Yerleri Değiştirilen Ermenilerin Geri Getirilmesi Yer değiştirme

advertisement
Yerleri Değiştirilen Ermenilerin Geri Getirilmesi
Yer değiştirme sırasında gerek iklim şartları, gerekse meydana gelen yığılmalar yüzünden zaman zaman göçün
durdurulduğu olmuştur. 25 Kasım 1915'ten itibaren vilâyetlere gönderilen emirlerle, kış mevsimi dolayısıyla göç
geçici olarak durdurulmuştur. 21 Şubat 1916'da bu emir, Ermeni yer değiştirmesine son verilmesi şeklinde bütün
vilâyetlere ulaştırılmıştır. Ancak, bunun zararlı kimseleri kapsamayacağı, komitalarla ilgisi olanların derhal
toplatılarak Zor sancağına gönderilmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Osmanlı Hükümeti görülen idarî ve askerî gereksinim üzerine 15 Mart 1916 tarihinden itibaren vilâyetlere ve
sancaklara gönderdiği genel bir emirle, Ermeni göçünün durdurulduğunu ve bundan böyle hiçbir gerekçeyle yer
değiştirme yapılmayacağını bildirilmiştir.
Yer değiştirmenin tamamlanmasından sonra, Ermenilerin çoğunlukla Suriye vilâyeti dahilinde yerleştirilmeleri
sebebiyle, İstanbul'daki Ermeni Patrikhanesi 10 Ağustos 1916'da kapatılarak Kudüs'e nakledilmiştir. Sis ve
Akdamar Katogikoslukları da birleştirilerek Kudüs'e kaldırılmıştır. Yeni kurulan patrikhanenin başına da Sis
Katogikos'u Sahak Efendi getirilmiştir
I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Osmanlı Hükümeti yer değiştirmeye tabi tutulan Ermenilerden
isteyenlerin tekrar eski yerlerine iade edilmeleri için bir kararname çıkarmıştır. 4 Ocak 1919'da İçişleri Bakanı
Mustafa Paşa'nın Başbakanlığa gönderdiği yazıda, Ermenilerden dönmek isteyenlerin eski yerlerine
nakledilmeleri konusunda ilgili yerlere emir verildiği ve gereken önlemlerin alındığı belirtilmektedir6.
Hükümetin hazırladığı 31 Aralık 1918 tarihli dönüş kararnamesi şöyledir:
1- Sadece geri dönmek arzusunda bulunanlar göç ettirilecek, bunun dışında kimseye dokunulmayacak.
2- Yerlerine iade edileceklerin, yollarda perişan olmamaları ve dönüş mahallerinde konut ve geçim sıkıntısı
çekmelerinin önlenmesi için gerekli önlemler alınacak; gidecekleri bölgelerin idarecileriyle irtibat kurulup bu
konudaki önlemler sağlandıktan sonra göç ve geri dönüş işlemlerine başlanacaktır.
3- Bu şartlar dahilinde dönecek olanlara ev ve arazileri teslim edilecektir.
4- Yerlerine daha önce göçmen yerleştirilmiş olanların evleri tahliye edilecek.
5- Açıkta kimse kalmaması için geçici olarak birkaç aile bir arada yerleştirilebilecek.
6- Kilise ve okul gibi binalar ile gelir getiren yerler, ait olduğu cemaate geri verilecek.
7- Yetim çocuklar, istenildiği takdirde kimlikleri dikkatlice belirlenerek velilerine veya cemaatlerine iade
olunacak
8- Din değiştirmiş olanlar arzu ederlerse eski dinlerine dönebilecekler.
9- Din değiştirmiş olan Ermeni kadınlardan, bir müslümanla evli bulunanlar eski dinlerine dönme konusunda
serbest bırakılacaklar. Eski dinlerine döndükleri takdirde kocasıyla aralarındaki nikâh bağı kendiliğinden
bozulmuş olacaktır. Eski dinine dönmek istemeyen ve kocasından ayrılmaya razı olmayanlara ait sorunlar ise
mahkemelerce halledilecektir.
10- Ermeni mallarından, henüz kimsenin kullanımında bulunmayanlar, kendilerine teslim edilecek; hazineye
devredilenlerin iadesi de, mal memurlarının onayı ile karara bağlanacak. Bu konuda ayrıca açıklayıcı tutanaklar
hazırlanacak.
11- Göçmenlere satılan mülklerin sahipleri döndükçe, peyderpey bunlara teslim edilecek. Bu konuda 4. madde
aynen uygulanacak.
12- Göçmenler, ellerinde bulunan ve eski sahiplerine iade edilecek olan ev ve dükkânlarda tamirat ve ilâveler
yapmışlarsa ve arazi ve zeytinliklerde ekim yapmışlarsa, her iki tarafın da hukuku gözetilecek.
13- Ermenilerden muhtaç olanların dönüşlerinde göç ve geçim masrafları, Harbiye Ödeneği'nden karşılanacak.
14- Şimdiye kadar ne miktar sevkiyat yapıldığı ve bundan sonra her ayın on beşinci ve son günlerinde nerelere
ne kadar sevkiyat olduğu bildirilecek.
15- Osmanlı sınırları dışına çıkıp da geri dönmek isteyen Ermeniler, yeni bir emre kadar kabul edilmeyecek.
Yukarıda açıklanan kararnamedeki hükümler, Ermenilerin yanı sıra Rum göçmenler için de geçerliydi.
Yer Değiştirmenin Yurt Dışındaki Yankıları
Yer değiştirmenin yapıldığı bölgelerde bulunan yabancı gözlemciler, savaş içinde olmasına rağmen Osmanlı
Hükümeti'nin bu işi büyük bir titizlikle ve iyi bir şekilde yürüttüğünü yazdıkları halde, Batı basını olayları
saptırarak vermeyi tercih etmiştir. Nitekim Amerika'nın Mersin'deki konsolosu Edward Natan, yer değiştirmenin
son derece düzen içinde yapıldığını raporunda belirttiği halde, İstanbul'daki büyükelçi Morgantau olayları
tamamen ters şekilde ülkesine bildirmiş ve Amerikan basını da bunları Türkler aleyhine kullanmıştır.
Gazetelerde çıkan iddialara göre Morgantau, Osmanlı Hükümeti'ne rüşvetler vererek bazı Ermenileri satın alarak
Amerika'ya göndermiş; ayrıca İstanbul'daki İngiliz, Rus ve Fransız vatandaşlarını da kurtarmıştır. Gazetelerde
çıkan bütün bu yalan ve yanlış bilgileri, Amerika'da bulunan bir Türk vatandaşı 14 Eylül 1915 tarihinde Osmanlı
Hükümeti'ne rapor etmiştir.
Bununla beraber Ermenilerin katledildikleri iddiasının Avrupa'da yayılmasında Morgenthau'ın yanı sıra büyük
çapta bilgileri yine Morgenthau'dan alan Lord James Bryce ve Alman Protestan papazı Johannes Lepsius'tur.
Ayrıca Wellington House üyesi Arnold Toynbee de, Morgenthau'nun sağladığı bilgilerden en çok
yararlananlardan biri olmuştu. Amerika'da 1907-1913 yılları arasında İngiliz büyük elçiliği yapan İskoç asıllı
James Bryce'in kaleme aldığı kitap, İngiliz Dışişleri Bakanlığı Savaş Propaganda Bürosu'nun yönlendirmesiyle
Türkiye aleyhine yürütülecek propagandada kullanılmak üzere Arnold Toynbee tarafından yayınlanmıştır.
Bu şahısların eserleri, bundan sonraki Ermeni "soykırım" iddialarıyla kaleme alınan eserlere de kaynak teşkil
etmiştir. Özellikle Morgenthau'nun raporlarının, kendisinin yanında katip olarak bulunan Agop S. Andonian ile
hukuk danışmanı ve tercümanı olan Arshag K. Schmavonian adındaki Türk Ermenileri tarafından kaleme
alındığı biliniyor8. Keza kitabını yazanlar da yince Arshag K. Schmavonian ile bilhassa gazeteci Burton J.
Hendrick ve Amerika Dışişleri Bakanı Robert Lansing'di. Morgenthau'nun raporlarıyla uyuşmayan bu eserin
yazılma sebebi Heath W. Lowry tarafından kaleme alınan "Büyükelçi Morgenthau'nun Öyküsü'nün Perde
Arkası" adlı kitapta açık ve geniş bir biçimde anlatılmaktadır. Burada temel hedefin "Amerikan halkını, savaşın
zaferle sonuçlanması gereğine inandırmak amacı" olduğu vurgulanmıştır.
İran'da bulunan İngiliz konsoloslarının raporları çerçevesinde 1.000.000 Ermeni'nin öldürüldüğü gibi iddialar,
İngiliz Parlamentosu'nda tartışılmış ve Türk Hükümeti'nin protesto edilmesi kararı alınmıştır. Ayrıca, İngiltere'de
1915 olayları hakkında yayınlanan "Mavi Kitap"ta Osmanlı ülkesinde bulunduğu iddia edilen 1.800.000
Ermeni'den üçte birinin katledildiğine dair haberler çıkmıştır.
Bu kötü niyetli yayınlara karşılık, sayıları az da olsa bazı tarafsız Batılı basın-yayın organları da olayların kasten
saptırıldığını yazmışlardır. Nitekim Stokholm'de yayınlanan bir gazetede "Ermeniler'in sakin oldukları Vilâyat-ı
Osmaniyye'de kıtal" başlığı ile çıkan makalede, bu gibi iddiaların gülünçlüğü ve böyle asılsız haberlerin
çıkarılışının sebepleri açıklanmıştır.
Osmanlı Hükümeti, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı imzasıyla 4 Ocak 1917 tarihinde İngiliz iddialarını tekzîb
etmiştir. Tekzîb yazısında, Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermeni nüfusunun hiçbir zaman bir milyona bile
ulaşmadığı, bu miktarın savaştan önceki göçler dolayısıyla daha da azaldığı ifade edilerek iddialar
yalanlanmıştır. Aynı vesikada, Times gazetesinde çıkan bir haberde, Ermenilerin katledilmesinden Almanların
da sorumlu tutulduğu hatırlatılmıştır.
Yabancıların İncelemeleri ve Ulaşılan Sonuçlar
Birinci Dünya Savaşının hemen sonrasında, itilaf devletleri ordularının İstanbul ve diğer bölgeleri işgal
etmelerinin ardından, yüzlerce siyasi ve askeri lider ile Osmanlı aydını "savaş suçlusu" oldukları iddiası ile
İngilizler tarafından Malta Adası'na gönderilerek hapsedilmiştir. Malta'da tutuklu bulunan kişiler hakkında suç
kanıtlarının bulunabilmesi için Osmanlı arşivlerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmıştır.
Araştırmalar sonucunda, ne zamanın İstanbul Hükümeti, ne de Malta'daki tutuklular hakkındaki suçlamaları ispat
edebilecek nitelikte hiçbir kanıt mahkemeye sunulmamıştır. İngiliz Hükümeti çaresizlik içinde kendi arşivlerinde
ve ABD Hükümetinin Washington'daki arşivlerindeki raporlar üzerinde de araştırmalar yapmış, ancak yine
hiçbir sonuca ulaşamamıştır.
Nitekim, ABD arşiv raporları arasında bulunan ve Washington'daki İngiliz Büyükelçisi R.C Craıgıe tarafından
Lord Curzon'a 13 Temmuz 1921'de çekilen mesajda şöyle demektedir:
"Malta'da tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey olmadığını bildirmekten
üzüntü duyuyorum... Yeterli delil oluşturabilecek hiçbir sorun vakit mevcut değildir. Söz konusu raporlar, hiçbir
şiddetle, Türkler hakkında Majesteleri Hükümeti'nin halen elinde bulunan bilgilerin takviyesinde yararlı
olabilecek delilleri bile ihtiva eder görünmemektedir"
29 Temmuz 1921'de Kralın Londra'daki Hukuk Danışmanları; İngiliz Dışişleri listesindeki kişilere karşı
yöneltilen suçlamaların yarı siyasi bir mahiyet taşıdığına ve bu nedenle haklarında savaş suçlusu olarak
tutuklanan Türklerden ayrı işlem yapılması gerektiğine karar vermişlerdir.
Ayrıca, "Şimdiye kadar hiçbir şahitten, tutuklular hakkında yapılan suçlamaların doğru olduğunu kanıtlayan bir
ifade alınmış değildir. Esasen, herhangi bir şahit bulunup bulunamayacağı da belli değildir; zira Ermenistan gibi
uzak ve ulaşılması zor bir ülkede ve özellikle bu kadar uzun bir zaman geçtikten sonra şahit bulunmasının ne
ölçüde zor olduğunu belirtmek dahi gereksizdir" ifadeleri de Kralın İngiliz Hükümeti'nin Londra'daki Hukuk
Danışmanlarına aittir.
Sonuç olarak; Malta'daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama dahi yöneltilmeden ve duruşma yapılmaksızın
1922'de serbest bırakılmışlardır.
Bu zaman süresince İngiliz basınında Osmanlı Hükümetini sözde "soykırım" ile suçlayan ve bu konuyu
ispatlamaya yeltenen bazı belgeler yayınlanmıştır. Söz konusu belgelerin General Allenby komutasındaki İngiliz
İşgal Kuvvetleri tarafından Suriye'deki Osmanlı Devlet Dairelerinde ortaya çıkarıldığı iddia edilmiştir. Ancak,
İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından sonradan yapılan soruşturmalar, İngiliz basınına verilen bu belgelerin
İngiliz ordusu tarafından ele geçirilen belgeler olmayıp, Paris'teki Milliyetçi Ermeni Delegasyonu tarafından
müttefik delegasyonlara yazılan uydurma belgeler olduğu anlaşılmıştır.
Download