sermaye piyasası kurulu başkanı

advertisement
ANONİM ŞİRKETLERDE İNTİFA SENEDİ İHDASI VE BU SENETLERİN GERİ
ALINMASI
Yavuz Akbulak
SPK Başuzmanı
I. İntifa Senetlerine İlişkin Genel Bilgiler
a) Menkul Kıymet Tanımı
Türk hukuk mevzuatında, menkul kıymet kavramı yeterince açıklıkla tanımlanmamıştır.
Menkul kıymet kavramının geniş bir içeriğe sahip ilk kanuni tanımı 30.07.1981 tarih ve 2499
sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SPKn) görülmektedir. Buna göre, “Menkul kıymetler
ortaklık veya alacaklılık sağlayarak belli bir meblağı temsil eden, hisse senetleri, tahviller ve
Hazine bonoları gibi kıymetlerdir. Bunlar dışında kalan kıymetli evrak ile mali değerleri
temsil eden veya ihraç edenin mali yükümlülüklerini içeren her türlü evrakın halka arz ve bu
yolla satışı da menkul kıymetler hükümlerine tabidir” denilmektedir. Menkul kıymetleri
düzenleyen söz konusu maddeden de anlaşılacağı üzere SPKn’nda,
menkul kıymet,
menkul kıymetler dışında kalan kıymetli evrak,
mali değerleri temsil eden ve ihraç edenin mali yükümlülüklerini içeren evrak şeklinde üçlü
bir ayrıma gidilmiştir.
Kanundaki bu üçlü ayırıma paralel olarak, hangi senetlerin hangi gruba girdiği, Sermaye
Piyasası Kurulu’nun (SPK/Kurul) Tebliğlerinde listeler halinde belirlenmiştiri. Bu dönemde
hisse senedi, tahvil, intifa senedi, kar ve zarar ortaklığı belgeleri, finansman bonoları, Hazine
bonoları ve diğer kamu borçlanma senetleri, tertip halinde çıkarılan ve 2 yıl ya da daha uzun
süreli ipotekli borç ve irat senetleri menkul kıymet olarak sayılmıştır.
Ancak, 13.05.1992 tarih ve 22326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve
SPKn’da değişiklik yapan 3794 sayılı Kanun ile bu üçlü ayrıma son verilerek menkul kıymet
kavramı yeniden ve şu andaki haliyle tanımlanmıştır. 3794 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikten sonra SPKn’nun (3/b) maddesinde sermaye piyasası araçları üst kavramına yer
verilmiş ve sermaye piyasası araçları “menkul kıymetler” ve “diğer sermaye piyasası araçları”
olarak ikiye ayrılmıştır. Anılan maddede yer alan tanıma göre menkul kıymetler; ortaklık veya
alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel
gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları Kurulca
belirlenen kıymetli evraktır. Kanundaki anılan değişiklik ile senet türlerinin liste halinde
tebliğlerle belirlenmesinden, yani sayma yönteminden vazgeçilmiştir. Yeni sistemde, SPK
tarafından düzenlenen sermaye piyasası araçlarına ilişkin tebliğlerde araçların nitelikleri
münferit olarak belirlenmeye başlanmıştır. Bu bağlamda Kurulca şu araç türlerine ilişkin
düzenlemeler yapılmıştır; oydan yoksun hisse senetleri, tahviller, hisse senediyle
değiştirilebilir tahviller, kara iştirakli tahviller, katılma intifa senetleri, kar ve zarar ortaklığı
belgeleri, banka bonoları ve banka garantili bonolar, finansman bonoları, varlığa dayalı
menkul kıymetler, gayrimenkul sertifikaları ayrı tebliğlerle düzenlenmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, 3794 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmasından önce intifa
senetleriii açıkça menkul kıymet olarak sayılmışken, 3794 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten
sonra çıkarılan tebliğlerde katılma intifa senetlerine ilişkin düzenleme yapılmış, ancak intifa
1
senetlerine ilişkin bir düzenlemeye gidilmemiştir. Katılma intifa senetlerinin menkul kıymet
olduğu ilgili düzenlemede açıkça yer almaktadır.
3794 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmasının ardından SPKn’da yer alan tanımlama esas
alınacak olursa menkul kıymet tanımının 7 unsur içerdiği görülmektedir.
Ortaklık veya alacaklılık sağlama,
Belirli bir meblağı temsil etme,
Orta ve uzun vadeli yatırım aracı olma,
Dönemsel gelir getirme,
Misli nitelikte olma,
Seri halinde çıkarılma,
İbareleri aynı olma
Ancak uygulamada bir senedi menkul kıymet olarak nitelendirebilmek için SPKn’da tanımı
yapılan menkul kıymetin tüm kanuni unsurların bir arada bulunması gerekli olmayıpiii, bir
veya birkaç kanuni unsuru taşıyan senet türlerinin de menkul kıymet olarak
nitelendirilebilmektediriv.
b) İntifa Senedi ve Türleriv
İntifa senetleri, esas itibariyle TTK madde 402-403’de düzenlenmiştir. Madde 402’ye göre,
“Umumi heyet, esas mukavele gereğince veya esas mukaveleyi değiştirerek, bedeli itfa olunan
payların sahipleri, alacaklılar, kurucular veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili
olanlar lehine intifa senetleri ihdasına karar verebilir. İlk esas mukavelede derpiş edilmiş
olmadıkça kurucular, lehine intifa senetleri ihdas olunamaz. İntifa senetleri sahipleri, 429 432 nci maddelere tabi bulunan bir heyet teşkil ederler. Şu kadar ki; intifa senetlerinin ihdası
esnasında daha ağır hükümler konmuş olmadıkça bu heyet kararlarını mevcudun mutlak
ekseriyetiyle verir.”
Madde 403’de ise, “İntifa senedi sahiplerine âzalık hakları verilemez; ancak, sâfi kazanca
veya tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları
tanınabilir.” hükmü yer almaktadır.
Doktrinde intifa senetleri bir üst kavram olarak yer almış ve dört gruba ayrılmıştır: intifa hisse
senetleri, kurucu intifa senetleri, katılma intifa senetleri ve adi intifa senetleri.
İntifa hisse senedi pay sahibine, pay bedeli iade edilmesine karşın, onun anonim ortaklıkta
pay sahibi kalması durumunda verilir ve bu senedin sahibinin, yönetim hakları da dahil pay
sahibi haklarını kullanmasını sağlar. Ticaret Hukukumuzda intifa hisse senedi
bulunmamaktadır.
Kurucu intifa senedi, en geniş anlamıyla, sadece anonim ortaklığın kuruluşunda hizmeti
geçenlere bir tür mükafat olarak verilen senettir. TTK madde 402’ye göre kurucu intifa
senetleri ancak, “ilk esas mukavelede öngörülmüş” ise çıkarılabilmektedir. TTK madde 298
uyarınca, kurucular, ortaklığı kurdukları sırada sarf ettikleri emeğe karşılık para ve bedelsiz
pay senedi almak suretiyle ortaklığın sermayesinin azalması sonucunu doğuracak bir
menfaatin kendilerine tahsisine ilişkin hükümleri esas sözleşmeye koyamazlar. Böyle
hükümler geçersizdir. Kurucu intifa senedi ile sağlanabilecek menfaatin tutarı ve sınırı da
TTK madde 298’de belirtilmiştir. Yine aynı maddeye göre, kurucu intifa senetlerinin nama
yazılı olması gerekmektedir. Şirket kârından kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra bütün
2
hisselere ödenmiş sermayenin %5'i oranında birinci temettü ödenmeden, gerek imtiyazlı
hisselere, gerekse sermaye payını temsil etmeyen kurucu ve intifa hisse senetlerine özel
temettü ödenmez, ödenebilecek tutar da kalan kârın %10'unu geçemez. Kurucu intifa senetleri
pay sahipliğine bağlı olmadığı için, sermayeye katkıda bulunma oranına göre kardan pay alma
ilkesi bunlar hakkında uygulanmaz.
Katılma intifa senetleri nakit karşılığı satılmak üzere çıkarılan ve sahiplerine ortaklık hakları
vermeyip kar payı, tasfiye payı ve rüçhan hakkı sağlayan intifa senetleridir. Bu senetler
SPK’nın Seri:III, No:10 Tebliği ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere
katılma intifa senetleri kardan pay alma, tasfiye bakiyesine katılma, yeni pay alma ve
Tebliğ’de belirtilen olanaklardan yararlanma amacıyla çıkarılır. Bu senede sahip olanlar genel
kurulda oy kullanma, yönetime ve denetime katılma gibi ortaklık haklarını kullanamazlar.
Anılan Tebliğ’in birinci maddesinde “…TTK’da yer alan intifa senetleri hakkındaki hükümler
ve sözleşme serbestisi ilkesine dayanılarak, bir menkul kıymet niteliğinde olan ve nakit
karşılığı satılan katılma intifa senetleri bu Tebliğde düzenlenmiştir.” denilerek katılma intifa
senetlerinin menkul kıymet oldukları belirtilmiştir. Katılma intifa senetleri nominal değer
yazılı olarak çıkarılırlar. Nominal değer 1.000,-TL (0,1YKr) veya katları olarak serbestçe
belirlenebilir. Esas sözleşmede hüküm bulunmak şartı ile primli olarak çıkarılmaları da
mümkündür.
Adi intifa senetleri TTK’nın 402 ve 403’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Adi intifa
senetlerinin ana türü oluşturmaları nedeniyle bu senetlere ilişkin olan TTK hükümleri kurucu
intifa senetleri ile katılma intifa senetlerine de uygulanabilmektedir. TTK’nın 402’nci
maddesine göre, genel kurul esas sözleşme gereğince veya esas sözleşmeyi değiştirerek,
bedeli itfa olunan payların sahipleri, alacaklılar, kurucular veya bunlara benzer bir sebeple
şirketle ilgili olanlar lehine intifa senedi ihdasına karar verebilir.
TTK’da intifa senetlerinin (kurucu intifa senetleri de dahil olmak üzere) nominal değeri
konusunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Doktrinde yer alan görüşlere göre intifa
senetlerinin nominal değerli olarak çıkarılmaları da olasıdır, ancak nominal değer intifa
senedinin niteliklerine uygun değildir.
Yukarıdaki hükümden de anlaşılacağı üzere, TTK bedelsiz olan intifa senetlerinin, anonim
ortaklık ile herhangi bir ilişkisi olan kimseler için, aslında onları tatmin etmek amacıyla
çıkarılması düşüncesinden hareket etmiştir. TTK’nın 402’nci maddesi çerçevesinde intifa
senetlerinin bedeli itfa olunan pay sahipleri, kurucular ve bunlara benzer sebeplerle şirketle
ilgili olanlar lehine bir tür mükafat olarak verildikleri göz önüne alındığında, büyük tutarlarda
çıkarılmadıkları görülmektedir.
Diğer yandan, doktrinde intifa senetleri “Sahibine sadece malvarlıksal haklar sağlayan, hisse
senetlerinin aksine, anonim ortaklıkta herhangi bir payı temsil etmeyen, yani nominal değeri
bulunmayan, onun için pay sahipliği hakları bahşetmeyen, kıymetli evrak, bazen de menkul
kıymet niteliğini haiz bulunan senetlerdir.” şeklinde tanımlanmaktadır.
TTK’nın 403’üncü maddesine göre, intifa senedi sahibine azalık hakkı verilemez. Yani, intifa
senedi sahibi ne genel anlamda malvarlığı haklarına ne yönetim haklarına ve koruyucu
haklara ne de ortaksal anlamda oy kullanma, iptal davası açabilme, organlara seçilebilme,
denetleme ve bilgi alma haklarına sahiptir. İntifa senedi, sahibine sadece TTK’da belirtilen
sınırlı sayıda bazı malvarlıksal hakları sağlar. TTK’nın 403’üncü maddesine göre intifa
senedinin sahiplerine sağladığı haklar şunlardır:
3
Safi kazanca iştirakvi,
Tasfiye neticesine iştirak,
Çıkarılacak hisse senetlerini alma hakkı
İntifa senedi sahibine tanınan bu hakların malvarlıksal hakların bir kısmı olduğu açık olmakla
birlikte, tanınan bu haklar ortaksal nitelik taşımaz, yani pay sahipliği hakkı olarak intifa
senedi sahibine verilmiş değildir. Bu haklar katılma hakları olup, intifa senedini hem hisse
senedinden hem de tahvilden ayırmaktadır. Öte yandan, intifa senetlerinin esas sözleşme ile
devrinin kısıtlandığı durumlar da söz konusu olabilmektedir.
İntifa senetleri sahipleri TTK madde (402/son) uyarınca, TTK madde 429-432’ye tabi olan
intifa senetleri sahipleri genel kurulu oluştururlar. İntifa senetlerinin ihdasında daha ağır
hükümler konmuş olmadıkça, bu genel kurul kararlarını oyçokluğu ile verir.
II. İntifa Senetlerinin Geri Alınması Hususu
a) İntifa Senetlerinin Kaldırılması veya Geri Alınması
İntifa senetlerinin çıkarılması sırasında kaldırılmasına ilişkin hakkın saklı tutulmuş olması
veya kaldırılması için belirli bir süre veya bazı koşulların gerçekleşmesinin öngörülmesi
mümkündür. Ayrıca, tarafların anlaşması ile intifa senetlerinin kaldırılması veya geri alınması
yine mümkündür. Şöyle ki;
İntifa senedi sahipleri şirkete göre üçüncü kişi konumunda olup, şirket ile arasında sözleşme
ilişkisi olduğu kabul edilmektedir. Bu çerçevede, her sözleşme gibi söz konusu sözleşmenin
de tek yanlı olarak anonim şirketçe değiştirilmesi mümkün olmamakla birlikte, tarafların
karşılıklı anlaşması ile sözleşmenin değiştirilmesi mümkündür. Bu itibarla, intifa senetlerinin
sınırlandırılması veya kaldırılabilmesi için, hem ortaklık esas sözleşmesinin değiştirilmesi
hem de intifa senedi sahipleri kurulunun bunu onaylaması gerekmektedir. Söz konusu onayın
alınmadığı hallerde genel kurulun sınırlandırma veya kaldırmaya ilişkin kararı yoklukla malul
olacaktır. Yargıtay da anonim şirketin intifa senedi sahiplerinin onayı olmadan esas
sözleşmeyi değiştirerek kaldıramayacağı ve sınırlayamayacağı ilkesini kabul etmektedirvii.
Kısacası, genel kurul kararıyla şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi ve intifa senetlerinin
türleri açısından ayrı ayrı genel kurul yapılarak kaldırmanın onaylanması ile intifa senetlerinin
kaldırılması ya da geri alınması olasıdır.
b) İntifa Senetlerinin Kaldırılması Durumunda Ödenecek Bedeller
İntifa senetlerinin bedel karşılığı kaldırılmasında, geri alımın sadece safi kardan veya serbest
yedek akçelerden ya da bu amaçla ayrılan yedek akçelerden gerçekleştirilebilmesi kural
olarak kabul edilmektedir. Bu amaçla sermayenin kullanılması ise, anonim şirketler
hukukunda esas sermaye alacaklılar için teminat oluşturduğundan kural olarak mümkün
değildir. Öte yandan, intifa senetlerinin bedel karşılığı çıkarılmış olması halinde de bu bedelin
yanı sıra, hak sahiplerine ödedikleri paranın geri ödenmesi de söz konusu olacak olup, bu
açıdan intifa senetleri sahiplerinin diğer ortaklık alacaklılarından farkı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, intifa senedi sahiplerine intifa senetlerinin kaldırılması nedeniyle yoksun
kaldıkları haklar nedeniyle yapılacak ödemenin, belirli bir amaca tahsis edilmiş olarak
4
ayrılmamış olması kaydıyla olağanüstü yedek akçelerdenviii karşılanması da mümkündür.
Bedel karşılığı çıkarılmış olan intifa senetlerinin kaldırılmasında yoksun kalınan hakların yanı
sıra yapılacak anapara ödemesi ise diğer şirket borçlarının ödemesi gibi olacaktır. Ancak
intifa senedi sahiplerine yapılacak ödemelerin, objektif ölçütlere dayandırılması
gerekmektedir. Burada vurgulanması gereken bir nokta da sorumluluğun tamamen şirketlerin
yönetim kurullarına ait olduğudur.
c) İntifa Senedi Sahiplerine Ulaşılamaması Halinde Ödenecek Bedelin Tevdi Mahalline
Bırakılması Hususu
İntifa senetlerinin geri alınmasına ilişkin olarak, pay sahipleri genel kurulunda karar alınması
ve bu hususun yukarıda belirtildiği şekilde intifa sahipleri kurulunca onaylanmasıyla kaldırma
kararı geçerli olmakta ve kararlaştırılan bedel intifa sahipleri açısından alacak hakkına
dönüşmektedir. Bu açıdan, intifa senedi sahiplerine ulaşılamaması halinde, alacaklının
temerrüdüne ilişkin hükümlerden tevdi hakkı (Borçlar Kanunu madde 91) esas alınarak, senet
bedellerinin mahkemece belirlenecek bir mahalle tevdi edilmesi mümkündür.
d) İntifa Senedi Sahipleri Kurulunda Aranacak Nisap
TTK madde (402/3) hükmünde, intifa senetleri sahiplerinin genel kurul oluşturacağı hükme
bağlanmış ve söz konusu kurula ilişkin olarak tahvil sahipleri genel kurulunun düzenlendiği
TTK madde 429-432 hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Bununla birlikte, aynı maddede, bu
kurulun kararlarını, intifa senetlerinin ihdası sırasında daha ağır hükümler konulmamış olması
kaydıyla, mevcudun mutlak çoğunluğuyla vereceği hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, TTK madde (402/3) hükmü ile intifa senetleri sahipleri kuruluna ilişkin
tahvil sahipleri genel kuruluna atıf yapılırken, nisaplara ilişkin ayrı düzenleme getirilmiştir.
Bu itibarla, intifa senetleri sahipleri kurulu kararlarının, tahvil sahipleri genel kurulu için
öngörülen nisap ile (TTK m. 431 uyarınca 2/3) değil, TTK madde (402/3) hükmünde
öngörülen nisap ile (çoğunluk) alınması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte, intifa senetleri sahipleri kurulunda, intifa senetlerinin kaldırılmasına ilişkin
olarak alınacak kararın hangi nisapla alınacağı konusu doktrinde tartışmalıdır. Doktrindeki bir
görüşix, intifa senetlerinin kaldırılmasına ilişkin kararların TTK madde 402 hükmü uyarınca
mevcudun mutlak çoğunluğu ile alınacağını, ancak bu noktada “mutlak çoğunluğun
itibari/nominal değeri bulunan intifa senetleri için, “tedavülde bulunan intifa senetlerinin
sermayesinin salt çoğunluğu”, itibari/nominal değeri bulunmayan intifa senetleri için de
“tedavüldeki intifa senetleri sayısının salt çoğunluğu” olarak anlaşılması gerektiğini
savunmaktadır. Yargıtay da çoğunluk kararını yeterli görmektedirx. Bir diğer görüşxi ise, söz
konusu kararın oybirliğiyle alınması gerektiğini, nitekim intifa senedi sahipleri kurulu
açısından atıf yapılan TTK’nın 430’uncu maddesinde tahvil sahipleri genel kurulunun karar
almaya yetkili olduğu hususlar arasında kaldırmayı karşılayacak bir düzenleme
bulunmadığını, kaldırmanın “itfa şartlarının değiştirilmesi” kapsamında mütalaa
edilemeyeceğini ve bu maddede belirtilenler dışındaki konular açısından ise oybirliğinin
aranması gerektiğini savunmaktadır.
İntifa senetlerinin sağladığı hakların tümünden feragat (ivazsız kaldırma) açısından ise intifa
senedi sahiplerinin her birinin onayının aranacağı ittifakla kabul edilmektedir.
Doktrinde görüş birliği bulunmamakla birlikte, intifa senetlerinin bazı durumlarda şirketler
açısından verildiği dönemin koşullarının değişmesi veya diğer nedenlerle (örneğin maddi
5
açıdan sıkıntılı dönemde çıkarılmış olmasına karşın bu dönemin aşılmış olması veya intifa
senetlerine dağıtılan yüksek kar payının ortaklığın borsa değerini düşürmesi gibi nedenler)
ortaklıklar açısından yük haline gelebileceği ve bu durumda kaldırılmasının gerek şirket gerek
pay sahiplerinin lehine olacağı, kaldırmaya ilişkin kararı tüm intifa senedi sahiplerinin
oybirliğiyle onaylamasının çok güç olduğu ve TTK’nın 402’nci maddesinin üçüncü fıkrasının
açık hükmü göz önünde bulundurularak, intifa senetlerinin kaldırılmasına ilişkin kararın, ilk
görüş çerçevesinde mevcudun çoğunluğuyla alınmasının mümkün olduğu düşünülmektedir.
Kararın geçerliliği açısından kabul edilen nisapla alınan karar tüm intifa senetleri sahipleri
açısından bağlayıcı olacaktır. Bununla birlikte, intifa senetlerinin kaldırılmasına ilişkin kararın
çoğunlukla alınmasının mümkün olduğu; ancak bu çerçevede alınacak kararı kabul etmeyen
bir intifa senedi sahibinin yargı yoluna başvurması üzerine verilecek yargı kararının yerine
getirilmesinin şirketin sorumluluğunda olduğu düşünülmektedir.
e) Ortaklar veya Pay Sahipleri Genel Kurulunda Aranacak Nisap
İntifa senetleri kurul kararıyla ve esas sözleşmede öngörülerek oluşturulabilecek olup, intifa
senetlerinin çıkarılması bir sözleşme değişikliği olarak TTK madde 388 hükmünde öngörülen
ağırlaştırılmış nisaplara tabidir. Bunun gibi, yukarıda da açıklandığı üzere intifa senedinin
sağladığı hakların sınırlandırılması veya kaldırılması için esas sözleşme değişikliği
gerekmekte olup, yapılacak esas sözleşme değişikliğinde TTK madde (388/3) hükmünde
öngörülen ağırlaştırılmış nisaplar aranacaktır. Bu açıdan, pay sahipleri genel kurulunda intifa
senetlerinin kaldırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararının, şirketlerin esas
sözleşmelerinde aksine hüküm bulunan haller hariç olmak üzere, öngörülen (1/4) nisap ile
değil, esas sözleşme değişikliği için TTK’nın 388’inci maddesinin üçüncü fıkrasında
öngörülen nisaplarla alınması gerekmektedir. Buna göre, genel kurulda toplantı nisabı, şirket
sermayesinin en az yarısına malik olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır
bulunmalarıyla sağlanacak ve karar mevcut oyların çoğunluğuyla alınacaktır.
i
Anılan düzenleme SPK’nın 29.06.1982 tarih ve 17739 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Seri:V, No:1
Tebliği’nin 2, 3 ve 4’üncü maddeleri ile yapılmıştır. İntifa senedi, 2’nci maddede menkul kıymet olarak yer
almaktadır.
ii
Türkiye İş Bankası A.Ş.’nin 1924 tarihinden itibaren esas sözleşmesiyle düzenlenen “Müessis Hisse Senetleri”
1986 yılında İMKB’ye de kote edilmiş olup, İMKB’de de işlem görmektedir.
iii
İtibari değeri olmayan katılma belgeleri, iskontolu ihraç edilmeleri durumunda dönemsel gelir getirme niteliği
taşımayan finansman bonoları, banka bonoları, seri halinde çıkarılma niteliği olmayan banka garantili bonolar
gibi.
iv
İntifa senetlerinin menkul kıymet niteliği konusunda bkz. Sevinç ve Yavuz AKBULAK, Türkiye’de Sermaye
Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler, Beta A.Ş., Ağustos 2004, İstanbul; Yavuz AKBULAK, “İntifa
Senetlerinin Menkul Kıymet Niteliği Üzerine Bir Değerlendirme”, Maliye ve Sigorta Yorumları, 15 Ağustos
2004, Sayı:422, s.217-222
v
TTK’da yer alan hükümler şöyledir:
MADDE 402 - Umumi heyet, esas mukavele gereğince veya esas mukaveleyi değiştirerek, bedeli itfa olunan
payların sahipleri, alacaklılar, kurucular veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri
ihdasına karar verebilir.
İlk esas mukavelede derpiş edilmiş olmadıkça kurucular, lehine intifa senetleri ihdas olunamaz.
İntifa senetleri sahipleri, 429 - 432 nci maddelere tabi bulunan bir heyet teşkil ederler. Şu kadar ki; intifa
senetlerinin ihdası esnasında daha ağır hükümler konmuş olmadıkça bu heyet kararlarını mevcudun mutlak
ekseriyetiyle verir.
MADDE 403 - İntifa senedi sahiplerine âzalık hakları verilemez; ancak, sâfi kazanca veya tasfiye neticesine iştirak
yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabilir.
6
MADDE 429 - İdare meclisi veya murakıplar, tahvil sahiplerini umumi heyet halinde icabında toplantıya davet
edebilirler. Tedavülde bulunan tahvillerin bedelleri tutarının beşte birine sahip olanların talebi halinde de umumi
heyeti toplantıya davete mecburdurlar. Tahvil sahiplerinin toplantıya daveti ve toplanma talebinde bulunanların
ihtiyaç halinde mahkemeden izin alma salâhiyetleri şirket umumi heyetinin toplantıya daveti hakkındaki
hükümlere tabidir.
MADDE 430 - Tahvil sahiplerinin umumi heyeti aşağıdaki hususlar hakkında müzakere yapıp karar vermek
salâhiyetini haizdir:
1. Tahvil sahiplerine ait hususi teminatın azaltılması veya kaldırılması;
2. Faiz vâdelerinden bir veya birkaçının uzatılması, faiz miktarının indirilmesi veya ödenme şartlarının
değiştirilmesi;
3. İtfa müddetinin uzatılması ve itfa şartlarının değiştirilmesi;
4. Tahvil sahiplerinin alacaklarına mukabil hisse senedi almalarının kabul edilmesi;
5. Yukarıdaki hususların icrasına ve gayrimenkul teminatı azaltılmasına veya kaldırılmasına dair muamelelerde
tahvil sahiplerini temsil etmek üzere bir veya müteaddit temsilci tâyini.
MADDE 431 - Yukarıki maddenin 1, 2, 3, ve 4 sayılı bentlerinde yazılı hususlara ait kararların bütün tahvil
sahipleri hakkında muteber olması için tedavülde bulunan tahvillerin üçte ikisini temsil eden tahvil sahiplerinin
reyi şarttır.
5 inci bentte bahsolunan temsilcinin tâyini için, mezkûr tahvillerin yarısını temsil eden tahvil sahiplerinin reyi
kâfidir.
MADDE 432 - Tahvil sahipleri umumi heyetin toplantısından önce, idare meclisi tedavülde bulunan tahvillerin bir
cetvelini yaparak tahvil sahiplerinin görebilecekleri bir yere asar.
vi
SPK’nın Seri:IV, No:27 Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü ve
Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Hakkında Tebliğ’in 7’nci maddesinin birinci fıkrasına göre
“Yönetim kurulu üyeleri ile memur, müstahdem ve işçilere, katılma, kurucu ve adi intifa senedi sahiplerine,
çeşitli amaçlarla kurulmuş olan vakıflara ve bu gibi kişi ve/veya kurumlara kâr payı dağıtılabilmesi ve çeşitli
amaçlarla kurulmuş olan vakıflara ve bu gibi kişi ve/veya kurumlara bağışta bulunulabilmesi için ortaklık esas
sözleşmesinde hüküm bulunması gerekir.” Aynı Tebliğ’in 8’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de; “Yasa
hükmü ile ayrılması gereken yedek akçeler ayrılmadıkça, esas sözleşmede pay sahipleri için belirlenen birinci
temettü ve oydan yoksun hisse senetleri sahipleri için belirlenen kâr payı nakden ve/veya hisse senedi biçiminde
dağıtılmadıkça; başka yedek akçe ayrılmasına, ertesi yıla kâr aktarılmasına ve temettü dağıtımında imtiyazlı pay
sahiplerine, katılma, kurucu ve adi intifa senedi sahiplerine, yönetim kurulu üyeleri ile memur, müstahdem ve
işçilere, çeşitli amaçlarla kurulmuş olan vakıflara ve bu gibi kişi ve/veya kurumlara kâr payı dağıtılmasına karar
verilemez.”
vii
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.1.1976 tarih ve 5897/321 sayılı kararı
viii
Olağanüstü yedek akçelerin çoğu zaman bağlayıcı bir amaçları yoktur. Genel kurul kararı ile dağıtılabilir veya
bir amaca tahsis edilebilirler. Belirli bir maksada özgülenmemiş yedek akçeler ortaklık yararına olmak şartı ile
istenildiği şekilde istenilen yere harcanabilir, belirli bir maksada özgülenmiş yedek akçeler ise ancak bu maksada
uygun olarak harcanabilirler.
ix
Ömer TEOMAN, Anonim Ortaklıkta İntifa Senetleri, İstanbul, 1978, s.292-293
x
Yargıtay’ın yukarıda zikredilen kararı.
xi
Gönen ERİŞ, Anonim Şirket Hukuku, Ankara, 1995, s.126; Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku, Adana, 2003,
s.823; POROY, TEKİNALP, ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul, 2003, s.675
7
Download