es-Seyyid Ahmed Seniisi (ö. 1933)`nin Sivas Hutbesi

advertisement
Sebflü'r-Reşad'dan:
Seniisi Tarikatı Şeyhi es-Seyyid Ahmed
Seniisi (ö. 1933)'nin Sivas Hutbesi
Zülfikar GÜNGÖR
Dr., Ankara ü. ilahiyat Fakültesi
Senusiyye tarikatı Mekke'de 1253/1837 yı lında Ebu Kubeys Zaviyesi'nin inşa
edilmesi sonucu kurulduğu kabul edilen bir tasavvuf okuludur. Tarikatın kurucusu Muhammed b. Ali es-SenuSı (1787-1859)'dir. Bu tasavvüfi hareket kurulduktan sonra başta Kuzey Afrika olmak üzere, hicaz ve Ortadoğu'da yayılmıştır .
Kur':Jn ve sünnete sıkı sıkıya bağlılık, ilme ö nem verme, bid'at ve hurafelerden
kaçınma, itidal üzerine hareket etme Senüs!lik'in en başta gelen prensiplerindendiL Bu tarikatın en bariz bir başka özelliği ise siyasi alanda İslam birliğ ini savunması ve yaşadıkları coğrafyalarda meydana gelen yabancı işgallere karşı cihad hareketine kalkışmasıdır.
SenGsilik tarikatı içinde önemli bir yere sahip bir diğer isim es-Seyyid Ahmed
Senfısl (1873-1933)'dir. Bu zat hem batını hem de zahin ilimlerde kendisini geliştinniştir. Çok sayıda talebe yetiştiren Ahmed Senusl aynı zamanda kitaplar telif etmiştir. Eserlerinden bazıları şun lardır:
ed-Dürretü. 'l-Ferdiyye fi Beyanı Mebne't -Tarikati's-Senusiyyeti'I-Muhammediyye ve Men.şei Meşayıhı 'l-İlmiyyeti't-Muttasıle bi-Menbei'l-Hayr ve'l-Cud,
(Derleyen: Muhammed Salam), Matba'atu'I-Hidiziyye, trs.
ei-Envaru 'l-Kudsiyye fi Muk.addimeti't- Tmikati's-Senusfye, İstanbul 1920.
Buğyetü'J-.Mustırid fi Ahkii.mi'l-Mücahid .fi'l-Hass a.le'l-Cibad, Matba'atu' lCerld cti'ş-Şa'b, Kahire 1332/1913-4.
Kevakibı'i'z-Zahir. Bu eser basılmamıştır.
Ahmed SenusJ''nin bizi ilgilendiren asıl yönü, onun Osmanlı Devleti'ne ve
Milll Mücadele'ye olan destek ve katkı l arıdır. Bu SenGsi şeyhi 1902-1912 seneleri ara sında Fransız işgaline karşı Sahra'da, 1912-1918 arasında ise İtalya n ve İn­
giliz işgaline karşı Sireneyka'da savaşmıştır. İngilizle rin oyunlan sonucu başta
Mekke Em iri Şerif Hüseyin olmak üzere bazı Arap liderlerin Osmanlı ya ihanet ettiği bir dönemde o, Osmanlıya destek olmuş, hilafeti ve İslam birliğini savun-
344
tasavvuf
muştur .
bölgelerde Osmanlı Sultanının bir vekili gibi hareket etmiş ,.e Osmanlı aske rleriyle birlikte cihad etmiştir.
es-Seyyid Ahmed Senfısl, Osmanlı Sultanı Vahdeddin'in daveti ile 23 Zilkade
1336/ 30 Ağustos 1918 tarihinde İstanbul'a gelmiş ve bu padişah için yapı l an raklid-i s~.:yf töreninde padişahın beline kılıç kuşatmıştır. es-Seyyid Ahmed'in İstan­
bul':. seyahati çok büyük yankı uyandırmış, dönemin gazete ve dergilerinde gelişi haber yapılmış ve kendisiyle yapı lan röportajlar yayınlanmıştır. Dönemin
önemli yayın organlarından birisi olan Sebilü'r-Reşiidda onun İstanbul'a gelişi
Hakim
olduğu
şöyk: duyuru lmuştur:
"Alem-i İslam'ın yegane ümid-gahı, Harerneyn-İ Şerifeyn'in hadimi Emiri'lHalife-i zl-şan efendimiz hazretlerinin payitaht-ı saltanat-ı seniyyeleri
olan Daru's-sa'adet'e yarın Balkan treniyle Afrika Mücahidlerinin muhterem ve
mu'azzam re'isi ve o havalide padişahımız efendimizin mu'azzez vekili Seyyid
Ahmed eş-Şerif es-Senusl hazretleri keıniil-i vekar ve iclll ile teşrlf buyuı~ıcaklar
ve eınlri'l-rnü'minln hazretlerinin misafir-i hası olarak aramızda bulunacaklardır. '' '
İslanbul'da bir müddet kaldıktan sonra padişahın özel misafiri olarak Bursa'ya giden Ahmed es-Senus!, İstanbul'un işgali sonrasında 1338/1919 senesinde
Anadolu'ya geçmiş ve burada başlatılan Milli Mücadele hareketine ve bu
hareketin lideri Mustafa Kemal Paşaya destek vermiştir. Anadolu'da şehir şehir
gezerek verdiği vaazlarla halkı Milli Mücadeleye desteğe çağırmış İsHim birliğini
ve hil:ıfeti bu hareketin koruyacağmı söylemiştir.
Ah.nıed es-Senusl, İslam dünyasının birliğini sağlamak amacıyla 1340/ 1921
başlarında Sivas'ta ittihad-ı İslam Konferansı 'nı gerçekleştirmiştir ve bu konferansın başkanlığını yapmıştır. O, bu konferansın düzenl e ndiği sırada Sivas Cami-i
Kebir'inde İslam birliğinin ve cihadın önemini vurgulayan bir hutbe lrad etmiş­
tir. Anadolu'da Milll Mücadele'nin zaferle neticelenmesi ve Lozan anlaşması'nın
imzaLınması sonrası Türkiye'de kalma şartları bozulan Ahmed es-Senusl, Osmanlı haneelanı üyeleriyle yakın temasını devam ettirdiği gerekçesiyle Türk hükümeti tarafından verilen ülkeyi terk etmesi kararına uyarak önce Şam'a , oradan
Filistin'e ve Mekke'ye gitmiştir. Buralarda d;ı huzur bulamayınca Yemen ile Suud arasındaki Asir bölgesine giderek vefauna kadar burada kalmıştır.
Biz bu yazımızla Ahmed es-Senusl'nin 2 Cemaziye'l-ahir 1340/1 Şubat 1921
tarihinde verdiği bu hutbenin Sebilü 'r-Reşild derg isinde yayınlanmış olan kısmı­
nı ok uyuculanmızın dikkatine sunuyoruz. Hutbeyi yayına hazırlarken hutbe
içinde geçen ayetlerin yerlerini ve tercümesi verilmemiş olanların ise mealierini
dipnot olarak verdik.
Mü 'ıninln
2
ı Sebilü 'r-Reşad, 22 Zi 'J-kade 1336129 Ağustos 1334 (1918), c. 15. s. 368. s . 56.
2 :-;~~yh Ahmed es-Senlısi'nin hayatı ve mücadelesinin aynnuları için bk. Kadir Özköse, Nlubtım­
med ,\cnust Hayatı, Eserleri, Hareketi, ismnbtıl 2000, ss. 59-79. 263-269 ve Kadir Mısıroğlıı, Kıutuluş
Sallttşlllda Sarık/ı Mılcahitler, istanbul 1969, ss. 318-331.
zülfikar güngör/s~bflü'r-reşiid'dan
345
"Seyyid SenQsi Hazretlerinin Sivas'taki Hutbeleri•
Mücahid-i mu'azzaın Şeyh es-Seyyid Ahmed Senôsl hazretleri tarafından Sivas'ta Cami'-i Kebir'de lrad buyurula n hutbeyi Sivas Sultanisi baş mu'allimi Naci ve 'Ara bl mu'allimi Ebü'I-Fida İsma'il ei-Ezherl efendiler tercüme etmişler; bütün ihva n-ı müsliminin bu
beliğ hurbeden ınüstef!d olmalannı te'min maksadıyla Sebflü'r-Reşada göndermişlerdir.
Kendilerine teşekkür eder ve Şeyh Senusi hazretlerinin hutbe-i 'alilerini hacminıizin
'ade m-i müsa'adesine mebnl ber-ved1-i ati telhisen dere eyleriz:
"Ey Müslümanları Allah yolunda, din uğrunda cihiid, Cenab-ı Hakk'ın sevdiği kuluna
verdiği bir hazinedir. Mücahidlerin Allah 'indinde o bdr büyü k mevki'leri vardır ki hiçbir
şeyle kıyas olunmaz. Cenab-ı Hak mücahidin ordusunu zat-ı UIGhiyyetine izafe ediyor; "Bizim ordumuz" diyor. Bu, ne büyük şerefdir! Mücahidler için bundan büyük iltifat olamaz.
Din uğnın da müciihede edenleri nusretle, zaferi e tebştr ediyor: (Ve in ne cündena lehümü'lgalibOn: Muhakkaktır ki galebe edecek olanlar ancak bizim ordularımızdır.)' buyuruyor.
Ey ümmetierin en hayırlısı olan Müslümanları Allah sizi 'izzete, şeref ve riPate da'vet
ediyor. Sakın zillete düşmeyiniz. Esiiret zincirlerini boynunuza geçirıneyiniz. Müslüman
ecnebi t:ıhakkümi.i altında yaşamaz. Müslüman esare.t altına girmez. Müslüman 'izzetden,
istiklill<len başka bir şey tanımaz. Başcan başa Kur'an'ın ta'llıni budur. Bütün hayat-ı peygamberin gösterdiği budur. Müslümanlık böyle kuruldu, böyle yükseldi. Müslümanlık
yeryüzünden zulmü kaldırdı, zilleti kaldırdı. Ciha.nda 'azim bir inkılab vücfıda getirdi.
Kalbieri birleşdirdi. Fikirlere hürriyet verdi. Ruhlara 'ulviyyet bahş etti. Dünyayı nur ile
doldurdu. Bu sayede Müslümanlar ümmetierin eo hayırlısı olmak şerefine mazhar oldular. Refah ve sa'adete erdiler. Yeryüzünde 'adaleti te'sls ettiler.
Kur'a n'ın en büyük gayesi İslam'ın 'i zzet ve istiklalidir. Bunun için Cenab-ı Hak Müslümanl:ırı da'ima cihad ile mükellef kılmıştır. Müslümanlar mi.iclhededen hiçbir zaman
geri d unnayacaklar. Hak yolunda her şeylerini feda edecekler. Canlarıyla , başlanyl a uğ­
raşacaklar. Mallarını beıl etmekten çekinmeyecekler. Her türlü meşakkatlere göğüs gerecekler, her türlü sıkıntılara katlanacaklar, yine düşmana boyun eğmeyecekler. Zillete razı olnıayacaklar, küfrün hakimiyeti altına girmeyecekler.
D\'ı~manlar istedikleri kadar çok olsun. Müslüman için fütGr yoktur. Müslüman için
ye's yokru r. Düşmanın çokluğu Müslümanların 'azrnini artırır. İmanlarını kuvvetlendirir.
Müslümanlar ancak Allah'a dayanırlar ve O'na bel bağlarlar. (ElleZıne kiile lehümü'n-nase inne'n-nase kad ceme'G leküm fahşevhüm fezadehüm lmanen ve kaiG hasbüna'llahu
ve n i 'ıııe' l-vekil: O ınü ' minler içinecr-i 'azim vardı r ki bir takımla rı gelip de bunlara "Düş­
ınanb rınız sizi mahv için bütün kuvvetlerini toplamışlardır, onlardan korkunuz." dedikleri zaın•1n; bu söz onları korkutmak şöyle dursun, Allah'ın nusretine olan imanlarını artırır da "Allah bize kafidir, biz O'na dayanırız, O'na bel bağlarız. O ne güzel bel bağlana­
cak b ir Kadir-i Kayyum'dur." derler.)'
Ey Müslüman kardaşlar! Sakın, ecnebi desiseleri ne kapılmayınız. Düşman islam memleketlerine ancak küfür tohumlannı saçmak için gelir. Bütün garazlan İsliim'ı mahv et• Sebilü'r-Reşiid, 21 Receb 1339/3 1 Mart 1337 (1921), c. 19, s. 474, ss. 49-50.
3 i7 Saffaı/173.
4 i Al-i İmdin/173 .
346
tasawuf
rnek, nam u nişanını yeryüzünden kaldırmaktır. Sakın yaldızlı sözlerine aldanmayın ız.
Onlar aranıza tefrika salmak isterler. Müslümanların vahdetini tarumar etmek isterler.
Ma'aza'llah bu vahdeti kırdıktan sonra v-ataruruzı istila edecek, sizi esir halinde kullanacakl:ı r. Düşmanın pençesine düşen yerlerde dinin şe'airi kalkar, Kur'an'ın ahkamı mu'attal ö lur, İslam'ın ma'bedleri yıkılır, 'ırzları pay-mal olur, cem'iyyetleri dağılır, kalbierine
zillet ı;öker, muh1tleri ni seralet kaplar.
Uzaklara gitmeye hacet yok. Küffarın zulmünü gözlerinizle gördünüz, kulaklarınızla
işittiniz . islam için bu ne zillettir! İsiarn için bu ne felakettir! Hep hile ve desise ile düşman­
lar nice İsHim eliyarını isı11a ettiler. Ne kadar Müslüman milletleri esiret boyunduruğuna
soktu lar. Nice İslam cem'iyyetlerini perişan ettiler. Dinin me'alimini yıktı lar. İslam'ın medeniyetini çöktürdüler. En nihayet bugün savletlerini İsHim'ın kalbine tevcih ettiler. ' Asır­
Iardı n beri İshlmiyet'in yegane hamisi olan bu mu'azzam devleti yıkmak için eUerinden
gelen ınel'aneti icradan geri durınadılar. Araya türlü türlü fesadlar saldı!ar, tefrikalar soktular. Me'a't-teessüf Müslümanlar arasından düşmanın tuzaklarına düşecek ahmaklar zuhOr etti. Düşmanın bu derece zahir olan buğz ve 'adavetine karşı insan nasıl aldanır? ..
Allah'a yüz binlerle şükürler olsun ki bugün hakikat tecellt etti. Müslümanlar arasın­
da büyük bir intibah hasıl oldu. Ümitler munkatı ' olmak üzre bulunduğu bir zamanda Allah Müslümaniann kalbine sekinet verdi. Dağılmak üzre bulunan merkez-i İslam yeniden
hayiiı buldu. Mahv oldu zannedilen bu mu'azzam devlet yeniden canlandı. Esaret boyundunığuna girdi zannedilen Anadolu Müslümanları arslanlar gibi kükreyerek yine şehamet
meydanına atıldı. Bu, Cenab-ı Hakk'ın büyük bir fazi ve keremidir.
Ey Anadolu'nun kahraman İslam mücihidleri! Siz olmasaydınız bina-yı İslam yıkılırdı.
Siz bugün Kur'an'ı yaşatıyorsunuz. Her tara.fınızı düşınan sarınışken hiçbir şeyden yılma ­
yarak gaza meydanlarında cin veriyor, İslam'ı müdiifa'a ediyorsunuz. Bu, ne büyük şeref­
tir! H:ık yolunda mücahede eden, Hak uğrunda sabır ve sebat eden Müslümanlar mutlaka
galebe çalacaktır. Allah'ın nusreti sizin üzerinizedir. Sakın , düşmanların çokluğu ndan kalbinize fütur 'arız olması n. (Kem min fi'etin kaliletin galebet fieten keslreten bi-izni'IHih). 5
Sizin dayanacak yeriniz Allah'tır. Allah ise Hak yolunda ınüciihede edenlerle beraberdir.
Hem siz yalnız değilsiniz. Yüzlerce milyon Müslüman gözlerini sizlere dikmiştir. Sizin
sabrın ız, düşmana karşı göğüs gererek metanet göstermeniz bütün İslam 'aleminde bir intibah uyandırmıştır. Her taraftaki Müslüman milletler kımıldıyor, istiklallerini müdafa'a ediyor. Üzerlerindeki zulüm ve küfür kiibusunu atmaya savaşıyor. Bütün İslam 'iileminde bu
intibahı, bu hareketi uyandıran sizin şehameıiniz, sizin celaletinizdir. Siz İslam'ın kurretü'l'aynısınız. Siz AIHih'ın tevfikine mazhar bir milletsiniz. Muhakkak galebe İslam'ındır. Fetih
ve zafer yakındır. Siz Hak yolunda cihadda sebat ettikçe, bu din-i müblnin ahkamını lerada kusur etıneçlikçe, A!Hih'ın gösterdiği doğru yoldan ayrılmaciıkça emin olunuz ki hiçbir
kuvvet sizin cem'iyyetinizi dağıtamaz, saltanatınızı yıkamaz, şevketinizi söndüremez.
Aman kardeşlerim, bu sabır ve sebatta devam ediniz. Sakın aranıza ihtilaf düşmesin.
Millelleri serir-i şevketten haziz-i esarete düşüren tefrikad ır, i htiliiftı r. Hepiniz kardeşsiniz .
Hepinizin menfa'ati, sa'adeti müşterektir. Her hususta toplu hareket ediniz. Cema'atten
ayrılıııayınız. Tefrikayı, şikakı düşmaniara bırakınız. Zaten onların arasına Allah buğz ve
'ada vet il ka etmişdir. Onlar küfürleri sebebiyle bu 'adaveti teşdid ederler. Siz MüslümanS .. .. Nice az topluluk çok topluluğa
Allah'ın
izniyle üstün gelmiştir ... ", 2 Ba kara/249.
zülfikar güngör/sebflü'r-reşad'dan
347
sınız. Müslümanın şi'arı
vahdettir, cema'attir. Cema'atten uzaklaşmak Müslümana yakış­
maz. Düşmanı ser-nigGn edinceye kadar kılıçlarınızı kın ına koymayınız. Güzel memlekerlerinizi düşmandan tathir edinceye kadar gaza meydanlarından ayrılmayınız. Bu yol
Hak yoludur, bu yol Allah yoludur. Dinin ahkamına sarılınız. Kur'an'ın emirlerini icra,
nehiylerinden imtina' ediniz. Genab-ı Hakk'ın Zat-ı UIOhiyyetine izafe ederek galibiyetle
tebşlr buyu rduğu "cünd-i İlahi-Allah ordusu" olmaya çalışınız. Ve inne cündena lehüınü'l­
galibOn." Nasrun mina'liahi ve fethun karib.' Hüve'l-Hayyu la ilahe illa hO. Fe'd'Ghu muhlisine lehü'ddin. Ve'lhamdü li'lliihi Rabbi'l-'alemln.•
"Muhakkaktır ki galebe edecek olanlar ancak bizim otdulanmızdır.". 37 Saffat/173.
7 " Y;ırdım Allah'tandır ve fetih yakındır.", 61 Saff/13.
8 "O diridir, O'ndan başka ilah yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvann. Övgü :ilemlerin Habb'i olan Allah içindir." 40 Mü'min/65.
6
~Ailah ' ı
sevebilmek için elçisini sevmek gerekir. Habibullah'ı,
Babib-i Kibriya' yı sevmek gerekir. Gönüllerimizi
onu sevebilcek hale getirmek gerekir. Bize Allah'ın yolunu, aşkın
yolunu gösteren bu elçiye önce hayran olmak gerekir. Yaşadıkl a rı­
nı, hissettiklerini rahayyül etmek gerekir. Onu sevinçleriyle, hüzünleriyle duymak gerekir. Taif'teki sı kıntısını, Hicret'leki e ndişesi­
ni , Fetih'teki fıriisetini yaşamak gerekir. Bütün bunlar sevgiyi çoğaltan , sevgiyi üreten programlardır. Rabıta denen §ey de budur.
H::ı bib-i Hüd a'yı,
Rabıta, bir muhabbet eğitimidir. Sevgiyi ve sevgilinin yolunu gösterenleri yadetmekrir. Rabıta bir sevgi akışıdır; aşılda m~ukun sözleşmeyi yenilemesidir. n
Mustafa Kara•
• (M usta ra K:ır:ı. Gönill Mektuplı:ırı. istanbul 1000, s. ı '5)
Download