KAPSAMINDA KUR` AN MEALi OKUYACAK DİN

advertisement
CAMİ DERSLERİ KAPSAMINDA
KUR' AN MEALi OKUYACAK DİN
GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
Dr.
HalilALTUNTAŞ*
GİRİŞ
Diyanet İşleri Başkanlığı, "Cami Dersleri" adıyla başiatmayı planladığı yeni
bir faaliyet kapsamında, Kur'an-ı Kerim Meali'nin okutulması da yer almaktadır.
Çok yararlı olacağını düşündüğümüz bu uygulama belki de İslam dünyasında bir ilki oluşturacaktır. Zira, İslam tarihi boyunca medreselerde verilen eğitimin yanında
camilerde oluşturulan ders halkalarının temel konusu Kur'an'dır. Bu tür ilmi faaliyetler hep Kur'an dili olan Arapça üzerinden ve bilimsel düzeyde yürütülüyordu.
Bu yeni uygulama ise, halk kitlelerine yönelik olarak ve Kur'an'ın Türkçe tercüınesi üzerinden yapılacaktır. Kur'an'ın anlaşılabilmesi için orijinal metnin ve ona
bağlı ilimierin esas alınınası kaçınılmaz bir zorunluluktur. Fakat geleneksel dinikültürel hayatıınızda genişhalk kitleleri dini bilgileri genellikle, aileden, vaaz kürsülerinden ve nihayet ilmihal kitaplarından elde edebiliyorlardı. Bu da şartları içinde normal bir şeydi. Ama, bilgi ve kültür düzeyinin yükselmesi, ınatbuat imkanlarının gelişmesi, bilgiyi kaynağından elde etme imkanını doğurdu. Bu bağlamda, bir
yandan halk, dini ve kültürel bir çok kaynaklarla bire bir buluşurken, bir yandan da
bir çok Türkçe Kur'an tercümeleri dolaşıma çıktı. Kur'an tercümeleri en çok talep
gören yayınlar arasına girdi. İnsanıınız Kur'an'ı "merak" etmeye başladı. Öteden
beri Kur'an'ın orijinal metni ibadet amacıyla okunurken, artık "Kur'an'da ne söyleniyor'!" sorusuna bizzat cevap bulmak isteyenler çoğaldı. Şüphesiz bu İslam adı­
mı
nıil1Ptinıi7 >ırlın>ı
de beraberinde getirir.
*
-
<;Pvinrlirici VP vPni hir
Şu
rlnıw.nıin h>ıslmıaıcı
~
~
rlive ni1PlPnf'hilPcek
~
bir gerçek ki, büyük bir heyecan ve arzuyla,
inandığı
ki-
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı.
59
DİYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
tabı
anlamaya, bu amaçla da "meal" okumaya yönelen "okuyucu", bambaşka bir
üslupla, anlamakta zorlandığı pasajlada karşı karşıya kalmıştır. Bu ise bazen hayal
kırıklığına, bazen de tereddütleresebep olmuştur. Bu durumun temel iki sebebi vardır: Her şeyden önce, Kur'an çok yüksek bir edebi üsluba sahiptir. Çok özlü bir kitaptır. Bu durum pek çok eksiği ile de olsa mealiere yansır. Dolayısıyla meal okuyacak kimsenin belli bir Kur'an kültürüne sahip olması gerekir. Oysa, genel bilgi
ve kültür düzeyi yükselen halkımız için, dini bilgi ve kültür düzeyi bakımından aynı tespitte bulunmak maalesef mümkün değildir. Bu düzey, Kur' anın istediği ortalama kültür düzeyinin çok altındadır. Problem de buradan kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca yazılan ve günümüzde de yazılmaya devam eden tefsir kaynakları, hep
bu kültür düzeyini yükseltıneye yönelik çalışmalardır.
Durum ne olursa olsun, Kur'an mealieri artık okunan kitaplar arasındadır. Bize
bu alanda oluşan boşluğu bir şekilde telafi etmeye çalışmaktır. Kültür dünyamızda her gün oıtaya konan bir çok kitap bu alanda, kendi çaplarında birer hizmet görmektedirler.
düşen,
İşte, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Cami Dersleri" kapsamında Kur'an meali
okutma girişimi bu alanda verilebilecek hizmetlere bir örnek oluşturmaktadır. Tabii ki, bu hizmeti verecek görevlilerin yeterli nitelikleri taşıması son derece önemli bir konudur. İşte bu sebeple Diyanet İşleri Başkanlığı, önce camilerde meal okuyacak görevlileri bir hizmet içi eğitimden geçirecektir.
İşte biz bu yazımızda gerek bu görevlilere, gerek diğer meal okuyucularına yardımcı
olmak amacıyla, meal okurken göz önünde
noktalara dikkat çekmeyi amaçlıyoruz.
bulundurulması
gereken
bazı
I- KUR' AN HAKKINDA TEMEL BİR BİLGİNİN KAZANILMASI
Kur'an-ı
Kerim meali okumanın verimli ve sağlıklı olması için, okuyucunun
ana hatları ile de olsa, Kur'an hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu sebeple aşa­
ğıda, önemli gördüğümüz bazı noktalara değineceğiz.
1. Kur'an/Meal
Okumanın Gerekliliği
Kur'an, yaratıcı kudretin insanlığa son mesajıdır. İnsanlık ondan başka, asliyetini koruyan bir semavi kitaba sahip bulunmuyor. Ondan sonra da başka bir mesaja muhatap olmayacaktır. O sebeple her dönemin insanları, bu "en doğruya ileten"
kavnağı en iyi şekilde kııllıımmıJı, cnıun_ t?.Ş!d!ğ• ilketeC"i, kendi hayatianna y:ınsıt<ı­
cak verimli çahayı sergi!en1e!idir!e:.
Devamlı gelişmekte olan bilgi zincirinin ışığı altında, ezeli Allah kelamı olan
Kur'an yeniden düşünce merceği altına alınmalı, yeniden yorumlanmalıdır. Ama
bu, Kur'an'ı yeni bilgilere uydurmak şeklinde değil, yeni bilgileri onun ışığında de-
60
CAMi DERSLERİ KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
ğerlendirmek, onun vereceği hızla yeni açılımlara ulaşmak şeklinde olmalıdır. İn­
sanların yeni ihtiyaçlan ortaya çıkınca Kur'an da yeni anlayışiara kapı açar. İbn
Teymiyye şöyle der: "Kur 'an 'dan bir sureyi, -hatta Fatiha gibi kisa bir sureyi- tefekkür ederken her zaman yeni manalar kendini açığa vurur. Onu okuyan kişi (okumadan önce) bu nıanalarınfarkmda bile değildir. Sanki bütün bu manalar yeniden
nazif oluyor gibidirler." (MecmO'u'l-Fetava (37 cilt, Riyad) c. 7, s. 236) 1
Kendini hidayet rehberi bir kitap olarak sunan Kur'an 2 bu özelliğinin pratiğe
yansıması için takip edilecek yolu gene kendisi göstermekte ve üzerinde kafa yorulmasının, düşünülmesinin kaçınılmaz olduğunu dile getirmektedir:
"Halô. Kur 'an 'ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Yoksa kalpleri kilitli mi? "3
"Halô. Kur 'an 'ı gere,qi gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah 'tan
rafindan gelmiş olsaydz, onda bir çok tutarszzlzk bulurlardı. "4
Tabii
Kur'an'ın
bu yönlendirmesi, onun
okunmasını
gerekli
başkası
ta-
kılmaktadır:
"Öyleyse, Kur' an' dan kolayznıza geleni okuyun."5
"Bana, müminlerden olmam ve Kur' an 'ı akımıanı emredildi. "6
"Kur' an 'ı tane tane
(ağır ağır)
oku. "7
Kur'an, üzerinde düşünülüp öğüt alınması için
çeği bir sürede döıi kere vurgulamaktadır:
"Andolsun, biz Kur'an'ı
alan yok nıu?"8
düşünüp öğiit
kolaylaştırılmıştır.
Allah bu ger-
almak için kolaylaştırmzşzzdzr.
Düşünüp
öğüt
Kısaca, Kur'an'ın indirilmesindeki temel amaç, onun hayata
Bu da onun iyice okunup anlaşılması ile mümkün olur.
2. Kur'an Tarihi
Hakkında
Bilgi Sahibi Olmak
Kur'an'ın anlaşılması açısından,
Kur'an tarihi
hakkında
bilgi sahibi olmak çok
önemlidir. O sebeple bu konuda çok özet de olsa, bilgi vermek
Bkz. Fazlur Rahınan, Ana Konulanyla
Aıık.), s. 8 (Öıısöz).
2
el-Bakm·a. 1-2.
3
4
5
6
7
8
Muhammed, 24.
en-Nisa, 82.
el-Müzzemmil, 20.
en-Nemi, 92.
el-Furkan, 32, Müzzenıınil, 4.
el-Kamer, 17, 22, 32, 40.
uygulanmasıdır.
Kur'wı
(Terc. Alpaslan
Açıkgençe,
yararlı olacaktır.
2.
Baskı,
Fecr
Yayınları,
61
DİYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
Kur'an, Hz. Peygamber'e vahy yolu ile ve Cebrail aracılığı ile Allah tarafından
gönderilmiş mesajlar bütünüdür. Allah bütün peygamberlere vahy yoluyla hitap etmiştir.
"Nuh' a ve ondan sonra gelen peygamberlere
yettik"9 ayeti bu gerçeği vurgulamaktadır.
vahyettiğimiz
gibi, sana da vah-
Vahy; sözlükte, gizlice konuşmak, süratle işaret etmek, vücut organlarıyla işa­
ret etmek gibi anlamlar ifade etmektedir. Dini bir terim olarak ise vahy, Allah tealanın, emir, yasak ve bildirilerini peygamberlerine iletmesidir.
Hz. Peygamber'e ilk vahy miladi 61 O yılında gelmiş ve Kur'an-ı Kerim, ilk
vahyden itibaren yaklaşık 23 yıl süren peygamberlik süreci içinde, ayet ayet, süre
süre, kısım kısım inmek suretiyle tamamlanmıştır. İlk inen ayetler, Alak suresinin
ilk beş ayetidir.
İnen vahyleri Hz. Peygamber vahy katipleri aracılığı ile çeşitli malzeme üzerine yazdırıyor, ayrıca pek çok sahabi de gelen vahyleri ezberliyordu. Zeyd b. Sabit,
Übey b. Ka'b, Muaz b. Cebel, Amr b. el-As, önde gelen vahy katiplerindendir.
Vahy katiplerinden başka, bazı sahabiler de, inen ayet ve süreleri yazarak özel
Kur' an nüshaları oluşturmuşlardı.
Hz. Peygamber irtihal ettiği zaman, inen Kur'an ayetleri, tamamen kayda geçibulunuyordu. Ancak yazılı malzeme, bir kitap haline getirilmiş değildi. Bunun temel sebebi, Hz. Peygamberin sağlığında vahyin devam ediyor olmasıydı.
rilmiş
Hz. Ebu Bekir'in halifeliği zamanında vuku bulan Yeıname savaşında, Kur'an'ı
olan yetmiş kadar sahabinin ölmesi üzerine Halife, Zeyd b. Sabit'i çağırarak, Kur'an'ı bir kitap haline getirmesini istedi. Zeyd b. Sabit'in başında bulunduğu bir heyet, ayetlerin ve sürelerin yazılı bulunduğu malzemeyi bir araya toplayarak yaklaşık bir yıl süren titiz bir çalışına sonucu Kur'an'ı bir kitap haline getirdi. Ayetlerin surelerdeki sıralanışı tevkifidir, yani vahye dayalıdır. Sürelerin mushaf
içindeki tertibinin, sahabilerin ictihadına göre gerçekleştirildiğini söyleyenler olduğu gibi, bunun vahy ile düzenlendiğini söyleyenler de vardır.
ezberlemiş
Kur'an'ın bu nüshası, vefatma kadar Hz. Ebubekir'in yanında kaldı. Onun ölümünden sonra Hz. Ömer'e geçti. Hz. Ömer'in ölümü üzerine de mushaf, onun kı­
zı ve Bz. Peygamber'in eşi Hz. nafsa"ya Lesliırı euilJi.
Hz. Osman'ın hilafeti zamanında, Ermenistan ve Azerbaycan'ın fethi sırasında
ve Irak askerleri arasında, Kur'an'ın okumış şekli konusunda ihtilaf çıkması,
Şam
9
62
en-Nisa,l63.
CAMi DERSLERİ KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
kumandan Huzeyfe'yi endişelendirdi, Huzeyfe endişesini Hz. Osman 'a bildirdi.
Halife Hz. Hafsa'dan Kur'an'ın asıl nüshasını getirtti. Zeyd b. Sabit başkanlığında
bir heyet asıl nüshayı esas alarak Kur' an' ı çoğalttı, Mekke, Basra, Kılfe, Dımışk gibi İslam coğrafyasının belli başlı merkezlerine bunlardan birer tane gönderdi.
Kur'an vahyedildiği zamanki orijinalliği ile, onbeş asırdır hem sayısız hafızlar­
ca ezberlenmek, hem de yazılı nüshalar oluşturmak suretiyle, hiçbir şüpheye mahal
bırakmayacak surette, olduğu gibi bize ulaşmıştır. Hiçbir değişikliğe uğramadan
günümüze ulaşan tek sema vi kitap Kur'an 'dır,
İlk Kur'an nüshalarında, nokta ve harekeler bulunmuyordu. Emevi Halifesi Abdulmelik b. Mervan zamanındanahiv bilgini Halil b. Ahmed Kur'an kelimelerine
nokta şeklinde ilk harekeyi koydu. Bir kelimenin evvelindeki nokta "fetha"yı, altındaki nokta "kesre"yi, sonundaki nokta ise "zamnıe"yi temsil ediyordu. Birbirine benzeyen harfleri ayırd etmek için onları çeşitli şekillerde noktalama işini ise
Nasr b. Asım gerçekleştirdi. Bu işi Hasanel-Basri'nin yaptığı da ifade edilmiştir.
3. Tercüme ve Meal
Yukarıda
değindiğimiz
gibi, özellikle Arap olmayan müslüman unsurlara,
genellikle, fıkıh ve ilmihal kitapları yoluyla gerçekleştirilmiş, toplumu doğrudan doğruya Kur'an'ın muhtevası ile karşı karşıya getirecek tercüme yoluna pek itibar edilmemişti. Bunun başlıca iki sebebi vardı, Bunlardan biri, tercümenin, Kur'an'a ait manaları ve edebi özeliİkleri tam olarak yansıtmaktan uzak oluşu; diğeri ise Kur'an'ı tercüme ederken hata yapma endişesi idi.
Bu endişe, özellikle medrese kurumunun zayıfladığı dönemlerde, tüm ağırlığın
"alet ilimleri"ne verilmesine, bizzat Kur'an'la meşgul olacak fırsatın bulunamamasına sebep olmuştur.
Kur'an
da
Kavramları
muhtevasının yansıtılması
Kur'an 'ın, taşıdığı bütün anlam inceliklerini ve edebi özellikleri taşıyacak biçimde bir tercümenin gerçekleşemeyeceği kabul olunan bir durum ise de,
Kur'an'ın pek çok dilde, sayısız tercümeleri yapılmıştır ve bu tercüme faaliyeti sürmektedir.
Tercüme, sözlükte, "Bir sözü söylendiği dilde açıklamak", "Bir sözü başka bir
dilde açıklamak", "Bir sözü başka bir kimseye ulaştırmak", "Bir sözü başka dile
nakletmek" gibi çeşitli anlamlar ifade eder.
Bir tercüme
işleminde
takip edilebilecek iki temel usGl
vardır:
a) Tefsiri Tercüme: Lafız ve söz dizimine sadık kalma şartı gözetilmeksizin,
metnin taşıdığı manaların bir başka dile aktarılmasıdır. Bu tür tercümeye "manevi tercüme" adı da verilir.
asıl
63
DİYANET İLMİ DERGi • CİLT: 36 • SAY!: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
"Meal", bir şeyin varacağı yer ve gaye anlamını ifade eder. İstilahta ise bir söanlamını her yönü ile değil de, yaklaşık bir biçimde ifade edilmesi demektir.
İşte Kur'an tercümeleri için genellikle "meal" tabirinin kullanılması, tercümelerdeki bu eksikliğe dikkat çekme amacına yöneliktir.
zün
b) Lafzi Tercüme: Hem lafızda, hem de söz diziminde aslına benzemesi gözetilen tercümedir. Bir bakıma bu, her kelimenin başka bir dildeki karşılığını yerine
koyma işlemidir. Buna "harfi tercüme" de denir.
Yukarıda getirilen şartlar, asıl metindeki uzak-yakın, as If-tali bütün anlamların,
musikinin, insan zevkini etkileme özelliklerinin aktarılması gerektiği anlamını ifade eder. Bu özelliklerin beklendiği tercümeye harfi-misli tercüme denir. Bu tür bir
tercümeyi gerçekleştirmenin mümkün olmadığı açıktır. Ancak, asıl metnin taşıdığı
anlam ve özelliklerin, mütercimin kudreti ve tercüme dilinin yeterliliği oranında
lafzi tercüme usQJü ile aktarılması mümkündür. Bu tür tercümeye lafzi-gayri misli tercüme denir. Kur'an tercümesi denildiğinde akla gelen de bu tür tercümedir.
II- MEAL OKUMADA BAZI ESASLAR
Her hangi bir dili konuşan kimsenin, o dilde yazılmış bütün eserleri aynı düzeyde anlayamayacağı, hatta bir kısmını hemen hemen hiç anlayamayacağı açıktır.
Bunda kişinin kültür düzeyinin önemli bir etkisi olduğu gibi, okunacak metnin özel
bir ihtisas alanını ilgilendirmesi, metnin taşıdığı us!Op ve edebi özellikler gibi pek
çok başka durumlar da etkili olur. Bu sebeple okunan bir metnin anlaşılabilmesi ve
o metinden yararlanabilmesi için, okuyucunun; o metnin gerektirdiği asgari bir bilgi ve kültür düzeyine sahip olması gerekir.
Bu söyledikleriıniz, tabii ki Kur'an için de gereklidir. Kur'an dili Arapça'yı konuşanların hepsi Kur'an'ı aynı derecede anlayamaz. Bu, sahabiler döneminde de
böyle idi, günümüzde de böyledir. Sahabilerin, Hz. Peygamber' e Kur'an'ın ınana­
ları ile ilgili pek çok sorular sormuş olmaları, pek çok Arapça tefsirin yazılmış olması bu gerçeğin birer ifadesidir.
Bu durumu tabii karŞılamak gerekir. Zira Kur'an hayata müdahil olmak, ona şe­
kil ve yön vermek hedefi ile gelmiş bir kitapta·. Bu sebeple özlü, ama yeri geldiğin­
de detaylara inen, çeşitli edebi sanatlara baş vuran, yüksek bir üs!Gp taşımaktadır.
Beşer telifi olan eseriere hıÇ benzemeyen bir yapıdachr. Bu özellikler tabii ki bir
oranda da olsa mealiere de yansıyacaktır. Dolayısıyia, Kur'an ıneali okuyacak kimsenin Kur'an hakkında belli bir genel kültürü olmalı, onun iç yapısını ve temel kavramlarını, ana çizgileri ile de olsa bilmelidir. Bu konuda zikredeceğiıniz şu iki husus oldukça önemlidir:
64
CAMi DERSLERİ KAPSAl\1!NDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DİN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
1.
Kur'an'ın
Genel
Anlatım
Kur'an üzerinde inceleme ve
anlatım
Metodunu Bilmek
araştırma
metodunu kavramak gerekir. Ali
yapmak, onu anlamak için onun temel
Şeriatİ 'ye
göre bu metod diyalektik meto-
dudur. IO Kur'an'ı bu açıdanmütalaa etmek gerekir. Zira Kuı·'an, öğretmek istedi~~ i
gerçeği
tevhid
ile onun
yansımalarını, karşıt
kavramlar sistemi ile
oı1aya
koyar. Ku-
randaki bu karşıt kavramlar, tevhid-şirk, Adem-İblis, tarihi noktadan Habil-Kabil,
insan!
yönelişin
iki cephesini belirler. Bunlara
günalı-sevap,
iyi-kötü, güzel-çirkin,
çoğunu
eklemek mümkündür.
cennet-cehennem, iman-küfür, ihsan-zulüm gibi pek
Bütün bu
karşıt yaklaşımların
lerini ise "bati!"
olumlu cephelerini "hak"
kavramı billurlaştırır.
2.
Kur'an'ın Muhtevasını
yaptığını akılda
na, hem de
ile izleyerek herbirinin
Genel Çerçevesi ilc Bilmek
muhtevası nı
tutarak okumak, hem
kalıcı olmasıııa yardımcı
Kur'an'ın
leyerek
mantığı
bulmak mümkündür.
Kur' an' ı, ana çizgileri ile de olsa
vurgu
olumsuz cephe-
Yine Kur'an'da itikadi konulan, içtimai,
kozmoloji, tarih ve insan bilimini tezat ve tekabül
zıddını
kavramı,
bilerek, hangi temel konulara
okunanın
kolay ve
doğru anlaşılması­
olur.
hangi konulara daha çok, hangi konulara daha az yer
Kur'an'ın
eğilimini
genel
bulmak mümkündür.
verdiğini
belir-
Aşağıdaki sınıflandırma
bu
konuda bir fikir verebilir.
1. İtikadi, felsefi, fikri konular
27 süre
2. Tabii bilimler
24 süre
3. insani konular
22 süre
4. Siyasi konular
21 süre
5. Sosyal konular
19 süre
6. Ahlaki konular
13 süre
7. Tarihi konular
9 süre
8.
Ruınuzlu
konular
4 süre
9. ibadet ve ahkaın
4 süre
1O. İktisat
2 süre 11
'ı' ukarıdaki ~ııııi!anciırma,
i\. ur· an
ın, ınsan nayatını büli.ınüyle
kavrayan,
hayatın
her alanında söyleyecek şeyleri bulunan bir kitap olduğunu açıkça göstermektedir.
lO Bkz. Ali
Şeriatİ,
ll Tasnif, Ali
Kur'wz 'a
Şeriat i,
Bak1ş
a.g.e., s.
(Çev. Ali
Seyidoğlu,
3.
Baskı,
Fecr
Yayınevi,
Ankara, 1992), s.27.
ll2'deıı alınmıştır.
65
DİYANET İLMİ DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
3.
Kur'an'ın
Mürettep Bir Kitap
Olmadığını
bazı
Kur'an, olaylara, ihtiyaçlara göre veya
ayet, süre süre,
rı
kısım kısım inmiştir.
Dikkate Almak
sorulara cevap olmak üzere ayet
Bu sebeple, bir konu ile ilgili ayetler
yerlerde bulunabilmekte, bazen de bir olay
farklı
ayrı ayrı
böyle zamana yayılarak
ay-
yerlerde tekrar edilebilmekte-
dir. Yine belli konularda gelen hükümler, belli merhalelerden
merhaleyi ilgilendiren ayet
ayrı
geçmiştir.
Her bir
yerlerde bulunabilmektedir. Belli hükümlerin
sonuçlandırılmasına, "Kur'an'ın tedriciliği" adı
verilmek-
tedir. İçkinin yasaklanması ile ilgili olarak Kur'an'ın takip ettiği süreç buna güzel
bir örnektir. Bu sürecin ilk merhalesini Nahl suresinin 67. ayeti
"Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki, hem de güzel
Bu ayet Mekke'de
kinin, güzel
inmiştir.
gıdalardan ayrı
ve ileride bir takım
O zaman içki henüz haram
zikredilmesi, daha o zaman
kısıtlayıcı
hükümlerin
oluşturur:
gıdalar
edinil·siniz "
kılınmamıştı.
hoş
bir
Fakat iç-
şey sayılmadığına
geleceğine işarettir.
ikinci merhalede inen, Bakara suresinin 219. ay eti 11çıkça, içki ile "günah" arasında
bir
bağ kurmaktadır:
"Sana
şarap
ve kumar
nah ve insanlar için bir
sından
hakkında
soru soruyor/ar. De ki her ikisinde de bir gü-
takımfaydalar vardır.
Ancak her ikisinin de günalu,fayda-
büyüktür... "
sınırlı
Nisa suresinin 43. ayetinde
"Ey iman edenler! Siz,
sarhoş
da olsa, içki ile ilgili ilk yasak
iken ne
dediğinizi
getirilmiştir.
bilineeye kadar namaza yak-
laşmaym ... "
Nihayet, Maide suresinin 90 ve 91. ayetleri kesin olarak içki yi
"Ey iman edenler!
işi
alıkoymak
düşmanlık
taşlar
kurtuluşa
yasaklama dikkate
inen
ayrı
alınmadan,
bağlantılı
şans akları şeytan
Şeytan
içki ve Icwnar yo-
eresiniz.
değil
mi?"
surelerde yer alan bu ayetlerin takip
ettiği
tedrici
mesela sadece ilk ayete bakan kimse, içki içmekte
sakınca olmadığı zannına kapılabilir. Şu
ayetlerin birbiri ile
(putlar) fal ve
ve kin sokmak; sizi Allalı 'ı anmaktan ve namazdan
iste1; Artt k (bunlardan) vazgeçtiniz
F,:ırklı 7ımı:ınl::ırrla
66
kumar, dikili
pisliktir. Bunlardan uzak durun ki
luyla ancak aramza
bir
Şarap,
yasaklamıştır:
olarak
halde Kur'an'da belli konularla ilgili
değerlendirilmesi
büyük bir önem arzeder.
CAMi DERSLERİ KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
4. Alıkarn Ayetlerinin Mealieri Okunurken İlgili NüziH Sebepleri de
Dikkate Alınmalıdır
Yukarıda değindiğimiz
maksızın doğrudan inmiş,
gibi Kur'an ayetlerinin bir kısmı belli bir sebebe dayanbir kısmı da, sahabi
tarafından
yöneltilen
bazı
sorular, ya
da meydana gelen bazı olaylar üzerine inmiştir. İşte, ayetterin inmesine sebep olan
böyle soru ya da olaylara tefsir usulü ilminde "niizül sebepleri" denilmektedir.
NüzQI sebepleri, vahyin
lenmesine
indiği şartların, ortaının
yardımcı oldukları
ve ilgili
için, ayetleri n doğru olarak
olduğu olayların
anlaşılmasında
belir-
önemli bir
rol oynarlar.
Ayetlerin nüzQI sebeplerinin bilinmemesi, zaman zaman sahabilerin ayeti yanlış
anlamalarma sebep oluyordu.
Aşağıda
buna örnekler sunuyoruz:
Örnek I:
"Ettik/erine sevinell ve yapmadıkları şeylerle öviilmeyi seven kimse/erin, azaptan kurtulacaklarınt sa nma, onlar için elem dolu bir azap vardır." 12
Mervan b. Hakem bu ayetin müminlere yönelik bir tehdit
Hizmetçisine
şöyle
olduğunu sanıyordu.
dedi:
-Git, İbnu Abbas'a şöyle de: "Eğe1; kendisine verilen bir şeye sevinen ve yapmadı,~ı ile övünen herkes azap görecekse, biz hepimiz toptan azap
mektir!"
göreceğiz
de-
İbnu Abbas şöyle cevap vermiş:
- Bu ayetin hükmüyle sizin ne ilginiz var? (İşin aslı şudur:) Hz. Peygamber yahudileri
çağırdı
ve onlara bir
şey
sordu. Onlar da
doğru cevabı
Resulüllahtan sak-
ladılar ve ona (gerçek olmayan) başka bir şey söylediler. Üstelik, bu söylediklerin-
den
dolayı
ları
için de sevinç duydular.
ondan övgü bekleyen bir
tavır
sergilediler.
Ayrıca asıl cevabı sakladık­
İbni Abbas bu açıklamadan sonra söz konusu ayetten bir önceki ayeti okudu:
"Hani Allah, kendilerine kitap verilen/erden, onu mutlaka insanLara açzklayocekst!?!?.., ( 1 !?!~ gi-:.!e.'!!!!yect?k.~·in!·2. di,:e s~i::, :!!.ı!?!i'!!. O!?!e!~ ~-~'e b!!??!! .":!!!:!.Z: :!.•·:!! ~)!t/!e 1 ·,
uiliı u.=
bit
diirtyüh,~t·~· degişıflt.:·r. "ı·~
!2 Alü İınraıı, 188_
13
el-Bulıari,
cs-Sahilz, Tefsir, i6_
67
DIYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NiSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
Örnek 2:
Rivayet edildiğine göre, Osman b. Maz'Qn ve Amr b. Ma'dlkerib, "İman edip
salihameller işleyenleri; Allalı'a karşı gelmekten sakmdıklan, iman ettikleri ve sahi/ı ame/ler işledikleri, sonra Allah 'a karşı gelmekten sakmdıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allalı 'a karşı gelmekten sakındıklan ve iyilik ettikleri takdirde (daha
önce) içtikleri içkiden dolayı bir günah yoktw: Allah iyilik edenleri sever", 14 ayetine dayanarak şarabı n helal olduğunu iddia ediyorlarmış. NüzQI sebebini bilmedikleri için ayeti yanlış anlıyorlardı.
Halbuki; Hasan el-Basri ve diğerlerinin açıklamalarına göre bazı sahabiler, şa­
yasaklayan ayet inince, "Şarap daha midelerinde iken ölen kardeşlerimizin hali ne olacak? Zira Allah şarabı n pislik oldzığımu haber verdi", diye endişeye düş­
meleri üzerine yukarıdaki ayet inıniştir. ı 5
rabı
Görüldüğü üzere nüzGl sebebi bize, ayette; şarabın
rap içenterin söz konusu edildiğini anlatmaktadır.
yasaklanmasından
önce
şa­
Örnek 3:
"Doğu
da Allalı 'ındu;
Batı' da.
Nereye dönersen iz Allah' rn yiizii (zat ı) oradadrr.
Şiiplıesiz A/lah(uı ralınıeti ve nimeti) genişti1: O her şeyi hakkıyla bilendir. " 16
Karanlık bir gecede namaz kılan bazı sahabiler, kıble yönünü bilemedikleri için
namazda her biri bir yere yönelmişti.l7 İşte ayet, kıble yönü bilinmedİğİ için farklı
yönlere doğru kılınan namazların geçerli olduğunu ifade etmiş oluyor. Eğer nüzGl
sebebi bilinmcscydi bu ayet, namazda Mescid-i Haram'a (Kabe'ye) yönelmeyi
emreden, "Öyle ise yüzünü Mescid-i Haram tarqfina revirl" I 8 ayet i karşısında tereddüde sebep olacaktı.
5. Bir Tek Meale Bağlı
Kalınmamalıdır
Meal okurken, güvenilir bir meal esas
lı kalınmamalıdır. Başka ıneallerden,
alınmakla
birlikte, bir tek
nıcale
de
bağ­
hatta tefsirlerden de yararlanmal ı, gerekli kar-
14 el-Maidc, 93.
IS 1:1k.z. er-Jaberı, ıonu L-erır, Lwnıu i-JJcyun ~Tai1KiK: Jviahnıuti iviuiıaııınıeU ~aKir-Aluııtd lviuiıarnrncJ
Şakiı), D~uu'i-iviadıiL lv1ı::ııı. T<tıilı:-ıit~.
A,
:J/ü-::>~)2.
16 el-Bakara, I 15.
17 Bkz. et-Taberi, a.g.e,, Il, 531. Aynı ayet le ilgili olarak zikredilen
beri, a.g.e .. II, 526-536.
18 ei-Bakara, 144.
68
diğer
nüzGI sebepleri için bkz. et-Ta-
CAMi DERSLERi KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
ştiaştırmalar yapılmalıdır.
anlamın
ortaya
Bu tür
karşılaştınnalar,
çıkmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, aynı
lerin hangi gerekçe ya da gerekçelere
disini
yetiştirmesine
çerli bir
hazırlar.
zemin
düşüncedir. Vereceğimiz
liğini açıkça
kavramının
"meal"
ortaya
ayete ait
dayandığının araştırılması,
Bu, özellikle, Arapça
örnekler,
farklı
farklı
ettiği
tercüme-
okuyucunun ken-
altyapısı
kaynaklara
ifade
olanlar için ge-
başvurmanın
gerekli-
koymaktadır.
Aşağıda zikredeceğiıniz
iki ayete ait tercümelere
bakalım:
Hac suresi, ayet, 36:
"Artik, su·alar halinde onla n n üzerine Allalı 'm
"O halde onlar bir dizi halinde (ayakta)
nt
mwı."
(Celal
adım anuı."
bo,~azlamrken
(Bahaeddin
Sağlam)
üzerlerine Allah 'm
adı-
Yıldırım)
"Onlar ön ayaklamıı stralar halinde yere
lah'ln adım anm." (Süleyman Ateş)
basnıış
durumda iken üzerlerine Al-
"Öyle ise onlar bir dizi halinde (veya saftutmuşçasma ayakta durup) boğazla­
mrken Allalı'm adrm amn." (Ali Bulaç)
"Onlar ayaklan üzerine
an m." (Yaşar Nuri Öztürk)
s1ralannuş
halde dururken üzerlerine Allah'm
adını
İsra Sfiresi, ayet, 29:
"Elini bağlayip boynuna asma. Ama onu büsbütün de açma. Sonra km an u; hayret içinde bir köşede büzüliir kalmm." (Yaşar Nuri Öztürk)
"Elini boynuna bağlanm1ş olarak kilma, büsbütün de aç1k tutma. Sonra kznanzr,
hasret (pişmanlik) içinde kalzrsuı." (Ali Bulaç)
"Elini boynuna
bağlt
olarak asma. Bütün bütün de açma. O zaman kınanmış ve
perişan olarak kalırszn." (Ziya Kazıcı- Necip Taylan)l9
Yukarıda görüldüğü
ne
kastedildiğini
üzere, her iki grupta sunulan örnekler kapalıdır. Ayetlerden
net olarak ortaya
koyamamaktadırlar.
Bu durum birinci ayetin ar-
iaJu.
19 Örnekler, Dlicane Cliııdioğlu,
Kur 'an Çel'irilerinin Diinyast
(Kitabevi, İstanbul, I 999), s. 88'den alın·
mıştır.
69
DİYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAY!: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
İlk grupta çeşitli tercümeleri yer alan Hacc sGresi, 36. ayetinin doğru tercümesi
şöyledir:
Binaerıaleylı
" ...
lah 'm ismini
ön ayaklanndan biri
anın!" (Elmalılı
Hamdi
bağlı
olarak, bir düziye üzerlerine Al-
Yazır)
"Elmablz Hmndi Yazu·'m bu manayı vermesinin önemli bir sebebi vardır. Çünkü koyun ve keçi gibi hayvanlar ayaklan
(zeblı)
bağlı
halde yatmlarak
boğazlamrken
bunun aksine, develer ayakta iken ve fakat ön ayaklarmdan biri bağlı ola-
rak kesilir (=na/ır). Develerin (hareket etmemeleri maksadıyla) bu şekilde kesilmelerinin, ayette 'savaffe' kelimesiyle tasvir edilmiş olmasının nedeni işte budur. (Zamahşerf) "20
İkinci grupta İsra sGresinin, 29. ayeti için sunulan tercüme örneklerinin netlik
kazanabilmesi için, ayette geçen "elin boyuna
bağlaması"
ifadesinin "cimrilik",
"elin açık olması"nın da "savurganlık" anlamına kullanılmış mecazi bir ifade oldukları
dikkate
alınmalı
ve bu yönde bir
Bazen birden fazla meale
açıklama yapılmalı
başvurmak
da
idi.
konumın netleşmesi
için yeterli olma-
yabilir. Bu durumda okuyucu, Türkçe tefsirlerden yararlanabilir. Türkçe tefsir denince, genelde ilk önce
Elmalılı
Tefsiri (Hak Dini Kur'an Dili) akla gelmekte ise
de, meal okuma düzeyindekiler için bu tefsirin
dığı
maları
lı
bir
başvuru kaynağı
kanaatindeyiz. Zira söz konusu tefsir, fikri-felsefi yönü
dir. Belli bir Kur'an kültürüne sahip
lım.
everişli
söz konusudur.
Bazı
olmayanların, konuların
olan bir tefsir-
içinde
boğulup
kal-
ayetlerin ise yalnız tercümesi ile
yetinildiğini hatırlata­
Hülfısatü'I-Beyan
Fi Tefsiri '!-Kur' an ad-
Bu konuda Mehmet Vehbi Efendi 'nin
eseri, tefsirl tercüme
ağırlıklı
olma-
örneği
olarak
yararlanılabilecek
bir eserdir.
6. Meal Okuruada Süreklilik
Yapılan
bir
işte
nihai
başarının sağlanması sürekliliğin sağlanmasına bağlıdır.
Bu noktada Hz. Peygamber'in "Allah
devamlı
katında anıelferin
en sevim/isi, az da olsa,
olandzr"2l şeklindeki uyarısı unutulmamalıdır. Sürekliliği sağlayacak en
~.
~
• ___ •. ~ _·
_ , ___ ı ı· __ ı .1 '"'
_ __ • ____ . . ı ı
;-:..
, r _ _
,:, .~ __ ~ . ___ 1_: ..
onemıı eıKen, yapııal:aK ı~ııı geıcl\tı vıuut;uıı<ı ıııdııllı<~Kllı. vııeııı auı;;uıııw:ycıı uıı
işte
süreklilik
sağlamak
mümkün
değildir.
20 Dücane Cündioğlu, a.g.e .. s. 90.
21 ei-Buhari, es-Salıih, iman, 32; Rikiik, !8.
70
CAMi DERSLERİ KAPSAMINDA KUR' AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
Kur'an meali ile sürekli olarak birlikte
lışmalıdır. Arabasında,
yolla elde
ettiği
olmayı sağlayacak yolları
müzik kaseti yerine meal kaseti dinleyen bir
Kur'an bilgisi oldukça dikkatimizi
bulmaya çazatın, sırf
bu
çekmişti.
III- KUR' ANLA İLGİLİ GÜNCEL KONULARIN BİLİNMESİ
İslam tarihi boyunca, Kur'an daima bilim dünyasının merkezi konumunda olmuştur.
virlere
Kur'an
etrafında şekillenen görüşler
damgasını vurmuştur.
ve
Halku'l-Kur'an
münakaşalar,
ortaya
(Kur'an'ın malıluk
çıktıkları
olup
de-
olmadığı)
meselesi ile İcazu'l-Kur'an (Kur'an'ın mucizeliği) konusu kapsaınında ortaya çı­
kan "smfe "22 meselesi bu alanda ilk akla gelen örneklerdir. Günümüzde de Kur'an
etrafında geliştirilen birtakım görüş
görevlisinin, ana
ğıda
bu
görüş
hatlarıyla
ve iddialar
vardır
da olsa bunlardan haberdar
ve iddialardan belli
ki,
ıneal
olması
okuyucusu bir din
gerekmektedir.
Aşa­
başlıianna kısaca değineceğiz.
1. Türkçe İbadet Meselesi
"İbadetin Türkçeleştirilmesi ",bazı çevrelerce öteden beri zaman zaman gündeme getirilen bir konudur. Burada, kasdedilen şey, namazda Kur'an'ın aslllafızları
ile değil de Türkçe çevirileri ile okunınasıdır. Bu iddia ve istekler gündeme getirilirken, Kur'an'ın ne olduğu; İslam'ın konu ile ilgili tutumunun hangi yönde olduğu görmezlikten gelinir. Arapça bilmeyen insanların namazda "ne söylediklerini"
bilmeleri gerektiği temel bir sebep olarak öne sürülür. Münakaşalar yapılır, yazılar,
kitaplar yazılır, konu bir müddet sonra gündemden kalkar. 2 3
Konu üzerinde Cumhuriyetin ilk yıllarında seslendirilen İstekiere karşı Ahmed
Hamdi Akseki "Namaz ve Kur'an" adlı basılınamış çalışınası ile cevap vermiştir.
Türkçe ibadet talebi ilk defa Besi m Atalay tarafından "Türk Dili İle ibadet" adı altında kitaplaştırmıştır. Nihayet Cemal Kutay, yine, "Türk Dili ile ibadet" adlı kitabı ile konuyu yeniden gündeme taşıdı.
Tercüme ile ibadet meselesi esas itibari ile, İslam ilim tarihi boyunca ınünaka­
Hanefi mezhebi dışında hiçbir ınezhebin "olur"unu alaınaınıştır.
şa edilmiş,
22 "Sarfe", "Sarf'; sözlükle çevirmek, uzaklaştırmak demektir. MGtezile mezhebine mensup bazı kimseler, ınuşrıklerin, asıında Kur·an ııı benzerını getırnıe gucune sanıp oıauKıarını, ama Aııan ın, anıarın
Ourıu yapmaiarıııa engei olduğunu iUJia eUiyoriarJı. Öu gürÜ\>lt: uiuuiar "Eiıiü'~-Saılt;'' Uiyt; aıııiuiaı.
İslam bilginlerinin çoğunlu ise hiçbir beşerin Kur'an'ın bir benzerini getirmeye asla gücü yetmeyeceği görüşündedi ri er. Doğru olan da budur.
23 Halil Altuntaş, "Türkçe ibadet Üzerine", Diywıet ilmi Dergi, Ci lt: 34, Sayı: 1 (Ocak-Şubat-Mart I 998),
s. 51.
71
DiYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
Ebu Hanife, Kur'an tercümesinin namazda okunabileceği görüşüne sahiptir.
Hanefi mezhebinin iki büyük İmamı Ebu Yusuf ve İmam Muhammed. namazda tercüme ile kıraatİn cevazını asıl metni okumaktan aciz olma şartına bağlamış­
lardı. Ebu Hanife'nin sonradan görüş değiştirerek Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'in görüşünü benimsediği tezi ön palana çıkarılmıştır.
Doğrusu şu
ki, Kur'an Arapça lafzı ile Kur'an'dır. Tercüme, Kur'an değildir.
Namazda Kur'an okumak farzdır. Öyle ise "namazda kmwt" meselesinde Hanefi
mezhebi dışındaki mezheplerin görüşüne itibar etmek gerekir. 24 Özellikle "meal"in neyi ifade ettiği anlaşıldıktan sonra bu düşüncenin haklılığı iyice ortaya çıkar.
2. "Ezınanın Teğayyürü İle Alıkamın Teğayyürü" Meselesi
Bilindiği üzere İslam Hukuk Metodolojisinin ittifakla kabul ettiği prensibe göre "Mevrid-i nasda içtilıada mesağ yoktur. "25 Yani, hakkında Kur'an ya da sünnete dayalı kesin hüküm bulunan konularda ictihad yapılmaz, bu hüküm değiştirilme­
ye yeltenilemez. Bu tür hükümler İslam' ın temel çatısını oluşturur. Bu konuda,
bükını'in itikat, ibadet veya muamelat alanları ile ilgili olması sonucu değiştirnıez.
Ancak hakkında nas bulunmayan ımıanıelata dair konularda ictihad etmek, değişen
zaman şartlarına göre, temel islami sisteme aykırı olmamak kaydıyla chil kimselerin farklı görüşler belirimesi mümkündür. Hatta bu çoğu kere zorunlu hale gelebilir. işte bu gerçek İslam hukuku metodolojisindeki "Eznıanm teğayyürü ile ahkamuı teğayyürü inkar olunamaz "26 genel kuralı mn şekillenmesi ni sağlamıştır. N ass ın bulunduğu yerde ictihadın sözkonusu olmadığı hükmü ortada iken, bu durum
görmezlikten gelinerek, "Zaman değişmiştir. O halde dini lıiikiimler de değişmeli­
dir. Zaten 'Ez.amanm te,~ayyiirii i(e ahkam1n te,~ayyürü 'prensibi dinde vardtr" gibi
sığ iddialar ortaya atılmaktadır. Bu tür iddia sahiplerinin, İslam'ın bünyesinden
kaynaklanan iki prensipten birini görnıeyip diğerini ön plana çıkarmalarının iyi niyetle bağdaşınayacağı açıktır. Konuya biraz eğilen kimse, içine düşülen çelişkiyi
hemen görebildiği için bu yol pek başarılı olamamaktadır. Onun için başka yollar
aranmış ve bulunmuştur. Buna aşağıda değineceğiz:
3. Kur'an'ın Tarihselliği İddiası
Kökeni
iddiası
itibarı
ile
bazı Batılı ınüsteşriklerin malı
olan,
"Kur'wı'ın tarihselliği"
Kur'an'daki ahkam ayetleriniıı, nazil oldukları dönem ve şartlarla kayıtlı ol-
24 Konunun tefcrruatlı nıünakaşası için bkz. Halil Altuntaş. Kur'an'm Tercümesi
Meselesi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Ankara, 109~.
25 Mecelle, Kaviiid-i Klilliye, Mad., 14.
26 Mecelle, Kaviiid-i Klilliye. Mad., 39.
72
ı•e
Tercüme ile Nama:
CAMi DERSLERI KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
duğu,
daha sonraki dönemler için
bağlayıcılıklarının bulunmadığı varsayımına
da-
yanmaktadır.
Yukarıda değindiğimiz "Zanımwı değişmesi
çesiyle
vadeye
ortaya
ile ahkwnm da
başvurulan saptırma girişiminin başarı şansı
az
bağlı olduğu
kısa
bir gerçektir. Bu noktada daha
atılmış olduğunun
olduğu,
değişeceği"
gerek-
başarının
ya da
bir yol olarak, bu
uzun
iddianın
söylemek mümkündür.
Bilindiği üzere Kur' an 'daki hüküm ayetlerinin sayısı 3 l 7' dir.27 Bunlar bazı is-
tisnalar
dışında
Kur' an, itikada, ibadete, ahlaka ve
kümleriyle,
hayatı
ma
tarzında değil,
bir
kuşatmadır.
rını
bütün olarak
genel
hatları
muanıelata
kuşatan
(bireyler
bir metindir. Bu
belirleme, ana yönü ve
arası ilişkilere)
akıl,
bu daire
gösterme
tarzındaki
Bu genel belirleme ve yönlendirmeler dışında kalan hareket alanla-
çapını;
hiy-akıl ilişkisindeki
Çizdiği
bu temel ölçü
korunduğu
zaatları yatmaktadır.
nan kötü örnekleri gerekçe göstererek
ne, hatta belli bir
coğrafyaya
Temelde seküler
ye'de seslendirmeye
akla, yani insa-
genişletmek
sürece, bu iki temel unsurdan biri-
Kur'an'ın
"Kur 'an' lll
çalışıldığı şekliyle şöyle
insanlara her
kesimindeki problemleri
şeyi
verme
çözmüştür.
geçmişte
Kur'an'ın abkamını
anlayışın beslediği
bozulctuğu­
aklın hatasıdır. Yanlışlığın
Bu sebeple
"hapsetmek",
bulunduğu
yetkisindedir. Va-
söz konusu olamaz. Tarih boyunca, bu dengenin
nu gösteren olumsuz örnekler, ne vahyin ne de
de insan unsurunun
işi
dairenin merkezinde vahyin
yer, zaman ve ihtiyaçlara göre
diğerini bastırması
Kur'an'ın
dair hü-
kuşatma, sınıriayıp bağla­
hedefı
Kur'an ve sünnet çizgisinde doldurma, düzenlemeler yapma
na, müslümanlara ait bir görevdir.
nin
niteliği taşırlar.
detay vermezler. Birer temel prensip
temelin-
ve günümüzde
yaşa­
tarihin belli bir süreci-
nihai
amacı
ile
bağdaşmaz.
tarihselliği" iddiasını,
Türki-
özetlemek mümkündür:
niteliği
yoktur. Kur'an sadece tarihin belli
Kur'an 'ın temel
anıacı
ahlakili ği ortaya koy-
maktır.
"Kur'an insan ak/ma hizmet etmek için t;elmiştir. Müslümanlar bir hata yaparak Kur' an 'ı aklın yerine koydular. Kur 'an mesele çözmez. Çözümlerini
Kur 'an 'da aracli,~unız sorunlar çöziilmedi. Faturayi Alla/ı' a pkardtk. Sorunlarm
çözümünü bizzat akıldan beklemeli. Din bireyle Allalı arasındaki ilişkiyi düzenler.
Toplumsal sorunlarla ilgilenmez. "28
27 Bu, Abdulvalılıab Hallaf'ın belirlediği rakanıdır (İlın-i Usu'li'I-Fıklı, Kalıirc, tarihsiz. s. 32-33). Ahkanı
ayetlerinin
sayısıııı
500'e, hatta 600'e
çıkaranlar
da
vardır.
28 Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, TV Yayınlarını İzleme Komitesinin 13.04.2000
tarih ve 19 Nolu Raporundan.
73
DiYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
Kur'an'ın insanlara her şeyi verme niteliği olmadığı görüşü eğer, "Kur'an hayatm tümüne yönelik genel prensipler koyar", anlamında kullanılıyor olsaydı bu niteleme doğru olurdu. Ama kastedilen bu değildir. Kastedilen, Kur'an'ın kapsam
alanının insan hayatının bütünü değil, sadece bir yönü olduğudur. Halbuki
"Kur' an 'zn akla yardım etmesi", onun hayatın topluma bakan kesiminden soyutlamakla değil, aksine onun getirdiği "plan "ın doğru algılanıp doğru uygulanması ile
gerçekleşir. Kur'an temel amacı olan ahlakiliği, olaylara müdahale etmeden nasıl
gerçekleştirecektir? Ahlak, toplumda sergilenen temel davranışların hülasasıdır.
Dolayısıyla bir toplumun ahlakı, o toplumun davranışiarına yön veren etkenin boyasını taşır. Kur'an'ın hükümlerini "tarihsel" sayarak Kur'an ahlakını sağlamak
mümkün olmaz.
"Kur'an'm insan aklına hizmeti" nasıl olacaktır? Tabi ki aklın önüne geniş yollar açarak, ama onu asla başıboş bırakmayarak. Kur'an tabii ki mesele çözmez. Meseleyi çözecek olan akıldır. Ama çözüm, Kur'an'ın getirdiği "fonnüller"e göre olacaktır. İçinden formülleri çıkarıp attığımız bir cebir kitabı, acaba gerçekte "cebir
kitabı" mıdır?
Şu
Problemierin çözülemeyişi, çözümün Kur'an'da
sorulara nasıl cevap verilecektir?
aranmış olmasından değildir.
Acaba gerçekten çözümleri Kur'an'da mı aradık? Aradıysak, nasıl aradık? Neden çözüme ulaşmadık? Ya da, çözümler neden sürekli olmadı? Problem, acaba
kaynağın yanlış seçilmesi mi, yoksa iyi değerlendirilınemesi midir?
Kanaatimizce asıl problem, Batı kültürünce aşağılık duygusuna itilen irfanımı­
cevaplama gücünü kendinde bulamadığı bu soruları yok sayması problemidir?
Yenilen kültürlerin çocukları hep aynı davraııışı sergiler. Meseleyi Hz. Ali'ye izafe
edilen bir söz ışığında ifadeye koyarak diyebiliriz ki, batılı bağrında barındıran,
"hak" görüntüsündeki sloganiara sığınınak; bu ruh halinin temel karakteridir.
zın,
Ezik irfanın dine yönelik yansımalarından biri de bizzat din üzerinde sergilenen
"mühendislik" denemeleridir. Sunulan "proje"ye göre, din Allah ile kul arasında­
ki ilişkileri düzenleyen bir olgudur, bir vicdan işidir. Yine aynı projeye göre
"Kur' an 'zn hitabı, bizim de içinde yaşadığımız çağla hemen hiçbir konuda örtüş­
memekteydi. Kur' an ne çağdaş kavramlarla konuşmakta, ne de çağdaş sorunları
ele atmaktaydı. Dolayısıyla dış dünyada onun hitabının birer karşılığı yoktur. "29
29 Ömer Özsoy, Müslümanların "Yenilenme" Sorunları ve Kur'an, ( Değişirnde İslam- Kutlu Doğum-7,
Kutlu Doğum Haftası, 1996, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Ankara, 1997) içinde s. 9.
74
CAMI DERSLERİ KAPSAMINDA KUR'AN MEALi OKUYACAK DiN GÖREVLİLERiNE BAZI NOTLAR
Bu konuda MevdCidi diyor ki:
"Kur 'an 'zn, belli bir zamanda yaşamış insanlara hitap etmesi ve bu insanların
çevresindeki varlık/an, Allah 'm birliğine delalet eden birer delil olarak ele alması; onun çağrısımn belli bir zamana has olduğuna, sesienişinin sadece bir kitaya
yönelik olduğuna hükmetmek için yeterli olmaz. Kur 'an 'ın, ş irk inancı m reddetmek
amacıyla getirdiği argünıamn, Arapların şirkine olduğu gibi, yeryüzündeki her tiirlii şirke de uygun düştüğünü, iddia salıibinin görmesi gerekir. İşte bundan sonra,
her çağdaki ve her yerdeki miişriklerin inançlarını tanınılama konusunda
Kur 'an 'm getirdiği aynı delillere başvurmam ız uygun olmaz mı? Kur 'an 'zn, Allah 'zn birliğini ispat için kullandığı iislübu, basit değişikliklerle her zaman ve her
yerde biz de kullanamaz
nuyız?"
"Eğer bu sorulara verilecek cevap "evet" ise, o takdirde; Kur'an'm belli zamanda ve belli bir yerde yaşamış olan bir topluma inmiş oluşuna dayanarak, onun
evrensel ve ebedi çağrısmın belli bir zamana ve belli bir yere has bir çağrı olduğu
iddiasmı haklı çıkaracak bir gerekçe yok demektir. "30
4. Kur'an'a Yöneltilen Belli Başlı İtirazların ve Bunlara Verilen
Cevaplarm Bilinmesi
Daha n azil olduğu süreç içinde, müşrik Arapların ileri sürdükleri "Kur' an şiir­
dir", "Muhammed onu başkasından yazıp alıyor", "O bir sihirdir", gibi ön yargılı
iddialar, Kur'an'ın edebi üstünlüğü önünde yerini imana; onun Allah kelamı, Hz.
Muhammed'in de Allah Resulü olduğunu kabule bıraktı. Bu sonucun alınmasında,
Kur'an'ın edebi üstünlüğü, Hz. Peygamber'in tebliğdeki başarısı kadar, Kur'an'ın
ilk muhatapları olan Arapların, edebi zevkleri sayesinde, kendi dilleri ile gelen bu kitaba has özellikleri kısa süre içinde fark etmiş olmalarının da rolü vardır.
Şüphesiz
Hz. Peygamber'in
davasının
zafere
ulaşması,
Kur'an'a yöneltilen ya
da yönehilebilecek itirazların sonunu getirmiş değildir. Öteden beri onu hak bir kitap olarak kabul etmeyenler arasında
de
bazı
özel konularda
çeşitli
düzey ve dozda, hem genel planda hem
itirazlarını sürdüregelınişlerdir.
30 Ebu'l-A'la el-Mevdüdi, Mebddi' Esasiyye Li
1968/1388), s. 57-58.
Felımi'I-Kur'an
(ed-Darü'l-Küveytiyye, Küveyt,
75
DİYANET iLMi DERGi • CİLT: 36 • SAYI: 2 • NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2000
zilenleri bilmesi gerçekten önemlidir. Bu tür itirazlar ön yargıya dayalı olmalarına
rağmen genelde konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmayanlara ilk bakışta haklı ve
doğru gelebilecek bir form ve ınantık yapısı ile sunulmaktadır. Özellikle başlaya­
cak olan "Cami Dersleri" faaliyetinden sonra Kur'an'ın gündemi daha çok işgal
edeceği, buna bağlı olarak, Kur'an etrafında iyi niyetli ya da inkar kaynaklı soruların yoğunluk kazanacağı düşünülebilir. Bu sebeple, özellikle ıneal oktımakla görevli bulunacakların hazırlıklı olmaları önemlidir.
Kur'an'a yönelik itirazlar genelde iki temel grupta toplanabilir. Birinci grupta,
başta kadın, miras paylaşımı ve hadieric ilgili hükümler olmak üzere Kur'an'ın getirdiği ahkaına ve değer ölçülerine yönelik itirazlar yer alır. İkinci grupta ise bizzat
Kur'an metnini hedef aları ve özellikle, Kur'an'da sözde bir takım çelişkilerin bulunduğunu öne süren ön yargılı ve bilgisizce iddialar yer alır.
Söz konusu
itirazların
en sistemli ve
ısrarlı olanları Batılı müşteşriklerce
ortaya
konmuş ve İslam bilginlerince bunlara reddiyeler yazılmıştır. Bu cümleden olarak
İtalyan müsteşriki Caeteani (Kaytani), nin yazdığı İslam Tarihi adlı, İslam ve
Kur' an' a itiraz ve iftiralarla dolu kitabı ve Merhum M. Asım Köksal'ın buna yazdığı reddiyeyi3l hatırlatmak gerekir.
Ayrıca çeşitli
platformlarda gündeme gelen iriraziara topluca cevap vermek üze-
re, İsınail Fenni Ertuğrul'un hazırlamış olduğu Hakikat Nurları3 2 adlı eser de değerli
bir
çalışmadır.
Dr. Süleyman Ateş'e ait "lslam'a itirazlar ve Kur'an-ı Kerimden Cevaplar"33
adlı
eser de
aynı
paraleldeki dikkate
değer diğer
bir
çalışmadır.
Son yıllarda kaleme alınan İ lhan Arsel' e ait "Şeriat ve Kad m "34, Turan Dursun'a ait "Din Bu"35 adlı kitaplar piyasada bulunmaktadır.
Bu kitaplardan ilkine Dr. Ekrem Keleş,
tiri" adıyla ciddi bir eleştiri hazırlanmıştır.
tarafından, "Şeriat
ve
Kadın-
Bir
Eleş­
Son kitaba yönelik olarak ise, Prof. Dr. Süleyman Ateş'in "Gerçek Din Bu"36
adıyla yayınladığı
ciddi ve
yararlı
eseri anmak gerekir.
32 İ.;:'1"1ai! FePPi Ertuğnı!, l-!~!t'ik(lt N!~rh!r!, SebH Y~1)'!!~!~~!·!, !~!:~!~tıı_!!, !97Q.
33 Süleyman Ateş, Gerçek Din Bu, l-2, Yeni Ufuklar Neşriyat. 8. Baskı, İst. Tarihsiz.
34 İlhan Arsel, Şeriat ve Kadtn. 14. Baskı, Dilek Ofset. !994.
35 Turan Dursun, Din Bu, l-4, Kaynak Yayınları, İst, 1996.
36 Süleyman Ateş, Gerçek Din Bu, l-ll, Yeni Ufuklar Neşriyat, 6. Baskı, İstanbul, Tarihsiz.
76
Download