Gelenekselciliği tanıma kılavuzu

advertisement
On5yirmi5.com
Gelenekselciliği tanıma kılavuzu
Gelenekselciliği tanıma kılavuzu, Seyyid Hüseyin Nasr’ın düşünce hayatının özeti
niteliğinde.
Yayın Tarihi : 10 Eylül 2012 Pazartesi (oluşturma : 10/20/2017)
William Chittick tarafından yayına hazırlanan S. Hüseyin Nasr’ın Temel Düşünceleri, düşünürün
bütün makalelerinden derlenmiş bir eser. 1974-1979 arasında İran’da Nasr’ın talebesi olan Chittick,
onlarca kitap ve yüzlerce makale arasından titiz bir seçki yapmış.
Şahsen de tanışma imkânı bulduğum Seyyid Hüseyin Nasr hiç şüphesiz yaşayan İslam filozofları
arasında müstesna bir yere sahip olanlardandır. Alanında 50’yi aşkın kitap, 500 civarı makale
kaleme almış velut bir kalem ve velut bir ömür. Hakkında Giddford Konferansı tertip edilen bir
düşünürdür Nasr. Ehlinin malumu, “Giddford Lectures” bir filozof için dünyada ulaşılabilecek en
büyük onurlardan biridir. 1888’den beri İskoçya’nın Edinburgh şehrinde düzenlenir bu etkinlik.
Programda düşünür bir dizi konferans verir, daha sonra bu konferanslar kitaplaştırılır. İlgilenenler
için duyuralım, Nasr’ın bu konuşmalarının derlendiği kitabı Knowledge and the Sacred. Söz konusu
kitap Bilgi ve Kutsal adıyla İz Yayıncılık tarafından dilimizde yayımlandı.
Pekâlâ, kimdir Hüseyin Nasr ve onu önemli kılan nedir? Şu kadarını söyleyelim; o, gelenekselci
ekolün günümüzdeki en önemli düşünürlerinden biri, hatta en önemlisidir. Ne demek gelenekselci
ekol? Basite indirgeyip ve alabildiğine kısa bir şekilde izah edecek olursak, gelenekselcilik “dinlerin
aşkın birliği” ya da sophia perennis denilen “hikmet-i hâlide” kelime ve kavramları etrafında
örgülenen bir düşünce ekolüdür. Bu ekole göre, dinlerin şekillerinde farklılık olsa da özünde ve
cevherinde mukim olan bir birlik vardır. Bir başka deyişle, ezoterik/batınî manada bütün dinlerin
özündeki mutlak hakikat birdir. Bir olan bu hakikat her türlü sınır ve sınırlamanın ötesindedir ama
tarihin değişik dönemlerinde farklı şekillere bürünmüştür.
Dinlerin özündeki birlik
Demek ki, gelenekselci anlayışa göre dinlerin zahirî şekillerin ötesinde aşkın birlikteliğinden -ki buna
aşkın hakikat de diyebiliriz- söz edilebilir. Bu, dinlerin birliği değil, aksine birbirinden ayrı olan
dinlerin özündeki birliktir. Çünkü o özdeki birlik değişmez, değiştirilemez. Kaynak birliği zaten zaruri
olarak bu sonucu doğurur. İslam literatüründe bazılarının “ezeli hikmet” dediği “hikmet-i hâlide”,
“mutlak hakikat”, “değişmeyen hikmet” gibi kavramlarla anlatılmak istenen de budur.
Pekâlâ, şekillerdeki farklılık öze tesir etmez mi? Gelenekselcilere göre cevap nettir; hayır etmez.
Şekil farklılıkları bir rengin değişik yansımalarından ibarettir. Değişikliğe sebep olan da insanın
kuşatılmış olduğu iktisadi, içtimai, coğrafi, kültürel, sosyal vb. şartlardır. Onun için Nasr bir adım
daha ileri atarak der ki: “Dinler arasındaki inanç, ibadet, ahlâk ve muamelattaki farklılıklar, hatta
zıtlıklar hem normal hem de kaçınılmazdır.”
“Bu anlayışın çıkış noktası nedir?” denecek olursa, yeri gelmişken kısaca ifade edelim. Öncülüğünü
René Guénon’un –mühtedi bir Müslüman’dır, 1910 yılında İslam’a girmiş ve Abdülvahid Yahya adını
almıştır- yaptığı gelenekselci anlayışa göre, Rönesans devrimi sonrası Batı’nın liderliğini yaptığı
dünya, dini dışlamış ve sistemini, dünya görüşünü, hayat felsefesini seküler/profan bir zemine
oturtmuş, bununla asırlarca insanlığı etkilemiş ve hâlâ etkilemektedir. İşte bu eksen değişikliği
–eğer eksen değişikliği diyeceksek bunun adına- insanoğlunun bugün terörden savaşa, çevre
kirliliğinden beşeri münasebetlere kadar bütün sorunlarının ana ve asıl sebebidir. Çünkü metafizik
değerlere, insanı ilahi irade kulvarında yönlendirecek ölçülere sahip değildir modern çağ. Köklü
manada bu sorunlardan kurtulmanın yegâne çaresi dini dışlayan modern çağın anlayışını terk edip
dinlerin ruhundaki öz, cevher ve aşkın birlik etrafında yeniden toplanmaktır. Bu açıdan der ki Nasr,
“Dinlerin aşkın birliğini dile getiren İbni Arabi ve Mevlânâ gibi düşünürler olmuştur İslam tarihinde
daha önce. Ama o dönemlerde bu zihniyete günümüzde olduğu ölçüde ihtiyaç yoktu.”
Nasr’a göre bu yaklaşımın kaynağı, her kavme peygamber gönderildiğini ve bu peygamberler
arasında fark olmadığını açıkça belirten Kur’an’dır. Nitekim Kur’an’ın bu mesajı İslam tarihinde çok iyi
anlaşılmış ve Müslümanlar dogmatizme düşmeden asırlarca başka din mensupları ile huzur içinde
yaşamıştır.
Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için tekrar etmeliyim ki, gelenekselcilere göre dinlerin aşkın birliği,
mesela bir Müslüman ile bir Yahudi, Hıristiyan veya Budist arasında fark olmadığı anlamına gelmez.
Nasr bunu şöyle ifade eder: “İslamî açıdan Allah birdir. Allah’ın birliği neticede nübüvvetin birliğini
değil çokluğunu gerektirir. Zira Allah ezelî olarak içinde çokluk olan bir dünya var etmiştir ve
şüphesiz bu durum beşeri düzeni de ihtiva etmektedir.”
Son bir hatırlatma: Gelenekselci ekol içinde yer alan hemen her düşünürün tasavvufla alâkalı bir
çalışmasının olduğu gözlemlenebilir bir gerçektir. Bunun nedeni ise tasavvufun aşkın ruhu, mutlak
hakikati, “hikmet-i hâlide”yi göstermesi ve İslam’ın batınî manadaki özünü yansıtmasıdır. Nitekim
Nasr’ın da tasavvuf alanında birçok çalışması vardır. Bunlardan makaleler şeklinde kaleme alınan
kitabı Sadık Kılıç hocamız tarafından Türkçemize kazandırılmış ve Tasavvufi Makaleler adıyla
yayımlanmıştı.
Nasr’ın benim de bizzat katıldığım kitap tanıtım ve imza programında “Akademik çalışmalara devam
ama şunu da yazsan, bunu da yazsan tekliflerine artık kapalıyım. Bir daha böyle bir kitap çalışması
yapmam. Bu benim son kitabım.” sözleriyle tanıttığı tasavvufla alâkalı The Garden of Truth kitabı
ise sanırım henüz Türkçeye çevrilmedi. Mezkur kitabın tanıtımını 2008 yılında yine bu sayfalarda
yapmıştım. İlgi duyanlar yeniden bakabilir.
Nasr’ı tanıma kılavuzu
S. Hüseyin Nasr’ın Temel Düşünceleri, akademisyen William Chittick tarafından düşünürün bütün
makalelerinden derlenmiş bir eser. 1974-1979 arasında İran’da Nasr’ın bizatihi talebeliğini yapan
Chittick, daha önce bahsettiğimiz 50 kitap 500 makaleden bir kuyumcu hassasiyeti sergileyerek bir
seçki yapmış, Nasr’ı ve Nasr özelinde gelenekselciliği tanıtan çok önemli bir çalışmaya imza atmış.
Kitaba yazdığı önsözdeki cümlelerini aktaralım: “Nasr’ın ‘temel’ yazılarını geniş külliyatından seçip
ayırmak kolay bir iş değildir. Okuyucuların onun yazılarına âşina olmadıkları ve/ya onun ana
noktalarının bir hülasasına bakmak isteyecekleri varsayımıyla hareket ettim. Kitabın üç bölümünden
ilki, Nasr’ın günümüz din anlayışı için geleneksel perspektifin öneminin değerlendirilişini sunuyor.
İkinci kısım, onun gelenekselci perspektifi İslam’a tatbik edişini ve bu yaklaşımın İslami yaklaşımın
manevi ve entelektüel hayata mükemmel bir şekilde uyumunu gözler önüne seriyor. Üçüncü kısım
ise gelenekselci ekolün ana temalarını ele alıyor, metafizik, kozmoloji, manevi psikoloji, sanat,
modern öncesi bilim ve modern düşüncenin noksanlıkları..”
Kitap İnsan Yayınları’ndan çıktı. Nurullah Koltaş’a ait tercüme tek kelime ile enfes. İlgilenenlerin
sindire sindire okuyacakları bir derleme. Hararetle tavsiye ederim.
S. HÜSEYİN NASR’IN TEMEL DÜŞÜNCELERİ, WILLIAM CHITTICK, ÇEV.: NURULLAH KOLTAŞ, İNSAN
YAYINLARI, 288 SAYFA, 17 TL
http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7792
Bu dökümanı orjinal adreste göster
Gelenekselciliği tanıma kılavuzu
Download