İsmet İnönü - On5yirmi5.Com

advertisement
On5yirmi5.com
İsmet İnönü
İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı zamanındaki olaylar ve İnönü'nün hayatı...
Yayın Tarihi : 20 Temmuz 2009 Pazartesi (oluşturma : 10/10/2017)
Mustafa İsmet İnönü (d. 24 Eylül 1884, İzmir - ö. 25 Aralık 1973, Ankara), emekli Orgeneral asker ve
siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı.
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında önemli bir rol oynamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir
devlet olarak dünya sahnesinde yerini almasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok
defalar başbakanlık görevini üstlenmiştir.
Öğrenim ve İlk Görevleri
1884 yılında İzmir'de doğdu. Ailesi aslen Bitlis'li olmakla birlikte Malatya'da ikamet ettiği ve
2.dönem TBMM'den itibaren Malatya Milletvekilliği yaptığı için Malatya'lı olarak da bilinir. İlk ve orta
öğrenimini Sivas'ta tamamladı. Bir yıl Sivas'ta Mülkiye İdadisi'nde okuduktan sonra, 1897 yılında
İstanbul'daki Mühendishane İdadisi'ne gitti. 1901'de Mühendishane-i Berri-i Hümayun'a (topçu
okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903'te topçu teğmeni olarak bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye
Mektebi'ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun 8. Alay'ında bölük
komutanlığına atandı.
1908'de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik'ten
gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev aldı. 1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın
bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle
yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. Birinci Dünya Savaşı
sırasında Kafkas Cephesi'nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk'le birlikte çalıştı ve yıllardır süren
dostlukları ile devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Suriye Cephesi'nde savaştı; Millî
Mücadele sırasında Atatürk'ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı.
Balkan Savaşları
26 Nisan 1912'de binbaşılığa yükseltildi ve Yemen Mürettep Kuvvetleri kurmay başkanı oldu.
Balkan Savaşı çıkınca (1912) İstanbul'a döndü (1913), Çatalca'daki sağ cenah komutanlığı emrine
verildi. 1914'te harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay başkanlığı)
atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde etkin rol oynadı.
Birinci Dünya Savaşı
29 Kasım 1914'te kaymakam (yarbay), 14 Aralık 1915'te miralay (albay) oldu ve Çanakkale'deki
İkinci Ordu (Osmanlı)'nun kurmay başkanlığına atandı.
I. Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde görevlendirildi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da (Atatürk) bu
ordunun XVI Kolordu (Osmanlı) komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916'nın yaz aylarında bir süre
çarpışmaları yönetti. Ocak 1917'de İkinci Ordu (Osmanlı) komutan vekili Mustafa Kemal Paşa'nın
önerisiyle, IV Kolordu (Osmanlı) komutanlığına atandı; stratejik birliklere komutanlık dönemi de bu
göreviyle başladı. Mayıs 1917'de Suriye Cephesi'nde 20. Kolordu komutanlığında görev almış, 19
Haziran'da da , III Kolordu (Osmanlı) komutanlığında görev almış. Bir süre sonra İstanbul'a geri
çağrıldı ve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında görev aldı. Daha sonra bu orduda kolordu
komutanlığına getirildi ve Yedinci Ordu (Osmanlı)'nun komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa
ile gene yakın ilişki içinde oldu. Ancak Nablus Hezimeti sırasında bayılıp İstanbul'a gönderildi.
Kurtuluş Savaşı
Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından az önce Sina ve Filistin Cephesindeki
Yıldırım Orduları Grubu'nun General Edmund Allenby karşısında uğradığı Nablus Hezimetinden sonra
rahatsızlanarak İstanbul'a dönen İsmet Bey, 24 Ekim 1918'de Harbiye Nezareti'nde müsteşarlığa
atandı. 29 Aralık'ta Paris Barış Konferansı'na (1919) hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir
oldu; 4 Ağustos 1919'da yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye müdürlüğüne, bir
ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan komisyona üye olarak atandı. Bütün
bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi.
Albay İsmet Bey, ilk kez 8 Ocak 1920'de, yalnızca bazı danışmalarda bulunmak için Ankara'ya gitti
ve kısa bir süre Mustafa Kemal'le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde harbiye nazırı olan
Fevzi Paşa'nın (Çakmak) çağrısı üzerine şubat sonlarında İstanbul'a gitti. 9 Nisan 1920'de Mustafa
Kemal'in çağrısı üzerine Ankara'ya döndü ve İstanbul'la bütün resmî bağlarını kopardı.
23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) Edirne milletvekili olarak katılan
İsmet Bey, 3 Mayıs 1920'de İcra Vekilleri Heyeti'nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili (o dönemde
Genelkurmay Başkanlığı) görevine getirildi. Bu görevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden hem
rütbe, hem kıdemce çok ileride komutanlar da vardı. İsmet Bey, 6 Haziran 1920'de İstanbul'da
divanı-harp tarafından gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.
10 Kasım 1920'de milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi Kuzey Kesimi
Komutanlığı'na atandı. Çerkez Ethem ayaklanması'nın ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol
oynadı. Ocak 1921'de Birinci İnönü Muharebesinde Yunan ilerlemesini durdurunca 5 senedir
bulunduğu Albaylık rütbesinden Mirliva (Tuğgeneral) rütbesine terfi etti. Mart 1921'de İkinci İnönü
Muharebesindeki başarıdan sonra 4 Mayıs 1921'de Garp Cephesi komutanlığına getirildi. 17
Temmuz 1921'de Kütahya-Eskişehir Muharebelerini kaybedince Türk Ordusu Polatlı'ya kadar
çekilmek zorunda kaldı. Millet Meclisi'nin Ankara'dan Kayseri'ye taşınması gündeme geldi.
17 Temmuz 1921'de Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde İsmet Paşa komutasındaki Garp Cephesi
ordularının Yunanlılara karşı kaybetmesi ve bunun sonucunda Kütahya, Eskişehir ve Afyon'un
düşman orduları tarafından işgal edilmesinden sonra, TBMM Reisi ve Başkomutan Mustafa Kemal
Paşa, 3 Ağustos 1921'de Tuğgeneral İsmet Paşa'yı Genelkurmay Başkanlığı görevinden alarak, aynı
zamanda Başbakan ve Milli Savunma Bakanı da olan Orgeneral Fevzi Paşa'yı bu vazifeyle de
görevlendirdi.
Siyasal yaşamı
Milli Mücadele'nin sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3 Ekim-11 Ekim 1922)
Türk tarafını temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922'de hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde
murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Sevr
Antlaşması ve Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması'nı imzaladı.
İkinci dönem (1923-27) TBMM'de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey'in
(Okyar) kurduğu İcra Vekilleri Heyeti'ne gene hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos'ta Lozan
Antlaşması'nın TBMM'de kabulü, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi oldu.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal'le yakın siyasal işbirliği
içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim); aynı zamanda Halk Fırkası (sonradan
Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genel başkan vekilliğini üstlendi. Bu arada Mustafa Kemal Paşa'nın
askerlik yapanların siyasete karışmamaları gerektiğine dair talimatından sonra, aralarında Kazım
Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Rauf Orbay'ın da bulunduğu tüm komutanlar 31 Ekim 1924'te askerlik
görevlerinden ayrılıp siyasette kalırlarken Fevzi Paşa da milletvekilliğinden istifa edip Genelkurmay
Başkanlığı görevine devam ederken, İsmet Paşa askerlikten istifa etmeden siyasi görevlerine de
devam etti. Hatta 30 Ağustos 1926'da Başbakanlık yaparken, Tuğgenerallik rütbesinden
Orgenerallik rütbesine terfi etti ve 30 Haziran 1927'de askerlikten emekliye ayrıldı.
İsmet Paşa böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti. Muhalefet partisi
olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF) karşısında istediği yetkileri elde edemediği
için 8 Kasım 1924'te başvekillikten istifa etti; 21 Kasım 1924'te yeni hükümeti Fethi Bey kurdu.
Doğudaki Şeyh Said İsyanı üzerine 3 Mart 1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla
görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı. Bu
tarihten sonra, yeni devletin ve tek parti yönetiminin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en
önemli siyasal kişilik olarak belirdi. 6 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu'nun yürürlüğe
konması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kurulmasıyla birlikte Halk Fırkası aleyhinde yayın yapan bütün
gazeteler kapatıldı ve geriye sadece Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye ve Tanin gazeteleri kaldı.
İstiklal Mahkemelerinde (genç şair Nazım Hikmet de dahil olmak üzere) çok sayıda sol görüşlü yazar
ağır cezalara çarptırıldı. TCF hakkında henüz bir işlem yapılmamış olmasına rağmen, polisler
Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki parti üyelerini tutuklamaya, parti merkezlerini basmaya başladı.
Kapatılmayan üç gazeteden biri olan Tanin'in yöneticisi Hüseyin Cahit Yalçın, gelişmeler üzerine,
artık siyasi makaleler yazmayacağını açıklamış, Malta'daki sürgün yıllarını konu alan bir yazı dizisi
yayınlamaya başlamıştı - ki halkın, bu yazı dizisinin II. Abdülhamid iktidarında sansürlerin yaşandığı
döneme yaptığı göndermeyi fark etmemesi mümkün değildi. Ancak Hüseyin Cahit İstanbul'daki TCF
bürolarına yapılan polis 'teftiş'lerine 'baskın' diye referansta bulununca tutuklandı ve Ankara İstiklal
Mahkemesi'nce Çorum'da ömür boyu sürgüne mahkum edildi.
1934'te Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet
Paşa, 1924'ten 1937'ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü. Bu dönemde ülkedeki bütün
önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu. Siyasal muhalefetin etkisizleştirilmesinde, Kemalist
reformların ilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik ilkesinin kabulünde ve
uygulanmasında çok önemli rolü oldu.
İnönü Eylül 1937'de Atatürk'le aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden Atatürk tarafından
Başvekillikten azledildi.[1] CHP'nin genel başkan vekilliğinden de alındı. Görüş ayrılıkları büyük
ölçüde İnönü'nün devletçilik uygulamalarından doğmuştu. Atatürk, devletçilik uygulamalarının
İnönü'nün düşündüğü biçimde genişletilmesinden yana değildi ve aynı görüşü paylaşan iktisat vekili
Celal Bayar'ı İnönü'ye karşı siyasal bir seçenek olarak görüyordu. İnönü ikinci kez başvekillikten
ayrılınca yerine Celal Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatya milletvekili olarak
görev yaptı.
Cumhurbaşkanlığı ve çok partili dönem
İsmet İnönü, Atatürk'ün ölümü üzerine 11 Kasım 1938'de TBMM tarafından Cumhurbaşkanlığına
seçildi. Etkin siyasal yaşamdan çekildikten bir yıl sonra Cumhurbaşkanı seçilebilmesi, uzun yıllar
Atatürk'ün Başvekilliği'ni yaparak diplomasi tecrübesi kazanmış olmasıyla ilgiliydi.
Cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP genel başkanlığına da getirildiğinden hem devlet hem de parti
yönetimi üzerinde geniş otorite sahibi oldu. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü
Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.
Daha sonra, ilgili kanun gereği TC banknotlarındaki Atatürk resimleri çıkartılarak İsmet İnönü'nün
resimleri yerleştirildi.
11 Kasım 1938’de İsmet İnönü not defterine şunları yazacaktır:
"İlk hükümet için dahiliye ve hariciye vekillerini değiştirmesini Celal Bayar’a tavsiye ettim. Tereddüt
ettikten sonra kabul etti. Dahiliye Dr. Refik Saydam Hariciye Şükrü Saraçoğlu. Dr. Tevfik Rüştü Aras
ile Şükrü Kaya’nın iktidardan gitmeleri memlekette hakikî bir inşirah verdi. Kendilerine karşı
antipatinin bu kadar şamil olduğunu görmek herkesi şaşırttı."
Cumhurbaşkanı seçilmesinden hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-1945) döneminde
İnönü ülkeyi savaştan uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise,
dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Yine bu dönemde Hasan Ali Yücel'in öncülüğündeki Köy
Enstitüleri kuruldu, ayrıca muhalif işadamlarına Varlık Vergisi salındı.
II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki
yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. İkinci Dünya Savaşı
galiplerinden olan Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den Kars, Ardahan, Artvin ve Sarıkamış'ı istemesi,
Türkiye'yi, savaşın diğer galipleri Amerika ve İngiltere ile daha yakın ilişkilere mecbur etti. Bu
yakınlığı sağlamak için de Türkiye'nin, Almanya ve İtalya'daki benzerleri yok edilen Milli Şeflik
yönetiminden çıkıp demokrasi hamlesi yapması gerekiyordu. İsmet İnönü çok partili rejimdeki ilk
muhalefet partisi olan Nuri Demirağ başkanlığında kurulan Milli Kalkınma Partisini engelleme
girişiminde bulundu. Parti başkanının mallarını kamulaştırdı. Yine Nuri Demirağ'ın binbir emekle
kurduğu dünyadaki sayılı olan uçak fabrikalarından olan NUD uçak fabrikasının kapısına kilit vurdu.
Basında "kuzu partisi" olarak bu partiyi lanse ettirdi. İsmet İnönü'nün çok partili rejimdeki ilk
muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisine olan tutumu çok partili rejimi ne kadar destekleyip
desteklemediği konusunda şüphe uyandırmaktadır.
1945 yılında kurulan Milli Kalkınma Partisinden sonra 1946'da kurulan Demokrat Parti ile çetin bir
seçim yarışına girdi. 1946 yılında yapılan TC tarihinin ilk çok-partili seçiminde "açık oy, gizli tasnif"
metodu kullanıldı ve CHP bu seçimleri %70 oy oranı ile kazandığını iddia etti.
"Gizli oy, açık tasnif" esasına göre yapılan 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde CHP'nin DP'ye
yenilmesi üzerine iktidarı Demokrat Parti'ye bırakırken, İsmet İnönü de cumhurbaşkanlığından
ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olarak siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefet
döneminde, 1954 ve 1957 seçimlerini de kaybetmesine karşın partisinin başında kaldı ve iktidarın
zamanla sertleşen siyasal baskılarına rağmen, CHP'nin yeniden güçlenmesine katkıda bulundu.
DP, 1960 yılında 27 Mayıs İhtilaliyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15 Ekim
1961 genel seçimlerinden CHP tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamasa da, birinci parti
olarak çıkınca, İnönü yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP, CHP-YTPCKMP ve CHP-Bağımsızlar koalisyon hükümetlerine başkanlık etti. Yeni kurulan siyasal sistemin
sağlıklı biçimde işlemesi için çaba gösterdi.
27 Mayıs hareketinin doğurduğu sorunlarla da uğraşarak 22 Şubat 1962 ayaklanması ve 20 Mayıs
1963 ayaklanması girişimlerinin önlenmesi çabalarında cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e Genelkurmay
Başkanı Cevdet Sunay ile birlikte yardımcı oldu. 1964 Kıbrıs olayları sırasında Amerika Birleşik
Devletleri'nin Türkiye'nin adaya müdahalesini engellemesi üzerine dış politikada çok yönlü
arayışlara girdi.
Dönemin Cumhurbaşkanı ve milli birleştirici lideri olan Cemal Gürsel'in Türkiye Cumhuriyeti'ne
katkıları olarak tarihe gecen ilk Devlet Araştırma Kütüphanesi ve hükümete yol göstericilik görevini
yasayla verdiği Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun kurulmasi, planlı ekonomiye
geçiş, Devlet Planlama Teşkilatı'nin kuruluşu, 5 yillik kalkınma planları, sendikalar, grev ve toplu
sözleşme yasalarının çıkarılması, Ankara Antlaşması ve takip eden sene Ortak Pazar üyeliği, Sovyet
Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurulması, Milli İstihbarat Teşkilatı yasasi ve
düzenlemesi, Milli Güvenlik Kurulu'nun başlangıç ve geliştirilmesi, Türk ordusunun modernizasyonu,
İran, Pakistan ile birlikte bölgesel kalkınma organizasyonunun kurulmasi, Avrupa ve Orta Asya
memleketlerini bağlayan mikrodalga radyo iletişim ağı kurulmasi, Devlet İstatistik Enstitüsü ile
Turizm Bakanlığının kurulması, Güneydoğu Anadolu'nun kalkınma ve geliştirilmesi planlari, Basın
Yayın Yüksek Okulunun ilk kuruluşu da bu döneme ve Başbakan İsmet İnönü'nun Gürsel'e destek
verici idaresine rastlar.
İnönü hükümeti, TBMM'de yapılan güven oylamasını kaybedince, 6 Şubat 1965'te yerini Suat Hayri
Ürgüplü hükümetine bıraktı. 10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin seçimi kaybetmesi üzerine, parti
içi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü'nün desteklediği "ortanın solu" politikasının CHP tarafından
benimsenmesine rağmen 1969 yılında yapılan genel seçimleri de kaybetti.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Mart 1971'deki müdahalesinden sonra, CHP'nin tutumu konusunda
parti içinde önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteri Bülent Ecevit'le
anlaşmazlığa düştü. Ecevit'e göre, müdahalenin amacı, CHP içinde egemen olan "ortanın solu"
politikasına son vermek ve partinin iktidar olmasını önlemekti. İnönü ise, müdahaleye açıkça karşı
çıkılmasını onaylamıyordu. Yeni kurulacak hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda
beliren anlaşmazlık sonucunda Ecevit istifa etti. Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs
1972'de toplanan V. Olağanüstü Kurultay'da, politikasının partisince onaylanmaması durumunda
istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit'in yanında yer alınca da 8 Mayıs 1972'de
CHP genel başkanlığından ayrıldı. Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk
genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972'de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972'de de
milletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu üzerine tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu'nda
görev aldı.
25 Aralık 1973'te ölen İnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi. Anılarının bir
bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında toplamış, ayrıca çeşitli
tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa'nın Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933
(1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü'nün Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları
yayımlanmıştır.
Her iki kulağında da işitme kaybı olan İnönü'ye bazı yerlerde muhalifleri "sağır İsmet" derlerdi.
Bu dökümanı orjinal adreste göster
İsmet İnönü
Download