Enflasyon Beklentileri1ab - Yıldız Teknik Üniversitesi

advertisement
2003]
K. BATU TUNAY
65
Türkiye’de 1980 Sonrası Dönemde
Enflasyon Beklentilerinin Rasyonelliğinin Sınanması
Dr. K. Batu TUNAY*
Özet
Bu çalışma, 1980 sonrası dönemde Türkiye’de ekonomik birimlerin enflasyon
beklentilerinin nasıl şekillendiğini analiz etmek amacındadır. Bu çerçevede,
enflasyon beklentilerinin analizi, Cagan (1956) modelini temel almaktadır.
Çalışmada kullanılan ampirik yöntemler, uyumlu beklentiler hipotezini test
etmek için Koyck yaklaşımına göre gecikmesi dağıtılmış modeller ve rasyonel
beklentiler hipotezini test etmek için de koentegrasyon tahminleridir. Sonuçlar,
ele alınan dönem için Türkiye’de enflasyon beklentilerinin rasyonel olduğunu
göstermektedir.
Abstract
This paper aims to analyse how inflation expectations of economic agents in
Turkey after 1980’s had been formed. In this framework, the analysis of
inflation expectations is based on Cagan (1956) model. The empirical methods
used in this paper are distributed-lag models according to Koyck approach for
testing adaptive expectations hypothesis and cointegration estimates for testing
rational expectations. The results show that inflation expectations in Turkey
during that period had been formed rationally.
JEL Sınıflandırması:C 22, C 52, E 13, E 17, E 31, E 41, E 50
1. Giriş
Uzun bir dönemden beri, Türkiye ekonomisi yüksek ve kronik enflasyonist
baskılar yaşamaktadır. Süre gelen enflasyonist baskılar, uygun politikalar
üretilemediği ve/veya uygulanamadığı için zaman içinde kronikleşmiştir. Son
*
Yıldız Teknik Üniversitesi, Meslek Yüksekokulu, İktisadi ve İdari Programlar Bölümü
66
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
yirmi yıllık ekonomik gelişim analiz edildiğinde; enflasyonun temel sebebi
olmasa da, enflasyon döngüsünü besleyen ve şiddetlendiren unsurların en
önemlisi olarak ekonomik birimlerin enflasyonist beklentileri gösterilebilir.
Teorik bir bakış açısıyla uluslararası literatür incelendiğinde de; ekonomik
birimlerin beklentilerinin nasıl oluştuğu konusunun, kronik enflasyon
sorununun analizinde kritik önemi olan bir faktör olarak öne çıktığı
görülmektedir.
Türkiye ekonomisinin 1980 sonrası içine girmiş bulunduğu dönüşüm sürecinde
çok önemli adımlar atılmış, liberal bir anlayış çerçevesinde piyasa ekonomisinin
tüm kurum ve kurallarıyla yerleştirilmesi konusunda bir temel
oluşturulabilmiştir. Bununla birlikte, kamu kesimi maliyesindeki dengesizliklere
dayalı ve öncülüğünü yüksek kronik enflasyonun yaptığı makro ekonomik
dengesizliklerin tüm çabalara karşın önlenemediği de bir gerçektir.
Kararlı bir enflasyonla mücadele sürecine girmiş olduğumuz şu son dönemde
bile, enflasyon ve ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerini nasıl
oluşturdukları konuları önemini korumaktadır. Hiç şüphesiz ki, bunda
enflasyonun toplumsal ve ekonomik maliyetleri kadar; yüksek enflasyonun
dizginlenebilmesi için iyi bir şekilde analiz edilmesi gerekliliğinin de payı
büyüktür. Modern iktisat anlayışı içerisinde, enflasyon gibi ekonomik
istikrarsızlıkların çözümlenmesine dönük iktisat politikaları oluşturulurken,
karar alıcıların ekonomik birimlerin beklenti ve davranış kalıplarını bilmesi
uygulamaların başarı şansını arttırmaktadır. Diğer taraftan, ekonomi
politikalarının başarı olasılığını güçlendiren “kredibilite”, yani ekonomik
birimlerin politikaya güvenlerinin sağlanmasında da; beklentilerin nasıl
belirlendiğini bilmek önem taşır.
Bu çalışma, Türkiye’de 1980 sonrası dönemde ekonomik birimlerin enflasyon
beklentilerinin nasıl oluştuğunu analiz etmek ve elde edilen bulgulara dayanarak
politika önerileri sunmak amacındadır. Ekonomik birimlerin enflasyon
beklentilerinin analizi, Cagan’ın klasik modeli çerçevesinde “uyumlu
beklentiler” (adaptive expectations) yaklaşımı ve Cagan modelinin “rasyonel
beklentiler” (rational expectations) yaklaşımına uyarlanması yoluyla
yapılmaktadır. Uyumlu beklentiler yaklaşımının test edilmesinde regresyon
tekniğinden, rasyonel beklentiler yaklaşımının test edilmesinde de zaman
serilerini analiz yöntemlerinden birisi olan “koentegrasyon” (cointegration) ve
“koentegre VAR” (cointegrated VAR) tekniklerinden yararlanılmıştır.
2. Test Edilen Modellerin Teorik Yapısı
2.1. Orijinal Cagan Modeli ve Uyumlu Beklentiler
Phillip Cagan’ın (1956) hiperenflasyon analizi, Milton Friedman’ın (1956)
“Paranın Miktar Teorisi”ne ilişkin yeni yorumunu desteklemeye dönük ampirik
66
2003]
K. BATU TUNAY
67
bir araştırmadır. Friedman, “Yeni Parasalcılar”ın (New Monetarists) iki temel
fikrini geliştirmiştir. Birincisi, Miktar Teorisinin bir reel para mevcutları teorisi
olduğu, ikincisi ise para talebinin zaman içinde istikrarlı seyrettiği kabulleridir.
Cagan ünlü çalışmasıyla, altı ülkede parasal kaos esnasında reel para
mevcutlarına olan talep fonksiyonunun istikrarlı olduğunu ortaya koyarak,
Monetarist yaklaşımın görüşlerini desteklemekte ve ayrıca para talebi
fonksiyonunun istikrarlı olmasına karşın karşılıksız para basılmasının
hiperenflasyona sebep olduğunu da göstermektedir.
Cagan modeli, teorik ve ampirik çalışmalarda önemli bir yer tutmaktadır. Bunda
şüphesiz Monetarismin temel savlarını destekleyen en önemli ampirik
çalışmalardan biri olması kadar; ekonomik birimlerin beklentileri konusunda
yeni bir bakış açısı sunması da büyük rol oynamıştır. Bunlara ek olarak, beklenti
kalıpları konusundaki modern yaklaşımların kaynağını oluşturmuştur. Sırf bu
özelliğinden ötürü bile, hala üzerinde çalışılmaktadır ve geniş bir alt literatüre
sahiptir.
Cagan, reel para mevcutlarına olan talebi oldukça basit bir fonksiyonla ifade
etmektedir. Bu fonksiyona göre; hiperenflasyon koşullarında reel para
mevcutları talebi, beklenen enflasyon oranıyla ters ilişkilidir. Hiperenflasyon
gibi olağanüstü enflasyon şartlarında, para talebini belirleyen değişkenler
içerisinde ekonomik birimlerin enflasyon konusundaki beklentileri önem
kazanmaktadır. Bu mantık dokusu dahilinde, olası diğer etkenlerin nispi
önemleri azalmakta ve bu sebeple de bunların açıklayıcılığı fonksiyonda bir
hata terimi ile ifade edilmektedir.
Cagan (1956:37), ekonomik birimlerin beklentilerinin “uyumlu” (adaptive)
olduğunu savunmuştur. Buna göre; gelecekteki gelişmeler hakkındaki
beklentiler cari gelişmelere ve ekonomik birimlerin enflasyona karşı tepkilerine
göre farklılıklar göstermektedir. Ekonomik birimlerin tutumları, beklenen
değerlerin cari değerlerden ne oranda farklılaştığına bakılarak ayarlanmaktadır.
Bunun teorik yansıması, beklenen enflasyon oranının geçmiş enflasyon
oranlarının ağırlıklı ortalaması olarak tahmin edilmesidir (Cagan, 1994:324).
Model aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
mt = β − απ te + ut
(1)
(1) nolu eşitlikte; mt reel para mevcutlarının logaritması (eğer M logaritmik para
arzı ve P’de logaritmik fiyat düzeyi ise mt=Mt-Pt), πet t zamanında oluşan
enflasyon beklentilerini, ut ise modelde yer almayan ama para talebini etkileyen
diğer unsurları sembolize etmektedir. β denklem sabitini ve α da t dönemindeki
enflasyon beklentilerinin katsayısını simgeler. Hemen belirtilmelidir ki; teorik
olarak para piyasası denge koşulu para arzının para talebine eşit olmasıdır ve
buna dayanılarak para talebi ya da para mevcutları yerine buna eşit olan para
arzı serisi kullanılmaktadır (Cagan, 1956:43).
68
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
Enflasyon beklentileri (πe), doğrudan gözlemlenemediği için beklentilerin nasıl
oluştuğuna dair aşağıdaki gibi bir varsayım yapılmıştır:
π te − π te−1 = θ (π t − π te−1 )
(2)
(2) nolu eşitlikte; θ, 0<θ≤1 olan beklenti katsayısıdır. (2) nolu ifade, uyumlu
beklentiler yaklaşımı ön savıdır ve ekonomik birimlerin beklentilerini
geçmişteki deneyimleri doğrultusunda bugüne uyarlayacaklarını, özellikle de
yanlışlarını öğreneceklerini sembolize etmektedir (Gujarati, 1994:517).
Yukarıda da değinildiği gibi, uyumlu beklentiler yaklaşımı altında beklentiler
her dönemde ele alınan değişkenin cari değeri ile bir önceki beklenen değeri
arasındaki farkın θ oranı kadar uyarlanmaktadır.
π te = θπ t + (1 − θ )π te−1
(3)
(3) nolu eşitlik; enflasyon oranının t dönemindeki beklenen değerinin, enflasyon
oranının t döneminde gerçekleşen değeri ile bir önceki dönemde beklenen
değerinin sırasıyla θ ve (1-θ) ağırlıklarıyla ağırlıklandırılan ortalaması olduğunu
gösterir. Buna göre; θ=1 olduğunda πet=πt olacağından beklentilerin bütünüyle
gerçekleşeceği söylenebilir. Diğer taraftan, θ=0 olduğunda πet=πet-1 olacak ve
böylece beklentilerin durağan olduğu söylenecektir. Yani bugün geçerli olan
koşullar, gelecekte de aynı kalacak ve geleceğin beklenen değerleri bugünün
değerlerinin aynısı olacaktır (Gujarati, 1994:517-518).
(3) nolu eşitliği (1) nolu eşitlikte yerine yerleştirirsek:
[
]
mt = β − α θπ t + (1 − θ )π te−1 + ut
mt = β − αθπ t − α (1 − θ )π te−1 + ut
(4)
Eğer (1) nolu denklem bir dönem geriye götürülüp, (1-θ) ile çarpılırsa ve bu
çarpım (4) nolu eşitlikten çıkartılırsa (bazı basit cebirsel düzenlemelerden
sonra) aşağıdaki eşitliğe ulaşılır:1
mt = θβ − θαπ t + (1 − θ )mt −1 + ut − (1 − θ )ut −1
mt = θβ − θαπ t + (1 − θ )mt −1 + vt
(5)
(1) nolu eşitlikte α, π’nin uzun dönem ya da denge değeri olan πe’deki bir birim
değişmeye karşılık mt’deki ortalama tepkiyi ölçer. Diğer taraftan, (5) nolu eşitlikte θα,
gözlenen ya da gerçekleşen π’deki bir birim değişmeye karşılık mt’deki ortalama tepkiyi
ölçer. θ = 1, yani π’nin bugünkü ve uzun dönem değerleri aynı olmadıkça bu tepkiler
kuşkusuz aynı değildir.
1
68
2003]
K. BATU TUNAY
69
(5) nolu eşitlikte; vt = ut-(1-θ)ut-1 dir. Uygulamada önce (5) nolu eşitlik tahmin
edilir. mt-1 den θ’nın değeri tahmin edildi mi, πt’nin katsayısı (yani θα) θ’ya
bölünerek α bulunabilir.
2.2. Cagan Modelinin Rasyonel Beklentiler Yaklaşımına Uyarlanması
2.2.1. Rasyonel Beklenticilerin Eleştirileri ve Varsayımları
Uyumlu beklentiler yaklaşımı, ekonomik birimlerin beklentilerinin
modellenmesinde basit bir yöntem olduğu kadar, bunların davranışlarını analiz
ederken makul bir bakış açısı da sunmaktadır. Ekonomik birimlerin karar
alırken geçmişteki tecrübelerini göz önünde bulundurdukları savı oldukça akla
yatkındır. Diğer yandan, eski deneyimlerin yenilere göre bunların davranışları
ve kararları üzerinde daha az etkili olduğu varsayımı da gerçekçidir.
Uyumlu beklentiler modeli, yukarıda ana hatlarıyla değinilen avantajlarına
karşın; Neo-Klasik ekol taraftarlarınca “gerçek hayatı yeterince iyi bir şekilde
karakterize edemediği” gerekçesiyle eleştirilmiştir. Kendilerine daha sonradan
“Rasyonel Beklenticiler” adı verilen bir grup Neo-Klasik iktisatçı; ekonomik
birimlerin beklentilerini oluştururken sadece geçmişteki deneyimlere
dayanmadıklarını, bunun yanı sıra cari dönemde elde edebildikleri bilgi setinden
de yararlandıklarını savunmaktadır.
Öncülüğünü John F. Muth’un (1961) yaptığı ve başlıca savunucuları Robert
Barro (1970), Robert E. Lucas (1976), Jacob A. Frenkel (1977, 1979), Thomas
Sargent ve Neil Wallace (1973) gibi iktisatçıların oluşturduğu “rasyonel
beklentiler” yaklaşımı, ekonomik birimlerin karar alırken ve beklentilerini
oluştururken rasyonel davrandıklarını ileri sürmektedir. Rasyonel ekonomik
birimler, gelecek konusundaki beklentilerini geçmişteki tecrübelerinin yanında
cari dönemde elde bulunan tüm bilgileri analiz ederek oluşturmaktadırlar.
Rasyonel beklentiler yaklaşımının iktisat politikası görüşleri, aynı zamanda
Phillips Eğrisi analizinin de bir versiyonu olan “Lucas arz fonksiyonu”
çerçevesinde açıklanabilir (Lucas; 1973 ve 1976):
(
)
y t = y n + ω π t − π te + ξ t
(6)
(6) nolu eşitlikte; yt t dönemindeki toplam üretim ya da arz, yn normal üretim
düzeyi ya da uzun dönem toplam üretim miktarı, πt t dönemindeki enflasyon
oranı, πte t dönemindeki enflasyon oranının t-1 dönemindeki beklentisini (πte=Et1(πt)) simgelemektedir. ω (6) nolu birinci derece polinomda esneklik katsayısını
70
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
ve ξt ise ortalaması sıfır ve varyansı sabit hata terimini sembolize eder.
Değişkenlerin logaritmik oldukları varsayılmıştır.2
Özellikle belirtilmelidir ki; (πt-πte) terimi, enflasyon tahmininin hatasıdır. Bu
terim, para arzı şoklarının reel ekonomik faaliyetler üzerinde yaptığı gibi
nominal olayların bazı potansiyel etkileri olabileceği kabulüne dayanmaktadır.
Bahsedilen potansiyel etki, Phillips Eğrisi analizi çerçevesinde rasyonel
varsayılan beklentilerden olası sapmaların ya da diğer bir ifadeyle beklenti
hatalarının düzeyini göstermektedir.
Örnek olarak, toplam arzı etkileyen bir politika işçilerin enflasyon konusunda
beklenti hatalarına düşmesine sebep olabilir. Diyelim ki; işçiler gelecek
dönemin fiyatlarını olması gerekenin altında tahmin ettiler, böylece toplu
sözleşmelerle bağıtlanan ücret kontratları da olması gerekenin altında
kalacaktır. Temelde bu tür tahmin hatalarının sonucu, reel girdi maliyetlerinin
düşmesine (örneğimizde ücretler) bağlı olarak, bunlara olan talebin artmasıdır.
Buna paralel olarak üretim miktarında da bir artış gerçekleşir. Böylece
ekonomide, tahmin hatalarına dayalı geçici bir toplam talep fazlası ya da atıl
üretim doğacaktır.3
Beklentilerin rasyonel olduğunu varsaydığımıza göre, ekonomik birimlerin
sistematik hatalar yapmayacakları varsayımı altında ve üstteki açıklamaları da
göz önünde tutarak enflasyonu belirleyen süreci tanımlayabiliriz. Rasyonel
beklentiler, fiyat artışlarının aşağıdaki mekanizmaya uygun olduğunu kabul
etmektedir:
π t = π te + µ t
(7)
(7) nolu eşitlikte hata terimi, tesadüfi gelişmelerin ortaya çıkma olasılığını
yansıtmaktadır. Yani yukarıda değinilen türde bazı olaylar cari enflasyon oranı
ile beklenen enflasyon oranının farklılaşmasına sebep olacaktır. (7) nolu eşitlik,
(6)’da yerine konursa;
y t = y n + ωµ t + ξ t
(8)
2
Bu varsayım Neo Klasiklerin, geleneksel Phillips Eğrisi analizinin karakterize ettiği
ilişkilerin doğrusal olduğunu savunmalarından ötürü yapılmaktadır.
3
Açıklamalarda klasik Phillips Eğrisi değil, “beklentilerle genişletilmiş Phillips Eğrisi”
(the expectations-augmented Phillips Curve) kastedilmektedir. Monetaristlerce ortaya
atılan, beklentilerle genişletilmiş Phillips Eğrisi analizi, Neo Klasikler tarafından da baz
alınmakta, fakat beklentilerin Monetaristlerin savundukları gibi “uyumlu” (adaptive)
değil rasyonel oldukları kabul edilmektedir. Ancak beklentilerin rasyonelliği, tahmini
yapanların ve beklentilerin her zaman doğru sonuç vereceğini öne sürmez. Ekonomik
değişkenleri belirleyen süreçler çoğu zaman deterministik (kesinlikle belirleyen) değil
stokastik (tesadüfi) olduğundan, beklenti hatalarının her dönem sıfır olacağı gibi bir ön
koşul yoktur. Sadece beklenti hatalarının ortalamalarının sıfır olduğu kabul
edilmektedir.
70
2003]
K. BATU TUNAY
71
yeni elde ettiğimiz (8) nolu eşitlik, normal üretim düzeyinden olası sapmaların
tesadüfi şoklara (µt ve ξt) bağlı olduğunu göstermektedir. Açıktır ki, bu model
de politik karar alanını belirlemede yeterli değildir.
Aşağıdaki gibi bir toplam talep denklemi ilave edilerek modeli daha açıklayıcı
kılabiliriz:
y t = −γ 1π t + γ 2 mt
(9)
(9) nolu eşitlikte; mt egzojen politika değişkenini simgeler. Burada para
talebinin rolü sınırlıdır. Fiyatlar genel düzeyi, toplam arzın toplam talebe eşit
olduğu noktada oluştuğundan (6) ve (9) nolu eşitlikleri kullanarak, enflasyonu
tanımlayan daha somut bir ifade elde edebiliriz:
πt =
(
1
ωπ te + γ 2 mt − y n − ξ t
ω + γ1
)
(10)
(10) nolu eşitlik, enflasyonu karakterize etmekte bir dereceye kadar daha detaylı
bir yaklaşım yapmamızı sağlar. Beklentiler rasyonel varsayıldığına göre,
enflasyon beklentileri cari enflasyon modelini temel alacaktır.4


1
ωπ te + γ 2 mt − y n − ξ t 
ω + γ 1

(
π te = E 
)
(11)
Enflasyon beklentilerinin nasıl şekillendiğini ortaya koyan (11) nolu eşitlik, bize
enflasyon beklentilerini somut olarak belirlememizi sağlayacak aşağıdaki
ifadeye ulaştırır.
π te =
(
1
ωπ te + γ 2 Emt − y n
ω + γ1
)
(12)
(12) nolu eşitliğe dayalı olarak, enflasyon konusundaki beklenti hatalarını
(enflasyon belirsizliği) oluşturan mekanizmayı türetebiliriz. Bunun için; (10)
nolu denklemden (11) nolu denklemi çıkartmamız yeterlidir.
π t − π te =
1
[γ 2 (mt − Emt ) − ξ t ]
ω + γ1
(13)
(13) nolu eşitlik, (6)’da yerine yerleştirildiğinde, reel üretimin kendi normal
düzeyinden sapmalarını açıklayan ayrıntılı bir ifadeye sahip oluruz.
4
Beklenen enflasyon, beklentiler şekillenirken cari enflasyonun ve edinilebilir bilginin
matematiksel beklentisi olarak ifade edilmektedir. Sembolik olarak; πe=E(πI)
yazılabilir, E matematiksel beklenti ve I cari dönemde edinilebilir tüm bilgidir. Bu
bilgiye, (10) nolu eşitlikteki enflasyon hesaplama mekanizması da dahildir. Beklenen
enflasyon, söz konusu mekanizmanın matematiksel beklentisine eşit olacaktır.
72
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
yt = y n +
1
[γ 2 (mt − Emt ) − ξ t ] − ξ t
ω + γ1
(14)
Görülmektedir ki, üretimin kendi doğal düzeyinden sapmalar toplam arz (ve
talep) şoklarına ve politika değişken(ler)inin tahminindeki hatalara bağlı
bulunmaktadır. Rasyonel beklentiler altında, politika değişken(ler)i
konusundaki tahmin hatalarının beklenen değeri sıfır olacaktır.
Bu yapı içerisinde politika otoritelerinin rolünü değerlendirebilmenin en kolay
yolu, para arzını göz önüne almaktır. Para otoritelerinin politika reaksiyon
fonksiyonu şu şekilde yazılabilir:
mt = ϑmt −1 + µ t
(15)
Mevcut süreç, reaksiyon katsayısındaki (ϑ) bir değişim şeklinde veya bir
tesadüfi şokla (µt terimindeki bir değişme) olağan seyrinin dışına çıkabilir.
Rasyonel ekonomik birimler (ve gözlemciler), bu yapıya itibar ederek
yukarıdaki model sistemini, πt değiştiğinde yeni πte için baştan çözerler.
Tahminlerinde haklılarsa, kolayca itibar edebileceğimiz bir geri besleme
sürecini elde ettiğimiz söylenebilir. Çünkü politikayı, ϑ katsayısı
belirlemektedir. O halde, (7) nolu eşitlik elimizdedir. Buna bağlı olarak (8) nolu
eşitlik de elimizde olduğuna göre, politika üretimi (veya işsizlik gibi otoritelerce
müdahale edilmek istenen diğer değişkenleri) etkilemeyecektir.
Diğer taraftan, ekonomik birimler tahminlerinde yanılırlarsa; sistematik hata
yaptıklarına inanacaklar ve bu hatalarını bir süre sonra düzelteceklerdir. Yani
ekonomik birimlerin olası bir tahmin hatasının etkisi geçicidir. Böylece, kısa
vadede olmasa bile uygulanan politika yine reel bir etki doğurmayacaktır.
Ancak sistematik olmayan doğasından ötürü, bir şok (ya da ϑ’deki bir değişim)
etkili olacaktır. Başka bir deyişle; politik otoriteler için ekonomiye reel etkiler
doğuracak şekilde müdahale etmenin yegane yolu öngörülemeyecek kararlar
almaktır. Teknik olarak bu; ϑ katsayısını değiştirmekle mümkün olur.5
Ekonomik birimler para otoritesinin karar kökü olan politika reaksiyon
fonksiyonunu bildiklerinden ve amaç değişkenin belirlenmesinde de bu değerler
yer aldığından; para otoritesinin herhangi bir politika oluşturma olanağı
bulunmamaktadır. Daha doğru ifadeyle; para otoritesinin oluşturacağı
politikalar, ekonomik birimlerce tam olarak tahmin edilebildikleri için reel
etkileri yoktur. Böylece para miktarı arttırılarak ya da azaltılarak, ekonomik
büyüme, enflasyon ya da işsizlik gibi kontrol edilmek istenen değişkenler
etkilenemez. Sadece, beklenmeyen ekonomik şoklar ve sürpriz niteliğindeki
Burada, politika otoritelerinin ϑ katsayısını değiştirme gücü bulunmakla birlikte; µt
terimini kontrol edemedikleri gözden uzak tutulmamalıdır. Diğer bir ifadeyle, µt
teriminin değişmesi karşısında ekonomik birimler gibi politik otoriteler de hazırlıksız
yakalanacaktır.
5
72
2003]
K. BATU TUNAY
73
politika kararları etkili olabilir. Neo Klasik teorinin, rasyonel beklentiler
yaklaşımını esas alan politika önerileri, yukarıda bahsedilen özelliklerinden
dolayı “politika etkisizliği hipotezi” (policy ineffectiveness hypothesis) olarak
da adlandırılmaktadır.
2.2.2. Cagan Modeline Rasyonel Beklentilerin Uyarlanması
Şüphesiz, gerçek hayatta ekonomik birimlerin beklenti kalıplarını belirlemekte
daha gerçekçi ve ayrıntılı bir analiz sunan rasyonel beklentiler yaklaşımı, bir o
kadar da karmaşık olduğundan analiz açısından güçlükler taşımaktadır. Diğer
taraftan, rasyonel beklenticiler uyumlu beklentiler yaklaşımını temel alan bir
analitik yaklaşım yapmaktadırlar. Daha açık bir ifadeyle, uyumlu beklentiler
rasyonel beklentilerin analizinde bir ön sav oluşturmaktadır.6 Bundan dolayı da,
rasyonel beklentileri konu alan teorik ve ampirik çalışmalarda çoğunlukla klasik
Cagan modeli baz alınmaktadır ve çözümlemeler bu model üzerinden
yapılmaktadır.
Örnek olarak; Sargent ve Wallace’ın 1973 ve Sargent’ın 1977 tarihli
çalışmaları, Cagan modeline rasyonel beklentileri uyarlayan öncü çalışmalar
niteliğindedir. Flood ve Garber, Burmeister ve Wall, ve Casella gibi
araştırmacılar; fiyat düzeyinin kısmen piyasa kurallarından bağımsız olarak
kendi kendini besleyen beklentilerce belirlenmesi olarak tanımlanabilecek
“rasyonel spekülatif kabarcıklar”ın (rational speculative bubbles) varlığını
sorgulamakta Cagan modelini kullanmışlardır(Engsted, 1994:331). Öte yandan
Salemi ve Sargent (1979:752); yine rasyonel beklentilere uyarlanmış Cagan
modelini temel alarak enflasyon ve para büyümesi için iki değişkenli bir VAR
modelini test etmişlerdir.
Sıralanan tüm bu ampirik çalışmaların odak noktası, para talebindeki
bozulmaların veya paranın dolaşım hızına ilişkin şokların tesadüfi olduğunu ya
da teknik bir ifadeyle rassal yürüyüş (random walk) gösterdiğini ispatlamaktır.
Bu eleştiriye açık bir varsayım olmakla birlikte; Salemi ve Sargent’ın (1979)
bulguları yine de bunun reddedilemeyeceğini göstermektedir. Buna karşılık,
Goodfriend’in (1982) bulguları Salemi ve Sargent’ın kilerle taban tabana zıttır.
Goodfriend; rasyonel beklentilere uyarlanmış Cagan modeli ile dolaşım hızı
6
İktisat teorisi açısından, Klasik Teorinin görüşlerine özellikle para teorisi bazında yeni
bir yorum getiren Monetarism (ve bu görüşün test edilmesi gereksiniminden doğan
uyumlu beklentiler yaklaşımı) Klasik Teorinin yeniden popülerlik kazanmasında önemli
bir rol üstlenmiştir. Ama Klasik Teorinin bir bütün olarak ele alınması ve modern
ekonomik yapının analizinde kullanımı Neo-Klasik ekolün çalışmalarıyla söz konusu
olmuştur. İşte bu çerçevede, rasyonel beklentiler fikrini öne süren bir grup Neo-Klasik
iktisatçı, Monetarist analizin para teorisi görüşlerini daha da geliştirmiş ve daha
gerçekçi bir temele oturtmuştur. Bu yüzden iktisat çevrelerinde, Rasyonel Beklenticilere
Monetaristlerin devamı gözüyle bakılmaktadır.
74
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
şoklarının tesadüfi olmadığını göstermiştir. Teknik olarak sorun dolaşım hızı
şoklarının durağan olup-olmaması konusundadır. Birçok araştırmacı tarafından,
bu şokların durağan olmadığı yönündeki Salemi-Sargent yaklaşımının kabul
edilmesi; ister istemez yukarıda değinilen çelişkili sonuçları uzlaştırma
gereksinimini doğurmuştur.
Taylor (1991) ve Engsted (1993, 1994) gibi araştırmacılar, dolaşım hızı
şoklarının tesadüfi olup-olmadığı varsayımının koentegrasyon tekniği ile
şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde test edilebileceğini savunmaktadır.
Savundukları görüş basittir; “tesadüfilik varsayımı reel para mevcutları ile
enflasyonun koentegre olmadığı durumlarda geçerli olabilir”.7 Buna ek olarak,
Engsted 1993 tarihli çalışmasında dolaşım hızı şoklarının durağanlığı veri
olduğunda, rasyonel beklentiler altında “kabarcık olmayan” Cagan modelinin
koentegre VAR tekniği ile test edilebileceğini ortaya koymuş ve 1994 tarihli
çalışmasıyla ilk bulgularını başka örneklerle de güçlendirmiştir. Bunun için;
para miktarındaki değişimi ve reel para mevcutları ile para büyümesi arasındaki
koentegrasyonu içeren bir koentegre VAR modeline test edilebilir koşullar
tanımlamak yeterlidir.
2.2.3. Rasyonel Beklentilerin Test Edilmesinde Koentegrasyon Tekniği
Rasyonel beklentileri test etmekte kullanılan model klasik Cagan modelini ifade
eden (1) nolu eşitliğe çok benzemekle birlikte bazı ufak farklar vardır. Temelde
iktisadi olarak taşıdığı anlam aynıdır; fakat uyumlu beklentiler yerine rasyonel
beklentiler yaklaşımı modele uygulandığından; (1) nolu eşitlikte yer alan sabit
terim (β) modelden çıkartılmış;8 ayrıca ekonomik birimlerin enflasyon
beklentilerinin t+1 dönemindeki enflasyona ilişkin tahminlerini yansıtacağı
(πet+1) varsayılmıştır (Sargent, 1977:61-62; Salemi ve Sargent, 1979:741). Bu
takdirde Cagan modeli aşağıdaki gibi olacaktır:
mt = −απ te+1 + ε t
(16)
7
Düzey halleri durağan olmayan değişkenlerin koentegre oldukları belirlenirse, birlikte
hareketleri durağanlık gösterecektir. Daha açık bir ifadeyle, ayrı ayrı tesadüfilik
gösteren değişkenler, bir arada deterministik olacaklardır. Bu itibarla, dolaşım hızı
şoklarının tesadüfi olabilmesi için reel para mevcutları ve enflasyon değişkenleri
koentegre olmamalıdır.
8
Durağan ve olasılıkla seri olarak korele dağılım terimi, çoğu kez analizi etkilemeksizin
denklemin sağ tarafına eklenebilir. Sabit terimin analizde kritik bir faktör olduğunu
düşünmeyen rasyonel beklenticiler uygulamalarında bu terimi ayrıca belirtmemekte,
hata teriminin içine atarak ihmal etmektedirler. Sargent’ın (1977:61), Taylor’un
(1991:328) ve çalışmamıza baz aldığımız Phylaktis ve Taylor’un (1993:32)
çalışmalarında bu yöntem izlenmiştir. Bu sebeple biz de açıklamalarımızın devamında
sabit terimi gösterimlere dahil etmeyeceğiz.
74
2003]
K. BATU TUNAY
75
Eğer modelde yer almayan değişkenleri kapsayan εt durağansa ve bir “Wold
gösterimi” olarak kabul edilirse; o zaman εt durağan olacaktır (ama seriler de
olasılıkla seri olarak koreledir). Yukarıdaki açıklamalardan da hatırlanacağı
gibi; Cagan’ın düşüncesi, çok yüksek enflasyonist koşullarda reel para
mevcutlarının büyük oranda enflasyonist beklentilere göre şekillendiği ve para
talebini etkileyen diğer unsurların (εt) görece olarak çok küçük bir rolü
olduğudur (Cagan, 1956:25).
(16) nolu eşitlikte; beklenen enflasyon (πe) yerine cari enflasyonu (π) konursa
aşağıdaki ifade elde edilir:
mt = −απ t +1 + δ t +1
(17)
(17) nolu eşitlikte; δt+1 = [εt+α(πt+1-πet+1)]’dir. Varsayalım ki; yüksek ve
hızlanan enflasyon koşulları altında, reel para mevcutlarının büyüme oranı ve
enflasyonun değişme oranı durağandır. Bu teknik olarak, mt ve πt’nin birinci
farklarının durağan olması demektir.9 πt, (pt-pt-1) olduğundan, zaten birinci farkı
alınmış durumdadır. (17) nolu eşitliğin her iki tarafına da απt eklenirse;
mt + απ t = −απ t2+1 + δ t +1
(18)
(18) nolu eşitlikte sağ tarafa eklenen απt terimi, kendi başına birinci fark
durumunda olduğu için απt+1 ile toplandığında (özde terimlerin logaritmik
oldukları unutulmamalı); bu terimin ikinci farkı anlamında απ2t+1 olarak ifade
edilir. Eğer beklentisel hataların durağan olduğunu varsayarsak, beklentileri
şekillendirmek için kullanılan yöntem ne olursa olsun, απ2t+1 ve δt+1’in her ikisi
de durağan olduğundan, mt ve απt serileri ayrı ayrı durağan olmasa da (18) nolu
eşitlikteki (mt+απt) doğrusal kombinasyonu durağan olmalıdır. Bundan ötürü,
reel para mevcutları ve enflasyon, Cagan modelindeki α parametresine
tamamen eşit bir koentegrasyon (cointegration) parametresi ile koentegre
olacaktır. Eğer du değişkenler koentegre ise, o zaman (17) nolu denkleme
“sıradan en küçük kareler” (ordinary least squares) uygulanarak α’nın “süper
tutarlı” (super consistent) bir tahmini elde edilebilir (Stock, 1987).
Cagan modeli, reel para mevcutlarının cari düzeyinin ekonomik birimlerin
gelecek dönemdeki enflasyon oranı konusundaki tahminlerine (teknik olarak α
katsayısı ile çarpımı kadar) göre oluştuğunu ifade etmektedir (Bkz. (16) nolu
denklem). Eğer ekonomik birimlerin enflasyon beklentileri rasyonel beklentiler
hipotezine göre oluşuyorsa (ve Sargent’ın 1977’deki çalışması da izlenirse);
E(εtIt) = 0 olduğunu varsayarız. O zaman tahmin hataları;
λt +1 = π t +1 + α −1mt
9
(19)
Engle-Granger’ın (1987) kullandıkları terminolojiye göre bunlar birinci dereceden
entegredir, I(1).
76
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
t zamanında elde edilebilir bilgiye (It), orthogonal olmalıdır. Buna dayanarak
aşağıdaki ifadeye ulaşırız:
E (λt +1 I t ) = 0
(20)
(20) nolu eşitliği ispat etmenin kolay bir yolu, λt+1’in kendisinin gecikmeli
değerleri üzerinden en küçük kareler tahmini yaparak sıfır katsayıları için test
etmektir.10 Koentegrasyon tekniği ile α katsayısının tahmini yapılarak, buradan
elde edilen tahmin değeri yardımıyla (19) nolu eşitlikten λt+1 serisi oluşturulur
ve seri kendi gecikmeli değerleri ile regrese edilir. Burada dikkat edilmesi
gereken, gecikme sayısının koentegrasyon testi uygulanırken alınan gecikme
sayısına eşit olmasıdır. Bulgular, null hipotezine göre değerlendirilir ve
regresyon sonucunda null hipotezi reddediliyorsa veya bir diğer ifadeyle F
istatistiği yüksek oranda anlamlı çıkıyorsa, bu takdirde ekonomik birimlerin
enflasyon beklentilerinin rasyonel olduğu söylenebilir (Taylor, 1991:337;
Phylaktis ve Taylor, 1993:35).
2.2.4. Rasyonel Beklentilerin Test Edilmesinde Koentegre VAR Tekniği
[
]
(16) nolu eşitlik için aktarım şartı; lim i →∞ α (1 + α ) π te+1 = 0 olursa, (16)
nolu eşitliği aşağıdaki şekilde yazabiliriz:
∞
∞
i =1
i =0
mt = −∑ b i ∆M te+ i + (1 − b )∑ b i ε te+ i
−1
(21)
(21) nolu eşitlikte; ∆M logaritmik nominal para miktarının büyümesi ve
b=α(1+α)-1 dir. Söz konusu aktarım şartı, fiyat düzeyinin para arzının
gelişimden bağımsız olarak kendi kendini besleyen beklentiler tarafından
belirlendiği durumlarda, “rasyonel spekülatif kabarcıkları” göz ardı eder. (21)’e
göre; reel para mevcutları düzeyi, gelecekteki parasal büyümenin ve/veya
dolaşım hızı şoklarının bir tahmin edicisidir. Dolaşım hızı şoklarının olmadığı
durumlarda, reel para mevcutları düzeyi α esneklik katsayısı kadar indirgenmiş
gelecekteki para büyümesinin optimal tahmin edicisidir.
Reel para mevcutları, enflasyon ve para büyümesi birinci farklarının durağan
olması gerektiği veri kabul edilirse; (21)’in katsayılarını yeniden belirlemek
yararlı olacaktır:
mt + α∆M t = − (1 − b )
−1
∞
∑b ∆ M
i =1
i
2
e
t +i
∞
+ (1 − b ) ∑ bi ε te+ i (22)
i =0
10
Değişkenlerin koentegre oldukları yapılan testten anlaşılıyorsa; koentegrasyondan
elde edilen α parametresinin tahmin değeri “süper tutarlı” (super consistent)
olacağından (Stock, 1987), (20) nolu eşitlik test edilmiş gibi kabul edilir.
76
2003]
K. BATU TUNAY
77
(22) nolu eşitlik; Mt ve Pt değişkenleri (mt=Mt-Pt olduğu unutulmamalı) 2.
derece entegre ise (I(2)) ve dolaşım hızı şoku εt durağansa, rasyonel beklentilere
uyarlanmış ve spekülatif rasyonel kabarcık olmadığı varsayımına dayanan
Cagan modelinin, paranın büyüme oranı (∆Mt) ile reel para mevcutlarının (mt)
koentegre olduğu test edilebilir bir ifadeye sahip olduğunu gösterir. α’nın
tahmini ve modelin test edilmesi göz önüne alındığında, bu koentegrasyonun iki
önemli sonucu vardır. İlki, daha önce de değinildiği gibi Stock’un (1987)
yaklaşımına göre, reel para mevcutları ve para büyümesi arasındaki bir
koentegrasyon regresyonunda α’nın süper tutarlı olarak tahmin edilebilmesidir.
İkincisi de, α’nın bu süper tutarlı tahminini veri kabul edildiğinde, rasyonel
beklentiler ve kabarcık olmadığını gösteren koşulların standart asemptotik teori
kullanılarak test edilebileceğidir. Diğer bir ifadeyle, sözü geçen varsayımları
tanımlayan koşulların iki değişkenli bir VAR modeli kurularak sınanmasının
mümkün olduğudur. Bu VAR modeli durağan hale gelen ∆2Mt ve
S t = mt + α̂∆M t değişkenlerinden oluşmakta ve sözü edilen değişkenler
entegre olduklarından koentegre VAR adını almaktadır:
∆2 M t  a (L )b(L ) ∆2 M t −1  e1t 

=
+ 

(
)
(
)
c
L
d
L
S
S


 t −1
 e 2 t 
 t

(23)
(23) nolu eşitlikte; a(L) ,…., d(L) k’ıncı mertebeden polinominal gecikmelerdir.
Parametre koşulları Engsted (1993) tarafından tanımlandığı gibidir:
ci = (1 + α )a i ,
∀i=1,….,k;
d 1 = (1 + α )(α −1 + b1 ) ;
d i = (1 + α )bi , ∀i=2,….,k;
Bu koşulların test edilmesi ile ilgili en büyük sorun, bunların istatistiksel
anlamda reddedilmelerinin ekonomik olarak ifade edilmesindeki güçlüktür.
Koşulların reddi, Cagan modeline göre yanlış olduklarını yoksa sadece
modelden geçici olarak saptıklarını mı gösterecektir? Aslında bu durum
rasyonel beklentiler modellerinin tüm testlerinde ortak bir sorundur. Bu sorunun
çözümüne yönelik olarak Campbell ve Shiller bir tür şimdiki değer modeli
olarak formüle edilen ve tüm rasyonel beklentiler modelleri için genellikle
uygulanabilir bir yöntem geliştirmişlerdir (Engsted, 1994:333). Yöntemleri
Cagan modeli çerçevesinde; ekonomik birimlerin reel para mevcutları talebini
kapsayan gelecekteki para büyümesinde tahmin edilebilir sapmanın ne kadar
olduğunun bir ölçütünü VAR modelinden türetmektir. Böyle bir ölçütü elde
etmek için, aşağıdaki gibi birinci dereceden bir VAR modeli yazılabilir:
Z t = AZ t −1 + et
78
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
Bu modelde, Zt=[∆2Mt ,…., ∆2Mt-k+1; St ,…., St-k+1] ve A VAR katsayılarının
“rehber” (companion) matrisidir. Bir sonraki adımda, St* olarak
simgelenebilecek para büyümesi oranlarında gelecekteki değişmelerin iskonto
edilmiş değerinin koşulsuz VAR tahmini türetilir.
∞
S t* = −(1 − b) −1 ∑ b i ∆2 M te+i
i =1
∞
= −(1 − b) −1 g ∑ b i A i Z t
(24)
i =1
= −αgA( I − bA) −1 Z t
(24) nolu eşitlikte; g VAR modelinden ∆2M’yi ayıran (1×2k)’lık vektördür. (22)
ile (24) nolu eşitlikler karşılaştırıldığında görülür ki, kabarcık olmayan rasyonel
beklentilere uyarlanmış Cagan modeli doğruysa, St* (22) nolu eşitliğin sağ
tarafına eşit olmalıdır. (22) nolu eşitlik (21) nolu eşitliğin yeniden düzenlenmiş
hali olduğuna göre, St ve St* arasındaki ilişki ekonomik birimlerin para
talebindeki “geleceğe bakan bileşeni” (forward-looking element) ölçecektir.
Yani, ekonomik birimlerin reel para mevcutlarına bugünkü talebini kapsayan
para büyümesindeki öngörülebilir büyümenin ne kadar olduğunu. Şayet
rasyonel beklentiler ve kabarcık olmadığı varsayımları altındaki Cagan modeli
herhangi bir ampirik unsura sahipse, St ve St* arasında yüksek oranda pozitif bir
ilişki olmalıdır.
Bu konudaki literatürün büyük bir bölümü, para arzını fiyatlardan paraya bir
geri beslenim olmadığı anlamında egzojen olarak varsaymaktadır.
Tanımladığımız koentegre VAR modelinin önemli bir özelliği böyle bir geri
beslemeye olanak tanımasıdır (St,, ∆2Mt’nin Granger nedenidir). Eğer ekonomik
birimler gelecekteki para büyümesini tahmin etmekte, cari ve gecikmeli para
büyümesinden başka bilgi kullanırlarsa, rasyonel beklentilere uyarlanmış Cagan
modeline göre St, bu bilgiyi özetleyecektir (Engsted, 1994:334).
3. Modellerin Türkiye Verileriyle Test Edilmesi
Bu bölümde; Cagan modeli baz alınarak Türkiye verileri, uyumlu beklentiler ve
rasyonel beklentiler yaklaşımlarının temel varsayımları altında ayrı ayrı test
edilecektir. Kullanılan veri tabanı, 1987-1 ile 1998-12 dönemini kapsayan ve
T.C.M.B kaynaklarından derlenen aylık “dolaşımdaki para” ve “tüketici fiyat
endeksi” rakamlarıdır. Seçilen dönemin 1987’den başlatılması, daha önceki
tarihlere ilişkin aylık verilerin sağlıklı olmayışından; 1998 sonu ile
sınırlandırılması ise 1999’un istikrar uygulamalarının başlatıldığı ve diğer
olağandışı gelişmelere sahne olan bir yıl olmasından ötürüdür.
İlk planda Cagan modeli, teorik bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde (5)
nolu eşitlik göz önüne alınarak ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerinin
uyumlu olduğu varsayımı altında test edilmektedir. İkinci planda ise; Phylaktis
78
2003]
K. BATU TUNAY
79
ve Taylor’un uyguladıkları yöntem izlenerek (1993:33-35); Cagan modeli
rasyonel beklentiler yaklaşımı altında test edilmektedir. Bu bağlamda, teorik
bölümde değinilen (8) nolu eşitlik önce durağanlık ve koentegrasyon testlerine
tabi tutulmakta, ardından koentegrasyon yoluyla tahmin edilen α parametresi
yardımıyla (9) nolu eşitlik yukarıda anlatıldığı şekilde regresyon temelli
testlerle sınanmaktadır.
3.1. Cagan Modelinin Uyumlu Beklentiler Varsayımı Altında Test Edilmesi
Ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerinin uyumlu olduğunu savunan
Cagan’ın klasik yaklaşımının test edilebilmesi teorik bölümde de değinildiği
gibi (5) nolu eşitlik yardımıyla mümkündür. (5) nolu denklem Türkiye verileri
ile test edilmiş ve sonuçlar Tablo 1’de gösterilmiştir:
Tablo 1. Regresyon Sonuçları: Uyumlu Beklentiler
( mt
= θβ − θαπ t +1 + (1 − θ )mt −1 + vt )
∧
∧
θβ
θα
∧
(1 − θ )
Katsayılar:
0.246
-1.067
0.940
Std. Hata:
0.146
0.715
0.048
t değerleri:
1.679
-1.493
19.665
p değerleri:
0.095
0.138
0.000
∧
0.06
R2:
0.732
∧
4.1
Durbin h:
0.0062
α:
∧
-17.783
Std. Hata:
0.2281
Anlamlılık:
%5
F2,139:
193.351
θ:
β:
Tablo 1’deki sonuçlar; Türkiye’de ele alınan dönem için klasik Cagan
modelinin geçerli olmadığını göstermektedir. Bunun sebebi, (5) nolu eşitlikte
θα katsayısının tahmin değerinin t testinden geçememiş olmasıdır (th<t0.05).
İstatistik tekniği açısından bu değişken modelden çıkartılarak regresyonun
yinelenmesi gerekmektedir. Fakat bu takdirde de iktisat teorisi açısından
amaçtan uzaklaşılmış olacaktır. Buna dayanılarak söz konusu dönemde
ekonomik birimlerin enflasyon konusundaki beklentilerinin uyumlu (adaptive)
olmadığı söylenebilir.
80
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
3.2. Cagan Modelinin Rasyonel Beklentiler Varsayımı Altında Test
Edilmesi
Cagan modelinin Türkiye verileri için rasyonel beklentiler hipotezi altında
sınanmasında; Sargent’ın 1977, Taylor’un 1991, Phylaktis ve Taylor’un 1993,
Engsted’in 1993 ve 1994 tarihli çalışmaları baz alınmıştır. Özellikle; Phylaktis
ve Taylor’un 1993 tarihli çalışmaları, 1970’lerde ve 1980’lerde çok yüksek
enflasyon oranları yaşanan bazı Latin Amerika ülkelerindeki verileri test
ettiğinden ilgi çekicidir. Cagan’ın (1956) genel kabul gören hiperenflasyon
tanımlamasına göre; bir ülkede hiperenflasyondan bahsedilebilmesi için en az
bir yıl boyunca aylık ortalama enflasyon oranının %50’yi aşması gerekmektedir.
Oysa yüksek ve kronik enflasyon yaşanan pek çok ülkede, enflasyon oranları bu
tanımlamanın altında kalmaktadır. Phylaktis ve Taylor’un çalışması, yüksek ve
kronik enflasyon sorunu yaşanan Latin Amerika ülkelerine klasik Cagan
modelini başarıyla adapte ettiği gibi, bu modeli rasyonel beklentiler hipotezi
altında da test etmektedir.11 Bu itibarla; bahsedilen yaklaşım bir yüksek ve
kronik enflasyon ekonomisi olan Türkiye’ye de uygulanabilir.
3.2.1. Taylor (1991) ve Phylaktis ve Taylor (1993) Modellerinin Testleri
Tablo 2’de (17) nolu denklemde yer alan değişkenlerin durağanlığını test eden
“birim kök” (unit root) testleri görülmektedir. Teori bölümünde de değinildiği
gibi; απ2t+1 ve δt+1’in her ikisi de durağan olduğundan, mt ve απt serileri ayrı
ayrı durağan olmasa da (18) nolu eşitlikteki (mt+απt) doğrusal kombinasyonu
durağan olmalıdır.
Tablo 2’de belirtilen sonuçlar; mt ve πt serilerinin her ikisinin de ele alınan
dönem için I(1) olduklarını göstermektedir. Her iki değişken için de I(1)
hipotezi, birinci ve ikinci farkları alındığında tüm anlamlılık düzeylerinde
reddedilebilir. Yani serilerin birinci farkları durağandır. Bundan ötürü, reel para
mevcutları ve enflasyon, Cagan modelindeki α parametresine tamamen eşit bir
koentegrasyon (cointegration) parametresi ile koentegre olmalıdır.
11
Phylaktis ve Taylor (1993:32), 1970’lerde ve 1980’lerde çok yüksek enflasyon
oranları yaşanan Arjantin, Brezilya, Bolivya, Şili ve Peru’da Cagan’ın hiperenflasyon
modelini uygulamışlardır. Bu çalışmanın önemi; üç noktada toplanabilir. Birincisi,
uygulamanın Cagan’ın mutlak tanımlamasındaki sınırın altında kalan ülkeler üzerine
olmasıdır. İkincisi, yukarıda da değinildiği gibi rasyonel beklentiler hipotezini Cagan
modeline adapte etmesidir. Son olarak da; klasik Cagan modelinde yer almayan “para
ikamesi” (currency substitution) terimini açıklayıcı bir değişken olarak modele
eklemeleridir. Bu son hususta ayrıntılı bilgi ve Türkiye’ye yönelik bir analiz için
Tunay’ın çalışmasına (2001:234-237) bakılabilir.
80
2003]
K. BATU TUNAY
81
Tablo 2. ADF Birim Kök Testleri
∆2mt
∆m t
mt
-9.97
-5.58
-2.13
∆ 3π
∆ 2π
∆π
-9.48
-5.48
1.68
MacKinnon (1991)’e göre; birim kök hipotezinin
reddedilebilmesi için (yani durağanlık için) kritik değerler;
%1’e göre –3.4793, %5’e göre –2.8827, %10’a göre –
2.5779’dur. Değişkenler için gecikme sayıları dört olarak
belirlenmiştir. Bkz. Dickey ve Fuller (1981).
Tablo 3’de, cari enflasyon oranı ile para mevcutları değişkenlerinin koentegre
olduklarını ispatlayan sonuçlar görülebilir. Johansen’in (1988) geliştirdiği
koentegrasyon için “likelihood rasyosu” testine göre; bir veya daha fazla
koentegrasyon vektörü olması hipotezi (H0:r≤1) reddedilememektedir. Oysa, hiç
koentegrasyon vektörü olmadığına dair hipotez (H0:r=0) kolaylıkla
reddedilmektedir.
Tablo 3. Koentegrasyon Testleri ve Tahminler
Johansen İstatistikleri
H0:r≤
≤1
H0:r=0
α
∧
L.R.
3.695
50.391
0.3473
334.282
r anlamlı koentegrasyon vektörlerinin sayısını göstermektedir. Johansen istatistiği, sırasıyla küçük eşit bir
ve sıfır koentegrasyon vektörlerini test etmektedir. Anlamlılık düzeyi incelenen dönemin uzunluğuna göre
değişmektedir. 1987-1 ile 1998-12 dönemi için %5 anlamlılık düzeyine göre kritik değerler; H0:r≤1 için
3.84 ve H0:r=0 için 12.53’tür.
Teorik açıklamalardan hatırlanacağı gibi, ekonomik birimlerin enflasyon
konusundaki beklentilerinin rasyonelliğinin sınanabilmesi için; α katsayısının
tahmin değeri yardımıyla (9) nolu eşitlikten elde edilen λt+1 serisinin kendi
gecikmeli değerleriyle regresyon bazlı testlere tabi tutulması ve bulguların null
hipotezine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; α katsayısı iki
yolla elde edilebilir. Birinci yol, koentegrasyon testinden tahmin edilen α’yı
kullanmaktır. İkinci yol ise; yüksek enflasyon koşulları altında “enflasyon
vergisi”nin (inflation tax) maksimize olduğu varsayımına dayanarak α
parametresini hesaplamaktır (Taylor, 1991:337-338; Phylaktis ve Taylor,
82
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
1993:35).12 Cagan modelinin dokusu içinde ((1) ve (6) nolu eşitlikler);
fiyatlardaki ve para miktarındaki artış yüzdesinin, para basmaktan sağlanan
enflasyon vergisi gelirini maksimize ettiği görülmektedir. Bu oran –(100/α)%
olarak ifade edilmektedir ve ortalama enflasyon oranına (πx) eşittir. Türkiye için
test edilen dönemde ortalama aylık enflasyon oranı; 4.79 olarak hesaplanmıştır.
Tablo 4. Rasyonel Beklentiler Altında
Cagan Modelinin Testleri
F İstatistikleri:
(a) Koentegrasyon Tahmini
(b) 100πx-1
F4, 142
F4, 142
5722.0
379.811
Her iki yönteme göre yapılan hesaplamalar sonucunda null hipotezi
reddedilmiştir. Diğer bir deyişle, F istatistikleri yüksek oranda anlamlı çıkmıştır.
Buna ilişkin bulgular Tablo 4’de verilmektedir. Tablo 4’deki sonuçlar;
Türkiye’de test edilen dönem için ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerinin
“rasyonel beklentiler” yaklaşımına uygun olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu bulgular, Türkiye’de Salemi ve Sargent’ın (1979) çalışmalarında
vurguladıklarının aksine dolaşım hızı şoklarının durağan olduğunu ya da diğer
bir deyişle tesadüfilik göstermediğini de ortaya koymaktadır.
3.2.2. Engsted (1993 ve 1994) Modellerinin Testleri
Engsted’in yaklaşımı, Taylor’un (1991) ve Phylaktis ve Taylor’un (1993)
yaklaşımlarının bir devamı niteliğindedir ve rasyonel beklentiler altında Cagan
modelinin geçerliliğini ve dolaşım hızı şoklarının durağan olduğunu kabul
etmekte; bunlara ek olarak “spekülatif rasyonel kabarcıklar”ın olmadığını da
koentegre bir VAR modeli çerçevesinde kanıtlamaya çalışmaktadır. Ancak,
Taylor ve Phylaktis’in ortak çalışmalarının aksine bu durumun Türkiye gibi
yüksek ve kronik enflasyon yaşanan ekonomilerden çok, sıra dışı bir durum
olan Avrupa’da yaşanmış hiperenflasyon olaylarına uygulanmış olduğu gözden
uzak tutulmamalıdır. Teorik bölümde değinilen Engsted’in koentegre VAR
yöntemi, Türkiye verilerine uygulanmış ve öncelikle para büyümesinin birim
kök testleri üç ayrı tekniğe göre yapılmıştır. Buna ilişkin sonuçlar Tablo 5’de
sunulmuştur.
12
Bilindiği gibi enflasyon karşılıksız para miktarındaki artışla ortaya çıkan bir süreçtir.
Para otoritesinin bastığı para miktarını arttırarak bundan elde ettiği senyoraj gelirini
maksimize etmek istemesi literatürde “enflasyon vergisi” olarak adlandırılmaktadır.
82
2003]
K. BATU TUNAY
83
Tablo 5. Para Büyümesinin Birim Kök Testleri
Kullanılan
MacKinnon
∆ 2M t
∆ Mt
Phillips-Peron
-51.09(4)
-21.45(4)
0.35(4)
%1:-3.47
Dickey-Fuller
-18.17(1)
-11.17(1)
0.32(1)
%5:-2.88
Test Tekniği
Mt
Kritik Değerleri
%10:-2.57
Augmented
Dickey-Fuller
-8.44(5)
-6.64(5)
-2.27(5)
%1:-4.02
%5:-3.44
%10:-3.14
Gecikme sayıları parantez içinde gösterilmiştir. Phillips-Perron testi için Newey ve West (1987) prosedürüne
göre gecikme uzunluğu belirlenmiştir. Bkz. Phillips ve Peron (1988); Dickey ve Fuller (1981); MacKinnon
(1991).
Tablo 5’den, Türkiye’de para büyümesinin I(1) bir süreç olduğu görülmektedir.
Oysa Engsted’in koentegre VAR yönteminin uygulanabilmesi için para
büyümesinin I(2) bir süreç olması gerektiği teorik bölümde yapılan
açıklamalardan hatırlanacaktır. Buna bağlı olarak Türkiye’de rasyonel
spaekülatif kabarcıkların varlığını test edebilmek mümkün değildir. Fakat, bu
bulgu rasyonel beklentiler altında Cagan modelinin Türkiye’ye ilişkin
sonuçlarını ve buna dayanılarak ileri sürülen Türkiye’de enflasyon
beklentilerinin rasyonel olduğu savını çürütmez.
4. Sonuç
Ekonomik birimlerin beklentilerin, ekonomik kararların alınmasında büyük bir
rolü olduğu modern ekonomi anlayışı içinde artık tartışılmamaktadır. Bu
çerçevede; yüksek ve kronik enflasyon sorunu yaşanan ekonomilerde, enflasyon
beklentileri önem kazanmaktadır. Makro planda ekonomi politikası
otoritelerinin, mikro planda ise başta finansal aracılar olmak üzere tüm firma
yöneticilerinin kararlarında; enflasyon beklentilerini önemli bir karar kriteri
olarak göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Enflasyonist beklentilerin
nasıl şekillendiğini ortaya koymak, makro ve mikro perspektiflerden karar alma
süreçlerini kolaylaştıracak ve alınan kararların başarı düzeyini yükseltecektir.
Bu çalışmanın bulguları; Cagan’ın (1956) modeli çerçevesinde Türkiye’deki
ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerinin rasyonel olduğunu ortaya
koymaktadır. Buna bağlı olarak Neo-Klasik ekolün politika önerileri önem
kazanmaktadır. Bunlar iki ana başlık altında özetlenebilir. “Beklenen”
84
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
(anticipiated) politikalar ekonomi üzerinde etkili olmayacaktır. Uygulanacak
politikaların etkinliğinin yüksek olabilmesi, bunların “beklenmeyen”
(unanticipiated) politikalar olmasına bağlıdır. Diğer bir ifadeyle; başta
enflasyon olmak üzere, üretim ve istihdam konusundaki politikaların başarı
şansı, ekonomik birimlerin önceden kestiremediği şok niteliğinde önlemlerin
alınmasına ve uygulanmasına bağlıdır. Burada kritik nokta, makro ekonomik
sorunların özellikle de enflasyon sorununun aşılması konusunda “kredibilite”nin
öneminin artmış olmasıdır. Ekonomik birimlerin güven duymadıkları bir
politika “şok” niteliğinde de olsa istenen başarıya ulaşamayacaktır.
Üzerinde durulması gereken ikinci nokta; ekonomik yapıda piyasa güçlerinin
etkin kılınması gerekliliğidir. Bunun bizim için anlamı, kalıcı bir ekonomik
istikrarın piyasa güçlerinin etkinleştirilmesiyle sağlanabileceğidir. Ekonomik
birimlerin faaliyetleri üzerindeki sınırlamalar tam olarak kaldırılmadan genel
ekonomik sistemin sağlıklı olarak işlemesi mümkün görülmemektedir.
Bu çerçevede, hükümetlerin politika seçenekleri ve hareket kabiliyetleri önemli
oranda azalmaktadır. Para politikalarının reel etkileri olabilir, fakat ekonomik
istikrarın sağlanmasında bunların kullanımı yeni sorunlar doğurabilir. Çünkü,
hükümetlerin öngörü yeteneklerinin sınırlı olması politik kararların
zamanlamasını bozabilmektedir. Alınan kararlar ya olması gereken zamandan
geç ya da erken alınmakta ve sonuçta fiyat istikrarı bozulmaktadır. Beklentilerin
rasyonel olması, “doğal işsizlik oranı” hipotezini geçerli kılmakta işsizliği
düşürmeye yönelik parasal politikalar enflasyonu arttırmaktan öteye
gidememektedir. Öte yandan, kamu harcamalarını arttırıcı politikalar da
“ekonomide kaynakların tam olarak istihdam edildiği” varsayımı altında kaynak
tahsisinde etkinsizlikler doğuracaktır. Özetlenecek olursa; beklentilerin rasyonel
olması Neo-Klasik anlayışı haklı çıkartmakta ve bu anlayışa itibar edilirse
politik otoritenin karar alanı daralmaktadır.
Kaynaklar
Barro, Robert J. “Inflation the Payments Period and the Demand for Money”,
Journal of Political Economy, 78, 6, November 1970, pp. 978-1001.
Cagan, Phillip D. “The Monetary Dynamics of Hyperinflation”, in Milton F.
Friedman, ed., Studies in the Quantity Theory of Money, Chicago: University of
Chicago Press, 1956, pp. 25-117.
Cagan, Phillip D. “Hyperinflation Theory”, in P. Newman, M. Milgate, J.
Eatwell, ed., The New Palgrave Dictionary of Money and Finance, Vol. II,
London: Macmillan Press, 1994, pp. 323-326.
Dickey, David A.; Wayne A. Fuller. “Likelihood Ratio Statistics for
Autoregressive Time Series with Unit Root”, Econometrica, 49, 3, July 1981,
pp. 1057-1072.
84
2003]
K. BATU TUNAY
85
Engle, Robert F.; Clive W.J. Granger. “Co-integration and Error Correction:
Represantation, Estimation and Testing”, Econometrica, 55, 2, April 1987, pp.
251-277.
Engsted, Tom. “Cointegration and Cagan’s Model of Hyperinflation under
Rational Expectations”, Journal of Money, Credit and Banking, 25, 3, August
1993, pp. 350-360.
Engsted, Tom. “The Classic European Hyperinflations Revisited: Testing the
Cagan Model Using a Cointegrated VAR Approach”, Economica, 61, 243,
August 1994, pp. 331-343.
Frenkel, Jacob A. “The Forward Exchange Rate, Expectations and the Demand
for Money: The German Hyperinflation”, The American Economic Review, 67,
4, September 1977, pp. 653-670.
Frenkel, Jacob A. “Further Evidence on Expectations and the Demand for
Money during the German Hyperinflation”, Journal of Monetary Economics, 5,
1, January 1979, pp. 81-96.
Friedman, Milton. “The Quantity Theory of Money: A Restatement”, in Milton
F. Friedman, ed., Studies in the Quantity Theory of Money, Chicago: University
of Chicago Press, 1956, pp. 3-21.
Goodfriend, Marvin. “An Alternative Method of Estimating the Cagan Money
Demand Function in Hyperinflation under Rational Expectations”, Journal of
Monetary Economics, 9, 1, pp. 43-57.
Gujarati, Damodar N. Basic Econometrics, 2nd ed., New York: McGraw-Hill,
1994.
Johansen, Soren. “Statistical Analysis of Co-integration Vectors”, Journal of
Economic Dynamics and Control, 12, 2, June 1988, pp. 231-254.
Johansen, Soren; Katarina Juselius. “Maximum Likelihood Estimation and
Inference on Co-integration with Application to the Demand for Money”,
Oxford Bulletin of Economics and Statistics, 52, 2, June 1990, pp. 169-210.
Lucas, Robert E. Jr. “Some International Evidence on Output-Inflation Tradeoffs”, The American Economic Review, Vol. 63, 1973, pp. 326-334.
Lucas, Robert E. Jr. “Econometric Policy Evaluation: A Critique”, in K.
Brunner, A. Meltzer, ed., The Phillips Curve and the Labor Market, Vol. 1,
Carnegie-Rochester Conference on Public Policy, Amsterdam: North-Holland,
1976, pp. 19-46.
MacKinnon, J.G. “Critical Values for Cointegration Tests”, in R.F. Engle ve
C.W.J. Granger, ed., Long-run Economic Relationships: Readings in
Cointegration, New York: Oxford University Press, 1991, pp. 267-276.
86
EKONOMİ VE YÖNETİM BİLGİMLERİ DERGİSİ [HAZİRAN
Muth, John F. “Rational Expectations and the Theory of Price Movements”,
Econometrica, 29, 3, July 1961, pp. 315-335.
Phylaktis, Kate; Mark P. Taylor. “Money Demand the Cagan Model and the
Inflation Tax: Some Latin American Evidence”, The Review of Economics and
Statistics, 75, 1, January 1993, pp. 32-37.
Salemi, Michael K; Thomas J. Sargent. “The Demand for Money during
Hyperinflation Under Rational Expectations: II”, International Economic
Review, 20, 3, October 1979, pp. 741-758.
Sargent, Thomas J. “The Demand for Money during Hyperinflation Under
Rational Expectations: I”, International Economic Review, 18, 1, February
1977, pp. 59-82.
Sargent, Thomas; Neil Wallace. “Rational Expectations and the Dynamics of
Hyperinflation”, International Economic Review, 14, 2, June 1973, pp. 328-350.
Stock, James H. “Asymptotic Properties of a Least Squares Estimator of
Cointegration Vectors”, Econometrica, 55, 4, September 1987, pp. 1035-1056.
Taylor, Mark P. “The Hyperinflation Model of Money Demand”, Journal of
Money, Credit and Banking, 23, 3, August 1991, pp. 327-351.
Tunay, K. Batu. Hiperenflasyon ve Hiperenflasyon Sürecinde Para İkamesi:
Teori, Politika, Uygulama, İstanbul: Beta Yayınevi, 2001.
86
Download