küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan

advertisement
Sorularlarisale.com
"...küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan
anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı,.." Bu
ifadelerdeki alt ve üst konusunu açar mısınız?
"Halbuki, bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde
hizmeti ve umum âlem-i İslâma taallûk edecek hakaiki cami olduğu,
otuz üç âyât-ı Kur'âniyenin işaretiyle ve İmam-ı Ali'nin (r.a.) üç
keramet-i gaybiyesiyle ve Gavs-ı Âzamın kat'î ihbarıyla tahakkuk
etmiş olan Risale-i Nur'un siyasetle alâkası yoktur. Fakat, küfr-ü
mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan
istibdad-ı mutlakı, esasıyla bozar, reddeder. Emniyeti ve âsâyişi ve
hürriyeti ve adaleti temin eder."(1)
Küfr-ü mutlak, ateizm ve Allah’ı inkardır. Bu inancın altı, yani neticesi
anarşistliktir. Yani kanun ve kural tanımazlıktır. Evet Allah’ı inkar eden adam
kainatta hiçbir kuralın ve ahlaki değerin altına girmez ve ona hakiki anlamda itaat
etmez. Bir cihetle tam bir anarşist olup insanlığın başına bela olur. Bu yüzden İslam
böyle zındıklara hakk-ı hayat tanımıyor.
Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:
"Malûmdur ki, âlâ birşey bozulsa, ednâ birşeyin bozulmasından
daha ziyade bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar
yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazan zehir gibi olur. Öyle
de, mahlûkatın en mükerremi, belki en âlâsı olan insan, eğer
bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur. Müteaffin
maddelerin kokusuyla telezzüz eden haşarat gibi ve ısırmakla
zehirlendirmekten lezzet alan yılanlar gibi, dalâlet bataklığındaki
şerler ve habis ahlâklarla telezzüz ve iftihar eder ve zulmün
zulümatındaki zararlardan ve cinayetlerden lezzet alırlar, adeta
şeytanın mahiyetine girerler. Evet, cinnî şeytanın vücuduna kat'î bir
delili, insî şeytanın vücududur."(2)
Burada asıl verilen mesaj şudur: Mürted, İslam dininden çıkmış kişiye denir.
İslam dini ise dinlerin en yükseği ve en mükemmelidir. Dinlerin en yükseğini ve
mükemmelini terk eden adam, artık başka dinleri ve kanunları tanımaz ve onların
page 1 / 2
terbiyesine girmez. Böyle olunca, mürted tam bir kuralsızlık ve anarşistlik içine
düşer. Bu da toplum için büyük bir risk teşkil eder. Nasıl kangren olan aza vücudun
bütününe zarar vermemesi için kesilip atılır ise, böyle anarşist ve kuralsız mürtet de
toplumun bünyesine zarar vermemesi için idam edilip temizlenir.
Üstad'ın yukarıda vermiş olduğu örnekteki gibi süt ve yoğurt bozulsa, yine yenip
kullanılabilir ama sütün en mükemmel kısmı olan yağ bozulsa, ondan yeni bir ürün
çıkmaz. Zira ondan daha üstün bir ürün olmadığı için başka ürün olmaya kabiliyeti
kalmıyor. İşte Müslüman da insanlığı ve ahlakı en kamil olan İslam dininden
öğrendiği ve onunla terbiye olduğu için, artık bu daireden çıktığı zaman ruhuna
kemalat kazandıracak başka bir nokta, başka bir sistem kalmıyor. Bu yüzden tam bir
inkar ve anarşiye kayıyor. Böyle zararlı bir haşerenin de hakkı hayatı kalmasa gerek.
İşte bu yüzden bütün mezheplerde "mürtedin hakkı hayatı yoktur" diye hüküm
verilmiştir.
Üstü olan istibdat-ı mutlak; dinsiz kişi, bir olan Allah’ın rububiyet ve tasarrufunu
inkar etmekle, sebeplerin ve tabiatın rububiyet ve tasarrufunu kabul etmek
durumunda kalıyor. "Her şeyin tedbir ve dizgini Allah’ın elinde" demek, insana
hürriyet ve huzur verirken; "her şeyin tedbir ve dizgini sebeplerin veya kendi
elindedir" demek, mutlak bir baskı ve korkunun esiri olmak demektir. Bu yüzden
ateist birisinin bir değil, sebepler adedince ilahı bulunuyor ki, bu kadar hayali ilahın
baskısı altında yaşamak akıl karı olmasa gerek.
Dipnotlar:
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, (74. Mektup)
(2) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a
page 2 / 2
Powered by TCPDF (www.tcpdf.org)
Download