Bitkilerden İlaç Eldesi

advertisement
29.01.2010
Bitkilerden Đlaç Elde Edilmesi
Bitkilerden İlaç Elde Edilmesi ve Bitkilerin İlaç Olarak Kullanılması
Prof. Dr. Mehmet Melli
Bilindiği üzere ülkemizde gittikçe artan bir şekilde çeşitli bitkilerinçiçeklerinden, yapraklarından, kabuklarından veya diğer
kısımlarından değişikyöntemlerle elde edilen genelde sıvışeklinde formlar, kanserden diyabete kadar, neredeyse her
türlü hastalığıntedavisinde kullanılmaktadır. Bu tür yaklaşımları genelde aktarlarsergilemesine rağmen, zaman zaman tıp
mensuplarının da, eğitimleriyle kazanmışolması gereken kavramları bir yana bırakarak, bu tür uygulamalara
ortakoldukları görülmektedir. Bu türuygulamaların yanında, medyada zaman zaman bu uygulamaları özendirici
yayınlardikkati çekmektedir. Özellikle görsel medyanın kişiler üzerindeki etkileri gözönüne alınınca, tüm toplumu
ilgilendiren bu tür yayınlar önemkazanmaktadır. Bu yazının amacı, bukonudaki kavramları tartışmak ve özellikle sağlık
mensupları dışındaki toplumkesimleri ile sağlık medyasına aydınlatıcı bilgi vermektir.
İlaç nedir?
Bir molekülün ilaç olabilmesi için, her şeyden önce belli bir hastalıkta,bir belirtide, tıbbi deyimiyle bir indikasyonda faydalı
olabileceğini öngörenbir hipotez olması gerekir. Aşağıdaki yöntemlerden birisi; yeni ilaçgeliştirilmesinde çıkış noktası
olabilir (1).
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Halkilaçlarından ve doğal kaynaklardan yararlanma
Doğal kaynaklıilaçların yapılarını değiştirmek veya taklit etmek
Vucutta yenihedef moleküllerin bulunması ve onu aktive veya inhibe eden kimyasalmaddelerin tasarlanması
Hormonlar vebenzerleri endojen etkin maddelerin taklit edilmesi
Başka firmanınilacının taklit edilmesi
Varolanilaçların yan tesirlerinin incelenmesi
Görecegelişigüzel bir yaklaşımla ya da tesadüfen ilaç bulunması
Yukarıdaki yöntemlerden birisiyle geliştirilen ve belli bir hastalıkta, birbelirtide, faydalı olabileceğiniöngörülen molekülün
ilaç haline gelebilmesi için, önce klinik öncesi (preklinik) çalışmalarının yapılması gerekmektedir (2).Bu aşamada deney
hayvanlarından elde edilen çeşitli dokularda (in vitro izole organ), çeşitli hücresuspansiyonları veya kültürlerinde, deney
hayvanlarında geliştirilen çeşitlihastalık modellerinde sözkonusu molekülün etkililiğiyle ilgili çalışmalaryapılır. Ayrıca bu
dönemde çeşitli deney hayvanlarında molekülün kısa ve uzunsüreli kullanımıyla toksisite deneyleri yapılır. Bu
aşamalardan başarıyla geçenmolekülün etkililiği ve güvenliliği kısıtlı sayıda insan üzerinde denenmeyebaşlanır. Faz
çalışmaları diye bilinen klinik ilaç araştırmalarının ilk aşaması(Faz I çalışmaları), bazı özel durumlar haricinde, gönüllüler
üzerinde yapılır ve molekülün dozu, farmakokinetiği vegüvenliliği konusunda bilgi edinilir. Faz II çalışmaları ise ilaç
olmaya adaymolekülün ilk defa hastalarda denendiği ve doz aralığı, etkililik ve güvenlilikkonusunda bilgiler edinildiği
çalışmalardır. Faz III çalışmaları ise daha fazlasayıda hasta üzerinde ve çok merkezli olarak yapılan çalışmalardır.
Buaşamalardan başarıyla geçen molekül, ülkenin sağlık otoritesinden gerekliizinleri aldıktan sonra ilaç olarak piyasaya
çıkmakta ve insanlığın hizmetinesunulmaktadır. Bu zorlu süreç yaklaşık 8-13 yılı ve 0.8milyar doları bulabilen araştırmageliştirme harcamasını gerektirmektedir.
Bitkilerden ilaç elde edilir mi?
İlaçlar inorganik maddeler, mikroorganizma ve mantarlar, bitkiler ve hayvanlargibi doğal kaynaklardan veya sentetik
olarak elde edilir (3). Çeşitli kaynaklaryanında, bitkilerden de oldukça fazla sayıda ve kanser tedavisinde kullanılanbazı
antineoplastik ilaçlar da dahil,çok önemli ilaçlar elde edilmektedir. Ülkemizinbu açıdan bir avantajı, çok zengin bir floraya
sahip olması ve ilaçelde edilebilecek bitkilerin yetişmesidir. Maalesef, ülkemiz florasının buaçıdan verimli bir şekilde
değerlendirildiğini söylemek olası değildir. Bukonuda olumlu bir örnek, Toprak Mahsülleri Ofisine bağlı
olarakBolvadin/Afyonkarahisar'da faaliyet gösteren alkaloid fabrikasında kurutulmuşve ezilmiş haşhaş kapsülünden
opiyatların (morfin, kodein ve yarı sentetiktürevleri) elde edilmesidir.
Bitkilerden ilaç etken maddesinin elde edilmesininötesinde, zaman zaman etken maddeyi saf olarak değil, olası etken
maddeyi de içeren bir karışımhalinde (ekstre) veya bitkilerin alkol veya eterde eriyebilen kısımlarınıiçeren sıvı ilaç
şeklinde (tentür) kullanılabilmeleri gündeme gelmektedir. Teknolojidekigelişmelerle bitkilerden etken maddelerin elde
edilmesi ve zaman zaman sentetiktürevlerinin yapılması hız kazanmasına rağmen, halen bitkisel ilaçlar
tedavidekullanılabilmektedir. WHO tarafından 1991 yılında Cenevre Toplantısında yapılantarife göre bitkisel ilaç; bitkisel
drog veya karışımlarını olduğu gibi veyadeğişik preparatları halinde etkili kısım olarak taşıyan bitmiş, etiketlenmiş,tıbbi
ürünler veya müstahzarlardır. Bu ürünlerde terapötik etkinliği olduğukabul edilen aktif maddeler ve miktarları uygun
analitik metodlar kullanılaraktanımlanmalıdır. Bitkisel ilaçlarda da, konvansiyonel ilaçlarda aranan kalite,güvenlilik ve
etkililik şartlarının bulunması istenir (4). Bununötesinde bitkisel ilacın elde edildiği bitkinin yetiştiği yer, mevsimkoşulları,
bitki yapraklarının veya diğer kısımlarının toplandığı mevsim gibiçok çeşitli faktör, bitkisel ilacın içindeki etken maddenin
http://www.ttb.org.tr/index2.php?optio…
1/3
29.01.2010
Bitkilerden Đlaç Elde Edilmesi
miktarını vedolayısıyla etkililiğini değiştirebilmektedir. Bugerekçeyle bu tür bitkisel ilaçlarınstandartize edilmesi son
derece önemlidir.
Bitkiler ilaç olarak kullanılabilirmi?
Ülkemizde son zamanlarda gerek yazılı ve gerekse görsel basında bitkilerdenelde edilen çeşitli ürünlerin (çekirdek,
ekstre vb.) çok çeşitli hastalıklariçin önerildiği ve aktarların, neredeyse, doktor ve eczacıların yerinialdıkları görülmektedir.
1980'li yıllarda zakkum ile başlayan bu olay, gittikçetehlikeli bir boyuta sürüklenmektedir. Yukarıdaki paragrafta
değindiğim üzere, bitkiler ilaç elde edilmesinde oldukça önemlibir kaynaktır. Yine zaman zaman etkililiği,güvenliliği,
kalitesi gösterildikten vestandartizasyonu sağlandıktan sonra bitkisel ilaçlar tedavidekullanılabilmektedir. Bugün
herkesin hayatında en az bir kerekullandığı aspirinin keşfiyle ilgili ilk gözlemler, söğüt ağacı kabuklarınınateşi
düşürmesiyle yapılmıştır. Bilimdeki gelişmelerin ışığında söğütten asetilsalisilik asit (aspirinin etken maddesi) izole
edilmiş, yapısı aydınlatılarakve tamamen sentetik olarak elde edilerek 1890 yılında insanlığın hizmetinesokulmuştur. Bu
örnek dahi, bitkilerin ilaç elde edilmesinde ne kadar önemliolduğunu göstermektedir. İlginç olarakliteratürde aspirinin
keşfiyle ilgili ilk gözlemlerin 1700'lü yılların sonundabir din adamının söğüt ağacı kabuklarının ateşi düşürmesini
gözlemlemesiyleortaya çıktığını bildirilmektedir (5). Çok kısa bir süre önce Erciyes Ü. TıpFakültesi Farmakoloji Ab.D.
öğretim üyesi Sn. Prof. Dr. Yalçın Tekol'un biryazısından (6) öğrendiğime göre, İshak Bin Murad adında bir Türk 1390
yılındayazdığı kitabında bu gözlemden bahsetmiştir (7).
Bitkilerden ilaç hammaddesi elde etmeden, bitkisel ilaç haline getirilmeden,etkililiği, güvenliliği, kalitesi ve
standartizasyonuyla ilgili hiçbir çalışmayapmadan ilaç yerine kullanılması toplumumuzda çokönemli sorunlar
yaratmaktadır. Zakkum olayında insanların planlanantedavilerini bırakıp, zakkum ekstresiyle tedavi olmaya
çalıştıklarınıbiliyoruz. Bunun ötesinde, yukarıda sözü edilen maddeler fahiş fiyatlarlavatandaşlarımıza satılabilmektedir.
Bu bağlamda "bitkilerden ilaç elde edilmesi","bitkisel ilaç yapılması" kavramları ile "bitkilerin ilaç olarak
kullanılması"kavramlarını çok net olarak birbirinden ayırmak gerekir. Burada akla,bitkilerin ilaç olarak kullanılmasının
hangi gerekçelerle yapıldığı gelebilir.Toplumların özelliklerinden gelen, çeşitli gözlemlere dayanan ve hatta bilimselbir
veriden çıkılarak ortaya çıkan birhipotezle, bitkiler ilaç olarak kullanılmaktadır. Burada en büyük sorun;gündeme gelen
hipotezin ispat edilmemiş olmasıdır. İlaçlar için böyle bir hipotezi test etmenintek yolu, daha önce bahsedildiği üzere, iyi
planlanmış klinikaraştırmalardır. İşin daha vahimi;sadece bitkilerin değil, bazı ilaçlarında kendilerinden beklenen
faydaylailgili hipotez test edilmeden, yani belirtilen endikasyonda klinik ilaçaraştırmaları yapılmadan kullanılmasıdır.
Buna en iyi örnek, başta E vitaminiolmak üzere çeşitli antioksidan vitaminlerin ve bazı ilaçların oksidatifstresle karakterize
çeşitli durumlarda kullanılmasıdır. Bu uygulamada olduğugibi bu kullanılış için kurulan hipotez bilimsel bir temele
dayanmaktadır. Söz konusu vitaminlerin, bahsedilen endikasyondayaygın kullanımı olmasına rağmen, yapılan çeşitli
klinik çalışmalarda etkiliolduklarına dair bir kanıt elde edilmemiştir. Bu gerekçelerle farmakologlar,bir yandan geçmişte
olduğu gibi gelecekte de bitkilerden tedavide önemliolabilecek ilaçların elde edileceği umudunu korurken, bir yandan da
bitkilerinve hatta bazı ilaçların klinik araştırmalar yapılmadan, etkililiği, güvenliliğigösterilmeden kullanılması
karşısındaçok net tavır almalıdır.
Bitkilerin ilaç olarak kullanılmasının olumsuz etkileri olabilir mi?
Bitkilerden elde edilen çeşitli ürünlerin kullanılışıyla ilgili olarak "buürünler doğal maddeler olduğu için hiç zararlı etkileri
yoktur" gibi bilimselolmayan bir görüş ileri sürülmektedir. Bu görüş kesinlikle doğru değildir. "Dietarysupplement" başlığı
altında eczanelerin dışında çeşitli marketlerde vesatış mağazalarında satılan, bazıları bitkisel olabilen gıda katkı
maddelerininbir kısmının ciddi yan etkiler yaptığı, hatta ölümlere neden olduğubildirilmiştir (8,9). Yine son zamanlarda
zayıflama çaylarıyla ilgili ortaya çıkanistenmeyen etkilerden bahsedilmektedir. Ülkemizde bu konuda veri
olmamasınakarşın, sağlık kayıtlarının düzenli olduğu ülkelerde, bu konuda bildirimlerbulunmaktadır. Bu nedenle, bu
ürünler için kullanılan "çok faydası olmasa dahi,en azından zararı olmaz" değerlendirmesinin doğru bir yaklaşım
olmadığınıvurgulamak gerekir.
Sonuç
Ülkemizde vatandaşların hekime veilaca ulaşmasında ciddi zorluklar yaşadığı, bilimsel bilgi ve teknolojiyi üretmek bir
yana, toplumun çok büyükkesiminin bilimsel bilgiyi kullanmada yeterli olmadığı gözönüne alınırsa, tedavideki etkililiği ve
güvenliliğikonusunda hiçbir somut kanıt bulunmayan bitkisel ürünlerin toplumdakullanılmasının yaygınlaşmasına
şaşırmamak gerekir. Resmi sağlık otoritesiolarak Sağlık Bakanlığının ve meslek odalarının bu tür tedavi
yaklaşımısergileyenler konusunda dikkatli olmaları ve gerekli idari ve cezai işlemleriyapmaları gerekmektedir. "Gıda katkı
maddesi" (dietary supplement) başlığıaltında eczaneler ve eczaneler dışında satılan ürünlere ise 2002 yılında
SağlıkBakanlığı ile Tarım Bakanlığı arasında yapılan mutabakat sonucu sağlıkBakanlığından izin alınması koşulu
benimsenmişken, halen bu izin Tarım Bakanlığı tarafından verilmektedir. Buyanlışlığın bir an önce düzeltilmesi ve bu tür
ürünler için Sağlık Bakanlığının mutlaka devrede olması gerekir. Ayrıcatoplumun ve sağlık medyasının bu konuda
bilgilendirilmeleri çok önemlidir.
Kaynaklar
http://www.ttb.org.tr/index2.php?optio…
2/3
29.01.2010
Bitkilerden Đlaç Elde Edilmesi
1. Prof. Dr. S.Oğuz Kayaalp, Klinik farmakolojinin esasları ve temel düzenlemeler,Genişletilmiş 3. baskı, Feryal
Matbaacılık San. Ve Tic. Ltd. Kti, Ankara, 2005,Sayfa:1-16.
2. Dr. YeşinÜresin, İlaç geliştirme aşamaları, Sayfa:25-32, Klinik araştırmalar kitabı,Ed. Hamdi Akan, Bilimsel Tıp
Yayınevi, Ankara, 2006.
3. Prof. Dr. KükrüKaymakçalan, Genel farmakoloji, Kısmen değiştirilmiş 2. baskı, AnkaraÜniversitesi Tıp Fakültesi
Yayınları, Ankara, 1976, Sayfa:12-23.
4. Prof. Dr. M.Sibel Gürün, Bitkisel tıp ve kullanılan bitkisel ilaçlarda kalite;etkililik ve güvenlik sorunu, İKU Dergisi, 10,
24-28, 2005.
5. E. Stone, Anaccount of the success of the barkof the willowin the cure of aques, Phil. Trans. R. Soc., 53, 195200,1763.
6. Prof. Dr. YalçınTekol, Türk Farmakoloji Derneği Bülteni, 91, 19-20, 2007.
7. N. Canpolat,XIV. Yüzyılda yazılmış değerli bir tıp eseri, Edviye-i Müfrede, TürkolojiDergisi, 5, 21-47, 1973.
8. Stein, C.M., Areherbal products dietary supplements or drugs? An important question forpublic safety, Cli.
Pharmacol. Therapeutics, 71, 411-423, 2002
9. Haller, C.A.,Clinical approach to adverse events and interactions related to herbal anddietary supplements,
Clinical Toxicology, 44, 605-610, 2006.
Yazıyı gözden geçirerek değerli önerilerde vedüzeltmelerde bulunan Prof. Dr. Öner Süzer, Prof. Dr. Ersin Yarış, Prof.
Dr.Yeşim Tunçok ve Prof. Dr. M. Sibel Gürün'e teşekkür ederim.
Yayına Hazırlayan:
Prof.Dr. Mehmet Melli
TTB İlaç Danışma Kurulu Üyesi
Türk Farmakoloji Derneği Yönetim KuruluBaşkanı
AÜTF Farmakoloji AD
http://www.ttb.org.tr/index2.php?optio…
3/3
Download