mustafa kemal`in hayatı

advertisement
1
MUSTAFA KEMAL’İN HAYATI
 1881 Selanik’te doğdu.
 Babası Ali Rıza Efendi (dede Kızıl Ahmet Efendi
(öğretmen) - Kocacık Yörüklerinden).
 Annesi Zübeyde Hanım (dede Sofuzade
Feyzullah Efendi - Konyar Yörüklerinden)
 Kardeşleri: Fatma, Ahmet, Ömer, Naciye ve
Makbule’dir.
 Ali Rıza Efendi Selanik’te Asakiri Milliye
Taburunda üsteğmen, Vakıflar idaresinde 2.
kâtip, Rüsumat Dairesinde gümrük muhafaza
memurluğu yapmıştır. Memurluktan ayrıldıktan
sonra kereste tüccarlığı ile uğraşmıştır.
 Mustafa’nın doğduğu yıllarda Makedonya
bölgesinin önemli şehirlerinden biri olan Selanik
çeşitli uluslardan insanları ve kültürleri
barındıran yapısıyla, hareketli siyasal, kültürel ve
ekonomik yaşamıyla İstanbul’dan sonra en
zengin kentlerden biriydi. Limanıyla Ege
Denizi’ne açılan Selanik, demir yolu ile Üsküp,
Belgrat, Manastır ve İstanbul’a bağlanmıştı.
Selanik, Osmanlı sınırları içerisinde sosyal,
ekonomik ve kültürel açıdan gelişmiş yerleşim
merkezlerinin başında gelmekteydi. Bu yönüyle
Osmanlı Devleti’nin Batı’ya açılan kapısı
konumundaydı. Avrupa’da oluşan yeni fikirler ve
düşünceler Osmanlı topraklarında önce Selanik’e
ulaşırdı.
 Makedonya Milliyetçilik akımının etkisiyle
meydana gelen ayrılıkçı isyanların görüldüğü bir
yerdi. Buna karşı meşrutiyet yanlısı olan Osmanlı
aydınları bu bölgedeki teşkilatlanması oldukça
güçlüydü.
 Bu şartlar Mustafa Kemal’in düşünce yapısını ve
kişiliğini etkilemiştir. Özgürlükçü ve yenilikçi
fikirlerle tanışmasını sağlamıştır.
Okuduğu Okullar
 İlk önce Mahalle Mektebine birkaç gün sonra
Şemsi Efendi İlkokuluna yazıldı. Bu esnada
babasını kaybedince bir müddet Langaza’da bir
çiftlikte kâhyalık yapan dayısının yanında kaldı.
Annesi Selanik’e teyzesinin yanına gönderildi ve
Mülkiye Rüştiyesine kaydoldu. Bir yıl sonra
Selanik Askeri Rüştiyesi sınavlarını kazanarak
buraya başladı. Matematik öğretmeni Mustafa
Bey tarafından kendisine ek olarak Kemal adı
verildi. Manastır Askeri İdadisine başladığında
ilk kez Selanik dışına çıkmış oldu. Burada tanıştığı
Ömer Naci, Mustafa Kemal’in hitabet ve
edebiyat sevgisinin, yazı yazma yeteneğinin
gelişmesinde etkin rol oynadı. Mehmet Emin
Yurdakul, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Namık
Kemal gibi yazarları okudu. Arkadaşı Fethi Bey’in
telkinleriyle Jean Jacques Rousseau,
Montesquieu, Voltaire gibi Avrupalı filozof ve
düşünürleri okumaya başladı. Fransızcasını
burada ilerletti. Manastır Askerî İdadisi, Mustafa
Kemal’in ülke sorunları, vatan ve millet sevgisi,
milliyetçilik ve özgürlük gibi düşüncelerinin
gelişmesinde önemli bir etken olmuştu. 1899’da
İstanbul’da Harp Okulu’na başladı. Mustafa
Kemal’in bulunduğu Beyoğlu ve Galata semtleri;
tiyatro, konser, balo gibi sosyal ve kültürel
faaliyetlerin düzenlendiği, Avrupalı devletlerin
elçiliklerinin yoğun olarak bulunduğu, âdeta
İstanbul’un Avrupa’ya açılan bir penceresi
konumundaydı. Harp Okulundayken
arkadaşlarıyla gizlice gazete çıkartıp elden ele
dolaştırdılar. Ali Fuat (Cebesoy) ile burada
tanıştı. Daha sonra İstanbul’da bulunan Harp
Akademisine girdi. 1905 yılında Kurmay yüzbaşı
olarak göreve başladı. Harp Okulu ve Harp
Akademisindeki eğitimi Mustafa Kemal’in
olgunlaşmasında, yeni bir dünya görüşünü
benimseyerek idealist bir kişilik kazanmasında
önemli rol oynamıştır.
1919’a Kadar
 Mustafa Kemal ilk olarak 1905 yılında Şam’da 5.
Ordu’da göreve başladı. Burada Vatan ve
Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
 1907’de Kolağası rütbesiyle Makedonya’daki 3.
Ordu’ya atandı. Kurduğu cemiyeti İttihat ve
Terakki Cemiyeti ile birleştirdi. Bu cemiyetin
yasal ve sivil bir cemiyete dönüşmesi gerektiği ile
ilgili fikirleri yüzünden cemiyetin ileri
gelenlerinin tepkisini çekti. Trablusgarp’a
görevlendirildi. Dönüşte 3. Ordu’nun Selanik
Tümeni kurmay başkanlığına atandı.
 31 Mart İsyanını bastırmak üzere oluşturulan
Hareket Ordusu’nda kurmay başkan olarak görev
aldı. Fikir ayrılığına düştüğü İttihat ve Terakki C.
ile yollarını ayırdı.
 1910’da Fransa’da düzenlenen Pikardi
Manevralarına giden heyete seçildi.
 1911’de patlak veren Trablusgarp Savaşına
gönüllü bir subay olarak katıldı. Tobruk ve
Derne’de gösterdiği başarılarla binbaşılığa terfi
etti.
 Balkan Savaşlarından sonra 1913’te Sofya’ya
ateşemiliter olarak atandı. Burada yarbaylık
rütbesine yükseldi.
 Dünya savaşının çıktığı sırada 19. Tümen
Komutanlığına atanmış, Arıburnu ve Anafartalar
bölgesi komutanı olmuştu.
 Dünya Savaşında Çanakkale Cephesinde
Arıburnu’nda, Anafartalar’da, Seddülbahir ve
Conkbayırı’nda gösterdiği başarılarla Albaylığa
yükselmiş ve Türk milleti tarafından iyice
tanınmıştır.
 Kafkas Cephesine giderek Muş ve Bitlis’i
Ruslardan geri almış ve generalliğe terfi etmiştir.
Doğu Anadolu ahalisi tarafından tanınmıştır.
 1917’de Suriye Cephesindeki 7. Ordu’ya atandı.
Alman General Falkenhein ile anlaşmazlığa
düşünce görevinden ayrılarak İstanbul’a geldi.
Veliaht Vahdettin ile Almanya seyahatine emir
subayı olarak katıldı. 1918’de tekrar Yıldırım
Orduları Grup Komutanlığına verilen Mustafa
Kemal bu cephede dağılan Osmanlı birliklerini
toparlayarak geri çekti ve Halep’te kurduğu
savunma hattı ile İngilizleri durdurmayı başardı.
Yıldırım Orduları Grup Komutanı olan Mustafa
Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması
imzalandıktan sonra ordusu lağvedilince
İstanbul’a döndü. 1919’da 9. Ordu Müfettişliğine
atanarak Samsun’a çıktı.
 Mustafa Kemal’in kişisel özellikleri: Vatan ve
ulus sevgisi – mantıklı ve gerçekçiliği – yaratıcılığı
– İdealistliği – İleri görüşlülüğü – Önderliği –
gurura ve umutsuzluğa yer vermemesi –
birleştirici ve bütünleştiriciliği – devrimciliği –
çok cepheliliği
 Kitaplarından:

Takımın Muharebe Talimi, General
Litzmann’dan Tercüme (Selanik - 1908)

Cumalı Ordugâhı. Süvari Bölük, Alay, Liva
(tugay) Talim ve Manevraları(Selanik - 1909

Beşinci Kolordu Erkânıharbiye Tabiye ve
Tatbikat Seyahati (Selanik - 1911)

Bölüğün Muharebe Talimi. General
Litzmann’dan Tercüme (İstanbul - 1912)

Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (İstanbul 1918)
20. YY. BAŞYARINDA OSMANLI DEVLETİNİN
DURUMU
 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi. (Kanuni
Esasi’de yapılan değişiklikle meclis padişahtan
üstün konuma geldi) Bu sırada Bulgaristan
bağımsızlını ilan etti.
 Yönetim İttihat ve Terakki Partisinin eline geçti.
 31 Mart Vakası Hareket Ordusu tarafından
bastırıldı. (Osmanlı tarihinde rejimi değiştirmeye
yönelik çıkan ilk ayaklanmadır)
 II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V.
Mehmet Reşat getirildi.
 Vergi gelirlerinin çoğu dış borçlara karşılık
Duyunu Umumiye İdaresi’ne gidiyordu.
 Azınlık ayaklanmaları devam ediyordu.
 Kaybedilen topraklardan olan göçle Anadolu’da
Türk nüfusu azınlık nüfusuna oranla artıyordu.
 Elektrik, tramvay, otomobil, telefon, telgraf;
resim, opera, bale, tiyatro günlük hayata
girmeye başlamıştı.
2
 Basın yayın organlarının sayısı artmıştı.
 Kız öğrencilerin de yer aldığı yükseköğrenim
kurumları yaygınlaşıyordu.
 Bu durumdan yararlanan Osmanlı Devleti
Kırklareli ve Edirne’yi geri aldı.
 Balkan devletleri aralarında Bükreş Antlaşmasını
(1913) imzaladılar.
TRABLUSGRP SAVAŞI ( 1911-1912)
 Osmanlı Devletinin bölgeyi savunamayacak
durumda olması üzerine kendisine sömürge
arayan İtalya saldırıya geçti.
 Gönüllü subaylar (M. Kemal, Enver Bey) bölgeyi
savunmaya çalıştı.
 Balkan Savaşı çıkınca subaylar geri çağrıldı.
 İtalya ile Uşi Antlaşması (1912) yapıldı.
 Trablusgarp İtalya’ya verildi. Oniki Adalar Balkan
Savaşları bitene kadar geçici olarak İtalyanlara
bırakıldı.
 Osmanlı Devleti Afrika’daki son toprak parçasını
kaybetti.
I. BALKAN SAVAŞI (1912)
 Balkan milletlerinin topraklarını genişletmek
istemesi ve Rusya’nın uyguladığı Panslavizm
politikası gereğince bu milletleri desteklemesi
savaşın temel sebepleridir.
 Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Karadağ
birleşerek Osmanlı Devletine saldırdı.
 Bu sırada Arnavutluk bağımsızlığını ilan ederek
Osmanlıdan ayrılan son Balkan topluluğu oldu.
 Savaşa hazırlıksız yakalanması ve komutanlar
arasındaki siyasi fikir ayrılıkları yüzünden
Osmanlı Devleti yenildi.
 Londra Antlaşmasıyla (1913) Osmanlı Devleti
Midye- Enez çizgisine çekildi. Bozcaada ve
Gökçeada haricindeki Ege adalarını ve Balkan
topraklarını kaybetti.
II. BALKAN SAVAŞI (1913)
 I. Balkan Savaşında en çok toprağı alan
Bulgaristan anlaşmaya yanaşmayınca Sırbistan,
Romanya ve Karadağ birleşerek Bulgaristan’a
saldırdı.
 Osmanlı Devleti Bulgaristan ile İstanbul
Antlaşmasını (1913) yaptı. Meriç Nehri sınır
kabul edildi. Bulgaristan’daki Türklerin hakları
garantiye alındı.
 Yunanistan ile yapılan Atina Antlaşmasıyla
Bozcaada, Gökçeada dışındaki bütün Ege adaları
Yunanistan’a bırakıldı.
 Sırbistan ile yapılan İstanbul Antlaşmasıyla
(1913) orada kalan Türklerin hakları garanti
altına alındı.
I. DÜNYA SAVAŞI
Genel Sebepleri:
 Milliyetçilik akımının etkisi
 Avrupalı devletlerarasındaki sömürgecilik yarışı
ve gruplaşmalar
Özel Sebepler:
Yine de yalnız kalmamak için önce İtilaf
devletlerine müracaat etmişti. Ancak Osmanlı
topraklarını paylaşmayı düşünen ve Rusya’yı
küstürmek istemeyen İngiltere ve Fransa
Osmanlıyı reddetmişti. İttihat ve Terakki ileri
gelenlerinin Almanya’ya duyduğu yakınlık ve
İtilaf devletlerinin ortaya koyduğu güvenilmez
tutumlar Osmanlıyı Almanya’nın yanına itti.
Almanya’nın Osmanlı Devletini Savaşa Sokmak
İstemesinin Sebepleri:
 Savaşı geniş alana yaymak ve yükünü
hafifletmek
 İngilizlerin Uzakdoğu sömürgeleriyle bağlantısını
kesmek
 Halifelik makamının gücünden yararlanmak
 Osmanlı topraklarındaki kaynaklardan
yararlanmak
 Rusların müttefikleriyle bağlantısını kesmek
 Avusturya-Macaristan İmp.’u veliahttı Bosna’da
bir Sırplı tarafından öldürüldü. Avs-Mac.’ın
Sırbistan’a savaş açmasıyla I. Dünya Savaşı
başlamış oldu.
 İngiltere’nin Almanya’dan duyduğu rahatsızlık
 Hazırlıkların tamamlanması ve zorlu coğrafi
koşular sebebiyle yenilgiye uğradık
 Ruslar doğuda birçok toprağımızı ele geçirdi
 Çanakkale zaferinden sonra M. Kemal bu
bölgeye gelerek Muş ve Bitlis’i Ruslardan geri
aldı
 Çarlık rejiminin yıkılmasıyla Bolşeviklerle yapılan
Brest-Litowsk Antlaşmasıyla (3 Mart 1918) bu
cephe kapandı
Çanakkale Cephesi
 İtilaf devletleri Osmanlı Devleti’ne son vermek
ve Rusya’ya yardım ulaştırmak için Çanakkale
Boğazından taarruza kalktılar
 Önce deniz (18 Mart 1915) sonra kara
muharebelerinde yenilgiye uğradılar
 Bu başarısızlığın sonucunda yardım alamayan
Rusya’da ihtilal sonucu rejim değişti ve savaştan
çekildiler, savaş uzadı, Bulgaristan İttifak
Devletleri tarafına katıldı, M. Kemal başarılarıyla
halk arasında daha çok tanındı
 I. Dünya Savaşı’nda başarılı olduğumuz tek
cephedir
 Fransa’nın Almanya’ya olan düşmanlığı
Osmanlı Devletinin Savaşa Girmesi:
Süveyş (Kanal) Cephesi
 Balkanlarda Rusya ve Avusturya-Macaristan
 Almanya ile gizli bir antlaşma yapıldı.
 Mısır’ı geri almak ve İngilizlerin Hindistan ile
mücadelesi
 Rusların denizlere açılma amacı
İtilaf Devletleri: İngiltere - Fransa - Rusya
İttifak Devletleri: Almanya - Avusturya-Macaristan
İmp.- İtalya
 Akdeniz’de İngilizler tarafından kovalanan iki
Alman gemisi Goben ve Breslav boğazlara
sığındı. Osmanlı Devleti bu iki gemiyi satın aldı.
 Adları Yavuz ve Midilli olarak değiştirilen bu iki
gemi gizlice Rus limanlarını bombalayınca
Rusların savaş açmasıyla Osmanlı Devleti savaşa
girmiş oldu.
Osmanlı Devletinin Savaşa Girme Sebepleri
SAVAŞTIĞIMIZ CEPHELER
 Siyasi yalnızlıktan kurtulma isteği
Kafkas Cephesi
 Kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi
 Almanya’nın savaşı kazanacağına duyulan inanç
 Savaşın
başında Osmanlı Devleti tarafsızlığını ilan
ederek kapitülasyonları tek taraflı kaldırmıştı.
 Rusları Anadolu’dan atmak, Orta Asya Türkleriyle
bağlantıya geçmek, Bakü petrollerine ulaşmak ve
İngilizlerin Hindistan ile olan bağını koparmak
için taarruza geçtik
bağlantısını kesmek için yaptığımız taarruzlarda
başarısız olduk
 Kafkas ve Kanal cepheleri taarruz, diğerleri
savunma cephelerimizdir
Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin, Irak Cepheleri
 Bu cephelerde İngilizler petrol bölgelerini ele
geçirmek, Hindistan ile olan bağlantısını güvence
altına almak ve Rusya’ya yardım ulaştırmak
istemiştir
 Kut’ül Amare gibi birkaç yerde başarı elde etsek
de İngilizleri durdurmayı başaramadık
3
 Suriye cephesinde M. Kemal dağılan ordumuzu
toparlayarak Halep’te kurduğu savunma hattı ile
İngilizleri durdurmuştur
 Sınırlarımız dışında müttefiklerimize yardım için
Romanya, Makedonya ve Galiçya cephelerinde
savaştık. Rusya’nın savaştan çekilmesiyle bu
cepheler kapanmıştır
İTİLAF DEVLETLERİNİN YAPTIĞI GİZLİ
ANTLAŞMALAR
İstanbul Ant. (1915): Boğazlar Rusya’ya verildi
Londra Ant. (1916): Antalya ve çevresi İtalya’ya
verildi
Sykes-Picot Ant. (1916): İngiltere ve Fransa
Osmanlının Ortadoğu topraklarını aralarında
paylaştılar
Petrograt Ant. (1916): Ruslara Doğu Anadolu ve
Doğu Karadeniz’den bazı yerler verildi
Mc Mahon Ant. (1916): Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’e
bir devlet vaat edildi
St Jean de Maurienne Ant. (1917): İtalya’ya İzmir
ve çevresi verildi
I. Dünya Savaşı’nın Sona Ermesi
Almanya’nın ABD’ye ait ticaret ve yolcu gemilerini
batırması üzerine ABD savaşa girdi. Bu durum
savaşın seyrini değiştirdi ve üstünlük İtilaf
Devletlerine geçti. Yapılan ateşkes antlaşmalarıyla
savaş sona erdi.
Wilson Prensipleri (8 Ocak 1918)
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson’ın
yayınladığı ilkelerdir.
Bazı maddeleri şunlardır:
• Galip devletler topraklarını genişletmeyecek.
• Milletler, kendi geleceklerine kendileri karar
verecek.
• Yenilen devletler savaş tazminatı ödemeyecek.
• Osmanlı Devleti’nde Türklerin oturdukları
bölgelerde Türk egemenliği sağlanacak.
• Dünyada barışı sağlayacak bir teşkilat kurulacak.
I. Dünya Savaşı’nın Sonuçları
 Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya - Macaristan
İmparatorluğu, Alman İmparatorluğu ve Rus
İmparatorluğu parçalandı
 Litvanya, Letonya, Estonya, Finlandiya,
Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya, Macaristan
ve Sovyetler Birliği gibi devletler kuruldu
 Sivil savunma teşkilatlarının önemi arttı
 İlk kez uçak, denizaltı, zehirli gaz ve zırhlı araçlar
kullanıldı
 Komünizm, Nazizm ve Faşizm gibi rejimler
kuruldu
 Sömürgecilik mandacılık adı altında devam etti
 Dünya barışını tesis etmek içim Cemiyeti Akvam
(Miletler Cemiyeti) kuruldu
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
 Osmanlı Devleti İtilaf Devletleri ile Limni
Adasının Mondros Limanında bu antlaşmayı
imzaladı
 Bu antlaşma ile İtilaf Devletleri Osmanlı
ülkesindeki ulaşım ve iletişimi (boğazlar,
limanlar, demiryolları, telefon, telgraf vb)
kontrol altına alıyor, Osmanlı ordusu dağıtılıp
silahlarına el konuluyordu. Doğuda bir Ermeni
devletinin kurulmasına zemin hazırlanıyordu (24.
Madde: Altı doğu ilinde karışıklık çıkarsa güvenlik
gerekçesi ile o bölgeler işgal edilebilecek). 7.
Madde ile tüm Osmanlı toprakları işgale açık
hale geliyordu (Herhangi bir yerde karışıklık
çıkarsa güvenlik gerekçesiyle işgal edilebilecek).
 Mondros’tan sonra yurdumuzda ilk işgale
uğrayan yer İngilizler tarafından işgal edilen
Musul’dur
 İşgaller karşısında
ilk direniş Fransızlara karşı
Hatay Dörtyol’da gösterilmiştir
 İşgaller karşısında Osmanlı Devleti İtilaf
Devletlerinin baskısı altında pasif kalmıştır
 İşgaller karşısında M. Kemal tam
bağımsızlığı
elde etmek için sonuna kadar mücadele fikrini
benimsemiştir
Barış Antlaşmaları
 Türk milleti
Almanya – Versay
Avusturya – Sen Cermen
Bulgaristan – Nöyyi
Macaristan – Triyanon
Osmanlı – Sevr
ise bölgesel direniş birlikleri (Kuvayı
Milliye) kurarak mücadele etmeye başlamıştır
Bu birlikler;
İşgalci güçlere karşı mücadele ederek düzenli
orduya geçilinceye kadar zaman kazanılmasını
sağlamışlardır. İşgalleri yavaşlatmış, işgalci
güçleri yıpratmışlardır.
TBMM’ye karşı çıkan ayaklanmaların
bastırılmasında görev yapmışlardır.
Direnişin başlamasını ve genişletilmesini
sağlamışlar, milli bilincin uyanmasına katkı
sağlamışlardır.
 İtilaf Devletlerine ait bir donanma 13 Kasım
1918’de İstanbul Boğazı’na demirlemiştir
Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)
 Birinci Dünya Savaşı sonunda yenilen devletlerin
durumlarını görüşmek üzere, Paris Barış
Konferansı toplandı. Yapılacak barış
antlaşmalarının şartları belirlendi
 İtalyanlara vaat edilen İzmir ve çevresinin
Yunanlılara verilmesi kararlaştırıldı (İngiltere o
bölgede güçlü bir İtalya yerine daha zayıf
Yunanistan’ı tercih etmiştir
 Milletler Cemiyeti’nin kurulması kararı alındı
 Ermeniler ise konferansta umduklarını
bulamadılar
 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e asker
çıkardılar. Gazeteci Hasan Tahsin’in Yunanlılara
attığı ilk kurşun Batı cephesindeki direnişin
başlangıcı oldu
 Amiral Bristol Raporu (11 Ekim 1919)
Yunan
iddialarının asılsız ve işgalin haksız olduğunu,
bizim haklılığımızı ortaya koyan önemli bir
rapordur
CEMİYETLER
Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler
Mavri Mira (Kara Gün) Cemiyeti: İstanbul Rum
Patrikhanesine bağlı olarak kurulan cemiyet,
Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurmak
istiyordu.
Etnikieterya: Büyük Yunan Krallığı ve Trabzon
dolaylarında Rum Pontus Devleti kurmak amacıyla
çalışmalar yapmış zararlı bir cemiyettir.
Pontus Rum Cemiyeti: Doğu Karadeniz
Bölgesi’nde Rum Pontus Devleti kurmak için
çalışmalar yapmıştır.
Ermeni İntikam Alayı: Doğu Anadolu’daki altı ilde
bir Ermeni Devleti kurmak için çalışmalar
yapmıştır.
Hınçak ve Taşnak Cemiyeti: Bu cemiyetin amacı,
Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmaktı.
Alyans İsrailit ve Macabi Cemiyetleri: İsrail
devletini kurmayı amaçlamışlardır.
Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler
Kürt Teali ( Kürtleri Yükseltme) Cemiyeti:
Cemiyetin amacı Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nde bir devlet kurmaktı.
Teali İslam (İslam’ı Yükseltme) Cemiyeti: Amaçları
halifelik ve saltanatın kurtarılması için İslâm
ümmetinin birleşmesini sağlamaktır. Milli
mücadelenin karşısında yer almıştır.
İngiliz Muhipleri (Sevenleri) Cemiyeti: İngiliz
mandasını isteyenler tarafından kurulmuştur.
Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası: Kurtuluşun
padişaha ve halifeye bağlı olmakla mümkün
olacağını düşünenler tarafından kurulmuştur.
4
Wilson ilkeleri Cemiyeti: Amerikan mandasını
isteyenler tarafından kurulmuştur.
MİLLÎ MÜCADELE’NİN HAZIRLIK
ÇALIŞMALARI
Hürriyet ve İtilâf Fırkası: İttihat ve Terakki
Partisi’ne karşı kurulmuştur. Milli Mücadelenin
karşısında yer almıştır ve TBMM’ye karşı çıkan iç
isyanları desteklemiştir.
Samsun ve çevresinde çıkan karışıklıklardan
Türkleri sorumlu tutan İngilizler bu sorunun
çözülmesini istediler. M. Kemal 9. Ordu Müfettişi
olarak görevlendirildi. 16 Mayıs’ta yola çıkan M.
Kemal 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile
Samsun’a vardı. Böylece Milli Mücadele başlamış
oldu.
Milli Cemiyetler
Şark Vilayetleri Müdafaayı hukukumilliye
Cemiyeti (Doğu Anadolu MHC): Doğuda
Ermenilere karşı kurulmuştur.
alınınca hem bu görevinden hem de ordudan
istifa ederek ayrılmış ve yola bir sivil olarak
devam etmiştir.
Erzurum Kongresi ((23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)
 Doğu Anadolu MHC ve Trabzon ve Havalisi MHC
tarafından düzenlenmiştir.
 Kongre başkanlığını M. Kemal yapmıştır.
 Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür,
bölünemez. (İlk kez milli sınırlardan
bahsedilmiştir.)
Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)
Trakya – Paşaeli Müdafaayıhukuk Cemiyeti
(Trakya – Paşaeli Haklarını Savunma Cemiyeti):
Trakya’da Yunanlılara karşı kurulmuştur.
Samsun’dan Havza’ya geçen M. Kemal burada bir
genelge yayınladı.(Milli mücadelede yayınlanan ilk
genelgedir)
 Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı
Trabzon Muhafazayıhukukumilliye Cemiyeti
(Trabzon Millî Haklarını Koruma Cemiyeti):
Trabzon ve çevresinde Rumlara karşı kurulmuştur.
 Mitingler düzenlenerek işgallerin
 İşgallere karşı İstanbul Hükümeti’nin kayıtsız
Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinde Fransız
ve Ermenilere karşı kurulmuştur.
İzmir Müdafaayıhukukuosmaniye Cemiyeti (İzmir
Osmanlı Haklarını Savunma Derneği): Yunan
işgaline karşı basın-yayın yoluyla mücadele
etmiştir.
Reddi İlhak Cemiyeti: Yunan işgaline karşı silahlı
direnişte bulunmuştur.
Millî Kongre Cemiyeti: İşgaller karşısında basınyayın yoluyla mücadele etmiştir. Kuvayı Milliye
terimini ilk kez bunlar kullanmıştır.
Anadolu Kadınları Müdafaaivatan Cemiyeti: Türk
kadınını Millî Mücadele içine çekmek için
kurulmuştur. Ordunun eksiklerinin giderilmesi
amacıyla çalışmalar yapmışlar ve işgalleri, işgalci
güçlerin merkezine çektikleri telgraflarla protesto
etmişlerdir.
Asri Kadınlar Cemiyeti: 1919 yılının başlarında
özellikle üniversite öğrencileri ve ileri gelen
vatansever kadınların kurdukları bir millî
cemiyettir.
protesto
edilmesini,
 Gösteriler sırasında Hristiyan halka kötü
davranılmamasını,
 Büyük devletlerin temsilciliklerine ve Osmanlı
Hükûmetine uyarı telgrafları çekilmesini istedi.
Osmanlı Devleti’nin dağıtılması durumunda
millet topluca mücadele edecektir.
kalması durumunda geçici bir hükümet
kurulacaktır. Hükümet üyeleri milli kongre
tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamışsa
üyeler Temsil Heyeti’nce belirlenecektir. (9 kişilik
bölgesel Temsil Heyeti krulacak)
 Kuvayi milliye’yi amil, milli iradeyi hâkim kılmak
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
 Bu genelge M. Kemal, Rauf Orbay, Refet Bele ve
Ali Fuat Cebesoy tarafından imzalanmış; Kazım
Karabekir ile ordu müfettişi Cemal Paşa
tarafından telgrafla onaylanmıştır.
 Kurtuluş Savaşı’nın gerekçesi (Vatanın
bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir;
İstanbul hükümeti sorumluluklarını yerine
getirememektedir…)
 Kurtuluş Savaşı’nın amacı (milletin
bağımsızlığını…) yöntemi (…yine milletin azim ve
kararı kurtaracaktır) ortaya konulmuştur.
 Milli Egemenlik ve milli devlet düşünceleri ilk kez
ortaya çıkmıştır. (…yine milletin azim ve kararı… ;
…mili bir heyet kurulmalıdır.)
 Sivas Kongresinin toplanması kararlaştırılmıştır.
 Ulusal mücadelenin programı oluşturulmuştur.
 Bu olaydan sonra M. Kemal geri çağrılmış ancak
emre uymamıştır. Ordu müfettişliği görevinden
esastır. (açıkça milli egemenlik vurgusu)
 Manda ve Himaye kabul olunamaz. (ilk kez
reddediliyor)
 Azınlıklara siyasi üstünlük ve sosyal dengeyi
bozucu ayrıcalıklar verilemez. (Islahat Fermanına
vurgu)
 Milli meclisin derhal toplanması ve hükümet
çalışmalarının meclisin denetimine girmesi
gerekir.
 Ulusal irade padişah ve halifeyi kurtaracaktır.
 Erzurum Kongresi kararları TBMM’nin kuruluş
ruhuna, Mudanya Ateşkes Antlaşmasına ve
Lozan Barış Antlaşmasına bizim açımızdan temel
teşkil eder.
Balıkesir Kongresi (26 - 31 Temmuz 1919) ve
Alaşehir Kongresi (16 - 25 Ağustos 1919)
Yunan işgaline karşı toplanmış bölgesel
kongrelerdir. Batı Cephesini örgütlemiştir
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
 Erzurum Kongresi kararları gözden geçirilerek
kabul edildi
 Manda ve himaye kesin olarak reddedildi
 Bütün cemiyetler Anadolu ve Rumeli MHC adı
altında birleştirildi (milli mücadelede birlik ve
bütünlük sağlandı)
 Temsil Heyeti’nin sayısı on beşe çıkartılarak
bütün yurdu temsil eder hale getirildi (TBMM
açılana kadar görev yapacaktır)
 Hukukumuza saygılı olan devletlerden dış yardım
alınabileceği belirtildi
 İradeimilliye Gazetesinin çıkartılması
kararlaştırıldı
 Ali Fuat Cebesoy Batı Cephesi Kuvayı Milliye
Birlikleri komutanlığına atandı (Temsil Heyeti’nin
ilk icraatı)
 Bu gelişmeler üzerine Damat Ferit Paşa
Hükümeti istifa etti. Bu Temsil Heyeti’nin ilk
siyasi başarısı oldu)
Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)
 Damat Ferit Paşa’nın yerine sadrazam olan Ali
Rıza Paşa Bahriye Nazırı(Donanma Bakanı) Salih
Paşa’yı Temsil Heyeti ile görüşmeler yapmakla
görevlendirdi. Salih Paşa ile Mustafa Kemal
arasındaki görüşmeler Amasya’da yapıldı.
 Vatanın bütünlüğünün milletin bağımsızlığının
sağlanması, yapılacak anlaşmalarda Temsil
Heyetinin onayının alınması, manda ve
himayenin reddedilmesi, azınlıklara aleyhimizde
haklar verilmemesi, Meclisi Mebusan’ın güvenli
bir yerde toplanması, Anadolu ve Rumeli
MHC’nin İstanbul Hükümetince tanınması gibi
kararlar alındı.
 Amasya Görüşmelerinin
en önemli sonucu
Osmanlı Hükûmetinin, Temsil Heyetini ve
böylece Anadolu’daki millî hareketi resmen
tanımış olmasıdır.
5
 Ali Rıza Paşa bu kararlardan sadece Meclisi
Mebusan’ın toplanmasını (İstanbul’da) kabul
etmiştir.
Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık
1919)
 Ankara’nın merkezi bir konumda olması
 Ankara’yı savunma kolaylığı
 Ulaşım ve haberleşme yönünden elverişli olması
 İstanbul’a ve Batı Cephesi’ne yakın olması
 Henüz işgale uğramamış olması
 Ankara halkının milli mücadele yanlısı olması
TBMM’nin Açılması (23 Nisan 1920)
 Meclisi Mebusan’ın dağıtılması üzerine 19 Mart
1920’de seçimlere gidildi.
 Toplanan milletvekilleri ile TBMM açıldı.
 24 Nisan 1920’de M. Kemal’in önergesi kabul
edildi. Buna göre;
 Hükümet kurmak mecburidir.
 Geçici de olsa sadaret kaymakamı atamak doğru
değildir.
 TBMM’nin üstünde güç yoktur.
 Yasama, yürütme ve yargı yetkileri TBMM’ye
aittir.
gibi sebeplerden dolayı Ankara Mille Mücadelenin
yönetim merkezi olarak tercih edilmiş ve Temsil
Heyeti buraya gelip yerleşmiştir.
 Hükümet, meclis
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misakımillî’nin
Kabulü
 Padişah ve halifenin durumu TBMM’nin ileride
 Seçimlerin ardından12 Ocak 1920’ de Meclisi
Mebusan İstanbul’da toplandı.
 Erzurum mebusu seçilen M. Kemal toplantılara
katılamadı. Kuvayı Milliyeci vekilleri Ankara’da
toplayıp onlardan mecliste müdafaaihukuk
grubu kurularak, Erzurum ve Sivas Kongresi
kararlarının Osmanlı Meclisinden geçirilmesini,
kendisinin de meclis başkanı olarak seçilmesi
talimatını verdi.
 Vekiller mecliste Felahvatan Grubunu
oluşturtarak Misakı Milli kararlarını aldılar (28
Ocak 1920)
 Misakımillî ile Türk yurdunun sınırları çizilmiş,
işgallere karşı çıkılmış, Erzurum ve Sivas
kongrelerinde alınan kararlar Osmanlı Mebusan
Meclisi tarafından da kabul edilmiş oldu.
 Bu kararların alınması üzerine İtilaf Devletleri 16
Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal edip
Meclisi Mebusan’ı dağıttılar.
içinden seçilen üyelerden
oluşur.
 TBMM
başkanı, hükümetin de başkanıdır.
çıkaracağı bir kanunla belirlenecektir.
I. TBMM’nin Genel Özellikleri
 21 Anayasasını yapmıştır (kurucu meclis)
 Güçler birliği prensibini benimsemiştir (olağan
üstü yetkilere sahip meclis)
 Meclis hükümeti sistemini uygulamıştır.
 Amacı Misakı Milliyi gerçekleştirmektir.
 Hıyanetvataniye Kanununu çıkarmış İstiklal
Mahkemelerini kurmuştur.
 Saltanatlığı kaldırmıştır.
 İsviçre’de Lozan Barış Antlaşmasını imzalamıştır.
 Egemenlik kayıtsız şartsız halka verilmiştir.
 İstiklal Marşı’nı kabul etmiştir.
BÜYÜK MİLLET MECLİSİHÜKÛMETİNE KARŞI
AYAKLANMALAR
İstanbul Hükûmetinin Çıkardığı Ayaklanmalar:
Anzavur Ayaklanması, Kuvayıinzibatiye (Halifelik
Ordusu) Ayaklanması
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin
Kışkırtmasıyla Çıkan Ayaklanmalar:
Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Bolu, Düzce-Hendek, Adapazarı (Kuvayımilliye
birliklerinin Marmara Denizi’ne ve İstanbul
Boğazı’na yaklaşmaları engellenmek istenmiştir),
Afyon, Bozkır, Millî Aşireti İsyanı, Koçgiri, Ali Batı,
Şeyh Eşrefi, Cemil Çeto ve Yozgat Ayaklanması
 Doğu Anadolu’da iki devlet kurmayı amaçlar.
Azınlıkların Çıkardığı Ayaklanmalar: Pontusçu
Rumlar ve Ermeni ayaklanmaları (Bölgelerde Türk
nüfusunu azaltmak, Mondros’un 7. ve 24.
Maddelerine zemin hazırlamak istemişlerdir)
 Mondros Ateşkes Ant. benzeri maddeler içerir.
 Anadolu’da Türklere yaşama çok az bir yer
bırakır.
 TBMM’nin kabul etmediği, Meclisi Mebusan
dağıtıldığı için sadece Saltanat Şurasında
onaylanan (Topçu Feriki -Korgeneral- Rıza Paşa
hariç) bu antlaşma ölü doğmuş bir antlaşmadır.
KURTULUŞ SAVAŞI’NDA CEPHELER
Kuvayımilliye Yanlısı Olup Sonradan
Ayaklananlar: Çerkez Ethem ve Demirci
Mehmet Efe İsyanı vb.
Doğu Cephesi
TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler
 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa
 Hıyanetivataniye Kanunu çıkarıldı.
 Damat Ferit vatan haini ilan edildi.
 İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşme
kesildi.
 İstiklâl Mahkemeleri kuruldu.
 Düzenli orduya geçildi.
 General Harbord Raporu Ermeni iddialarının
asılsız olduğunu ispatlayan önemli bir belgedir.
Ermenileri yenilgiye uğrattı.
 Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920) ile bu cephe
kapandı.
 Ermenistan TBMM’yi ve Misakı Milliyi kabul
eden ilk devlet oldu.
 Bu olaylar TBMM’nin ilk askeri ve siyasi
başarılarıdır.
 Milli birliği zedeleyen yayınlara karşı Anadolu
Ajansı kuruldu.
 Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi; İstanbul
Hükümeti’nin fetvasına karşı fetva yayınlandı.
 Bu ayaklanmalar TBMM’yi oyalarken Yunanlılara
zaman kazandırdı. Ancak ayaklanmaları bastıran
TBMM’nin otoritesi arttı.
 7 Haziran 1920 tarihinde Matbuat ve İstihbarat
Müdüriyetiumumiyesi (Genel Basın ve Haber
Alma Müdürlüğü) kurularak çalışmalarına
başladı. 1921 yılında Cerideyiresmiye (Resmî
Gazete) adı verilen bir gazete yayın hayatına
girdi.
 Peyamısabah, İstanbul,
Alemdar adlı gazetelerde
Millî Mücadele karşıtı yayınlar yer aldı.
 Vakit, Tasviri Efkâr, İkdam, İleri, Yenigün ve
Tercüman gibi basın yayın organları ise Kurtuluş
Savaşı’nı destekleyen yayınlar yaptılar.
Güney Cephesi
 Fransızlarla ve onlarla birlikte hareket eden
Ermenilerle savaşıldı.
 Mücadele Kuvayı Milliye birliklerince yürütüldü.
 Urfa ve Maraş’ta Fransızlar yenilgiye
uğratılırken; Antep ve Adana uzun bir direnişten
sonra işgale uğradı.
 8 Şubat 1921’de Antep’e ‘‘Gazi’’, 1973’te
Maraş’a ‘‘Kahraman’’, 1984’te Urfa’ya da
‘‘Şanlı’’ unvanlarını vermiştir
 Sakarya Zaferinden sonra yapılan Ankara
Antlaşması (20 Ekim 1921) ile Fransızlar bu
bölgelerden çekilmiş ce cephe kapanmıştır.
6
BATI CEPHESİ
Londra Konferansı(23 Şubat-12 Mart 1921)
Bu cephede Yunanlılarla savaştık. Yunanlıların
amaçları:
 Sevr Antlaşmasının maddelerini biraz
 Ankara’ya kadar ilerleyip TBMM’yi ve milli
direnişi ortadan kaldırmak
 Batı Anadolu’yu Yunanistan’a katmaktır.
değiştirerek Türklere kabul ettirmek için bir
konferans düzenlediler
 Konferansa İstanbul hükümeti ve TBMM
temsilcilerini birlikte davet ettiler
 Barış yanlısı olduğumuzu göstermek ve Misakı
Düzenli Ordunun Kurulması
 Kuvayı Milliye birlikleri düşmanı durdurmada
yetersiz kalması, bazı Kuvayı Milliye reislerinin
bulundukları bölgenin hâkimi gibi davranması;
Ali Fuat Paşa, Gediz ve çevresinde bulunan
Yunan ordusuna düzenlediği hücumun başarısız
olması üzerine düzenli orduya geçiş kararı alındı.
 Batı Cephesi komutanlığına İsmet İnönü, güney
kısmına ise Refet Bele getirildi.
Birinci İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921)
 Çerkez Ethem isyanını fırsat bilen Yunanlılar
Eskişehir’i ve bölgedeki demiryollarını ele
geçirmek için harekete geçtiler.
 Yapılan savaşı Yunanlılar kaybettiler.
 Bu zafer TBMM’nin Batı Cephesindeki ilk askeri
Milliyi dünyaya tanıtmak için M. Kemal Bekir
Sami Bey’i temsilci olarak gönderdi
istedi ancak İstanbul hükümeti temsilcisi Tevfik
Paşa temsilci olarak Bekir Sami Bey’i işaret
edince planları bozuldu
Millet Meclisi Hükûmeti, İtilaf Devletleri
tarafından resmen tanınmış oldu. Aleyhte
yapılacak olan propagandaların önüne geçilmiş
oldu.
İstanbul’daki depolardan deniz yoluyla getirilip iç
kesimlere ulaştırıldığı Kastamonu’nun İnebolu
limanından Ankara’ya doğru uzanan yola verilen
isimdir.
gelen Afgan heyeti ile Türk heyeti arasında 1
Mart 1921 tarihinde Türk-Afgan Dostluk
Antlaşması imzalandı.
benimsemiştir
 Egemenlik kayıtsız şartsız millete verilmiştir.
 Şeri işlerin yürütülmesi TBMM’ye bırakıldığı için
laik bir anayasa değildir.
 Cumhuriyetin ilanı ile ilgili değişiklikler bu
anayasada yapılmıştır.
 Bestesini Zeki Üngör yapmıştır(1930)
Moskova Antlaşması(16 Mart 1921)
 Batum’dan taviz vermemize karşılık Kurtuluş
Savaşı için Rusya’nın desteğini aldığımız bir
antlaşmadır
 İki taraf için Osmanlı ve Çarlık Rusya’sı yok
sayılmıştır.
 Bu antlaşmayla Rusya TBMM’yi ve Misakı Milliyi
tanıyan ilk Avrupa devleti olmuştur.
İkinci İnönü Savaşı ve Sonuçları(26 Mart - 1 Nisan
1921)
 İngiltere’den destek alan Yunanlılar, Birinci
İnönü Savaşı’nın intikamını almak ve Ankara’yı
ele geçirerek Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hükûmetini dağıtmak için harekete geçtiler
İstiklal Yolu
Teşkilatıesasiye Kanunu (1921 Anayasası-20 Ocak
1921)
 Güçler birliği ve meclis hükümeti sistemini
etmiştir.
 Sonuç alınamayan konferans ile Türkiye Büyük
Türk-Afgan Dostluk Antlaşması(1 Mart 1921)
 24 maddeden oluşur ve dar kapsamlıdır
 Mehmet Âkif, şiirini Türk ordusuna armağan
 İtilaf Devletleri iki tarafı birbirine düşürmek
başarısı olmakla birlikte itibarını da artırdı. İsmet
Bey generalliğe yükseltildi. İtilaf Devletleri
Londra Konferansını düzenlediler.
 TBMM’nin yaptığı ilk anayasadır
davetiyle katılan M. Akif Ersoy’un eseri Milli
Marş olarak kabul edildi.
 İngiltere’ye karşı destek arayış için Moskova’ya
 Antlaşma gereği taraflardan biri saldırıya
uğradığı takdirde, saldırıya uğrayan devlete
yardım edecekti. Diğer yandan TBMM Hükûmeti,
Afganistan ordusunu eğitmek için subay ve
öğrenci göndermeyi kabul etti.
 Afganistan TBMM’yi tanıyan ilk İslam devleti
olmuştur.
 Ancak ağır bir yenilgi aldılar
 M. Kemal İsmet Paşa’ya çektiği telgrafta bu
zaferin önemini şöyle belirtmiştir: “Siz orada
yalnız düşmanı değil, milletin tersine dönmüş
talihini de yendiniz.”
 İtalyanlar işgal ettikleri bölgelerden çekilme
kararı aldılar.
Eskişehir - Kütahya Savaşları(10-24 Temmuz
1921)
 Türk ordusunun taarruz gücü olmamasından
yararlanmak isteyen Yunanlılar saldırıya geçti.
 Başarısızlığa uğrayan Türk ordusu Sakarya
Irmağının doğusuna çekilme kararı aldı.
 Bu olaydan sonra M. Kemal’in isteği üzerine
TBMM tarafından kendisine üç ay süreyle
başkomutanlık yetkisi verildi (5 Ağustos 1921)
İstiklâl Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921)
 Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği yarışmaya
bakan Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’in

Savaşa rağmen Eğitim Kongresi (16-21 Temmuz
1921) düzenlendi.
 Ordunun gereksinimlerini sağlamak için 7-8
Ağustos 1921 tarihinde Tekâlifimilliye Emirleri
(Millî Yükümlülükler Buyrukları) adı verilen bir
dizi emirler yayımladı. Bu emirlerin faydası
Büyük Taarruz’ da görülecektir)
Sakarya Meydan Savaşı(23 Ağustos-13 Eylül 1921)
 Eskişehir-Kütahya Muharebelerinden sonra Türk
ordusunun toparlanmasına fırsat vermek
istemeyen Yunanlılar, 23 Ağustos 1921 tarihinde
Sakarya Irmağı’nın doğusuna geçerek saldırıya
başladılar.
 “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.”
Anlayışıyla hareket eden Türk ordusu Yunanlıları
ağır bir yenilgiye uğrattı. Sonuçları:
 II. Viyana bozgunundan beri devam eden Batı
karşısındaki Türk gerileyişi sona erdi.
 Yunanlılar
savunmaya çekildiler.
 M. Kemal’e mareşallik ve gazilik
 Fransızlarla Ankara
unvanları verildi.
Antlaşmasını yapıldı (20 Ekim
1921).
 Kafkas cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması yapıldı
(13 Ekim 1921).
 2 Ocak 1922’de Ukrayna ile dostluk antlaşması
imzalandı.
 İtilaf Devletleri
Sevr’in yumuşatılmış hali olan bir
antlaşma teklif ettiler (26 Mart 1922) ancak
TBMM tarafından reddedildi.
Kars Antlaşması(13 Ekim 1921)
 Rusya’ya bağlı Azerbaycan, Gürcistan ve
Ermenistan ile yapıydı.
 Doğu sınırımız şimdiki halini aldı.
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
 Sakarya Zaferinden sonra Fransa ile yapıldı.
 İskenderun ve Hatay’ın yönetimi Türklerin
hakları korunmak ve özel bir yönetimi olmak
kaydıyla Fransız mandasındaki Suriye’ye
bırakıldı.
7
 Süleyman Şah’ın türbesinin bulunduğu Caber
Kalesi Türk toprağı sayıldı.
Millî Mücadele’nin Sanat Ve Edebiyat Eserlerine
Yansımaları
 Hatay dışında Suriye sınırımız belirlenmiş oldu.
 Falih Rıfkı Ataya – Çankaya
 Güney Cephesi kapandı.
 Şevket Süreyya Aydemir – Tek Adam
 Fransa TBMM’yi ve Misakı Milliyi tanıyan ilk İtilaf
 Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Yaban
Devleti oldu.
 Milli Mücadele döneminde yazılmış olan tek
Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922) ve
Başkomutanlık Meydan Savaşı (30 Ağustos 1922)
 Tekalifi Milliye Emirleri ile eksikleri tamamlanan
Türk ordusu taarruz gücüne ulaşınca Yunanlılara
son darbeyi vurmak için harekete geçti (26
Ağustos 1922).
 Yunan ordusu Dumlupınar’da dağıtıldı (30
Ağustos 1922).
 M. Kemal “Ordular ilk hedefinin Akdeniz’dir ileri”
emrini verdi.
roman Halide Edip Adıvar’ın yazdığı “Ateşten
Gömlek” tir.
 M. Kemal Atatürk – Nutuk
 Resim, heykel, müzik alanlarında da Kurtuluş
Savaşı temalı eserler verilmiştir.
TÜRK İNKILABI
Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
 Sebepleri;
 Milli egemenlik ilkesine aykırı olması
 Türk Ordusu 9 Eylül’de İzmir’e girdi.
 18 Eylül’de işgalciler yurttan tamamen atıldı.
Mudanya Ateşkes Anlaşması(11 Ekim 1922)
 TBMM ile İngiltere, Fransa ve İtalya arasında
yapıldı.
 Türklerle Yunanlılar arasında savaşın sona
ermesi
 Uluslararası temsillerde
ikiliğe sebep olması
(Lozan Barış Görüşmelerinde oluşturabileceği
ikilik)
 Cumhuriyet anlayışına ters
düşmesi
 Saltanatlık kaldırılmış ancak o anki durum uygun
olmadığından halifelik bir müddet daha devam
ettirilmiştir (son halife Abdülmecit Efendi’dir).
 Laikleşme yolunda önemli bir adım atılmıştır.
 Meriç Nehrine kadar Doğu Trakya’nın Türklere
bırakılması (savaş yapmadan kurtarılıyor)
 İstanbul ve Boğazların TBMM’ye bırakılması
(Osmanlı Devleti sona ermiştir)
 İtilaf Devletlerinin İstanbul’u barış antlaşmasının
imzalanmasından sonra boşaltması karara
bağlandı.
 Milli Mücadelenin
sıcak savaş dönemi sona
ermiş diplomatik mücadele dönemi başlamıştır.
 Bu antlaşmada
bizi İsmet Paşa temsil etmiştir.
LOZAN BARIŞ ATLAŞMASI (24 Temmuz 1924)
 İsviçre’nin Lozan kentinde yapılmıştır.
 Konferansa Türkiye’den başka İngiltere, Fransa,
İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya ve
Yugoslavya katıldı. Boğazlarla ilgili konular
görüşülürken de Sovyet Rusya ve Bulgaristan
katıldı. ABD’de konferansta gözlemci
bulundurmuştur.
 TBMM heyetinin başında İsmet Paşa vardır.
 Taviz verilmeyecek konular şöyle belirlenmiştir:
Doğu Anadolu Bölgesi’nde planlanan Ermeni
Devleti’nin kurulmasına kesinlikle izin
verilmeyecek. Türk ekonomisinin gelişimine
engel olan kapitülasyonlar uygulamadan
kaldırılacak.
 Önemli Maddeleri
Sınırlar : Suriye Sınırı 20 Ekim 1921 Ankara
Antlaşması’ndaki şekliyle, Rus sınırı 13 Ekim 1921
Kars Antlaşması’ndaki şekliyle, İran sınırı 1639
Kasrışirin Antlaşması’ndaki şekliyle, Bulgar sınırı
1913 İstanbul Antlaşması’ndaki şekliyle, Yunan
sınırı Mudanya Mütarekesi’nde belirlenen şekliyle
kalacaktı. Irak sınırında Musul üzerinde
anlaşmazlık çıkmış, Türkiye ile İngiltere’nin 9 ay
içerisinde anlaşamaması durumunda konunun
uluslararası kurullarda çözümü kararlaştırılmıştır.
Çanakkale Boğazı’nın güvenliği açısından İmroz,
Bozcaada ve Tavşan adaları Türkiye’ye verilecekti.
Midilli, Sakız ve Sisam adaları Yunanistan’a
verilecekti. 12 ada ve Rodos İtalyanlara
bırakılmıştır.
Kapitülasyonlar: Türk Heyeti’nin en başarılı olduğu
konudur. Tüm sonuçlarıyla birlikte tamamen
kaldırılmıştır. Duyunuumumiye’de kaldırıldı.
Patrikhane: Rusya karşı çıktığı için sınırların dışına
çıkartılması mümkün olmamıştır.
Savaş Tazminatı: Yunanistan savaş tazminatı
olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye verecekti.
Boğazlar : Başkanı Türk olan uluslararası bir
komisyontarafından yönetilecekti. Türkiye
güvenlik gerekçesiyle bile olsa boğazların iki
yanında asker bulunduramayacaktı.
Dış Borçlar : 1854’ten sonra alınmaya başlanan
dış borçlar Osmanlı Devleti’nden ayrılan ülkelerle
paylaşıldı. Türkiye kendi payına düşen borçları
faizsiz, eşit taksitler halinde Türk Lirası ya da
Fransız Frankı üzerinden ödeyecekti.
İstanbul’un Boşaltılması : Antlaşmayı takip eden 6
hafta içerisinde işgalci güçler İstanbul’dan
ayrılacaktı.
Yabancı Okullar : Türkiye’nin iç meselesi olarak
kabul edilmiş, Türkiye’nin vereceği karara göre
yönetilmesi kararlaştırılmıştır.
Azınlıklar : Azınlıklar Türk vatandaşı sayılacaktı.
(Azınlıklara tanınan siyasal ve ekonomik ayrıcalıklar
kaldırılmış oldu.)
Nüfus Mübadelesi: Batı Trakya’daki Türkler ve
İstanbul’daki Rumlar haricinde diğerleri karşılıklı
yer değiştirecektir.
Ankara’nın Başkent Seçilmesi (13 Ekim 1923)
Milli Mücadele’nin merkezi olan Ankara TBMM’nin
aldığı kararla başkent olarak kabul edildi.
Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)
 Sebepleri;
 Devletin adını belirleme gerekliliği
 Devlet başkanlığı sorunu
 Hükümeti kurmada yaşanan zorluklar
 Sonuçları;
 Devletin yönetim şekli belirlendi
 Devlet başkanlığı sorunu çözüldü.
 Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık oluşturuldu.
 Meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine
geçildi.
3 MART 1924 TARİHİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
Halifeliğin Kaldırılması
 Sebepleri;
 Devleti laikleştirme çabaları
 İnkılapların gerçekleşmesi için uygun ortamı
hazırlamak
 Halife Abdülmecid Efendi’nin
padişah gibi
davranması
 Bazı milletvekillerinin
halifeye yaklaşması
 Sonuçları;

Laikleşme yolunda en önemli adım atılmış oldu

İnkılaplar için daha rahat bir ortam sağlandı

Ümmet anlayışından millet anlayışına geçildi

Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarıldı.
8
Tevhiditedrisat (Eğitim ve Öğretimin
Birleştirilmesi) Kanunu
 Osmanlı Devleti’nde, on dokuzuncu yüzyılda din
ağırlıklı eğitim veren medreseler Şeriye ve Evkaf
Vekâletine (Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı)
bağlıydı. Yeni kurulan ve çağdaş anlamda bir
eğitim sistemini benimseyen okullar ile
yabancılara ait okullar da eğitim ve öğretim
vermekteydi. Bu okullarda yetişenler arasında
düşünce, kültür ve görüş ayrılığı ortaya
çıkıyordu. Bu durum, toplumun birlik ve
bütünlüğünü de derinden etkiliyordu. Atatürk,
öğretim birliği sağlanmadan sosyal
bütünleşmenin ve çağdaşlaşmanın olamayacağı
inancında idi.
 Tehviditedrisat Kanunu ile bütün okullar Milli
Eğitim Bakanlığı ve onun belirlediği kurallara
bağlı hale getirildi.
 Eğitimde çok başlılığa son verilmiş oldu.
Şeriye ve Evkaf Vekâletinin (Din İşleri Bakanlığı)
Kaldırılması
 Şeriye ve Evkaf Vekâletinin yerine Diyanet İşleri
Başkanlığı kuruldu.
 Evkaf Vekâletinin denetiminde olan vakıf
eserlerinin yönetimi ve işletilmesi için Vakıflar
Genel Müdürlüğü faaliyete geçirildi.
Erkânıharbiye Vekâletinin (Savaş Bakanlığı)
Kaldırılması
Bu kanunla “Harp Bakanlığı” kaldırılmış yerine
Milli Savunma Bakanlığı
ve Genelkurmay
Başkanlığı kurularak ordu siyasetten
uzaklaştırılmıştır. (Harp Bakanlığının bakanlar
kurulundaki görevi sona ermiştir)
Bu yeni partinin adının Halk Fırkası olması
benimsendi (9 Eylül 1923).
 Partinin lideri M. Kemal’dir.
 Laikliği ve devletçi ekonomik modeli
benimsemiştir.
Cumhuriyet Halk Fırkası(Partisi)
 9 Eylül 1923’te TBMM’de birinci grubu
oluşturanlar Anadolu ve Rumeli
Müdafaayıhukuk Cemiyetini partiye dönüştürdü.
Serbest Cumhuriyet Fırkası(Partisi) (12 Ağustos
1930)
 M. Kemal’in isteği ile Fethi (Okyar) Bey
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası(İlerici
Cumhuriyet Partisi) (17 Kasım 1924)
 Demokrasinin olmazsa olmazı siyasi partilerdir.
Ayrıca iktidarı denetleyecek ve fikir zenginliği
oluşturacak muhalefet partilerine de ihtiyaç
vardır.
 TBMM’de ikinci grubu oluşturan Kâzım Karabekir
Paşa, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele,
Adnan Adıvar gibi kişilerce kurulmuştur.
 Liberal ekonomik sistemi benimsemiştir.
Devrimlerin zamana yayılmasından yanadır.
Tüzüklerinde dini inançlara saygılı olduklarına
dair ibareye yer vermişlerdir.
 Rejim karşıtları bu partinin etrafında toplanmış
ve Şeyh Sait İsyanının çıkmasından sonra parti
kapatılmıştır (3 Haziran 1925).
tarafından kuruldu. Atatürk’ün kız kardeşi
Makbule (Atadan) Hanım da bu partinin
kurucuları arasında yer aldı.
 Rejim karşıtlarının bu parti etrafında toplanması
üzerine M. Kemal’in görüşünü alan Fethi Bey
partiyi kapattı.
Topladığı bir grup rejim düşmanının “Din elden
gidiyor ” propagandasıyla çıkardığı
ayaklanmadır.
 Ayaklanmayı bastırmak isteyen Asteğmen
Kubilay ve iki mahalle bekçisi olay yerinde şehit
edildi.
 Bu olaydan sonra Türkiye’nin henüz çok partili
1924 Anayasası (20 Nisan 1924)
 Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin ilk anayasasıdır.
 Evlenme işlemi devlet denetimine alınarak resmî
nikâhın devlet tarafından kıyılması esası getirildi.
edildi.
güvence altına alındı.
 Mirastan kadınla
erkeğin eşit olarak
yararlanması ilkesi getirildi.
 Ayrıca Patrikhanenin din işleri dışında başka
işlerle ilgilenmesi yasaklandı
Hukuk Alanında Yapılar Diğer Yenilikler Şunlardır:
1926’da İtalya’dan Ceza Kanunu, 1926’da
İsviçre’den Ticaret Kanunu, 1929’da Almanya’dan
Ceza Muhakemeleri Kanunu ve Deniz Ticaret
Kanunu, 1932’de yine İsviçre’den İcra ve İflas
Kanunu alınarak ülkemizde uygulanmaya başlandı
 Güçler ayrılığı prensibine doğru gidiş vardır.
Maarif Teşkilatı Kanunu (2 Mart 1926)
 Rejim karşıtları M. Kemal’i ortadan kaldırmak
 1928’de Devletin dini İslam’dır fıkrası kaldırıldı.
toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti
ekonomik alanda eşitlik sağlandı. Kadınlara her
mesleğe girme hakkı tanındı.
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN
YENİLİKLER
1924 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler
 M. Kemal: “Benim naçiz vücudum bir gün elbet
 Kadınla erkek arasında toplum yaşamında ve
 Anayasamızdaki değişmez maddeler burada yer
almıştır.
Mustafa Kemal’e Suikast Girişimi (15 Haziran
1926)
suikast girişimleri ortaya çıkmış ve suikastçılar
yakalanarak cezalandırılmıştır.
da rızasının alınması
benimsendi.
 Boşanma hâlinde kadın ve çocukların hakları
İngilizlerin desteğiyle rejim karşıtları tarafından
çıkarılmıştır.
 İzmir’e düzenleyeceği seyahati fırsat bilenlerin
 Evliliklerde kadının
 Menemen’de Derviş Mehmet ve etrafına
HUKUK ALANINDA İNKILAPLAR
 Cumhuriyete karşı çıkan ilk isyandır.
 Bu kanunun bazı maddeleri şunlardır:
 Boşanma hakkı kadına da tanındı.
 Musul meselesinin gündemde olduğu sıralarda
İstiklal Mahkemeleri yeniden kurulmuştur.
 İsviçre’den alınmıştır.
Kubilay Olayı (23 Aralık 1930)
sisteme hazır olmadığı görüldü.
 4 Mart 1925’te Takririsükun Kanunu çıkarılmış ve
Türk Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesi (17
Şubat 1926)
 Tek kadınla evlilik esası kabul
Şeyh Sait İsyanı(13 Şubat 1925)
istemişlerdir.
SİYASAL PARTİLER VE ÇOK PARTİLİDÖNEME GEÇİŞ
sonsuza kadar yaşayacaktır.” Sözünü bu olay
üzerine söylemiştir.
 1934’de Kadın hakları anayasaya yansıtıldı.
 1937 de Atatürk ilkeleri anayasaya girdi.
Bu kanunla ilk ve ortaöğretimin esasları tespit
edilerek eğitim hizmetleri modernleştirilmiştir.
Eğitim, çağdaş, laik, milli ve demokratik esaslara
göre yeniden düzenlenmiştir.
 1945 de Anayasanın dili sadeleştirildi.
Tevhiditedrisat (Eğitim ve Öğrenim Birliği) Yasası
(3 Mart 1924)
 1952 de Anayasanın dili eski şekline çevrildi.
 Bu kanunla bütün eğitim öğretim kurumları Milli
Eğitim Bakanlığına bağlandı.
9
 Medreseler kapatıldı.
Coğrafya Fakültesi açılarak yükseköğrenim
alanındaki okul sayısı artırıldı.
 TBMM tarafından M. Kemal’e Atatürk soyadı
verildi.
Yeni Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928)



Arap alfabesinin Türk Dili için yetersiz kalması
üzerine Latin alfabesi kabul edildi.
Yeni harfleri öğretmek amacıyla Millet
Mektepleri kuruldu.
24 Kasım 1928’de, Atatürk, Millet Mektepleri
başöğretmeni ilan edilmiştir. Bu olayın yıl
dönümü bütün yurtta “Öğretmenler Günü”
olarak kutlanmaktadır.
Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti’nin kurulması
(1931)
Türk tarihinin eskilere kadar uzanan köklerini ve
Türklerin uygarlığa önemli katkılar sağlayan bir
millet olduğunu (Türk Tarih Tezi) araştırmayı
amaçlayan bu kurumun adı sonradan Türk Tarih
Kurumu olmuştur.
Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Tem muz
1932)
Bu kurum, Türk dilini yabancı dillerin etkisinden
kurtarmak, Türk dilinin kökenini araştırmak,
Türkçeyi zenginleştirmek ve bilim dili haline
getirmek amacıyla kurulmuştur.

Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının kurulması
milliyetçilik ilkesiyle ilgili çalışmalardır.
Üniversite Reformu (1933)
 Bu reform çerçevesinde 31 Mayıs 1933 tarihinde
darülfünun kapatılarak “İstanbul Üniversitesi”
kuruldu. Üniversiteler, Millî Eğitim Bakanlığına
bağlanarak fakülte, yüksekokul ve enstitüler
şeklinde yeniden yapılandırıldı.
 936’da fakülte sayısı beşe çıktı. İstanbul dışında
Ankara’yı da bir eğitim ve kültür kenti hâline
getirmek için girişimlerde bulunuldu. Musiki
Muallim Mektebi, Hukuk Mektebi, Gazi Eğitim
Enstitüsü, Yüksek Ziraat Enstitüsü, Dil ve Tarih
TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi
Şapka İnkılabı ve Kıyafette Değişiklik (25 Kasım
1925)
 3 Nisan 1930 tarihinde belediye seçimlerine,

 5 Aralık 1934 tarihinde milletvekili seçme ve


Türk insanının çağdaş bir görünüme kavuşması
amaçlanmıştır.
Atatürk ilk kez Kastamonu gezisinde şapka
giymiştir.
3 Aralık 1934’te Türkiye Büyük Millet
Meclisi, “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair
Kanun” ile dinî görevlilerin, ibadet yerleri
haricinde dinsel giysilerle dolaşmasını yasakladı.
Sadece Diyanet İşleri Başkanı, Rum ve Ermeni
patrikleri gibi en yüksek din görevlileri, dinsel
giysileri ile gezebileceklerdi.
 1933’te muhtarlık seçimlerine katılma,
seçilme hakkı tanındı.
EKONOMİALANINDA GELİŞMELER
İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)
Milli ekonomiyi geliştirmeye ve milli kaynakları
değerlendirmeye yönelik kararlar alındı
(Misakıiktisadi Kararları)
 1924 yılında “Millî Türk Ticaret Bilgi Kongresi”
düzenlendi.
 1925 yılında “Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu”
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)
Tekkeler, zaviyeler ve Mevlana, Yunus Emre, Hacı
Bektaş, Nasreddin Hoca, Fatih’in türbeleri gibi
haricindeki türbeler kapatılmıştır.
çıkarıldı.
 1926 yılında “Emlak ve Eytam Bankası” kurularak
ucuz konut kredisi verilmeye başlandı.
 1928 yılında “İktisat Bakanlığı” kuruldu.
 Ticareti geliştirebilmek için 1924’te İş Bankası
Miladi Takvim, Uluslararası Saat Uygulamasının
Kabulü, Ölçü ve Tartıların Değişmesi
 Batı ile ekonomik ilişkilerin düzenlenmesinde
birlik ve kolaylık sağlanması amaçlanmıştır.
 1 Ocak 1926’dan itibaren miladi takvim
kullanılmaya başlandı.
 Hafta sonu tatili Cuma’dan Cumartesi öğleden
sonra ve Pazar gününe alındı. Yerel saat yerine
uluslararası saat kullanılmaya başlandı.
 1 Nisan 1931’de metre ve kilogram gibi
uluslararası ağırlık ve uzunluk ölçüleri
kullanılmaya başlandı.
Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
 Herkese bir soy isim verilerek ağa, Bey, Paşa,
Efendi, Molla, Hanımefendi gibi unvanların
kullanılması yasaklanmıştır.
kuruldu
 1925’te “Ticaret ve Sanayi Odaları” kuruldu.
Şirketçilik ve sigortacılık yeni esaslara bağlandı.
 1925’te Reji İdaresi satın alındı.
 1927’de Türk müteşebbisini yatırıma teşvik
etmek için Teşviki Sanayi Kanunu çıkarıldı.
 1933’de I. Beş Yıllık Kalkınma Planı
hazırlanmıştır.
 1929’da gümrük vergileri yükseltilerek, yerli
sanayi koruma altına alındı.
 11 Haziran 1930’da “Merkez Bankası” kuruldu
 Yeraltı zenginliklerimizi
araştırmak için
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur.
Madencilik sektörüne destek olmak için Etibank
kuruldu.
Tarım Politikası
 1924 yılında tarım kredi birlikleri yasası çıkartıldı.
 17 Şubat 1925’te aşar vergisi kaldırıldı.
 Ziraat Bankası’nın imkânları genişletildi.
 Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu.
 Örnek fidanlık ve üretme çiftlikleri kuruldu.
Bunlardan en önemlisi Atatürk Orman Çiftliği’dir.
 Yüksek Ziraat Enstitüsü açılmıştır.
 Topraksız köylüye toprak verme amacıyla
1929’da toprak reformu yapıldı.
 Tarım okulları açılmıştır.
Türk Denizciliği ve Kabotaj Kanunu (1 Temmuz
1926)
1 Temmuz 1926’da “Kabotaj Kanunu” çıkarıldı. Bu
kanuna göre Türk karasularında taşımacılık ve
ticaret sadece Türkler tarafından yapılacaktı.
Türk Hava Kurumu ve Uçak Sanayii
 16 Şubat 1925’te “Türk Tayyare Cemiyeti”
kuruldu.
 1925’te Kayseri’de “Tayyare ve Motor Türk
Anonim Şirketi” (TOMTAŞ) kuruldu.
 1925’te Ankara Akköprü’de kurulan uçak
onarım ve revizyon atölyesi, daha
planör imalathanesi oldu.
sonra
 1926’da Eskişehir’de uçak bakımı için fabrika
kuruldu.
 1940’ta Etimesgut’ta THK bir uçak fabrikası
kurdu. Bu tesis 1952’de MKE’ye devredildi.
Bayındırlık Alanında Gelişmeler
Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye’nin var olan kara
ve demir yolları harap olmuştu. Yeni yollar,
köprüler, limanlar, havaalanları yapıldı. Demir
yolu yapımına öncelik verildi.
10
Sağlık Alanında Yapılan Çalışmalar
Halk sağlığını koruma amacıyla koruyucu hekimlik
geliştirildi. Bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek
için Ankara’da Merkez Hıfsızsıhha Enstitüsü açıldı.
Sıtma, verem gibi hastalıklar aşı yapılmak suretiyle
kontrol altına alındı. Sağlık Kolejleri, Tıp Fakülteleri
ve Numune Hastaneleri açıldı.
Cumhuriyet Dönemi’nde Sanat Ve Spor
 “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” adı ile 1922
yılında yeni bir teşkilatın kurulması
kararlaştırılmıştır.
 İlk defa 1924 yılında Türkiye’den de sporcular
Paris Olimpiyatlarına katılmıştır.
 1927 yılında Çapa Muallim Mektebine bağlı
Beden Eğitimi Bölümünün açılmasını sağlamıştır.
 Osman Hamdi Bey tarafından 1882'de Mekteb-i
Sanayi-i Nefise-i Şahane adıyla kurulan ve
ülkedeki ilk sanat ve mimarlık yüksekokulu olan
eğitim kurumu 1928'de Güzel Sanatlar
Akademisi adını aldı
 1933 yılında Ankara’da “Türk İnkılap Sergisi” adı
ile resim sergisi düzenlendi
 Türkiye’nin ilk güzel sanatlar müzesi olan “Resim
Heykel Müzesi” 1937 yılında İstanbul
Dolmabahçe Sarayı’nda hizmete girmiştir.
 Atatürk, müzik alanında öğretmen yetiştirmek
amacıyla Ankara’da 1924 yılında Musiki Muallim
Mektebinin açılmasını sağlamıştır.
 İstanbul’da bir konservatuvar açılmıştır.
 1932 yılında ilk orkestra olan Cumhurbaşkanlığı
Senfoni Orkestrası kurulmuş ve konserler
vermeye başlamıştır.
 1934 yılında yapılan yasal bir düzenleme ile Millî
Musiki ve Temsil Akademisi kuruldu.
 Ayrıca değişik sanat alanlarında yurt dışına
öğrenciler gönderildi.
Atatürk’ün NutuklarınıÖğreniyorum
 Nutuk (Söylev), Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927
yılında TBMM’de Cumhuriyet Halk Fırkasının
üyelerine yaptığı ve altı gün süren (15 - 21 Ekim)
konuşmasıdır.
 Diğer adıyla Söylev olarak bilinen Nutuk, 1919 -
1927 yılları arasında yaşanan olayları akıcı bir
dille ortaya koymayı başarmıştır.
 Atatürkçülüğün temelinde millî kültürümüz
vardır
 Atatürkçülüğün temelinde
 Atatürkçülük akla ve
 Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933’te
cumhuriyetin onuncu yılı nedeniyle Ankara’da
yapılan kutlama törenleri sırasındaki yaptığı
konuşmasına “Onuncu Yıl Nutku” adı verilmiştir.
ATATÜRKÇÜLÜK VE ATATÜRK İLKELERİ
 Atatürk’te Atatürkçü düşünce sisteminin
oluşmasını sağlayan etkenler şunlardır: Doğduğu
ve büyüdüğü yerin özellikleri, okuduğu okullar ve
öğretmenleri, tanıştığı bazı arkadaşları, Osmanlı
Devleti’nin içinde bulunduğu durum, okuduğu
yerli ve yabancı yazarlara ait kitaplar, doğuştan
getirdiği karakteristik özellikler, Türk Milletine
duyduğu sevgi ve bağlılık, sahip olduğu milli ve
evrensel değerler vb. dir.
 Atatürkçü düşünce sistemi, Atatürk’ün
düşüncelerini kapsayan bir dünya görüşüdür.
Temelleri Atatürk tarafından atılan; devlet
hayatına, fikir hayatına, ekonomik hayata,
toplumun temel kurallarına, devletin rejimi ve
işleyişine ait gerçekçi düşüncelere ve ilkelere
Atatürkçülük adı verilir.
 Atatürkçülük bir bütündür
doğmuştur
Amacı:

Atatürk ilkeleri, Türk milletinin onurlu ve mutlu
bir hayat sürmesini, sonsuza kadar bağımsız
olarak yaşamasını hedeflemiştir. Atatürk
ilkelerinin en önemli amaçlarından biri de her
yönüyle gelişmiş, bağımsız, bölgesinde ve
dünyada güçlü bir Türkiye’nin kurulmasını
sağlamaktır.
 Türk inkılabı, çağdaş
uygarlık seviyesinin üzerine
çıkmak için toplumun ihtiyaç duyduğu
kurumların düzenlenmesini amaçlar. Bu anlamda
Atatürk ilkeleri, çağın gereklerine göre Türk
milletinin mutluluğunu, huzurunu, refahını
artırmak; birlik ve beraberliğini korumak, millî
bağımsızlığını devamlı kılmak ve millî egemenliğe
dayalı yönetim anlayışının süreklilik kazanmasını
sağlamak amacıyla konulmuş ilkelerdir.
Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri
Millî tarih bilinci -Vatan ve millet sevgisi-Millî dilBağımsızlık ve özgürlük-Millî egemenlik-Millî
kültür-Çağdaşlaşma ideali-Türk milleti bilinciVatanın bütünlüğü, millî birlik ve beraberlik
CUMHURİYETÇİLİK
 Cumhuriyetçilik, devletin yönetim şekli olarak
cumhuriyeti kabul etmek, bu yönetimi
benimsemek, onu korumak ve yaşatmak
demektir. Cumhuriyet rejiminin en önemli
özelliği, egemenliğin bir kişi veya bir sınıfa değil,
bütünü ile millete ait olmasıdır.
 Cumhuriyet, devlet yönetiminde millî
egemenliğe dayanan, özgür ve serbest seçimi
temel alan bir yönetim biçimidir.
 Anayasamızın 1. maddesinde “Türkiye Devleti bir
Cumhuriyettir.” der. Anayasamızın 1., 2. ve 3.
Maddeleri değiştirilemez maddelerdir.
Cumhuriyet Yönetimine Yönelik İç ve Dış tehditler

İçte terör odakları ve bazı çıkar grupları yıkıcı ve
bölücü faaliyetlerini dış güçlerden de destek
alarak sürdürmektedirler.

Bazı dış güçler ise ülkemizin sahip olduğu
kaynaklardan ve avantajlardan dolayı büyüyüp
güçlenmesinden endişe edip bunun önüne
geçmek istemektedir. Bu yüzden ülkemizdeki
bölücü ve yıkıcı faaliyetleri desteklemektedirler.

Misyonerlik faaliyetleri de önemli dış tehdit
unsurlarındandır. Bu faaliyetlerin amacı Türk
milletini kendi öz değerlerinden ve inançlarından
uzaklaştırarak zayıf düşürmektir.
 Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuştur.
Uygulanabilir ilkelerdir. Akıl ve bilimin
öncülüğünde yeniliklere, gelişmeye ve
değişmeye açıktır.
 Kabul edilmesinde herhangi bir dış baskı ve
taklitçilik yoktur.
 Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin siyasal,
sosyal, kültürel, ekonomik ve hukuksal açıdan
gelişmesini amaç edinir.
 Birbirinden ayrılamaz, tek tek değerlendirilemez.
Genel özellikleri:
 Atatürkçülük Türk milletinin
bilime dayanır
 Atatürkçülük kendine özgüdür
 Atatürk “1919 senesinin 19’uncu günü Samsun’a
çıktım.” ifadeleriyle başlayan tarihî eserini üç
döneme ayırmıştır:
1919 - 1920: Genelgeler ve Kongreler Dönemi
1920 - 1923: Türkiye Cumhuriyeti Meclisi
Dönemi
1923 - 1927: Türkiye Cumhuriyeti Dönemi
evrensel değerler
vardır
Atatürk ilke ve inkılaplarını oluşturan temel
esaslar şunlardır:
MİLLİYETÇİLİK
 Geçmişte beraber yaşamış, şimdi ve gelecekte
bir arada yaşama inancı, isteği ve kararında olan;
ihtiyaçlarından
 Aynı vatana ve kültürel değerlere sahip çıkan;
aralarında dil, kültür ve duygu birliği olan insan
topluluğuna millet adı verilir.
11
 Milliyetçilik ise kendilerini aynı milletin üyesi
sayan kişilerin bir arada, aynı sınırlar içerisinde,
bağımsız bir yaşam sürme ve birlikte yaşadıkları
toplumu yüceltme istek ve arzusudur.
 Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi; Türk milletini
içtenlikle sevme, uygar bir toplum olarak
yüceltme ve onun uğruna her türlü özveride
bulunma anlayışına dayanır. Bu ilkeye göre;
vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığı ile milletin
birliğini korumak bütün vatandaşların temel
görevidir.
 Atatürk milliyetçiliği her türlü ayrımcılığa karşıdır
ve sınıf kavgasını reddeder.
 Anayasamızın 66. maddesinde “Türk Devleti’ne
vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
der.
 Millî birlik ve beraberliği güçlendiren unsurlar:
Millî eğitim, Millî kültür, Dil, tarih, kültür ve ülkü
birliği, Misakımillî, Türklük şuuru, Manevi
değerler.
HALKÇILIK
 Bir milleti meydana getiren çeşitli mesleklerin ve
toplumsal grupların içinde yer alan bütün
insanlara “halk” denir.
 Halkçılık ilkesi cumhuriyetçilik ve milliyetçilik
anlayışını bütünleyen bir ilkedir.
 Halkçılık; bireyler arasında hiçbir ayrım ve ayrılık
gözetmemek, kişilerin yasalar karşısında eşitliğini
benimsemek ve egemenliğin halka ait olduğunu
kabul etmektir.
 Yapılan işlerin halk yararına olması ve ekonomik
refahın eşit olarak dağıtılması halkçılıkla ilgilidir.
DEVLETÇİLİK
 Devletçilik, Türkiye’de Atatürk tarafından
uygulamaya konulan, ekonomik kalkınmada
izlenecek yolu ve yöntemleri belirleyen bir
ilkedir.
 Bu ilkenin temel amacı, Türk milletinin refah
düzeyini yükselterek çağdaş uygarlık seviyesine
ulaştırmak ve güçlü bir ekonomiye sahip
olmasını sağlamaktır.
İNKILAPÇILIK
 Atatürk’ün devletçilik anlayışı, kişisel çalışma ve
üretimi temel alır.
 Serbest girişimlerin karşısında yer almaz. Ancak
halk yararına müdahale edebilir.
 Toplumun gelişmesine engel olan kurumların
yerine çağdaşlaşmayı sağlayacak kurumların
konulması için gerçekleştirilen köklü
değişikliklere inkılap denir.
 Atatürk’e göre inkılapçılık; Türk milletini geride
 Bununla birlikte Türkiye’nin en kısa zamanda
kalkınması için özellikle ekonomik alanda
bireylerin yapamayacağı büyük yatırımları,
devletin yapması temeline dayanır.
 Devletçilik; devlet yetkilerinin artması,
genişlemesi, kamu hizmet ve faaliyetlerinin
ülkenin geneline dengeli bir şekilde yayılmasıdır.
bırakmış, yaşama olanağı olamayan kurumları
ortadan kaldırmak, bunların yerine milli
ihtiyaçları ön planda tutan modern kurumlar
oluşturmak ve Türk milletini çağdaş uygarlık
düzeyine çıkarmak için yapılan büyük değişimdir.
 Sürekli yenileşme esastır. Bu yüzden durağan
değil dinamiktir.
 Geleceğimiz açısından Atatürk ilkelerine sahip
LAİKLİK
 Laiklik devlet düzeninin, eğitim sisteminin ve
hukuk kurallarının din kurallarına göre değil akla
ve bilime dayandırılması, bireylerin dini
inançlarını seçme ve yaşamada özgür
bırakılmasıdır.
 Laiklik din ve vicdan hürriyetini devlet güvencesi
çıkmak ve korumak her Türk vatandaşı için
önemli bir görevdir.
Atatürkçü Düşüncede Millî Güç Unsurları
Siyasi Güç, Ekonomik Güç, Askerî Güç,
Sosyokültürel Güç, Nüfus Gücü, Bilimsel ve
Teknolojik Güç, Psiko-Sosyal Güç.
altına alır.
 Laiklik ilkesinde millî egemenlik esastır.
 Laiklik ilkesi doğrultusunda yapılan bazı inkılaplar
şunlardır:
ATATÜRK DÖNEMİTÜRK DIŞ
POLİTİKASI
 3 Mart 1924-Halifeliğin kaldırılması
Atatürk’e göre, millî dış siyasetin dayandığı ilkeler
şunlardır:
 3 Mart 1924-Şeriye ve Evkaf Vekâletinin
• Dış politika, millî politikaya uygun olmalıdır.
kaldırılması
 3 Mart 1924-Tevhiditedrisat Kanunu’nun kabul
edilmesi
• Millî politikada bağımsızlıktan asla ödün
verilmemelidir.
• Misakımillî Kararları’na uygun olmalıdır.
 25 Kasım 1925-Şapka Kanunu’nun kabul
edilmesi
 30 Kasım 1925-Tekke ve zaviyelerin kaldırılması
 17 Şubat 1926-Türk Medeni Kanunu’nun kabul
edilmesi
• Türk kamuoyunu dikkate almalıdır.
• “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine
dayanmalıdır.
 10 Nisan 1928-“Devletin
• Uluslararası ilişkilerde eşitlik ilkesi
benimsenmelidir.
 5 Şubat 1937-Atatürk ilkelerinin
• Uluslararası ve devletlerarası eşitlik prensibine
uymalıdır.
dini İslam’dır.”
ibaresinin Anayasa’dan çıkarılması
dâhil edilmesi
Anayasa’ya
• Başka devletlerin iç politikalarından ve yönetim
sistemlerinden etkilenmemelidir.
• Diplomaside, bilim ve teknoloji yol gösterici
olmalıdır.
• Dışpolitika, gerçekçilik ve aklı ön planda tutan
ilkelere göre düzenlenmelidir.
• Dış politikada, her zaman dünya konjonktürü göz
önünde bulundurmalıdır.
Lozan Barış antlaşması (24 Temmuz 1923)
 Lozan Barış Antlaşması, Türkiye’nin savaş
alanlarında elinden alınmak istenen bağımsızlık
ve özgürlüğünün masa başında dünyanın en
güçlü devletlerine kabul ettirildiği tek barış
antlaşmasıdır.
 Misakımillî ile belirlenen sınırlarımızı ve
bağımsızlığımızı İtilaf Devletlerine onaylatan bir
belgedir.
 Bu antlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti,
bütün dünya tarafından tanınmıştır.
Türk - Yunan İlişkileri ve Nüfus Mübadelesi
 Lozan’daki görüşmelerden sonra Yunanistan’ın
İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak istemesi
sorunun çözülmesi gecikmiştir.
 1930’da ilişkilerin düzelmesinden sonra sorun
çözülmüş ve karşılıklı nüfus değiş tokuşu
gerçekleşmiştir.
Türk Fransız İlişkileri, Suriye Sınırı,
Yabancı Okullar Ve Borçlar Sorunu
 Lozan Barış Antlaşması’ndan
sonra,
Türkiye ile Fransa arasında Türkiye-Suriye sınırı,
Osmanlı borçları, yabancı okullar, Adana-Mersin
demiryolunun satın alınması anlaşmazlık olan
konu başlıklarıdır.
 1926’da Fransa ile Dostluk ve İyi Komşuluk
Sözleşmesi imzalandı
 Fransa’ya olan borçlarımızın taksit süreleri
uzatıldı. Son taksit 1954’te bitti.
 Fransa yabancı okullarla ilgili devletimizin aldığı
kararlara uymak zorunda kaldı.
12
 Adana-Mersin demiryolunu Fransa Türkiye’ye
devretti.
Türk - İngiliz İlişkileri, Irak Sınırı, Musul
Sorunu
 5 Haziran 1926’da İngiltere ile Ankara Antlaşması
imzalanmış, bu antlaşmada Hakkâri Türkiye’de
kalmış, Musul ve Kerkük Türklerinin kültürel
hakları saklı tutulmak kaydı ile Musul, İngiliz
mandası altında bulunan Irak’a bırakılmıştır.
 Bu antlaşmaya göre Irak, Musul petrol gelirinin
%10’unu 25 yıl süreyle Türkiye’ye verecekti.
 Ancak Türkiye bir defaya mahsus 500.000 sterlin
karşılığında bu hakkından vazgeçmiştir. Bu
parada İngiltere’ye verilecek Duyunuumumiye
borçlarının karşılığı sayılmış ve mesele bu şekilde
kapanmıştır.
 Musul meselesinin böyle sonuçlanmasında Şey
Sait isyanının çıkması etkili olmuştur.
 Antlaşmalardan sonra Türk-İngiliz ilişkileri
düzelmeye başlamıştır.
 Bunun üzerine Milletler Cemiyeti, Türkiye’nin
cemiyete üye olması için çağrıda bulundu.
 Türkiye, 18 Temmuz 1932 tarihinde İspanya’nın
önerisi ve Yunanistan’ın da desteği ile Milletler
Cemiyetine üyelik hakkını elde etti. Türkiye’nin
Milletler Cemiyetine girişi, dış politikasında
önemli gelişmelere sahne olmuş ve Türkiye,
cemiyete girdikten iki yıl sonra konsey üyeliğine
seçilmiştir.
Balkan Antantı(1934)
 Almanya ve İtalya’nın yayılmacı tutum
sergilemesi üzerine Türkiye, Yunanistan,
Yugoslavya ve Romanya Balkan Antantı
Antlaşmasını imzaladılar.
 Üye devletler birbirlerine saldırmamayı ve bir
saldırı olduğunda birbirleriyle yardımlaşmayı
taahhüt etmişlerdir.
 Önce Yugoslavya’nın Almanya’ya yaklaşması ile
birlikte 1940’larda bu antant dağılmıştır.
Türk - Sovyet İlişkileri
 Musul meselesinde Milletler Cemiyeti’nin taraflı
 Almanya ve İtalya’nın yayılmacı tutum
 1928 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde
toplanması planlanan “Silahsızlanma
Konferansı”na bizzat Sovyetler Birliği’nin davet
etmesi üzerine Türkiye de katıldı
 Atatürk Dönemi’nde karşılıklı güvene dayanan
siyasal ve ekonomik ilişkiler devam etti.
1932-1939 YILLARI ARASINDA TÜRKİYE
CUMHURİYETİDIŞPOLİTİKASI
sergilemesi üzerine İngiltere ile anlaşan Türkiye,
Sovyetler Birliği’nin de desteğini aldıktan sonra,
Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayan devletlere
bir nota vererek Boğazlar konusunda şartların
değiştiğini, bu nedenle Boğazların yönetiminin
yeniden düzenlenmesi gerektiğini bildirdi ve bir
konferansın toplanmasını talep etti.
 Yapılan Montrö Sözleşmesi ise boğazların
kontrolü Türkiye’ye verildi.
 Barış zamanında ticaret gemileri serbestçe
geçebilecekti. Savaş gemilerinin geçişi ile
Türkiye’nin vereceği izne bağlandı.
Sadabat Paktı (1937)
 Türkiye’nin barışa katkıları ve uluslararası
 İtalya’nın Habeşistan’ı işgali üzerine Türkiye,
sorunları barışçıl yollarla çözmesi Milletler
 Türkiye’nin İran ve Irak sınırlarının güvenliği
sağlanmış oldu.
Hatay’ın Ana Vatana Katılması(1939)
 20 Ekim 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hükûmeti ve Fransa arasında imzalanan Ankara
Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı çizilmişti.
Türkiye - Fransa arasında yapılan antlaşma ile
kent halkının büyük çoğunluğunun Türk
olmasından dolayı Türklere geniş haklar tanındı.
Bu hakların en önemlisi, Hatay’da resmî dilin
Türkçe olması ve Türk kültürünün özgürce
geliştirilip yaşatılması idi.
 1936 yılında Fransa, Suriye’deki sömürge
yönetimine son vererek bu ülkeden çekilme
kararı aldı. Bu amaçla Fransa, yeni kurulan Suriye
Hükûmeti ile 8 Eylül 1936’da bir antlaşma
imzaladı.
başvurarak Hatay’ın kaderine, Hatay’da
yaşayanların karar vermelerini istedi.
 Komisyon raporu ile Milletler Cemiyeti Hatay’da
İran, Irak ve Afganistan bir araya gelerek Sadabat
Paktı’nı kurdular.
 Bu sorunun Türkiye lehine sonuçlanması,
Atatürk’ün dış politikadaki son başarısıdır.
ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ
 Büyük önderin hastalığı1936 yılının Kasım ayında
başladı. Ocak 1938’de Yalova ve Bursa’ya yaptığı
bir gezi sırasında, rahatsızlanan Atatürk,
İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.
 Yurt dışından getirilen uzmanlar ve Türk
doktorları tarafından Atatürk’e dinlenmesi
gerektiği söylendi. Ancak Atatürk, özellikle Hatay
konusu yüzünden bu dinlenme önerisine
uymadı.
 Türkiye’nin Hatay konusundaki kararlılığını
göstermek için sağlığını düşünmeden Mersin,
Silifke ve Adana’yı içine alan bir inceleme
gezisine çıktı.
 Deniz havasının sağlığına iyi gelmesi üzerine
Atatürk, bir süre Savarona Yatı’nda dinlendi.
 Hastalığının iyice artması üzerine kendi isteği ile
vasiyetnamesini hazırlayarak servetinin büyük
bir bölümünü Türk Tarih ve Dil Kurumlarının
çalışmalarına kaynak olması için Türk milletine
bağışladı.
bağımsız bir devletin kurulmasını öngördü.
 Savarona Yatı’nda dinlenmekteyken hastalığı
 Fransa ve Suriye’nin olumsuz tavırları üzerine
şiddetlenince Dolmabahçe Sarayı’na geldi.
Türkiye sınıra asker sevk etti.
 Türkiye ile Fransa arasında yapılan görüşmelerin
sonucunda, 3 Temmuz 1938’de bir antlaşma
imzalandı. Bu antlaşmaya göre, Türk ordusu
Hatay’a girerek Hatay’ın toprak bütünlüğünü
sağladı. Hatay’da yaşayan halkın katıldığı
milletvekili seçimleri yapıldı. Daha sonra Hatay
Millet Meclisi toplandı ve Hatay Cumhuriyeti ilan
edildi (2 Eylül 1938).
 Devletin cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen,
başbakanı Abdurrahman Melek oldu.
Türkiye’nin Milletler Cemiyetine Üye Olması
 Cemiyetinin de dikkatini çekmişti.
taahhüt etmişlerdir.
 Türkiye, 6 Ekim 1936’da Milletler Cemiyetine
Boğazlar Sorunu ve Montreux (Montrö)
Sözleşmesi (1936)
davrandığı bir dönemde Türkiye ile Sovyetler
Birliği arasında Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması
imzalandı(17 Aralık 1925).
 Üye devletler sadece birbirlerine saldırmamayı
 Daha sonra Hatay Meclisi, halkın büyük
çoğunluğunun da isteğine uyarak Türkiye’ye
katılma kararı aldı (29 Haziran 1939) ve böylece
Hatay Türkiye’nin bir ili oldu.
 Doktorların bütün çabalarına rağmen sağlığına
kavuşamayan
 Atatürk, 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş
geçe hayata gözlerini yumdu.
 19 Kasım 1938 tarihinde büyük önderin cenaze
namazı İslam İncelemeleri Enstitüsü Direktörü
Ord. Prof. Dr. Şerafettin Yaltkaya tarafından
kıldırıldı.
 21 Kasım 1938’de Etnografya Müzesinde
hazırlanan geçici kabrine konuldu.
 Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir tamamlandıktan
sonra 10 Kasım 1953 tarihinde yapılan bir devlet
töreni ile Etnografya Müzesindeki geçici
kabrinden alınarak Anıtkabir’deki ebedî
istirahatgâhına taşındı.
Download