Yaşlıda Kronik Kalp Yetersizliği Tanı ve Tedavisi

advertisement
Yaşlıda Kronik Kalp
Yetersizliği Tanı ve Tedavisi
Hüsniye YÜKSEL
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı
Giriş
Kronik kalp yetersizliği progresif, karmaşık bir klinik
sendromdur. Yaşam kalitesini bozar ve aynı zamanda
sağlık sistemine büyük ekonomik yük bindirir. Kardiyovasküler hastalıkların kontrolündeki gelişmelere rağmen insidansı ve prevalansı tüm Dünya’da sürekli artış
göstermektedir. Amerikan toplumunun yaklaşık %2’si
ve Avrupalıların %1,8’inin kalp yetersizliği nedeniyle
tedavi gördüğü bildirilmiştir.1,2 Toplumun yaşlanması,
sağlık sistemindeki iyileşmeler, miyokard infarktüsü
ve hipertansiyon gibi kardiyovasküler hastalıkların
kontrolündeki gelişmelere paralel olarak yaşam süresinin uzaması sonucu kronik kalp yetersizliği olan yaşlı
hasta sayısı giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü
verilerine göre 2009’da her 1000 yaşlının 10’unda kalp
yetersizliği bulunmaktadır.3 Ülkemiz için mutlak bir değer vermek mümkün olmamakla birlikte, kalp yetersizliğinin başta gelen nedenlerinden biri olan koroner kalp
hastalığı TEKHARF 2007/08 verilerine göre 35 yaş üstü
popülasyonda her 1000 kişinin 105’inde olduğu göz
önüne alındığında, kalp yetersizliği prevalansının da ne
denli yüksek olacağı tahmin edilebilir.4 Kalp yetersizliği
hastaneye yatış nedenleri arasında da ilk sıralarda yer almaktadır. Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatırılan
hastaların yaklaşık %80’ni yaşlı hastalar oluşturur. Tedavideki gelişmelere rağmen mortalitesi oldukça yüksektir.
Amerika’da 2005 yılında her 8 ölümden birinin kalp
yetersizliği nedeni ile olduğu bildirilmiştir.5
Yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişiklikler ve birlikte
bulunan birçok hastalık nedeniyle kalp yetersizliğinin
kliniği ve tedavisi diğer yaş gruplarına kıyasla farklıdır.
Üstelik kalp yetersizliği tedavisinin değerlendirildiği geniş kapsamlı çalışmaların çoğunda 80 yaşın üzerindeki
hastalar çalışma dışında tutulduğu veya dahil edilse bile
mortaliteyi azalttığı bilinen beta bloker, anjiyotensin
dönüştürücü enzim inhibitörleri (ACE) ve aldosteron
antagonistlerinin daha genç olanlara kıyasla az kullanılması nedeniyle tedavide önemli bir veri eksikliği söz
konusudur.6,7
Kalp yetersizliği yaşlı hastada sinsi başlangıçlı olabilir.
Yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişiklikler ve birlikte bulunan birçok hastalık nedeniyle semptomlar kalp yeterKlinik Gelişim
sizliğine özgü olmayabilir ve bulgular birlikte bulunan
hastalıklar tarafından taklit edilebilir veya gizlenebilir.
Polifarmasi ve ilaçlara bağlı yan etki prevalansının yüksek olması tedaviyi karışık hale getirebilir.
Bu derlemenin amacı yaşlıda kronik kalp yetersizliği patofizyolojisindeki farklılıkları, tanı yöntemleri ve tedavisini literatürde mevcut araştırma ve çalışmaların ışığında
sergilemektir.
Yaşlı Hastada Kalp Yetersizliğinin Özellikleri
Yaşlılarda kalp yetersizliği prevalansının yüksek olmasının başlıca nedenleri: yaşlanmaya bağlı biyolojik
faktörler, kardiyovasküler risk faktörlerine daha uzun
süre maruz kalma ve yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan
diğer hastalıkların eşlik etmesidir. Yaşlanma ile birlikte
ventriküler ve arteriyel sertlik (stiffness) artmıştır. Diyastolik disfonksiyon, kan basıncı değişkenliği, maksimum
kalp hızında azalma, oksijen ihtiyacı arttığında kardiyak
debiyi gerektiği gibi artıramama gibi bazı fizyolojik değişiklikler oluşur.8 Ventriküler ve arteriyel sertlik volüm
veya basınç yükü arttığında pulmoner konjesyon riskini
artırır. Yaşlı hastaların hemen üçte birinde ortostatik
hipotansiyon vardır ve kalp yetersizliği medikal tedavisi
ile şiddetlenebilir. Yaşlanma ile sinüs düğümündeki pacemaker hücrelerinin sayısında azalma olur. Yetmiş beş
yaşında, yirmi yaşında var olan pacemaker hücrelerinin
%10’u kalmıştır. Ayrıca hücre yapısındaki değişim sinüs
düğümü disfonksiyonuna, atrial aritmiler ve özellikle
de sol ventrikül diyastol sonu dolumunu önemli ölçüde
bozan atrial fibrilasyon oluşumuna katkıda bulunur. AVnod ve His bundle yakınındaki yapılarda yaşlanmaya ait
elastik dokuda azalma ve kalsifikasyon gibi oluşumlar
ileti bozukluklarından ve kapak kalsifikasyonlarından
sorumludur.9
Kalp yetersizliğinin en sık görülen iki nedeninden biri
koroner kalp hastalığı, diğeri hipertansiyondur. Her
ikisi de yaşla birlikte artar. Sistemik hipertansiyon
(AB≥140/90 mmHg) 70 yaş üzerindeki kadınların %80,
erkeklerin %70’inden fazlasında mevcuttur. Genel olarak hipertansiyonlu hastalarda konsantrik sol ventrikül
remodeling’ine bağlı olarak sistolik fonksiyonun korunduğu diyastolik kalp yetersizliği gelişirken, koroner arter
hastalığı ve miyokard infarktüsüne bağlı olarak dilate
41
2012; 25: 41-49
sol ventrikül remodeling’i sonucu ejeksiyon fraksiyonunun azaldığı sistolik kalp yetersizliği gelişir. Yaşlılarda
hipertansiyon ve koroner arter hastalığı sıklıkla birlikte
bulunduğundan sistolik ve diyastolik disfonksiyon birlikteliği de beklenen bir sonuçtur.10-13 Ancak popülasyon
çalışmaları yaşlı hastalarda (>75 yaş) diyastolik kalp yetersizliği prevalansının orta yaşlı hastalara kıyasla daha
yüksek olduğunu (%50’ye karşı %30) ve kadınlarda erkeklere nazaran 2 kat daha fazla geliştiğini göstermiştir.14
Yaşlılarda izole kalp yetersizliği çok nadirdir. Beraberinde birçok hastalık bulunabilir. En sık rastlanılanlar;
yaşa bağlı olarak glomerül filtrasyon hızının azalması
sonucu böbrek fonksiyonlarında azalma, kronik akciğer
hastalıkları, depresyon, osteoartroz, anemi, beslenme
bozuklukları ve kognitif bozukluklardır. Bu hastalıklar
kalp yetersizliğini ağırlaştırabilir, polifarmasi ve ilaç
yan etkilerinde artış olur. Örneğin renal disfonksiyon
varlığında digoxin’in kan seviyesi yükselip toksisiteye
yol açabileceği gibi, ACE inhibitörleri, anjiyotensin reseptör blokerleri (ARB) ve aldosteron antagonistleri gibi
kalp yetersizliği tedavisinin temel taşları olan ilaçların
kullanımı kısıtlanır veya imkansızlaşır. Depresyon ve
kognitif bozukluklar tedaviye bağlılığı bozar, hastaneye
yatışları artırır. Osteoartroz nedeniyle kullanılan nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar su ve tuz tutulumunu artırır,
gastrointestinal kanamaya neden olabilir, mortaliteyi
etkiler. Anemi semptomları ağırlaştırır, kötü seyre neden
olur.15-19
Yaşlılarda Kronik Kalp Yetersizliği Tanısı
Kalp yetersizliğinin erken dönemde tanı ve tedavisinin yapılması mortalite ve morbiditeyi azaltır. Yaşlıda
başlangıçta yavaş gelişen semptomlar ve karakteristik
olmayan bulgular nedeniyle tanı koymak kolay olmayabilir. Yaşlı hastadan anamnez almak güç olabilir. Oysaki
anamnez kalp yetersizliği tanısında önemli rol oynar.
Tanıda gecikmenin bir nedeni de vakaların çoğunda efor
dispnesi, halsizlik, çabuk yorulma gibi kalp yetersizliği
semptomlarının birlikte bulunan solunum sistemi hastalıkları, metabolik hastalıklar ve anemi gibi diğer hastalıklara veya yaşlanmaya atfedilmesidir. Semptomlardaki bu
örtüşme aynı zamanda gereksiz kalp yetersizliği tanısı ve
tedavisine de yol açabilir.
Nefes darlığının derecesine göre kalp yetersizliğinin
derecesini belirleyen New York Kalp Birliği (NYHA) sınıflaması yaşlı hastada pek yararlı değildir. Yaşlı hastada
imsomni, depresyon ve palpitasyon hissi kalp yetersizliğinin erken evresi olabilir. Anemi, hiper veya hipotiroidi
ve özellikle atrial fibrilasyon gelişmesi kalp yetersizliğini ortaya çıkarabilir veya ağırlaştırabilir. Bazı ilaçlar,
örneğin nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar su ve tuz
retansiyonuna neden oldukları, beta adrenolitikler negatif inotropik etkileri veya sempatomimetikler ardyükü
artırdıkları için olumsuz etkilere sahip olabilirler. Kalp
yetersizliği fizik bulguları atipik olabilir, sıklıkla beraberinde bulunan obezite, solunum sistemi hastalıkları veya
venöz yetersizlik nedeniyle maskelenebilir veya taklit
edilebilir.15,16 Kalp yetersizliğinin tanısı tipik semptom
42
ve bulgularla kalpteki yapısal veya fonksiyonel bozuklukların objektif delillerine dayandırılmalıdır (şekil 1).10
Tanı için ilk yapılacak tetkikler elektrokardiyogram
(EKG) ve göğüs radyogramı olmalıdır. Kalp yetersizliği olan bir kişide EKG’nin normal olması beklenmez.
EKG’nin normal olması halinde kalp yetersizliği, özellikle sistolik disfonksiyon olasılığı çok düşüktür (<%10).
Göğüs radyogramı tanıda önemlidir. Pulmoner konjesyonun değerlendirilmesini sağlar. Dispneye neden olabilecek akciğer veya toraks patolojilerini ortaya çıkarabilir.
Göğüs radyogramının normal olması da kalp yetersizliğini reddettirmez.20
Natriüretik peptidlerin plazma düzeyleri kalp yetersizliği tanısında yararlı biyomarker’lardır. Miyokard duvar
gerilimindeki artışa yanıt olarak plazma düzeyleri yükselir. Test olarak kullanılanlar B tipi natriüretik peptid
(BNP) ve N-terminal pro-BNP’dir (NT-proBNP). BNP
miyositte pro-BNP olarak sentez edilir, ventrikül stresi
artınca salınır ve hemen aktif hormon BNP ve inaktif
NT-proBNP’ye ayrılır. Her ikisi de kalp yetersizliğinde
benzer bilgi vermekle birlikte önemli farklılıkları vardır.
BNP aktif hormondur, endopeptidazlar tarafından parçalanır, yarılanma ömrü 5-10 dakikadır. NT-proBNP
inaktiftir, böbreklerle atılır, yarılanma ömrü 25-120
dakikadır. Konsantrasyon aralıkları ve normal değerleri
birbirinden farklıdır. Her iki marker’in çok düşük değerlerde olması kalp yetersizliği tanısını dışlar. BNP ve
NT-pro BNP düzeyleri yaşla birlikte özellikle kadınlarda
artabilir. Kalp yetersizliği olmaksızın >75 yaş kişilerde
plazma düzeylerinin 2-3 misli artmış olduğu ve azalmış
glomerül filtrasyon hızı, hipertansiyon ve atrial fibrilasyonun eşlik ettiği gösterilmiştir. Bu nedenle genç hastalara kıyasla daha az güvenilir bulunmakla birlikte, BNP
düzeyi <100 pg/ml, NT-proBNP <400 pg/ml olduğunda
kalp yetersizliği olası değildir. Buna karşın BNP>400 pg/
ml, NT-proBNP>2000 pg/ml olduğunda kalp yetersizliği
için kuvvetli bir delil sayılmaktadır, aradaki değerler tanı
için yeterli değildir.10,15,16,21-23
Yaşlı hastada kalp yetersizliği tanısında ekokardiyografinin rolü çok önemlidir. Kalp yetersizliğinden şüphelenilen bütün yaşlı hastalara yapılması önerilmektedir.10,24
Ekokardiyografi hem tanının doğrulanması, hem de kalp
yetersizliğinin tipinin tayini (sistolik veya diyastolik) ve
tedavinin planlanması için gereklidir. Fizik muayene,
benzer bulgular (örneğin S3 galo, kardiyomegali, pulTipik kalp yetersizliği semptomları: Eforda veya istirahatte
nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, ayak bileklerinde şişme
ve
Tipik kalp yetersizliği bulguları: Taşikardi, takipne, pulmoner
ral, plevral efüzyon, juguler venöz basınçta artma, periferik ödem,
hepatomegali
ve
İstirahatte fonksiyonel veya yapısal bozukluğun objektif
delilleri: Kardiyomegali, S3, üfürüm, ekokardiyografik deliller,
yüksek natriüretik peptid düzeyleri
Şekil 1: Kalp yetersizliği tanımı. ESC kılavuzu10
Klinik Gelişim
H. YÜKSEL
moner konjesyon ve hatta pulmoner ödem) nedeniyle
sistolik ve diyastolik kalp yetersizliği ayırımı için yeterli
olmayabilir. Ekokardiyografide sol ventrikül fonksiyonlarının normal veya hafifçe azalmış olması, (EF>%45-50)
diyastolik kalp yetersizliği tanısında en önemli parametredir. Sol ventrikül relaksasyon bozukluğu, kompliyansının azalması veya diyastolik “stiffness”in gösterilmesi
ancak ekokardiyografi ile mümkündür.10,24-29 Diyastolik
kalp yetersizliği tanısı koyabilmek için şu üç koşul gerekmektedir; 1) Kalp yetersizliği semptom ve/veya bulguları, 2) Sol ventrikül sistolik fonksiyonunun normal
olması (ejeksiyon fraksiyonu ≥%45-50), 3) Diyastolik
disfonksiyon kanıtı (sol ventrikül relaksasyon bozukluğu
veya “stiffness”i).10
Tedavi
Kalp yetersizliği olan tüm hastalarda olduğu gibi, yaşlılarda da kalp yetersizliği optimal tedavisi risk faktörlerinin
kontrolü, hastanın eğitimi, medikal tedavi ve gerekirse
kalp içi cihazların kullanımını içerir. Tedavinin hedefi ise
semptomları ortadan kaldırmak, kaliteli yaşam sağlamak,
hastaneye yatışları azaltmak ve ömrü uzatmaktır.10,28 Eşlik eden hastalıklar için en uygun tedaviler yapılmalıdır.
Örneğin hipertansiyon kontrol altına alınmalı (<140/90),
diyabet regülasyonu sağlanmalı, koroner arter hastalığı
için revaskülarizasyon gerekiyorsa uygulanmalı, anemisi,
böbrek fonksiyonları düzeltilmeli, hipo veya hipertiroidisi varsa tedavi edilmeli, su ve tuz tutulumunu artıracak
ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Tuz alımı (<2g/gün) ve
gerekirse sıvı alımı (1,5-2 L/gün) kısıtlanmalıdır. Düşük
düzeyde egzersiz (yürüme) haftada 3-5 kez önerilebilir.
Sistolik kalp yetersizliği olan hastalar ACE inhibitörleri,
beta bloker, ARB ve aldosteron antagonistleri ile tedavi
edilmelidir. Digoxin, diüretik ve vazodilatatörler bu hastalarda semptomları düzeltebilir.10,28
ACE İnhibitörleri
Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) ve Amerikan Koleji
Kardiyoloji ve Amerikan Kalp Birliği (ACC/AHA) kılavuzları EF≤%40 olan hastalara semptomlara bakılmaksızın ACE inhibitörü verilmesini önermektedir (10, 28).
ACE inhibitörlerinin mortalite ve morbiditeyi azaltmadaki yararı birçok randomize kontrollü çalışmada gösterilmiştir (30). Bu çalışmalar yaşlı hastaları da kapsamakla
birlikte, arter basıncı düşük (<90 mmHg) ve renal disfonksiyonu olan hastalar çalışma dışında tutulmuştur.
Hastaların yaş ortalaması 60 yaş dolaylarında olup sol
ventrikül disfonksiyonu veya sistolik kalp yetersizliği
bulunan hastalardır.
ACE inhibitörleri yaşlılarda ortostatik hipotansiyona yol
açabilecekleri için ufak dozda ve hatta monitorizasyon
altında başlanmalıdır.16 Bu yan etkiyi en aza indirmek
için eğer hasta asemptomatik ise diüretik dozu azaltılabilir veya sıvı alımı artırılabilir. Kan basıncını etkileyecek
diğer ilaçlarla birlikte verilmemelidir. Örneğin beraberinde beta bloker kullanılacaksa iki ilacın veriliş saatleri
arasında en az iki saat fark olmalıdır. Asemptomatik
hipotansiyon müdahale gerektirmez.10
Klinik Gelişim
Yaşlılarda yaşa bağlı böbrek fonksiyonlarında azalma
olduğu için ACE inhibitörleri ile tedavide renal perfüzyonun olumsuz yönde etkilenmesi mümkündür. Anjiyoödem ve anürik renal yetersizlikte, bilateral renal arter
stenozunda, serum kreatinin düzeyi > 2,5 mg/dL veya
potasyum düzeyi > 5mEq/L olduğunda ve ileri derecede
aort darlığında ACE inhibitörü kontrendikedir.10
ACE inhibitörü tedavisinin başlatılmasından sonra üre
ve kreatinin düzeylerinde hafif bir artış beklenebilir, artış
hızlı veya önemli boyutlarda olmadıkça tedavi kesilmemelidir. Birlikte nonsteroid antiinflamatuar kullanılıp
kullanılmadığı kontrol edilmelidir. Kreatinin düzeyinde
başlangıca göre %50 artış veya kreatinin mutlak konsantrasyonun 3 mg/dL’ye kadar çıkması kabul edilebilir.
Kreatinin >3 mg/dL olur, fakat 3,5 mg/dL’nin altında
kalırsa ACE inhibitörü dozunun yarıya indirilmesi ve
kan biyokimyasının yakından izlenmesi, >3,5 mg/dL’nin
üzerine çıktığında tedavinin kesilmesi önerilmektedir.10
Diüretiklerle birlikte kullanıldığında artan kreatinin
düzeyi diüretik dozunun azaltılmasını takiben normale
dönebilir31. Fakat konjesyonu düzeltmek için yüksek
doz diüretik gerektiğinde ACE inhibitörü dozunu azaltmak veya kesmek gerekebilir.10 Tedavi sırasında önemli
bir yan etki de hiperpotasemidir. Potasyum düzeyi >5,5
mEq/L olduğunda doz azaltılmalı, 6 mEq/L üzerine çıktığında derhal kesilmeli ve kan biyokimyası izlenmelidir.
ACC/AHA ve ESC kılavuzları böbrek fonksiyonlarının
tedavi başladıktan sonra 1-2 hafta içinde kontrol edilmesini ve bu kontrolün periyodik olarak devam ettirilmesini önermektedir.10,28
ACE inhibitörlerinin diğer bir yan etkisi öksürüktür.
Yapılan çalışmalarda %5-10 oranında görüldüğü rapor
edilmiştir, Çin’li hastalarda %50’ye kadar çıkabilmektedir.32,33 Öksürük nedeniyle tolere edilemediğinde ACE
inhibitörü yerine ARB başlanmalıdır.10,28 Hayatı tehdit
eden anjiyoödem nadir rastlanan bir yan etkidir (<%1),
ACE inhibitörü ARB ile değiştirildiğinde çok dikkatli olmalıdır zira anjiyoödem ARB ile de gelişebilir.32
Başlangıçta ufak dozlarda başlanan ACE inhibitörlerinin
dozu ideal olarak randomize kontrollü çalışmalarda kullanılan ve yararlı olduğu kanıtlanan dozlara kadar 2-4
hafta içinde yükseltilmelidir (örneğin: ideal enalapril
dozu 10-20 mg/gün, ramipril dozu 5 mg/gün, perindopril dozu 5-10 mg/gün, lisinopril dozu 20-35 mg/gün).10,28
Kanıta dayalı hedef doza çıkılamıyorsa tolere edilebilen
en yüksek doza ulaşılmalıdır. Yüksek doz ve düşük doz
arasındaki etkinlik farkı azdır.17 Eşlik eden hastalıklar
nedeniyle yaşlı hastalar birçok çalışmaya dahil edilmemekle birlikte toplum bazlı randomize çalışmalarda ACE
inhibitörlerinden benzer şekilde yararlandıklarına dair
kuvvetli deliller vardır.34,35 Bu nedenle mutlak kontrendikasyon olmadıkça yaşlılarda sistolik kalp yetersizliğinde mutlaka ACE inhibitörü verilmelidir. Öyle ki serum
kreatinin düzeyi ≥2,5 mg/dL, serum potasyum düzeyi
≥5,5 mEq/L veya ileri derecede aort darlığı olan yaşlılarda bile ACE inhibitörü kullanılması mortalite açısından
yarar sağlamıştır.36
43
2012; 25: 41-49
Beta Blokerler
ESC ve ACC/AHA kılavuzları kontrendikasyon veya
tolerans sorunu yok ise semptomatik kalp yetersizliği
bulunan ve sol ventrikül EF≤%40 olan tüm hastalara
ACE inhibitörüne ilave olarak beta bloker tedavisi uygulanmasını tavsiye etmektedir.10,28 Beta bloker tedavisinin temel dayanağını oluşturan 5 randomize çift-kör
plasebo kontrollü çalışmanın meta-analizinde 3 beta
bloker, bisoprolol, karvedilol ve yavaş salınımlı metoprolol süksinat’ın mortalite riskini önemli ölçüde azalttığı
bildirilmiştir. Üstelik, yaşlı hastalarla yaşlı olmayan hastalar arasında yararlılık açısından fark bulunamamıştır.37
Daha sonra yapılan ve >70 yaş hastalara odaklanan SENIORS (Effects of Nebivolol Intervention on Outcomes
and Rehospitalization in Seniors with HF) çalışmasında
kullanılan nebivolol’ün de mortalite ve hastaneye yatışları önemli ölçüde azalttığı rapor edilmiştir.38 Geniş
katılımlı (11.942 hasta) ve 65 yaş ve üzerindeki hastaları
içeren bir kohort çalışmasında kalp yetersizliğine kronik
obstrüktif akciğer hastalığı da dahil olmak üzere eşlik
eden birçok hastalık bulunmasına rağmen beta blokerlerin yararlı oldukları gösterilmiştir.39
Prognoz ve mortalite üzerine olumlu etkileri nedeniyle
kontrendikasyon yok ise sol ventrikül disfonksiyonu
tanısı konar konmaz, semptomlar hafif veya diğer tedavilere cevap vermiş olsa bile, beta bloker tedavisi başlatılmalıdır. Başlıca kontendikasyonları; astım, bradikardi
(<50/dk), 2. veya 3. derece AV blok, dekompanse kalp
yetersizliği, kardiyojenik şok ve hasta sinüs sendromudur.37-42 Tedavi sırasında görülebilen yan etkiler ise sıvı
retansiyonu, halsizlik, bradikardi ve hipotansiyondur.
Yaşlı hastalar bu yan etkiler nedeniyle tedavi başlangıcında ve doz artırımı sırasında çok yakından izlenmelidir. Negatif inotropik etkileri sebebiyle tedavi başlangıcında sıvı retansiyonu gelişebilir. Sıvı retansiyonu veya
anamnezi olan hastalarda beta bloker diüretikle birlikte
verilmelidir. Bazı hastalarda diüretik dozunu artırmak
gerekebilir. Sıvı retansiyonu beta bloker tedavisinin kesilmesini gerektirmez.10,28
Beta blokerlerin diğer bir yan etkisi halsizliktir. Tedavi
başlangıcından sonra birkaç hafta içinde kaybolabilir.
Yaşlı hastada anemi gibi, uyku bozukluğu için kullanılan
ilaçlar gibi nedenler de halsizliğe yol açabileceği için ayırım yapmak zor olabilir. Bradikardi ve hipotansiyon yaşlı
hastada düşmelere ve dolayısıyla daha tehlikeli durumlara yol açabilir. Tedaviye düşük dozlarda başlamak, doz
titrasyonunu yavaş yapmak, hipotansiyon ve bradikardi
riskini azaltabilir. Bradikardi ve hipotansiyona hipoperfüzyon bulguları eklenirse intravenöz pozitif inotropik
ilaçlara gerek duyulabilir. Bu durumda beta bloker tedavisi kesilir, hemodinamik durum stabil olunca tekrar
başlanır. Pozitif inotropik ajan seçimi etkilerini beta
reseptörlerden bağımsız olarak gösterenler arasından
yapılmalıdır (örneğin, milrinon). Asemptomatik hipotansiyon girişim gerektirmez.10,28
ACE inhibitörleri gibi tedaviye düşük dozlarda başlanmalı ve çalışmalarda belirtilen hedef dozlara ulaşılmaya
çalışılmalıdır.10,28 Doz artımı 2-4 haftada bir hekim kont44
rolü ile yapılmalıdır. Tedaviye uyumu sağlamak için hastalara klinik cevabın gecikebileceği, 2-3 ayı bulabileceği
söylenmelidir.10
Angiotensin II Reseptör Blokerleri
Kalp yetersizliğinde ARB’lerin etkinliğini ve mortalite
üzerine etkisini araştıran çalışmalar ACE inhibitörlerine kıyasla azdır. “CHARM-Alternative Trial”da ACE
inhibitörünü tolere edemeyen hastalar plasebo ve
kandesartan’a randomize edilmiş, kandesartan alan
hastalarda yararı gösterilmiştir.43 Ayrıca “Val-HeFT”
ve “CHARM-Added”45 çalışmalarında valsartan veya
kandesartan ACE inhibitörü ve beta bloker tedavisine
eklendiğinde mortalite ve morbiditede yarar sağlamışlardır.44 Ancak ACE inhibitörlerine üstünlükleri yoktur,
ACE inhibitörü ile birlikte verildiklerinde yan etki profili artmaktadır. Gerek ACC/AHA gerek ESC kılavuzları
ARB’leri ACE inhibitörünü tolere edemeyen, EF≤%40
olan hastalarda alternatif tedavi olarak önermektedir.10,28
ACE inhibitörü ve beta bloker tedavisine rağmen semptomları devam eden hastalarda da önerilebilir. ACE inhibitörlerine benzer bir insidansla börek fonksiyonlarında
bozulma, hiperpotasemi ve semptomatik hipotansiyona
sebep olabilirler. Öksürüğe yol açmazlar.28
Kontrendikasyonları; ACE inhibitörlerindeki gibidir,
ACE inhibitörü ve aldosteron antagonistini birlikte alan
hastalarda kullanılmamalıdır. Böbrek fonksiyonları ve
serum potasyum düzeyi normal kişilerde kullanılmalıdır. ACE inhibitörü ile birlikte kullanılacaksa böbrek
fonksiyonları ve elektrolitler düzenli aralıklarla izlenmelidir. Tedaviye burada da düşük dozlarda başlanmalı 2-4
hafta sonra doz artırımına gidilmeli ve hedef dozlara ya
da tolere edilebilen maksimum doza ulaşılmalıdır.10
Diüretikler
Dekompanse kalp yetersizliği olan yaşlı hastada sıvı retansiyonuna bağlı semptomları ortadan kaldırmak için
ilk kullanılacak ilaçlar diüretikler, özellikle de loop diüretikleridir. Diüretikler idrarla sodyum ıtrahını artırarak
plazma volümünün azalmasına neden olurlar. Plazma
volümünün azalması venöz dönüşü ve ventrikül dolum
basıncını azaltacağından pulmoner ve periferik ödem
kaybolur. Diüretiklerin kalp yetersizliğinde uzun süreli
kullanıma bağlı etkilerini vurgulayan çalışmalar olmamakla birlikte, kardiyak fonksiyonları, semptomları ve
egzersiz kapasitesini iyileştirdiğini gösteren çalışmalar
vardır.46
Diüretikler hafif kalp yetersizliği semptomları bulunan
hastalarda renin anjiyotensin aldosteron sisteminin
aktivasyonuna sebep olur ve genellikle bir ACE/ARB
kombinasyonu ile kullanılmalıdır.10 Doz belirlenirken
hastanın bireysel ihtiyacı göz önünde bulundurulmalıdır. Düşük dozda başlanmalı, alınan cevaba göre doz
artırımına gidilmelidir. Orta şiddette veya ileri derece
kalp yetersizliğinde loop diüretikleri gerekli olacaktır.10
Böbrek fonksiyonlarında yaşa bağlı azalma yaşlıda diüretiklerin etkinliğini azaltabilir. Eğer direnç olduğu düşünülürse diüretik dozunun dikkatli bir şekilde yukarı
Klinik Gelişim
H. YÜKSEL
doğru titrasyonu ile kolayca üstesinden gelinebilir. Çok
düşük dozlar sıvı retansiyonunu daha da artırabilir, ACE
inhibitörleri ile beta blokerlere cevabı azaltır.47 Tersine
çok yüksek doz kullanıldığında aşırı volüm kaybı ve
hipotansiyona yol açar, ACE inhibitörleri, beta bloker
ve vazodilatatör kullanımı kısıtlanır.48,49 Ayrıca böbrek
fonksiyonlarını bozabilir, özellikle ACE inhibitörü veya
ARB kullanıldığı zaman.31 Yaşlı hastada ileri derecede
kalp yetersizliğinde veya böbrek fonksiyon bozukluğu
eşlik ettiği zaman metolazone gibi tiyazid benzeri diüretik ilavesi gerekebilir. Bu hastalarda nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar kullanılmamalıdır loop diüretiklerinin
natriüretik etkilerini azaltırlar.50
Diüretik tedavisi sırasında serum elektrolitleri ve kreatinin düzeylerinin yakından takibi gerekir. Hipokalemi,
hipomagnesemi veya her ikisi birden ventriküler aritmilere ve dijital toksisitesine yol açabilir. Yaşlı hastada
hiponatremi az değildir, özellikle de tiyazid benzeri
diüretiklerle tedavi ediliyorsa.49 ACE/ARB’lerle kombinasyon halinde aldosteron antagonistleri de dahil olmak
üzere potasyum tutucu diüretikler kullanılıyorsa ciddi
hiperpotasemi oluşabilir. Aldosteron antagonisti olmayan potasyum tutucu diüretiklerden kaçınmalıdır.10
Aldosteron Antagonistleri
Kılavuzlar kontrendikasyon veya tolerans sorunu yok ise
sol ventrikül EF≤ %35 olan ve diüretik, ACE inhibitörü ve beta bloker tedavisine rağmen NYHA sınıf III-IV
semptomları devam eden hastalara aldosteron antagonisti verilmesini, önermektedir.10,28 Bu öneriye dayanak
teşkil eden kanıtlar ise başlıca “RALES” ve “EPHESUS”
çalışmalarından elde edilmiştir. “RALES” çalışmasında
bir aldosteron antagonisti olan spironolakton (25 mg/
gün) ileri derecede sistolik kalp yetersizliği bulunan
hastalarda ortalama 24 ay sonunda mortaliteyi %30
oranında azaltmıştır.51,52 Mortalite azalması 67 yaş üstü
ve altındaki hastalarda aynı derecede olmuştur. Ciddi
hiperkalemi (potasyum ≥6,0 mEq/L) hastaların ancak
%2’sinde gelişmiştir.51 “EPHESUS” çalışmasında ise, akut
miyokard infarktüsünden sonra sol ventrikül EF≤ %40
olan hastalar ACE inhibitörü/ARB ve beta bloker tedavisine ek olarak plasebo ve günde 25-50 mg eplerenon’a
randomize edilmiş, eprelenon tedavisi ile mortalite %15
azalmıştır.52 Her iki çalışmada da serum kreatinini >2,5
mg/dL veya potasyum düzeyi >5.0 mEq/L olan hastalar
çalışmaya dahil edilmemiştir. Halen devam etmekte olan
çalışmalar da vardır. Bunlar “EMPHASIS-HF” çalışması
(hafif sistolik disfonksiyonu olan hastalarda eplerenon
kullanımı) ve “TOPCAT” çalışmasıdır.54 “TOPCAT” çalışmasında spironolakton sol ventrikül fonksiyonu korunmuş hastalarda kullanılmaktadır.53
Spironolakton ve eplerenon hipotansiyon ve böbrek
fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilmektedir. Özellikle yaşlılarda daha fazla görülür. Kullanıldıklarında
elektrolitler ve böbrek fonksiyonlarının yakından takip
edilmesi zorunludur.55 Spironolakton erkeklerde ağrılı jinokomastiye neden olabilmektedir. Eplerenon ile
nadirdir. İnfarktüs sonrası endikasyon dışında başlıca
eplerenon endikasyonu ağrılı jinekomastisi olan erkekKlinik Gelişim
lerdir.10 Aldosteron antagonistleri ACE inhibitörü ve
ARB kombinasyonu ile tedavi edilenlerde kontrendikedir.10 Serum potasyum düzeyi >5 mEq/L olan hastalarla
kreatinin düzeyi> 2,5 mg/dL olan hastalarda kullanılmamalıdır.10
Digoxin
Bir kardiyak glikozid olan digoxin kılavuzlar tarafından ACE inhibitörü veya ARB, beta bloker, diüretik ve
endikasyon varsa aldosteron antagonistleri ile tedaviye
rağmen semptomatik sistolik kalp yetersizlikli hastalarda önerilmektedir.10,28 Öneriye kanıt “DIG” çalışması
verileridir.56 Sistolik kalp yetersizliği olan 6800 hastayı
kapsayan, uzun süreli (2-5 yıl), çift-kör randomize bir
çalışmadır. Plasebo ve digoxin’e randomize edilen hastaların ortalama yaşı 63,5 olup %27’si 70 yaş üzerindedir.
Plaseboya kıyasla mortalite üzerine etkisi farklılık göstermemiş, fakat kalp yetersizliğinin kötüleşmesi nedeniyle
hastaneye yatışların sayısı azalmıştır. Digoxin etkisi 80
yaş ve üzeri hastalar da dahil olmak üzere tüm yaş grupları için benzerdir.57
Digoxin böbreklerle itrah edilir ve terapötik indeksi dardır. “DIG” çalışması verilerinin daha sonra yapılan bir
analizinde sol ventrikül EF≤ %45 olan erkeklerde serum
digoxin konsantrasyonu 0,5-0,8 ng/mL olanlarda mortalite 0.8-1.1 ng/mL olanlara göre %6 oranında daha az
bulunmuştur. Bunun yanı sıra digoxin konsantrasyonu
≥ 1,2 ng/mL olanlarda mortalite önemli derecede artarak
%12’yi bulmuştur.58 Bu bulgu yapılan ikinci bir analizle
de doğrulanmıştır. Digoxin konsantrasyonu 0,5-0,9 ng/
mL olanlarda tüm sebeplere bağlı ölüm ve tüm nedenlerle hastaneye yatış riski plaseboya kıyasla her iki cinste
de düşük bulunmuştur.59 Bu bulgular yaşlılarda serum
digoxin konsantrasyonunun ölçülmesinin önemini ve
hedef değerin düşük tutulması gerekliliğini gösterir. Yaşa
bağlı olarak böbrek fonksiyonlarında kısmen de olsa bir
bozulma digoxin’in renal klirensini azaltacağı için, gençlere kıyasla yaşlı hastalarda digoxin intoksikasyonu riski
yüksektir. Kalp yetersizliği olan yaşlılar (>70 yaş) için
önerilen doz günde 0,125 mg’dır.10,28 Günaşırı da verilebilir. Yükleme dozu gerekli değildir. Amiodarone, diltiazem, verapamil, quinidine, propafenone, triamterene
ve spironolactone gibi kardiyovasküler ilaçlar serum digoxin düzeyini artırabilir. Hipokalemi, hipomagnesemi,
hiperkalsemi, hipoksi, asidoz, hipotiroidi ve miyokard
iskemisi digoxin intoksikasyonu riskini artırır. Digoxin
intoksikasyonunun en aşikar belirtisi ileti bozuklukları
ve aritmilerdir. Ancak yaşlılarda görme bozuklukları,
depresyon ve konfüzyon daha belirgin olabilir.49,58
Yaşlı hastalarda digoxin ventrikül hızı yüksek atrial
fibrilasyonda ventrikül hızını kontrol etmek amacıyla
kullanılabilir. Ventrikül hızını atrioventriküler düğümde iletiyi yavaşlatarak kontrol eder (vagotonik etki).59
Sempatik tonusün arttığı durumlarda bu etkisi azalır.60
Beta bloker ve kalsiyum kanal blokerlerinin hız kontrolü
etkileri daha çabuk başlar ve hem istirahatte, hem de
egzersiz sırasında kalp hızı kontrolü sağlarlar. Digoxin’in
egzersiz sırasında kalp hızı üzerine etkisi azdır kalp hızı
genellikle >100/dk’dır. Bu nedenle hızlı ventrikül cevaplı
45
2012; 25: 41-49
atrial fibrilasyonda ilk seçenek ilaç olarak tercih edilmemektedir.59 Ancak kalp yetersizliği veya sol ventrikül
disfonksiyonu olan ve arter basıncı düşük olup beta bloker veya kalsiyum kanal blokerlerinin hipotansif etkisini
tolere edemeyecek hastalarla sedanter yaşam sürdürenlerde tercih edilebilir. Çoğu yaşlı hastada kalp yetersizliği
mevcuttur ve yine çoğu sedanter bir yaşam sürdüğü için
ventrikül hızının kontrolünde uygun seçim olabilir. Yine
kalp yetersizliği olan hastalarda beta bloker ile kombine
şekilde hız kontrolünde tercih edilen bir tedavidir.61,62
Vazodilatatörler
ACE inhibitörü veya ARB ile tedaviyi tolere edemeyen
hastalarda alternatif tedavi olarak, aldosteron tedavisini
tolere edemeyenlerde ACE veya ARB’ne ek olarak hidralazin isosorbid dinitrat kombinasyon tedavisi kullanılabilir.10,28 İlk hidralazin nitrat çalışması (V-HeFT I) beta
blokerler ve ACE inhibitörleri standart tedavi olarak kullanılmaz iken yapılmış ve plaseboya oranla mortalitede
azalma sağlanmıştır.63 “V-HeFT II” çalışmasında ise ACE
inhibitörü enalapril ile hidralazin nitrat kombinasyonu
karşılaştırılmış, kaptopril mortalitenin azaltılmasında
üstün bulunmuştur.64 En güçlü kanıtlar Afrika kökenli
Amerikalılarda elde edilmiştir. Standart tedavi uygulanan hastalar plasebo ve hidralazin nitrat kombinasyon
tedavisine randomize edilmiş, mortalitede anlamlı azalma olması üzerine çalışma erken sonlandırılmıştır.65 Bu
çalışmalarda yaşlılara ait veriler ayrılmadığı için yorum
yapmak güçtür.
Sol Ventrikül Fonksiyonu Korunmuş Kalp
Yetersizliği (Diyastolik) Hastalarında Tedavi
Kalp yetersizliği olan hastaların, özellikle yaşlı hastaların önemli bir bölümünde sol ventrikül fonksiyonları
korunmuş veya normale yakındır.13 Diyastolik disfonksiyona yol açan faktörler; ileri yaş, obezite, hipertansiyon
ve diyabetes mellitus gibi hastalıklardır. Ayrıca uzun
yıllar koroner arter hastalığına maruz kalma, akut koroner sendrom veya miyokardit hikayesi olan hastalarda
da gelişir. Hastaların yine önemli bir kısmını çeşitli etiyolojilere bağlı olarak sol ventrikül hipertrofisi gelişmiş
hastalar oluşturur. Bunlar hipertrofik kardiyomyopati,
aort darlığı ve hipertansiyona yol açmış kronik böbrek
hastalığıdır.25,66
Randomize kontrollü çalışmaların eksikliği nedeniyle
diyastolik kalp yetersizliğinin tedavisi patofizyolojik bilgilerimize dayanır. Bu hastalıkta esas faktör sol ventrikül
diyastol sonu basıncının yükselmesidir. Tedavinin amacı
diyastol sonu basıncını azaltmak ve bazı durumlarda
ani olarak yükselmesini engellemektir. Örneğin egzersiz
ile izole diyastolik disfonksiyonu bulunan hastalarda
ventrikül doluş basıncının önemli derecede yükseldiği
gösterilmiştir.67
Tedavide presipite eden faktörler, birlikte bulunan
(veya neden olan) hastalıklar düzeltilmelidir. Bunlar;
hipertansiyonun tedavisi, sinüs ritminin sürdürülmesi,
supraventriküler taşikardilerin önlenmesi, venöz basınç
azaltılması, miyokard iskemisinin önlenmesidir. Sebebe
46
yönelik tedavi hastalığın en erken evresinde (kalp yetersizliği gelişme riskinin yüksek olduğu, semptomların olmadığı evre) uygulandığında çok etkilidir. Hipertansiyonun, diyabetes mellitusun ve koroner arter hastalığının
tedavisi geç komplikasyon riskini azaltır.25,66
Su ve tuz retansiyonunu kontrol etmek, nefes darlığı ve
ödemi gidermek için diüretiklerden yararlanılır. Ancak
sistolik kalp yetersizliğinde olduğu gibi diüretiklerin
yararlı olduğunu gösteren çalışmalar yoktur. Nitratlarla
birlikte diüretikler akut alevlenmelerin tedavisinde etkilidirler. Ancak dehidratasyon riski ve buna bağlı olarak
düşük kardiyak debi sendromundan korunmak için
diüretik dozları sistolik disfonksiyonu olan hastalarda
kullanılan dozlardan çok daha düşük olmalıdır. Spironolakton sol ventrikül hipertrofisi üzerine olan olumlu
etkileri nedeniyle tedaviye eklenebilir.25,27
Diyastolik kalp yetersizliğinde taşikardi relaksasyonu
geciktirir ve diyastolik basıncı artırır. Ayrıca sol ventrikül doluş zamanı da önemli ölçüde kısalır. Kalp hızının azaltılması diyastolün erken fazında relaksasyonun
düzelmesine ve basıncın azalmasına imkan verir ve
ventrikül doluş zamanının uzamasıyla kardiyak debi ve
aynı zamanda koroner perfüzyonu düzelir. Kalp hızının
kontrolünde beta blokerler ve kalsiyum kanal blokeri
verapamil ESC tarafından önerilmektedir.10 Diyastolik
kalp yetersizliğinde dijital’in rolü tartışmalıdır. Uzmanlarca kullanımının atrial fibrilasyonu olan hastalarla sınırlandırılması gerektiği yönündedir ve ventrikül hızını
kontrol etmek amacıyla kullanılmalıdır. Eğer sinüs ritmi
sağlanırsa dijital kullanılmamalıdır. Burada atrial fibrilasyon ve flatter’in diyastolik disfonksiyondaki önemini
vurgulamak yerinde olur. Sinüs ritmine döndürülemez
ise ventrikül hızının yakından kontrolü gerekir. Son çare
atrioventriküler nod ablasyonu ve akabinde pace-maker
implantasyonu olabilir.27
Diyastolik disfonksiyonu olan hastalarda antihipertansif
ilaç seçiminde anjiyotensinin sol ventrikül hipertrofisi
(LVH) ve sol ventrikül duvarında kollajen artışı ile birlikte olan yapısal bozukluklardaki rolü göz önüne alınmalıdır. Antihipertansif ilaçların LVH üzerine olan etkilerini
değerlendiren bir meta analizde ACE inhibitörleri ve
ARB’ler diğer ilaçlara kıyasla daha üstün bulunmuştur.68
İndapamid ve enalaprilin kıyaslandığı “LIVE” çalışmasında ise kan basıncı düşüşü aynı oranda iken indapamid’in
LVH üzerine enalapril’den daha etkin olduğu görülmüştür.69 Daha geniş kapsamlı “LIFE” çalışmasında hipertandü ve LVH’si olan bir grup hastada losartan ve atenolol
etkinliği karşılaştırılmıştır.70 Kan basıncı üzerine etkileri
arasında farklılık olmamasına karşın kardiyovasküler
ölüm, miyokard infarktüsü, inme ve LVH regresyonu
açısından losartan atenolol’e üstün bulunmuştur.
Sistolik fonksiyonun korunduğu kalp yetersizlikli hastalarda ARB’lerin etkinliğini araştıran en kapsamlı çalışma “CHARM-Preserved” çalışmasıdır.71 Bu çalışmada
EF>%40, NYHA sınıf II, III ve IV kalp yetersizliği bulunan hastalarda kandesartan plasebo ile karşılaştırılmış,
kardiyovasküler mortalite ve kalp yetersizliği nedeniyle
hastaneye yatış primer sonlanım noktası olarak belirlenKlinik Gelişim
H. YÜKSEL
miştir. kandesartan 36 ay sonra mortaliteyi azaltmadığı
gibi kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış, miyokard
infarktüsü, inme veya koroner revaskülarizasyonu gibi
ikincil sonlanım noktaları açısından da yaralı olmamıştır.
Plaseboya kıyasla hipotansiyon, hiperkalemi ve serum
kreatininde artma gibi yan etkiler daha fazladır. Diğer
bir çalışma ACE inhibitörü olan perindopril’in kalp yetersizliği olan yaşlı hastalarda etkinliğinin araştırıldığı
“PEP-CHF” çalışmasıdır.72 Yaşı ≥70, sol ventrikül EF
korunmuş kalp yetersizliği olan hastalar perindopril ve
plaseboya randomize edilmişlerdir. Tüm ölümlere bağlı
mortalite her iki grupta aynı kalırken tedavinin birinci
yılında kardiyovasküler ölüm ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışların anlamlı derecede azaldığı
gösterilmiştir. Diyastolik kalp yetersizliği için spesifik
bir çalışma olmamakla birlikte “SENIOR” çalışmasında
EF>%40 olan hastalar çalışma popülasyonunun %20
’sini oluşturmaktadır.38 Çalışmanın primer sonlanımı
olan kardiyovasküler ölüm ve kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış bu grupta da EF: %35 olanlarla aynı
bulunmuştur. Nebivolol ile mortalitede %14 azalma
sağlanmıştır.
Miyokard iskemisi diyastolik kalp yetersizliğinin önemli
nedenlerinden biridir. Bu nedenle miyokardın oksijen
ihtiyacını azaltan ilaçlar ve revaskülarizasyon miyokardın oksijen sunusunu artırır. Ancak başarılı bir revaskülarizasyon hipertansiyonu ve koroner arter hastalığı olan
bir kişide kalp yetersizliği rekürrensini önlemeyebilir.73
Statinlerin diyastolik kalp yetersizliğinde rolü araştırılmış,
beta bloker veya kalsiyum kanal blokeri, ACE inhibitörü
veya ARB ile tedavi edilen hastaların yarısına statin verilmiş, diğer yarısı almamıştır. İki yıl sonunda statin alan
grupta mortalitede %20 oranında azalma saptanmıştır.
Ayrıca kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatışlarda da
azalma eğilimi görülmüştür. Araştırmacılar statin’in yararlı
etkisinin yalnızca aterom plağının stabilizasyonu ve regresyonu ile diyastolik kalp yetersizliğinin nedenlerinden
biri olan koroner arter hastalığı üzerindeki etkisinden
değil, sol ventrikül kitlesi ve fibrozisi azaltıcı etkisinden
kaynaklandığını ifade etmişlerdir.74 Bu çalışmada statin
diyastolik kalp yetersizliğinde mortaliye yararlı etkisi gösterilen ilk ilaçtır, daha geniş kapsamlı randomize çift kör
çalışmalarla desteklenmesine ihtiyaç vardır.
Şimdiye kadar elde edilen veriler ışığında diyastolik kalp
yetersizliğinin tedavisi şu esaslara dayandırılmalıdır.
a) Sebebe yönelik tedavi: Hipertansiyon, tip 2 diyabet,
aritmiler (taşikardilerin önlenmesi ve mümkünse sinüs
ritminin sürdürülmesi) ve iskemik kalp hastalığının tedavisi. b) Fazla kilonun azaltılması ve tuz kısıtlaması. c)
Beta blokerler, nondihidropridin grubu kalsiyum kanal
blokerleri, ACE inhibitörleri, ARB, diüretik, aldosteron
antagonistleri ve statin’ler ile semptomatik tedavi.
fazlası 70 yaşın üzerindedir ve “implantable cardioverterdefibrillators (ICD)” ile resenkronizasyon tedavisi (CRT)
için gerekli aygıtların %40’ından fazlası bu yaş grubundaki hastalara takılmıştır. Bunların da %15-20’sini 80
yaş üzerindeki hastalar oluşturmaktadır.75,76
Ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon gibi hayatı tehdit eden aritmileri tanıyıp sonlandıran ICD’nin etkinliği gençlerde ve yaşlılarda benzerdir. Ancak takılma
işlemi ile ilişkili morbidite ve mortalite 80 yaş üzerindeki
hastalarda önemli derecede fazladır.77 Ayrıca yaşlılarda
daha sık görülen supraventriküler aritmiler, özellikle
atrial fibrilasyon uygunsuz ICD şokunu tetikleyebilir.
Böyle uygunsuz ICD şokları yaşam kalitesini düşürür.
Bunların yanı sıra >80 yaş hastalarda mortalite üzerine
yararlı etkisinin ne derecede olduğu mortaliteyi etkileyen başka hastalıkların bulunması ve çalışmalarda bu
hastaların çoğunlukla çalışma dışı bırakılması nedeni ile
kesin olarak bilinmemektedir.77 Son zamanlarda yapılan
bir analizde ICD etkinliğinin kadınlarda yetersiz olduğu
bildirilmiştir. Bu nedenlerle >80 yaş hastalarda ICD uygun bir tedavi yöntemi gibi görünmemektedir.78
Kardiyak resenkronizasyon tedavisi ise ICD’nin tersine
semptomları hayli fazla ve kalp yetersizliği nedeni ile fizik aktivitesi ileri derecede kısıtlanmış hastalarda yaşam
kalitesini düzeltmiştir. Ancak bu yararlı etki NYHA sınıf
III veya IV sistolik kalp yetersizliği (EF< %30-35), sol
ventrikül dissenkronisi ile birlikte geniş QRS kompleksi
ve sağ dal bloğu olan hastalarda gözlenmiştir. Yaşlı hastalar arasında bu kriterleri dolduran hasta sayısı azdır,
yaşlılarda sık olarak diyastolik kalp yetersizliği bulunmaktadır. Sonuç olarak uygun vaka seçildiğinde CRT
yararlı bir tedavi yöntemi olarak görünmektedir.77
Kaynaklar
1.
Lloyd-Jones DM. The risk of congestive heart failure: sobering
lessons from the Framingham Heart Study. Curr Cardiol Rep.
2001;3:184-90
2.
Davies M, Hobbs F, Davis R, et al. Prevalence of left ventricular
systolic dysfunction and heart failure in the Echocardiographic
Heart of England Screening Study: a population-based study.
Lancet 2001; 358:439-444.
3.
World Health Organization (WHO). Definition of an older or
elderly person. http://www.who.int/healthinfo/survey/ageingdefnolder/en/index.htlm. (Accessed February 22, 2009)
4.
Onat A, Hergenç G, Can G, et al. TEKHARF çalışması. Erişkinlerimizde kalp hastalıkları prevalansı, yeni koroner olaylar ve kalpten
ölüm sıklığı, 2009. http://www.tekharf.org
5.
Lloyd-Jones D, Adams R, Carnetton M, et al. For the American
Heart Association Statistics Committee and Stroke Subcomittee.
Heart disease and stroke statistics-2009 update: A report from
the American Heart Association Statistics Committee and Stroke
Statistics Subcommittee. Circulation 2009;119:e21-e181.
6.
Hunt SA, Abraham WT, Chin MH, et al. 2009. Focused update
incorporated into the ACC/AHA 2005 guidelines for the diagnosis and menagement of heart failure in adults: A report of the
American Collage of Cardiology Foundation/American Heart
Association Task Force on practise guidelines: Develepod in
collaboration with the International Society for Heart and Lung
Transplantation. Circulation 2009; 119:e391-e479.
7.
Komajda M, Hanon O, Hochadel M, et al. Contemporary management of octogenarians hospitalized for heart failure in Europe:
Euro heart failure survey II. Eur Heart J 2009; 30:478-486.
Kalp Yetersizliği Tedavisinde
Kullanılan Cihazlar
Toplumun yaşlanmasıyla birlikte kalp içine yerleştirilen
cihaz sayısı da artmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik
Devletleri’nde kalıcı pace-maker takılanların %50’den
Klinik Gelişim
47
2012; 25: 41-49
8.
Kawaguchi M, Hay I, Fetics B, Kass DA. Combined ventricular
systolic and arterial stiffening in patients with heart failure and
preserved ejection fraction. Implications for systolic and diastolic
reserve limitations. Circulation 2003;107:714-20
29. Rich MV. Office management of heart failure in the elderly. Am J
Med 2005; 118:342-348.
Aranow WS. Heart disease and aging. Med Clin N Am 2006;
90:849-862.
30. Garg R, Yusuf S. Overview of randomised trials of angiotensin
converting enzyme inhibitors on mortality and morbidity in
patients with heart failure. Collaborative group on ACE inhibitor
Trials. JAMA 1995; 273:1450-1456.
10. Dikstein K, Cohen-Solal A, Fillippatos G, et al. ESC Guidelines for
the diagnosis and treatment of acute and choronic heart failure.
Eur Heart J 2008; 29:2388-3442.
31. Packer M, Lee WH, Medina N, et al. Functional renal insufficiency during long-term therapy with captopril and enalapril in
severe chronic heart failure. Ann Intern Med 1987; 106:346-354.
11. Paulus W, TSchope C, Sanderson JE, et al. How to diagnose
diastolic heart failure. A consensus statement on the diagnosis of
heart failure with normal left ventricular ejection fraction by the
Heart Failure and Echocardiography Association of the European
Society of Cardiology. Eur Heart J 2007; 28:2539-2550.
32. Israili ZH, Hall WD. Cough and angioneurotic edema associated
with angiotensin-converting enzyme inhibitor therapy. A review
of the literature and pathophysiology. Ann Intern Med 1992;
117:234-242.
9.
12. Qwan TE, Hodge DO, Herges RM, et al. Trends in prevalence and
outcome of heart failure with preserved ejection fraction. N Eng J
Med 2006; 355:251-259.
13. Loyd-Jones D, Adams RJ, Brown TM, et al. Heart disease and
stroke statistics. 2010 update: a report from the American heart
association statistic committee and stroke statistics subcommittee.
Circulation 2010;121:e1-e170
14. Mc Donald K. Diastolic heart failure in the elderly. Underlying
mechanisms and clinical relevance. Int J Cardiol 2008; 125:197202.
15. Lien CT, Gillespie ND, Struthers AD, McMurdo ME. Heart failure
in frail elderly patients: diagnostic difficulties, co-morbidities,
polypharmacy and treatment dilemmas. Eur J Heart Fail 2002;
4:91-98.
16. Cheng JWM, Nayar M. A review of heart failure management in
the elderly population. Am J Geriatr Pharmacother 2009; 7:233249.
17. Chae CU, Albert CM, Glynn RJ, et al. Mild renal insufficiency and
risk of congestive heart failure in men and women ≥70 years of
age. Am J Cardiol 2003; 92:682-686.
18. Kosiborod M, Smith GL, Radford MJ, et al. The prognostic importance of anemia in patients with heart failure. Am J Med 2003;
114:112-119.
19. Vaccarino V, Kasl SV Abramson J, Krumholz HM. Depressive
symptoms and risk of functional decline and death in patients
with heart failure. J Am Coll Cardiol 2001; 38:199-205.
20. Khan NK, Goode KM, Cleland JG, et al. Prevalence of ECG abnormalities in an international survey of patients with suspected
or confirmed heart failure at death or discharge. Eur J Heart Fail
2007; 9:491-501.
21. Maisel AS, Krishnaswamy P, Nowak RM, et al. For the Breathing
Not Properly Multinational Study Investigators. Rapid measurement of B-type natriuretic peptide in emergency diagnosis of
heart failure. N Engl J 2002; 347:161-167.
22. Swedberg K. Diagnostic and therapeutic algorithms in choronic
heart failure. Herz 2006; 31:877-880.
23. Mentz RJ, Felker GM. Natriuretic peptide-guided therapy for
heart failure. Circ J 2011; 75:2031-2037.
24. Escobar C, Santiago-Ruiz JL, Manzano L. Diagnosis of heart
failure in elderly patients: a clinical challenge. Eur J Heart Fail.
2011; 13:1152.
25. Masoudi FA, Havranak EP, Smith G, et al. Gender, age, and heart
failure with preserved left ventricular systolic function. J Am Coll
Cardiol 2003; 41:217-223.
26. Nagueh SF, Appleton CP, Gillebert TC, et al. Recommendations
for the evaluations of left ventricular diastolic function by echocardiography. Eur J Echocardiogr 2009; 10:165-193.
27. Kazik A, Wilczek K, Polonsky L. Management of diastolic heart
failure. Cardiol J 2010; 17:558-565.
28. Jessup M, Abraham WT, Casey DE, et al. ACCF/AHA guidelines
for the diagnosis and menagement of heart failure in the adult:
A report of the American Collage of Cardiology Foundation/
American Heart Association Task Force on Practice Guidelines.
Circulation 2009; 119:1977-2016.
48
33. Woo KS, Nicholls MG. High prevalence of persistent cough with
angiotensin converting enzyme inhibitors in Chinese. Br J Clin
Pharmacol 1995; 40:141-144.
34. Havrenek EP, Abrams F, Stevens E, Parker K. Determinants of
mortality in elderly patients with heart failure. The role of angiotensin-converting enzyme inhibitors. Arch Intern Med 1998;
158:2024-2028.
35. Richardson DM, Bain KT Diamond JJ, et al. Effectiveness of
guideline-recommended cardiac drugs for reducing mortality in
elderly medicare heart failure population: a retrospective surveyweighted, cohort analysis. Drugs Aging 2010; 27:845-854.
36. Ahmed A, Centor RM, Weaver MT, Perry GJ. A propensity score
analysis of the impact of angiotensin-converting enzyme inhibitors on long-term survival of older adults with heart failure and
perceived contraindications. Am Heart J 2005; 149:737-743.
37. Dulin BR, Haas SJ, Abraham WT, Krum H. Do elderly systolic
heart failure patients benefit from beta blokers to the same extent
as the non-elderly? Meta-analysis of >12.000 patients in largescale clinical trials. Am J Cardiol 2005; 95:896-898.
38. Ghio S, Magrini G, Serio A, et al. Effects of nebivolol in elderly
heart failure patients with or without systolic left ventricular
dysfunction: results of the SENIORS echocardiographic substudy.
Eur Heart J 2006; 27:562-568.
39. Sin DD, McAlister FA. The effects of beta blokers on morbidity
and mortality in a population-based cohort of 11.942 elderly
patients with heart failure. Am J Med 2002; 113:650-656.
40. Cardiac Insufficiency Bisoprolol Study (CIBIS) Investigators and
Committees. A randomised trial of beta blockade in heart failure.
Circulation 1994; 90(4):1765-1773.
41. Hjalmarson A, Goltstein S, Fagerberg B, et al. For the Metoprolol
CR/XL Randomised Intervention Trial in congestive heart failure
(MERIT-HF) Study Group. Effects of controlled-relased metoprolol on total mortality, hospitalisation, and well-being in patients
with heart failure. JAMA 2000; 283:1295-1302.
42. Poole-Wilson PA, Swedberg K, Cleland JG, et al. For the Carvedilol Or Metoprolol European Trial Investigators. Comparison of
carvedilol and metoprolol on clinical outcomes in patients with
chronic heart failure in the Carvedilol Or Metoprolol European
Trial (COMET): Randomised controlled trial. Lancet 2003;
362:7-13.
43. Granger CB, McMurray JJ, Yusuf S, et al. For the CHARM Investigators and Committees. Effects of kandesartan in patients with
chronic heart failure and reduced left ventricular systolic function
intolerant to angiotensin converting enzyme inhibitors. The
CHARM Alternative Trial. Lancet 2003; 362:772-776.
44. Cohn JN, Tognoni G. For the Valsartan Heart Failure Trial
Investigators. A randomised trial of angiotensin reseptor blocker
valsartan in chronic heart failure. N Engl J Med 2001; 345:16671675.
45. McMurray JJ, Ostergren J, Swedberg K, et al. For the CHARM
Investigators and Committees. Effects of kandesartan in patients
with chronic heart failure and reduced left ventricular systolic
function taking angiotensin converting enzyme inhibitors. The
CHARM Added Trial. Lancet 2003; 362:767-771.
46. Faris R, Flather M, Purcell H, et al. Current evidence supporting
the role of diuretics in heart failure: a meta analysis of randomised
controlled trials. Int J Cardiol 2002; 82:149-158.
Klinik Gelişim
H. YÜKSEL
47. Cody RJ, Franklin KW, Laragh JH. Postural hipotansion during
tilt with chronic captopril and diuretic therapy of severe congestive heart failure. Am Heart J 1982; 103:480-484.
48. Massie B, Kramer B, Haughom F. Postural hypotension and
tachycardia during hydralazine-isosorbid dinitrate therapy for
chronic heart failure. Circulation 1981; 63:658-664.
49. Fleg JL, Aronow WS, Frishman WH. Cardiovascular drug therapy
in elderly: benefits and challenges. Nat Rev Cardiol 2011; 8:1328.
50. Baglin A, Boulard JC, Hanslik T, Prinseau J. Metabolic adverse
reactions to diuretics. Clinical relevance to elderly petients. Drug
Saf 1995; 12:161-167.
51. Pitt B, Zannad F, Remme WJ, et al. The effect of spironolactone
on morbidity and mortality in patients with severe heart failure.
Randomised Aldacton Evaluation Study Investigators. N Engl J
Med 1999; 341:709-717.
52. Pitt B, Remme W, Zannad F, et al. Eplerenone, a selective aldosterone blocker in patients with left ventricular dysfunction after
myocardial infarction. N Engl J Med 2003; 348:1309-1321.
63. Cohn JN, Archibald DG, Ziesche S, et al. Effect of vasodilator
therapy on mortality in chronic congestive heart failure. Results
of veterans administration ccoperative study. N Engl J Med 1986;
314:1547-1552.
64. Cohn JN, Johnson G, Ziesche S, et al. A comparison of enalapril
with hydralazine-isosorbid dinitrate in the treatment of chronic
congestive heart failure. N Eng J Med 1991; 325:303-310.
65. Taylor AL, Ziesche S, Yancy C, et al. Combination of isosorbide
dinitrate and hydralazine in black with heart failure. N Engl J Med
2004;351:2049-57
66. De Groote P, Herpin D, Dievart F, et al. Treatment of heart
failure with preserved systolic function. Arc Cardiovasc Dis 2008;
101:361-372.
67. Kitzman DW, Higginbotham MB, Cobb FR, et al. Exercise intolerance in patients with heart failure and preserved left ventricular
systolic function. Failure of the Frank-Starling mechanism. J Am
Coll Cardiol 1991; 17:1065-1072.
68. Klingbeil AU, Schneider M, Martus P, et al. A meta-analysis of the
effects of treatment on left ventricular mass in essential hypertension. Am J Med 2003; 115:41-46.
53. A comparison of outcomes in patients in New York Heart Association (NYHA) Class II heart failure when treated with eplerenone or placebo in addition to standart heart failure medicines
(EMPHASIS-HF). 2010. (www. ClinicalTrials.gov.)
69. Gosse P, Sheridan DJ, Zannad F, et al. Regression of left ventricular hypertrophy in hypertensive patients treated with indapamide
SR 1,5 mg versus enalapril 20 mg: the LIVE study. J Hypertens
2000; 18:1465-1475.
54. Aldosterone antogonist therapy for adults with heart failure and
preserved systolic function (TOPCAT). 2010. (www. ClinicalTrials.gov.)
70. Dahlof B, Devereux RB, Kjedsen SE, et al. Cardiovascular morbidity and mortality in the Losartan intervention for endpoint
reduction in hypertension study (LIFE): A randomised trial
against atenolol. Lancet 2002; 359:995-1003.
55. Juurlink DN, Mamdani MM, Lee DS, et al. Rates of hyperkalemia
after publication of the Randomised Aldactone Evaluation Study.
N Engl J Med 2004; 351:543-551.
56. The Digitalis Investigation Group. The effect of digoxin on mortality and morbidity in patients with heart failure. N Engl J Med
1997; 336:525-533.
57. Rich MW, McSherry F, Williford WO, Yusuf S. For the Digitalis
Investigation Group. Effect of age on mortality, hospitalizations,
and response to digoxin in patients with heart failure: the DIG
Study. J Am Coll Cardiol 2001; 38:806-813.
58. Rathore SS, Curtis JP, Wang Y, et al. Association of serum digoxin
concentration and outcomes in patients with heart failure. JAMA
2003; 289:871-888.
59. Ahmed A, Rich MW, Love TE, et al. Digoxin and reduction in
mortality and hospitalization in heart failure: a comprehensive
post hoc analysis of the DIG Trial. Eur Heart J 2006; 27:178-186.
60. Chun J, Chodosh J. Controversy in heart failure management:
digoxin use in the elderly. J Am Med Dir Assoc 2006; 7:581-586.
61. European Heart Rhythm Association; European Association for
Cardio-Thoracic Surgery. Camm AJ, Kirchhof P, Lip GY, SChotten
U, et al. Guidelines for the management of atrial fibrillation: the
Task Force for the management of atrial fibrillation of the European Society of Cardiology (ESC). Eur Heart J 2010;31:2369-429
62. Farshi R, Kistner D, Sarma JS, et al. Ventricular rate kontrol in
chronic atrial fibrillation during daily activity and programmed
exercise: A crossover open-label study of five drug regimens. J Am
Coll Cardiol 1999; 33:304-310.
Klinik Gelişim
71. Yusuf S, Pfeffer MA, Swedberg K, et al. Effects of kandesartan in
patients with chronic heart failure and preserved left ventricular
ejection fraction: The CHARM_Preserved Trial. Lancet 2003;
362:771-781.
72. Cleland JGF, Tendera M, Adamus J, et al. The perindopril in
elderly people with chronic heart failure (PEP-CHF) study. Eur
Heart J 2006; 27:2338-2345.
73. Kramer K, Kirkman P, Kitzman D, et al. Flash pulmonary edema:
association with hypertension and reoccurrence despite coronary
revascularization. Am Heart J 2000; 40:451-455.
74. Fukuda H, Sane D, Brucks S, et al. Statin therapy may be associated with lower mortality in patients with diastolic heart failure. A
preliminary report. Circulation 2005; 112:357-363.
75. Lloyd-Jones D, Adams RJ, Brown TM, et al. Heart disease and
stroke statistics-2010 update. A report from the American Heart
Association. Circulation 2010;121:e46-e215
76. Epstein AE, Kay GN, Plump VJ, et al. Implantable cardioverterdefibrillator prescription in the elderly. Heart Rhythm 2009;
6:1136-1143.
77. Rich MW. Device therapy in the elderly heart failure patient: what
is the evidence? Expert Rev Cardiovasc Ther 2010; 8(9):12031205.
78. Ghanbari H, Dalloul G, Hasan R, et al. Effectiveness of implantable cardioverter-defibrillators fort he primary prevention of
sudden cardiac death in women with advanced heart failure: a
meta-analysis of randomised controlled trials. Arch Intern Med
2009; 169:1500-1506.
49
Download