istanbul teknik üniversitesi fen bilimleri enstitüsü özel çevre koruma

advertisement
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ « FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİNDE TURİZM
BASKISI VE DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE
KORUMA BÖLGESİ İÇİN TURİZM YÖNETİM
PLANI ÖNERİSİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Şehir Plancısı Esra YAZICI
Anabilim Dalı : PEYZAJ MİMARLIĞI
Programı : PEYZAJ MİMARLIĞI
HAZİRAN 2007
İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ « FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİNDE TURİZM
BASKISI VE DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE
KORUMA BÖLGESİ İÇİN TURİZM YÖNETİM
PLANI ÖNERİSİ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Şehir Plancısı Esra YAZICI
(502041753)
Tezin Enstitüye Verildiği Tarih : 7 Mayıs 2007
Tezin Savunulduğu Tarih : 12 Haziran 2007
Tez Danışmanı :
Diğer Jüri Üyeleri :
Prof.Dr. Nuran ZEREN GÜLERSOY
Prof.Dr. Ahmet Cengiz YILDIZCI (İ.T.Ü.)
Doç.Dr. Ferhan GEZİCİ (İ.T.Ü.)
HAZİRAN 2007
ÖNSÖZ
Lisans eğitimim boyunca da her zaman örnek aldığım, bu çalışmanın ortaya
çıkmasında en çok emeği geçen, danışmanım Sayın Prof. Dr. Nuran ZEREN
GÜLERSOY’a, tüm sabrı, tüm gayretli yardımları ve sonsuz desteği için en içten
teşekkürlerimi sunarım.
Yüksek lisans eğitimim ve tez çalışmam boyunca değerli katkılarından ve
yardımlarından dolayı Sayın Prof. Dr. Ahmet Cengiz Yıldızcı’ya teşekkürlerimi
sunarım.
Araştırmalarım sırasında gerekli bilgilere ulaşmam konusunda yardımlarını
gördüğüm Datça Belediye Başkanı Sayın M. Erol KARAKULLUKÇU’ya ve tüm
Belediye çalışmalarına ve Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
Müdürü Sayın Erdal Korkmaz’a teşekkürlerimi sunarım.
Tüm çalışmalarım boyunca, yeni fikirleriyle bana destek olan Uzman Doktor A.
Buket ÖNEM’e, Arş. Gör. Kerem Y. ARSLANLI’ye ve Arş. Gör. H. Serdar
KAYA’ya teşekkürlerimi sunarım.
Son olarak bu çalışmanın tamamlanmasında öncelikle her türlü maddi, manevi
yardım ve desteği benden hiçbir zaman esirgemeyen aileme teşekkür etmek
istiyorum.
Haziran, 2007
Esra YAZICI
ii
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR
TABLO LİSTESİ
ŞEKİL LİSTESİ
ÖZET
SUMMARY
vii
viii
x
xiii
xiv
1. GİRİŞ
1.1. Çalışmanın Amacı
1.2. Çalışmanın Kapsamı
1.3. Çalışmada İzlenen Yöntem
1
1
2
2
2. DOĞA KORUMA ALANLARI VE ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİ
2.1. Doğa Koruma Alanlarının Dünya’daki Gelişimi
5
5
2.1.1. Doğa Koruma Alanları İle İlgili Uluslararası Sınıflandırmalar
2.1.2. Doğa Korumayla İlgili Uluslararası Kurum ve Kuruluşlar
2.1.2.1. IUCN (World Conservation Union) – Dünya Koruma Birliği
2.1.2.2. WCPA (World Commission on Protected Areas) Dünya Koruma
Alanları Komisyonu
2.1.2.3. UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim ve Bilim Kurulu ve Dünya
Mirası Tüzüğü (World Heritage Convention)
2.1.2.4. UNEP (United Nations Environment Programme) Birleşmiş
Milletler Çevre Programı
2.1.2.5. Dünya Yaban Hayatını Koruma Vakfı (WWF International)
2.2. Doğa Koruma Alanlarının Türkiye’deki Gelişimi
2.2.1. Doğa Koruma Alanları İle İlgili Türkiye’deki Tanımlar
2.2.2. Doğa Korumayla İlgili Türkiye’deki Kurum ve Kuruluşlar
2.2.2.1. TC Kültür ve Turizm Bakanlığı
2.2.2.2. TC Çevre ve Orman Bakanlığı
2.2.2.3. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
2.2.2.4. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği
2.2.2.5.WWF – Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
2.2.2.6. Türkiye Çevre Vakfı
2.2.2.7. Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
2.2.2.8. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği
iii
6
16
16
17
17
18
19
19
20
24
24
25
28
32
34
35
36
37
2.2.3. Doğa Korumayla İlgili Ulusal Kanun ve Yönetmelikler
2.2.4. Taraf Olunan Uluslararası Sözleşmeler
2.2.4.1. Barcelona Sözleşmesi
2.2.4.2. Dünya Mirası Sözleşmesi
2.2.4.3. Bern Sözleşmesi
2.2.4.4. CITES Sözleşmesi
2.2.4.5. Ramsar Sulak Alanlar Tüzüğü (The Ramsar Convention on
Wetlands)
2.2.4.6. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
2.2.4.7. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
2.2.5. Dış Kaynaklı Projeler
2.2.5.1. Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı
2.2.5.2. Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi GEF Projesi
2.2.6. Özel Çevre Koruma Bölgelerinin Doğa Koruma Açısından Önemi
2.2.7. Türkiye’de Özel Çevre Koruma Bölgeleri Planlanması
2.2.8. Türkiye’deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri
2.2.8.1. Köyceğiz – Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.2. Fethiye – Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.3. Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.4. Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.5. Kaş - Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.6. Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.7. Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.8. Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.9. Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.10. Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.11. Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.12. Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.13. Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.2.8.14. Uzungöl Özel Çevre Koruma Bölgesi
2.3. Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Yönetim Planları
2.4. Doğa Koruma Alanlarının ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinin
Yurtdışındaki ve Türkiye’deki Durumlarının Değerlendirilmesi
3. ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERI VE TURIZM
3.1. Turizm Sektörüne Genel Bir Bakış
3.2. Turizm Türleri
3.3. Turizmin Etki Alanları
3.3.1. Doğal Kaynaklar
3.3.2. Kirlilik
iv
38
41
41
43
43
44
44
45
45
46
46
47
48
49
52
54
60
63
66
70
73
76
81
85
88
91
91
95
99
102
111
113
113
117
119
119
120
3.3.3. Fiziksel Etkiler
3.4. Zarar Gören Doğal Çevrenin Turizm Sektörü Üzerindeki Etkisi
3.5. Doğal Çevrenin Korunmasında Turizmin Katkısı
3.6. Sürdürülebilir Turizm
3.7. Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Turizm Yönetim Planları
3.7.1. Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Turizmin İzlenmesi
3.7.2. Dünya’dan Turizm Yönetim Planları Örnekleri
3.7.2.1. Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim Planı
3.7.2.2. Queensland Koruma Alanlarında Turizm Yönetim Planlaması ve
Moreton Adası Yönetim Planı
3.7.2.3. İngiliz Kolombiyası’nda Turizm ve Doğal Alan Yönetimi
3.8. Özel Çevre Koruma Bölgeleri İle Turizm Sektörü Arasındaki İlişkinin
Değerlendirilmesi
122
125
126
130
135
157
160
161
164
174
176
4. DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ TURİZM
YÖNETİM PLANI ÖNERİSİ
179
4.1. Giriş
179
4.2. Alanın Tanımı
189
4.2.1. Ülke ve Bölge İçindeki Konumu
4.2.2. Yönetim Yapısı
4.2.2.1. Koruma Alanı Yönetim Kategorisi
4.2.2.2. İdari Bölümü
4.2.2.3. Yasal Durum
4.2.3. Tarihsel Gelişim
4.2.4. Planlama Tarihi
4.2.5. Doğal Yapı
4.2.5.1. İklim
4.2.5.2. Jeoloji
4.2.5.3. Toprak
4.2.6. Koruma Alanları
4.2.6.1. Bölgedeki Önemli Doğal Yaşam Alanları
4.2.6.2. Sit Alanları
4.2.7. Bölgedeki Mevcut Arazi Kullanımları
4.2.7.1. Turizm
4.2.7.2. Yerleşim
4.2.7.3. Tarım ve Hayvancılık
4.2.7.4. Ormancılık
4.2.7.5. Avcılık ve Balıkçılık
4.2.8. Kültürel ve Sosyo – Ekonomik Yapı
4.3. Alanın Değerlendirilmesi
4.3.1. Ekolojik Değerlendirme
v
189
192
192
194
194
195
197
202
202
202
203
203
203
207
213
213
219
219
221
222
222
224
224
4.3.2. Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Değerlendirme
4.4. Konu ve Sorunların Analizi
4.5. Vizyon ve Hedefler
4.6. Bölgeleme Planı
4.7. Yönetim Eylemleri
4.8. İzleme ve Geridönüş
226
227
234
236
240
243
5. DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ İÇİN
ÖNERİLEN TURİZM YÖNETİM PLANLAMASI MODELİNİN GENEL
DEĞERLENDİRİLMESİ
245
KAYNAKLAR
250
ÖZGEÇMİŞ
255
vi
KISALTMALAR
AÇA
AEP
AFYA
APS
DHKD
GEF
IUCN
KTVKBK
ÖÇKB
ÖÇKKB
SGP
STK
UNDP
UNEP
WCPA
WHC
WTO
WWF
:Avrupa Çevre Ajansı
:Akdeniz Eylem Planı
:Akdeniz Foku Yaşam Alanı
:Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
:Doğal Hayatı Koruma Derneği
:Küresel Çevre Fonu (Global Environment Facility)
:Dünya Doğayı Koruma Birliği (The World Conservation Union)
:Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
:Özel Çevre Koruma Bölgesi
:Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
:Küçük Destek Programı (Small Grants Programme)
:Sivil Toplum Kuruluşu
:Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations
Development Programme)
:Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environment
Programme)
:Dünya Doğal Alanları Koruma Komisyonu (World Commission
on Protected Areas)
:Dünya Mirası Komisyonu (The World Heritage Convention)
:Dünya Turizm Organizasyonu (World Tourism Orgnization)
:Dünya Yaban Hayatını Koruma Vakfı (World Wildlife Fund)
vii
TABLO LİSTESİ
Sayfa No
Tablo 2.1
Tablo 2.2
Tablo 2.3
Tablo 2.4
Tablo 2.5
Tablo 2.6
Tablo 2.7
Tablo 2.8
Tablo 2.9
Tablo 2.10
Tablo 2.11
Tablo 2.12
Tablo 2.13
Tablo 2.14
Tablo 2.15
Tablo 2.16
Tablo 2.17
Tablo 2.18
Tablo 2.19
Tablo 2.20
Tablo 2.21
Tablo 2.22
Tablo 2.23
Tablo 2.24
Tablo 2.25
Tablo 3.1
Tablo 3.2
Tablo 3.3
Tablo 3.4
Tablo 3.5
Tablo 3.6
Tablo 3.7
Tablo 3.8
Tablo 3.9
Tablo 3.10
Tablo 4.1
Tablo 4.2
: IUCN Doğa Koruma Alanları Yönetim Kategorileri..................
: Yönetim Hedefleri İle Korunan Alanların Kategorileri
Arasındaki İlişkilerin Matriksi.......................................................
: Ontario Bölgesel Park Sınıfları....................................................
: Personel Dağılımı........................................................................
: Türkiye’deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri...............................
: Köyceğiz - Dalyan ÖÇKB Planları..............................................
: Köyceğiz - Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri..........
: Fethiye – Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri...........
: Gökova ÖÇKB Planları...............................................................
: Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri..........................
: Patara ÖÇKB Planları..................................................................
: Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri.............................
: Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri..........................
: Göksu Deltası ÖÇKB Planları....................................................
: Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri.............
: Gölbaşı ÖÇKB Planları...............................................................
: Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri..........................
: Pamukkale ÖÇKB Planları..........................................................
: Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri.....................
: Ihlara ÖÇKB Planları...................................................................
: Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri.............................
: Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri..............................
: Belek ÖÇKB Planları...................................................................
: Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri............................
: Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri.........................
: İlk 10 Sıradaki Sektörlerin İhracat Gelirleri................................
: Bölgelere Göre Uluslararası Turist Sayıları, 1990-2000.............
: En Çok Turist Çeken İlk On Ülke...............................................
: Bölgelere Göre Uluslararası Turist Sayıları.................................
: Turizm Sektörünün Sağladığı Ürün ve Hizmetler.......................
: Turistlerin Bitki Örtüsü ve Toprak Üzerindeki Olumsuz
Etkileri............................................................................................
: Turizmin Sebep Olduğu Çevresel Riskler...................................
: Koruma Alanlarında Turizmin Potansiyel Yararları...................
: Bilgi ve Eğitimin Sorunların Çözümüne Yardımcı Olmasında
Kullanımı.......................................................................................
: Planlama Hedefleri......................................................................
: Datça ve Bozburun’un Karayolu Uzaklıkları (km)......................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Planları...............................................
viii
8
8
16
28
53
57
59
63
66
66
69
70
73
75
76
80
81
84
84
88
88
91
94
95
98
114
114
116
116
117
124
125
130
138
149
190
199
Tablo 4.3
Tablo 4.4
Tablo 4.5
Tablo 4.6
Tablo 4.7
Tablo 4.8
Tablo 4.9
Tablo 4.10
Tablo 4.11
Tablo 4.12
Tablo 4.13
Tablo 4.14
Tablo 4.15
Tablo 4.16
Tablo 4.17
Tablo 4.18
Tablo 4.19
Tablo 4.20
: Datça - Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri........
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği
Sit Alanları.....................................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği
Doğal Anıtlar.................................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği
Yapılar............................................................................................
: Datça Limanından Giriş Yapan Turist Sayısı..............................
: Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeTarımsal
Arazi Kullanımı.............................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Arazi Yetenek Sınıflaması.................
: Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde Sorunlu
Araziler..........................................................................................
: Datça İlçesi 1990, 1997 ve 2000 Nufüsları..................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sahip Olduğu Kriterler................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sahip Olduğu Turizm Değerleri..
: Son Üç, Beş ve On Yılın Yangın Adetleri ve Yanan Alan..........
: 2006 Yılı Orman Yangınları........................................................
: Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü 1968 – 2006 Yılları Arası
Orman Yangınları..........................................................................
: SWOT Analizi.............................................................................
: Bölgeleme Planı...........................................................................
: Yönetim Eylemleri.......................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nde İzlenmesi Gerekli Göstergeler....
ix
200
210
211
211
218
219
220
221
223
226
227
231
231
232
234
238
241
244
ŞEKİL LİSTESİ
Sayfa No
Şekil 1.1
Şekil 2.1
Şekil 2.3
Şekil 2.4
Şekil 2.5
Şekil 2.6
Şekil 2.7
Şekil 2.8
Şekil 2.9
Şekil 2.10
Şekil 2.11
Şekil 2.12
Şekil 2.13
Şekil 2.14
Şekil 2.15
Şekil 2.16
Şekil 2.17
Şekil 2.18
Şekil 2.19
Şekil 2.20
Şekil 2.21
Şekil 2.22
Şekil 2.23
Şekil 2.24
Şekil 2.25
Şekil 2.26
Şekil 2.27
Şekil 2.28
Şekil 2.29
Şekil 2.30
Şekil 2.31
Şekil 2.32
Şekil 2.33
Şekil 2.34
Şekil 2.35
Şekil 2.36
Şekil 2.37
Şekil 2.38
Şekil 2.39
Şekil 2.40
: Tez Akış Şeması.......................................................................
: Bakanlığın Teşkilat Yapısı.......................................................
: Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın Teşkilat Şeması
: Türkiye’deki ÖÇKB’lerinin Konumları...................................
: Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB Konumu........................................
: Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB Sınırı.............................................
: İztuzu Kumsalı ve Dalyan Kanalları........................................
: Fethiye – Göçek ÖÇKB Konum..............................................
: Fethiye – Göcek ÖÇKB Sınırları.............................................
: Ölüdeniz, Fethiye – Göcek ÖÇKB...........................................
: Gökova ÖÇKB Konumu..........................................................
: Gökova ÖÇKB Sınırları...........................................................
: Gökova Körfezi........................................................................
: Patara ÖÇKB Konumu.............................................................
: Patara ÖÇKB Sınırları..............................................................
: Patara Kumsalı.........................................................................
: Kaş – Kekova ÖÇKB Konumu................................................
: Kaş – Kekova ÖÇKB Sınırları.................................................
: Kekova.....................................................................................
: Göksu Deltası ÖÇKB Konumu................................................
: Göksu Deltası ÖÇKB Sınırları.................................................
: Gölbaşı ÖÇKB Konum............................................................
: Gölbaşı ÖÇKB Sınırları...........................................................
: Mogan Gölü.............................................................................
: Pamkukkale ÖÇKB Konum.....................................................
: Pamukkale ÖÇKB Sınırları .....................................................
: Pamukkale Travertenleri..........................................................
: Ihlara ÖÇKB Konumu.............................................................
: Ihlara ÖÇKB Sınırları..............................................................
: Ihlara Vadisi.............................................................................
: Foça ÖÇKB Konumu...............................................................
: Foça ÖÇKB Sınırları................................................................
: Foça..........................................................................................
: Belek ÖÇKB Konumu.............................................................
: Belek ÖÇKB Sınırları..............................................................
: Belek Sahili..............................................................................
: Tuz Gölü ÖÇKB Konumu.......................................................
: Tuz Gölü ÖÇKB Sınırları........................................................
: Tuz Gölü...................................................................................
: Uzungöl ÖÇKB Konumu.........................................................
x
4
27
33
53
54
55
56
60
61
62
64
64
65
67
67
68
71
71
72
73
74
77
77
78
82
83
83
85
86
87
89
90
90
92
93
94
96
96
97
99
Şekil 2.41
Şekil 2.42
Şekil 2.43
Şekil 3.1
Şekil 3.2
Şekil 3.3
Şekil 3.4
Şekil 3.5
Şekil 3.6
Şekil 3.7
Şekil 3.8
Şekil 3.9
Şekil 3.10
Şekil 3.11
Şekil 3.12
Şekil 3.13
Şekil 3.14
Şekil 3.15
Şekil 3.16
Şekil 3.17
Şekil 3.18
Şekil 4.1
Şekil 4.2
Şekil 4.3
Şekil 4.4
Şekil 4.5
Şekil 4.6
Şekil 4.7
Şekil 4.8
Şekil 4.9
Şekil 4.10
Şekil 4.11
Şekil 4.12
Şekil 4.13
Şekil 4.14
Şekil 4.15
Şekil 4.16
Şekil 4.17
Şekil 4.18
Şekil 4.19
Şekil 4.20
Şekil 4.21
Şekil 4.22
Şekil 4.23
: Uzungöl ÖÇKB Sınırları..........................................................
: Uzungöl....................................................................................
: Tipik Planlama Hiyerarşisi.......................................................
: Kitle Turizmi ve Alternatif Turizm..........................................
: Planlama Süreci........................................................................
: Yönetim Planı Aşamaları.........................................................
: Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı’nın Konumu.....................
: Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı..........................................
: Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanından Görünüş...................
: Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim
Planlaması Süreci.......................................................................
: Queensland’in Konumu...........................................................
: Queensland...............................................................................
: Queensland...............................................................................
: Moreton Adası..........................................................................
: Moreton Adasının Konumu......................................................
: Moreton Adası Yönetim Planı İçeriği......................................
: Moreton Adası Koruma Alanları.............................................
: Moreton Adası Bölgeleme Planı..............................................
: İngiliz Kolombiyası’nın Konumu............................................
: İngiliz Kolombiyası..................................................................
: Sürdürülebilir Turizm Planlaması............................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planlaması
Modeli........................................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planı Akış
Şeması........................................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planlaması
Birimleri.....................................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planı Strateji
Gelişim Şeması...........................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Konumu...................................
: Datça ve Bozburun Yarımadalarının Konumları.....................
: Datça Yarımadası.....................................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sınırları....................................
: Knidos Antik Kentinin Havadan Görünüşü.............................
: Y. Mimar Ümit Yurtseven’in Turistik Bodrum Datça
Marmaris Haritası.......................................................................
: 1950’lerde Datça’nın Eski Görünüşü.......................................
: 1990’larda Datça Limanı ve Etrafı..........................................
: Datça Hurması..........................................................................
: Gebekum Doğa Parkı...............................................................
: Boncuk Koyu Uyarı Tabelası...................................................
: Datça – Bozburun ÖÇKB’deki Sit Alanları.............................
: Bybassium, Loryma ve Knidos Antik Kentlerinin Konumları
: Datça, Murdala Mevkii............................................................
: Emecik Köyündeki Sarnıç Kalıntıları......................................
: Knidos Antik Kentinde Detay..................................................
: Eski Datça................................................................................
: Eski Datça................................................................................
: Orhaniye Martı Marina............................................................
xi
100
100
107
118
139
141
161
162
162
147
164
165
165
166
169
169
170
171
173
174
175
176
182
184
186
188
189
191
191
192
196
197
201
201
204
206
207
208
209
210
212
212
213
213
215
Şekil 4.24
Şekil 4.25
Şekil 4.26
Şekil 4.27
Şekil 4.28
Şekil 4.29
Şekil 4.30
Şekil 4.31
Şekil 4.32
Şekil 4.33
Şekil 4.34
Şekil 4.35
Şekil 4.36
: Kargı Koyu...............................................................................
: Datça Limanı............................................................................
: Yel Değirmenleri......................................................................
: Tatlısu Kaynağı........................................................................
: Kızılçam Ormanı......................................................................
: Datça İlçesi Okuryazarlık Oranı...............................................
: Datça Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi...............................
: Eski Çöp Toplama Alanı..........................................................
: Gökova Körfezin’nde Orman Yangını.....................................
: Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü 1968 – 2 006 Yılları
Arası Yanan Alan.......................................................................
: Marmaris-Datça Karayolu Çalışmaları....................................
: Eski ve Yeni Marmasir-Datça Karayolu..................................
: Bölgeleme Planı.......................................................................
xii
215
216
217
217
222
223
229
230
230
231
233
233
239
ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİNDE TURİZM BASKISI VE DATÇA
– BOZBURUN ÖÇKB İÇİN KORUMA-KULLANMA DENGELİ TURİZM
YÖNETİM PLANI ÖNERİSİ
ÖZET
Doğal hayat için son derece önemli olan özel çevre koruma bölgelerinde, hem doğal
değerlerin korunmasına hem de turizmin doğal çevreye zarar vermesini önlemekle
beraber korumaya katkıda bulunmasına yönelik koruma - kullanma dengeli turizm
gelişim planlarının nasıl olması gerektiğini irdelemek ve örnek alan olarak seçilen
Datça - Bozburun ÖÇKB için koruma kullanma dengeli turizm yönetim planı önerisi
geliştirmek amacıyla hazırlanan bu çalışma kapsamında; öncelikle Türkiye ile
kıyaslama yapabilmek için, özel çevre koruma bölgelerinin dünyadaki durumu
incelenerek tanımlar ve ilgili kurum ve kuruluşlar aktarılmıştır. Daha sonra
Türkiye’deki durumun ortaya konması için Türkiye’de geçerli olan tanımlar, ilgili
kurum ve kuruluşlar, ilgili ulusal kanun ve yönetmelikler ve taraf olunan uluslararası
sözleşmeler üzerinde durulmuş ve Türkiye’de özel çevre koruma bölgesi olarak ilan
edilmiş alanlar hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye’deki durum da ortaya konduktan
sonra ÖÇKB’lerinde yönetim planlarının nasıl hazırlanması gerektiği incelenmiştir.
Üçüncü bölümde; özel çevre koruma bölgesi ve turizm kavramları beraber ele
alınmıştır. Bu bölümde; turizmin etki alanları, doğal çevrenin korunmasında turizmin
katkısı ve turizm yönetim planları üzerinde durulmuştur.
Dördüncü bölümde ise; örnek alan olarak seçilen Datça – Bozburun Özel Çevre
Koruma Bölgesi için koruma – kullanma dengeli turizm yönetim planı önerisi
geliştirilmiştir.
Sonuç ve değerlendirme bölümünde, çalışmanın tüm bölümleri öneriyle bağlantılı bir
şekilde değerlendirilmiş ve doğal hayatın sürdürülebilirliği açısından önemli
alanlarda turizmin kontrolsüz gelişerek doğal çevreye ve insanlara zarar vermesini
önlemek için koruma-kullanma dengeli turizm yönetim planlarının gerektiği
sonucuna varılmıştır.
xiii
THE PRESSURE OF TOURISM ON THE SPECIALLY PROTECTED
AREAS AND DATÇA – BOZBURUN SPECIALLY PROTECTED AREA
TOURISM MANAGEMENT PLAN PROPOSAL
SUMMARY
Global heritage of living species is threatened as never before, as the protected areas
that harbour so much of the biodiversity are exposed to the pressures of
unsustainable development of the tourism industry. The precautionary approach
urges communities to be especially concerned about tourism in specially protected
areas, given the risk of damage and destruction to this unique natural resource.
The main purpose of the thesis is to gather and pool the approaches and experiences
of conservation agencies in management planning and tourism management plans so
as to identify a tourism management planning model for Datça-Bozburun Specially
Protected Area.
The thesis encompassed the process of preparing tourism management plans for
specially protected areas starting with the research about the terms, agencies
concerned with this topic and comparing with Turkey.
In the third part of the thesis, the link between specially protected areas and tourism
is studied. Protected areas need tourism, and tourism needs protected areas. Though
the relationship is complex and sometimes adversarial, tourism is always a critical
component to consider in the management of specially protected areas.
Finally, a tourism management planning model for Datça-Bozburun Specially
Protected Area is prepared and evaluated taking into consideration the whole thesis.
In conclusion, to prevent the pressures of the tourism industry on specially protected
areas and to assure that the tourism is sustainably developing and contributing to the
nature protection, an effective management planning is needed.
xiv
1. GİRİŞ
Türkiye’de ekonomik büyüme ve dünyaya açılma gibi süreçler yaşanırken, ülkenin
doğal ve tarihi değerlerinin güngeçtikçe daha da fazla zarar görmesi, “koruma”
kavramının önemine dikkat çekmektedir. Zarar gören, hatta yok olan doğal ve tarihi
değerlerin yerleri doldurulamayacağına göre bu değerleri koruma bir gereklilik;
koruma amaçlı müdahaleler ise birer toplumsal sorumluluktur.
Günümüzde, doğal ve tarihi değerlerin korunması kavramı iki ana yaklaşımı
kapsamaktadır: Korunacak değerleri esas alarak, her türlü fiziki müdahaleyi ve
dolayısıyla kullanımı kısıtlamak; korumayla beraber kullanımı da esas alarak, fiziki
müdahaleleri ve kullanım biçimlerini yönlendirmek. Hangi yaklaşımın
benimseneceği korunacak doğal veya tarihi değere göre değişebilir. Korunması
gerekli olan doğal bir alan için koruma – kullanma dengeli bir yaklaşım gerekirken,
tarihi bir değer için olduğu gibi koruma yaklaşımı gerekebilir.
Koruma kavramı, doğal ve tarihi değerlerin ciddi bir biçimde zarar görmesiyle, bir
kaygı, bir sorumluluk, bir amaç, bir politika, bir kültür olmaya başlamıştır. Özellikle
doğal hayatın sürdürülebilirliği açısından son derece önemli olan özel çevre koruma
bölgeleri için koruma kavramı ilk sırada yer almalıdır. Diğer bir deyişle; doğal
hayatın sürdürülebilirliği için özel çevre koruma bölgesi ilan edilen alanlarda, hem
doğal değerlerin gelecek nesillere aktarılması hem de bu alanların sahip olduğu
potansiyel yüzünden birer turizm çekim merkezi olmasıyla turizmin doğal çevreye
zarar vermesinin önlenmesi açısından koruma kavramı son derece önemlidir. Turizm
sektöründe meydana gelen gelişmeler ülke ekonomisi açısından olumlu olsa da, özel
çevre koruma bölgelerinde yarattığı baskı olumsuz bir takım sonuçlar doğurmaktadır.
Bu tip alanlar için, korumayla bebarber kullanımı da ele alan koruma – kullanma
dengeli yaklaşımların benimsenmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım da en doğru
biçimde turizm yönetim planları ile uygulanabilir.
1.1 Çalışmanın Amacı
Bu çalışmanın amacı; doğal hayat için son derece önemli olan özel çevre koruma
bölgelerinde, hem doğal değerlerin korunmasına hem de turizmin doğal çevreye
1
zarar vermesini önlemekle beraber korumaya katkıda bulunmasına yönelik koruma kullanma dengeli turizm yönetim planlarının nasıl olması gerektiğini irdelemektir.
Bu amaç doğrultusunda, örnek alan olarak seçilen Datça - Bozburun ÖÇKB için
koruma kullanma dengeli turizm yönetim planı önerisi getirilmiştir.
1.2 Çalışmanın Kapsamı
Bu çalışma kapsamında; öncelikle Türkiye ile kıyaslama yapabilmek için, özel çevre
koruma bölgelerinin dünyadaki durumu incelenerek tanımlar ve ilgili kurum ve
kuruluşlar aktarılmıştır. Daha sonra Türkiye’deki durumun ortaya konması için
Türkiye’de geçerli olan tanımlar, ilgili kurum ve kuruluşlar, ilgili ulusal kanun ve
yönetmelikler ve taraf olunan uluslararası sözleşmeler üzerinde durulmuş ve
Türkiye’de özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiş alanlar hakkında bilgi
verilmiştir. Türkiye’deki durum da ortaya konduktan sonra ÖÇKB’lerinde yönetim
planlarının nasıl hazırlanması gerektiği incelenmiştir.
Üçüncü bölümde; özel çevre koruma bölgesi ve turizm kavramları beraber ele
alınmıştır. Bu bölümde; turizmin etki alanları, doğal çevrenin korunmasında turizmin
katkısı ve turizm yönetim planları üzerinde durulmuştur.
Dördüncü bölümde ise; örnek alan olarak seçilen Datça – Bozburun Özel Çevre
Koruma Bölgesi için koruma – kullanma dengeli turizm yönetim planı önerisi
geliştirilmiştir.
Sonuç ve değerlendirme bölümünde, çalışmanın tüm bölümleri öneriyle bağlantılı bir
şekilde değerlendirilmiştir.
Şekil 1.1’de, tezin akış şeması görülmektedir.
1.3 Çalışmada İzlenen Yöntem
Özel çevre koruma bölgelerinde turizmin doğal çevre üzerindeki baskısını irdelemek
ve örnek alan olarak seçilen Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi için
koruma kullanma dengeli turizm yönetim planı önerisi getirmek için 2 aşamalı bir
yöntem kullanılmıştır.
2
İlk aşamada, ayrıntılı bir literatür taraması ile özel çevre koruma bölgelerinin
Dünyadaki ve Türkiye’deki durumları ile ilgili genel bilgiler derlenmiştir. Ayrıca,
turizmin bu gibi alanlardaki etkileri saptanmaya çalışılmıştır.
İkinci aşamada ise, örnek alanın mevcut durumunun ortaya konabilmesi için yerinde
yapılan gözlemler, incelemeler, araştırmalar ve ilgili kurum ve kuruluşların alanla
ilgili bilgi ve görüşlerinden faydalanılmıştır. Görüşülen kurumlar Datça Belediyesi,
Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Muğla Orman Bölge
Müdürlüğü ve Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü’dür.
Yurtdışındaki örneklerin ve örnek alanın mevcut durumunun incelenmesinden sonra
da Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi için koruma - kullanma dengeli
turizm yönetim planı önerisi getirilmiştir.
3
Çalışmanın Amacı
GİRİŞ
Çalışmanın Kapsamı
Çalışmada İzlenen Yöntem
DOĞA KORUMA
ALANLARI VE ÖZEL
ÇEVRE KORUMA
BÖLGELERI
Dünya’daki Durum
Türkiye’deki Durum
ÖÇK Bölgelerinde Yönetim Planları
Bölüm Değerlendirmesi
Turizm Türleri
ÖZEL ÇEVRE KORUMA
BÖLGELERI VE TURIZM
Turizm Sektörüne Genel Bir Bakış
Turizmin Etki Alanları
Zarar Gören Doğal Çevrenin Turizm Sektörü Üzerindeki
Etkisi
Doğal Çevrenin Korunmasında Turizmin Katkısı
Sürdürülebilir Turizm
ÖÇK Bölgelerinde Turizm Yönetim Planları
Giriş
DATÇA – BOZBURUN
ÖZEL ÇEVRE KORUMA
BÖLGESI İÇIN TURIZM
YÖNETIM PLANI ÖNERISI
Datça – Bozburun ÖÇKB’sinin Tanımı
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Değerlendirilmesi
Konu ve Sorunların Analizi
Vizyon ve Hedefler
Bölgeleme Planı
SONUÇ – GENEL
DEĞERLENDİRME
Yönetim Eylemleri
İzleme ve Geridönüş
Şekil 1.1 : Tez Akış Şeması
4
2. DOĞA KORUMA ALANLARI VE ÖZEL ÇEVRE KORUMA
BÖLGELERİ
İlk kez Lamarck tarafından ortaya atılan ve daha sonra Rus araştırmacı Vernadsky
tarafından kesinlik kazanan tanıma göre biyosfer: Canlıların hayatlarını devam
ettirdikleri ve bir arada bulundukları gezegen bölgesidir (Kaynak, 2001). Biyosfer;
havadan oluşan atmosfer, sudan oluşan hidrosfer ve karadan oluşan litosferden
meydana gelmektedir. Biyosfer ve onu oluşturan bölümleri tüm canlı organizmaların
yaşam alanlarını oluşturmaktadır. Bu canlı organizmalar arasındaki çeşitlilik de
biyolojik çeşitliliği sağlamaktadır (Newsome ve diğ., 2002).
Dünya üzerindeki farklı iklimler de çok farklı ekosistemlerin oluşmasında rol
oynamıştır. İklim farklılıkları sadece karada değil, dünya yüzeyinin %75’ni kaplayan
denizlerde de etkili olmaktadır (Newsome ve diğ., 2002).
Birbirinden oldukça farklı olan doğal alanlar uzun yıllardır insanlar için birer çekim
merkezi olmuş ve ulaşım olanaklarının gelişmesiyle de dünya üzerindeki hemen
hemen tüm doğal alanlar insanlar için erişilebilir hale gelmiştir. İnsanların doğal
alanları keşfetmeleri ve bu tip alanlara erişimin artması beraberinde korumanın
gerekliliğini de gündeme getirmiştir.
2.1 Doğa Koruma Alanlarının Dünya’daki Gelişimi
Doğa koruma alanları ile ilgili çalışmaları çok uzun bir geçmişe sahiptir. Örneğin,
bazı tarihçiler, Hindistan’da 2000 sene önce, bazı alanların, doğal kaynakların
korunması için ayrıldığını ileri sürmektedirler. Avrupa’da da doğa koruma, bin yıllık
geçmişe sahiptir. Aslında, doğa koruma kavramı, Pasifik’teki topluluklardan
Afrika’ya kadar tüm dünyaya yayılmış evrensel bir kavramdır (Eagles ve diğ., 2002).
Birçok topluluk doğa koruma alanlarını kültürel amaçlı, kaynakların korunmasına
yönelik ayırırken, Avrupa’daki ilk koruma alanları, Rönesans Döneminin başında,
krallar ve diğer yöneticiler tarafından kraliyet av alanı olarak ilan edilen alanlardı.
Zamanla bu alanlar halkın da kullanımına açılmıştır. Bu değişiklikte dönemin
aydınlarının da rolü olmuştur (Eagles ve diğ., 2002).
5
Doğa koruma konusunda ilk ciddi girişimler 19. yy’da ilk olarak Avustralya,
Kanada, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Amerika’da başlayarak, 20. yy’da dünyaya
yayılmıştır. Yayılma çok hızlı ve etkili olmuş, hemen hemen her ülke koruma
yasaları çıkartmıştır (IUCN, 1994). 1800’lü yılların sonlarına doğru, başta Amerika
olmak üzere, birçok ülkede milli parklar kurulmaya başlanmış ve korumayla beraber
turizm kavramı da gündeme gelmiştir. Bu dönemde kurulan milli parkların ortak
özellikleri; hükümet tarafından kurulmaları, doğal değerlere sahip çok geniş alanlar
olmaları ve halka açık olmalarıdır. Buna göre, milli parkların çıkış noktası olarak
park ziyareti ve turizm gösterilebilir (Eagles ve diğ., 2002).
Milli parkların sayısı arttıkça, koordineli bir yönetim sisteminin gerekliliği gündeme
gelmiştir. Böylece 1911 yılında, Kanada’da ilk park müdürlüğü kurulmuştur:
Dominion Parklar Müdürlüğü (Dominion Parks Bureau). 1916’da ise, Birleşik
Devletler Milli Park Birimi (USNPS) kurulmuştur. Amerika, park yönetimi prensibi
olarak koruma ve kullanma ilkelerini benimsemiştir (Eagles ve diğ., 2002).
Phillips (2003), dünya üzerinde 60 000 adet koruma alanı bulunduğunu
belirtmektedir. Stevens (2002) ise, bunların 20 000 adedinin Avrupa’da bulunduğunu
belirtmektedir.
Doğa koruma kavramı dünyaya yayıldıkça anlamı da genişlemiştir. Kavramın
yanında, bu tip alanların kurulmasına yönelik gelişmeler de gerçekleşmiştir. Örneğin,
ekoloji biliminin gelişmesi, 1960’lı yıllarda kaynak planlama ve yönetimi için daha
sistematik bir yaklaşımın gererkliliğini ortaya çıkartmıştır. Bu yaklaşım IUCN’nin
1994 yılında doğa koruma alanları için yaptığı sınıflandırma sisteminde
görülmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunmasının esas alındığı bu sistemde,
rekreasyon ve turizm gibi doğa koruma alanlarını ilgilendiren diğer konular da
gözönünde bulundurulmuştur (IUCN, 1994).
2.1.1 Doğa Koruma Alanları İle İlgili Uluslararası Sınıflandırmalar
Doğa koruma alanında son yıllarda birçok gelişme kaydedilirken kavramın kendisi
de bu gelişmelerden etkilenmiştir. Ayrıca, her ülke kendi koruma sistemini
geliştirdikçe kavramlar ülkeden ülkeye çeşitlilik göstererek bir anlamda karışıklığa
sebep olmuşlardır. Örneğin, Avustralya’da 45 tanım geçerliyken, Birleşik Devletler
Milli Parklar Servisi’nin kabul ettiği 18 tanım bulunmaktadır. Dünya geneline
bakıldığında ise, bu konuda kullanılan tanımlar 140 adedi bulmaktadır (IUCN, 1994).
Bu kavram kargaşasına karşı bir önlem olarak, IUCN (1994) doğa koruma alanı için
ortaklaşa kullanılabilecek bir tanım önermiştir. Bu tanıma göre, doğa koruma alanı:
6
Biyolojik çeşitlilik ile doğal ve kültürel kaynakların korunması ve sürdürülebilmesi
açısından önemli olup yasalarla veya diğer organlarca yönetilen kara ve/veya deniz
parçası.
Bu tanım tüm doğa koruma alanlarını kapsamaktadır. Fakat tüm korunan alanlar bu
tanım içerisindeki genel amaca uysa da, pratikte korunan alanların yönetimi için
belirlenen amaçlar farklılık gösterebilir. Bu yüzden yönetim konusunda da ortak
hedefler IUCN tarafından şu şekilde belirlenmiştir:
·
Bilimsel araştırma;
·
Doğal yaşamın korunması;
·
Türlerin ve genetik çeşitliliğin korunması;
·
Çevre ile ilgili hizmetlerin yapılması;
·
Doğal ve kültürel değerlerin korunması;
·
Turizm ve rekreasyon;
·
Eğitim;
·
Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı;
·
Kültürel ve geleneksel değerlerin korunması.
Yönetim konusundaki hedefler ve öncelikler bu şekilde çeşitlilik gösterirken,
korunan alanlar da hangi tür korumanın gerektiğine göre kategorize edilebilir:
I.
Tam koruma
II.
Ekosistem koruma ve rekreasyon
III.
Doğal değerlerin korunması
IV.
Aktif yönetimle koruma
V.
Kara/deniz peyzajını koruma ve rekreasyon
VI.
Doğal ekosistemlerin sürdürülebilir kullanımı.
7
Bu amaçların daha iyi anlaşılması ve geliştirilebilmesi için, IUCN, öncelikli yönetim
hedefleri doğrultusunda doğa koruma alanlarını altı kategoriye ayırmıştır (Tablo:
2.1).
Tablo 2.1: IUCN Doğa Koruma Alanları Yönetim Kategorileri
KATEGORİ
I
Ia
Ib
II
III
IV
V
VI
TANIM
Mutlak Doğal Rezerv Alanı / Yaban Hayatı Alanı: Bilim veya yaban hayatın
korunması için yönetilen doğa koruma alanı
Mutlak Doğal Rezerv Alanı: Bilim için yönetilen doğa koruma alanı
Yaban Hayatı Alanı: Doğal Yaşamın korunması için yönetilen doğa koruma
alanı
Milli Park: Ekosistemleri koruma ve rekreasyon için yönetilen doğa koruma
alanı
Doğa Anıtı: Belirli doğal değerlerin korunması için yönetilen doğa koruma
alanı
Habitat/Tür Koruma Alanı: Korumanın yönetimin müdahalesi ile gerçekleştiği
doğa koruma alanları
Korunması Gerekli Kara/Deniz Peyzajı: Kara/deniz peyzajının korunması ve
rekreasyon için yönetilen doğa koruma alanı
Kaynak Yönetim Alanı: Doğal ekosistemlerin sürdürülebilir bir şekilde
kullanılması için yönetilen doğa koruma alanı
Yönetim hedefleri ile korunan alanların kategorileri arasındaki ilişkilerin matriksi
Tablo 2.2’de gösterilmektedir.
Tablo 2.2 : Yönetim Hedefleri İle Korunan Alanların Kategorileri Arasındaki
İlişkilerin Matriksi
KATEGORİ
YÖNETİM HEDEFLERİ
Ia
Bilimsel araştırma
Yaban hayatın korunması
Türlerin ve genetik çeşitliliğin korunması
Çevre ile ilgili hizmetlerin yapılması
Doğal ve kültürel değerlerin korunması
Turizm ve rekreasyon
Eğitim
Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı
Kültürel ve geleneksel değerlerin korunması
1
2
1
2
-
Ib
3
1
2
1
2
3
-
II
2
2
1
1
2
1
2
3
-
III
2
3
1
1
1
2
-
IV
2
3
1
1
3
3
2
2
-
V
2
2
2
1
1
2
2
2
VI
3
2
1
1
3
3
3
1
1
Anahtar: 1 birincil hedef
2 ikincil hedef
3 uygulama potansiyeli olan hedef
- uygulanamayan hedef
Bu matrikse göre, turizm ve rekreasyon, Ia dışındaki tüm kategorilerin yönetim
hedefleri içerisinde yer almaktadır.
2002 yılı itibariyle, IUCN’nin tanımına uyan doğa koruma alanı sayısı 44 000 adedi
bulmuştur. Bu alanların kapladığı alan ise, yeryüzünün %10’nunu oluşturmaktadır
(Eagles ve diğ., 2002).
8
Kategori I: Mutlak Doğal Rezerv Alanı / Yaban Hayatı Alanı (Bilim veya yaban
hayatın korunması için yönetilen doğa koruma alanı)
Kategori Ia: Mutlak Doğal Rezerv Alanı (Bilim için yönetilen doğa koruma alanı)
Bu kategori; önemli veya belli bir türü temsil eden ekosistemlere, jeolojik veya
fizyolojik değerlere ve/veya türlere sahip, bilimsel araştırmalara ve/veya doğal hayatı
izlemeye elverişli deniz ve/veya kara parçası şeklinde tanımlanmaktadır.
Yönetim hedefleri:
·
Habitatları, ekosistemleri ve türleri mümkün olduğunca bozmadan olduğu gibi
korumak;
·
Genetik kaynakları, dinamik ve evrimsel bir seviyede tutabilmek;
·
Ekolojik süreçler oluşturmak;
·
Yapısal peyzaj değerlerini veya rock exposures korumak;
·
Bilimsel çalışmalar, doğal hayatı izleme ve eğitim için örnek teşkil edecek doğal
çevreyi korumak;
·
Hassas bir planlamayla doğaya zarar verilmesini ve araştırma vb aktiviteleri
minimize etmek;
·
Sınırlı kamu erişimi şeklinde belirlenmiştir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alan, bünyesinde bulunan ekosistemlerin bütünlüğünü sağlayacak ve koruma
nedeni olan yönetim hedeflerini gerçekleştirebilecek büyüklükte olmalıdır.
·
Alan, direk insan müdahalesinden etkilenmeyecek şekilde olmalı ve öyle
kalmalıdır.
·
Alanın biyolojik çeşitliliğinin muhafazası, müdahale gerektirmeden korumayla
sağlanmalıdır.
Bu kategoriye ait alanların yönetimi ise, mal sahibi ve kontrol organı; ulusal veya
hükümet ölçeğinde, uzman bürolar, veya araştırma veya koruma bölümü kurulmuş
özel kuruluşlar, üniversiteler veya enstitüler ile işbirliğinde olmalıdır.
9
Kategori Ib: Yaban Hayatı Alanı (Yaban hayatın korunması için yönetilen doğa
koruma alanı)
Bu kategori; doğal karakteri korunmuş, kalıcı veya belirgin yerleşim barındırmayan,
doğal özelliklerini bozmadan saklamak için korunan ve yönetilen hiç el değmemiş
veya çok az miktarda müdahale edilmiş deniz ve/veya kara parçası şeklinde
tanımlanmaktadır.
Yönetim hedefleri:
·
Gelecek nesillerin de insan eli değmemiş doğal alanları görebilmesini sağlamak;
·
Uzun vadede, çevrenin esas doğal değerlerini ve kalitesini korumak;
·
Kamu erişimini belli seviyede tutarak alanın el değmemiş özelliğini gelecek
nesillere de aktarabilmek;
·
Yerli insan topluluklarının düşük yoğunlukta ve yaşam biçimlerini devam
ettirebilmek için gerekli kaynaklarla dengeli bir şekilde yaşamalarını sağlamak
şeklinde belirlenmiştir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alan, yüksek kalitede doğal hayata sahip, doğa kanunlarının egemen olduğu,
insan etkisinin hissedilmediği ve önerildiği şekilde yönetilirse bu özellikleri
devam ettirebilecek bir alan olmalıdır.
·
Alan; ekolojik, jeolojik, fizyo-coğrafik veya bilim, eğitim, manzara veya tarihle
ilgili değerlere sahip olmalıdır.
·
Alan; sade, kirlenmemiş, izole ve yolculuğun rahatsız edici etkilerini
barındırmayan bir deneyim sunmalıdır.
Bu Kategoriye ait alanların yönetimi kategori Ia ile aynıdır.
Kategori II: Milli Park (Ekosistemleri koruma ve rekreasyon için yönetilen doğa
koruma alanı)
Bu kategori; şimdiki ve gelecek nesiller için bir veya daha fazla ekosistemin ekolojik
bütünlüğünün korunmasında alanın özelliklerine zıt olan kullanımların dışarıda
tutulmasına ve çevresel ve kültürel açıdan uygun, bilim, eğitim, rekreasyon ve
ziyaretçi çıkarları açısından uygun bir çevre yaratmaya adanmış doğal deniz ve/veya
kara parçası şeklinde tanımlanmaktadır.
10
Yönetim hedefleri:
·
Bilim, eğitim, rekreasyon ve turistler için ulusal ve uluslararası öneme sahip
doğal alanları, manzara noktalarını korumak;
·
Ekolojik dengeyi ve çeşitliliği korumak için, mümkün olduğunca doğal bir
şekilde, fizyografik bölgelerin, biotik toplulukların, genetik kaynakların ve
türlerin sürekliliğini sağlamak;
·
Ziyaretçilerin eğitim, kültür ve rekreasyon ihtiyaçlarını alanın doğallığını
bozmayacak bir seviyede gidermek;
·
Alanın tanımı yapılırken belirlenen hedeflere aykırı kullanımları engellemek;
·
Alanın tanımlanmasını sağlayan ekolojik, jeomorfolojik ve estetik değerlere
saygılı olmak;
·
Diğer hedefleri olumsuz etkilemeyecek şekilde yerel kaynak kullanımını da
içeren yerli halkın ihtiyaçlarını gözönünde bulundurmak şeklinde belirlenmiştir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alan; bitki ve hayvan türlerinin, habitatlarının ve jeomorfolojik alanların bilim,
eğitim, rekreasyon ve turistler açısından önem taşıyan doğal bölgelere, değerlere
veya manzara noktalarına örnek teşkil edebilmelidir.
·
Alan; insan eli değmemiş şekilde, en az bir ekosistemin tümünü kapsayabilecek
büyüklükte olmalıdır.
Bu kategoriye ait alanların sahibi ve yöneticisi devletin en yüksek otoritesi olmalıdır.
Fakat, yetki, hükümetin diğer seviyelerinde, yerel halk konseyinde veya alanın uzun
vadeli korunması için kurulmuş diğer yasal organlarda olabilir.
Kategori III: Doğa Anıtı (Belirli doğal değerlerin korunması için yönetilen doğa
koruma alanı)
Bu kategorideki alanlar; enderliği, temsili veya estetik özellikleri veya kültürel değeri
açısından önemli ya da eşsiz olan, bir veya daha fazla doğal veya doğal/kültürel
değere sahip alan olarak tanımlanmaktadır.
11
Yönetim hedefleri:
·
Doğal önemi, eşsiz oluşu veya manevi anlamı açısından önemli doğal değerleri
korumak;
·
Araştırma, eğitim için olanak sağlamak;
·
Alanın tanımı yapılırken belirlenen hedeflere aykırı kullanımları engellemek;
·
Meskun halk için, diğer hedeflere uygun olacak şekilde fayda sağlamak şeklinde
belirlenmiştir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alan, bir veya daha fazla, tek başına anlam ifade eden değere sahip olmalıdır.
·
Alan, sahip olduğu değerle ilişkili olduğu çevresinin bütünlüğünü koruyabilecek
büyüklükte olmalıdır.
Bu tip alanlarda mal sahipliği ve yönetimi hükümet veya yeterli önlem ve kontroller
alınarak hükümetin diğer seviyelerindeki organlar, yerli halk konseyi veya nadiren de
olsa özel kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Kategori IV: Habitat/Tür Koruma Alanı (Korumanın yönetimin müdahalesi ile
gerçekleştiği doğa koruma alanları)
Bu kategorideki alanlar; yönetimlerinde alandaki habitat ve belirli türlerin
sürekliliğinin sağlanmasının amaçlandığı alanlar olarak tanımlanmıştır.
Yönetim hedefleri:
·
Özel türlerin, tür topluluklarının, biotik toplulukların veya fiziksel değerlerin
korunması için gerekli habitat koşullarını korunmak ve sağlamak. Bunun için
insan müdahalesine ihtiyaç duyulmaktadır;
·
Sürdürülebilir kaynak yönetimi ile ilgili temel aktivitelerden bilimsel araştırma
ve doğal hayatın izlenmesi için kolaylık sağlamak;
·
Halkın eğitiminin ve habitatların karakteristik
görebilmeleri için sınırlı alanlar yaratmak;
·
Alanın tanımı yapılırken belirlenen hedeflere aykırı kullanımları engellemek;
12
özelliklerini
yakından
·
Diğer hedeflerle uyumlu, alanda yaşayan halk için fayda sağlamak şeklinde
belirlenmiştir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Doğal hayatın ve türlerin sürekliliğinin korunmasında önemli bir role sahip
olmalıdır.
·
Alan; habitatın korunmasının ulusal veya yerel ölçekte öneme sahip flora veya
kalıcı ya da göçmen fauna açısından önemli olduğu bir yer olmalıdır.
·
Bu habitat ve türlerin korunması, yönetim otoritelerinin aktif müdahalesine bağlı
olmalıdır.
·
Alanın büyüklüğü, korunması gerekli türlerin yaşam alanlarına bağlı olmalı ve
küçükten çok büyüğe kadar değişmelidir.
Bu tip alanlarda mal sahipliği ve yönetimi hükümet veya yeterli önlem ve kontroller
alınarak hükümetin diğer seviyelerindeki organlar veya özel kurum ve kuruluşlar
tarafından gerçekleştirilmektedir.
Kategori V: K o r u nması Gerekli Kara/Deniz Peyzajı (Kara/deniz peyzajının
korunması ve rekreasyon için yönetilen doğa koruma alanı)
Bu kategorideki alanlar; uzun yıllar boyunca insan ve doğanın etkileşimi sonucunda,
estetik, ekolojik ve/veya kültürel değerlere sahip, kendilerine has karaktere ve aynı
zamanda da zengin biyolojik çeşitliliğe sahip alanlardır.
Yönetim hedefleri:
·
Kara ve/veya deniz peyzajının korunmasına yönelik, doğa ve kültürün uyumlu
etkileşimini ve geleneksel arazi kullanımının sürekliliğini sağlamak;
·
Doğa ve ilgili toplumun sosyal ve kültürel dokusunun korunmasıyla uyumlu
yaşam biçimlerinin ve ekonomik aktiviteleri desteklemek;
·
Kara peyzajı ve habitat ve ilişkili tür ve ekosistemlerin çeşitliliğini sağlamak;
·
Alanın ölçek ve karakteriyle uyumlu olmayan kullanım ve aktiviteleri gerekli
olduğu durumlarda azaltmak veya engellemek;
·
Alanın karakterine uygun ölçek ve tipteki rekreasyon ve turizm kullanımlarını
desteklemek;
13
·
Alanda bilimsel ve eğitimle ilgili aktiviteleri teşvik etmek;
·
Alandaki yerel halkın doğal ürünler (orman ürünleri ve balık gibi) ve
hizmetlerden (içme suyu veya sürdürülebilir turizmden elde edilen gelir gibi)
faydalanmasını sağlamak şeklinde özetlenebilir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alan, kendine has flora ve faunayla beraber geleneksel bir arazi kullanım dokusu
ile çeşitli habitatlara sahip kara ve/veya deniz peyzajına sahip olmalıdır.
·
Alan, halkın günlük yaşamlarında faydalanabileceği rekreasyon ve turizm
olanakları sunmalıdır.
Bu kategorideki alanlar kamuya ait olabilir. Fakat, mal sahipliğinde özel ve kamusal
sektörün ortak olup çeşitli yönetim sistemlerini uygulamaları daha etkili olmaktadır.
Bu yönetim sistemleri, planlama politikalarının ve kontrol mekanizmalarının birer
parçası olup, alanın doğal ve sosyo-kültürel karakterini uzun vadede korumaya
yönelik olmalıdır.
Kategori VI: Kaynak Yönetim Alanı (Doğal ekosistemlerin sürdürülebilir bir
şekilde kullanılması için yönetilen doğa koruma alanı)
Bozulmamış doğal sistemlere sahip ve yerel halkın ihtiyaçlarına cevap verecek
şekilde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanılmasını sağlarken biyolojik
çeşitliliğin uzun vadede korunmasını sağlayacak şekilde yönetilen alanlar bu
kategoriye girmektedir.
Yönetim hedefleri:
·
Biyolojik çeşitlilik ile alanın sahip olduğu diğer doğal değerleri uzun vadede
korumak ve muhafaza etmek;
·
Alandaki doğal kaynakları korumak;
·
Alanın bölgesel ve ulusal kalkınmaya katılmasını sağlamak şeklinde
özetlenebilir.
Bu kategoriye ait alanların kriterleri şu şekilde özetlenebilir:
·
Alanın en az üçte ikisinin doğallığı bozulmamış olmalıdır.
·
Alan doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına elverişli olmalıdır.
14
Alanın yönetimi, yerel halkın desteğiyle, kamu sektörünce gerçekleştirilmelidir. Mal
sahipliği ise, hükümette, kamu veya özel sektörde olabileceği gibi ortakalaşa da
olabilir (IUCN, 1994).
Ekolojiyi temel alan bu sınıflandırma sisteminde I. kategoriden VI. Kategoriye doğru
gidildiğinde insan doğa etkileşiminin arttığı görülmektedir. I. kategorideki alanlar
sınırlı sayıda ziyaretçiye açık, minimum seviyede altyapı hizmetleri ve teknolojinin
kullanıldığı alanlardır. II. ve III. kategorilerde ise alanın küçük bir bölümünde yol,
turist merkezleri ve kamp alanı gibi turizm altyapı hizmetlerine izin verilmektedir.
IV. kategoride, insan doğa etkileşimi daha artmakta ve avcılık gibi faaliyetlere izin
verilmektedir. V. Kategorideki alanlarda ise, çiftçilik ve konut gibi arazi
kullanımlarının başlamasıyla beraber turizm aktiviteleri de artmaktadır. Son olarak,
VI. kategoride; madencilik, ormancılık ve ticari amaçlı balıkçılık serbest olurken,
rekreasyon kullanımları da artış göstermektedir (Eagles ve McCool, 2003).
Dünya üzerinde doğa koruma alanlarının %67’si IUCN doğa koruma alanı
sınıflandırma sistemi içerisinde yer almaktadır ve bunların kapladıkları alan tüm
doğa koruma alanlarının %81’dir (Jacques, 2004).
Bir diğer sınıflandırma sistemi ise, Kanada’daki Ontario Bölgesel Park Sınıflandırma
Sistemidir. Ontario Bölgesi eski ve yerleşmiş bir sisteme sahiptir. Bu sistem, 2001
yılında, 7 100 000 ha’lık alanı kaplayan 275 adet parkı kapsamaktaydı. Bu park ve
doğa koruma alanları yedi sınıftan oluşan bir sistemle yönetilmektedirler. Her sınıf
tek bir odak noktasına ve kendine has yönetime sahiptir (Eagles ve McCool, 2003).
Ontario Bölgesel Park Sınıfları Tablo 2.3’te görülmektedir.
Ontario sınıflandırma sistemi ile IUCN’nin sistemi arasında benzerlikler
bulunmaktadır. Yaban hayatı, doğal rezerv, doğal çevre ve rezerv koruma sınıfları
IUCN sisteminde sırayla Ib, Ia, II ve IV nolu sınıflara denk gelmektedir. Bunlardan
başka, IUCN sisteminde karşılığı olamayan sınıflar da vardır. IUCN sınıflandırma
sistemi ekolojik temelli olduğu için, Kanada’daki sistemde yer alan kültürel ve tarihi
değerlerin öne çıktığı sınıfların karşılığı bulunmamaktadır. Ayrıca, Kanada, kendine
has, su kanallarına sahip olduğu için bu tip peyzaja sahip alanlara yönelik bir sınıf da
geliştirmiştir (Eagles ve McCool, 2003).
IUCN sınıflandırma sisteminde doğal değerler ön planda tutulurken, Ontario’daki
sistemde kültürel ve tarihi değerler de doğal çevreyle beraber ele alınmıştır.
15
Tablo 2.3 : Ontario Bölgesel Park Sınıfları
SINIF
Yaban Hayat
Rekreasyon
Doğal Çevre
Tarihi
Doğal Rezerv
Kanal
Rezerv Koruma
TANIM
Doğaya mühahalenin engellendiği, ziyaretçilerin motorlu taşıtlarla
yolculuk yapmayıp doğada yalnız kalma deneyimi yaşayabildikleri
alanlar (IUCN kategori: Ib).
Çekici çevrelerde, çok sayıda ziyaretçiye açık havada rekreasyon
aktivitelerine olanak sağlayan alanlar.
Ziyaretçilere rekreasyonel ve eğitici deneyim imkanları sunan, doğal
değerlere ve tarihi kaynaklara sahip alanlar (IUCN kategori: II)
Sahip olduğu tarihi değerleri ziyaretçilerin açık havada görmesine
olanak veren ve bu değelerin eğitim ve araştırma amaçlı da korunması
gerekli olan alanlar
Özel habitatlara ve bölgeye has arazi formlarına sahip ve eğitim amaçlı
korunan aynı zamanda da şimdiki ve gelecek nesillere yarar sağlamak
için yürütülen araştırmalarda gen havuzu olarak kullanılabilecek alanlar
(IUCN kategori: Ia)
Rekreasyon ve eğitim açısından önemli, doğal ve tarihi değerlere sahip
su kanallarının bulunduğu alanlar
Doğal değerlere ve özellikli kara peyzajına sahip ve aynı zamanda da
avcılık gibi doğal kaynakların sürdürülebilir tüketimine olanak veren
alanlar (IUCN kategori: IV)
2.1.2 Doğa Korumayla İlgili Uluslararası Kurum ve Kuruluşlar
Dünya çapında birçok kurum ve kuruluş korumayla ilgili faaliyetler
gerçekleştirmektedir. Bunların arasında en önemlileri IUCN (World Conservation
Union) – Dünya Koruma Birliği, WCPA (World Commission on Protected
Areas)
Dünya Koruma Alanları Komisyonu, UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim ve
Bilim Kurulu ve Dünya Mirası Tüzüğü (World Heritage Convention), UNEP (United
Nations Environment Programme) Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Dünya
Yaban Hayatını Koruma Vakfı’dır (WWF International).
2.1.2.1 IUCN (World Conservation Union) – Dünya Koruma Birliği
1948 yılında kurulan IUCN; dünya çapında, hükümetleri, bağımsız kuruluşları ve
bilimadamlarını biraraya getiren bir kuruluştur. Kuruluşun amacı, toplumları, doğal
hayatın bütünlüğü ve çeşitliliğini korumak ve doğal kaynakların dengeli ve ekolojik
açıdan sürdürülebilir bir şekilde tüketilmesini sağlayacak şekilde etkilemek ve
desteklemektir (http://www.iucn.org/en/about/).
Dünya Koruma Birliği adı (World Conservation Union) 1990 yılında kullanılmaya
başlanmıştır (http://www.iucn.org/en/about/).
Korumayla ilgili dünyanın en büyük ve en önemli kuruluşlarından biri olan Dünya
Koruma Birliği, dünya çapında 82 hükümet, 111 hükümet kuruluşu, 800’den fazla
16
özel kuruluş ve 181 ülkeden yaklaşık 10 000 adet bilimadamı ve uzmanı biraraya
getirmektedir (http://www.iucn.org/en/about/).
IUCN’nin sunduğu hizmetlerden en önemlileri de koruma konusunda sunduğu
uzmanlık ve rehberlik hizmetleridir. Bu hizmetler komisyonların oluşturduğu ağ ile
gerçekleştirilmektedir. Bu komisyonlar Dünya Koruma Kongresi’nde (World
Conservation Congress) kurulmuştur. Bunlar; Ekosistem Yönetimi (CEM), Eğitim ve
İletişim (CEC), Çevre Kanunu (CEL), Çevresel Ekonomik ve Sosyal Politikalar
(CEESP) ve Türlerin Yaşam Savaşı Komisyonlarıdır (SSC).
2.1.2.2 WCPA (World Commission on Protected Areas) Dünya Koruma
Alanları Komisyonu
Dünya Koruma Alanları Komisyonu, IUCN’in altı komisyonundan biridir.
Komisyonun, 2000 IUCN Dünya Koruma Kongresi’nde (World Conservation
Union) belirlenmiş tanımına göre, amacı (WCPA, 2005-2012):
“IUCN’in amacıyla bütünleşik olarak, denizsel ve karasal koruma alanlarını dünya
çapında temsil edecek bir ağın kurulması ve etkili bir şekilde yönetilmesidir.”
Komisyonun hedefleri ise (WCPA, 2001):
·
Hükümetlere ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlara, koruma alanlarının
planlanmasında ve bu alanların tüm sektörlerle kaynaşmasının sağlanmasında
yardımcı olmak;
·
Koruma alanlarının yönetiminden sorumlu olanların kapasite ve etkilerini
arttırmak;
·
Koruma alanlarına yönelik yatırımları arttırmak;
·
Komisyonun kendi programlarını, IUCN üyeleriyle ortaklaşa, uygulamaya
geçirme kapasitesini arttırmaktır.
Komisyon üyeleri, 140 ülkeden 1200 kişilik bir grup oluşturmaktadır (WCPA, 2001).
2.1.2.3 UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim ve Bilim Kurulu ve Dünya Mirası
Tüzüğü (World Heritage Convention)
16 Kasım 1945 yılında kurulan UNESCO, üye olan devletlerde kurulan Milli
Komisyonlarla çalışmalarını yürütmektedir. UNESCO’nun kurulmasıyla beraber
sürdürülebilir kalkınma kavramı gündeme gelmiştir. Doğal ve kültürel mirasın
17
korunması sürdürülebilir kalkınmanın temel bileşenlerindendir. Bu yüzden
UNESCO, kültürel ve doğal mirasın tanımlanması, korunması, tanıtılması ve gelecek
nesillere aktarılmasını ilke edinmiştir (www.unesco.org).
UNESCO’nun dünya mirası kavramını gündeme getirmesi ve özellikle 1. Dünya
Savaşı sonrasında dünya mirasının korunması kavramının önem kazanması uluslarası
bir hareketin başlatılması fikrini ortaya çıkartmıştır. 1972 yılında üye devletler
tarafından kabul edilen Dünya Mirası Tüzüğü’nün iki farklı odak noktası
bulunmaktadır: kültürel alanların ve doğanın korunması. Dünya Mirasını hem
kültürel hem de doğal açıdan ele alan tüzük, insanların doğayla nasıl bir etkileşim
içinde olduğunun ve herikisinin arasındaki dengenin korunmasının gerekliliğinin
önemini vurgulamaktadır (http://whc.unesco.org/en/169/).
UNESCO, 21 üyeden oluşan Dünya Miras Komitesi (World Heritage Committee)
tarafından yönetilmektedir. Üyelerin seçimleri iki yılda bir gerçekleştirilmektedir.
Komitenin görevleri (http://whc.unesco.org/en/comittee/):
·
Birlik tarafından korunması gerekli, dünya çapında kültürel ve doğal değerlere
sahip alanları veya yapıları tanımlamak ve onları Dünya Mirası Listesine (The
World Heritage List) eklemek;
·
Dünya Mirası Listesinde yer alanlardan Tehlikedeki Dünya Mirası Listesine (the
List of World Heritage in Danger) alınması gerekli olanlara karar vermek;
·
Dünya Mirası Fonunun (the World Heritage Fund) ne zaman ve hangi koşullarda
kullanılacağına karar vermektir.
2.1.2.4 UNEP (United Nations Environment Programme) Birleşmiş Milletler
Çevre Programı
1972 yılında başlatılan Birleşmiş Milletler Çevre Programının amacı, toplumlara
çevre bilincinin aşılanmasında liderlik etmek ve işbirliğini desteklemektir
(http://www.unep.org/PDF/ABOUT_UNEP_ENGLISH.pdf).
Programın görevleri (http://www.unep.org/PDF/ABOUT_UNEP_ENGLISH.pdf):
·
Global, bölgesel ve ulusal çevresel koşulları ve eğilimleri belirlemek;
·
Uluslararası anlaşmalar ve ulusal çevresel yasalar geliştirmek;
·
Çevre yönetimi ile ilgili birimleri güçlendirmek;
18
·
Ekonomik gelişmeyle çevre korumayı bütünleştirmek;
·
Sürdürülebilir kalkınma için gerekli bilgi ve teknolojinin transferini
kolaylaştırmak;
·
Yeni ortaklıkları desteklemektir.
UNEP’in merkez ofisi Kenya, Nairobi’de bulunmaktadır. Merkezin Afrika’da
olması, UNEP’e, gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya kaldıkları sorunları daha iyi
anlama
fırsatı
vermektedir
(http://www.unep.org/PDF/ABOUT_UNEP_
ENGLISH.pdf).
UNEP, çevreyle ilgili veri ve bilgilere ulaşılmasını sağlarken, hükümetlere de bu
bilgileri, sürdürülebilir gelişim planlamasında kullanmalarında yardımcı olmaktadır
(http://www.unep.org/PDF/ABOUT_UNEP_ENGLISH.pdf).
2.1.2.5 Dünya Yaban Hayatını Koruma Vakfı (WWF International)
1961 yılında kurulan WWF, yaklaşık 40 yıldır, beş kıtaya yayılmış beş milyonu
bulan katılımcısı ve 90 ülkedeki ofisleri ile uluslararası koruma hareketinde önemli
bir role sahip olmuştur. 1985 yılından beri, WWF’nin 12 000 adet projede 1 milyar
dolarlık katkısı olmuştur (http://www.panda.org/about_wwf/who_we_are/history/
index.cfm).
WWF’nin misyonu, doğal çevrenin zarar görmesini engellemek ve gelecek kuşaklara
yaşanabilir bir çevre bırakmak için (http://www.panda.org/about_wwf/index.cfm):
·
Dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliği korumak;
·
Tükenebilir doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak;
·
Kirliliği ve aşırı tüketimi azaltmak şeklinde belirlenmiştir.
WWF’nin gerçekleştirdiği projeler, iklim değişikliği, ormanlar, tatlısu kaynakları,
denizler, türler ve sürdürülebilirlik başlıkları altında toplanabilmektedir
(www.panda.org).
2.2 Doğa Koruma Alanlarının Türkiye’deki Gelişimi
Dünyada çevre koruma kavramı sanayi devrimi ile birlikte oluşmaya başlayıp,
1970’li yıllardan itibaren yaygınlaşarak çevre koruma hareketine dönüşürken
19
Türkiye’de bu durum daha farklı gelişmiştir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı,
2006).
Turizm Teşvik Kanununun 1982 yılında yasalaşması ile arazi tahsisleri ve turizm
yatırımı teşviklerinde hızlı bir artış yaşanmıştır. Bunun sonucunda, özellikle kıyılarda
doğal alanlar zarar görmüştür. 1985 yılında ise, planlama çalışmalarının yerel
yönetimlere devredilmesiyle yine özellikle kıyılarda ikincil konutlarda aşırı bir
çoğalma görülmüştür (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Türkiye’de özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında meydana gelen plansız yapılaşmalar
koruma kavramının önemine ve gerekliliğine dikkat çekmiş ve bu konuyla ilgili ciddi
çalışmalar başlatılmıştır.
2.2.1 Doğa Koruma Alanları İle İlgili Türkiye’deki Tanımlar
Günümüzde Türkiye’de; tabiat anıtı/doğal anıt, avlanması yasak hayvan, fosil ve
doğal çiçek soğanı, anıt ağaç, doğal sit, milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı,
devlet ormanı, özel orman, muhafaza ormanı, kıyı koruma alanı, özel çevre koruma
bölgesi gibi tanımlar kullanılmaktadır (Zeren Gülersoy, 2003). Bunlara ek olarak
önemli bitki alanı (öba), önemli orman alanı (öoa) gibi yeni tanımlar da kullanılmaya
başlanmıştır.
Doğal ve kültürel olmak üzere temelde ikiye ayrılan korunması gerekli değerler en
genel ifade ile; tarihten önceki devirlerle tarihsel devirlere ait olup, doğa, bilim
kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili yer üstünde, yer altında veya su içindeki bütün
yapılar, taşınır ve taşınmaz mallar ve aynı nitelikteki her türlü belgeler şeklinde
tanımlanmaktadır (Zeren Gülersoy, 2003).
09.08.1983 tarih ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’na göre;
·
Çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak
etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel
ortamı;
·
Çevre korunması, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını
ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye
ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü;
·
Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede
yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında
denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi;
20
·
Ekosistem, canlıların kendi aralarında ve cansız çevreleriyle ilişkilerini bir düzen
içinde yürüttükleri biyolojik, fiziksel ve kimyasal sistemi;
·
Ekolojik denge, insan ve diğer canlıların varlık ve gelişmelerini doğal yapılarına
uygun bir şekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan şartların bütününü;
·
Biyolojik çeşitlilik, ekosistemlerin, türlerin, genlerin ve bunlar arasındaki
ilişkilerin tamamını;
·
Çevre yönetimi, idari, teknik, hukuki, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel
araçları kullanarak doğal ve yapay çevre unsurlarının sürdürülebilir kullanımını
ve gelişmesini sağlamak üzere yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde
belirlenen politika ve stratejilerin uygulanmasını ifade etmektedir.
21.07.1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda;
kültür varlıkları, tabiat varlıkları, sit, koruma ve korunma ve koruma alanlarının
tanımı yapılmıştır. Buna göre;
·
Kültür varlıkları; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel
sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama
konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer
altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıkları;
·
Tabiat varlıkları; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender
bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer
üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerleri;
·
Sit; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup,
yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan
kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti
yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanları;
·
Koruma ve Korunma; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım,
onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri; taşınır kültür varlıklarında
ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işlerini;
·
Korunma alanı; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi
çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alanları
ifade etmektedir.
09.08.1983 tarih ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanununda; milli park, tabiat parkları,
tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının tanımı yapılmıştır. Buna göre;
21
·
Milli park; bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan
tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip
tabiat parçalarını;
·
Tabiat parkları; bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü
içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarını;
·
Tabiat anıtı; tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel
değere sahip ve milli park esasları dahilinde korunan tabiat parçalarını;
·
Tabiatı koruma alanı; bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlike
altında veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların
meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup
sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarını
ifade etmektedir.
21.07.1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Ek
2. maddesine dayanılarak hazırlanan, 27.11.2005 tarih ve 26006 sayılı Alan
Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının
Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e göre ise:
·
Doğal sit alanı, tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alan;
·
Yönetim alanı, sit alanları, ören yerleri ve etkileşim sahalarının doğal bütünlüğü
içerisinde etkin bir şekilde korunması, yaşatılması, değerlendirilmesi, belli bir
vizyon ve tema etrafında geliştirilmesi, toplumun kültürel ve eğitsel ihtiyaçlarıyla
buluşturulması amacıyla, planlama ve koruma konusunda yetkili merkezi ve
yerel idareler ile sivil toplum kuruluşları arasında eşgüdümü sağlamak için
oluşturulan ve sınırları ilgili idarelerin görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenen
yerlerdir.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nun 4 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan,
25637 sayılı Yaban Hayatı Koruma ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ile İlgili
Yönetmelik’ te yapılan tanımda endemik tür, sadece bir bölgede bulunan, diğer
bölgelerde bulunmayan tür olarak tanımlanmıştır.
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından tespit ve ilan edilen özel çevre
koruma bölgeleri ise, tarihi, doğal ve kültürel değerler açısından bütünlük gösteren
ve gerek ülke, gerekse dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan alanlar olarak
tanımlanmaktadır. (http://www.ockkb.gov.tr).
22
Türkiye’de doğal çevreyle ilgili kullanılan diğer terimler de önemli bitki alanı (ÖBA)
ve önemli orman alanıdır (ÖOA). Planta Europa Komitesi, Mayıs 1996’da Çek
Cumhuriyeti’nde düzenlenen bir çalıştayda, Türkiye’nin de kabul ettiği ÖBA tanımı
şu şekilde belirlemiştir (http://www.wwf.org.tr/tr/main.asp#):
Botanik açıdan olağanüstü zengin ve/veya nadir, tehlike altında ve/veya endemik
bitki türlerinin çok zengin popülasyonlarını içeren ve/veya çok değerli bitki örtüsü
barındıran doğal veya yarı doğal bir alan.
Sıcak nokta olarak da bilinen ÖOA tanımı ise; doğa koruma açısından öncelikli
alanlar için kullanılmaktadır. Doğa koruma çalışmalarında, bir alanın sıcak nokta
olarak tanımlanmasında temel alınan ölçütler, alanın doğa koruma açısından önemi
ve karşı karşıya bulunduğu tehditlerin düzeyidir. Bir alanın doğa koruma açısından
önemini ortaya koyan etkenler (http://www.wwf.org.tr/tr/main.asp#):
·
Genetik, tür, habitat, ekosistem ve doğal süreç çeşitliliği;
·
Barındırdığı endemik, nadir ve nesli tehlike altındaki türler;
·
Yaşam alanlarının doğallığı ve bakirliği;
·
Ormanların yaşlılık ve olgunluk düzeyi;
·
Bunların dış etkilere karşı duyarlılığı;
·
Bunları etkileyen çarpık gelişim, sürdürülebilir olmayan kaynak kullanımı ve
kirlilik gibi tehditlerdir.
Bu veriler ışığında, WWF, Avrupa'da bir an önce koruma altına alınması gereken
alanları tespit etmiş ve bunun sonucunda Avrupa ormanlarının 100 sıcak noktası
belirlenmiştir. Söz konusu sıcak noktalar arasında Türkiye'nin de dokuz alanı
bulunmaktadır. Bunlar; Küre Dağları, İstanbul Ormanları, İbradı-Akseki Ormanları,
Karçal Dağları, Amanos Dağları, Baba Dağı, Yenice Ormanları, Datça ve Bozburun
Yarımadaları ve Fırtına Vadisi'dir (http://www.wwf.org.tr/tr/main.asp#).
Türkiye’de doğal çevreyle ilgili olarak kullanılan başka bir terim de biyolojik
çeşitliliktir. Biyolojik çeşitlilik ile, tüm canlı organizmalar ve bu organizmaların
yaşam alanlarının çeşitlili, birbirleri ve yaşadıkları ortamlarla olan ilişkileri ifade
edilmektedir. Biyolojik Çeşitlilik, genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem
çeşitliliğini içerir. Genetik çeşitlilik bir tür içindeki çeşitliliğini tanımlar. Genetik
çeşitlilik türlerde, popülasyonlarda, varyetelerde, alttürlerde ya da hibridlerdeki
çeşitlilikle ölçülür. Tür çeşitliliği; küresel, bölgesel ya da belli bir yerdeki tür
23
çeşitliliğini tanımlar. Ekosistem çeşitliliği ise, bir ekolojik ünitede birbirleriyle ilişki
içinde bulunan tüm canlı organizmalar topluluğu ve cansız etmenleri tanımlar.
Canlılar için gerekli olan temiz hava, su ve oksijen sağlayan pek çok kimyasal ve
iklimsel sistemi düzenleyen ekosistemlerin canlı ve sağlıklı olmaları, içindeki canlı
türlerinin devamlı canlı ve sağlıklı olmalarına bağlıdır. Canlı türlerinden yalnız
birinin uzaklaşması ekosistemin ideal olarak işlev görmesini engeller
(http://www.dhkd.org).
2.2.2 Doğa Korumayla İlgili Türkiye’deki Kurum ve Kuruluşlar
Türkiye’de doğal alanlarla ilgilenen en önemli yasal kurumlar TC Kültür ve Turizm
Bakanlığı, TC Çevre ve Orman Bakanlığı ve Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığı’dır. Ayrıca, doğal hayatın korunması ve iyileşmesi için çalışan birçok
kuruluş da mevcuttur.
2.2.2.1 TC Kültür ve Turizm Bakanlığı
16.04.2003 tarih ve 4848 sayılı kanun ile kurulan TC Kültür ve Turizm Bakanlığının
amacı, kültürel değerleri yaşatmak, geliştirmek, yaymak, tanıtmak, değerlendirmek
ve benimsetmek, tarihi ve kültürel varlıkların zarar görmesini ve yok edilmesini
önlemek, ülkenin turizme elverişli bütün imkanlarını ülke ekonomisine olumlu katkı
sağlayacak şekilde değerlendirmek, turizmin geliştirilmesi, pazarlanması, teşvik ve
desteklenmesi için gerekli önlemleri almak, kültür ve turizm konularıyla ilgili kamu
kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek ve bu kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak, yerel
yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile iletişimi geliştirmek ve işbirliği
yapmaktır (http://www.kultur.gov.tr).
Bakanlığın görevleri ise:
·
Milli, manevi, tarihi, kültürel ve turistik değerleri araştırmak, geliştirmek,
korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, tanıtmak, benimsetmek ve bu
suretle milli bütünlüğün güçlenmesine ve ekonomik gelişmeye katkıda
bulunmak;
·
Kültür ve turizm konuları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek,
bu kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları
ve özel sektör ile iletişimi geliştirmek ve işbirliği yapmak;
·
Tarihi ve kültürel varlıkları korumak;
24
·
Turizmi, milli ekonominin verimli bir sektörü haline getirmek için yurdun
turizme elverişli bütün imkanlarını değerlendirmek, geliştirmek ve pazarlamak;
·
Kültür ve turizm alanlarında her türlü yatırım, iletişim ve gelişim potansiyelini
yönlendirmek;
·
Kültür ve turizm yatırımları ile ilgili taşınmazları temin etmek, gerektiğinde
kamulaştırmak, bunların etüt, proje ve inşaatını yapmak, yaptırmak;
·
Türkiye'nin turistik varlıklarını her alanda tanıtıcı faaliyetler ile her türlü imkan
ve araçlardan faydalanarak kültür ve turizmle ilgili tanıtma hizmetlerini
yürütmek;
·
Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak şeklinde belirlenmiştir.
Bakanlığa bağlı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün görevlerinden
biri de: Yurdumuzdaki korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat
varlıklarının arkeolojik araştırma ve kazılarla açığa çıkarılmasını, korunmasını,
değerlendirilmesini ve tanıtılmasını sağlamak, tahribini ve kaçırılmasını önleyici
tedbirleri almaktır.
2.2.2.2 TC Çevre ve Orman Bakanlığı
Çevre ve Orman Bakanlığı; 01.05.2003 tarihinde kabul edilen ve 08.05.2003 tarih ve
25102 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4856 Sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde,
Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesi suretiyle kurulmuş bir bakanlıktır
(http://www.cevreorman.gov.tr).
Bakanlığı'nın kuruluş amaçları; çevrenin korunması ve iyileştirilmesi, kırsal ve
kentsel alanda arazinin ve doğal kaynakların en uygun ve verimli şekilde
kullanılması ve korunması, ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile doğal
zenginliklerinin korunması ve geliştirilmesi, her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi,
ormanların korunması, geliştirilmesi ve orman alanlarının genişletilmesi, ormanların
içinde ve bitişiğinde yaşayan köylülerin kalkındırılması ve bunun için gerekli
tedbirlerin alınması ve orman ürünlerine olan ihtiyacın karşılanması ve orman
ürünleri sanayinin geliştirilmesi şeklinde özetlenebilir (http://www.cevreorman.
gov.tr).
Bakanlığın görevlerinin başında çevrenin korunması, kirliliğinin önlenmesi ve
iyileştirilmesi için prensip ve politikaların tespit edilmesi, programların hazırlanması;
25
bu çerçevede, araştırmalar ve projelerin yapılması, yaptırılması, bunların uygulama
esaslarının tespit edilmesi ve uygulanmasını sağlayacak tedbirlerin alınması
gelmektedir. Ayrıca, çevrenin korunması ve kirliliğinin önlenmesi amacıyla ülke
şartlarına uygun olan teknolojinin belirlenmesi, bu maksatla kurulacak tesislerin
vasıflarının tespit edilmesi ve ülke şartlarına uygun olan çevre standartlarını Türk
Standartları Enstitüsü ile birlikte belirleyerek uygulanması ve uygulanmasının
sağlanması da görevleri arasındadır (http://www.cevreorman.gov.tr).
Bakanlık teşkilatı, merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan meydana
gelmektedir. Bakanlık merkez teşkilatı, ana hizmet birimleri, danışma ve denetim
birimleri ve yardımcı hizmet birimlerinden meydana gelmektedir.
Merkez teşkilatı ana hizmet birimleri (http://www.cevreorman.gov.tr):
·
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü;
·
Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Plânlama Genel Müdürlüğü;
·
Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü;
·
Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü;
·
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü;
·
Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı;
·
Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Dairesi Başkanlığı;
·
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı’dır.
Merkez teşkilatı danışma ve denetim birimleri:
·
Teftiş Kurulu Başkanlığı;
·
Araştırma, Plânlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı;
·
Hukuk Müşavirliği;
·
Bakanlık Müşavirleri;
·
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’dir.
26
Merkez teşkilatı yardımcı hizmet birimleri ise:
·
Personel Dairesi Başkanlığı;
·
İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı;
·
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı;
·
Savunma Sekreterliği;
·
Özel Kalem Müdürlüğü’dür.
Bakanlığın sürekli kurulları ise; Yüksek Çevre Kurulu, Mahalli Çevre Kurulları,
Çevre ve Ormancılık Şurası ve Merkez Av Komisyonu’dur (http://www.cevreorman.
gov.tr).
Bakanlığın taşra teşkilatı; il müdürlükleri ile doğrudan merkeze bağlı
müdürlüklerden oluşmaktadır (http://www.cevreorman.gov.tr).
Bağlı kuruluşlar:
·
Orman Genel Müdürlüğü;
·
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü;
·
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’dır.
TC ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI
MERKEZ TEŞKİLATI
TAŞRA TEŞKİLATI
-İl Müdürlükleri
-Doğrudan Merkeze Bağlı
Müdürlükler
BAĞLI KURULUŞLAR
-Orman Genel Müd.
-Devlet Meteoroloji
İşleri Genel Müd.
-Özel Çevre Koruma
Kurumu Başkanlığı
Şekil 2.1 : Bakanlığın Teşkilat Yapısı
27
2.2.2.3 Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
Korunması gerekli doğal, tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olduğu ve yapılaşma ve
bozulma baskısı altında olan alanların özel bir statü altında korunması amacıyla, 13
Kasım 1989 tarih ve 20341 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 383 sayılı Kanun
Hükmündeki Kararnameyle Başbakanlığa bağlı Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığı kurulmuştur (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
21.08.1991 tarih ve 20967 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan 444 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile de Başbakanlık Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
Çevre Bakanlığı'na bağlanmıştır (http://www.ockkb.gov.tr/TR). Çevre ve Orman
Bakanlıklarının birleşmesi üzerine ise, Kurum, 08.05.2003 tarih ve 4856 sayılı
Kanun ile, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın bağlı kuruluşu haline getirilmiştir (T. C.
Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Kurumun birimleri ana hizmet birimleri, danışma birimi ve yardımcı birimler olmak
üzere üçe ayrılmaktadır (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Ana hizmet birimleri (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006):
·
Etüd Plan Proje Uygulama Dairesi Başkanlığı ve
·
Çevre Koruma Araştırma ve İnceleme Dairesi Başkanlığı’dır (stratejik plan).
Kurumun danışma birimi Hukuk Müşavirliği’dir. Yardımcı birimler ise:
·
İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı;
·
Personel Dairesi Başkanlığı’dır.
28.11.2006 tarihi itibariyle kurumun personel durumu ise Tablo 2.4’te görülmektedir
(T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Tablo 2.4 : Personel Dağılımı
PERSONEL DAĞILIMI
MERKEZ
TAŞRA
TOPLAM
84
11
0
95
28
15
20
63
112
26
20
158
Kadrolu Personel
Sözleşmeli Personel (4-B)
Geçici İşçi
Toplam
Kurum, 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesine göre ilan edilen ve edilecek,
Özel Çevre Koruma Bölgelerindeki doğal, tarihi ve kültür değerlerinin bozulmadan
kalmasını,devamlılıklarının sağlanmasını, iyileştirilmesini ve "Bozulmadan koruma,
28
koruyarak kullanma ve geliştirerek koruma" ilkesini prensip kabul etmiştir
(http://www.ockkb.gov.tr/TR). Bu prensip doğrultusunda Kurumun belirlediği amaç
ise;
“Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilmiş Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nde doğal
güzelliklerin, tarihi ve kültürel kaynakların, biyolojik çeşitliliğin, sualtı, suüstü canlı
ve cansız varlıkların korunmasını ve bu değerlerin gelecek nesillere aktarılmasını,
sürdürülebilirlik anlayışı çerçevesinde bölgelerin ekonomik kalkınmalarını sağlamak
ve çevre bilincini arttırmaktır (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).”
Bu amaç doğrultusunda, Özel Çevre Koruma Bölgelerinde fiziki gelişme planları
hazırlanmaktadır. Bu planlar ile hemen her bölgede daha önce bozulmuş ya da
bozulma sürecine girmiş bulunan koruma-kullanma dengesinin yeniden kurulması ve
sağlıklı gelişmenin yönlendirilmesi hedeflenmektedir (http://www.ockkb.gov.tr/TR).
Kurumun hedefleri şu şekilde özetlenebilir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006):
·
Koruma kullanma dengesini sağlamak ve korumak;
·
Sınırlı ve verimli tarım alanlarını ve nitelikli orman alanlarını korumak;
·
Biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla nesli tehdit ve tehlike altında olan tür
ve habitatları korumak;
·
Yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının kirlenmesini önlemek, sulak alanların kaybını
engellemek;
·
Bölgeleri planlı bir biçimde yönetilmesini sağlamak;
·
Bölgelere yaşayan kırsal nitelikli nüfusun çevresel yaşam kalitesini yükseltmek;
·
Bölgelerdeki yerleşmelerin çevre altyapılarını iyileştirerek çevresel sorunlara
çözüm bulmak;
·
Bölgelerde tarım, turizm, balıkçılık gibi ekonomik sektörlerin doğal yapıyı
bozmayacak bir biçimde geliştirilmesini sağlamaktır.
Kurumun görevleri (http://www.ockkb.gov.tr/TR):
·
Milletlerarası koruma sözleşmeleri ve çevre mevzuatı dikkate alınarak, koruma
ve kullanma esaslarını belirlemek, imar planlarını yapmak, mevcut her ölçekteki
plan ve plan kararlarını revize etmek ve re'sen onaylamak;
29
·
Kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan veya yaptırılacak, enerji, sulama,
ulaştırma, orman yolu ve benzeri tesisler ile tabi kaynak kullanım tesisleri ve
bunların müştemilatının koruma ve kullanma esaslarına uygunluğunu incelemek;
·
Haritası olmayan alanlar için harita yapmak veya yaptırılmasını sağlamak;
·
Özel çevre koruma bölgelerinde alt yapıyı planlamak, alt yapı proje tesislerini
yapmak ve yaptırılmasını temin etmek;
·
İmar planları ve revizyonlarıyla ilgili uygulamaların kontrolü esaslarını tespit
etmek ve uygulanmasının koordinasyonunu ve takibini sağlamak;
·
Özel çevre koruma bölgelerinin sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve
mevcut sorunlarını gidermek için tüm tedbirleri almak;
·
Özel çevre koruma bölgelerinin kara, kıyı, akarsı, göl ve deniz kaynaklarının
verimliliklerinin korunması, geliştirilmesi ve tüketilmiş stoklarının yeniden
kurulması için gerekli araştırma ve incelemeleri yapmak veya yaptırmak;
·
Bu alanların korunması için her türlü icraatta bulunmak, araştırma incelemeler
yapmak ve yaptırmak, gerektiğinde tüm kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili
dernekler ve milletlerarası kuruluşlarla işbirliğini sağlamak;
·
Toplumda çevre koruma anlayışının gelişmesine katkıda bulunmak ve kalıcı
davranış değişiklikleri sağlamak amacı ile toplumun her seviyesinde çevre
koruma eğitimi yapmak, diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde bu
faaliyetleri yürütmektir.
Kurumun yürütmekte olduğu faaliyetler; araştırma, inceleme ve koruma faaliyetleri,
eğitim faaliyetleri, yönetim planları, planlama faaliyetleri, projelendirme faaliyetleri,
yatırım faaliyetleri ve gelir getirici faaliyetlerdir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı,
2006).
Kurum, araştırma, inceleme ve koruma faaliyetleri kapsamında (T. C. Çevre ve
Orman Bakanlığı, 2006);
·
Biyolojik zenginliğin tespiti ve izlenmesi;
·
Çevrenin korunması ve geliştirilmesi;
·
Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel durumun tespiti ve gelişme perspektifi;
·
Tarım, sanayi, turizm sektörlerinin çevre ile olan etkileşimleri;
30
·
Bölgeye özel tür habitat çeşitliliğinin araştırılması ve izlenmesi;
·
Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının araştırılması, sulak alanların korunması ile
ilgili konularda araştırma projlerine öncelik vermektedir.
Kurumun yürütmekte olduğu eğitim faaliyetlerinin amacı, yerel halkın ve öğretmen,
öğrenci, kamu görevlisi, turizmci ve benzeri tüm hedef gruplarında çevre koruma
bilincini geliştirmektir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Kurumun yürüttüğü planlama faaliyetleri 3194 sayılı İmar Kanunu’na dayalı
planlama işleyişi ve standartları doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Ekolojik
planlama adı altında biyolojik ve ekolojik doğal değerler saptanmakta, sosyoekonomik, demografik ve coğrafi özellikler ortaya konmakta ve koruma
standartlarını yükseltecek ve kullanma özellik ve kısıtlarını ortaya koyacak planlar
üretilmektedir. Plan hükümlerinde koruma-kullanma kararları detaylandırılmakta ve
organizasyonel kararlar verilmektedir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Kurumun yürüttüğü projelendirme çalışmaları ise (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı,
2006):
·
Bölgeler kapsamındaki yerleşmelerin mimari prensiplerini belirlemek;
·
Kurum tarafından gerçekleştirilmesine karar verilen mimari projelerin ön
etütlerini ve uygulama proje çalışmalarını yürütmek;
·
Yerleşmelerde, günübirlik alanlarda, kıyı alanlarında, ören yerleri ya da tarihi sit
alanlarında detay niteliğindeki projelendirme çalışmalarını yapmak;
·
Kurumca ihale edilecek mimari projelerin teknik şartname çalışmalarını
yürütmek, bu projeleri incelemek, yönlendirmek ve sonuçlandırmak;
·
Kurumca yürütülecek inşaat faaliyetlerinin mimari açıdan uygunluğunu sağlamak
şeklindedir.
Kurumun yürüttüğü yatırım faaliyetleri kapsamında ise, katı atık düzenli depolama
tesislerine, kanalizasyon şebekelerine ve atık su arıtma tesislerine, içme ve kullanma
suyu
teminine
yönelik
projelendirme
ve
uygulamaları
çalışmaları
gerçekleştirilmektedir. Bunların yanında, Kurum, bölgelerdeki kıyı bandı ve çevre
düzenlemeleri uygulamalarına da destek olmaktadır (T. C. Çevre ve Orman
Bakanlığı, 2006).
31
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın Teşkilat Şeması Şekil 2.3’te
görülmektedir.
2.2.2.4 Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği
1975 yılında kurulan Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin amacı, Türkiye'nin
olağanüstü zengin bitki ve hayvan türleri ile bunların doğal yaşam alanlarının
değerinin farkına varılması ve koruma altına alınmasını sağlamaktır. Dernek bu
amaçla koruma projeleri yürütmekte, ilgili yasaların uygulanabilmesi için lobi
faaliyetleri sürdürmekte ve kamuoyu, yerel/merkezi yöneticiler ve şirketlerle işbirliği
yapmaktadır (http://dhkd.org).
Derneğin çalışmaları; doğanın işleyişini, doğa- insan ilişkilerini tanıtarak koruma
bilincini oluşturmak için üyelere, okullara, ilgili kişilere gönderilecek yayınların
hazırlanması; her tür eğitim kurumunda konuyla ilgili eğitim faaliyetlerinin
düzenlenmesi veya yürütülen eğitim faaliyetlerinin desteklenmesi ve doğal yaşam
alanlarının ve ekosistemlerin korunması için çeşitli çalışmaların yapılmasını
kapsamaktadır (http://dhkd.org).
Dernek, 1990 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “kamu yararına çalışan dernek”
statüsü kazanmıştır. Daha sonra 1995 yılında, Dernek, Dünya Doğayı Koruma Vakfı
(WWF) ve Birdlife International Türkiye temsilcisi olmuştur. 2000 yılında ise,
Bakanlar Kurulu kararı ile adında Türkiye sözcüğünü kullanma hakkını elde etmiştir
(http://dhkd.org).
2002 yılında Derneğin projeleri ve çalışanları büyük ölçüde Doğal Hayatı Koruma
Vakfı’na (WWF-Türkiye) aktarılmıştır (http://dhkd.org).
32
33
Şekil 2.3: Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın Teşkilat Şeması (T. C. Çevre ve
Orman Bakanlığı, 2006)
2.2.2.5 WWF – Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
Doğal Hayatı Koruma Vakfı, 1996 yılında Türkiye Doğal Hayatı Koruma
Derneği'nin öncülüğünde kurulmuştur. 2001 yılında, Doğal Hayatı Koruma Vakfı,
dünyanın en etkin ve saygın doğa koruma kuruluşlarından biri olan WWF
International'ın Türkiye Ulusal Örgütü olup WWF-Türkiye ünvanını almıştır.
WWF-Türkiye’nin misyonu, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğinin korunması ve doğal
kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının sağlanmasıdır.
WWF-Türkiye’nin çalışma ilkeleri:
·
Bağımsız, partiler-üstü politikalar geliştirmek;
·
En yeni ve güvenilir bilimsel verileri kullanarak, konulara çok yönlü yaklaşmak;
·
İletişim kurmak ve çözüm aramak;
·
Alan projeleri, politikalar, kapasite artırımı ve eğitim etkinliklerini dengeli bir
biçimde kullanarak, kalıcı ve somut sonuçlar oluşturmak şeklinde belirlenmiştir.
Vakfın koruma çalışmaları üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar: tatlısu
kaynakları, deniz ve kıyılar ve ormanlar ve bozkırlardır.
Tatlısu kaynakları ile ilgili çalışmalar, sulakalanların ve tatlısu ekosistemlerinin
ekolojik işlev ve doğal değerlerinin korunmasını ve su kaynaklarının akılcı
kullanımının sağlanmasını amaçlamaktadır.
Deniz ve kıyılarla ilgili çalışmalar, deniz ve kıyı ekosistemlerinin biyolojik
çeşitliliğini korumayı ve doğal kaynakların akılcı kullanımını sağlamayı
amaçlamaktadır.
Son olarak da ormanlar ve bozkırlarla ilgili çalışmalar, Türkiye'nin orman alanlarının
(özellikle doğal yaşlı ormanlarının) bozulmasını ve yok olmasını önlemeyi ve orman
kaynaklarının sürdürülebilir kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
WWF-Türkiye’nin yürüttüğü çalışmalar sonucunda:
·
2000 yılında Küre Dağları, Orman Bakanlığı tarafından Milli Park ilan edilerek,
koruma altına alınmıştır;
34
·
Küre Dağları'nda Pınarbaşı ilçesindeki ahşap bir konak restore edilerek, "Ekoturizm Merkezi"ne dönüştürülmüştür. Haziran 2002'de açılışı yapılan Merkez'de,
konaklama, eğitim, tanıtım gibi olanaklar sunulmaktadır;
·
Avrupa Birliği LIFE finansmanıyla yürütülen "Türkiye'de Kıyı Yönetimi ve
Turizm: Çıralı Projesi" 2000 yılında "Birleşmiş Milletler Habitat En İyi
Uygulama Ödülü"nü kazanmıştır;
·
2000 yılında Uluabat Gölü, beş kıtada dünyaca önemli 19 gölü bünyesine katmış
büyük bir girişim olan Living Lakes (Yaşayan Göller) ağına dahil edilmiştir;
·
Bilim adamlarıyla işbirliğinde, 10 yılı aşkın süredir yürütülen çalışmalar
sonucunda, Türkiye çapında nesli tehlike altında bulunan nadir ve endemik bitki
türlerinin zengin çeşitliliğini içeren 122 Önemli Bitki Alanı belirlenmiştir. Bu
alanların özellikleri, alanların karşı karşıya bulunduğu tehditler ve koruma altına
alınması amacıyla yapılması gerekenler hakkında ayrıntılı bilgi veren
"Türkiye'nin Önemli Bitki Alanları" adlı yayın 2003 yılında tamamlanmıştır.
2.2.2.6 Türkiye Çevre Vakfı
Türkiye Çevre Vakfı, Medeni Kanun hükümlerine göre çalışan, kâr amacı olmayan,
bağımsız bir gönüllü kuruluş olarak 1 Şubat 1978’de kurulmuştur. Bakanlar
Kurulu'nun 31 Mart 1983 tarih ve 83/6292 sayılı Kararı ile uluslararası işbirliği izni
verilen vakfın çalışmalarını, Genel Sekreter’in koordinasyonu altında çalışan sekiz
kişilik bir kadro yürütmektedir (www.cevre.org).
Vakfın ilk kurulduğu yıllardaki çalışmaları daha çok kamuoyunu aydınlatma ve
uyarma şeklinde olmuştur. Çevre kavramının yeterince bilinmediği 1978 yılında, bu
konunun devlet bünyesinde ele alınmasına önayak olan TÇV, o günlerde,
Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı’nın kurulmasını teklif etmiştir. TÇV, kuruluşundan
iki yıl kadar geçtikten sonra, çevre hukuku kavramının yeterince bilinmemesi ve
tanınmaması üzerine, bu hukuk dalının yerleşmesi için çalışmaya başlamış,
yayınladığı kitaplarla Türkiye’de çevre hukuku dalının temelini atmıştır. Çevre
hukuku çalışmalarını; 1980 sonlarında, bir kanun taslağı hazırlama ve Anayasa’da bir
maddenin yer almasını sağlama hedefine yönelten Türkiye Çevre Vakfı, 1980’den
1982’ye kadar süren çalışmalar sonunda Anayasa’ya çevre ile ilgili 56. maddenin
girmesini sağlamış, 1981’de hazırladığı kanun taslağının takipçisi olarak, iki yıl
sonra Çevre Kanunu’nun kabulünde en büyük rolü oynamıştır (www.cevre.org).
Sürdürülebilir kalkınma ve biyolojik zenginlikler gibi yeni kavramların Türkiye’de
yerleşmesini sağlayan TÇV; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve
35
İşbirliği Teşkilâtı ve Dünya Bankası
yürütmektedir. UNEP Türkiye Komitesi
Bilgi Merkezi çalışmalarını Türkiye
sürdürürken; Vakıf, Cenevre’de bulunan
yapmaktadır (www.cevre.org).
gibi uluslararası kuruluşlarla çalışmalar
ile AVRASYA Çevre Gönüllü Kuruluşları
Çevre Vakfı’nın hukuki yapısı içinde
Ortak Geleceğimiz Merkezi ile de işbirliği
2.2.2.7 Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA), Avrupa Birliği Konseyi’nin 07.04.1990 tarihli
yönetmeliği ile kurulmuş; veri tabanları ve konuya dayalı raporlar hazırlamak,
entegre çevresel irdeleme çalışmaları yapmak, periyodik raporlama ve raporlama
sistemlerine destek sağlamak, servis ve şebeke altyapısını oluşturmayı amaçlayan
uluslararası bir kuruluştur (www.cedgm.gov.tr_aca.htm).
Avrupa Birliğine üye 25 ülke ile bazı Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (EFTA)
ülkeleri olmak üzere Ajansın 32 üye ülkesi bulunmaktadır. Ajansa üye ülkeler,
Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağı (EIONET) adlı Avrupa çapında bir şebekeye bağlıdır.
EIONET izleme ve rapor etme amacıyla kullanılmakta, ayrıca çevrenin durumuna
ilişkin ön irdelemeyi yapmaktadır. Ajansın diğer önemli faaliyetleri ise bilginin
yayılmasını sağlamak ve çeşitli ülkelerde bulunan Avrupa Konu Merkezleri
aracılığıyla kapsamlı uzmanlık çalışmaları yürütmektir (www.cedgm.gov.
tr_aca.htm).
Türkiye, Avrupa Çevre Ajansı'na 1999 yılı Haziran ayında üyelik başvurusunda
bulunmuş, Brüksel’de 27 Mart 2000 tarihinde yapılan ve Türkiye’nin de temsil
edildiği bir toplantı ile Avrupa Birliği (AB) Komisyonu müzakere sürecini
başlatmıştır. 09 Ekim 2000 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen AB’ye Aday
Ülkeler Çevre Bakanları Toplantısı’nda Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu
Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Bilgi ve Gözlem
Ağı’na Katılımı Anlaşması imzalanmıştır. Söz konusu Anlaşma yürürlüğe girmek
üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23/1/2003 tarihli ve 4794 sayılı Kanunla
onaylanmıştır. Bakanlar Kurulu kararınca 25/2/2003 tarihinde kararlaştırılmıştır
(www.cedgm.gov.tr_aca.htm).
Avrupa Çevre Ajansı’nın üye ülkelere katkıları (www.cedgm.gov.tr_aca.htm):
·
Çevre alanında ve diğer alanlarda (sanayi, tarım vs.) Avrupa Birliği uyum
sürecinde gerekli olan verilerin Avrupa Birliği standartlarına uygun şekilde
toplanması, gerekli tüm verilerin temini;
36
·
Karar vericilere, politika oluşturulması esnasında gerekli olan tüm veri ve
bilginin temini;
·
Avrupa Birliği’ne aday ülkeler tarafından hazırlanan projelerin Avrupa Birliği
tarafından finanse edilebilmesinin ön şartı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi
(ÇED) aşamasında gerekli olan veri ve bilginin temini;
·
Çevre ile ilgili olan verilerin Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşları ile özel
kuruluşlarda çok farklı formatlarda yer alması ve farklı ortamlarda tutulması
nedeniyle sağlanamayan ulusal standartın oluşturulması;
·
Bu amaçla, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan ve Bakanlık
koordinasyonunda diğer kurum ve kuruluşların katkılarıyla 01.12.2005 tarihinde
tamamlanan Kurumsal Yapılandırma ve Çevresel Bilgiye Erişim Projesi
kapsamında ulusal veri tabanı oluşturulması;
·
Türkiye’de çevre durumunun izlenmesi ve raporlanması;
·
Avrupa Bilgi ve Gözlem Ağı (EIONET) sisteminin Türkiye’de etkinleştirilmesi
ve bu şekilde tüm üye ülkelerin tüm verilerine anında ulaşma imkanının
sağlanması;
·
Çevre alanındaki veri ve bilgilere halkın erişiminin sağlanması şeklinde
özetlenebilir.
2.2.2.8 Türkiye Tabiatını Koruma Derneği
1955 yılında 40 adet üye ile kurulan Derneğin amacı, doğal kaynakları korumak,
toprak, su, bitki ve insan arasındaki dengeyi sağlamak ve sanayileşme ve
şehirleşmenin sebep olduğu çevre sorunlarını ve kirliliği önlemektir
(http://www.ttkder.org.tr).
Dernek tarafından tamamlanmış projeler; Tehdit Altındaki Bitki Türlerinin
Bulundukları Ekosistemlerin Korunması Ve Yönetimi Projesi, Kastamonuda
Öğretmenlerin Ve Yerel Yöneticilerin Biyolojik Çeşitlilik Ve Çevre Koruma
Bilincinin Geliştirilmesi Projesi v e Sultan Sazlığı Araştırma Ve Yönetim Planı
Projesidir (http://www.ttkder.org.tr).
Tehdit Altındaki Bitki Türlerinin Bulundukları Ekosistemlerin Korunması ve
Yönetimi Projesi, Bern Sözleşmesinin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi
doğrultusunda, Avrupa Komisyonu 2000 yılı LIFE programına “Tehdit Altındaki
Bitki Türlerinin Ekosistemlerinin Korunması ve Yönetimi” adı ile proje teklif
37
edilmiş ve Avrupa Komisyonunun hibe desteği ile 2000 yılında başlatılmıştır. Proje
2003 yılında tamamlanmıştır (http://www.ttkder.org.tr).
Kastamonuda Öğretmenlerin Ve Yerel Yöneticilerin Biyolojik Çeşitlilik Ve Çevre
Koruma Bilincinin Geliştirilmesi Projesi, korumaya yerel halkın katılımın da
sağlanması amacıyla, hazırlanmış ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı/
Küresel Çevre Fonu tarafından(UNDP/GEF) TUR-37 kodu ile desteklenmiştir. Proje
18 Aralık 2000 tarihinde başlayarak 31 Mayıs 2002 tarihinde tamamlanmıştır
(http://www.ttkder.org.tr).
Sultan Sazlığı Araştırma Ve Yönetim Planı Projesi ise, Sultansazlığı ekosistemler
bütününün en son durumunu belirleme ve bölgeyi kurtarmak için alınabilecek
önlemlerin ortaya konulması amacıyla hazırlanmış ve 1993 yılında Derneğin UNDP /
SGP tarafından desteklenen ilk projesi olmuştur. Proje faaliyetleri 1993 yılında
başlamış ve 1995 yılında tamamlanmıştır (http://www.ttkder.org.tr).
2.2.3 Doğa Korumayla İlgili Ulusal Kanun ve Yönetmelikler
Anayasa, Kanunlar, Yönetmelikler ve ilgili uluslararası sözleşmeler Türkiye’deki
yasal çerçeveyi oluşturmaktadır.
Doğanın korunması 1982 Türk Anayasasında ilke olarak benimsenmiştir (GEF,
2002). 1982 Anayasasının 56. maddesi, “herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yasama hakkına sahiptir; çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre
kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” demektedir (Kan, 2003).
09.08.1983 tarih ve 2872 sayılı Çevre Kanunu, yukarıda sözü edilen maddeye göre
çıkartılmıştır. Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin,
sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını
sağlamaktır. İlk maddede Kanunun amacı tanımlandıktan sonra, sırasıyla; çevrenin
korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler,
Yüksek Çevre Kurulu ve Görevleri, çevre korunmasına ilişkin önlemler ve yasaklar,
Çevre Kirliliği ve Önleme Fonunun kurulması, Fondan yararlanma ve Fonun
kullanılması ve cezai hükümler belirlenmiştir. Ayrıca, Çevre Kanunu, çevre
politikasının oluşturulması ve uygulanması için merkezde Yüksek Çevre Kurulu, her
ilde Yerel Çevre Kurulları kurulmasını da öngörmüştür (Zeren Gülersoy, 2003).
21.07.1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile,
başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ve
özel kişilere önemli görev ve sorumluluklar verilmiş, bütün kültür ve tabiat
38
varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğu kanunda kabul edilmiş ve sit kavramı
yeniden tanımlanmıştır (Zeren Gülersoy, 2003). Kanunun amacı, korunması gerekli
taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak
işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını
alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir. Kanunda, tespit ve tescil,
koruma alanı ile ilgili karar alma yetkisi, hak ve sorumluluk, kamulaştırma, sit geçiş
dönemi, yapı esasları, yönetim ve gözetim, müzelere alınma, kültür varlığı ticareti
vekorunma ve çevre düzenlenmesi gibi konularda düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca,
korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel
esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı,
merkezi Ankara’da bulunan Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu ile
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tespit edilecek bölgelerde Taşınmaz Kültür ve
Tabiat Varlıkları Bölge Kurulları kurulması öngörülmüştür.
Doğal değerlerin korunması konusundaki bir diğer kanun da, 11.08.1983 tarih ve
2873 sayılı Milli Parklar Kanunudur. Kanunda, milli park olarak tanımlanan
alanların korunmasına yönelik önlemler getirilmiştir. Kanunun amacı, yurdumuzdaki
milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve
tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan
korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektir.
Kanunda, milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının
belirlenmesi, planlanması ve kamulaştırılması, kamu kurum ve kuruluşlarına
verilecek izinler, görevler, koruma ve cezalar ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
04.04.1990 tarih ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun amacı; deniz, tabii ve suni göl ve
akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunun sahil
şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek korumak ve toplum
yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek şeklinde
belirtilmiştir. Kanun; deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin
kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerini ait düzenlemeleri ve bu yerlerden kamu yararına
yararlanma imkân ve şartlarına ait esasları kapsamaktadır. Bu doğrultuda; kıyı, kıyı
kenar çizgisi, sahil şeridi, planlama ve yapılanma, kıyının korunması, yapı yasağı,
kıyıda yapılacak yapılar, kontrol, imar mevzuatına aykırı yapı ve ceza hükümleri
kontrolü ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
08.10.2004 tarih ve 25637 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Yaban Hayatı Koruma
ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ile İlgili Yönetmelik; , 4915 sayılı Kara
Avcılığı Kanunu kapsamında olan av ve yaban hayvanları ile birlikte bunların
yaşama ortamlarını korumak amacıyla yaban hayatı koruma ve yaban hayatı
39
geliştirme sahalarının kuruluşu, yönetimi, denetimi ve bu alanlarda izin verilecek ve
yasaklanacak faaliyetlerle ilgili usul ve esasları düzenlemektedir.
21.11.2005 tarih ve 26006 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Alan Yönetimi ile Anıt
Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin amacı; ören yerleri, sit alanları ve etkileşim
sahaları ile bağlantı noktalarının kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum
örgütlerinin koordinasyonunda sürdürülebilir bir yönetim planı çerçevesinde
korunması ve değerlendirilmesini sağlamak, yönetim alanlarının belirlenmesi,
geliştirilmesi, yönetim planlarının hazırlanması, onaylanması, uygulanması ve
denetlenmesi ile alan yönetimini gerçekleştirmek üzere görev alacak danışma kurulu,
alan başkanı, eşgüdüm ve denetleme kurulu, denetim birimi ve anıt eser kurulunun
görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesine ilişkin usul ve esasları
düzenlemektir. Yönetmelik; sit alanları, ören yerleri ve etkileşim sahaları ile bağlantı
noktalarının yönetim alanlarının belirlenmesi, yönetim planlarının hazırlanması,
onaylanması, uygulanması ve denetlenmesi ile alan yönetimini gerçekleştirmek
üzere görev alacak danışma kurulu, alan başkanı, eşgüdüm ve denetleme kurulu,
denetim birimi ve anıt eser kurulunun görev, yetki ve sorumluluklarının
belirlenmesine ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır. Buna göre; yönetim alanının
belirlenmesi, yönetim planı, yetki ve yöntem, yönetim planının hazırlanması,
yönetim planı hazırlama ekibi, yönetim planının değerlendirilmesi, onaylanması,
uygulanması ve denetlenmesi, alan yönetim birimlerinin kuruluş ve görevleri,
danışma kurulunun kuruluş ve görevleri, eşgüdüm ve denetleme kurulu ve görevleri,
denetim birimi ve görevleri ve anıt eser kurulunun kuruluş, görevleri ve çalışma
esasları ile ilgili konularda düzenlemeler yapılmıştır.
13.10.1989 tarih ve 20341 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özel Çevre Koruma
Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 2872
sayılı Çevre Kanununun 9. maddesine göre "Özel Çevre Koruma Bölgesi" olarak ilan
edilen ve edilecek alanların sahip olduğu çevre değerlerini korumak ve mevcut çevre
sorunlarını gidermek için tüm tedbirleri almak, bu alanların koruma ve kullanma
esaslarını belirlemek, imar planlarını yapmak, mevcut her ölçekteki plan ve plan
kararlarını revize etmek ve onaylamak üzere Çevre Bakanlığına bağlı ve Tüzel
Kişiliğe sahip Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının kurulması ile bu Kurumun
teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir.
40
2.2.4 Taraf Olunan Uluslararası Sözleşmeler
Türkiye, uluslararası işbirliği çerçevesinde çevre ile ilgili uluslararası çalışmaların bir
kısmını sözleşmelere taraf olma, bir kısmını ise üye bulunduğu uluslararası
kuruluşların çalışmalarına katılma yolu ile izlemektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
T.C. Anayasası'nın antlaşmalarla ilgili 90. maddesinde "Usulüne göre yürürlüğe
konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir" denmektedir. Dolayısıyla
taraf olunan antlaşma ve protokollerin Türk iç hukuk düzeninde sahip oldukları
hukuki güç, en az Çevre Kanunu değerindedir ve bu sözleşmeler ulusal mevzuatın bir
parçasıdır (http://www.ockkb.gov.tr).
Türkiye Cumhuriyeti 1997 ortalarına dek çevre koruma ve geliştirmeyle ilgili 38
sözleşmeye taraf olmuş, 29 bildirge imzalamış ve 15 ikili anlaşma gerçekleştirmiştir
(Kan, 2003).
2.2.4.1 Barcelona Sözleşmesi
Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi olarak da bilinen Barcelona
Sözleşmesi, Akdeniz'in ve kıyısındaki habitatların korunması amacıyla Akdeniz
ülkeleri arasında işbirliğini amaçlamaktadır. 1978 yılında uygulamaya konan
sözleşmeye 20'den fazla ülke imza atmıştır. Türkiye 1981 yılında sözleşmeye taraf
olmuştur. Taraf ülkeler arasında gemi, petrol ve kara kaynaklı atıkları önleme ve özel
alanları korumak amacıyla dört adet protokol imzalanmıştır (http://www.dhkd.org).
Bu protokoller:
·
Akdeniz’in Kara Kökenli Kaynaklardan Kirlenmeye Karşı Korunması;
·
Akdeniz’in Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Mücadele ve
İşbirliği;
·
Akdeniz’in Gemilerden ve Uçaklardan Vaki Olan Boşaltma Sonucunda
Kirlenmesinden Korunması;
·
Akdeniz’de Özel Koruma Alanları Kurulması ve Biyolojik Çeşitlilik konularına
ilişkin protokollerdir (Kan, 2003).
Bu protokoller arasında en önemlisi ve de Özel Çevre Koruma Bölgeleriyle ilgili
olanı Akdeniz’de Özel Koruma Alanları Kurulması ve Biyolojik Çeşitlilik
protokolüdür. Taraf ülkeler tarafından 1982 yılında imzalanan protokol, 26 Mart
1986 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye, protokole taraf olduktan sonra, konuyla
41
ilgili ulusal uygulamalardan sorumlu bir otorite olarak Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığı’nı tesis etmiş ve 14 adet alan Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve
ilan edilmiştir. Protokol kapsamında, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
tarafından Türkiye’de 12 adet alan Özel Koruma Alanları listesine alınmıştır.
Bunlardan 9 tanesi Özel Çevre Koruma Bölgesi olup, 3 tanesi de Milli Park
niteliğindedir. Bunlar: Köyceğiz-Dalyan, Foça, Fethiye-Göcek, Datça-Bozburun,
Gökova, Göksu, Patara, Kekova ve Belek Özel Çevre Koruma Bölgeleri ile Dilek
Yarımadası Milli Parkı, Gelibolu Milli Parkı ve Beydağları Milli Parkı’dır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Bercelona Sözleşmesine taraf olan ülkeler, bölgede artan insan faaliyetlerinden
dolayı ortaya çıkan tehlikenin Akedeniz Havzasında çevreyi tehdit eder duruma
gelmesi nedeni ile, Akdeniz Havzasına ait hidrografik ve ekolojik özellikleri göz
önüne alarak, Akdeniz’in doğal kaynaklarının, doğal sit alanlarının ve bölgedeki
kültürel mirasın yanısıra, deniz alanları ve çevreleri de dahil olmak üzere Özel
Koruma Alanları kurulması yoluyla korunmasının ve gerektiğinde iyileştirilmesinin
önemini vurgulayan 18 maddelik protokolü imzalamışlardır. Bu protokol daha sonra
1995 yılında, Tunus’ta, taraf olan ülkelerin katılımı ile yeniden düzenlenmiştir (Kan,
2003).
Bu protokolün 7. maddesi planlama ve yönetimle ilgilidir. Bu maddeye göre (Kan,
2003):
·
Taraf ülkeler, ulusal hukuk kurallarına göre, Özel Koruma Alanları için,
planlama, yönetim, yönlendirme ve izleme yöntemlerini belirlemelidirler;
·
Belirlenecek her önlem ve yöntem, herbir Özel Koruma Alanını kapsamalıdır;
·
Taraf ülkeler, Özel Koruma Alanlarında tehlike yaratabilecek veya bu alanlara
zarar verebilecek olayların üstesinden gelmek için ulusal planlar
hazırlayabilmelidir;
·
Deniz ve kara alanlarını kapsayan Özel Koruma Alanlarında, taraf ülkeler, bu
alanların yönetim ve idaresinin işbirliğini bir bütün olarak sağlamalıdır.
Barselona Sözleşmesi ve eki Protokollerinin uygulanması amacıyla 1975 yılından bu
yana bütün Akdeniz Ülkeleri ve Avrupa Topluluğu tarafından Akdeniz Eylem Planı
(AEP) adı altında ortak bir çalışma sürdürülmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
42
Akdeniz Eylem Planının amacı; Akdeniz ülkelerinin hükümetlerine, kıyı alanları ile
deniz kirliliğinin kontrolü ve değerlendirilmesi, doğru kaynak kullanımı için daha
akılcı alternatifler üretebilmeleri gibi konularda yardımcı olmaktır (Kan, 2003).
1992 yılında düzenlenen Rio Zirvesinin ardından ortaya çıkan yeni kavramlar ve
gelişmeler ışığında Akdeniz Eylem Planı ve bunun hukuki çerçevesini oluşturan
belgelerde de değişiklik yapma ihtiyacı ortaya çıkmış ve 1995 yılında Barselona'da
bir araya gelen Akit Taraflar, revize edilmiş yeni belgeleri kabul etmişlerdir.
Sonuçta, AEP, sadece deniz kirliliğini önleme boyutunu içeren bir belge olmaktan
çıkarak, Akdeniz bölgesinde "sürdürülebilir kalkınma" yı hedefleyen bir araç haline
gelmiştir (WWF).
2.2.4.2 Dünya Mirası Sözleşmesi
Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme olarak da bilinen
Dünya Mirası Sözleşmesi, dünyanın olağanüstü doğal ve/veya kültürel mirasının
korunması ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi amacıyla ülkeleri ulusları işbirliğine
çağıran önemli bir araçtır. Türkiye bu sözleşmeye 1983 yılında taraf olmuştur. Bu
sözleşme kapsamında 129 ülkede toplam 754 alan Dünya Mirası olarak ilan
edilmiştir. Dünya Miras Listesi'nde Türkiye'den 9 alan yer almaktadır. Bunlar:
İstanbul'un Tarihi Alanları, Göreme ve Kapadokya Milli Parkı, Divriği Ulu Cami ve
Darüşşifası, Hattuşaş (Boğazköy), Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, PamukkaleHierapolis, Safranbolu şehri ve Truva Arkeolojik Kenti’dir (http://www.dhkd.org).
2.2.4.3 Bern Sözleşmesi
Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi olarak da
bilinen Bern Sözleşmesi, Avrupa Birliği üyeleri tarafından, aralarında daha sıkı bir
işbirliği gerçekleştirmek amacıyla, 1972 yılındaki Birleşmiş Milletler Beşeri Çevre
Konferansı Avrupa Konseyi Danışma Meclisi tarafından dile getirilen talepler göz
önünde bulundurularak, 1979 yılında imzalanmıştır (http://www.ockkb.gov.tr). 1982
yılında uygulamaya konmuştur (http://www.dhkd.org).
Yalnızca Avrupa Birliği ülkelerini değil aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa
ülkelerini de içine alan Bern Sözleşmesi, Avrupa'nın doğal bitki ve hayvan türleri ve
onların doğal yaşam ortamlarının korunmasına; üye ülkeler arasında işbirliğine ve
göç eden türler dahil olmak üzere tehlike altındaki türlere dikkat çekmektir
(http://www.dhkd.org).
43
Türkiye, 20 Şubat 1984 yılında Sözleşmeye taraf olmuştur (http://www.ockkb.
gov.tr).
2.2.4.4 CITES Sözleşmesi
Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine
İlişkin Sözleşme olarak da bilinen CITES Sözleşmesi, günümüzde hayvan ve bitki
türlerinin ticareti konusunda dünyada en yaygın olarak uygulanan sözleşmedir.
1975 yılından beri uygulanan sözleşmeye üye ülkelerin sayısı 140'ı aşmıştır. İzin ve
sertifika sistemiyle çalışan CITES, sözleşmenin eklerinde listelenen bitki ve hayvan
türlerinin uluslararası ticaretini izlemekte ve kontrol etmektedir. Türkiye CITES
Sözleşmesi'ne 1994 yılında 124. ülke olarak imza atmıştır (http://www.dhkd.org).
2.2.4.5 Ramsar Sulak Alanlar Tüzüğü (The Ramsar Convention on Wetlands)
Ramsar Sulak Alanlar Tüzüğü, sulak alanlar ve kaynaklarının korunması ve dengeli
bir biçimde kullanılması için, ulusal eylemlere uluslararası ortaklıklara temel teşkil
etmek amacıyla 1971 yılında İran’ın Ramsar şehrinde imzalanmıştır. Tüzük, dünya
üzerinde, belirli bir ekosistemle ilgilenen tek global anlaşmadır (www.ramsar.org).
Tüzük 1975 yılında yürürlüğe girmiştir (http://www.ockkb.gov.tr). Türkiye'nin 1994
yılında taraf olduğu sözleşmeye üye ülke sayısı 90'ı aşmıştır (http://www.dhkd.org).
Uluslararası Sulak Alanlar Listesi kapsamında hemen hemen 65 milyon hektarı
kaplayan 900 adet sulak alan bulunmaktadır. Bu listeye Türkiye'den toplam 9 sulak
alan girmiştir. Bunlar: Göksu Deltası, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Sultan Sazlığı,
Manyas Gölü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü, Gediz Deltası ve Akyatan Gölü’dür
(http://www.dhkd.org).
Söz konusu Sözleşmeyi imzalayan ülkeler (http://www.dhkd.org):
·
Sulak alanların temel ekolojik fonksiyonlarının, su rejimlerini düzenlemek ve
karakteristik bitki ve hayvan topluluklarının, özellikle su kuşlarının yaşam
ortamlarını desteklemek olduğunu gözönüne alarak;
·
Sulak alanların ekonomik, kültürel, bilimsel ve rekreasyonel olarak büyük bir
kaynak teşkil ettiğine ve kaybedilmeleri halinde bir daha geri getirilemeyeceğine
inanarak;
·
Sulak alanların giderek artan şekilde kaybına sebep olacak hareketleri şimdi ve
gelecekte durdurmayı isteyerek;
44
·
Su kuşlarının mevsimsel göçleri sırasında sınırlar aşabildiğini ve bu yüzden
uluslararası bir kaynak olduğunu tanıyarak;
·
Sulak alanların ve onlara bağlı bitki ve hayvan topluluklarının korunmasının, ileri
görüşlü ulusal politikalarla, koordineli uluslararası faaliyetlerin birleştirilmesi
yoluyla sağlanacağından emin olarak Sözleşmeye taraf olmuşlardır.
2.2.4.6 Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, uluslararası çevre koruma sözleşmeleri arasında
toplam 170'den fazla üye ülkenin imza attığı en çok kabul gören çevre sözleşmesidir.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin amaçları biyolojik çeşitliliğin korunması,
südürülebilir kullanımı ve genetik kaynaklardan adil ve eşit olarak yararlanılmasıdır.
1993 yılının sonlarından itibaren uygulamaya konan sözleşmenin uluslararası ve
ulusal düzeyde etkisi büyük olmuştur. Türkiye bu sözleşmeye 1996 yılında taraf
olmuştur. Her üye ülke kendi ulusal biyolojik çeşitlilik stratejisi/eylem planını
hazırlamak ve eylem planının içerdiği önlemleri uygulamaya koymakla yükümlüdür.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin diğer uluslararası sözleşmelerle (Ramsar
Sözleşmesi, Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi ve iklim Değişikliği Sözleşmesi) ve
Sivil Toplum Örgütleri ile de pek çok bağlantısı vardır (http://www.dhkd.org).
2.2.4.7 Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
Avrupa kıtasının yüksek nitelikli ve olağanüstü doğal ve kültürel kaynaklarının
sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için koruma, planlama ve kaynak yönetiminin
stratejilerini içeren ve bütüncül planlama kavramı temeline oturan Avrupa Peyzaj
Sözleşmesi, 2000 yılında, Avrupa Konseyi tarafından gündeme getirilmiştir (Atabay,
2003).
Türkiye ise, Sözleşmeye, 21-22 Ekim 2003 tarihinde imzalayarak, taraf olmuştur
(Atabay, 2003).
Sözleşmenin başlıca amacı, taraf her ülke için, peyzajı koruma, işletme, düzenlemeyi
iyileştirme ve bu alanda Avrupa ölçeğinde işbirliği organize etme yükümlülüğünü
getirmektir (Kaboğlu, 2003).
Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin önemli ilkeleri ise şu şekilde özetlenebilir (Yaşamış,
2003):
·
Toplumsal ihtiyaçlar ve ekonomik etkinliklere cevap verebilecek, çevre ile
uyumlu ve dengeli sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması;
45
·
Kültürel, ekolojik, ve toplumsal konularda peyzaj kavramının öneminin
vurgulanması;
·
Peyzaj kavramının ekonomik kalkınma açısından önemli bir girdi ve kaynak
olduğu bilincinin yaygınlaştırılması;
·
Peyzajın korunması, planlanması ve yönetimi ile ilgili çalışmaların yeni iş
imkanları yaratmaya yardımcı olacağının belirtilmesi;
·
Avrupa doğal ve kültürel mirasının temel bileşeni olan yerel kültürlerin
oluşmasında peyzajın rolünün farkına varılmasının sağlanması;
·
Peyzajın Avrupa kimliğinin korunması ve geliştirilmesinde sürekli rol
oynamasının sağlanması.
Bu ilkeler gözönüne alındığında, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ile, peyzajın, kentsel
veya kırsal alanlarda, doğası bozulmuş veya korunmuş alanlarda, kendine has
değerlere sahip veya insanların yaşamlarını sürdürdüğü alanlarda, kısacası peyzaj
kavramının oluşabileceği her türlü alanda peyzajın önemini vurgulamak, koruma
altına almak ve sürekliliğini sağlamanın amaçlandığı anlaşılmaktadır.
2.2.5 Dış Kaynaklı Projeler
Türkiye’de, doğa koruma, biyolojik çeşitlilik gibi konularda Küresel Çevre Fonu
Küçük Destek Programı ile Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi GEF
Projesi yürütülmektedir.
2.2.5.1 Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı
Uluslararası bir yapılanma olan Küresel Çevre Fonu’nun (Global Environment
Facility-GEF), misyonu küresel ölçekte çevrenin korunmasını sağlamaktır. Bu
doğrultuda; biyoçeşitlilik, iklim değişikliği, uluslararası sular ve ozon tabakasının
delinmesinden oluşan dört odak alandaki program ve projelere ve bu odak alanlarla
ilgili olan toprak bozulması, çölleşme ve ağaçsızlandırma ile mücadele eden program
ve projelere fon sağlamaktadır.
Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (GEF/SGP) ise, Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yönetilmektedir. 1992 yılı itibariyle
uygulanmakta olan bu program, günümüzde, 56 ülkede faaliyet göstermektedir.
Program kapsamında, Afrika, Orta Doğu, Asya, Pasifik, Avrupa, Latin Amerika ve
46
Karayipler’de 1100’den fazla projeye destek olmuştur. SGP’nin uygulanması
yerelleştirilmiştir ve ülke koordinatörlükleri bazında yürütülmektedir.
Zengin biyolojik çeşitlilik alanlarında koruma, yönetim ve sürdürülebilir kullanımı
hedefleyen projeler GEF/SGP kapsamında desteklenebilecektir. Temel olarak proje
alanının biyolojik çeşitlilik açısından Dünya çapında öneme sahip olması
gerekmektedir. Buna göre aşağıdaki özelliklerden en az bir tanesi proje alanını
tanımlıyor olmalıdır:
·
Alan, “sıcak noktadır”; yani endemik, nesli tehlike altında veya ender türlerin
yaşam alanıdır;
·
Alanda tür zenginliği yüksektir;
·
Alanda ekosistem bütüncül olarak yoğun tehdit veya risk altındadır;
·
Alan göç eden türler için önemlidir veya
·
Proje alanı veya konusu uluslararası sözleşmelerin, anlaşmaların, kanunların
(CITES, RAMSAR, IUCN gibi) kapsamındadır.
Türkiye’de 1993 yılında işlerlik kazanan GEF/SGP, 1993-2002 yılları arasında 60’a
yakın projeyi desteklemiştir. GEF/SGP, program ve proje düzeyindeki faaliyetleri
aracılığı ile, GEF odak alanlarında; ilgi sahiplerinin katılımı, eğitim, bilgilendirme,
ağ oluşturma, sürdürülebilir geçim, bütünleşme, kaynak oluşturma ve izleme ve
değerlendirme araçlarını kullanarak katılımcı sürecine devam edecektir.
2.2.5.2 Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi GEF Projesi
Küresel Çevre Fonu (GEF)’nun hibe katkısı ile Çevre ve Orman Bakanlığı ve Dünya
Bankası işbirliğiyle hazırlanan “Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetimi”
projesi hibe anlaşması, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile GEF ve Dünya Bankası
tarafından 13.06.2000 tarihinde imzalanmış, 14.07.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir
(http://www.worldbank.org.tr).
Üç bölümden oluşan projenin amacı; Karadeniz, Kafkas Dağları, Orta Anadolu
Yaylası, Avrupa ve Akdeniz Bölgelerindeki sulak alan, step ve makilerden oluşan 4
doğal bitki örtüsünün biyolojik çeşitliliğini ve ekolojik bütünlüğünün sürekli olarak
korunmasını sağlamaktır (http://www.worldbank.org.tr).
Kredi tutarı 8,2 milyar dolar olan projenin süresi 2000-2006 yılları arası olarak
belirlenmiştir (http://www.worldbank.org.tr).
47
Projenin bölümleri (http://www.gef-2.org):
·
Biyoçeşitlilik Konvansiyonu Ulusal çerçevesini güçlendirmek;
·
Etkin koruma alanı için prototipler geliştirmek;
·
Projeyi yönetmek ve denetlemektir.
İlk dönem sonunda, Ekim 2003’te, yapılan incelemeler sonucunda projede bazı
problemler yaşandığı görülmüştür. Projenin ilk hedefi olan; “sektörler arası katılımcı
planlama sağlamak, korunan alanların ve dört bölgede seçilen doğal kaynakların
sürekli yönetimini ve bu koruma çalışmaları ile Türkiye’nin her yerinde öncelikli
alanların korunmasını sağlamak ve bu amaçla ulusal düzeyde bilinçlik yaratmak”
konusunda sorunlar ortaya çıkmış ve projenin ikinci hedefi olan; “koruma çalışmaları
ile Türkiye’nin her yerinde öncelikli alanların korunmasını sağlamak ve bu amaçla
ulusal düzeyde bilinçlilik yaratmak” konusunda da, ilk dönem sonunda yapılan
incelemelerde, hiçbir bölgenin koruma için belirlenmediği ve hiçbir bölgeye öncelik
verilmediği ortaya çıkmıştır (http://www.gef-2.org).
Yaşanan bu tip sorunların yanında, dört bölgede de, kavramsal ve yönetimsel
problemlerin çözümüne yönelik çalışmalar yürütülmüş, daha stratejik bir şekilde
kapasite oluşturmak için yatırımlar yapılmıştır (http://www.gef-2.org).
2.2.6 Özel Çevre Koruma Bölgelerinin Doğa Koruma Açısından Önemi
Avrupa-Sibirya, İran- Turan ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere üç büyük biyocoğrafi
bölge üzerinde yer alan Türkiye, adalar dahil olmak üzere, 8300 km uzunluğundaki
kıyı şeridi ile çok çeşitli topografyaya sahiptir. Türkiye sahip olduğu bu zengin
topografya ve elverişli iklimi sayesinde çok çeşitli ve hassas ekosistemlere sahiptir.
Başlıca ekosistemleri orman, step ve sulakalanlardır (GEF, 2002).
1998 yılında, orman kaynakları ile ilgili olarak yapılan araştırmada, ülke
yüzölçümünün %27’sini kaplayan 20,7 milyon hektar orman arazisi tespit edilmiştir.
Ayrıca, bu çalışmada, verimli ormanların, toplam orman arazisinin dörtte birini
oluşturduğu belirtilmiştir (GEF, 2002). Orman kaynaklarının tüketilmesi, yangınlar,
orman arazilerinin imara açılması gibi tehditler yanında, yetersiz yeniden dikim ve
doğal yenilenme nedeniyle, orman arazilari hızla yok olmaktadır.
Türkiye’nin en zengin ekosistemlerinden biri de steplerdir. Türkiye’nin doğusundaki
yüksek steplerin, pek çok yerli tür de dahil olmak üzere flora ve fauna açısından çok
zengin olduğu tespit edilmiştir (GEF, 2002).
48
Türkiye’de, 1,35 milyon hektarlık bir alanı kaplayan ve göller, bataklıklar, sazlıklar
ve deltalardan oluşan 250 adet sulakalan bulunmaktadır. Bu alanlar kuş yaşamı için
önem taşımakta olup, 56 adet sulakalan göç açısından uluslararası öneme sahiptir
(GEF, 2002).
Ayrıca, yukarıda bahsedilen orman, step ve sulakalan ekosistemlerinden başka, çok
çeşitli flora ve faunalara da sahiptir. Türkiye’nin omurgalı faunası 135 memeli, 450
kuş, 106 sürüngen türü, 22 iki yaşamlı türü ve 192 tatlı su balığı türünü içermektedir.
Bunların içinden, memelilerin %22’si, kuşların %7’si, sürüngenlerin %16’sı, iki
yaşamlıların %4’ü ve tatlı su balıklarının %10’u nesli tükenme tehlikesi altında veya
hassas türlerdendir (GEF, 2002).
Türkiye’nin florası da uluslararası öneme sahiptir. Avrupa’daki 12 000 çeşit bitki
türünün %75’i Türkiye’de yetişmektedir (http://www.worldbank.org.tr).
Türkiye’nin sahip olduğu bu doğal değerler; altyapı çalışmaları, hızlı kentleşme,
kontrolsüz gelişen turizm, aşırı otlatma, orman yangınları veya yasa dışı avcılık gibi
birçok tehditle karşı karşıya kalmaktadır.
Doğal hayatın sürdürülebilirliği açısından önemli olan ve tehlike altında olan doğal
alanların korunmasında en etkili yöntem, bu tip yerlerin doğa koruma alanı olarak
ilan edilmesidir. Türkiye’de, toplam arazinin %3,8’ini kaplayan koruma alanları;
milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları ve yaban hayatı koruma alanları
olarak düzenlenmiştir (GEF, 2002). Bunların yanında, Türkiye’de, doğa koruma
açısından uygulanan en etkili yöntemlerden biri de özel çevre koruma bölgelerinin
ilan edilmesidir. Türkiye’de Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit ve ilan edilmiş 14 adet
ÖÇKB bulunmaktadır.
2.2.7 Türkiye’de Özel Çevre Koruma Bölgeleri Planlanması
Taraf olunan uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuatta belirlenen hükümler ve
ulusal çevre değerleri gözönüne alınarak, doğal, tarihi ve kültürel değerler
bakımından zengin ve biyolojik ve ekolojik dengesi bozulmamış alanlar koordinatları
tespit edilerek Bakanlar Kurulu Kararı ile Özel Çeve Koruma Bölgesi olarak ilan
edilmektedir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Bir alanın Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmesi için aşağıdaki kriterlere
uyması gerekmektedir (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006):
·
Biyolojik çeşitliliğin unsurlarını korumak açısından önem taşımak;
49
·
Özgün ekosistemleri, tehlike altına düşmüş türlerin yaşama ortamlarını
barındırmak;
·
Bilimsel, kültürel ve eğitsel anlamda özel ilgi uyandırmak;
·
Uluslararası, ülkesel ve bölgesel değer taşımak;
·
Eşsiz ve ender rastlanan ekosistemler ve türler barındırmak;
·
Alanı yüksek temsil etme özelliğine sahip olmak;
·
Alanda tür ve ekosistem olarak çeşitlilik barındırmak;
·
Tarihi, kültürel ve arkeolojik önem sunmak;
·
Özellikli peyzaj değeri sunmak;
·
Bozulmamış, ancak yatırım baskısı altında bulunmak.
Özel Çevre Koruma Kurumu tarafından Özel Çevre Koruma Bölgeleri için birtakım
planlama ilkeleri belirlenmiştir. Bunlar (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006):
·
Planlama Alanı içinde kalan ve doğal yapıları ile ekolojik özellikleri açısından
önem arz eden kesimlerin koruma ağırlıklı kullanım dengelerinin kurulmasını
sağlamak;
·
Sınırlı ve verimli nitelikteki tarım alanlarını korumak;
·
Bataklık, sazlık, sulak, çayırlık, türbiyer veya sular gibi ekolojik, kültürel,
bilimsel ve rekreasyonel olarak büyük bir kaynak teşkil eden sulak alanların ve
kumulların kaybına sebep olacak hareketleri durdurmak;
·
Ülke ölçeğinde önemi olan ve doğal nitelikleri sebebiyle rekreasyonel
potansiyele sahip bulunan planlı bir biçimde koruma-kullanma dengesini
sağlamak;
·
Bölgelerdeki yerleşmelerin altyapılarını sağlıklaştırarak geliştirmek;
·
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları'nca önceden tespit ve ilan edilmiş
bulunan ve edilecek olan doğal sit alanlarının korunmasını sağlamak;
·
Arkeolojik sit alanlarının korunması ve geliştirilerek değerlendirilmesini
sağlamak;
50
·
Bölgelerdeki turizm faaliyetlerinin koruma-kullanma dengesi altında
uygulanabilirliğini sağlayıcı ve mevcut turizm taleplerini yönlendirici ve
dengeleyici kararlar üreterek planlara yansıtmak;
·
Bölgelerdeki mevcut mimari dokunun ve yöresel özellikleri koruyarak
geliştirilmesini sağlamak ve yönlendirmek şeklindedir.
Kurum tarafından bu tip alanlar için 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planları
hazırlanmakta ve bu planların hedefleri doğrultusunda da 1/5000 ve 1/1000 ölçekli
nazım ve uygulama imar planları yapılmaktadır. Bu planlarla yapılaşma koşulları da
tanımlanmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
Çevre Düzeni Planları ile ilgili bölgelerin projeksiyon ve plan dönemi için korumakullanma esasları belirlenmektedir (Kan, 2003). Çevre Düzeni Planları, fiziki
hedeflerin yanı sıra, sosyo-ekonomik hedefleri de kapsamaktadır (Kan, 2003). Bu tip
planlar, uygulamalı araştırmalara dayanarak, 20 yıllık dönemdeki gelişmeleri
değerlendirmekte ve yönlendirmektedir. Daha detayda ise hassas zon ve ekolojik zon
olarak tanımlanan alanların planlama çalışmaları yapılmaktadır. Bütün bu
uygulamalar, her bölge için hazırlanan "Ekolojik Yönetim Planı" ile
gerçekleştirilmektedir. Kurum tarafından onaylanmış 11 adet 1/25.000'lik Çevre
Düzeni Planı bulunmaktadır. Onaylanmış 1/5000’lik Nazım İmar Planları ise 67
adettir (http://www.ockkb.gov.tr).
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planları ve üzerinde olabilecek revizyonlar Kurum
tarafından, diğerleri ise Kurum veya Belediyelerce kendileri tarafından veya ihale
yoluyla gerçekleştirilmekte ve Kurumca onaylanmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
Kurum tarafından onaylanan her ölçekteki plan ve plan hükümlerinin uygulanması
3194 Sayılı İmar Kanunu hükümlerine göre mücavir alan sınırları içinde
belediyelerin; bu alanlar dışında Valiliklerin yetki ve sorumluluğu altındadır (T. C.
Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006).
Özel Çevre Koruma Bölgelerindeki Yapılaşma ve Çevre Koruma Koordinasyon ve
İşbirliği Esas Usulleri’nde imar uygulamaları, turizm ve kamu yararına olan tesisler
ve muhtelif mevzuat uygulamaları ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlara
göre (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006);
·
İmar uygulamaları: 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Özel Çevre
Koruma Kurumu Başkanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, Özel Çevre Koruma
Bölgelerine ait planlar, Kurum Başkanlığınca yapılacak, yaptırılacak ve
onaylacaktır. Bölgede hangi kullanımların nerelerde hangi ölçülerde yer alacağı
51
uygulama imar planı olmayan yerlerde 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı veya
1/5000 ölçekli nazım imar planları ve bu planların ilgili hükümleri ile
belirlenecektir. Planlarda belirlenen kullanım alanları ve kullanım amacı dışında
tesis yapılmaz. İmar planı üzerinde belirlenen yoğunluk hiçbir şekilde artırılamaz
ve Özel Çevre Koruma Kurum Başkanlığının onayı alınmadan plan değişikliği
yapılamaz. Çevre düzeni planlarının onaylanmasından sonra planların
uygulanması ve uygulamaların plan hükümlerine uygunluğunun denetim ve
kontrolü, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde Belediyeler, bu alanlar
dışında Valiliklerce (Bayındırlık ve İskan Müdürlüklerince) yürütülecektir.
·
Turizm ve kamu yararına olan tesisler: Çevre düzeni planlarının
onaylanmasından sonra planların uygulanması ve uygulamaların plan
hükümlerine uygunluğunun denetim ve kontrolü, belediye sınırları ve mücavir
alanlar içinde Belediyeler, bu alanlar dışında Valiliklerce (Bayındırlık ve İskan
Müdürlüklerince) yürütülecektir. Deniz kıyısına yapılacak olan tüm yapılar ve
kullanımlar Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının görüş ve onayı
alınmadan tesis edilemeyecektir.
·
Muhtelif mevzuat uygulamaları: Bölgelerdeki yaban hayatının ve su
kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve düzenli kontrolü için yapılacak
uygulamalarda Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının görüşünün alınması
zorunludur. Ayrıca, Bölge sınırları dahilinde madencilik faaliyetlerinde
bulunulması, taş ve kum ocağı işletmesi halinde Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığının olumlu görüşünün alınması da zorunlu tutulmaktadır.
2.2.8 Türkiye’deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri
Türkiye’de, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiş 14 adet alan
vardır. Bunlar: Köyceğiz – Dalyan, Fethiye – Göcek, Gökova, Patara, Kaş – Kekova,
Göksu Deltası, Gölbaşı, Pamukkale, Ihlara, Foça, Datça – Bozburun, Belek, Tuz
Gölü ve Uzungöl Özel Çevre Koruma Bölgeleridir (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.5’te ÖÇKB’lerinin kapladığı alan görülmektedir. Kapladıkları alan açısından
bakıldığında, 7414 km2’lik alanıyla Tuz Gölü ÖÇKB Türkiye’deki en büyük ÖÇKB
iken, 28 km2’lik alanıyla Foça ÖÇKB en küçük ÖÇKB’dir.
52
Tablo 2.5 : Türkiye’deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri
ÖZEL ÇEVRE KORUMA
BÖLGESİ
Köyceğiz-Dalyan
Fethiye Göcek
Gökova
Patara
Kekova ve Çevresi
Göksu Deltası
Pamukkale
Gölbaşı
Ihlara
Foça
Datça – Bozburun
Belek
Tuz Gölü
Uzungöl
YÜZÖLÇÜMÜ
(km2)
461
774
577
190
232
226
67
274
55
28
1474
112
7414
149
BAKANLAR KURULU
KARAR TARİHİ
12.06.1988 - 14.04.2000
12.06.1988 - 14.04.2000
12.06.1988
18.01.1990
18.01.1990
18.01.1990
22.10.1990
22.10.1990
22.10.1990
22.10.1990
22.10.1990
22.10.1990
14.09.2000 - 04.07.2002
25.12.2003
Şekil 2.4’te Türkiye haritası üzerinde ÖÇKB’lerinin yerlerine bakıldığında,
bölgelerin Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde toplandığı görülmektedir (T.C.
Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Türkiye’deki ÖÇKB’ler konum, karar, alanın sahip olduğu değerler, alanla ilgili
alınan kararlar ve alanla ilgili yapılmış çalışmalar başlıkları altında incelenmiştir.
Şekil 2.4 : Türkiye’deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri
53
2.2.8.1 Köyceğiz – Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Bütünüyle Muğla İli sınırları içersinde olan Köyceğiz – Dalyan Özel Çevre Koruma
Bölgesi, Köyceğiz ve Ortaca ilçelerine bağlı Dalyan beldesi sınırları içinde yer
almaktadır. Muğla iline 75 km uzaklıktadır. Batısında Marmaris ilçesi, kuzeyinde
Sandras dağları, doğusunda Ortaca ve Dalaman ilçeleri ve güneyinde Akdeniz ile
sınırlıdır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.5: Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Alan, Bakanlar Kurulunun 12.06.1988 tarih ve 88/13019 sayılı kararı ile Özel Çevre
Koruma Bölgesi ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.6’da Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB sınırları görülmektedir.
54
Şekil 2.6: Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB Sınırı
(http://www.ockkb.gov.tr/yukle/resim/harita/koycegiz.jpg)
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgenin önemi, temelde sucul ekosistem yapısına dayanmakta ve hidrobiyolojik
açıdan hemen hemen bütün temel sucul habitat tiplerini içermektedir. Bu habitat
tipleri; sucul ekosistemin merkezi durumunda olan Köyceğiz Gölü, göle dökülen
akarsular (Namnam, Yuvarlak Çay, Kargıcak Deresi), göl ve deniz arasındaki
estuarin kanal sistemi, kanal sistemi ve göl çevresindeki sıcak ve soğuk kaynakları,
kanal sistemine bağlı üç tuzlu göl (Sülüngür, Alagöl ve Sülüklü Göl) ve kıyı
çizgisinin arkasında İztuzu kumsalının batı ucundaki İztuzu Gölü ile Akdeniz’dir
(T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Köyceğiz Özel Çevre Koruma Bölgesindeki en yaygın vejetasyon, kızıl çam ve
günlük ormanları ile maki ve friganaya ait ağaçcık ve çalı bitkileriyle, Köyceğiz
Gölü etrafındaki sulak ve çorak bataklıklarda gelişen otsu bitkilerden oluşmaktadır.
Kıyıda ise kumul vejetasyonu hakimdir (http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgede, ayrıca, 5 tür kurbağa, 5 tür kaplumbağa, 11 tür kertenkele, 13 tür yılan ve
18 tür memeli olmak üzere, amfibi, sürüngen ve memelilere ait toplam 52 hayvan
türü tespit edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
55
Şekil 2.7: İztuzu Kumsalı ve Dalyan Kanalları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159&Sayfa=2)
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Daha sonraki yıllarda Bakanlar Kurulunun 22.05.2000 tarih ve 2000/580 sayılı kararı
ile Bölgenin sınırları genişletilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB,
2005). Bölge sınırlarında değişiklik yapılarak, Çevre Düzeni Planlarının
bütünlüğünün sağlanması, Köyceğiz Gölü’nü besleyen Yuvarlak Çayı menbasının
sınır içine alınarak ekosistem bütünlüğünün sağlanması, katı atık düzenli depolama
alanlarının bölgeler içine alınarak yatırımlara işlerlik kazandırılması ve sorunların
giderilmesi amaçlanmıştır (Kan, 2003).
Köyceğiz ve Dalyan yerleşmelerinin kendi gelişme alanlarında büyümesi, bu
alanlarda yoğun yapılaşma ile özellikle yumuşak turizm, geleneksel üretim,
pansiyonculuk, çiftlik turizmi, Köyceğiz gölünün rekreasyonel anlamda kullanımı,
kaplıca turizminin geliştirilmesi, narenciye bahçesinin korunması hedeflenmiş ve bu
başlıkları destekleyici plan kararları geliştirilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
Yerleşmeler dışında kalan alanlar doğal alan, günlük ormanları, kumul ve göl
kıyısında bulunan sazlık alanlar koruma altındadır (http://www.ockkb.gov.tr).
56
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Dalyan ağzı /İztuzu alanında bulunan deniz kaplumbağalarının korunmaları ve üreme
alanlarının korunması amacıyla , ancak insanların da deniz, kum kullanımı olarak
çok yoğun bulundukları bu alanın gündüz insanlar tarafından gece kaplumbağalar
tarafından kullanımını sağlayan bir düzenleme geliştirilerek örnek bir proje
oluşturulmuştur (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.6’de Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar görülmektedir.
Tablo 2.6 : Köyceğiz - Dalyan ÖÇKB Planları
MEVKİ
PLANIN ADI
ONAY TARİHİ
Köyceğiz-Dalyan
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
29.03.1989
Köyceğiz
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
26.12.2003
Dalyan
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
23.12.2003
Toparlar
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
04.11.1993
Beyobası
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
27.04.2001
Çandır
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
18.03.1994
Köyceğiz
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
28.08.1991
Dalyan
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
31.03.1989
Toparlar
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
04.11.1993
Beyobası
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
27.04.2001
Çandır
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
18.03.1994
Ekincik
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
28.12.1990
Tablo 2.7’de Köyceğiz – Dalyan ÖÇKB’nde yapılmış olan projeler görülmektedir.
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar ise Köyceğiz-Dalyan Çevre
K o r u m a P r ojesi ile Kurum katkısı ile tamamlanmış olan projelerdir
(http://www.ockkb.gov.tr).
Köyceğiz-Dalyan Çevre Koruma Projesi kapsamında, Alman Kredi Teşkilatı KfW
tarafından sağlanan, hibe ve Kurum finansmanı ile Bölge genelindeki atık su
probleminin çözümüne yönelik kanalizasyon ve atık su arıtma tesisleri, içme suyu
sistemi ve Ortaca Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi gerçekleştirilerek KöyceğizDalyan Çevre Koruma Birliği'ne işletilmek üzere teslim edilmiştir
(http://www.ockkb.gov.tr).
Proje kapsamında yapılan işler (http://www.ockkb.gov.tr):
·
Köyceğiz içme suyu planın rehabilitasyonu (su kuyuları ile su depolarının
rehabilitasyonu);
57
·
Dalyan içme suyu temini sisteminin yenilenmesi (bir adet derin su kuyusu, 1500
m3 lük su deposu ile düktil boru 34 km ile su şebekesi döşenmesi);
·
Köyceğiz kentsel alan 41 km kanalizasyon sistemi;
·
Köyceğiz’de bir adet pompa istasyonu;
·
Dalyan kentsel alan 28 km kanalizasyon sistemi;
·
Dalyan’da 2 adet pompa istasyonu;
·
Köyceğiz ve Dalyan’da üçüncü derece arıtmaya sahip iki merkezi atık su arıtma
tesisleri inşasıdır (2010 yılı nüfus öngörülerine hitap edecek tesislerin eşdeğer
nüfus 16000 kişi, debi 120 lt/s olarak hesaplanmıştır).
Kurum katkısı ile tamamlanmış olan projeler (http://www.ockkb.gov.tr):
·
Bölgede 2004 yılında kanalizasyon işleri için 500.000 YTL, çevre düzenlemesi
için 66.000 YTL, 2005 yılında 90.000 YTL finansman katkısı sağlanmıştır.
·
Köyceğiz ve Dalyan kıyı bantları Kurumumuz katkısı ile yerel yönetimlerce
yaptırılmıştır. Ayrıca, 2004 yılında çevre düzenlemesi işlerine 66.000 YTL
finansman katkısında bulunulmuştur.
Ayrıca bölgede devam etmekte olan çalışmalar da vardır. 2006 yılında, bölgedeki
diğer yerleşimlerin atık suyunun işletilmekte olan atık su arıtma tesisine intikali için
kanalizasyon şebeke/kolektör yapımı amacıyla 750.000 YTL finansman katkısı
yapılmaktadır. Katı Atık depolama tesisi işletme ekipmanları için 130.000 YTL katkı
sağlanmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
58
Tablo 2.7: Köyceğiz - Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ
TARİHİ
YÜRÜTEN KURULUŞ
1990
1992
İTÜ
1991
1992
Hacettepe Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
Çevre Eğitimi
1991
Sürekli
Kurum
Kaplumbağa İzleme ve Koruma
1991
Sürekli
Üniversiteler
Köyceğiz-Dalyan Ö.Ç.K
Bölgesinin Bryophyte Florası
Yönünden Araştırılması
1991
1991
Ankara Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
Katı Atıkların Geri Kazanımı
1991
Sürekli
Kurum, Çevko,
Mahalli İdareler
1991
1992
GTZ
1992
1992
GTZ
1992
1993
Tarım Bakanlığı Bodrum Su
Ürünleri Araştırma Enstitüsü
1993
1993
MTA
Sivrisinekle Entegre Mücadele
1993
1994
Hacettepe Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
Kirlilik İzleme
1993
Sürekli
Kurum Projesi
Yunus Emre Arboretum Projesi
1993
1994
İstanbul Üniversitesi Orman
Fakültesi
Sintine Arıtma Tesisi Kurulması
1997
1998
Dış Kayn
1997
1998
Muğla Üniversitesi
1998
2000
İTU
2001
2002
Ege Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi
1996
Sürekli
Kurum
PROJE ADI
Tekne Trafiğinin Düzenlenmesi
Amacıyla İnceleme
Köyceğiz-Dalyan Ö.Ç.K Bölgesi
Sucul Ekosisteminin
Hidrobiyolojik Yönden
İncelenmesi
Çevre ve Ekolojik Turizm
Hakkında Sosyolojik Gözlemler
Köyceğiz-Dalyan Ö.Ç.K. Bölgesi
Ornitoloji Projesi
Köyceğiz-Dalyan Ö.Ç.K. Bölgesi
Balıkçılık Projesi
Köyceğiz Sultaniye Kaplıcası
Civarının Hidrojeolojik
İncelenmesi
Köyceğiz-Dalyan ÖÇKB’sinde
Su Samuru Koruma
Stratejilerinin Belirlenmesi
Köyceğiz Gölü Su Seviyesi
Değişimlerinin Ölçülerek
Analizlerinin Yapılması Projesi
Yuvarlakçay’ın (KöyceğizDalyan) Sürdürülebilir Kullanımı
için Eylem Planı Oluşturulması
Projesi
Çevre Koruma Çalışmaları
(Tabela, Broşür vb)
59
2.2.8.2 Fethiye – Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Bölge, Akdeniz Bölgesi’nde, Muğla ilinin 120 km güneydoğusunda yer almaktadır.
Şekil 2.8: Fethiye – Göçek ÖÇKB Konum
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Fethiye – Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi, sahip olduğu doğal, ekolojik, kültürel
ve tarihi değerlerin, çevre kirlenmesine ve bozulmasına karşı korunması ve bu
değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının güvence altına alınması amacıyla 2872
sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesine istinaden, Bakanlar Kurulunun 12.06.1988
tarih ve 88/13019 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.9’da Fethiye – Göcek ÖÇKB sınırları görülmektedir.
60
Şekil 2.9: Fethiye – Göcek ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=129)
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölge bitki örtüsü, kıyıda makiler ve daha yüksek yerlerde Konifer ormanlarından
meydana gelir. Bu ormanlar; karaçam (Pinus nigra), kızılçam (Pinus brutia) ve sedir
(Cedrus sp.) ormanlarıdır. Kıyılarda fundalıklar, zeytinlikler, meşelikler ve narenciye
bulunmaktadır. Ayrıca dere içlerinde, deltalarda ve taban suyunun yüksek olduğu
yerlerde yetişen günlük ağacı (Liquidambar orientalis) ormanları endemik türler
arasında yer almaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Akdeniz havzası içinde 5 türle temsil edilen deniz kaplumbağalarından 3 tür Türkiye
sularında tespit edilmiştir. Bern Sözleşmesi ve CITES ile koruma altına alınan
Caretta caretta ve Chelonia mydas türlerinin üreme alanlarından bir tanesi de Fethiye
kumsalıdır. 1988 yılındaki Barcelona Sözleşmesi gereğince Özel Çevre Koruma
Bölgesi ilan edilen alan, aynı zamanda, Arkeolojik Sit alanıdır (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Fethiye turizm açısından Marmaris ve Bodrum gibi Batı Abadolu’nun önemli turizm
merkezlerinden biridir. Son yıllarda yamaç paraşütü, yat turizmi ve sualtı sporları ile
ilgili organizasyonlar ilçe turizminin gelişiminde faydalı olmuştur (T.C. Çevre ve
Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Kurumca, bölgenin batısında yer alan Göcek batısındaki koylar tamamen boşaltılarak
yat güzergahı üzerindeki 7 adet yat mola noktası belirlenmiştir. Bu alanda Özel
61
Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmeden önce tahsis ve ön izin verilen 14.000
adet turizm yatağı iptal edilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
Koyların doğal haliyle korunması hedeflenmiş olup, turizmin gelişmesi; Fethiye
yerleşmesi, Hisarönü Ovacık ve çevresine verilmiştir. Göcek koyları yat mola
noktası olarak planlanlanarak, Güney Batı Akdeniz de Marmaris ile Antalya
arasındaki Göcek yat limanı ile yatların durak noktası olması düşünülmüştür
(http://www.ockkb.gov.tr).
Kayaköy ve çevresindeki tarım alanları içinde yer alan köylerin ekoturizm planlama
anlayışı ile şekillendirilmesi, Hisarönü Ovacık ve Belceğiz'in turizm yerleşim
alanları olarak planlanması, turizmin küçük işletmeler şeklinde organizasyonu
hedeflenmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.10: Ölüdeniz, Fethiye – Göcek ÖÇKB
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159&Sayfa=2)
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Planlarda kıyıların, kıyıya tecavüzlerden temizlenmesi, halka açık gezinti alanları ve
parklar olarak düzenlenmesi, günübirlik kullanımlara ayrılması öngörülmüş ve bu
alanların büyük bir kısmı düzenlenmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
62
Alanla ilgili bir adet 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, 23 adet 1/5000 ölçekli
Nazım İmar Planı ve 34 adet 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı bulunmaktadır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Göcek Katı Atık Düzenli
Depolama Tesisi ile Kurum katkısı ile tamamlanmış olan Göcek kıyı bandı
düzenlemesidir (http://www.ockkb.gov.tr).
Ayrıca Bölgede devam eden çalışmalar da vardır. Bunlar (http://www.ockkb.gov.tr):
·
Göcek Kanalizasyon ve Atık su Arıtma Tesisi
·
Fethiye Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi.
Tablo 2.8 : Fethiye – Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Katı Atıkların Geri Kazanımı Geri
Kazanım
Fethiye-Göcek
ÖÇKB’si
Su
Kaynakları Yönetim Planı Projesi
Kocagöl Biyolojik Çeşitlilik Projesi
Fethiye (Çalış, Yanıklar, Akgöl)
Özel Çevre Koruma Bölgesi Deniz
Kaplumbağalarının Araştırılması ve
Korunması Projesi
Fethiye-Ö l ü d e n i z K ö p ü k l e n m e
Probleminin Araştırılması Projesi
Çevre Koruma Çalışmaları
( Tabela, Broşür vb)
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ
TARİHİ
YÜRÜTEN KURULUŞ
1991
Sürekli
Kurum
1995
Sürekli
Kurum, ÇEVKO
Mahalli İdareler
1998
1999
ODTÜ
1998
1999
Akdeniz Üniversitesi
1992
Sürekli
Üniversiteler/Şirket
1997
1998
İ.T.Ü
1996
1998
Kurum
2.2.8.3 Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Bölge, Muğal ilinin güneybatısında olup; Akyaka, Gökova, Akçapınar, Gökçe,
Çamlı, Karacaköy ve Çetibeli yerleşim alanlarını içine alan 521 km2’lik bir alanı
kapsamaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
·
Karar
Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi, Bakanlar Kurulunun 12.06.1988 tarih ve
88/13019 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
63
Şekil 2.12’de Gökova ÖÇKB sınırları görülmektedir.
Şekil 2.11: Gökova ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
Şekil 2.12: Gökova ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=130)
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgenin önemli alanlarından birisi, Ketra, Setra veya Şehirlioğlu adası olarak da
bilinen Sedir adasıdır. Gökova Körfezi’nin güney kesiminde yer alan Adada,
64
Helenistik ve Roma devrine ait yazıtlar bulunmaktadır (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi, zengin flora ve faunası ile ekolojik açıdan
önemli olup, Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi bitki örtüsü özelliklerini birlikte
göstermektedir. Bölgede, Kızılçam (Pinus brutia) ve günlük ağacı (Liquidambar
orientalis) ormanları büyük bir değer taşımaktadır. Ayrıca maki formasyonuna
ilaveten zeytinlik alanlar da önemli yer tutmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Bölge fauna açısından da oldukça zengindir. Özellikle kıyılar deniz faunası açısından
son derece çeşitlilik göstermektedir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB,
2005).
Şekil 2.13: Gökova Körfezi
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159&Sayfa=2)
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Alan özellikle "Gökova tarım alanı " kesinlikle yapı yasağı getirilerek korunmaya
alınmıştır. Gökova kıyısına 500 m lik yapı yasağı getirilmiştir. Akyaka yerleşmesi
özgün mimari dokusu korunarak geliştirilmiştir. Gökova körfezi ve koyları "mavi
65
tur" yat güzergahı olarak bakir bırakılmış, seçilen bazı noktalarda günübirlik
kullanım alanları ayrılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Akyaka-Gökova Kanalizasyon ve
Atık su Arıtma Tesisi ile Kurum katkısı ile 2005 yılında yapılan çevre
düzenlemeleridir (http://www.ockkb.gov.tr).
Gökova ÖÇKB’sinde yapılmış planlar Tablo 2.9’da, projeler ise Tablo 2.10’da
görülmektedir.
Tablo 2.9: Gökova ÖÇKB Planları
MEVKİ
GÖKOVA
PLAN ADI
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
ONAY TARİHİ
19.19.1989
Akyaka
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları
03.09.1997
Gökova
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
03.02.1993
Akçapınar
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
03.02.1993
Gökçe
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
03.02.1993
Akyaka
1/1000 ölçekli İmar Planları
31.05.1989
Gökova
1/1000 ölçekli İmar Planları
03.02.1993
Akçapınar
1/1000 ölçekli İmar Planları
03.02.1993
Gökçe
1/1000 ölçekli İmar Planları
03.02.1993
Çetibeli
1/1000 ölçekli İmar Planı
06.07.2005
Tablo 2.10: Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ
TARİHİ
YÜRÜTEN
KURULUŞ
1991
Sürekli
Kurum
1998
Sürekli
Kurum, ÇEVKO,
Mahalli İdareler
1998
1999
Muğla
Üniversitesi
Çevre Eğitimi
Katı Atıkların Geri Kazanımı
Gökova –Akkaya Ö.Ç.K
Bölgesindeki Azmaklarda Yaşayan Su
Samurlarının Mevcut Durumlarının
Araştırılması ve Koruma Stratejilerinin
Belirlenmesi
2.2.8.4 Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
İdari olarak, büyük bir kısmı Antalya-Kaş ilçesi, diğer kısmı ise Muğla-Fethiye ilçesi
sınırları içerisinde yer alan Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi, Likya Uygarlığı
dönemine ait Patara Antik Kenti ve yakın çevresinde bulunan 190 km2’lik alanı
kaplamaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
66
Şekil 2.14: Patara ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Bölge, sahip olduğu ekolojik, kültürel ve tarihi değerlerin korunması ve bu değerlerin
gelecek nesillere aktarılmasının güvence altına alınması amacıyla 2872 sayılı Çevre
Kanunu’nun 9. maddesine istinaden, Bakanlar Kurulunun 18.01.1990 tarih ve 90/77
sayılı kararı ile Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir
(T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Patara ÖÇKB sınırları Şekil 2.15’te görülmektedir.
Şekil 2.15: Patara ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=137)
67
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, Likya Uygarlığının en eski
kentlerinden olan Patara, İ.Ö. 9.yy’da, dönemin ana limanı durumunda olup tarih
boyunca Kalkan Erendağı’nın batısında üçgen şekilli bir ova üzerinde kurulmuştur
(T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Eşen Çayının denize döküldüğü alanın, Eşen Çayının taşıdığı alüvyonların denizsel
akıntılar ve rüzgarlarla işlenmesi sonucu, bölgenin en önemli doğal yapısı olarak
kabul edilen 18 km uzunluğa sahip, 500 m genişliğindeki Patara Kumsalı oluşmuştur.
Patara Kumsalında, Eşen çayı ağzından doğuya doğru 7 km uzunluğunda ortalama
25 m genişliğindeki ıslak şerit çok ince boyutlu temiz kumlardan oluşmaktadır. Bu
alan, Caretta caretta ve Chelonia mydas türü Akdeniz kaplumbağalarının 1. derece
yumurtlama alanıdır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Bölgede, kıyıya yakın kesimlerdeki kumsal alanların bitki örtüsü genelde tuzcul otsu
bitkilerden oluşmaktadır. Kıyı bölgelerinin orta kesimlerinde defne (Laurus nobilis),
akça kesme (Phillyrea media), incir (Arbatus uneoda) bitkilerine rastlanmaktadır.
Kıyıdan uzaklaştıkça parlak yapraklı, sert yağlı dokulu, tüylü, küçük ve dikenli
Akdeniz iklim tipine özgü maki türü bitkiler yer almaktadır (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.16: Patara Kumsalı
(http://www.zoekinturkije.nl/plaatsen/newsimages/patara2.jpg)
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, Bölgenin ekolojik ve arkeolojik değerlerini
korumak, bozulan değerleri iyileştirmek ve geri kazanmak amacıyla ilgili kurum,
kuruluş ve üniversitelerle işbirliği halinde araştırma, planlama ve proje-uygulama
faaliyetleri yürütmektedir. Bu çalışmalar kapsamında (http://www.ockkb.gov.tr):
68
·
1991 yılında 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hazırlanmış ve Kurum
tarafından onaylanmıştır;
·
1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi ile işbirliği halind e “ D e n i z
Kaplumbağaları Araştırma Projesi” yapılmıştır;
·
1998 yılında Hacettepe Üniversitesi işbirliği ile Bölgenin yeraltı ve yerüstü
potansiyeli belirlenmiş, bu potansiyelin nitelik ve nicelik yönünden yönetim planı
ortaya konulmuştur;
·
2000 yılında Bölgedeki katı atıkların düzenli bir şekilde toplanması ve
depolanması amacıyla “Patara Katı Atık Çöp Depolama” inşaatı
gerçekleştirilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Tablo 2.11’de Patara ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar ve Tablo 2.12’de Bölgede
yapılmış olan projeler görülmektedir.
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Patara Katı Atık Düzenli
Depolama Tesisi ile Kurum katkısı ile gerçekleştirilen içmesuyu temini ve çevre
düzenleme çalışmalarıdır (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.11 : Patara ÖÇKB Planları
MEVKİ
PLAN ADI
ONAY TARİHİ
PATARA
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
17.05.1991
Kınık
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
27.02.1997
Ova
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
21.12.1998
Yeşilköy
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
13.07.2006
Kınık
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
27.02.1997
Ova
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
21.12.1998
Kumluova
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
21.03.1996
Karadere
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
06.09.2005
Kumluova
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
25.08.2005
69
Tablo 2.12 : Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Koruma Eğitimi
Kaplumbağa İzleme ve
Koruma
Patara’ d a S e r a c ı l ı ğ ı n
Mevcut Durumunun
Araştırılması
Patara Bölgesi Erozyon
Kontrolü, Kumsal
T e s p i t i v e
Ağaçlandırma
Patara Yönetim Planı
Patara Su Kaynakları
Yönetimi
Çevre Koruma
Çalışmaları (TabelaBro
şür vb)
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ
TARİHİ
Sürekli
YÜRÜTEN
KURULUŞ
Kurum
1992
Sürekli
Üniversiteler
1993
1993
1991
1993
Tarım Bakanlığı
Antalya Seracılık
Araştırma Enstitüsü
Orman Bakanlığı
1997
1997
Dünya Bankası
1998
1998
Kurum, Üniversiteler
1996
Sürekli
2.2.8.5 Kaş - Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Bölge, Kaş'ın doğusunda Uluburun'dan başlayan ve Kekova burnunun doğusunda,
Kale (Demre) ovasında biten çok girintili bir kıyı boyunca uzanan adalardan
oluşmakta ve yaklaşık 260 km2’lik bir alanı kaplamaktadır (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005). Bölgeye adını veren Kekova, Bölge içinde yer alan en
büyük adadır. İç Ada, Toprak Adası, Aşırlı Ada ve Kişnalı Ada önemli diğer
adalardır. Kıyıya paralel olarak uzanan Sıcak Yarımadası ve Kekova Adası bir iç
deniz niteliği taşıyan "Ölü Deniz"i oluşturur (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Karar
Bölge, 18.01.1990 tarih ve 90/77 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Kaş - Kekova
Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir (Kan, 2003).
Şekil 2.18’de Kaş – Kekova ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Akdeniz bitki örtüsünün hakim olduğu Bölge, iklim tipine uygun makilik ve yer yer
çam ağaçlarıyla kaplı olup daima yeşil bir görünüm sunmaktadır (T.C. Çevre ve
Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
70
Sahip olduğu doğal güzelliklerin yanında, antik ve tarihi eserlerin zenginliği de
bölgeyi arkeoloji turizmi açısından çekici kılmaktadır. Uzun yıllar Lykia uygarlığının
daha sonra da Roma İmparatorluğunun etkisinde kalan yörede günümüzde de küçük
yerleşmeler vardır. Üçağız (Teiminssa) ve Kale (Simena) köyleri günümüzde küçük
yerleşmelerdir. Bunun yanında Lykia'dan kalma Aperlei ve Isthada yerleşmelerinin
kalıntıları da bulunmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=134).
Şekil 2.17: Kaş – Kekova ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
Şekil 2.18: Kaş – Kekova ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=134)
71
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Tamamı doğal ve arkeolojik sit olan bölgenin olduğu gibi kalması amaçlanmış ve
yoğunluk arttırıcı hiçbir planlama kararı getirilmeyerek; koruma yaklaşımı ile
planlanmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.19: Kekova
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159&Sayfa=6)
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Kekova Çevre Koruma Projesi kapsamında mahalli idareler ve gönüllü kuruluşlarla
birlikte kıyının düzenlenmesi, alanın temizlenmesi, altyapı uygulamaları ve eğitime
ilişkin ortak çalışmalar yürütülmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
Kaş - Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 3 adet
proje yapılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgede 2006 yılı itibariyle, 15 yıl hizmet vermesi planlanan, Kekova Katı Atık
Düzenli
Depolama
Tesisi
Projesi
çalışmaları
tamamlanmıştır
(http://www.ockkb.gov.tr).
72
Tablo 2.13 : Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Çevre Koruma Projesi
Likya
Kıyılarında
Ölçekli Turizm Projesi
Ekolojik
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ
TARİHİ
Sürekli
2000
Devam Ediyor
Kurum, Mahalli İdare
2003
Devam ediyor
Kurum/WWF
YÜRÜTEN KURULUŞ
Kurum
2.2.8.6 Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi, Orta Toroslar eteğinde bulunan İçel iline
bağlı Silifke ilçesinin güneyinde, Göksu Nehri'nin Silifke ve Taşucu arasında denize
açıldığı alanda yer almaktadır. Deltanın sağında iki sığ lagün gölü; Paradeniz ve
Akgöl yer alır (http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.20: Göksu Deltası ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Bölge, 02.03.1990 tarih ve 90/70 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Göksu Deltası
Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.21’de Göksu Deltası ÖÇKB sınırları görülmektedir.
73
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Orta Doğunun ve Avrupa'nın en önemli sulak alanlarından biri olan Göksu Deltası,
nadir ve nesli tükenme tehlikesi altında olan çeşitli kuş türlerinin yaşam, üreme,
beslenme, ve konaklama yeridir. Ayrıca bölge, deniz kaplumbağalarının önemli
üreme ve barınma sahası olarak da değer taşır (http://www.ockkb.gov.tr).
Bölge ve çevresi Akdeniz’den gelen yağmur yüklü bulutlara açık olması sebebiyle
fazla miktarda yağış alır (700 mm/yıl). Ancak, alanın hidrolojik yapısını doğrudan
etkileyen kaynak Doğu Akdeniz havzasının en büyük ırmağı olan ve uzunluğu 250
km’ye varan Göksu’dur (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.21: Göksu Deltası ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=131)
Denizden ortalama 2 m yükseklikte bulunan Göksu Deltası'nda doğal bitki örtüsünü,
Akdeniz'in maki formasyonu ile birlikte yoğun kumul bitkileri ve tuz stepleri
oluşturmaktadır. Deniz kıyısından kuzeye doğru gidildikçe doğal bitki örtüsü
değişim göstermektedir. Deltada bitki örtüsünün yanında kültür bitkilerinin de
mevcudiyeti bulunmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Göksu Deltası ve yakın çevresi tarihi ve arkeolojik değerler açısından çok zengin bir
yapıdadır. Silifke'de bulunan tarihi yapıların en önemlilerinden olan Silifke Kalesi
Akropol üzerine kurulmuştur. Tekir Amban, Tiyatro, Nekropol, Taş Köprü, Seleucia
tarihi kenti, Meryemlik gibi tarihi kalıntıların bulunduğu Silifke'nin 22 km
74
doğusunda bulunan Narlıkuyu'da ise kıyıdan içerilere doğru uzanan kale, tiyatro, su
kemeri, kilise ve nekropol bulunmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
Tüm bu nitelikleri nedeniyle Ramsar Anlaşmasıyla uluslararası koruma statüsüne
sahip önemli bir sulak alandır (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Yapılan 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında tüm bu değerlerin
korunmasına yönelik kararlar üretilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
1995-1998 yılları arasında Kurum ile Doğal Hayatı Koruma Derneğinin ortak
çalışmaları ile Göksu Deltası Yönetim Planı hazırlanmış ve planlamanın
organizasyonel boyutu da faaliyete geçirilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
Göksu Özel Çevre Koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 12 adet proje
yapılmıştır (ockkb).
2005 yılında Bölgede Kurum katkısıyla içmesuyu teminine yönelik çalışmalar, çevre
düzenlemesi işleri ve delta içi uylaşım yolu için çalışmalar yapılmıştır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Ayrıca Bölgedeki altyapı ihtiyacının karşılanmasına yönelik koordinasyon
çalışmaları devam etmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.14’te Göksu Deltası ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar ve Tablo 2.15’te
Bölgede yapılmış olan projeler görülmektedir.
Tablo 2.14 : Göksu Deltası ÖÇKB Planları
MEVKİ
PLAN ADI
ONAY TARİHİ
GÖKSU DELTASI
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
17.05.1991
Atayurt Kıyı Kesimi
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
24.06.1996
Arkum
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
24.04.2002
Silifke
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
03.05.1991
Taşucu
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
19.03.1991
Taşucu
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
05.08.1991
Taşucu
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
26.06.1996
Atakent Kıyı Kesimi
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
03.05.1991
Atayurt Kıyı Kesimi
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
09.03.1992
Atayurt Kıyı Kesimi
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
06.07.1998
Arkum
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
24.04.2002
75
Tablo 2.15 : Göksu Deltası Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
1992
1992
BİTİŞ
TARİHİ
Sürekli
1995
1994
1993
1994
1993
1995
1998
1999
Tatlı Su Vejetasyonu Araştırma
1998
2003
Çiftçi Eğitimi
2001
2001
Tarımda
Gübre
Kullanımının
Optimizasyonu
için
Toprak
Analizlerini Yapmak-Yaptırmak
2002
2003
Deniz Kaplumbağası İzleme Projesi
1998
Sürekli
ÖÇKK/ Doğal Hayatı
Koruma Derneği
ÖÇKK/Doğal Hayatı
Koruma Derneği
ÖÇKK/ Doğal Hayatı
Koruma Derneği
İçel Ö.Ç.K.Müdürlüğü/
Tarımsal Araştırmalar
Genel Müdürlüğü Alata
Bahçe Kültürleri Araştırma
Enstitüsü
Mersin Tarım İl
Müdürlüğü
Üniversite/Şirket
Çevre Koruma Çalışmaları ( Tabela,
Broşür vb)
1996
Sürekli
Kurum
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Balıkçılık Islah Projesi
Göksu Deltasının Biyolojik
Zenginliğinin Tespiti ile
Ekolojik Peyzaj ve Optimal
Arazi Kullanım Planlanması
Göksu Deltası Botanik Bahçesi
Parkı
Göksu Deltası Ö.Ç.K. Bölgesi
Çevre İzleme Projesi
Göksu Deltası Yönetim Planı
Mera Islahı Projesi
YÜRÜTEN KURULUŞ
Kurum
Tarım Bakanlığı
Çukurova Üniversitesi
Ziraat Fakültesi
Çukurova Üniversitesi
Ziraat Fakültesi
ÖÇKK/ ODTÜ Erdemli
2.2.8.7 Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi, Ankara iline yaklaşık 20 km mesafede yer alan
Mogan-Eymir Gölleri yakın çevresinde yer almaktadır (T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
·
Karar
Bölge, sahip olduğu ekolojik ve rekreasyonel değerler nedeniyle, Çevre Kanunun 9.
maddesine dayanılarak 22.10.1990 tarihinde 90/1117 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararıyla Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir (T.C.
Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.23’te Gölbaşı ÖÇKB sınırları görülmektedir.
76
Şekil 2.22: Gölbaşı ÖÇKB Konum
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
Şekil 2.23: Gölbaşı ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=132)
77
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgedeki derelerin Mogan gölüne ulaştığı düzgün topografyalı, çok düşük eğimli
alanlar ile Mogan – Eymir bağlantısını sağlayan alanda; hidrojeolojik, hidrolojik,
klimatik ve biyolojik açıdan çok önemli olan sulak – bataklık alanlar gelişmiştir. Bu
alanlar; göller için yeraltı suyu depolama ve kurak mevsimlerde göle su sağlama,
fırtınadan korunma ve sel etkisini yumuşatma, sediment kontrolü, suyun fiziksel ve
kimyasal kirleticilerinin tutulması ve yerel iklim şartlarının düzenlenmesi gibi
işlevlere sahiptir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Ayrıca, Bölgedeki sulak – bataklık alanlar sayısız bitki ve hayvan türünün
yaşayabilmesi için, bağımlı olduğu suyu ve birincil üretimi sağlayan, canlı tür ve
çeşitliliğinin beşiğidir. Bu nedenle birçok canlı türünün yaşamını devam ettirebilmesi
için stratejik öneme sahiptirler (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Mogan – Eymir Gölleri ve sulak – bataklık alanları; 227 kuş türü tarafından barınma,
üreme, konaklama amaçlı kullanılan ve Türkiye’de Ramsar’a aday gösterilen önemli
kuş alanlarındandır. Bölgede yırtıcı kuş türü sayısının (22) çok olması bölgede besin
zincirinin sağlıklı işlediğini göstermektedir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.24: Mogan Gölü
(http://www.kenthaber.com/Resimler/2004/12/22/Golbasi-10.jpg)
78
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığınca Bölgedeki ekolojik dengeleri korumak
ve koruma kullanma kararlarına esas olmak amacıyla 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni
Planı hazırlanmıştır. Bu planda, sulak – bataklık alanlara kesin koruma yasağı
getirilmiş olup, “....bu alanlara hiçbir tesis yapılamaz ve bilimsel araştırmalar
sonucunda belirlenecek yöntemler dışında alanın mevcut dokusuna müdahalede
bulunamaz...” hükmüne yer verilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB,
2005).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Aynı zamanda Ankara'nın en önemli rekreasyon alanı olan Eymir ve Mogan
Göllerinin sahip oldukları doğal değerler, bölgenin Ankara Metropolüne yakın
olması nedeniyle kentsel ve endüstriyel tehdit altındadır. Bu nedenle bölgeden
sorumlu Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından, doğa koruma planları
geliştirmek ve doğal değerlere zarar verici tüm faaliyetleri disiplin altına almak,
zengin biyolojik çeşitliliği koruyabilmek amacıyla ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşları
ile koordinasyon ve işbirliği halinde; su kaynakları, altyapı, tarımsal kirlilik, erozyon,
biyoçeşitlilik vb. konularda araştırma planlama ve uygulama
projeleri
yürütülmektedir. Bu kapsamda yapılan çalışmaların asıl amacı bölgenin doğal
değerlerini
korumaya
yönelik
Yönetim
Planının
oluşturulmasıdır
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=132).
Gölbaşı Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 14 adet proje
yapılmıştır.
Ayrıca
212
adet
mevzi
imar
planı
bulunmaktadır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.16’da Gölbaşı ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar ve Tablo 2.17’de Bölgede
yapılmış olan projeler görülmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
79
Tablo 2.16 : Gölbaşı ÖÇKB Planları
Çevre Düzeni Planları
Onay Tarihi
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
31.08.1992
1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
26.07.1996
1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
14.05.2004
1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
24.01.2006
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları
Gölbaşı ve Çevresi
15.07.1994
Gölbaşı Rekreasyon Alanları
03.04.1995
Gölbaşı Merkez
13.04.2006
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları
TEK Tesisleri
03.02.1992
Polis Enstitüsü
15.07.1992
Taşpınar Köyü 700'lük Alan 1. Bölge
29.12.1997
Taşpınar Köyü 700'lük Alan 2. Bölge
29.12.1997
Gölbaşı Merkez (Revizyon)
07.10.1998
Gölbaşı Merkez (Revizyon)
13.04.2006
Gölbaşı Rekreasyon Alanları
04.04.2000
Gölbaşı Çevresindeki Köylere Ait 178 Adet İmar Planı
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Atatürk Sahil Parkı ile Kurum
katkısı
ile
gerçekleştirilen
çevre
düzenlemesi
çalışmalarıdır
(http://www.ockkb.gov.tr).
80
Tablo 2.17 : Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ
TARİHİ
Sürekli
1992
1992
MTA
1993
1994
Sivrisinek Entegre Mücadelesi
1994
1995
Ankara Üniversitesi
Ziraat Fakültesi
Kurum, Üniversite
Dip Çamuru Araştırma
1996
1997
Ağaçlandırma
1997
1998
Hacettepe ÜniversitesiUKAM
Orman Bakanlığı
Mogan ve Eymir Gölleri
Havzası Hidrometeoroloji Projesi
Mogan Gölü Havzası Biyolojik
Zenginliğin Tespiti Projesi
Mogan Gölü Su Kalitesini
İzleme Projesi
Mogan Gölü Havzası Erozyon
Projesi
1998
2001
Kurum, EİEİ
2001
2002
2001
2002
2001
2003
Mogan Gölü Su Kalitesini
İzleme Projesi
Mogan Gölü’ne Karışan Bazı
Akarsulardaki Kirletici Yüklerin
Belirlenmesi ve Doğal Arıtım
Yöntemleriyle Islahı Projesi
“Cumhuriyet’in 80.Yıl Etkinlikleri”
çerçevesinde “
Gölbaşı
Ağaçlandırma Projesi”
2001
2002
2003
2004
Hacettepe Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
Çevre Bakanlığı Çevre
Referans Labaratuarı
Köy Hizmetleri Genel
Müdürlüğü Ankara
Araştırma Enstitüsü
Çevre Bakanlığı Çevre
Referans Labaratuarı
TÜBİTAK
Marmara Araştırma Merkezi
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Eymir ve Mogan Göllerinin
Korunmasına Yönelik Jeoloji ve
Hidrojeoloji İncelemesi
Anadolu Botanik Bahçesi Projesi
2003
2004
YÜRÜTEN KURULUŞ
Kurum
Çevre ve Orman BakanlığıAnkara İl MüdürlüğüAğaçlandırma ve Erozyon
Kontrolü Şube Müdürlüğü ve
Gölbaşı Belediye Başkanlığı
2.2.8.8 Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Kendine has doğal yapı ve tarihi değerlere sahip olan Pamukkale Özel Çevre
Koruma Bölgesi, Denizli ilinin 20 km kuzeybatısında yer alıp, Pamukkale (Ecirli),
Akköy, Karahayıt, Develi, Yeniköy yerleşim alanlarını içine alır
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=136).
81
Şekil 2.25: Pamkukkale ÖÇKB Konum
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Özel Çevre Koruma
Bölgesi olarak tespit ve ilan edilen bölge, 44 km2’lik bir alanı kapsamaktadır (T.C.
Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.26’da Pamukkale ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgede bitki örtüsüne daha çok ; dere kenarları, tarım alanları arasında kalan sınır
çizgileri ile koru, otlak ve tarıma uygun olmayan tepelerde rastlanır (T.C. Çevre ve
Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Termal kaynağı meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiş olup,
sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Bölge
sınırları içerisindeki Karahayıt Kaplıcaları da, şifalı suları nedeniyle önemli bir sağlık
ve turizm merkezine dönüşmüştür. Pamukkale termal kaplıcası sisteminin bir kolu
sayılan bu kaplıcalar; Pamukkale’nin 5 km kuzeyinde, Karahayıt kasabasında
bulunmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Pamukkale kendine has doğal yapısı ve içerisindeki tarihi değerleri bakımından
UNESCO'nun Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi uyarınca
82
Dünya Mirası listesindedir. Karahayıt, yerleşim yerindeki şifalı sular nedeniyle
önemli bir sağlık ve turizm yeri olarak gelişmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.26: Pamukkale ÖÇKB Sınırları
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=136)
Şekil 2.27: Pamukkale Travertenleri
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Resim_Goster.asp?Dosya=/yukle/resim/galeri/027.jpg
&Width=1000)
83
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Doğal kaynakların üzerinde var olan kötü kullanımların kaldırılması hedeflenmiş,
doğal ve arkeolojik kaynakların korunması ile ilgili önlem alıcı planlama kararları
geliştirilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Ören yeri ile ilgili olarak Kültür Bakanlığı, Mahalli İdareler ve ilgili diğer kuruluşlar
ile birlikte ortak çalışmalar yürütülmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
Pamukkale Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 5 adet proje
yapılmıştır (ockkb).
Tablo 2.18 : Pamukkale ÖÇKB Planları
MEVKİ
Pamukkale
PLAN ADI
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
ONAY TARİHİ
13.08.1993
Pamukkale
1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı
14.04.1998
Pamukkale
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
25.04.2006
Karahayıt
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
13.06.2002
Develi
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
22.11.2000
Yeniköy
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
22.11.2000
Pamukkale
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
28.08.1991
Karahayıt
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
20.12.1991
Akköy
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
29.08.1991
Develi
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
22.11.2000
Yeniköy
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
22.11.2000
Tablo 2.19 : Pamukkale Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ
TARİHİ
Sürekli
Katı Atıkların Geri Kazanımı
1995
Sürekli
Pamukkale Özel Çevre Koruma
Bölgesi Karahayıt ve Çevresinin
Sıcak Su Kaynaklarının Korunması
ve Geliştirilmesi Projesi
Çevre Koruma Projesi
1993
1995
2000
Pamukkale Ö.Ç.K.B. Ören Yerleri
Sunum Projesi
2000
Devam
Ediyor
Devam
Ediyor
PROJE ADI
Çevre Koruma Eğitimi
YÜRÜTEN KURULUŞ
Kurum
Kurum, Çevko,
Mahalli İdareler
M.T.A. Genel Müdürlüğü
Kurum, Kültür Bakanlığı
Kurum, Kültür Bakanlığı
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Pamukkale Kanalizasyon ve Atık
Su Arıtma Tesisi ile Kurumun katkıda bulunduğu içmesuyu teminine yönelik
katkılardır (http://www.ockkb.gov.tr).
84
2.2.8.9 Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Bölge, Aksaray ilinin sınırları içinde ve il merkezinin 25 km güneydoğusunda,
denizden 1220 m yükseklikte yer almaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.28: Ihlara ÖÇKB Konumu
(http: //www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi, Bakanlar Kurulunun 22.10.1990 tarih ve 90/1117
sayılı kararı ile tespit ve ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB,
2005).
Şekil 2.29’da Ihlara ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Ihlara, Kapadokya Bölgesinin bir bölümünü oluşturur ve tarihçesi M.Ö. 3000
yıllarına kadar uzanır. Ancak, günümüze kadar ulaşan uygarlık izleri Bizans
Imparatorluğu döneminden kalmadır. M.S. 4. yy.'da kayaların oyulması sonucunda
çok sayıda kilise inşaa edilmiştir. Aynca 5 milyon insanı barındırabilecek mağara ve
inlere sahip olan yörede daha sonraki dönemlerde Danişmentli, Selçuklu, Osmanlı
yönetimlerinin izleri ve eserleri görülmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
85
Şekil 2.29: Ihlara ÖÇKB Sınırları (http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=133)
Bölgede bir çok termal kaynak bulunmaktadır. Bunlardan halen açık olan
Yaprakhisar Köyü'nün yanındaki Ziga Kaplıcası'nın suyunun sıcaklığı 60°C'ye kadar
çıkmaktadır. Cilt hastalıklarına, romatizma ve kas tutulmalarına yararlı olan bu
kaynağın
etrafında
karbonatlı
suların
oluşturduğu
travertenler
gözlenmektedir.Yöreye ilişkin hidrolojik ve hidrojeolojik araştırma çalışmaları
yaptırılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Ihlara Vadisi’nin başlangıç noktası olarak kabul edildiği Ihlara Kasabasından
başlayarak gezildiğinde yoğun ve değişken bir bitki örtüsü izlenmekte, bitkilerin
çoğunun yöreye özgü oldukları görülmektedir. Bitki coğrafyası açısından
bakıldığında Bölge, Hasan ve Melendiz Dağları doruklarına kadar İç Anadolu’nun
step bölgesine girmektedir. Derin ve oldukça dar bir kanyon olan Ihlara Vadisi,
mikroklimatik yapısı nedeniyle Anadolu’nun kuru ve uzun yaz sıcaklarından daha az
etkilenir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Vadi fazla engebeli bir yapıya sahip olmadığı gibi, çok farklı habitatlara da sahip
değildir. Dar ve derin olarak yarılmış alanlar kuvvetli izolasyon şartları meydana
getirdiğinden, bitkilerin aktif ya da pasif yayılışla mekanlarını genişletmeleri genelde
mümkün olamamaktadır. Bu nedenle benzeri alanlarda ilk olarak ortama dahil olan
bitkiler çevre koşullarından soyutlanmakta (neoendemik) ve yayılışları olmadığından
bulundukları sahada endemik olarak kalmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Ihlara Vadisi’nde yapılan araştırmalarda 54 familya ve 218 cinsten oluşan 364 takson
tespit edilmiştir. Vadi içinin yoğun otlatma altında olmaması ve gölge alanların fazla
olması, tür sayısının yüksek olmasını sağlamıştır. Bu türlerden 43’ünün endemik
86
bitki türü olması, bölgenin doğal bitki örtüsünün önemini göstermektedir (T.C. Çevre
ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Ayrıca omurgalı canlılardan balıklar, kurbağalar ve sürüngenlere ait bir çok türün
tespiti de yapılmıştır.
Vadi tamamıyla doğal ve arkeolojik sit kapsamındadır. Ihlara belediyesi dışında
yerleşimler köy niteliğindedir. Yöre mimarisi kendine özgüdür. Malzeme, teknik ve
stil bakımından oldukça etkin bir geleneğin devam ettiği gözlenmektedir. Kayaya
oyma ve yığma mekanların son derece organik ve karmaşık bir ilişkiler sitemi içinde
yarattığı düzen, belirli bir gelişme süreci ve belirli bir yaşam biçiminin de ürünüdür
(http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.30: Ihlara Vadisi
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159&Sayfa=1)
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Özel Çevre Koruma Kurumu’nun Bölgede yaptığı çalışmalar sonucunda, kendi
dinamikleri ile gelişmesine yön verilecektir. Vadinin içine herhangi bir kullanım
getirilmemiştir. Vadinin kontrollü kullanımı için giriş kapıları yapılması düşünülmüş,
bu düzenlemelerdeki bakı noktaları ve giriş üniteleri ile vadinin seyri ve kontrollü
girişi sağlanmıştır. Vadi içinde sadece gezi türünde bir eyleme izin verilmektedir
(http://www.ockkb.gov.tr).
87
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Ihlara Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 3 adet proje
yapılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.20 : Ihlara ÖÇKB Planları
MEVKİ
PLAN ADI
ONAY TARİHİ
Ihlara
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
07.12.1993
Selime
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
07.12.1995
Ihlara
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
23.10.2000
Selime
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
07.12.1995
Ihlara
1/1000 ölçekli+B4 Uygulama İmar Planı
23.10.2000
Tablo 2.20’de Ihlara ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar ve Tablo 2.21’de Bölgede
yapılmış olan projeler görülmektedir.
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Ihlara Katı Atık Düzenli
Depolama Tesisi Projesi ile Kurum katkısı ile gerçekleştirilen çevre düzenleme ve
içmesuyu temini çalışmalarıdır (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.21 : Ihlara Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Ihlara Ö.Ç.K Bölgesi Jeolojisi ve
Bölgede Bulunan Termal
Kaynakların Hidrojeolojik
ve Hidrojeokimyasal Araştırması
Katı Atıkların Geri Kazanımı
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ TARİHİ
YÜRÜTEN
KURULUŞ
1991
Sürekli
Kurum
1992
1993
Hacettepe
Üniversitesi
1994
Sürekli
Kurum, ÇEVKO,
Mahalli İdareler
2.2.8.10 Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Ege Bölgesinde, İzmir iline bağlı 28 ilçe me rkezinden biri olan Foça; batıda İzmir
Körfezi, doğuda Menemen ilçesi, kuzeyde Çandarlı Körfezi ile sınırlı olup İzmir’e
yaklaşık 70 km uzaklıktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
88
Şekil 2.31: Foça ÖÇKB Konumu (http://www.gezinet.net/images/kmharita-yeni.gif)
·
Karar
Foça, Bakanlar Kurulunun 22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı kararı ile Özel Çevre
Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir (Kan, 2003).
Şekil 2.32’de Foça ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Tarihi ve kültürel değerler olarak ilçede, Taş Ev, Şeytan Hamamı, Sur ve Beşkapılar,
Dış Kale, Fatih Camii ve Siren Kayalıkları bulunmaktadır. Geçmişte, Foça' nın ticari
liman kenti olması nedeniyle yapılar batıdan gelen kültürün etkisinde kalmıştır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgenin taşıdığı önemin büyük bölümü, binlerce yıldır burada yaşayan ve hatta
ilçeye de adını veren foklardan kaynaklanmaktadır. Nesli tükenme tehlikesiyle karşı
karşıya olan Akdeniz Fok'unun (Monachus monachus) halen görülebildiği Akdeniz
ülkeleri arasında Türkiye ikinci sırada yer almaktadır. Günümüzde dünya üzerinde
yaklaşık 400 adet kaldığı bilinen bu türün Türkiye kıyılarındaki sayısının 100’den az
olduğu bilinmektedir. Orak Adasının batı kıyısını oluşturan Siren Kayalıkları
fokların üremek ve yavrulamak amacıyla kullandıkları mağaralar açısından hayati
öneme sahiptir. Bölgedeki kıyılar zengin balık stokları ve deniz sığlıklarına sahip
olmaları açısından da foklar için en uygun yaşam alanlarından biri olarak
bilinmektedir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
89
Şekil 2.32: Foça ÖÇKB Sınırları (http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=127)
Şekil 2.33: Foça (http://www.izmir.gen.tr/images/html/ilceler/foca.jpg)
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi 1991 yılında Çevre Bakanlığının
koordinatörlüğünde Türkiye Ulusal Fok Komitesi tarafından Akdeniz foklarının
korunması için pilot proje bölgesi olarak seçilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
90
Bunun dışında, Bölgede, Özel Çevre Koruma Kurumu tarafından turizmin
gelişebilmesi amacıyla eski yapıların rekreasyon, turizm amaçlı kullanımı
desteklenmiş ve mimari yaklaşım koruma kurulları kararları doğrultusunda
oluşturulmuştur (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Kıyı koruması amacıyla seçilen noktalarda iskeleler yapılarak diğer düzensiz
iskelelerin yıkımı sağlanmıştır. Halkın kullanımına açık günübirlik tesis alanları
oluşturulmuş, altyapıya önem verilerek Katı Atık Düzenli Depolama tesisi
gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ambalaj atıklarının değerlendirilmesine yönelik katı atık
yönetimi uygulanmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
Foça Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 4 adet proje
yapılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.22 : Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ TARİHİ
YÜRÜTEN KURULUŞ
Sürekli
Kurum
Deniz Suyu Kirlilik İzleme
1993
Sürekli
Kurum, Mahalli İdare
Katı Atık Yönetimi ve Geri
Kazanımı
Çevre Koruma Çalışmaları
(Tabela, Broşür vb)
1997
Sürekli
1996
1996
Kurum, ÇEVKO,
Mahalli İdareler
Kurum
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Foça Katı Atık Düzenli Depolama
Tesisi ile Kurum katkısı ile gerçekleştirilen çevre düzenlemesi çalışmalarıdır
(http://www.ockkb.gov.tr).
2.2.8.11 Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi
Bölge ile ilgili detaylı bilgi 4. bölümde verilecektir.
2.2.8.12 Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi, bir kısmı Serik, bir kısmı da Manavgat İlçe
sınırları içerisinde olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Serik Bölümü, Serik’in
güneyinde yer alan Karadayı köyünün kuzeybatısından başlayarak sahile paralel bir
şekilde uzanır ve Köprüçayı’nda son bulur. Manavgat bölümü ise, Köprüçayı’ndan
başlayarak Evrenköy’de biter (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
91
Şekil 2.34: Belek ÖÇKB Konumu (http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Bölge, Bakanlar Kurulunun 22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı kararı ile tespit ve ilan
edilmiştir (Kan, 2003).
Şekil 2.35’te Belek ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Bölgenin tarihi Hititler'e kadar dayanmaktadır. Gündoğdu, Kısalar ve Çolaklı'da
bulunan antik döneme ait eserlerden bölgede binlerce yıllık yerleşimin olduğu
anlaşılmaktadır. Bu bölgede dağınık vaziyette antik kalıntılar mevcuttur. Aynca
Gündoğdu köyünün Aktaş mevkiini içine alan sahilde büyük bir arkeolojik sit alanı
mevcuttur. Burada büyükçe bir antik kentin kalıntılarına rastlanılmaktadır
(http://www.ockkb.gov.tr).
92
Şekil 2.35: Belek ÖÇKB Sınırları (www.ockkb.gov.tr/en/Icerik.ASP?ID=126)
Yörede tarım alanları geniş yer kaplamaktadır. Seracılık da giderek yaygınlık
kazanmaktadır. Bölgedeki flora ve fauna hızla yayılan tarım faaliyetlerinin tehdidi
altındadır. Özellikle Kızılçam (Pinus brutia) ormanları eskiden bu bölgede geniş yer
tutarken bugün çok azalmıştır. Manavgat'ın doğusu ve Acısu'nun batısında ise fıstık
çamı (Pinus pinea) ormanları dikkat çekmektedir (http://www.ockkb.gov.tr).
Alanda, Karadayı’nın güneydoğusundaki sulu çayırlık alanlar ile Boğazkent yöresi
Önemli Kuş Alanı özelliğindedir. 2002 yılında Boğazkent Kocagöl ve çevresi kuş
envanteri hazırlama çalışmaları kapsamında 2000-2002 yılları arasında 213 kuş türü
gözlenmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005). Acısu Deresi ile
Köprüçay arasında kalan kısım 30-40 yıl önce tipik bir sulak alan karakteri
göstermesine rağmen, zaman içinde yanlış uygulanan tarım, turizm ve II. Konut
yapılaşmaları sonucunda doğal değerini önemli ölçüde kaybetmiştir
(http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Turizm baskısı altında kalan Belek bölgesinde doğal değerlerin korunması gerekliliği
Kurum çalışmalarına yön vermiştir. Kumsallar, kumullar ve fıstık çamları yörenin en
belirgin ve önemli değerleridir. Turizm baskısı nedeniyle korunması gereken
kaynaklara ilişkin sıkı koruma tedbirleri getirilmiş, II. konutların ve diğer
yapılaşmanın yoğunluğu düşürülmüş, turizmin teşvik edilmesi hedeflenmiştir
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=126).
93
Şekil 2.36: Belek Sahili (http://www.akvila.cz/img/letovisko/belek.jpg)
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Kurum, Bölgeye ilişkin ekolojik yönetim planının hazırlanması konusunda
çalışmalar sürdürmektedir. Dünyada nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan
deniz kaplumbağalarının üreme alanlarının korunması için yörede planlı ve düzenli
gelişmeye yönelik kaplumbağa izleme projeleri ve bu projelerin sonuçlarına göre
uygulamalar yapılmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar Çolaklı Kanalizasyon ve Atık S u
Arıtma Tesisi ile Kurum katkısı ile gerçekleştirilen kanalizasyon çalışmalarıdır. Atık
su arıtma tesisi projelendirmesinde de Kurum katkıda bulunmuştur
(http://www.ockkb.gov.tr).
Tablo 2.23 : Belek ÖÇKB Planları
MEVKİ
PLAN ADI
ONAY TARİHİ
Belek
1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı
12.08.1993
Çolaklı
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
07.08.1992
Karadayı
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
03.03.1999
Boğazkent
1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
16.02.2001
Çolaklı
1/1000 ölçekli Kıyı Kesimi Uygulama İmar Planı
17.06.1994
Çolaklı
1/1000 ölçekli Merkez Uygulama İmar Planı
12.12.1994
Karadayı
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı
03.03.1999
Evrenseki
1/1000 ölçekli Kıyı Kesimi Uygulama İmar Planı
11.12.1992
94
Tablo 2.23’te Belek ÖÇKB’nde yapılmış olan planlar ve Tablo 2.24’te Bölgede
yapılmış olan projeler görülmektedir.
Tablo 2.24 : Belek Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Çevre Eğitimi
Belek Özel Çevre
Koruma Bölgesi
Çevre Koruma Projesi
Kaplumbağa İzleme
Katı Atık Geri Kazanımı
Biyolojik Çeşitlilik ve Ekolojik
Yönetim Planı Hazırlanması
Çevre Koruma Çalışmaları
( Tabela, Broşür vb)
BAŞLAMA
TARİHİ
1991
BİTİŞ TARİHİ
Sürekli
YÜRÜTEN
KURULUŞ
Kurum
1993
1995
Akdeniz Üniversitesi
Ziraat Fakültesi
Üniversiteler/Şirket
1995
Sürekli
1998
Sürekli
Kurum, ÇEVKO,
Mahalli İdareler
2003
2004
Akdeniz Üniversitesi
2000
2003
Kurum
2.2.8.13 Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
İç Anadolu Bölgesi’nde, idari olarak Ankara, Konya ve Aksaray illeri sınırları
içerisinde yer alan Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi, doğudan Kızılırmak
Masifi, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla
çevrili çukur alanın kuzeydoğusunu kaplamaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Tuz Gölü ile yakın ilişkide olan göller Tuz Gölü ile bir ekosistem bütünlüğü arz
etmektedir. Yakın çevresindeki göller Tersakan Gölü, Bulak Gölü ve Kulu Gölleridir
(http://www.ockkb.gov.tr).
95
Şekil 2.37: Tuz Gölü ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Tuz Gölü ve çevresi 14.09.2000 tarih
ve 2000/1381 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Tuz Gölü Özel Çevre Koruma
Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiş, daha sonra 04.07.2000 tarih ve 2002/4512 sayılı
Bakanlar Kurulu kararı ile sınır değişikliği yapılarak son halini almıştır (T.C. Çevre
ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.38’de Tuz Gölü ÖÇKB sınırları Görülmektedir.
Şekil 2.38: Tuz Gölü ÖÇKB Sınırları
(http://ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=138)
96
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Tuz gölü kışın kapladığı geniş su alanı ile su kuşları için önemli bir kışlama
bölgesidir. Uluslararası kriterlere göre A sınıfına giren bir sulak alandır. K ı ş
aylarında çok sayıda Sakarca Kazı gölde barınır ve çevredeki tahıl ekili alanlarda
beslenir. İlkbaharda göl içinde oluşan adalarda ve göl kıyısındaki bataklıklarda suna,
angıt, çamurcun, büyük yağmurcun, kocagöz, ince gagalı martı, gümüşü martı ve
bataklık kırlangıcı kuluçkaya yatmaktadır. Gölün ornitolojik önemi yurdumuzda en
büyük flamingo kolonisinin kuluçka alanı oluşudur (http://www.ockkb.gov.tr).
Gölde, tuz konsantrasyonunun yüksekliği nedeniyle sucul bitkilere
rastlanmamaktadır. Göl çevresinde ise, geniş bir alanda çok zayıf tuzcul flora ve
burada akarsu etkisinde kalan bölgelerde tuza dayanıklı, seyrek bitki örtüsü
görülmektedir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Buğday, arpa, şeker pancarı türü ürünler yörenin tarım varlığını oluşturmaktadır
(http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.39: Tuz Gölü
(http://ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=159)
·
Alanla İlgili Alınan Kararlar
Kapalı bir havza olan Konya Ovasının dışarıya akıntısının olmaması nedeniyle
Konya Ovası'nda biriken ve tuzlanmaya neden olan fazla sular drenaj kanalı açılarak
Tuz Gölü'ne akıtılmıştır. Fakat drenaj amaçlı inşa edilen bu kanala Konya'nın
kanalizasyonu başta olmak üzere çevredeki tüm fabrikaların ve küçük sanayi
97
sitelerinin atıkları da bağlanmıştır. Türkiye'nin tuz ihtiyacının %30'unun karşılandığı
Tuz Gölü'nün evsel atıklarla kirlenmesi insan sağlığını da tehdit etmektedir. Bu
yüzden, Kurum, bölgeye ait yurt dışı kaynaklı kredilerin alt yapıda kullanılmasını
hedeflemiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Alanda avcılığın önlenmesi amacıyla, Bölgenin Yıllık Merkez Av Komisyonu
Kararına
dahil
edilmesine
ilişkin
çalışmalar
sürdürülmektedir
(http://www.ockkb.gov.tr).
Tuz Gölü Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden 5 adet proje
yapılmıştır (http://www.ockkb.gov.tr).
Bölgede 2006 yılı itibariyle bitmiş olan yatırımlar (http://www.ockkb.gov.tr):
·
Tuzgölü Entegre Çevre Projesi Fizibilite Çalışması;
·
Tuz Gölü Atık Su Arıtma Tesisleri Uygulama Projeleri;
·
Tuz Gölü Katı Atık Düzenli Depolama Tesisleri Uygulama Projeleri;
·
Kurum katkısı ile tamamlanmış olan içmesuyu temini çalışmaları, kanalizasyon
işleri ve çevre düzenlemesi çalışmalarıdır
Ayrıca, Bölgede devam eden çalışmalar da vardır. Bunlar (http://www.ockkb.gov.tr):
·
Tuzgölü Katı Atık Düzenli Depolama Tesisleri;
·
Tuzgölü Atık Su Arıtma Tesisleri;
·
Kanalizasyon ve atık Su arıtma tesisidir.
Tablo 2.25 : Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
PROJE ADI
Toprak ve Arazi Kalite Sınıflaması
ile Alternatif Tarım
Uygulamalarının Belirlenmesi
Tuzgölü Entegre Çevre Projesi
Fizibilite Etüdü
Doğa Koruma-Arazi Kullanım
Kararlarının Alınması Çalışmaları:
1-Koruma Alanları Sentezi
Çalışması
2-Çevre Düzeni Planı Çalışmaları
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ
TARİHİ
YÜRÜTEN
KURULUŞ
2002
2004
Köy Hizmetleri Ankara
Araştırma Enstitüsü
Eylül 2001
Tuz Gölü
Konsorsiyumu
Devam ediyor
Devam ediyor
Kurum
Mart 2004 Eylül
2000
98
2.2.8.14 Uzungöl Özel Çevre Koruma Bölgesi
·
Konumu
Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili, Çaykara ilçesinde yer alan Bölge,
Tranzon’a 99 km, Of’a 56 km uzaklıktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı
ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.40: Uzungöl ÖÇKB Konumu
(http://www.gezinet.net/images/kmharita- yeni.gif)
·
Karar
Uzungöl ve çevresi, 25.12.2003 tarih ve 2003/6692 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile
Uzungöl Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve
Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005). Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen
kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş göl, "Uzungöl" olarak
bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir (http://www.ockkb.gov.tr).
Şekil 2.41’de Uzungöl ÖÇKB sınırları görülmektedir.
·
Alanın Sahip Olduğu Değerler
Uzungöl yerleşmesi; göl çevresinde merkezleşen, dağlarda ve yaylalardaki dağınık
mahallelerden oluşmaktadır (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
99
Uzungöl, yaylaları, yüksek tepeleri, yamaçları ve irili ufaklı dereleri ile birçok
endemik ve nadir türleri barındıran, bitki örtüsü bakımından korunması gereken
ekolojik değere sahiptir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005). Yaban
hayatı bakımından da Uzungöl çevresindeki dağlarda ayı, kurt, yaban keçisi, tilki,
kafkas dağ horozu gibi çeşitli hayvan türleri barınmaktadır (http://www.ockkb.gov.tr
/TR/Icerik.ASP?ID=139). Alan sahip olduğu bu değerlerden ötürü 1989 yılında
Tabiat Parkı ilan edilmiştir (T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB, 2005).
Şekil 2.41: Uzungöl ÖÇKB Sınırları
(http://ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=139)
Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken Uzungöl, doğal değerleri nedeniyle
turizm potansiyeline sahiptir. Çevrede trekking, kuş gözlem, botanik amaçlı turların
yanı sıra daha yükseklerdeki dağların arasındaki göllere veya yakınlardaki Şekersu,
Demirkapı, Yaylaönü gibi diğer yaylalara geziler düzenleme olanağı vardır
(http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=139).
Şekil 2.42: Uzungöl (http://www.ntvmsnbc.com/news/248654.jpg)
100
·
Alanla İlgili Yapılmış Çalışmalar
Bölgede, Özel Çevre Koruma Kurumu tarafından birçok çalışma yürütülmektedir.
Bunlar:
·
Çevre Düzeni Planı Çalışmaları.
·
Geleneksel Evlerin Geleneksel Yöntemlerle Yöresel Ustalara Onarttırılması
Projesi: Uzungöl Beldesinde ‘Tescilli yapı onarımı projesi, örnek yeni yapı
projesi elde edilmesi, mevcut ruhsatlı yapıların ıslahı projelerinin ve cephelerinin
düzenlenmesi projelerinin elde edilmesi’ işinin teknik şartname hazırlığı yapılmış
olup, Belediyesince ihale edilecektir. İşin maliyeti kurum tarafından
karşılanacaktır, gerekli teknik destek sağlanacaktır.
·
Geleneksel Evlerin Onarımına Katkı Sağlanması Amacıyla Bedelsiz Ahşap
Temini Projesi: Kültür varlıklarının korunmasına katkı sağlamak için Trabzon İli,
Çaykara İlçesi, Uzungöl Beldesinde yer alan 140 adet tescilli yapı ile Uzungöl
Özel Çevre Koruma Bölgesi kapsamında kalan diğer yerleşimlerdeki cami ve
köprü gibi tescilli yapıların restorasyonunda kullanılmak amacıyla talepte
bulunulması halinde bedelsiz ahşap temini hususunda konunun Orman Genel
Müdürlüğüne havalesi için çalışmalar yürütülmektedir.
·
Uzungöl Siltasyonu Önleme ve Rehabilitasyon Projesi: Kurum ve DSİ 12. Bölge
Müdürlüğü (TRABZON) ile koordineli olarak, Uzungölün siltasyonla
sığlaşmasını önlemek amacıyla gölü besleyen dereler üzerinde tersip bentleri
inşası, dip çamurunun temizlenmesi konusunda çalışmalar yürütülmektedir.
·
İçmesuyu kaptaj, depo ve isale hattı yapılması: İçmesuyu projesinde gerekli
revizyonun yapılarak uygulanması işi, Belediyesi tarafından ihale edilmek üzere
protokol yapılmıştır. İşin bitiminde maliyeti Kurum tarafından karşılanacaktır.
Bu çalışmalardan başka, orta ve uzun vadede yürütülecek olan projeler de vardır.
Bunlar:
·
Kısa ve orta vadede gerçekleştirilecek acil önlemlerle eşgüdümlü olarak yöre
insanının koruma ve uygulamalardaki katkı ve katılımlarını sağlamak amacıyla
çeşitli Kamu Kurumları ile koordinasyon sağlanarak çeşitli toplantı ve seminerler
düzenleyerek gerekli eğitimin yapılması planlanmaktadır.
101
·
Uzungöl Beldesine ait 1/1000 ölçekli Uygulama İmar planı çerçevesinde açık ve
yeşil alan, rekreasyon alanı projelerinin elde edilmesi ve uygulanması
planlanmaktadır.
·
Mevcut evlerin pansiyon olarak kullanılması durumunda sağlık ve temizlik
koşullarının sağlanması konusunda eğitim verilmesi planlanmaktadır.
·
Devlet Su İşleri tarafından yürütülen taşkın, sel ve erozyonla mücadele projesi
Kurum tarafından desteklenecektir.
·
Alabalık üretme çiftliklerinin gölün ekolojik dengesini bozmasını önlemek
amacıyla gerekli önlemlerin alınması sağlanacaktır.
·
Bölgenin koruma-kullanma dengesi çerçevesinde ekonomik açıdan kalkınmasını
sağlayacak önlemler alınacak ve projeler geliştirilecektir.
·
Bölgenin turizm gelişimini sağlamak amacıyla yöredeki habitat ve biyolojik
çeşitlilik, tarihi doku ve rehberlik hakkında yerel halka eğitim verilerek turistlere
kılavuzluk etme imkanı sağlanacak alternatif iş imkanları sunulacaktır.
2.3 Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Yönetim Planları
Günümüzde, korunması gerekli flora, fauna veya doğal anıt gibi değerlere sahip olan
ve bu değerlerin birlikte, eşsiz veya tipik olma açısından özellikli kıldığı doğal
alanlar etkili bir yönetime ihtiyaç duymaktadırlar. Etkili bir yönetim içinse, sadece
alandaki habitat ve türler tek başına ele alınmamalı, bunlar arasındaki etkileşim,
oluşturdukları ekosistemler ve onların yaşamlarını sürdürmelerini sağlayan veya
onları tehdit eden süreçler de çok iyi araştırılmalıdır. Bunun yanında, geçmişteki ve
günümüzdeki insan kullanımları, şimdiki ve gelecekteki etkileri de ortaya
konmalıdır. Etkili bir yönetim için, alanın kendi kendisini sürdürebilmesi ve
toplumun ve çevrede oluşabilecek tüm gelişmelerin bu alanı kabullenmesini ve
benimsemesini sağlamak için gerekli tüm önlem ve eylemlerin anlaşılması
gerekmektedir (Eurosite, 1999).
Yönetim planları, 20. yy’ın ortasında, gelişmiş ülkelerdeki koruma alanlarında
uygulanmaya başlamıştır. Bu planlar, en genel tanımıyla, günümüzde ve gelecekte,
yöneticilere ve alanın yönetimiyle ilgili diğer birimlere rehberlik eden araçlardır
(Thomas ve Middleton, 2003).
102
IUCN’e göre ise yönetim planı, alanın nasıl korunması, kullanılması, geliştirilmesi
ve yönetilmesi gerektiğini anlatan araçtır.
Eurosite’in (1999) kullandığı tanımda ise; yönetim planı, alanı ve doğa koruma, arazi
şekillleri veya peyzaj elemanlarının yönetiminde ortaya çıkabilecek sorunları ve
fırsatları tanımlayan, belirli bir zaman diliminde gerçekleştirilen çalışmayla bu
bilgilere dayalı hedeflerin gerçekleşmesini sağlayan yazılı, sürekliliği olan ve
onaylanmış belge olarak geçmektedir.
Eagles, yönetim planını, bir parkın nasıl korunması, kullanılması, geliştirilmesi ve
yönetilmesi gerektiğini gösteren araç olarak tanımlamaktadır.
Kullanılan diğer yönetim planı tanımları ise şu şekildedir (Thomas ve Middleton,
2003):
·
Parks Canada’nın bir milli parkın kaynaklarını ve arazi kullanımlarını
yönetmesini sağlayan rehber. Bu rehber, yönetim hedeflerini ve bunları
gerçekleştirmek için gerekli olan stratejileri kapsar. Plan, uygulama ve
planlamayla beraber bir bütündür.
·
Bir koruma alanının yönetimine rehberlik edip onu denetleyen belgedir.
Kaynakları, arazi kullanımlarını, hizmetleri ve gelecekte yönetim için gerekli
personeli detaylandırır. 5-10 yıllık bir zaman dilimini kapsar.
·
Koruma alanının kaynaklarının yönetimine, arazi kullanımlarına ve yönetim ve
arazi kullanımı için gerekli olan hizmetlerin geliştirilmesine rehberlik edip,
bunları denetleyen belge.
·
Parkın gelişim felsefesini ve temelini ortaya koyan ve sorunların giderilmesi ve
10 yıllık bir zaman dilimi için belirlenmiş yönetim hedeflerinin gerçekleştirilmesi
için gerekli olan stratejileri kapsayan belge.
T.C. Çevre Ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nca
hazırlanan 2009-2013 Dönemi Stratejik Planı’nda yönetim planı tanımı yapılmıştır.
Bu tanıma göre;
“Yönetim Planı belirli bir alanın, belirli bir zaman aralığı için yönetim hedeflerini
belirleyen bir araçtır.”
Yönetim planları, genelde, diğer plan ve belgelerler de bağlantılıdır. Onları
desteklerler veya onlardan üretilmişlerdir (Thomas ve Middleton, 2003). Bunlar:
103
·
Eylem planları; belirli yönetim eylemlerinin nasıl ve ne zaman
gerçekleştirileceğine dair detaylı bilgiler içerir. Bu tip planlar, özellikle, geniş
ve/veya karmaşık koruma alanları için gereklidir. Eylem planları, yönetim
planlarına göre daha kısa bir zaman dilimini kapsarlar
·
“Business Plans”; koruma alanlarının finansal açıdan kendi kendilerine
yetmelerine yardımcı olur. Bu tip planlar, koruma alanları için ürün ve
hizmetleri, pazarlamayı ve uygulama stratejileri üzerinde çalışır.
·
Bölgeleme planları; bu tip planlar, bir koruma alanı içindeki bölgelerin farklı
şekilde yönetilmesi gerektiğinde kullanılır. Bölgelerin sınırlarını ve herbir
bölgenin nasıl yönetilmesi gerektiğini belirler. Bölgeleme planları ilave tanımlar
içerir ve yönetim planının uygulanmasında yardımcı olur.
·
Sektörel planlar; bu tip planlar, ziyaretçi yönetimi veya tür koruma gibi değişik
yönetim eylemleri için gerekli olabilirler. Sektörel planlar, yönetim planındaki
genel yönetim hedeflerini temel alırlar.
·
Gelişim planları; alanın belli bir bölgesini etkileyecek yatırım veya çalışmalara
rehberlik etmeleri için gerekli olabilirler (ziyaretçi merkezi gibi).
·
Arazi yönetim planları; geniş koruma alanlarında, alan içinde yoğun bir yönetim
gerektiren bir bölge için gerekli olabilir (ziyaretçi çekim merkezleri gibi).
·
Koruma planları; genel anlamda, bir alanın korunmasına rehberlik edecek her
türlü plan anlamına gelse de günümüzde bu terim daha çok mimari mirasın
korunmasında kullanılmaktadır. Genelde, koruma planları, tescilli binalar veya sit
alanlarında mal sahibi veya yöneticinin restorasyon, koruma veya tarihi doku
içine modern bir yapı yapma gibi istekleri olduğunda gereklidir. Bu tip planlar,
alanın önemini ortaya koyar ve kültürel değerlerinin en iyi nasıl korunacağını
belirler. Alanın öneminin anlaşılması ve değerlendirilmesi koruma planlarının en
önemli bölümüdür. Böyle bir yaklaşım, hem doğal hem de kültürel değerlerin
bulunduğu ve bütüncül bir yaklaşımın gerekli olduğu karma alanlarda yönetim
planı geliştirmede gerekli olmaktadır.
·
Master planlar; 1970’li yıllardan sonra az kullanılan master planların yerini
yönetim planları, corporate ve stratejik planlar almıştır.
T.C. Çevre Ve Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nca
hazırlanan 2009-2013 Dönemi Stratejik Planı’na göre yönetim planları, doğal
yaşamın sürdürülebilirliği açısından önemli ve tehlike altındaki ekosistemleri, tarihi
104
ve kültürel değerleri korurken bu değerlere sahip bölgelerde yaşayanların ekolojik ve
ekonomik açıdan geleceğini garantilemeyi hedeflemelidir. Bu doğrultuda yapılması
gerekenler şu şekilde belirlenmiştir:
·
Bölgedeki ekosistemlerin, habitatların, hayvan ve bitki popülasyonlarının ve
topluluklarının korunması ve yönetimi;
·
Bölgenin kültürel ve doğal kaynaklarının sürdürülebilir bir yaklaşımla korunması
ve yönetimi; özellikle biyoçeşitliliğin korunması, yerel halkın ihtiyaçlarının,
turizm ve tarım gibi kalkınma faaliyetlerinin değerlendirilmesi;
·
Yörenin kalkınma planlarının, koruma ve sürdürülebilir kalkınma perspektifinden
değerlendirilmesi. Kalkınma plan ve tasarılarının ekonomik yaşayabilirlik, sosyal
etkileri ve çevresel sonuçları açısından gözden geçirilmesi;
·
Yerel halkın yanı sıra, söz konusu alanla ilgili diğer ilgi gruplarının da
katılımının sağlandığı bir sürecin oluşturulması.
Yönetim planlaması, planın hazırlanmasıyla sona ermeyen, sürekliliği olan bir
süreçtir. Yönetim planı ise, sürecinin bir parçasıdır. Bu sürecin bir ürünü olan ve
koruma alanının tümünü kapsayan yönetim planı, uygulanmaya başlandığı andan
itibaren elde edilen sonuçlar izlenmeli ve gerekli yerlerde değişiklikler yapılmalıdır
(Thomas ve Middleton, 2003).
Başarılı bir yönetim planlaması şu özelliklere sahiptir:
·
Bir olay değil bir süreçtir, planın üretimiyle sona ermez;
·
Gelecekle ilgilidir;
·
Fırsatlar ve tehditler ile ilgili düşünmek, fikir yürütebilmek için bir mekanizma
sağlar;
·
Sistematiktir, sistematik bir yaklaşım, kararların konuyla ilgili bilgi ve analizlere
dayalı olmasında yardımcı olur ve başkalarının da önerilen eylemlerin mantığını
anlamalarını sağlar;
·
Değer yargılarını da içerir, koruma alanlarının planlanması sadece doğal
kaynakların analizini değil, insanları ve fikirlerini de içerir;
·
Geniş bir bakış açısına sahiptir, çeşitli konu, görüş ve fikirleri dikkate almalıdır;
·
Sürekliliği olan bir süreçtir, zamanla hedeflerin değişimine uygun olmalıdır.
105
Küçük bir alan için bile olsa, yönetim planının hazırlanması genelde minimum 12 ay
sürmektedir (Thomas ve Middleton, 2003).
Eagles (2002) başarılı bir planlama süreci için hazırladığı rehberde, planlama
sürecinin kriterlerini şu şekilde belirlemiştir: Plan üretiminin net olması, uygulamaya
yönelik olması, halk tarafından kabul edilebilir olması, karşılıklı öğrenmeye yönelik
olması, sorumluluk ve ortaklaşa sahiplenme hissi yaratması, tüm ilgi alanlarını
yansıtması ve iletişim kurmaya yönelik olması.
Etkili bir yönetim planlaması sürecinin faydaları şu şekilde sıralanabilir:
·
Koruma alanının yönetimi: - Etkili yönetim,
- Koruma alanının amacının ve önemli kaynak ve
değerlerinin anlaşılması,
- Yöneticiler için rehber ve
- Yönetimin sürekliliğinin sağlanması.
·
Finans ve insan kaynaklarının verimli kullanımı;
·
Artan sorumluluk bilinci;
·
İletişim: - Yöneticilerin iletişim kurması gereken kişileri belirler,
- Politika ve önerilerin halka açıklanmasını sağlar,
- Koruma alanını geniş kitlelere tanıtır.
106
Yasama
Politika ve stratejiler,
corporate/business
planlar
Bölge planları, geniş ölçekte arazi
kullanımı planlanması
Bir veya birden fazla bölge için
yönetim planları
Gelişim planları gibi tamamlayıcı plan veya
belgeler
Arazi kullanımı yönetim planları, çalışma programları
Şekil 2.43 : Tipik Planlama Hiyerarşisi (Thomas ve Middleton, 2003)
Eagles (2003), planlama, yönetim, uygulama, izleme ve takip etme arasındaki ilişkiyi
şu şekilde özetlemektedir:
Planlama
analiz ve değerlendirme sürecidir ve sonuç olarak
Yönetim Planı
elde edilir. Yönetim planı, hedefleri, eylemleri ve izleme stratejilerini belirleyen
resmi bir belgedir. Yönetim planları, yıllık fon, kişilerin ve politika değişiklikleri
vaatleri doğrultusunda
Uygulanır
Uygulama aşamasında,
İzleme
yöntemi ile planlama sürecinde belirlenen hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı kontrol
edilir. Bu yöntem aynı zamanda, turistlerin kurallara uyup uymadığını ve yetkililerin
vaatlerine sadık kalıp kalmadığını
Takip Etme
konusunda da yardımcı olmaktadır.
107
Bir alan, koruma bölgesi olarak ilan edilmesinden önce veya sonra, yönetim
birimlerine devredildiği andan itibaren yönetim planı için çalışmalar başlatılmalıdır.
Detaylı bir plan hazırlanana kadar geçiş dönemi planı hazırlanması da şarttır
(Eurosite, 1999).
Yönetim planlarının gereklililiği şu şekilde özetlenebilir (Eurosite, 1999):
·
Net bir yönetim politikası oluşturmak;
·
Yönetim planlamasıyla ilgili kişilerin rollerinin ve sorumluluklarının
tanımlanması;
·
Kaynakların ve gerekli çalışmanın belirlenmesi.
Yönetim Planının Tanıtımı, Tarzı ve İçeriği
Bir yönetim planının tanıtımı, tarzı ve içeriği, planın halk da dahil olmak üzere
kullanıcılar tarafından doğru anlaşılması ve koruma alanının değerleri ile önerilen
eylemlere hitap edebilmesi açısından önemlidir (Thomas ve Middleton, 2003).
Yönetim planları:
·
Kolay anlaşılabilir;
·
Kısa ve öz;
·
Doğru ve tarafsız;
·
Sistematik ve belirli bir mantığa oturtulmuş;
·
Alanla ilgili herkes tarafından kabul edilebilir;
·
Kesin ve kullanışlı;
·
Belli bir amaca odaklanmış ve etkili olmalıdır.
Yukarıda belirtilen özelliklerden başka yönetim planları:
·
Kesinlikle esnekliği;
·
Kapsamlı olmayla sadeliği;
·
Yönetime hitap etmekle halk tarafından kolay anlaşılabilirliği dengelemelidir.
108
Yönetim planları hazırlanırken ve uygulanırken, koruma alanı çevresiyle beraber ele
alınmalıdır. Planlar, yerel gelişim süreçleriyle ve alanda çalışan diğer birimlerin
eylemleriyle bütünleşik olmalıdır (T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, 2005).
Koruma alanlarının planlanması, ayrıca, çevre koruma ve mimari miras koruma
politikaları ile paralel olmalıdır. Yeni gelişme yerleri planlandığında veya çevresel
etkileri olabilecek değişiklikler önerildiğinde, uygulama aşamasına geçilmeden önce
diğer ilgili yasaların gerektirdiği koşulların sağlanması gerekli olabilir (T. C. Çevre
ve Orman Bakanlığı, 2005).
Planın uygulanması aşamasında ortaya çıkabilecek sorunlar ise şu şekilde
özetlenebilir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Yetersiz bütçe
·
Kurumun yönetim kapasitesi ile ilgili gerçek olmayan varsayımlarda bulunmak;
·
Yanlış seçilmiş hedefler;
·
Bazı önemli detayların daha sonra çalışılmak üzere göz ardı edilmesi;
·
Sorumlulukların yanlış dağıtılması;
·
Turizm ve rekreasyon gibi konulara gereğinden fazla önem verilmesi;
·
Finansal, yönetimsel ve politik istikrarsızlıklar;
·
Zorunlulukların ve önceliklerin net bir şekilde ortaya konamaması;
·
Uygulamaya elverişli olmayan yönetim planları.
Yönetim planlaması sürecinde birtakım sorunlarla da karşılaşılabilir. Bu sorunlar iki
grupta toplanabilir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Yönetim planının hazırlanma sürecinde ortaya çıkan sorunlar;
·
Uygulama aşamasında ortaya çıkan sorunlar.
Planlama aşamasında ortaya çıkabilecek sorunlar: (Thomas ve Middleton, 2003)
·
Planlama sürecinde çalışacak kalifiye eleman yetersizliği;
·
Yetersiz fon ve malzeme;
109
·
Yetersiz teknik destek;
·
Koruma alanının yerel halk tarafından olumsuz bir şekilde algılanması;
·
Dışarıdan gelen ekonomik baskılar;
·
Halk ve diğer katılımcılarla yeterli iletişimin kurulamamasıdır.
Aynı zamanda, planda karışık terimlerin kullanılması veya alınan kararların belli bir
mantık çerçevesinde ele alınmaması da çalışanlar ve halk ile iletişim kurmayı
zorlaştırmaktadır (Thomas ve Middleton, 2003).
Uygulama aşamasında ortaya çıkabilecek sorunlar ise, planın kendisinden
kaynaklanmaktadır: oturmamış bir içerik veya tarz veya hedeflerle ilgili gerçekdışı
beklentilerin olması gibi (Thomas ve Middleton, 2003).
Planın nasıl hazırlandığı, hangi aşamada kimlerin katıldığı da uygulamaya
geçildiğinde planın başarısı açısından önemli olmaktadır. Sıkça karşılaşılan sorunlar
(Eurosite, 1999):
·
Bütçeyle ilgili konuların yeterince ciddi bir şekilde ele alınmaması;
·
Koruma kurumunun yönetim kapasitesi ile ilgili gerçek olmayan varsayımlarda
bulunmak;
·
Yanlış seçilmiş hedefler;
·
Bazı önemli detayların daha sonra çalışılmak üzere göz ardı edilmesi;
·
Sorumlulukların yanlış dağıtılması;
·
Turizm ve rekreasyon gibi konulara gereğinden fazla önem verilmesi;
·
Finansal, yönetimsel ve politik istikrarsızlıklar;
·
Zorunlulukların ve önceliklerin net bir şekilde ortaya konamaması;
·
Uygulamaya elverişli olmayan yönetim planları.
Yönetim planı hazırlandıktan sonra özetinin de olması şarttır. Özette bulunması
gerekenler (Eurosite, 1999):
·
Alanın fiziksel ve biyolojik değerlerinin önemi;
110
·
İnsan ve çevre arasındaki ilişkiler;
·
Yönetimin temel hedefleri;
·
Bu hedeflere nasıl ulaşılacağı;
·
Gerekli kaynakların tahminidir.
2.4 Doğa Koruma Alanlarının ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinin
Yurtdışındaki ve Türkiye’deki Durumlarının Değerlendirilmesi
Doğal kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesi ve bunun sonucunda doğal çevrenin,
çoğu zaman, geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesi koruma kavramının
önemine dikkat çekmiştir. Doğal çevrenin insan yaşamının sürdürülebilirliği
açısından ne kadar önemli olduğunun bilincinde olanlar, bu durumun bilincinde
olmayanların dikkatini çekmek ve bu bilinci herkeste oluşturmak için birtakım
çalışmalar yapmış ve bunun sonucunda da, Dünyada ve Türkiye’de doğa koruma
adına gerek ulusal gerek özel birçok girişim gerçekleşmiştir.
Yurtdışına bakıldığında, ülkelerin, doğa koruma adına, konuyla ilgili tanımlar
belirlerken, kararlar alırken, projeler yürütürken ulusal ölçekte çalışmak yerine
uluslararası ölçekte, sistematik ve koordineli bir çalışma şeklini benimsedikleri
görülmektedir. Bu yaklaşımın benimsenmesinde de, uluslararası kuruluşların önemli
bir rolü olmuştur. Her ülke, kendi değerleri doğrultusunda, kararlar alıp uygulamaya
geçecektir ama doğa koruma gibi küresel ölçekte önemi olan bir konu için ortaklaşa
hareket etmek çok daha etkili sonuç verecektir.
Türkiye’de ise, doğa koruma kavramı, yurtdışına göre, daha yeni şekillenmeye
başlayan bir kavramdır. Yeni oluşmaya başladığı için de, tanım yapılırken veya
görev dağılımında sorunlar yaşansa da, Devlet veya sivil toplum kuruluşları
tarafından, konuyla ilgili, birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Ayrıca taraf olunan
uluslararası sözleşmeler sayesinde, ülkenin sahip olduğu değerler hem ulusal hem de
uluslararası ölçekte farkına varılmakta, Türkiye’deki birçok projeye yurtdışından
kaynak sağlanabilmektedir.
Günümüzde, maalesef, hassas ekolojik sistemlere sahip alanların korunmaya muhtaç
alanlar haline gelmesi socunda, çözüm olarak bu tip alanların doğa koruma alanı
olarak ilan edilip yönetilmesine başlanmıştır. Yurtdışında olduğu gibi, Türkiye’de de
bu tip uygulamalar başlatılarak, korunmaya muhtaç doğal alanlardan tarihi, doğal ve
kültürel değerler açısından bütünlük gösteren ve gerek ülke, gerekse dünya ölçeğinde
111
ekolojik önemi olan alanlar, ÖÇKB olarak tespit ve ilan edilmektedir. Türkiye’de 14
adet ÖÇKB bulunmaktadır.
Geçmişle kıyaslandığında, günümüzde doğa koruma alanları ve özellikle
ÖÇKB’lerde devlet ve STK’ları tarafından yapılan veya başlatılan çalışmalar kağıt
üzerinde hem niteliksel hem de niceliksel açıdan daha kapsamlı gözükse de, doğal
çevreye bakıldığında aynı olumlu değişim görülememektedir. Bu durumun en önemli
nedenlerinden biri, koruma alanlarında;
·
Habitat ve türlerin tek başına ele alınmasına engel olacak;
·
Bunlar arasındaki etkileşimi, oluşturdukları ekosistemleri ve onları olumlu veya
olumsuz etkileyen süreçleri ortaya koyacak;
·
Alanla ilgili alınacak her türlü ve her ölçekteki kararlara rehberlik edecek;
·
Uygulamada, alınan kararlara bağlı kalınmasını sağlayacak,
·
Belirlenen hedeflere ne ölçüde ulaşıldığını belirleyecek;
·
Sürekliliği olacak yönetim planlamasının eksikliğidir.
Etkili bir yönetim planlamasının en önemli bileşenlerinden biri de, yönetim planıdır.
Günümüzde ve gelecekte, yöneticilere ve alanın yönetimiyle ilgili diğer birimlere,
alanın korunması, kullanılması, geliştirilmesi ve yönetilmesinde rehberlik eden ve
onları denetleyen yönetim planları ile doğa koruma daha etkili bir hale gelebilecektir.
112
3. ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERI VE TURIZM
Günümüzde, turizm, dünya üzerinde en geniş ve en hızlı gelişen sektörlerden biri
haline gelmiştir. Birçok ülkede turizm, önemli bir gelir, iş ve refah kaynağı
olmaktadır. Fakat turizm sektörünün hızla büyümesi, ekonomik açıdan ülkeler,
bölgeler ve topluluklar için birçok fayda sağlarken, olumsuz çevresel ve sosyokültürel etkilere de sebep olmaktadır. Doğal kaynakların tükenmesi ve doğal
çevrenin zarar görmesi turizmin yoğun yaşandığı bölgelerde sık karşılaşılan çevresel
problemlerdendir.
3.1 Turizm Sektörüne Genel Bir Bakış
Öncelikle turizm, boş zaman ve rekreasyon kavramlarını birbirinden ayırt etmek
gerekir. Boş zaman, insanların çalışma, uyuma gibi temel ihtiyaçlarını giderdikten
sonra arta kalan zamandır. Rekresayon ise, boş zamanda gerçekleştirilen aktivitelerin
tümünü kapsar. Turizm kavramı da, insanların yaşadıkları yerden başka yerlere
geçici olarak seyahat etmeleri, gittikleri yerde gerçekleştirdikleri aktiviteleri ve
ihtiyaçlarının giderilmesi için oluşturulan hizmetlerin tümünü kapsamaktadır. Boş
zaman kavramı eğer bir zaman ölçüsüyse ve rekreasyon bu zaman diliminde
gerçekleştirilen aktiviteleri kapsıyorsa o zaman turizm bu aktivitelerden sadece
biridir denebilir. Fakat diğer bir taraftan da turizm deneyiminin önemli bir parçası
boş zaman ve rekreasyon aktivitelerine odaklanmıştır. O zaman turizm, çok boyutlu
ve fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik karakterlere sahip bir olgu olarak
kabul edilebilir (Newsome ve diğ., 2002).
Turizm, 20. yy’ın en önemli sosyo-ekonomik fenomeni olarak kabul edilebilir. 20.
yy’ın ilk yarısında sadece üst gelir grubundan sınırlı sayıda insana hitab ederken, 2.
Dünya Savaşı sonrası daha geniş kitlelere hitab etmeye başlamıştır. Günümüzde ise
çok daha geniş kitlelere hitabetmenin yanı sıra önemli bir istihdam kaynağı da
olmuştur (Neto, 2002). Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’ne (WTTC) göre,
günümüzde turizm dünya çapında gayri safi milli hasılanın %12’lik kısmını
oluşturmaktadır (Newsome ve diğ., 2002). Ayrıca, dünya genelinde yaklaşık 200
milyon kişiye iş imkanı sağlar ki, bu da tüm işlerin %8’lik kısmını oluşturmaktadır.
113
Başka bir deyişle her çalışan 12 kişiden biri turizm sektöründe çalışmaktadır
(Newsome ve diğ., 2002).
Dünyanın en geniş sektörü olarak kabul edilen turizm sektörü, uluslararası turizmin
de hızla gelişmesiyle globalleşmiş ve yüksek yıllık büyüme oranlarına sahip
olmuştur. Tablo 3.1’de 1999 yılında uluslararası turizmin ihracat gelirleri diğer
büyük sektörlerinkiyle karşılaştırılmıştır (Neto, 2002).
Tablo 3.1 : İlk 10 Sıradaki Sektörlerin İhracat Gelirleri
SEKTÖR
İHRACAT GELİRİ
(MİLYAR DOLAR)
555
549
526
437
401
Uluslararası Turizm
Otomotiv Ürünleri
Kimyasallar
Gıda
Yakıt
Bilgisayar ve Ofis
Ekipmanları
Tekstil
Telekomünikasyon
Ekipmanları
Maden Ürünleri
Demir ve Çelik Ürünleri
Tüm Sektörler Toplamı
PAZAR PAYI (%)
8,1
8,0
7,6
6,3
5,8
394
5,7
334
4,8
289
4,2
155
126
6890
2,3
1,8
100,0
Dünya Turizm Organizasyon’nun açıklamasına göre, 2000 yılında uluslararası
turizmden elde edilen kazanç yaklaşık 476 milyar dolardır ki bu miktar petrol
ürünleri, motorlu araçlar, telekomünikasyon ekipmanları veya başka kategorilerdeki
ürün ve hizmetlerin ihracat değerlerinden çok daha fazladır (Neto, 2002).
1990’larda, Körfez Savaşı veya Asya Finans Krizi gibi uluslararası politik ve
ekonomik krizlere rağmen uluslararası yolculuk yapan turistlerin sayısında yıllık
ortalama %4.3 artış olmuştur. Yine Dünya Turizm Organizasyon’nun açıklamasına
göre en dikkat çekici yıllık büyüme oranları turizmde görülmektedir. Tablo 3.2’de,
1985, 1990, 1995, 2000 ve 2005 yıllarında Afrika, Amerika, Asya ve Pasifik, Avrupa
ve Orta Doğu’ya giden turist sayıları ve bölgelerde turizm sektörünün bir önceki yıla
göre büyüme hızı görülmektedir (http://www.unwto.org/facts/menu.html).
Tablo 3.2 : Bölgelere Göre Uluslararası Turist Sayıları
Bölgeler
Afrika
Amerika
Asya ve
Pasifik
Avrupa
Orta Doğu
1985
9,7
65,1
32,9
204,3
8,1
Gelen Turist Sayısı (milyon)
1990
1995
2000
2005
15,2,
20,4
28,3
37,3
92,8
109,0 128,1 133,5
56,2
82,4
110,5 155,4
265,6
9,6
315,0
13,7
395,9
24,2
441,5
39,0
114
1985
9,2
-3,4
11,6
Büyüme Hızı (%)
1990 1995 2000
9,7
5,9
4,7
6,8
3,7
5,1
13,7
3,0
12,0
2005
8,3
6,2
7,8
5,7
5,6
6,0
4,3
4,0
7,6
3,9
12,9
6,9
12,4
2001 yılının Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan terörist saldırılar,
son yıllarda diğer uluslararası krizlere göre, turizme en ciddi darbeyi vuran olaydır.
Saldırılar, özellikle hava ulaşımı, iş seyahatleri ve gezi amaçlı seyahatler üzerinde
etkili olmuştur. Dünya çapında seyahat rezervasyonlarında, 2001 Ekimi sonunda,
%15’lik bir azalma saptanmıştır. Fakat, her yer ve her türlü turizm olumsuz
etkilenmemiştir. Örneğin, havayolları ve lüks oteller talep miktarındaki düşüşten
şikayetçi olurken, ülkeiçi turizm ve demiryolu ve karayolu ulaşımı bu krizden daha
az etkilenmiştir (Neto, 2002). Yine Dünya Turizm Organizasyonu’nun çalışmalarına
göre, 2020 yılında 1.6 milyar turistin yabancı ülkelere seyahat etmesi beklenmektedir
(Newsome ve diğ., 2002).
Turizm sektörü Türkiye ekonomisinde de önemli bir role sahiptir. 1950 ve 1980
yılları arasında turizm yatırımlarının Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde yoğunlaşmasıyla,
turizm gelirleri 1 milyon dolardan 327 milyon dolara yükselmiştir. 1980 ve 1990
yılları arasında uygulanan teşvik tedbirleri ile birlikte turizm gelirleri 3.3 milyar
dolara yükselmiş, turizm sektörünün yıllık büyüme hızı %12.1’e çıkmıştır. 1990
yılında turizm gelirlerinin gayrisafi milli hasıla içindeki oranı %2.2, turizm
gelirlerinin ihracat gelirleri içindeki payı %24.7, turizm yatırımlarının toplam
yatırımlar içindeki payı %4, turizm sektöründeki yabancı sermayenin toplam yabancı
sermayeye oranı %15 ve turizm sektöründe çalışanların toplam çalışanlara oranı
%3.8 olmuştur. Ayrıca turizm sektörü diğer sektörlere de 4.2 milyar dolar ek talep
yaratmıştır (Karaaslan ve Özelçi, 1996).
1980 ve 1995 yılları arasında Türk turizminin uluslararası turizm geliri içindeki payı
binde 3’den %1.4’e, yabancı turist sayısı 1.4 milyon kişiden 6.5 milyon kişiye,
Turizm Bakanlığı’ndan belgeli yatak kapasitesi ise 50 000’den 235 000 yatağa
yükselmiştir. Belediyeden belgeli oteller, ikincil konutlar ve yatırım aşamasındaki
276 000 adet yatakla birlikte 1 milyonun üzerinde yatak kapasitesi tespit edilmiştir.
Ayrıca, sektörde 30 000 yatak kapasiteli yat turizmi de hizmet vermekte ve 1400
seyahat acentası faaliyet göstermekteydi (Karaaslan ve Özelçi, 1996).
Dünya Turizm Organizasyonu’nun 2005 verilerine göre, dünyada en çok turist çeken
yerler arasında Türkiye sekizinci sırada yer almaktadır. Tablo 3.3’te Dünyada en
popüler ik on ülke görülmektedir (http://www.unwto.org/facts/menu.html).
115
Tablo 3.3 : En Çok Turist Çeken İlk On Ülke
ÜLKELER
Fransa
İspanya
ABD
Çin
İtalya
İngiltere
Meksika
Türkiye
Almanya
Rusya Federasyonu
ULUSLARARASI TURİST
SAYISI (milyon)
2003
2004
75,0
75,1
50,9
52,4
41,2
46,1
33,0
41,8
39,6
37,1
24,7
27,8
18,7
20,6
13,3
16,8
18,4
20,1
20,4
19,9
DEĞİŞİM (%)
2003/2002
-2,6
-2,8
-5,4
-10,4
-0,5
2,2
-5,1
4,3
2,4
-3,9
2004/2003
0,1
3,1
11,8
26,7
-6,4
12,3
10,5
26,2
9,5
-2,7
2004 YILI
PAZAR PAYI
9,8
6,9
6,0
5,5
4,9
3,6
2,7
2,2
2,6
2,6
Dünya Turizm Organizasyonu’nun 2020 yılına yönelik hesaplamalarına göre, en çok
turist çeken ilk üç bölgenin, 717 milyon turistle Avrupa, 397 milyon turistle Doğu
Asya ve Pasifik ve 282 milyon turistle Amerika’nın olması beklenmektedir. Tablo
3.4’te 1995, 2010 ve 2020 yıllarında Afrika, Amerika, Doğu Asya ve Pasifik,
Avrupa, Orta Doğu ve Güney Asya’ya gelen ve gelmesi beklenen turist sayıları ve
turizmin pazar payı görülmektedir (http://www.unwto.org/facts/menu.html).
Tablo 3.4 : Bölgelere Göre Uluslararası Turist Sayıları
BÖLGELER
Afrika
Amerika
Doğu Asya ve
Pasifik
Avrupa
Orta Doğu
Güney asya
BEKLENEN TURİST SAYISI (milyon)
1995
2010
2020
(referans yıl)
20
47
77
110
190
282
PAZAR PAYI (%)
1995
2020
3,6
19,3
5,0
18,1
81
195
397
14,4
25,4
316
14
4
527
36
11
717
69
19
59,8
2,2
0,7
45,9
4,4
1,2
Turizm sektörü, sağladığı yüksek kazançların yanında, yerel pazara hitap eden
küçük, yerel ölçekteki şirketlerden büyük ölçekte bölgelerarası hizmet veren ulaşım,
otel ve tur şirketlerine kadar çok çeşitli iş kollarını kapsayan geniş bir sektördür.
Sektör; konaklama, ulaşım, gıda, gezilecek yerler ve hediyelik eşyalar gibi ürün ve
hizmet sunarak turist çekmektedir (UNEP). Tablo 3.5’te turizm sektörünün sağladığı
ürün ve hizmetler görülmektedir.
116
Tablo 3.5 : Turizm Sektörünün Sağladığı Ürün ve Hizmetler
ÜRÜN VEYA HİZMET
Konaklama
Gidiş – Geliş ulaşımı
Gıda
Ulaşım ofisleri
Yer hizmetleri
Kültürel ve sosyal olaylar
Turizm alanlarının çevresel, kültürel ve mimari
miras kaynakları
HİZMET VERENLER
Oteller, yatak&kahvaltı, apart daireler, kamp
alanları, yolcu gemileri
Toplu taşıma (tren vb), havaalanları, tarifeli hava
ulaşımı ve deniz ulaşımı, otobüs ve gemiler
Restoran ve barlar, marketler, çiftlikler,
balıkçılar, bakkallar, kasaplar
Araba veya tekne kiralama acentaları, benzin
istasyonları, tur otobüsleri
Acentalar, tur şirketlerinin bayileri
Gezi ve tur düzenleyenler, spor ve rekreasyon
hizmetleri, dükkan ve mağazalar
Gezi ve tur düzenleyenler, yerel otoriteler,
koruma alanlarından sorumlu müdürler, mal
sahipleri
Günümüzde turizm, sadece dünyadaki en büyük sektör değil, aynı zamanda en geniş
sektörlerden biri de olma yolundadır. İnanılmaz boyutlardaki büyümesiyle beraber,
turizm sektörünün ekonomik etkilerinden başka, çevreye, toplumlara ve kültürel
alanlara olan etkisi de artmaktadır. Bu durum, turizm yönetim planlarının
gerekliliğini ve önemini ön plana çıkartmaktadır.
3.2 Turizm Türleri
Günümüzde, turizm, iki ana başlık altında toplanabilmektedir: kitle turizmi ve
alternatif turizm. Kitle turizmi, seyahatin büyük ölçüde ve konaklamanın tümüyle
kollektif bir biçimde gerçekleştirildiği ve turistin grupla bütünleşmesinin bilinçli
olarak özendirildiği bir turizm türüdür (Dinç, 1996). Alternatif turizm ise, evsahibi
ile turist ve turist ile çevre arasında daha yakın bir ilişki kurulmasına olanak veren bir
turizm türüdür (Newsome ve diğ., 2002).
Kitle turizmi, günümüz turizmini karakterize etmekle beraber, üzerinde en çok
tartışılan ve eleştirilen ve hatta gün geçtikçe reddedilmeye başlanan bir olgu
olmuştur. Aslında, dünyadaki turizmin gelişim trendlerine bakıldığında, kitle turizmi
başlangıç olarak kabul edilebilir. Günümüzde ise, kitle turizmi, inanılmaz bir hızda
gelişmekte ve özellikle kitle turizmine hazırlanma koşullarını yerine getirmemiş veya
getirememiş ülke ve bölgelerde önemli çevre sorunları yaratmaktadır (Dinç, 1996).
Kitle turizmine bir tepki olarak gelişen alternatif turizm kavramı ise çok geniş,
çevresine önem veren ve duyarlı bir turizm biçimidir. Diğer bir deyişle; gezginin
turiste, bireyin gruba, bağımsız çalışan uzmanlaşmış tur operatörlerinin kitle
turizmini sağlayanlara ve butik otellerin tatil köylerine tercih edildiği bir akımdır
117
(Dinç, 1996). Ayrıca, ekonomik açıdan verimli, toplumsal açıdan sorumlu, çevresel
açıdan bilinçli olmayı gerektiren alternatif turizmin bir diğer özelliği de doğal ve
sosyal çevre üzerinde, kitle turizmine göre çok daha az etkisinin olmasıdır
(Newsome ve diğ., 2002).
TURİZM
Bir yerden veya bir yere yapılan kısa süreli seyahatleri de içermektedir
KİTLE TURİZMİ
Kalabalık gruplardan oluşan
turistler
DOĞAL
Doğal alanlardaki turizm
Macera
Doğa odaklı
Doğal yaşam
Ekoturizm
ALTERNATİF TURİZM
Otantik doğal veya kültürel
çevre için gelen az sayıda turist
KÜLTÜREL
FAALİYET
İnanç turizmi
Spor festivalleri
DİĞER
Çiftlik yaşamı
: aktiviteyi ön plana çıkarır
: doğal peyzajın izlenmesi
: yaban hayatın izlenmesi
: eğitim ve doğa korumayı esas alır
Şekil 3.1 : Kitle Turizmi ve Alternatif Turizm (Newsome ve diğ., 2002)
Alternatif turizmin bir türü de doğal alan turizmidir. Doğal çevreyi esas alan bu
turizmin üç boyutu bulunmaktadır:
-doğal çevre içerisindeki turizm (macera turizmi)
-doğal çevre ile ilgili turizm (doğa odaklı turizm ve yaban hayatı turizmi)
-doğal çevre için olan turizm (ekoturizm)
Doğal çevre içerisindeki turizmde doğayı, canlıları rahatsız etmeden izleme temel
amaçtır. Diğer bir taraftan, doğal çevre ile ilgili olan turizmde yapılan aktiviteye
odaklanılmaktadır. Son olarak da, doğal çevre için olan turizmde eğitim ve doğa
koruma gibi kavramlar öne çıkmaktadır (Newsome ve diğ., 2002).
118
Yaklaşık 1965 yılından itibaren kullanılmaya başlanan ekoturizm kavramı, doğayla
ilgili diğer turizm türlerinden farklı olarak, doğal alanların korunmasına dikkat
çekmektedir (Kline, 2001).
Çok genel anlamlarıyla kitle turizmini ve alternatif turizmi değerlendirirsek, kitle
turizminin ekonomik ağırlıklı, alternatif turizm arayışlarının ise ekolojik ağırlıklı bir
görünüm sergiledikleri söylenebilmektedir.
3.3 Turizmin Etki Alanları
Hızla gelişen turizm, ekonomik açıdan birçok ülke, bölge veya topluluk için fayda
sağlarken, çevre üzerinde negatif etkilere de sebep olmaktadır (Neto, 2002).
Özellikle kitle turizmin kontrolsüz gelişmesi dünya üzerindeki birçok doğal alan için
potansiyel tehdit oluşturmaktadır (www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en3main.htm#natres). Bu durum, doğal çevre üzerinde, tahmin edilenden çok daha
fazla baskı yaratabilmekte ve toprak erozyonu, çevre kirliliği, doğal yaşam
alanlarının kaybı, nesli tükenmekte olan türlerin zarar görmesi, deniz kirliliği yaratan
atıklar gibi sorunlara sebep olmaktadır (www.uneptie.org/pc/tourism/susttourism/en-3main.htm#natres).
Turizmin beraberinde getirdiği bu sorunlara karşı doğal kaynakların yönetimi de
hükümetin en zor görevlerinden biridir (Neto, 2002). Doğal kaynaklarını ve yerel
ekosistemlerini kitle turizminin baskısından korumak konusunda henüz tam
bilinçlenmemiş gelişmekte olan ülkeler için, turistlerin tatil yerlerinde yüksek
seviyede tüketim eğilimi göstermeleri de başlı başına bir problemdir (Neto, 2002).
Kontrolsüz gelişen turizmin etki alanları üç ana başlık altında toplanabilir: doğal
kaynaklar, kirlilik ve fiziksel etkiler.
3.3.1 Doğal Kaynaklar
Turizm gelişimiyle artan tüketim, zaten kısıtlı olan doğal kaynaklar üzerinde baskı
yaratabilmektedir. Enerji, gıda ve temel hammadde gibi kaynakların yerel halk
tarafından tüketimi doğal kaynaklar üzerinde baskı yaratırken, gelişen turizm de
arazi, su ve deniz gibi doğal kaynaklar üzerinde baskı yaratmaktadır (Neto, 2002).
En kritik doğal kaynaklardan biri de sudur. Turizm sektörü de su kaynaklarını en çok
tüketen sektörlerden biridir. Otellerde, yüzme havuzlarında, golf alanlarında ve
turistlerin kişisel ihtiyaçlarında su kullanımına ihtiyaç vardır. Su kaynaklarının bu
119
şekilde kullanımı su kesintileri, suyun yetersizliği gibi sorunların beraberinde çok
fazla miktarlarda artan atık suyun bertarafı sorununu da getirmektedir
(www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main.htm#natres).
Akdeniz gibi, kurak iklimin hakim olduğu bölgelerde su kaynakları çok daha fazla
önem kazanmaktadır. Sıcak hava ve turistlerin tatildeyken kendi evlerinde
olduğundan daha fazla su tüketme eğilimi yüzünden günlük su tüketimi 440 litreye
kadar çıkabilmektedir (Leitschuh-Fecht, 1998).
Turizm; enerji, gıda ve diğer hammadde gibi yerel kaynaklarda da baskı
yaratabilmektedir. Turizm sektörünün sezonlara bağımlı olan karakteri yüzünden
birçok turizm alanı ölü sezona göre on kat fazla nüfus çekmektedir. Turist
sayısındaki bu yüksek artış yerel kaynaklara olan talebi artırmaktadır (T. C. Çevre ve
Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürülüğü, 2004).
Arazi de bir diğer önemli doğal kaynaktır. Mineral veya fosil yatakları, verimli
toprak, orman alanları, sulak alanlar ve doğal yaşam alanları önemli arazi
kaynaklarıdır (Leitschuh-Fecht, 1998). Turizm alanlarındaki yapıla ş m a v e
rekreasyon hizmetleri bu gibi alanlarda ve manzara peyzajında baskıyı artırmaktadır
(Leitschuh-Fecht, 1998). Diğer bir tarafta da, hatalı arazi kullanımı veya planlama
eksikliği yüzünden, hızla gelişen turizmin diğer kullanımlarla boş arazi bulmak için
rekabete girmesi hem arazi fiyatlarını arttırmakta hem de tarım arazilerinin imara
açılmasına sebep olmaktadır (Neto, 2002). Arazinin konaklama veya altyapı ve
inşaat malzamesi temini için kullanımı da hem tükenen hem de tükenmeyen doğal
kaynakları direk etkilemektedir (Leitschuh-Fecht, 1998).
Orman alanları da turizm yüzünden negatif etkilenmektedir. Bu etkiler, yakıt
sağlamak veya yeni arazi açmak için orman alanlarının azalması şeklinde kendini
göstermektedir. Örneğin Nepal gibi orman alanlarının azaldığı bir ülkede, trekinge
çıkan bir turist günde dört, beş kilogram odun tüketebilmektedir
(www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main.htm#natres).
3.3.2 Kirlilik
Doğal ve diğer yerel kaynakların hızla tüketimi yanında; turizm sektörü de diğer
sektörlerin sebep olduğu aynı tür kirliliklere sebep olmaktadır: hava kirliliği, gürültü,
katı atık ve çöp, kanalizasyon, yağ ve kimyasallar, mimari ve görsel kirlilik. Turizm
sektörünün ürettiği sıvı ve katı atıkların bertarafı, özellikle, bu atıkları çevreye zarar
vermeyecek şekilde bertaraf etmekte zorlanan gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir
tehdittir (Coccossis ve Nijkamp, 1995).
120
Hava ve gürültü kirliliği turizmin sebep olduğu en önemli kirliliklerdendir.
Havayolu, karayolu ve demiryolu ulaşımı, artan turist sayısına bağlı olarak gelişim
göstermektedir (Leitschuh-Fecht, 1998). ICAO’nun raporuna göre, uluslararası
havayolunu kullanan yolcular 1972 yılında 88 milyon iken 1994 yılında 344 milyona
çıkmıştır. Hava ulaşımındaki bu artışın sonucunda turizmin havayollarının
%60’ından fazlasını kullandığı söylenebilir. Örneğin yapılan bir araştırmaya göre,
okyanus ötesi gidiş- geliş gerçekleştirilen bir uçağın sebep olduğu hava kirliliği, bir
insanın ortalama bir yılda sebep olduğu hava kirliliğinin yarısına eşittir. Ulaşım ve
enerji üretimi ve kullanımının sebep olduğu hava kirliliği sonucunda asit yağmurları,
küresel ısınma ve kimyasal kirlilik gibi olaylar yaşanmaktadır (Neto, 2002).
Uçak, araba ve otobüs gibi ulaşım araçlarının yanısıra eğlence için kullanılan kar
araçları ve jet ski gibi araçların sebep olduğu gürültü kirliliği de günümüzde hızla
artan bir çevre problemidir. İnsanlar açısından rahatsızlık, stres ve duyu kaybı gibi
problemler yaratırken doğal hayat üzerinde de olumsuz etkilere neden
olabilmektedir. Örneğin, kar araçlarının sebep olduğu gürültü o bölgede yaşayan
hayvanların davranışlarının değişmesine yol açabilmektedir (Leitschuh-Fecht, 1998).
Turizmin yoğunlaştığı bölgeler için bir diğer tehdit unsuru da katı atıkların
bertarafıdır. Katı atık bertarafı uygun şekilde yapılmadığı takdirde doğal çevre ciddi
şekilde zarar görebilir. Örneğin, Florida’dan Fransız Guanası’na kadar uzanan
Karayipler’e her yıl 63 000 adet gemi uğramaktadır. Bu gemiler alana yaklaşık 82
000 ton çöp bırakmaktadır. Gemilerden bırakılan çöplerin %77’si yolcu gemilerine
aittir. Katı atık ve çöpler suyun ve kıyının fiziksel görünümünü bozduğu gibi deniz
hayvanlarının ölünüme de sebep olmaktadır (www.uneptie.org/pc/tourism/susttourism/en-3main.htm#natres).
Dağlık alanlarda da trekking gibi açık hava faaliyetlerine katılan turistler çöplerini
etrafa atarak doğal çevreye zarar vermektedirler (Leitschuh-Fecht, 1998).
Konaklama için yapılan otel ve diğer turistik yapıların artışı kanalizasyon kirliliğine
de sebep olmaktadır. Atık sular, turist çekim yerlerine yakın olan denizleri ve gölleri
kirletmekte ve flora ve faunaya zarar vermektedir. Ayrıca kanalizasyonun denize
boşaltılması yosunları çoğaltıcağından mercan kayalıkları da zarar görmektedir.
Kanalizasyonun yol açtığı kirlilik deniz canlılarını ve hayvanları etkilediği gibi insan
sağlığını da etkilemektedir (Leitschuh-Fecht, 1998).
Turizm yapıları, bulundukları çevrenin doğal veya mevcut mimari karakterine
uyumlu yapılmadığı takdirde görsel kirliliğe de neden olmaktadırlar. Arazi kullanımı
planlaması ve bina yapımı ile ilgili yasal düzenlemelerdeki boşluklar kıyı
121
alanlarında, vadilerde ve manzara noktalarına sahip yol kenarlarında yapılaşmanın
kontrolsuzca artmasına sebep olmaktadır (Leitschuh-Fecht, 1998).
3.3.3 Fiziksel Etkiler
Kumsallar, göller, nehir kenarları ve dağ zirveleri ve yamaçları gibi çekici doğal
alanlar, tür açısından zengin ekosistemlere sahip geçiş bölgeleridir. Bu alanlardaki
tipik fiziksel etkiler ekosistemlerin zarar görmesidir (www.uneptie.org/pc/tourism/
sust-tourism/en-3main.htm#natres). Altyapı ve turizm aynı hızla gelişmediği
takdirde, doğal alanlardaki turizm aktiviteleri ekosistemlere dönüşü olmayan zararlar
verebilmektedir (Neto, 2002).
Ekosistemler; canlı organizmaları (insan, bitki, hayvan ve mikroorganizmalar),
onların etrafındaki çevreyi (toprak, su ve hava) ve nesillerin devam etmesini
sağlayan doğal döngüyü kapsayan coğrafik alanlardır. Türlerin azalmasından en çok
etkilenen ekosistemler dağlık bölgeler, yağmur ormanları, sulak alanlar, ağaçlık
bölgeler, mercan kayalıkları ve deniz yosunu yataklarıdır. Bu alanların turistler ve
yatırımcılar için son derece çekici olması ekosistemler üzerindeki tehdit ve baskıları
ciddi boyutlarda artırmaktadır (www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main.
htm#natres).
Fiziksel etkiler sadece turizme yönelik arazi kullanımı veya inşaat yüzünden değil,
sürekli devam eden turist aktiviteleri ve yerel ekonomi ve ekolojilerdeki uzun vadeli
değişimler yüzünden de olmaktadır (www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en3main. htm#natres).
Fiziksel etkileri kendi içinde ikiye ayırabiliriz: turizm gelişiminin sebep olduğu
fiziksel etkiler ve turist aktivitelerinin sebep olduğu fiziksel etkiler
(www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main. htm#natres).
Konaklama, su temini, restoran ve rekreasyon gibi turizm hizmetleri beraberinde
kum ocağı, kumsal ve kumul erozyonu ve gereğinden fazla sert zemin gibi olayları
getirmektedir. Bunun yanında, yol ve havaalanı yapımı doğal hayat habitatlarının
zarar görmesi ve hatta yok olması ve manzaranın bozulmasına neden olmaktadır. Bu
yüzden arazi kullanımı kararlarında hangi kullanınım doğal çevre üzerinde ne gibi
etkileri olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin, Yosemite Milli Parkında
(ABD), artan turist nüfusu doğrultusunda yolların ve hizmetlerin sayısının, altyapı ve
otopark alanlarının artırılması habitatların yok olmasına neden olmuş ve beraberinde
de kirliliği getirmiştir. Hatta hava kirliliği o kadar artmıştır ki Sierra Club; duman
122
tabakasının milli parkın uçaklardan görülmesini engelleyecek kadar kalın olduğunu
rapor etmiştir (www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main. htm#natres).
Dağlık alanlarda turizm yapıları için ormanlık arazilerin yapılaşmaya açılması veya
kıyılardaki sulak alanların drene edilip doldurulması da ciddi zararlara yol
açabilmektedir. Hatta bu zararlar uzun vadede etkilerini sürdürmektedir.
Marina ve dalgakıran yapımı ise akıntı ve kıyı çizgilerinin değişimine neden
olmaktadır. Bunun yanında, bina yapımı için gerekli olan kum gibi inşaat
malzemelerini temin etmek de mercan kayalıklarını, ağaçlık alanları ve ormanları
etkileyerek erozyona ve habitatların yok olmasına neden olmaktadırlar. Örneğin
Filipinler ve Maldivler’de inşaat malzemesi için mercan kayalarının dinamitlenmesi
ve madencilik hassas mercan kayalıklarına ve yerel halkın geçim kaynağı olan ve
turist çeken balıçılığa zarar vermektedir (www.uneptie.org/pc/tourism/susttourism/en-3main.htm#natres).
Kıyılardaki aşırı yapılaşma ve gereğinden fazla sert zemin de habitatların yok olması
ve deniz kaplumbağalarının yuvalama yerleri gibi deniz-kara ilişkisinin olduğu
alanların zarar görmesine neden olmaktadır (Leitschuh-Fecht, 1998).
Turizm gelişiminin sebep olduğu fiziksel etkilerin yanında turist aktivitelerinin de
sebep olduğu fiziksel etkiler bulunmaktadır.
Turistlerin bir yolu devamlı kullanmaları, civardaki bitki örtüsü ve toprağa zarar
vermektedir. Bunun sonucunda da, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi birçok etkiler
görülmektedir (Leitschuh-Fecht, 1998). Tablo 3.6’da turistlerin bitki örtüsü ve toprak
üzerindeki olumsuz etkileri görülmektedir (Neto, 2002).
Sahil alanları da turist aktivitelerinden olumsuz etkilenmektedir. Sahil alanlarında
tursitlerin gerçekleştirdiği birçok aktivite nadir ekosistemlerin içinde veya etrafında
olmaktadır. Teknelerin demirlemesi, sualtı sporları, hobi amaçlı balıkçılık gibi
aktiviteler deniz ekosistemlerine etkili şekilde zarar vermektedir. Sayılarla örnek
vermek gerekirse; mercan kayalıklarına sahip 190 ülke vardır. Bunların içinde 90
ülkede, gemilerin veya teknelerin demirlemeleri ve atık sularını boşaltmaları, dalan
turistlerin parçalar koparması veya yerli halkın turistlere satmak için toplaması
sonucu mercan kayalıkları zarar görmektedir. Bir yolcu gemisinin, mercan
kayalıklarında demirlemeye çalışırken bir günde bozduğu alan bir futbol sahasının
yarısı kadardır ve bozulan alanların yenilenmesi için yaklaşık elli yıl gerekmektedir
(www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en-3main.htm#natres).
123
Tablo 3.6 : Turistlerin Bitki Örtüsü ve Toprak Üzerindeki Olumsuz Etkileri
BİTKİ ÖRTÜSÜ
TOPRAK
Ağaç dallarının kırılması veya zarar görmesi
Organik maddelerin kaybı
Bitkilerin sağlıksızlaşması
Toprağın gözenekli yapısının bozulması
Yeniden üremelerinin azalması
Hava ve su geçirgenliğinin azalması
Yer örtücülerin azalması
Su birikintilerinin artması
Türlerin biraraya gelişlerinin değişmesi
Erozyonun hızlanması
Doğal alanların turist çeken bir diğer özelliği de doğal hayatı izlemeye olanak
vermesidir. Fakat, bu aktivite de hayvanlar üzerinde stres yaratarak davranışlarında
değişimlere sebep olabilmektedir (www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/en3main.htm#natres).
Turist aktivitelerinin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerine bir başka örnek
olarak Kuzey Tayland’da 1960’lı yılların başında başlayan trekking gösterilebilir.
Bölge için çok önemli bir gelir kaynağına dönüşen trekking, 1980’li yıllarda yılda
100 000’den fazla turist çekmekteydi. Bu durumun doğal çevre üzerindeki olumsuz
etkilerinden biri, bambuların turistler tarafından sal yapımında kullanılmasıydı.
Bölgenin bitki örtüsünde önemli bir role sahip olan bambular ciddi bir şekilde zarar
görmüşlerdir (Dearden, 1993).
Turizm gelişiminin tehdit ettiği doğal çevre öğeleri de şu şekilde özetlenebilir:
ekosistemler, toprak, bitki örtüsü, su, hava ve yaban hayatı. Tablo 3.7’de turizmin bu
doğal çevre üzerindeki negatif etkilerine örnekler verilmiştir (Eagles ve diğ., 2002).
Doğal hayatın korunması, hızla artan insan nüfusu yüzünden, artık bir gerekliliktir.
Turizmin sektörü açısından son derece çekici olan doğal çevre ise, turizmin
yaratacağı baskıdan bilinçli bir şekilde korunmalıdır. Bu da ancak planlı bir turizm
gelişimi ile mümkün olabilir.
124
Tablo 3.7 : Turizmin Sebep Olduğu Çevresel Riskler
ÖĞELER
ÖRNEKLER
Ekosistemler
Konaklama, turist merkezleri, altyapı vb hizmetlerin yapımı doğal çevre
için doğrudan risk oluşturmaktadır
Yol ve avlanma alanları gibi turizm ve turistler için geliştirilen arazi
kullanımları yüzünden habitatlar zarar görmektedir
Toprak
Erozyon
Bitki Örtüsü
Su
Hizmetlerin etrafındaki yoğun kullanım bitki örtüsünü negatif
etkilemektedir
Ulaşım
Turizmin yoğun olduğu bölgelerde yangın riski de yüksektir
Su tüketimi çok fazladır
Kanalizasyon veya çöplerin nehir, göl ve denize boşaltılması
Gemi ve teknelerin sebep olduğu mazot ve yağ sızıntısı
Suda yaşayan türler de yoğun turist aktivitelerinden etkilenebilirler
Hava
Motorlu araçlar hava kirliliğine sebep olmaktadırlar
Doğal Yaşam
Avcılık ve balıkçılık türlerin popülasyon dinamiklerini değiştirebilir
Avcılar ve balıkçılar yeni türlerin getirilmesini veya avlanan hayvanların
sayısının arttırılmasını isteyebilirler
Ulaşım, yeni türlerin getirilmesi vb böcekleri ve küçük omurgasızları da
etkileyebilir
Turistlerin sebep olduğu rahatsızlık bölgede yaşayan tüm canlıları
etkilemektedir
Deniz memelileri de tekneler yüzünden zarar görmektedirler
Vahşi hayvanların insanlara alışması da davranışlarında bozukluklara
sebep olmaktadır
3.4 Zarar Gören Doğal Çevrenin Turizm Sektörü Üzerindeki Etkisi
Sadece kontrolsüz gelişen turizm doğal çevreye zarar vermemektedir; doğal çevrenin
zarar görmesi de turizm gelişimini olumsuz etkilemektedir. Turizm açısından çekici
birçok dağlık alanda, adalarda, kıyı kesimlerinde ve ekolojik açıdan hassas alanlarda
turizmin doğal çevreye zarar vermesi sonucu turizm sektörünün kendisinin de zarar
gördüğü artık bilinen bir gerçektir.
Birçok turizm alanında, global ısınma başta olmak üzere, global çevre sorunları
turizmi olumsuz etkilemektedir. Artık, insan aktivitelerinin Dünya yüzeyinin
ortalama sıcaklığını değiştirdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Birleşmiş Milletlerin
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Panelinde (IPCC), global ısınmaya birçok
faktörün neden olduğu üzerinde durulmuştur. Panelin Üçüncü Değerlendirme
Raporuna göre, 1990 yılına göre 2100 yılında, global olarak ortalama yüzey
sıcaklığında 1.4 ve 5.8 derecelik artış beklenmektedir. Global ısınmanın en önemli
sonuçlarından biri deniz seviyesindeki artıştır: IPCC Paneline göre, 2100 yılına kadar
deniz seviyesinde 9 ve 90 cm arasında artış olması beklenmektedir (Neto, 2002).
Deniz seviyesindeki artışlar kıyı kesimleri için felaket derecesinde etkilere sebep
olabilecektir. Global ısınma, iklim değişikliklerine de sebep olup, tropik fırtına veya
125
kıyı baskınları gibi meteorolojik olaylara da yol açabilecektir. Bunun yanında, global
ısınma sadece adalar ve kıyı alanlarında değil, dağlık bölgelerde de turizmi olumsuz
etkileyecektir.
Deniz seviyesindeki ölçülebilir artışlar, özellikle kıyı kesimlerdeki ve adalardaki
turizm alanlarında ciddi sorunlara yol açabilir. Yine Birleşmiş Milletlerin
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneline (IPCC) göre adalar ve kıyı alanlarında
deniz seviyesindeki artış ve sel baskınlarının; kıyı erozyonu, turizm hizmetlerini de
kapsayan arazi ve gayri menkul kaybı, insanların evsiz kalması, tatlı su kaynaklarına
deniz suyunun karışması ve bu değişikliklere cevap verebilmek ve uyum
sağlayabilmek için fazla harcamalar gibi sonuçlar doğurabilecektir (Neto, 2002).
Doğal çevre, turizm için temel kaynak olarak kabul edilirse, doğal çevrenin
korunması turizm sektörünün yükümlülüğündedir denebilir (Woodley, 1993).
Görüldüğü gibi doğal çevreyi turizmin etkilerine karşı korumak hem doğal hayatın
hem turizm sektörünün kendisinin sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir.
3.5 Doğal Çevrenin Korunmasında Turizmin Katkısı
Çevre korumada turizmin rolü, Dünya Turizm Organizasyonu’nun Manila Bildirgesi
(WTO, 1980) ile ortaya konmuştur. Bu bildirgede; turizm kaynaklarının kullanımının
kontrolsüz bırakılmamasına, turizm gereksinmeleri karşılanırken turizm alanlarında
yaşayan nüfusun sosyal ve ekonomik yaşantısına, turist çeken tarihi ve kültürel
alanlarda doğal kaynaklara zararlı olacak faaliyetlerde bulunulmamasına, bütün
turizm kaynaklarının insanoğlunun mirası olduğuna değinilmiş ve uluslararası
ölçekte doğal ve kültürel kaynakların korunmasının geniş kapsamlı turizm
planlamasının amacı olduğu belirtilmiştir (Karaarslan ve Özelçi, 1996).
Turizm sektörü, doğal çevrenin korunmasına katkı sağlayacak şekilde
geliştirilmelidir. Turizm sektörü doğa korumaya; ekonomik katkı, gelişmiş çevre
yönetimi ve planlaması, artan çevre bilinci ve koruma yolu ile katkı sağlayabilir
(www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
Turizm, doğal alanların ve habitatların korunmasına doğrudan ekonomik katkı
sağlayabilir. Park girişlerinden vb kaynaklardan elde edilen gelirler doğal çevrenin
korunması ve yönetilmesi için harcanabilir. Örneğin, Kanada’da, 41 adet milli park
her sene 28 milyon ziyaretçi tarafından görülmekte ve 740 milyon euro gelir
sağlamaktdır (Jacques, 2004).
126
Turizm gelirlerinin hükümetlere de faydası dokunmaktadır. Kullanıcı ücretlerinden,
gelir vergilerinden, rekreasyon ekipmanlarının satışlarından ve kirasından elde edilen
gelirlerin vergilerinden ve avcılık ve balıkçılık gibi aktiviteler için ödenen lisans
ücretlerinden de doğal kaynakların yönetiminde hükümetlere katkı sağlanabilir.
Örneğin, Hint Okyanusunda bulunan Seyşel Adalarına gelen ziyaretçilerden 90
dolarlık vergi alınmaktadır. Bu gelir, çevrenin korunmasında ve turizm hizmetlerinin
geliştirilmesinde kullanılmaktadır. Birleşik Devletlerde Batı Virginia’da da raftinge
katılanlardan toplanan vergiler raftingin çevresel etkilerini araştırmada
kullanılmaktadır. Bununla beraber raftingle ilgili kuruluşlar her yıl nehir temizleme
günleri düzenlemektedir. Belize’de ise, toplanan 3,75 dolarlık havaalanı vergisi
Koruma Alanları Koruma Fonuna gitmektedir. Bu fondan elde edilen gelirler yağmur
ormanlarının ve mercan kayalıklarının korunmasında kullanılmaktadır. Başka bir
örnek vermek gerekirse de, Costa Rica’da turizm sektörü milli gelir rezervinin
%72’sini oluşturmaktadır. Ayrıca, 140 000 iş imkanı ve ulusal üretimin %8,4’ünü
sağlamaktadır. Ülke topraklarının %25’i koruma kategorisi altında yönetilmektedir.
1999 yılında, koruma altındaki alanları ziyarete gelen yerli ve yabancı turist sayısı
866 083 kişiyi bulmuş ve ödenen ücret ve servis hizmetleri hükümete 2,5 milyon
dolar kazandırmıştır (Jacques, 2004).
Turizm hizmetlerinin ve özellikle de otellerin sağlıklı bir çevresel planlama ile
yönetilmesi doğal çevreye yararlı olmaktadır. Bunun için alanın çevresel
kaynaklarının analizini temel alan, kontrollü gelişim için dikkatli bir planlama
gerekmektedir. Planlama ile çakışan kullanımlar arasında uzlaşma sağlayarak doğru
arazi kullanımı kararları alınabilir. Aynı zamanda turizm gelişiminin önceden
planlanması ile turizmin verebileceği zararlar ve hatalar önlenebilmektedir
(www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
Cleaner production teknikleri (UNEP’in tanımına göre Cleaner Production, insanlar
ve doğal çevrenin karşı karşıya kaldığı riskleri önlemeye ve etkinliği arttırmaya
yönelik süreç, ürün ve hizmetlerin bütünleşik çevresel stratejisinin sürekli
uygulanmasıdır), turizm hizmetlerinin çevreye olan etkilerinin azaltılacak şekilde
planlanması ve gerçekleştirilmesi için önemlidir. Örneğin, çevre duyarlı binalar (green building- çevreyi kirletmeyen malzemeler, kanalizasyon sistemi ve enerji
kaynaklarının kullanıldığı) turizm sektörünün çevreye verdiği zararları azaltmak için
kullanılmaya başlanmıştır. Turizm sektörünün bir diğer ciddi problemi olan atıklara
karşı önlem almak içinse, kirlilik önleme ve çöp miktarını azaltma teknikleri
önemlidir (www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
127
Turizm, insanların doğa ve çevreyle daha yakın temas kurmalarını sağladığı takdirde,
halkta çevre bilincini oluşturma ve doğal çevre ile ilgili problemlerin farkına
varılmasını sağlama potansiyeline sahiptir. Bu yakınlaşma sayesinde doğanın değeri
daha iyi anlaşılabilir ve çevreci, bilinçli davranış ve aktivitelerle doğal çevrenin
korunması sağlanabilir (www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.
htm).
Turizmin doğal çevrenin korunmasında bir diğer katkısı da biyolojik çeşitliliğin
korunması, restorasyonu ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılması
yönünde olabilir. Arkeolojik ve doğal alanlar çekici olmaları yönünden turizm
açısından son derece değerlidir ve bu çekiciliği her daim canlı tutabilme ihtiyacı milli
park ve yaban hayatı parkları (wildlife parks) oluşturma konusunda teşvik edici
olabilir. Örneğin, Hawaii’de, yağmur ormanları ve yerel türleri korumak için yeni
yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Adaların etrafındaki mercan kayalıkları ve deniz
yaşamı da koruma altına alınmıştır. Günümüzde, Hawaii’nin, ekolojik sistemlerle
ilgili araştırma yapmak için uluslararası bir merkez haline gelmesindeki en önemli
sebeplerden biri adadaki turizm sektörünün korunması ve geliştirilmeye
çalışılmasıdır (www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
Turizm gelişiminin doğal çevre korumaya katkısına başka bir örnek de Dominik
Cumhuriyeti’nden verilebilir: Grupo Punta Cana. Bu turistik tesisin yapılmasında,
Punta Cana doğal yaşam alanına zarar vermeden üst düzey gelir grubundaki turistlere
hizmet sunmak amaçlanmıştır. Tesis yapılırken 10 000 ha’lık bir alan doğal rezerv ve
yerli meyve ağaçları bahçesi olarak ayrılmıştır. Punta Cana Doğal Rezerv alanı,
karayiplere özgü nadir flora ve faunaya ait türlerin doğal yaşam alanı olan yarı tropik
ormanlarla çevrili 11 adet tatlı su kaynağına sahiptir. Ziyaretçiler, kumsaldan
başlayan patikalarla ağaçlık alanları, su kaynaklarının oluşturduğu gölleri ve onlarca
tropik bitki ve hayvan türlerini görme fırsatı elde edebilmektedirler. Punta Cana
Ekoloji Vakfı, rezerv alanında doğal türlerin yok olmaya başladığı bölümlerinde
ağaçlandırma çalışmaları başlatmıştır. Tesis bünyesinde, ayrıca, resifleri koruma
programları ve atık suları arıtarak sulamada kullanma gibi doğal çevrenin
korunmasına yönelik önlemler de alınmıştır. Tesisteki golf sahası için de damıtılmış
deniz suyu ile sulamaya uygun, normal miktarın yarısı kadar gübre ve pestisid
gerektiren bir tür çim kullanılmıştır. Son olarak da turistik tesis, Cornell Üniversitesi
tarafından
kullanılan
bir
biyolijik
çeşitlilik
laboratuarı
kurmuştur
(www.uneptie.org/pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
Turizm, yaban hayatın korunmasında, Afrika başta olmak üzere, Güney Amerika,
Asya, Avustralya ve Güney Pasifik’te önemli bir rol oynamaktadır. Çok fazla sayıda
128
hayvan ve bitki türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olması veya birçoğunun
çoktan yok olması yüzünden birçok ülke doğal hayat rezerv alanları oluşturmakta ve
doğal hayat tutkunu turistleri çeken hayvan türlerini korumak için sıkı yasal
düzenlemeler getirmektedir. Bütün bu önlemler sonucunda birçok tehlike altındaki
tür varlıklarını sürdürebilecektir. Bu konuda da örnek vermek gerekirse; Afrika’nın
Göller Bölgesi’nde yaşayan ve tehlike altında olan dağ gorilleri ekolojik, ekonomik
ve politik açıdan son derece önemlidir. Bu türün doğal yaşam alanı, Kuzeybatı
Rwanda, Doğu Kongo Cumhuriyeti ve Güneybatı Uganda’ya kadar uzamaktadır.
Bölgede on yıl süren politik krizlere ve iç savaşa rağmen turizmden elde edilen gelire
duyulan ihtiyaç yüzünden gorilleri ve yaşam alanlarını koruma konusunda uzlaşma
sağlanmıştır. Bir gorili izleme, park giriş ücretleri hariç 250 dolardır. Bu demektir ki,
38 nüfuslu üç goril grubundan yılda 3 milyon dolarlık bir gelir elde edilebilmektedir.
Turizm fonları, yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte gelişmeye katkı sağlamaktadırlar.
Sonuç olarak, hassas Afrika orman alanlarından turizm sayesinde elde edilen önemli
miktarlardaki gelirler sayesinde bu kritik habitatlar korunmaktatır (www.uneptie.org/
pc/tourism/sut-tourism/env-conservation.htm).
Turizmin doğal çevre üzerinde olumsuz etkileri de olsa, doğa korumaya katkı
sağladığı bir gerçektir. Planlı bir turizm gelişiminin koruma alanlarındaki faydaları
şu şekilde de özetlenebilir: ekonomiyi güçlendirir, doğal ve kültürel mirası korur ve
yaşam kalitesini yükseltir. Tablo 3.8’de koruma alanlarında, ekonominin güçlenmesi,
doğal ve kültürel mirasın korunması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesinde turizmden
nasıl yararlanılabileceği görülmektedir (Eagles ve diğ., 2002).
129
Tablo 3.8 : Koruma Alanlarında Turizmin Potansiyel Yararları
TURİZMİN YARARLARI
TURİZMİN ETKİ ALANI
Ekonominin Güçlenmesi
Doğal ve Kültürel Mirasın
Korunması
Yaşam Kalitesinin Yükseltilmesi
§ Yerli halk için yeni iş imkanları sağlar
§ Geliri arttırır
§ Yeni turizm şirketlerinin kurulmasını teşvik eder ve yerel
ekonomiyi canlandırır ve çeşitlendirir
§ Yerel gıda üreticilerini güçlendirir
§ Yeni pazarlar ve yabancı yatırımlar sağlar
§ Yaşam standartlarını iyileştirir
§ Çalışanların kalifiye olmasını sağlar
§ Koruma alanları ve yerel halk için fon sağlar
§ Ekolojik süreçleri ve su havzalarını korur
§ Biyolojik çeşitliliği korur
§ Kültürel ve mimari miras kaynaklarını korur ve muhafaza eder
§ Yerli halkın daha önce farkına varmadığı ve değer vermediği
değerleri ortaya çıkarır
§ Eğitim yoluyla koruma açısından halkı bilinçlendirir
§ Doğal ve kültürel mirasın öneminin ziyaretçiler ve ziyaret
edilen alanda yaşayanlar tarafından farkına varılmasını
sağlayarak sorumlu bir kuşağın oluşmasını sağlar
§ Turizm sektörünü olduğu gibi turistlerin de davranışlarını
etkileyen bir çevre yönetim sisteminin oluşmasını sağlar
§ Kamusal hizmetleri, ulaşımı ve komünikasyonu iyileştirir
§ Doğa koruma içi kendi kendini finanse edebilen mekanizmalar
geliştirir
§ Yüksek bir yaşam kalitesi için gerekli olan estetik, ruhsal vb
değerleri öne çıkartır
§ Turistler ve halk için çevre eğitimini destekler
§ Turistler için olduğu kadar, yerli halk ve alan için de çekici
çevre yaratır
§ Kültürlerarası iletişimi sağlar
§ Kültülerin, el sanatlarının ve yerel sanatların gelişmesini
sağlar
§ Yerli halkın eğitim seviyesini yükseltir
§ Yerli halkın yabancı turistlerin dilleri ve kültürlerini
öğrenmesini sağlar
§ Yerli halkın kendi kültürlerine ve çevrelerine değer verip sahip
çıkmalarını sağlar
3.6 Sürdürülebilir Turizm
Sürdürülebilirlik kavramını ilk olarak 1987 yılında dünya gündemine getiren
Bruntland raporu, yaşamın her alanında kötüye giden duruma yönelik endişeden yola
çıkarak “Sürdürülebilir Kalkınma” olarak bilinen kavramı ortaya atmıştır (Gökçen ve
diğ., 1996).
Sürdürülebilir
kalkınma,
gelecek
kuşakların
kendi
gereksinimlerini
karşılayabilmelerini tehlikeye sokmaksızın, bugünkü kuşakların gereksinmelerini
karşılayabilmelerini sağlamaktır. Turizm açısından sürdürülebilirlik kavramı ise,
turizmin kaynağı olan doğal, tarihi, kültürel, sosyal ve estetik değerlerin korunup
geliştirilerek, çekiciliklerinin ve varlıklarının devamını sağlamayı ifade etmektedir.
130
Sürdürülebilir turizmin gelişimi, doğal alanların korunması, yenilenmesi ve ekolojik
dengenin korunması ile mümkün olacaktır. Turizmin kaynağı olan bu değerlerin
korunmaması durumunda, turizmin geleceğinin yöresel, bölgesel ve ülkesel bazda
tehdit altına gireceği açıktır (Oral ve Şenbük, 1996).
Dünyanın en hızlı büyüyen sektörlerinden biri olan turizm sektöründen daha yüksek
pay alabilmek için birçok ülke sürdürülebilirlik kavramını; doğal kaynaklarının,
tarihi ve kültürel değerlerinin korunması ile kalkınma ölçütleri arasında denge
kurduğu için, turizm planlaması ile birlikte ele almaktadırlar. Türkiye’de de,
sürdürülebilir turizmi gerçekleştirebilmek için; turizmin kış turizmi, sağlık ve termal
turizmi, yat turizmi, inanç turizmi, yayla turizmi, spor turizmi gibi çeşitlendirilmesi,
turizmin bütün yıla yayılması, sadece bir bölgede yoğunlaşmadan ülke genelinde
yaygınlaştırılması, doğal ve tarihi varlıkların turizm amaçlı kullanılması projeleri,
ipek yolu projesi, mavi bayrak projesi gibi doğaya, çevreye, kültürel, arkeolojik ve
tarihi değerlere duyarlı turizmin benimsenmesi yönünde politikalar oluşturulmakta
ve bu politikalar çerçevesinde çalışmalar yapılmaktadır (Karaarslan, 1996).
Sürdürülebilir turizmi sağlamak için bir takım stratejiler belirlenmelidir. Bu
stratejiler; dengeli kalkınma, taşıma kapasitelerinin etkin denetimi ve eğitim ve
iletişim kampanyaları yürütmek şeklinde tanımlanabilir (Kılınçaslan, 1996).
Dengeli kalkınma stratejisi ile, bölgelerin kalkınmasında sadece turizm sektörünün
değil birçok ekonomik faaliyetin yer alması amaçlanmaktadır. Bu yaklaşım
sayesinde risk oranı yüksek olan turizm sektörüne bağımlılık azalacaktır. Dengeli
kalkınma stratejisi ile, istihdam da çeşitli iş kollarına dağılacağından toplumsal
katmanlar arasında sosyal ve kültürel etkileşim daha dengeli olabilecektir
(Kılınçaslan, 1996).
Sürdürülebilir turizmin bir diğer stratejisi olan taşıma kapasitelerinin etkin
denetimidir. Turizm alanlarına gelen turist sayısının etkin bir biçimde denetlenmesi
ile gereğinden fazla turist çeken faaliyetlerde kısıtlama yapılabilir (Kılınçaslan,
1996).
Son olarak da, eğitim ve iletişim kampanyaları ile hizmet sektöründe kalitenin
zenginleştirilmesi sağlanabilir. Eğitim sayesinde yerel halk yaşadığı bölgenin sahip
olduğu doğal zenginliklerin farkına varıp korumada etkin rol alabilir. Ayrıca,
sürdürülebilir turizmde başarılı olmuş diğer ülke veya bölgeler deneyimlerini etkin
bir iletişim çalışmasıyla duyurmalıdırlar (Kılınçaslan, 1996).
131
Sürdürülebilir turizm kaygısı, hükümetleri, ulusa, bölgesel ve yerel ölçekte olduğu
kadar uluslararası ölçekte de ilgilendirmeye başlamıştır. Turizm sektörünü
ilgilendiren temel politikalar ise; ulusal stratejilerin bölgesel ve yerel ölçekte çevre
yönetimini de kapsayan, sürdürülebilir turizm gelişimini desteklemesi, düzenleyici
mekanizmaların ve ekonomik araçların kullanımı, gönüllü girişimcileri turizm
sektörünün desteklemesi ve uluslararası ölçekte sürdürülebilir turizmin
desteklenmesidir (Neto, 2002).
Genel anlamda, ulusal ve bölgesel ölçekte yönetimin önceliği, turizm planlama ve
gelişimini sürdürülebilir gelişim stratejileri ile birlikte ele almaktır. Örneğin, turizm
için bir potansiyel bir çekim olan su kaynaklarına sahip bölgelerin, bölgesel gelişim
stratejileri, bu kaynakların kullanımını, tüm kullanıcıları da dahil ederek,
düzenleyecek şekilde olmalıdır. Ayrıca, turizm gelişiminin çevresel etkileri öncelikle
yerel ve bölgesel ölçeklerde hissedildiği için, hükümetler, çevre yönetiminin bölgesel
ölçekte ve belediyelerce gerçekleştirilmesini sağlamalılardır (Neto, 2002).
Hükümetlerin bir diğer önemli görevleri de, sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi ve
doğa koruma için düzenleyici ve ekonomik araçların beraber kullanım yolunu
oluşturmak ve etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak olmalıdır (Neto, 2002).
Sürdürülebilir turizmi desteklemek için en etkili araç, bütünleşik bir arazi kullanımı
planlaması gibi düzenleyici mekanizmaların kullanılmasıdır. Birçok durumlarda kıyı
şeridini korumak için, birçok Akdeniz ülkesinin yasal yollarla kıyıdan belli bir
mesefaye kadar bina yapımını yasaklaması gibi, bina yapımı ile ilgili yasal
düzenlemeler yapılmalıdır. Çevresel düzenlemeler, şirket büyüklüğüne, turizm
aktivitesinin türüne veya yerine bakılmaksızın tüm sektöre uygulanmalıdır (Neto,
2002).
Kitle turizmi de, özellikle, dikkatli bir şekilde izlenmeli, düzenlenmeli ve hatta
ekolojik açıdan hassas bölgelerde kısıtlanmalıdır. Doğa koruma alanlarında, turizm
aktiviteleri, biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunmasını amaçlamalı ve alanın
kapasitesini zorlamamalıdır (Neto, 2002).
Düzenleyici önlemlerin yanında, hükümetler, sürdürülebilir turizmi desteklemek için
ekonomik faktörleri de göz önünde bulundurmalıdırlar. Turizm sektörü doğal
kaynakların büyük bir kısmını kullanmaktadır. Bu kaynakların, ücretlendirilmesiyle,
daha dikkatli ve ekonomik bir şekilde kullanılmaları sağlanabilir. Örneğin, su ve
enerjinin ekonomik değerlerine göre ücretlendirilmesiyle, dikkatli kullanılmaları ve
korunmalarıyla beraber bu kaynakların yönetiminde kullanılacak gelir de sağlanabilir
(Neto, 2002).
132
Birçok ülkede turizm hizmetleri özel sektör tarafından sağlanmaktadır. Fakat
hükümetlerin uyguladığı düzenlemeler ve vergilendirme sektörün verimliliğini,
rekabetini ve kazancını olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden turizm sektörü kendi
içerisinde düzenlemeler ve sürdürülebilirliği desteklemek için gönüllü girişimciler
geliştirmiştir. Bunlar, sürdürülebilir turizm için, çöp ve kirlilik azaltma şemaları ve
sektör ödülleri gibi uygulamaları içermektedir. Bunlara ek olarak, çevresel yönetim
şemaları, konaklama ve gıda, rekreasyon ve eğlence, ulaşım, seyahat acentaları ve tur
operatörlerini içeren alt sektörler de desteklenmektedir. Örneğin, sektörün
uluslararası birliği olan, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC), Green Globe
adında çevresel yönetim programı geliştirmiştir. Bu program, çevre duyarlılığını
arttırmak amacıyla seyahat ve turizm şirketleri ile turizm bölgeleri için
hazırlanmıştır. Ayrıca, tüm turizm ve çevresel konularla ilgili ek bilgi kaynağı
sağlamak için ECoNETT adlı bir internet ağı kurulmuştur. Bir diğer örnek ise,
bölgesel ölçekte, Avrupa’da Türkiye de dahil 18 ülkede uygulanan mavi bayrak
programıdır. Plaj ve kıyıların korunması ve kalitelerinin yükseltilmesini amaçlayan
bu program kapsamında, plaj ve kıyılar, sulardaki kirlilik oranı, çöp yönetimi, sağlık
ve plaj güvenliği hizmetleri ve çevre eğitimi konularında değerlendirilerek önceden
belirlenen kriterlere uyan kıyılara Mavi Bayrak Ödülü verilmektedir (Neto, 2002).
Dünya Koruma Birliği (IUCN) de sürdürülebilir turizm gelişimine kavramsal bir
yaklaşım getirmiştir. Bu yaklaşım dört ana prensibi kapsamaktadır (Organization of
American States, 1997). Bunlar:
1. Ekolojik sürdürülebilirlik: Gelişme, ekolojik süreçlerle, biyolojik çeşitlilikle ve
biyolojik kaynaklarla uyumludur.
2. Kültürel sürdürülebilirlik: Toplumun kimliği korunur ve güçlendirilir.
3. Ekonomik sürdürülebilirlik: Gelişme ekonomik açıdan verimlidir ve kaynaklar
gelecek kuşaklara da gelir sağlayacak şekilde yönetilir.
4. Yerel sürdürülebilirlik: Gelişme, yerel ölçekte toplumlara faydalı olacak ve yerel
ölçekteki şirketlerin kazançlarını sürdürecek şekilde planlanmalıdır (Organization of
American States, 1997).
Turizmin çevreyle nasıl uyumlu olabileceği ve uzun yıllar boyunca nasıl
sürdürülebileceğini anlamak için temel bilgileri edinmenin yanında, dünyadan
sürdürülebilir turizm gelişim örneklerine bakmak da gerekmektedir. Sürdürülebilir
turizm gelişiminin önemini ve gerekliliğini en iyi açıklayan örneklerden biri Ekvator,
133
bir diğeri ise Birleşik Devletler Virgin Islands’dır (Organization of American States,
1997).
Ekvator’da, topografya ve klima nadir peyzajların ve ekosistemlerin gelişimine
olanak vermiştir. Amazon Bölgesini kaplayan tropik yağmur ormanlarından,
kıyılardaki çöl çalılarına kadar çeşitlilik gösteren tür zenginliğinin dünyanın başka
bir yerinde bulunması çok zordur. Doğal zenginliklerinin yanında, Ekvator’da
kültürel, tarihi ve mimari miras da son derece zengindir (Organization of American
States, 1997).
Dünya genelinde yayılan çevre hareketinden Ekvator hükümeti de etkilenmiş ve
turizm ve ekolojik açıdan son derece önemli alanları koruma altına almıştır.
Hükümetin, ülkenin zengin kaynaklarını koruma yaklaşımı genel olarak milli parklar
geliştirmek şeklinde olmuştur. Bu parkların çoğunun gelişimi ve bakımı turistlerden
alınan ücretlerle gerçekleştirilmektedir (Organization of American States, 1997).
Ekvator’da, sürdürülebilir turizmin önemi ve gerekliliğini en iyi ortaya koyan
bölgeler; Galapagos takım adaları ve Pasochoa Milli Parkıdır (Organization of
American States, 1997).
Pasifik Okyanusu’nda bulunan Galapagos takım adalarında bazı türler sadece adalara
özgüdür. Galapagos Milli Parkı uluslararası turizm açısından son derece popülerdir
ve ülke için en önemli gelir kaynaklarından biridir (Organization of American States,
1997).
Galapagos Milli Parkının ana politikası ziyaretçilerle doğal habitatlar arasında,
habitatların zarar görmeyeceği şekilde, denge kurmaktır. Bu alan, çok fazla miktarda
gelir sağlayacak kadar turist çekmekle beraber çok nadir ve hassas ekosistemlere
sahip alanlara en iyi örneklerden biridir. 1975 yılında 7 500 ziyaretçi gelirken,
ziyaretçi sayısı 1987 yılında 32 595’e çıkmıştır. Hükümet, ziyaretçi sayısındaki bu
artışı kaldırmakta zorlanacak doğal alanların zarar görmemesi için yeni çözümler
üzerinde çalışmaya başlamıştır (Organization of American States, 1997).
Ekvator’dan bir diğer örnek ise, Pasochoa Milli Parkıdır. Park, çok çeşitli türlerden
başka, dünyada başka örneği neredeyse kalmamış olan, el değmemiş yaşlı orman
alanlarına sahiptir. Milli park, çok yoğun bir şekilde ziyaret edilmediği için, kırsal bir
kesimde doğada yalnızlık deneyimi için geliştirilmiştir. Çok geniş çiftliklerle ve el
değmemiş alanlarla çevrili milli park, insanlara koruma alanlarında ve çevresinde
yaşama imkanı sunmaktadır. Parkın bir olumsuz özelliği erişiminin çok zor
olmasıdır. Ekonomik açıdan turizmden daha fazla gelir elde etmesi için daha kolay
134
erişebilir olması ve daha etkili bir şekilde reklamının yapılması gerekmektedir
(Organization of American States, 1997).
İkinci örnek, Birleşik Devletlerden Virgin Islands’dır. Adada, Stanley Selengut
Maho Bay kamp alanını kurmuştur. Kamp bünyesindeki tüm yapılar doğa dostu olup,
doğal malzemeler kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca alanda spor aktiviteleri de
gerçekleşmektedir. Stanley Selengut’ın alanda yaptığı çalışmalar ve önlemler
sonucunda kamp alanı çevredeki parklardan daha yeşil ve bitki örtüsü açısından daha
zengin olmuştur. Daha ileriki yıllarda, gelişen teknolojilerden ilham alarak, Selengut
iki yeni işletme daha açmıştır. Bu işletmeler, eğitimle tatili, komforla doğal çevreyi
birarada sunmaktadır. Yeni yapılarda geri dönüşüm malzemeleri ve güneş enerjisi de
kullanılmıştır. Ayrıca, ziyaretçiler bilgisayarlardan enerji tüketim miktarlarını
izleyerek, çevre koruma konusunda daha bilinçli olabilmektedirler (Organization of
American States, 1997).
Adadan bir diğer örnek ise, Salt River’dır. Alanın sahip olduğu kültürel, arkeolojik
ve tarihi değerler sürdürülebilir turizmin önemini vurgulamakta yardımcı olmaktadır.
Alan doğal açıdan da son derece zengin kaynaklara sahiptir. 1992 yılında alanın milli
park olarak ilan edilmesi sürdürülebilirlik açısından son derece önemli bir karar
olmuştur (Organization of American States, 1997).
Yukarıdaki örnekler, sürdürülebilir turizm gelişiminin doğal, kültürel ve tarihi
mirasın korunmasını esas alan sorumlu bir planlama ve yönetimle
gerçekleşebileceğini göstermektedir (Organization of American States, 1997).
3.7 Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Turizm Yönetim Planları
İnsan nüfusunun az olduğu ve seyahatin sınırlı imkanlarla gerçekleştiği zamanlarda,
Dünya üzerinde doğal yaşamın zarar görmediği, ekolojik süreçlerin sürekliliğinin
engellenmediği alanlar çoğunluktayken, özellikle son 40 yılda, seyahat imkanları
geliştikçe, insanların ulaşamadığı bölgeler kalmamıştır. Himalayalar’a tırmananların
sayısı gün geçtikçe artmakta, Antartika ve Yağmur Ormanları gibi yerler popüler bir
turist çekim merkezi haline gelmektedir. Bu durumda, bazı bölgelerin, hızla gelişen
turizm sektörüne rağmen, doğal kalmasını sağlamak için insan kullanım ve
aktivitelerini denetleyecek bir yönetime ihtiyaç duyulmaktadır (Newsome ve diğ.,
2002).
Turizmin sosyo-kültürel etkileri ve çevresel etkilerinin de mekana yansıdıkları
gözönüne alındığında, turistik bölgelerde turizmin, bu etkileri öngörebilecek,
135
irdeleyebilecek ve alanla ilgili diğer planlama amaç, ilke, hedef ve önlemleri ile
bütünleşebilecek şekilde planlanması gerekmektedir. Turizm olgusunu kapsayan bir
planlama, turizm ile koruma arasında olumlu bir ilişki kurulmasında önemli bir rol
oynamaktadır (Kaplan, 1996).
Her park ve doğa koruma alanının, uzun vadede, turizm ve ilgili gelişmelerin nasıl
yönetilmesi gerektiğini anlatan planlara ihtiyacı vardır (Boo 190). Bu planlar,
koruma altındaki alanların gelecekte hangi koşullarda olacağını ve bunun nasıl
sağlanacağını belirleyen araçlardır. Turizm yönetim planları ile doğal çevrenin
turizmden minimum zarar görerek maksimum fayda elde etmesi sağlanabilir (Eagles
ve diğ., 2002).
Doğal alanlarda, özellikle doğa koruma alanlarında, turizm yönetimi için çok çeşitli
stratejiler ve eylemler geliştirilmiştir. Bunlardan bazıları alan yönetimi bazıları da
turist yönetimi tekniklerine odaklanmaktadır (Newsome ve diğ., 2002).
Alan yönetimi ile turizm aktivitelerinin gerçekleştiği alanların kontrolü
amaçlanmaktadır. Bu alanlar; taşıt ve yaya yolları, konaklama alanları, kamp
alanları, piknik alanları ve kıyılardır. Hangi alana hangi tip kullanımın uygun
olduğunun belirlenlemesi ile turistlerin sebep olabilecekleri etkiler en az seviyede
tutulabilmektedir (Newsome ve diğ., 2002).
Doğal alanlarda turizmin gelişmesi beraberinde taşıt yolu yapımını da getirmektedir.
İlk önce bu alanları diğer bölgelere bağlayan yollara, sonra da turistlerin alanın içine
girmesini sağlayan yollara ihtiyaç duyulmaktadır. Yol yapımında yer seçimi doğal
dengenin korunması açısından son derece önemlidir. Ayrıca yollarda kullanılan
malzemeler de etraftaki peyzaja uygun bir şekilde seçilirse bu tip gelişmelerin
olumsuz etkileri azaltılmış olur. Korunması gerekli doğal alanlarda nerelere taşıt ve
yaya yollarının yapılması veya yapılmaması gerektiğine karar vermek çok önemlidir.
Uygun yerlere yol yapımı demek turistlerin kontrollü bir şekilde alanın içine
girmesine izin vermek demektir. Turistler manzara noktaları gibi alanlara
yönlendirilirken diğer alanlar erişilmez kalabilmektedir (Newsome ve diğ., 2002).
Örneğin, Marmaris – Datça karayolunun, mevcut yol iptal edilerek deniz kenarına
indirilmesi önerilmiş ama Özel Çevre Koruma Kurumu doğal çevrenin zarar
görmemesi için bu projeyi iptal etmiştir. Onun yerine mevcut yol üzerinde
genişletme ve onarma çalışmaları yapılmaktadır. Yine de belli yerlerde yolun
güzergahının değiştirilmesi birçok çam ağacının kesilmesine neden olmuş ve bazı
önemli manzara noktaları erişilmez duruma gelmiştir.
136
Konaklama yapıları, kamp alanları, piknik alanları ve diğer hizmetler için de yer
seçimi çok önemlidir. Bu tip kullanımların yer seçiminde doğal çevre ne kadar
önemliyse, görsel estetik de bir o kadar önemlidir. Alanlar; yapıların araziyle uyumlu
olmalarına olanak verecek ve manzara noktaları ve yollardan dikkat çekmeyecek
şekilde seçilmelidir. Yapıların büyüklükleri, şekilleri ve malzemeleri de o bölgedeki
doğal çevre özelliklerine uygun olmalıdır. Bu tip alanlar gerektiği şekilde
tasarlandığı takdirde turistlerin doğal çevre üzerindeki negatif etkileri de kontrol
altında tutulabilir. Örneğin, kamp alanı tasarlarken, konaklamayla tuvalet gibi ihtiyaç
alanlarının turistlerin kısayol oluşturmasını önleyecek şekilde olmasına dikkat etmek
gerekmektedir. Ayrıca, tasarımda, kamp alanına gelecek turist gruplarının da çeşitli
büyüklüklerde olabileceği gözönünde bulundurulursa kalabalık grupların, kendilerine
yer açmak için, etraftaki bitki örtüsüne zarar vermeleri önlenmiş olur (Newsome ve
diğ., 2002).
Arazi kullanımı kararları yanında, yapılaşmaya ve kullanıma açılan alanlarda
bitkilendirmeye de dikkat etmek gerekmektedir. Bitkilendirme çalışmaları, erozyona
karşı önlem almak için yapılabileceği gibi, gölge oluşturmak veya rüzgar kesmek
için de gerçekleştirilebilir. Bitkilendirme çalışmalarında sulama ve gübreleme
teknikleri de doğal dengeyi bozmayacak şekilde seçilmelidir (Newsome ve diğ.,
2002).
Göl, nehir veya deniz gibi su öğeleri önemli turist çekim merkezleridir. Turistler
özellikle su kenarlarındaki piknik ve kamp alanlarını tercih etmektedirler. Bu yüzden
tüm su kaynakları ve deniz kenarlarında turist erişimi kontrollü olmalıdır.
Arazi yönetimini ilgilendiren diğer önemli konular da, umumi tuvaletler, ateş yakma
yerleri ve çöp toplamadır. Çevreyi son derece yakından ilgilendiren bu konular da
titizlikle ele alınmalıdır. Özellikle orman yangınlarının doğal çevre için ne kadar
ciddi bir tehdit olabileceğini Türkiye’de hemen hemen her yaz yaşanan yangınlar
ortaya koymaktadır.
Korunması gerekli doğal alanlarda turistlerin yönetimi; kullanımın miktarı, tipi,
zamanı ve dağılımını kontrol etmeyi amaçladığı gibi turistlerin hareketleri üzerinde
de etkili olabilir. Yönetim; turist sayısı, grup büyüklükleri ve kalma sürelerinin
düzenlenmesi, ikaz ve caydırıcı önlemler, turistlerle iletişim kurma ve eğitim gibi
eylemleri kapsamaktadır (Newsome ve diğ., 2002).
Eagles (2002), ziyaretçilerin sebep olabileceği sorunları bilglendirme ve eğitimin
etkisine göre sıralamaktadır. Bilgi ve eğitimin sorunların çözümünde nasıl yardımcı
olabileceği Tablo 3.9’da görülmektedir.
137
Tablo 3.9 : Bilgi ve Eğitimin Sorunların Çözümüne Yardımcı Olmasında Kullanımı
PROBLEMİN
TANIMI
Yasadışı eylemler
Önlenemez eylemler
Dikkatsizlikten
kaynaklanan eylemler
Eğitimsizlikten
kaynaklanan eylemler
Bilgisizlikten
kaynaklanan eylemler
ÖRNEK
Yasak olan balık, kuş veya yaban
hayatından diğer hayvanları avlamak.
Yasak olan yerlerde motorlu taşıt
kullanımı.
Kanalizasyon atıkları.
Kamp alanlarında yerörtücü bitkilerin
azalması.
Çöp.
Gürültü ve benzeri rahatsız edici
aktiviteler
Mercanlara dokunmak.
Uygun olmayan kamp yeri seçmek.
Deniz memelerine çok yakın
demirlemek.
Ateş için odun toplamak.
BİLGİ VE EĞİTİMİN
POTANSİYEL ETKİSİ
Düşük
Düşük
Orta
Yüksek
Çok yüksek
Doğal alanlardaki olumsuz etkilere sadece turistler sebep olmadığı için, birçok doğal
alanda turizm yönetimi, farklı strateji ve eylemlerin beraber uygulanmasına
dayanmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler genelde bölgeleme teknikleri kullanırken,
gelişmiş ülkeler bölgelemenin yanında; alan tasarımı, ziyaretçi düzenleme ve eğitim
gibi yönetim eylemlerini de uygulamaktadırlar (Newsome ve diğ., 2002).
Korunması gerekli doğal alanlarda; turizm sektörünün kendisi de yönetilmelidir.
Turizm sektöründekiler; turizmin ve turistlerin çevreye zarar vermemesi için kendi
aralarında kurallar belirleyip rehberler hazırlamaları koruma açısından teşvik edici
eylemlerdir. Bunun yanında akreditasyon ve sertifika programları da sektör içinde
sorumluluk bilincinin gelişmesi açısından faydalı olmaktadır (Newsome ve diğ.,
2002).
Turizmin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini kontrol altında tutmanın bir diğer
yolu olan turizm yönetim planlaması, üç ana aşamadan oluşan ve sürekliliği olan bir
süreçtir. Bu aşamalar; Şekil 3.2’de görüldüğü gibi, planın hazırlanması, uygulanması
ve izleme yöntemiyle yeniden gözden geçirilmesidir (Thomas ve Middleton, 2003).
Plan hazırlanır, uygulanır, uygulamadan sonraki durum izlenir ve değerlendirme
yapılarak planda gerekli olan değişiklikler yapılır ve bu süreç aynen devam eder.
Aslında bu aşamalar sadece özel çevre koruma bölgeleri yönetim planları için değil
tüm planlar için geçerlidir.
138
Planın
Hazırlanması
Değerlendirme
İzleme
Uygulama
Şekil 3.2 : Planlama Süreci
Phillips (2003), klasik anlamda koruma alanı yönetim tekniklerini, politik
düşünceleri göz ardı eden, daha çok teknokratik ve kısa vadeli düşünülen eylemler
olarak tanımlarken, modern yaklaşımların; uzun vadeli düşünüldüğünü ve süreç
olarak ele alındığını belirtmektedir.
Yönetim planlarının tutarlı ve sistematik olmaları için izlenmesi gereken bazı
adımlar vardır. Bunlar (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Hazırlık
·
Bilgi toplama – başlıkların belirlenmesi, fikir yürütmek
·
Toplanan kaynak ve bilgilerin değerlendirilmesi
·
Sınırlar, fırsatlar ve tehditlerin belirlenmesi
·
Yönetim vizyon ve hedeflerinin geliştirilmesi
·
Amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için alternatiflerin geliştirilmesi,
bölgeleme
·
Taslak yönetim planının hazırlanması
·
Taslak yönetim planıyla ilgili olarak halka danışılması
·
Esas yönetim planının hazırlanması
·
Planın onaylanması
·
Uygulama
·
İzleme ve değerlendirme
139
·
Planın güncellenmesiyle ilgili kararlar alınmasıdır.
Yönetim planı hazırlamanın ilk aşaması olan hazırlık, planlama sürecinin en önemli
aşamalarından biridir. Bu aşamada, planlamayla neyin başarılmak istendiği, bunun
nasıl gerçekleşeceği, zamanlama ve katılımcılar belirlenmektedir. Bunları
belirleyebilmek için (Thomas ve Middleton, 2003);
·
Yönetim amaç ve hedeflerinin tanımlanması ve tüm katılımcılar tarafından
anlaşımlarının sağlanması;
·
Planlama sürecinde izlenecek adımların ve kullanılacak yöntemin belirlenmesi;
·
Planın kimlere hitap edeceğinin belirlenmesi;
·
Alanın bir bütün olarak ele alınması;
·
Disiplinlerarası bir yaklaşımın kullanılması;
·
Planlama takımının oluşturulması;
·
Detaylı bir şekilde çalışma programı hazırlanması ve bu programa uyulması;
·
Uzmanlar, hükümet çalışanları gibi planlama takımında olmayan insanların da
katılabileceği sürecin belirlenmesi;
·
Eksik gerekmektedir.
Şekil 3.3’te yönetim planı aşamaları görülmektedir (Thomas ve Middleton, 2003).
Ayrıca hazırlık aşamasında dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktada, hangi
ölçekte olursa olsun, planlarla politikaların örtüşmesi ve birbirleriyle ilişkilerinin
açık ve net bir şekilde ortaya konmasının gerektiğidir. Bunun sonucunda da farklı
planlardaki tüm yönetim eylemlerinin aynı doğrultuda olması sağlanabilmektedir
(Eagles ve diğ., 2002).
140
·
Hazırlık
Bilgi Toplama – Başlıkların Belirlenmesi, Fikir Yürütmek
·
·
·
Toplanan Kaynak ve Bilgilerin Değerlendirilmesi
Sınırlar, Fırsatlar ve Tehditlerin Belirlenmesi
Yönetim Vizyon ve Hedeflerinin Geliştirilmesi
Amaç ve Hedeflerin Gerçekleştirilmesi İçin Alternatiflerin Geliştirilmesi, Bölgeleme
Taslak Yönetim Planının Hazırlanması
Taslak Yönetim Planıyla İlgili Olarak Halka Danışılması
Esas Yönetim Planının Hazırlanması
Planın Onaylanması
Uygulama
İzleme ve Değerlendirme
Planın Güncellenmesiyle İlgili Kararlar Alınması
Şekil 3.3 : Yönetim Planı Aşamaları
Eagles’ın park turizmi politika ve plan geliştirme için hazırladığı rehber tüm
korunması gerekli doğal alanlara uyarlanabilir. Buna göre (Eagles ve diğ., 2002):
141
·
Koruma alanı sınırları içerisindeki tüm doğal ve kültürel değerler, park ve
yönetimini etkileyecek tüm kullanım ve değerler için temel teşkil etmelidir;
·
Koruma altındaki alanlardaki turizm, alandaki doğal ve kültürel çevrenin iyi
durumda olmasına bağlıdır. Turizmden elde edilecek gelirlerin sürekliliği buna
bağlıdır;
·
Koruma alanlarının yönetimi, alanın kendine has değerlerini korumaya yönelik
olduğu kadar; turizmin aktif yönetimi, turizm şirketleri, yerel halk ve
ziyaretçilerde sorumluluk bilincini arttırmak ve turizm sektörü için potansiyel
ekonomik fırsatlar yaratmayı da amaçlamalıdır.
Planlama ve yönetim, güvenilir bilgilere dayalı olmalıdır. Bu aşamada; bilgi
toplamayla yönetim hedeflerinin ortaya konması arasındaki ilişki hakkında iki görüş
öne sürülmektedir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Yönetim hedefleri, bilgiler toplanıp analiz edildikten sonra belirlenir veya
·
Belirlenen yönetim hedeflerine göre ne tür bilgilerin gerekli olduğu ortaya çıkar.
Pratikte, herhangi bir yerin doğa koruma alanı olarak ilan edilmesi, yönetim
hedeflerinin belirlenmesi için toplanmış temel bilgilere dayalı olmaktadır. Fakat
planlama süreci, bazı yönetim seçenekleri arasından seçim yapılabilmesi için daha
fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Birçok örnekte, daha fazla
bilgi içerecek ana başlıkların belirlenmesinde yardımcı olacak planlama veya
araştırma tarihine rastlanmaktadır. Bu yüzden bilgi toplarken öncelikle o bölgede
daha önce yapılmış çalışmalara erişmek gerekmektedir. Bu çalışmalar alanın fiziksel
durumuyla ilgili olduğu kadar, sosyo-kültürel ve ekonomik değerlerini de
yansıtmalıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Alanla ilgili bilgi toplarken dikkat edilmesi gereken başlıklar şu şekilde özetlenebilir
(Thomas ve Middleton, 2003):
·
Alanın sahip olduğu doğal kaynaklar ve durumları;
·
Alanın sahip olduğu kültürel kaynaklar ve durumları;
·
Alandaki estetik değerler;
·
Altyapı;
·
Sosyo-ekonomik çevre;
142
·
Altyapı hizmetlerinin mevcut ve önerilecek kullanımlara yeterliliği;
·
Ziyaretçilerin özellikleri ve alan üzerindeki etkileri;
·
Yukarıda bahsedilen konuların gelecekteki durumları ile ilgili tahminler;
·
Çevredeki araziler ile ilgili gelecekteki arazi kullanımı ve planlama kararları.
Bilgi toplama aşamasında önemli olan bir diğer konu da alanın tanımlanmasıdır.
Tanım; alanın karakteristik özelliklerini, alanı etkileyen dış etkenleri ve gelecekte
etkili olabilecek faktörleri kapsamalıdır. Ayrıca, olayların güncel etkilerini anlattığı
gibi nasıl değiştiklerini de açıklamalıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Birçok durumlarda, plancılar, anketlerden elde edilecek ölçülebilir bilgilere ihtiyaç
duyabilirler. Bunlar; alana gelen turist sayısı, araç sayısı, turistlerin tercih ettiği
ulaşım araçlarının oranları gibi bilgiler olabilir (Thomas ve Middleton, 2003).
Alanın tanımında yer alması gereken bilgiler şu şekilde özetlenebilir (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Konum;
·
Yüzölçümü;
·
Koruma alanı yönetim kategorisi (IUCN);
·
Hukuki durumu, sit alanları ve ilgili yasalar;
·
Mülkiyet, doluluk durumu, erişim, kısıtlamalar;
·
Yönetim birimlerinin ve yerel yönetimin adresleri;
·
Teşkilat yapısı;
·
Mevcut arazi kullanımı;
·
Alana ve alandan yapılan hizmetler;
·
Ana ulaşım yolları;
·
Tarihsel geçmişi (arazi kullanımı ve peyzaj tarihi, arkeoloji, yapılar);
·
Biyolojik bilgi (topluluklar, flora ve fauna);
·
Fiziksel yapı (iklim, jeoloji, jeomorfoloji, hidroloji, toprak kabiliyeti);
143
·
Kültürel yapı (peyzaj ve peyzaj elemanları, kültürel ilişkiler);
·
Sosyo – ekonomik yapı.
Yönetim planı hazırlanırken, alanı ilgilendiren uluslarası anlaşmalar da gözönünde
bulundurulmalıdır. Yönetim planı hazırlanacak olan alan, Dünya Mirası Listesi gibi,
uluslararası kabul edilmiş tanımlardan birine henüz uygun görülmemiş olsa bile,
hazırlanacak olan plan bu alanın sahip olduğu potansiyeli ortaya koyarak onun
tanımlardan birine uygun görülmesini sağlayabilir (Thomas ve Middleton, 2003).
Üçüncü aşama, toplanan bilgilerin değerlendirilmesidir. Bu aşamanın amacı, koruma
alanının öneminin ortaya konması ve anlaşılmasıdır. Alanın sahip olduğu değerler,
bu değerlerin topluma faydaları ve neden koruma alanı olarak tanımlandığı belirlenir
(Thomas ve Middleton, 2003).
Koruma alanının sahip olduğu değerlerin tam anlaşılamaması, yönetim eylemlerinin
sadece doğal kaynakları değil, özellikle yerel halkın sosyal ve ekonomik durumunu
da etkilemesine neden olabilmektedir. Yönetim planı doğal ve kültürel değerlerin
anlaşılmasını sağlayamazsa, alandaki uygunsuz kullanımlar, eğer varsa, devam
edecektir (Thomas ve Middleton, 2003).
Koruma alanının öneminin değerlendirilmesi iki aşamalı bir süreçtir (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Alana has değerlerin belirlenmesi;
·
Alanın anlam ve öneminin kısa ve öz bir şekilde ifade edilmesi.
Alana has değerler belirlenirken aşağıdaki sorular sorulmalıdır (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Doğal, manzarayla ilgili, jeolojik, bilimsel, ekolojik, bitki örtüsüyle veya
hayvanlarla ilgili ve rekreasyonel açıdan çok iyi örnek teşkil edebilecek değerlere
sahip mi;
·
Eşsiz biyolojik değerlere, bitki örtüsüne ve arazi şekillerine sahip mi;
·
Bir bütün olarak koruma alanının ekolojik bütünlüğünün sürdürülebilirliği
açısından önemli bölgelere sahip mi;
·
Ekonomik, kültürel veya başka yönlerden, yerel halk için önemli bölgelere veya
kaynaklara sahip mi;
144
·
Nadir ve endemik bitki ve hayvan türlerine sahip mi;
·
Nesli tükenmekte olan bitki ve hayvan türlerine ve habitatlara sahip mi;
·
İnsan kullanımlarına nadiren hassas kaynaklara sahip mi;
·
Değiştirilmiş peyzaj ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına örneklere
sahip mi;
·
Önemli arkeolojik ve tarihi alanlara sahip mi;
·
Kültürel bölgelere sahip mi;
·
Dünya çapında tanınmış değerlere sahip mi.
T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü,
Doğa Koruma Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan Sulak Alanlarda Yönetim
Planlaması Rehberinde, ekolojik değerlendirme yapılırken kullanılması gereken
kriterler aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:
·
Boyut. Boyut, ekolojik değerlendirme açısından önemli bir kriter olsa da diğer
özelliklerle beraber ele alınmalıdır.
·
Biyolojik çeşitlilik. Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve doğa
korumanın en önemli amaçlarından biri biyolojik çeşitliliğin korunmasıdır.
·
Doğallık. Genelde, bir alanın doğallığı arttıkça ekolojik karakterinin değeri de
artmaktadır.
·
Nadirlik. Alandaki nadir ve tehlike altındaki habitat ve türlerin belirlenmesi,
yönetim planına şekil vermektedir.
·
Kırılganlık. Nadirlikle doğrudan ilişkili olan kırılganlık, zaman ölçeğinde ele
alınmalıdır.
·
Tipiklik. Bir alanın önemi genellikle alışılmadık veya nadir değerlere sahip
olduğunda artsada, sıradan veya tipik özellikler de alanın karakterinin
oluşmasında önemli rol oynayabilirler.
·
Onarım ve/veya restorasyon potansiyeli.
Yönetim planlarının hazırlanmasında dördüncü aşama, sınırlar, fırsatlar ve tehditlerin
belirlenmesidir. Koruma alanının yönetim hedefleri belirlenmeden önce,
145
yönetimindeki sınırlayıcı faktörler ve alanın sahip olduğu değerlere yönelik tehditler
tanımlanmalıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Alanla ilgili sınırlayıcılar doğal çevreden kaynaklanabileceği gibi başka şekillerde de
karşımıza çıkabilir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Yasal zorunluluklar;
·
Mülkiyet durumuyla ilgili sınırlar;
·
Önceki kullanımlar;
·
Sağlık ve güvenlik faktörleri;
·
Yönetimsel sınırlar;
·
Alanda daha önce gerçekleştirilen eylemler;
·
Komşulara ve turistlere karşı olan yükümlülükler;
·
Diğer politikayla ilgili faktörler.
Koruma alanına yönelik tehditler veya baskılar insanlar veya tabiat yüzünden
olabileceği gibi, alanın içinden veya sınırlarının dışından kaynaklanabilir (Thomas ve
Middleton, 2003).
Planlama gelecekle ilgili olduğuna göre, koruma alanının geleceğini etkileyecek
faktörler de tanımlanmalı ve değerlendirilmelidir. Bunlar kesinlik kazanamasa da,
ziyaretçi kullanımlarının gelecekteki eğilimleri, ekonomik ve ekonomiyle ilgili
baskılar ve ekolojik değişimler de belirlenmeye çalışılmalıdır. Gelecekle ilgili
tahminler yararlı değişimler için fırsatların belirlenmesinde de kullanılabilir (Thomas
ve Middleton, 2003).
Tehditler ve fırsatlar tanımlandıktan sonra, yönetim planına açık ve net bir şekilde
dahil edilmelidir (Thomas ve Middleton, 2003).
Bir sonraki aşama, yönetim vizyon ve hedeflerinin geliştirilmesidir. Yönetim
planlama süreci, koruma alanının, gelecekte, ideal bir durumda olmasını sağlamaya
yönelik olmalıdır. Bazı planlarda, gelecek için amaç ve hedefler, bazılarında uzun
vadeli hedefler belirlenmektedir. Son zamanlarda hazırlanan planlarda ise, bunların
yerini vizyon almaktadır (Thomas ve Middleton, 2003).
146
Vizyon, alanın korunmasıyla ilgili politikaların istenen veya tahmin edilen
sonuçlarını tanımlar. Amacı, yönetim hedefleri için bir odak veya yön teşkil etmektir.
Bundan başka aşağıdaki özelliklere de sahip olmalıdır (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Uzun vadede, planın, koruma alanını nasıl şekillendireceğini belirler. Bu, halkın,
alanın gelecekte olması beklenen durumununu, sebeplerini ve bunun başarılması
için gerekli olan olan eylemleri anlamasında yardımcı olmaktadır;
·
Zaman içerisinde değişmemekle beraber, alanın sürdürülebilir yönetim sürecinde
süreklilik sağlamalıdır;
·
Koruma alanının; çevresel, rekreasyonel, kültürel ve sosyal ve ekonomik
durumlarını içermelidir.
Hedefler, yönetim vizyonunu takip etmelidirler. Yönetimin başarmayı amaçladığı
durumları ortaya koyarlar (Thomas ve Middleton, 2003).
Genel olarak hedefler (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Habitat ve tür yönetimi;
·
Araştırma, inceleme ve izleme;
·
İletişim de dahil olmak üzere altyapı;
·
Turist kullanımları ve hizmetleri;
·
Eğitim;
·
Sosyal ve kültürel değerler;
·
Gelir seviyeleri;
·
Koruma alanı hizmetleri;
·
Yönetimle ilgili konuları kapsamaktadır.
Yönetim planının etkili olup olmaması hedeflerin doğru bir şekilde belirlenmesine
bağlıdır. Yönetim planı hedefleri (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Kesin ve spesifik;
·
Başarılabilir ve gerçekçi;
147
·
Belirli bir zaman dilimini hedef alacak şekilde;
·
Ölçülebilir;
·
Alanın amacını, önemini ve değerlerini yansıtacak şekilde;
·
Ulaşılacak noktayı ortaya koymalı, nasıl ulaşılacağını değil. Hedeflere nasıl
ulaşılacağı ileriki aşamalarda belirlenecektir. Örneğin, hedef önemli bir habitatın
korunmasıysa, hedef, üzerinde durulması gereken tehditleri ortaya koymalıdır,
onlarla nasıl başa çıkılacağını değil;
·
Önceki aşamalarda belirlenmiş olan konu ve sorunları hedef alacak şekilde;
·
Belirli bir mantığa oturtulmuş;
·
Öncelik sırasına göre yazılmış olmalıdır.
Eagles (2002), planlama hedeflerini, kendi içinde verim odaklı, zaman dilimli,
spesifik, ölçülebilir ve ulaşılabilir olmak üzere gruplamaktadır. Tablo 3.10’da bu
hedefler ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır (Eagles ve diğ., 2002).
Hedefler belirlendikten sonra yapılması gereken bu hedeflerin nasıl
gerçekleştirileceği üzerinde çalışmaktır. Bir hedefe ulaşmanın birden fazla yolu
olabilir. Bu durum yönetim planının hedefleri için de geçerlidir. Bu aşamada
yapılması gereken tüm alternatiflerin ortaya konması ve içlerinden en uygun
olanların seçilmesidir (Thomas ve Middleton, 2003).
Amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için alternatiflerin geliştirilmesinde önecelikle
birtakım sorular sorulmalıdır. Bunlar (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Hangi yollarla hedefler gerçekleştirilebilir;
·
Seçilebilir alternatifler hangileridir;
·
Birbirleriyle uyumlu planlar oluşturmak için alternatiflerden nasıl bir
kombinasyon oluşturmak gerekmektedir.
Bu sorulara yanıt verirken plancı (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Herbir alternatifin istenilenleri başarabileceğinden emin olmalı ve bu
alternatiflerin birbirlerini nasıl etkiledikleri üzerinde çalışmalıdır;
148
·
Sınırlayıcıları dikkate almalı ve her alternatifin gerçekçi olup olmadığı kontrol
etmelidir;
·
Alternatiflerin uygulama aşaması üzerinde de çalışmalıdır.
Tablo 3.10 : Planlama Hedefleri
ÖZELLİK
REHBER
§
Verim Odaklı
§
§
§
Zaman Odaklı
§
§
Spesifik
§
§
§
Ölçülebilir
§
§
§
§
Ulaşılabilir
§
§
ÖRNEK
Hedefler bir eylemin sonuçları
veya başarısıyla ilgili olmalıdır.
Neyin başarılmak istendiğini
açıklamalıdır, nasıl olacağını değil.
Nasıl başarılacağı konusu yerel
yöneticileri ilgilendirir.
§
Amaç ve hedefler alanın
gelecekteki istenen durumuna
yönelik olmalıdır.
Her hedefin zaman aralığı
belirlenmelidir.
Zaman dilimi belirli hedefler,
uygun yönetim eylemleri
geliştirmek için yön belirler ve
sorumluluk bilincini arttırır.
Hedefler neyin başarılmak
istendiğini çok net bir şekilde ifade
etmelidir.
Katılımcılar hedeflerle hemfikir
olduktan sonra, herkes hedefin
gerçekleştirilmesinde sorumluluk
sahibi olacaktır.
Ölçülebilir hedefler ilerlemenin
değerlendirilebilmesini
sağlamaktadır.
Ölçülebilir hedefler yöneticilerin,
gelecekte hangi konularda çaba
harcamaları gerektiğini
belirlemektedir.
Alanda neyin, nerde ve ne sıklıkla
izlenmesi gerektiğini gösterirler.
Hedefler, planın belirlediği zaman
dilimi, mevcut kaynak ve işgücü
açısından gerçekçi olmalıdır.
Hedefler idealist bir vizyon ile
turizm etkilerinin gerçekliği
arasında bir denge kurmalıdır.
Ulaşılabilir hedefler eyleme
geçilirken motivasyon
sağlamaktadırlar.
Gerçekçi hedefler, yöneticiler ve
ziyaretçiler arasında başarının
öngörülebilmesini sağlamaktadır.
Ulaşılabilir hedefler ütopilerle
gerçekleri birbirine
yaklaştırmaktadırlar.
§
149
§
§
§
Yaban hayatı izlemek için
yılda 3 000 turist sağlamak.
Yıllık ortalama 500 adet aslan
populasyonunu garanti altına
almak.
5 yıl içerisinde ziyaretçilerin
ekolojik bilgisini %50
oranında arttırmak.
Yaban hayatı izlemek için, 5
yıl içerisinde yılda 3 000 turist
sağlamak.
3 yıl içerisinde park
turizminden elde edilen geliri
%4 oranında arttırmak.
§
3 yıl içerisinde park
turizminden elde edilen gelir
yılda %4 oranında arttırılmalı
(zaman dilimi belirli ve
istenen artış net bir şekilde
ifade edilmiş).
§
3 yıl içerisinde park
turizminden elde edilen gelir
yılda %4 oranında arttırılmalı
(üç yıl boyunca elde eidlen
gelirin yılda en az bir kez
hesaplanması gerektiğini
ortaya koyuyor).
§
5 yıl içerisinde ziyaretçilerin
ekolojik bilgisini %50
oranında arttırmak.
Daha sonra sorulması gereken sorular ise (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Hangi seçeneğin ekonomik açıdan paranın değerini daha iyi yansıttığı;
·
En iyi alternatif dizisinin hangisi olduğu;
·
Hangi alternatiflerin önceden kararlaştırılan kriterlere uygun olduğudur.
Plancının bu sorulara yanıt verirken de göz önünde bulundurması gereken noktalar
vardır. Bunlar (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Hangi alternatifin hedefi en iyi şekilde yansıttığı;
·
Alternatifin işleyip işlemeyeceği;
·
Planların ekonomik açıdan mümkün olup olmadığı;
·
Alternatiflerin politikacılar ve halk tarafından ne kadar kabul edilebilir olduğu;
·
Plandan kimin karlı kimin zararlı çıkacağıdır.
Yönetim planlarında, benzer yönetim eylemlerinin uygulanacağı ve benzer kullanım
yoğunluklarına izin verileceği birtakım yönetim bölgeleri tanımlanabilmektedir
(Thomas ve Middleton, 2003). Bölgeleme, arazi kullanımı ve korumanın kendine
özel seviye ve yoğunlukta belirlendiği coğrafi bölgeler oluşturmada kullanılmaktadır
(Eagles ve diğ., 2002). Bu metot sayesinde, aynı koruma alanı içerisinde, bir tarafta
yapılaşmış çevreye sahip bölgeler oluşurken, diğer tarafta hiçbir şekilde yapılaşmaya
izin verilmeyen doğal yaşam bölgeleri korunabilmektedir (Eagles ve diğ., 2002).
Bölgeleme metodu, mevsimsel özelliklere göre de kullanılabilmektedir (Eagles ve
diğ., 2002).
Klasik anlamda bölgeleme metodu (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Önemli veya tehlike altındaki habitatların, ekosistemlerin ve ekolojik süreçlerin
korunmasında;
·
Zararlı olabilecek insan aktivitelerini sınırlamada;
·
Makul ölçülerde arazi kullanımına olanak tanırken doğal ve/veya kültürel
değerleri korumada;
·
Zarar görmüş alanların iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.
150
Bölgeleme metodu iki aşamadan oluşmaktadır (Eagles ve diğ., 2002):
·
Tanımlayıcı aşama. Değerler ve rekreasyonel fırsatlar ortaya konur. Kaynakların
özelliklerini ve mevcut rekreasyonel fırsatların envanterinin çıkartılması
gerekmektedir.
·
Belirleyici aşama. Alan içerisinde, neyin nerede yapılması gerektiğine dair
kararlar alınır. Katılımcı bir yaklaşımla, neyin korunması, hangi hizmetin
sağlanması ve hangi programın başlatılmasına yerini ve zamanını da belirleyerek
karar verilir.
Bölgeleme metodunun yararları (Eagles ve diğ., 2002):
·
Alanın sahip olduğu değerlerin ve yerlerinin anlaşılması;
·
Kabul edilebilir insan aktivitelerinin standartlarını belirleyerek, insanların
olumsuz etkilerinin kontrol edilmesi;
·
Farklı rekreasyon ve turizm hizmetleri için uygun yerlerin bulunması şeklinde
özetlenebilir.
Farklı koruma ve kullanma hedeflerine sahip alanların kontrolünü sağlamak için
kullanılan bölgeleme metodu her zaman gerekli olmayabilir. Bölgeleme, yönetimi
zorlaştırmamalı, kolaylaştırmalıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Planlama sürecinde yukarıda bahsedilen aşamalarda hazırlananların tümünün tek bir
belge haline getirilmesi taslak yönetim planını meydana getirmektedir (Thomas ve
Middleton, 2003).
Bir yönetim planını sunmanın birçok farklı şekli olabilir. Aynı şekilde içerik, izlenen
sıra ve detaylandırma seviyesinde de farklılıklar olabilmektedir. Bu tip olası
farklılıklarla beraber yönetim planlarının içeriği ve yapısı, her zaman, alanın
ihtiyaçlarını, yöneticlerin amaçlarını ve isteklerini ve kaynaklarının kullanılırlığını
yansıtmalıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Örneğin milli park gibi çok geniş alanlara yayılmış bir koruma alanı için daha
karmaşık bir yönetim planı gerekirken, daha küçük koruma alanları için daha sade ve
basit yönetim planları uygun olabilmektedir. Plan içinde ne kadar bilginin yer
alacağına karar vermek de önemli bir noktadır. Yine örnek vermek gerekirse; büyük
bir milli parkın alanla ilgili bilgileri planın büyük bir kısmını oluşturabilir. Bu
malzemelerin planın sonuna eklenmesi veya ayrı bir belge olarak basılması planın,
151
sadece, yönetim ve arazi kullanımı konularına odaklanmasında yardımcı olmaktadır
(Thomas ve Middleton, 2003).
Genelde yönetim planlarının temel bileşenleri şu şekilde sıralanabilir (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Özet
·
Giriş
·
Alanın tanımı
·
Alanın değerlendirilmesi
·
Konu ve sorunların analizi
·
Vizyon ve hedeflerin belirlenmesi
·
Bölgeleme planı
·
Yönetim eylemlerinin belirlenmesi
·
İzleme ve geridönüş
Halkın ve katılımcıların taslak yönetim planını inceleyerek yorumlar yapmaları,
yönetim planlama sürecinin çok önemli bir aşamasıdır (Thomas ve Middleton, 2003).
Halkın görüşünün nasıl elde edileceği ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilse de,
genel olarak iki senaryodan bahsedilmektedir(Thomas ve Middleton, 2003):
·
Halka danışıldığı sürecin öneceden belirlenmesi ve
·
Yönetim biriminin kendi eylem şeklini belirlemede özgür bırakılması.
Taslak planla ilgili görüşlerin toplandığı sürecin tüm katılımcılar arasında
güvenilirlik kazanması gerekmektedir. Bunun için yönetim birimi (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Tüm katılımcıları belirlemeli;
·
Hepsine karşı eşit ve şeffaf bir tutum sergilemeli;
·
Bilgilendirici, açık ve kolay anlaşılır malzemeler üretmeli;
·
Önerilerin taslak niteliğinde olduğunu vurgulamalı;
152
·
Her öneriyi yeniden gözden geçirmeye hazır olmalı;
·
Elde edilen tüm yorumları belgelemeli;
·
Miting veya malzeme gibi isteklerin cevaplandırıldığından emin olmalı;
·
Her türlü görüşü dikkate almalı;
·
İnsanları acele ettirecek kadar kısa olmayan ama ilgilerini de kaybettirecek kadar
uzun olmayan bir zaman dilimi belirlemeli.
Halkın görüşlerinin toplanması için gereken süre değişebilse de genelde bu süre üç
aydan daha kısa olamamaktadır. Koruma alanı büyüdükçe veya konular ve sorunlar
karmaşıklaştıkça bu süre en az altı aya kadar çıkmaktadır (Thomas ve Middleton,
2003).
Yönetim planlama sürecine halk katılımının sağlanmasının yararları şu şekilde
özetlenebilir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Sahiplenme hissini arttırır;
·
Alanın korunmasına destek sağlar;
·
İnsanların yönetimle ilgili konulardaki değişikliklerden haberdar olmalarını ve bu
değişiklikleri etkileyebileceklerini hissetmelerini sağlar;
·
Korumayla planlama arasında olduğu kadar gelişimle planlama arasında da
bağlantı kurar. Ekonomik ve sosyal gelişim açısından insanların ihtiyaçlarını
dikkate almayan bir yönetim planı, hedeflerin gerçekleştirilmesinde başarısız
olacaktır;
·
Alanın yönetimiyle ilgili görüşlerin, çekincelerin ve fikirlerin paylaşılabileceği
iletişim mekanizmasının oluşmasını sağlar.
Yönetim planlama sürecinde, halkın katılımını sağlarken cevaplanması gereken en
önemli soru, esas katılımcıların kimler olduğudur. Alanda veya alan çevresinde
yaşayan insanlar varsa, oradaki yerleşik halkın katılımının sağlanması çok önemlidir.
Örneğin, IUCN, belirlemiş olduğu doğal alan kategorilerinden V. Kategori için, bu
kategorideki alanlar insan yerleşimlerini de kapsamaktadır, planlama ve yönetim
sürecinin her aşamasına halkın katılmasını gerekli görmektedir (Thomas ve
Middleton, 2003).
153
Alan üzerinde etkisi olabilecek kişiler şu şekilde özetlenebilir (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Çevre konularıyla ilgili bakan ve yöneticiler;
·
Yerel halkın ve eylem gruplarının liderleri;
·
Mülk sahipleri;
·
Kiracılar;
·
Ormancılık, madencilik, balıkçılık ve turizm gibi ekonomik aktivitelerle
ilgilenenler;
·
Alanın planlanması ve yönetimiyle ilgili olanlar;
·
Alana gelen turistleri organize eden veya turistler üzerinde etkisi olabilecek
kişiler;
·
Alandaki veya çevresindeki projeler veya yerlerle ilgilenen araştırmacılar.
Katılımcıların belirlenmesinde yardımcı olabilecek sorular da (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
İnsanların alanla ilişkisi nasıl? Alanı nasıl kullanıyorlar ve değerlendiriyorlar?
·
Rolleri ve sorumlulukları nelerdir?
·
Herhangi bir yönetim girişiminden nasıl etkilenecekler?
·
Gerçekleştirdikleri eylemlerin alanın değerinin üzerindeki etkileri nelerdir?
Yönetim planlama yaklaşımlarında, sınırlı bir seviyeden başlayan halk katılımı,
zamanla çok daha etkili bir şekilde arttırılmıştır. Halk katılımı şekilleri, seviyelerine
göre şu şekilde tanımlanabilmektedir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Bilgilendirme. Katılımın en düşük seviyesidir. Gruplar ve bireyler önerilerle
ilgili bilgi sahibi olurlar ama bunları değiştirme şansları yoktur. Tek taraflı bir
iletişim söz konusudur ve karar alma mekanizması yukarıdan aşağıya doğru
işlemektedir.
·
Danışma. Bilgilendirmeden sonra halk katılımının bir sonraki seviyesidir. Yerel
halk, diğer katılımcılar ve kuruluşlar bir plan veya proje hakkında bilgilendirilir
154
ve görüşleri alınır. Toplanan görüşler dikkate alınsa da her zaman onlar
doğrultusunda hareket edilmemektedir.
·
Beraber karar vermek. Bir konu veya sorunla ilgili olanlar çağrılır,
bilgilendirilir, beraber tartışılır ve karar alma sürecine katılmaları sağlanır.
·
Beraber eyleme geçmek. Kararlar ortaklaşa alınır ve uygulamadaki
sorumluluklar da paylaşılır.
·
Halkın bağımsız karar vermesini desteklemek. Katılımın en yüksek
seviyesidir. Halk, kendi gündemlerini belirlemede ve aldıkları kararları
uygulamada sorumluluk sahibidir.
Planlama sürecine katılanlar; problemlerin tanımlanması, alternatiflerin
oluşturulması, planlama aktiviteleri ve kaynakların yerlerinin belirlenmesi gibi
konularda çalışabilmektedirler (Drake, 1991).
Bir sonraki aşamada ise, elde edilen görüşler dikkate alınarak taslak gözden geçirilir.
Başarılı yönetim planı örnekleri incelendiğinde tüm görüşlerin dikkate alınması ve
saklanmasının gererekliliği anlaşılmaktadır. Daha sonra bunlar, özet halinde planın
sonuna eklenebilir veya ayrı bir belge olarak basılabilir (Thomas ve Middleton,
2003).
Planın son haline toplanan görüşlerle ilgili bir rapor eklenebilir. Bu raporda, toplanan
görüşlerin nasıl değerlendirildiği ve bazılarının neden safdışı bırakıldığı
anlatılmalıdır. Bu, halkın ve katılımcıların planın son halini anlamalarında yardımcı
olacak ve planda yer alan yönetim eylemlerinin nasıl şekillendiğini açıklayacaktır
(Thomas ve Middleton, 2003).
Plan son halini aldıktan sonra geriye onaylanması kalmaktadır. Bu aşama, ülkeden
ülkeye farklılık göstermektedir. Örneğin, Avustralya’da federal milli park yönetim
planları, onaylanmak için Çevre ve Miras Bakanlığı’na (Minister for Environment
and Heritage) gönderilir. Ayrıca, Parlamento’da onbeş işgünü boyunca Vekillere
sunulur (Thomas ve Middleton, 2003).
Plan, ilgili birimlerce onaylandıktan sonra sıra uygulamaya gelmektedir. Bu aşama,
plana net bir şekilde yasal yetki vermekte ve eylemlerin güçlendirilmesi ve yerine
getirilmesi için sağlam bir temel teşkil etmektedir (Thomas ve Middleton, 2003).
Bu aşamada iki yaklaşım kullanılabilir (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Plan yıllık detaylı kaynak ve finans bilgilerini içermez;
155
·
Planda bu bilgilere yer verilir.
Genelde birinci yaklaşımın seçilmesinin sebebi, giderlerle ilgili öngörüde bulunma
zorluğudur. Bunun yanında, yönetim planın 5-10 yıllık zaman dilimlerinde, alanda,
çevresinde veya yönetim biriminin personel ve mali durumunda yaşanabilecek
değişiklikler yüzünden birtakım düzenlemeler gerekebilir. Bu yüzden, birçok kuruluş
yönetim planlarını, gerekli eylemlerin sırasını belirlemede ve daha detaylı planları
üretmede kullanmaktadır (Thomas ve Middleton, 2003).
Yönetim planlarındaki uygulamayla ilgili bilgilerin gruplandırılması çeşitlilik
göstermektedir (Thomas ve Middleton, 2003).
Alanın yönetim bölgeleri belirlendiyse; eylemler, zaman dilimleri ve giderler beraber
gruplandırılabilir. Böylece (Thomas ve Middleton, 2003):
·
Her bölge için gerekli eylemler;
·
Birden fazla bölgeye etkileyecek olan eylemler;
·
Alanın dışında etkisini gösterecek olan eylemler belirlenmiş olur.
Bazı durumlarda ise, eylemler, zaman çizelgeleri ve giderlerle beraber, her hedef için
yönetim stratejilerine göre gruplandırılmaktadır (Thomas ve Middleton, 2003).
Bunlardan başka, yönetim eylemleri, proje şeklinde çalışma birimlerine
indirgenebilmektedir. Bu durum, sürecin uygulama aşamasını, her projenin
giderlerinin ve zaman çizelgelerinin ayrı ayrı belirlenmiş olmasını sağladığından,
kolaylaştırmaktadır. Bu yaklaşım öncelik sıralamasını da beraberinde getirmektedir.
Öncelikleri sıralarken dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde sıralanabilir (Thomas ve
Middleton, 2003):
·
Bir yıl içerisinde tamamlanması gereken projeler.
·
Alanın rutin yönetimiyle ilgili projeler. Belirli bir zaman dilimi içerisinde
tamamlanmaları gerekse de belli esnekliğe sahiptirler.
·
İlk iki sıradaki projeler tamamlandıktan sonra, zaman ve diğer kaynaklar da
müsaitse, ele alınacak projeler.
Sondan bir önceki aşama ise izleme ve değerlendirmedir. Bu aşamada; planın etkili
bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve hedeflere bağlı kalınıp kalınmadığı, yönetim
156
etkilerini ve yönetim eylemlerinin doğru bir şekilde gerçekleştirilip
gerçekleştirilmedikleri kontrol edilmektedir (Mulder ve Coppolillo, 2005).
Planlama sürecinin son aşamasında ise yönetim planının yeniden gözden geçirilmesi
veya güncellenmesi ile ilgili kararlar alınmaktadır. Genelde, planlar için yasal olarak,
beş, yedi veya on yıllık zaman dilimleri belirlenmektedir (Thomas ve Middleton,
2003).
Bu aşamanın en önemli kısmı, izleme yönteminden elde edilecek geribeslemenin
yeni plan taslağına rehberlik etmesini sağlamaktır (Thomas ve Middleton, 2003).
Glick’in (1991) de belirttiği gibi, turizm turizme zarar vermektedir ve turizm
yönetim planları ile turizmin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri en aza
indirildiği gibi turizm sektörünün sürdürülebilirliği de sağlanmış olmaktadır.
3.7.1 Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Turizmin İzlenmesi
Tüm planlama ve yönetim süreçlerinin temel öğesi olan izleme, biyofiziksel ve
sosyal durumun anahtar göstergelerinin sistematik ve periyodik olarak ölçülmesidir
(Newsome ve diğ., 2002). İzleme olmadan, yöneticiler, gelişmenin ne ölçüde
belirledikleri hedefler doğrultusunda gerçekleştiğini bilemezler (Eagles ve diğ.,
2002).
Her proje, faaliyetlerine başlamadan önce, açık olarak proje alanında yerel halk ve
çalıştıkları alanla ilgili ilk durum bilgilerine sahip olmalıdır. Bu bilgiler, proje
başlamadan önceki durumu ortaya koymakta ve daha sonraki gelişmelerle
karşılaştırma yapmaya imkan tanımaktadır (GEF, 2002). Böylece, planın etkili bir
şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve hedeflere doğru gidilip gidilmediği
anlaşılabilmektedir (Thomas ve Middleton, 2003).
Neyin ne zaman izleneceğini belirlemek için, bir projenin durumunu ve sonucunu
yansıtan göstergeler seçilmelidir. Planlama sürecinin başında belirlenen göstergeler
sayesinde, nereden nereye gidildiği, hangi yolda olunduğu ve hedeflerden ne kadar
uzakta olunduğu belirlenebilmektedir (GEF, 2002).
Göstergeleri seçerken (GEF, 2002):
·
Proje hedefleri ile uyumlu olmalarına;
·
Diğer ilgi grupları ve yerel halk tarafından kabul edilmelerine;
·
Veri toplama tekniklerinin değişebileceğine dikkat edilmelidir.
157
Göstergeler bazı aktivite veya eğilimlerden etkilenebilecek durumlarla ilgili olarak
belirlenir. Belirlenen göstergelerin zamanla değişebileceği de göz önünde
bulundurularak periyodik olarak kontrol edilmelidir. Göstergelerin belirlenmesinde;
turizm gelişiminin veya koruma alanı yönetiminin durumunu veya çıktılarını
tanımlayıcı nitelikte olması, yorumlayıcı değil açıklayıcı olması , kolay ölçülebilir
olması ve belirli sayıda değişkenin seçilmiş olmasına dikkat etmek gerekmektedir
(Eagles ve diğ., 2002).
Koruma alanlarındaki turizm izleme iki bölümden oluşmaktadır: ziyaretçilerin
etkilerinin izlenmesi ve hizmet kalitesinin izlenmesi (Eagles ve diğ., 2002).
Koruma alanlarında turistlerin hem çevresel hem de sosyal etkileri olmaktadır.
Yöneticilerin bu etkilerin bilincinde olması gerekmektedir. Göstergelerin periyodik
ölçümü ile turist etkileri ile veriler toplanır, analiz edilir ve değerlendirilir. Sonuç
olarak da, yöneticiler, sorunların giderilmesi için uygun önlemleri alırlar (Eagles ve
diğ., 2002).
Örneğin, Makira, Solomon Adalarında Biyolojik Çeşitlilik Koruma Ağı (BCN)
tarafından yürütülen ekoturizm aktivitelerini izleme programında, çevresel
göstergeler, ekoturizm ve diğer gelir getiren aktiviteler tarafından etkilenen bağımsız
değişkenlerden seçilmiştir. Bunlar; güvercinlerin üreme sıklığı ve yıllık sosyoekonomik araştırmlalardır. Makira’daki ölçüm programları sonucunda güvercin
avlamada mevsimlere göre kısıtlama ve pestisid kullanımının yasaklanması gibi
yönetim kararlarında değişiklikler yapılmıştır (Eagles ve diğ., 2002).
İzleme (Eagles ve diğ., 2002):
1. Ciddi boyutlarda sorunları olan alanlar (özel ve önemli değerlerin tehdit altında
olduğu veya şartların hızla değiştiği alanlar gibi);
2. Yeni yönetim kararlarının alındığı alanlar;
3. Yönetim etkilerinin bilinmediği alanlar ve
4. Bilgi eksikliği olan alanlarda odaklanmalıdır.
İzlemeyle ilgili diğer bir önemli nokta da ne zaman gerçekleştirilmesi gerektiğidir.
Zamanlama, izlenecek göstergelere göre değişmektedir. Ziyaretçilerin sebep olduğu
etkilerle ilgili yapılacak araştırmalar tekrar ölçüm için en uygun aralığın
belirlenmesinde kullanılabilir (Eagles ve diğ., 2002).
158
Bir izleme programının oluşturulması ve temel verilerin toplanması ile meydana
gelen değişimlerden önceden haberdar olunabilir ve gerekli önlemler alınabilir. Bu
yüzden, ilk durumla ilgili temek verilerin doğru bir biçimde toplanması çok
önemlidir. İzleme programı sonuçları, izlenen değişimlerin temel verilerle
karşılaştırılmasına bağlıdır (Newsome ve diğ., 2002).
Örneğin, bir ekoturizm alanı olan Bolivya, Noel Kempff Mercardo Milli Parkı için
geliştirilen izleme programında, biyolojik izlemeyi, Nature Conservancy üyesi olan
FAN (Fundacion Amigos de la Naturaleza) ve Bolivya Milli Parklar Müdürlüğü
ortaklaşa yürütmüşlerdir. Ortaklaşa yürütülen çalışma için, birkaç yıl boyunca, alanın
faunası ve alanda yaşayan tehlike altındaki türler izlenmiştir. Parkta yerleşim
olmadığı için herhangi bir kültürel ve sosyo-ekonomik izleme yapılmamıştır.
Çalışma boyunca izlemeden, park korumaları ve FAN görevlileri sorumlu olmuştur.
Bilimadamlarına danışarak veri toplama metotları kullanmışlardır. Ayrıca doğa
rehberleri de kuş ve hayvanları izleyerek bilgi toplamıştır. Sonuç olarak, toplanan
bilgiler, görevlilere daha etkili bir planlama ve yönetim konusunda yardımcı
olmuştur. Artık, nehir kaplumbağalarının yumurtlama, yavrularının yumurtadan
çıkma veya balıkların göç zamanları gibi bilgiler çok iyi bilinmektedir. Sonuç olarak
da, özellikle ekoturizm daha da gelişirse, gelecekte yaşanabilecek değişimleri
kıyaslayabilecek temel verilere sahip olmuşlardır (Eagles ve diğ., 2002).
The Nature Conservancy (TNC), geliştirdiği izleme programları rehberine göre
(Eagles ve diğ., 2002):
1. İzleme, genel plan ve yönetimin paralelinde olmalıdır;
2. Etkilerin karmaşık nedenleri bilinmeli ve analiz edilmelidir;
3. Göstergeler ve onları ölçmek için kullanılacak metotlar dikkatlice seçilmelidir
(uygun göstergelerin seçiminde; ölçülebilirlik, kesinlik, tutarlılık, duyarlılık, güncel
turizm aktivitesi ile ilişki derecesi, doğruluk, işlevsellik, verilerin elde edilebilirliği,
toplama ve analiz gideri gibi kriterlerin gösterge seçiminde kullanılması
önerilmiştir);
4. Göstergeleri ölçmek için, standartları veya makul aralıkları belirlerken birçok
faktör gözönünde bulundurulmalıdır;
5. İzleme metodolojisi, minimum zaman ve bütçe gerektirecek şekilde olmalıdır;
6. Sonuçlar çok dikkatli bir şekilde analiz edilmelidir;
159
7. İzleme, spesifik yönetime ve bilinçli yapılanmaya öncülük etmelidir.
The Nature Conservancy (TNC), ayrıca, turizm etki izleme planları geliştirme ve
uygulama için uygun adımları belirlemiştir. Buna göre (Eagles ve diğ., 2002);
A) Planlama
1. İdare komitesinini oluşturulması
2. Halkın katılacağı bir komitenin oluşturulmsı
B) İzleme programı geliştirme
3. İzlenecek etkilerin ve göstergelerin belirlenmesi
4. Ölçüm metotlarının belirlenmesi
5. Makul değişimlerin limitlerinin ve aralıklarının belirlenmesi
6. İzleme planının geliştirilmesi
C) İzlemeyi yürütme ve sonuçların sunumu
7. Görevlilerin, yöneticilerin ve temsilcilerin eğitilmesi
8. İzlemeyi ve veri incelemesini sonlandırmak
9. Sonuçları sunmak
D) İzlemeyi değerlendirme ve geliştirme
10. İzleme programının değerlendirilmesi ve bir diğerine başlamak
Thomas ve Middleton (2003), geçmişte, birçok kurum ve kuruluşun, izleme metodu
olarak uygulamaların izlenmesini benimsediğini, sadece planda belirtilen işlerin
yapılıp yapılmadığını kontrol ettiklerini belirtmişlerdir. Bu metotla elde edilen
bilgiyle, sadece işlerin yapılıp yapılmadığı anlaşılmakta, hedeflerin ne kadar
gerçekleştirildiği veya planın etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı
bilinememekteydi (Thomas ve Middleton, 2003).
3.7.2 Dünya’dan Turizm Yönetim Planları Örnekleri
Yurtdışında, doğal alanlarda turizmin çevresel etkilerini en aza indirmek, turizmin
doğa korumaya katkıda bulunmasını ve sürdürülebilir bir şekilde gelişmesini
160
sağlamak için kullanılan en etkili araç turizm yönetim planlarıdır. Doğal alanlarda
turizm yönetimi, hem doğal çevrenin hem de turizm sektörünün sürdürülebilirliği
açısından çok önemlidir.
Yurtdışından seçilen turizm yönetim planı örnekleri;
·
Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim Planı
·
Queensland Koruma Alanlarında Turizm Yönetim Planlaması – Moreton Adası
Yönetim Planı
·
İngiliz Kolombiyası’nda Turizm ve Doğal Alan Yönetimi’dir.
·
Seçilen örnekler, alanın tanıtılması ve turizm yönetim planının anlatılması
şeklinde ele alınmıştır.
Örneklerin seçiminde, turizm yönetim planı yapılan alanların Datça – Bozburun
ÖÇKB ile ortak noktalarının bulunmasına ve plan sistematiğinin örnek teşkil
edebilecek düzeyde olmasına dikkat edilmiştir.
3.7.2.1 Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim Planı
Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim Planı, Sırbistan’da, Zasavica
Özel Doğal Rezerv Alanını, Sremska Mitrovica şehrini, yakın çevredeki yedi köyü
ve Bogatic belediyesine bağlı iki köyü içine alan bölgeyi kapsamaktadır (plan).
Şekil 3.4’te Zasavica’nın konumu görülmektedir (http://www.zasavica.org.yu/
engleski/polozaj.htm).
Şekil 3.4 : Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı’nın Konumu
161
Şekil 3.5 : Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı
Zasavica Doğal Rezerv Alanı, 675 ha’lık kısmı birinci derece olmak üzere, toplam
1825 ha’lık bir alanı kaplamaktadır. Çok zengin bir doğal çevreye sahip olan bölge,
1997 yılında koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Ramsar alanı olarak kabul edilen
Zasavica, IUCN yönetim kategorilerinden IV. kategoriye uygun görülmüştür. Ayrıca,
2001 yılından itibaren Europark Federasyonu üyesidir (http://www.zasavica.org.
yu/engleski/polozaj.htm).
Şekil 3.6 : Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanından Görünüş
162
Ekolojik açıdan değerli ve hassas olan Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı için,
çevresini de kapsayan ve sahip olduğu turizm potansiyelini de değerlendirerek
turizmin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indiren bir yönetim planı
hazırlanmıştır.
Plan iki farklı amaç üzerinde odaklanmaktadır. Bunlar:
·
Koruma alanındaki doğal çevrenin durumunu geliştiricek ve yerel halkın refah
düzeyini artıracak uzun vadeli, bölgesel ölçekte ve katılımcı bir yönetim
yaklaşımı geliştirmek ve
·
Farklı tipteki koruma alanlarına uygulanabilir bir yönetim planı modeli
geliştirme.
Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı turizm yönetim planlaması sürecinin aşamaları
ise şu şekilde özetlenebilir:
·
Katılımcıları sürdürülebilir turizm gelişimi prensipleri hakkında bilgilendiren ve
turizm yönetim planının gerekliliği konusunda ikna eden bir çalıştayın
gerçekleştirilmesi;
·
Ülkedeki yasal çerçeveyi, turizm ve/veya biyolojik çeşitliliğin korunması
konularında yapılmış plan ve projelerin değerlendirilmesi;
·
Alanın turizm potansiyelinin değerlendirilmesi;
·
Çalıştayın ve değerlendirilmelerin sonuçları temel alınarak, uygun bir yöntemin
geliştirilmesi;
·
Turizm yönetim planının hazırlanması. Bu plan, biyolojik çeşitliliğin korunması
konusunda alınması gerekli önlemleri kapsamakta, sürdürülebilir turizmin
planlanması, yönetilmesi ve izlenmesini sağlamakta ve iki yıllık bir zaman
dilimini kapsamaktadır;
·
Hazırlanan planın ikinci bir çalıştayla yerel katılımcılara sunulması. Bu
çalıştayla, planın tanıtılmasının yanında, katılımcılardan destek alınması ve
projeye aktif katılımın sağlanması amaçlanmaktadır;
·
Ulusal ölçekte katılımcılar için üçüncü bir çalıştayın gerçekleştirilmesi. Bu
çalıştay, projeyi tanıtmayı ve önerileri tartışmayı, geliştirilen yöntemin
yaygınlaştırılması için gerekli eylemleri belirlemeyi ve diğer koruma alanlarına
uygulama potansiyellerini tartışmayı amaçlamaktadır.
163
Şekil 3.7’de turizm yönetim planlaması sürecinin aşamaları görülmektedir.
Planın içeriğinde ise; giriş, ekolojik sistemler ve içerikleri, sosyo-ekonomik çevre ve
kalkınma, doğal çevreyi tehdit eden faktörler, vizyon, hedef ve stratejilerin
belirlenmesi, yönetim eylemlerinin belirlenmesi, bütçe, organizasyon ve personelin
belirlenmesi yer almaktadır.
BİRİNCİ ÇALIŞTAY
Yerel Katılımcılar
DAHA ÖNCE YAPILMIŞ PLAN VE
PROJELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
ALANIN TURİZM POTANSİYELİNİN
DEĞERLNDİRİLMESİ
YÖNTEMİN GELİŞTİRİLMESİ
TURİZM YÖNETİM PLANININ
HAZIRLANMASI
İKİNCİ ÇALIŞTAY
Yerel Katılımcılar
ÜÇÜNCÜ ÇALIŞTAY
Ulusal Ölçekte
Şekil 3.7 : Zasavica Özel Doğal Rezerv Alanı Turizm Yönetim Planlaması Süreci
3.7.2.2 Queensland Koruma Alanlarında Turizm Yönetim Planlaması ve
Moreton Adası Yönetim Planı
Gueensland, sadece Avustralya’ya özgü değil, dünya çapında da benzeri olmayan,
doğal ve ekolojik açıdan son derece zengin alanlara sahiptir. Bölgedeki koruma
alanları devlete bağlı kuruluşlar tarafından idare edilmektedir. Doğa koruma alanı
olarak ilan edilen bu alanlara ticari amaçlı erişim kontrol altındadır. Bu tip alanların
ülkeye; biyolojik çeşitlilik, sosyal refah ve ticari kullanım açısından faydası
dokunmaktadır. Ayrıca devletin idaresinde olan doğa koruma alanları diğer doğal
kaynaklardan başka, uygun bir şekilde yönetildikleri takdirde, refah ve gelir kaynağı
olmaya devam edeceklerdir.
164
Şekil 3.8’de Avustralya’da Queensland’in konumu görülmektedir.
Şekil 3.8 : Queensland’in Konumu
(http://www.travelnotes.org/Oceania/images/australia_regions.gif)
Şekil 3.9: Queensland
(http://www.queenslandhousing.com/UserFiles/queensland.jpg)
165
Şekil 3.10: Queensland
(http://www.travel-australia.biz/graphics/cape-tribulation-queensland.jpg)
Queensland’de, hükümetin, turizm operatörlerinin koruma alanlarına erişim ile ilgili
endişelerini giderme çabası sonucu Koruma Alanlarında Turizm Girişimi
başlatılmıştır. Bu girişimin amacı, koruma alanlarında etkili ve uygun bir
sürdürülebilir turizm yönetim sistemi geliştirmektir. Bu girişim, aynı zamanda,
ülkedeki mevcut strateji ve planları temel almıştır.
Bunlar:
·
Queensland Ekoturizm Planı (QEP); ekoturizmin geleceği için vizyon ve
politikaları belirler ve Queensland’de ekoturizmin planlanması, geliştirilmesi,
yönetilmesi ve pazarlanması için bir temel teşkil eder.
·
Gelişen Turizm (Growing Tourism); turizmi geliştirmek için hükümet girişimi.
Koruma Alanlarında Turizm Girişimi, Gelişen Turizmin yönetiminde
çalışmaktadır.
·
Queenlands Parklar ve Yaban Hayatı Birimi Master Planı (QPWS Master Plan);
Queensland’deki parklar sistemi için 20 yıllık yönetim stratejileri belirlemiştir.
Koruma Alanlarında Turizm Girişiminin amacı doğrultusunda, hükümet ve özel
sektör temsilcileriyle halktan temsilciler Sektör Forumu’nda (Industry Forum)
biraraya gelerek, turizmin koruma alanlarıyla ilgili karşılaştığı zorlukların çözümü
için turizm sektörünün sunduğu görüş ve fikirleri tartışmışlardır. Forum sonunda,
hükümet ve özel sektörün ortaklaşa çalışması için bir temel hazırlanmasından başka,
mevcut sorunlarla ilgili 18 ana madde belirlenmiştir.
166
Queensland Parklar ve Yaban Hayatı Birimi (Queensland Parks & Wildlife Service),
Turizm Queensland (Tourism Queensland) ve turizm sektörü temsilcilerinin biraraya
gelerek oluşturduğu çalışma grubu ise, Forum’da belirlenen 18 ana konudan yola
çıkarak prensipler belirleyip bunları “Koruma Alanlarında Turizm Yönetimi: Issue
Papers” adlı raporda yayınlamıştır. Tüm yeni yönetim sistemi için temel oluşturacak
bu prensipler;
1.
Sistem, doğal çevrenin korunması ve ziyaretçilerin memnuniyetini teşvik
etmelidir.
2.
Sistem, yönetime yardım olarak, akreditasyon kullanmalıdır.
3.
Sistem, uygulanabilir olduğu durumlarda, telif haklarını göz önünde
bulundurmalıdır.
4.
Sistem yeniliklere açık olmalıdır.
5.
Sistem yeni ve yerleşik turizm operatörlerine karşı eşit davranmalıdır.
6.
Sistem ticari kuruluşları tanımalı ve anlaşılabilir bir yönetim sağlamalıdır.
7.
Sistem ziyaret alanlarının kapasitelerini saptamak için bir temel
oluşturmalıdır.
8.
Sistem mevcut
kolaylaştırmalıdır.
kapasitenin
ulaşılabilirliğini
9.
Sistem mevsimsel arz ve taleplere cevap vermelidir.
10.
Sistem uygun alanlarda ticareti kolaylaştırmalıdır.
11.
Sistem ücretleri sabit tutmaya çalışmalıdır.
ve
kullanılabilirliğini
12.
Sistem yönetim birimlerinin masraflarını kullanılan kaynakların vergileriyle
karşılamalarını kabul etmeli.
13.
Sistem hem bireysel hem de kitlesel ziyaretçilerin eşit hizmet görmelerini
sağlamalıdır.
14.
Sistem, özel sektörün yönetim birimlerinin bütçelerine katkıda bulunmasına
izin vermelidir.
167
15.
Sistem, özel sektör ve yönetim birimlerinin ortaklaşa çalışmalarını
desteklemelidir.
16.
Sistem bölgelerin
güçlendirmelidir.
kendine
has
tüm
özelliklerini
desteklemeli
ve
17.
Sistem yönetim birimlerinin düzenleyici ve katılımcı rollerini açıkça
belirlemelidir.
18.
Sistem işbirlikçi çalışmayı desteklemeli ve temel oluşturmalıdır.
Bu prensipler, yeni bir turizm yönetim sisteminin işlevsel karakterini yansıtmakta ve
uygulanacak her yeni park turizmi yönetim sisteminde ekolojik açıdan sürdürülebilir
gelişim için temel teşkil etmektedirler.
Çalışma grubu, Şubat 2001’de iki günlük bir çalıştay düzenleyerek, belirledikleri
prensiplerin yeni bir turizm yönetim sistemine uygulanabilirliğini tartışmışlardır.
Sonuç olarak, uygulamanın nasıl olacağına cevap verebilmek için yedi seçenek
hazırlamışlardır. Bu seçenekler herbir maddenin nasıl uygulanabileceğini
göstermektedir. Bu seçenekler bir paket halinde sunulmuştur ve herbiri birbiriyle
ilgili olup tek başına ele alınmamalıdır.
Moreton Adası Yönetim Planı
Moreton Adası, Queensland’in güneydoğusunda, Moreton Koyunun doğusunda yer
alan ve 37 km uzunluğunda, 10 km genişliğinde bir adadır. Şekil 3.12’de Moreton
Adasının konumu görülmektedir.
Queensland Koruma Alanları için geliştirilen yönetim planlaması modeli
doğrultusunda, Moreton Adası için bir yönetim planı hazırlanmıştır. Moreton Adası
Milli Parkı, Moreton Adası Rekreasyon Alanı ve Cape Moreton Koruma Parkını
kapsayan yönetim planı, Queensland Parklar ve Yaban Hayatı Birimi (Queensland
Parks & Wildlife Service) tarafından, 1992 Doğa Koruma Kanunu ve 1988
Rekreasyon Alanları Yönetimi Kanunu doğrultusunda yapılmıştır.
168
Şekil 3.11: Moreton Adası (http:// www.bilten.metu.edu.tr/bilsat/tr/gallery)
Şekil 3.12 : Moreton Adasının Konumu
169
Moreton Adası Yönetim Planı dört bölümde incelenebilmektedir:
·
Moreton Adası planlama alanı, bölgesel önemi ve vizyonun tanımlandığı bölüm;
·
Bölgeyle ilgili yasal ve yönetimsel zorunlulukların özetlendiği bölüm;
·
Planlama alanının; doğal, kültürel, rekreasyonel, bilimsel, eğitimsel ve ekonomik
değerlerinin özetlendiği bölüm;
·
1992 Doğa Koruma Kanunu ve 1988 Rekreasyon Alanları Yönetimi Kanunu
doğrultusunda, planlama alanının gelecekteki yönetimi için yönetim hedefleri,
rehberleri ve eylemlerinin belirlendiği bölüm.
Yönetim planının içeriği ise, Şekil 3.13’te görülmektedir.
·
GİRİŞ
Konumu ve Bölgesel Önemi, Planlama
Alanı, Vizyon
Yönetimsel Zorunluluklar
YÖNETİM TEMELİ
MORETON ADASININ
SAHİP OLDUĞU
DEĞERLER
Jeoloji ve Yerşeklilleri, Tatlısu Ekosistemleri,
Flora, Fauna, Denizsel Çevre, Kültürel Miras
Değerleri, Rekreasyonel ve Estetik Değerler,
Bilimsel ve Eğitimsel Değerler, Sosyo-Ekonomik
Değerler
Doğal Kaynak Yönetimi
Yerli Bitki Türlerinin Korunması, Yerli Hayvan
Türlerinin Korunması, Kıyıların ve Kumsalların
Korunması, Tatlısu sistemlerinin Korunması
YÖNETİM
STRATEJİLERİ
Kültürel Miras Yönetimi
Rekreasyon, Turizm ve Ziyaretçi Kullanımları
Rekreasyon: Fırsatlar, Hizmetler ve Yönetim,
Ziyaretçi Erişimi ve Ulaşım, Ziyaretçi Güvenliği,
Kamp, Ticari Faaliyetler
Şekil 3.13 : Moreton Adası Yönetim Planı İçeriği
170
Moreton Adası Milli Parkı ve Rekreasyon Alanı ve Cape Moreton
Koruma Alanı
Cape
Moreton
Koruma
Alanı
LEJAND
Milli Park
Koruma Parkı
Rekreasyon Alanı
Diğer Alanlar
Ulaşım
Araç Yolu
Yaya Yolu
Şekil 3.14 : Moreton Adası Koruma Alanları
171
Planının vizyonu; “Moreton Adasındaki koruma alanları, halkın bölgesel ölçekte
eşsiz ve doğa odaklı rekreasyon aktivitelerine erişimeye ve faydalanmaya devam
edeceği şekilde korunacak ve yönetilecektir. Adadaki yerli halkın, türlerin ve kültürel
mirasın korunması yönetimin odak noktası olacaktır.” şeklinde belirlenmiştir.
Yönetim stratejilerinde her bölüm; istenen sonuç, mevcut durum ve politika, rehber
ve eylemler başlıkları altında hazırlanmıştır. Doğal kaynak yönetimi, kültürel miras
yönetimi ve rekreasyon, turizm ve ziyaretçi kullanımları bu başlıklara göre
belirlendikten sonra bölgeleme planı yapılmıştır. Şekil 3.15’te Moreton Adası
Bölgeleme Planı görülmektedir.
Moreton Adası bölgeleme planına göre, tüm alan, özel koruma, koruma, koruma ve
rekreasyon 1, koruma ve rekreasyon 2, sahil güvenliği ve kamp alanı olmak üzere altı
bölgeye ayrılmıştır.
Özel koruma bölgesinde, yönetim esas olarak, doğal veya kültürel kaynakların
korunmasına odaklanmıştır. Yönetimin üzerinde durduğu önemli noktalar şu şekilde
özetlenebilir:
·
Peyzaj ve doğal veya kültürel kaynakların korunması;
·
Göçmen ve kalıcı kuşların ve habitatlarının korunması;
·
Doğal çevre üzerindeki etkilerin en aza indirilmesi.
Koruma bölgesi olarak seçilmiş alanlar ise, hassas ekosistemlere veya türlere veya
kültürel değerlere sahip ve insanlar tarafından zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya
kalan alanlardır. Bu tip alanlarda, yönetimin üzerinde durduğu önemli noktalar şu
şekilde özetlenebilir:
·
Peyzaj ve doğal veya kültürel kaynakların korunması;
·
Doğal çevre üzerindeki etkilerin en aza indirilmesi ve çevreyle duyarlı
aktivitelere izin verilmesi;
·
Güvenlik ve yönlendirmeyle ilgili bilgilendirme.
·
Rekreasyonel aktivitelerin en sık gerçekleştiği ve doğal, kültürel ve rekreasyonel
değerlerin beraber ele alınması gereken alanlar koruma ve rekreasyon bölgeleri
olarak seçilmiştir. Bu bölgeler koruma ve rekreasyon 1 ve koruma ve rekreasyon
2 olmak üzere kendi içlerinde iki gruba ayrılmıştır.
172
Moreton Adası Bölgeleme Planı
LEJAND
Bölgeler
Özel Koruma
Koruma
Koruma ve Rekreasyon 1
Koruma ve Rekreasyon 2
Sahil Güvenliği
Kamp
Rekreasyona Kapalı Alan
Ulaşım
Araç Yolu
Yaya Yolu
Şekil 3.15: Moreton Adası Bölgeleme Planı
173
Koruma ve rekreasyon 1 olarak seçilen alanlar, önemli kamp alanları ve
ziyaretçilerin en çok tercih ettiği alanlardır. Bu tip alanlarda, yönetimin üzerinde
durduğu önemli noktalar şu şekilde özetlenebilir:
·
Adanın doğal ve kültürel değerleri;
·
Doğal çevre üzerindeki etkilerin en aza indirilmesi, özellikle motorlu taşıt ve
kamp alanlarından kaynaklanan;
·
Adanın rekreasyonel fırsatları;
·
Güvenlik ve yönlendirmeyle ilgili bilgilendirme.
·
Koruma ve rekreasyon 2 olarak seçilen alanlar, adanın kıyı kesiminde yer alan ve
ulaşımın topografya yüzünden kısıtlandığı alanlardır. Bu tip alanlarda, yönetimin
üzerinde durduğu önemli noktalar koruma ve rekreasyon 1 ile aynıdır.
3.7.2.3 İngiliz Kolombiyası’nda Turizm ve Doğal Alan Yönetimi
İngiliz Kolombiyası, Kanada’nın Pasifik Okayanusu kıyısında yer almaktadır. Şekil
3.16’da İngiliz Kolombiyası’nın konumu görülmektedir (http://www.spreekbeurten.
info/canadatopo2.jpg).
Şekil 3.16 : İngiliz Kolombiyası’nın Konumu
174
Çok çeşitli ve zengin bir doğal çevreye sahip olan İngiliz Kolombiyası’nda, turizm
sektörü genel olarak doğal kaynak odaklı bir aktivite olarak kabul edilmelidir. Bunun
sebebi, ormancılık, madencilik ve balıkçılıkta olduğu gibi, İngiliz Kolombiyası’nın
turizm sektörünün esas gelişiminin ve kazancının ülkenin doğal kaynaklarına bağlı
o l m a s ı d ı r ( http://www.spacesfornature.org/greatspaces/pdf_files/Parks_Legacy_
Tourism.pdf).
Şekil 3.17: İngiliz Kolombiyası
(http://www.wildernesscommittee.org)
İngiliz Kolombiyası tropik iklim, tarihi ve kültürel çevre gibi değerlere sahip
olmadığı için, doğal çevre kalitesi ve çeşitliliği ile turist çekmektedir. Bu yüzden,
çevreyi korumak için ve hem ekonomik hem de sosyal yönden turizmden daha fazla
kazanç sağlamak için, doğal kaynakları esas alan bir planlama yaklaşımı gereklidir.
Bu planlama yaklaşımı, ekonomik açıdan olduğu kadar, çevresel ve sosyal açıdan da
turizm fırsatlarını belirleyebilecek düzeyde olmalıdır.
Turizm planlama süreci, Şekil 3.18’de de görüldüğü gibi, iki bölümden oluşmaktadır:
arazi kullanımı bölgeleme ve turizm kaynaklarının envanterini çıkartma.
175
DOĞAL KAYNAK
ARAZİ KULLANIMI KARARLARI
Uygulanabilirlik
Alan, başarı için gerekli,
coğrafik yerleşim özelliklerine
sahip mi?
Turizm
Kaynakları
Analizi
Uygunluk
Turizm aktivitesi, alanda diğer
kullanıcılarla ve çevresel
değerlerle uyumlu mu?
Turizm Bölgeleme
Sistemi
(TZS)
Şekil 3.18: Sürdürülebilir Turizm Planlaması
Bu planlama araçları, Turizm Bölgeleme Sistemi (TZS) ve turizm kaynaklarının
belirlenmesi, turizm ürünleri ve hizmetleri için uygun yerlerin belirlenmesinde
kullanılabilir.
Turizm Bölgeleme Sistemi (TZS), turizmin, koruma prensip ve öncelikleri
doğrultusunda gelişimine olanak veren bir arazi planlama tekniğidir. Bu teknik
İngiliz Kolombiyası Park Birimi tarafından özellikle kullanılmaktadır.
Bölgeleme sistemi, doğal kaynak odaklı turizm aktivitelerini bölgelere göre
farklılaştırmaktadır. Bunu yaparken; doğallık derecesi (kentten kırsal kesime doğru),
turizm türü, ulaşım şekli, kullanım yoğunluğu ve hizmet ölçeği gibi kriterler göz
önünde bulundurulur.
3.8 Özel Çevre Koruma Bölgeleri İle Turizm Sektörü Arasındaki İlişkinin
Değerlendirilmesi
Günümüzde hızla büyüyen ve genişleyen sektörlerin başında yer alan turizm, doğal
kaynakları da aynı hızla tüketmektedir. İnsanların doğal çevreye ilgilerinin artması
sonucu turizm sektörünün bu tip alanlara kaydığı görülmektedir. Yapılaşmış ve doğal
çevre üzerinde farklı etkileri olan turizm sektörü, kontrol edilmediği takdirde de
çevresel sorunlara yol açmaktadır.
Kontrolsüz gelişen turizm sektörü, doğal çevreye zarar verirken, uzun vadede
kendine de zarar vermektedir. Bir bölgede, turizm sektörünü çeken doğal kaynakların
zarar görmesi sonucunda turizm sektörü o bölgeden çekilecektir. Bu yüzden doğal
çevreye zarar veren turizm kendine de zarar vermiş olacaktır.
176
Doğal çevreye zarar veren bir turizmden, doğa korumaya katkıda bulunan ve
sürdürülebilir bir şekilde gelişen turizme geçiş artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Özellikle Türkiye gibi, çok zengin doğal çevreye sahip ülkelerde bu zorunluluk iyice
hissedilmektedir.
Turizmin;
·
Çevresel etkilerini en aza indirmek;
·
Doğa korumaya katkıda bulunmasını sağlamak;
·
Sürdürülebilir ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir şekilde
gelişmesini sağlamak için en etkili araç turizm yönetim planlarıdır.
Özellikle çok yüksek turizm potansiyeline sahip doğal alanlarda, turizmin:
·
Etkilerini öngörebilecek ve irdeleyebilecek;
·
Alanla ilgili diğer planlama amaç, ilke, hedef ve önlemleri ile bütünleşebilecek
şekilde planlanması gerekmektedir.
Yurtdışından seçilen örnekler değerlendirildiğinde ise, turizm yönetim planlamasının
farklı ülkelerde ortak noktalara sahip olduğu söylenebilir. Bunlar:
·
Sürdürülebilirlik kavramını benimsemesi;
·
Ulusal ölçekte bütünlük sağlamayı amaçlaması;
·
Turizmden maksimum kazanç, minimum zarar elde etmeye yönelik olması.
Temel alınan kaynaklar ve yurtdışından seçilen örnekler değerlendirildiğinde, turizm
yönetim planlamasının ortak aşamaları şu şekilde belirlenmiştir:
·
Alanın tanımlanması
·
Alanın değerlendirilmesi
·
Yönetim hedef ve eylemlerinin belirlenmesi
·
İzleme ve geridönüş
177
Sonuç olarak, doğa koruma alanlarında etkili bir turizm yönetimi için, alanın
belirlenmesiyle başlayan ve sürekliliği olan bir sistem gerekmektedir. Bu sistemin
temel bileşenleri:
·
Yönetilecek alanın değerlerinin ve öneminin yerel halk tarafından çok iyi
anlaşılması;
·
Planlama, uygulama, izleme, değerlendirme ve geribesleme döngüsünün
oluşturulması;
·
Katılımcı bir yaklaşımın benimsenmesi şeklinde özetlenebilir.
178
4. DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ TURİZM
YÖNETİM PLANI ÖNERİSİ
4.1 Giriş
Çalışma alanı olarak seçilen, Türkiye’nin güneybatısında, Muğla ili sınırları
içerisinde 1474 km2’lik bir alan kaplayan Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma
Bölgesi, Türkiye’nin çok zengin doğal ve kültürel değerlere sahip olduğunun en
önemli kanıtlarından olan ve Türkiye’de 14 adet bulunan özel çevre koruma
bölgelerinden birisidir. Bölge, Bakanlar Kurulu’nun 22.10.1990 tarih ve 90/1117
sayılı kararıyla tespit ve ilan edilmiştir.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi için, sahip olduğu korunması gereken
doğal ve kültürel değerlerin yanında, aynı zamanda bir turizm bölgesi olduğu için de,
koruma – kullanma dengeli bir turizm yönetim planlaması, hem bölgenin hem de
turizm sektörünün geleceği açısından gerekmektedir.
Bölgenin özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmesine sebep olan doğal ve
kültürel değerlerin, bölgeyi aynı zamanda bir turizm çekim merkezi haline getirdiği
de düşünülürse, bu değerlerin korunması ekolojik olduğu kadar ekonomik açıdan da
önemlidir. Çünkü bölgeyi özel çevre koruma bölgesi yapan değerler zarar görüp yok
olursa turizm sektörü de bölgeden çekilecektir. Bu durumda, doğal çevre üzerinde
baskı yaratan turizm sektörünün etkili bir planlama ve yönetim ile doğa korumaya
katkıda bulunması sağlanmalıdır.
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünü’nün 2001 yılında hazıradığı, Datça –
Bozburun ÖÇKB Biyolojik Zenginliğinin Tespiti ve Yönetim Planı’nda, alan,
sistematik ve detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Fakat bir yönetim planında olması
gereken yönetim planlaması birimleri bu çalışmada yer almamaktadır. Etkili bir
yönetim için, yönetim planlaması birimleri de netlik kazanmalıdır. Ayrıca, çalışmada
bölgeleme planına yönelik net bir çalışma yapılmamış, genelde 1/25000 Ölçekli
Datça – Bozburun Yarımadası Çevre Düzeni Plan Hükümlerinin ilgili maddeleri
kabul edilmiştir. Bunlardan başka, yönetim planında katılımcı bir sistem
benimsenmemiştir.
179
1/25000 Ölçekli Datça – Bozburun Yarımadası Çevre Düzeni Plan Hükümleri’nde
ise, alanlar:
·
Hassas bölge (A, B ve C zonu)
·
Kentsel yerleşme
·
Kırsal yerleşme ve gelişme
·
Turizm alanları (turizm tesisi, kamping, günübirlik)
·
Tarım alanları (özel mahsul ile I. ve II. Derece tarım alanı, tarımsal niteliği
korunacak alan ve doğal niteliği korunacak alan)
·
Kamu kurumu alanı
·
Öncelikli planlanacak alan
·
Sit alanları (arkeolojik, doğal ve kentsel sit alanları)
·
Orman alanları
·
Ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmiştir.
Çevre düzeni planında da net bir bölgeleme planı sistemi görülememektedir. Hangi
tür alanların ne derece korunacağı, kullanıma izin verilen alanlarla ayrımı netlik
kazanmalıdır. Sadece arazi kullanım kararlarını belirlemek yeterli değildir. Yönetim
alanlarında, bölgeleme metodu; doğal değerlerin korunmasında, zararlı insan
aktivitelerini sınrlamada, koruma-kullanma dengesini kurmada ve zarar görmüş
alanların iyileştirilmesinde kullanılmalıdır.
Çalışma kapsamında, yukarıda bahsedilen eksiklikler gözönüne alınarak, Datça –
Bozburun için, koruma-kullanma dengeli, katılımcı bir yaklaşımın benimsendiği,
planlama, uygulama, izleme, değerlendirme ve geribesleme döngüsünden oluşan bir
turizm yönetim planlaması önerilmektedir.
Öneride, 27.11.2005 tarih ve 26006 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Alan
Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının
Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında yönetmelik, Özel Çevre Koruma
Bölgelerindeki Yapılaşma ve Çevre Koruma Koordinasyon ve İşbirliği Esas Usulleri
ve 1/25000 Ölçekli Datça – Bozburun Yarımadası Çevre Düzeni Plan Hükümleri
gözönünde bulundurulmuştur.
180
Datça – Bozburun ÖÇKB için turizm yönetim planlaması modelinin ana aşamaları
ise, planın hazırlanması, uygulanması ve izlenmesidir. Plan hazırlanır, uygulanır,
uygulama sonuçları izlenerek plan gözden geçirilir ve gerekli değişiklikler yapılarak
yeniden uygulamaya sokulur. Şekil 4.1’de Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm
Yönetim Planlaması Modeli görülmektedir.
Yönetim alanının belirlenmesiyle başlayan yönetim planlama sürecinde, yönetim
alanı, Datça – Bozburun ÖÇKB olarak belirlenmiştir. Yönetilecek alan belirlendikten
sonra yapılması gereken, yönetim planlaması politikalarının belirlenmesidir. Datça –
Bozburun ÖÇKB için yönetim planlaması politikaları:
·
Doğal çevrenin korunmasını ve ziyaretçilerin memnuniyetini teşvik etmek;
·
Yeniliklere açık olmak;
·
Yeni ve yerleşik turizm operatörlerine karşı eşit davranmak;
·
Ticari kuruluşları tanımak ve anlaşılabilir bir yönetim sağlamak;
·
Turizm alanlarının kapasitelerini saptamak için bir temel oluşturmak;
·
Mevcut kapasitenin ulaşılabilirliğini ve kullanılabilirliğini kolaylaştırmak;
·
Mevsime göre değişen arz ve taleplere cevap vermek;
·
Özel sektörün yönetim birimlerinin bütçeye katkıda bulunmasını teşvik etmek;
·
Özel sektör ve yönetim birimlerinin ortaklaşa çalışmalarını desteklemek;
·
Bölgenin kendine has tüm özelliklerini desteklemek ve güçlendiren bir turizm
yönetimi ile turizmin bölgede sürdürülebilir bir şekilde gelişmesini sağlamak
şeklinde belirlenmiştir.
Yönetim planlama sürecinin ürünü olan yönetim planının tanımını yapmak gerekirse,
bu çalışmada, yönetim planı: “Çok hassas ekolojik dengelere sahip bir alanda doğal
çevre ve turizm arasındaki etkileşimler göz önünde bulundurulduğunda, Datça –
Bozburun ÖÇKB için, alanı bir bütün olarak ele alan ve günümüz ve gelecekte nasıl
korunacağı, kullanılacağı, geliştirileceği ve yönetileceğini belirleyen belge.” olarak
kabul edilmiştir.
Planın hazırlık aşamasında, katılımcı bir yöntem benimsenmiştir. Bu yüzden plan,
yönetimle ilgili tüm birimler ve yerel halkın ortaklaşa çalışmasının bir ürünü
olmalıdır.
181
Yönetim Planlaması Politikaları
PLANIN HAZIRLANMASI
Bilgilerin Toplanması
Katılımcılar
Taslak Planın Hazırlanması
Danışma Kurulu
Katılımcılar
Planın Son Halini Alması
Eşgüdüm ve
Denetleme Kurulu
UYGULAMA
Yeni Fikirler
Planın Gözden Geçirilmesi
GERİBESLEME
Fikirlerin Revize Edilmesi
5 Yıl
İZLEME
Denetim Birimi
Şekil 4.1 : Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planlaması Modeli
182
Alanla ilgili tüm bilgiler toplandıktan sonra, yerel halkın katıldığı bir çalıştayın
hazırlanması katılımcılar arasında sürdürülebilir turizm bilincinin oluşması ve turizm
yönetim planının gerekliliğinin vurgulanması açısından gereklidir.
Plan son halini almadan önce, taslak yönetim planı hazırlanır. 27.11.2005 tarih ve
26006 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun
Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’e göre; yönetim planı hazırlama ekibinde:
·
Kentsel sit alanları ve tarihi sit alanları için; üniversitelerin mimarlık, şehir ve
bölge planlama, sanat tarihi, kamu yönetimi, işletme ve ekonomi bölümleri
mezunu;
·
Arkeolojik sit alanları için; üniversitelerin mimarlık, şehir ve bölge planlama,
sanat tarihi, arkeoloji, kamu yönetimi, işletme ve ekonomi bölümleri mezunu;
·
Doğal sit alanları için; üniversitelerin şehir ve bölge planlama, kamu yönetimi,
işletme, çevre mühendisliği ile alanın doğal karakterine bağlı olarak orman
mühendisliği, jeoloji/jeomorfoloji/jeoloji mühendisliği, ziraat mühendisliği,
peyzaj mimarlığı, hidroloji, biyoloji, zooloji gibi bölümleri mezunu uzmanlardan
oluşmalıdır.
Ayrıca alanın turizm potansiyeli gözönüne alınarak, plan hazırlama ekibine turizm
işletmecisi de dahil edilmelidir.
Bu plan, alanın sahip olduğu değerlerin korunması için alınması gerekli önlemler,
turizmin planlanması ve yönetimi ve alınan kararların sonuçlarının izlenmesi için
belirlenen göstergelerden oluşmaktadır.
Planın ana bölümleri ise, alanın tanımlanmasıyla başlayan ve izleme ve geridönüşle
sona eren bir sırayı takip etmektedir.
Taslak planın 2. çalıştayla katılımcılara sunulması, halkın alınan kararlara tepkisini
ölçmek açısından önemlidir. Bu çalıştaydan elde edilen sonuçlar doğrultusunda
turizm yönetim planı son halini alır.
Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planı akış şeması Şekil 4.2’de
görülmektedir.
183
GİRİŞ
Ülke ve Bölge İçindeki Konumu
Yönetim Yapısı
Tarihsel Gelişimi
DATÇA – BOZBURUN
ÖÇKB’NİN TANIMI
Planlama Tarihi
Doğal Yapı
Koruma Alanları
Bölgedeki Mevcut Arazi Kullanımları
Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Yapı
DATÇA – BOZBURUN
ÖÇKB’NİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Ekolojik Değerlendirme
Kültürel ve Sosyo-Ekonomik
Değerlendirme
KONU VE
SORUNLARIN
ANALİZİ
VİZYON VE
HEDEFLER
BÖLGELEME PLANI
YÖNETİM
EYLEMLERİ
İZLEME VE
GERİDÖNÜŞ
Şekil 4.2: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planı Akış Şeması
184
Yönetim planlaması süreci planın hazırlanmasıyla sona ermeyen, sürekliliği olan bir
süreç olduğu için, plan belli aralıklarla gözden geçirilip gerekli değişiklikler
yapılmalıdır. Bu yüzden, Datça – Bozburun ÖÇKB’ndeki gelişmeler belli aralıklarla
izlenmeli ve gerekli görüldüğü durumlarda planda değişiklikler yapılmalıdır.
Datça – Bozburun ÖÇKB için önerilen turizm yönetim planlaması birimleri,
27.11.2005 tarih ve 26006 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Alan Yönetimi ile Anıt
Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e göre; danışma kurulu, eşgüdüm ve
denetleme kurulu ve denetim birimi olarak belirlenmiştir.
Danışma kurulunun görevi, yönetim planı taslağını inceleyerek bu taslağın karara
bağlanması ve uygulanması konusunda önerilerde bulunmaktır.
Eşgüdüm ve denetleme kurulunun görevi, yönetim planı taslağını inceleyerek, altı ay
içinde onaylamak ve planın uygulanmasını denetlemektir.
Denetim biriminin görevi ise, uygulamaları denetlemektir. Alana yönelik yapılan
çalışmaların yıllık performans değerlendirmelerini yapar ve bir sonraki yılın çalışma
programını hazırlayarak eşgüdüm ve denetleme kuruluna sunar.
Birimlerin görevleri ve önerilen yönetim planlaması modeli beraber ele alındığında,
danışma kurulunun yönetim planı taslağının hazırlık aşamasında, eşgüdüm ve
denetleme kurulunun uygulama aşamasında ve denetleme biriminin izleme
aşamasında devreye girdiği anlaşılmaktadır.
Bu birimlerde görev alan kurumlar Şekil 4.3’te görülmektedir.
185
ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI
ÖÇKKB
Danışma Kurulu
·
·
·
·
İzmir II Nolu KTVKBK
Marmaris, Datça ve Bozburun
Belediyeleri Temsilcileri
WWF-Türkiye Temsilcisi
Muğla Üniversitesi Karya Araştırma ve
Uygulama Merkezi Temsilcisi
Eşgüdüm ve Denetleme Kurulu
·
·
·
·
ÖÇKKB Temsilcisi
Muğla Valisi
Datça Kaymakamı
Marmaris, Datça ve Bozburun
Belediyeleri Temsilcileri
Denetim Birimi
·
·
Marmaris, Datça ve Bozburun
Belediyeleri Temsilcileri
Hazırlık ekibinden mimar, şehir plancısı,
peyzaj mimari, arkeolog, çevre
mühendisi, orman mühendisi, biyolog ve
turizm işletmecisi
Şekil 4.3: Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planlaması Birimleri
Datça – Bozburun ÖÇKB için önerilen turizm yönetim planı üç açıdan ele alınabilir:
·
Bölgenin sahip olduğu değerleri korumak;
·
Turizmi sürdürülebilir bir şekilde geliştirmek;
·
Sosyo-ekonomik gelişmeyi sağlamak.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi için önerilen turizm yönetim planın
amacı, bölgenin sahip olduğu değerlerin korurken, turizm sektörünün
sürdürülebilirlik çerçevesinde gelişmesini sağlamaktır.
186
Bu amaç doğrultusunda belirlenen hedefler ise:
·
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu ekosistemlerin korunması;
·
Sürdürülebilir turizm gelişimi için temel oluşturacak bir yönetim planlamasının
geliştirilmesi;
·
Yeterli ve uygun altyapı ve donanımla sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi;
·
Sürdürülebilir turizmin yerel ekonomiyi destekleyecek şekilde geliştirilmesi;
·
Sürdürülebilir turizmin geliştirilmesinde aktif katılımın sağlanması;
·
Çalışanlar ve yerel halk için, eğitici ve bilinçlendirici programlar geliştirmektir.
Şekil 4.4’te Datça – Bozburun ÖÇKB turizm yönetim planı strateji gelişim şeması
görülmektedi
187
VİZYON VE TEMEL STRATEJİ
VİZYON
Datça – Bozburun ÖÇKB’de
turizmin doğa korumaya
katkıda bulunarak, yerel
ekonomiyi güçlendirerek ve
sürdürülebilirlik kavramına
bağlı kalarak gelişmesi.
STRATEJİK AMAÇLAR
DOĞA KORUMA
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin
Sahip Olduğu Ekosistemlerin
Korunması
Sürdürülebilir Turizm
Gelişimi Için Temel
Oluşturacak Bir Yönetim
Planlamasının Geliştirilmesi
Yeterli ve Uygun Altyapı ve
Donanımla Sürdürülebilir
Turizmin Geliştirilmesi
Sürdürülebilir Turizmin
Yerel Ekonomiyi
Destekleyecek Şekilde
Geliştirilmesi
SOSYO-EKONOMİK
GELİŞME
Sürdürülebilir Turizmin
Geliştirilmesinde Aktif
Katılımın Sağlanması
Yöneticiler ve Halk Arasında
Koruma Bilincinin
Oluşturulması
Şekil 4.4 : Datça – Bozburun ÖÇKB Turizm Yönetim Planı Strateji Gelişim Şeması
188
EYLEMLER
SÜRDÜRÜLEBİLİR
TURİZM
TEMEL STRATEJİ
Datça – Bozburun
ÖÇKB’nin sahip olduğu
değerlerin korunmasını ve
turizm sektörünün
sürdürülebilirlik
çerçevesinde gelişmesini
sağlayacak planlama
politikalarını belirlemek.
HEDEFLER
4.2 Alanın Tanımı
4.2.1 Ülke ve Bölge İçindeki Konumu
1474 km2’lik bir alanı kaplayan ve kapladığı alan bakımından, Türkiye’nin, Tuz
Gölü’nden (7414 km2) sonra ikinci büyük özel çevre koruma bölgesi olan Datça –
Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi, Türkiye’nin güneybatı ucunda uzanan Muğla
İli’nin ince uzun iki uzantısı olan Datça ve Bozburun Yarımadaları’nı içine alarak
Bodrum ve Marmaris İlçeleri arasında kalan alanda yer almaktadır.
Şekil
4.5’te
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin
(http://www.sehertour.com/images/harita_buyuk.jpg).
konumu
görülmektedir
Datça İlçesi, kendi adıyla anılan yarımadanın genişlemeye başladığı orta kesiminde
birbirinden ayrı üç mahalle halindedir. İlçe’ye ve yarımadaya eski adlarını veren
Datça ve Reşadiye mahalleleri yarımadanın iç kesimindedir.
Şekil 4.5 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Konumu
189
Bölgenin ikinci yarımadası olan Bozburun Yarımadası; Muğla İli’nin güney
kesiminde Marmaris İlçesi sınırları içinde Marmaris ile Datça arasında güneye doğru
uzanan bir yarımadadır.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi, Ege’yle Akdeniz’in kesiştiği çok
özel bir konumda bulunmaktadır.
Alanın ülkenin diğer kesimleri ile olan bağlantısı Marmaris – Datça karayolu ile
sağlanmaktadır. Muğla – Marmaris – Datça karayolu 78 km uzunluktadır. Tablo
4.1’de Datça ve Bozburunun; İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Denizli, Muğla,
Bodrum,
Dalaman v e
Marmaris’
olan
uzaklıkları
görülmektedir
(http://www.datca.cc/html/mesafeler.html).
Tablo 4.1 : Datça ve Bozburun’un Karayolu Uzaklıkları (km)
YERLEŞMELER
İstanbul
Ankara
Antalya
İzmir
Denizli
Muğla
Bodrum
Dalaman
Marmaris
DATÇA
BOZBURUN
918
756
463
353
280
127
230
158
78
900
738
445
335
262
109
212
140
60
Aşağıdaki uydu görüntüsünde de Datça ve Bozburun Yarımadalarının konumları
görülmektedir.
190
Şekil 4.6 : Datça ve Bozburun Yarımadalarının Konumları
Havayolu ulaşımı ise 1982 yılında hizmete giren, 167 km uzaklıktaki Dalaman sivil
havaalanı ile sağlanmaktadır. Bodrum havaalanı ise 230 km uzaklıktadır.
Şekil 4.7: Datça Yarımadası (http://www.datca.cc/assets/images/harita-sorf-web.jpg)
191
Datça’nın denizyolu ile Akdeniz ve Ege’nin diğer kıyı yerleşmelerine ulaşım
bağlantısı bulunmaktadır. Datça merkeze 10 km uzaklıktaki Körmen Limanından
Datça-Bodrum arası feribotlar denizyolu ulaşımını sağlamaktadırlar. 2005 yılında
yenilenen araçlarla Datça-Bodrum arası 30 dakikaya indirilmiştir. Ayrıca Datça,
Ege’deki giriş kapılarından biridir ve yaz dönemlerinde Rodos ve Simi adalarına
turlar düzenlenmektedir.
4.2.2 Yönetim Yapısı
4.2.2.1 Koruma Alanı Yönetim Kategorisi
Bakanlar Kurulu’nun 22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı kararıyla, alan, ÖÇKB
olarak tesit ve ilan edilmiştir. Şekil 4.8’de alanın sınırları görülmektedir.
Şekil 4.8 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sınırları (Yerli, 2001)
ÖÇKB olarak ilan edilmesinde, Datça ve Bozburun Yarımadalarının sahip olduğu
kriterler aşağıda sıralanmaktadır:
·
Biyolojik çeşitliliğin unsurlarını korumak açısından önem taşımak;
192
·
Özgün ekosistemleri, tehlike altına düşmüş türlerin yaşama ortamlarını
barındırmak;
·
Bilimsel, kültürel ve eğitsel anlamda özel ilgi uyandırmak;
·
Uluslararası, ülkesel ve bölgesel değer taşımak;
·
Eşsiz ve ender rastlanan ekosistemler ve türler barındırmak;
·
Alanı yüksek temsil etme özelliğine sahip olmak;
·
Alanda tür ve ekosistem olarak çeşitlilik barındırmak;
·
Tarihi, kültürel ve arkeolojik önem sunmak;
·
Özellikli peyzaj değeri sunmak;
·
Bozulmamış, ancak yatırım baskısı altında bulunmak.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi, doğal alanlarla ilgili, herhangi bir
uluslararası tanıma sahip değildir. Fakat bölgenin ÖÇKB ilan edilmesine neden olan
kriterler ve IUCN’in uluslararası doğa koruma sınıflandırma sisteminden,
Habitat/Tür Koruma Alanı olan Kategori IV’ün kriterleri olan
·
Doğal hayatın ve türlerin sürekliliğinin korunmasında önemli bir role sahip
olması;
·
Alan; habitatın korunmasının ulusal veya yerel ölçekte öneme sahip flora veya
kalıcı ya da göçmen fauna açısından önemli olduğu bir yer olması;
·
Bu habitat ve türlerin korunması, yönetim otoritelerinin aktif müdahalesine bağlı
olması;
·
Alanın büyüklüğünün, korunması gerekli türlerin yaşam alanlarına bağlı olması
ve küçükten çok büyüğe kadar değişiklik göstermesi kriterleri gözönüne
alındığında, Datça – Bozburun ÖÇKB için koruma alanı yönetim kategorisi
olarak IUCN Kategori IV kabul edilmelidir.
·
Uluslararası ölçekte kabul edilmiş bir sınflandırma sisteminin kullanılması,
alanın yurtdışında da anlaşılır bir tanımının olması açısından önemlidir.
Ayrıca, Datça – Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde tanımlanmış doğal, arkeolojik
ve kentsel sit alanları bulunmaktadır..
193
Datça – Bozburun ÖÇKB, Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programının,
destekleyeceği biyolojik çeşitlilik alanlarında koruma, yönetim ve sürdürülebilir
kullanımı hedefleyen projeler için şart koyduğu kriterlere da uymaktadır. Dünya
çapında öneme sahip olan Datça – Bozburun ÖÇKB sahip olduğu; sıcak nokta,
yüksek tür zenginliği ve ekosistemlerin bütüncül olarak yoğun tehdit veya risk
altında olması özellikleri ile GEF/SGP’nin aradığı kriterlere uymaktadır.
4.2.2.2 İdari Bölümü
Muğla İl sınırları içerisinde bulunan Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma
Bölgesi’nde Datça İlçe Merkezi ile Marmaris İlçesi’nin idari alanları bulunmaktadır.
Datça ve Bozburun Belediyeleri bölgenin içinde yer almaktadır (Yerli, 2001).
Alanda, Datça İlçesi’ne bağlı olan Cumalı, Emecik, Hızırşah, Karaköy, Kızlan,
Mesudiye, Sındı, Yakaköy adlı dokuz köy yerleşimi bulunmaktadır. Ayrıca,
Marmaris İlçesi’ne bağlı Hisarönü, Orhaniye, Osmaniye adlı üç köy yerleşimi ile,
Marmaris İlçesi Bozburun Bucağı’na bağlı Selimiye, Söğütköy, Taşlıca, Turgutlu
adlı dört köy yerleşimi de bulunmaktadır (Yerli, 2001).
Bölgeden sorumlu en yetkili merci, Ankara’da bulunan, Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığı’dır.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde bulunan yönetimle ilgili
kuruluşlar Datça İlçesinde bulunmaktadır. Bunlar; Belediye Başkanlığı, Emniyet
Amirliği, Garnizon Komutanlığı, Gümrük Muhafaza Kısım Amirliği, Gümrük
Müdürlüğü, İlçe Tarım Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı, Kadastro Müdürlüğü,
Kaymakamlık, Liman Başkanlığı, Mal Müdürlüğü, Meteoroloji Müdürlüğü, Milli
Eğitim Müdürlüğü, Müftülük, Noter, Nüfus Müdürlüğü, Orman İşletme Şefliği, Özel
İdare Müdürlüğü, Savcılık, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Turizm Danışma Müdürlüğüdür
(http://www.datca.cc/html/resmi_kurumlar.html).
Bunlardan başka; alanla ilgili, Marmaris’te Orman Bölge Müdürlüğü ve Muğla
Koruma Bölge Kurulu da çalışmalar yürütmektedir.
4.2.2.3 Yasal Durum
383 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma
Bölgesine ait planlar, Kurum Başkanlığınca yapılacak, yaptırılacak ve
onaylanacaktır. Bölgede imar uygulamaları, 3194 sayılı Kanun ve 383 sayılı kanun
194
hükmünde kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu’nca hazırlanan 1/25 000
Ölçekli Datça – Bozburun Yarımadası Çevre Düzeni Plan hükümlerince
belirlenmektedir. Bölgede hangi kullanımların nerelerde hangi ölçülerde yer alacağı
uygulama imar planı olmayan yerlerde 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı veya
1/5000 ölçekli nazım imar planları ve bu planların ilgili hükümleri ile
belirlenmektedir.
4.2.3 Tarihsel Gelişim
Datça Yarımadası, MÖ 2000’li yıllara kadar uzanan arkeolojik kalıntılara sahip bir
alandır. Bölgede yaşadıkları bilinen ilk yerli halk Karlar’dır. Yarımada, MÖ 1000
yıllarında Trakya üzerinden güneye inip, Yunanistan üzerinden gelen Dorlar
zamanında en parlak dönemini yaşamıştır (http://www.datcarehber.com
/datcatarihi.htm).
Dorlar, Datça İlçe merkezinin 1,5 km kuzeydoğusunda Knidos’u kurmuşlar, ticari
nedenlerle MÖ 4. yy’da şehri, kalıntılarının günümüze kadar geldiği, yarımadanın en
uç noktasına taşımışlarıdır. Afrodit heykeliyle ünlenen şehirde, Dorlar ve
Romalıların çok sayıda tapınak yaptığı bilinmektedir. Afrodit heykelinin kaidesi,
8000 kişilik tiyatro, güneş saati ve Demeter Mabedi, nüfusu 80000’i bulan Knidos
Antik Kenti kalıntılarındandır. Bizans’ın son dönemlerinde ise depremler ve korsan
saldırıları yüzünden şehir terkedilmiştir (http://mugla.gov.tr/3/3203.asp).
Datça, 1390 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na katılmış,
Sultan Reşad zamanında adı Reşadiye olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde
Datça adı altında Muğla iline bağlı bir ilçe olmuştur (http://www.datcarehber.com
/datcatarihi.htm).
İlçe’ye ve yarımadaya eski adlarını veren Datça ve Reşadiye mahalleleri yarımadanın
iç kesimindedir. Datça, Cumhuriyet döneminde Reşadiye Köyü’nün önce bucak,
sonra ilçe olması ile önem kazanmıştır. Yerleşim merkezi daha sonra Reşadiye
Mahallesi’nden alınıp, 1947 yılında İskele Mahallesi’ne getirilmiştir
(http://mugla.gov.tr/3/3203.asp).
Şekil 4.9’da Datça Yarımadasının en uç noktasında yer alan Knidos Antik Kenti
görülmektedir (http://www.datcarehber.com/knidos.htm).
195
Şekil 4.9 : Knidos Antik Kentinin Havadan Görünüşü
Y. Mimar Ümit Yurtseven’in 1970’li yıllarda hazırladığı Turistik Bodrum Datça
Marmaris haritasında (Şekil 4.10), Datça ve Bozburun Yarımadaları, tarihi, bölgeye
ulaşım, kamp yerleri, yerleşmeler detaylı bir şekilde işlenmiştir.
196
Şekil 4.10 : Y. Mimar Ümit Yurtseven’in Turistik Bodrum Datça Marmaris Haritası
4.2.4 Planlama Tarihi
Alan, Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmeden önce, Datça
Yarımadası’na ait 1/25000 ölçekli Datça Çevre Düzeni Planı 23.04.1982 tarihinde
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Turizm Bankası A.Ş. tarafından hazırlanarak yürürlüğe
konulmuştur. Bu planda, turizm yerleşim alanları toplamı 184.5 hektar, yatak sayısı
23960’dır. Otellerde TAKS: 0.15, KAKS: 0.45, Max.h: 3 kat ve 9.50 m’dir.
Motellerde ise, TAKS: 0.15, KAKS: 0.3, max.h: 2 kat ve 6.50 m olarak
belirlenmiştir. Daha sonra, 14.08.1990 tarihinde aynı plan Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı tarafından tekrar yapılmıştır (Yerli, 2001)
Bozburun Yarımadası’na ait ilk 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ise yine Kültür
ve Turizm Bakanlığı, Turizm Bankası A.Ş. tarafından 22.04.1985 tarihinde
onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu planda 23 adet potansiyel turizm alanı tespit
edilmiştir. Turizm yerleşme lekelerinin mekanda dağılımında temel yaklaşım olarak,
kıyıda yakın aralıklarla küçük lekeler önermek yerine, potansiyel alanlarda daha
toplu ve büyük lekeler önerilmiştir. Ayrıca potansiyel alanların etüdünde, arazinin
toprak kabiliyeti sınıfı ve mevcut tarımsal deseni araştırması yapılmasına rağmen,
tarım alanları ile potansiyel turizm alanları çoğunlukla çakışmış ve tarım alanları
korunamamıştır. Planla getirilen öneri turizm yerleşim alanları toplamı 230 ha, brüt
197
yoğunluk 75 yatak/ha, yatak sayısı 17250 ve KAKS: 0.30 olarak belirlenmiştir
(Yerli, 2001).
Bölge ilanından sonra, ÖÇKK tarafından hazırlanan Datça İskele Mahallesi 1. Etap
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı 29.07.1992 tarihinde onaylanarak yürürlüğe
girmiştir. Bölgeyi Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan eden Bakanlar Kurulu Kararına
göre yeni plan kararları üretilinceye kadar, yine Özel Çevre Koruma Kurumu
tarafından 12.04.1991 tarhinde Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi köy
yerleşik alan sınırları içinde uygulanacak geçici plan hükümleri belirlenerek
uygulamaya konulmuştur. Bunun dışındaki alanlarda ise 1/25000 ölçekli plan
kararları üretilinceye kadar yapılaşma durdurulmuştur (Yerli, 2001).
Datça – Bozburun ÖÇKB için hazırlanan 1/25000 ölçekli çevre düzeni planı ise,
02.05.1994 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Uygulama dönemi, ilk onay
tarihinden itibaren 20 yıl olan plan, fiziki kullanımlar ile, bunların uygulanmasına
ilişkin yönetim kararlarını içerir ve koruma-kullanma esaslarını bölge ölçeğinde
belirlemektedir. Planın amacı, ÖÇKB olarak ilan edilen Datça ve Bozburun
Yarımadalarının sahip olduğu doğal ve arkeolojik değerlerini sürdürülebilir bir
şekilde korumak ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerdeki tedbirleri
almaktır.
02.05.1994 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren 1/25000 ölçekli Datça – Bozburun
Çevre Düzeni Planından sonra y a p ı l an planlama çalışmalar Tablo 4.2’de
görülmektedir (http://ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=145).
198
Tablo 4.2 : Datça – Bozburun ÖÇKB Planları
ÖLÇEK
PLAN ADI
ONAY TARİHİ
1/5000
Datça-İskele Mah.Nazım İmar Planı
21.07.1997
1/5000
Datça-Kızlan Mevkii Nazım İmar Planı
24.02.1994
1/5000
Murdala Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı
13.04.1995
1/5000
Mesudiye Nazım İmar Planı
25.05.2000
1/5000
Turgut Nazım İmar Planı
01.06.2000
1/5000
Orhaniye Nazım İmar Planı
25.09.2000
1/5000
Palamutbükü Nazım İmar Planı
29.05.2003
1/5000
Dadya Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı
28.02.2002
1/5000
Reşadiye Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı
28.02.2002
1/5000
28.02.2003
1/1000
Söğüt Nazım İmar Planı
Datça İskele Mah. KDKÇ Alanına Ait İlave ve
Revizyon Nazım İmar Planı
Datça İskele Mah. Yüksek okul Alanına Ait İlave ve
Revizyon Nazım İmar Planı
Datça-İskele Mah. Uygulama İmar Planı
1/1000
Datça-Burgaz Mevkii Koruma Amaçlı İmar Planı
01.11.2002
1/1000
Kızlan Mevkii Uygulama İmar Planı
26.03.1999
1/1000
Mesudiye Uygulama İmar Planı
25.05.2001
1/1000
Palamutbükü Koruma Amaçlı İmar Planı
29.05.2003
1/1000
Murdala Uygulama İmar Planı Revizyonu
17.11.1998
1/1000
Dadya Koruma Amaçlı İmar Planı
28.02.2002
1/1000
Reşadiye Koruma Amaçlı İmar Planı
28.02.2002
1/1000
Orhaniye Uygulama İmar Planı
25.05.2000
1/1000
Turgut Uygulama İmar Planı
01.06.2000
1/1000
Söğüt Koruma Amaçlı İmar Planı
28.02.2003
1/5000
1/5000
1/1000
1/1000
Datça İskele Mah. KDKÇ Alanına Ait İlave ve
Revizyon Nazım İmar Planı
Datça İskele Mah. Yüksekokul Eğitim Alanına Ait
İlave ve Revizyon Nazım İmar Planı
21.08.2003
16.01.2004
06.11.1991
21.08.2003
16.01.2004
Ayrıca, Datça-Bozburun Özel Çevre koruma Bölgesinde tamamlanan ve devam eden
7 adet proje yapılmıştır. Bu projeler Tablo 4.3’te görülmektedir (http://ockkb.gov.tr).
199
Tablo 4.3 : Datça - Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi Projeleri
BAŞLAMA
TARİHİ
BİTİŞ TARİHİ
YÜRÜTEN
KURULUŞ
Çevre Koruma Eğitimi
1991
Sürekli
ÖÇKKB
Datça ve Bozb u r u n Y a r ı m
Adalarının Aktüel Durumunun
Tespiti, Ekolojik
Peyzaj ve Optimal Alan Kullanım
Planının Belirlenmesi
1992
1993
Çukurova
Üniversitesi
Katı Atık Geri Kazanım
1998
Sürekli
Kurum, ÇEVKO,
Mahalli İdareler
2000
2001
Hacettepe
Üniversitesi
2000
2001
Hacettepe
Üniversitesi
PROJE ADI
Datça-Bozburun
Su Kaynakları
Y ö n e t i m P lanını Oluşturmak
Üzere Hidrojeolojik
Araştırma Projesi
Datça-B o z b u r u n Ö Ç K B
Biyolojik Zenginliğin Tespiti ve
Yönetim Planının Hazırlanması
Projesi
Datça Doğa Parkı
2002
Eko-Tarım Projesi
2004’te
başlatılması için
çalışılmaktadır
Denizsel ve Kıyısal Alanların
Biyolojik Çeşitlilik Tespiti
ÖÇKKB
2002
Datça Belediyesi
Sivil Toplum
Kuruluşları
2004
İstanbul Üniversitesi
Deniz Bilimleri ve
İşletmeciliği Ens
Bölgede 2006 yılı itibariyle Datça Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi
tamamlanmıştır. Datça Belediyesince işletilmekte olan tesis, 314.000 m3 depolama
hacmi ile 13 yıl Datça yarımadasındaki yerleşimlere hizmet edecektir. Ayrıca,
Kurum, 2004 yılında çevre düzenlemesi işlerine 35.500 YTL katkıda bulunmuştur
(http://ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=151).
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü tarafından yürütülen
Denizsel ve Kıyısal Alanların Biyolojik Çeşitlilik Tespiti projesinde, Türkiye’nin
taraf olduğu Bern ve Barselona anlaşmaları kapsamında Akdeniz Havzasında koruma
altına alınan türlerden 35’i Datça – Bozburun ÖÇKB’de tespit edilmiştir.
Alanın ÖÇKB ilan edilmesi ile doğa korumaya yönelik birçok plan proje yapılsa da,
özellikle son yıllarda yapılaşmanın hızla arttığı bir gerçektir. Bu duruma bir örnek
vermek için de, denizden Datça Limanının ve arkasındaki tepelerin eski ve yeni
görünüşleri
karşılaştırılabilir.
1950’li
yıllara
ait,
Şekil
4.11’de
(http://www.datcarehber.com/datcaeski.htm) tamemen boş gözüken limanın
arkasındaki
tepelerin,
1990’lı
yıllara
ait
Şekil
4.12’de
200
(http://ourworld.compuserve.com/homepages/ciaranburns/datca.jpg)
yapılaşmayla karşı karşıya kaldığı görülmektedir.
Şekil 4.11 : 1950’lerde Datça’nın Eski Görünüşü
Şekil 4.12 : 1990’larda Datça Limanı ve Etrafı
201
hızlı
bir
4.2.5 Doğal Yapı
4.2.5.1 İklim
Bölgede tipik Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık
ve yağışlıdır. Yarımadalarda; kuzey ve güney yamaçları birbirinden farklı rüzgar
etkileri altındadır. Datça Yarımadası’nın, kuzeye bakan yamaçların kara içinden
gelip, Kerme Körfezi üzerinden geçen serin (kışın soğuk) ve genellikle daha kuru
rüzgarların etkisinde kalması, bu yamaçlardaki iklimin, güneye bakan yamaçlardan
daha serin olmasına sebep olmuştur (http://www.datca.gov.tr/iklim.asp).
Kocadağ kütlesinin ve bunun hizasında yer alan Emecik kütlesinin kuzey
yamaçlarında Kerme Körfezi üzerinden gelen hava kütleleri yükseldikçe soğumakta
ve deniz üzerinden aldıkları nemle yoğunlaşarak sise dönüşmektedir. Bu sebeple
Kocadağ sık sık sisli görünmektedir. Taşıdığı nemi, sis yağışı halinde ormanın
yaprakları üzerinde bırakmış olan hava kütlesi, dağın güney yamaçlarından aşağı
inerken ısınır. Nemini kuzey yamaçlarda ve tepede bırakmış olan hava kütlesi,
ısındıkça daha da kurur. Böylece, Yarımadanın güney kıyılarında poyraz, kuru ve
sıcak rüzgarlara dönüşür. Kuzeyden gelen soğuk rüzgarların yükselip daha da
soğumasıyla Bozdağ’da zaman zaman kar yağışı olmaktadır (http://www.datca.gov.tr
/iklim.asp).
Datça Yarımadası’nda, yükselti ve bakıya bağlı olarak, güney kıyı iklim kuşağı,
kuzey kıyı iklim kuşağı ve yüksek dağlık iklim kuşağı olmak üzere üç önemli ve
farklı iklim kuşağı bulunmaktadır (Yerli, 2001).
Datça’da sıcaklık, yıllık ortalama 19,1°C, en soğuk ay Ocak ve en sıcak ay da
Temmuzdur. Bozburun’da ise yıllık ortalama sıcaklık 19,°C’dir (Yerli, 2001).
Datça’da ortalam rüzgar kuvveti 2,9 m/sn ve hakim rüzgar yönü Güneydoğu, GüneyKuzeybatıdır. Bozburun Yarımadası’nda ise, ortalama rüzgar kuvveti 1,55 m/sn ve
hakim rüzgar yönü Kuzeybatıdır (Yerli, 2001).
Bölgede, Nisan ayı ortası ile Kasım ayı arasındaki zaman dilimi iklimsel özellikler
açısından turizme elverişlidir.
4.2.5.2 Jeoloji
Gökova ve Hisarönü Körfezleri ile Akdeniz ve Ege Denizi arasında doğu-batı
yönünde uzanan Datça Yarımadası; batıda Kocadağ (1175 m) bölümü, doğuda
Emecik Dağı (742 m) – Horoz Dağı bölümü olmak üzere iki dağlık kütle ile bu iki
202
dağlık kütleyi bir boyun halinde birbirine bağlayan Reşadiye bölümünden
oluşmaktadır. Yarımadanın boyu 70 km, eni en dar yeri olan Balıkaşıran’da 800 m,
en geniş yerinde 17 km’dir. Yarımadanın en dar yeri kara ile birleştiği Balıkaşıran
Mevkii’dir. Batıya doğru genişlik artmaya başlar, burada Emecik kütlesi bulunur.
Kocadağ ile en yüksek kesimi oluşturur. Batıda İskandil burnu ile sona eren Datça
Yarımadası’nın ucunda ünlü Knidos harabeleri yer alır (Yerli, 2001).
4.2.5.3 Toprak
Datça ve Bozburun Yarımadaları, tarımsal çalışmaları destekleyecek birinci sınıf
verimli tarım arazileri yönünden oldukça sınırlı bir potansiyel içermektedir. Bölgede,
tarıma uygun I., II., III., ve IV. sınıf araziler oldukça kısıtlıdır. Bölgede belirlenen
büyük toprak grupları; kırmızı kahverengi akdeniz toprakları, kireçsiz kahverengi
orman toprakları, kolluviyal topraklar, kireçsiz kahverengi topraklar ve kahverengi
orman topraklarıdır (Yerli, 2001).
4.2.6 Koruma Alanları
4.2.6.1 Bölgedeki Önemli Doğal Yaşam Alanları
Ege Denizi ile Akdeniz’in buluştuğu özel bir konumda yer alan Datça ve Bozburun
yarımadaları; farklı jeolojik yapıları ve yeryüzü şekilleriyle, eşine az rastlanır doğal
güzellikleriyle, relik endemik odunsu ve otsu bitki türlerine, önemli habitatlara ve
zengin yaban hayatına sahiptir.
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisindeki önemli doğal
yaşam alanlarından biri Datça – Çiftlik Limanı doğusunda bulunan Akdeniz foku
yaşam alanıdır (AFYA). Türkiye'de Akdeniz Foku araştırmaları, Sualtı Araştırmaları
Derneği - Akdeniz Foku Araştırma Grubu tarafından yürütülmektedir
(http://harita.wwf.org.tr/tr/main.asp#).
Akdeniz Foku, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerle (http://www.milliparklar.
gov.tr/);
·
Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi (BARSELONA) Eki
Cenova Deklerasyonu;
·
Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi
(BERN);
203
·
Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası
Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES), korunması gerekli türler listesindedir.
T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde 5 alan öncelikli fok
koruma alanı olarak belirlenmiştir ( http://www.milliparklar.gov.tr/). D a t ç a –
Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde bulunan alan bu listeye dahil edilmemiştir.
Bölgenin sahip olduğu diğer doğal yaşam alanları ise; Önemli Orman Alanları
(ÖOA) ve Önemli Bitki Alanlarıdır (ÖBA) (http://harita.wwf.org.tr/tr/main.asp#).
Tüm dünyada, yalnızca güneybatı Anadolu ve Girit Adası’nda doğal olarak yetişen
“Datça hurması” ile tanınan Datça Yarımadası’nda, egemen orman tipini nemli
kızılçam (Pinus brutia) ormanları oluşturur. Şekil 4.13’te datça hurması (Phoenix
theoprastii) görülmektedir (Yazıcı, 2005). Ancak Fenike ardıcı (Juniperus
phoenicea), sığla (Liquidambar orientalis) ve Akdeniz servisi (Cupressus
sempervirens) gibi doğal olarak ender rastlanan ağaçlar da yer yer orman karışımına
katılır (http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?alang=tr&atype=4&aid=6).
Şekil 4.13: Datça Hurması (Yazıcı, 2005)
Alan, genel olarak orman ve maki topluluklarıyla kaplıdır. Kireç taşları üzerinde
gelişmiş sık kızılçam orman topluluğunun yanı sıra, Arbutus andrachne-Laurus
nobilis-Phillyrea latifolia-Quercus coccifera-Q.ilex’den oluşan boylu maki topluluğu
öbekler halinde yer alır. Daha nemli bölümlerde Clematis cirrhosa ve silcan (Smilax
aspera) gibi tırmanıcı odunsu bitkiler yaygındır. Akdeniz servisi toplulukları
204
özellikle Değirmen Bükü, Sındıköy ve Turunç civarında görülür. Serpantin
bölümlerde de çok sık olmayan kızılçam ormanları yaygındır. Datça Kıstağı
bölümüyse içerdiği küçük Akdeniz funda (Erica manipuliflora) topluluğu açısından
önemlidir. Özellikle serpantin kayalar üzerindeki su sızıntıları, akarsu kenarları ve
nehir yataklarında oldukça yaygın olarak gelişmiş olan sığla ormanları, doğa koruma
açısından olağanüstü önem taşır. Önceleri yalnızca Girit Adası’na özgü bir tür
olduğu sanılan nadir Datça hurması (Phoenix theoprastii), Datça Yarımadası
üzerinde önemli koloniler oluşturur. Derin vadi tabanlarında, Datça hurmasına sandal
(Arbutus andrachne), keçiboynuzu (Ceratonia siliqua), Clematis cirrhosa, yabani
incir (Ficus carica), defne (Laurus nobilis), yabani mersin (Myrtus communis), silcan
ve üzüm (Vitis vinifera) eşlik eder (http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?alang
=tr&atype=4&aid=6).
Bozburun ve Datça Yarımadaları Önemli Bitki Alanı (ÖBA), büyük ölçüde kireçtaşı
ve serpantin ana kayalardan oluşmuştur. Alan, Türkiye'de en az bozulmuş alçak arazi
Akdeniz bitki örtüsü tiplerini sergiler. Olağanüstü zengin bir bitki örtüsüne sahip bu
Önemli Bitki Alanı’nda, ülke çapında nadir yaklaşık, 35’i endemik olmak üzere, 159
bitki taksonu bulunur. Alan hem milli park, hem ÖÇKB hem de doğal sit alanıdır.
Alanın içerdiği ÖBA kriterleri (http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?alang=
tr&atype=2&aid=46):
·
9 Küresel Ölçekte Tehlike Altındaki Tür;
·
18 Avrupa Ölçeğinde Tehlike Altındaki Tür;
·
Zengin Tür Çeşitliliği İçeren Genel Habitatlar;
·
Tehlike Altındaki Doğal Habitatlar şeklinde sıralanabilir.
Kayalık bitki türleri bakımından da oldukça zengin olan alanda, özellikle Söğüt ve
Bayır köyleri arasındaki kayalıklar, ülke çapında nadir taksonların bulunduğu
oldukça zengin bir floraya sahiptir (http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?
alang=tr&atype=2&aid=46).
Alan aynı zamanda, burada üreyen tavşancıl (Hieraaetus fasciatus), ada martısı
(Larus audouinii) ve Akdeniz biyomu kuş türlerine ev sahipliği yaptığı için
potansiyel Önemli Kuş Alanıdır (ÖKA) (http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?
alang=tr&atype=2&aid=46).
Ayrıca, Datça Yarımadası’nda sahil şeridinin büyük bir kısmını Gebekum Doğa
Parkı – Fosil Kumulu Koruma Alanı kaplamaktadır (Şekil 4.14). Bu alanın, miosen
205
ve pliosen dönemlerinden bu yana altı milyon yıllık sürede oluşmuş tortuları
barındırmakta ve Akdeniz’in jeo-ekolojik geçmişini belgelemektedir. Beş tanesi
endemik olmak üzere 100 kadar bitki türü ile 19 kuş ve 7 sürüngen ve kemirgen türü
Gebekum’un ekolojik sistemini oluşturmaktadır (Datça Kaymakamlığı).
Şekil 4.14 : Gebekum Doğa Parkı (Yazıcı, 2006)
T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürülüğü (2004)
tarafından hazırlanan Türkiye Çevre Atlası’nda, Datça kıyı ekosistemi potansiyel
Ramsar alanı olarak tespit edilmiştir.
Ayrıca, Datça – Bozburun ÖÇKB sınırlarının dışında da çok önemli doğal yaşam
alanları bulunmaktadır. Bunlardan biri, kum köpekbalığı olarak bilinen Carcharhinus
Plumbeus’un Dünyadaki iki üreme yerinden biri olan, Gökova Körfezindeki Boncuk
Koyudur. Doğal yaşam açısından çok önemli olan bu koyla ilgili, TC Çevre ve
Orman Bakanlığı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, Boncuk Koyu Kum
Köpekbalığı Koruma Sahası Oluşturulması ve Gözlem Sisteminin Kurulması
Projesini hazırlamıştır. Projenin amacı, kum köpekbalıklarının Akdeniz’de bilinen
tek ve Dünyada bilinen iki üreme sahasından biri olan Boncuk Koyunun koruma
altına alınması (Şekil 4.15) ve özel görüntülenme sistemleri ile izlenmesi ve ilgili
206
bilimsel çalışmaların yürütülmesi ile yöre insanı ile ziyaretçilerin bilgilendirilmesidir
(Payaslıoğlu ve Varol, 2006).
Şekil 4.15 : Boncuk Koyu Uyarı Tabelası (Varol, 2006)
Görüldüğü gibi, sadece Datça – Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde değil, alanın
etrafında da doğal yaşam açısından çok hassas bölgeler bulunmaktadır.
4.2.6.2 Sit Alanları
Datça ve Bozburun Yarımadaları, koruma alanları açısından da çok çeşitlilik
göstermektedir. Alanda, arkeolojik ve doğal sit alanları başta olmak üzere, tescilli
yapılar, anıtlar ve kentsel sit alanları bulunmaktadır. Bu alanlar Şekil 4.16’da
görülmektedir (Diler, 2004).
207
Şekil 4.16: Datça – Bozburun ÖÇKB’deki Sit Alanları
208
Arkeolojik ve Doğal Sit Alanları
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde bulunan Arkeolojik ve Doğal Sit
Alanlarının bir kısmı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Genel
Müdürlüğü’nün 14.11.1981 ve 3225 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Bu alanlar:
·
Saranda: 3. derece Arkeolojik sit;
·
Tymnus: 3. derece Arkeolojik sit;
·
Hydas: 1. ve 3. derece Arkeolojik ve Doğal sit;
·
Bybassium: 1. derece Arkeolojik ve Doğal sit;
·
Amos: 1. ve 3. derece Arkeolojik sit;
·
Gavur Sancağı: 1. derece (sınırı henüz tespit edilmemiştir);
·
Patakis: 3. derece Arkeolojik ve Doğal sit ve
·
Loryma (Bozukkale): 1. derece (sınırı henüz tespit edilmemiştir) (Yerli, 2001).
Şekil 4.17’de Bybassium, Loryma ve Knidos antik kentlerinin konumları
gözükmektedir (http://www.datcarehber.com/datcaharitalari.htm).
Şekil 4.17 : Bybassium, Loryma ve Knidos Antik Kentlerinin Konumları
209
Loryma Antik Kenti, II. İKTVKK’nun 17.6.1995 gün ve 4919 sayılı kararı ile
sınırları 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir (Yerli, 2001).
Bunlardan başka, II nolu İzmir Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun da
tescil ettiği arkeolojik ve doğal sit alanları bulunmaktadır. Bu alanların tescil tarihi ve
sit dereceleri Tablo 4.4’te görülmektedir (Yerli, 2001).
Tablo 4.4 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği Sit Alanları
MEVKİİ
TESCİL TARİHİ
Bayır Köyü, Gebekse Mevkii
Marmaris Hisarönü Köyü,
Çubucak Mevkii
Marmaris Gebekse Mevkii
Marmaris Hisarönü Köyü,
Kerderme Mevkii
Bozburun Belediyesi,
Kameriye Adası
Bozburun Köyü, TavşanbüküBurgaz Mevkii
Datça, Murdala Mevkii
Datça, Dalbükü Mevkii
SİT DERECESİ
19.12.1990
1. Derece Doğal Sit
31.10.1990
III. Derece Arkeolojik Sit
19.12.1990
1. Derece Doğal ve 1. Derece
Arkeolojik Sit
23.06.1993
1. Derece Arkeolojik Sit
22.02.1995
1. Derece Doğal Sit
09.01.1991
1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit
24.05.1995
21.10.1998
1. Derece Arkeolojik Sit
1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit
Şekil 4.18: Datça, Murdala Mevkii
Anıtlar ve Tescilli Yapılar
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde 5 adet doğal anıt ve 20 adet
tescilli yapı da bulunmaktadır.
210
Alandaki doğal anıtlar Tablo 4.5’te görülmektedir (Yerli, 2001).
Tablo 4.5 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği Doğal
Anıtlar
DOĞAL ANITLAR
TESCİL TARİHİ
Marmaris, Selimiye Köyü, Kargı Mevkiindeki
çınar ağaçları
Marmaris, Selimiye Köyündeki meşe ağacı
Datça, Bayır Köyündeki çınar ağacı
Datça, Dadya Mahallesi’ndeki ve Reşadiye
Mahallesi’ndeki tabiat varlıkları
Datça, Reşadiye Mahallesindeki palamut ağacı
29.09.1999
03.09.1997
12.10.1994
26.01. 1994
06.03.1996
Alandaki tescilli yapılar Tablo 4.6’da görülmektedir (Yerli, 2001).
Tablo 4.6 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nde II. İKTVKK’nun Tescil Ettiği Yapılar
TESCİLLİ YAPILAR
TESCİL TARİHİ
Marmaris, Turgut Köyü’ndeki Hellenistik Mezar Anıtı
Marmaris, Orhaniye Köyündeki kilise
Marmaris, Söğüt Köyündeki kale
Datça, İskele Mahallesindeki eski hükümet konağı
Datça, Reşadiye Mahallesindeki Hidayet Bey Konağı
Datça, Karaincir Mevkiindeki anıt mezar
Datça, Emecik Köyündeki sarnıç
Datça, Yazı Köyündeki manastır
Datça, Kızlan Köyündeki Bizans Dönemi yapı kalıntısı
Datça Mesudiye Döşeme Mevkiindeki kale kalıntısı
Datça, Yaka Köyündeki Kumyer Kalesi
Datça, Çeşme Köyündeki Kemer Köprü
Datça, Cumalı Köyündeki Hellenistik Dönem yapı kalıntısı
Datça, Balçıkhisar Mevkiinde ve Datça – Bozburun kentsel yerleşik
alanda kalan 2 adet mezar
Datça Reşadiye Mahallesi’ndeki Tuhfezade Camii, 8 adet konut,
Yağhane, Datça İskele Mahallesi’ndeki Osmanlı Dönemi Sarnıcı,
havuz, Datça Dadya Mahallesi’ndeki Güdük Minare ve 4 adet konut
Datça, Reşadiye Mahallesindeki kilise
Datça, Kızlan Köyündeki yeldeğirmenleri
Datça, Yazıköyündeki aslanlı mezar
Datça, İskele Mahallesindeki anıt mezar
Bozburun Belediyesi, Kameriye Adası’nda bulunan yapı kompleksi
20.06.1990
20.06.1990
29.09.1999
12.02.1993
32.12.1981
17.06.1995
17.06.1995
11.01.1995
8.10.1997
24.05.1995
11.01.1995
17.06.1995
22.04.1998
05.04.2000
31.12.1981
13.09.1990
14.12.1994
11.01.1995
11.01.1995
22.02.1995
Şekil 4.19’da Emecik Köyündeki sarnıç kalıntıları (http://www.datcarehber.com/
datcapics/tarihiresimler/emecik4483.JPG) ve Şekil 4.20’de Knidos Antik Kentinden
detay
görülmektedir
(http://www.datcarehber.com/datcapics/tarihiresimler
/knidos2.jpg).
211
Şekil 4.19 : Emecik Köyündeki Sarnıç Kalıntıları
Şekil 4.20 : Knidos Antik Kentinde Detay
Kentsel Sit Alanları
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde kentsel sit alanı olarak Datça ve
Reşadiye mahalleri bulunmaktadır. Buraları, İzmir II nolu Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 22.08.1990 gün ve 1452 sayılı kararı ile 3. derece
kentsel sit alanı ilan edilmiştir (Yerli, 2001).
Özellikle, Eski Datça Mahallesi, taş kaplı yapıları ve yine taş kaplı kendine has sokak
dokusu ile son yıllarda yöreye gelen turistlerin ilgisini çekmeye başlamıştır (Şekil
4.21, Şekil 4.22).
212
Şekil 4.21, Şekil 4.22: Eski Datça (Yazıcı, 2005)
Görüldüğü gibi, Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi, arkeolojik, doğal ve
kentsel sit alanları, anıtlar ve tescilli yapılar bakımından son derece zengin bir
alandır.
4.2.7 Bölgedeki Mevcut Arazi Kullanımları
Bölgedeki en yaygın arazi kullanımları; turizm, yerleşim, tarım, ormancılık, avcılık
ve balıkçılık ve yerleşimdir.
4.2.7.1 Turizm
Datça’nın gelişmesi 1970’lerin sonunda açılan Datça – Marmaris karayolu ile
başlamıştır. Karayolunun açılmasından önce bağlantısı denizyolu ile sağlanan ve
içine kapalı bir yapıda olan yerleşme günümüzde önemli bir turizm çekim merkezi
olmuştur. Muğla İli kıyılarının yat turizmini teşvik edici olanakları yanında, bölgede
Dalaman Havaalanının hizmete girmesi de turistik tesislerin sayısının artmasında
etkili olmuştur.
Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler; deniz, dinlenme, tekne turu, tarihi ve doğal
yerleri gezme, su üstü ve sualtı sporları gibi amaçlarla tatil yapmaktadırlar.
213
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünün 2001 yılında yayınladığı bir çalışma olan
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi Biyolojik Zenginlikleri ve Yönetim
Planına’da her iki yarımadada bulunan toplam 100’e yakın otel- motel ve
pansiyonların yatak kapasitesi de 4000’e ulaşmış olduğu tespit edilmiştir. Alanın
ikinci derecede turistik öncelikli yöre olması pansiyonculuğu da geliştirmektedir.
Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Bozburun Yarımadası’nda
yaklaşık 700 yatak kapasitesinde olan pansiyonlar mevcuttur. Alanda, ikinci konut ve
otel- motel yatırımları yanında, yatak ve konaklama olanakları açısından kamu
kuruluşları dinlenme ve eğitim tesisleri de yer almaktadır. Bunlar; TEK Eğitim
Tesisleri, MTA Eğitim Tesisleri ve Orman Genel Müdürlüğü Tesisleri’dir (Yerli,
2001).
Datça Yarımadası Yunan adaları ile turizm merkezleri açısından ilişki içerisindedir.
Özellikle Yunan adalarını gezen teknelerin uğrak yeri olmakta ve mavi yolculuk
düzenleyen tur teknelerinin güzergahında bulunmaktadır. Bu konum Datça İlçesi’nin
turizmini olumlu yönde etkilemektedir. Datça Yarımadası’nın her iki kıyısı da
teknelerin demirlemesine olanak verecek koylara sahiptir. Bölgeye hakim çam
ağaçları da bölgenin peyzaj kalitesini arttırmakla beraber havadaki oksijen oranının
da çok yüksek düzeyde olmasını sağlamaktadır.
Bozburun Yarımadası ise, adından da anlaşılacağı gibi, kayalıkların ve sert bir
doğanın hakim olduğu bir alandır. Yarımadanın batıya bakan kıyıları daha hareketli
ve çeşitli hizmetlere olanak sağlayan bir doğaya sahiptir. Batı kıyısında korunaklı iki
koya kurulan Orhaniye ve Selimiye yerleşmeleri teknelerin uğrak yeridir.
Orhaniye’de bulunan marina (Şekil 4.23) bölgedeki yat turizmini geliştirmektedir.
Selimiye Koyu’nda ise, tekne yapımı yerlerinin ve teknelere yiyecek ve su gibi
hizmetlerin olması burayı da yerli ve yabancı teknelerin uğrak yeri haline getirmiştir.
Ayrıca yarımadanın batı kıyısında bulunan adalarda tarihi kalıntılar bulunmaktadır.
Doğuya doğru ise çıplak kayalıklar hakimdir. Bu kayalıklar yarımadanın doğuya
bakan yönünde kıyı boyunca devam etmektedir. Doğu yakası kısmında çeşitli
fonksiyonlara olanak sağlayacak koylar ve limanlar mevcut değildir. Sadece Çiftlik
Koyu ve Arap adasının bulunduğu koy teknelerin demirlemesine elverişlidir.
Genelde çıplak dağlarla çevrili olan Bozburun Körfezi kıyılarında yeşil alanlar
vadilerde toplanmıştır. Bozburun limanında tekne ikmali yapıldığı gibi geceleme
imkanı da mevcuttur.
214
Şekil 4.23 : Orhaniye Martı Marina (Yazıcı, 2006)
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde doğal liman
özelliği taşıyan koylar yazlık ve kışlık olmak üzere ikiye ayrılabilir. Yazlık limanlar;
Orhaniye, Selimiye, Turgut, Çubuklu, Gineyt, Ağıl, Mercimektepe, Bozuk, Arap
Adası, Arinella, Çiftlik, Çaycağız, Kumlubük, Delikli Yol, Kargı, Hisarönü,
Tekirbükü, Mersincik, Bördübet, Çanak, Tavşan, Serçe ve Gebekirse koylarıdır.
Kışlık limanlar ise; Orhaniye, Selimiye, Ağıl, Bozuk, Datça, Bencik ve Serçe
koylarıdır (http://www.datca.gov.tr/koylar.asp).
Şekil 4.24 : Kargı Koyu (http://www.datca.gov.tr/resimler/koylar/domuzbuku.jpg)
215
Her iki yarımadanın da kıyılarının coğrafik açıdan son derece hareketli olması
bölgede kıyı ve yat turizminin gelişmesine olanak vermektedir. Bu koylar yerli ve
yabancı teknelerin uğrak yerleri olmakla beraber mavi tur teknelerinin de
güzergahlarında bulunmaktadır. Bodrum’dan mavi yolculuk için çıkan tekneler önce
Knidos Antik Kentine, daha sonra Datça Limanına (Şekil 4.25) uğrayarak
Marmaris’e ulaşırlar. Ayrıca teknelerle günübirlik geziler de düzenlenmektedir.
Şekil 4.25 : Datça Limanı (Yazıcı, 2005)
Bölge kültür turizmine de imkan verecek değerlere sahiptir. Datça yarımadası’nın en
uç noktasında bulununan Knidos Antik Kenti, dönemine göre, siyasi ve ekonomik
açıdan etkin olan Dor kentlerinden biridir. Ayrıca, Ünlü matematikçi ve filozof
Eudoxus, en iyi yontulmuş çıplak Afrodit heykelini yapan heykeltraş Praxiteles,
Skopas, Bryaxis, Mısır’daki Alexandria fenerinin mimarı Sostrates Knidos’ta
yaşamışlardır. Şehir surlarına yakın 40 m yükseklikte daire şeklindeki Afrodit
heykelinin kaidesi, 8000 kişilik tiyatro, güneş saati, mezarlar, 284 m yükseklikte yer
alan Akropolis, Demeter Mabedi antik kentte yer alan yapılardan sadece birkaç
tanesidir. Fakat Knidos’ta etkin bir korumanın uygulanmaması bu yapıların çoğunun
bozulmasına sebep olmuştur. Datça Yarımadası’nda Knidos Antik Kentinden başka
Loryma (Bozukkale), Bybassium, Hydas, Patakis, Soranda ve Erine gibi tarihi yerler
de bulunmaktadır. Reşadiye mahellesindeki Mehmet Ali Ağa Konağı, Eski Datça
evleri, Hızırşah köyündeki Selçuklu döneminden kalma cami, Bizans dönemine ait
kilise, Karaköy ve Kızlan köylerindeki yel değirmenleri (Şekil 4.26) görülmesi
gerekli diğer önemli eserlerdir (Yerli, 2001). Mehmet Ali Ağa konağı restore
edilerek 2005 yılında butik otel olarak hizmete açılmıştır.
216
Şekil 4.26 : Yel Değirmenleri (http://www.datcarehberi.com/datca.jpg)
Datça merkezinde Taşlık Plajı içinde kükürt, soda, tuz gibi elementler bulunan bir su
kaynağı vardır. Kaynak suyunun sıcaklığı deniz suyundan daha sıcak olup, denize
akmaktadır. Şekil 4.27’de (http://www.datcarehber.com/datcapics/genelresimler
/göl1.jpg ) görülen bu kaynağın bazı hastalıklara iyi gelmesi bölgede termal turizmi
açısından olumlu olmaktadır (Yerli, 2001).
Şekil 4.27 : Tatlısu Kaynağı
Bölge, yılın yaklaşık 300 günü güneşli geçtiği için, kış aylarında da tatil yapmaya
elverişlidir.
217
Datça, bozulmamış doğası ve son derece zengin bitki örtüsü ile de önemli bir
ekoturizm alanıdır.
Datça’da çadır veya karavanla kalınacak kamp alanları da mevcuttur. Karavanla
gelen yabancı turistlerin birçoğu gemilerle İzmir’den ülkeye giriş yapmaktadırlar.
Datça; iklimi, koyları ve sualtı zenginlikleri ile de sualtı sporları açısından bir çekim
merkezidir.
Sürekli esen kuzey rüzgarları Datça sahillerinde su sporlarının her çeşidinin
yapılmasına imkan vermektedir. Artık sörf, su kayağı ve yelken açısından son derece
popüler olan bölgede son birkaç yılda kiteboard gibi yeni sporlar da yaygın olmaya
başlamıştır.
Bölge doğa yürüyüşleri açısından da uygundur. Özellikle şubat ayında açan badem
çiçekleri yöreye kendine has bir özellik katmaktadır. Zengin bitki örtüsü
doğaseverleri bölgeye çekmektedir. Ayrıca son yıllarda düzenlenmeye başlanan
badem festivali gibi etkinler de bölgeye hareketlilik katmaktadır. Her yıl Dünya
Barış Günü’nde Datça’dan ve Simi Adası’ndan gönüllü yüzücüler belediyelerin
katkısıyla karşı kıyılara yüzmektedirler.
Bölgeye gelen turist sayıları ve turizmden elde edilen gelire örnek vermek gerekirse,
Tablo 4. 1999, 2000 ve 2001 yıllarında Datça Limanından giriş yapan kişi ve yat
sayısı ve ilçede bozdurulan döviz miktarı ile Tablo 4.7’de Knidos Ören Yerini ziyaret
eden turist sayısı ve elde edilen gelir miktarı görülmektedir (http://www.egev.org
/index.php?t=ana&catid=7&geoid=102&sid=).
Tablo: 4.7 : Datça Limanından Giriş Yapan Turist Sayısı
YILLAR
1999
2000
2001
Yat Adedi
483
384
676
Datça Limanı
Turist Sayısı
2768
1981
4536
Bozdurulan Döviz Miktarı
($)
8 380 316
8 231 256
9 104 551
Görüldüğü gibi Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi sahip olduğu doğal,
kültürel ve tarihi değerler açısından çok önemli bir turizm çekim merkezidir. Bu
değerlerin korunması kaçınılmaz olmakla beraber turizmin yarattığı baskı korumanın
gerekliliğini iyice ön plana çıkartmaktadır.
218
4.2.7.2 Yerleşim
Datça ilçe merkezi, belediye sınırları içinde bulunan ve birbirlerine yaklaşık 2’şer km
mesafede yer alan İskele, Reşadiye ve Eski Datça Mahallerinden oluşmaktadır. Datça
ilçesine bağlı dokuz köy bulunmaktadır. Sındı köyü 4, Yaka köyü 3, Mesudiye köyü
4, Cumalı köyü 3, Yazı köyü 2 mahalleden ve diğer köyler ise tek mahalleden
oluşmaktadır (http://mugla.gov.tr/3/3203.asp).
Bozburun Yarımadası’ndaki en önemli yerleşme ise, kentsel yerleşimi belediye
statüsünde olan ve beş mahalleden oluşan Bozburun yerleşmesidir. Bunun yanında,
Marmaris sınırları içerisinde yer alan Osmaniye 8, Hisarönü 2, bayır 2, Söğüt 4,
diğerleri ise tek mahalleden oluşmaktadır (Yerli, 2001).
Bölgenin sahip olduğu turizm potansiyeli, alanda ikinci konutların sayısında önemli
miktarda artışa neden olmaktadır. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünün 2001
yılında yayınladığı bir çalışma olan Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi
Biyolojik Zenginlikleri ve Yönetim Planına’da Datça Yarımadası’nda yaklaşık 6500
adet ikinci konut bulunduğu tespit edilmiştir. Senin belirli zamanında kullanılan,
diğer zamanlarda boş olan ikinci konutlar bölgede yapılaşmayı arttırmaktadır.
4.2.7.3 Tarım ve Hayvancılık
Datça ve Bozburun Yarımadalarında tarımsal üretim için verimli olarak
kullanabilecek alan 10 000 hektarı geçmemektedir. Bunun yaklaşık 8500 hektarı
Datça Yarımadası üzerinde olup, 1350 hektarlık bölümü eğimli alanlarda kuru tarla
tarımı için, 7200 hektarlık bölümü ise meyve bahçeleri için kullanılmaktdır. Tablo
4.8’de alandaki tarım arazilerinin derecelerine göre kapladıkları alanlar görülmektdir
(http://www.egev.org/index.php?t=ana&catid=6&geoid=102&sid=).
Tablo 4.8 : Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’ndeTarımsal Arazi
Kullanımı
ÖNEMLİ TARIM ARAZİLERİ (ha)
1. derece
3 143
2. derece
2 040
3. derece
611
Diğer araziler
68 325
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Muğla İli Arazi Varlığı envanter çalışmalarına
göre Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde 3143 ha arazi birinci
derecede önemli tarım arazisi, 2040 ha arazi ikinci derecede önemli tarım arazisi ve
611 ha arazi de üçüncü derecede önemli tarım arazileridir (Yerli, 2001).
219
Tablo 4.9 : Datça – Bozburun ÖÇKB Arazi Yetenek Sınıflaması (ha)
Yetenek
Sınıfı
Datça
Bozburun
Yöresi
Toplam
V
VI
VII
VIII
1914
24
İşlenebilir
Toplam Arazi
6131
787
177
4326
119
35098
21838
2139
3603
1938
6918
177
4445
56936
5742
I
II
III
IV
1073
439
893
27
2251
297
1512
920
2548
Üçüncü derecede önemli tarım arazileri, özellikle bağ-bahçe, meyvelik ve özel
ürünlerin yetiştirilmesine ayrılan, genelde IV. sınıf arazi kullanımı yeteneğine sahip
erozyon ve sığlık kısıtı arazilerdir. Datça – Reşadiye ile Çeşmeköy arasındaki
karayolun güneyinde kireçsiz kahverengi topraklar üzerinde yer alan bu tarım
arazilerinde badem başta olmak üzere zeytin ve bağlar yaygındır (Yerli, 2001).
Genelde susuz tarım yapılmakta olup, sadece 300 dekarı geçmeyen bir alan üzerinde
sulu tarım yapılmaktadır (Yerli, 2001). Badem, incir ve zeytin ağaçları bölgede sıkça
yetişmektedir. Özellikle badem bölge ekonomisi açısından çok değerlidir. İlçede
toplam 2200 hektar zeytinlik, 2730 hektar bademlik, 28 hektar narenciye ve 8 hektar
bağlık arazide üretim yapılmaktadır (http://www.egev.org/index.php?t=ana&catid=
6&geoid=102&sid=).
İklim koşulları bölgede sebze yetiştiriciliğini de olumlu etkilemekte, Kasım-Ocak
aylarında bile üretim yapılabilmektedir. Alanda toplam 300 hektar sebze bahçesi
bulunmaktadır (http://www.egev.org/index.php?t=ana&catid= 6&geoid=102&sid=).
İlk olarak Mesudiye köyünde başlayan seracılık çalışmaları da giderek artmaktadır.
Tarım arazilerinden yılda yaklaşık elde edilen ürün ise, 800 ton iç badem, 400 ton
çağla, 2000 ton zeytin, 8000 ton güzlük ve 1200 ton yazlık domatestir.
1., 2. ve 3. derecede önemli tarım arazileri, özel çevre koruma bölgesinin yalnızca
%7,82’lik kısmını kapsamaktadır. Geri kalan alan ise, orman, çıplak, kumul, mera ve
diğer alanları içermektedir (Yerli, 2001).
Bölgede ayrıca hayvancılık ve arıcılık da yapılmaktadır. Arıların, bölgede çok geniş
alanlara yayılan çam ağaçları ve kekiklerden ürettikleri ballar da bölge ekonomisine
katkı sağlamaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 1999 yılı verilerine göre
bölgede toplam 19 000 arı kovanı tespit edilmiş ve 380 ton bal üretimi yapılmıştır
(http://www.egev.org/index.php? t=ana&catid=6&geoid=102&sid=).
220
Tablo 4.10 : Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde Sorunlu Araziler
(ha)
1840
-
EROZYON
SIĞLIK
25678
20581
SIĞLIK
EROZYON
16197
3913
1840
46259
20110
YER
EROZYON
Datça
Bozburun
Yöresi
Toplam
SIĞLIK
DRENAJ
730
279
44445
24926
1009
69371
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Muğla İli Arazi Varlığı 1998 yılı verilerine göre,
Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde toplam arazilerin %93.6’sında
arazi degradasyonu mevcuttur. Sorunların dağılımında erozyon ve erozyon sonucu
toprak sığlığı sorunu toplam bölge arazilerinin yaklaşık %65’ni oluşturmaktadır.
Sığlık-erozyon sorunu ise %27 civarındadır. Görüldüğü gibi erozyon ve toprak
sığlığı, toplam alanın %92’sini oluşturmaktadır (Tablo 4.10).
Doğal kaynakların en önemli olanları toprak ve su kaynaklarının, bölgede
sürdürülebilirliği sağlayabilmek için, arazi yetenek sınıflamalarına uyularak
kullanılmaları gerekmektedir.
4.2.7.4 Ormancılık
Bölgede toplam ormanlık alan 110 359 hektardır. Bunun 73 211 hektarlık olan
bölümünü prodüktif olmayan alan oluşturmaktadır. Prodüktif orman alanı 37 147
ha’dır (Yerli, 2001).
Orman alanları iki gruba ayrılmıştır. Birincisini, flora ve faunanın zengin olduğu
veya bu değerlerin tahrip olduğunda yerine yenisinin yetişmesinin mümkün
olmadığı, bazı endemik bitkilerin bulunduğu biyotoplar oluşturmaktadır. Bu alanlar
aynı zamanda hassas zon veya mutlak korunması gerekli alanlardır ve Datça
yarımadası’nın kuzey kısmı ile Bozburun Yarımadası’nın yine kuzey bölümünde yer
almaktadırlar. İkincisini ise, hassas zon dışında kalan bazı koruluklar ile maki ve
frigananın bulunduğu ve Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bakım, geliştirme ve
işletmesinin yapılabileceği alanlar oluşturmaktadır. Bu alanlar da; Datça
Yarımadası’nın güneyinde kalan alanlar ile Bozburun Yarımadası’nın hem orta
kesimi ile hem de güneyindeki alanların tümüdür (Yerli, 2001).
Geçici baltalık işletme sınıfındaki ağaçlandırılacak alanlar 6645 ha’dır. Muhafaza
karakterindeki işletme sınıfında bulunan 431 ha’lık yanık alan, yapay gençleştirme
alanı olarak ayrılmıştır. Kızılçam işletme sınıfından 167 ha, muhafaza karakterindeki
işletme sınıfından 3514 ha ormansız alan ağaçlandırma alanı olarak belirlenmiştir.
Prodüktif orman alanlarının çoğaltılması hedeflenmektedir (Yerli, 2001).
221
Şekil 4.28 : Kızılçam Ormanı (Yazıcı, 2006)
4.2.7.5 Avcılık ve Balıkçılık
Datça Yarımadası’nda balıkçılık küçük ölçektedir. Datça ilçesi balıkçılık üretimi 45
ton civarındadır. Bozburun Yarımadası’nda, özellikle Bozburun yerleşmesinde
halkın çoğunluğu geçimini balıkçılıkla sağlamaktadır (Yerli, 2001).
Son yıllarda ise, özellikle Bozburun Yarımadasındaki koylarda balık çiftliklerinin
sayısının arttığı görülmektedir.
4.2.8 Kültürel ve Sosyo – Ekonomik Yapı
Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı’ndan elde edilen verilere göre, Datça ilçesinin
nüfusu genel toplamda artış gösterse de, ilçeye bağlı bazı köylerdeki nüfus ya aynı
kalmakta ya da düşüş göstermektedir. 1990, 1997 ve 2000 yıllarında yapılan nüfus
sayım sonuçları Datça genelinde ve köylerdeki nüfus Tablo 4.11’de verilmiştir
(http://www.egev.org).
Datça’da, yaz aylarında nüfus mevsimsel olarak hızla artmakta, 40 bin kişiye kadar
çıkmaktadır (http://www.egev.org/index.php?t=ana&catid=8&geoid=102&sid=).
Fakat son yıllarda, elverişli iklimi sayesinde emekli olup bölgeye yerleşenlerin sayısı
222
artmıştır. Ayrıca sürekli yaşayanlar arasında başta, Almanlar ve İngilizler olmak
üzere çeşitli ülkelerden insanlar da Datça’ya yerleşmeye başlamıştır.
Tablo 4.11 : Datça İlçesi 1990, 1997 ve 2000 Nufüsları
YERLEŞMELER
MERKEZ
CUMALI
EMECİK
HIZIRŞAH
KARAKÖY
KIZLAN
MESUDİYE
SINDI
YAKA
YAZI
TOPLAM
1990 YILI NÜFUS
SAYIMI
5095
694
1015
497
764
783
522
364
520
583
10837
1997 YILI NÜFUS
SAYIMI
6039
749
773
479
737
932
539
380
471
616
11715
2000 YILI NÜFUS
SAYIMI
8810
746
916
469
788
852
593
354
568
566
14662
Bölgede nüfus artış hızının düşük olması ve dışarıya göç vermesine rağmen nüfusun
artması, bölgenin dışarıdan göç aldığını göstermektedir.
Datça’da okuryazarlık oranı oldukça yüksektir. Nüfusun mezun olunan okula göre
dağılımı Şekil 4.29’da verilmiştir (http://www.egev.org/index.php?t=ana&catid=
8&geoid=102&sid=).
20 yıl öncesine kadar, Datça’da, ekonomik hayat tamamen tarıma dayalı iken,
özellikle son yıllarda ulaşım gelişmesi ile, bölgenin de ekonomisi gelişmiş, tarımdan
başka turizm sektörü de bölgeye gelir getirici faaliyetler arasına girmiştir.
OKURYAZARLIK ORANI
11%
1%
İlkokul
Ortaokul
6%
12%
60%
10%
Şekil 4.29 : Datça İlçesi Okuryazarlık Oranı
223
Lise
Meslek okulu
Yüksekokul
Okuma
yazması
olmayan
4.3 Alanın Değerlendirilmesi
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu değerler üç başlık altında toplanabilir.
Bunlar: Doğal, Kültürel ve ekonomik değerler.
Alandaki doğal değerleri:
·
Doğal sit alanları
·
Doğal anıtlar
·
Zengin ve bozulmamış doğal çevre oluşturmaktadır.
Kültürel değerler ise:
·
Arkeolojik sit alanları
·
Kentsel sit alanları
·
Tescilli yapılardır.
Son olarak da, alanın sahip olduğu ekonomik değerleri turizm ve tarım
oluşturmaktadır.
4.3.1 Ekolojik Değerlendirme
Ekolojik açıdan Datça – Bozburun ÖÇKB değerlendirildiğinde, alanın:
·
Biyolojik çeşitliliğin unsurlarını korumak açısından önem taşıdığı;
·
Özgün ekosistemleri, tehlike altına düşmüş türlerin yaşama ortamlarını
barındırdığı;
·
Eşsiz ve ender rastlanan ekosistemler ve türler barındırdığı;
·
Özellikli peyzaj değerine sahip olduğu;
·
Alanda tür ve ekosistem olarak çeşitlilik barındırdığı anlaşılmaktadır.
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın Datça – Bozburun ÖÇKB’nde yaptığı
çalışmalar socunda alana yönelik ekolojik bir değerlendirme yapılmış ve alanın
hassalık, nadirlik, doğallık, özel önem ve çeşitlilik kriterlerine sahip olduğu
belirlenmiştir.
224
·
Hassaslık: Datça – Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde yer alan Gebekum
kumulu ve benzer özellik gösteren diğer on adet kumul alanı, kızılçamın yaygın
olduğu orman vejetasyonu, sandal ağacı korulukları, bölgeye has olan servi,
Datça hurması ve sığla ağacı ve deniz ortamı açısından hassas bir bölgedir. Bu
bölgedeki ekosistemlerin sürekliliğinin sağlanması biyolojik çeşitliliğin
korunması açısından önemlidir.
·
Nadirlik: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu kumul bitkileri, bitki
türleri, kuş türleri, memeli türleri ve sürüngenler alanı nadir kılmaktadır.
Bölgenin değerini yitirmemesi açısından bu türlerin korunması ve sürekliliğinin
sağlanması gerekmektedir.
·
Doğallık: Datça – Bozburun ÖÇKB doğallığını korumuş alanlara sahiptir ve bu
alanların özelliklerinin sürdürülmesi için yönetim müdahalesi gerekmektedir.
·
Özel Önem: Datça – Bozburun ÖÇKB’nin, tespit edilen kuş türlerinin göç
yolları üzerinde bulunması, önemli kuş ve memeli türlerinin yaşam alanı olması,
relik endemik tür olan sığla ağacı ve sınırlı yayılış gösteren Datça hurmasına
sahip olması bölgeye özel önem vermektedir.
·
Çeşitlilik: Datça – Bozburun ÖÇKB, 167 karasal omurgasız, 110 balık türü, 4 iki
yaşamlı türü, 27 sürüngen türü, 123 kuş türü, 45 memeli türü ve 57 endemik bitki
türü ile ekolojik açıdan çeşitlilik göstermektedir.
Tablo 4.12’de Bölgenin sahip olduğu kriterler görülmektedir.
Alanın sahip olduğu doğal değerler ne kadar çok ve ne kadar hassassa, alan da
korunmaya o kadar muhtaçtır demektir.
225
Tablo 4.12 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sahip Olduğu Kriterler
HASSASLIK
NADİRLİK
DOĞALLIK
ÖZEL ÖNEM
ÇEŞİTLİLİK
· Gebekum kumulu ve benzer özellikler gösteren diğer on adet kumul alanı
· Kızılçamın (Pinus buritia) yaygın olduğu orman vejetasyonu
· Sandal ağacı (Arbutus andrachne) korulukları
· Servi (Cupressus sempervirens)
· Datça Hurması (Phoenix theophrasti)
· Sığla ağacı (Liquidambar orientalis)
· Deniz ortamı
· Kumul bitkileri (Maedicago marina, Eryngium maritmum, Euphorbia paralias
gibi)
· Bitki türleri (Cupressus sempervirens, Pinus buritia, Arbutus
andrachne,
Phoenix theophrasti ve Liquidambar orientalis)
· Kuş türleri (karadoğan, gökdoğan, küçük kerkenez, tavşancıl, ada martısı ve
tepeli karabatak)
· Memeli türleri (Akdeniz foku, yaban keçisi, su samuru)
· Sürüngenler (Testudo graceae)
· Doğallığını korumuş alanlar
· Hirunda rustica (kır kırlangıcı), H. Daurica ( kızılsırtlı kırlangıç), Merops
apiaster (arı kuşu), Apus apus (karasağan) ve Apus melba (akkaranlı sağan)
türlerinin göç yolları üzerinde bulunmaksı
· Kuş türleri (karadoğan, gökdoğan, küçük kerkenez, tavşancıl, ada martısı ve
tepeli karabatak)
· Memeli türleri (Akdeniz foku, yaban keçisi, su samuru)
· Liquidambar orientalis (sığla ağacı) relik endemik olması ve Phoenix
theophrasti (Datça hurması) çok sınırlı yayılış göstermesi
· 167 karasal omurgasız
· 110 balık türü
· 4 iki yaşamlı türü
· 27 sürüngen türü
· 123 kuş türü
· 45 memeli türü
· 57 endemik bitki türü
4.3.2 Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Değerlendirme
Datça – Bozburun ÖÇKB, sahip olduğu doğal değerler yanında kültürel değerlere de
sahiptir. Alandaki arkeolojik ve kentsel sit alanları ile anıtlar ve tescilli yapılar
korunması gerekli değerlerdir.
Datça – Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde yaşayan yerli halkın en önemli geçim
kaynakları sırasıyla; turizm, tarım ve balıkçılıktır. 20 yıl öncesine kadar ilçenin
ekonomik hayatı tamamen tarıma dayalı iken, ulaşım olanaklarının artması ile ilçenin
ekonomisi değişerek gelişmiş, tarımın yanın da turizm de geçim kaynakları arasında
yer almıştır.
Tablo 4.13’te, Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu turizm değerleri
görülmektedir.
226
Tablo 4.13 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nin Sahip Olduğu Turizm Değerleri
Doğa Turizmi
Kültür Turizmi
Yat Turizmi
Doğa Sporları
Doğal sit alanları, doğal anıtlar, zengin doğal
çevre
Arkeolojik sit alanları, tescilli yapılar, kentsel
sitler
Koylar, liman, marina
Rüzgar sörfü, trekking, sualtı sporları, su kayağı,
yelken
Turizmin ilçede gelişmesiyle birlikte inşaat sektörü ekonomik hayatta önemli yer
tutmaya başlamıştır. Gerek konaklama tesis inşaatları gerekse de yazlık kooperatif ve
diğer konut inşaatlarında çalışan azımsanamayacak bir işçi kesimi bulunmaktadır.
Turizm sezonu dışında sürdürülen inşaat çalışmaları da kış aylarında tarımın yanında
ekonomik hayatı canlı tutmaktadır.
Bölgede gelişmekte olan turizm sektörüne rağmen, geleneksel yöntemlerin hakim
olduğu tarımsal faaliyetler bölge ekonomisinde önemli bir role sahip olmaya devam
etmektedir. Bu sektördeki girdi bal, badem, zeytinyağı ve güzlük domatesten
sağlanır. Tarım ürünleri içerisinden eski ve önemlisi bademdir. Türkiye’de halkın
yoğun olarak gelir temin etmek amacıyla bademle uğraştığı tek merkezdir.
4.4 Konu ve Sorunların Analizi
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu doğal ve kültürel değerler, güngeçtikçe
artan tüketim sonucunda, beraberlerinde birtakım sorunları da getirmektedir. Gelişen
turizm sektörünün doğal alanlara yönelmesi, yüksek kar paylı kitle turizminin
artması, yasal düzenleyicilerin eksikliği, kaçak yapılaşma, halkın doğa sevgisi, doğa
koruma ve sürdürülebilirlik gibi konulardaki bilinçsizliği ve yetersiz sorumluluk hissi
gibi konular Türkiyede’deki tüm doğal alanları olduğu gibi Datça – Bozburun
ÖÇKB’ni de olumsuz yönde etkilemektedir.
Bölge, turizm açısından zengin doğal çevre, arkeolojik, doğal ve kentsel sit alanları
ve iklim gibi potansiyellere sahipken, doğanın yakın çevredeki turizm alanlarına göre
daha az tahrip olması, badem, zeytin, incir, bal gibi bölgeye has tarım ve hayvancılık
ürünleri ve festivalleri de değerlendirilmesi gereken fırsatlardır.
Yukarıda bahsedilen olumlu özelliklerin yanında, Datça – Bozburun ÖÇKB’sinin
korunması ve yönetimi ile ilgili birtakım yetersizlikler de mevcuttur. Bunlar:
§
Kontrol mekanizmasının ve caydırıcı önlemlerin yetersizliği;
§
Yöneticiler ve halk arasında koruma bilincinin tam oluşmaması;
227
§
Yerel halkın üreticilik ve girişimcilik gibi konularda isteksiziliği.
Datça – Bozburun ÖÇKB’sinde doğal çevreyi ve dolayısıyla turizm sektörünün
geleceğini de tehdit eden sorunlar ise:
§
Kontrolsüz yapılaşma (ikinci konut, turizm tesisleri vb);
§
Katı atık ve atık su bertarafı;
§
Orman yangınları;
§
Datça ve Bozburun Yarımadalarında ve çevredeki koylarda yat turizminin
sebep olduğu kirlilik;
§
Tarım alanlarının imara açılması;
§
Yasadışı faaliyetler (kaçak yapılaşma, Gebekum Doğa Parkından inşaatlara
kum almak vb);
§
Balık çiftlikleridir.
Kontrolsüz yapılaşma, bölgedeki en önemli sorunlardan biridir. Hızla artan ikinci
konutlar ve turizm tesisleri, doğal çevreye zarar vermektedir. Son derece hassas
ekolojik dengelere sahip bu tip alanlarda yapılaşma kontrollü olmalıdır.
Hızla artan yapılaşma beraberinde nüfus artışını ve bu nüfusun ürettiği katı atık ve
atık su bertarafı sorununu getirmektedir. Bölgede, çöp toplama alanı olarak
belirlenen, Datça Limanın arkasındaki tepelerin eteğindeki alanda çöp toplama tesisi
kurulmadan çöpler olduğu gibi toplanmakta ve çöp sızıntı suları yağışlı zamanlarda
alanın yakınından geçen dereye karışmaktadır. 2006 yılı itibariyle tamamlanan Datça
Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi (Şekil 4.30) bu soruna yönelik geç bir önlem olsa
da, çöp sorununa yönelik önemli bir çözümdür. Eski çöp toplama alanında çöplerin
üzerlerinin toprakla örtülmesi, dere yatağında ıslah çalışmalarının yapılmaması,
çöplerin etrafa yayılmasına ve dere yatağını kapatmasına neden olmaktadır (Şekil
4.31). Datça Belediyesince işletilmekte olan tesisin, 314.000 m3 depolama hacmi ile
13 yıl Datça yarımadasındaki yerleşimlere hizmet etmesi öngörülmektedir. Bölgenin
acil bir diğer ihtiyacı ise, atık su arıtma tesisidir.
228
Şekil 4.30: Datça Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi (Yazıcı, 2007)
Özellikle yaz aylarında çıkan orman yangınları, bölgedeki orman alanlarını tehdit
eden en önemli sorundur (Şekil 4.31). Bölgenin genelinin rüzgarlı bir iklime sahip
olması da yangınlara müdahaleyi güçleştirmektedir.
Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü’nün orman yangınları kayıtları incelendiğinde,
yangın sebebinin genelde, ihmal, dikkatsizlik, elektrik telleri, kasıt olarak belirlendiği
görülmektedir.
Bölgede, yat turizminin sebep olduğu kirlilik ve tarım alanlarının imara açılması
doğal çevre açısından tehdit oluşturan diğer unsurlardır. Ayrıca, kontrol
mekanizmasının ve caydırıcı önlemlerin yetersizliği yüzünden, bölgede, kaçak
yapılaşma ve Gebekum Doğa Parkından inşaatlara kum alınması gibi yasadışı
faaliyetler gerçekleşmektedir. Tüm bunların yanında, Dünyada, denizlerde kirliliğe
sebep olduğu anlaşılması üzerine yasaklanan, balık çiftliklerinin sayısı, Bozburun
Yarımadasındaki koylarda artış göstermektedir. Bu durum da, bölgede, deniz kirliliği
açısından tehdit oluşturmaktadır.
229
DERE YATAĞI
Şekil 4.31: Eski Çöp Toplama Alanı
Şekil 4.32 : Gökova Körfezin’nde Orman Yangını (Yazıcı, 2006)
230
1968
- 2006 YILLARI ARASI YANAN ALAN
ORMANLIK
ALAN
38427,6
35%
YANAN ALAN
72444,4
65%
Şekil 4.33 : Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü 1968 – 2006 Yılları Arası Yanan
Alan
Tablo 4.14 : Son Üç, Beş ve On Yılın Yangın Adetleri ve Yanan Alan
YANGIN ADEDİ
61
82
134
SON ÜÇ YILIN
SON BEŞ YILIN
SON ON YILIN
YANAN ALAN (ha)
503,6
1998
11955,3
Tablo 4.15 : 2006 Yılı Orman Yangınları (Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü)
ŞEFLİK ADI
Marmaris
Çetibeli
Hisarönü
Bayır
Datça
YANGIN ADEDİ
5
3
3
3
5
YANAN ALAN (ha)
0,6
0,3
0,3
0,3
95,5
Ayrıca, Marmaris-Datça karayolunun yenilenmesi nedeniyle yolun genişletilmesi ve
bazı yerlerde güzergahının değiştirilmesi sonucunda doğal çevre zarar görmüş ve
birçok manzara noktası ulaşılmaz olmuştur (Şekil 4.34 ve Şekil 4.35).
231
Tablo 4.16 : Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü 1968 – 2006 Yılları Arası Orman
Yangınları
YILI
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
YANGIN ADEDİ
11
1
4
2
6
8
1
1
3
6
11
17
6
9
8
2
3
4
10
9
10
8
4
9
19
15
13
15
9
13
14
1
15
10
11
9
12
21
19
YANAN ALAN (ha)
1943,5
3,4
64,8
10,2
246
615,2
1454,8
0,3
167
594
1402,7
13383
0,7
9,2
654
0,8
2,2
285
2731
714
0,4
990
30
522,6
230,1
194,7
9,3
213,4
8104,2
1401,2
306,4
109
36,5
159,7
1334,7
337,3
37
32,2
97,1
232
Şekil 4.34 : Marmaris-Datça Karayolu Çalışmaları (Yazıcı, 2006)
YENİ YOL
ESKİ YOL
Şekil 4.35 : Eski ve Yeni Marmaris-Datça Karayolu (Yazıcı, 2006)
233
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu potansiyeller, fırsatlar, zayıflıklar ve
tehditler Tablo 4.17’de görülmektedir.
Tablo 4.17 : SWOT Analizi
POTANSİYELLER
§ Doğal sit alanları;
§ Öenmli doğal yaşam alanları;
§ Tür zenginliği;
§ Arkeolojik ve kentsel sit alanları
ve tescilli yapılar(Knidos, Eski
Datça, yel değirmenleri vb);
§ İklim (güneşli gün sayısı, su
sporlarına elverişli rüzgar vb);
§ Bölgeye has tarım ve hayvancılık
ürünleri (badem, incir, bal vb);
§ Festivaller (Badem ve Can Yücel
Festivalleri).
FIRSATLAR
§ Yakın çevredeki turizm alanlarına
göre daha az tahrip olmuş doğal
çevre;
§ Sınırları dışındaki doğa koruma
alanları;
§ Yunan adaları ile turistik ve ticari
ilişkiler.
ZAYIFLIKLAR
§ Kontrol mekanizmasının ve
caydırıcı önlemlerin yetersizliği;
§ Yöneticiler ve halk arasında
koruma bilincinin tam oluşmaması;
§ Yerel halkın üreticilik ve
girişimcilik gibi konularda
isteksiziliği;
§ Kontrolsüz yapılaşma (ikinci konut,
turizm tesisleri vb);
§ Yetersiz atık su arıtma.
TEHDİTLER
§ Orman yangınları;
§ Datça ve Bozburun
Yarımadalarında ve çevredeki
koylarda yat turizminin sebep
olduğu kirlilik;
§ Tarım alanlarının imara açılması;
§ Yasadışı faaliyetler (kaçak
yapılaşma, Gebekum Doğa
Parkından inşaatlara kum almak vb)
§ Balık çiftliklerinin teşvik edilmesi.
4.5 Vizyon ve Hedefler
Datça – Bozburun ÖÇKB için önerilen turizm yönetim planının vizyonu; Datça –
Bozburun ÖÇKB’de turizmin doğa korumaya katkıda bulunarak, yerel ekonomiyi
güçlendirerek ve sürdürülebilirlik kavramına bağlı kalarak gelişmesi olarak
belirlenmiştir.
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu değerlerin korunmasını ve turizm
sektörünün sürdürülebilirlik çerçevesinde gelişmesini sağlayacak planlama hedefleri
üç ana başlık altında toplanabilir:
·
Doğa Koruma;
·
Sürdürülebilir turizm ve
·
Sosyo-ekonomik gelişme.
234
Turizm yönetim planının hedefleri belirlenirken IUCN’nin Kategori IV için
belirlediği yönetim hedefleri gözönünde bulundurulmuştur. Bunlar:
·
Özel türlerin, tür topluluklarının, biotik toplulukların veya fiziksel değerlerin
korunması için gerekli habitat koşullarını korunmak ve sağlamak. Bunun için
insan müdahalesine ihtiyaç duyulmaktadır;
·
Sürdürülebilir kaynak yönetimi ile ilgili temel aktivitelerden bilimsel araştırma
ve doğal hayatın izlenmesi için kolaylık sağlamak;
·
Halkın eğitiminin ve habitatların karakteristik
görebilmeleri için sınırlı alanlar yaratmak;
·
Alanın tanımı yapılırken belirlenen hedeflere aykırı kullanımları engellemek;
·
Diğer hedeflerle uyumlu, alanda yaşayan halk için fayda sağlamak şeklinde
belirlenmiştir.
·
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu ekosistemlerin korunması. Datça
– Bozburun ÖÇKB, herhangi bir olumsuz etkinin geri dönüşü olmayacak
değişimlere yol açıp alandaki biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olabilecek
hassas ekosistemlere sahiptir. Bu ekosistemlerin korunması, hassas zonların
belirleneceği bölgeleme planının hazırlanması ve turizm sektöründen elde edilen
gelirden doğa korumaya pay ayrılması ile sağlanabilir. Bunlardan başka kontrol
mekanizmasının daha etkili çalışmasını ve caydırıcı önlemlerin arttırılmasını
sağlayarak doğal çevreye zarar veren yasadışı faaliyetler de önlenmiş olur.
Ayrıca, belirli aralılarla yapılacak hava ve su kalitesi kontrolleri ile çevre kirliliği
de kontrol altına alınabilir.
·
Sürdürülebilir turizm gelişimi için temel oluşturacak bir yönetim
planlamasının geliştirilmesi. Yönetim birimleri, Datça – Bozburun ÖÇKB’nin
sahip olduğu değerleri koruma amacıyla, politika ve planlama çalışmalarını
geliştirmeli, yerel halk, turistler, basın ve turizm şirketleriyle ortaklaşa bir
yönetim için fırsatlar yaratmalıdır. Ayrıca bölgenin turizm yönetim kapasitesinin
belirlenmesiyle de turizm sektörünün doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri en
aza indirilebilecek ve bölgenin sahip olduğu doğal ve kültürel değerler koruma
altına alınabilecektir.
·
Yeterli ve uygun altyapı ve donanımla sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi.
Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu potansiyeli, yeterli ve uygun altyapı
ve donanımla turizm sektörünün değerlendirmesi sağlanabilir. Bunun için, kitle
235
özelliklerini
yakından
turizmi yerine, doğayla uyumlu, doğa turizmi veya ekoturizm gibi turizm
şekillerinin desteklenmesi, sektörde çalışanların eğitim seviyesinin arttırılması ve
turistlerin alanla ilgili etkili bir şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir.
·
Sürdürülebilir turizmin yerel ekonomiyi destekleyecek şekilde geliştirilmesi.
Sürdürülebilir turizm gelişiminde, yerel ekonomiyi desteklediği ölçüde başarı
elde edilebilir. Bunun için, turizm sektörünün iş gücünün yerel halktan
sağlanması ve yerel ürünlerin yurtiçinde ve yurtdışında tanıtımlarının yapılması
gerekmektedir. Ayrıca, tanıtımı yapılacak ürünlerin üretim yerlerinin korunması
ve geliştirilmesi de önemlidir.
·
Sürdürülebilir turizmin geliştirilmesinde aktif katılımın sağlanması. Başarılı
bir sürdürülebilir turizm gelişimi, yöneticiler, yerel halk ve turizm sektöründe
çalışanlar arasında kurulacak ortaklaşa çalışmaya bağlıdır. Bunun için,
katılımcıların rolleri net bir şekilde belirlenmeli ve belirli aşamalarda halkın
görüşü alınarak bu doğrultuda gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Yerel halk veya
turizm sektöründe çalışanların yönetimde söz sahibi olması ve kararların
ortaklaşa alınması, sahiplenme hissini arttıracak ve istikrarlı bir yönetim
sağlayacaktır.
·
Yöneticiler ve halk arasında koruma bilincininin oluşturulması. Çalışanlar ve
yerel halk için, eğitici ve bilinçlendirici programlar geliştirilebilir. Bu
programlar, yöneticilere (sürdürülebilir turizm planlaması ve yönetimi
konularında), sektörde çalışanlara (turizm şirket sahipleri, turist rehberleri, tur
organizatörleri) ve yerel halka (yaşadıkları çevreyle ile ilgili bilgilerini ve
koruma bilincini arttırıcı ve eğitici) yönelik düzenlenmelidir.
4.6 Bölgeleme Planı
Datça – Bozburun ÖÇKB sınırları içerisinde arkeolojik, doğal ve kentsel sit alanları
sınırları ile belirlenmiş olsa da, özel öneme sahip, farklı stratejiler gerektiren bu
bölgelerin, sahip oldukları özellikler doğrultusunda, etkili bir şekilde
yönetilemedikleri görülmektedir. Bu yüzden, özel öneme sahip bu değerler yoğun bir
yapılaşma ve tüketim ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Bunun için, doğal ve kültürel,
tüm verilerin çok titiz bir çalışma sonucunda toplanıp, turizm yönetim planlamasının
amaç ve hedefleri doğrultusunda, Datça – Bozburun ÖÇKB için bir bölgeleme planı
yapılmalıdır.
236
·
Hassas Zon: Datça – Bozburun ÖÇKB içerisindeki önemli doğal yaşam alanları
olan akdeniz foku yaşam alanı (AFYA), önemli orman alanı (ÖOA), ve önemli
bitki alanları (ÖBA) ile arkeolojik değere sahip alanları (Knidos, Saranda,
Tymnus, Hydas, Bybassium, Amos, Gavur Sancağı, Patakis ve Loryma)
kapsamaktadır. Gözlem kulelerinden başka, altyapı da dahil olmak üzere hiçbir
yapılaşmaya izin verilmeyecek bu alanlara erişim sınırlı ve kontrollü olmalıdır.
Ayrıca, kontrol sadece karadan değil denizden de yapılarak yatların, balıkçıların
doğal yaşama zarar verecek davranışlarda bulunmaları engellenmelidir. Sualtında
ve karadaki arkeolojik değerler de yasadışı yollarla bölgeden dışarı çıkartanlara
karşı çok sıkı tedbirlerle korunmalıdır. Tüm bu kontrol, denetleme işlerinden
sorumlu personele de sürekli eğitimler verilmelidir. Bundan başka, personelin
yerel halk arasından seçilmesine dikkat edilmesi, hem alanı tanıması açısından
hem de sahiplenme açısından daha uygun olabilir.
·
Doğal Yaşam Zonu: Sadece tehlike altındaki türler değil, alana kendine has
değerler katan, geniş yayılım gösteren türler ve onların yaşam alanları da
korunmalıdır. Doğal yaşam sürecini olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü
yapılaşma ve aktiviteye izin verilmemesi gereken bu alanlarda, ancak, çok sıkı
bir şekilde kontrol etmek ve sayı ve sınırlarını belirlemek şartıyla kamp yerlerine
izin verilebilir. Özellikle ormanlık alanlarda kamp yerleri sıkı denetim altında
olmalı, her türlü şüphe uyandıracak aktiviteye müdahale etme yetkisi olan
görevliler tarafından kontrol edilmelidir.
·
Kontrollü Gelişim Zonu: Datça – Bozburun ÖÇKB, doğal ve arkeolojik öneme
sahip alanlar yanında, yerli halkın yaşamını sürdürdüğü ve geçimini sağladığı
alanlara da sahiptir. İşte bu çeşitlilik, bölgeleme planının gerekliliğini ortaya
koymaktadır. Bölgede yaşamını sürdürmekte olan yerli halkın ve gelecek
nesillerin ihtiyaçları doğrultusunda, konut, ticaret, sağlık, eğitim, rekreasyon,
hizmet, turizm gibi fonksiyonlara izin verilecek alanlar belirlenmelidir. Bu tip
işlevlere yer tahsis edilirken mevcut yerleşme analizleri ve arazi kullanımları göz
önünde bulundurularak, yerleşmelerin hangi yönde gelişeceği veya gelişmemesi
gerektiğine karar verilmelidir. Bunun için bölgenin kaldırabileceği nüfus ve turist
sayıları hesaplanmalı, yerleşmelerin ve turizmin doğal çevre üzerinde olumsuz
etkisi olmadan gelişmesi sağlanmalıdır.
·
Tarım Zonu: D a t ç a – Bozburun ÖÇKB’nde, sınırlı miktarda olan tarım
arazilerinin, turizm sektörüne ayrılma eğilimi söz konusudur. Turizm sektörünün,
özellikle kitle turizminin kar payı günümüzde çok yüksek gibi gözükse de, uzun
vadede, zararları çok daha fazla olacaktır. Bu yüzden, bölgede, I. ve II. derece
237
tarım arazileri ile, yöreye has badem, zeytin ve incir gibi ürünlerin yetiştirildiği
alanlar korunmalı, bu alanlara hiçbir şekilde başka işlevler önerilmemelidir.
Özetlemek gerekirse, önerilen bölgeleme planında (Şekil 4.36), 1. derece doğal ve
arkeolojik sit alanları hassas zon, diğer sit alanları doğal yaşam zonu, yerli halkın
yaşamını sürdürdüğü ve geçimini sağladığı alanlar kontrollü gelişim zonu ve tarım
alanları da tarım zonu olarak belirlenmiştir. Bu alanlar Tablo 4.18’de görülmektedir.
Tablo 4.18 : Bölgeleme Planı
BÖLGELER
Hassas Zon
Doğal Yaşam Zonu
Kontrollü Gelişim Zonu
Tarım Zonu
KAPLADIKLARI ALANLAR
· Akdeniz foku yaşam alanı (AFYA)
· Önemli orman alanı (ÖOA)
· Önemli bitki alanları (ÖBA)
· 1. derece doğal sit alanları
· 1. derece arkeolojik sit alanları
· Kumul alanları
· Diğer sit alanları
· Alana kendine has değerler katan, geniş yayılım gösteren türler
ve onların yaşam alanları
· Mevcut yapılaşmanın olduğu ve yoğun turizm taleplerinin
olduğu alanlar
· I. ve II. derece tarım arazileri
· Yöreye has badem, zeytin ve incir özel mahsul alanları
238
Şekil: 4.36: Bölgeleme Planı
239
4.7 Yönetim Eylemleri
Amaç ve hedefler belirlendikten sonra, yönetim planlama sürecinin koordine bir
şekilde gelişmesini sağlamak için, süreç, farklı zamam dilimlerine bölünmelidir.
Amaç ve hedefler doğrultusunda, yönetim eylemleri, kısa, orta ve uzun vadeli olmak
üzere gruplandırılmıştır. Buna göre:
·
Kısa vadeli planlama. Bir yıllık zaman dilimini kapsar. Acil alınması gerekn
kararlardır ve kesin ve gerçekçi olmalıdırlar.
·
Orta vadeli planlama. Beş yıllık zaman dilimini kapsar. Daha genel kararlar
alınır. Yine de, aşamalar, aktiviteler ve zaman çizelgesi belirlenmelidir. Genel
hedeflerin nasıl gerçekleştirileceğine yönelik metotları kapsamaktadır.
·
Uzun vadeli planlama. Beş ile on yıllık zaman dilimini kapsar. Genel hedeflerin
uygulanmasına ilişkin kararlar alınır.
Bu eylemleri gerçekleştirecek birimler, görevleri esasınca:
·
T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (KTB) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel
Müdürlüğü (KVMGM);
·
T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM), Özel Çevre
Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKKB) ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü (DKMGM);
·
T. C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKB) Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel
Müdürlüğü (TÜGEM) ve Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (KKGM);
·
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM);
·
T. C. Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü
(DUGM);
·
Datça Belediyesi;
·
Sivil toplum kuruluşları (STK);
·
Üniversitelerin ilgili birimleri olarak belirlenmiştir.
240
Hedefler doğrultusunda belirlenen yönetim eylemleri, Tablo 4.19’da, kısa, orta ve
uzun vadeli planlama olmak üzere gruplandırılmıştır.
Tablo 4.19: Yönetim Eylemleri
HEDEFLER
EYLEMLER
§ Datça – Bozburun ÖÇKB’nin
IUCN Kategori IV olarak
belirlenmesi
§ Datça kıyı ekosisteminin
Ramsar Tüzüğüne dahil
edilmesi
§ Datça – Bozburun ÖÇKB’deki
AFYA’nın öncelikli fok
koruma alanı listesine dahil
edilmesi
§ Erozyonu önleyici
bitkilendirme
§ Dere ıslah projeleri
§ Balık çiftliklerini bölgeden
Datça – Bozburun
uzaklaştırmak
ÖÇKB’nin Sahip § Flora ve fauna envanterinin
Olduğu
güncellenmesi ve izlenmesi
Ekosistemlerin
§ Toprak, su ve hava kalitesi
Korunması
izleme laboratuvarlarının
oluşturulması
§ Limanlar ve marinada
denizsuyu kirlilik ölçüm ve
izleme çalışmaları
§ Atık su toplama ve arıtma
tesisi
Yanan ormanlık alanların
ağaçlandırılması
§ Kontrol mekanizmasının ve
caydırıcı önlemlerin etkili bir
hale getirilmesi
Özel öneme sahip habitatların
sınırlarının güncellenmesi
§ GEF/SGP destekli projeler
geliştirmek
Sürdürülebilir
§ Mevcut kapasitenin
Turizm Gelişimi Için saptanması
Temel Oluşturacak § Datça – Bozburun ÖÇKB’nin
Bir Yönetim
kaldırabileceği alıcı ortam
Planlamasının
kapasitesine göre turizmin
Geliştirilmesi
geliştirilmesi
241
SORUMLU
KURULUŞ
ZAMAN
DİLİMİ
ÖÇKKB
Orta vade
ÖÇKKB, STK
Orta vade
ÖÇKKB, STK
Orta vade
KKGM, KHGM
DSİ
Orta ve
Uzun vade
Orta ve
Uzun vade
ÖÇKKB
Kısa vade
ÖÇKKB
Orta vade
ÖÇKKB
Kısa vade
DUGM
Orta vade
ÖÇKKB
Orta vade
OGM, DKMGM
Sürekli
ÖÇKKB, Datça
Belediyesi
Orta vade
ÖÇKKB
Kısa vade
ÖÇKKB, STK
Sürekli
KTB
Kısa vade
KTB, ÖÇKKB
Uzun vade
HEDEFLER
Yeterli ve Uygun
Altyapı ve
Donanımla
Sürdürülebilir
Turizmin
Geliştirilmesi
Sürdürülebilir
Turizmin Yerel
Ekonomiyi
Destekleyecek
Şekilde
Geliştirilmesi
Sürdürülebilir
Turizmin Yerel
Ekonomiyi
Destekleyecek
Şekilde
Geliştirilmesi
Sürdürülebilir
Turizmin
Geliştirilmesinde
Aktif Katılımın
Sağlanması
Yöneticiler ve Halk
Arasında Koruma
Bilincinin
Oluşturulması
EYLEMLER
§ Turistlerin bilgilendirilmesine
yönelik altyapının
oluşturulması
§ Tur şirketlerinin alternatif
turizm türlerine teşvik
edilmesi
§ Turizm sektöründe çalışanların
koruma ve sürdürülebilirlik
konusundaki bilinçlerinin
arttırılmasına yönelik eğitim
ve sertifika programları
§ Arkeolojik sit alanlarında kazı
ve bakım çalışmaları
§ Anıtlar ve tescilli yapıların
restorasyonu
§ Eski Datça’nın restorasyonu
§ I. ve II. sınıf tarım arazilerinin,
badem, zeytin ve incir üretim
alanlarının koruma altına
alınması
§ Bölgeye has tarımsal üretim ve
arıcılıkla uğraşanlara özel
kredilendirme koşullarının
iyileştirilmesi
§ Yazılı ve görsel basın ve
sosyal etkinlikler yoluyla
tanıtımların yapılması
§ Bölgede turizm ve doğa
bilimleri ile ilgili yüksekokul
ve üniversite bölümlerinin
kurulması
§ Halkın görüşünün
alınabileceği
organizasyonların
gerçekleştirilmesi
§ Festivallerin arttırılması
§ Koruma ve sürdürülebilirlikle
ilgili eğitici ve bilinçlendirici
programlar
242
SORUMLU
KURULUŞ
ZAMAN
DİLİMİ
KTB
Kısa vade
KTB
Uzun vade
KTB
Orta vade
KVMGM
Sürekli
KVMGM
Kısa vade
KVMGM
Kısa vade
ÖÇKKB, TKB
KHGM
Kısa, Orta ve
Uzun vade
TÜGEM
Kısa vade
ÖÇKKB, Datça
Belediyesi, STK
Sürekli
KTB
Uzun vade
ÖÇKKB, Datça
Belediyesi, STK
Kısa vade
Datça Belediyesi
Orta vade
ÖÇKKB
Orta vade
4.8 İzleme ve Geridönüş
Yönetim planlaması süreci planın hazırlanmasıyla sona ermeyen, sürekliliği olan bir
süreç olduğu için, plan belli aralıklarla gözden geçirilip gerekli değişiklikler
yapılmalıdır. Bu yüzden, Datça – Bozburun ÖÇKB’ndeki gelişmeler belli aralıklarla
izlenmeli ve gerekli görüldüğü durumlarda planda değişiklikler yapılmalıdır.
27.11.2005 tarih ve 26006 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Alan Yönetimi ile Anıt
Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’e göre, alana yönelik yapılan çalışmaların
yıllık performans değerlendirmeleri ve bir sonraki yılın çalışma programı ile bütçe
taslağı yapılır. Bu değerlendirmeler sonucunda hazırlanacak raporlar ÖÇKKB
tarafından değerlendirilir ve bir yıl sonraki çalışma programı ve bütçesi onaylanır.
Yıllık incelemenin dışında beş yılda bir vizyon, amaçlar ve politikalar gözden
geçirilerek ÖÇKKB’nin değerlendirmesine sunulur. Vizyon, amaç ve hedeflerde
değişiklik yapmak gerekirse, yönetim planı taslağı hazırlanır ve ÖÇKKB tarafından
onaylanır.
Ayrıca, yönetim alanı kapsamındaki taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile sit
alanlarında yönetim planı ile yapılması öngörülen çalışmalara ilişkin her türlü inşa ve
fiziki müdahale ve fonksiyon değişiklikleri ile bunlara ait plan ve proje için Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararının alınması zorunludur.
Biyofiziksel ve sosyal durumun anahtar göstergelerinin sistematik ve periyodik
olarak ölçülmesi ile, yöneticiler, gelişmenin ne ölçüde belirledikleri hedefler
doğrultusunda gerçekleştiğini görme olanağına sahip olacaktırlar.
Göstergeler planlama sürecinin başında belirlenmelidir. Göstergeler bazı aktivite
veya eğilimlerden etkilenebilecek durumlarla ilgili olarak belirlenir. Belirlenen
göstergelerin zamanla değişebileceği de göz önünde bulundurularak periyodik olarak
kontrol edilmelidir. Göstergelerin belirlenmesinde; turizm gelişiminin veya koruma
alanı yönetiminin durumunu veya çıktılarını tanımlayıcı nitelikte olması, yorumlayıcı
değil açıklayıcı olması , kolay ölçülebilir olması ve belirli sayıda değişkenin seçilmiş
olmasına dikkat etmek gerekmektedir.
Datça – Bozburun ÖÇKB’nde, izleme:
·
Ciddi boyutlarda sorunları olan alanlar (özel ve önemli değerlerin tehdit altında
olduğu veya şartların hızla değiştiği alanlar gibi);
243
·
Yeni yönetim kararlarının alındığı alanlar;
·
Yönetim etkilerinin bilinmediği alanlar;
·
Bilgi eksikliği olan alanlarda odaklanmalıdır.
Buna göre, izlenecek göstergeler yukarıda belirlenen alanlarda; doğal ve kültürel
değerler, altyapı, sosyo-ekonomik çevre, yerleşmeler, tarım, turizm ve eğitim ile
ilgili olarak belirlenmelidir.
İzlemeyle ilgili diğer bir önemli nokta da ne zaman gerçekleştirilmesi gerektiğidir.
Zamanlama, izlenecek göstergelere göre değişebilmektedir. Doğal çevre verileri,
turizm mevsimi gibi belirleyiciler doğrultusunda zamanlama programı
oluşturulmalıdır.
Datça – Bozburun ÖÇKB’nde izlenmesi gerekli göstergeler Tablo 4.20’de
görülmektedir.
Tablo 4.20 : Datça – Bozburun ÖÇKB’nde İzlenmesi Gerekli Göstergeler
İZLENECEK GÖSTERGELER
Doğal ve Kültürel Değerler
Altyapı
Sosyo-Ekonomik Çevre
Yerleşmeler
Tarım
Turizm
Eğitim
Endemik türler,
Tehlike altındaki türler,
Orman alanları,
Fauna,
Kumullar,
Arkeolojik sit alanlarını ziyaret edenler,
Korumaya ayrılan pay,
Deniz suyu,
Toprak ve hava kalitesi
Atık su ve çöp bertarafı,
Atıkların geri dönüşüme yönelik toplanması,
Su tüketimi,
Deniz ve karayolu ulaşımı,
Okur-yazarlık,
İstihdam,
Kişi başına düşen gelir,
İşgücünün sektörel dağılımı,
Gelirin sektörel dağılımı
Kentsel ve kırsal kesim için üretilen uygulama imar planları,
Yapılaşma oranı,
Yoğunluk,
Badem, incir, zeytin, bal gibi yöreye has ürünlerin üretim miktarları, Tarım
alanları,
Kullanılan gübre ve ilaçların miktarı ve cinsi,
Günübirlik gelen ve konaklama yapan turist miktarı,
Yatak sayısı,
Limanlara gelen tekne, yolcu ve mürettebat sayısı
Yönetici ve halkın doğa koruma ve turizm gibi konulardaki eğitim seviyesi,
Turistlerin bilgilendirilme seviyesi,
Yürütülen eğitim programları,
Etkinlikler
244
5. DATÇA – BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ İÇİN
ÖNERİLEN TURİZM YÖNETİM PLANLAMASI MODELİNİN GENEL
DEĞERLENDİRİLMESİ
Dünya üzerinde doğal alanların gün geçtikçe daha fazla zarar görmesi doğa koruma
kavramının önemini arttırmaktadır. Bu durum, Dünya çapında yapılan çalışmalarla
kendini göstemektedir. Bu konuyla ilgili literatür oluşturulması, kurulan kurum ve
kuruluşlar, uluslarası anlaşmalar, projeler doğal çevrenin daha az zarar görmesi için
gösterilen çabanın ürünüdür. Doğa korumanın daha etkili bir şekilde
gerçekleştirilmesi için de, uluslararası tanımlar belirlenmekte, anlaşmalar ile ortak
kararlar alınmaktadır. Ülkelerin ortaklaşa hareket etmesi, tüm Dünyanın ortak mirası
olan doğal alanların korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Yurtdışında bu konuda geçekleştirilen bu girişimlere Türkiye de tepkisiz kalmamış,
gelişmelere ayak uydurmaya çalışmıştır. Yasal düzenlemeler, ilgili kurum ve
kuruluşların oluşturulması, sivil toplum örgütleri Türkiye’nin yurtdışındaki
gelişmeleri takip etmesinde yardımcı olmaktadır. Ayrıca taraf olunan uluslararası
anlaşmalar, sahip olunan değerlerin hem ülke içinde hem de Dünya çapında daha iyi
tanınıp korunmasını sağlamaktadır. Bunların yanında, doğa korumayla ilgili projelere
yurtdışından maddi destek de sağlanmaktadır. Tüm bu girişimler, ülkenin sahip
olduğu doğal değerlerin korunmasına, gelecek kuşaklara aktarılmasına yöneliktir.
Türkiye’de doğa koruma adına yapılan düzenlemelerden bir tanesi de, doğal ve
kültürel açıdan değerlere sahip alanların Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve
ilan edilmesidir. Bu tip alanların tespit ve ilanıyla beraber, planlarının ve yönetimiyle
ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması koruma açısından etkili olmaktadır. Fakat,
ticari çıkarlar, karar mekaznizmasındaki karışıklıklar, yetersiz yönetim gibi sorunlar
yüzünden doğal ve kültürel açıdan son derece önemli bu tip alanlar gerektiği gibi
korunamamaktadır. Ayrıca, devlet ve STK’ları tarafından yapılan veya başlatılan
çalışmalar kağıt üzerinde hem niteliksel hem de niceliksel açıdan daha kapsamlı
gözükse de, doğal çevreye bakıldığında aynı olumlu değişim görülememektedir. Bu
durumun en önemli nedenlerinden biri, koruma alanlarında;
·
Habitat ve türlerin tek başına ele alınmasına engel olacak;
245
·
Bunlar arasındaki etkileşimi, oluşturdukları ekosistemleri ve onları olumlu veya
olumsuz etkileyen süreçleri ortaya koyacak;
·
Alanla ilgili alınacak her türlü ve her ölçekteki kararlara rehberlik edecek;
·
Uygulamada, alınan kararlara bağlı kalınmasını sağlayacak,
·
Belirlenen hedeflere ne ölçüde ulaşıldığını belirleyecek;
·
Sürekliliği olacak yönetim planlamasının eksikliğidir.
·
Etkili bir yönetim planlamasının en önemli bileşenlerinden biri de, yönetim
planıdır. Günümüzde ve gelecekte, yöneticilere ve alanın yönetimiyle ilgili diğer
birimlere, alanın korunması, kullanılması, geliştirilmesi ve yönetilmesinde
rehberlik eden ve onları denetleyen yönetim planları ile doğa koruma daha etkili
bir hale gelebilecektir.
Turizm sektörünün son yıllarda doğal alanlara yönelmesi de doğa korumanın
gerekliliğini arttırmaktadır. Turizm için potansiyel olan zengin doğal çevreler,
turizmin kontrolsüz gelişmesi sonucu zenginliklerini kaybetmekte ve geri dönüşü
olmayacak şekilde zarar görmektedirler. Bu durum da, doğal yaşam ve dolayısıyla
insan yaşamı için tehlike oluşturmanın yanında, turizm sektörünün de zarar
görmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak, turizm potansiyeli yüksek fakat
korunması gerekli doğal alanlarda, alan yönetimi ile turizm planlaması arasında ilişki
kurmak turizmin doğal çevre üzerindeki etkisini en aza indirmekle beraber, doğa
korumaya katkıda bulunmasını da sağlayacaktır.
Doğal çevreye zarar veren bir turizmden, doğa korumaya katkıda bulunan ve
sürdürülebilir bir şekilde gelişen turizme geçiş ihtiyacı, özellikle Türkiye gibi, çok
zengin doğal çevreye sahip ülkelerde iyice hissedilmektedir.
Turizmin;
·
Çevresel etkilerini en aza indirmek;
·
Doğa korumaya katkıda bulunmasını sağlamak;
·
Sürdürülebilir ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir şekilde
gelişmesini sağlamak için en etkili araç turizm yönetim planlarıdır.
·
Özellikle çok yüksek turizm potansiyeline sahip doğal alanlarda, turizmin:
·
Etkilerini öngörebilecek ve irdeleyebilecek;
246
·
Alanla ilgili diğer planlama amaç, ilke, hedef ve önlemleri ile bütünleşebilecek
şekilde planlanması gerekmektedir.
·
Yurtdışından seçilen örnekler değerlendirildiğinde ise, turizm yönetim
planlamasının farklı ülkelerde ortak noktalara sahip olduğu söylenebilir. Bunlar:
·
Sürdürülebilirlik kavramını benimsemesi;
·
Ulusal ölçekte bütünlük sağlamayı amaçlaması;
·
Turizmden maksimum kazanç, minimum zarar elde etmeye yönelik olması.
·
Temel alınan kaynaklar ve yurtdışından seçilen örnekler değerlendirildiğinde,
turizm yönetim planlamasının ortak aşamaları şu şekilde belirlenmiştir:
·
Alanın tanımlanması
·
Alanın değerlendirilmesi
·
Yönetim hedef ve eylemlerinin belirlenmesi
·
İzleme ve geridönüş
Örnek alan olarak seçilen, Datça – Bozburun ÖÇKB’nin sahip olduğu değerler ve bu
değerlerin korunması tartışılamaz bir gerçektir. Fakat, turizm sektörünün ülke
ekonomisindeki yeri düşünüldüğünde, alanın sahip olduğu turizm potansiyeli göz
ardı edilemeyecek kadar fazladır. Koruma adına turizm sektörü alandan tamamen
çıkarılamayacağına göre daha gerçekçi bir yöntem gerekmektedir. Datça – Bozburun
ÖÇKB’nin sahip olduğu değerleri korumak ve turizm sektörünü sürdürülebilir bir
şekilde geliştirirken korumaya da katkıda bulunmasını sağlamak için, yukarıda da
bahsedilen, koruma-kullanma dengeli turizm yönetim planı kullanılmalıdır.
Datça – Bozburun ÖÇKB için önerilen turizm yönetim planı ile başarılmak
istenilenler şu şekilde özetlenebilir:
·
Koruma bilincini arttırmak. Turizm yönetim planları, bölgede yaşayan yerel
halkın ve bölgeye gelen turistlerin, alanın sahip olduğu doğal ve kültürel
değelerin farkına varmaları ve bu değerlerin korunmasında gerekli hassasiyeti
göstermelerini sağlamaktadır.
·
Yerel halkın gelirini arttırmak. Bölgede yaşayan yerel halkın turizmden elde
ettiği gelir arttırıldığında, bölge ekonomisi güçlenecek ve yöre insanı bölgedeki
247
değerleri sadece korunması gerekli değerler olarak değil, gelir kaynağı olarak da
görecekleri için koruma daha etkili olabilecektir.
·
Doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek. Kontrolsüz gelişen
turizmin, bir alanı turizm açısından çekici yapan tüm değerler üzerinde geri
dönüşü olmayacak olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu etkiler, özellikle, doğal
çevrelerde son derece tehlikeli olabilmekte ve doğal hayatı tehdit edici boyutlara
gelebilmektedir. Turizm yönetim planları, sürdürülebilir turizm gelişimini ile
doğal hayatı korumaktadır.
·
Sonuç olarak, turizm, sürdürülebilir gelişim açısından , önemli bir potansiyele
sahiptir. Doğal çevrelerin turizm sektörü için temel kaynak olduğu düşünülürse,
sektör kendi geleceği için, bu kaynakları korumalıdır. Turizm yönetim planları ile
de, kısa vadede turizmden yüksek gelir elde edip, doğal kaynakları tüketmek
yerine sürdürülebilirlik ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak turizmin doğal
çevreye zarar vermesi önlendiği gibi doğa korumaya katkıda bulunması da
sağlanabilir.
248
KAYNAKLAR
Alan Yönetimi İle Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri İle Yönetim
Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik, Yayın Tarihi: 27.11.2005, Yayın Sayısı: 26006.
ANZECC Working Group on National Parks and Protected Areas Management
Benchmarking and Best Practice Programme, 2000. Best Practice
in Protected Area Management Planning, Lead Agency Parks and
Wildlife Service, Tasmania.
Atabay, S., 2003. Önsöz, içinde Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ve Türkiye, Y.T.Ü.,
İstanbul.
Bademli, Raşit, R., 1997. Doğal, Tarihi ve Kültürel Değerlerin Korunması, Ulusal
Çevre Eylem Planı, Ankara.
Coccossis, H. and Nijkamp, P., 1995. Sustainable Tourism Development, Ashgate
Publishing Ltd., Avebury.
Çevre Kanunu, Kanun No:2872, Kabul Tarihi: 09.08.1983, Yayın Tarihi:
11.08.1983.
Dearden, P., 1993. Cultural Aspects of Tourism and Sustainable Development:
Tourism and the Hilltribes of Northern Thailand, in Tourism and
Sustainable Development: Monitoring, Planning, Managing, pp. 165178, Edts. Nelson J. G., Butler, R. and Wall, G., Department of
Geography Publication Series, University of Waterloo.
Demirayak, F., 2002. Biyolojik Çeşitlilik-Doğa Koruma ve Sürdürülebilir
Kalkınma, TÜBİTAK VİZYON 2023 Projesi Çevre ve Sürdürülebilir
Kalkınma Paneli, Aralık 2002.
Diler, A., 2004. Muğla’da Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasında Yaşanan
Sorunlar: Kültürel ve Doğal Kaynak Yönetimi Ön Araştırması,
Sponsorpres Ltd., İstanbul.
Dinç, H., 1996. Kitle Turizmine Dönüşük Politikaların Faturası ve Bir Karşı Tepki:
Alternatif Turizm Arayışları, içinde Sürdürülebilir Turizm: Turizm
Planlamasına Ekolojik Yaklaşım,s. 107-121, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü.,
İstanbul.
249
Drake, S. P., 1991. Local Participation in Ecotourism Projects, in Nature Tourism:
Managing for the Environment, pp. 132-156, Edt. Whelan, T., Island
Press, Washington D.C.
Eagles, Paul F.J., McCool, Stephen F., and Haynes, Cristopher D.A., 2002.
Sustainable Tourism in Protected Areas: Guidelines for Planning and
Management, IUCN Gland, Switzerland and Cambridge, UK.
Eagles, Paul F.J. and McCool, Stephen F., 2003. Tourism in National Parks and
Protected Areas: Planning and Managemen, USA: CABI Publishing,
Cambridge.
European Commission, 2000. Towards Quality Coastal Tourism, Enterprise
Directorate – General Tourism Unit, Brussels.
Eurosite,
1 9 9 9 . M a n a g e ment
Planning
nature.org/IMG/pdf/toolkitmp_en.pdf.
Toolkit,
www.eurosite-
G l i c k , D . , 1991. Tourism in Greater Yellowstone: Maximizing the Good,
Minimizing the Bad, Eliminating the Ugly, in Nature Tourism:
Managing for the Environment, pp. 58-74, Edt. Whelan, T., Island
Press, Washington D.C.
Gökçen, Ş., Sönmez, İ., Ö. ve Ünverdi, H., Z., 1996. Turizmi Sürdürebilmek,
içinde Sürdürülebilir Turizm: Turizm Planlamasına Ekolojik
Yaklaşım, s. 334-340, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü., İstanbul.
IUCN,
1994. Guidelines For Protected Area Management Categories,
www.iucn.org/themes/wcpa/pubs/pdfs/iucncategories.pdf.
Jacques, J. C. , 2004. Protected Areas and Tourism: a Mutual Benefit Beyond Their
Borders, Forum Universal de les Cultures, Barcelona.
Kaboğlu, İ. Ö., 2003. Avrupa Peyzaj Sözleşmesinde Peyzaj Hakkı, içinde Avrupa
Peyzaj Sözleşmesi ve Türkiye, 6 3 -72, Edt. Atabay, S., Y.T.Ü.,
İstanbul.
Kan, E., 2003. Özel Çevre Koruma Bölgeleri ve Uygulamaları, Yüksek Lisans Tezi,
İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.
Kaplan, H., 1996. Turizmin Önemli Bir Girdi Olduğu Kentlerin Planlanmasında
Sürdürülebilir Gelişmenin Mekana Yansıtılmasındaki Sorunlar ve
250
Öneriler, içinde Sürdürülebilir Turizm: Turizm Planlamasına Ekolojik
Yaklaşım, s. 306-313, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü., İstanbul.
Karaaslan, Ş. İ. ve Özelçi, T., 1996. Sürdürülebilir Turizm Planlaması-PolitikalarTürkiye, içinde Sürdürülebilir Turizm: Turizm Planlamasına Ekolojik
Yaklaşım, s. 361-371, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü., İstanbul.
Kaynak, S., 2001. Biyolojik Çeşitlilik ve Çevre Koruma Rehberi, Türkiye Tabiatını
Koruma Derneği, Ankara.
Kılınçaslan, İ., 1996. Çevre Koruma ve Turistik Gelişme İkilem, içinde
Sürdürülebilir Turizm: Turizm Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, s.
179-183, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü., İstanbul.
Kıyı Kanunu, Kanun No: 3621, Kabul Tarihi: 04.04.1990, Yayın Tarihi:
17.04.1990.
Kline, JeffreyD., 2001. Tourism and Natural Resource Management: A General
Overview of Research and Issues, General Technical Report, PNWGTR-506, U.S. Department of Agriculture, Forest Service, Pacific
Northwest Research Station.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Kanun No: 2863, Kabul Tarihi:
21.07.1983, Yayın Tarihi: 23.07.1983.
Küresel Çevre Fonu (GEF), Küçük Destek Programı (SGP), 2002. Türkiye
Ulusal Stratejisi, İkinci Uygulama Aşaması.
Leitschuh-Fecht, H., 1998. Tourism and Sustainable Development, Report to the
7th Meeting of the Commission on Sustainable Development (CSD),
Forum
on
Environment
&
Develo p m e n t , B o n n ,
www.oete.de/pdf/csd7_paper_gb.pdf.
Mulder, Monique, B. and Coppolillo, P., 2005. Conservation: Linking Ecology,
Economics and Culture, Princeton University Press, Princeton and
Oxford.
Neto, F., 2002. Sustainable Tourism, Environmental Protection and Natural
Resource Management: Paradise on Earth?, International Colloquium
on Regional Governance and Sustainable Development in Tourismdriven Economies, Cancun, Mexico, 20-22 February.
251
Newsome, D., Moor, Susan A. and Dowling, Ross K., 2002. Aspects of Tourism 4:
Natural Area Tourism: Ecology, Impacts and Management, GBR:
Channel View Publications, Clevdon.
Oral, Ş. ve Şenbük, U., 1996. Turistik Yörelerin Sürdürülebilir Turizm Açısından
Yapısal Değerlendirilmesi, içinde Sürdürülebilir Turizm: Turizm
Planlamasına Ekolojik Yaklaşım, s. 197-206, Edt. Çubuk, M., M.S.Ü.,
İstanbul.
Organization Of American States, 1997. Sustaining Tourism By Managing Its
Natural and Heritage Resources, OEA/Ser.K.III.181, Inter-American
Travel Congresses Permanent Secretariat.
ÖÇKB’lerindeki Yapılaşma ve Çevre Koruma Koordinasyon ve İşbirliği Esas
Usulleri.
Payaslıoğlu, M. ve Varol E., 2006. Boncuk Koyu Kum Köpekbalığı Koruma Sahası
Oluştuurulması ve Gözlem Sisteminini Kurulması Projesi: 1. Faz,
Sonuç Raporu, T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÖÇKKB.
Phillips, A., 2003. Turning Ideas on Their Head: the New Paradigm for Ptotected
Areas, www.georgewright.org/202phillips.pdf.
Stevens, T., 2002. Sustainable Tourism in National Parks and Protected Areas: An
Overview, Scottish Natural Heritage Commissioned Report,
F01NC04, Scottish Natural Heritage.
T. C. Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED ve Planlama Genel Müdürülüğü, 2004.
Türkiye Çevre Atlası, Çevre Envanteri Dairesi Başkanlığı, Ankara.
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müd.,
Doğa Koruma Dairesi Başk., Sulak Alanlar Şube Müd., 2005.
Sulak Alanlarda Yönetim Planlaması Rehberi.
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÖÇKKB, 2006. 2009-2013 Dönemi Stratejik
Planı.
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÖÇKKB, 2005. Türkiye’de Özel Çevre Koruma,
Ankara.
252
Thomas, L. and Middleton, J., 2003. Guidelines For Management Planning of
Protected Areas, IUCN Gland, Switzerland and Cambridge, UK,
app.iucn.org/dbtw-wpd/edocs/PAG-010.pdf.
Tourism and Protected Areas Management in British Columbia, 1998. A
Background Report Prepared For BC’s Parks Legacy Panel, BC,
www.spacesfornature.org/greatspaces/pdf_files/Parks_Legacy_Touris
m.pdf.
Tourism Management in Queensland Protected Areas, 2003. A New Way
Forward in Managing Tourism in Protected Areas, Tourism in
Protected Areas Working Group Report, www.epa.qld.gov.au/
publications?id=1791.
UNEP, 2005. Develpoment of A Methodology and A Tourism Management Plan for
the Special Nature Reserve Zasavica – Serbia and Montenegro,
B i o d i v e r s i t y S e r v i c e , http://www.ceeweb.org/workingroups/
sustainabletourism/activities/Tender/WS1_report.pdf.
UNEP, Forging Links Between Protected Areas and The Tourism Sector: How
Tourism Can Benefit Conservation?, http://www.uneptie.org/pc
/tourism/documents/forging%20links/Forging%20links%20final.pdf.
UNESCO, World Heritage Center, 2005. Operational Guidelines for the
Implementation
of
the
World
Heritage Convention,
http://whc.unesco.org/archive/opguide05-en.pdf.
www.iucn.org/en/about/
whc.unesco.org/en/169/
whc.unesco.org/en/comittee/
www.unep.org/PDF/ABOUT_UNEP_ENGLISH.pdf
www.ramsar.org
www.ramsar.org/key_brochure_2004_e.htm
www.panda.org/about_wwf/who_we_are/history/ index.cfm
www.panda.org/about_wwf/index.cfm
253
www.uneptie.org/pc/tourism/sust-tourism/env-conservation.htm
www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP? ID=143
www.wwf.org.tr/tr/main.asp#
www.dhkd.org
www.kultur.gov.tr
www.wwf.org.tr/tr/main.asp#
www.cevreorman.gov.tr
www.ockkb.gov.tr/TR
www.cevre.org
www.cedgm.gov.tr_aca.htm
www.ttkder.org.tr/ default.asp?id=25&mnu=25
www.ramsar.org
www.worldbank.org.tr
www.gef-2.org
www.egev.org
Yaban Hayatı Koruma ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları İle İlgili
Yönetmelik, Yayın Tarihi: 08.10.2004, Yayın Sayısı: 25637.
Yaşamış, F. D., 2003. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi Çerçevesinde Türkiye’de Ekolojik
Bölge Planlaması Esasına Dayalı Çevresel Planlama ve Yönetim,
içinde Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ve Türkiye, s. 94-111, Edt. Atabay,
S., Y.T.Ü., İstanbul.
Yerli, S. V., 2001. Datça – Bozburun ÖÇKB Biyolojik Zenginliğinin Tespiti ve
Yönetim Planı, ÇB ÖÇKKB Yayını, Ankara.
Zeren Gülersoy, N. 2003. Sit Koruma Ders Notu, İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi,
İstanbul.
254
ÖZGEÇMİŞ
Esra Yazıcı 1980 yılında İstanbulda doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Galatasaray
Lisesi’nde tamamladı. 1999 yılında girdiği İ. T. Ü. Mimarlık Fakültesi Şehir ve
Bölge Planlaması Bölümü’nden 2004 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ. T. Ü. Fen
Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Yüksek Lisans Programına başladı. Yüksek
lisans eğitimi boyunca İ. T. Ü. Çevre ve Şehircilik Uygulama Araştırma Merkezi’nde
öğrenci asistanlık görevini üstlendi. 2 0 0 7 y ı l ı n d a yüksek lisans eğitimini
tamamlayarak yüksek şehir plancısı – peyzaj mimarı ünvanını aldı.
255
Download