluşan 401 kişinin yarıya yakın bir kısmının
eğitim alanından dışlanmışlığı, yüksek bir orandır. Çalışan kesim bakımından
olsun işsizler bakımından olsun, büyük bir çoğunluğun herhangi bir şekilde
eğitim
imkanlarından
yetersizliğinin
yanında,
dışlanmışlığı,
bireylerin
ülkemizdeki
bu
konudaki
eğitim
maddi
politikalarının
ve
manevi
113
yetersizliğinden de kaynaklanmaktadır. Bu veriler, eğitime gereken önemin
verilmediğini göstermektedir.
1.2.3. İkamet Koşulları Yaşam Alanına İlişkin Dağlım
Tablo 23: Araştırmada Yer Alanların İkamet Koşulları Alanı Dağılımı
İkamet Koşulları Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
7
1,7
89
22,2
305
76,1
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte (toplam
grup) değerlendirildiğinde, “ikamet koşulları alanına ilişkin yaşam alanından”
dışlanmışlık
düzeylerinin,
“dışlanmanın
olmadığı”
düzey
yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, her iki grubun
kategorisinde
(düşük dışlanma ve
yüksek dışlanma) toplam büyüklüğü, % 24 gibi bir dilime tekabül etmektedir
ki, bu bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, araştırmaya
katılanların
%1,7’sinde
konut
imkanları
alanından
yüksek
dışlanma
yaşanmakta, %22,2’sinde konut imkanları alanından düşük dışlanma
yaşanmakta ve %76,1’sinde ise konut imkanları alanında dışlanma
yaşanmamaktadır. Ankete katılan çalışanların ve işsizlerin, konut imkanları
alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek düzey %76,1 ile
dışlanmışlığın olmadığı düzey olmuştur. Buna göre, araştırmaya katılanların
çalışan ve işsizlerin dörtte üçlük bir kısmının konuttan dışlanmadığı buna
karşılık dörtte birlik bir kısmının ise dışlanmışlığa maruz kaldığı görülmektedir.
Ankete katılan işsizlerin 206 ve çalışanların da 195 kişi olduğu düşünülürse
(işsizler çalışanlardan fazla) ve 305 kişinin de kendini konuttan dışlanmamış
hissettiği dikkate alınırsa, işsizlerin büyük bir kısmının, işgücü piyasasındaki
dışlanmışlığına rağmen, konuttan dışlanmışlığının da aynı oranda fazla
olmadığı görülmektedir.
114
1.2.4. Siyasal Katılma Yaşam Alanı Dağılımı
Tablo 24: Araştırmada Yer Alanların Siyasal Katılma Alanı Dağılımı
Siyasal Katılma Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
33
8,2
257
64,1
111
27,7
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “siyasal katılma alanına ilişkin yaşam
alanından”
dışlanmışlık
düzeylerinin,
“düşük
düzeyde”
dışlanmışlık
kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %8,2’lik bir büyüklüğün,
yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları bakımından
da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun (düşük dışlanma ve yüksek
dışlanma) toplam büyüklüğü, % 73 gibi bir dilime tekabül etmektedir ki, bu
bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, araştırmaya
katılanların siyasal alandaki dışlanmışlık düzeyleri şöyledir; %8,2’si yüksek
dışlanma düzeyinde, %64,1’i düşük dışlanma düzeyinde olup, %27,7’si de
dışlanmaya maruz kalmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışanların ve
işsizlerin, siyasal yaşam alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek
düzey %64,1 ile düşük dışlanmışlık düzeyi olmuştur. Ayrıca, bu oran, toplam
sekiz yaşam alanı içindeki “düşük dışlanma“ düzeyinin en yüksek olduğu
yaşam alanıdır. Buna göre, araştırmaya katılan işsiz ve çalışanların
yarısından çoğu, kendini siyasal alandan dışlanmış kabul etmektedir. Bu
oldukça yüksek bir orandır. Siyasal alandaki katılımın düşük olması demek,
insanların siyasi karar mekanizmalarına, siyasi faaliyetlere katılamaması
demektir. Bu katılım düşüklüğü, toplumsal baskıların yanında, kişisel
çekincelerden de kaynaklanmaktadır.
115
1.2.5. Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam Alanı Dağılımı
Tablo 25: Araştırmada Yer Alanların Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alan
Dağılımı
Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alan
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
90
22,4
149
37,2
162
40,4
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “kültürel, sportif ve sanatsal alana ilişkin
yaşam alanından” dışlanmışlık düzeylerinin, “dışlanmanın olmadığı“ düzey
kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %22,4’lük önemli bir
büyüklüğün, yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları
bakımından da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun (düşük dışlanma
ve yüksek dışlanma) toplam büyüklüğü, % 60 gibi bir dilime tekabül
etmektedir ki, bu bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre,
araştırmaya katılanların kültürel, sportif ve sanatsal yaşam dışlanmışlık
düzeyleri şöyledir;
%22,4’ü yüksek dışlanma düzeyinde, %37,2’si düşük
dışlanma düzeyinde olup, %40,4’ü de dışlanmaya maruz kalmamaktadır.
Araştırmaya katılan çalışanların ve işsizlerin, kültürel, sportif ve sanatsal
yaşam alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek düzey %40,4 ile
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi olmakla birlikte, %37,2’lik bir oranla düşük
dışlanmışlık düzeyi ile hemen hemen aynı seviyede olduğu söylenebilir. Buna
karşın, kendini yüksek düzeyde dışlanmış görenlerin oranı da %22,4 ile
küçümsenmeyecek bir düzeydedir ve bu düzey, toplam sekiz yaşam alanı
içindeki “yüksek dışlanma“ düzeyinin en yüksek olduğu yaşam alanıdır.
Özetlersek, araştırmaya katılan işsiz ve çalışanların kültürel, sportif ve
sanatsal yaşam alanında düşük dışlanma ve dışlanmama düzeyleri yaklaşık
oranlarda olup, yüksek dışlanma düzeyi ise, yaşam alanları içindeki en
yüksek orandadır. Kültürel, sportif ve sanatsal yaşam alanı tatile, sinemaya
gitme, sanatsal etkinliklere katılma, herhangi bir sporla uğraşma, kitap, dergi
116
okuma gibi uğraşlardan oluşmaktadır. Bu yaşam alanındaki dışlanma,
insanların
sanatsal
ve
kültürel
açıdan
yoksunluk
içinde
olduklarını
göstermektedir.
1.2.6. Sosyal Yaşam Alanı Dağılımı
Tablo 26: Araştırmada Yer Alanların Sosyal Yaşam Alan Dağılımı
Sosyal Yaşam Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
1
0,2
59
14,7
341
85,00
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “sosyal yaşam ilişkin yaşam alanından”
dışlanmışlık
düzeylerinin,
“dışlanmanın
olmadığı”
düzey
kategorisinde
yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %0,2’lik düşük bir büyüklüğün, yüksek
düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları bakımından da
önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun
(düşük dışlanma ve yüksek
dışlanma) toplam büyüklüğü, % 15 gibi düşük bir dilime tekabül etmektedir ki,
bu bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, araştırmaya
katılanların sosyal yaşamdaki dışlanmışlık düzeyleri şöyledir; %0,2’si yüksek
dışlanma düzeyinde, %14,7’si düşük dışlanma düzeyinde ve %85,00’ı
dışlanmaya maruz kalmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışanların ve
işsizlerin, sosyal yaşam alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek
düzey %85,00 ile dışlanmışlığın olmadığı düzey olmuştur. Ayrıca, bu oran,
toplam sekiz yaşam alanı içindeki “dışlanma yok“ düzeyinin en yüksek olduğu
yaşam alanıdır. Buna göre, araştırmaya katılan işsiz ve çalışanların hemen
hemen tamamına yakını diyebileceğimiz bir kısmı, kendini sosyal yaşam
alanından dışlanmış kabul etmemektedir. Bu oldukça yüksek bir orandır.
Sosyal yaşam alanı, aile-akraba-arkadaşlık ilişkileri ve bunların maddimanevi desteğini içermektedir. Bu oranın yüksek olması, dini-örfi geleneklere
bağlılıkla ve sosyo-kültürel yapıyla ilgili olup, özü dayanışmadır.
117
1.2.7. Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Yaşam Alanı Dağılımı
Tablo 27: Araştırmada Yer Alanların Sağlıklı ve Yeterli Beslenme
Tüketim Alan Dağılımı
Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
14
3,5
95
23,7
292
72,8
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte (toplam
grup) değerlendirildiğinde, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanına ilişkin
yaşam alanından” dışlanmışlık düzeylerinin, “dışlanmanın olmadığı“ düzey
kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %3,7’lik bir büyüklüğün,
yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları bakımından
da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun (düşük dışlanma ve yüksek
dışlanma) toplam büyüklüğü, % 27 gibi bir dilime tekabül etmektedir ki, bu
bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, araştırmaya
katılanların beslenme alanındaki dışlanmışlık düzeyleri şöyledir; %3,5’i
yüksek dışlanma düzeyinde, %23,7’si düşük dışlanma düzeyinde ve %72,8’i
dışlanmaya maruz kalmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışanların ve
işsizlerin, beslenme alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek
düzey %72,8 ile dışlanmışlığın olmadığı düzey olmuştur. Bu oran, düşük
dışlanma düzeyi olan %23,7 ve yüksek dışlanma düzeyi olan %3,5 oranlarına
göre oldukça farklı bir düzey gibi görünse de, aslında “yüksek dışlanma ve
düşük dışlanma“ düzeylerinin toplamı olan %27,2’lik bir kesimin olması, göz
ardı edilemeyecek kadar yüksek bir göstergedir.
118
1.2.8. Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Yaşam Alanı Dağılımı
Tablo 28: Araştırmada Yer Alanların Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim
Alan Dağılımı
Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
32
8,0
110
27,4
259
64,6
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “beslenme dışı zorunlu tüketim alanına
ilişkin yaşam alanından” dışlanmışlık düzeylerinin, “dışlanmanın olmadığı”
düzey kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık, %8,0’lik bir
büyüklüğün, yüksek düzeyde dışlanmış olarak bulunması, araştırma bulguları
bakımından da önemli kabul edilmelidir. Zira, her iki grubun (düşük dışlanma
ve yüksek dışlanma) toplam büyüklüğü, % 36 gibi bir dilime tekabül
etmektedir ki, bu bulgu araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre
araştırmaya katılanların beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki dışlanmışlık
düzeyleri şöyledir; %8,0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %27,4’ü düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%64,6’sı
dışlanmaya
maruz
kalmamaktadır.
Araştırmaya katılan çalışanların ve işsizlerin, beslenme dışı zorunlu tüketim
alanlarındaki dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek düzey %64,6 ile
dışlanmışlığın olmadığı düzey olmuştur. Bu oran, düşük dışlanma düzeyi olan
%27,4 ve yüksek dışlanma düzeyi olan %8,0 oranlarına göre oldukça farklı bir
düzey gibi görünse de, aslında %27,4’lük bir kesimin “düşük dışlanmışlığı“ da
göz ardı edilemeyecek kadar yüksek bir göstergedir. Beslenme dışı zorunlu
tüketim alanının içine giyim, ulaşım ve yakıt-elektrik-su-telefon faturalarının
karşılanması girmektedir. Bunlar, yaşamak için gereken asgari giderler olup,
bu yaşam alanında “yüksek dışlanma ve düşük dışlanma“ düzeylerinin
toplamı olan %35,4’lük bir dışlanmanın olması ise, insanların önemli bir
kısmının zorunlu tüketim harcamalarını bile karşılamakta güçlük çektiklerini
göstermektedir.
119
1.2.9. Sosyal Dışlanmayı Oluşturan Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılım
Tablo 29: Araştırmada Yer Alanların Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı
Sekiz Yaşam Alanının Tamamından
Yüksek Düzeyde Sosyal Dışlanma
Düşük Düzeyde Sosyal Dışlanma
Sosyal Dışlanma Yok
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
9
2,2
156
38,9
236
58,9
401
100,00
Araştırmaya katılan denekler “çalışan ve işsizler” olarak birlikte
(toplam grup) değerlendirildiğinde, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
oluşan toplam yaşam alanından sosyal dışlanmışlık düzeylerinin, “sosyal
dışlanmanın olmadığı”
düzey kategorisinde yığıldığı gözlenmiştir. Buna
karşılık, her iki grubun (düşük sosyal dışlanma ve yüksek sosyal dışlanma)
toplam büyüklüğü, % 41 gibi bir dilime tekabül etmektedir ki, bu bulgu
araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, araştırmaya katılanların
sekiz yaşam alanının tamamından oluşan toplam yaşam alanından sosyal
dışlanmışlık düzeyleri şöyledir; %2,2’si yüksek sosyal dışlanma düzeyinde,
%38,9’u düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %58,9’u sosyal dışlanmaya
maruz kalmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışanların ve işsizlerin, sekiz
yaşam alanının tamamından oluşan toplam yaşam alanından sosyal
dışlanmışlık düzeyleri içinde en yüksek düzey %58,9 ile sosyal dışlanmışlığın
olmadığı düzey olmuştur. Görüldüğü gibi, sekiz yaşam alanının tamamından
oluşan toplam yaşam alanındaki dışlanmışlık düzeylerine, “sosyal dışlanma
düzeyleri “ demekteyiz. Şöyle ki, sekiz yaşam alanı olarak incelediğimiz her
bir yaşam alanındaki dışlanmışlık düzeylerinin bileşkesi bize, “sosyal
dışlanmışlık düzeylerini“ vermektedir. Sekiz yaşam alanındaki dışlanmışlık
düzeylerinden elde ettiğimiz sonuçlara göre, araştırmaya katılan çalışan ve
işsizlerden oluşan 401 kişinin sosyal dışlanmışlığı, her bir yaşam alanında
görüldüğü gibi, tek bir düzeyde değil, üç farklı düzeyde tezahür etmektedir.
Bununla birlikte, sosyal dışlanmaya, iki uç düzey olan “sosyal dışlanmanın
olmadığı” ve “sosyal dışlanmanın olduğu” şekilde bakarsak, hem çalışan hem
120
işsizler için bu araştırmadan çıkan sonuç, bir tarafta sosyal dışlanmanın
olmadığı %58,9’luk bir kesim ve diğer tarafta sosyal dışlanmanın olduğu
%41,1’lik bir kesimin olduğudur. Bu da şunu göstermektedir ki, araştırmaya
katılanların %51,4’ü işsiz olmasına rağmen, araştırmanın yapıldığı işsiz ve
çalışanlardan oluşan 401 kişinin sosyal dışlanmışlığı, %41,1’lik gibi daha
düşük bir oranda kalmıştır. Bunun anlamı şudur, yaşam alanlarının
bazılarında dışlanma yaşanırken, bazılarında yüksek düzeyde dışlanmama
yaşandığından, genel ortalamaya aynı düzeyde bir yansıma olmamış, aksine
sosyal dışlanmışlık azalmıştır. Bunu en çok, %85’lik bir oranla “sosyal yaşam
alanı”nda görmekteyiz. Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanların %85’lik
önemli bir kesimi, eş-dost-aile-akraba ilişkileri içinde destek görmekte ve bu
destekle kendini dışlanmış hissetmemektedir. Söz konusu farklılığı daha
yakından incelemek için, her bir yaşam alanına ait dışlanma düzeylerini en
yüksekten düşüğe göre sıralarsak aşağıdaki tabloları elde ederiz.
121
1.2.10. Yaşam Alanlarının Dışlanma Düzeylerine Göre Dağılımı
1.2.10.1. Yaşam Alanlarının Yüksek Dışlanma Düzeyine Göre Dağılımı
Tablo 30: Yaşam Alanlarının Yüksek Dışlanma Düzeyine Göre Dağılımı
Yaşam Alanları
1-Kültürel, sportif ve sanatsal alan
2-Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
3-Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
4-Siyasal katılma alanı
5-Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı
6-Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
7-İkamet koşulları alanı
8-Sosyal yaşam alanı
Yüksek Dışlanma
Kişi Sayısı (N)
Geçerli Yüzde(%)
90
43
43
33
32
14
7
1
22,4
10,7
10,7
8,2
8,0
3,5
1,7
0,2
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanlardan oluşan 401 kişinin, sekiz
yaşam alanının her birindeki “yüksek dışlanma” düzeyini en yüksekten
düşüğe göre sıraladığımızda; %22,4 kültürel, sportif ve sanatsal alan, %10,7
sağlık ve sosyal güvenlik alanı ve eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma alanı, %8,2 siyasal katılma alanı, %8,0 beslenme dışı zorunlu tüketim
alanı, %3,5 sağlıklı yeterli beslenme tüketim alanı ve son sırada ise %0,2
sosyal yaşam alanı yer almaktadır. Görüldüğü gibi, yaşam alanları içinde,
yüksek düzey dışlanmanın en fazla olduğu alan, %22,4 ile kültürel, sportif ve
sanatsal alandır. Her gelir grubundaki çalışanlar da bu oranın içinde
olduğundan bunun nedenini, gelir yetersizliğine, işsizliğe bağlamak yerine
karşımıza farklı bir sonuç çıkmaktadır. Şöyle ki, bu tür faaliyetler, ülkemizin
geleneksel yapısından kaynaklanan faaliyetler olmadığından, bu alandaki
dışlanmışlık, ilgi yetersizliğine bağlanabilir. Bu nedenle, bu alandan
dışlanmanın, dışlanma olarak değerlendirilmesinden çok, ülkemize özgü bir
sonuç olduğu söylenebilir. Buna karşın, “sosyal yaşam alanı”nın, “yüksek
dışlanma” düzeyi sıralamasında en son sırada yer alması, yine ülkemize özgü
bir sonuçtur. Aile-eş-dost-akraba ilişkilerinden dışlanma yok denecek kadar
az seviyededir. Bu da ülkemizdeki geleneksel yapının bir sonucudur.
122
1.2.10.2. Yaşam Alanlarının Düşük Dışlanma Düzeyine Göre Dağılımı
Tablo 31: Yaşam Alanlarının Düşük Dışlanma Düzeyine Göre Dağılımı
Yaşam Alanları
1-Siyasal katılım alanı
2-Kültürel, sportif ve sanatsal alan
3-Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
4-Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
5-Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı
6-Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
7-İkamet koşulları alanı
8-Sosyal yaşam alanı
Düşük Dışlanma
Kişi Sayısı (N)
Geçerli Yüzde(%)
257
149
137
121
110
95
89
59
64,1
37,2
34,2
30,2
27,4
23,7
22,2
14,7
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanlardan oluşan 401 kişinin, sekiz
yaşam alanının her birindeki “düşük dışlanma” düzeyini en yüksekten düşüğe
göre sıraladığımızda; 64,1 siyasal katılım alanı, %37,2 kültürel, sportif ve
sanatsal alan, %34,2 eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı,
%30,2 sağlık ve sosyal güvenlik alanı, %27,4 beslenme dışı zorunlu tüketim
alanı, %23,7 sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı, %22,2 ikamet koşulları
alanı ve en son sırada ise sosyal yaşam alanı yer almaktadır. Görüldüğü gibi,
yaşam alanları içinde, “düşük düzey” dışlanmanın en fazla olduğu alan,
%64,1 ile siyasal katılma alanı olmuştur. Bunun nedeninin, ülkemize özgü
olduğu söylenebilir. Hatta ülkemizde sık sık yaşanan siyasi krizlere
bağlanabilir. Şöyle ki, sık sık yaşanan darbeler, ihtilaller ve bunun sonucunda
özellikle genç okumuş nüfusun geçmişte yaşamış olduğu acı tecrübelerin,
yeni nesil üzerinde caydırıcı etkide bulunması ve yine eskinin acı tecrübelerini
yaşamış gençlerinin bugünün anne-babası olarak, çocuklarına ve yakın
çevresine bu konuda yapmış olduğu telkinlerin de etkili olduğu söylenebilir.
Yine, yaşanan darbe ve ihtilaller sonucu, temel hak ve özgürlüklerin
kısıtlanması, olağanüstü hallerin uygulanması, bunların beraberinde gelen
özgürlüğü ve hak aramayı kısıtlayıcı kanun düzenlemeleri, insanların
çekinceler yaşamasına neden olurken, demokrasi geleneğinin tam olarak
yerleşememesini de beraberinde getirebilmektedir. Ayrıca, siyasi görüş
123
farklılıklarına hoşgörüyle bakılmaması nedeniyle, siyasi görüşlerin saklanması
da başka bir dışlanmışlığı getirmektedir. Yine, siyasi parti programlarının
toplumun işsizlik, istihdam, yoksulluk, gelir, eğitim, sağlık gibi beklentilerine
cevap vermekten uzak olması ve gelen yönetimlerin bu beklentilere cevap
vermekteki yetersizlikleri, siyasilere ve siyasi hayata karşı güvensizlik
ortamını da beraberinde getirerek, siyasete karşı bir küskünlük yaratmış
olduğu da söylenebilir. Buna ilaveten, insanların yaşamlarını idame ettirecek
ekonomik geçim derdine düşmeleri nedeniyle siyasetten, siyasi faaliyetlerden
uzak durmaları da bunların arasında sayılabilir. İşte, bu ve buna benzer
nedenlerden dolayı, “siyasal katılma alanın” oldukça yüksek bir rakamla ilk
sırada yer almasının, ülkemize özgü bir yapısal sorun olduğu söylenebilir.
“Düşük dışlanma” düzeyinin en son sırasında ise, yine ülkemize özgü bir
yapısal sonuç olarak, sosyal yaşam alanı yer almaktadır.
1.2.10.3. Yaşam Alanlarının Yüksek ve Düşük Dışlanma Düzeyine Göre
Dağılımı
Tablo 32: Yaşam Alanlarının Yüksek Dışlanma ve Düşük Dışlanma
Düzeylerine Göre Dağılımı
Yaşam Alanları
1-Siyasal katılım alanı
2-Kültürel, sportif ve sanatsal alan
3-Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
4-Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
5-Beslenem dışı zorunlu tüketim alanı
6-Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
7-İkamet koşulları alanı
8-Sosyal yaşam alanı
Yüksek ve Düşük Dışlanma
Kişi Sayısı (N)
Geçerli Yüzde(%)
290
239
180
164
142
109
96
60
72,3
59,6
44,9
40,9
35,4
27,2
23,9
14,9
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanlardan oluşan 401 kişinin, sekiz
yaşam alanının her birindeki “yüksek dışlanma” ve “düşük dışlanma”
düzeylerini birlikte ele aldığımızda en yüksekten düşüğe göre sıralama şöyle
olur; %72,3 siyasal katılım alanı, %59,6 kültürel, sportif ve sanatsal alan,
124
%44,9 eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı, %40,9 sağlık
ve sosyal güvenlik alanı, %35,4 beslenme dışı zorunlu tüketim alanı, %27,2
sağlıklı ve yeterli beslenme alanı, %23,9 ikamet koşulları alanı ve son sırada
%14,9 sosyal yaşam alanı yer almaktadır. Görüldüğü gibi, yaşam alanları
içinde, “yüksek düzey” ve “düşük düzey” toplam dışlanmanın en fazla olduğu
alan, %72,1 ile siyasal katılma alanı olmuş ve en son sırasında ise, yine
ülkemize özgü bir yapısal sonuç olarak sosyal yaşam alanı yer almaktadır.
1.2.10.4. Yaşam Alanlarının Dışlanmanın Olmadığı Düzeyine Göre
Dağılımı
Tablo 33: Yaşam Alanlarının Dışlanmanın Olmadığı Düzeye Göre
Dağılımı
Yaşam Alanları
1-Sosyal yaşam alanı
2-İkamet koşulları alanı
3-Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
4-Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı
5-Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
6-Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
7-Kültürel, sportif ve sanatsal alan
8-Siyasal katılım alanı
Dışlanma Yok
Kişi Sayısı (N)
Geçerli Yüzde(%)
341
305
292
259
237
221
149
111
85,0
76,1
72,8
64,6
59,1
55,1
37,2
27,7
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanlardan oluşan 401 kişinin, sekiz
yaşam alanının her birindeki “dışlanmanın olmadığı” düzeyi en yüksekten
düşüğe göre sıraladığımızda; %85,0 sosyal yaşam alanı, %76,1 ikamet
koşulları alanı, %72,8 sağlıklı ve yerli beslenme tüketim alanı, %64,6
beslenme dışı zorunlu tüketim alanı, %59,1 sağlık ve sosyal güvenlik alanı,
%55,1 eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı, %37,2 kültürel,
sportif ve sanatsal alan ve son sırada ise %27,7 siyasal katılım alanı yer
almaktadır. Görüldüğü gibi, yaşam alanları içinde, “dışlanmışlığın olmadığı”
sıralamasında ilk sırada , %64,1 ile “sosyal yaşam alanı “ yer alırken, yine en
son sırada da %27,7 ile “siyasal katılım alanı” vardır. Bunun nedenlerinin,
ülkemize özgü olduğu bir önceki tablolarda izah edilmişti.
125
Bir
önceki
sayfalarda
anlattıklarımıza
tekrar
dönersek,
sosyal
dışlanmaya, iki uç düzey olan “sosyal dışlanmanın olmadığı” ve “sosyal
dışlanmanın olduğu” şekilde bakıldığında, hem çalışan hem işsizler için bu
araştırmadan çıkan sonuç, bir tarafta sosyal dışlanmanın olmadığı %58,9’luk
bir kesim ve diğer tarafta sosyal dışlanmanın olduğu %41,1’lik bir kesimin
olduğudur. Bu da şunu göstermektedir ki, araştırmaya katılanların %51,4’ü
işsiz olmasına rağmen, araştırmanın yapıldığı işsiz ve çalışanlardan oluşan
401 kişinin sosyal dışlanmışlığı, %41,1’lik gibi daha düşük bir oranda
kalmıştır. Bunun anlamı şudur, yaşam alanlarının bazılarında dışlanma
yaşanırken, bazılarında yüksek düzeyde dışlanmama yaşandığından, genel
ortalamaya aynı düzeyde bir yansıma olmamış, aksine sosyal dışlanmışlık
azalmıştır.
Sekiz yaşam alanı için, yukarıdaki son dört tabloda yapılan,
dışlanmanın “yüksek düzey”, “düşük düzey” ve “dışlanmanın olmadığı”
durumlarına
ilişkin
analizlerde,
bu
farklılığın
neden
kaynaklandığının
açıklaması yapılmaya çalışılmıştır.
Ayrıca özetlersek, “yüksek dışlanma”nın en fazla olduğu alan
kültürel, sportif ve sanatsal alan, “düşük dışlanma”nın en fazla olduğu alan
siyasal katılım alanı ve yine
“yüksek ve düşük dışlanma” birlikte ele
alındığında en yüksek alan siyasal katılım alanı olmuştur. Buna karşılık
dışlanmanın olmadığı en yüksek alan, sosyal yaşam alanı olmuştur. Tüm bu
sonuçlar ülkemize özgü sonuçlar olup, ülkenin siyasi, kültürel, sosyal yapısı,
geçmişi ile ilgili bulgulardır. Ayrıca, eğitim alanı ile sağlık ve sosyal güvenlik
yaşam alanları da sosyal dışlanmışlığın olduğu düzeylerde ilk üç sıraya
girmektedir. Bu önemli bir bulgudur. Araştırmanın sadece işsizler üzerinde
yapılmadığı,
çalışanların
da
katıldığı
dikkate
alındığında,
ülkemizde
dışlanmışlık alanlarının ilk üç sırasında, kültürel, sportif alan ve siyasal
alandaki dışlanmışlığı ülkemize has yapısal süreçlerle açıkladığımızdan, asıl
dikkate
değer
olanın
eğitim
ve
sağlık-sosyal
güvenlik
alanlarındaki
dışlanmışlığın sonraki ilk sıralarda yer almasıdır. Bunlar, yani “eğitim alanı” ve
“sağlık, sosyal güvenlik alanı’ndaki dışlanmışlık, dışlanmışlığın asıl sinyallerini
verecek göstergelerdir. Çünkü diğer ilk ikisinin nedeni yukarıda açıkladığımız
126
gibi yapısal sonuçlardır. Ayrıca, beslenme alanı ve beslenme dışı tüketim
alanından dışlanma göstergelerindeki dışlanmışlık da sıralamalarda altlarda
yer alsa da düşük oranlarda değildir.
2.
ARAŞTIRMADA
YER
ALAN
İŞSİZLERİN
DEMOGRAFİK
ÖZELLİKLERİNE İLİŞKİN DAĞILIMLAR
Araştırmada uygulanan soru formunun ilk bölümünde, 17 sorunun
bulunduğu ve bunun içinde toplam 7 adet sorunun, araştırmada yer alan
toplam 206 kişi işsize yönelik olduğu belirtilmişti. Araştırmaya katılan işsizlere
yönelik olarak sorulan bu soruları sıralarsak; “ne kadar süredir işsizsiniz?,
sizce işsiz kalmanızın/iş bulamamanızın nedeni nedir?, işsiz kalmanızın
nedeni ayrımcılığa maruz kalma ise hangi nedenle ayrımcılığa uğradınız?, iş
arıyor musunuz?, ne kadar süredir iş arıyorsunuz?, yaşamınızı devam
ettirmenizi sağlayan bir geliriniz var mı?, ortalama aylık geliriniz nedir? “. Bu
7 adet soruya, işsizlerin vermiş olduğu cevaplarla, işsizlerin demografik
özelliklerine ait bulgulara ulaşılmış ve bu bulgulardan, aşağıda yer alan
demografik dağılım tabloları elde edilmiştir. Bu tablolar, araştırmaya katılan
işsizler hakkında, betimleyici (description) bilgi verme niteliğindedir.
2.1. İşsizlik Süresine Göre Dağılım
Tablo 34: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İşsizlik Süresine Göre Dağılımı
Ne Kadar Süredir İşsizsiniz?
0-6 Ay
6 Ay- 1 Yıl
1-2 Yıl
2-3 Yıl
3 Yıl v e Daha Fazla
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
66
32
70
34
33
16
15
7.3
22
10.7
206
100,00
Araştırmaya katılan işsizlerin “ne kadar süredir işsizsiniz?” sorusuna
vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik cinsinden
127
dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu tabloya göre, araştırmaya katılan
işsizlerin %32’si 0-6 ay arasında, %34’ü 6ay-1yıl arasında, 516’sı 1-2 yıl
arasında, %7,3’ü 2-3 yıl arasında ve son olarak %10,7’si 3 yıl ve daha fazla
süredir işsizdir. Buna göre, araştırmaya katılan işsizlerin vermiş olduğu
cevaplar içinde %34 ile “6ay-1yıl arasında” yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu
çok az bir farkla, %32 ile “0-6 ay arasında” cevabı izlemektedir. En az yığılma
ise, “2-3 yıl arasında“ gözlenmiştir. Bunu çok az bir farkla, “%10,7 ile “3 yıl ve
daha üzeri“ cevabı izlemektedir. Bir yılın üzerinde işsiz kalma durumu, uzun
süreli işsizliği ifade etmektedir. Buna göre, işsizlik süresi bir yılın atında ve
üzerinde olarak gruplanırsa, %66’lık ( 0-6ay %32 ve 6ay-1yıl %34 toplamı)
dilimle bir yılın altında, %34’lük (1-2 yıl %16, 2-3 yıl %7,3 ve 3 yıl ve daha
üzeri %10,7 toplamı)
bir dilimle ise, bir yılın üzerinde işsizlik vardır. Bu
durumda, araştırmaya katılan işsizlerin %34’ünün “uzun süreli işsiz” olduğu
görülmektedir. Bu önemli bir bulgudur. Bu arada, araştırmada elde edilen
yığılmanın %34 ile “6ay-1yıl arasındaki” işsizler olduğuna göre, %34 ile “uzun
süreli işsizlerin” de aynı oranda olduğu dikkati çekmektedir. Dolayısıyla
yığılma, %34 ile “6ay-1yıl arasındaki” işsizler ve yine %34 ile uzun süreli
işsizler (1-2 yıl %16, 2-3 yıl %7,3 ve 3 yıl ve daha üzeri %10,7 toplamı)
arasında gözlenmektedir. Küçümsenmeyecek bir oranda uzun süreli işsizlik
vardır. İstatistiki veriler açısından işsizlik rakamları hesaplanırken, uzun süreli
işsizlik verileri de ayriyeten hesaplanmaktadır. Çünkü, uzun süreli işsizlik
rakamları, ülke halkı ve bireyler için, işsizliğin artık geçici değil kalıcı bir sorun
olduğunun sinyalini vermektedir. Ayrıca, bir yılın altındaki işsizlerin, toplam
%66’lık ( 0-6ay %32 ve 6ay-1yıl %34 toplamı) yüksek bir oranda olmasının
nedeni ise, özellikle son bir yıl içinde ortaya çıkan büyük ekonomik kriz
nedeniyle yaşanan işsizlik olduğu söylenebilir.
128
2.2. İşsiz Kalma/İş Bulamama Nedenlerine Göre Dağılım
Tablo 35: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İşsiz Kalma/İş Bulamama
Nedenlerine Göre Dağılımı
Sizce İşsiz kalm anızın/İş Bulam am anızın Nedeni Nedir?
Ekonom ik durum /ülkenin genel ekonom ik koşulları
Zam an zam an yaşanan ekonom ik krizler
Niteliklerinize uygun iş olm am ası
Eğitim inizin/niteliklerinizin iş bulm aya yeterli olm am ası
Ayrım cılık yapılm ası
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
69
33.5
48
23.3
25
12.1
50
24.2
14
6.9
206
100
Araştırmaya katılan işsizlerin “sizce işsiz kalmanızın/iş bulamamanızın
nedeni nedir?” sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi
sayısı ve yüzdelik cinsinden dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu
tabloya göre, araştırmaya katılan işsizlerin %33,5’i ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik koşulları, %23,3’ü zaman zaman yaşanan ekonomik krizler,
%12,1’i nitelikleriniz uygun iş olmaması, %24,2’si eğitiminizin/niteliklerinizin iş
bulmaya yeterli olmaması ve %6,9’u ayrımcılık yapılmasını işsiz kalma/iş
bulamama nedeni olarak görmüştür. Buna göre, araştırmaya katılan işsizlerin
vermiş olduğu cevaplar içinde, %33,5 ile “ekonomik durum/ülkenin genel
ekonomik koşulları”nda yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu, %24,2 ile
“eğitiminizin/niteliklerinizin iş bulmaya yeterli olmaması”, az bir farkla %23,3
ile “zaman zaman yaşanan ekonomik krizler ve “%12,1 ile
uygun iş olmaması“ cevabı izlemektedir.
“niteliklerinize
En az yığılma ise, “ayrımcılık
yapılması“ cevabında gözlenmiştir. İşsiz kalma nedeni olarak, %33,5’lik en
yüksek oranla “ekonomik durum/ülkenin genel ekonomik koşulları”nın
görülmesi, yapısal ve uzun süreli işsizliğe işaret etmektedir. Hemen
arkasından %10’luk bir farkla “eğitiminizin/niteliklerinizin iş bulmaya yeterli
olmaması” gelmektedir ki, bu da eğitim alanından dışlanmanın bir sonucudur.
Eğitim
alanında
yaşanan
dışlanmanın,
ileride
işgücü
piyasasındaki
yansımasının bir tezahürüdür. Özellikle, çağımız işlerinin, giderek daha çok
bilgi birikimi gereken işler olması nedeniyle, bu nitelikte bir eğitimi alacak
olanaklardan yoksun olmak ve verilen eğitimin de kalitesinin düşüklüğü,
işgücü piyasasından dışlanmayı beraberinde getirmektedir. Yine, çok az bir
129
farkla “ekonomik durum/ülkenin genel ekonomik koşulları“nı, “zaman zaman
yaşanan ekonomik krizler“ izlemektedir. Bu da ülke ekonomisi çok güçlü
olmadığı için, yaşanan krizlerin etkisinde çok kalındığını ve faturanın çalışan
kesime yüklendiğini göstermektedir. Bunu, %12,1 ile “niteliklerinize uygun iş
olmaması“ izlemektedir. Bu oranın, üst düzey eğitimlilerin iş bulamamasından
çok, vasıfsız işçilerin artık gelişen piyasada kendi vasıflarına uygun iş
bulamamasından kaynaklanan bir sonuç olduğu söylenebilir. En son sırada
ise, %6,9 ile “ayrımcılık yapılması” bulunmaktadır. İşgücü piyasasında
ayrımcılık, işgücünün, sahip olduğu nitelikleri ile değil, yaş, cinsiyet, medeni
durum, etnik köken gibi kişiye özel nedenlerle ayrımcılığa maruz kalma
durumunu ifade etmektedir. %6,9’luk bu oran, çok yüksek bir oran olmamakla
birlikte, ayrımcılığın varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.
2.3. İşsiz Kalmanın/İş Bulamamanın Ayrımcılık Nedenlerine Göre
Dağılımı
Tablo 36:
Araştırmada Yer Alan İşsizlerin
Bulamamanın Ayrımcılık Nedenlerine Göre Dağılımı
Hangi nedenle Ayrımcılığa Maruz kaldınız?
Ayrım cılığa m aruz kalm ayanlar
Yaş
Cinsiyet
Milliyet/etnik kim lik
Siyasi görüşler
Fiziksel özellikler
T oplam
İşsiz
Kalmanın/İş
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
192
93.2
3
1.5
1
0,5
1
0,5
8
3.9
1
0,5
206
100,00
Bir önceki dağılım tablosunda, araştırmaya katılan işsizlerin, “sizce işsiz
kalmanızın/iş bulamamanızın nedeni nedir?” sorusuna vermiş olduğu
cevaplar içinde “ayrımcılık yapılması” cevabına karşılık, bu kez ayrımcılığa
maruz kalan işsizlere “hangi nedenle ayrımcılığa maruz kaldınız?” sorusu
yöneltilmiş ve bu soruya ayrımcılığa maruz kalan işsizlerin vermiş olduğu
cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik cinsinden dağılım
tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu tabloya göre, araştırmaya katılan işsizlerin
130
%93,2’si ayrımcılığa maruz kalmamışken, %1,5’i yaş, %0,5’i cinsiyet, %0,5’i
milliyet/etnik köken, %3,9’u siyasi görüşler ve %0,5’i fiziksel özellikler
nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmıştır. Buna göre, araştırmaya katılan
işsizlerin vermiş olduğu cevaplar içinde %3,9 ile “siyasi görüşler”de yığılma
olduğu gözlenmiştir. Bunu, yarıya yakın bir farkla, %1,5 oranla “yaş”
izlemektedir. En az yığılma ise, “%0,5 cinsiyet”, “%0,5 milliyet/etnik köken”
ve yine “%0,5 ile fiziksel özellikler” cevaplarında gözlenmiştir. Ayrımcılığa
maruz kalma nedeni olarak, en yüksek oranın %3,9 ile “siyasi görüşler”
olduğu gözlenmiştir. Bu,
önemli bir bulgudur. Bu bulgu, siyasi alandan
dışlanmanın bir sonucudur. Şöyle ki, siyasi görüş farklılıklarına hoşgörüyle
bakılmamanın sonucu olarak, “siyasi görüşler” nedeniyle ayrımcılığa uğrayıp
işsiz kalınması, siyasi alandan dışlanmanın, işgücü piyasasına ayrımcılık
olarak yansıyan yüzüdür. Bunun şaşırtıcı değil, beklenen bir sonuç olduğu
söylenebilir.
Çünkü, yapılan araştırmada, araştırmaya katılan çalışanlardan
ve işsizlerden oluşan 401 kişinin dışlanmışlıklarının en yüksek olduğu yaşam
alanının, “siyasi katılım alanı” olduğu bulgusuna ulaşılmıştı. Bu bulgu ise,
ülkemizin siyasi yapısı, geçmişi ile ilgili yapısal bir sonuçtur. Bu nedenle,
yaşam alanları içinde en yüksek dışlanmanın olduğu yaşam alanı, “siyasi
katılım” alanı olduğu için, işsizlerin %3,9’luk en yüksek yığılma ile “siyasi
görüşleri” nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaları, beklenen bir sonuçtur.
Bunu, araştırmaya katılan işsizlerin, işgücü piyasasına girişte, sahip oldukları
tecrübelerine, yeteneklerine ve niteliklerine değil de % 1,5 oranla “yaş”
nedeniyle ayrımcılığa uğramaları izlemektedir. Bunu, %0,5 cinsiyet,
%0,5
milliyet/etnik köken ve yine %0,5 ile fiziksel özellikler nedeniyle ayrımcılık
izlemektedir. Görüldüğü gibi, cinsiyet, milliyet/etnik köken ve fiziksel özellikler
bakımında aynı düzeyde ayrımcılık vardır. Bu, %0,5 gibi düşük bir oran
olmakla beraber, işgücü piyasasında ayrımcılığın yaşandığını göstermektedir.
Ancak, özellikle milliyet/etnik köken bakımından yaşanan ayrımcılığın diğer
ayrımcılık türlerinin önünde olmadığı da dikkat çekmektedir. Ayrımcılık
teorileri, işgücü piyasasında neden ayrımcılık yapıldığını açıklamaya çalışmış
olup, niteliğe ve yeteneğe dayanmayan ayrımcılıkların, mantıklı ve haklı bir
131
nedene değil, daha çok önyargılar ve farklılıklara karşı hoşgörüsüzlük
tutumuna dayandığı sonucuna varmıştır.
2.4. İş Arama Durumuna Göre Dağılımı
Tablo 37:
Dağılımı
Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İş Arama Durumuna Göre
İş Arıyor musunuz?
Evet
Hayır
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
187
90.8
19
9.2
206
100
Araştırmaya katılan işsizlerin “iş arıyor musunuz?” sorusuna vermiş
olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik cinsinden
dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu tabloya göre, araştırmaya katılan
işsizlerin %90,8’i “evet“ iş arıyorum ve %9,2’si “hayır” iş aramıyorum demiştir.
Buna göre, araştırmaya katılan işsizlerin vermiş olduğu cevaplar içinde,
%90,8 ile “evet“ cevabında yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu, %9,2 ile “hayır”
cevabı izlemektedir.
En yüksek yığılma, “evet “ cevabında gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan 206 İşsizin, %90,8’lik oranla iş araması, işgücü
piyasasında yoğun bir işgücü talebi fazlalığına işaret etmektedir. Bu durum
beraberinde, işsizler arasında rekabeti ve ücretlerin düşmesini getirmektedir.
Araştırmada yer alan işsizlerin %9,2’lik bir oranla “hayır iş aramıyorum”
demesinin anlamı ise şöyle açıklanabilir. Bir kimsenin işsiz sayılabilmesi için
kişinin işi olmamalı, iş bulduğunda bedensel ve zihinsel olarak çalışabilir
durumda yani işe başlamaya hazır olmalı ve aktif olarak iş aramalıdır116. Bu
üç
kritere
uygun
kişi,
resmi
istatistikler
açısından
“işsiz”
olarak
nitelendirilmektedir. Kısaca, işsiz tanımının üç kriteri vardır; İşi yok, iş arıyor
ve işe başlamaya hazır. Görüldüğü gibi, iş aramayanlar bu tanımın içine dahil
değildir. Ayrıca, “işgücünde olmayanlar” grubu ise, iş aramadığı halde iş başı
yapmaya hazır olan kişiler ile ev kadını, öğrenci, emekli veya irat sahibi
116
Kuvvet LORDOĞLU ve Nurcan ÖZKAPLAN:a.g.e., 64.
132
olduğu için iş aramayan kişiler, kişisel nedenlerden dolayı iş aramayan
kişilerden oluşmaktadır. Bu grupta yer alan
“iş aramadığı halde iş başı
yapmaya hazır olan kişiler” ise iki alt grupta ele alınmaktadır. Birinci grupta iş
bulma ümidi olmayanlar (gücenmiş işçiler) yer almaktadır. Bunlar, iş
olmadığına yada kendisine uygun iş bulunmadığına inanan yada nerede iş
arayacağını bilmediği için iş aramayıp ancak iş başı yapmaya hazır olan
kişilerdir. İkinci grupta ise, mevsimlik çalışma, ev kadını, öğrenci, irad sahibi
olma ve emeklilik gibi nedenlerle iş aramayıp ancak iş başı yapmaya hazır
olan kişilerdir. Dolayısıyla, araştırmaya katılan 206 işsizin, %90,8 ile evet iş
arıyorum
diyen
kesimi,
resmi
istatistikler
açısından
“işsiz”
olarak
nitelendirilmekte olup, işgücüne dahildir. Buna karşın, %9,2 ile hayır iş
aramıyorum diyen kesimi ise, resmi istatistikler açısından “işsiz” olarak
nitelendirilmeyip, işgücüne dahil değildir.
2.5. İşsizlerin İş Arama Süresine Göre Dağılımı
Tablo 38: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin İş Arama Süresine Göre
Dağılımı
Ne Kadar Süredir İş Arıyorsunuz?
İş aram ayanlar
0-6 Ay
6 Ay- 1 Yıl
1-3 Yıl
3 Yıldan daha fazla
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
19
9.2
79
38.3
68
33
27
13.1
13
6.3
206
100
Araştırmaya katılan işsizlerin “ne kadar süredir iş arıyorsunuz?”
sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik
cinsinden
dağılım
tablosu
yapılarak
sıralanmıştır.
Bu
tabloya
göre,
araştırmaya katılan işsizlerin %9,2’si iş aramayanlar, %38,3’ü 0-6ay, %33’ü
6ay-1yıl, %13,1’i 1-3yıl, %6,3’ü 3 yıldan daha fazla süredir iş aramaktadır.
Buna göre, araştırmaya katılan işsizlerin vermiş olduğu cevaplar içinde,
%38,3 ile “0-6ay” cevabında yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu, az bir farkla
%33 ile “6ay-1yıl”, %13,1 ile “1-3yıl“ ve %9,2 ile “iş aramayanlar cevabı
133
izlemektedir. En az yığılma ise, “3 yıldan daha fazla “ cevabında gözlenmiştir.
Araştırmada yer alan işsizlerin, iş arama sürelerini, bir yıllık sürenin üzerinde
iş arayanlar ve bir yıllık sürenin altında iş arayanlar olarak gruplarsak; iş
aramayan %9,2’lik kesimi dışarıda bıraktığımızda, %71,3 (%38,3 ile 0-6 ay ve
%33 ile 6ay-1yıl toplamı) ile bir yıldan az süreli iş arayanlar, %19,6 (%13,1 ile
1-3yıl ve %6,3 ile 3 yıldan daha fazla süredir iş arayanların toplamı) ile bir
yıllık sürenin üzerinde iş arayanların olduğu görülmektedir. Bu önemli bir
bulgudur. Çünkü, işsizlik süresi bir yılın üzerine çıktıkça yani işsizlik süresi
uzadıkça, iş arama süresi de azalmaktadır. Bunun çeşitli nedenleri vardır ama
ilk sırada, iş bulma ümidi olmayanlar (gücenmiş işçiler) yer almaktadır. Bu da
işsizlerde, işsizlik süresi arttıkça, “işsiz olduğu halde iş aramayan ama
bulduğu zaman çalışmaya hazır” kesime doğru bir kaymaya neden
olmaktadır.
134
2.6. İşsizlerin Yaşamlarını Devam Ettirmelerini Sağlayan Gelirlerine
Göre Dağılım
Tablo 39:
Araştırmada Yer Alan İşsizlerin Yaşamlarını Devam
Ettirmelerini Sağlayan Gelirlerine Göre Dağılımı
Yaşamınızı Devam Ettirmenizi Sağlayan Geliriniz Var mı?
İşi olmamasına rağmen iş aramayanlar
Hayır
Kamu/Özel sosyal yardım kuruluşlarından yardım alıyor
İşsizlik ödeneği alıyor
Eşi çalışıyor
Çocuklardan biri çalışıyor
Kira, faiz gibi başka gelirleri var
Anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor
Kamu/özel kuruluşlardan yardım alıyor+eşi çalışıyor
Kamu/özel kuruluşlardan yardım alıyor+anne/babayla beraber
yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor
İşsizlik ödeneği alıyor+eşi çalışıyor
Eşi çalışıyor+çocuklardan biri çalışıyor
Eşi çalışıyor+kira,faiz gibi başka başka gelirleri var
Eşi çalışıyor+anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını
onlar karşılıyor
Çocuklardan biri çalışıyor+kira,faiz gibi başka gelirleri var
Kira, faiz gibi başka gelirleri var+anne/babayla beraber yaşıyor
ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor
Kamu/özel sosyal yardım kuruluşlarından yardım alıyor+
eşi çalışıyor+çocuklardan biri çalışıyor
İşsizlik ödeneği alıyor+eşi çalışıyor+kira,faiz gibi başka gelirleri var
İşsizlik ödeneği alıyor+eşi çalışıyor+anne/babayla beraber yalıyor
ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor
Toplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
19
9.2
16
7.8
1
0.5
5
2.4
36
17.5
5
2.4
4
1.9
68
5
8
33
2.4
3.9
7
10
3
3
3.4
4.9
1.5
1.5
2
10
1
4.9
1
0.5
1
2
0.5
1
206
100
Araştırmaya katılan işsizlerin “yaşamınızı devam ettirmenizi sağlayan
geliriniz var mı?” sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi
sayısı ve yüzdelik cinsinden dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu
tabloda; %9,2’lik bir oran, “işi olmamasına rağmen iş aramayan” kesimi
oluşturmakta olup, bunlar, işsiz sayılmamaktadırlar. Buna göre, araştırmaya
katılan
işsizlerin,
%7,8’i
hayır,
%0,5’i
kamu/özel
sosyal
yardım
kuruluşlarından yardım alıyor, %2,4’ü işsizlik ödeneği alıyor, %17,5’i eşi
çalışıyor, %2,4’ü çocuklardan biri çalışıyor, %1,9’u kira-faiz gibi başka gelirleri
var, %33’ü anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor,
%2,4’ü kamu/özel kuruluşlarsan yardım alıyor ve eşi çalışıyor, %3,9’u
135
kamu/özel kuruluşlarsan yardım alıyor ve anne/babayla beraber yaşıyor
ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor, %3,4’ü işsizlik ödeneği alıyor ve eşi
çalışıyor, %4,9’u eşi çalışıyor ve çocuklardan biri çalışıyor, %1,5’i eşi çalışıyor
ve kira-faiz gibi başka gelirleri var, %1,5’u eşi çalışıyor ve anne/babayla
beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor, %1’i çocuklardan biri
çalışıyor, kira-faiz gibi başka gelirleri var, %4,9’u kira-faiz gibi başka gelirleri
var ve anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor,
%0,5’i kamu/özel kuruluşlarsan yardım alıyor, eşi çalışıyor ve çocuklardan biri
çalışıyor, %0,5’i işsizlik ödeneği alıyor, eşi çalışıyor ve kira-faiz gibi başka
gelirleri var, %1’i işsizlik ödeneği alıyor, eşi çalışıyor, anne/babayla beraber
yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor cevabını vermiştir. Buna göre,
araştırmaya katılan işsizlerin vermiş olduğu cevaplar içinde, %33 ile
“anne/babayla
beraber
yaşıyor
ve/veya
ihtiyaçlarını
onlar
karşılıyor”
cevabında yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu, %17,5 ile eşi çalışıyor, %7,8
ile “hayır”, %4,9’u “kira-faiz gibi başka gelirleri var ve anne/babayla beraber
yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor” ve yine %4,9’u “eşi çalışıyor ve
çocuklardan biri çalışıyor”, %3,9 ile “kamu/özel kuruluşlarsan yardım alıyor ve
anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor”, %3,4’ü
“işsizlik ödeneği alıyor ve eşi çalışıyor”, %2,4’ü ile “kamu/özel kuruluşlarsan
yardım alıyor ve eşi çalışıyor” ve yine %2,4’ü ile “çocuklardan biri çalışıyor”
cevapları izlemektedir. Diğer oranlar, %2’lik dilimin altında seyretmektedir. En
yüksek yığılma, %33 ile “anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını
onlar karşılıyor” cevabında gözlenmiştir. En az yığılma ise, %0,5 ile
“kamu/özel kuruluşlardan yardım alıyor, eşi çalışıyor ve çocuklardan biri
çalışıyor, %0,5 ile “işsizlik ödeneği alıyor, eşi çalışıyor ve kira-faiz gibi başka
gelirleri var” ve %0,5’i “kamu/özel sosyal yardım kuruluşlarından yardım
alıyor” cevaplarında gözlenmiştir. Bunlar, önemli bulgulardır. Araştırmaya
katılan 206 İşsizin, %33’lük bir oranla “anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya
ihtiyaçlarını onlar karşılıyor” cevabını vermesi şaşırtıcı değil, aksine beklenen
bir sonuçtur. Çünkü, yapılan araştırmada, araştırmaya katılan çalışanlardan
ve işsizlerden oluşan 401 kişinin, dışlanmanın olmadığı en yüksek yaşam
alanının, “sosyal yaşam alanı” olduğu bulgusuna ulaşılmıştı. Bu bulgu ise,
136
ülkemizin sosyo-kültürel yapısı, dini-geleneksel ve örfi yapısı ile ilgili yapısal
bir sonuçtur. Bu nedenle, yaşam alanları içinde en az dışlanmanın olduğu
yaşam alanı, sosyal yaşam” alanı olduğu için, işsizlerin %33’lük en yüksek
yığılma ile “anne/babayla beraber yaşıyor ve/veya ihtiyaçlarını onlar
karşılıyor” cevabını vermesi beklenen bir sonuçtur. Bunun anlamı, İşsizler,
işsizlik
nedeniyle
gelir
kaybına
uğradıkları
için,
yaşamlarını
devam
ettirmelerini sağlayan geliri, anne/babasından karşılıyor demektir. Bunu,
önemli farkla %17,5 ile “eşi çalışıyor” cevabı izlemektedir. %7,8’lik bir dilimin
“hayır” cevabı ise, verilen cevaplar arasında en yüksek oranlardan biridir ve
önemli bir bulgudur. Şöyle ki, %7,8’lik bir kesim, işsiz kalması nedeniyle
uğramış olduğu gelir kaybını ikame edebilecek ne ailevi ne de kamu/özel
kuruluşlarından yardım görmektedir. Bu nedenle, %7’8’lik kesimin işsizliğin
yaratmış olduğu etkiyi bertaraf edebilecek hiçbir dayanağının olmaması,
beraberinde yüksek düzeyde sosyal dışlanmışlığı getirecektir. Ayrıca, sosyal
devlet anlayışının gereği olan, “kamu/özel sosyal yardım kuruluşlarından
yardım” alanların oranı, en düşük yığılmanın olduğu %0,5’lik bir dilimdedir ve
yine sosyal güvenlik kapsamında sigortalı iken işinden çıkan işsizlere
sağlanan gelir güvencesi olan “işsizlik ödeneği” alan kesim de, %2,4’lük
oldukça küçük bir kesimi kapsamaktadır. Bu durumda, işsizlik karşısında,
yaşanan gelir kaybı nedeniyle, gelir güvencesi sağlayan modern sosyal
güvenlik araçları olan işsizlik ödeneği ve kamu kurumlarından sosyal yardım
alanların toplam %2,9’luk (%0,5 kamu/özel sosyal yardım kuruluşlarından
yardım alanlar ve %2,4 işsizlik ödeneği alanların toplamı) bir düzeyde olması,
sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamında olanların sayısının azlığını ve devletin,
işsizlerin çaresizliğine çare olmaktaki yetersizliğini göstermektedir. Bu durum,
Sosyal güvenlik alanından dışlanmadır. Sosyal güvenlik alanının modern
araçlarından dışlanan bireyler, kollektif sosyal güvenlik alanı olan ve
gelişmekte olan ülkelere özgü sosyo-kültürel yapı içinde, eş/çocuk/aile
yardımı ve desteği ile ayakta durmaya çalışmaktadır. Böylece, işsizler, sosyal
korumadan dışlanarak aile/topluluk ilişkilerinin sağladığı korumaya mecbur
bırakılmaktadır. Yani, İşgücü piyasasında en yüksek gelir güvencesizliği ile
karşılaşan ve sosyal korumadan en az yararlanan grupları oluşturan işsizler,
137
korumaya, sosyal yardım ve işsizlik yardımları aracılığıyla ulaşırlar. Sosyal
yardım ve işsizlik yardımı programları yoksa veya kapsamından dışlanıldığı
durumlarda, yerel ölçekte sorumluluk temelinde gerçekleşen, aile ve topluluk
ilişkileri yoluyla koruma sağlanmaktadır. Bu durum, aynı zamanda, bir taraftan
işgücü piyasasında sosyal koruma bakımından bölünmeyi beraberinde
getirirken bir taraftan da, bu bölünmeyi pekiştirmektedir.
2.7. İşsizlerin Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım
Tablo 40: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin Ortalama Aylık Gelirine Göre
Dağılım
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Herhangi bir geliri yok
1 Lira-250 Lira arası
251 Lira-asgari ücret(521 Lira)
Tam asgari ücret kadar(521 Lira)
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001 Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
35
17
13
6.3
36
17.5
13
6.3
44
21.4
37
18
18
8.7
7
3.4
2
1
1
0.5
206
100
Araştırmaya katılan işsizlerin “ortalama aylık geliriniz ne kadardır?”
sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik
cinsinden
dağılım
tablosu
yapılarak
sıralanmıştır.
Bu
tabloya
göre,
araştırmaya katılan işsizlerin %17’sinin herhangi bir geliri yok, %6,3’ü 1lira250 lira arası, %17,5’i 251 lira-asgari ücret (521 lira) arası, %6,3 tam asgari
ücret kadar (521 lira), %21,4’ü 522 lira-750 lira arası, %18’i 751 lira-1000 lira
arası, %8,7’si 1001 lira- 1500 lira arası, %3,4’ü 1501 lira-200 lira arası, %1’i
2001 lira-2500 lira arası ve %0,5’i 2501 lira ve üzerinde ortalama aylık gelir
sahibidir. Buna göre, araştırmaya katılan işsizlerin vermiş olduğu cevaplar
içinde, %21,4 ile “522 lira-750 lira arası”nda yığılma olduğu gözlenmiştir.
Bunu, %18’i “751 lira-1000 lira arası”, %17,5 ile “251 lira-asgari ücret (521
lira)”, %17 ile herhangi bir geliri olmayanlar, %8,7 ile “1001 lira-1500 lira
138
arası”, %6,3 ile “1lira-250 lira arası” ve yine %6,3 tam asgari ücret kadar (521
lira) izlemektedir. Diğerleri ise, %4’lük dilimin altındadır. En az yığılma ise,
%0,5 ile “2501 ve üzerinde” cevabında olduğu gözlenmiştir. İşsizlerin
ortalama aylık gelirlerinin,
%21,4’lük en yüksek oranla “522 lira-750 lira
arası”nda tezahür ettiği görülmektedir. Bunu, az bir farkla %18 ile “751 lira1000 lira arası” izlemektedir. Her iki oranın, arka arkaya gelen gelir dilimi
olduğu dikkati çekmektedir. Üstelik, her iki gelir dilimi de 2010 yılı ocak ayı
asgari ücreti olan 521 lira’dan sonra gelen ilk iki gelir dilimidir. Burada, tüm
gelir gruplarını, asgari ücreti baz alarak, asgari ücretin altında olanlar ve
asgari ücretin üzerinde olanlar şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Bu ayrıma göre, asgari ücret dahil olmak üzere asgari ücretin altında olanların
oranı toplam %47,1’lik (%17’si herhangi bir geliri olmayanlar, %6,3’ü 1lira-250
lira arası, %17,5’i 251 lira-asgari ücret (521 lira) arası, %6,3 tam asgari ücret
kadar (521 lira) toplamı) bir dilimde yer alırken, asgari ücretin üzerindeki
grubun ise toplam %53’lük (%21,4’ü 522 lira-750 lira arası, %18’i 751 lira1000 lira arası, %8,7’si 1001 lira- 1500 lira arası, %3,4’ü 1501 lira-200 lira
arası, %1’i 2001 lira-2500 lira arası ve %0,5’i 2501 lira ve üzerinde toplamı)
bir dilimde olduğu görülmektedir. Bu durumda, asgari ücretin altındaki ve
asgari ücretin üstündeki gelir gruplarının birbirine çok yakın olduğu
görülmektedir. Ancak, gelir dilimi yükseldikçe, yüzdelik yığılmanın giderek
azaldığı görülmektedir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 işsizin aylık
ortalama gelirinin, asgari ücreti izleyen ilk iki gelir dilimi etrafında yığıldığı
görülmektedir. Bu da, ortalama aylık gelir bakımından, işsizlerin ancak asgari
gelirin biraz üstü kadar bir gelirle yaşamlarını idame etmeye çalıştıklarını
göstermektedir. Bu durum, işsizlerin geçinmeleri için zorunlu olan gelirden
yoksun bir hayat sürdüklerini; bu nedenle, dışlanmaya, ancak asgari ücretin
biraz üzerinde yer alan bir gelir kadar dayanabildiklerini göstermektedir.
Ayrıca, işsizlerin %17’lik bir kısmının ise, herhangi bir geliri de yoktur. Bu
şartlar altında, işsizler için sosyal dışlanma, kaçınılmaz hale gelmektedir.
Sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmek için yapılması gereken aylık
asgari gıda harcaması tutarı için hesaplanan harcama tutarı, “açlık sınırını”
139
belirlemektedir. 2009 yılı aralık ayı itibariyle, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı
795 TL’yken, tek kişinin açlık sınırı ise 200 TL civarında hesaplanmıştır.
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanları, hane halkı üzerinden değil, bireysel
bazda
araştırmaya
dahil
edip,
sosyal
dışlanmışlığı
bu
şekilde
ele
aldığımızdan, burada işsizler için dikkate alacağımız açlık sınırı, tek kişilik
açlık sınırı olan 200 TL’dir. Tek kişilik açlık sınırını, burada yer alan 10 gelir
dilimi açısından değerlendirmek yararlı olacaktır. Asgari ücretin altında
ortalama aylık geliri olanların, yani açlık sınırı altında geliri olanların,
dışlanmışlıkları, açlık sınırı üzerinde geliri olanlara göre, daha yüksek
düzeylerdedir.
Gıda harcamalarının yanı sıra, ''İnsan onuruna yaraşır bir yaşama
düzeyi” için yapılması gereken giyim, konut, ulaşım ve diğer zorunlu
harcamalar da dikkate alınarak hesaplanan harcama tutarı ise,”yoksulluk
sınırını” belirlemektedir. Buna göre,
tek kişinin yoksulluk sınırı, 2009 yılı
aralık ayı itibariyle 1.445,91 TL (bin 445 TL 91 kuruş) olarak hesaplanmıştır.
Bu durumda, 2010 yılında geçerli olan 521 TL’lik net asgari ücret, yoksulluk
ücreti bile değildir. Tek kişilik yoksulluk sınırını, burada yer alan 10 gelir dilimi
açısından değerlendirmek yararlı olacaktır. Buna göre, yoksulluk sınırının
altında ortalama aylık geliri olanların dışlanmışlıkları, yoksulluk sınırı üzerinde
geliri olanlara göre, daha yüksek düzeylerdedir.
Araştırmaya katılan 206 işsizin demografik özelliklerine ilişkin olarak,
yukarıda yer alan demografik dağılım tablolarından elde edilen sonuçlarla,
işsizlerin, içinde bulundukları ekonomik, sosyal durumun çerçevesi çizilmiş ve
betimlenmiştir. İşsiziler için verilen bu betimleyici bulgular, araştırmanın amacı
için yeterli olup, bunun dışında araştırmaya katılan işsizlerle ilgili başka
betimleyici bilgi verilmeyecektir. Yine, araştırmada yer alan işsizlerin her bir
demografik özelliğinin sosyal dışlanmayı oluşturan sekiz yaşam alanı ile
karşılaştırılması ise, işsizlerin sosyal dışlanmışlığının düzeyini belirlemekten
çok, işsizlerin durum tanımı yani betimlenmesi niteliğinde olacağından böyle
bir analize de burada yer verilmemiştir. Çünkü, işsizlerin sosyal dışlanmış
140
olduğu zaten bilinen bir gerçektir. Yani, işsizlerin kendi demografik
özelliklerinin her biri ile sosyal dışlanmayı oluşturan sekiz yaşam alanının her
birinin
kıyaslanması,
işsiz
bireylerin
sosyal
dışlanmışlıklarının
tasviri
niteliğinde olup, işsiz bireylerin sosyal dışlanmışlık düzeyini belirleyici, ölçücü
bir nitelik taşımamaktadır. Ancak, tezin ek tablolar kısmında, ek betimleyici
bilgi sunma amacıyla, söz konusu analize ilişkin tablolar yer almaktadır (Bknz:
EK 5).
1.
ARAŞTIRMADA
ÖZELLİKLERİNE
YER
İLİŞKİN
ALAN
ÇALIŞANLARIN
DAĞILIMLARI
İLE
BU
DEMOGRAFİK
ÇALIŞANLARIN
DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİNİN SOSYAL DIŞLANMAYI OLUŞTURAN
YAŞAM ALANLARINA İLİŞKİN OLARAK DIŞLANMIŞLIK DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN ÇAPRAZ DAĞILIMLARI
Yapılan
araştırmaya,
işsizlerin
sosyal
dışlanmışlık
düzeylerini
belirleyebilmek için, her bir gelir grubundan ve toplam 195 kişiden oluşan
çalışanlar da dahil edilmiştir. Bu nedenle, araştırmada, soru formları, işsizlerin
sosyal dışlanmışlığını ölçmek için sadece işsizlere değil, çalışanlara da
uygulanmıştır. Çünkü, işsizlerin sosyal dışlanmışlığı, çalışanların sosyal
dışlanmışlığı ile kıyaslandığında bir anlam ifade edebilecektir. Böylece,
işsizlerin sosyal dışlanmışlıklarının düzeyi hakkında daha bariz sonuçlar elde
edilebilecektir.
Araştırmada uygulanan soru formunun ilk bölümünde, 17 sorunun
bulunduğu ve bunun içinde toplam 4 adet sorunun, araştırmada yer alan
toplam 195 kişi çalışana yönelik olduğu belirtilmişti. Araştırmaya katılan
çalışanlara yönelik olarak sorulan bu soruları sıralarsak; “ne tür bir işte
çalışıyorsunuz? çalıştığınız işte sosyal güvenceniz var mı?, bu işten elde
ettiğiniz gelirin türü nedir?, ortalama aylık geliriniz ne kadardır“. Bu 4 adet
soruya, çalışanların vermiş olduğu cevaplarla, çalışanların demografik
özelliklerine ait bulgulara ulaşılmış ve bu bulgulardan aşağıda yer alan
141
demografik dağılım tabloları elde edilmiştir. Bu tablolar, araştırmaya katılan
çalışanlar hakkında, betimleyici (description) bilgi verme niteliğindedir.
3.1. Çalışanların Demografik Özelliklerine İlişkin Dağılımları
3.1.1. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarına Göre Dağılımı
Tablo 41: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarına
Göre Dağılım
Ne T ür Bir işte Çalışıyorsunuz?
Sürekli/düzenli v e tam zam anlı
Sürekli/düzenli v e part-tim e
Ev e iş alyorum /ev de çalışıyorum
Geçici/kısa süreli/m ev sim lik iş
Gündelik iş
Kendi hesabına (doktor, av ukat gibi)
İşv eren
Diğer
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
119
61
15
7.7
4
2.1
3
1.5
16
8.2
28
14.4
9
4.6
1
0.5
195
100
Araştırmaya katılan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik
cinsinden
dağılım
tablosu
yapılarak
sıralanmıştır.
Bu
tabloya
göre,
araştırmaya katılan çalışanların %61’i sürekli/düzenli ve tam zamanlı, %7,7’si
sürekli/düzenli ve part-time, %2,1’i eve iş alıyor/evde çalışıyor, %1,5’i
geçici/kısa süreli/mevsimlik iş, %8,2’si gündelik iş, %14,4’ü kendi hesabına
(doktor,avukat gibi), %4,6’sı işveren ve %0,5’i diğer tür işleri yapmaktadır.
Buna göre, araştırmaya katılan çalışanların vermiş olduğu cevaplar içinde
%61 ile “sürekli/düzenli ve tam zamanlı” iş türünde yığılma olduğu
gözlenmiştir. Bunu çok yüksek bir farkla, %14,4 ile “kendi hesabına çalışanlar
(doktor,avukat
gibi)”,
%8,2’si
“gündelik
iş”lerde
çalışanlar,
%7,7
ile
“sürekli/düzenli ve part-time” çalışanlar izlemektedir. Diğerleri, %5’lik dilimin
altındadır. En az yığılma ise, %0,5 ile “diğer tür işler” de çalışanlar olup, bunu
%1,5’i ile “geçici/kısa süreli/mevsimlik iş”lerde çalışanlar izlemektedir.
142
3.1.2. Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal Güvencesinin Olup/Olmamasına
Göre Dağılımı
Tablo 42: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasına Göre Dağılım
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz var mı?
Ev et
Hayır
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
157
80.5
38
19.5
195
100
Araştırmaya katılan çalışanların “çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı?” sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve
yüzdelik cinsinden dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu tabloya göre,
araştırmaya katılan çalışanların %80,5’i evet sosyal güvencem var, %19,5’i
hayır sosyal güvencem yok demiştir. Buna göre, araştırmaya katılan
çalışanların vermiş olduğu cevaplar içinde %80,5 ile” evet sosyal güvencem
var “ cevabında yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu çok yüksek bir farkla,
%19,5 ile “hayır sosyal güvencem yok” cevabı izlemiştir. “Hayır” cevabını
veren çalışanlar, çalışan yoksullar denilen ve kayıt dışı olarak çalışan kesimi
oluşturmaktadır.
143
3.1.3. Çalışanların Elde Ettiği Gelirin Türüne Göre Dağılım
Tablo 43: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelirin Türüne
Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin türü nedir?
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
32
16.4
13
6.7
147
75.4
3
1.5
195
100
Araştırmaya katılan çalışanların “bu işten elde ettiğiniz gelirin türü
nedir?” sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve
yüzdelik cinsinden dağılım tablosu yapılarak sıralanmıştır. Bu tabloya göre,
araştırmaya katılan çalışanların %16,4’ü gündelik, %6,7’si haftalık, %75,4’ü
aylık ve %1,5’i yıllık gelir elde etmektedir. Buna göre, araştırmaya katılan
çalışanların vermiş olduğu cevaplar içinde %75,4 ile ”aylık” gelir türünde
yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu çok yüksek bir farkla, %16,4 ile “gündelik”,
%6,7 ile “haftalık” ve %1,5 ile “yıllık” gelir türü izlemiştir. En az yığılmanın,
%1,5 ile” yıllık” gelir türünde olduğu gözlenmiştir.
144
3.1.4. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım
Tablo 44: Çalışanların Ortalama Aylık Gelirine Göre Dağılım
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
T oplam
Kişi Sayısı (N) Geçerli Yüzde (%)
7
3.6
10
5.1
31
15.9
41
21
51
26.2
19
9.7
19
9.7
17
8.7
195
100
Araştırmaya katılan çalışanların “ortalama aylık geliriniz ne kadardır?”
sorusuna vermiş olduğu cevaplar, cevap şıklarına göre, kişi sayısı ve yüzdelik
cinsinden
dağılım
tablosu
yapılarak
sıralanmıştır.
Bu
tabloya
göre,
araştırmaya katılan çalışanların %3,6’sı asgari ücretin altında, %5,1’i asgari
ücret kadar, %15,9’u 522 lira-750 lira arasında, %21’i 751 lira-1000 lira arası,
%26,2’si 1001 lira-1500 lira arası, %9,7’si 1501 lira-2000 lira arası ile 2001
lira-2500 lira arası ve son olarak %8,7’si 2501 lira ve üzeri ortalama aylık gelir
elde etmektedir. Buna göre, araştırmaya katılan çalışanların vermiş olduğu
cevaplar içinde, %26,2 ile “1001 lira-1500 lira arası” aylık ortalama gelir elde
edenlerde yığılma olduğu gözlenmiştir. Bunu, %21 ile “751 lira-1000 lira
arasında”, %15,9’ ile “522 lira-750 lira arasında” ortalama aylık geliri olanlar
izlemektedir. Diğerleri, %10’luk dilimin altındadır. En az yığılmanın ise, %3,6
ile “asgari ücretin altında” ortalama aylık gelir elde edenlerde olduğu
gözlenmiştir.
145
3.2.
Çalışanların
Demografik
Özelliklerinin,
Sosyal
Dışlanmayı
Oluşturan Yaşam Alanlarına İlişkin Olarak Dışlanmışlık Düzeylerini
Gösteren Çapraz Dağılımları
Bu kısımda, çalışanlara ait elde edilen ve yukarıda yer alan demografik
dağılım tabloları kullanılarak, sosyal dışlanmayı oluşturan 8 yaşam alanının
her biri ile karşılaştırmalı çapraz tablolar elde edilmiştir. Bununla amaçlanan,
çalışanlara sorulan toplam 4 sorudan oluşan demografik özelliklerin her
birinin, çalışanların 8 yaşam alanının her birinden dışlanmışlığına ve sonuçta
da sosyal dışlanmışlığına ne kadar etkide bulunduğudur. Yani, araştırmaya
katılan ve 4 soru ile demografik özelliği tasvir edilen çalışanların, bu
özelliklerinin her birinin, her bir sosyal yaşam alanından dışlanmışlığının ve
genel olarak sosyal dışlanmışlığının ne düzeyde olduğuna ilişkin bulgular elde
edilmeye çalışılmıştır. İşsizlere ait 7 soru ile belirlenen demografik özelliklere
ilişkin olarak, 8 yaşam alanının her biriyle karşılaştırmalı çapraz tablolar
oluşturulmamıştı. Çünkü, bu sadece araştırmada yer alan işsizlerin
demografik özelliklerine göre yaşam alanlarının her birinden dışlanmadan ve
genel olarak sosyal dışlanmasından bahseden bir betimleme olurdu. Zaten,
işsizlerin sosyal dışlanmaya maruz kaldığı bilinmektedir. Ancak, çalışan
kesim, işsizler gibi yaşam alanlarından biri olan işgücü piyasası alanından
dışlanmış olmadığından, çalışanların, işsizler gibi sosyal dışlanmaya maruz
kaldığı kesin olarak söylenemez.
Bu nedenle, çalışanlara ait demografik
özelliklerin, sosyal dışlanmanın 8 yaşam alanının her biriyle kıyaslanarak
çapraz tabloların oluşturulması, çalışanların sosyal dışlanmışlık düzeyleri
hakkında betimleyici değil, kıyaslayıcı bir bulgu niteliğindedir. Diğer bir
deyişle, çalışanların her bir demografik özellikleri ile her bir yaşam alanı
kıyaslanmış, böylece her bir demografik özellik karşısında 8 yaşam alanının
her birinden çalışanların ne düzeyde dışlandığı ve yine genel olarak sekiz
yaşam alanının tamamından ne düzeyde sosyal dışlanmış olduğuna ilişkin
edinilen bilgiler, bize araştırmaya katılan işsizlerin dışlanmışlık düzeyini
belirleme imkanı sunacaktır. Ayrıca, araştırmada tercih edilen sosyal
146
dışlanma ölçeği, daha önceden de bahsedildiği gibi bir “sosyal içerme ölçeği”
olduğundan, burada böyle bir analizin yapılmasını da gerekli kılmaktadır.
3.2.1. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sağlık ve Sosyal
Güvenlik Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 45: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir
Çalıştıklarının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo r su n uz ?
Sürek li/düz enli v e tam za m an lı
Sürek li/düz enli v e pa rt-tim e
Ev e iş alıyorum /ev de ç al ışıy orum
Ge çici/k ıs a s üreli/m ev s im lik i ş
Gü ndelik iş ler
Ken di he sa bına (do kto r, avu ka t gib i)
İşv eren
D iğe r
T o pl am
İşte
SA Ğ L IK VE SO S YA L G Ü VE N L İK A LA N I
Yü ks ek
D ü şü k
D ı şlan m a T O PL A M
D ışlan m a
D ı şlan m a
Yo k
119
1
20
98
100 %
0,80%
16,8 0%
82,40 %
15
2
3
10
100 %
1 3,30%
20,0 0%
66,70 %
1
3
0
4
25%
7 5%
0,00 %
100 %
0
2
1
3
0,00%
66,7 0%
33,30 %
100 %
5
1
10
16
3 1,30%
6,3 0%
62,50 %
100 %
0
3
25
28
100 %
0,00%
10,7 0%
89,30 %
9
0
1
8
100 %
0,00%
11,1 0%
88,90 %
1
0
1
0
0,00%
10 0%
0,00 %
100 %
9
34
152
195
4,60%
17, 40%
77,9 0%
100 %
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların sağlık
ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0,8, düşük dışlanma
düzeyi %16,8 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %82,4’dür. Sürekli/düzenli ve
part-time işlerde çalışanların sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek
dışlanma düzeyi %13,3, düşük dışlanma düzeyi %20 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %66,7’dir. Eve iş alan/evde çalışanların sağlık ve sosyal
güvenlik alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %25, düşük dışlanma düzeyi
%75 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dir. Geçici/kısa süreli/mevsimlik
147
işlerde çalışanların sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek dışlanma
düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %66,7 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%33,3’dür. Gündelik işlerde çalışanların sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki
yüksek
dışlanma
düzeyi
%31,3,
düşük
dışlanma
düzeyi
%6,3
ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %62,5’dir. Kendi hesabına çalışanların sağlık
ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma
düzeyi %10,7 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %89,3’tür. İşverenlerin sağlık
ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma
düzeyi %11,1 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %88,9’dur. Diğer işlerde
çalışanların sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0,
düşük dışlanma düzeyi %100 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır.
Çalışılan iş türünün, “sağlık ve sosyal güvenlik alanına” ilişkin yaşam
alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki değerlendirildiğinde
görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “yüksek dışlanma düzeyi” kategorisinde
%31,3 ile gündelik işlerde çalışanlarda, %25 ile eve iş alan/evde çalışanlarda
ve %13,3 ile sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanlarda olduğu
gözlenmiştir. “Düşük dışlanma düzeyi” kategorisinde en fazla yığılma, %100
ile “diğer” iş türlerinde çalışanlarda, %75 ile “eve iş alan/evde çalışanlarda” ve
%66,7 ile geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir.
Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı düzey kategorisinde ise en fazla
yığılmanın,
%89,3
ile
“kendi
hesabına
çalışanlarda”
ve
%88,9
ile
“işveren”lerde olduğu gözlenmiştir. En az yığılmanın yaşandığı iş türleri ise;
yüksek dışlanma düzeyinde %0 ile geçici/kısasüreli/mevsimlik işlerde
çalışanlarda, kendi hesabına çalışanlar, işveren ve diğer çalışanlarda, düşük
dışlanma düzeyinde %6,3 gündelik işlerde, %11,1 ile işverenlerde ve %16,8
ile sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlarda, dışlanmanın olmadığı
düzeylerde ise, %0 ile diğer işlerde çalışanlarda, eve iş alan/evde
çalışanlarda ve %33,3 ile geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda
olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, sağlık ve sosyal
güvenlik alanındaki “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam
yüksek dışlanma düzeyi %4,6, toplam düşük dışlanma düzeyi %17,4
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %77,9’luk bir genel yığılma vardır.
148
Dışlanmışlık düzeylerini dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade
edecektir.
Bu
ayırıma
göre,
“toplam
dışlanmışlık
düzeylerine”
bakıldığında ise; toplam dışlanma düzeyi %22 (%4,6 düşük dışlanma düzeyi
ve %17,4 yüksek dışlanma düzeyi toplamı),dışlanmanın olmadığı düzeyde ise
toplam %77,9’luk bir genel yığılma vardır. Burada dikkate alınması gereken
oranlar, sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar ile esnek çalışma
türleri dediğimiz (işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan)
eve iş alan/evde çalışan, geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik
işlerde çalışan ve sürekli/düzenli ve part-time çalışanlardır. Buna göre, iş
türlerini “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak
ikili bir ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların
sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki dışlanma düzeyi %17,6 (yüksek
dışlanmışlığı %0,8, düşük dışlanmışlığı %16,8 toplamı) ve dışlanmayanların
oranı %82,4 olup, bu tür işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın düşük bir oranda
olmadığı görülmektedir. Buna karşılık, esnek çalışma türlerinde, genel olarak
dışlanma düzeyleri (yüksek dışlanma ve düşük dışlanma) dışlanmama
düzeylerinden yüksek olmakla beraber dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak
bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna göre, genel olarak, esnek çalışma
türlerinde
çalışanların,
“sağlık
ve
sosyal
güvenlik”
alanındaki
dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde seyrettiği söylenebilir. Ayrıca,
“işverenlerde” ve “kendi hesabına çalışanlar”da, sağlık ve sosyal güvenlik
alanındaki dışlanma düzeyinin, “esnek çalışanlara” ve sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işler”de çalışanlara göre daha az düzeyde olduğu ve yine en yüksek
dışlanmamışlığın da “kendi hesabına çalışanlarda” ve “işverenlerde” olduğu
gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş türlerinde, sağlık ve
sosyal güvenlik alanından, %22’lik bir “toplam dışlanma” düzeyi vardır. Bu
durumda, iş türlerinin, sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki dışlanma üzerinde
etkisi bulunmakla beraber, genel olarak çalışanlarda, “sağlık ve sosyal
güvenlik alanından” dışlanmanın düşük sayılamayacak bir oranda olduğunu
söyleyebiliriz. Ayrıca, çalışanlar içinde, “esnek çalışanların”, sağlık ve sosyal
149
güvenlik alanındaki dışlanmışlığı, genel olarak, “sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işler”de çalışanlara göre daha yüksek seyretmekte, buna karşılık,
ücret karşılığı çalışmayan kesim olan “kendi hesabına çalışanlar” ve
“işverenler”, dışlanmışlık düzeyi en az olan gruptur. Genel olarak bakıldığında
ise, tüm iş türlerinde, eve iş alan/evde çalışanlar ve diğer işlerde çalışanlar
hariç, sağlık ve sosyal güvenlik alanından genel bir dışlanmamışlık mevcuttur.
3.2.2. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Eğitim İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 46: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına
Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo r su n uz ?
E Ğ İT İM İ M K A N L A R IN D A N YA R A R L A N M A /
Sürek li/düz enli v e tam za m an lı
Sürek li/düz enli v e pa rt-tim e
Ev e iş alıyorum /ev de ç al ışıy orum
Ge çici/k ıs a s üreli/m ev s im lik i ş
Gü ndelik iş ler
Ken di he sa bına (do kto r, avu ka t gib i)
İşv eren
D iğe r
T o pl am
EĞ İT İM E K AT IL M A AL A N I
Yü ks ek
D ü şü k
D ı şlan m a T O PL A M
D ışlan m a
D ı şlan m a
Yo k
119
1
20
98
100 %
0,80%
16,8 0%
82,40 %
2
5
8
15
1 3,30%
33,3 0%
53,30 %
100 %
0
4
0
4
0%
10 0%
0,00 %
100 %
1
1
1
3
3 3,30%
33,3 0%
33,30 %
100 %
16
7
5
4
100 %
4 3,80%
31,3 0%
25,00 %
28
1
7
20
100 %
3,60%
25,0 0%
71,40 %
9
0
1
8
0,00%
11,1 0%
88,90 %
100 %
1
0
0
1
10 0,00%
0%
0,00 %
100 %
13
43
139
195
6,70%
22, 10%
71,3 0%
100 %
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde
çalışanların eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki
yüksek
dışlanma
düzeyi
%0,8,
düşük
dışlanma
düzeyi
%16,8
ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %82,4’dür. Sürekli/düzenli ve part-time işlerde
150
çalışanların eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %13,3, düşük dışlanma düzeyi %33,3 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %53,3’dür. Eve iş alan/evde çalışanların eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi
%0, düşük dışlanma düzeyi %100ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır.
Geçici/kısa
süreli/mevsimlik
işlerde
çalışanların
eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %33,3, düşük
dışlanma düzeyi %33,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %33,3’dür.
Gündelik işlerde çalışanların eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma
alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %43,8, düşük dışlanma düzeyi %31,3 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %25’dir. Kendi hesabına çalışanların eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi
%3,6, düşük dışlanma düzeyi %25 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%71,4’dür. İşverenlerin eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma
alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %11,1 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %88,9’dur. Diğer işlerde çalışanların eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi
%100, düşük dışlanma düzeyi %0 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır.
Çalışılan iş türünün, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma
alanına” ilişkin yaşam alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “yüksek dışlanma
düzeyi” kategorisinde %100 diğer işlerde çalışanlarda ve %43,8 ile gündelik
işlerde olduğu gözlenmiştir. “Düşük dışlanma düzeyi” kategorisinde en fazla
yığılma, %100 ile “eve iş alan/evde çalışanlar”da, %33,3 ile “geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde” çalışanlarda ve sürekli/düzenli ve part-time işlerde
çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı düzey
kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %88,9 ile işverenlerde,%82,4 ile
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlarda ve %71,4 ile kendi
hesabına çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. En az yığılmanın yaşandığı iş
türleri ise; yüksek dışlanma düzeyinde %0 ile işveren ve eve iş alan/evde
çalışanlarda, %0,8 ile sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlarda,
düşük dışlanma düzeyinde %0 ile düğer işlerde çalışanlarda, %11,1 ile
151
işverenlerde, dışlanmanın olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer işlerde
çalışanlarda ve eve iş alan/evde çalışanlarda, ve %25 ile gündelik işlerde
çalışanlarda
gözlenmiştir.
Ayrıca,
tüm
bu
çalışma
türlerinin,
eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki “toplam dışlanmışlık
düzeylerine” bakıldığında ise; toplam yüksek dışlanma düzeyi %6,7, toplam
düşük dışlanma düzeyi %22,1, dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam
%71,3’lük bir genel yığılma vardır. Dışlanmışlık düzeylerini dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayırıma göre, “toplam
dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam dışlanma düzeyi %28,8
(%6,7 düşük dışlanma düzeyi ve %22,1 yüksek dışlanma düzeyi toplamı),
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %71,3’lük bir genel yığılma vardır.
Burada dikkate alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi
hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik işlerde çalışan ve
sürekli/düzenli
ve
part-time
çalışanlardır.
Buna
göre,
iş
türlerini
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak ikili bir
ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanma düzeyi %17,6
(yüksek
dışlanmışlığı
%0,8,
düşük
dışlanmışlığı
%16,8
toplamı)
ve
dışlanmayanların oranı %82,4 olup, bu tür işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın
çok yüksek oranda olmadığı görülmektedir. Buna karşılık, esnek çalışma
türlerinde, genel olarak dışlanma düzeyleri (yüksek dışlanma ve düşük
dışlanma) dışlanmama düzeylerinden yüksek olmakla beraber dışlanmışlık
düzeylerinde genel olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna göre, genel
olarak
esnek
çalışma
türlerinde
çalışanların,
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” alanındaki dışlanmışlıklarının daha yüksek
düzeylerde seyrettiği söylenebilir. Ayrıca, “işverenlerde”, eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime
katılma
alanındaki
dışlanma
düzeyinin,
“esnek
çalışanlara” ve sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre daha
152
az düzeyde olduğu ve yine en yüksek dışlanmamışlığın da “işverenlerde”,
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlarda ve “kendi hesabına
çalışanlarda” olduğu gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş
türlerinde eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanından,
%28,8’lik bir “toplam dışlanma” düzeyi vardır. Bu durumda, iş türlerinin, eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanma üzerinde etkisi
bulunmakla beraber, genel olarak çalışanlarda, “eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanından” dışlanmanın düşük sayılamayacak bir
düzeyde
olduğunu
söyleyebiliriz.
Ayrıca,
çalışanlar
içinde,
“esnek
çalışanların”, eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki
dışlanmışlığı, genel olarak, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de
çalışanlara göre daha yüksek seyretmekte, buna karşılık, ücret karşılığı
çalışmayan
kesim
olan
“kendi
hesabına
çalışanlar”
ve
“işverenler”,
dışlanmışlık düzeyi en az olan gruptur. Genel olarak bakıldığında ise, tüm iş
türlerinde, eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanından, ”eve iş
alan/evde çalışan, geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik
işlerde çalışanlar ve diğer işlerde çalışanlar” dediğimiz esnek çalışma
türlerinde çalışanlar hariç, diğer iş türlerinde çalışanlarda, genel bir
dışlanmamışlık mevcuttur.
153
3.2.3. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “İkamet Koşulları
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 47: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne
Çalıştıklarının İkamet Koşulları Alanına Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo r su n uz ?
Sürek li/düz enli v e tam za m an lı
Sürek li/düz enli v e pa rt-tim e
Ev e iş alıyorum /ev de ç alışıy orum
Ge çici/k ıs a s üreli/m ev s im lik i ş
Gü ndelik iş ler
Ken di he sa bına (do kto r, avu ka t gib i)
İşv eren
D iğe r
T o pl am
Tür
Bir
İşte
İK A M E T K O ŞU L L AR I AL A N I
D ü şü k
D ışlan m a
T O PL A M
D ışlan m a
Yo k
119
10
10 9
100 %
8,40%
91,6 0%
15
5
10
100 %
3 3,30%
66,7 0%
1
3
4
25%
7 5%
100 %
0
3
3
0,00%
10 0%
100 %
9
7
16
5 6,30%
43. 8%
100 %
1
27
28
100 %
3,60%
96,4 0%
9
0
9
100 %
0,00%
10 0%
1
1
0
100%
0,0 0%
100 %
27
16 8
195
1 3,80%
86,2 0%
100 %
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “ikamet koşulları” yaşam alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde;
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların ikamet koşulları alanındaki
düşük dışlanma düzeyi %8,4 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %91,6’dır.
Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların ikamet koşulları alanındaki
düşük dışlanma düzeyi %33,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %66,7’dir.
Eve iş alan/evde çalışanların ikamet koşulları alanındaki düşük dışlanma
düzeyi
%25
ve
dışlanmışlığın
olmadığı
düzeyi
%75’dir.
Geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde çalışanların ikamet koşulları alanındaki düşük
dışlanma düzeyi %0 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %100’dür. Gündelik
işlerde çalışanların ikamet koşulları alanındaki düşük dışlanma düzeyi %56,3
ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %43,8dır. Kendi hesabına çalışanların
ikamet koşulları alanındaki düşük dışlanma düzeyi %3,6 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %27’dır. İşverenlerin ikamet koşulları alanındaki düşük
154
dışlanma düzeyi %0 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %100’dür. Diğer
işlerde çalışanların ikamet koşulları alanındaki düşük dışlanma düzeyi %100
ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün, “ikamet
koşulları alanına” ilişkin yaşam alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “düşük dışlanma
düzeyi” kategorisinde %100 ile “diğer” iş türlerinde çalışanlarda ve %56,3 ile
“gündelik işlerde” çalışanlarda yığılma olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık,
dışlanmanın olmadığı düzey kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %100 ile
“işveren”lerde, %100 ile geçici/kısa/mevsimlik işlerde çalışanlarda ve %96,4
ile kendi hesabına (doktor,avukat gibi) çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. En
az yığılmanın yaşandığı iş türleri ise, düşük dışlanma düzeyinde, %0 ile
işverenlerde ve geçici/kısa/mevsimlik işlerde çalışanlarda; dışlanmanın
olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir.
Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, ikamet koşulları alanındaki “toplam
dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise, toplam düşük dışlanma düzeyi
%13,7, dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %86,2’lik bir genel yığılma
vardır. Burada dikkate alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi
hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik işlerde çalışan ve
sürekli/düzenli
ve
part-time
çalışanlardır.
Buna
göre,
iş
türlerini
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak ikili bir
ayrıma tabi tutarsak. “Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların
ikamet koşulları alanındaki düşük dışlanmışlığı %8,4 ve dışlanmayanların
oranı %91,6 olup, bu tür işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın düşük düzeylerde
olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek çalışma türlerinde, genel olarak
dışlanmama düzeyi düşük dışlanma düzeyinden yüksek olmakla beraber
dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna
göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde çalışanların “sürekli/düzenli ve
tam zamanlı işler”de çalışanlara göre, konut alanındaki dışlanmışlıklarının
daha yüksek düzeylerde seyrettiği söylenebilir. Genel toplama bakıldığında
ise, tüm iş türlerinde konut alanından dışlanma oranı “düşük dışlanma”
155
düzeyinde olup, ”yüksek düzeyde” dışlanma gözükmemektedir ve %13,8’lik
bir “toplam düşük dışlanma” düzeyi varken, buna karşılık dışlanmanın
olmadığı düzey, %86,2 gibi oldukça yüksek bir orandır. Bu durumda, iş
türlerinin konut alanındaki dışlanma üzerinde etkisi bulunmakla beraber,
genel olarak çalışanlarda “konut koşulları alanından” dışlanmanın çok az
düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Toplamdaki %13,8’lik bir “düşük dışlanma”
düzeyi oranı ise, daha çok esnek çalışma türlerinden kaynaklanmaktadır.
3.2.4. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Siyasal Katılma
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 48: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne
Çalıştıklarının Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo rsu n u z?
Tür
Bir
İşte
S İY AS AL K AT IL M A AL AN I
D ü şü k
D ışlan m a T O P L AM
D ışlan m a
Yok
6
78
35
119
5.00%
65.50%
29.40%
100%
1
9
5
15
6.70%
60.00%
33.30%
100%
0
3
1
4
0%
75%
25%
100%
0
2
1
3
0%
66.70%
33.30%
100%
2
12
2
16
12.50%
75%
12.50%
100%
0
12
16
28
0%
42.90%
57.10%
100%
1
3
5
9
11.10%
33.30%
55.60%
100%
0
1
0
1
0%
100%
0%
100%
10
120
65
195
5.10%
61.50%
33.30%
100%
Y ü ksek
D ışlan m a
S ürekli/düzenli v e tam zam anlı
S ürekli/düzenli v e part-tim e
E v e iş alıyorum /ev de çalışıyorum
G eçici/kısa süreli/m ev sim lik iş
G ündelik işler
K endi hesabına (doktor, av ukat gibi)
İşv eren
D iğer
T o p lam
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “siyasal katılma” yaşam alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde;
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların siyasal katılma alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %5, düşük dışlanma düzeyi %68,5 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %29,4’dür. Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların
siyasal katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %6,7, düşük dışlanma
156
düzeyi %60 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %33,3’dir. Eve iş alan/evde
çalışanların siyasal katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük
dışlanma düzeyi %75 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %25’dir. Geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde çalışanların siyasal katılma alanındaki yüksek
dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %66,7 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %33,3’dür. Gündelik işlerde çalışanların siyasal katılma
alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %12,5, düşük dışlanma düzeyi %75 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %12,5’dir. Kendi hesabına çalışanların siyasal
katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi
%42,9 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %57,1’dır. İşverenlerin siyasal
katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %11,1, düşük dışlanma düzeyi
%33,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %55,6’dır. Diğer işlerde çalışanların
siyasal katılma alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma
düzeyi %100 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün,
“siyasal katılma alanına” ilişkin yaşam alanından dışlanmışlık düzeyleriyle
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın,
“yüksek
dışlanma
düzeyi”
kategorisinde
%12,5
ile
gündelik
işlerde
çalışanlarda ve %11,1 ile işverenlerde olduğu gözlenmiştir. “Düşük dışlanma
düzeyi” kategorisinde en fazla yığılma, %100 ile “diğer” iş türlerinde
çalışanlarda, %75 ile “gündelik işlerde” çalışanlarda ve eve iş alan/evde
çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı düzey
kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %57,1 ile kendi hesabına çalışanlarda
ve %55,6 ile “işveren”lerde olduğu gözlenmiştir. En az yığılmanın yaşandığı
iş türleri ise; yüksek dışlanma düzeyinde %0 ile eve iş alan/evde çalışanlarda,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda ve diğer çalışanlarda, düşük
dışlanma düzeyinde %33 ile işverenlerde ve %42,9 ile kendi hesabına
çalışanlarda, dışlanmanın olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer işlerde
çalışanlarda olduğu ve %12,5 ile gündelik işlerde çalışanlarda gözlenmiştir.
Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, siyasal katılma alanındaki “toplam
dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam yüksek dışlanma düzeyi
%5,1, toplam düşük dışlanma düzeyi %61,5 dışlanmanın olmadığı düzeyde
ise toplam %33,3’lük bir genel yığılma vardır. Dışlanmışlık düzeylerini
157
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayırıma
göre, “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam dışlanma
düzeyi %66,6 (%5,1 düşük dışlanma düzeyi ve %61,5 yüksek dışlanma
düzeyi toplamı),dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %33,3’lük bir genel
yığılma vardır. Burada dikkate alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve
tam zamanlı işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler,
kendi hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik işlerde çalışan ve
sürekli/düzenli
ve
part-time
çalışanlardır.
Buna
göre,
iş
türlerini
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak ikili bir
ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların siyasal
katılma alanındaki dışlanma düzeyi %70,5 (yüksek dışlanmışlığı %5, düşük
dışlanmışlığı %65,5 toplamı) ve dışlanmayanların oranı %29,4 olup, bu tür
işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın yüksek oranda olduğu görülmektedir. Buna
karşılık, esnek çalışma türlerinde, genel olarak dışlanma düzeyleri (yüksek
dışlanma ve düşük dışlanma) dışlanmama düzeylerinden yüksek olmakla
beraber
dışlanmışlık
düzeylerinde
genel
olarak
bir
artış
olduğu
gözlenmektedir. Buna göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde çalışanların
“siyasal katılma” alanındaki dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde
seyrettiği söylenebilir. Ayrıca, “işverenlerde” ve “kendi hesabına çalışanlar”da
siyasal katılma alandaki dışlanma düzeyinin, “esnek çalışanlara” ve
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre daha az düzeyde
olduğu ve yine en yüksek dışlanmamışlığın da “işverenlerde” ve kendi başına
çalışanlarda olduğu gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş
türlerinde siyasal katılma alanında %66,6’lık bir “toplam dışlanma” düzeyi
varken, buna karşılık dışlanmanın olmadığı düzey, %33,3 gibi oldukça düşük
bir orandır. Bu durumda, iş türlerinin siyasi katılım alanındaki dışlanma
üzerindeki etkisi bulunmakla beraber, genel olarak çalışanlarda “siyasal
katılma alanından” dışlanmanın oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Ayrıca, çalışanlar içinde, “esnek çalışanların”, siyasal katılma alanındaki
158
dışlanmışlığı, genel olarak, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de
çalışanlara göre daha yüksek seyretmekte, buna karşılık, ücret karşılığı
çalışmayan
kesim
olan
“kendi
hesabına
çalışanlar”
ve
“işverenler”,
dışlanmışlık düzeyi en az olan gruptur. Genel olarak bakıldığında ise, tüm iş
türlerinde, siyasal alandan genel bir dışlanma mevcuttur. Bunun nedeni daha
önceden de açıklandığı gibi ülkemizin siyasi geleneğine, geçmişine, yapısına
bağlı bir sonuçtur ve bu sonuç, bu karşılaştırmada da kendini göstermektedir.
3.2.5. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 49: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir
Çalıştıklarının Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alana Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo rsu n u z?
S ürekli/düzenli v e tam zam anlı
S ürekli/düzenli v e part-tim e
E v e iş alıyorum /ev de çalışıyorum
G eçici/kısa süreli/m ev sim lik iş
G ündelik işler
K endi hesabına (doktor, av ukat gibi)
İşv eren
D iğer
T o p lam
İşte
K Ü L T Ü R E L , S P O R T İF V E S AN AT S AL AL AN
Y ü ksek
D ü şü k
D ışlan m a T O P L AM
D ışlan m a
D ışlan m a
Yok
5
39
75
119
4.20%
32.80%
63.00%
100%
2
4
9
15
13.30%
26.70%
60.00%
100%
1
3
0
4
25%
75%
0%
100%
1
1
1
3
33.30%
33.30%
33.30%
100%
9
5
2
16
56.30%
31.30%
12.50%
100%
1
11
16
28
3.60%
39.30%
57.10%
100%
0
5
4
9
0%
55.60%
44.40%
100%
1
0
0
1
100%
0%
0%
100%
20
68
107
195
10.30%
34.90%
54.90%
100%
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların
kültürel, sportif ve sanatsal alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %4,2, düşük
dışlanma düzeyi %32,8 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %63’dür.
Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların kültürel, sportif ve sanatsal
alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %13,3, düşük dışlanma düzeyi %26,7 ve
159
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %60’dır. Eve iş alan/evde çalışanların kültürel,
sportif ve sanatsal alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %25, düşük dışlanma
düzeyi
%75
ve
dışlanmışlığın
olmadığı
düzeyi
%0’dir.
Geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde çalışanların kültürel, sportif ve sanatsal alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %33,3, düşük dışlanma düzeyi %33,3 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %33,3’dür. Gündelik işlerde çalışanların
kültürel, sportif ve sanatsal alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %56,3, düşük
dışlanma düzeyi %31,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %12,5’dir. Kendi
hesabına çalışanların kültürel, sportif ve sanatsal alanındaki yüksek dışlanma
düzeyi %3,6, düşük dışlanma düzeyi %39,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%57,1’dır. İşverenlerin kültürel, sportif ve sanatsal alanındaki yüksek
dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %55,6 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %44,4’dır. Diğer işlerde çalışanların kültürel, sportif ve
sanatsal alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %100, düşük dışlanma düzeyi
%0 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün, “kültürel,
sportif ve sanatsal” yaşam alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “yüksek dışlanma
düzeyi” kategorisinde %100 ile diğer işlerde çalışanlar, %56,3 ile gündelik
işlerde
çalışanlarda
olduğu
gözlenmiştir.
“Düşük
dışlanma
düzeyi”
kategorisinde en fazla yığılma, %75 ile ve “eve iş alan/evde çalışanlarda”,
%55,6 ile “işverenlerde” olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık, dışlanmanın
olmadığı düzey kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %63 ile “sürekli/düzenli
ve tam zamanlı işler”de çalışanlarda ve %60 ile “sürekli/düzenli ve part-time
işler”de çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. En az yığılmanın yaşandığı iş türleri
ise; yüksek dışlanma düzeyinde %0 ile işverenler, %3,6 ile kendi hesabına
çalışanlar ve %4,2 ile sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlarda,
düşük dışlanma düzeyinde %0 ile diğer çalışanlarda ve %26,7 ile
sürekli/düzenli ve part-time çalışanlarda, dışlanmanın olmadığı düzeylerde
ise, %0 ile “eve iş alan/evde çalışanlar”da ve “diğer” çalışanlarda gözlenmiştir.
Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanındaki “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam yüksek
dışlanma düzeyi %10,3, toplam düşük dışlanma düzeyi %34,9, dışlanmanın
160
olmadığı düzeyde ise toplam %54,9’luk bir genel yığılma vardır. Dışlanmışlık
düzeylerini dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayırıma göre, “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam
dışlanma düzeyi %45,2 (%10,3 düşük dışlanma düzeyi ve %34,9 yüksek
dışlanma düzeyi toplamı), dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam
%54,9’luk bir genel yığılma vardır. Burada dikkate alınması gereken oranlar,
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri
dediğimiz (işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş
alan/evde çalışan, geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik
işlerde çalışan ve sürekli/düzenli ve part-time çalışanlardır. Buna göre, iş
türlerini, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak
ikili bir ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların
kültürel, sportif ve sanatsal alandaki dışlanma düzeyi %37 (yüksek
dışlanmışlığı %4,2, düşük dışlanmışlığı %32,8 toplamı) ve dışlanmayanların
oranı %63 olup, bu tür işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın düşük oranda
olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek çalışma türlerinde, genel olarak
dışlanma düzeyleri (yüksek dışlanma ve düşük dışlanma) dışlanmama
düzeylerinden yüksek olmakla beraber, dışlanmışlık düzeylerinde, genel
olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna göre, genel olarak esnek
çalışma türlerinde çalışanların “kültürel, sportif ve sanatsal” alanındaki
dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde seyrettiği söylenebilir. Ayrıca,
“işverenlerde” ve “kendi hesabına çalışanlar”da “kültürel, sportif ve sanatsal”
alandaki dışlanma düzeyinin, “esnek çalışanlara” göre daha az düzeyde
olduğu gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş türlerinde
“kültürel, sportif ve sanatsal” alanda %45,2’lık bir “toplam dışlanma” düzeyi
varken, buna karşılık dışlanmanın olmadığı düzey %54,9 olup, her iki oranın
birbirine yakın düzeyde olduğu gözlenmektedir. Bu durumda, iş türlerinin
“kültürel, sportif ve sanatsal” alandaki dışlanma üzerindeki etkisi bulunmakla
beraber, genel olarak çalışanlarda “kültürel, sportif ve sanatsal” alandan
dışlanmanın ve dışlanmamışlığın “toplamda” hemen hemen aynı düzeyde
161
olduğunu ve çalışanlar içinde, “esnek çalışanların” ve ücret karşılığı
çalışmayan kesim olan “kendi hesabına çalışanlar” ile “işverenler”in, kültürel,
sportif ve sanatsal alandan dışlanmışlığının, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işler”de çalışanlara göre daha yüksek seyretmekte olduğunu görmekteyiz.
Genel olarak bakıldığında ise, tüm iş türlerinde kültürel, sportif ve sanatsal
alandan genel bir dışlanma mevcuttur. Bunun nedeni daha önceden de
açıklandığı gibi ülkemizin sosyo-kültürel yapısına bağlı bir sonuçtur ve bu
sonuç, bu karşılaştırmada da kendini göstermektedir.
3.2.6. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sosyal Yaşam Alanına”
Göre Dağılımı
Tablo 50: Araştırmada Yer Alan Çalışanların
Çalıştıklarının Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo rsu n u z?
S ürekli/düzenli v e tam zam anlı
S ürekli/düzenli v e part-tim e
E v e iş alıyorum /ev de çalışıyorum
G eçici/kısa süreli/m ev sim lik iş
G ündelik işler
K endi hesabına (doktor, av ukat gibi)
İşv eren
D iğer
T o p lam
Ne
Tür
Bir
İşte
S O S Y AL Y AŞ AM AL AN I
D ü şü k
D ışlan m a T O P L AM
D ışlan m a
Yok
4
115
119
3,4%
96,6%
100%
2
13
15
13,3%
86,7%
100%
1
3
4
25%
75%
100%
1
2
3
33,3%
66,7%
100%
7
9
16
43,8%
56,3%
100%
3
25
28
10,7%
89,3%
100%
1
8
9
11,1%
88,9%
100%
1
0
1
100%
0%
100%
20
175
195
10.30%
89,7%
100%
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “sosyal yaşam” alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde;
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların “sosyal yaşam” alanındaki
düşük dışlanma düzeyi %3,4 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %96,6dır.
Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların sosyal yaşam alanındaki
162
düşük dışlanma düzeyi %13,3 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %86,7’dir.
Eve iş alan/evde çalışanların sosyal yaşam alanındaki düşük dışlanma düzeyi
%25 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %75’dir. Geçici/kısa süreli/mevsimlik
işlerde çalışanların sosyal yaşam alanındaki düşük dışlanma düzeyi %33,3 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %66,7’dür. Gündelik işlerde çalışanların sosyal
yaşam alanındaki düşük dışlanma düzeyi %43,8 ve dışlanmışlığın olmadığı
düzeyi %56,3’tür. Kendi hesabına çalışanların sosyal yaşam alanındaki düşük
dışlanma düzeyi %10,7 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %89,3’tür.
İşverenlerin sosyal yaşam alanındaki düşük dışlanma düzeyi %11,1 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %88,9’dur. Diğer işlerde çalışanların sosyal
yaşam alanındaki düşük dışlanma düzeyi %100 ve dışlanmışlığın olmadığı
düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün, “sosyal yaşam alanına” ilişkin yaşam
alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki değerlendirildiğinde
görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “düşük dışlanma düzeyi” kategorisinde
%100 ile “diğer” iş türlerinde çalışanlarda ve %43,8 ile “gündelik işlerde”
çalışanlarda yığılma olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı
düzey kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %96,6 ile sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işlerde çalışanlar, %89,3 ile kendi hesabına (doktor,avukat gibi)
çalışanlarda ve %88,9 ile “işveren”lerde olduğu gözlenmiştir.
En az
yığılmanın yaşandığı iş türleri ise; düşük dışlanma düzeyinde, %3,4 ile
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar, %10,7 ile kendi hesabına
çalışanlarda, dışlanmanın olmadığı düzeyde %0 ile diğer işlerde çalışanlarda,
%66,7 ile geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir.
Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, sosyal yaşam alanındaki “toplam
dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise, toplam düşük dışlanma düzeyi
%10,3, dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %89,7’lik bir genel yığılma
vardır. Burada dikkate alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi
hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik işlerde çalışan ve
sürekli/düzenli
ve
part-time
çalışanlardır.
Buna
göre,
iş
türlerini
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak ikili bir
163
ayrıma tabi tutarsak. “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların
sosyal yaşam alanındaki düşük dışlanmışlığı %3,4 ve dışlanmayanların oranı
%96,6 olup, bu tür işlerde çalışanlarda dışlanmışlığın düşük düzeylerde
olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek çalışma türlerinde, genel olarak
“dışlanmama” düzeyi, “düşük dışlanma” düzeyinden yüksek olmakla beraber,
dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna
göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde çalışanların “sürekli/düzenli ve
tam zamanlı işler”de çalışanlara ve yine ücret karşılığı çalışmayan kesim olan
“işverenlere” ve “kendi hesabına çalışanlara” göre, sosyal yaşam alanındaki
dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde seyrettiği söylenebilir. Genel
toplama bakıldığında ise, tüm iş türlerinde sosyal yaşam alanından dışlanma
oranı “düşük dışlanma” düzeyinde olup, ”yüksek düzeyde” dışlanma
gözükmemektedir ve %10,3’lük bir “toplam düşük dışlanma” düzeyi varken,
buna karşılık dışlanmanın olmadığı düzey, %89,7 gibi oldukça yüksek bir
orandır. Bu durumda, iş türlerinin sosyal yaşam alanındaki dışlanma
üzerindeki etkisi bulunmakla beraber, genel olarak çalışanlarda sosyal yaşam
alanından” dışlanmanın çok az düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Toplamdaki
%10,3’lük bir “düşük dışlanma” düzeyi oranı ise, daha çok esnek çalışma
türlerinden kaynaklanmaktadır. “Sosyal yaşam” alanındaki dışlanmanın
düşüklüğü daha önceden de açıklandığı gibi ülkemizin sosyo-kültürel yapısına
bağlı bir sonuçtur ve bu sonuç, bu karşılaştırmada da kendini göstermektedir.
164
3.2.7. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 51: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alanına Göre
Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo rsu n u z?
S A Ğ LIK L I V E Y E T E R L İ B E S L E N M E T Ü K E TİM A L A N
Y ü ksek
D ışlan m a
S ürekli/düzenli v e tam zam anlı
S ürekli/düzenli v e part-tim e
E v e iş alıyorum /ev de çalışıyorum
G eçici/kısa süreli/m ev sim lik iş
G ündelik işler
K endi hesabına (doktor, av ukat gibi)
İşv eren
D iğer
T o p lam
1
0,8%
0
0%
0
0%
0
0%
2
12,5%
0
0%
0
0%
0
0%
3
1,5%
D ü şü k
D ışlan m a T O P L AM
D ışlan m a
Yok
13
105
119
10,9%
88,2%
100%
3
12
15
20.00%
80.00%
100%
1
3
4
25%
75%
100%
0
3
3
0% 100.00%
100%
4
10
16
25.00%
62,5%
100%
1
27
28
3,6%
96,4%
100%
2
7
9
22,2%
77,8%
100%
1
0
1
100%
0%
100%
25
167
195
12,8%
85,6%
100%
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların
sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0,8,
düşük dışlanma düzeyi %10,9 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %88,2’dir.
Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %20
ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %80’dir. Eve iş alan/evde çalışanların
sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0,
düşük dışlanma düzeyi %25 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %75’dir.
Geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanların sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %0 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %100’dür. Gündelik işlerde çalışanların sağlıklı
ve yeterli beslenme tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %12,5, düşük
165
dışlanma düzeyi %25 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %62,5’dir. Kendi
hesabına çalışanların sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki yüksek
dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %3,6 ve dışlanmışlığın olmadığı
düzeyi %96,4’dür. İşverenlerin sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %22,2 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %77,8’dır. Diğer işlerde çalışanların sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma
düzeyi %100 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün,
“sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanına” ilişkin yaşam alanından
dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki değerlendirildiğinde görüldüğü gibi,
en fazla yığılmanın, “yüksek dışlanma düzeyi” kategorisinde %12,5 ile
gündelik işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. “Düşük dışlanma düzeyi”
kategorisinde en fazla yığılma, %100 ile “diğer” iş türlerinde çalışanlarda, %25
ile “gündelik işlerde” çalışanlarda ve eve iş alan/evde çalışanlarda olduğu
gözlenmiştir. Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı düzey kategorisinde ise en
fazla yığılmanın, %100 ile geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda
%96,4 ile kendi hesabına çalışanlarda ve %88,2 ile “sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işlerde çalışanlar“ işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. En az
yığılmanın yaşandığı iş türleri ise; yüksek dışlanma düzeyinde %0 ile
sürekli/düzenli ve part-time çalışanlarda, eve iş alan/evde çalışanlarda, geçici
süreli/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda, kendi hesabına çalışanlarda,
işverenlerde ve diğer işlerde çalışanlarda, düşük dışlanma düzeyinde %0 ile
geçici süreli/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda, %3,6 ile kendi
hesabına çalışanlarda, dışlanmanın olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer
işlerde çalışanlarda olduğu ve %62,5 ile gündelik işlerde çalışanlarda olduğu
gözlenmiştir. Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim alanındaki “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam
yüksek dışlanma düzeyinde %1,5, toplam düşük dışlanma düzeyinde %12,8,
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %85,6’lık bir genel yığılma vardır.
Dışlanmışlık düzeylerini dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
166
ifade
edecektir.
Bu
ayırıma
göre,
“toplam
dışlanmışlık
düzeylerine”
bakıldığında ise; toplam dışlanma düzeyi %14,3 (%1,5 düşük dışlanma
düzeyi ve %12,8 yüksek dışlanma düzeyi toplamı),dışlanmanın olmadığı
düzeyde ise toplam %85,6’lık bir genel yığılma vardır. Burada dikkate
alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar ile
esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve diğer
dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan, geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde
çalışan, gündelik işlerde çalışan ve sürekli/düzenli ve part-time çalışanlardır.
Buna göre, iş türlerini “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek
çalışma” türleri olarak ikili bir ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işler”de çalışanların “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” alanındaki dışlanma
düzeyi %11,7 (yüksek dışlanmışlığı %0,8, düşük dışlanmışlığı %10,9 toplamı)
ve dışlanmayanların oranı %88,2 olup, bu tür işlerde çalışanlarda
dışlanmışlığın düşük oranda olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek
çalışma türlerinde, genel olarak dışlanma düzeyleri (yüksek dışlanma ve
düşük dışlanma) dışlanmama düzeylerinden yüksek olmakla beraber
dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna
göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde çalışanların “sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim” alanındaki dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde
seyrettiği söylenebilir. Ayrıca, “kendi hesabına çalışanlar”da sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim alandaki dışlanma düzeyinin, “esnek çalışanlara” ve
sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre daha az düzeyde
olduğu ve yine en yüksek dışlanmamışlığın da “ kendi hesabına çalışanlar ”
ve
“sürekli/düzenli
ve
tam
zamanlı
işlerde”
çalışanlarda
olduğu
gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş türlerinde sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim alanında %14,3’lük bir “toplam dışlanma” düzeyi
varken, buna karşılık dışlanmanın olmadığı toplam düzey, %85,6’lık yüksek
bir orandır. Bu durumda, iş türlerinin, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
alanındaki dışlanma üzerinde etkisi bulunmakla beraber, genel olarak
çalışanlarda “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanından” dışlanmanın çok
yüksek
olmadığını
söyleyebiliriz.
Ayrıca,
çalışanlar
içinde,
“esnek
çalışanların”, sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alandaki dışlanmışlığı, genel
167
olarak, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre daha yüksek
seyretmekte, buna karşılık, ücret karşılığı çalışmayan kesim olan “kendi
hesabına çalışanlar” ve “işverenler” ise, dışlanmışlık düzeyi en az olan gruplar
arasındadır. Genel olarak bakıldığında ise, tüm iş türlerinde, “sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim” alanından düşük bir dışlanma olduğu gözlense de
bu dışlanmanın, göz ardı edilemeyecek bir oranda olduğu da söylenebilir.
3.2.8. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının “ Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Alanı"na Göre Dağılımı
Tablo 52: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür Bir İşte
Çalıştıklarının Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo r su n uz ?
Sürek li/düz enli v e tam za m an lı
Sürek li/düz enli v e pa rt-tim e
Ev e iş alıyorum /ev de ç al ışıy orum
Ge çici/k ıs a s üreli/m ev s im lik i ş
Gü ndelik iş ler
Ken di he sa bına (do kto r, avu ka t gib i)
İşv eren
D iğe r
T o pl am
B E SL E N M E D IŞI Z OR U N LU T Ü K ET İM A L AN I
Yü ks ek
D ü şü k
D ı şlan m a T O PL A M
D ışlan m a
D ı şlan m a
Yo k
119
1
16
102
100 %
0,8%
13, 4%
85,7 %
15
0
2
13
100 %
0%
13, 3%
86,7 %
0
1
3
4
0%
2 5%
75 %
100 %
0
3
0
3
0%
10 0%
0%
100 %
2
6
8
16
12,5%
37, 5%
50,00 %
100 %
0
1
27
28
100 %
0%
3, 6%
96,4 %
9
0
1
8
100 %
0%
11, 1%
88,9 %
1
1
0
0
100%
0%
0%
100 %
4
30
161
195
2,1%
15 ,4%
82, 6%
100 %
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?”
sorusu ile “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların
beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0,8,
düşük dışlanma düzeyi %13,9 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %85,7’dir.
Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların beslenme dışı zorunlu tüketim
alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %13,3 ve
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %86,7’dir. Eve iş alan/evde çalışanların
168
beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük
dışlanma düzeyi %25 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %75’dir. Geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde çalışanların beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük dışlanma düzeyi %100 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %0’dır. Gündelik işlerde çalışanların beslenme dışı zorunlu
tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %12,5, düşük dışlanma düzeyi
%37,5 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %50’dir. Kendi hesabına çalışanların
beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi %0, düşük
dışlanma düzeyi %3,6 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %96,4’dür.
İşverenlerin beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki yüksek dışlanma düzeyi
%0, düşük dışlanma düzeyi %11,1 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%88,9’dır. Diğer işlerde çalışanların beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki
yüksek dışlanma düzeyi %100, düşük dışlanma düzeyi %0 ve dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %0’dır. Çalışılan iş türünün, “beslenme dışı zorunlu tüketim
alanına” ilişkin yaşam alanından dışlanmışlık düzeyleriyle arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla yığılmanın, “yüksek dışlanma
düzeyi” kategorisinde %100 ile “diğer” iş türlerinde çalışanlarda, %12,5 ile
gündelik işlerde çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. “Düşük dışlanma düzeyi”
kategorisinde en fazla yığılma, %100 ile “geçici/kısa süreli/mevsimlik” işlerde
çalışanlarda ve %37,5 ile “gündelik işlerde” çalışanlarda olduğu gözlenmiştir.
Buna karşılık, dışlanmanın olmadığı düzey kategorisinde ise en fazla
yığılmanın, %96,4 kendi hesabına çalışanlar ile %88,9 ile işverenlerde
olduğu gözlenmiştir.
En az yığılmanın yaşandığı iş türleri ise; yüksek
dışlanma düzeyinde %0 ile sürekli/düzenli ve part-time çalışanlarda, eve iş
alan/evde çalışanlarda, geçici süreli/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda,
kendi hesabına çalışanlarda ve işverenlerde, düşük dışlanma düzeyinde %0
ile diğer çalışanlarda, %3,6 ile kendi hesabına çalışanlarda, dışlanmanın
olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer işlerde çalışanlarda, geçici/kısa
süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda ve %50 ile gündelik işlerde çalışanlarda
olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, beslenme dışı zorunlu
tüketim alanındaki “toplam dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam
yüksek dışlanma düzeyinde %2,1 toplam düşük dışlanma düzeyinde %15,4,
169
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %82,6’lık bir genel yığılma vardır.
Dışlanmışlık düzeylerini dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade
edecektir.
Bu
ayırıma
göre,
“toplam
dışlanmışlık
düzeylerine”
bakıldığında ise; toplam dışlanma düzeyi %17,5 (%2,1 düşük dışlanma
düzeyi ve %15,4 yüksek dışlanma düzeyi toplamı),dışlanmanın olmadığı
düzeyde ise toplam %82,6’lık bir genel yığılma vardır. Burada dikkate
alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar ile
esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve diğer
dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan, geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde
çalışan, gündelik işlerde çalışan ve sürekli/düzenli ve part-time çalışanlardır.
Buna göre, iş türlerini “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek
çalışma” türleri olarak ikili bir ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işler”de çalışanların “beslenme dışı zorunlu tüketim” alanındaki dışlanma
düzeyi %14,2 (yüksek dışlanmışlığı %0,8, düşük dışlanmışlığı %13,4 toplamı)
ve dışlanmayanların oranı %85,7 olup, bu tür işlerde çalışanlarda
dışlanmışlığın düşük oranda olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek
çalışma türlerinde, genel olarak dışlanma düzeyleri (yüksek dışlanma ve
düşük dışlanma) dışlanmama düzeylerinden yüksek olmakla beraber
dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak bir artış olduğu gözlenmektedir. Buna
göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde çalışanların
“beslenme dışı
zorunlu tüketim” alanındaki dışlanmışlıklarının daha yüksek düzeylerde
seyrettiği söylenebilir. Ayrıca, “kendi hesabına çalışanlar”da ve” işverenler”de
beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki dışlanma düzeyinin, genel olarak
“esnek çalışanlara” ve sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre
daha az düzeyde olduğu ve yine en yüksek dışlanmamışlığın da “kendi
hesabına çalışanlar”, ”işverenler” ve “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde”
çalışanlarda olduğu gözlenmektedir. Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş
türlerinde beslenme dışı zorunlu tüketim alanında %17,5’lik bir “toplam
dışlanma” düzeyi varken, buna karşılık dışlanmanın olmadığı toplam düzey,
%82,6’lık yüksek bir orandır. Bu durumda, iş türlerinin, “beslenme dışı zorunlu
170
tüketim” alanındaki dışlanma üzerinde etkisi bulunmakla beraber, genel
olarak çalışanlarda “beslenme dışı zorunlu tüketim alanından” dışlanmanın
çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca, çalışanlar içinde, “esnek
çalışanların”, beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki dışlanmışlığı, genel
olarak, “sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara göre daha yüksek
seyretmekte, buna karşılık, ücret karşılığı çalışmayan kesim olan “kendi
hesabına çalışanlar” ve “işverenler” ise, dışlanmışlık düzeyi en az olan
gruptur. Genel olarak bakıldığında ise, tüm iş türlerinde, “beslenme dışı
zorunlu tüketim” alanından düşük bir dışlanma olduğu gözlense de bu
dışlanmanın, göz ardı edilemeyecek bir oranda olduğu da söylenebilir.
171
3.2.9. Çalışanların Ne Tür Bir İşte Çalıştıklarının Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı
Tablo 53: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ne Tür
Çalıştıklarının Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı
N e T ü r B ir işte Ç alışıyo rsun u z?
S ürekli/düzenli ve part-tim e
E ve iş alıyorum /evde çalışıyorum
G eçici/kısa süreli/m evsim lik iş
G ündelik işler
K endi hesabına (doktor, avukat gibi)
İşveren
D iğer
T o p lam
İşte
S ekiz Y aşam Alan ın ın T am am ın d an
Y üksek
D ü zeyd e
S o syal
D ışlan m a
S ürekli/düzenli ve tam zam anlı
Bir
0
0%
0
0%
0
0%
0
0%
1
6,3%
0
0%
0
0%
0
0%
1
0,5%
D ü şü k
D ü zeyd e
S osyal
D ışlan m a
16
13,4%
4
26,7%
2
50%
1
33,3%
10
62,5%
2
7,1%
2
22,2%
1
100%
38
19,5%
S o s yal
D ışlan m a
Yok
103
86,6%
11
73,3%
2
50%
2
66,7%
5
31,3%
26
92,9%
7
77,8%
0
0%
156
80.00%
T O P LA M
119
100%
15
100%
4
100%
3
100%
16
100%
28
100%
9
100%
1
100%
195
100%
Araştırmada yer alan çalışanların “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?” sorusu
ile sosyal dışlanmayı oluşturan “sekiz yaşam alanının tamamı” arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde; sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanların
sekiz yaşam alanının tamamından yüksek sosyal dışlanma düzeyi %0, düşük
sosyal dışlanma düzeyi %13,9 ve sosyal dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%86,6’dir. Sürekli/düzenli ve part-time işlerde çalışanların sekiz yaşam
alanının tamamından yüksek sosyal dışlanma düzeyi %0, düşük sosyal
dışlanma düzeyi %26,7 ve sosyal dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %73,3’tür.
Eve iş alan/evde çalışanların sekiz yaşam alanının tamamından yüksek
sosyal dışlanma düzeyi %0, düşük sosyal dışlanma düzeyi %50 ve sosyal
dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %50’dir. Geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde
çalışanların sekiz yaşam alanının tamamından yüksek sosyal dışlanma
düzeyi %0, düşük sosyal dışlanma düzeyi %33,3 ve sosyal dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %66,7’dir. Gündelik işlerde çalışanların sekiz yaşam alanının
172
tamamından yüksek sosyal dışlanma düzeyi %6,3, düşük sosyal dışlanma
düzeyi %62,5 ve dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %31,3’tür. Kendi hesabına
çalışanların sekiz yaşam alanının tamamından yüksek sosyal dışlanma
düzeyi %0, düşük sosyal dışlanma düzeyi %7,1 ve sosyal dışlanmışlığın
olmadığı düzeyi %92,9’dur. İşverenlerin sekiz yaşam alanının tamamından
yüksek sosyal dışlanma düzeyi %0, düşük sosyal dışlanma düzeyi %22,2 ve
sosyal dışlanmışlığın olmadığı düzeyi %77,8’dir. Diğer işlerde çalışanların
sekiz yaşam alanının tamamından yüksek sosyal dışlanma düzeyi %0, düşük
sosyal dışlanma düzeyi %100 ve sosyal dışlanmışlığın olmadığı düzeyi
%0’dır. Çalışılan iş türünün, “sekiz yaşam alanının tamamına” ait dışlanmışlık
düzeyleriyle arasındaki ilişki değerlendirildiğinde görüldüğü gibi, en fazla
yığılmanın, “yüksek sosyal dışlanma düzeyi” kategorisinde %6,3 ile “gündelik
işlerde” çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. “Düşük sosyal dışlanma düzeyi”
kategorisinde en fazla yığılma, %100 ile “diğer” işlerde çalışanlarda ve %62,5
ile “gündelik işlerde” çalışanlarda olduğu gözlenmiştir. Buna karşılık, sosyal
dışlanmanın olmadığı düzey kategorisinde ise en fazla yığılmanın, %92,9
kendi hesabına çalışanlar ile %86,6 sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde
çalışanlar ve %77,8 ile işverenlerde olduğu gözlenmiştir. En az yığılmanın
yaşandığı iş türleri ise; yüksek sosyal dışlanma düzeyinde %0 ile
sürekli/düzenli ve part-time çalışanlarda, eve iş alan/evde çalışanlarda, geçici
süreli/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışanlarda, kendi hesabına çalışanlarda,
işverenlerde ve diğer çalışanlarda, düşük sosyal dışlanma düzeyinde %7,1 ile
diğer kendi hesabına çalışanlarda ve %13,4 ile sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işlerde çalışanlarda, sosyal dışlanmanın olmadığı düzeylerde ise, %0 ile diğer
işlerde çalışanlarda,
%31,3 ile gündelik işlerde çalışanlarda olduğu
gözlenmiştir. Ayrıca, tüm bu çalışma türlerinin, sekiz yaşam alanının
tamamından “toplam sosyal dışlanmışlık düzeylerine” bakıldığında ise; toplam
yüksek sosyal dışlanma düzeyinde %0,5, toplam düşük sosyal dışlanma
düzeyinde %19,5, sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %80’iık
bir genel yığılma vardır. Sosyal Dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın
olduğu ve sosyal dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde
olacaktır. Buna göre, yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve düşük sosyal
173
dışlanma düzeyleri toplamı “sosyal dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade
edecektir. Bu ayırıma göre, “toplam sosyal dışlanmışlık düzeylerine”
bakıldığında ise; toplam sosyal dışlanma düzeyi %20 (%05, düşük sosyal
dışlanma düzeyi ve %19,5 yüksek sosyal dışlanma düzeyi toplamı), sosyal
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise toplam %80’lik bir genel yığılma vardır.
Burada dikkate alınması gereken oranlar, sürekli/düzenli ve tam zamanlı
işlerde çalışanlar ile esnek çalışma türleri dediğimiz (işverenler, kendi
hesabına çalışanlar ve diğer dışında kalan) eve iş alan/evde çalışan,
geçici/kısa süreli/mevsimlik işlerde çalışan, gündelik işlerde çalışan ve
sürekli/düzenli
ve
part-time
çalışanlardır.
Buna
göre,
iş
türlerini
“sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler” ve “esnek çalışma” türleri olarak ikili bir
ayrıma tutarsak. Sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanların “sekiz
yaşam alanının tamamından” sosyal dışlanma düzeyi %13,4 (yüksek sosyal
dışlanmışlığı %0, düşük sosyal dışlanmışlığı %13,4 toplamı) ve sosyal
dışlanmayanların oranı %86,6 olup, bu tür işlerde çalışanlarda sosyal
dışlanmışlığının, düşük oranda olduğu görülmektedir. Buna karşılık, esnek
çalışma türlerinde, genel olarak sosyal dışlanma düzeyleri (yüksek sosyal
dışlanma ve düşük sosyal dışlanma) sosyal dışlanmama düzeylerinden
yüksek olmakla beraber dışlanmışlık düzeylerinde genel olarak bir artış
olduğu gözlenmektedir. Buna göre, genel olarak esnek çalışma türlerinde
çalışanların, “sekiz yaşam alanının tamamından” sosyal dışlanmışlıklarının
daha yüksek düzeylerde seyrettiği gözlenmektedir. Ayrıca, “kendi hesabına
çalışanlar”da, sekiz yaşam alanının tamamından, sosyal dışlanma düzeyinin,
“esnek çalışanlara”, sürekli/düzenli ve tam zamanlı işler”de çalışanlara ve ”
işverenler”e göre daha az düzeyde olduğu ve yine en yüksek soyal
dışlanmamışlığın da sırasıyla, “kendi hesabına çalışanlar”da, “sürekli/düzenli
ve tam zamanlı işlerde” çalışanlarda ve ”işverenler”de olduğu gözlenmektedir.
Genel toplama bakıldığında ise, tüm iş türlerinde sekiz yaşam alanının
tamamından %20’lik bir “toplam sosyal dışlanma” düzeyi varken, buna karşılık
sosyal dışlanmanın olmadığı toplam düzey, %80’lik yüksek bir orandır. Bu
durumda, iş türlerinin, “sekiz yaşam alanının tamamı” üzerinde etkisi
bulunmakla beraber, genel olarak çalışanlarda “sekiz yaşam alanının
174
tamamından” sosyal dışlanmanın çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz.
Ayrıca, çalışanlar içinde, “esnek çalışanların”, sekiz yaşam alanının
tamamından sosyal dışlanmışlığı, genel olarak, “sürekli/düzenli ve tam
zamanlı işler”de çalışanlara göre daha yüksek seyretmekte, buna karşılık,
ücret karşılığı çalışmayan kesim olan “kendi hesabına çalışanlar” ve
“işverenler” ise, dışlanmışlık düzeyi en az olan grupları oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, çalışılan iş türlerini ücretli çalışanlar ve ücret karşılığı
çalışmayanlar olarak ele aldığımızda, ücretli kesimin sosyal dışlanmışlığı
ücretli olmayan kesime göre daha fazladır. Ücretli çalışanları da esnek
çalışanlar ve sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde çalışanlar olarak ele
aldığımızda da esnek çalışanların, sürekli/düzenli ve tam zamanlı işlerde
çalışanlara
göre
çalışmayanları
da
ayırdığımızda
ise,
sosyal
kendi
dışlanmışlığı
daha
hesabına
çalışanlar
işverenlerin
sosyal
fazladır.
ve
dışlanmışlığı,
Ücret
karşılığı
işverenler
kendi
olarak
hesabına
çalışanlara göre daha fazladır. Bu durumda, çalışılan iş türlerini, sosyal
dışlanmışlığı çok olandan az olana göre sıralarsak sırasıyla, esnek çalışanlar,
sürekli/düzenli ve tam zamanlı çalışanlar, ücret karşılığı çalışmayanlar (kendi
hesabına çalışanlar ve işverenler) gelir.
175
3.2.10.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanı”na Göre
Dağılımı
Tablo 54: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına
Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
SAĞLIK Ve SOSYAL GÜVENLİK ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
1
22
134
157
0,6%
14%
85,4
100%
8
12
18
38
21,1%
31,6%
47,4%
100%
9
34
152
195
17,4%
77,9%
100%
4,6%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet”
diyenlerin %0,6’sı yüksek
dışlanma düzeyinde, %14’ü düşük dışlanma düzeyinde ve %85,4’ünün
dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %21,1’i yüksek dışlanma düzeyinde,
%31,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve %47,4’ünün dışlanmışlığı yoktur.
“Evet” sosyal güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları;
“Hayır” sosyal güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt
dışı ekonomide çalışan kesimi ifade etmektedir.
“Dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, evet diyenlerin dışlanmışlığı %14,6 (%0,6 yüksek dışlanma ve %14
düşük dışlanma toplamı), hayır diyenlerin dışlanmışlığı %52,7’dir (%21,1
yüksek dışlanma ve %31,6 düşük dışlanma toplamı). Bu önemli bir bulgudur
ve hayır diyenlerin (sosyal güvencesi olmayanların) sağlık ve sosyal güvenlik
alanındaki dışlanmışlığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine,
çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam
alanındaki yığılma, %85,4 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir. Çalıştığı işte
176
sosyal güvencesi olmayanların, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanındaki
yığılma ise, %52,7 (%21,1 yüksek dışlanma ve %31,6 düşük dışlanma
toplamı) ile dışlanmanın olduğu düzeydedir. Yani, “evet” diyenlerin (çalıştığı
işte sosyal güvencesi olanlar) sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki
dışlanmışlığı %14,6 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %85,4 olup,
bunların sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki dışlanmışlıkları oldukça
düşüktür. Buna karşın, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi
olmayanların) sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki dışlanmışlığı %52,7
düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %47,4 olup, bunların sağlık ve sosyal
güvenlik alanındaki dışlanmışlıkları oldukça yüksektir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında, “toplam yüksek dışlanma” düzeyi
%4,6, “toplam düşük dışlanma” düzeyi %17,4 ve “dışlanmışlığın olmadığı
toplam” düzey ise %77,9’dur. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma
düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Buna göre,
toplam dışlanma düzeyi %22’dir (%4,9 yüksek dışlanma düzeyi ve %17,4
düşük dışlanma düzeyi toplamı). Görüldüğü gibi, çalışılan işte sosyal
güvencenin
olup/olmamasının,
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanındaki
dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların toplam oranı
%77,9, dışlananların oranı ise toplam %22’dir. Sonuç olarak, çalıştığı işte
sosyal
güvencesi
olanların,
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanındaki
“dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre daha azdır.
Yani, kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara göre sağlık ve
sosyal güvenlik alanındaki dışlanmışlığı, daha azdır. Ayrıca, genel olarak
bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve kayıt dışı işlerde
çalışanların
toplamı),
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanındaki
toplam
dışlanmamışlıkları daha fazladır. Ancak, çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar
ve kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), sağlık ve sosyal güvenlik yaşam
alanındaki %22’lik “toplam dışlanma” oranı ise, küçümsenecek bir oran
değildir.
177
3.2.11.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 55: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının
Eğitim
İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
EĞİTİM İMKANLARINDAN YARARLANMA /
EĞİTİME KATILMA ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
3
30
124
157
1,9%
19,1%
79%
100%
10
13
15
38
26,3%
34,2%
39,5%
100%
13
43
139
195
22,1%
71,3%
100%
6,7%
Evet
Hayır
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet” diyenlerin
%1,9’u yüksek dışlanma düzeyinde, %19,1’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%79’unun dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %26,3’ü yüksek dışlanma
düzeyinde, %34,2’si düşük dışlanma düzeyinde ve %39,5’inin dışlanmışlığı
yoktur. “Evet” sosyal güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde
çalışanları; “Hayır” sosyal güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar
dediğimiz,
kayıt
dışı
ekonomide
çalışan
kesimi
ifade
etmektedir.
“Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, evet diyenlerin dışlanmışlığı %21 (%1,9
yüksek dışlanma ve %19,1 düşük dışlanma toplamı), hayır diyenlerin
dışlanmışlığı %60,5’dir (%26,3 yüksek dışlanma ve %34,2 düşük dışlanma
toplamı).
Bu önemli bir bulgudur ve hayır diyenlerin (sosyal güvencesi
olmayanların) eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki
dışlanmışlığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine, çalıştığı işte
178
sosyal güvencesi olanların, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma”
yaşam alanındaki yığılma, %79 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir. Çalıştığı
işte sosyal güvencesi olmayanların, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanındaki yığılma ise, %60,5 (%26,9 yüksek dışlanma ve
%34,2 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanmanın olduğu düzeydedir. Yani,
“evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlığı %21 düzeyindeyken,
dışlanmayanların
oranı
%79
olup,
bunların
eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlıkları oldukça düşüktür.
Buna karşın, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanların)
eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlığı
%60,5 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %39,5 olup, bunların eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlıkları oldukça
yüksektir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında,
“toplam yüksek dışlanma” düzeyi %6,7, “toplam düşük dışlanma” düzeyi
%22,1 ve “dışlanmışlığın olmadığı toplam” düzey ise %71,3’tür. Toplam
dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek
dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam
dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Buna göre, toplam dışlanma düzeyi
%28,8’dir (%6,7 yüksek dışlanma düzeyi ve %22,1 düşük dışlanma düzeyi
toplamı). Görüldüğü gibi, çalışılan işte sosyal güvencenin olup/olmamasının,
eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlığa
etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların toplam oranı %71,3,
dışlananların oranı ise toplam %28,8’dir. Sonuç olarak, çalıştığı işte sosyal
güvencesi
olanların,
eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime
katılma
alanındaki “dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre
daha azdır. Yani, kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara göre
eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanındaki dışlanmışlığı,
daha azdır. Ayrıca, genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde
çalışanlar ve kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanındaki toplam dışlanmamışlıkları daha
179
fazladır. Ancak, çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve kayıt dışı işlerde
çalışanların toplamı), eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma yaşam
alanındaki %28,8’lik “toplam dışlanma” oranı ise, küçümsenecek bir oran
değildir.
3.2.12.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “İkamet Koşulları Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 56: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının İkamet Koşulları Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
İKAMET KOŞULLARI ALANI
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
11
146
157
7%
93%
100%
16
22
38
42,1%
57,9%
100%
27
168
195
86,2%
100%
13,8%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “ikamet koşulları” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “evet” diyenlerin %7’si düşük dışlanma düzeyinde olup,
%93’ünün dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %42,1’i düşük dışlanma
düzeyinde olup, %57,9’unun dışlanmışlığı yoktur. Çalışanların, “İkamet
koşulları” yaşam alanında “yüksek dışlanma” düzeyi ise yoktur. “Evet” sosyal
güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır” sosyal
güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı ekonomide
çalışan kesimi ifade etmektedir. “Evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi olanların), “ikamet koşulları” yaşam alanındaki yığılma, %93 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydir. “Hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi olmayanların), “ikamet koşulları” yaşam alanındaki yığılma ise,
%57,9 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Bu önemli bir bulgudur ve “hayır”
diyenlerin (sosyal güvencesi olmayanların) “evet” diyenlere (sosyal güvencesi
olanlara) göre, ikamet koşulları alanındaki dışlanmışlığının daha fazla
180
olduğunu göstermektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak
bakıldığında, toplam düşük dışlanma” düzeyi %13,8 ve “dışlanmışlığın
olmadığı toplam” düzey ise %86,2’dir. Çalışanların, “İkamet koşulları” yaşam
alanında “yüksek dışlanma” düzeyi olmadığından ”toplam yüksek dışlanma”
düzeyi de yoktur. Görüldüğü gibi, çalışılan işte sosyal güvencenin
olup/olmamasının, İkamet koşulları alanındaki dışlanmışlığa etkisi vardır ve
bu alandaki dışlanmayanların toplam oranı %86,2, dışlananların oranı ise
toplam %13,8’dir. Sonuç olarak, çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların
ikamet koşulları alanındaki “dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi
olmayanlara göre daha azdır. Diğer bir deyişle, kayıtlı işlerde çalışanların,
kayıt dışı işlerde çalışanlara göre, ikamet koşulları alanındaki dışlanmışlığı,
daha azdır. Ayrıca, genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde
çalışanlar ve kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), ikamet koşulları
alanındaki toplam dışlanmamışlıkları daha fazladır.
3.2.13.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Siyasal Katılma Yaşam Alanı ”na Göre Dağılımı
Tablo 57: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
SİYASAL KATILMA ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
7
92
58
157
4,5%
58,6%
36,9%
100%
3
28
7
38
7,9%
73,7
18,4%
100%
10
120
65
195
61,5%
33,3%
100%
5,1%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “siyasal katılma” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “evet”
diyenlerin %4,5’i yüksek dışlanma düzeyinde,
%58,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve %36,9’unun dışlanmışlığı yoktur.
“Hayır” diyenlerin %7,9’u yüksek dışlanma düzeyinde, %73,7’si düşük
181
dışlanma düzeyinde ve %18,4’ünün dışlanmışlığı yoktur. “Evet” sosyal
güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır” sosyal
güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı ekonomide
çalışan kesimi ifade etmektedir. “Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu
ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna
göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, evet diyenlerin
dışlanmışlığı %63,1 (%4,5 yüksek dışlanma ve %58,6 düşük dışlanma
toplamı), hayır diyenlerin dışlanmışlığı %81,6’dır (%7,9 yüksek dışlanma ve
%73,7 düşük dışlanma toplamı). Bu önemli bir bulgudur ve hayır diyenlerin
(sosyal güvencesi olmayanların) siyasal katılma alanındaki dışlanmışlığının
daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine, çalıştığı işte sosyal güvencesi
olanların, “siyasal katılma” yaşam alanındaki yığılma, %63,1 (%4,5 yüksek
dışlanma ve %58,6 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyindedir.
Çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanların, “siyasal katılma” yaşam
alanındaki yığılma da, %81,6 (%7,9 yüksek dışlanma ve %73,7 düşük
dışlanma toplamı) ile dışlanmanın olduğu düzeydedir. Yani, “evet” diyenlerin
(çalıştığı
işte
sosyal
güvencesi
olanlar)
siyasal
katılma
alanındaki
dışlanmışlığı %63,1 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %36,9 olup, evet”
diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) siyasal katılma alanındaki
dışlanmışlıkları oldukça yüksektir. Buna karşın, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte
sosyal güvencesi olmayanların) siyasal katılma alanındaki dışlanmışlığı
%81,6 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %18,4 olup, “hayır” diyenlerin
(çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) de siyasal katılma alanındaki
dışlanmışlıkları oldukça yüksektir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam”
olarak bakıldığında, “toplam yüksek dışlanma” düzeyi %5,1, “toplam düşük
dışlanma” düzeyi %61,5 ve “dışlanmışlığın olmadığı toplam” düzey ise
%33,3’tür.
Toplam
dışlanmışlık
düzeylerini,
dışlanmanın
olduğu
ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Buna göre, toplam dışlanma
düzeyi %66,6’dır (%5,1 yüksek dışlanma düzeyi ve %61,5, düşük dışlanma
182
düzeyi
toplamı).
Görüldüğü
gibi,
çalışılan
işte
sosyal
güvencenin
olup/olmamasının, siyasal katılma alanındaki dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu
alandaki dışlanmayanların toplam oranı %33,3, dışlananların toplam oranı ise
%66,6’dır. Sonuç olarak, çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların siyasal
katılma alanındaki “dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara
göre daha azdır. Diğer bir deyişle,
kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı
işlerde çalışanlara göre, siyasal katılma alanındaki dışlanmışlığı, daha azdır.
Ayrıca, genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve
kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), siyasal katılma alanındaki toplam
dışlanmışlıkları oldukça yüksektir. Böyle bir sonuç ise, ülkemizdeki siyasal
yapı, siyasal geçmiş ve geleneklerle ilgilidir.
3.2.14.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre
Dağılımı
Tablo 58: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam
Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
KÜLTÜREL, SPORTİF VE SANATSAL ALAN
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
7
57
96
157
4,5%
36,3%
59,2%
100%
13
11
14
38
34,2%
28,9%
36,8%
100%
20
68
107
195
34,9%
54,9%
100%
10,3%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet” diyenlerin %4,5’i yüksek dışlanma
düzeyinde, %36,3’ü düşük dışlanma düzeyinde ve %59,2’sinin dışlanmışlığı
yoktur. “Hayır” diyenlerin %34,2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %28,9’u
düşük dışlanma düzeyinde ve %36,8’inin dışlanmışlığı yoktur. “Evet” sosyal
güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır” sosyal
183
güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı ekonomide
çalışan kesimi ifade etmektedir. “Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu
ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna
göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, evet diyenlerin
dışlanmışlığı %40,8 (%4,5 yüksek dışlanma ve %36,3 düşük dışlanma
toplamı), hayır diyenlerin dışlanmışlığı %63,1’dır (%34,2 yüksek dışlanma ve
%28,9 düşük dışlanma toplamı). Bu önemli bir bulgudur ve hayır diyenlerin
(sosyal güvencesi olmayanların) kültürel, sportif ve sanatsal alandaki
dışlanmışlığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine, çalıştığı işte
sosyal güvencesi olanların, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
yığılma, %59,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir. Çalıştığı işte sosyal
güvencesi olmayanların, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
yığılma ise, %63,1 (%34,2 yüksek dışlanma ve %28,9 düşük dışlanma
toplamı) ile dışlanmanın olduğu düzeydedir. Yani, “evet” diyenlerin (çalıştığı
işte sosyal güvencesi olanlar) kültürel, sportif ve sanatsal alandaki
dışlanmışlığı %40,8 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %59,2 olup,
“evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) kültürel, sportif ve
sanatsal alandaki dışlanmışlıkları biraz daha düşüktür. Buna karşın, “hayır”
diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanların) kültürel, sportif ve
sanatsal alandaki dışlanmışlığı %63,1 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı
%59,2 olup, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) kültürel,
sportif ve sanatsal alandaki dışlanmışlıkları biraz daha yüksektir. Ayrıca,
dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında, “toplam yüksek
dışlanma” düzeyi %10,3, “toplam düşük dışlanma” düzeyi %34,9 ve
“dışlanmışlığın olmadığı toplam” düzey ise %54,9’dur. Toplam dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve
toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade
edecektir.
Buna göre, toplam dışlanma düzeyi %45,2’dir (%10,3 yüksek
dışlanma düzeyi ve %34,9 düşük dışlanma düzeyi toplamı). Görüldüğü gibi,
çalışılan işte sosyal güvencenin olup/olmamasının, kültürel, sportif ve
184
sanatsal alandaki dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların
toplam oranı %54,9, dışlananların toplam oranı ise %45,2’dir. Sonuç olarak,
çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların kültürel, sportif ve sanatsal alandaki
“dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre daha azdır.
Diğer bir deyişle,
kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara
göre, kültürel, sportif ve sanatsal alandaki dışlanmışlığı, daha azdır. Ayrıca,
genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve kayıt dışı
işlerde çalışanların toplamı), kültürel, sportif ve sanatsal alandaki toplam
dışlanmışlıkları, toplam dışlanmama oranlarına oldukça yakındır. Böyle bir
sonuç ise, ülkemizdeki kültürel, geleneksel yapı ile alakalıdır.
3.2.15.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sosyal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 59: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
SOSYAL YAŞAM ALANI
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
9
148
157
5,7%
94,3%
100%
11
27
38
28,9%
71,1%
100%
20
175
195
89,7%
100%
10,3%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “sosyal yaşam” alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “evet”
diyenlerin %5,7’si düşük dışlanma düzeyinde
olup, %94,3’ünün dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %28,9’u düşük
dışlanma düzeyinde olup, %71,1’inin dışlanmışlığı yoktur. Çalışanların,
“sosyal yaşam” alanında “yüksek dışlanma” düzeyi ise yoktur. “Evet” sosyal
güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır” sosyal
güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı ekonomide
185
çalışan kesimi ifade etmektedir. “Evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi
olanların),
“sosyal
yaşam”
alanındaki
yığılma,
%94,3
ile
dışlanmanın olmadığı düzeydir. “Hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi olmayanların), “sosyal yaşam” alanındaki yığılma ise, %71,7 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Bu önemli bir bulgudur ve “hayır” diyenlerin
(sosyal güvencesi olmayanların) “evet” diyenlere (sosyal güvencesi olanlara)
göre, sosyal yaşam alanındaki dışlanmışlığının daha fazla olduğunu
göstermektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında,
toplam düşük dışlanma” düzeyi %10,3 ve “dışlanmışlığın olmadığı toplam”
düzey ise %89,7’dir. Çalışanların, “sosyal yaşam” alanında “yüksek dışlanma”
düzeyi olmadığından ”toplam yüksek dışlanma” düzeyi de yoktur. Görüldüğü
gibi, çalışılan işte sosyal güvencenin olup/olmamasının, sosyal yaşam
alanındaki dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların toplam
oranı %89,7, dışlananların oranı ise toplam %10,3’tür. Sonuç olarak, çalıştığı
işte sosyal güvencesi olanların sosyal yaşam alanındaki “dışlanmışlığı”,
çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre daha azdır. Diğer bir deyişle,
kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara göre, sosyal yaşam
alanındaki dışlanmışlığı, daha azdır. Ayrıca, genel olarak bakıldığında
çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve kayıt dışı işlerde çalışanların
toplamı), sosyal yaşam alanındaki toplam dışlanmamışlıkları daha fazladır.
Bu, ülkemize özgü yapısal bir durumdur.
186
3.2.16.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 60: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim
Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
SAĞLIKLI VE YETERLİ BESLENME
TÜKETİM ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
0
13
144
157
0%
8,3%
91,7%
100%
3
12
23
38
7,9%
31,6%
60,5%
100%
3
25
167
195
12,8%
85,6%
100%
1,5%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam
alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet”
diyenlerin %0’ı yüksek
dışlanma düzeyinde, %8,3’ü düşük dışlanma düzeyinde ve %91,7’sinin
dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %7,9’u yüksek dışlanma düzeyinde,
%31,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve %60,5’inin dışlanmışlığı yoktur. “Evet”
sosyal güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır”
sosyal güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı
ekonomide çalışan kesimi ifade etmektedir. “Dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, evet diyenlerin dışlanmışlığı %8,3 (%0 yüksek dışlanma ve %8,3 düşük
dışlanma toplamı), hayır diyenlerin dışlanmışlığı %39,5’tur (%7,9 yüksek
dışlanma ve %31,6 düşük dışlanma toplamı). Bu önemli bir bulgudur ve hayır
diyenlerin (sosyal güvencesi olmayanların) sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim alandaki dışlanmışlığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine,
çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
yaşam alanındaki yığılma, %91,7 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir. Çalıştığı
187
işte sosyal güvencesi olmayanların, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
yaşam alanındaki yığılma da, %60,5 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir.
Yani, “evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim alanındaki dışlanmışlığı %8,3 düzeyindeyken,
dışlanmayanların oranı %91,7 olup, “evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi
olanlar)
sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim
alanındaki
dışlanmışlıkları oldukça düşüktür. Buna karşın, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte
sosyal güvencesi olmayanların) sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alandaki
dışlanmışlığı %39,5 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %60,5 olup,
“hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim alanındaki dışlanmışlıkları hemen hemen yarı yarıya yakın
bir oranda düşüktür. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak
bakıldığında, “toplam yüksek dışlanma” düzeyi %1,5, “toplam düşük
dışlanma” düzeyi %12,8 ve “dışlanmışlığın olmadığı toplam” düzey ise
%85,6’dır.
Toplam
dışlanmışlık
düzeylerini,
dışlanmanın
olduğu
ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Buna göre, toplam dışlanma
düzeyi %14,3’tür (%1,5 yüksek dışlanma düzeyi ve %12,8 düşük dışlanma
düzeyi
toplamı).
olup/olmamasının,
Görüldüğü
sağlıklı
ve
gibi,
çalışılan
yeterli
işte
beslenme
sosyal
güvencenin
tüketim
alanındaki
dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların toplam oranı
%85,6, dışlananların toplam oranı ise %14,3’tür. Sonuç olarak, çalıştığı işte
sosyal güvencesi olanların sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki
“dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre daha azdır.
Diğer bir deyişle,
kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara
göre, sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanındaki dışlanmışlığı, daha azdır.
Ayrıca, genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve
kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim
alanındaki toplam dışlanmamışlıkları, yüksektir. Ancak, dışlanmışlık toplam
oranının %14,3 olması da küçümsenmeyecek bir düzeydir.
188
3.2.17.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının “Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanı”na Göre
Dağılımı
Tablo 61: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim
Alanına Göre Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
BESLENME DIŞI ZORUNLU TÜKETİM ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
0
14
143
157
0%
8,9%
91,1%
100%
4
16
18
38
10,5%
42,1%
47,4%
100%
4
30
161
195
15,4%
82,6%
100%
2,1%
Evet
Hayır
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “çalıştığınız işte sosyal
güvenceniz var mı?” sorusu ile “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet” diyenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde, %8,9’u düşük dışlanma düzeyinde ve %91,1’inin dışlanmışlığı
yoktur. “Hayır” diyenlerin %10,5’i yüksek dışlanma düzeyinde, %42,1’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %47,4’ünün dışlanmışlığı yoktur. “Evet” sosyal
güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi içinde çalışanları; “Hayır” sosyal
güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar dediğimiz, kayıt dışı ekonomide
çalışan kesimi ifade etmektedir. “Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu
ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna
göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, evet diyenlerin
dışlanmışlığı %8,9 (%0 yüksek dışlanma ve %8,9 düşük dışlanma toplamı),
hayır diyenlerin dışlanmışlığı %52,6’dır (%10,5 yüksek dışlanma ve %42,1
düşük dışlanma toplamı). Bu önemli bir bulgudur ve hayır diyenlerin (sosyal
güvencesi
olmayanların)
beslenme
dışı
zorunlu
tüketim
alanındaki
dışlanmışlığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yine, çalıştığı işte
sosyal güvencesi olanların, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki
yığılma, %91,1 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir. Çalıştığı işte sosyal
189
güvencesi olmayanların, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki
yığılma da, %52,6 (%10,5 yüksek dışlanma ve %42,1 düşük dışlanma
toplamı) ile dışlanmanın olduğu düzeydedir. Yani, “evet” diyenlerin (çalıştığı
işte sosyal güvencesi olanlar) beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki
dışlanmışlığı %8,9 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %91,1 olup, “evet”
diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) beslenme dışı zorunlu
tüketim alanındaki dışlanmışlıkları oldukça düşüktür. Buna karşın, “hayır”
diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanların) beslenme dışı zorunlu
tüketim alanındaki dışlanmışlığı %52,6 düzeyindeyken, dışlanmayanların
oranı %47,4 olup, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar)
beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki dışlanmışlıkları daha fazladır.
Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında, “toplam yüksek
dışlanma” düzeyi %2,1, “toplam düşük dışlanma” düzeyi %15,4 ve
“dışlanmışlığın olmadığı toplam” düzey ise %82,6’dır. Toplam dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve
toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade
edecektir.
Buna göre, toplam dışlanma düzeyi %17,5’tir (%2,1 yüksek
dışlanma düzeyi ve %15,4 düşük dışlanma düzeyi toplamı). Görüldüğü gibi,
çalışılan işte sosyal güvencenin olup/olmamasının, beslenme dışı zorunlu
tüketim alanındaki dışlanmışlığa etkisi vardır ve bu alandaki dışlanmayanların
toplam oranı %82,6, dışlananların toplam oranı ise %17,5’tir. Sonuç olarak,
çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların beslenme dışı zorunlu tüketim
alanındaki “dışlanmışlığı”, çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanlara göre
daha azdır. Diğer bir deyişle, kayıtlı işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde
çalışanlara göre, beslenme dışı zorunlu tüketim alanındaki dışlanmışlığı, daha
azdır. Ayrıca, genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar
ve kayıt dışı işlerde çalışanların toplamı), sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim
alanındaki toplam dışlanmamışlıkları, yüksektir. Ancak, dışlanmışlık toplam
oranının %17,5 olması da küçümsenmeyecek bir düzeydir.
190
3.2.18.
Çalışanların
Çalıştığı
İşte
Sosyal
Güvencesinin
Olup/Olmamasının Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı
Tablo 62: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Çalıştığı İşte Sosyal
Güvencesinin Olup/Olmamasının Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı
Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz
var mı ?
Evet
Hayır
Toplam
SEKİZ YAŞAM ALANININ TAMAMINDAN
Yüksek
Düzeyde
Sosyal
Dışlanma
0
0%
1
2,6%
1
0,5%
Düşük
Düzeyde
Sosyal
Dışlanma
18
11,5%
20
52,6%
38
19,5%
Sosyal
Dışlanma
Yok
139
88,5%
17
44,7%
156
80%
TOPLAM
157
100%
38
100%
195
100%
Araştırmada yer alan çalışanların “çalıştığınız işte sosyal güvenceniz var
mı?” sorusu ile sosyal dışlanmayı oluşturan “sekiz yaşam alanının tamamı”
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “evet”
diyenlerin %0’ı yüksek sosyal
dışlanma düzeyinde, %11,5’i düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %88,5’inin
sosyal dışlanmışlığı yoktur. “Hayır” diyenlerin %2,6’sı yüksek sosyal dışlanma
düzeyinde, %52,6’sı düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %44,7’sinin sosyal
dışlanmışlığı yoktur. “Evet” sosyal güvencem var diyenler, kayıtlı ekonomi
içinde çalışanları; “Hayır” sosyal güvencem yok diyenler ise, çalışan yoksullar
dediğimiz, kayıt dışı ekonomide çalışan kesimi ifade etmektedir. Sosyal
dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal dışlanmanın
olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek
sosyal dışlanma düzeyi ve düşük sosyal dışlanma düzeyleri toplamı “sosyal
dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, evet diyenlerin
sosyal dışlanmışlığı %11,5 (%0 yüksek sosyal dışlanma ve %11,5 düşük
sosyal dışlanma toplamı), hayır diyenlerin sosyal dışlanmışlığı %55,2’dir
(%2,6 yüksek sosyal dışlanma ve %52,6 düşük sosyal dışlanma toplamı). Bu
önemli bir bulgudur ve hayır diyenlerin (sosyal güvencesi olmayanların) sekiz
yaşam alanının tamamından sosyal dışlanmışlığının daha fazla olduğunu
göstermektedir. Yine, çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların, “sekiz yaşam
191
alanının tamamı”ndaki yığılma, %88,5 ile dışlanmanın olmadığı düzeydir.
Çalıştığı işte sosyal güvencesi olmayanların, “sekiz yaşam alanının
tamamı”ndaki yığılma ise %55,2 (%2,6 yüksek sosyal dışlanma ve %52,6
düşük sosyal dışlanma toplamı) ile sosyal dışlanmanın olduğu düzeydedir.
Yani, “evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) sekiz yaşam
alanının
tamamından
sosyal
dışlanmışlığı
%11,5
düzeyindeyken,
dışlanmayanların oranı %88,5 olup, “evet” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi olanlar) sekiz yaşam alanının tamamından sosyal dışlanmışlıkları
oldukça düşüktür. Buna karşın, “hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal
güvencesi
olmayanların)
sekiz
yaşam
alanının
tamamından
sosyal
dışlanmışlığı %55,2 düzeyindeyken, dışlanmayanların oranı %44,7 olup,
“hayır” diyenlerin (çalıştığı işte sosyal güvencesi olanlar) sekiz yaşam alanının
tamamındaki sosyal dışlanmışlıkları daha fazladır. Ayrıca, sosyal dışlanmışlık
düzeylerine “toplam” olarak bakıldığında, “toplam sosyal yüksek dışlanma”
düzeyi %0,5, “toplam düşük sosyal dışlanma” düzeyi %19,5 ve “sosyal
dışlanmışlığın
olmadığı
toplam”
düzey
ise
%80’dir.
Toplam
sosyal
dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal dışlanmanın
olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam
yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve toplam düşük sosyal dışlanma düzeyleri
toplamı, “toplam sosyal dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Buna göre,
toplam sosyal dışlanma düzeyi %20’dir (%0,5 yüksek sosyal dışlanma düzeyi
ve %19,5 düşük sosyal dışlanma düzeyi toplamı). Görüldüğü gibi, çalışılan
işte sosyal güvencenin olup/olmamasının, sekiz yaşam alanının tamamındaki
sosyal dışlanmışlığa etkisi vardır ve sosyal dışlanmaya uğramayanların
toplam oranı %80, sosyal dışlanmaya uğrayanların toplam oranı ise %20’dir.
Sonuç olarak, çalıştığı işte sosyal güvencesi olanların sekiz yaşam alanının
tamamından
“sosyal
dışlanmışlığı”,
çalıştığı
işte
sosyal
güvencesi
olmayanlara göre, yarısı kadar bir oranda daha azdır. Diğer bir deyişle, kayıtlı
işlerde çalışanların, kayıt dışı işlerde çalışanlara göre, sekiz yaşam alanının
tamamından sosyal dışlanmışlığı, yarısı kadar bir oranda daha azdır. Ayrıca,
genel olarak bakıldığında çalışanların (kayıtlı işlerde çalışanlar ve kayıt dışı
işlerde çalışanların toplamı), sekiz yaşam alanının tamamındaki toplam
192
sosyal dışlanmışlığı azdır. Ancak, sosyal dışlanmışlık toplam oranının %20
olması da küçümsenmeyecek bir düzeydir.
3.2.19. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sağlık ve Sosyal Güvenlik
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 63: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
SAĞLIK Ve SOSYAL GÜVENLİK ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
5
6
21
32
15,6%
18,8%
65,6%
100%
1
2
10
13
7,7%
15,4%
76,9%
100%
3
26
118
147
2%
17,7%
80,3%
100%
0
0
3
3
0%
0%
100%
100%
9
34
152
195
17,4%
77,9%
100%
4,6%
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %15,6’sı yüksek dışlanma
düzeyinde,
%18,8’i
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%65,6’sının
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin %7,7’si yüksek dışlanma
düzeyinde,
%15,4’ü
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%76,9’unun
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %20’si yüksek dışlanma
düzeyinde, %17,7’si düşük dışlanma
düzeyinde ve %80,3’ünün ise
dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%34,4’dür (%15,6 yüksek dışlanma ve %18,8 düşük dışlanma toplamı).
193
“Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %23,1’dir (%7,7 yüksek dışlanma ve
%15,4 düşük dışlanma toplamı).
Aylık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%19,7’dir (%2 yüksek dışlanma ve %17,7 düşük dışlanma toplamı). Yıllık gelir
elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “gündelik, haftalık,
aylık ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne
göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %65,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %76,9 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %80,3 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “sağlık ve
sosyal güvenlik yaşam” alanında, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır
basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma
düzeyinde %15,6 ile gündelik gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde
%18,8 ile gündelik gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın
toplamında da %34,4 ile yine gündelik gelir elde edenler ve dışlanmanın
olmadığı
düzeyde
ise
%100
ile
yıllık
gelir
elde
edenlerin
olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir türünün “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı
%4,6, toplam düşük dışlanma oranı %17,4 ve dışlanmanın olmadığı toplam
oran %77,9’dur. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda, toplam dışlanma
düzeyi %22’dir (%4,6 yüksek dışlanma düzeyi ve %17,4 düşük dışlanma
düzeyi toplamı). Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir türünün, “sağlık ve
sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanmışlık üzerinde etkisi vardır. Elde
edilen her bir gelir türüne göre, “sağlık sosyal güvenlik” yaşam alanındaki
dışlanmışlığın en çok olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken, en az
dışlanmanın olduğu gelir türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde
edilen tüm gelir türleri açısından toplamda ise, “sağlık sosyal güvenlik” yaşam
194
alanındaki dışlanmışlık, %22’dir. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu
söylenemez. Son olarak, elde edilen gelir türlerinin, “sağlık sosyal güvenlik”
yaşam alanından, toplamda %77,9 ile dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
3.2.20.
Çalışanların
Elde
Ettiği
Gelir
Türünün
“Eğitim
İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre
Dağılımı
Tablo 64: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
EĞİTİM İMKANLARINDAN YARARLANMA /
EĞİTİME KATILMA ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
10
14
8
32
31,3%
43,8%
25%
100%
1
4
8
13
7,7%
30,8%
61,5%
100%
2
25
120
147
1,4%
17%
81,6%
100%
0
0
3
3
0%
0%
100%
100%
13
43
139
195
22,1%
71,3%
100%
6,7%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma”
yaşam alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde
edenlerin %31,3’ü yüksek dışlanma düzeyinde, %43,8’i düşük dışlanma
düzeyinde ve %25’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin
%7,7’si yüksek dışlanma düzeyinde, %30,8’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%61,5’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %1,4’ü yüksek
dışlanma düzeyinde, %17’si düşük dışlanma düzeyinde ve %81,6’sının ise
dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
195
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%75,1’dir (%31,3 yüksek dışlanma ve %43,8 düşük dışlanma toplamı).
“Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %38,5’dir (%7,7 yüksek dışlanma ve
%30,8 düşük dışlanma toplamı).
Aylık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%18,4’dür (%1,4 yüksek dışlanma ve %17 düşük dışlanma toplamı). Yıllık
gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “gündelik, haftalık,
aylık ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne
göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %75,1
(%31,3 yüksek dışlanma ve %43,8 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %61,5 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %81,6 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile dışlanmanın olmadığı
gelir düzeyindedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanında, “gündelik” gelir türü elde
edenler hariç“, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma
düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %31,3 ile
gündelik gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde %43,8 ile gündelik
gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da
%75,1 ile yine gündelik gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde
ise %100 ile yıllık gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca
toplamda her bir gelir türünün “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı
%6,7, toplam düşük dışlanma oranı %22,1 ve dışlanmanın olmadığı toplam
oran %71,3’dür. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda, toplam dışlanma
düzeyi %28,8’dir (%6,7 yüksek dışlanma düzeyi ve %22,1 düşük dışlanma
düzeyi toplamı). Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir türünün, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından dışlanmışlık
196
üzerinde etkisi vardır. Elde edilen her bir gelir türüne göre, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlığın
en çok olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken, en az dışlanmanın olduğu
gelir türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde edilen tüm gelir türleri
açısından toplamda ise, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma”
yaşam alanındaki dışlanmışlık, %28,8’dir. Bu dışlanma oranının, düşük
olduğu söylenemez.
Son olarak, elde edilen gelir türlerinin, eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından, toplamda
%71,3 ile dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
3.2.21. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “İkamet Koşulları Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 65: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
İkamet Koşulları Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
İKAMET KOŞULLARI ALANI
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
11
21
32
34,4%
65,6%
100%
4
9
13
30,8%
69,2%
100%
12
135
147
8,2%
91,8%
100%
0
3
3
0%
100%
100%
27
168
195
86,2%
100%
13,8%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “ikamet koşulları” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %34,4’ü düşük dışlanma
düzeyinde ve %65,6’sının ise dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde
edenlerin %30,8’i düşük dışlanma düzeyinde ve %69,2’sinin ise dışlanmışlığı
yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %8,2’si düşük dışlanma düzeyinde ve
%91,8’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı düşük
dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. Bu bulgudan yola
197
çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre, dışlanma oranları, yüksek orandan
düşük orana doğru “gündelik, haftalık, aylık ve yıllık” gelir elde edenler
şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne göre yüzdelik yığılmalar ise;
gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %65,6 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %69,2 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %91,8 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile dışlanmanın olmadığı
gelir düzeyindedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “ikamet koşulları” yaşam
alanında,
“dışlanmanın
olmadığı”
düzey
ağır
basmaktadır.
Dışlanma
düzeylerine göre yığılmalar ise; düşük dışlanma düzeyinde %34,4 ile
“gündelik” gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile
“yıllık” gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Elde edilen gelir türleri
bakımından, “ikamet koşulları” yaşam alanında “yüksek dışlanma” düzeyi
olmadığından ”toplam yüksek dışlanma” düzeyi de yoktur. Buna göre,
toplamda her bir gelir türünün “ikamet koşulları” yaşam alanındaki
dışlanmışlıkları ise, toplam düşük dışlanma oranı %13,8 ve dışlanmanın
olmadığı toplam oran ise %86,2’dir. Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir
türünün, “ikamet koşulları” yaşam alanından dışlanmışlık üzerinde etkisi
vardır. Elde edilen her bir gelir türüne göre, “İkamet koşulları” yaşam
alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken,
en az dışlanmanın olduğu gelir türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir.
Elde edilen tüm gelir türleri açısından toplamda ise, “ikamet koşulları”
alanındaki dışlanmışlık, %13,8’dir. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu
söylenemez. Son olarak, elde edilen gelir türlerinin, “ikamet koşulları” yaşam
alanından, toplamda %86,2 ile dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
198
3.2.22. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Siyasal Katılma Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 66: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
SİYASAL KATILMA ALANI
Yüksek
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
2
19
11
32
6,3%
59,4%
34,4%
100%
1
9
3
13
7,7%
69,2%
23,1%
100%
7
92
48
147
4,8%
62,6%
32,7%
100%
0
0
3
3
0%
0%
100%
100%
10
120
65
195
61,5%
33,3%
100%
5,1%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “siyasal katılma” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %6,3’ü yüksek dışlanma
düzeyinde, %59,4’ü düşük dışlanma düzeyinde ve %34,4’ü ise dışlanmışlığı
yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin %7,7’si yüksek dışlanma düzeyinde,
%69,2’si düşük dışlanma düzeyinde ve %32,7’sinin ise dışlanmışlığı yoktur.
“Aylık” gelir elde edenlerin %4,8’i yüksek dışlanma düzeyinde, %62,6’sı düşük
dışlanma düzeyinde ve %32,7’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma düzeyinde
ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir
elde edenlerin dışlanmışlığı %65,7’dir (%6,3 yüksek dışlanma ve %59,4
düşük dışlanma toplamı). “Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %76,9’dur
(%7,7 yüksek dışlanma ve %69,2 düşük dışlanma toplamı). Aylık gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %67,4’dür (%4,8 yüksek dışlanma ve %62,6 düşük
dışlanma toplamı). Yıllık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek
199
dışlanma ve %0 düşük dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde
edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana
doğru “haftalık, aylık, gündelik ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır.
Elde edilen gelirin türüne göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde
edenlerde yığılma, %65,7 (%6,3 yüksek dışlanma ve %59,4 düşük dışlanma
toplamı) ile dışlanma düzeyinde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %76,9
(%7,7 yüksek dışlanma ve %69,2 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyinde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %67,4 (%4,8 yüksek dışlanma
ve %62,6 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde ve yıllık gelir elde
edenlerde de %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir
gelir türü için, “siyasal katılma” yaşam alanında, “yıllık” gelir türü elde edenler
hariç“, “dışlanma düzeyi” ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre
yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %7,7 ile haftalık gelir elde edenler;
düşük dışlanma düzeyinde %69,2 ile haftalık gelir elde edenler, yüksek
dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da %76,9 ile yine haftalık gelir
elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile yıllık gelir elde
edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir türünün
“siyasal katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek
dışlanma oranı %5,1 toplam düşük dışlanma oranı %61,5 ve dışlanmanın
olmadığı toplam oran %33,3’tür. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma
düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda,
toplam dışlanma düzeyi %66,6’dır (%5,1 yüksek dışlanma düzeyi ve %61,5
düşük dışlanma düzeyi toplamı). Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir
türünün, “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmışlık üzerinde etkisi
olmakla beraber, bu dağılımda da, “siyasal katılma” yaşam alanının, ülkemize
özgü
siyasi
geçmişi,
geleneği
ve
yapısının
yansıması
da
kendini
göstermektedir. Elde edilen her bir gelir türüne göre, “siyasal katılma” yaşam
alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir türü, “haftalık” gelir türüyken, en
az dışlanmanın olduğu gelir türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde
edilen tüm gelir türleri açısından toplamda ise, “siyasal katılma” yaşam
200
alanındaki dışlanmışlık, %66,6’dır. Bu, yüksek bir dışlanma oranıdır. Son
olarak, elde edilen gelir türlerinin, “siyasal katılma” yaşam alanından,
toplamda %66,6 ile dışlanmış olduğu gözlenmektedir.
3.2.23. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 67: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
KÜLTÜREL, SPORTİF ve SANATSAL ALAN
türü nedir?
Yüksek
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
12
16
4
32
37,5%
50%
12,5%
100%
2
2
9
13
15,4%
15,4%
69,2%
100%
6
49
92
147
4,1%
33,3%
62,6%
100%
0
1
2
3
0%
33,3%
66,7%
100%
20
68
107
195
34,9%
54,9%
100%
10,3%
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanı arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %37,5’i yüksek
dışlanma düzeyinde, %50’si düşük dışlanma düzeyinde ve %12,5’inin ise
dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin %15,4’ü yüksek dışlanma
düzeyinde,
%15,4’ü
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%69,2’sinin
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %4,1’i yüksek dışlanma
düzeyinde,
%33,3’ü
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%62,6’sının
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde,
%33,3’ü
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%66,7’sinin
ise
dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın
olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %87,5’dir (%37,5 yüksek dışlanma ve %50 düşük dışlanma
201
toplamı). “Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %30,8’dir (%15,4 yüksek
dışlanma ve %15,4 düşük dışlanma toplamı).
Aylık gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %37,3’dür (%4,1 yüksek dışlanma ve %33,3 düşük dışlanma
toplamı). Yıllık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %33,3’dür (%0 yüksek
dışlanma ve %33,3 düşük dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde
edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana
doğru “gündelik, aylık, yıllık ve haftalık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır.
Elde edilen gelirin türüne göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde
edenlerde yığılma, %87,5 (%37,5 yüksek dışlanma ve %50 düşük dışlanma
toplamı) ile dışlanma düzeyinde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %69,2
ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %62,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %66,7 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “gündelik”
gelir elde edenler hariç, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanında,
“dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre
yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %37,5 ile gündelik gelir elde
edenler; düşük dışlanma düzeyinde %50 ile gündelik gelir elde edenler,
yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da %87,5 ile yine
gündelik gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %69,2 ile
haftalık gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir
gelir türünün “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları
ise, toplam yüksek dışlanma oranı %10,3, toplam düşük dışlanma oranı
%34,9 ve dışlanmanın olmadığı toplam oran %54,9’dur. Toplam dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve
toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade
edecektir. Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi %45,2’dir (%10,3 yüksek
dışlanma düzeyi ve %34,9 düşük dışlanma düzeyi toplamı). Sonuç olarak,
elde edilen her bir gelir türünün, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanından dışlanmışlık üzerinde etkisi olmakla beraber, bu dağılımda da,
“kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanının, ülkemize özgü sosyo-kültürel
yapısının yansıması da kendini göstermektedir. Elde edilen her bir gelir
202
türüne göre, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en
çok olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken, en az dışlanmanın olduğu gelir
türü ise “haftalık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde edilen tüm gelir türleri
açısından toplamda ise, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
dışlanmışlık, %45,2’dir. Bu, yüksek bir dışlanma oranıdır. Çünkü, hemen
hemen yarıya yakın bir dışlanmışlık vardır.
Son olarak, elde edilen gelir
türlerinin, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından, toplamda %54,9 ile
dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
3.2.24. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sosyal Yaşam Alanı”na
Göre Dağılımı
Tablo 68: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
SOSYAL YAŞAM ALANI
türü nedir?
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
10
22
32
31,3%
68,8%
100%
1
12
13
7,7%
92,3%
100%
9
138
147
6,1%
93,9%
100%
0
3
3
0%
100%
100%
20
175
195
89,7%
100%
10,3%
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü
nedir?”
sorusu
ile
“sosyal
yaşam”
alanı
arasındaki
ilişki
değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %31,3’ü düşük dışlanma
düzeyinde ve %68,8’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde
edenlerin %7,7’si düşük dışlanma düzeyinde ve %92,3’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %6,1’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%93,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı düşük
dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. Bu bulgudan yola
çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre, dışlanma oranları, yüksek orandan
düşük orana doğru “gündelik, haftalık, aylık ve yıllık” gelir elde edenler
203
şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne göre yüzdelik yığılmalar ise;
gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %68,8 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %92,3 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %93,9 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile dışlanmanın olmadığı
gelir düzeyindedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “sosyal yaşam” alanında,
“dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre
yığılmalar ise; düşük dışlanma düzeyinde %31,3 ile “gündelik” gelir elde
edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile “yıllık” gelir elde
edenlerin olduğu gözlenmektedir. Elde edilen gelir türleri bakımından, “sosyal
yaşam” alanında “yüksek dışlanma” düzeyi olmadığından ”toplam yüksek
dışlanma” düzeyi de yoktur. Buna göre, toplamda her bir gelir türünün “sosyal
yaşam” alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam düşük dışlanma oranı %10,3 ve
dışlanmanın olmadığı toplam oran ise %89,7’dir. Sonuç olarak, elde edilen
her bir gelir türünün, “sosyal yaşam” alanından dışlanmışlık üzerinde etkisi
olmakla beraber, bu dağılımda da, “sosyal yaşam” alanının, ülkemize özgü
sosyo-kültürel yapısının yansıması da kendini göstermektedir. Elde edilen her
bir gelir türüne göre, “sosyal yaşam” alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu
gelir türü, “gündelik” gelir türüyken, en az dışlanmanın olduğu gelir türü ise
“yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde edilen tüm gelir türleri açısından
toplamda ise, “sosyal yaşam” alanındaki dışlanmışlık, %10,3’dür. Son olarak,
elde edilen gelir türlerinin, “sosyal yaşam” yaşam alanından, toplamda %89,7
ile dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
204
3.2.25. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 69: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alana Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
SAĞLIKLI VE YETERLİ BESLENME
TÜKETİM ALANI
Yüksek
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
2
6
24
32
6,3%
18,8%
75%
100%
0
2
11
13
0%
15,4%
84,6%
1000%
1
17
129
147
0,7%
11,6%
87,8%
100%
0
0
3
3
0%
0%
100%
100%
3
25
167
195
12,8%
85,6%
100%
1,5%
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %6,3’ü
yüksek dışlanma düzeyinde, %18,8’i düşük dışlanma düzeyinde ve %75’inin
ise dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde,
%15,4’ü
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%84,6’sının
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %0,7’si yüksek dışlanma
düzeyinde,
%11,6’sı
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%87,8’inin
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%25,1’dir (%6,3 yüksek dışlanma ve %18,8 düşük dışlanma toplamı).
“Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %15,4’tür (%0 yüksek dışlanma ve
%15,4 düşük dışlanma toplamı).
Aylık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%12,3’tür (%0,7 yüksek dışlanma ve %11,6 düşük dışlanma toplamı). Yıllık
205
gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “gündelik, haftalık,
aylık ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne
göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %75 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %84,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %87,8 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “sağlıklı
ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanında, “dışlanmanın olmadığı” düzey
ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma
düzeyinde %6,3 ile gündelik gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde
%18,8 ile gündelik gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın
toplamında da %25,1 ile yine gündelik gelir elde edenler ve dışlanmanın
olmadığı
düzeyde
ise
%100
ile
yıllık
gelir
elde
edenlerin
olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir türünün “sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek
dışlanma oranı %1,5, toplam düşük dışlanma oranı %12,8 ve dışlanmanın
olmadığı toplam oran %85,6’dır. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma
düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda,
toplam dışlanma düzeyi %14,3’dür (%1,5 yüksek dışlanma düzeyi ve %12,8
düşük dışlanma düzeyi toplamı). Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir
türünün,
“sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim”
yaşam
alanındaki
dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Elde edilen her bir gelir türüne göre,
“sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en çok
olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken, en az dışlanmanın olduğu gelir
türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde edilen tüm gelir türleri
açısından toplamda ise, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam
alanındaki dışlanmışlık, %14,3’tür. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu
söylenemez. Son olarak, elde edilen gelir türlerinin, “sağlıklı ve yeterli
206
beslenme tüketim” yaşam alanından, toplamda %85,6 ile dışlanmamış olduğu
gözlenmektedir.
3.2.26. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün “Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 70: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?
BESLENME DIŞI ZORUNLU TÜKETİM ALANI
Yüksek
Düşük
Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
3
9
20
32
9,4%
28,1%
62,5%
100%
0
3
10
13
0%
23,1%
76,9%
100%
1
18
128
147
0,7%
12,2%
87,1%
100%
0
0
3
3
0%
0%
100%
100%
4
30
161
195
15,4%
82,6%
100%
2,1%
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanı arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin %9,4’ü yüksek
dışlanma düzeyinde, %28,1’i düşük dışlanma düzeyinde ve %62,5’inin ise
dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde,
%23,1’i
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%76,9’unun
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin %0,7’si yüksek dışlanma
düzeyinde,
%12,2’si
düşük
dışlanma
düzeyinde
ve
%87,1’inin
ise
dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma
düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%37,5’tir (%9,4 yüksek dışlanma ve %28,1 düşük dışlanma toplamı).
207
“Haftalık” gelir elde edenler dışlanmışlığı %23,1’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%23,1 düşük dışlanma toplamı).
Aylık gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%12,9’dur (%0,7 yüksek dışlanma ve %12,2 düşük dışlanma toplamı). Yıllık
gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde edilen gelir türüne göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “gündelik, haftalık,
aylık ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Elde edilen gelirin türüne
göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir elde edenlerde yığılma, %62,5 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; haftalık gelir elde edenlerde yığılma %76,9 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %87,1 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir türü için, “beslenme
dışı zorunlu tüketim” yaşam alanında, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır
basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma
düzeyinde %9,4 ile gündelik gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde
%28,1 ile gündelik gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın
toplamında da %37,5 ile yine gündelik gelir elde edenler ve dışlanmanın
olmadığı
düzeyde
ise
%100
ile
yıllık
gelir
elde
edenlerin
olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir türünün “beslenme dışı zorunlu
tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı
%2,1, toplam düşük dışlanma oranı %15,4 ve dışlanmanın olmadığı toplam
oran %82,6’dır. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda, toplam dışlanma
düzeyi %17,5’tir (%2,1 yüksek dışlanma düzeyi ve %15,4 düşük dışlanma
düzeyi toplamı). Sonuç olarak, elde edilen her bir gelir türünün, “beslenme
dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır.
Elde edilen her bir gelir türüne göre, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam
alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir türü, “gündelik” gelir türüyken,
en az dışlanmanın olduğu gelir türü ise “yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir.
Elde edilen tüm gelir türleri açısından toplamda ise, “beslenme dışı zorunlu
208
tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlık, %17,5’tir. Bu dışlanma oranının,
düşük olduğu söylenemez. Son olarak, elde edilen gelir türlerinin, “beslenme
dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından, toplamda %82,6 ile dışlanmamış
olduğu gözlenmektedir.
3.2.27. Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı
Tablo 71: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Elde Ettiği Gelir Türünün
Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı
Bu işten elde ettiğiniz gelirin
SEKİZ YAŞAM ALANININ TAMAMINDAN
türü nedir?
Yüksek
Düşük
Sosyal
Düzeyde
Düzeyde
Dışlanma
Gündelik
Haftalık
Aylık
Yıllık
Toplam
Sosyal
Sosyal
Dışlanma Dışlanma
1
13
3,1%
40,6%
0
5
0%
38,5%
0
20
0%
13,6%
0
0
0%
0%
1
38
0,5%
19,5%
TOPLAM
Yok
18
56,3%
8
61,5%
127
86,4%
3
100%
156
80%
32
100%
13
100%
147
100%
3
100%
195
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “bu işten elde ettiğiniz gelirin
türü nedir?” sorusu ile sosyal dışlanmayı oluşturan “sekiz yaşam alanının
tamamı” arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “gündelik” gelir elde edenlerin
%3,1’i yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %40,6’sı düşük sosyal dışlanma
düzeyinde ve %56,3’ünün ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “Haftalık” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %38,5’i düşük sosyal dışlanma
düzeyinde ve %61,5’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Aylık” gelir elde edenlerin
%0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %13,6’sı düşük sosyal dışlanma
düzeyinde ve %86,4’ünün ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “Yıllık” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük sosyal
dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. Sosyal
dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal dışlanmanın
209
olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek
sosyal dışlanma düzeyi ve düşük sosyal dışlanma düzeyleri toplamı “sosyal
dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “gündelik” gelir
elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %43,7’dir (%3,1 yüksek sosyal dışlanma
ve %40,6 düşük sosyal dışlanma toplamı). “Haftalık” gelir elde edenler sosyal
dışlanmışlığı %38,5’tir (%0 yüksek sosyal dışlanma ve %38,5 düşük sosyal
dışlanma toplamı). Aylık gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %13,6’dır
(%0 yüksek sosyal dışlanma ve %13,6 düşük sosyal dışlanma toplamı). Yıllık
gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek sosyal dışlanma
ve %0 düşük sosyal dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, elde
edilen gelir türüne göre, sosyal dışlanma oranları, yüksek orandan düşük
orana doğru “gündelik, haftalık, aylık ve yıllık” gelir elde edenler şeklinde
sıralanır. Elde edilen gelirin türüne göre yüzdelik yığılmalar ise; gündelik gelir
elde edenlerde yığılma, %56,3 ile sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde;
haftalık gelir elde edenlerde yığılma %61,5 ile sosyal dışlanmanın olmadığı
düzeyde; aylık gelir elde edenlerde yığılma %86,4 ile sosyal dışlanmanın
olmadığı düzeyde ve yine yıllık gelir elde edenlerde de %100 ile sosyal
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir türü için, sekiz
yaşam alanının tamamında”, “sosyal dışlanmanın olmadığı” düzey ağır
basmaktadır. Sosyal dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek sosyal
dışlanma düzeyinde %3,1 ile gündelik gelir elde edenler; düşük sosyal
dışlanma düzeyinde %40,61 ile gündelik gelir elde edenler, yüksek sosyal
dışlanma ve düşük sosyal dışlanmanın toplamında da %43,7 ile yine gündelik
gelir elde edenler ve sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile yıllık
gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, toplamda her bir gelir
türünün “sekiz yaşam alanının tamamından” sosyal dışlanmışlıkları ise,
toplam yüksek sosyal dışlanma oranı %0,5, toplam düşük sosyal dışlanma
oranı %19,5 ve sosyal dışlanmanın olmadığı toplam oran %80’dır. Toplam
sosyal dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve toplam düşük sosyal dışlanma
düzeyleri toplamı, “toplam sosyal dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu
210
durumda, toplam sosyal dışlanma düzeyi %20’dir (%0,5 yüksek sosyal
dışlanma düzeyi ve %19,5 düşük sosyal dışlanma düzeyi toplamı). Sonuç
olarak, elde edilen her bir gelir türünün, “sekiz yaşam alanının tamamındaki”
sosyal dışlanmışlık üzerinde etkisi vardır. Elde edilen her bir gelir türüne göre,
“sekiz yaşam alanının tamamındaki” sosyal dışlanmışlığın en çok olduğu gelir
türü, “gündelik” gelir türüyken, en az sosyal dışlanmanın olduğu gelir türü ise
“yıllık” gelir türü olduğu gözlenmiştir. Elde edilen tüm gelir türleri açısından
toplamda ise, “sekiz yaşam alanının tamamındaki” sosyal dışlanmışlık,
%20’dir. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu söylenemez. Son olarak, elde
edilen gelir türlerinin, “sekiz yaşam alanının tamamında”, toplamda %80 ile
sosyal dışlanmışlığının bulunmadığı gözlenmektedir.
3.2.28. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sağlık ve Sosyal Güvenlik
Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 72: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sağlık ve Sosyal Güvenlik Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
SAĞLIK Ve SOSYAL GÜVENLİK ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
0
2
5
7
0%
28,6%
71,4%
100%
4
3
3
10
40%
30%
30%
100%
3
13
15
31
9,7%
41,9%
48,4%
100%
1
8
32
41
2,4%
19,5%
78%
100%
1
3
47
51
2%
5,9%
92,2%
100%
0
0
19
19
0%
0%
100%
100%
0
3
16
19
0%
15,8%
84,2%
100%
0
2
15
17
0%
11,8%
88,2%
100%
9
37
152
195
4,6%
17,4%
77,9%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanı arasındaki ilişki
211
değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek
dışlanma düzeyinde, %28,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve %71,4’ünün ise
dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir elde edenlerin %40’ı yüksek
dışlanma düzeyinde, %30’u düşük dışlanma düzeyinde ve %30’unun ise
dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin %9,7’si
yüksek dışlanma düzeyinde, %41,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve
%48,4’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası” gelir elde
edenlerin %2,4’ü yüksek dışlanma düzeyinde, %19,5’i düşük dışlanma
düzeyinde ve %78’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası” gelir
elde edenlerin %2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %5,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %92,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %15,8’i düşük dışlanma
düzeyinde ve %84,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %11,8’i düşük dışlanma
düzeyinde ve %88,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur Dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %28,6’dır (%0
yüksek dışlanma ve %28,6 düşük dışlanma toplamı). “Asgari ücret kadar”
gelir elde edenler dışlanmışlığı %70’dir (%40 yüksek dışlanma ve %30 düşük
dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%51,6’dır (%9,7 yüksek dışlanma ve %41,9 düşük dışlanma toplamı). “751
lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %21,9’dur (%2,4 yüksek
dışlanma ve %19,5 düşük dışlanma toplamı). “1001 lira-1500 lira” gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %7,9’dur (%2 yüksek dışlanma ve %5,9 düşük
dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük dışlanma toplamı). “2001 lira-2500
lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %15,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%15,8 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin
212
dışlanmışlığı %11,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve %11,8 düşük dışlanma
toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine göre, dışlanma oranları,
yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücret kadar, 522 lira-750 lira
arası, asgari ücretin altında, 751 lira-1000 lira arası, 2001 lira-2500 lira, 2501
lira ve üzeri, 1001 lira-1500 lira arası ve son olarak 1501 lira-2000 lira arası”
gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine göre yüzdelik yığılmalar ise;
asgari ücretin altında gelir elde edenlerde yığılma, %71,4 ile dışlanmanın
olmadığı düzeyde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma %70 (%40
yüksek dışlanma ve %30 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde;
522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %51,6 (%9,7 yüksek
dışlanma ve %41,9 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde; 751 lira1000 lira arası gelir elde edenlerde %78 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde;
1001 lira-1500 lira arası gelir elde edenlerde de %92,2 ile dışlanmanın
olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira arası gelir elde edenlerde %100 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira-2500 lira arası gelir elde edenlerde
%84,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde
edenlerde de %88,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir
gelir dilimi için, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanında, “asgari ücret
kadar” gelir elde edenler ve “522 lira-1000 lira arası” gelir elde edenler hariç,
“dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre
yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %40 ile “asgari ücret kadar” gelir
elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde %41,9 ile “522 lira-1000 lira arası”
gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da
%70 ile “asgari ücret kadar gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı
düzeyde ise %100 ile “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir diliminin “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı
%4,6, toplam düşük dışlanma oranı %17,4 ve dışlanmanın olmadığı toplam
oran %77,9’dur. Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı,
“toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir. Bu durumda, toplam dışlanma
213
düzeyi %22’dir (%4,6 yüksek dışlanma düzeyi ve %17,4 düşük dışlanma
düzeyi toplamı). Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her bir gelir
dilimine göre, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en
çok olduğu gelir dilimi, “asgari ücret kadar” olan gelir dilimiyken, en az
dışlanmanın olduğu gelir dilimi ise “1501 lira-2000 lira arası” gelir dilimi olduğu
gözlenmiştir. Tüm gelir dilimleri açısından toplamda ise, “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanındaki dışlanmışlık, %22’dir. Bu dışlanma oranının,
düşük olduğu söylenemez. Son olarak, gelir dilimlerinin, “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanından, toplamda %77,9 ile dışlanmamış olduğu
gözlenmektedir.
2009 yılı aralık ayı itibariyle, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 795
TL’yken, tek kişinin açlık sınırı ise 200 TL civarında hesaplanmıştır.
Araştırmaya katılan işsiz ve çalışanları, hane halkı üzerinden değil, bireysel
bazda
araştırmaya
dahil
edip,
sosyal
dışlanmışlığı
bu
şekilde
ele
aldığımızdan, burada çalışanlar için dikkate alacağımız açlık sınırı, tek kişilik
açlık sınırı olan 200 TL’dir. Tek kişilik açlık sınırını, burada yer alan 8 gelir
dilimi açısından değerlendirmek yararlı olacaktır. Buna göre, “Asgari ücretin
altında” gelir alanlara bakmamız gerekmektedir. Üstelik, asgari ücret altında
gelir elde edenler, kayıt dışı olarak çalışan kesimi ifade etmektedir. Yani,
sigortası yatmadığından, sosyal güvencesi yoktur. Asgari ücretin altında gelir
alanların, yani açlık sınırı altında gelir alanların, “sağlık ve sosyal güvenlik”
yaşam alanındaki dışlanmışlıkları, açlık sınırı üzerinde gelir alanlara göre,
“asgari ücret kadar” gelir alanlar ve asgari ücretten hemen sonra gelen gelir
dilimi olan “522 lira-750 lira arası” gelir dilimi hariç,
daha yüksek
düzeylerdedir. “Asgari ücret altında” gelir alanların, “sağlık ve sosyal güvenlik”
yaşam alanından sadece %28,6’lik bir oranda dışlanmış olması ve yine
“asgari ücret kadar” gelir alanlara ve “522 lira-750 lira arası” gelir alanlara
göre daha az dışlanmışlığı ise, bu kesim, akrabalık ilişkileri/aile bağları gibi
ülkemize ait sosyal ve kültürel yapımızdan kaynaklanan yardımlaşma gereği,
214
ailenin sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlandığı için, “sağlık ve sosyal
güvenlik” alanındaki dışlanmışlığının bu düzeyde kaldığı söylenebilir.
2009 yılı aralık ayı itibariyle tek kişinin yoksulluk sınırı, 1.445,91 TL
(bin 445 TL 91 kuruş) olarak hesaplanmıştır. Bu durumda, 2010 yılında
geçerli olan 521 TL’lik net asgari ücret, yoksulluk ücreti bile değildir. Tek
kişilik
yoksulluk
sınırını,
burada
yer
alan
8
gelir
dilimi
açısından
değerlendirmek yararlı olacaktır. Buna göre, yoksulluk sınırı üzerinde olan
gelir dilimlerinde “sağlık ve sosyal güvenlik alanı”ndaki dışlanma oldukça
düşük düzeydedir. Buna karşın, yoksulluk sınırı altında yer alan gelir
dilimlerinde ise, “sağlık ve sosyal güvenlik alanı”ndaki dışlanma, çok daha
yüksektir.
215
3.2.29.
Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Eğitim İmkanlarından
Yararlanma/Eğitime Katılma Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 73: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
EĞİTİM İMKANLARINDAN YARARLANMA /
EĞİT İME KAT ILMA ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
2
3
2
7
28,6%
42,9%
28,6%
100%
4
3
3
10
40%
30%
30%
31%
2
10
19
31
6,5%
32,3%
61,3%
100%
4
11
26
41
9,8%
26,8%
63,4%
100%
1
11
39
51
2%
21,6%
76,5%
100%
0
1
18
19
0%
5,3%
94,7%
100%
0
2
17
19
0%
10,5%
89,5%
100%
0
2
15
17
0%
11,8%
88,2%
100%
13
43
139
195
6,7%
22,1%
71,3%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma”
yaşam alanı arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir
elde edenlerin %28,6’sı yüksek dışlanma düzeyinde, %42,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %28,6’ının ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir
elde edenlerin %40’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %30’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %30’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir
elde edenlerin %6,5’si yüksek dışlanma düzeyinde, %32,3’ü düşük dışlanma
düzeyinde ve %61,3’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası”
gelir elde edenlerin %9,8’i yüksek dışlanma düzeyinde, %26,8’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %63,4’ününn ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500
lira arası” gelir elde edenlerin %2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %21,6’sı
düşük dışlanma düzeyinde ve %76,5’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-
216
2000 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %5,3’ü
düşük dışlanma düzeyinde ve %94,7’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira2500 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %10,5’i
düşük dışlanma düzeyinde ve %89,5’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira
ve üzeri” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %11,8’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %88,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur Dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%71,5’dir (%28,6 yüksek dışlanma ve %42,9 düşük dışlanma toplamı).
“Asgari ücret kadar” gelir elde edenler dışlanmışlığı %70’dir (%40 yüksek
dışlanma ve %30 düşük dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %39’dur (%6,5 yüksek dışlanma ve %32,5 düşük
dışlanma toplamı). “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%36,6’dır (%9,8 yüksek dışlanma ve %26,8 düşük dışlanma toplamı). “1001
lira-1500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %23,6’dır (%2 yüksek
dışlanma ve %21,6 düşük dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira” gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %5,3’tür (%0 yüksek dışlanma ve %5,3 düşük
dışlanma toplamı). “2001 lira-2500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%10,5’tir (%0 yüksek dışlanma ve %10,5 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira
ve üzeri” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %11,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%11,8 düşük dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine
göre, dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücretin
altında, asgari ücret kadar, 522 lira-750 lira arası, 751 lira-1000 lira arası,
1001 lira-1500 lira arası, 2501 TL ve üzeri, 2001 lira-2500 lira ve son olarak
1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine
göre yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde edenlerde
yığılma, %71,5 (%28,6 yüksek dışlanma ve %42,9 düşük dışlanma toplamı)
ile dışlanma düzeyinde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma %70
(%40 yüksek dışlanma ve %30 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyinde; 522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %61,3 ile
217
dışlanmanın olmadığı düzeyde; 751 lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde
%63,4ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1001 lira-1500 lira arası gelir elde
edenlerde de %76,5 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira
arası gelir elde edenlerde %94,7 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira2500 lira arası gelir elde edenlerde %89,5 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde
ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %88,2 ile dışlanmanın
olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanında, “asgari ücretin altında” gelir
elde edenler ve “asgari ücret kadar” gelir elde edenler hariç, “dışlanmanın
olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise;
yüksek dışlanma düzeyinde %40 ile “asgari ücret kadar” gelir elde edenler;
düşük dışlanma düzeyinde %42,9 ile “asgari ücretin altında”
gelir elde
edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da %71,5 ile
“asgari ücretin altında” gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde
ise %94,7 ile “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir diliminin “eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam
yüksek dışlanma oranı %6,7, toplam düşük dışlanma oranı %22,1 ve
dışlanmanın olmadığı toplam oran %71,3’tür. Toplam dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam
düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi %28,8dir (%6,7 yüksek dışlanma
düzeyi ve %22,1 düşük dışlanma düzeyi toplamı). Ayrıca, açlık sınırının ve
yoksulluk
sınırının
altında
gelir
alanların,
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları, açlık sınırının
ve yoksulluk sınırının üzerinde gelir alanlara göre, daha yüksek düzeylerdedir.
Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her bir gelir
dilimine göre, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam
alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir dilimi, “asgari ücretin altında”
olan gelir dilimiyken, en az dışlanmanın olduğu gelir dilimi ise “1501 lira-2000
218
lira arası” gelir dilimi olduğu gözlenmiştir. Tüm gelir dilimleri açısından
toplamda ise, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam
alanındaki dışlanmışlık, %28,8’dir. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu
söylenemez.
Son
olarak,
yararlanma/eğitime
katılma”
gelir
yaşam
dilimlerinin,
alanından,
“eğitim
imkanlarından
toplamda
%71,3
ile
dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
3.2.30. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “İkamet Koşulları Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 74: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
İkamet Koşulları Yaşam Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
İKAMET KOŞULLARI ALANI
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
3
4
7
42,9%
57,1%
100%
3
7
10
30%
70%
100%
9
22
31
29%
71%
100%
6
35
41
14,6%
85,4%
100%
6
45
51
11,8%
88,2%
100%
0
19
19
0%
100%
100%
0
19
19
0%
100%
100%
0
17
17
0%
100%
100%
27
168
195
13,8%
86,2%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “ikamet koşulları” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %42,9’u
düşük dışlanma düzeyinde ve %57,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari
ücret kadar” gelir elde edenlerin %30’u düşük dışlanma düzeyinde ve
%70’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
219
%29’u düşük dışlanma düzeyinde ve %71’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “751
lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin %14,6’sı düşük dışlanma düzeyinde
ve %85,4’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası” gelir elde
edenlerin %11,8’i düşük dışlanma düzeyinde ve %88,2’sinin ise dışlanmışlığı
yoktur. “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise
dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin %0’ı düşük
dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. Bu bulgudan yola
çıkılarak, gelir dilimine göre, dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana
doğru “asgari ücretin altında, asgari ücret kadar, 522 lira-750 lira arası, 751
lira-1000 lira arası, 1001 lira-1500 lira arası, 1501 lira-2000 lira arası, 2001
lira-2500 lira ve son olarak 2501 TL ve üzeri” gelir elde edenler şeklinde
sıralanır. Gelir dilimine göre yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir
elde edenlerde yığılma, %57,1 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; asgari ücret
kadar gelir elde edenlerde yığılma %70 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde;
522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %71 ile dışlanmanın
olmadığı düzeyde; 751 lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde %85,4 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1001 lira-1500 lira arası gelir elde edenlerde
de %88,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira arası gelir
elde edenlerde %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira-2500 lira
arası gelir elde edenlerde %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine
2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %100 ile dışlanmanın olmadığı
düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “ikamet koşulları” yaşam
alanında,
“dışlanmanın
olmadığı”
düzey
ağır
basmaktadır.
Dışlanma
düzeylerine göre yığılmalar ise; düşük dışlanma düzeyinde %42,9 ile “asgari
ücretin altında” gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100
ile “1501 lira-2000 lira arası”, “2001 lira-2500 lira arası”, “2501 lira ve üzeri”
gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, toplamda her bir gelir
diliminin “ikamet koşulları” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam
düşük dışlanma oranı %13,8 ve dışlanmanın olmadığı toplam oran %86,2’dir.
Gelir dilimleri bakımından, “ikamet koşulları” alanında “yüksek dışlanma”
220
düzeyi olmadığından ”toplam yüksek dışlanma” düzeyi de yoktur. Ayrıca, açlık
sınırının ve yoksulluk sınırının altında gelir alanların, “ikamet koşulları” yaşam
alanındaki dışlanmışlıkları, açlık sınırının ve yoksulluk sınırının üzerinde gelir
alanlara göre, daha yüksek düzeylerdedir. Sonuç olarak, her bir gelir diliminin,
“ikamet koşulları” yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her
bir gelir dilimine göre, “ikamet koşulları” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en
çok olduğu gelir dilimi, “asgari ücretin altında” olan gelir dilimiyken, en az
dışlanmanın olduğu gelir dilimleri ise “1501 lira-2000 lira arası”, 2001 lira2500 lira arası”, “2501 lira ve üzeri” gelir dilimleri olduğu gözlenmiştir. Tüm
gelir dilimleri açısından toplamda ise, “ikamet koşulları” yaşam alanındaki
dışlanmışlık, %13,8’dir. Bu dışlanma oranının, düşük olduğu söylenemez.
Son olarak, gelir dilimlerinin, “ikamet koşulları” yaşam alanından, toplamda
%86,2 ile yüksek bir oranda dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
221
3.2.31. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Siyasal Katılma Yaşam
Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 75: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Siyasal Katılma Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
SİYASAL KAT ILMA ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
0
6
1
7
0%
85,7%
14,3%
100%
1
8
1
10
10%
80%
10%
100%
4
22
5
31
12,9%
71%
16,1%
100%
9
31
7
41
7,3%
75,6%
17,1%
100%
0
27
24
51
0%
52,9%
47,1%
100%
1
10
8
19
5,3%
52,6%
42,1%
100%
0
9
10
19
0%
47,4%
52,6%
100%
1
7
9
17
5,9%
41,2%
52,9%
100%
10
120
65
195
5,1%
61,5%
33,3%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “siyasal katılma” yaşam alanı arasındaki ilişki
değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek
dışlanma düzeyinde, %85,7’si düşük dışlanma düzeyinde ve %14,3’ünün ise
dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir elde edenlerin %10’u yüksek
dışlanma düzeyinde, %80’i düşük dışlanma düzeyinde ve %10’unun ise
dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin %12,9’u
yüksek dışlanma düzeyinde, %71’i düşük dışlanma düzeyinde ve %16,1’inin
ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin %7,3’ü
yüksek dışlanma düzeyinde, %75,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve
%17,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %52,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %47,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira arası”
gelir elde edenlerin %5,3’ü yüksek dışlanma düzeyinde, %52,6’sı düşük
dışlanma düzeyinde ve %42,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira
222
arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %47,4’ü düşük
dışlanma düzeyinde ve %52,6’sının ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve
üzeri” gelir elde edenlerin %5,9’u yüksek dışlanma düzeyinde, %41,2’si düşük
dışlanma düzeyinde ve %52,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%85,7’dir (%0 yüksek dışlanma ve %85,7 düşük dışlanma toplamı). “Asgari
ücret kadar” gelir elde edenler dışlanmışlığı %90’dır (%10 yüksek dışlanma
ve %80 düşük dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %83,9’dur (%12,9 yüksek dışlanma ve %71 düşük dışlanma
toplamı). “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %82,9’dur
(%7,3 yüksek dışlanma ve 75,6 düşük dışlanma toplamı). “1001 lira-1500 lira”
gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %52,9’dur (%0 yüksek dışlanma ve %52,9
düşük dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %57,9’dur (%5,3 yüksek dışlanma ve %52,6 düşük dışlanma
toplamı). “2001 lira-2500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %47,4’tür (%0
yüksek dışlanma ve %47,4 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin dışlanmışlığı %47,1’dir (%5,9 yüksek dışlanma ve %41,2
düşük dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine göre,
dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücret kadar,
asgari ücretin altında, 522 lira-750 lira arası, 751 lira-1000 lira arası, 1501 lira2000 lira arası, 1001 lira-1500 lira arası, 2001 lira-2500 lira ve son olarak
2501 TL ve üzeri” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine göre
yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde edenlerde yığılma,
%85,7 ile dışlanma düzeyinde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma
%90 (%10 yüksek dışlanma ve %80 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyinde; 522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %83,9 (%12,9
yüksek dışlanma ve %71 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde;
751 lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde %82,9 (%7,3 yüksek dışlanma ve
%75,6 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde; 1001 lira-1500 lira
223
arası gelir elde edenlerde de %52,9 (%0 yüksek dışlanma ve %52,9 düşük
dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde; 1501 lira-2000 lira arası gelir elde
edenlerde %57,9 (%5,3 yüksek dışlanma ve %52,6 düşük dışlanma toplamı)
ile dışlanma düzeyinde; 2001 lira-2500 lira arası gelir elde edenlerde %52,6
ile dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde
edenlerde de %52,9 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir
gelir dilimi için, “siyasal katılma” yaşam alanında, “2001 lira-2500 lira arası”
gelir elde edenler ve “2501 lira ve üzeri” gelir elde edenler hariç, “dışlanma
düzeyi” ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek
dışlanma düzeyinde %10 ile “asgari ücret kadar” gelir elde edenler; düşük
dışlanma düzeyinde %85,7 ile “asgari ücretin altında”
gelir elde edenler,
yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da %90 ile “asgari ücretin
altında” gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %52,9 ile
“2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca
toplamda her bir gelir diliminin “siyasal katılma” yaşam alanındaki
dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı %5,1, toplam düşük
dışlanma oranı %61,5 ve dışlanmanın olmadığı toplam oran %33,3’tür.
Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek
dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam
dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi
%66,6dır (%5,1 yüksek dışlanma düzeyi ve %61,5 düşük dışlanma düzeyi
toplamı). Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “siyasal katılma” yaşam
alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi olmakla beraber, bu dağılımda da,
“siyasal katılma” yaşam alanının, ülkemize özgü siyasi geçmişi, geleneği ve
yapısının yansıması da kendini göstermektedir. Her bir gelir dilimine göre,
“siyasal katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir dilimi,
“asgari ücret kadar” olan gelir dilimiyken, en az dışlanmanın olduğu gelir dilimi
ise “2501 lira ve üzeri” gelir dilimi olduğu gözlenmiştir. Tüm gelir dilimleri
açısından toplamda ise, “siyasal katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlık,
%66,6’dır. Bu, yüksek bir dışlanma oranıdır. Son olarak, gelir dilimlerinin,
224
“siyasal katılma” yaşam alanından, toplamda %66,6 ile yüksek bir oranda
dışlanmış olduğu gözlenmektedir.
3.2.32.
Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 76: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Kültürel, Sportif ve Sanatsal Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
KÜLTÜREL, SPORT İF ve SANATSAL ALAN
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
2
4
1
7
28,6%
57,1%
14,3%
100%
3
2
5
10
30%
20%
50%
100%
7
7
17
31
22,6%
22,6%
54,8%
100%
7
16
18
41
17,1%
39%
43,9%
100%
1
20
30
51
2%
39,2%
58,8%
100%
0
7
12
19
0%
36,8%
63,2%
100%
0
4
15
19
0%
21,1%
78,9%
100%
0
8
9
17
0%
47,1%
52,9%
100%
20
68
107
195
10,3%
34,9%
54,9%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanı arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %28,6’sı
yüksek dışlanma düzeyinde, %57,1’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%14,3’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir elde edenlerin
%30’u yüksek dışlanma düzeyinde, %20’si düşük dışlanma düzeyinde ve
%50’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
%22,6’sı yüksek dışlanma düzeyinde, %22,6’sı düşük dışlanma düzeyinde ve
%54,8’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası” gelir elde
edenlerin %17,1’i yüksek dışlanma düzeyinde, %39’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %43,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası”
225
gelir elde edenlerin %2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %39,2’si düşük
dışlanma düzeyinde ve %58,8’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira
arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %36,8’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %63,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500
lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %21,1’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %78,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve
üzeri” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %47,1’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %52,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%85,7’dir (%28,6 yüksek dışlanma ve %57,1 düşük dışlanma toplamı).
“Asgari ücret kadar” gelir elde edenler dışlanmışlığı %50’dır (%30 yüksek
dışlanma ve %20 düşük dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %42,2’dir (%22,6 yüksek dışlanma ve %22,6 düşük
dışlanma toplamı). “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%56,1’dir (%17,1 yüksek dışlanma ve %39 düşük dışlanma toplamı). “1001
lira-1500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %41,2’dir (%2 yüksek
dışlanma ve %39,2 düşük dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira” gelir elde
edenlerin dışlanmışlığı %36,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve %36,8 düşük
dışlanma toplamı). “2001 lira-2500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı
%21,1’dir (%0 yüksek dışlanma ve %21,1 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira
ve üzeri” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %47,1’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%47,1 düşük dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine
göre, dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücretin
altında, 751 lira-1000 lira arası, asgari ücret kadar, 2501 TL ve üzeri, 522 lira750 lira arası, 1001 lira-1500 lira arası, 1501 lira-2000 lira arası ve son olarak
2001 lira-2500 lira arası” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine
göre yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde edenlerde
yığılma, %85,7 (%28,6 yüksek dışlanma ve %57,1 düşük dışlanma toplamı).
ile dışlanma düzeyinde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma %50
226
(%30 yüksek dışlanma ve %20 düşük dışlanma toplamı) ile hem dışlanma
düzeyinde hem de dışlanmanın olmadığı düzeyde; 522 lira-750 lira arası gelir
elde edenlerde yığılma %54 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 751 lira-1000
lira arası gelir elde edenlerde %56,1 (%17,1 yüksek dışlanma ve %39 düşük
dışlanma toplamı) ile dışlanma düzeyinde; 1001 lira-1500 lira arası gelir elde
edenlerde de %58,8 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira
arası gelir elde edenlerde %63,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira2500 lira arası gelir elde edenlerde %78,9 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde
ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %52,9 ile dışlanmanın
olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “kültürel, sportif ve
sanatsal” yaşam alanında, “asgari ücretin altında” gelir elde edenler ve “751
lira-100 lira arası” gelir elde edenler hariç, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır
basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma
düzeyinde %30 ile “asgari ücret kadar” gelir elde edenler; düşük dışlanma
düzeyinde %57,1 ile “asgari ücretin altında”
gelir elde edenler, yüksek
dışlanma ve düşük dışlanmanın toplamında da %85,7 ile “asgari ücretin
altında” gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %78,9 ile
“2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca
toplamda her bir gelir diliminin “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı %10,3, toplam düşük
dışlanma oranı %34,9 ve dışlanmanın olmadığı toplam oran %54,9’dur.
Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek
dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam
dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi
%45,2’dir (%10,3 yüksek dışlanma düzeyi ve %34,9 düşük dışlanma düzeyi
toplamı). Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “kültürel, sportif ve sanatsal”
yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi olmakla beraber, bu
dağılımda da, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanına, ülkemizin kültürel
geleneği ve yapısının yansıması da kendini göstermektedir. Şöyle ki, en
yüksek
gelir
dilimlerinde
bile
bu
alanda
katılımın
düşük
olduğu
gözlenmektedir. Her bir gelir dilimine göre, “kültürel, sportif ve sanatsal”
227
yaşam alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir dilimi, “asgari ücretin
altında” olan gelir dilimiyken, en az dışlanmanın olduğu gelir dilimi ise
“2001 lira-2500 lira arası” gelir dilimi olduğu gözlenmiştir. Tüm gelir dilimleri
açısından toplamda ise, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
dışlanmışlık, %45,2’dir. Bu, yüksek bir dışlanma oranıdır. Son olarak, gelir
dilimlerinin, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından, toplamda %54,9
ile düşük bir oranda dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
3.2.33. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sosyal Yaşam Alanı”na
Göre Dağılımı
Tablo 77: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sosyal Yaşam Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
SOSYAL YAŞAM ALANI
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma
Yok
3
4
7
42,9%
57,1%
100%
3
7
10
30%
70%
100%
6
25
31
19,4%
80,6%
100%
4
37
41
9,8%
90,2%
100%
0
51
51
0%
100%
100%
0
19
19
0%
100%
100%
2
17
19
10,5%
89,5%
100%
2
15
17
11,8%
88,2%
100%
20
175
195
10,3%
89,7%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?”
sorusu
ile
“sosyal
yaşam”
alanı
arasındaki
ilişki
değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %42,9’u
düşük dışlanma düzeyinde ve %57,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari
ücret kadar” gelir elde edenlerin %30’u düşük dışlanma düzeyinde ve
228
%70’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
%19,4’ü düşük dışlanma düzeyinde ve %80,6’sının ise dışlanmışlığı yoktur.
“751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin %9,8’i düşük dışlanma düzeyinde
ve %90,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası” gelir elde
edenlerin %0’ı düşük dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı
yoktur. “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası”
gelir elde edenlerin %10,5’i düşük dışlanma düzeyinde ve %89,5’inin ise
dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin %11,8’i düşük
dışlanma düzeyinde ve %88,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. Bu bulgudan yola
çıkılarak, gelir dilimine göre, dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana
doğru “asgari ücretin altında, asgari ücret kadar, 522 lira-750 lira arası, 2501
TL ve üzeri, 2001 lira-2500 lira, 751 lira-1000 lira arası ve son olarak 1001
lira-1500 lira arası ile 1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenler şeklinde
sıralanır. Gelir dilimine göre yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir
elde edenlerde yığılma, %57,1 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; asgari ücret
kadar gelir elde edenlerde yığılma %70 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde;
522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %80,6 ile dışlanmanın
olmadığı düzeyde; 751 lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde %90,2 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1001 lira-1500 lira arası gelir elde edenlerde
de %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira arası gelir
elde edenlerde %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira-2500 lira
arası gelir elde edenlerde %89,5 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine
2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %88,2 ile dışlanmanın olmadığı
düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “sosyal yaşam” alanında,
“dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma düzeylerine göre
yığılmalar ise; düşük dışlanma düzeyinde %42,9 ile “asgari ücretin altında”
gelir elde edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile “1001 lira1500 lira arası ve 1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin olduğu
gözlenmektedir. Ayrıca, toplamda her bir gelir diliminin “sosyal yaşam”
alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam düşük dışlanma oranı %10,3 ve
dışlanmanın olmadığı toplam oran %89,7’dir. Gelir dilimleri bakımından,
229
“sosyal yaşam” alanında “yüksek dışlanma” düzeyi olmadığından ”toplam
yüksek dışlanma” düzeyi de yoktur. Ayrıca, açlık sınırının ve yoksulluk
sınırının altında gelir alanların, “sosyal yaşam” alanındaki dışlanmışlıkları,
açlık sınırının ve yoksulluk sınırının üzerinde gelir alanlara göre, daha yüksek
düzeylerdedir. Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “sosyal yaşam” alanındaki
dışlanmışlığın üzerinde etkisi bulunmakla beraber, bu dağılımda da, “sosyal
yaşam” alanına, ülkemizin kültürel geleneği ve yapısının yansıması da kendini
göstermektedir. Her bir gelir dilimine göre, “sosyal yaşam” alanındaki
dışlanmışlığın en çok olduğu gelir dilimi, “asgari ücretin altında” olan gelir
dilimiyken, en az dışlanmanın olduğu gelir dilimleri ise “1001 lira-1500 lira
arası ve 1501 lira-2000 lira arası”, gelir dilimleri olduğu gözlenmiştir. Tüm gelir
dilimleri açısından toplamda ise, “sosyal yaşam” alanındaki dışlanmışlık,
%10,3’tür. Son olarak, gelir dilimlerinin, “sosyal yaşam” yaşam alanından,
toplamda %89,7 ile yüksek bir oranda dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
230
3.2.34.
Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 78: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
SAĞLIKLI VE YETERLİ BESLENME
TÜKET İM ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma TOPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
1
3
3
7
14,3%
42,9%
42,9%
100%
1
3
6
10
10%
30%
60%
100%
1
7
23
31
3,2%
22,6%
74,2%
100%
0
7
34
41
0%
17,1%
82,9%
100%
0
3
48
51
0%
5,9%
94,1%
100%
0
1
18
19
0%
5,3%
94,7%
100%
0
0
19
19
0%
0%
100%
100%
0
1
16
17
0%
5,9%
94,1%
100%
3
25
167
165
1,5%
12,8%
85,6%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanı
arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde
edenlerin %14,3’ü yüksek dışlanma düzeyinde, %42,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %42,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir
elde edenlerin %10’u yüksek dışlanma düzeyinde, %30’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %60’ının ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir
elde edenlerin %3,2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %22,6’sı düşük dışlanma
düzeyinde ve %74,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %17,1’i düşük dışlanma
düzeyinde ve %82,9’unun ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %5,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %94,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %5,3’ü düşük dışlanma
231
düzeyinde ve %94,7’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası”
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %5,9’u düşük dışlanma
düzeyinde ve %94,1’inin ise dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %57,2’dir
(%14,3 yüksek dışlanma ve %42,9 düşük dışlanma toplamı). “Asgari ücret
kadar” gelir elde edenler dışlanmışlığı %40’dır (%10 yüksek dışlanma ve %30
düşük dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %25,8’dir (%3,2 yüksek dışlanma ve %22,6 düşük dışlanma
toplamı). “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %17,1’dir
(%0 yüksek dışlanma ve %17,1 düşük dışlanma toplamı). “1001 lira-1500 lira”
gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %5,9’dur (%0 yüksek dışlanma ve %5,9
düşük dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %5,3’tür (%0 yüksek dışlanma ve %5,3 düşük dışlanma
toplamı). “2001 lira-2500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0
yüksek dışlanma ve %0 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin dışlanmışlığı %5,9’dur (%0 yüksek dışlanma ve %5,9 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine göre, dışlanma
oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücretin altında, asgari
ücret kadar, 522 lira-750 lira arası, 751 lira-1000 lira arası, 1001 lira-1500 lira
arası, 2501 TL ve üzeri, 1501 lira-2000 lira arası ve son olarak 2001 lira-2500
lira arası” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine göre yüzdelik
yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde edenlerde yığılma, %57,2
(%14,3 yüksek dışlanma ve %42,9 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyinde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma %60 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde; 522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde
yığılma %74,2 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 751 lira-1000 lira arası gelir
elde edenlerde %82,9 ile dışlanma düzeyinde; 1001 lira-1500 lira arası gelir
232
elde edenlerde de %94,1 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000
lira arası gelir elde edenlerde %94,7 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001
lira-2500 lira arası gelir elde edenlerde %100 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %94,1 ile
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “sağlıklı
ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanında, “asgari ücretin altında” gelir
elde edenler hariç, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Dışlanma
düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %14,3 ile “asgari
ücret kadar” gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde %42,9 ile “asgari
ücretin altında” gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük dışlanmanın
toplamında da %57,2 ile “asgari ücretin altında” gelir elde edenler ve
dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile “2001 lira-2500 lira arası” gelir
elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca toplamda her bir gelir diliminin
“sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlıkları ise,
toplam yüksek dışlanma oranı %1,5, toplam düşük dışlanma oranı %12,8 ve
dışlanmanın olmadığı toplam oran %85,6’dır. Toplam dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek dışlanma düzeyi ve toplam
düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi %14,3’tür (%1,5 yüksek dışlanma
düzeyi ve %12,8 düşük dışlanma düzeyi toplamı). Sonuç olarak, her bir gelir
diliminin,
“sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim”
yaşam
alanındaki
dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her bir gelir dilimine göre, “sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en çok olduğu gelir
dilimi, “asgari ücretin altında” olan gelir dilimiyken, en az dışlanmanın olduğu
gelir dilimi ise “2001 lira-2500 lira arası” gelir dilimi olduğu gözlenmiştir. Tüm
gelir dilimleri açısından toplamda ise, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
yaşam alanındaki dışlanmışlık, %14,3’tür. Bu, düşük bir oran değildir. Son
olarak, gelir dilimlerinin, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam
alanından, toplamda %85,6 ile yüksek sayılabilecek bir oranda dışlanmamış
olduğu gözlenmektedir.
233
3.2.35. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin “Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Yaşam Alanı”na Göre Dağılımı
Tablo 79: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Alanına Göre Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
Toplam
BESLENME DIŞI ZORUNLU TÜKETİM ALANI
Yüksek
Düşük Dışlanma
T OPLAM
Dışlanma Dışlanma
Yok
1
4
2
7
14,3%
57,1%
28,6%
100%
2
3
5
10
20%
30%
50%
100%
1
8
22
31
3,2%
25,8%
71%
100%
0
9
32
41
0%
22%
78%
100%
0
5
46
51
0%
9,8%
90,2%
100%
0
1
18
19
0%
5,3%
94,7%
100%
0
0
19
19
0%
0%
100%
100%
0
0
17
17
0%
0%
100%
100%
4
30
161
195
2,1%
15,4%
82,6%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanı arasındaki
ilişki değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin %14,3’ü
yüksek dışlanma düzeyinde, %57,1’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%28,6’sının ise dışlanmışlığı yoktur. “Asgari ücret kadar” gelir elde edenlerin
%20’si yüksek dışlanma düzeyinde, %30’u düşük dışlanma düzeyinde ve
%50’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
%3,2’si yüksek dışlanma düzeyinde, %25,8’i düşük dışlanma düzeyinde ve
%71’inin ise dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin
%0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %22’si düşük dışlanma düzeyinde ve
%78’inini ise dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira-1500 lira arası” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %9,8’i düşük dışlanma düzeyinde
ve %90,2’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %5,3’ü düşük dışlanma
düzeyinde ve %94,7’sinin ise dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası”
234
gelir elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin %0’ı yüksek dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük dışlanma
düzeyinde ve %100’ünün ise dışlanmışlığı yoktur. Dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, “asgari ücretin altında” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %71,4’dür
(%14,3 yüksek dışlanma ve %57,1 düşük dışlanma toplamı). “Asgari ücret
kadar” gelir elde edenler dışlanmışlığı %50’dır (%20 yüksek dışlanma ve %30
düşük dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %29’dur (%3,2 yüksek dışlanma ve %25,8 düşük dışlanma
toplamı). “751 lira-1000 lira arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %22’dir
(%0 yüksek dışlanma ve %22,1 düşük dışlanma toplamı). “1001 lira-1500 lira
arası” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %9,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%9,8 düşük dışlanma toplamı). “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin
dışlanmışlığı %5,3’tür (%0 yüksek dışlanma ve %5,3 düşük dışlanma
toplamı). “2001 lira-2500 lira” gelir elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0
yüksek dışlanma ve %0 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira ve üzeri” gelir
elde edenlerin dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek dışlanma ve %0 düşük
dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine göre, dışlanma
oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari ücretin altında, asgari
ücret kadar, 522 lira-750 lira arası, 751 lira-1000 lira arası, 1001 lira-1500 lira
arası, 1501 lira-2000 lira arası ve son olarak 2001 lira-2500 lira arası ile 2501
TL ve üzeri” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir dilimine göre yüzdelik
yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde edenlerde yığılma, %71,4
(%14,3 yüksek dışlanma ve %57,1 düşük dışlanma toplamı) ile dışlanma
düzeyinde; asgari ücret kadar gelir elde edenlerde yığılma %50 ile hem
dışlanmanın olduğu hem de dışlanmanın olmadığı düzeyde; 522 lira-750 lira
arası gelir elde edenlerde yığılma %71 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde; 751
lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde %78 ile dışlanma düzeyinde; 1001
lira-1500 lira arası gelir elde edenlerde de %90,2 ile dışlanmanın olmadığı
235
düzeyde; 1501 lira-2000 lira arası gelir elde edenlerde %94,7 ile dışlanmanın
olmadığı düzeyde; 2001 lira-2500 lira arası gelir elde edenlerde %100 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde
de %100 ile dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi
için, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanında, “asgari ücretin altında”
gelir elde edenler hariç, “dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır.
Dışlanma düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek dışlanma düzeyinde %20 ile
“asgari ücret kadar” gelir elde edenler; düşük dışlanma düzeyinde %57,1 ile
“asgari ücretin altında” gelir elde edenler, yüksek dışlanma ve düşük
dışlanmanın toplamında da %71,4 ile “asgari ücretin altında” gelir elde
edenler ve dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile “2001 lira-2500 lira
arası” ile “2501 lira ve üzeri” gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir.
Ayrıca toplamda her bir gelir diliminin “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam
alanındaki dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek dışlanma oranı %2,1, toplam
düşük dışlanma oranı %15,4 ve dışlanmanın olmadığı toplam oran %82,6’dır.
Toplam dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, toplam yüksek
dışlanma düzeyi ve toplam düşük dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam
dışlanma” düzeyini ifade edecektir.
Bu durumda, toplam dışlanma düzeyi
%17,5’tir (%2,1 yüksek dışlanma düzeyi ve %15,4 düşük dışlanma düzeyi
toplamı). Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “beslenme dışı zorunlu tüketim”
yaşam alanındaki dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her bir gelir dilimine
göre, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlığın en çok
olduğu gelir dilimi, “asgari ücretin altında” olan gelir dilimiyken, en az
dışlanmanın olduğu gelir dilimleri ise “2001 lira-2500 lira arası” ile “2501 lira
ve üzeri” gelir dilimleri olduğu gözlenmiştir. Tüm gelir dilimleri açısından
toplamda ise, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki dışlanmışlık,
%17,5’tir. Bu, düşük bir oran değildir. Son olarak, gelir dilimlerinin, “beslenme
dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından, toplamda %82,6 ile yüksek
sayılabilecek bir oranda dışlanmamış olduğu gözlenmektedir.
236
3.2.36. Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin Sekiz Yaşam Alanının
Tamamına Ait Dağılımı
Tablo 80: Araştırmada Yer Alan Çalışanların Ortalama Aylık Gelirinin
Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait Dağılımı
Ortalama aylık geliriniz ne kadardır?
Asgari ücretin altında
Asgari ücret kadar
522 Lira-750 Lira arası
751 Lira-1000 Lira arası
1001Lira-1500 Lira arası
1501 Lira-2000 Lira arası
2001 Lira-2500 Lira arası
2501 Lira v e üzeri
T oplam
SEKİZ YAŞAM ALANININ T AMAMINDAN
Yüksek
Düşük
Sosyal
T OPLAM
Düzeyde Düzeyde Dışlanma
Sosyal
Sosyal
Yok
Dışlanma Dışlanma
0
5
2
7
0%
71,4%
28,6%
100%
1
3
6
10
10%
30%
60%
100%
0
13
18
31
0%
41,9%
58,1%
100%
0
11
30
41
0%
26,8%
73,2%
100%
0
4
47
51
0%
7,8%
92,2%
100%
0
1
18
19
0%
5,3%
94,7%
100%
0
0
19
19
0%
0%
100%
100%
0
1
16
17
0%
5,9%
94,1%
100%
1
38
156
195
0,5%
19,5%
80%
100%
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan “ortalama aylık geliriniz ne
kadardır?” sorusu ile sosyal dışlanmayı oluşturan “sekiz yaşam alanının
tamamı” arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; “asgari ücretin altında” gelir
elde edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %71,4’ü düşük sosyal
dışlanma düzeyinde ve %28,6’sının ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “Asgari
ücret kadar” gelir elde edenlerin %10’u yüksek sosyal dışlanma düzeyinde,
%30’u düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %60’ının ise sosyal dışlanmışlığı
yoktur. “522 lira-750 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek sosyal
dışlanma düzeyinde, %41,9’u düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve
%58,1’inin ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “751 lira-1000 lira arası” gelir elde
edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %26,8’i düşük sosyal
dışlanma düzeyinde ve %73,2’sinini ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “1001 lira1500 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde,
%7,8’i düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %92,2’sinin ise sosyal
237
dışlanmışlığı yoktur. “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin %0’ı
yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %5,3’ü düşük sosyal dışlanma düzeyinde
ve %94,7’sinin ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “2001 lira-2500 lira arası” gelir
elde edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %0’ı düşük sosyal
dışlanma düzeyinde ve %100’ünün ise sosyal dışlanmışlığı yoktur. “2501 lira
ve üzeri” gelir elde edenlerin %0’ı yüksek sosyal dışlanma düzeyinde, %5,9’u
düşük sosyal dışlanma düzeyinde ve %94,1’inin ise sosyal dışlanmışlığı
yoktur. Sosyal dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal
dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre,
yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve düşük sosyal dışlanma düzeyleri toplamı
“sosyal dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, “asgari
ücretin altında” gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %71,4’tür (%0 yüksek
sosyal dışlanma ve %71,4 düşük sosyal dışlanma toplamı). “Asgari ücret
kadar” gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %40’dır (%10 yüksek sosyal
dışlanma ve %30 düşük sosyal dışlanma toplamı). “522 lira-750 lira arası”
gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %41,9’dur (%0 yüksek sosyal
dışlanma ve %41,9 düşük sosyal dışlanma toplamı). “751 lira-1000 lira arası”
gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %26,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve
%26,8 düşük dışlanma toplamı). “1001 lira-1500 lira arası” gelir elde edenlerin
sosyal dışlanmışlığı %7,8’dir (%0 yüksek dışlanma ve %7,8 düşük dışlanma
toplamı). “1501 lira-2000 lira arası” gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı
%5,3’tür (%0 yüksek dışlanma ve %5,3 düşük dışlanma toplamı). “2001 lira2500 lira” gelir elde edenlerin sosyal dışlanmışlığı %0’dır (%0 yüksek
dışlanma ve %0 düşük dışlanma toplamı). “2501 lira ve üzeri” gelir elde
edenlerin sosyal dışlanmışlığı %5,9’dur (%0 yüksek sosyal dışlanma ve %0
düşük sosyal dışlanma toplamı). Bu bulgudan yola çıkılarak, gelir dilimine
göre, sosyal dışlanma oranları, yüksek orandan düşük orana doğru “asgari
ücretin altında, 522 lira-750 lira arası, asgari ücret kadar, 751 lira-1000 lira
arası, 1001 lira-1500 lira arası, 1501 lira-2000 lira arası, 2501 TL ve üzeri ve
son olarak 2001 lira-2500 lira arası” gelir elde edenler şeklinde sıralanır. Gelir
dilimine göre yüzdelik yığılmalar ise; asgari ücretin altında gelir elde
edenlerde yığılma, %71,4 (%0 yüksek sosyal dışlanma ve %71,4 düşük
238
sosyal dışlanma toplamı) ile sosyal dışlanma düzeyinde; asgari ücret kadar
gelir elde edenlerde yığılma %60 ile sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde;
522 lira-750 lira arası gelir elde edenlerde yığılma %58 ile sosyal dışlanmanın
olmadığı düzeyde; 751 lira-1000 lira arası gelir elde edenlerde %73,2 ile
sosyal dışlanma düzeyinde; 1001 lira-1500 lira arası gelir elde edenlerde de
%92,2 ile sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde; 1501 lira-2000 lira arası gelir
elde edenlerde %94,7 ile sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde; 2001 lira2500 lira arası gelir elde edenlerde %100 ile sosyal dışlanmanın olmadığı
düzeyde ve yine 2501 lira ve üzeri gelir elde edenlerde de %94,1 ile sosyal
dışlanmanın olmadığı düzeydedir. Buna göre, her bir gelir dilimi için, “sekiz
yaşam alanının tamamında”, “asgari ücretin altında” gelir elde edenler hariç,
“sosyal dışlanmanın olmadığı” düzey ağır basmaktadır. Sosyal dışlanma
düzeylerine göre yığılmalar ise; yüksek sosyal dışlanma düzeyinde %10 ile
“asgari ücret kadar” gelir elde edenler; düşük sosyal dışlanma düzeyinde
%71,4 ile “asgari ücretin altında” gelir elde edenler, yüksek sosyal dışlanma
ve düşük sosyal dışlanmanın toplamında da %71,4 ile “asgari ücretin altında”
gelir elde edenler ve sosyal dışlanmanın olmadığı düzeyde ise %100 ile
“2001 lira-2500 lira arası” gelir elde edenlerin olduğu gözlenmektedir. Ayrıca,
toplamda, her bir gelir diliminin, “sekiz yaşam alanının tamamında”ki sosyal
dışlanmışlıkları ise, toplam yüksek sosyal dışlanma oranı %0,5, toplam düşük
sosyal dışlanma oranı %19,5 ve sosyal dışlanmanın olmadığı toplam oran
%80’dir. Toplam sosyal dışlanmışlık düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu
ve sosyal dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, toplam yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve toplam düşük sosyal
dışlanma düzeyleri toplamı, “toplam sosyal dışlanma” düzeyini ifade
edecektir. Bu durumda, toplam sosyal dışlanma düzeyi %20’dir (%0,5 yüksek
sosyal dışlanma düzeyi ve %19,5 düşük sosyal dışlanma düzeyi toplamı).
Sonuç olarak, her bir gelir diliminin, “sekiz yaşam alanının tamamında”ki
sosyal dışlanmışlığın üzerinde etkisi vardır. Her bir gelir dilimine göre, “sekiz
yaşam alanının tamamından” sosyal dışlanmışlığın en çok olduğu gelir dilimi,
“asgari ücretin altında” olan gelir dilimiyken, en az sosyal dışlanmanın olduğu
gelir dilimi ise, “2001 lira-2500 lira arası” gelir dilimi olduğu gözlenmiştir. Tüm
239
gelir dilimleri açısından toplamda ise, “sekiz yaşam alanının tamamından”
sosyal dışlanmışlık, %20’dir. Bu, düşük bir oran değildir. Son olarak, gelir
dilimlerinin, “sekiz yaşam alanının tamamından”, toplamda %80 ile yüksek
sayılabilecek bir oranda sosyal dışlanmasının olmadığı gözlenmektedir.
Araştırmada yer alan çalışanlara sorulan 4 demografik soruya ilişkin
olarak, 8 yaşam alanının her biri ile yukarıda analizi yapılan toplamda 36
çapraz tablo elde edilmiştir. Çalışanların demografik özellikleriyle sosyal
dışlanmayı oluşturan 8 yaşam alanı arasındaki ilişkinin incelenmesi
sonucunda ise, çalışanlar, işsizler gibi işgücü piyasasından dışlanmamasına
rağmen, çalışanlara ait demografik özellikler nedeniyle, sosyal dışlanmayı
oluşturan sekiz yaşam alanının her birinden ve üstelik farklı düzeylerde
dışlanmaya maruz kalmaktadırlar. Çalışanların, bu demografik özellikleri
nedeniyle 8 yaşam alanın her birinden dışlandığı ve yine çalışanların
demografik özelliklerden kaynaklanan farklılıklar nedeniyle de bu dışlanma
oranlarının birbirinden farklı düzeylerde olduğu görülmektedir. Çalışanların
ortaya çıkan bu dışlanmışlıkları ve bu dışlanmışlığın da farklı düzeylerde
olması, işgücü piyasasından dışlanmamış kesim olan çalışanların, işgücü
piyasasından dışlanmış kesim olan işsizlerle sosyal dışlanmışlıklarının
karşılaştırılabilmesine
imkan
sağlamaktadır.
Çalışanların
bu
farklı
dışlanmışlıkları ise, çalışanlara özgü farklı demografik özelliklerin yanında,
ülkemize özgü yapısal, kültürel, geleneksel yapıdan da kaynaklanmaktadır.
Çalışan
kesimin
bu
dışlanmışlığı,
yani
çalışanların
yaşamış
olduğu
dışlanmışlık nedenleri, yukarıda, çalışanların demografik özelliklerine yönelik
çapraz tablolarla açıklanmıştı. Bu tablolar, çalışanların, demografik özellikleri
gereği, kendi içinde bölündüğünü (tabakalaştığını) ve bu tabakalaşmanın
beraberinde, her tabakadaki çalışanın dışlanmışlığına farklı düzeylerde
yansıdığını göstermektedir. Buna göre, “ne tür bir işte çalışıyorsunuz?” sorusu
ile, çalışanların, ücretli çalışan ve ücret karşılığı çalışmayan (işveren, kendi
hesabına çalışan) kesim olarak yine, ücretli çalışan kesimin de birincil ve
ikincil işgücü piyasasında çalışanlar şeklinde bölündüğünü görmekteyiz. Buna
göre, ücretli çalışanların, ücretli çalışmayanlara göre dışlanmışlığının daha
240
yüksek olduğunu buna karşın, ücretli çalışanların ise kendi içinde, birincil ve
ikincil işgücü piyasasında çalışanlar olarak ayrıldığını ve ikincil işgücü
piyasasında çalışanların (esnek çalışanların), birincil işgücü piyasasında
çalışanlara göre dışlanmışlığının daha yüksek olduğunu görmekteyiz.
“Çalıştığınız işte sosyal güvenceniz var mı?” sorusunda ise, kayıtlı işlerde
çalışanlarla, kayıt dışı işlerde çalışanlar arasında dışlanma bakımından
farklılık olduğunu ve kayıt dışı işlerde çalışanların kayıtlı işlerde çalışanlara
göre daha çok dışlanmaya maruz kaldığını görmekteyiz. Yine, “bu işten elde
ettiğiniz gelirin türü nedir?” sorusu ile, çalışanlar arasında “gündelik ve
haftalık” gelir elde edenlerin, “aylık ve yıllık” gelir elde edenlere göre
dışlanmışlıklarının daha yüksek olduğunu görmekteyiz. Son olarak, “ortalama
aylık geliriniz ne kadardır?” sorusu ile de, bir alt gelir diliminde yer alanların
dışlanmışlığının, bir üst gelir diliminde yer alanlara göre, daha yüksek
olduğunu görmekteyiz. Ayrıca, asgari ücret altında ve üstünde gelir elde
edenlerle, yoksulluk ve açlık sınırı altında ve üstünde gelir elde edenler
arasında da dışlanmışlık farklılıkları vardır. İşte tüm bu demografik özellikler
nedeniyle, çalışanların, dışlanmaya maruz kaldığını ve bu dışlanmanın da,
çalışanların kendi arasında demografik özelliklere göre bölünmesi ve
ayrışmasıyla, değişlik düzeylerde olduğunu görmekteyiz. Kısacası, çalışanlar,
kendi aralarında bölünmüş bir yapı içinde bulunmaktadırlar. Diğer bir deyişle,
demografik özellikler nedeniyle çalışanların bölündüğünü, bu nedenle,
çalışanların dışlanmasının, birbirinden farklı düzeylerde ortaya çıktığını
görmekteyiz.
4. ARAŞTIRMADA YER ALAN İŞSİZLERİN VE ÇALIŞANLARIN, SOSYAL
DIŞLANMAYI OLUŞTURAN YAŞAM ALANLARINA İLİŞKİN OLARAK
DIŞLANMIŞLIK
DÜZEYLERİNİ
GÖSTEREN
KARŞILAŞTIRMALI
DAĞILIMLARI
Çalışanların, sosyal dışlanmayı oluşturan 8 yaşam alanının her birinden
dışlanmışlık nedenleri ve bu dışlanmışlığın da her bir yaşam alanında farklı
düzeylerde olmasının nedenleri, çalışanların demografik özellikleri ile
241
bağdaştırılarak
yukarıda
ele
alındı.
Böylece,
işgücü
piyasasından
dışlanmamasına rağmen, sosyal dışlanmayı oluşturan diğer 8 yaşam alanının
her birinden, demografik özellikleri nedeniyle dışlanmaya maruz kalan
“çalışanlar”, işgücü piyasasından dışlanan kesim olan “işsizler” ile, “sosyal
dışlanma” bakımından kıyaslanabilirlik özelliğine sahip olmaktadır.
İşsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri, çalışanlarla kıyaslandığı
zaman bir anlam ifade edebilecektir. Çünkü, işsizlerin sosyal dışlanmışlıkları
zaten bilinen bir gerçek olduğundan, sadece işsizlerin analize dahil edilmesi
betimleyici olacaktır. Bu nedenle, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri
yani, işsizlerin sosyal dışlanmışlık düzeyinin belirlenmesi, işsizlerin, sosyal
dışlanma bakımından çalışanlarla kıyaslanabildiği yani ilişkisel bir analiz
yapıldığı oranda ortaya çıkabilecektir. Buna göre, işgücü piyasasında,
“işgücünde olanlar”; çalışanlar ve işsizlerden oluşur. İşgücü piyasasından
dışlanmayan kesim olan “çalışanlar” ile işgücü piyasasından dışlanan kesim
olan “işsizler” arasında, sosyal dışlanma bakımından bir kıyaslama
yapılacaktır. Çalışan kesim, işgücü piyasasından dışlanmadığı halde,
demografik özellikleri nedeniyle, sosyal dışlanmayı oluşturan diğer 8 yaşam
alanının her birinden dışlanmaktadır. Bu dışlanmaları, işgücü piyasasından
dışlanan
işsizlerle
kıyaslarsak;
işgücü
piyasasından
dışlananların,
dışlanmayanlara göre, yaşam alanlarından ne düzeyde dışlanmaya maruz
kaldığını görebiliriz. Böylece, işgücü piyasasından dışlananların, yaşam
alanlarının her birindeki dışlanmışlığı ile bunların toplamındaki sosyal
dışlanmışlığı ortaya çıkacak ve işsizlerin sosyal dışlanmışlıklarının düzeyi
hakkında daha bariz sonuçlar elde edilecektir.
Bu nedenle, soru formunun üçüncü bölümünü oluşturan ve sosyal
dışlanmayı ölçmeyi amaçlayan kısmı, hem 195 kişiden oluşan çalışanlara
hem de 206 kişiden oluşan işsizlere uygulanmıştır. Soru formunun, sosyal
dışlanmayı ölçmeyi amaçlayan kısmı, toplam 48 sorudan oluşmaktadır. Bu 48
soru, sosyal dışlanmayı oluşturan 8 yaşam alanını kapsamaktadır ve 8 yaşam
242
alanının her biri için toplam 6 soru bulunmaktadır. Sosyal dışlanmayı
oluşturan söz konusu yaşam alanları, soru formundaki sırasıyla;
1. Sağlık ve sosyal güvenlik alanı
2. Eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanı
3. İkamet koşulları alanı
4. Siyasal katılma alanı
5. Kültürel, sportif ve sanatsal alan
6. Sosyal yaşam alanı
7. Sağlıklı ve yeterli beslenme alanı
8. Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı’dır.
Çalışanların ve işsizlerin, sosyal dışlanmayı ölçmeyi amaçlayan, bu 48
adet soruya vermiş olduğu cevaplarla, çalışanların ve işsizlerin, sosyal
dışlanmayı oluşturan 8 yaşam alanının her birinden “dışlanmasına” ve bu 8
yaşam alanının tamamından “sosyal dışlanmasına” ait bulgulara ulaşılmış ve
bu bulgularla aşağıda yer alan 9 adet dağılım tablosu elde edilmiştir. Bu
tablolar, araştırmaya katılan çalışanlar ve işsizler hakkında, betimleyici
(description) bilgi verme niteliğinde olmayıp, etkisel-ilişkisel niteliktedir.
Çünkü, çalışanlara ve işsizlere ait dışlanma verileri, kıyaslamayı sağlayacak
şekilde, bir tablonun içinde ayrı ayrı sütunlarda ama birlikte gösterilmektedir
ve 9 tablonun hepsi bu şekilde düzenlenmiştir.
243
4.1. İşsizlerin ve Çalışanların “Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yaşam Alanı”
Dağılımı
Tablo 81: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sağlık ve
Sosyal Güvenlik Alan Dağılımı
Sağlık ve sosyal güvenlik yaşam alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
34
16,5
87
42,2
85
41,3
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
9
4,6
34
17,4
152
77,9
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanına
ilişkin dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin, %16,5’inde sağlık
ve sosyal güvenlik alanında yüksek dışlanma yaşanmakta, %42,2’sinde
sağlık ve sosyal güvenlik alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve
%41,3’ünde
ise
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanından
dışlanma
yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve dışlanmanın
olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %42,2 ile düşük dışlanma
düzeyinde
olduğu
gözlenmektedir.
Ayrıca,
dışlanmışlık
düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, işsizlerin, %58,7’i (%16,5 yüksek dışlanma ve %41,3 düşük dışlanma
toplamı), sağlık ve sosyal güvenlik yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu
bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, işsizlerin
yarısından fazlası, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanmıştır.
Buna karşın, işsizlerin, %41,3’i ise “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam
alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi işsizin,
“sağlı ve sosyal güvenlik” yaşam alanından, %58,7 ile dışlanmış olduğu
gözlenmiştir.
244
Araştırmaya katılan çalışanların, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam
alanına
ilişkin
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde;
çalışanların,
%4,6’sında sağlık ve sosyal güvenlik alanında yüksek dışlanma yaşanmakta,
%17,4’ünde sağlık ve sosyal güvenlik alanında düşük dışlanma yaşanmakta
ve
%77,9’unda
ise
sağlık
ve
sosyal
güvenlik
alanından
dışlanma
yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve dışlanmanın
olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %77,9 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, çalışanların,
%22’si (%4,6 yüksek dışlanma ve %17,4 düşük dışlanma toplamı), “sağlık ve
sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma
bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, çalışanların az sayılamayacak bir
kadar bir kısmı, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanmıştır.
Buna karşın, çalışanların, %77,9’u ise “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam
alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 195 kişi
çalışanın, “sağlı ve sosyal güvenlik” yaşam alanından, %77,9 ile dışlanmamış
olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanındaki
dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanından dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır.
Buna göre, çalışanlar, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanından, %22 ile
dışlanırken, buna karşın işsizler, %58,7 ile dışlanmaktadır. Bu iki oran
karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının
bir buçuk katından daha fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “sağlık
ve sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber,
işsizlerin, “sağlık ve sosyal güvenlik” yaşam alanından dışlanmışlığı,
çalışanların dışlanmışlığının bir buçuk katından daha fazla bir oranda
gerçekleşmektedir.
245
4.2. İşsizlerin ve Çalışanların “Eğitim İmkanlarından Yararlanma/Eğitime
Katılma Yaşam Alanı” Dağılımı
Tablo 82: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Eğitim
İmkanlarından Yararlanma/Eğitime Katılma Alan Dağılımı
Eğitim imkanlarından Yararlanma /
Eğitime Katılma Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
30
14,6
94
45,6
82
39,8
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
13
6,7
43
22,1
139
71,3
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanına ilişkin dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde;
işsizlerin, %14,6’sında eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma
alanında yüksek dışlanma yaşanmakta, %45,6’sınde eğitim imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve
%39,8’inde ise eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanından
dışlanma
yaşanmamaktadır.
Yüksek
dışlanma,
düşük
dışlanma
ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %45,6 ile düşük
dışlanma düzeyinde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, işsizlerin, %60,2’si (%14,6 yüksek dışlanma ve %45,6 düşük dışlanma
toplamı), “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, işsizlerin yarısından fazlası, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanından dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %39,8’i ise
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime
katılma”
yaşam
alanından
dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi işsizin, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından, %60,2 ile
dışlanmış olduğu gözlenmiştir.
246
Araştırmaya
katılan
çalışanların,
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanına ilişkin dışlanmışlık düzeyleri
değerlendirildiğinde;
yararlanma/eğitime
çalışanların,
katılma
%6,7’sinda
alanında
yüksek
eğitim
dışlanma
imkanlarından
yaşanmakta,
%22,1’inde eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma alanında düşük
dışlanma
yaşanmakta
ve
%71,3’ünda
ise
eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek
dışlanma, düşük dışlanma ve dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki
yığılmanın, %71,3 ile dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir.
Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma
düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, çalışanların, %28,8’i (%6,7 yüksek dışlanma
ve %22,1 düşük dışlanma toplamı), “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından
oldukça önemlidir. Buna göre, çalışanların az sayılamayacak bir kısmı, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından dışlanmıştır.
Buna
karşın,
çalışanların,
%71,3’ü
ise
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak,
araştırmaya
katılan
195
kişi
çalışanın,
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından, %71,3 ile dışlanmamış olduğu
gözlenmiştir.
İşsizleri,
çalışanların,
“eğitim
imkanlarından
yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda,
işsizlerin, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından
dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır. Buna göre, çalışanlar, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından, %28,8 ile
dışlanırken, buna karşın işsizler, %60,2 ile dışlanmaktadır. Bu iki oran
karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının
bir katından daha fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından dışlanması
247
bulunmakla beraber, işsizlerin, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının bir
katından daha fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
4.3. İşsizlerin ve Çalışanların “İkamet Koşulları Yaşam Alanı” Dağılımı
Tablo 83: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların İkamet
Koşulları Alan Dağılımı
İkamet Koşulları Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
7
3,4
62
30,1
137
66,5
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
27
13,8
0
0
168
86,2
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “ikamet koşulları” yaşam alanına ilişkin
dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin, %3,4’ünde ikamet
koşulları alanında yüksek dışlanma yaşanmakta, %30,1’inde ikamet koşulları
alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve %66,5’inde ise ikamet koşulları
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %66,5 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, işsizlerin, %33,5’i (%3,4 yüksek dışlanma ve %30,1 düşük
dışlanma toplamı), “ikamet koşulları” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu
bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, işsizlerin
yarısından azı, “ikamet koşulları” yaşam alanından dışlanmıştır. Buna karşın,
işsizlerin, %66,5’i ise “ikamet koşulları” yaşam alanından dışlanmamıştır.
Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi işsizin, “ikamet koşulları” yaşam
alanından, %66,5 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
248
Araştırmaya katılan çalışanların, “ikamet koşulları” yaşam alanına ilişkin
dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; çalışanların, %13,8’inde ikamet
koşulları alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve %86,2’inde ise ikamet
koşulları alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma düzeyi ise,
bulunmamaktadır. Buna göre, çalışanların az bir kısmı, “ikamet koşulları”
yaşam alanından dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %86,2’si ise “ikamet
koşulları” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan
195 kişi çalışanın, “ikamet koşulları” yaşam alanından, %86,2 ile dışlanmamış
olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “ikamet koşulları” yaşam alanındaki dışlanmışlık
düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “ikamet koşulları” yaşam
alanından dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır. Buna göre,
çalışanlar, “ikamet koşulları” yaşam alanından, %13,8 ile dışlanırken, buna
karşın işsizler, %33,5 ile dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında,
işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık bir buçuk
katı kadardır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “ikamet koşulları” yaşam
alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “ikamet koşulları” yaşam
alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık bir buçuk katı
kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
249
4.4. İşsizlerin ve Çalışanların “Siyasal Katılma Yaşam Alanı” Dağılımı
Tablo 84: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Siyasal Katılma
Alan Dağılımı
Siyasal Katılma Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
23
11,2
137
66,5
46
22,3
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
10
5,1
120
61,5
65
33,3
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “siyasal katılma” yaşam alanına ilişkin
dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin, %11,2’sinde siyasal
katılma alanında yüksek dışlanma yaşanmakta, %66,5’inde siyasal katılma
alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve %22,3’ünde ise siyasal katılma
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %66,5 ile düşük
dışlanma düzeyinde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, işsizlerin, %77,7’si (%11,2 yüksek dışlanma ve %66,5 düşük dışlanma
toplamı), “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu bulgu,
araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, işsizlerin yarısından
oldukça fazlası, “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmıştır. Buna karşın,
işsizlerin, %22,3’ü ise “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmamıştır.
Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi işsizin, “siyasal katılma” yaşam
alanından, %77,7 ile dışlanmış olduğu gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan çalışanların, “siyasal katılma” yaşam alanına ilişkin
dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; çalışanların, %5,1’inde siyasal
katılma alanında yüksek dışlanma yaşanmakta, %61,5’inde siyasal katılma
alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve %33,3’ünda ise siyasal katılma
250
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %61,5 ile düşük
dışlanma düzeyinde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, çalışanların, %66,6’sı (%5,1 yüksek dışlanma ve %61,5 düşük dışlanma
toplamı), “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu bulgu,
araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, çalışanların yarısından
oldukça fazla bir kısmı, “siyasal katılma” yaşam alanından dışlanmıştır. Buna
karşın, çalışanların, %33,3’ü ise “siyasal katılma” yaşam alanından
dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 195 kişi çalışanın, “siyasal
katılma” yaşam alanından, %66,6 ile dışlanmış olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “siyasal katılma” yaşam alanındaki dışlanmışlık
düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “siyasal katılma” yaşam
alanından dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır. Buna göre,
çalışanlar, “siyasal katılma” yaşam alanından, %66,6 ile dışlanırken, buna
karşın işsizler, %77,7 ile dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında,
işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık %17’si
kadar daha fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “siyasal katılma”
yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “siyasal katılma”
yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık %17’si
kadar daha fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
251
4.5. İşsizlerin ve Çalışanların “Kültürel, Sportif ve Sanatsal Yaşam Alanı”
Dağılımı
Tablo 85: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Kültürel,
Sportif ve Sanatsal Alan Dağılımı
Kültürel, Sportif ve
Sanatsal Alan
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
70
34
81
39,3
55
26,7
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
20
10,3
68
34,9
107
54,9
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanına ilişkin dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin, %34’ünde
kültürel, sportif ve sanatsal alanında yüksek dışlanma yaşanmakta,
%39,3’ünde kültürel, sportif ve sanatsal alanında düşük dışlanma yaşanmakta
ve %26,7’sinde ise kültürel, sportif ve sanatsal alanından dışlanma
yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve dışlanmanın
olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %39,3 ile düşük dışlanma
düzeyinde
olduğu
gözlenmektedir.
Ayrıca,
dışlanmışlık
düzeylerini,
dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak
yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma
düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma
göre, işsizlerin, %73,3’ü (%34 yüksek dışlanma ve %39,3 düşük dışlanma
toplamı), “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından dışlanmaktadır. Bu
bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, işsizlerin
yarısından oldukça fazlası, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından
dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %26,7’si ise “kültürel, sportif ve sanatsal”
yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi
işsizin, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından, %73,3 ile dışlanmış
olduğu gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan çalışanların, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanına
ilişkin
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde;
çalışanların,
252
%10,3’ünde
kültürel,
sportif
ve
sanatsal
alanında
yüksek
dışlanma
yaşanmakta, %34,9’unda kültürel, sportif ve sanatsal alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %54,9’unda ise kültürel, sportif ve sanatsal
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %54,9 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, çalışanların, %45,2’si (%10,3 yüksek dışlanma ve %34,9 düşük
dışlanma
toplamı),
“kültürel,
sportif
ve
sanatsal”
yaşam
alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, çalışanların yarısından az bir kısmı, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanından dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %54,9’u ise “kültürel, sportif
ve sanatsal” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya
katılan 195 kişi çalışanın, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından,
%54,9 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanındaki
dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “kültürel, sportif
ve sanatsal” yaşam alanından dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya
çıkacaktır. Buna göre, çalışanlar, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam
alanından,
%45,2
ile
dışlanırken,
buna
karşın
işsizler,
%73,3
ile
dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı,
çalışanların dışlanma oranının yaklaşık %60’ı kadar daha fazladır. Diğer bir
deyişle, çalışan kesimin de, “kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından
dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “kültürel, sportif ve sanatsal”
yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık %60’ı
kadar daha fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
253
4.6. İşsizlerin ve Çalışanların “Sosyal Yaşam Alanı” Dağılımı
Tablo 86: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sosyal Yaşam
Alan Dağılımı
Sosyal Yaşam Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
1
0,5
39
18,9
166
80,6
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
20
10,3
0
0
175
89,7
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “sosyal yaşam” alanına ilişkin dışlanmışlık
düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin, %0,5’inde sosyal yaşam alanında
yüksek dışlanma yaşanmakta, %18,9’unda sosyal yaşam alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %80,6’sında ise sosyal yaşam alanından dışlanma
yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve dışlanmanın
olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %80,6 ile dışlanmanın olmadığı
düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık düzeylerini, dışlanmanın
olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır.
Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük dışlanma düzeyleri toplamı
“dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, işsizlerin,
%19,4’ü (%0,5 yüksek dışlanma ve %18,9 düşük dışlanma toplamı), “sosyal
yaşam” alanından dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça
önemlidir. Buna göre, işsizlerin yarısından oldukça az bir kısmı, “sosyal
yaşam” alanından dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %80,6’sı ise “sosyal
yaşam” alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi
işsizin, “sosyal yaşam” alanından, %80,6 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
Araştırmaya
katılan
çalışanların,
“sosyal
yaşam”
alanına
ilişkin
dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; çalışanların, %10,3’ünde sosyal
yaşam alanında düşük dışlanma yaşanmakta ve %89,7’sinde ise sosyal
yaşam alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma düzeyi ise,
bulunmamaktadır. Buna göre, çalışanların oldukça az bir kısmı, “sosyal
254
yaşam” alanından dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %89,7’si ise “sosyal
yaşam” alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 195 kişi
çalışanın, “sosyal yaşam” alanından, %89,7 ile dışlanmamış olduğu
gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “sosyal yaşam” alanındaki dışlanmışlık düzeyi
bakımından
kıyasladığımızda,
işsizlerin,
“sosyal
yaşam”
alanından
dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır. Buna göre, çalışanlar, “sosyal
yaşam” alanından, %10,3 ile dışlanırken, buna karşın işsizler, %19,4 ile
dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı,
çalışanların dışlanma oranının yaklaşık bir katı kadardır. Diğer bir deyişle,
çalışan kesimin de, “sosyal yaşam” alanından dışlanması bulunmakla
beraber, işsizlerin, “sosyal yaşam” alanından dışlanmışlığı, çalışanların
dışlanmışlığının yaklaşık bir katı kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
4.7. İşsizlerin ve Çalışanların “Sağlıklı ve Yeterli Beslenme Tüketim
Yaşam Alanı” Dağılımı
Tablo 87: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sağlıklı ve
Yeterli Beslenme Tüketim Alan Dağılımı
Sağlıklı ve Yeterli
Beslenme Tüketim Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
11
5,3
70
34
125
60,7
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
3
1,5
25
12,8
167
85,6
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
yaşam alanına ilişkin dışlanmışlık düzeyleri değerlendirildiğinde; işsizlerin,
%5,3’ünde sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanında yüksek dışlanma
yaşanmakta, %34’ünda sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %60,7’sinde ise sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %60,7 ile
255
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, işsizlerin, %39,3’ü (%5,3 yüksek dışlanma ve %34 düşük
dışlanma
toplamı),
“sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim”
alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, işsizlerin yarısından az bir kısmı, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
alanından dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %60,7’si ise “sağlıklı ve yeterli
beslenme tüketim” alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya
katılan 206 kişi işsizin, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” alanından, %60,7
ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan çalışanların, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
alanına
ilişkin
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde;
çalışanların,
%1,5’inde sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanında yüksek dışlanma
yaşanmakta, %12,8’inde sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %85,6’sında ise sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %85,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, çalışanların, %14,3’ü (%1,5 yüksek dışlanma ve %12,8 düşük
dışlanma toplamı), “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, çalışanların az bir kısmı, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam
alanından dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %85,6’sı ise “sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak,
araştırmaya katılan 195 kişi çalışanın, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim”
yaşam alanından, %85,6 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
256
İşsizleri, çalışanların, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam
alanındaki dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin,
“sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanından dışlanmışlığı, gerçek
manada ortaya çıkacaktır. Buna göre, çalışanlar, “sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim” yaşam alanından, %14,3 ile dışlanırken, buna karşın işsizler, %39,3
ile dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı,
çalışanların dışlanma oranının yaklaşık iki katı kadardır. Diğer bir deyişle,
çalışan kesimin de, “sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim” yaşam alanından
dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “sağlıklı ve yeterli beslenme
tüketim” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık
iki katı kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
4.8. İşsizlerin ve Çalışanların “Beslenme Dışı Zorunlu Tüketim Yaşam
Alanı” Dağılımı
Tablo 88: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Beslenme Dışı
Zorunlu Tüketim Alan Dağılımı
Beslenme Dışı Zorunlu
Tüketim Alanı
Yüksek Dışlanma
Düşük Dışlanma
Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
28
13,6
80
38,8
98
47,6
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
4
2,1
30
15,4
161
82,6
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam
alanına
ilişkin
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde;
işsizlerin,
%13,6’sında beslenme dışı zorunlu tüketim alanında yüksek dışlanma
yaşanmakta, %38,8’inde beslenme dışı zorunlu tüketim alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %47,6’sınde beslenme dışı zorunlu tüketim
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %47,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
257
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, işsizlerin, %52,4’ü (%13,6 yüksek dışlanma ve %38,8 düşük
dışlanma toplamı), “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, işsizlerin yarısından fazla bir kısmı, “beslenme dışı zorunlu tüketim”
yaşam alanından dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %47,6’sı ise “beslenme
dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak,
araştırmaya katılan 206 kişi işsizin, “beslenme dışı zorunlu tüketim”
alanından, %52,4 ile dışlanmış olduğu gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan çalışanların, “beslenme dışı zorunlu tüketim”
alanına
ilişkin
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde;
çalışanların,
%2,1’inde beslenme dışı zorunlu tüketim alanında yüksek dışlanma
yaşanmakta, %15,4’ünde beslenme dışı zorunlu tüketim alanında düşük
dışlanma yaşanmakta ve %82,6’sında ise beslenme dışı zorunlu tüketim
alanından dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek dışlanma, düşük dışlanma ve
dışlanmanın olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %82,6 ile
dışlanmanın olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, dışlanmışlık
düzeylerini, dışlanmanın olduğu ve dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek dışlanma düzeyi ve düşük
dışlanma düzeyleri toplamı “dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu
ayrıma göre, çalışanların, %17,5’i (%2,1 yüksek dışlanma ve %15,4 düşük
dışlanma toplamı), “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, çalışanların az bir kısmı, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam
alanından dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %82,6’sı ise “beslenme dışı
zorunlu tüketim” yaşam alanından dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya
katılan 195 kişi çalışanın, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından,
%82,6 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanındaki
dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “beslenme dışı
258
zorunlu tüketim” yaşam alanından dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya
çıkacaktır. Buna göre, çalışanlar, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam
alanından,
%17,5
ile
dışlanırken,
buna
karşın
işsizler,
%52,4
ile
dışlanmaktadır. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı,
çalışanların dışlanma oranının yaklaşık iki katı kadardır. Diğer bir deyişle,
çalışan kesimin de, “beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından
dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “beslenme dışı zorunlu tüketim”
yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık iki katı
kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
4.9. İşsizlerin ve Çalışanların Sekiz Yaşam Alanının Tamamına Ait
Dağılımı
Tablo 89: Araştırmada Yer Alan İşsizlerin ve Çalışanların Sekiz Yaşam
Alanının Tamamına Ait Dağılımı
Sekiz Yaşam Alanının Tamamından
Yüksek Düzeyde Sosyal Dışlanma
Düşük Düzeyde Sosyal Dışlanma
Sosyal Dışlanma Yok
Toplam
İşsizler
Kişi (N) Yüzde (%)
8
3,9
118
57,3
80
38,8
206
100
Çalışanlar
Kişi (N)
Yüzde (%)
1
0,5
38
19,5
156
80,0
195
100
Araştırmaya katılan işsizlerin, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
oluşan
toplam
yaşam
alanına
ilişkin
sosyal
dışlanmışlık
düzeyleri
değerlendirildiğinde; işsizlerin, %3,9’unda sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
yüksek sosyal dışlanma yaşanmakta, %57,3’ünde sekiz yaşam alanının
tamamı“ndan düşük sosyal dışlanma yaşanmakta ve %38,8’inde ise sekiz
yaşam alanının tamamı“ndan sosyal dışlanma yaşanmamaktadır. Yüksek
sosyal dışlanma, düşük sosyal dışlanma ve sosyal dışlanmanın olmadığı bu
üç düzey arasındaki yığılmanın, %57,3 ile düşük sosyal dışlanma düzeyinde
olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, sosyal dışlanmışlık düzeylerini, sosyal
dışlanmanın olduğu ve sosyal dışlanmanın olmadığı şeklinde iki gruba
ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek sosyal dışlanma düzeyi ve
düşük sosyal dışlanma düzeyleri toplamı “sosyal dışlanmanın olduğu” düzeyi
259
ifade edecektir. Bu ayrıma göre, işsizlerin, %61,2’si (%3,9 yüksek dışlanma
ve %57,3 düşük dışlanma toplamı), “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
dışlanmaktadır. Bu bulgu, araştırma bakımından oldukça önemlidir. Buna
göre, işsizlerin yarısından fazla bir kısmı, sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
dışlanmıştır. Buna karşın, işsizlerin, %38,8’i ise sekiz yaşam alanının
tamamı“ndan dışlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan 206 kişi
işsizin, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan, %61,2 ile dışlanmış olduğu
gözlenmiştir.
Araştırmaya katılan çalışanların, sekiz yaşam alanının tamamı“ndan
oluşan
toplam
yaşam
değerlendirildiğinde;
alanına
çalışanların,
ilişkin
sosyal
%0,5’inde
dışlanmışlık
sekiz
yaşam
düzeyleri
alanının
tamamı“ndan yüksek sosyal dışlanma yaşanmakta, %19,5’inde sekiz yaşam
alanının tamamı“ndan düşük sosyal dışlanma yaşanmakta ve %80’inde ise
sekiz yaşam alanının tamamı“ndan sosyal dışlanma yaşanmamaktadır.
Yüksek sosyal dışlanma, düşük sosyal dışlanma ve sosyal dışlanmanın
olmadığı bu üç düzey arasındaki yığılmanın, %80 ile sosyal dışlanmanın
olmadığı düzeyde olduğu gözlenmektedir. Ayrıca, sosyal dışlanmışlık
düzeylerini, sosyal dışlanmanın olduğu ve sosyal dışlanmanın olmadığı
şeklinde iki gruba ayırmak yerinde olacaktır. Buna göre, yüksek sosyal
dışlanma düzeyi ve düşük sosyal dışlanma düzeyleri toplamı “sosyal
dışlanmanın olduğu” düzeyi ifade edecektir. Bu ayrıma göre, çalışanların,
%20’si (%0,5 yüksek dışlanma ve %19,5 düşük dışlanma toplamı), “sekiz
yaşam
alanının
tamamı“ndan
dışlanmaktadır.
Bu
bulgu,
araştırma
bakımından oldukça önemlidir. Buna göre, çalışanların az bir kısmı, sekiz
yaşam alanının tamamı“ndan dışlanmıştır. Buna karşın, çalışanların, %80’i
ise sekiz yaşam alanının tamamı“ndan dışlanmamıştır. Sonuç olarak,
araştırmaya katılan 195 kişi çalışanın, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan,
%80 ile dışlanmamış olduğu gözlenmiştir.
İşsizleri, çalışanların, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan sosyal
dışlanmışlık düzeyi bakımından kıyasladığımızda, işsizlerin, “sekiz yaşam
260
alanının tamamı“ndan sosyal dışlanmışlığı, gerçek manada ortaya çıkacaktır.
Buna göre, çalışanlar, “sekiz yaşam alanının tamamı“ndan, %20 ile
dışlanırken, buna karşın işsizler, %61,2 ile dışlanmaktadır. Bu iki oran
karşılaştırıldığında, işsizlerin sosyal dışlanma oranı, çalışanların sosyal
dışlanma oranının iki katından fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de,
“sekiz yaşam alanının tamamı“ndan sosyal dışlanması bulunmakla beraber,
işsizlerin,
çalışanların
“sekiz
yaşam
sosyal
gerçekleşmektedir.
alanının
dışlanmışlığının
tamamı“ndan
iki
katından
sosyal
fazla
dışlanmışlığı,
bir
oranda
261
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
İşsizlik, her çağda, toplumların en önemli sorunlarının başında
gelmiştir. Her dönemde yaşanan işsizliğin ise, kendine özgü bir yapısı
bulunmaktadır. Günümüzde yaşanan işsizlik ise, işgücü piyasasına hiç
girememe yani hiç iş bulamama, uzun süreli işsizlik, işten çıktıktan sonra bir
daha işe girememe şeklinde bir özellik taşımaktadır. Özellikle, son
zamanlarda yaşanan krizler, günümüze özgü olan bu tür işsizliği daha da
arttırmakta, derinleştirmektedir. İşsizliğin etki boyutu, ülkelerin gelişmişlik
düzeylerine göre farklılık gösterebilmektedir. İşsizler, gelişmiş ülkelerde,
modern sosyal güvenlik araçları (işsizlik yardımı, işsizlik ödeneği gibi) ile
sosyal güvenlik sistemine dahil edilirken, ülkemiz gibi gelişmekte olan
ülkelerde, modern sosyal güvenlik araçları yeterince gelişememiş ve
yerleşememiş olduğundan, işsizler, daha çok eş/dost/akraba/aile ilişkileri
çerçevesinde, geleneksel yapıdan ve dini ve örfi dayanışma kültüründen
kaynaklanan bir yapı içerisinde korunmaktadır. Yani, işsizler, modern sosyal
güvenlik araçları tarafından sağlanan kurumsal koruma yerine, geleneksel
sosyal güvenlik içinde bireysel bazda korunmaktadırlar. Özellikle, refah
devleti anlayışının giderek azalması nedeniyle, gelişmiş ülkelerde de modern
sosyal güvenlik araçlarının kapsamının daraldığı dikkate alınırsa, son
zamanlarda yaşanan krizler nedeniyle, işsiz kalan büyük bir kitlenin, kurumsal
olarak korumadan yoksun kaldığı söylenebilir. Böyle bir ortamda bulunun
günümüz işsizlerinin sosyal dışlanmışlığı da, geçmiş dönemlerde yaşanan
özellikle refah devleti dönemlerinde yaşanan sosyal dışlanmadan farklılık
gösterebilecektir. Ayrıca, bu gelişmeler, sosyal koruma alanında, işgücü
piyasasındaki bölünmeyi güçlendirmekte ve yeni boyutlar da katmaktadır.
“İşsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri”ni konu alan bu çalışma
da özellikle, günümüz şartlarında ülkemizde yaşanan işsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkilerini ve boyutlarını ortaya çıkarma amacıyla
hazırlanmıştır. Bu çalışma, yerli ve yabancı literatür taraması yapıldıktan
sonra, alan araştırması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Alan araştırması, Ankara
262
İlinde yapılmıştır. İşsizlerin sosyal dışlanmışlığını ortaya çıkarmak için
çalışanlar da araştırma kapsamına alınmıştır. Bu nedenle, Ankara İlinde
bulunan 206 işsiz ve 195 çalışan olmak üzere toplam 401 kişi üzerinde sosyal
dışlanmışlık araştırması yapılmıştır. Bu iki grup arasında yani, işgücü
piyasasından dışlanan grup olan işsizler ile işgücü piyasasından dışlanmamış
grup olan çalışanlar arasında, sosyal dışlanmışlık bakımından karşılaştırmalı
bir araştırma yapılmıştır. Sosyal dışlanmayı ölçmeyi amaçlayan sorular, hem
işsizlere hem çalışanlara sorulmuştur. Böylece, işsizlerin, çalışanlara göre ne
düzeyde dışlanmış olduğunun boyutları, diğer bir deyişle işsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Araştırmada, sosyal dışlanma, sekiz yaşam alanından oluşmaktadır.
Bu yaşam alanları ise,
sosyal dışlanmayı ölçmeyi amaçlayan ölçek baz
alınarak belirlenmiştir. Bunlar; “sağlık ve sosyal güvenlik yaşam alanı, eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma yaşam alanı, İkamet koşulları
yaşam alanı, siyasal katılma yaşam alanı, kültürel-sportif ve sanatsal yaşam
alanı, sosyal yaşam alanı, sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim yaşam alanı,
beslenme dışı zorunlu tüketim yaşam alanı”dır. Buna göre, her bir yaşam
alanının içinde tam olarak yer alamamak, o yaşam alanından “dışlanmışlığı”
ortaya çıkarmakta ve sekiz yaşam alanının tamamındaki dışlanmanın toplamı
ise, “sosyal dışlanmayı” vermektedir. Yapılan araştırmada, “dışlanmışlık” ve”
sosyal dışlanmışlık” düzeyleri bu şekilde belirlenmiştir. İşsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiş bu
araştırmadan elde edilen sonuçlar, aşağıdaki şekilde özetlenebilir;
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), sağlık ve
sosyal güvenlik yaşam alanından dışlanmışlığı, %40,9’dur. Bu oldukça
yüksek bir orandır. Çalışan ve işsizlerin yarıya yakın bir kısmının sosyal
güvenlik kapsamının dışında olduğunu göstermektedir. Çalışan kesimin
içinde, kayıt dışı çalışanlar da vardır.
263
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), eğitim
imkanlarından yaralanma/eğitime katılma yaşam alanından dışlanmışlığı,
%44,9’dur. Bu yüksek bir orandır. Çalışan ve işsizlerin yarıya yakın bir
kısmının eğitim alanının dışında olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, kişisel
sebeplerin
yanında,
daha
çok
ülkemizdeki
eğitim
politikalarının
yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlarlar ve işsizler toplam olarak), ikamet
koşulları yaşam alanından dışlanmışlığı, %23,9’dur. Bunun düşük bir oran
olduğu söylenmez. Çünkü, barınma, en temel ihtiyaçlardandır.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), siyasal
katılma yaşam alanından dışlanmışlığı, %72,3’tür. Bu, oldukça yüksek bir
orandır.
Bu
sonuç,
yerleşememesinden,
ülkemizde
ülkemizin
demokrasi
siyasi
geleneğinin
geçmişinden
ve
tam
olarak
yapısından
kaynaklanan birçok nedene bağlanabilir.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizlerin toplam olarak), kültürel,
sportif ve sanatsal yaşam alanından dışlanmışlığı %59,6’dır. Bu, yüksek bir
orandır. Bu sonuç, sinema, tiyatro, konser, spor gibi etkinliklere ülkemiz
insanının ilgisinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun da nedeni,
geleneksel yapımızın içerisinde böyle bir kültürümüzün, alışkanlığımızın
olmamasıdır. Ayrıca, OECD’nin, üye ülkelerdeki toplumsal gelişmeleri
inceleyen “Bir Bakışta Toplum 2009” raporunda boş zaman değerlendirmede,
“kültürel etkinliklere ev sahipliği yapma ya da katılma” sıralamasında Türkiye,
sıfır puan almıştır117. Futbol uğruna sayısız cinayetin işlendiği, neredeyse
olaysız futbol karşılaşması geçmeyen Türkiye, boş zamanları geçirmede
117
http://www.tumgazeteler.com/?a=5045153, 31/01/2010
264
spora en az vakit ayıran OECD ülkesi de olmuştur118. Yani, OECD raporu,
araştırma sonucunda elde edilen bu bulgumuzu destekler niteliktedir.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), sosyal
yaşam alanından dışlanmışlığı %14,9’dur. Bu, düşük bir orandır. Bu sonuç,
ülkemizin geleneksel yapısından, kültüründen kaynaklanan dayanışma
kültürünün bir ürünüdür.
OECD’nin, üye ülkelerdeki toplumsal gelişmeleri
inceleyen “Bir Bakışta Toplum 2009” raporunda Türkiye, “en arkadaş-dost
canlısı” toplum olarak OECD`nin ilk sırasında yer almaktadır119. Yani, OECD
raporu, araştırma sonucunda elde edilen bu bulgumuzu da destekler
niteliktedir.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim yaşam alanından dışlanmışlığı, %27,2’dir. Bu, düşük
bir oran değildir. Çünkü, beslenme, en temel ihtiyaçlardandır. Ayrıca, sağlıklı
ve yeterli beslenme, “açlık sınırının” belirlendiği yaşam alanıdır.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), beslenme
dışı zorunlu tüketim yaşam alanından dışlanmışlığı, %35,4’dür. Bu, düşük bir
oran değildir. Çünkü, giyim, faturaların ödenmesi v.b. harcamalar, en temel
ihtiyaçlardandır. Ayrıca, beslenme dışı zorunlu tüketim, “yoksulluk sınırının”
belirlendiği yaşam alanıdır.
• Araştırmada yer alanların (çalışanlar ve işsizler toplam olarak), sosyal
dışlanmayı oluşturan sekiz yaşam alanının tamamından “sosyal dışlanmışlığı”
ise, %41,1’dir. Bu, düşük bir oran değildir. Bu oran, araştırmada yer alan,
çalışan ve işsizlerden oluşan toplam 401 kişinin “sosyal dışlanmışlığıdır”.
118
119
http://www.tumgazeteler.com/?a=5045153, 31/01/2010
http://www.tumgazeteler.com/?a=5045153, 31/01/2010
265
• Sağlık ve sosyal güvenlik yaşam alanından; işsizlerin dışlanmışlığı %58,7,
çalışanların dışlanmışlığı %22’dir. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin
dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının bir buçuk katından daha
fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “sağlık ve sosyal güvenlik”
yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “sağlık ve sosyal
güvenlik” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının bir
buçuk katından daha fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
• Eğitim imkanlarından yaralanma/eğitime katılma yaşam alanından; işsizlerin
dışlanmışlığı %60,2, çalışanların dışlanmışlığı %28,8’dir. Bu iki oran
karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının
bir katından daha fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “eğitim
imkanlarından yararlanma/eğitime katılma” yaşam alanından dışlanması
bulunmakla beraber, işsizlerin, “eğitim imkanlarından yararlanma/eğitime
katılma” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının bir
katından daha fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
• İkamet
koşulları
yaşam
alanından;
işsizlerin
dışlanmışlığı
%33,5,
çalışanların dışlanmışlığı %13,8’dir. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin
dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık bir buçuk katı
kadardır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “ikamet koşulları” yaşam
alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “ikamet koşulları” yaşam
alanından dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık bir buçuk katı
kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
• Siyasal katılma yaşam alanından; işsizlerin dışlanmışlığı %77,7, çalışanların
dışlanmışlığı %66,6’dir. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma
oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık %17’si kadar daha fazladır.
Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “siyasal katılma” yaşam alanından
dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin, “siyasal katılma” yaşam alanından
dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık %17’si kadar daha fazla
bir oranda gerçekleşmektedir.
266
• Kültürel, sportif ve sanatsal yaşama alanından; işsizlerin dışlanmışlığı
%73,3, çalışanların dışlanmışlığı %45,2’dir. Bu iki oran karşılaştırıldığında,
işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık %60’ı kadar
daha fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “kültürel, sportif ve
sanatsal” yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin,
“kültürel, sportif ve sanatsal” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların
dışlanmışlığının
yaklaşık
%60’ı
kadar
daha
fazla
bir
oranda
gerçekleşmektedir.
• Sosyal yaşam alanından; işsizlerin dışlanmışlığı %19,4, çalışanların
dışlanmışlığı %10,3’tür. Bu iki oran karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma
oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık bir katı kadardır. Diğer bir
deyişle, çalışan kesimin de, “sosyal yaşam” alanından dışlanması bulunmakla
beraber, işsizlerin, “sosyal yaşam” alanından dışlanmışlığı, çalışanların
dışlanmışlığının yaklaşık bir katı kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
• Sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim
yaşam
alanından;
işsizlerin
dışlanmışlığı %39,3, çalışanların dışlanmışlığı %14,3’tür. Bu iki oran
karşılaştırıldığında, işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının
yaklaşık iki katı kadardır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “sağlıklı ve
yeterli beslenme tüketim” yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber,
işsizlerin,
“sağlıklı
ve
yeterli
beslenme
tüketim”
yaşam
alanından
dışlanmışlığı, çalışanların dışlanmışlığının yaklaşık iki katı kadar fazla bir
oranda gerçekleşmektedir.
• Beslenme dışı zorunlu tüketim yaşam alanından; işsizlerin dışlanmışlığı
%52,4, çalışanların dışlanmışlığı %17,5’dir. Bu iki oran karşılaştırıldığında,
işsizlerin dışlanma oranı, çalışanların dışlanma oranının yaklaşık iki katı
kadardır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de, “beslenme dışı zorunlu
tüketim” yaşam alanından dışlanması bulunmakla beraber, işsizlerin,
“beslenme dışı zorunlu tüketim” yaşam alanından dışlanmışlığı, çalışanların
dışlanmışlığının yaklaşık iki katı kadar fazla bir oranda gerçekleşmektedir.
267
• Sosyal dışlanmayı oluşturan sekiz yaşam alanının tamamından; işsizlerin
“sosyal dışlanmışlığı” %61,2, çalışanların sosyal dışlanmışlığı %20’dir. Bu iki
oran karşılaştırıldığında, işsizlerin sosyal dışlanma oranı, çalışanların sosyal
dışlanma oranının iki katından fazladır. Diğer bir deyişle, çalışan kesimin de,
“sekiz yaşam alanının tamamı“ndan sosyal dışlanması bulunmakla beraber,
işsizlerin,
çalışanların
“sekiz
yaşam
sosyal
alanının
dışlanmışlığının
tamamı“ndan
iki
katından
sosyal
fazla
dışlanmışlığı,
bir
oranda
gerçekleşmektedir.
• İşsizler ve çalışanlar arasında, sosyal dışlanma bakımından istatistiksel
farklılığın varlığını ve işsizlerin sosyal dışlanmaya uğradıklarını test etmek
için, “bağımsız örnekleme testi” (İndependent samples test) diğer bir adıyla “t
testi” kullanılmıştır. T testi ile bulunan, “ortalamalar arasındaki farkın
manidarlığı”, “t dağılım değerleri tablosu”nda yer alan anlamlılık değerinden
çok daha yüksek bir değerde bulunmuştur. Yani, yapılan araştırma
sonucunda elde edilen bulgular, t testi ile sınandığında, işsizlik ve sosyal
dışlanma arasında yüksek düzeyde bir ilişkinin var olduğunun, işsizliğin
sosyal dışlanma üzerinde etkilerinin olduğunun ve işsizlerin çalışanlara göre
daha yüksek düzeyde sosyal dışlanmaya uğradığının varlığına istatistiksel
olarak ulaşılmıştır.
Bu çalışma, “işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri”ni ortaya
çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla yapılan alan araştırmasından elde
edilen sonuçlar da, işsizliğin sosyal dışlanma üzerinde oldukça yüksek bir
düzeyde etkisinin bulunduğunu ve işsizlerin çalışanlara göre çok daha yüksek
bir düzeyde sosyal dışlanmaya uğradıklarını, istatistiksel verilerle ortaya
koymuştur.
Sonuç olarak, işsizlik ve işsizliğin beraberinde getirdiği sosyal
dışlanma, tüm toplumlar için üstesinden gelinmesi zor bir sorunlar yumağı
ortaya çıkarmaktadır. Birey ve toplum üzerinde, ekonomik olduğu kadar,
sosyal ve psikolojik birçok etkiye neden olmaktadır. Tüm bu sorunlara çözüm
268
bulabilmek ise, topyekün bir politikalar demeti gerektirmektedir. Şöyle ki, etkin
istihdam politikalarına, iyi işleyen kurumlara, sosyal diyaloğa, dayatmacı değil
katılımcı kararların alınmasına ve bu politikalara verilen sosyal destek ile
ülkenin siyasi ve ekonomik istikrarına bağlı bulunmaktadır.
269
KAYNAKÇA
------------------, Avrupa İstihdam Stratejisi Kılavuz. www. İskur.gov.tr.,
27.04.2007.
------------------, Avrupa Topluluğu Sosyal Güvenlik Kılavuzu. Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi Başkanlığı
Yayın No: 97, Ankara, 2000.
------------------, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Formu Departmanı,
“Avrupa’nın Sosyal Politikası”, Radikal İki, 6 mart 2005.
------------------, Country studies on the social impact of globalization: Final report
Governing Body, Working Party on the Social Dimensions of the
Liberalization of International Trade, GB. 276/WP/SDL/1, 27th Session. ILO,
Geneva November 1999.
------------------, Çalışma Hayatında Diyalog ve İşbirliği, HAK-İŞ, Ankara,199.
------------------, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyon
Dairesi Başkanlığı Bülteni. Sayı: 19, Aralık, 2006.
------------------, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Topluluğu
Koordinasyon Dairesi Başkanlığı. Avrupa Topluluğu Sosyal Güvenlik
Kılavuzu. Yayın No: 97, Ankara, 2000.
--------------, Economic And Social Research Council (ESRC), Most Older İn
Deprived Areas Are At Risk Of Social Exclusion, Swindon, 2003.
270
-----------------------------,
European Commissiin EC “Quality Of In Europa Perception
Of Livings In An Enlarged Europe ” Eurppean Foundation For The
Improvement Of Living And Working Conditions, Dubling, 2004.
------------------, European
Union Social Protection Committee, Repot On
Indications In The Field Of Poverty And Social Exclusion, Brussels, October
2001.
------------------, İşsizlik Sigortası Uluslararası Semineri. TİSK Yayınları,
Ankara, 2000.
------------------, İşsizlik Sigortasını Tanıyalım. Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Yayın No: 311, Ankara, 2000.
------------------, İşsizlikle Mücadele. Devlet Bakanlığı İşsizlikle Mücadele
Yürütme ve Koordinasyon Kurulu, Ankara, Haziran, 1985.
------------------, Küreselleşme, Emek Süreçleri ve Yapısal Uyum. Türk Sosyal
Bilimler Derneği (7. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi), Ankara, 2002.
------------------,
OECD Ülkelerinde İşsizliğin Önlenmesi Konusundaki Yeni
Yaklaşımlar ve Türkiye. TİSK inceleme Yayınları No: 8, İstanbul, 1993.
------------------, Social Exclusion Unit (SEU): Preventing Social Exclusion,
London, 2001.
------------------, Sosyal Güvenlik Özel İstihdam, İstihdam Komisyonu Raporu.
DPT Yayın No: 240, Ankara, 1995.
------------------, Sosyal Güvenlik Sorunları – Çözümler. Özçelik – İş Sendikası
Yayın No: 15, Ankara, 1999.
271
------------------, The Report Of University Of Birmingham, “The Contribution Of
Comminity Action Programmes İn The Fields Of Education, Training And
Youth To The Development Of Citizenship With A European Dimension ”,
1997,
http://europa.eu.int/comm/education/citizen/Amsterdam.pdf.
(Erişim
tarihi: 20/11/2009).
------------------, “Trade liberalization and employment”, Governing Body, Working
Party on the Social Dimension of Globalization, GB 282 / WP/ SDG/2, 282nt
Session, Geneval, ILO, November 2001.
------------------, Yeni Rekabet Stratejileri ve Türk Sanayisi. TÜSİAD Yayın No:
2007-07/322, İstanbul, 2002.
------------------,Türk Harb – İş Sendikası: Kopenhag Toplumsal Kalkınma
Deklarasyonu ve Eylem Programı: Ankara: Ekim 1995, s. 23.
ABRAHAMSON,
Peter. “Researching Poverty And Social
Exclusion İn
Europa”, Journal Of European Social Policy, Vol:13, N O:3, 2003.
AKKAYA, Yüksel. “Göç, Yoksulluk ve Kentsel Şiddet ” TODAİ, İnsan Hakları
Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, Ankara, 2002. 203-215.
AKTAN, Coşkun. Yoksullukla Mücadele Stratejileri. Hak-İş Yayınları,
AKYILDIZ, Hüseyin. Sosyal Güvenlik Hukuku. Süleyman Demirel Üniversitesi
Yayın No: 43, Isparta, 2004.
APPASAMY , Paul. “Social Exclusion İn Respect Of Basic Needs İn India ”,
Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers, Charles
ARICI, Kadir. Avrupa Birliği Sosyal Güvenlik Hukuk. Ankara, 1997.
272
ARSLAN, Adile.
Türkiye’de Yeni Kentli Yoksulluk Biçiminden Bir Kesit,
Van’daki Dere Kenarları. TMMOB Mimarlık Odası Yayınları, Ankara, 1998.
ATKINSON, Rob ve Simin DAVOUDI. “The Concept Of Social Exclusion In
The European Union , Context, Development Abd Possibilities ”, Journal Of
Common Market Studies, Vol:38 No:3, 2000.
BAŞTERZİ, Süleyman. İşsizlik Sigortası. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Yayın No: 509, Ankara, 1996.
BAUMAN,
Zygmunt. Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar. Çev. Ümit
Öktem, Sarmal Yayınevi, İstanbul, 1999.
BENELLI,
Paul: Learning To Change: Skills Development Among The
Economically Vulnerable And Socially Excluded In Developing Countries,
ILO, Employement And Training Papers:43, Geneva, 1999.
BERMAN, Yitzhak ve David Phillips, “Indicators of Social Quality and Social
Exclusion at National and Community Level”, Social Indicators Research, No:
50, 2000.
BHALLA, Agit ve Frederic LEPEYRE: “Social Exclusion: Towards an
Analytical and Operational Framework”, Development and Change, Vol. 28,
No: 8, 1997, 423 – 433.
BİÇERLİ, Mustafa Kemal. İşsizlikle Mücadelede Aktif İstihdam Politikaları.
Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1563, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Yayınları No: 184, Eskişehir, 2004.
BUĞRA,
Ayşe
ve
SİNEM
Adar.
“Sosyal
Güvenlik
Reformunda
Konuşulmayanlar”, Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Formu Bülteni, Sayı:
1, İstanbul, Eylül, 2006, 2-5.
273
BURCHARDT, Tania, Julian Le Grant ve David Piachaud, “Aocial exclusion
in Britain 1991-1995 ”, Social policy &Admnistration, Vo:33, No:3,
Semptember 1999.
CEYLAN ATAMAN, Berrin. “İşsizlik Sorunu ve Türkiye’nin AB İstihdam
Stratejisine Uyumu”, www.tisk.org.tr, 10.04.2007.
CEYLAN
ATAMAN,
Berrin:
“İşsizlik
Soruna
Yeni
Yaklaşımlar”,
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/476/5530.pdf. (20/11/2009.).
CHOSSUDOVSKY, Michel. Yoksulluğun Küreselleşmesi
(Çev. Neşenur
Domaniç), Çiviyazıları, İstanbul, 1999.
COHEN, Daniel. Dünyanın Zenginliği Ulusların Fakirliği (Çev. Dilek
Hattatoğlu), İletişim Yayınları, İstanbul, 2000.
ÇAKIR, Özlem. Ücret Adaletinin İş Davranışları Üzerindeki Etkileri. KAMU-İŞ
Yayınları, Ankara, 2006.
ÇAVUOĞLU, Naz.
“Sosyal Hakların Gerçekleştirilmesi“, İnsan Hakları
Araştırma ve Derleme Merkezi Yayını, Ankara, 2002.
ÇENGELCİ, Erdal. Türk Sosyal Yardım Sistemine Genel Bir Bakış, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurum D., 1989, sayı 1, 6 vd.
ÇOBAN, Tonguç. “Lizbon Stratejisi Yol Ayrımında”, www.sendika.org.tr,
27.03.2007.
DANSUK, Emin. Türkiye’de Yoksulluğun Ölçülmesi ve Sosyo – Ekonomik
Yapılarla İlişkisi; Ankara: 1997.
274
DÜLGER, İlhan. “Sosyo-Kültürel Yapı Farklılıkları Açısından Türkiye’nin AB
Konusundaki Hareket Alanı “ Yeni Türkiye Dergisi, II, 2000.
EDOUİ,
Mongi VE Ridha GOUIA:
“Patterns And Processes Of Social
Exclusion In Tunisia ”, Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds.
Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva, International
Institute For Labor Stydies (IILS), 1995.
EGGERS, M.L ve D.S. Massey: “The Structural Determinants Of Urban
Poverty-A Comparisın Of Whites, Blacs And Hispanics ”, Social Sciensces
Research, Vol.20, No:3, 217. Akt. F.Şenses, A.G.E.
EKİN, Nusret. Türkiye’de Yapay İstihdam ve İstihdam Politikaları İTO Yayın
No: 2000-33, İstanbul, 2000.
ERDOĞAN, Nihat. Sosyolojik Açıdan Kent İşsizliği ve Anomi, Ege Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Yayın No:62, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir, 1991.
ERDUT, Tijen. “İstihdam ve İstihdam Edilebilirlik ”, Mercek, Yıl 7, Say: 27,
Temmuz-2002, 70-95.
ERDUT, Zeki. Küreselleşme Bağlamında Uluslararası Sosyal Politika ve
Türkiye. Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 2002.
ERDUT, Zeki. Rekabetin İşgücü Piyasasına Etkisi, Tühis Yayın No: 29, İzmir,
1998.
FARIA ,Vilmar E. “Social Exclusion And Latin American Analyses Of Poverty
And Deprivation ”, Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry
Rodgers, Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva, International Institute
For Labor Stydies (IILS), 1995.
275
FIGUEIREDO, Gore Ve Jose B. Geneva, International Institute For Labor
Stydies (IILS), 1995.
GENİŞ, Arif, “Avrupa Sosyal Modeli, Endüstri İlişkileri Ve Sendikalar ”, Petrolİş Dergisi Eki: Sendikal Notlar, Sayı:18, Haziran 2003.
GIDDENS, Anthony. Sosyal Demokrasinin Yeniden Dirilişi: Üçüncü Yol. Birey
Yayıncılık, İstanbul, 2000.
GLORIEUX, Ignace, “Paid Work: A Crucial Link Between Individuals &
Society”, Social Exclusion In Europa, der. Paul Littlewood et al., Aldershot,
Ashgote Publishing, 1999, 1-68.
GORE, Charles.
“Social Exclusion And Social Change: Insaighs İn The
African Literature ” Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds.
Gerry Rodgers, Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva, International
Institute For Labor Stydies (IILS), 1995.
GORZ, Andre. Yaşadığımız Sefalet. (Çev. Nilgün Tutal), Ayrıntı Yayınları,
İstanbul, 2001.
GÖKÇEOĞLU, Şebnem.
“Yoksulluk ve Sosyal Dışlanmanın Hukuksal
Nedenleri ve Çözüm Arayışları”, İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi
Yayını, Ankara, 2002. 477-489.
Guy STANDING. “Globalisatin And Flexibility: Dancing Around Pensions ”,
International Labour Office Geneva , 2000.
GÜLMEZ, Mesut. Uluslararası Sosyal Politika. TODAİ Yayın No: 300, Ankara,
2000.
276
GÜNDOĞAN, Naci. Genç İşsizliği. Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1320,
Eskişehir, 2001.
GÜRSEL, Seyfettin ve Veysel ULUSOY. Türkiye’de işsizlik ve İstihdam. Yapı
Kredi Yayınları, İstanbul, 1999.
GÜZEL, Ali ve Ali Rıza Okur. Sosyal Güvenlik Hukuku. İstanbul, 1994.
HAAN ET AL, Arjan de.
Social Exclusion, An ILO Perspectve, Geneva,
International Institute for Labour Studies (IILS), 1998.
HARVEY, David. Postmodernlik Durumu. (Çev. Sundur Savran), Metis
Yayınları, İkinci Basım, İstanbul, 1999.
http:// www.calısma.gov.tr.
http:// www.iscikonseyi.org/modules.php?name = Newsf file = print &sid = 33
http://www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=10487,01.01.2009.
http://www.iskur.gov.tr
http://www.ozgurpolitika.org/2004/07/21/hab57.html,
Almanya’da
İşsizlik
Yardımı.
http://www.ö.i.b.gov.tr
http://www.tüik.gv.tr. Ulaşım tarihi 28/12/2009.
HVID, Helge: “ Devalopment Of Work And Social (Ex) Inclusion”, Inclusion
And Exclusiın: Unemployement And Non-Standart Employement In Europa,
Ashgate Publishing, Aldershot,1999.
277
ILO, 2005 World Employment Report, Geneva: 2005, s. 27; ILO, Global
Employment…, Geneva: 2006, ss. 9-11b
ILO, Recommendation Concerning Geral Contitions Stimulate Job In Small
And
Medium-Sized
Enterprises,
http://www.ilo.org/ilolex/cgi-
lex/convd.pl?R189: 1998, R:189.
IŞIK, Oğuz ve Melih PINARCIOĞLU. Nöbetleşe Yoksulluk. İletişim Yayınları,
İstanbul, 2001.
IŞIKLI,
Alpaslan.
“Ücret
ve
İstihdam
Politikaları
ve
Özelleştirme“,
Özelleştirmenin Sosyal, Ekonomik ve Siyasi Boyutları Sempozyumu ve Panel
Notları, Türkiye Kamu İşletmeleri Birliği, Ankara, 1995. 39-64.
İNSEL, Ahmet. “İki Yoksulluk Tanımı ve Bir Öneri”, Toplum ve Bilim No: 89,
Yaz 2001. 62-72.
JUTTING, Johannes. “Social Security Systems In Low İncome Countries:
Concepts, Constraints And The Need For Cooperation ”, Center For
Development Research Discussion Paopers On Development Policy No: 9,
Bonn, 1999.
KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem. İnsan – Aile – Kültür. Remzi Kitabevi, İstanbul, 1990.
KARASAR,
Niyazi.
Bilimsel
Araştırma
Yöntemleri.
Nobel
Yayınları,
Ankara,1998.
KARATAŞ, Kemal Genç. İşsizliği Ekonomik Toplumsal ve Ruhsal Sonuçları,
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayın No:2, Ankara,1996.
278
KATZ,
M.B. “The New Politics Of Poverty-The Non-Working Poor In
America”, New York: Basic Boks, 1995.
KILMURRAY, Avila. “Beyond The Streo – types”, Social Exclusion and Social
Inclusion, Democtatic Dialogue Report No: 2, Belfast ESRC Pres, November
1995, 36-85.
KLASEN, Stephan: “Social Exclusion and Children In OECD Countries Some
Conceptual
Issues”,
www.oecd.org/pdf/MOOOO8000/MOOOO8702.pdf
(19.11.2001).
KORAY, Meryem ve Alper TOPÇUOĞLU. Sosyal Politika. Ezgi Kitabevi,
Bursa, 1995, 87.
KORAY, Meryem. Sosyal Politika. Ezgi Kitapevi, Bursa, 2000.
KOŞAR, Nesrin. Sosyal Hizmetlerde Sosyal Yardım Alanı (Yoksulluk ve
Sosyal Hizmet), Şafak Matbaacılık, Ankara, 2000.
KÖSE, Sevinç. Türkiye’de Ekonomik ve Sosyal Sorunların Endüstri
İlişkilerine Yansıması ve Çözüm Önerileri. Emek Matbaası, Manisa, 2003.
KUMAŞ, Hasan. İşsizliğin Psiko-Sosyal Boyutu ve Çalışma Yaşamına İlişkin
Değerler Üzerindeki Etkileri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Dokuz Eylül
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 2001.
KURT, Şenol. İşsizliğin Sosyal – Ekonomik Analizi: Sosyal Açıdan Türkiye
Örneği. (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü,
İstanbul, 2005.
LEE, Emanuel.“Overview”,İnternational Labour Review, Vol:134,No: 4– 5.
279
LEVITAS, Ruth. Breadline Europe, The Measurement Of Poverty, Bristol,
Policy Pres, 2000.
LORDOĞLU, Kuvvet ve Nurcan ÖZKAPLAN: Çalışma İktisadı. Der Yayınları,
İstanbul, 2007.
LORDOĞLU, Kuvvet.
“Türkiye’de Yabancıların Kaçak Çalışmaları ve
Bağlantılı Sorunlar Üzerine”, TÜHİS İş Hukuku ve İktisat Dergisi, Cilt: 17-18,
Sayı: 6-1, Kasım 2002/Şubat 2003. 31-37.
ORUÇ, Yeşim. “Küresel Yoksulluk ve Birleşmiş Milletler ”, Toplum ve Bilim
No: 89, Yaz 2001, 73-87.
ÖNGEN, Tülin.“Küresel Kapitalizm Ve Sermayenin Yeni Hegemonya
Stratejileri ”, 2000-2003 Petrol-İş Yıllığı, İstanbul.
ÖZBUDUN, Sibel. “Küresel Bir Yoksulluk Kültürü mü? Yoksulluk, Şiddet ve
İnsan Hakları İçinde, TODAİE, İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi
Yayını, Ankara, 2002, 62 – 66.
ÖZDEMİR, Süleyman, Halis Yunus ERSÖZ ve İbrahim SARIOĞLU. İşsizlik
Sorununun Çözümünde KOBİ’lerin Desteklenmesi. İTO Yayın No: 2006 - 45,
İstanbul, 2006.
REYNAUD, Emmanuel. “The Extension Of Social Security Coverage: The
Approach Of The İnternational Labour Office ”, Loe Wildmann Symposium,
27th General Assembly, International Social Security Association, Geneva,
2001.
ROOM, Graham J.
“Social Exclusion, Solidarity And The Challenge Of
Globqalization ”, International Journal Of Social Welfare, Vol: 8, No:3, 1999.
280
SAITH, Ruhi. “Social Exclusion: Concept And Application To Developing
Countries ” Queen Elizabeth House Working Paper Series (QEHWPS, No:72,
Oxford: Oxford University Pres), 2001.
SAPANCALI, Faruk. Sosyal Dışlanma. Dokuz Eylül Yayınları, İzmir, 2005.
SARACEL, Nüket. Sosyal Yardım ve Hizmet Kuruluşlarının Sosyal Politikası
ve
Türkiye
Yardım
Sevenler
Derneği
Uygulaması.
Afyon
Kocatepe
Üniversitesi Yayın No: 9, Afyon, 1997.
SARACENO, Chiara: Social Exclusion, Culturel Roots And Diversities Of A
Popular Concept. Colombia Instıtute For Child And Family Policy At Colombia
University Pres, 2002.
SAUNDERS, Peter: “Can Social Exclusion Provide New Framework For
Measuring Poverty? ”, Social Policy Research Centre (SPRC) Discussion
Paper, No: 127, Sydney, The SPRC University Of New South Wales
Publishing, October 2003.
SEN, Amartya K. Development As Freedom. New York, Knopf Press., 1999.
SILVER, Hilary. “Social Exclusion and Social Solidarity: Three pradigms”,
International Labour Review, Vol. 133, No: 5-6, 1994, 501-536.
SINDZINGER, Alice N. “Exclusion and Pouerty İn Developing Cauntries:
Some İssues”, www.dse.de/ef/poverty, Sindzingre.
SÖNMEZ, Mustafa. “Gerçek işsizlik yüzde 26’ya Yakın, Gelecek Daha da
Ürpertici ", http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=22162,
STANDING, Guy .Globalisatin Flexibility, Seeking Distributive Justice.
Macmillan Press, London , 1999.
281
ŞENSES, Fikret: Küreselleşmenin Öteki Yüzü: Yoksulluk. İletişim Yayınları,
İstanbul, 2003.
TALAS, Cahit. Sosyal Ekonomi. Seçkin Matbaası. Ankara, 1979.
TCHERNINA, Natalia.
“Patterns And Processes Of Social Exclusion İn
Russia”, Social Exclusion: Rhetoric, Reality, Responses, Eds. Gerry Rodgers,
Charles Gore Ve Jose B.Figueiredo, Geneva, International Institute For Labor
Stydies (IILS), 1995.
TIGGEMAN, M. ve A.H. WINEFIELD: “The Effects of Unemployment on the
Mood,
Self-steem,
Locus
of
control,
and
depressive
affect
of
schoolleavers”,Journal of Occupational Psychology,1984, 24-37.
TINAR, Mustafa. Çalışma Psikolojisi, İzmir,1996.
TİSK; “Avrupa Konseyi: Lizbon Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı
Sonuç Bildirisi – İstihdam, Ekonomik Reform ve Sosyal Uyum Kararları”;
İşveren Dergisi Eki; C: XXXVIII; S.7, Nisan, 2000, 10.
TÖRÜNER, Mete. İşsizlik Sigortası. Friedrich Ebert Vakfı, İstanbul, 1991.
TSAKLOGLOU, P. Poverty And Social Exclusion In Europe, Cheltenham,
Edward Elgar Publishing, 2002.
TUNCAY, A.Can. Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri. Beta Yayınları, 9.
Baskısı, İstanbul, 2000.
WALKER, Alan ve Carol WALKER: Britain Divided, The Growth Of Social
Exclusion In The 1980s And 1990s, London, Child Poverty Action Group
Pres., 1997.
282
WAN KOTTEN, Gerit.
“Social Exclusion And The Flexibility Of Labour”,
Social Exclusion In Europa, Ashgate Publishing, 1999.
YAZGAN, Turan. Sosyal Sigorta İstanbul, 1977.
YELEKÇİ, Memduh ve İlhami Yelekçi. Notlu İzahatlı – İçtihatlı 4857 – 1475 854 -5953 - Sayılı İş kanunu Şerhi. Ankara, 2004.
YEPEZ DEL CASTILLO, Isabel: “A Comparative Approach To Social
Exdusion”, International Labour Review, Vol. 133, No: 5 - , 1994, 614.
YÜKSEL, İhsan. İşsizliğin Psiko-Sosyal Sonuçlarının İncelenmesi (Ankara
Örneği), C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 2003.
283
( EK 1 )
(Bristol Üniversitesi tarafından yapılan anket)
PERCEPTIONS OF POVERTY
AND SOCIAL EXCLUSION
1998
Report on Preparatory Research
Jonathan Bradshaw, David Gordon, Ruth Levitas, Sue
Middleton,
Christina Pantazis, Sarah Payne, Peter Townsend
Townsend Centre for International Poverty Research
University of Bristol
8 Woodland Road
Bristol BS8 1TN
September 1998
284
Contents
List of Contributors
Acknowledgements
Chapter 1
ii
iii
Executive Summary
1
Definitions of Concepts for the Perceptions of Poverty
and Social Exclusion
David Gordon
5
Chapter 2
Measuring Income in the Breadline Britain 1998 Survey
David Gordon
15
Chapter 3
Gender and Poverty in the new Breadline Britain Survey
Sarah Payne and Christina Pantazis
27
Chapter 4
Poverty and Mental Health in the Breadline Britain Survey
Sarah Payne
31
Chapter 5
Crime and Fear of Crime
Christina Pantazis
35
Chapter 6
Area Deprivation
Christina Pantazis
37
Chapter 7
Social Exclusion in the New Breadline Britain Survey
Ruth Levitas
39
Chapter 8
Revising the Breadline Britain Questions: Relevant Findings
from the Group Discussions
Sue Middleton
Chapter 9
Report on the MORI Omnibus Survey Test of New Questions
David Gordon and Christina Pantazis
Chapter 10
Draft Questionnaire for the Survey on Poverty
and Social Exclusion
43
65
81
Appendix 1: Details of the Proposed Changes to the
Questionnaire and Sources for the New Questions
115
Appendix II: Showcards
121
285
List of Contributors
Professor Jonathan Bradshaw - Department of Social Policy and Social Work,
University of York
Dr David Gordon - School for Policy Studies, University of Bristol
Dr Ruth Levitas - Department of Sociology, University of Bristol
Dr Sue Middleton - Centre for Research in Social Policy, University of
Loughborough
Christina Pantazis - School for Policy Studies, University of Bristol
Dr Sarah Payne - School for Policy Studies, University of Bristol
Professor Peter Townsend - School for Policy Studies, University of Bristol
knowledgements
The Breadline Britain in the 1990s Survey was funded by London Weekend
Television (LWT) with additional funding from the Joseph Rowntree Foundation and
was carried out by Marketing and Opinion Research International (MORI). It was
conceived and designed by Joanna Mack and Stewart Lansley for Domino Films,
with the help of Brian Gosschalk of MORI.
The Joseph Rowntree Foundation has supported this project as part of its programme
of research and innovative development projects, which it hopes will be of value to
policy makers and practitioners. The facts presented and the views expressed in this
report are, however, those of the authors and not necessarily those of the Foundation.
We would like to thank Barbara Ballard from the Joseph Rowntree Foundation for
her advice, encouragement and support throughout this project.
We would also like to thank Björn Halleröd of the University of Umeå, Tony
Manners, Linda Murgatroyd and June Bowman at the Office for National Statistics,
Richard Berthoud and Jonathan Gershuny at the University of Essex, Rick Davies of
Swansea University, Glen Bramley of Heriot Watt University and Michael Bittman at
the University of New South Wales for their helpful advice.
We would also like to thank Brian Gosschalk, Mark Speed and Sarah Birtles from
MORI for their helpful comments and their work on the Omnibus Questions.
286
Helen Anderson edited, typed and formatted this report.
© The Breadline Britain in the 1990s Survey is Copyright of MORI and Domino
Films
© The 1995 UK Time Use Survey (Module 117 Time Use) in the OPCS Omnibus is
Crown Copyright
Chapter 10
Draft Questionnaire for the Survey on Poverty and Social Exclusion
DEMOGRAPHIC SECTION
Q.1 What is your age?
Q.2 What is your sex?
Male
Female
Q.3 Can I check some details of the adult and child members of your household?
First, how many people are there in your household?
DETAILS OF EACH HOUSEHOLD MEMBER AGED 16+
Person number
Relationship to
respondent
(e.g. spouse, son or
daughter)
Sex
Age
287
Q.4 Which one of these applies to you at present?
Married
Living together
Widowed
Divorced
Separated
Single (never married)
Q.5 To which of the groups listed on this card to you consider you belong?
White (non-Irish)
White (Irish)
Black-Caribbean
Black-African
Black-Other
Indian
Pakistani
Bangladeshi
Chinese
Other
Q.6 Does your household own this accommodation or rent it?
Owned outright
Being bought on mortgage
Rent from local authority
Rent from housing association
Rent from private landlord
Other
Q.7 What type of accommodation do you live in?
Whole house, bungalow, detached
Whole house, bungalow, semi-detached
Whole house, bungalow, terraced, end of terrace
Purpose-built flat or maisonette in block
Part of house/converted flat or maisonette/rooms in house
Dwelling with business premises
Caravan/houseboat
Other
Not applicable
288
Q.8 What is the highest qualification you have on this list?
(SHOWCARD A)
Q.9a Which of these applies to you? And
Q.9b Which one applies to your spouse/partner?
(SHOWCARD B)
INCOME AND BENEFITS
Q.10. How many people in this household at present receive:
None
One
Two
Three
No
answer
Family Credit
Income Support
Job Seekers Allowance
Housing Benefit
Council Tax Benefit
Disability Working Allowance
Widow's Benefit
Sick Pay/benefit
Invalidity Pension
Attendance or Disability Living Allowance
(or Other disability benefit)
A State Retirement Pension
An occupational/private Pension
Q.11. Can you please tell me which kinds of income you and your household
receive?
You
Earnings from employment or self-employment
Child benefit
Maintenance/Child Support
Interest from savings, dividends, etc.
Student Loan/Grant
Social Fund Loan
Other kinds of regular allowance from outside the household
A state benefit on the previous card
A pension on the previous card
Other benefits or pensions
Your Household
289
Other sources of income e.g. rent
Q.12a Will you please look at this card and tell me which group represents your
total income from all these sources after taking off Income Tax, National
Insurance and any contribution towards a pension?
(SHOWCARD C)
ENTER BAND NUMBER
Q.12b Could you please look at the next card and give me your total income, AFTER
deductions, as an annual amount from this card?
(SHOWCARD D)
ENTER BAND NUMBER
Q.12c (If there is a spouse/partner) Does (spouse/partner) have any separate income
of their own?
Q.12d (If yes) Which group represents (spouse/partner's) total income from all these
sources after deductions for Income Tax, National Insurance and any
contribution towards a pension?
Q.12e (If income £36,400 or more annually) Could you please look at the next card
and give me (spouse/partner's) total income, after deductions, as an annual
amount from this card?
Q.12f (If 'don't know' or refusal obtained when asking about either respondent's or
spouse/partner's income) Would it be possible for you to tell me which group
represents the total income of you and (spouse/partner) taken together, after
any deductions?
Q.12g (If joint income band is £36,400 annually or more) Could you please look at
the next card and give me that total income taken together as an annual
amount from this card?
Q.12h (If more than two adults in household or two adults who are not respondent
and partner) Can I just check, does anyone else in the household have a
source of income?
Q.12i (If yes) And now thinking of the income of the household as a whole, which of
the groups on this card represents the total income of the whole household
after deductions for Income Tax, National Insurance and any contributions
people make towards a pension?
290
Q.13 Do you or does your spouse/partner get Job Seekers Allowance, the old
Income Support, nowadays or not? If yes, for how long have you/has he/she
been getting it?
Yes, for up to 3 months
Yes, for up to 6 months
Yes, for up to 12 months
Yes, for over a year
No
No answer
Q.14 Have you or your spouse ever received Job Seekers Allowance or Income
Support, or not?
Yes, in the last year
Yes, in the last 5 years
Yes, more than 5 years ago (except as a student)
No, never
No answer
Q.15 Do you or your spouse/ partner contribute to an occupational/private
pension scheme or not?
You
Spouse/Partner
Yes
No
Q.16 I'd now like to ask you some questions about unemployment. By
unemployment, I mean either those registered as unemployed or those not
entitled to benefit but available for and seeking work. Are you/your
spouse/partner unemployed at present? If yes, for how long?
You
Spouse/Partner
Yes, up to 3 months
Yes, 3 to 5 months
Yes, 6 to 11 months
Yes, 12 months or longer
No, not currently unemployed
Not applicable
Q.17 Have you/your spouse/partner been unemployed in the last year?
You
Yes
No
Not applicable
Spouse/Partner
291
Q.18 Looking back over the last ten years, for how long have you been
unemployed?
Never
Less than 2 months in total
2 to 6 months in total
7 to 12 months in total
Over 12 months in total
Not relevant
Don't know
ABSOLUTE AND OVERALL POVERTY
Q.19 How many pounds a week, after tax, do you think are necessary to keep a
household such as the one you live in, out of poverty?
Nearest £
Q.20 How far above or below that level would you say your household is?
A lot above that level of income
A little above
About the same
A little below
A lot below that level of income
Don’t know
The United Nations and the Governments of 117 countries wish to prepare national
plans to get rid of poverty. They have agreed that poverty can be defined in two
ways: absolute poverty and overall poverty. The definitions of absolute and overall
poverty are shown below.
(SHOWCARD E)
Q.21 How many pounds a week, after tax, do you think are necessary to keep a
household such as the one you live in, out of ABSOLUTE poverty?
Nearest £
Q.22 How far above or below that level would you say your household is?
A lot above that level of income
A little above
292
About the same
A little below
A lot below that level of income
Don’t know
(SHOWCARD F)
Q.23 How many pounds a week, after tax, do you think are necessary to keep a
household such as the one you live in, out of OVERALL poverty?
Nearest £
Q.24 How far above or below that level would you say your household is?
A lot above that level of income
A little above
About the same
A little below
A lot below that level of income
Don’t know
NECESSITIES
Q.25 On these cards are a number of different items which relate to our standard of
living. Please would you indicate by placing the cards in the appropriate box,
the living standards YOU feel ALL ADULTS should have in Britain today.
BOX A is for items which you think are necessary, which all adults should be
able to afford and which they should not have to do without. BOX B is for
items which may be desirable but are not necessary.
(SHOWCARDS SET G)
Q.26 Now can you do the same for the following activities?
(SHOWCARDS SET H)
Q.27 Now can you do the same thinking of children?
(SHOWCARDS SET I)
Q.28 Now can you do the same for the following children’s activities?
293
(SHOWCARDS SET J)
Q.29 Now, could you please put the cards into these four boxes C, D, E and F?
(SHOWCARDS SET G)
C
Have
and
couldn’t
do
without
D
Have and
could do
without
E
Don’t
have but
don’t
want
F
Don’t
have
and
can’t
afford
Q.30 Can you do the same, for the following activities, into boxes G, H, I and J?
(SHOWCARDS SET H)
G
Do and
couldn’t
do
without
H
Do and
could do
without
I
Don’t
do but
don’t
want
J
Don’t do
and
can’t
afford
ASK ALL THOSE WHO ANSWERED ‘DON’T DO’ AT Q. 30.
Q.31 How important is each of these factors in preventing you from doing (mention
activity)?
Very
important
Can’t afford to
Lack of time due to paid work
Lack of time due to childcare responsibilities
Lack of time due to other caring
responsibilities
Can’t go out because of caring responsibilities
No vehicle
Poor public transport
No one to go out with (social)
Problems with physical access
Too ill/sick/disabled
Too old
Fear of burglary/vandalism
Fear of personal attack
Feel unwelcome (ethnicity)
Quite
important
Not
important
294
Feel unwelcome (age)
Feel unwelcome (gender)
Feel unwelcome (disability)
Feel unwelcome (other)…… please specify
Not interested
Q.32 Thinking about the items for children, could you please put the cards into the
previous four boxes C, D, E and F:
(SHOWCARDS SET I)
Q.33 Now can you do the same for the following children’s activities with the
previous boxes G, H, I and J?
(SHOWCARDS SET J)
INTRA-HOUSEHOLD POVERTY
ASK ALL THOSE HOUSEHOLDS WITH A CAR
Q.34 Do you have access to the car when you personally need it?
Yes
No
ASK IF RESPONDENT HAS A PARTNER/SPOUSE
Q.35 People organise their household finances in different ways. Which of the
methods on this card comes closest to way you organise yours? It doesn’t
have to fit exactly - just choose the nearest one. You can just tell me which
one applies.
I look after the household money except my partner’s personal spending money
My partner looks after the household’s money except my personal spending money
I am given a housekeeping allowance. My partner looks after the rest of the money
My partner is given a housekeeping allowance. I look after the rest of the money.
We share and manage our household finances jointly
We keep our finances completely separate
Some other arrangement
295
(USING SHOWCARD K)
Q.36 What is the first thing that you personally go without when money is tight?
Q.37 What would you personally find really difficult to give up if money was tight?
Q.38 I’m going to read you a list of things which adults have told us that they
sometimes go without when money is tight. I’d like you to tell me HOW
OFTEN you personally have gone without in the last year because of shortage
of money?
All
year
Oft
en
Someti
mes
Nev
er
Don’t
know
ASK IF PARTNER/SPOUSE LIVES IN HOUSEHOLD
Q.39 And what about your partner, how often has he/she gone without each of
these things in the last year because of shortage of money?
All
year
Oft
en
Someti
mes
Nev
er
Don’t
know
ASK IF CHILDREN IN THE HOUSEHOLD
Q.40 And what about your child(ren), how often has he/she/they gone without
each of these things in the last year because of shortage of money?
Clothes
Shoes
Food
A hobby or sport
School trips or holidays
A family holiday
Pocket money
All
year
Oft
en
Someti
mes
Nev
er
Don’t
know
296
Q.41 How often do you go out socially without your spouse/partner on average?
Every evening
Four or five times a week
Two or three times a week
Once a week
Once a fortnight
Once a month
Once every two or three months
Once every six months
Once a year
Less than that
Never
ASK IF EVER GOES OUT ALONE
Q.42 And when you go out without your partner what do you do?
(SHOWCARD L)
Q.43 And thinking about the last time that you went out without your spouse/
partner, what did you do?
SOCIAL NETWORKS AND SUPPORT
Q.44 Are your Mother and Father still alive?
Yes
Mother
Father
No
297
Q.45 How many of the following members of your family age 18 or over, do you
have? We mean family members who are still alive.
None
One
Two
Three
Four
Five
plus
Sisters (include step-sisters, half
sisters and adopted sisters)
Brothers (include step-brothers, half
brothers and adopted brothers)
Daughters (include step-daughters
and adopted daughters)
Sons (include step-sons and adopted
sons)
Other relatives (grandparents,
grandchildren, in-laws, aunts,
uncles, etc.)
Q.46 How often do you see or visit the members of your family? If you have more
than one adult sister, brother, daughter or son, please think about the sister, brother
daughter or son you have most contact with.
Mother Father
Sister
Brother
Daughter
Son
Other
relative
Lives in the same
household
Daily
At least several times a
week
At least once a week
At least once a month
Several times a year
Less often
Q.47 About how long would it take you to get to where the members of your family
live? Think of the time it usually takes door to door.
Mother
Less than 15 minutes
Between 15 and 30
minutes
Father
Sister
Brother
Daughter
Son
Other
relative
298
Between 30 minutes
and 1 hour
Between 1 and 2 hours
Between 2 and 3 hours
Between 3 and 5 hours
Between 5 and 12
hours
Over 12 hours
Q.48 And how often do you have any other contact with members of your family,
besides visiting, either by telephone or letter?
Mother
Father
Sister
Brother
Daughter
Son
Daily
At least several times a
week
At least once a week
At least once a month
Several times a year
Less often
THINKING ABOUT YOUR CLOSE FRIENDS – NOT YOUR HUSBAND OR WIFE,
OR PARTNER, OR FAMILY MEMBER - BUT PEOPLE YOU FEEL FAIRLY CLOSE
TO:
PLEASE WRITE IN NUMBER _______ or NONE FOR Q.49 to Q51
Q.49 How many close friends do you have?
Q.50 How many of these friends are people you work with now?
Q.51 How many of these friends are your close neighbours?
Q.52 Now thinking of your best friend, or the friend you feel closest to. How often
do you visit this friend? (Please tick one)
He/She lives in the same household
Daily
At least several times a week
At least once a week
Other
relative
299
At least once a month
Several times a year
Less often
Q.53 About how long would it take you to get to where this friend lives? Think of
the time it usually takes door to door.
Less than 15 minutes
Between 15 and 30 minutes
Between 30 minutes and 1 hour
Between 1 and 2 hours
Between 2 and 3 hours
Between 3 and 5 hours
Between 5 and 12 hours
Over 12 hours
Q.54 And how often do you have any other contact with this friend, besides visiting,
either by telephone or letter?
Daily
At least several times a week
At least once a week
At least once a month
Several times a year
Less often
Q.55 What factors prevent you from meeting up with family or friends more often?
Tick all that apply.
Can’t afford to
Lack of time due to paid work
Lack of time due to childcare responsibilities
Lack of time due to other caring responsibilities
Can’t go out because of caring responsibilities
No vehicle
Poor public transport
Problems with physical access
Too ill/sick/disabled
Too old
Fear of burglary/vandalism
Fear of personal attack
Not interested
300
Q.56 How much support would you get in the following situations?
A lot
Some
Not much
None at all
Help around the home if you are in bed
with flu/illness
Help with a household or garden job that
you cannot manage alone, for example,
moving furniture
Needing advice about an important
change in your life, for example,
changing jobs, moving to another area
Being upset because of problems with
your spouse/partner.
Feeling a bit depressed and wanting
someone to talk to.
Needing someone to look after
children/elderly or a disabled adult.
Needing someone to look after your
home/possessions when away.
Q.57 In the last twelve months which of the following have you done for family
members (not living with you) or friends?
Other family members
Friends
Given them money
Lent them money
Given them food
Lent them food
Given them other things (specify)
Lent them other things (specify)
Taken them out for an evening
Baby-sat in the evenings for them
Looked after their children in the daytime
Q.58 And in the last twelve months which of the following have members of your
family (not living with you) or friends done for you?
Other family members
Given you money
Lent you money
Given you food
Lent you food
Given you other things (specify)
Lent you other things (specify)
Taken you out for an evening
Baby-sat in the evenings for you
Looked after your children in the daytime
Friends
301
PERCEPTION OF POVERTY
Q.59 Over the last 10 years, do you think that poverty in Britain has been
increasing, decreasing or staying about the same?
Increasing
Decreasing
Staying about the same
Don’t know
Refusal/NA
Q.60 And over the next 10 years, do you think that poverty in Britain will?
Increase
Decrease
Stay at the same level
Don’t know
Refusal/NA
Q.61 Why, in your opinion, are there people who live in need? Here are four
opinions - which is the closest to yours?
Because they have been unlucky
Because of laziness and lack of willpower
Because there is much injustice in our society
It's an inevitable part of modern progress
None of these
Don't know
Q.62 Still thinking about people who lack the things you have said are necessities
for living in Britain today, do you think that the Government is doing too
much, too little or about the right amount to help these people?
Too much
Too little
About the right amount
Don't know
Q.63a If the Government proposed to increase income tax by one penny (1p) in the
pound to enable everyone to afford the items you have said are necessities, on
balance would you support or oppose this policy?
Support
302
Oppose
Don’t know
Q.63b If the Government proposed to increase income tax by five pence (5p) in the
pound to enable everyone to afford the items you have said are necessities, on
balance would you support or oppose this policy?
Support
Oppose
Don’t know
Q.64 In your opinion how effective would the following be in reducing poverty?
(SHOWCARD M)
Very
important
Less
important
Not
important
Q.65 I’m going to read to you a list of people in different circumstances. For each,
could you tell me how likely you think it is that people in those circumstances
in Britain today will be poor?
(SHOWCARD N)
Very
likely
Likely
Neither
likely or
unlikely
Unlikely
Very
unlikely
Q.66 And thinking about the same groups of people, for each, should the
government increase benefits, decrease benefits or keep benefits at the level
they are now?
Increase
benefits
Decrease
benefits
AREA DEPRIVATION
Q.67 How satisfied are you with this area as a place to live?
Very satisfied
Fairly satisfied
Keep benefits at
the same level
303
Neither satisfied nor dissatisfied
Slightly dissatisfied
Very dissatisfied
Q.68 Can you tell me how common or uncommon each of these are in this area?
Very
common
Fairly
common
Not very
common
Not at all
common
Noisy neighbours or loud parties
Graffiti on walls and buildings
Teenagers hanging around on the streets
Homeless people and/or people begging
Rubbish/litter lying around
Dogs and dog mess
Home and gardens in bad condition
Vandalism and deliberate damage to property
Insults or attacks to do with someone’s race or
colour
Q.69 And can you tell me, how much of a problem are these in this area?
Very big
problem
Fairly
big
proble
m
Not
very big
proble
m
Not a
problem at
all
Poor street lighting
Street noise (e.g. traffic, businesses,
factories)
Pollution, grime or other environmental
problems caused by traffic or industry
Lack of open public spaces
Traffic is a risk to pedestrians and cyclists
LOCAL SERVICES
Q.70 I am going to read out a number of services which may exist in your local area
and which affect our standard of living. Please could you tell me whether you
think that these services are essential and should be available or whether they
may be desirable but are not essential?
(SHOWCARDS O, P and Q)
Essential
Desirable
Don’t Know
304
Q.71 Now, could you please tell me the category in which you would put the
following items?
(SHOWCARDS O, P and Q)
Use adequate
Use inadequate
Don’t use don’t
want/not
relevant
Don’t use –
unavailable/
Unsuitable
Don’t
use –
can’t
afford
Don’t
know
Q.72 How easy would it be for you to get to the following if you needed to?
(SHOWCARD O)
Very
Easy
Fairly
easy
Fairly
difficult
Not
easy
FINANCE AND DEBTS
Q.73 Have there been times during the past year when you were seriously behind in
paying within the time allowed for any of the following items?
(SHOWCARD R)
Yes
No
Q.74 Have you ever been disconnected or used less than you needed to in relation
to water, gas, electricity and the telephone because you couldn’t afford it?
Disconnected
Water
Gas
Electricity
Telephone
Used less than
needed
305
Q.75 And have there been times during the past year when you have had to borrow
money from money lenders, excluding banks or building societies, or
pawnbrokers, in order to pay for your day,-to-day needs?
Money
lenders
Pawnbrokers
Yes
No
Don't know
Q.76 Do you or your partner/spouse have a bank or building society current
account?
Yes, respondent only
Yes partner only
Yes, both
No, neither
Don’t know
POVERTY AND TIME
Q.77 Do you think you could genuinely say you are poor now, all the time,
sometimes, or never?
All the time
Sometimes
Never
Never
Q.78 Looking back over your life, how often have there been times in your life
when you think you have lived in poverty by the standards of that time?
Never
Rarely
Occasionally
Often
Most of the time
306
Q.79 Is there anything that has happened recently (in the last two years) in your
life which has? Tick all that apply.
Improved your standard of living
Reduced your standard of living
Increased your income
Reduced your income
None of these
Q.80 Is there anything that you expect to happen in the near future (in the next two
years) in your life which will? Tick all that apply.
Improve your standard of living
Reduce your standard of living
Increase your income
Reduce your income
None of these
HEALTH
Q.81 Over the last 12 months would you say that your health has on the whole been
good, fairly good, or not good?
Good
Fairly good
Not good
Q.82 Do you or does anybody else in your household have any long-standing
illness, disability or infirmity? By long-standing I mean anything that has troubled
you over a period of time or that is likely to affect you over a period of time.
Yes, respondent
Yes, other household member/s
No
No answer
Q.83 Do any of these illnesses or disabilities limit your activities in any way?
Yes, respondent
Yes, other household member
No
Don’t know
307
Q.84 Thinking about your health, are you ever in pain and discomfort?
I have no pain or discomfort
I have moderate pain or discomfort
I have extreme pain or discomfort
Q.85 How many times have you consulted a Doctor for reasons other than
pregnancy, contraception, screening or other preventative health care
services in the last 12 months?
None
1-2
3-4
5-7
8-10
11-15
16+
Don’t know
Not applicable
No answer
Q.86 Have you consulted any of the people on this card for preventative health care
services (e.g. for a routine check-up) in the last 12 months?
Doctor
Dentist
Optician
Family planning
Other
None of these
Q.87 How many times have other members of your household consulted a Doctor
for reasons other than pregnancy, contraception, screening or other
preventative health care services in the last 12 months?
None
1-2
3-4
5-7
8-10
11-15
16+
Don’t know
Not applicable
No answer
308
Q.88 How many times have you required hospital treatment for reasons other than
pregnancy, screening or other preventative health care in the last 12 months?
None
1
2
3
4-5
6-9
10+
Don’t know
Not applicable
No answer
Q.89 How many times have other members of your household required hospital
treatment for reasons other than pregnancy, screening or other preventative
health care in the last 12 months?
None
1
2
3
4-5
6-9
10+
Don’t know
Not applicable
No answer
Q.90 Are you currently on a hospital waiting list?
Yes
No
Don’t know
IF YES, ASK
Q.91 How long have you been on a hospital waiting list?
Q.92. Have there been times in the past year when you've felt isolated and cut off
from society, or depressed, because of lack of money ?
Yes
Isolated
Depressed
No
309
Q.93. Have there been times in the past year when you have felt isolated and cut off
from society for any of the reasons on this card? Tick all that apply.
Paid work
Childcare responsibilities
Other caring responsibilities
Lack of own transport
Irregular or expensive public transport
No friends
No family
Problems with physical access
Sexism
Racism
Homophobia
Discrimination relating to disability
Other
Q.94 This card lists a number of things which may have happened to you. Could
you tell me please which, if any, of these have happened to you in the past 12
months?
Yes
Death of a close relative or friend
Problems at work
Changing your job
A wage earner in your household losing their job
Divorce, separation or break-up of an intimate relationship
Problems with your children
Problems with parents or close relatives
You, or someone else in your household, having a road accident
You, or someone else in your household, having an accident around
the home (such as a fall, scalding, electric shock, or something like
that).
You, or someone else in your household, having an accident/injury at
work
You, or someone else in your household, becoming ill from food
poisoning, e.g. BSE, salmonella.
Other serious illness or injury to you
Other serious illness or injury of someone close to you
Moving house
Financial difficulties
Problem with neighbours
No
310
ASK FOR EACH IF ANSWERED YES AT Q.95
Q.95 Could you tell me how stressful you found (answer to question).
Very stressful
Fairly stressful
Not very stressful
Not at all stressful
Q.96 Here is a list of things which some people have said are the main contributing
factors to divorce in Britain today. Which, if any, do you think are the main
causes? Tick all that apply.
Poverty
Poor housing
Career pressure on men
Women working/ not at home with the children
Too high expectations of marriage
Money/ financial difficulties
Being childless
Having children
Family/in-law problems
Less social stigma for divorce
Alcohol
Drugs
Lower religious standards
Other (please specify)
Don’t know
TIME
Q.97 I’d now like to ask you to split the day’s 24 hours into certain broad task
categories. Please indicate how many hours you think you typically spend on
the following activities:
On normal
week days
Paid employment, including any overtime and
secondary jobs, transport to and from work
Looking after the home, for example, cooking, cleaning
and laundry
Gardening, DIY, maintenance and repair of the home
At weekends
(Saturdays and
Sundays
together)
311
Shopping
Child care, playing, and school work
Education, studying, and training (including transport to
and from place of study)
Voluntary work/care of others
Leisure /social life in the home (e.g.
Watching TV, reading, relaxing, thinking)
Leisure/social life outside the home (e.g. visiting
friends, going to the pub, sport)
Sleeping, eating, and personal care (e.g. washing)
Total
24 hours
48 hours
Q.98 I’d like to ask you some further questions relating to time. How often would
you agree with the following? Tick all that apply.
I often feel under stress when I don’t have enough time.
When I need more time, I tend to cut back on my sleep.
At the end of the day, I often feel that I haven’t accomplished what I set out to do.
I worry that I don’t spend enough time with my family and friends.
I feel that I am constantly under stress - trying to accomplish more than I can handle.
I feel trapped in a daily routine.
When I’m working long hours, I often feel guilty than I’m not at home.
I consider myself a workaholic.
I just don’t have time for fun anymore.
Sometimes I feel that my spouse doesn’t know who I am anymore.
HOUSING
Q.99 How satisfied are you with this accommodation?
Very satisfied
Fairly satisfied
Neither satisfied nor dissatisfied
Slightly dissatisfied
Very dissatisfied
Q.100 Would you describe the state of repair of your home as good, adequate or
poor?
Good
Adequate
Poor
Don't know
312
Q.101 Do you have any of the following problems with your accommodation?
Yes
No
Shortage of space
Too dark, not enough light
Lack of adequate heating facilities
Leaky roof
Damp walls, floors, foundations, etc.
Rot in window frames or floors
Mould
No place to sit outside, e.g. a terrace or garden
Other
Q.102 Has your health problems or the health problems of anyone in your
household been caused/made worse by housing situation?
Yes
No
CRIME
Q.103 I’d like to ask you about some crimes that may have happened to you in the
last year. I don’t just want to know about the serious incidents - I want to know about
small things too. It is sometimes difficult to remember exactly when things happen,
so I will take the questions slowly, and would like you to think carefully about them.
In the last year:
ASK THOSE WITH VEHICLE
Have you or anybody else in this household had a…?
Yes
No
Yes
No
Vehicle stolen or anything stolen off or out it
Vehicle tampered with or damaged by vandals or people out to
steal
ASK ALL
Has anyone….?
Broken into or tried to break into your home
Stolen anything out of your home
Stolen anything from outside of your home, apart from milk
bottles or newspapers
313
Deliberately damaged or vandalised your home
Stolen anything you were carrying
Defrauded you or cheated you out of money, possessions or
property? (please specify)
Made obscene phone calls to you
Threatened or frightened you
Racially harassed or racially abused you
Deliberately hit or assaulted you (including friends/relatives or
acquaintances -but excluding household members).
ASK IF OTHER ADULTS IN THE HOUSEHOLD
Has any adult member of your household hit or kicked you, or
used force or violence in any other way?
ASK WOMEN ONLY
Q.104 I would like to ask you about other unpleasant incidents that you may have
experienced. In the last year, when you have been out in this area or
elsewhere, have you ever been annoyed, upset or frightened by a man you did
not know doing any of the things on this card?
Yes
Followed you on foot
Followed you by car or kerb crawling
Indecently exposed themselves
Made abusive or sexually offensive comments
Propositioned you in the street for sex
ASK ALL
Q.105 How safe do you feel walking alone in this area after dark? (If never goes
out, probe ‘How safe would you feel’?)
Very safe
Fairly safe
A bit unsafe
Very unsafe
No
314
Q.106 How safe do you feel when you are alone in your own home at night? (If is
never alone, probe ‘How safe would you feel’?)
Very safe
Fairly safe
A bit unsafe
Very unsafe
Q.107 Most of us worry at some time or other about being a victim of crime. Using
one of the phrases on this card, could you tell me how worried you are about
the following items on this card?
Very
worried
Fairly
worried
Not
very
worried
Not at all
worried
Being burgled
Being mugged
Having your car stolen
Being insulted or pestered, while in the
street or any other public place
Being physically attacked because your
colour, ethnic origin or religion
Being raped
Being attacked in your home by
someone you know
Being attacked in your home by a
stranger
Q.108 I have already asked you some questions about how worried you are about
particular crimes. I would now like to ask you about other worries.
Very
worried
You, or someone else, in your
household being seriously ill
Having financial debts such as HP,
mortgage, loans, etc.
A wage earner in your household
losing their job
You, or someone else in your
household, having a road accident
You, or someone else in your
household, having an accident around
the home (such as a fall, scalding,
electric shock, or something like
Fairly
worried
Not very
worried
Not at all
worried
315
that).
You, or someone else in your
household, having an accident/injury
at work.
You, or someone else in your
household, becoming ill from food
poisoning, e.g. BSE, salmonella.
CHILDREN’S EDUCATION
ASK THOSE WITH CHILDREN OF SCHOOL AGE ONLY
Q.109 Here is a list of problems which some children of school age have
experienced at school. Which, if any, of the following apply to any of your
children in the last 12 months?
Apply
Child has missed classes because of teacher shortage
Child has shared school books in key subjects
Child has found difficulty in obtaining school books
for homework
School does not have enough computers
Large class sizes (30+)
School buildings are in a bad state of repair
Other problems due to lack of resources at school
Q.110 Does your child have special education needs?
Yes
No
ASK IF YES AT Q.111
Q.111 Has your child had a SSEN?
Yes
No
Don’t know
Does not
apply
316
Q.112 Has you child ever been bullied or been accused of bullying?
Yes
No
Don’t
know
Has been bullied
Has been accused of bullying
Q.113. Has your child ever been suspended or excluded from school?
Yes
No
Don’t know
ASK IF YES AT Q.115
Q.114. Roughly how many days was that for?
POLITICAL ACTIVISM
Q.115. Generally speaking, do your think of yourself as Conservative, Labour,
Liberal Democrat, Green or what?
Conservative
Labour
Liberal Democrat
Green
Plaid Cymru
Scottish National Party
Other
Refuse to say
Don’t know
Q.116. And which , if any, of the things on this list have you done in the last two or
three years? Tick all that apply.
Presented my views to a local councillor or MP
Written a letter to an editor
Urged someone outside my family to vote
Urged someone to get in touch with a local councillor or MP
Made a speech before an organised group
Been an officer of an organisation or club
Stood for public office
Taken an active part in a political campaign
Helped on fund raising drives
317
Voted in the last General election
Voted in the last local election
None of these
Q.117. Are you currently an active member of any kinds of organisations on this
card?
Yes
Political party
Trade Union
Environmental group
Other pressure group
Parents’ / School Association
Tenants’ / Residents’ Association or Neighbourhood Watch
Religious group or church organisation
Voluntary service group
Other community or civic group
Social club/ working men’s club
Sports club
Women’s Institute / Townswomen’s guild
Women’s Group / Feminist organisation
Other group or organisation
None of these
No
Don’t know
318
( EK 2 )
(ARAŞTIRMADA UYGULANAN ANKET)
SAYIN CEVAPLAYICI BU ÇALIŞMA GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL
BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DOKTORA PROGRAMI KAPSAMINDA BİR
BİLİMSEL TEZ İÇİN GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR.
KATILDIĞINIZ VE CEVAPLADIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.
Esin ŞENOL
(Doktora Öğrencisi)
1) Yaş
a. 15-19
b. 20-24
c. 25-29
d. 30-34
e.
f.
g.
h.
i. 55-59
j. 60-64
k. 65 ve üzeri
35-39
40-44
45-49
50-54
2) Cinsiyet
a. Kadın
b. Erkek
3) Medeni durumunuz
a. Bekâr/Dul/Boşanmış
b. Evli
4) Eğitim Düzeyiniz
a. Okur-Yazar Değil
b. Okur-Yazar (Diploması yok)
c. İlkokul
d. Ortaokul
e. İlköğretim
f.
g.
h.
i.
j.
Lise/Meslek Lisesi
Üniversite (Ön lisans/iki yıllık)
Üniversite (Lisans/dört yıllık)
Yüksek Lisans
Doktora
5) Halen bir işte çalışıyor musunuz? (Son dört hafta dikkate alınmalıdır)
a. Evet [6. sorudan devam edin]
b. Hayır [9. soruya geçiniz]
6) Ne tür bir işte çalışıyorsunuz?
a. Sürekli/Düzenli ve tam zamanlı
b. Sürekli/Düzenli ve part-time
c. Eve iş alıyorum /Evde çalışıyorum
d. Geçici/Kısa süreli/Mevsimlik iş
e.
f.
g.
h.
Gündelik işler
Kendi hesabına (avukat, doktor vb.)
İşveren
Diğer: ………………………………
7) Çalıştığınız işte “sosyal güvenceniz” var mı? (Sigortalı olarak mı çalışıyorsunuz?)
a. Evet [16. soruya geçiniz]
b. Hayır [8. sorudan devam edin]
8) Bu güne kadar hiç “bir sigortalı işte” çalıştınız mı?
a. Evet [16. soruya geçiniz]
b. Hayır [16. soruya geçiniz]
319
9) Ne kadar süredir işsizsiniz?
a. 0-6 ay
b. 6 ay-1 yıl
c. 1-2 yıl
d. 2-3 yıl
e. 3 yıl ve daha fazla
10) Sizce işsiz kalmanızın/İş bulamamanızın nedeni nedir?
a. Ekonomik durum/ülkenin genel ekonomik koşulları
[12. soruya geçiniz]
b. Zaman, zaman yaşanan ekonomik krizler
[12. soruya geçiniz]
c. Niteliklerinize uygun iş olmaması
[12. soruya geçiniz]
d. Eğitiminizin/ niteliklerinizin iş bulmaya yeterli olmaması
[12. soruya geçiniz]
e. Ayrımcılık yapılması
[11. sorudan devam edin]
11) Hangi nedenle ayrımcılığa uğradınız?
a. Yaş
b. Cinsiyet
c. Din
d. Milliyet/Etnik kimlik
e. Siyasi görüşler
f.
Sağlıkla ilgili sorunlar [engellilik
dışında hamilelik vb.]
g. Engelli Olmak
h. Fiziksel özellikler (boy/kilo vb.)
12) İş arıyor musunuz?
a. Evet [13. sorudan devam edin]
b. Hayır [Diğer forma geçiniz]
13) Ne kadar süredir iş arıyorsunuz?
a. 0-6 ay
b. 6 ay 1 yıl
c. 1-3 yıl
d. 3 yıldan daha fazla
14) Yaşamınızı devam ettirmenizi sağlayan bir geliriniz var mı? (Birden fazla şık
işaretleyebilirsiniz)
a. Hayır [Diğer forma geçiniz]
e. Çocuklarından biri çalışıyor
b. Kamu/Özel sosyal yardım
f. Kira, faiz gibi Başka Gelirleri var
g. Anne-babayla beraber yaşıyor ve
kuruluşlarından yardım alıyor
/veya ihtiyaçlarını onlar karşılıyor
c. İşsizlik Ödeneği Alıyor
d. Eşi Çalışıyor
15) Ortalama aylık geliriniz ne kadardır? (Eğer geliriniz düzenli değilse tahmini aylık
miktarı hesaplar mısınız?)
f. 1001-1500 lira arası
a. 1 lira- 250 lira arası
g. 1501 lira-2000 lira arası
b. 251 lira-asgari ücret (496 lira) arası
h. 2001 lira-2500 lira arası
c. Tam asgari ücret kadar (496 lira)
i. 2501 lira ve üzeri
d. 497 lira-750 lira arası
e. 751 lira-1000 lira arası
DİKKAT İŞSİZLER İÇİN FORMUN BU KISMI TAMAMLANMIŞTIR!
LÜTFEN İŞSİZ CEVAPLAYICILAR İÇİN DİĞER FORMA GEÇİNİZ.
320
16) Bu işten elde ettiğiniz gelirin türü nedir?
a. Gündelik
b. Haftalık
c. Aylık
d. Yıllık
17) Ortalama aylık geliriniz ne kadardır? (Eğer ücretinizi gündelik, haftalık ya da yıllık
alıyorsanız tahmini aylık miktarı hesaplar mısınız?)
a. Asgari ücretin (496 lira) altında
b. Asgari ücret kadar (496 lira)
c. 496 lira-750 lira arası
d. 751 lira-1000 lira arası
e. 1001-1500 lira arası
f. 1501 lira-2000 lira arası
g. 2001 lira-2500 lira arası
h. 2501 lira ve üzeri
Sayın cevaplayıcı; aşağıda yaşam alanlarına ilişkin bazı önermeler yer almaktadır. Bu önermeleri sizin durumunuza
uygunlukları bakımından değerlendirerek sizin için en uygun olan seçeneği işaretleyiniz.
1) Sağlık ve Sosyal Güvenlik alanı
1
2
3
4
Hasta olduğumda mutlaka bir doktora giderim
Hastalığımın tedavisi için gerekli olan ilaçları kolaylıkla satın alabilirim
Ameliyat ve bakım gerektiren tıbbi hizmetlerden yararlanabilirim
Sosyal güvenlik sistemi tarafından korunmak bana güven veriyor
Geleceğimin sosyal güvence altında olması (emeklilik vb.) bana
5
güven veriyor
Hastalık/Sakatlık durumunda sosyal güvencemin olduğunu bilmek
6
bana güven veriyor
2) Eğitim İmkânlarından Yararlanma/Eğitime katılma alanı
7
Eğitim hayatım sırasında hiç maddi zorluk çekmedim
Kendimi geliştirmek amacıyla çeşitli kurslara katılmak benim için zor
8
olmaz
Mesleğimde/İşimde gelişebilmek için çeşitli kurslara katılmak benim
9
için zor olmaz
Kendimi geliştirebilmek için kitap/dergi vb. yayınları kolaylıkla satın
10
alabilirim
Mesleğimde/İşimde gelişebilme için ihtiyaç duyduğum kitap/dergi vb.
11
yayınları kolaylıkla alabilirim
Ekonomik (maddi yetersizlik, çalışma vb.) nedenlerle eğitimime hiç
12
ara vermedim
3) İkamet Koşulları alanı
Kendi kazancımla sağlıklı yaşayabileceğim bir ev/konut satın
13
alabilirim/aldım
14
Kiralık da olsa sağlıklı koşullarda bir evde/konutta yaşayabiliyorum
Kirada oturuyor olsam/oturduğum evin kirasını düzenli olarak ve
15
rahatça ödeyebilirim
16
Oturduğum evin sağlık koşullarına uygun bir tuvaleti vardır
17
Oturduğum evin sağlık koşullarına uygun bir banyosu vardır
18
Oturduğum evde bana ait bir odaya sahibim
4) Siyasal katılma alanı
19
Siyasi görüşlerime uygun bir partiye oy veriyorum
Siyasi görüşlerimi temsil eden bir partinin faaliyetlerine aktif olarak
20
katılıyorum
Siyasi nitelikli toplantılara (konferans, panel vb.) düzenli olarak
21
katılırım
22
Siyasi görüşlerim nedeniyle toplumda bir sorun yaşamıyorum
23
Siyasal faaliyetlere katılma konusunda hiçbir zorlukla karşılaşmadım
Bir siyasi partinin yasal üyesi olma konusunda bir engel
24
hissetmiyorum
5) Kültürel, sportif ve sanatsal alan
25
Düzenli olarak sinemaya film izlemeye giderim
26
Düzenli olarak tiyatro izlemeye giderim
27
Okumak istediğim bir kitabı satın almak benim için zor olmaz
28
Sevdiğim sanatçıların konserlerine giderim
29
Düzenli olarak her yıl tatile giderim (Yaz ya da kış tatili)
30
Düzenli olarak spor yapabiliyorum
6) Sosyal Yaşam alanı
31
Akrabalarımla birbirimizi düzenli olarak ziyaret ederiz
32
Bana çok yakın ve samimi olan arkadaşlarım var
33
Arkadaşlarımla çok sık görüşürüm
Başkalarına (yaşlılar, kimsesizler vb.) yardım amacıyla düzenlenen
34
etkinlere katılırım
35
Bayram vb. ortak günlerde dost ve arkadaşlarımla birlikte olurum
Maddi olarak zor düştüğümde dostlarımdan hep yardım
36
görmüşümdür
7) Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
37
Beslenmem için yeterli olacak kadar et tüketebiliyorum
Çok
Uygun
Biraz
Uygun
Kararsızım
Uygun
Değil
Hiç
Uygun
Değil
Σatp
Σatp
Σatp
Σatp
Σatp
Σatp
Σatp
322
Beslenmem için yeterli olacak kadar süt ürünü (yoğurt, peynir vb.)
tüketebiliyorum
Beslenmem için yeterli olacak kadar sebze tüketebiliyorum
Beslenmem için gereken bütün gıda maddelerini alırken güvenilir
40
yerler olmasına dikkat ederim
Yemek zamanlarımı hiçbir zaman sağlıklı olmayan gıdalarla
41
geçiştirmem (ekmek-peynir b.)
42
Düzenli olarak günde üç öğün yemek yiyebiliyorum
8) Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı
Günün ve zamanın (yaz-kış) şartlarına uygun olarak giyim
43
ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum
44
Telefon faturalarımı/iletişim masraflarımı karşılamakta zorlanmıyorum
Ulaşım giderlerimi (işe giderken/sosyal faaliyetlerim sırasında)
45
karşılamakta zorluk çekmiyorum
46
Elektrik faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
47
Su faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
48
Yakıt faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
38
39
Σatp
ΣTP
=
323
( EK 3 )
(ARAŞTIRMADA UYGULANAN ANKETİN PUANLAMASI)
Sosyal Dışlanma Ölçeği (Likert türü dereceleme ölçeği esas alınarak yapılandırılmıştır)
1) Sağlık ve Sosyal Güvenlik alanı
1
2
3
4
5
Hasta olduğumda mutlaka bir doktora giderim
Hastalığımın tedavisi için gerekli olan ilaçları kolaylıkla satın alabilirim
Ameliyat ve bakım gerektiren tıbbi hizmetlerden yararlanabilirim
Sosyal güvenlik sistemi tarafından korunmak bana güven veriyor
Sosyal güvenlik primlerimi kolaylıkla karşılayabiliyorum/ödeyebiliyorum
Hastalık/Sakatlık durumunda sosyal güvencemin olduğunu bilmek bana
6
güven veriyor
2) Eğitim İmkânlarından Yararlanma/Eğitime katılma alanı
7
Eğitim hayatım sırasında hiç maddi zorluk çekmedim
8
Kendimi geliştirmek amacıyla çeşitli kurslara katılmak benim için zor olmaz
Mesleğimde/İşimde gelişebilmek için çeşitli kurslara katılmak benim için zor
9
olmaz
10
Kendimi geliştirebilmek için kitap/dergi vb. yayınları kolaylıkla satın alabilirim
Mesleğimde/İşimde gelişebilme için ihtiyaç duyduğum kitap/dergi vb.
11
yayınları kolaylıkla alabilirim
Ekonomik (maddi yetersizlik, çalışma vb.) nedenlerle eğitimime hiç ara
12
vermedim
3) İkamet Koşulları alanı
13
Kendi kazancımla sağlıklı yaşayabileceğim bir ev/konut satın alabilirim/aldım
14
Kiralık da olsa sağlıklı koşullarda bir evde/konutta yaşayabiliyorum
15
Evimin kirasını düzenli olarak ve rahatça ödeyebiliyorum
16
Oturduğum evin sağlık koşullarına uygun bir tuvaleti vardır
17
Oturduğum evin sağlık koşullarına uygun bir banyosu vardır
18
Oturduğum evde bana ait bir odaya sahibim
4) Siyasal katılma alanı
19
Siyasi görüşlerime uygun bir partiye oy veriyorum
Siyasi görüşlerimi temsil eden bir partinin faaliyetlerine aktif olarak
20
katılıyorum
21
Siyasi nitelikli toplantılara (konferans, panel vb.) düzenli olarak katılırım
22
Siyasi görüşlerim nedeniyle toplumda bir sorun yaşamıyorum
23
Siyasal faaliyetlere katılma konusunda hiçbir zorlukla karşılaşmadım
24
Bir siyasi partinin yasal üyesi olma konusunda bir engel hissetmiyorum
5) Kültürel, sportif ve sanatsal alan
25
Düzenli olarak sinemaya film izlemeye giderim
26
Düzenli olarak tiyatro izlemeye giderim
27
Okumak istediğim bir kitabı satın almak benim için zor olmaz
28
Sevdiğim sanatçıların konserlerine giderim
29
Düzenli olarak her yıl tatile giderim (Yaz ya da kış tatili)
30
Düzenli olarak spor yapabiliyorum
6) Sosyal Yaşam alanı
31
Akrabalarımla bir birimizi düzenli olarak ziyaret ederiz
32
Bana çok yakın ve samimi olan arkadaşlarım var
33
Arkadaşlarımla çok sık görüşürüm
Başkalarına (yaşlılar, kimsesizler vb.) yardım amacıyla düzenlenen etkinlere
34
katılırım
35
Bayram vb. ortak günlerde dost ve arkadaşlarımla birlikte olurum
36
Maddi olarak zor düştüğümde dostlarımdan hep yardım görmüşümdür
7) Sağlıklı ve yeterli beslenme tüketim alanı
37
Beslenmem için yeterli olacak kadar et tüketebiliyorum
Beslenmem için yeterli olacak kadar süt ürünü (yoğurt, peynir vb.)
38
tüketebiliyorum
39
Beslenmem için yeterli olacak kadar sebze tüketebiliyorum
Kararsızım
Uygun
Değil
Hiç
Uygun
Değil
3
3
3
3
3
2
2
2
2
2
1
1
1
1
1
4
3
2
1
5
5
4
4
3
3
2
2
1
1
5
5
4
4
3
3
2
2
1
1
5
4
3
2
1
5
4
3
2
1
5
5
5
5
5
5
4
4
4
4
4
4
3
3
3
3
3
3
2
2
2
2
2
2
1
1
1
1
1
1
5
4
3
2
1
5
5
5
5
5
4
4
4
4
4
3
3
3
3
3
2
2
2
2
2
1
1
1
1
1
5
5
5
5
5
5
4
4
4
4
4
4
3
3
3
3
3
3
2
2
2
2
2
2
1
1
1
1
1
1
5
5
5
4
4
4
3
3
3
2
2
2
1
1
1
5
5
5
4
4
4
3
3
3
2
2
2
1
1
1
5
4
3
2
1
5
5
4
4
3
3
2
2
1
1
Çok Uygun
Biraz
Uygun
5
5
5
5
5
4
4
4
4
4
5
324
Beslenmem için gereken bütün gıda maddelerini alırken güvenilir yerler
olmasına dikkat ederim
Yemek zamanlarımı hiçbir zaman sağlıklı olmayan gıdalarla geçiştirmem
41
(ekmek-peynir vb.)
42
Düzenli olarak günde üç öğün yemek yiyebiliyorum
8) Beslenme dışı zorunlu tüketim alanı
Günün ve zamanın (yaz-kış) şartlarına uygun olarak giyim ihtiyaçlarımı
43
karşılayabiliyorum
44
Telefon faturalarımı/iletişim masraflarımı karşılamakta zorlanmıyorum
Ulaşım giderlerimi (işe giderken/sosyal faaliyetlerim sırasında) karşılamakta
45
zorluk çekmiyorum
46
Elektrik faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
47
Su faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
48
Yakıt faturalarımı düzenli olarak ve zorlanmadan öderim
40
5
4
3
2
1
5
5
4
4
3
3
2
2
1
1
5
5
4
4
3
3
2
2
1
1
5
5
5
5
4
4
4
4
3
3
3
3
2
2
2
2
1
1
1
1
Toplam Test Puanları (puan ranjı: 48-240)
Alt test puanları (puan ranjı: 6-30)
0,00 - 079,4 = En üst düzeyde sosyal dışlanma
079,50 - 159,49 = Orta düzeyde sosyal dışlanma
159,50 - 240,00 = En alt düzeyde sosyal dışlanma
0,00 - 09,49
09,50 - 19,49
19,50 - 30,00
= En üst düzeyde dışlanma
= Orta düzeyde dışlanma
= En alt düzeyde dışlanma
325
326
(EK 5)
(Araştırmaya Ait Ek Bilgi Niteliğindeki Diğer Tablolar)
yaþ * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
yaþ
Total
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
15-19
Count
1
0
2
% within yaþ
33,3%
,0%
66,7%
20-24
Count
2
9
31
% within yaþ
4,8%
21,4%
73,8%
25-29
Count
2
24
23
% within yaþ
4,1%
49,0%
46,9%
30-34
Count
4
19
17
% within yaþ
10,0%
47,5%
42,5%
35-39
Count
9
21
7
% within yaþ
24,3%
56,8%
18,9%
40-44
Count
6
11
1
% within yaþ
33,3%
61,1%
5,6%
45-49
Count
3
4
1
% within yaþ
37,5%
50,0%
12,5%
50-54
Count
0
5
0
% within yaþ
,0%
100,0%
,0%
55-59
Count
0
1
0
% within yaþ
,0%
100,0%
,0%
60-64
Count
2
0
0
% within yaþ
100,0%
,0%
,0%
65 ve üzeri Count
1
0
0
% within yaþ
100,0%
,0%
,0%
Count
30
94
82
% within yaþ
14,6%
45,6%
39,8%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
327
yaþ * ikamet kosullari alani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
0
1
2
,0%
33,3%
66,7%
1
11
30
2,4%
26,2%
71,4%
2
8
39
4,1%
16,3%
79,6%
1
12
27
2,5%
30,0%
67,5%
0
16
21
,0%
43,2%
56,8%
2
7
9
11,1%
38,9%
50,0%
0
4
4
,0%
50,0%
50,0%
1
3
1
20,0%
60,0%
20,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
0
0
2
,0%
,0%
100,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
7
62
137
3,4%
30,1%
66,5%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
328
yaþ * siyasal katilma alani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Yüksek
dýþlanma
1
33,3%
4
9,5%
3
6,1%
5
12,5%
9
24,3%
1
5,6%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
23
11,2%
siyasal katilma alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
0
66,7%
,0%
28
10
66,7%
23,8%
31
15
63,3%
30,6%
26
9
65,0%
22,5%
20
8
54,1%
21,6%
16
1
88,9%
5,6%
6
2
75,0%
25,0%
5
0
100,0%
,0%
1
0
100,0%
,0%
1
1
50,0%
50,0%
1
0
100,0%
,0%
137
46
66,5%
22,3%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
329
yaþ * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
0
2
33,3%
,0%
66,7%
4
19
19
9,5%
45,2%
45,2%
7
24
18
14,3%
49,0%
36,7%
12
20
8
30,0%
50,0%
20,0%
20
12
5
54,1%
32,4%
13,5%
14
3
1
77,8%
16,7%
5,6%
6
1
1
75,0%
12,5%
12,5%
4
1
0
80,0%
20,0%
,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
1
1
0
50,0%
50,0%
,0%
1
0
0
100,0%
,0%
,0%
70
81
55
34,0%
39,3%
26,7%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
330
yaþ * sosyal yasam alani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Yüksek
dýþlanma
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
1
2,7%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
1
,5%
sosyal yasam alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
0
3
,0%
100,0%
4
38
9,5%
90,5%
9
40
18,4%
81,6%
7
33
17,5%
82,5%
11
25
29,7%
67,6%
5
13
27,8%
72,2%
2
6
25,0%
75,0%
1
4
20,0%
80,0%
0
1
,0%
100,0%
0
2
,0%
100,0%
0
1
,0%
100,0%
39
166
18,9%
80,6%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
331
yaþ * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
0
2
33,3%
,0%
66,7%
0
11
31
,0%
26,2%
73,8%
4
17
28
8,2%
34,7%
57,1%
2
11
27
5,0%
27,5%
67,5%
3
17
17
8,1%
45,9%
45,9%
1
9
8
5,6%
50,0%
44,4%
0
4
4
,0%
50,0%
50,0%
0
1
4
,0%
20,0%
80,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
0
0
2
,0%
,0%
100,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
11
70
125
5,3%
34,0%
60,7%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
332
yaþ * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
0
2
33,3%
,0%
66,7%
1
14
27
2,4%
33,3%
64,3%
7
18
24
14,3%
36,7%
49,0%
7
15
18
17,5%
37,5%
45,0%
6
16
15
16,2%
43,2%
40,5%
4
9
5
22,2%
50,0%
27,8%
2
3
3
25,0%
37,5%
37,5%
0
4
1
,0%
80,0%
20,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
0
1
1
,0%
50,0%
50,0%
0
0
1
,0%
,0%
100,0%
28
80
98
13,6%
38,8%
47,6%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
333
yaþ * toplam test puani Crosstabulation
yaþ
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65 ve üzeri
Total
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Count
% within yaþ
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
1
33,3%
0
,0%
1
2,0%
1
2,5%
4
10,8%
1
5,6%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
8
3,9%
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma
dýþlanma yok
0
2
,0%
66,7%
14
28
33,3%
66,7%
30
18
61,2%
36,7%
26
13
65,0%
32,5%
23
10
62,2%
27,0%
15
2
83,3%
11,1%
5
3
62,5%
37,5%
4
1
80,0%
20,0%
0
1
,0%
100,0%
0
2
,0%
100,0%
1
0
100,0%
,0%
118
80
57,3%
38,8%
Total
3
100,0%
42
100,0%
49
100,0%
40
100,0%
37
100,0%
18
100,0%
8
100,0%
5
100,0%
1
100,0%
2
100,0%
1
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
7
28
47
8,5%
34,1%
57,3%
27
59
38
21,8%
47,6%
30,6%
34
87
85
16,5%
42,2%
41,3%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
334
cinsiyet * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
11
27
44
13,4%
32,9%
53,7%
19
67
38
15,3%
54,0%
30,6%
30
94
82
14,6%
45,6%
39,8%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * ikamet kosullari alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
3
19
60
3,7%
23,2%
73,2%
4
43
77
3,2%
34,7%
62,1%
7
62
137
3,4%
30,1%
66,5%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * siyasal katilma alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Yüksek
dýþlanma
14
17,1%
9
7,3%
23
11,2%
siyasal katilma alani
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
49
19
59,8%
23,2%
88
27
71,0%
21,8%
137
46
66,5%
22,3%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
19
32
31
23,2%
39,0%
37,8%
51
49
24
41,1%
39,5%
19,4%
70
81
55
34,0%
39,3%
26,7%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
335
cinsiyet * sosyal yasam alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Yüksek
dýþlanma
0
,0%
1
,8%
1
,5%
sosyal yasam alani
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
8
74
9,8%
90,2%
31
92
25,0%
74,2%
39
166
18,9%
80,6%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
3
16
63
3,7%
19,5%
76,8%
8
54
62
6,5%
43,5%
50,0%
11
70
125
5,3%
34,0%
60,7%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
cinsiyet * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
9
23
50
11,0%
28,0%
61,0%
19
57
48
15,3%
46,0%
38,7%
28
80
98
13,6%
38,8%
47,6%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
336
cinsiyet * toplam test puani Crosstabulation
cinsiyet
kadin
erkek
Total
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Count
% within cinsiyet
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
3
3,7%
5
4,0%
8
3,9%
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma
dýþlanma yok
33
46
40,2%
56,1%
85
34
68,5%
27,4%
118
80
57,3%
38,8%
Total
82
100,0%
124
100,0%
206
100,0%
medeni durum * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok Total
medeni bekar/dul/bosanmi Count
13
54
45
112
durum
% within medeni duru 11,6%
48,2%
40,2% 100,0%
evli
Count
21
33
40
94
% within medeni duru 22,3%
35,1%
42,6% 100,0%
Total
Count
34
87
85
206
% within medeni duru 16,5%
42,2%
41,3% 100,0%
medeni durum * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
Total
bekar/dul/bosanmis Count
11
41
60
112
% within medeni durum
9,8%
36,6%
53,6%
100,0%
evli
Count
19
53
22
94
% within medeni durum 20,2%
56,4%
23,4%
100,0%
Count
30
94
82
206
% within medeni durum 14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
337
medeni durum * ikamet kosullari alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
5
22
85
% within medeni durum
4,5%
19,6%
75,9%
evli
Count
2
40
52
% within medeni durum
2,1%
42,6%
55,3%
Count
7
62
137
% within medeni durum
3,4%
30,1%
66,5%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
medeni durum * siyasal katilma alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
siyasal katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
11
71
30
% within medeni durum
9,8%
63,4%
26,8%
evli
Count
12
66
16
% within medeni durum 12,8%
70,2%
17,0%
Count
23
137
46
% within medeni durum 11,2%
66,5%
22,3%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
medeni durum * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
medeni
durum
Total
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
17
52
43
% within medeni durum 15,2%
46,4%
38,4%
evli
Count
53
29
12
% within medeni durum 56,4%
30,9%
12,8%
Count
70
81
55
% within medeni durum 34,0%
39,3%
26,7%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
medeni durum * sosyal yasam alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
sosyal yasam alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
0
19
93
% within medeni durum
,0%
17,0%
83,0%
evli
Count
1
20
73
% within medeni durum
1,1%
21,3%
77,7%
Count
1
39
166
% within medeni durum
,5%
18,9%
80,6%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
338
medeni durum * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
6
32
74
% within medeni durum
5,4%
28,6%
66,1%
evli
Count
5
38
51
% within medeni durum
5,3%
40,4%
54,3%
Count
11
70
125
% within medeni durum
5,3%
34,0%
60,7%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
medeni durum * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
medeni
durum
Total
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
13
39
60
% within medeni durum 11,6%
34,8%
53,6%
evli
Count
15
41
38
% within medeni durum 16,0%
43,6%
40,4%
Count
28
80
98
% within medeni durum 13,6%
38,8%
47,6%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
medeni durum * toplam test puani Crosstabulation
medeni
durum
Total
toplam test puani
Yüksek
Düþük
düzeyde
düzeyde
sosyal
sosyal
Sosyal
dýþlanma dýþlanma dýþlanma yok
bekar/dul/bosanmis Count
2
56
54
% within medeni durum
1,8%
50,0%
48,2%
evli
Count
6
62
26
% within medeni durum
6,4%
66,0%
27,7%
Count
8
118
80
% within medeni durum
3,9%
57,3%
38,8%
Total
112
100,0%
94
100,0%
206
100,0%
339
egitim düzeyi * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
Total
okur yazar degil
Count
% within egitim düzeyi
okur yazar (diplomasi yok) Count
% within egitim düzeyi
ilkokul
Count
% within egitim düzeyi
ortaokul
Count
% within egitim düzeyi
ilkögretim
Count
% within egitim düzeyi
lise/meslek lisesi
Count
% within egitim düzeyi
üniversite (önlisans/2
Count
yillik)
% within egitim düzeyi
üniversite (lisans/dört
Count
yillik)
% within egitim düzeyi
yüksek lisans
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
1
0
1
50,0%
,0%
50,0%
1
0
1
50,0%
,0%
50,0%
10
6
6
45,5%
27,3%
27,3%
1
14
11
3,8%
53,8%
42,3%
1
2
1
25,0%
50,0%
25,0%
9
27
28
14,1%
42,2%
43,8%
3
8
13
12,5%
33,3%
54,2%
8
27
19
14,8%
50,0%
35,2%
0
3
5
,0%
37,5%
62,5%
34
87
85
16,5%
42,2%
41,3%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
egitim düzeyi * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
0
0
100,0%
,0%
,0%
1
1
0
50,0%
50,0%
,0%
12
9
1
54,5%
40,9%
4,5%
6
18
2
23,1%
69,2%
7,7%
0
3
1
,0%
75,0%
25,0%
9
33
22
14,1%
51,6%
34,4%
0
8
16
,0%
33,3%
66,7%
0
22
32
,0%
40,7%
59,3%
0
0
8
,0%
,0%
100,0%
30
94
82
14,6%
45,6%
39,8%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
340
egitim düzeyi * ikamet kosullari alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
0
1
1
,0%
50,0%
50,0%
0
0
2
,0%
,0%
100,0%
2
8
12
9,1%
36,4%
54,5%
1
14
11
3,8%
53,8%
42,3%
0
1
3
,0%
25,0%
75,0%
2
22
40
3,1%
34,4%
62,5%
0
5
19
,0%
20,8%
79,2%
2
9
43
3,7%
16,7%
79,6%
0
2
6
,0%
25,0%
75,0%
7
62
137
3,4%
30,1%
66,5%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
egitim düzeyi * siyasal katilma alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Yüksek
dýþlanma
1
50,0%
0
,0%
2
9,1%
1
3,8%
1
25,0%
9
14,1%
2
8,3%
6
11,1%
1
12,5%
23
11,2%
siyasal katilma alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
0
50,0%
,0%
2
0
100,0%
,0%
19
1
86,4%
4,5%
21
4
80,8%
15,4%
3
0
75,0%
,0%
43
12
67,2%
18,8%
11
11
45,8%
45,8%
33
15
61,1%
27,8%
4
3
50,0%
37,5%
137
46
66,5%
22,3%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
341
egitim düzeyi * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
2
0
0
100,0%
,0%
,0%
2
0
0
100,0%
,0%
,0%
16
5
1
72,7%
22,7%
4,5%
18
6
2
69,2%
23,1%
7,7%
2
1
1
50,0%
25,0%
25,0%
24
27
13
37,5%
42,2%
20,3%
1
12
11
4,2%
50,0%
45,8%
5
29
20
9,3%
53,7%
37,0%
0
1
7
,0%
12,5%
87,5%
70
81
55
34,0%
39,3%
26,7%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
egitim düzeyi * sosyal yasam alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Yüksek
dýþlanma
0
,0%
0
,0%
1
4,5%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
1
,5%
sosyal yasam alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
1
50,0%
50,0%
0
2
,0%
100,0%
0
21
,0%
95,5%
7
19
26,9%
73,1%
1
3
25,0%
75,0%
17
47
26,6%
73,4%
3
21
12,5%
87,5%
8
46
14,8%
85,2%
2
6
25,0%
75,0%
39
166
18,9%
80,6%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
342
egitim düzeyi * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
0
1
1
,0%
50,0%
50,0%
0
1
1
,0%
50,0%
50,0%
5
7
10
22,7%
31,8%
45,5%
0
11
15
,0%
42,3%
57,7%
0
2
2
,0%
50,0%
50,0%
2
25
37
3,1%
39,1%
57,8%
0
5
19
,0%
20,8%
79,2%
4
16
34
7,4%
29,6%
63,0%
0
2
6
,0%
25,0%
75,0%
11
70
125
5,3%
34,0%
60,7%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
egitim düzeyi * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
1
0
1
50,0%
,0%
50,0%
0
2
0
,0%
100,0%
,0%
11
6
5
50,0%
27,3%
22,7%
2
19
5
7,7%
73,1%
19,2%
0
3
1
,0%
75,0%
25,0%
3
26
35
4,7%
40,6%
54,7%
4
5
15
16,7%
20,8%
62,5%
7
17
30
13,0%
31,5%
55,6%
0
2
6
,0%
25,0%
75,0%
28
80
98
13,6%
38,8%
47,6%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
343
egitim düzeyi * toplam test puani Crosstabulation
egitim
düzeyi
okur yazar degil
okur yazar (diplomasi yok)
ilkokul
ortaokul
ilkögretim
lise/meslek lisesi
üniversite (önlisans/2
yillik)
üniversite (lisans/dört
yillik)
yüksek lisans
Total
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Count
% within egitim düzeyi
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
1
50,0%
0
,0%
4
18,2%
0
,0%
0
,0%
3
4,7%
0
,0%
0
,0%
0
,0%
8
3,9%
toplam test puani
Düþük
düzeyde
Sosyal
sosyal
dýþlanma yok
dýþlanma
1
0
50,0%
,0%
2
0
100,0%
,0%
13
5
59,1%
22,7%
21
5
80,8%
19,2%
3
1
75,0%
25,0%
37
24
57,8%
37,5%
11
13
45,8%
54,2%
28
26
51,9%
48,1%
2
6
25,0%
75,0%
118
80
57,3%
38,8%
Total
2
100,0%
2
100,0%
22
100,0%
26
100,0%
4
100,0%
64
100,0%
24
100,0%
54
100,0%
8
100,0%
206
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
Count
34
87
85
% within halen bir iste
16,5%
42,2%
41,3%
çalisiyor musunuz
Count
34
87
85
% within halen bir iste
16,5%
42,2%
41,3%
çalisiyor musunuz
Total
206
100,0%
206
100,0%
bir iste çalisiyor musunuz * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabu
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
Total
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
Count
30
94
82
206
% within halen bir iste
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
çalisiyor musunuz
Count
30
94
82
206
% within halen bir iste
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
çalisiyor musunuz
344
halen bir iste çalisiyor musunuz * ikamet kosullari alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
Count
7
62
137
% within halen bir iste
3,4%
30,1%
66,5%
çalisiyor musunuz
Count
7
62
137
% within halen bir iste
3,4%
30,1%
66,5%
çalisiyor musunuz
Total
206
100,0%
206
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * siyasal katilma alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
siyasal katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
23
137
46
Total
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
70
81
55
Total
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * sosyal yasam alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
sosyal yasam alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
1
39
166
Total
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
345
halen bir iste çalisiyor musunuz * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
11
70
125
Total
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
28
80
98
Total
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
halen bir iste çalisiyor musunuz * toplam test puani Crosstabulation
halen bir iste
hayir
çalisiyor musunuz
Total
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
Count
% within halen bir iste
çalisiyor musunuz
toplam test puani
Yüksek
Düþük
düzeyde
düzeyde
Sosyal
sosyal
sosyal
dýþlanma dýþlanma dýþlanma yok
8
118
80
Total
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
346
ne kadar süredir issizsiniz * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
8
33
25
Total
66
12,1%
50,0%
37,9%
100,0%
13
30
27
70
18,6%
42,9%
38,6%
100,0%
7
17
9
33
21,2%
51,5%
27,3%
100,0%
3
3
9
15
20,0%
20,0%
60,0%
100,0%
3
4
15
22
13,6%
18,2%
68,2%
100,0%
34
87
85
206
16,5%
42,2%
41,3%
100,0%
kadar süredir issizsiniz * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulatio
ne kadar
süredir
issizsiniz
Total
0-6 ay
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
4
36
26
Total
66
6,1%
54,5%
39,4%
100,0%
6
34
30
70
8,6%
48,6%
42,9%
100,0%
7
13
13
33
21,2%
39,4%
39,4%
100,0%
4
3
8
15
26,7%
20,0%
53,3%
100,0%
9
8
5
22
40,9%
36,4%
22,7%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
347
ne kadar süredir issizsiniz * ikamet kosullari alani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazl Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
1
14
51
Total
66
1,5%
21,2%
77,3%
100,0%
3
28
39
70
4,3%
40,0%
55,7%
100,0%
3
9
21
33
9,1%
27,3%
63,6%
100,0%
0
7
8
15
,0%
46,7%
53,3%
100,0%
0
4
18
22
,0%
18,2%
81,8%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
ne kadar süredir issizsiniz * siyasal katilma alani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
siyasal katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
9
42
15
Total
66
13,6%
63,6%
22,7%
100,0%
11
46
13
70
15,7%
65,7%
18,6%
100,0%
1
24
8
33
3,0%
72,7%
24,2%
100,0%
1
9
5
15
6,7%
60,0%
33,3%
100,0%
1
16
5
22
4,5%
72,7%
22,7%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
348
ne kadar süredir issizsiniz * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
19
26
21
Total
66
28,8%
39,4%
31,8%
100,0%
23
33
14
70
32,9%
47,1%
20,0%
100,0%
12
11
10
33
36,4%
33,3%
30,3%
100,0%
6
5
4
15
40,0%
33,3%
26,7%
100,0%
10
6
6
22
45,5%
27,3%
27,3%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
ne kadar süredir issizsiniz * sosyal yasam alani Crosstabulation
ne kadar
süredir
issizsiniz
Total
0-6 ay
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
sosyal yasam alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
0
11
55
Total
66
,0%
16,7%
83,3%
100,0%
0
15
55
70
,0%
21,4%
78,6%
100,0%
0
7
26
33
,0%
21,2%
78,8%
100,0%
1
4
10
15
6,7%
26,7%
66,7%
100,0%
0
2
20
22
,0%
9,1%
90,9%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
349
ne kadar süredir issizsiniz * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
1
22
43
Total
66
1,5%
33,3%
65,2%
100,0%
3
30
37
70
4,3%
42,9%
52,9%
100,0%
3
13
17
33
9,1%
39,4%
51,5%
100,0%
2
3
10
15
13,3%
20,0%
66,7%
100,0%
2
2
18
22
9,1%
9,1%
81,8%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
ne kadar süredir issizsiniz * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
6
27
33
Total
66
9,1%
40,9%
50,0%
100,0%
9
30
31
70
12,9%
42,9%
44,3%
100,0%
6
13
14
33
18,2%
39,4%
42,4%
100,0%
3
5
7
15
20,0%
33,3%
46,7%
100,0%
4
5
13
22
18,2%
22,7%
59,1%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
350
ne kadar süredir issizsiniz * toplam test puani Crosstabulation
ne kadar 0-6 ay
süredir
issizsiniz
Total
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
1-2 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
2-3 yil
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
3 yil ve daha fazla Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Count
% within ne kadar
süredir issizsiniz
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
2
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma dýþlanma yok
36
28
Total
66
3,0%
54,5%
42,4%
100,0%
2
46
22
70
2,9%
65,7%
31,4%
100,0%
1
21
11
33
3,0%
63,6%
33,3%
100,0%
2
7
6
15
13,3%
46,7%
40,0%
100,0%
1
8
13
22
4,5%
36,4%
59,1%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
351
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
17
37
15
Total
69
24,6%
53,6%
21,7%
100,0%
9
21
18
48
18,8%
43,8%
37,5%
100,0%
1
9
15
25
4,0%
36,0%
60,0%
100,0%
5
14
32
51
9,8%
27,5%
62,7%
100,0%
2
6
5
13
15,4%
46,2%
38,5%
100,0%
34
87
85
206
16,5%
42,2%
41,3%
100,0%
352
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani
Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
9
39
21
Total
69
13,0%
56,5%
30,4%
100,0%
4
25
19
48
8,3%
52,1%
39,6%
100,0%
0
6
19
25
,0%
24,0%
76,0%
100,0%
13
21
17
51
25,5%
41,2%
33,3%
100,0%
4
3
6
13
30,8%
23,1%
46,2%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
353
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * ikamet kosullari alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
16
51
Total
69
2,9%
23,2%
73,9%
100,0%
1
12
35
48
2,1%
25,0%
72,9%
100,0%
0
10
15
25
,0%
40,0%
60,0%
100,0%
3
19
29
51
5,9%
37,3%
56,9%
100,0%
1
5
7
13
7,7%
38,5%
53,8%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
354
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * siyasal katilma alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Yüksek
dýþlanma
17
siyasal katilma alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
44
8
Total
69
24,6%
63,8%
11,6%
100,0%
2
31
15
48
4,2%
64,6%
31,3%
100,0%
0
15
10
25
,0%
60,0%
40,0%
100,0%
3
39
9
51
5,9%
76,5%
17,6%
100,0%
1
8
4
13
7,7%
61,5%
30,8%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
355
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
25
28
16
Total
69
36,2%
40,6%
23,2%
100,0%
13
23
12
48
27,1%
47,9%
25,0%
100,0%
2
14
9
25
8,0%
56,0%
36,0%
100,0%
26
10
15
51
51,0%
19,6%
29,4%
100,0%
4
6
3
13
30,8%
46,2%
23,1%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
356
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * sosyal yasam alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Yüksek
dýþlanma
1
sosyal yasam alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
18
50
Total
69
1,4%
26,1%
72,5%
100,0%
0
5
43
48
,0%
10,4%
89,6%
100,0%
0
5
20
25
,0%
20,0%
80,0%
100,0%
0
8
43
51
,0%
15,7%
84,3%
100,0%
0
3
10
13
,0%
23,1%
76,9%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
357
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
6
29
34
Total
69
8,7%
42,0%
49,3%
100,0%
1
16
31
48
2,1%
33,3%
64,6%
100,0%
0
7
18
25
,0%
28,0%
72,0%
100,0%
3
12
36
51
5,9%
23,5%
70,6%
100,0%
1
6
6
13
7,7%
46,2%
46,2%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
358
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
15
25
29
Total
69
21,7%
36,2%
42,0%
100,0%
4
20
24
48
8,3%
41,7%
50,0%
100,0%
1
9
15
25
4,0%
36,0%
60,0%
100,0%
7
20
24
51
13,7%
39,2%
47,1%
100,0%
1
6
6
13
7,7%
46,2%
46,2%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
359
sizce issiz kalmanizin/is bulamamanizin nedeni nedir * toplam test puani Crosstabulation
sizce issiz
kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
ekonomik durum/ülkenin
genel ekonomik kosullari
zaman zaman yasanan
ekonomik krizler
niteliklerinize uygun is
olmamasi
egitiminizin/nitleiklerinizin
is bulmaya yeterli
olmamasi
ayrimcilik yapilmasi
Total
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Count
% within sizce
issiz kalmanizin/is
bulamamanizin
nedeni nedir
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
4
toplam test puani
Düþük
düzeyde
Sosyal
sosyal
dýþlanma yok
dýþlanma
43
22
Total
69
5,8%
62,3%
31,9%
100,0%
0
31
17
48
,0%
64,6%
35,4%
100,0%
0
11
14
25
,0%
44,0%
56,0%
100,0%
3
25
23
51
5,9%
49,0%
45,1%
100,0%
1
8
4
13
7,7%
61,5%
30,8%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
32
80
80
Total
192
16,7%
41,7%
41,7%
100,0%
0
1
2
3
,0%
33,3%
66,7%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
1
5
2
8
12,5%
62,5%
25,0%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
34
87
85
206
16,5%
42,2%
41,3%
100,0%
360
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
26
90
76
Total
192
13,5%
46,9%
39,6%
100,0%
1
0
2
3
33,3%
,0%
66,7%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
1
3
4
8
12,5%
37,5%
50,0%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * ikamet kosullari alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
6
57
129
Total
192
3,1%
29,7%
67,2%
100,0%
0
0
3
3
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
1
4
3
8
12,5%
50,0%
37,5%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
361
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * siyasal katilma alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Yüksek
dýþlanma
21
siyasal katilma alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
129
42
Total
192
10,9%
67,2%
21,9%
100,0%
0
3
0
3
,0%
100,0%
,0%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
0
4
4
8
,0%
50,0%
50,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
66
74
52
Total
192
34,4%
38,5%
27,1%
100,0%
0
2
1
3
,0%
66,7%
33,3%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
3
3
2
8
37,5%
37,5%
25,0%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
362
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * sosyal yasam alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Yüksek
dýþlanma
1
sosyal yasam alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
36
155
Total
192
,5%
18,8%
80,7%
100,0%
0
1
2
3
,0%
33,3%
66,7%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
2
6
8
,0%
25,0%
75,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
10
64
118
Total
192
5,2%
33,3%
61,5%
100,0%
0
0
3
3
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
0
6
2
8
,0%
75,0%
25,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
363
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
26
74
92
Total
192
13,5%
38,5%
47,9%
100,0%
0
1
2
3
,0%
33,3%
66,7%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
0
5
3
8
,0%
62,5%
37,5%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
hangi nedenle ayrimciliga ugradiniz * toplam test puani Crosstabulation
hangi
nedenle
ayrimciliga
ugradiniz
0
yas
cinsiyet
milliyet/etnik kimlik
siyasi görüsler
fiziksel özellikler
Total
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Count
% within hangi nedenle
ayrimciliga ugradiniz
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
7
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma
dýþlanma yok
109
76
Total
192
3,6%
56,8%
39,6%
100,0%
0
1
2
3
,0%
33,3%
66,7%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
0
0
1
100,0%
,0%
,0%
100,0%
0
7
1
8
,0%
87,5%
12,5%
100,0%
0
1
0
1
,0%
100,0%
,0%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
364
is ariyor musunuz * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
34
81
72
Total
187
18,2%
43,3%
38,5%
100,0%
0
6
13
19
,0%
31,6%
68,4%
100,0%
34
87
85
206
16,5%
42,2%
41,3%
100,0%
is ariyor musunuz * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
is ariyor musunuz
evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
28
86
73
Total
187
15,0%
46,0%
39,0%
100,0%
2
8
9
19
10,5%
42,1%
47,4%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
7
59
121
Total
187
is ariyor musunuz * ikamet kosullari alani Crosstabulation
is ariyor musunuz
evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
3,7%
31,6%
64,7%
100,0%
0
3
16
19
,0%
15,8%
84,2%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
365
is ariyor musunuz * siyasal katilma alani Crosstabulation
is ariyor musunuz
evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
siyasal katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
22
127
38
Total
187
11,8%
67,9%
20,3%
100,0%
1
10
8
19
5,3%
52,6%
42,1%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
is ariyor musunuz * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
65
75
47
Total
187
34,8%
40,1%
25,1%
100,0%
5
6
8
19
26,3%
31,6%
42,1%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
is ariyor musunuz * sosyal yasam alani Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
sosyal yasam alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
1
35
151
Total
187
,5%
18,7%
80,7%
100,0%
0
4
15
19
,0%
21,1%
78,9%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
366
is ariyor musunuz * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma dýþlanma Dýþlanma yok
11
65
111
Total
187
5,9%
34,8%
59,4%
100,0%
0
5
14
19
,0%
26,3%
73,7%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
is ariyor musunuz * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
27
73
87
Total
187
14,4%
39,0%
46,5%
100,0%
1
7
11
19
5,3%
36,8%
57,9%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma dýþlanma yok
111
68
Total
187
is ariyor musunuz * toplam test puani Crosstabulation
is ariyor musunuz evet
hayir
Total
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Count
% within is
ariyor musunuz
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
8
4,3%
59,4%
36,4%
100,0%
0
7
12
19
,0%
36,8%
63,2%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
367
ne kadar süredir is ariyorsunuz * saglik ve sosyal güvenlik alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
saglik ve sosyal güvenlik alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
0
6
13
Total
19
,0%
31,6%
68,4%
100,0%
7
38
34
79
8,9%
48,1%
43,0%
100,0%
14
31
23
68
20,6%
45,6%
33,8%
100,0%
9
10
8
27
33,3%
37,0%
29,6%
100,0%
4
2
7
13
30,8%
15,4%
53,8%
100,0%
34
87
85
206
16,5%
42,2%
41,3%
100,0%
ne kadar süredir is ariyorsunuz * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
8
9
Total
19
10,5%
42,1%
47,4%
100,0%
4
42
33
79
5,1%
53,2%
41,8%
100,0%
10
31
27
68
14,7%
45,6%
39,7%
100,0%
7
11
9
27
25,9%
40,7%
33,3%
100,0%
7
2
4
13
53,8%
15,4%
30,8%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
368
ne kadar süredir is ariyorsunuz * ikamet kosullari alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
0
3
16
Total
19
,0%
15,8%
84,2%
100,0%
2
19
58
79
2,5%
24,1%
73,4%
100,0%
2
27
39
68
2,9%
39,7%
57,4%
100,0%
3
9
15
27
11,1%
33,3%
55,6%
100,0%
0
4
9
13
,0%
30,8%
69,2%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
ne kadar süredir is ariyorsunuz * siyasal katilma alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
Total
0
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
0-6 ay
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
1-3yil
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
3 yildan daha fazla Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
siyasal katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
1
10
8
Total
19
5,3%
52,6%
42,1%
100,0%
9
52
18
79
11,4%
65,8%
22,8%
100,0%
10
46
12
68
14,7%
67,6%
17,6%
100,0%
1
19
7
27
3,7%
70,4%
25,9%
100,0%
2
10
1
13
15,4%
76,9%
7,7%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
369
ne kadar süredir is ariyorsunuz * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
5
6
8
Total
19
26,3%
31,6%
42,1%
100,0%
22
33
24
79
27,8%
41,8%
30,4%
100,0%
24
30
14
68
35,3%
44,1%
20,6%
100,0%
14
9
4
27
51,9%
33,3%
14,8%
100,0%
5
3
5
13
38,5%
23,1%
38,5%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
ne kadar süredir is ariyorsunuz * sosyal yasam alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Yüksek
dýþlanma
0
sosyal yasam alani
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
4
15
Total
19
,0%
21,1%
78,9%
100,0%
0
11
68
79
,0%
13,9%
86,1%
100,0%
0
16
52
68
,0%
23,5%
76,5%
100,0%
1
6
20
27
3,7%
22,2%
74,1%
100,0%
0
2
11
13
,0%
15,4%
84,6%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
370
ne kadar süredir is ariyorsunuz * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
0
5
14
Total
19
,0%
26,3%
73,7%
100,0%
2
23
54
79
2,5%
29,1%
68,4%
100,0%
3
30
35
68
4,4%
44,1%
51,5%
100,0%
4
10
13
27
14,8%
37,0%
48,1%
100,0%
2
2
9
13
15,4%
15,4%
69,2%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
ne kadar süredir is ariyorsunuz * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
Total
0
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
0-6 ay
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
6 ay-1 yil
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
1-3yil
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
3 yildan daha fazla Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
1
7
11
Total
19
5,3%
36,8%
57,9%
100,0%
6
32
41
79
7,6%
40,5%
51,9%
100,0%
10
30
28
68
14,7%
44,1%
41,2%
100,0%
7
10
10
27
25,9%
37,0%
37,0%
100,0%
4
1
8
13
30,8%
7,7%
61,5%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
371
ne kadar süredir is ariyorsunuz * toplam test puani Crosstabulation
ne kadar
süredir is
ariyorsunuz
0
0-6 ay
6 ay-1 yil
1-3yil
3 yildan daha fazla
Total
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Count
% within ne kadar
süredir is ariyorsunuz
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
0
toplam test puani
Düþük
düzeyde
Sosyal
sosyal
dýþlanma yok
dýþlanma
7
12
Total
19
,0%
36,8%
63,2%
100,0%
1
42
36
79
1,3%
53,2%
45,6%
100,0%
2
47
19
68
2,9%
69,1%
27,9%
100,0%
3
18
6
27
11,1%
66,7%
22,2%
100,0%
2
4
7
13
15,4%
30,8%
53,8%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
372
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * egitim imkanlarindan yararlanma/egitime katilma alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
Total
0
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
1 lira-250 lira arasi
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
251 lira-asgari
Count
ücret(496lira)
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
tam asgari ücret kadar Count
(496 lira)
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
497 lira-750 lira arasi
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
751 lira-1000lira arasi
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
1001 lira-1500 lira arasi Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
1501 lira-2000 lira arasi Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
2001 lira-2500 lira arasi Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
2501 lira ve üzeri
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
egitim imkanlarindan yararlanma/egitime
katilma alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma Dýþlanma yok
5
19
11
Total
35
14,3%
54,3%
31,4%
100,0%
2
9
2
13
15,4%
69,2%
15,4%
100,0%
5
18
13
36
13,9%
50,0%
36,1%
100,0%
3
8
2
13
23,1%
61,5%
15,4%
100,0%
8
17
19
44
18,2%
38,6%
43,2%
100,0%
5
14
18
37
13,5%
37,8%
48,6%
100,0%
2
4
12
18
11,1%
22,2%
66,7%
100,0%
0
5
2
7
,0%
71,4%
28,6%
100,0%
0
0
2
2
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
30
94
82
206
14,6%
45,6%
39,8%
100,0%
373
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * ikamet kosullari alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
ikamet kosullari alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
10
23
Total
35
5,7%
28,6%
65,7%
100,0%
2
1
10
13
15,4%
7,7%
76,9%
100,0%
1
16
19
36
2,8%
44,4%
52,8%
100,0%
0
5
8
13
,0%
38,5%
61,5%
100,0%
0
15
29
44
,0%
34,1%
65,9%
100,0%
1
9
27
37
2,7%
24,3%
73,0%
100,0%
0
5
13
18
,0%
27,8%
72,2%
100,0%
1
1
5
7
14,3%
14,3%
71,4%
100,0%
0
0
2
2
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
7
62
137
206
3,4%
30,1%
66,5%
100,0%
374
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * siyasal katilma alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Yüksek
dýþlanma
6
siyasal katilma alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
21
8
Total
35
17,1%
60,0%
22,9%
100,0%
2
10
1
13
15,4%
76,9%
7,7%
100,0%
0
26
10
36
,0%
72,2%
27,8%
100,0%
1
9
3
13
7,7%
69,2%
23,1%
100,0%
11
23
10
44
25,0%
52,3%
22,7%
100,0%
2
29
6
37
5,4%
78,4%
16,2%
100,0%
1
13
4
18
5,6%
72,2%
22,2%
100,0%
0
4
3
7
,0%
57,1%
42,9%
100,0%
0
2
0
2
,0%
100,0%
,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
23
137
46
206
11,2%
66,5%
22,3%
100,0%
375
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * kültürel,sportif ve sanatsal alan Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
kültürel,sportif ve sanatsal alan
Yüksek
Düþük
Dýþlanma yok
dýþlanma
dýþlanma
15
11
9
Total
35
42,9%
31,4%
25,7%
100,0%
5
6
2
13
38,5%
46,2%
15,4%
100,0%
10
17
9
36
27,8%
47,2%
25,0%
100,0%
9
2
2
13
69,2%
15,4%
15,4%
100,0%
17
19
8
44
38,6%
43,2%
18,2%
100,0%
8
18
11
37
21,6%
48,6%
29,7%
100,0%
4
7
7
18
22,2%
38,9%
38,9%
100,0%
2
0
5
7
28,6%
,0%
71,4%
100,0%
0
1
1
2
,0%
50,0%
50,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
70
81
55
206
34,0%
39,3%
26,7%
100,0%
376
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * sosyal yasam alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Yüksek
dýþlanma
1
sosyal yasam alani
Düþük
dýþlanma
Dýþlanma yok
11
23
Total
35
2,9%
31,4%
65,7%
100,0%
0
3
10
13
,0%
23,1%
76,9%
100,0%
0
7
29
36
,0%
19,4%
80,6%
100,0%
0
7
6
13
,0%
53,8%
46,2%
100,0%
0
6
38
44
,0%
13,6%
86,4%
100,0%
0
4
33
37
,0%
10,8%
89,2%
100,0%
0
0
18
18
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
7
7
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
1
1
2
,0%
50,0%
50,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
1
39
166
206
,5%
18,9%
80,6%
100,0%
377
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
saglikli ve yeterli beslenme tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
2
15
18
Total
35
5,7%
42,9%
51,4%
100,0%
3
6
4
13
23,1%
46,2%
30,8%
100,0%
2
14
20
36
5,6%
38,9%
55,6%
100,0%
1
6
6
13
7,7%
46,2%
46,2%
100,0%
2
17
25
44
4,5%
38,6%
56,8%
100,0%
1
11
25
37
2,7%
29,7%
67,6%
100,0%
0
1
17
18
,0%
5,6%
94,4%
100,0%
0
0
7
7
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
2
2
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
11
70
125
206
5,3%
34,0%
60,7%
100,0%
378
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * beslenme disi zorunlu tüketim alani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
beslenme disi zorunlu tüketim alani
Yüksek
Düþük
dýþlanma
dýþlanma
Dýþlanma yok
5
16
14
Total
35
14,3%
45,7%
40,0%
100,0%
5
5
3
13
38,5%
38,5%
23,1%
100,0%
5
17
14
36
13,9%
47,2%
38,9%
100,0%
1
8
4
13
7,7%
61,5%
30,8%
100,0%
7
18
19
44
15,9%
40,9%
43,2%
100,0%
5
11
21
37
13,5%
29,7%
56,8%
100,0%
0
3
15
18
,0%
16,7%
83,3%
100,0%
0
2
5
7
,0%
28,6%
71,4%
100,0%
0
0
2
2
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
28
80
98
206
13,6%
38,8%
47,6%
100,0%
379
ortalama aylik geliriniz ne kadardir * toplam test puani Crosstabulation
ortalama
aylik
geliriniz
ne
kadardir
0
1 lira-250 lira arasi
251 lira-asgari
ücret(496lira)
tam asgari ücret kadar
(496 lira)
497 lira-750 lira arasi
751 lira-1000lira arasi
1001 lira-1500 lira arasi
1501 lira-2000 lira arasi
2001 lira-2500 lira arasi
2501 lira ve üzeri
Total
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Count
% within ortalama aylik
geliriniz ne kadardir
Yüksek
düzeyde
sosyal
dýþlanma
3
toplam test puani
Düþük
düzeyde
sosyal
Sosyal
dýþlanma
dýþlanma yok
18
14
Total
35
8,6%
51,4%
40,0%
100,0%
1
10
2
13
7,7%
76,9%
15,4%
100,0%
0
27
9
36
,0%
75,0%
25,0%
100,0%
1
9
3
13
7,7%
69,2%
23,1%
100,0%
2
28
14
44
4,5%
63,6%
31,8%
100,0%
1
19
17
37
2,7%
51,4%
45,9%
100,0%
0
5
13
18
,0%
27,8%
72,2%
100,0%
0
2
5
7
,0%
28,6%
71,4%
100,0%
0
0
2
2
,0%
,0%
100,0%
100,0%
0
0
1
1
,0%
,0%
100,0%
100,0%
8
118
80
206
3,9%
57,3%
38,8%
100,0%
380
ÖZET
ŞENOL, Esin. “İşsizliğin Sosyal Dışlanma Üzerindeki Etkileri”, Doktora Tezi,
Ankara, 2010.
Özellikle, günümüz toplumlarının, en önemli sorunlarının başında,
işsizlik ve beraberinde yaşanan sosyal dışlanma gelmektedir. İşsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkilerini konu alan bu çalışma, işsizliğin sosyal dışlanma
üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak diğer bir deyişle, işsizliğin sosyal
dışlanma üzerindeki etkilerinin boyutunu belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.
Bu amaç doğrultusunda, literatür taraması ve alan araştırması yapılmıştır.
Yapılan alan araştırmasından elde edilen sonuçlar, işsizliğin sosyal dışlanma
üzerinde oldukça yüksek bir düzeyde etkisinin bulunduğunu ve işsizlerin
çalışanlara göre çok daha yüksek bir düzeyde sosyal dışlanmaya
uğradıklarını, istatistiksel verilerle ortaya koymuştur. Ayrıca, belirtmek gerekir
ki, ülkemizin geleneksel yapısı ve eş/dost/akraba/aile ilişkilerine önem
verilmesi
nedeniyle,
ülkemizde
dayanışma
ve
yardımlaşma
kültürü
bulunduğundan, bu olgu, işsizlerin sosyal dışlanmışlığının daha yüksek
düzeylere çıkmamasında etkili olmuştur.
Sonuç olarak, işsizliğin sosyal dışlanma üzerindeki etkileri, hem birey
hem de toplum üzerinde kendini göstermekte olup, bu etkiler hem ekonomik
hem sosyal hem de psikolojiktir. Üstelik, tüm bu etkiler, birbirinden kopuk
değil birlikte yaşanmaktadır.
Anahtar Sözcükler
1. İşsizlik
2. Sosyal Dışlanma
3. İşsizlik Teorileri
4. İşsizliğin Ölçülmesi
5. Sosyal Dışlanmanın Ölçülmesi
381
ABSTRACT
ŞENOL, Esin. “Effects Of Unemployment On Social Exclusion”, Doctoral
Thesis, Ankara, 2010.
Today, one of the biggest problems in societies is unemployment and
associated social exclusion. This study, which includes the affects of
unemployment on social exclusion, is prepared for revealing affects of
unemployment on social exclusion, in other words determining the scale of
effects of unepmloyment on social exclusion. For this purpose, literature
scanning and field research are performed. Results gained from performed
field research showed with statistical data that with unemployment has a
significant effect on social exclusion and unemployed persons are exposed to
social exclusion much more than employed persons. Also, because of
traditional structure of our country and importance of relative / friendship /
family relations, the solidarity and cooperation culture is available in our
country, so this fact has been more effective in avoiding unemployed persons
being more exclused from the society.
Finally, effects of unemployment on social exclusion is revealed both
for individuals and the society, also these effects are both economical and
psychological. Furthermore, these effects are not seperate from each other.
Key Words
1. Unemployment
2. Social Exclusion
3. The Unemployment Theories
4. The Measurement Of Unemployment
5. The Measurement Of Social Exclusion
Download