Güvender 12 - Sosyal Bilgiler

advertisement
6.SINIFLAR ĠPEK YOLU’NDA TÜRKLER ÜNĠTESĠ KONU ÖZETĠ
TÜRKLERĠN ĠLK YURDU ve GÖÇLER
Orta Asya (Ana Yurt)
Türklerin ilk yurdu Orta Asya'dır. Çok geniş bir bölge olan Orta Asya;
doğuda Kingan dağları, batıda Hazar denizi, kuzeyde Altay dağları ve
Baykal gölü, güneyde Hindikuş ve Karanlık dağlarıyla çevrilidir.
Orta Asya’dan Yapılan Göçlerin Nedenleri:
1. İklim değişikliği ve şiddetli kuraklık,
2. Kıtlık ve açlığın ortaya çıkması,
3. Hayvanlar ve insanlar arasında salgın hastalıkların ortaya çıkması,
4. Nüfusun hızla artması,
5. Boylar arasındaki mücadeleler,
6. Yeni topraklar kazanma düşüncesi,
Orta Asya'da maden çağını yaşayan Türkler, demir tekerleği
icat etmişler ve atı evcilleştirmişlerdir. Bu yüzden rahatlıkla çok uzak
bölgelere göç edebilmişlerdir.
•> M. Ö I. binde başlayan göçler Orta Çağ'ın sonuna kadar devam
etmiştir.
Göçlerin Sonuçları:
• Orta Asya'dan çeşitli yerlere göç eden Türkler, gittikleri yerlerin
kültürleriyle alış verişe girdiler. Böylece yeni kültürlerin oluşmasını sağlamışlardır.
• Gittikleri bölgelerde henüz Taş Devri'ni yaşayan medeniyetlere
madeni işlemesini öğrettiler.
• Göç eden yerlerde nüfus arttı. Yeni merkezler ortaya çıktı.
•> Bütün Türk boylan Orta Asya'yı terk etmediler. Yaşamaya elverişli
yerler bulanlar o bölgede kalarak daha sonraki dönemlerde bulundukları
yerlerde büyük devletler kurmuşlardır
.
GÖÇLERDEN SONRA ORTA ASYA’DA KURULAN TÜRK
DEVLETLERĠ
HUNLAR(ASYA HUNLARI) (M.Ö. 220 - M.S. 216)
M.Ö. III. yy'da Orhun ve Selenga nehirleri çevresinde kurutmuştur.
Başkent Ötüken'dir.
Bilinen ilk Türk Devleti'dir.
Hunların bilinen ilk hükümdarı Tuman (Teoman)'dır. Oğlu Mete Han
zamanında Hunlar en parlak zamanını yaşamışlardır.
Mete Çin'i vergiye bağlamıştır. Çin kalabalık nüfusundan dolayı istila
etmemiş ve Çin'e yerleşmemiştir.
Mete Han'dan sonra Hunlar zayıflamaya başlamış ve Çinlilerle yapılan
savaşlar sonucunda M.S 48 yılında kuzey ve güney olarak ayrılmışlardır
KAVĠMLER GÖÇÜ
Kuzey Hunlarının M.S. 375'te Karadeniz'in kuzeyindeki toplulukları
yurtlarından etmeleriyle başlayan Avrupa'daki kavimlerin yer değiştirme
sürecine "Kavimler Göçü" denilmektedir. Bu büyük olayın başlıca
sonuçları şunlardır.
 Roma İmparatorluğu M.S. 395'te Doğu ve Batı olmak üzere ikiye
ayrıldı.
 Batı Roma M.S.476'da yıkıldı.
 İlkçağ kapandı, Ortaçağ başladı.
 Günümüz Avrupa toplumlarının temelleri oluşturuldu.
 -Avrupa'da Feodalite (Derebeylik) sistemi oluştu.
 Batı Hunlar, Avrupa Hun Devleti'ni kurdu.
 Kavimlerin Hristiyanlığı kabul etmesi üzerine, Kilise Avrupa'daki en
büyük güç haline geldi.
AVRUPA HUN DEVLETĠ (375 -469)
Balamir başkanlığında Orta Macaristan bölgesinde kurulmuştur. (375)
Başkenti Budapeşte'dir.
Attila zamanında en parlak zamanını yaşamışlardır(434-453).Bu
dönemde Doğu Roma İmparatorluğu ile imzalanan Margos Antlaşması ile
üstünlük sağlanmış Batı Roma(Bizans) vergiye bağlanmış. Bu dönem
içerisinde Attila, Avrupa'nın korkulu rüyası haline gelmiştir.
Attila'nın ölümünden sonra devlet zayıflamış. 469 yılında Bulgar ve
Macar saldırıları ile ortadan kalkmıştır
.
GÖKTÜRKLER (552)
Çin baskısı altında yaşayan Türkler, iç karışıklıklardan faydalanarak
bağımsız birlikler halinde yaşamaya başladılar. Göktürklerin bu yılları
Ergenekon destanının konUSU olmuştur.
Göktürklerle ilgili bilgileri Ergenekon destanından öğrenmekteyiz. Bundan
dolayı ilk dönemleri ile ilgili bilgileri net değildir.
552 yılında Bumin Kağan liderliğinde Ötüken'de kurulmuştur.
Mukan Kağan ve İstemi Yabgu dönemi en parlak oldukları zamandır.
Bu dönemde İpek Yolu‟na hakim oldular.
Göktürkler 582 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu
Göktürkler 630'da Batı Göktürkler ise 655 yılında Çin egemenliğine
girerek bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir.
II. GÖKTÜRK(KUTLUK)DEVLETĠ(682-745)
Çin hakimiyetine giren Doğu Göktürklü Türk beyleri, Çin'e karşı
bağımsızlık mücadelesi başlattılar. Mücadele sonucunda 682 yılında
Kutluk Kağan, Vezir Tonyukuk ile beraber Çin'e karşı verdikleri bağımsızlık mücadelesini kazandılar.
Devlet en parlak dönemini Bilge Kağan döneminde yaşadı. Bu
dönemde Tonyukuk vezir, Kül Tigin de ordu komutanı olmuştur.
Sırası ile Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan'ın ölmeleri üzerine
Basmiller, Karluklar ve Uygurlar birleşerek 745'te Göktürkleri yıktılar.
BĠLGĠ BANKASI
Göktürkler, ilk kez Türk adını taşıyan bir devlet kurmuşlardır.
En eski yazılı Türk belgeleri Göktürklere aittir. (Orhun Kitabeleri)
38 harfli kendilerine özgü alfabe kullanmışlardır.
Türkler arasında devlet ve millet olma bilinci en üst seviyeye bu dönemde
çıkmıştır.
UYGURLAR (745-840)
Göktürklerden sonra 745 yılında Ötüken'de kurulmuştur. Önce Ötüken
olan başkentleri daha sonra Ordu -Balık (Kara Balasagun) olmuştur.
Çinliler ile Müslüman Araplar arasındaki mücadelede Uygurlar
Müslümanları desteklemişlerdir. Nitekim 751 Talaş Savaşı'nı Müslüman
Araplar kazanmıştır. Talaş Savaşı İslamiyet'in Türkler arasında
yayılmasına zemin hazırlamıştır.
Uygurlar Böğü Kağan zamanında Maniheizmi resmi din olarak kabul
etmişlerdir. (763) Bu dini kabul ettikten sonra hayvancılığı terk edip tarım
ve ticaretle uğraşmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda yerleşik hayata
geçen Uygurlar, zamanla savaşçı özelliklerini yitirmişlerdir.
840'ta Kırgızlara yenilip Doğu Türkistan'a göç etmişler ve burada bir
devlet kurmuşlardır.
XIII. yy.'da Moğol egemenliğini kabul eden Uygurlar Moğol yönetiminde
önemli görevler üstlendiler.
BĠLGĠ BANKASI
Uygurlar, yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.
Saraylar, tapınaklar gibi kalıcı mimari eserler bıraktılar.
14-18 harfli Uygur alfabesini kullanmışlardır.
Klişe matbaayı bulan Uygurlar, Türkçe kitaplar basmışlardır.
ORTA ASYA TÜRK DEVLETLERĠNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK
DEVLET YÖNETĠMĠ
Orta Asya Türk devletlerinde hükümdarlar; kağan, han, hakan, ilteber,
ilteriĢ, idikut gibi unvanlar almışlardır. Örneğin; Göktürkleri ikinci defa
bir-araya getiren Kutluk Han'a, devleti derleyip toparlayan anlamına
gelen "ilteriĢ" unvanı verilmiştir.
Kağanın temel görevi ülkede otorite ve birliği kurarak halkın ihtiyaçlarını
karşılamaktır. Kağan'ın dışında ülke yönetiminde eşi, Hatun da etkilidir.
Hatun gerektiğinde ülke yönetimine vekillik yapar hatta elçi bile kabul
ederdi.
Egemenlik AnlayıĢı
Türkler Gök-Tanrı dinine inanmışlardır. Türklerin inancına göre,
yönetme yetkisi hükümdara Gök-Tanrı tarafından verilmiştir, "kut" adı
verilen bu yetkinin kişinin kanında dolaştığına inanılmıştır. Bu anlayışa
göre ülke hanedan üyeleri arasında paylaşılarak yönetilmiştir. Ama
sürekli yaşanan taht kavgaları sonucu devletler kısa sürede zayıflayıp
yıkılmıştır.
Egemenlik anlayışını ortaya koyan, "Ülke, hanedan üyelerinin ortak
malıdır." cümlesidir. Bu anlayışta tahta kimin çıkacağı belirgin olmadığı
için çok zorlanılmıştır.
Siyasi Yapı
Orta Asya'da Türk devletlerinde ülke, hanedan üyelerinin ortak
malıydı ve paylaşılarak yönetilirdi.
Uygulanan yönetim şekillerinden biri olan "ikili yönetim" de ülkenin
hanedanın ortak malı olması anlayışına bağlı olarak ortaya çıkmıştır.
Buna göre, ülke doğu ve batı olmak üzere iki merkeze ayrılmıştır. Doğu,
kutsal sayılan taraf olduğu için Kağana; batı taraf ise "yabgu" denilen
birine bırakılmıştır. Yönetimde, batıyı yöneten yabgu iç işlerinde
serbesttir ama dış işlerde kağana bağlıdır.
Gerek "kut" anlayışı gerekse "ikili yönetim" uygulaması merkezi
otoriteyi bozmuş, Türk devletlerini zayıflatmıştır.
Orta Asya devletlerinin yapılanmasında kağanın yanında bir de meclis
bulunmuştur. Kurultay (Kengeş) adı verilen bu mecliste devlet meseleleri
görüşülüp karara bağlanırdı. Alınan kararların kağana onaylatılması
zorunlu olduğundan bu meclis danışma meclisiydi.
Sosyal Yapı
Orta Asya Türklerinin yaşamlarının her alanına etki eden Bozkır
kültürü ve yarı göçebe yaşam tarzı, özellikle sosyal yapıyı
şekillendirmiştir. Yaşadıkları coğrafyanın zor şartları karşısında ayakta
kalabilmek için Türk toplulukları, teşkilatçı bir karakter kazanmışlardır.
Hem siyasi hem de sosyal hayatın teşkilatlı düzeni, Türklerin tarih
boyunca pek çok devlet kurmalarının temel sebebidir.
Eski Türklerde sosyal yapının temeli aileye dayanmaktadır. OğuĢ
denilen ailelerin birleşmesiyle urug adı verilen sülaleler oluşmaktadır.
Urugların birleşmesiyle boylar, boyların bir araya gelmesiyle budun
denilen millet meydana gelmektedir. Milletin siyasi teşkilatlanmayı
gerçekleştirmesiyle de il denilen devlet oluşturulurdu.
EKONOMĠK HAYAT
Türklerin en önemli geçim kaynağı hayvancılıktır. At ve koyun,
yetiştirilen önemli hayvanlardır. Atı tarihte evcilleştiren ilk toplum
Türklerdir. Orta Asya'da belli merkezlerde ayrıca balıkçılık da yapılmıştır.
Orta Asya Türkleri içerisinde Uygurlardan itibaren yerleşik yaşam
başlamış ve tarımsal faaliyetler görülmüştür. Hayvansal gıda tüketimini
terk eden Uygurlar, tarımı temel ekonomik uğraş olarak seçmişlerdir.
İpek Yolu, Türklerin yaşadığı bölgenin en önemli ekonomik kaynağıdır.
Çin'den başlayarak, Orta Asya'yı geçen Anadolu'ya hatta Avrupa'ya
ulaşan bu ticaret yolu, Türk-Çin savaşlarının da temel sebebidir. Bu yola
hakim olan devletin zenginliğe kavuştuğu düşünülürse, verilen
mücadeleler daha kolay anlaşılır. Göktürkler döneminde Çin sınırında
ortak pazar şehirleri kurulmuş; canlı bir ticaret ortamı oluşturulmuştur. Bu
dönemde Türkler daha çok hayvan ve hayvansal ürünler satmış, tarımsal
gıdalar almışlardır.Yerleşik yaşama geçen Uygurlar döneminde ticaret
büyük gelişme göstermiştir. Daha çok tarımsal ürünlerin alınıp satıldığı
bu dönemde Uygurlar, üzerinde kağanın mührü bulunan bez parçalarını
para olarak kullanmışlardır. Bunlara kamdu adını vermişlerdir.
ORDU
Geniş bozkırların ortasında her an saldırıya açık, savunmasız bir
coğrafyada yaşayan Türkler, mücadeleci ve savaşçı bir karakter
kazanmışlardır. Türklerde askerlik bir meslek olarak görülmemiştir.
Karşılaşılan saldırılarda kadın, erkek, çoluk, çocuk ayırdetmeden herkes
düşmana karşı koymuştur. Bu nedenle Türkler "ordu - millet" olarak
nitelendirilmişlerdir.
Atı evcilleştirmeleri sosyal yaşamda olduğu gibi askeri alanda da
Türklere üstünlük kazandıracaktır. Türkler hareketli ve güçlü yapılarını at
ile pekiştirmişlerdir. Bu sayede etkili savaş taktikleri geliştirmişlerdir.
ilk düzenli Türk ordusu Asya Hun hükümdarı Mete Han tarafından
kurulmuştur. Bu yüzden günümüzde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kuruluş
yılı olarak, Mete Han'ın tahta çıktığı M.Ö. 209 yılı kabul edilir. Mete Han,
orduyu onluk, yüzlük, binlik ve onbinlik birimlere ayırmıştır. Bu ayırım
bugün hala kullanılmaktadır. Bu birliklerin başında onbaşı, yüzbaşı,
binbaşı gibi rütbelere sahip komutanlar bulunmaktadır.
Orta Asya Türklerinde, sivil hayatta çalışan herkes aynı zamanda
asker sayılmıştır. Ama bugün askerlik görevi, 20 yaşını doldurmuş erkeklere aittir. Ayrıca askerlik günümüzde bir meslek haline gelmiştir.
Eski Türklerde orduda; kargı, ok, yay, kılıç ve kalkan gibi silahlar
kullanılırdı. Bugün bu silahların yerini ateşli silahlar aldı.
DĠN VE ĠNANIġ
İslamiyet öncesi Türk toplumlarındaki en yaygın din Gök-Tanrı inancı
idi. Ahiret inancının da varolduğu bu dine göre, yerin ve göğün yaratıcısı
tek ve soyut bir güç kabul edilmiştir. Göçebe toplumda tapınak yapımı
görülmemiştir.
Türklerde ölülere saygı duyulmuş; onlar için yas tutulmuş ve yuğ adı
verilen törenler düzenlenmiştir. Ölüler kurgan adı verilen mezarlara
gömülmüştür. Mezarın başına da, ölünün hayattayken öldürdüğü düşman
sayısı kadar, balbal adı verilen taşlar dikilmiştir. Ölünün mezara
eşyalarıyla hatta atıyla beraber gömülmesi; Türkler'de ölümden sonraki
yaşama yani ahiret hayatına inancın olduğunu gösterir.
Uygurlar Maniheizm dinini benimsemişlerdir. Bu din Uygurların yaşam
şeklini, hayvani gıdalar yemeyi ve savaşmayı yasaklamıştır. Bunun üzerine Uygurlar tarımla uğraşmış, yerleşik hayata geçmiş; surlarla çevrilmiş
şehirler kurmuşlardır. Uygurlarda mimari gelişmiştir. Tapınak yapımına
da önem vermişlerdir. Ama savaşçılık özelliklerini kaybetmişlerdir.
HUKUK SĠSTEMĠ
Orta Asya Türk toplulukları, yarı göçebe yaşam tarzını benimsedikleri
için, gelişmiş bir yazılı kültüre sahip değillerdi. Yazılı hukuk kuralları da
bulunmazdı. Sosyal yaşamı düzenleyen "töre" adı verilen sözlü
kurallardı. Töre; adalet, eşitlik ve iyiliğe dayanırdı. Töreye kağan bile
uymak zorundaydı.
Türklerde yazılı hukuk kurallarına yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti
Uygurlar'da rastlanmıştır.
BĠLĠM VE SANAT
Orta Asya Türk sanatı Uygurlara kadar olan dönem ve Uygurlardan
sonraki dönem olarak ele alınabilir. Uygurlara kadar olan dönemde daha
çok göçebe yaşamın etkisi vardır. Bu dönem eserleri taşınabilir, hafif
nitelikte sanat ürünleridir. Göçebe toplum için önemli olan hareketli av
sahneleri ve hayvan motifleri işlenen başlıca figürlerdir. Halıcılık ve
dokumacılık çok gelişmiştir. Göçebe Türklerin madenleri işlemedeki
başarıları da meşhurdur. Madenden savaş aletleri ve silahlar yapılmıştır.
Uygurlar yerleşik hayata geçmişler ve daha kalıcı sanat eserleri
meydana getirmişlerdir. Uygurlarda çok gelişmiş bir şehir mimarisi ve
tapınak yapımı göze çarpmaktadır.
Uygurlar, minyatür sanatını tüm dünyaya öğreten devlettir.
Orta Asya Türklerinde gözümüze çarpan en önemli bilimsel çalışma
"On Ġki Hayvanlı Türk Takvimi" dir. Bu takvimde her yıla bir hayvan
ismi verilmiştir
.
YAZI –DĠL-EDEBĠYAT
Orta Asya Türklerinde karşımıza çıkan ilk alfabe Göktürklere aittir.
Göktürk Alfabesi 38 harften oluşmaktadır. Bu alfabeyle yazılmış en
önemli eser, Türklere ait ilk edebi eser olan Orhun Abideleri'dir. II.
Göktürk Devleti dönemine ait olan bu eserler; Bilge Han, kardeşi Kül
Tigin ve Vezir Tonyukuk adına dikilmiştir. Abideleri Yolluğ Tigin
yazmıştır.
Orhun Abideleri'nin Türk tarihindeki önemi ve özellikleri şu şekilde
sıralanabilir;
- Akıcı ve edebi bir dilde yazılmıştır.
- Gelişmiş ve işlek bir alfabe ve dile sahip olması, Türklerin yazıyı uzun
süredir kullandığının göstergesidir.
- Abideler Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinlerdir.
- Türk tarihinin ilk yerli kaynaklarıdır.
- Türk tarihinin ilk edebi eserleridir.
-Türklerin siyasi tarihi, Türk devlet anlayışı, devlet - halk ilişkilerinin
niteliği, Türk kültürü hakkında temel bilgi kaynağıdır.
Orhun Abideleri 1893 yılında Danimarkalı bilimci VVilhelm Thomsen
tarafından okunmuştur.
Türklere ait ikinci alfabe Uygurlar‟ın 18 harften oluşan Uygur
Alfabesidir.
Bozkır yaşantısına sahip Orta Asya Türk toplulukları, Uygurlara kadar
çok fazla yazılı eser bırakmamışlardır. Sözlü edebiyat alanında pek çok
eser oluşturmuşlardır. Bunlar arasında en önemli olanlar, destanlardır.En
ünlü Türk destanları arasında şunları sayabiliriz; Hunlar'a ait Oğuz
Kağan Destanı, Saka Türklerine ait Alp Er Tunga Destanı, Göktürklere
ait Ergenekon Destanı, Uygurlara ait TüreyiĢ ve Göç Destanları,
Kırgızlara ait Manas Destanı.
ĠSLAM TARĠHĠ
İslamiyet‟ten Önce Arap Yarımadasının Durumu:
- İslamiyet‟ten önce Arap yarımadasında Putperestlik yaygındı. Diğer
dinler:-Sabilik : (Yıldız ve gök cisimlerine tapma)
-Mecusilik: ( Zerdüşt inancı. Ateşe tapma ) –Hıristiyanlık -Yahudiler Hanif : (Hz.İbrahim‟in tek tanrı inancı. Puta tapmazlar, içki içmezler ve
haksızlık yapmazlardı. Hz. Muhammed‟in anne ve babası da Hanif dinine
bağlıydılar.)
- Bu dönemde kabileler arasında kavgalar vardı. Sadece haram aylarda
savaşmazlar bu dönemde Kabe‟deki putları ziyaret ederlerdi.
- Arap toplumu göçebe (bedevi) ve yerleşik halk olmak üzere ikiye
ayrılırdı.
HZ MUHAMMED’ĠN HAYATI:
- 571 yılında Mekke‟de doğdu. Annesinin adı Âmine, babasının adı
Abdullah‟tır.
- Babası doğmadan öldü, ona dedesi Abdülmuttalib baktı. Dedesi ölünce
bu kez amcası Ebu Talib baktı.
- Hz. Muhammet amcası ile ticaret yaptı. Güvenirliğinden dolayı
“Muhammed‟ül emin” (Güvenilir Muhammed) adıyla anıldı.
- 25 yaşında Hz. Hatice ile evlendi.
-40 yaşına doğru toplumdan uzaklaşarak zamanın çoğunu Hira
Mağarasında geçirmeye başladı. Burada Cebrail (a.s) ona ilk vahiyi
getirdi ve peygamberliği başladı. (611)
- Hz. Muhammed‟e ilk inananlar: -Hz.Hatice -Hz.Ali -Hz.Ebubekir Zeyd b. Harise
- Hz. Muhammed Mekkeliler tarafından tehdit edilince Mekke‟den
Medine‟ye göç etti. 622 yılında bu göçe “Hicret” adı verilir.
- Mekke‟den Medine‟ye göçenlere “Muhacir” (göçmen), Medinelilere de
“Ensar” (Yardımcı) adı verilir.
- Hicretle Medine‟de ilk İslam Devleti kurulmuş oldu.
Hz. Muhammed’in SavaĢları:
Bedir SavaĢı
Tarih: 624
Taraflar: Mekkeli müşrikler - Medineli Müslümanlar
Sebep: Müslümanlar Mekke‟den göç ederken bütün mallarını
bırakmışlardı. Bunlara karşılık Mekke kervanını vurmaya karar verdiler.
Sonuç: 1-Zafer Müslümanların oldu.
2-Esirler 10 Müslüman çocuğa okuma yazma öğretirlerse serbest
kalacaklardı.
Önemi: 1-Mekke ile Medinelilerin ilk savaşıdır.
2-Savaşın diğer bir ismi de Akrabalar savaşıdır.
3- Savaş sonunda Hz. Muhammed‟in esirler ile ilgili aldığı karar eğitime
ne kadar önem verdiğini göstermektedir.
Uhud SavaĢı
Tarih: 625
Taraflar: Mekkeli müşrikler - Medineli Müslümanlar
Sebep: Mekkeliler Bedir Savaşı‟nın öcünü almak istediler.
Sonuç: 1-Hz. Muhammed yaralandı.
2-Hz. Hamza şehit oldu.
Önemi: Müslümanlar peygamberin sözünün dinlememenin cezasını ilk
kez çektiler.
Hendek SavaĢı
Tarih: 627
Taraflar: Mekkeli müşrikler - Medineli Müslümanlar
Sebep: Mekkeliler İslamiyet‟in yayılmasını istemiyorlardı.
Sonuç: Selman-ı Farisi adlı bir İranlının tavsiyesi ile Medine‟nin etrafında
hendekler kazıldığı için Mekkeliler geri dönmek zorunda kaldılar.
Önemi: Hendek Savaşı, Mekkelilerin Müslümanların üzerine yaptığı son
saldırı oldu. Bundan sonra Mekkeliler savunmaya çekildiler.
Hudeybiye AntlaĢması
Tarih: 628 Taraflar: Mekkeli müşrikler - Medineli Müslümanlar
Önemli maddeleri: 1-Her iki taraf birbiri ile 10 yıl savaşmayacak.
2-Müslüman olup Medine‟ye giden kişiler Medine‟ye alınmayacak,
Medine‟den Mekke‟ye gelenler ise geri verilmeyecek. ( Bu madde daha
sonra kaldırılmıştır. Çünkü Medine‟ye alınmayan Müslümanlar Mekke‟ye
dönmediler ve Mekke ile Medine arasında kalıp Mekke kervanlarını
vurmaya başladılar.)
Önemi: Mekkeliler Müslümanların varlığını kabul etmişlerdir.
Hayber’in Fethi
Tarih: 629
Taraflar: Müslümanlar - Yahudiler
Sebep: Yahudiler, Mekkeliler ile birleşip Müslümanlara zarar veriyorlardı.
Sonuç: Medine-Şam yolu güvenlik altına alındı.
Mekke’nin Fethi
Tarih: 630
Taraflar: Mekkeliler - Müslümanlar
Sebep: Mekkeliler Müslümanlara karşı kuvvet toplamaya başlamışlardı.
Sonuç: 1-Hz.Muhammed, Kabe‟yi ziyaret ederek putları kırmıştır.
2-Bütün Mekkeliler İslamiyet‟i kabul ettiler.
3-Mekke‟nin fethi bütün Arabistan‟ın fethini sağlayan önemli bir başlangıç
oldu.
4-Mekke‟nin fethi ile İslam Devleti kuruldu.
Hz. Muhammed’in Vefatı
Hz.Muhammed, son seferi olan Tebük seferinden dönüşte hastalandı.
İmamlığı Hz.Ebubekir‟e bıraktı ve 8 Haziran 632‟de vefat etti.
Hz.Muhammed, vefat ettiği odaya gömüldü.
Hz.Muhammed‟in mezarına Ravza-yı Mutahhara (Cennet bahçesi) adı
verilir.
( Peygamberin mezarı Medine şehrindedir.)
-** Hz. Muhammed‟den sonra Dört Halife dönemi başladı. Halifeler
seçimle iş başına geldiler.
- Şam valisi Muaviye EMEVİ devletini kurarak halifeliği saltanat haline
getirdi.
EMEVĠLER:
- 661 yılında Muaviye tarafından Şam merkez olmak üzere kuruldu.
Emevilerin İslam Dünyasında Yaptıkları Yenilikler:
1-Hilafeti saltanat haline getirdiler.
2-Arap olmayanlara kötü davranarak Arap ırkçılığını başlattılar.
3-İslam Devleti‟nin gerçek anlamda kurulmasını sağladılar.
4-İslam Devleti en geniş sınırlarına Emeviler döneminde ulaşmıştır.
- Türkler Emevilerin Arap olmayanlara kötü davranması nedeniyle
Müslüman olmadılar.
Emevi Devleti’nin YıkılıĢ Sebepleri:
1-Önemli görevlere Emevi soyundan olanları getirmeleri
2-Arap olmayan Müslümanlara değer vermemeleri
3-Hz.Ali‟nin oğullarının hilafeti ele geçirme çabaları
4-Hz.Muhammed‟in amcası Abbas‟ın soyundan gelenlerin Emevlere
karşı olması
5-Fetihlerin durması
6-Emevi ailesi arasındaki geçimsizlik
-Emevi ailesi Abbasiler tarafından yok edilmiştir.
ABBASĠLER:
- 750 yılında Emevileri yıkarak, Ebu‟l-Abbas Abdullah tarafından Bağdat
başkent olmak üzere kuruldu.
- Abbasiler Emevilerin aksine ırk ayrımı yapmadılar. Bu dönemde birçok
Türk Abbasilerde önemli görevlere geldi.
- Abbasiler bilime önem verdiler. Harezmi gibi birçok bilgin bu dönemde
yetişti.
- Abbasiler Türk askerleri ve aileleri için “Samarra” Şehrini kurdular.
TÜRKLERĠN ĠSLAMĠYETE GĠRĠġĠ
751 Talaş Savaşı, Türklerin İslam Dinini seçmesinde büyük bir
rol oynamıştır. Savaşından sonra İslam ordularında ve halife
hizmetlerinde Türkler önemli gör getirilmiştir. Türklerin İslam Dinini
seçmesindeki bir diğer neden ise Gök tanrı inancı ile İslamiyet‟in birbirine
benzerlik göstermesidir. Bu benzerlikler;
1) Türklerin, İslamiyet gibi tek tanrı inancını daha önceden de
benimsemiş olmaları,
2) İki inançta da ahiret anlayışının olması,
3) Türklerdeki fetih anlayışıyla, İslamiyet'teki cihat anlayışının birbirine
benzemesi
4) Türklerde de kurban adama anlayışının bulunması,
5) Türk örf, gelenek ve ahlaki değerlerinin İslam Dini ile paralellik
göstermesidir.
Türkler Ġslam Dinini kabul ettikten sonra;
■ İslam Dünyasının koruyuculuğunu üstlenmişler,
■ İslamiyet'in yayılmasında etkili olmuşlar,
■ Bilim ve sanatın her dalında önemli eserler yaratarak, Türk İslam
Medeniyeti‟nin ilermesine katkıda bulunmuşlardır.
KARAHANLILAR (840-1212)
■ Uygur Devleti yıkıldıktan sonra 840-1212 tarihleri arasında, Türkistan
ve Maveraünnehir'de kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.
■ Karahanlılar; Kartuk, Çiğil, Basmil, Yağma ve diğer Türk boylarından
meydana gelmiştir.
■ Bilge Kül Kadir Han tarafından kurulmuştur.
■ Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet hızla yayılmış ve İslamiyet
resmi din haline gelmiştir.
■ Karahanlılar, halkının tamamı Türk olan bir bölgede kurulduğu için
resmi dili, konuşma dili ve edebi dili Türkçedir. Bu sayede yeni bir Türkİslam kültürü ve edebiyatı doğmuştur.
■ Yusuf Kadir Han'ın ölümünde sonra oğulları arasında çıkan taht
kavgaları sonucunda ülke Doğu ve Batı Karahanlı lar olmak üzere ikiye
ayrıldı.
■ Doğu Karahanlılar 1211'de Karahitaylar tarafından, Batı Karahanlılar
ise 1212 oe Harzemşahlar tarafından yıkılmıştır.




Karahanlıların Önemli Özellikleri
İslamiyeti kabul eden ilk Türk devletidir.
Karahanlılar İslamiyeti kabul etmekle birlikte Türklük bilincini
kaybetmediler ve millî benliklerini korudular.
Türkçeyi resmî dil olarak kabul ederek, Türkçenin gelişmesine
katkıda bulundular.
Türk - islam kültürünün temellerini atarak, bu alanda ilk yazılı
eserleri verdiler.
DEĞERLĠ MĠRAS
KaĢgarlı Mahmut (1008 -1075)
İslamiyet'in kabulünden sonraki dönemlerde Türkçenin en büyük
savunucusu ve Türk milliyetçiliğin ilk temsilcisi olan Kaşgarlı Mahmut,
Doğu Türkistan'nın Kaşgar şehrinde doğdu.
Divan-ı Lügâti't - Türk yabancılara Türkçeyi öğretmek amacıyla 1073 1077 tarihleri arasında Bağdat'ta yazılmış bir sözlüktür. Eser, Türk dilini
Araplara tanıtmak amacıyla yazıldığından, Arapça olarak kaleme
alınmıştır. İçinde pek çok Türkçe deyim, şiir, atasözü yer almaktadır. Türk
sözcüğünün kuvvet, güç, kudret anlamı taşıdığını bize bildiren ilk kişi
Kaşgarlı Mahmut'tur.
GAZNELĠLER (963-1183)
Gazne Devleti, Afganistan'ın Gazne şehrinde kurulmuştur.
Kurucusu Alp Tekin'dir.
Gazneliler en parlak dönemini Sultan Mahmut döneminde
yaşamıştır. Sultan Mahmut, İslamiyet'i yaymak için Hindistan'a 17
sefer düzenlemiştir.
 Sultan Mahmut'tan sonra yerine Sultan Mesut geçmiştir
 Sultan Mesut, Selçuklularla Dandanakan Savaşı'nı' yapmış ve
devlet yıkılma sürecine girmiştir.
■ Gazne Devletinde, Sultan Mesut'un ölümünden sonra iç karışıklıklar
yaşanmış ve devlet Gurlular tarafından yıkılmıştır.











Gaznelilerin Özellikleri
Egemenlikleri altına aldıkları bölgede farklı milletlerin
bulunması Gaznelilerin yıkılmasında etkili oldu.
Arapların ve İranlıların etkisinde kaldılar. Resmî yazışmalarda
Arapçayı, sarayda Türkçeyi, edebiyat dili olarak Farsçayı
kullandılar.
Çok uluslu yapıya sahip oldukları için millî birliği
sağlayamadılar.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETĠ(1038-1157)
Tuğrul ve Çağrı beyleri tarafından kurulan devlet, adını
dedeleri Selçuk Bey'den almıştır.
1038‟deTuğrul Bey Nişabur şehrinde kendi adına hutbe okutup
para bastırmıştır. Böylece Büyük Selçuklu Devleti kurulmuştur.
Selçuklular, Gaznelilerle 1040‟da yaptıkları Dandanakan
Savaşı‟nı kazanmış ve Gazne Devleti, Selçuklu egemenliği
altına girmiştir.
Dandanakan Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya yönelen
Selçuklular, Bizans'la savaşmışlardır. 1048‟de gerçekleşen
Pasinler SavaĢı, Selçukluların Bizans'a karşı kazandığı ilk
zaferdir.
Tuğrul Bey, 1055 yılında Büveyhioğullan'nın baskısı altında
kalan Abbasi Halifesi'ne yardım etmiş ve onu kurtarmıştır.
Bunun üzerine Halife, Tuğrul Bey'e "Doğunun ve Batı'nın
Sultanı" ünvanını vermiştir. Tuğrul Bey'den sonra yerine Çağrı
Bey'in oğlu Alparslan geçmiştir.
 Alparslan döneminde Selçukluların Doğu Anadolu'da etkili
olmaları üzerine Bizans İmparatoru Romenos Diogenes,
hazırlamış olduğu ordusuyla Selçukluların üzerine yürümüştür.
1071 yılında Malazgirt Ovası'nda yapılan savaşta Selçuklular
çok büyük bir zafer kazanmıştır. Malazgirt SavaĢı’nın
kazanılmasında Bizans ordusunda paralı askerlik yapan
Peçenek ve Oğuz Türkleri'nin Selçuklu tarafına geçmeleri etkili
olmuştur. Malazgirt Savaşı sonucunda
 Anadolu'nun kapıları Türkler'e açılmış
 Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması başlamış
 Bizans'ın savunma gücü kırılmış ,
 Anadolu'da ilk Türk beylikleri Alparslan‟ın
komutanları tarafından kurulmuştur.
Alparslan'ın ölümünden sonra yerine oğlu Melikşah geçmiştir.
 MelikĢah dönemi devletin en geniş sınırlara ulaştığı, kültüruygarlık seviyesi bakımından en üst düzeye eriştiği dönemdir.
Dönemin ünlü veziri Nizamülmülk devlet teşkilatlanması
alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Kurduğu Nizamiye
Medreseleri ile eğitimi geliştirmiş, "Siyasetname" adlı eserinde
ise devlet yönetimi ile ilgili bilgiler vermiştir.
 Melikşah 1092 yılında ölmüştür. Ölümünden sonra devlette
sürekli taht kavgaları olmuştur. Bu şekilde zayıflayan devlet,
1141 yılında yapılan Katvan Savaşı'nın kaybedilmesiyle yıkılış
sürecine girmiştir. Bu dönemde devleti ayakta tutmaya çalışan
Sultan Sencer'in 1157 yılında ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti
yıkılmıştır.
Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk (1018- 1092)
■ Asıl adı, Ebu Ali Hasan'dır. Babası Ali, o dönemde | oğluna, çağın en
ileri bilgin kişilerini öğretmen olarak tuttu, iyi bir eğitim almasını sağladı.
■ İlk görevi, babası ile birlikte gittiği Gazne Devleti'nde olmuştur. ■ Bu sırada, Gazne Türk Devleti ile Büyük Selçuklu Devleti arasında
Dandanakan Savaşı (1040) patlak verdi.
■ Savaşta Büyük Selçuklular üstün geldiklerinden, Horasan düştü.
Hasan ile babası Ali, Gazne'ye çekilmek zorunda kaldılar. Fakat birkaç
yıl sonra, Horasan'a döndü ve Selçukluların hizmetine girdi. Selçuklu
hükümdarı Tuğrul Bey, Hasan'a, iç yönetimde önemli görevler verdi.
Alparslan döneminde vezirlik görevine getirildi.
■ Kendisine Abbasi Halifesi Kaim bi - Emrillah tarafından Nizamülmülk
lakabı verildi.
■ Nizamülmülk, Malazgirt Savaşı hariç bütün savaşlara hükümdarla
katılarak yalnız iyi bir bürokrat olmayıp, iyi bir asker olduğunu da
ispatlamıştır.
■ 1092'de öldürülen Nizamülmülk, 29 yıl süren vezirliği sırasında ülkeyi
refah ve huzura kavuşturmuş, "Siyasetname" adıyla, yazdığı eserle,
modern devlet yönetiminin nasıl yapılması gerektiğini, zamanındaki ve
sonraki hükümdarlara ve bürokratlara örneklerle anlatmıştır.
TÜRK-ĠSLAM KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
Devlet Yönetimi
Karahanlılar İslamiyet'i resmi din olarak benimsemiş ama devlet
yönetiminde İslamiyet öncesi Türk devletlerinde görülen özelliklen sürdürmüşlerdir. Kut anlayışı, devletin hanedanın ortak malı olması, ikili
yönetim gibi uygulamaları devam ettirmişlerdir. Hükümdarlar unvan
olarak Han, Hakan ve Kağan'ı kullanmışlardır.
Gazneliler'de, İslamiyet'le birlikte Arap kültürü ile bir etkileşim
yaşanmıştır. Gazneliler "sultan" unvanını kullanmaya başlamış;
hükümdarlar hakimiyetlerini Abbasi halifesine onaylatmışlardır.
Büyük Selçuklu Devleti de Arap ve Fars (İran) etkisinde kalmıştır.
Selçuklu hükümdarları ailelerinin erkek üyelerini yani melikleri ülke
yönetiminde tecrübe kazanmaları için, ülkenin çeşitli bölgelerine yönetici
olarak göndermişlerdir. Melikleri gönderirken yanlarına da her bakımdan
tecrübeli "Atabey" denilen kişileri görevlendirmişlerdir.
Devlet yönetiminde önemli işlerin görüşüldüğü divan
oluşturulmuş ve bu divan hükümdara danışmanlık yapmıştır.
Ordu Sistemi
 İlk Müslüman Türk devletlerinde ordu sistemleri birbirine
benzerdi. Ordu düzenli ve disiplinliydi.

İlk Türk - İslam devletlerinin ordularını büyük ölçüde Türkler
oluştururdu. Karahanlıların Karluk, Yağma ve Çiğil
Türklerinden oluşan güçlü bir orduları vardı.
 Gazne ordusu; köleler, düzenli birlikler, eyalet askerleri, ücretli
askerler ve gönüllülerden oluşurdu. Gazne ordusunda başka
uluslardan askerler de bulunurdu. Çoğunlukla atlı birliklerden
oluşan Gazne ordusunda, filler de kullanılırdı.

Büyük Selçuklu ordusu; merkez ordusu, hassa ordusu, ikta
askerleri, Türkmenler, bağlı devletlerin ve beyliklerin
askerlerinden oluşuyordu
 Büyük Selçuklu Devleti'nde askerî sistem toprağa bağlı olarak
düzenlenmiştir. Ülke toprakları vergi gelirlerine göre ikta adı
verilen bölümlere ayrılmış ve bu topraklar komutanlara
hizmetleri karşılığında belli bir süre ile verilmiştir. Ġkta sistemi
ile;
• Devletin hazinesine yük olunmadan, düzenli bir ordunun
kurulması sağlanmıştır.
• Bulundukları bölgelerin güvenlikleri, ikta sahiplerinin yetiştirdiği
askerler tarafından sağlanmıştır.
• Toprağa dayalı köle sisteminin oluşması önlenmiştir.

• Üretimde süreklilik ve artış sağlanmıştır.
İkta sisteminde toprak üzerinde üretim yapan çiftçi, vergisini o
bölgeye gönderilen komutana verirdi. Komutan da verginin bir
kısmıyla geçimini sağlar, bir kısmıyla da orduya atlı asker
yetiştirirdi. Böylece devlet hazineden masraf yapmaksızın her
zaman hazır bir orduya sahip olurdu.
Sosyal ve Ekonomik Hayat
 İlk Müslüman Türk devletlerinde halk genellikle geleneklerine
bağlı bir yaşam sürüyordu. İslam dinî ile uyuşmayan âdetler
kaldırıldı.
 Türk töresi halkın yaşamında belirleyici oldu. Türk olmayan
uluslar devletin hoşgörüsü sebebiyle kendi kültürlerini devam
ettirebildi.
 Toplum içerisinde sosyal sınıf ayrımları yoktu. Ancak meslek
grupları kendi aralarında çeşitli teşkilatlar kurmuşlardı. Lonca
adı verilen bu teşkilatlarda aynı mesleği yapanlar kendi aralarında birlik kurarak bir denetim mekanizması oluşturmuşlardır.
 Halkın büyük bir kısmı yarı göçebe olduğu için ekonominin
temelini hayvancılık ve tarım oluştururdu. Şehirde oturanlar ise
devlet memurlukları ve ticari işlerle uğraşırdı. Doğudan gelen
ticaret yollarının hâkimiyetini ellerinde bulunduran Türk
devletleri bu yollardan yararlanarak zenginliklerini artırdılar.
 Büyük Selçuklu Devleti'nde ticari gelirlerin artırılması amacıyla
ticaret yolları güvenlik altına alındı ve ticari faaliyetleri
geliştirmek amacıyla kervansaraylar yapıldı.
Edebiyat, Bilim ve Sanat
 İlk Müslüman Türk devletlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça
kullanılırdı. Karahanlılar Türk-çeyi resmî dil olarak ilan ettiler.
Ancak diğer Türk devletlerinde halkın çoğunun Arap ve İranlı
olması sebebiyle Arapça ve Farsça kültürel alanda ön plana
çıktı.
 Arapça ve Farsçanın bilim ve edebiyat alanında ön plana
çıkması Türkçenin gelişimini zayıflatmıştır.
 Hükümdarlar bilim faaliyetlerine önem vermiş ve ülkelerinin
çeşitli yerlerinde medreseler yapmışlardır. Büyük Selçuklu
Devleti veziri Nizamülmülk'ün Bağdat'ta yaptırdığı Nizamiye
Medresesi dönemin en önemli bilim ve kültür merkezi



durumuna geldi. Medreselerde dinî bilimlerin yanında tarih,
coğrafya, matematik ve fen bilimleri de okutulurdu.
Farabî, İbni Sina, Harezmî, Birûni, Ömer Hayyam ve
Zemahşeri bu dönemde yetişmiş önemli bilim adamlarıdır.
İslam dininin resim ve heykel yapımını yasaklaması sebebiyle
minyatür, kakmacılık, hattatlık gibi süsleme sanatları gelişme
gösterdi.
Türk - İslam sanatının kaynağı Orta Asya'daki Türk kültürüne
kadar dayanır. Türk - İslam devletlerinde mimari gelişti ve yeni
sanat anlayışları doğdu. Bu dönemde çok sayıda mimari eser
yapıldı. Karahanlılar döneminde başlayan hastane kurma
faaliyetleri Selçuklular döneminde gelişti. Ayrıca cami, kümbet,
kervansaray, han, hamam gibi mimari eserler yapıldı.
Toprak Yönetimi
Türk İslam devletlerinde toprağın mülkiyeti devlete aitti. Topraklar
halka işlemesi için verilirdi. Toprağı işleyen halk, ekip biçme hakkına sahipti. Tarımsal üretime önem verilmiş, bu düşünceyle birlikte üretimin
devamlılığı ve kaliteyi artırmak için toprağı boş bırakanın elinden alınarak
başkalarına verilmiştir.
Büyük Selçuklu Devleti'nde toprak, kullanılış amaçlarına göre 4'e
ayrılmıştır. Bunlar;
Hassa arazi: Vergi gelirleri hükümdara ait topraklardır.
Ġkta arazi: Gelirleri devlet memurlarına ve savaşta yararlılık
gösterenlere maaş karşılığı verilen arazilerdir. İktalar, saraya ait topraklar
dışında kalan arazilerdir.
Mülk arazi: Kişiye ait topraklardır. Bu araziler alınıp satılabilir ve
miras olarak bırakılabilirdi.
Vakıf arazi: Elde edilen gelirler, sosyal amaçlı hizmet yapan
kurumlara ayrılan topraklardır.(cami, medrese, hastane gibi sosyal kurumlar) Bu topraklar, satılamaz ve başkalarına miras bırakılamazdı.
Hukuk
Türk-İslam devletlerinde hukuk sistemi ikiye ayrılmıştır. Adli işlerde
„‟örfi ve şeri" hukuk kuralları uygulanmıştır. Örfi hukuk kuralları, adet,
gelenek, görenek, töre kavramlarını içerir. Şeri hukuk kuralları ise dinsel
kurallara göre ortaya konmuştur. Adli işlere kadılar bakmaktaydı. Ordu
mensuplarının davalarına ve büyük davalara ise kadıasker bakmaktaydı.
Download