kt sad kalkınma vakfı

advertisement
İKTİSADİ KALKINMA
VAKFI
1-15 Aralık 2007
İKV GENEL SEKRETERLİĞİ’NE PROF. DR. LERZAN ÖZKALE
ATANDI
İKV Yönetim Kurulu, 2 yıldır münhal bulunan İKV Genel
Sekreterliği’ne İTÜ- İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi
İktisat Anabilim Dalı Başkanı olup Uluslararası İktisat ve
Ekonomik Bütünleşmeler konularında çalışan Prof. Dr. Lerzan
Özkale’yi oy birliği ile atadı.
Notre Dame De Sion Lisesi’nden mezun olduktan sonra İTÜ
İşletme Mühendisliği Fakültesi’ni bitiren Özkale, Brüksel’de
Avrupa Toplulukları Komisyonu Genel Sekreterliği Avrupa
Parlamentosu ile İlişkiler Dairesi’nde çalıştı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektör Danışmanlığı, Erasmus
Kurumsal Koordinatörlüğü, İşletme Fakültesi Dekan Yardımcılığı,
İşletme Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, Kalite Takım Yöneticiliği
görevlerinde bulunan Prof. Dr. Lerzan Özkale, uzun süren
çalışmalar sonucunda 1998 yılında Avrupa Parlamentosu’nun
ilgili
komisyonunda
yaptığı
konuşmadan
sonra
Türk
Üniversitelerinin Erasmus, Socrates öğrenci ve öğretim üyesi
mübadele programına katılımını sağlamıştır.
Türkiye’nin Bologna uzmanları arasında bulunan Özkale ayrıca,
Avrupa Komisyonu’nun “Avrupa Kredi Transfer Sistemi”
danışmanı olarak çeşitli hakemlik ve dış değerlendirmecilik
görevlerini yerine getirmektedir. “Türkiye’de ve AT’de Tüketicinin
Korunması” yüksek lisans tezi, “İspanya ve Portekiz’in AT
Üyeliğinin Türkiye’nin Topluluğa İhracatına etkileri” konulu
doktora tezi, “Gümrük Birliği’nin Türkiye Ekonomisine Etkileri”,
“Avrupa Para Birliği ve Türk Ekonomisine Etkileri”, “Uruguay
Anlaşmalarının tarife dışı engellerde yaptığı değişikliklerin
ticarete etkileri”, “Türk Otomotiv Sanayi’nin rekabet gücü” gibi çok
sayıda yayını olan Lerzan Özkale, 2002 yılında Profesör oldu.
İngilizce ve Fransızca bilen Özkale, birçok uluslararası kuruluşa
üyedir.
TÜRK VATANDAŞLARINA UYGULANAN VİZE SORUNUNA
İLİŞKİN SEMİNERLER DİZİSİ
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)
ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliğiyle, Avrupa
Toplulukları Adalet Divanı’nın (ATAD) çeşitli kararlarınla haksız
uygulama olduğu belirtilen vize konusunda hukuki argümanları
irdelemek ve çözüm yolları belirlemek üzere düzenlenen
seminerler dizisinin üçüncü toplantısı 6 Aralık 2007 tarihinde
İstanbul’da düzenlendi. İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr.
Halûk Kabaalioğlu’nun açış konuşmasını yaptığı toplantıda,
Abatay davasını Almanya’da ve ATAD’da yürüten avukat Dr. Rolf
Gutman, “Ortaklık Anlaşmasında Standstill Hükmünün Getirdiği
Hareketlilik: Türkiye – AB Ortaklık Hukukundaki Son Gelişmeler”
başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Serinin dördüncü toplantısı 17 – 18 Ocak 2008 tarihlerinde ,
İstanbul TOBB Plaza’da Belçika Federal Meclisi Senatörü ve
Leuven Üniversitesi, Avrupa Sosyal Güvenlik Hukuku Enstitüsü
Müdürü Prof. Dr. Danny Pieters ve Prof. Dr. W. Schoukens’in
katılımlarıyla “Türk Vatandaşlarının 1980 Ortaklık Konseyi
Kararlarından Kaynaklanan Sosyal Güvenlik Hakları” başlığı ile
gerçekleştirilecektir. Toplantıda ATAD kararları ile teyid
edilmesine karşın, AB düzeyinde genel uygulamaya konulmayan
Türk
vatandaşlarına
yönelik
sosyal
güvenlik
hakları
irdelenecektir.
2008 yılı Ocak ayında düzenlenecek son kollokyumda ise,
Kassel İdare Mahkemesi Yargıcı Dr. Klaus Dienelt, Darmstadt
İdare Mahkemesi Başkanı Dr. Wolfram Molitor, Türkiye - AT
Ortaklık Hukuku Uzmanı Dr. Völker Pfaff, Federal Polis
Akademisi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Stoppa ve Prof Dr.
Westpfahl; vize uygulamasının hukuka aykırılığını vurgulayıp
vizenin aşamalı olarak kaldırılması konusundaki çözüm
önerilerini ortaya koyacaklardır.
Toplantılara ilişkin detaylı bilgiye www.ikv.org.tr adresinden
ulaşabilirsiniz.
CUMHURBAŞKANI GÜL VE FRANSA BAŞBAKANI FILLON
BİRARAYA GELDİ
İzmir’in Dünya Expo 2015 Fuarına adaylığı için temaslarda
bulunmak üzere Fransa’nın başkenti Paris’e giden
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gezi kapsamında Fransa
Başbakanı
François
Fillon
ile
Türkiye’nin
Paris
Büyükelçiliği’nde biraraya geldi. 27 kasım 2007 tarihinde
yapılan ikili görüşmede Ermeni soykırımı, terör ve Türkiye - AB
müzakere süreci konuları ele alındı.
Görüşmenin
ardından
basın
toplantısı
düzenleyen
Cumhurbaşkanı Gül, Fransa’nın Türkiye’nin AB yolunda bir
engel oluşturmayacağı ve Aralık ayında açılması beklenen iki
yeni başlığa da karşı çıkmayacağı izlenimini edindiğini söyledi:
Türkiye’nin kendi üzerine düşenleri Türk halkının çıkarına
olduğu için yapması gerektiğini belirten Gül, müzakere
sürecinin teknik bir süreç olduğunu ve burada belirlenen
değişikliklerin zaten Türkiye’nin yapması gereken değişiklikler
olduğunu
söyledi.
Fransa
Cumhurbaşkanı
Nicholas
Sarkozy’nin
Akdeniz
Birliği
önerisine
de
değinen
Cumhurbaşkanı Gül, Akdeniz Birliği’nin Türkiye’nin AB
üyeliğinin alternatifi olamayacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül, Fransa Meclisi’nden geçtikten sonra
Senato aşamasında soğutulan Ermeni soykırımını inkar
edenlere hapis cezası verilmesini öngören inkar yasasının da
gündeme gelmeyeceğini söyledi. Fransa Başbakanı’nın
Ermeni soykırımı konusunu tarihçilere bırakma önerisini
desteklediğini belirten Gül, İnkar yasası’nın yeniden gündeme
geleceğine inanmadığını ifade etti. Demokratik Toplum
Partisi’nin
kapatılması
konusunu
da
değerlendiren
Cumhurbaşkanı Gül, Fillon ile konuyu görüşmediklerini ifade
etti. Ancak genel olarak parti kapatmalarda demokratik
kuralların işlemesi gerektiği görüşünü savundu.
YUNANİSTAN VE
BİRARAYA GELDİ
TÜRKİYE
DIŞİŞLERİ
BAKANLARI
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Yunanistan’ın başkenti
Atina’ya giden Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali
Babacan, 4 Aralık 2007 tarihinde Yunanistan Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni ile biraraya geldi. Toplantı kapsamında iki
bakan yeni bir ''güven artırıcı önlemler'' paketini imzaladı.
İmzalanan yeni pakette daha çok askeri konularda önlemlerin
yer aldığı belirtildi. Bu kapsamda “güven artırıcı önlemler
paketi” beş önemli başlıkta işbirliğinin geliştirilmesini içeriyor:
•
•
•
İki ülkenin askeri komutanlarının düzenli görüşmeler
gerçekleştirmesi;
NATO çerçevesinde barışı destekleme harekatlarına
katılmak üzere müşterek bir hareket birliği kurulması;
Birleşik bir kara birliği teşkil edilmesi;
İKTİSADİ KALKINMA
VAKFI
1-15 Aralık 2007
•
•
Birleşik doğal afet, kurtarma ve insani yardım görev
birliğinin oluşturulması;
Trakya'da,
Türk-Yunan
sınırındaki
birliklerin
komutanları arasında görüşmelerin yapılması.
olarak
tanımlandı.
Japonya’nın
ana
malzemelerde (demiryolu
malzemeleri,
gemi
sanayii), motorlu taşıtlar ve
diğer araçlarda yüksek
rekabet edebilirliğe önem
verdiği belirtildi. Çin ve
Hindistan
söz
konusu
olduğunda; Çin, radyo ve
televizyon alıcıları, ofis
makineleri
ve
telekomünikasyon
ekipmanları gibi sektörlerde yüksek rekabet edebilirlik
sergilemesine rağmen, sektörel uzmanlık profili güçlü bir
şekilde tekstil, giyim ve deriye yöneldi. Artan küreselleşme ve
Çin’in önemli bir ticari partner olarak ortaya çıkışı, üye
devletlerin toplam ticareti içindeki AB-içi ticaretin nisbi payını
düşürdü. Bununla birlikte, AB-içi ticaret hâlâ üye ülkelerin
ihracat ve ithalatlarının geniş payını açık ara oluşturmaya
devam etti: 2005’te AB-15, üretim ihracatlarının % 59’unu,
ithalatların % 60’ını diğer AB-15 üyesi ülkelere
gerçekleştirmiştir. Ancak 1988’de bu oranlar sırasıyla 64 % ve
67 % idi. AB-içi ticaretinde göreceli olarak önemli ölçüdeki
düşüş, genişlemenin de önemli rol oynadığı AB-15 üye
ülkelerinin
giderek
dışa
açılmasındaki
artış
ile
açıklanabilmektedir.
“
A
B
-
e
k
a
e
k
t
2
b
e
Ayrıca basın toplantısında iki ülke Dışişleri Bakanları, Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis'in 2008 Ocak ayı sonunda
Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıkladı.
AVRUPA KOMİSYONU, AVRUPA’NIN REKABET GÜCÜ EN
YÜKSEK ALTI SEKTÖRÜNE İLİŞKİN RAPOR HAZIRLADI
Avrupa Komisyonu’nun 26 Kasım 2006 tarihinde yayımladığı “AB
Sanayi Yapısı 2007, Zorluklar ve Fırsatlar” isimli çalışmada, AB25 içindeki en rekabetçi altı üretim sektörü ilaç, makine ve
ekipman, uçak, uzay gemisi, metal olmayan maden ürünleri,
baskı ve yayıncılık ile bilimsel araçlar olarak belirlendi. Çalışma,
AB ekonomisini sektörel bir bakış açısıyla ele alırken, sektörlerin
rekabet gücü AB’de ve dünyadaki ihracat rakamları esas alınarak
incelendi. Çalışmanın sektörel yaklaşımı her bir sanayi kolunun
performansı ile ilgili bilgi verirken, AB ekonomisinin rekabet
edebilirliğinin de genel olarak açıklanmasına katkı sağlaması
hedeflendi. Söz konusu altı temel sektörün, üretim sanayiindeki
ihracatın % 34’ünü oluşturduğu ortaya koyuldu. Radyo ve
Televizyon alıcıları, elektronik radyo dalga ve hatları, ofis
makineleri, giyim, tekstil, diğer araçlar, demiryolu ve diğer taşıma
araçları ile temel madenler sıralamanın sonunda yer aldı.
Rapordaki bilgilere göre, sanayileşmiş ülkelerin bütününe
bakıldığında, üretimde AB‘nin rekabet edebilirliği oldukça olumlu
olarak gerçekleşti. Piyasa hizmetlerinde AB performansı söz
konusu olduğunda, zayıf üretkenlik performansıyla bağlantılı
olarak düşük büyüme oranı ile, AB rekabet edebilirliği çok daha
az olumlu bir görüntü çizdi.
AB’ye göre, Amerika, Japonya, Çin ve Hindistan’ın performansı
farklı sektörel rekabet edebilirlik profilleri sergiledi. Uçak ve uzay
gemisi, bilimsel araçlar, baskı ve yayıncılık ABD’de en yüksek
karşılaştırmalı üstünlükler indeksini sergileyen üç önemli sektör
t
ç
ç
i
i
n
a
d
l
t
e
k
ı
i
ü
e
e
n
t
i
m
r
ö
ü
i
l
a
ç
,
m
a
k
i
n
e
v
e
r
e
Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ise,
Yunanistan'ın Türkiye’nin AB sürecine verdiği destekten büyük
memnuniyet duyduklarını, bu desteğin güçlenerek devam
etmesini de beklediklerini söyledi. Türkiye ile Yunanistan
arasındaki diyalog sürecinin, atılan önemli adımlarla artık bir
ortaklık ilişkisine dönüştüğünü ifade eden Babacan, enerji,
ticaret, bankacılık, turizm ve ulaştırma gibi sektörlerde sağlanan
gelişmelerin bunun açık bir kanıtı olduğunu belirtti.
i
r
s
Görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında Dışişleri
bakanları, Türkiye ile Yunanistan arasında açıklanmış olan 5 yeni
güven artırıcı önlemin, iki ülke arasındaki ilişkileri ilerletme
yönündeki ortak iradenin kanıtı olduğunu söylediler. İyi komşuluk
ilişkilerine büyük önem verdiklerini ifade eden Yunanistan
Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Türkiye'nin AB süreciyle birlikte yeni
bir dönemin başladığını, bunun sadece Türk halkı için değil, ikili
ilişkiler ve bütün bölge için yeni bir dönem anlamına geldiğini
kaydetti. AB konusunda, bölgede güvenliğin ve istikrarın hakim
olması ve güçlü bir demokrasi için Türkiye'nin AB'ye üye
olmasının şart olduğunu söyleyen Dora Bakoyanni, Kıbrıs
sorununun kalıcı ve adil çözümü için, iki toplum ve iki devlet
temeline dayanmasının son derece önemli olduğunu belirtti.
Bakoyanni, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin bu çerçevede
değerlendirilmesi ve AB kriterleri bağlamında tam üyelik
amacının gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
5
k
i
e
p
m
m
a
i
n
i
g
,
,
u
m
ç
e
t
a
k
a
,
l
u
o
l
z
a
m
a
y
y
a
n
s
m
a
d
e
n
ü
ü
n
l
e
i
r
v
e
y
a
y
ı
n
,
b
a
k
r
c
ı
l
ı
k
i
ı
s
l
e
b
i
l
i
m
e
l
s
a
a
ç
l
a
o
r
b
l
a
a
r
e
l
i
l
e
k
r
n
d
i
”
r
Rapordaki verilere göre, AB üretim sanayiindeki sektörel
büyüme oranları yeni gelişen ekonomilerle karşılaştırıldığında
dünya ortalamasının altında gerçekleşti. Fark, radyo ve
televizyon malzemeleri ile ofis makineleri olmak üzere iki bilgiiletişim sektöründe daha da açığa çıktı. AB’nin yüksek büyüme
oranı gerçekleştirdiği sektörler kimyasal, mineral petrol arıtma
ve nükleer yakıt, gıda ve içecek, kağıt hamuru ve kağıt
ürünleri, madensel olmayan mineral ürünler, ahşap ve ahşap
ürünler ile üretilmiş metal ürünler olarak ortaya koyuldu. Ancak
bunların içinde AB’nin lider konumunda olduğu sektörlerin
oldukça az olduğu belirtildi. Ayrıca, AB’de deri ve ayakkabı,
giyim, tekstil olmak üzere üç üretim sektörü olumsuz büyüme
oranı gösterdi. Dünyada da söz konusu sektörlerdeki
büyümenin durgun ve olumsuz olmasının yanında, AB içindeki
büyüme oranları önemli ölçüde daha düşük olarak gerçekleşti.
Raporun üye ülkeler bazındaki bulgularına göre, Finlandiya,
Macaristan, İrlanda, Lüksemburg, İsveç ve İngiltere elverişli
sanayi yapısı ve ortalamanın üstünde performanslarıyla
sektörel büyümeyi yakaladı. Buna karşılık, İtalya ve Çek
Cumhuriyeti’nin, sanayi yapısı ve sektörlerinin rekabet
edebilirliği olumsuz olarak rapora yansıdı. Diğer üye ülkelerin
konumu ise daha karmaşık olarak tanımlandı: Belçika, Fransa
ve Almanya elverişli sanayi kompozisyonundan yararlanırken,
sektörlerinin rekabet edebilirliğinin ekonomik büyüme üzerinde
olumsuz etki gösterdiği tespit edildi. Avusturya, Danimarka,
İspanya, Yunanistan, Hollanda, Polonya, Portekiz ve
Slovakya’da sanayi kompozisyonu bütün olarak ekonominin
büyümesini kolaylaştırmazken, sektörel rekabet gücü büyüme
faktörü olarak ortaya çıktı.
Raporda, talep
giderlerindeki
kademeli geçişin
Özel tüketimde
açısından, mal giderleri ve özel tüketim
dağılıma bakıldığında, hizmetlere doğru
en temel değişim olarak görüldüğü açıklandı.
giyim, ayakkabı, mobilya, ve diğer ev
İKTİSADİ KALKINMA
VAKFI
1-15 Aralık 2007
ekipmanlarının payında olduğu gibi, yiyecek ve içeceklerin
payının da geçen otuz yıllık süre içerisinde azaldığı göz önüne
alınarak, diğer tüm kategorilerde, temel olarak da hizmetlerin
özel tüketimdeki payının arttığı bilgisi yer aldı.
verebilmesi için çalışmalar yapıldığı belirtildi. Bu çerçevede
Müsteşarlık tarafından Avrupa Komisyonu’na iletilen yeni
onaylanmış kuruluş adaylarının değerlendirilme sürecinin ise
halen devam ettiği ifade edildi.
SEKİZİNCİ AB-HİNDİSTAN ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Bilindiği üzere, uygunluk değerlendirme kuruluşları arasında
özel bir kategori olan onaylanmış kuruluşlar, Yeni Yaklaşım
Direktifleri kapsamındaki bir ya da daha fazla teknik
düzenleme çerçevesinde faaliyet göstermek üzere yetkili
kuruluşlar tarafından yetkilendirilen özel kuruluşlar veya kamu
kuruluşlarıdır. Ulusal olmayan yüzün üzerinde onaylanmış
kuruluşun faaliyet gösterdiği Türkiye’den onaylanmış kuruluş
olarak faaliyet göstermek için yapılan başvurular arasında
otomatik olmayan tartı aletleri, elektronik uyumluluk, tıbbi
cihazlar ve makine emniyeti alanlarında yetki almak isteyen
ulusal kuruluşlar bulunuyor.
Sekizinci AB-Hindistan Zirvesi 29-30 Kasım 2007 tarihlerinde
Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de gerçekleştirildi. Zirveye AB’yi
temsilen Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso, AB
Dönem Başkanı Portekiz’in Dışişleri Bakanı José Socrates ve
Avrupa Komisyonu’nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Peter
Mandelson katılırken, Hindistan’ı Başbakan Dr. Manmohan Singh
temsil etti. Zirve kapsamında iki taraf arasında yürütülen serbest
ticaret anlaşması (STA) müzakereleri başta olmak üzere, enerji,
iklim değişikliği, bölgesel konular, Afrika, Ortadoğu barış süreci
ve Pakistan’daki durum gibi konular ele alındı.
Zirve sonucunda AB ile Hindistan arasında yürütülen iki taraflı
STA müzakerelerinin 2008 yılı içinde bitirilmesi gerektiği
konusunda uzlaşmaya varıldı. Bu çerçevede AB ile Hindistan
arasında 2007-2010 dönemi için Hindistan’da kalkınmanın
desteklenmesi amacıyla sağlık, eğitim, sivil havacılık ve kültürel
işbirliğini kapsayan ve 260 milyon Avro bütçe öngören bir
mutabakat zaptı imzalandı. Zirve’de ayrıca bilimsel ve teknolojik
işbirliği anlaşmasının yenilenmesi kararlaştırıldı. Öte yandan,
siyasi düzeyde, Birleşmiş Milletler çerçevesinde çok taraflılığın
geliştirilmesinin, insan hakları, temel haklar ve iyi yönetişimin
teşvik edilmesinin gerektiği vurgulandı.
Bilindiği üzere, AB ile Hindistan arasında STA müzakerelerine
başlanmasına ilişkin Yönerge 23 Nisan 2007 tarihinde kabul
edilmiş ve görüşmelere 28-29 Haziran 2007 tarihlerinde
başlanmıştır. Müzakerelerin konu başlıklarını malların ticareti,
hizmetlerin ticareti, yatırımlar, ticareti kolaylaştırma, kamu
ihaleleri, fikri mülkiyet hakları, rekabet ve anlaşmazlıkların
çözümü oluşturuyor. Bu çerçevede Türk yetkililer 4 Ekim 2007
tarihinde bilgilendirilmiştir.
TÜRKİYE’DE ONAYLANMIŞ KURULUŞLAR ARASINA BİR
YENİSİ EKLENDİ
Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından onaylanmış kuruluşlar
arasına, Meyer Yönetim ve Belgelendirme Hizmetleri A.Ş.’nin de
katıldığı bildirildi. Şirket, bundan böyle, gaz yakan cihazlar ve
basınçlı ekipman konusunda onaylanmış kuruluş olarak faaliyet
gösterecek.
Bilindiği üzere TSE, Türk Loydu Vakfı ve Türkiye Çimento
Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Kasım 2006’da Türkiye’nin ilk
onaylanmış kuruluşları olarak belirlenmişti. Böylece, Asansörler
Direktifi’nde TSE, Gaz Yakan Cihazlar Direktifi’nde Türk Loydu
Vakfı ve Yapı Malzemeleri Direktifi’nde TÇMB’nin onaylanmış
kuruluş
olarak
uygunluk
değerlendirmesi
yapabilmesi
öngörülmüştü. Ocak 2007’de, bu kurumlardan TSE ve Türk
Loydu Vakfı’nın sorumluluk alanlarına Yeni Yaklaşım Direktifleri
de eklenmişti.
Meyer Yönetim ve Belgelendirme Hizmetleri A.Ş.’nin onaylanmış
kuruluş olarak belirlenmesine ilişkin Dış Ticaret Müsteşarlığı
tarafından yapılan yazılı açıklamada,
ulusal onaylanmış
kuruluşların sayısının artırılmasının yanında, bu kuruluşların Türk
Cumhuriyetleri, Akdeniz ve Ortadoğu ülkeleri ile başta Çin olmak
üzere, Asya ülkelerinde faaliyet gösteren üreticilere de hizmet
AB genelinde faaliyet gösteren onaylanmış kuruluşların
listelendiği NANDO bilgi sistemine şu linkten ulaşılabilir:
http://ec.europa.eu/enterprise/newapproach/nando/
MALTA VE G. KIBRIS’IN AVRO’YA GEÇİŞİ RESMEN
AÇIKLANDI
Avrupa Komisyonu`nun Ekonomi ve Parasal İşlerden Sorumlu
Üyesi Joaquin Almunia, G. Kıbrıs ve Malta’nın 1 Ocak 2008
tarihi itibariyle Avro para birimine geçeceğini resmen açıkladı.
2004 yılında AB’ye üye olan G Kıbrıs ve Malta’yı, gelişmiş
ülkeler arasında en geniş kullanım alanına sahip olan para
birimi olarak nitelendirdiği Avro’yu kabul ettikleri için kutlayan
Almunia, bu iki ülke bankalarına Avro banknotları ve madeni
para gönderimine başlandığını söyledi.
RUSYA’DA PARLAMENTO SEÇİMLERİ YAPILDI
2 Kasım 2007 tarihinde Rusya’da yapılan parlamento
seçimlerini, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in liste başından
aday olduğu Birleşik Rusya Partisi kazandı. Rusya Merkez
Seçim Komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, Rusya
Başbakanı Vladimir Putin’in liste başından aday olduğu
Birleşik Rusya Partisi, oyların yüzde 64.1’ini, Komünist Parti
oyların yüzde 11.6’sını, aşırı milliyetçi Vladimir Jirinovski’nin
liderliğindeki Liberal Demokrat Parti oyların yüzde 8.2’sini, Adil
Rusya Partisi oyların yüzde 7.8’ini ve Tarım Partisi oyların
yüzde 2.3’ünü kazandı. Seçim sonuçlarına göre Birleşik Rusya
Partisi, 450 milletvekilinin bulunduğu Rusya Parlamentosu’na
306, Liberal Demokrat Parti 45 ve Adil Rusya Partisi 42
milletvekili göndermeye hak kazandı.
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından konuşan Rusya
Devlet Başkanı Vladimir Putin, sonuçların halkın kendisine
güvendiğini gösterdiğini ve Rusya'nın siyasi istikrarına işaret
ettiğini ifade etti.
Parlamento seçimleri sonrasında, uluslararası gözlemciler
seçim sürecine ilişkin olarak ve seçimlerin adil olmadığını ve
Avrupa’nın demokratik standartlarını karşılamadığını açıkladı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi adına seçimleri takip
eden Heyet Başkanı Luc Van den Brande, yaptığı açıklamada,
seçimlerde gerçek bir kuvvetler ayrılığı olmadığını, daha
ziyade Devlet Başkanı Vladimir Putin’in politikaları için
düzenlenen referandum niteliğinde olduğunu söyledi.
İKTİSADİ KALKINMA
VAKFI
1-15 Aralık 2007
Yönetimin seçim kampanyası üzerinde yoğun bir etkisi olduğunu
ifade eden Van den Brande, sonucu etkilemeye yönelik
suiistimaller olduğunu ve oy kullanmada gizlilik ilkesinin ihlal
edildiğini savunarak, seçimlerin adil olduğunun kesinlikle
söylenemeyeceğini ifade belirtti.
Avrupa Komisyonu'nun Dış İlişkilerden Sorumlu Üyesi Benita
Ferrero-Waldner ise, seçim sürecinde, ifade ve toplanma
özgürlüğü gibi temel hakların ihlal edildiğini söyledi. FerreroWaldner, seçimler sırasında demokrasinin gelişimi açısından
birçok kaygı verici unsurun bulunduğunu ifade etti. Almanya
Hükümet Sözcüsü Thomas Steg ise, seçimlerin Batı standartları
ile karşılaştırıldığında özgür ve demokratik olmaktan çok uzak
olduğunu kaydetti.
AVRUPA
PARLAMENTOSU
VE
AVRUPA
PARLAMENTERLER
MECLİSİ
ARASINDA
ANLAŞMASI İMZALANDI
KONSEYİ
İŞBİRLİĞİ
Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Hans-Gert Pöttering ve
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı (AKPM) Rene
van der Linden, 28 Kasım 2007 tarihinde Brüksel’de iki kurumun
halihazırda yürüttüğü tamamlayıcı girişimlerin güçlendirilmesi
amacıyla bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu şekilde, her iki
kurum arasında mükerrer iş yapılmasının önüne geçilmesi ve
ortak düzenlenen toplantı ve oturumlara ilgili komitelerden
üyelerin çağrılarak ve raportörler arasında düzenli iletişim
sağlanarak koordinasyonun artırılması amaçlanıyor. Ayrıca, AP
ve AKPM, ortak seçim izleme misyonlarına ilişkin işbirliğini
artırma önerisinde bulundu.
KÜLTÜRLERARASI DİYALOG YILI RESMİ OLARAK BAŞLADI
2008 Avrupa Kültürlerarası Diyalog Yılı, 4 Aralık 2007 tarihinde
Avrupa Komisyonu’nun Eğitim ve Kültür’den Sorumlu Üyesi Jan
Figel tarafından Brüksel’de resmi olarak başlatıldı. Jan Figel
törende yaptığı konuşmada kültürel farklılıklardan kaynaklanan
sorunlara değindi ve Türk besteci ve piyanisti Fazıl Say gibi
Avrupa sanat ve kültüründe iz bırakan isimlerden seçilen ‘Kültür
Büyükelçileri’nin bu projeye önemli katkıları olacağını vurguladı.
Diğer isimler arasında Brezilyalı yazar Paulo Coelho, Slovak
Orkestra Şefi Jack Martin Handler, Eurovizyon şarkı yarışmasını
kazanan Sırp Marija Serifovic yer alıyor. Figel’e göre, ayrıca,
‘Çeşitlilik içinde Birlik’ sloganıyla Külterlerarası Diyalog Yılı’nın,
2008 yılından sonra da sürdürülecek stratejik girişimlere temel
oluşturması amaçlanıyor. Bu çerçevede, 10 Milyon Avro bütçeyle
kültürlerarası diyaloğa ilişkin bilgi kampanyası, anket gibi çeşitli
çalışmalar yapılmasının yanı sıra yedi Avrupa projesinin finanse
edilmesi planlanıyor. 2008 yılının ikinci yarısında sunulması
beklenen bu projeler kent kültürü, sanat, gençliğin katılımı,
medya ve göç gibi konulara odaklanacak. Ayrıca her üye
ülkeden bir proje sunulmak üzere toplam 27 projeye kaynak
ayrılması ve 2008 yılı boyunca Brüksel’de kültürlerarası
diyaloğun farklı yönlerini ele alan altı seminer düzenlenmesi
öngörülüyor. Figel, küreselleşme çağında, Avrupa kültür
gündeminin önceliklerinden biri olan kültürel çeşitliliği
destekleyen faaliyetlere ağırlık verileceğini açıkladı.
Kültürlerarası Diyalog Yılı kapsamında gerçekleştirilecek etkinlik
ve projelere şu adresten ulaşılabilir: www.dialogue2008.eu
KOBİ’LER İÇİN 7. ÇERÇEVE PROGRAMI
Türkiye’de 7. Çerçeve Programı konusundaki en önemli bilgi
ve başvuru kaynağı olan TÜBİTAK AB Çerçeve Programları
Ulusal Koordinasyon Ofisi ve İstanbul Sanayi Odası
bünyesinde kurulu Avrupa Bilgi Merkezi‘nin işbirliğiyle,
7. Çerçeve Programı’nın temel özellikleri ve programın
KOBİ’lere sunduğu avantajlar konusunda bilgi sunmak üzere
“KOBİ’ler için 7. Çerçeve Programı” başlıklı bir kitapçık
hazırlandı.
İKV’nin de konsorsiyum üyesi olduğu Avrupa Bilgi Merkezi
kanalıyla duyurulan kitapçık tanıtımında, Türkiye’nin katılımcı
ülkeler arasında yer aldığı 53,2 milyar Euro’luk bütçesiyle
dünyanın en büyük sivil Ar-Ge Programı olan 7. Çerçeve
Programının, katılımcılara fon sağlamanın ötesinde, bilimsel
araştırmalara katma değer sunan bir program olduğu belirtildi.
Programın ayrıca, katılımcılara ileri teknolojiye ve yeni
pazarlara erişim ve sektördeki kilit oyuncularla işbirliği yapma
fırsatlarını sunduğu bildirildi. Yakın geleceğin teknolojilerinin
geliştirildiği işbirliği ortamlarının oluşumunu destekleyen ve
teknolojik işbirliği ortamlarına giriş hakkı tanıyan programı
“Ar-Ge’nin Şampiyonlar Ligi” olarak adlandırmanın mümkün
olduğu belirtildi.
Kitapçığın elektronik versiyonuna ulaşmak için tıklayınız.
http://www.abmistanbul.org/files/BilgiBankasi/Yayinlarimiz/KOBIlerIcin7.Cerce
veProgrami.pdf
Download