GÖZ ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ANATOMİ ve FİZYOLOJİ • Organum

advertisement
GÖZ ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ
ANATOMİ ve FİZYOLOJİ
•
Organum visuale
•
Çevremizdeki bilgilerin % 75’i görsel
•
Orbita çukurunda 2 tane
•
Orbita çukuru
göz
Yüzün her iki yanında
Tabanı öne ve laterale bakan piramit
Armut şeklinde
Orbita çukuru
•
Göz orbita çukuru içinde yağ yastıkçıklarıyla desteklenir
•
Kan damarları, sinirler ve kaslar var
•
Lateral duvar: Zigomatiğin orbital bölümü, Sfenoidin büyük kanadının orbital kenarı
•
Medial duvar: Maksillanın frontal bölümü Lakrimal, Etmiodal Sfenoid
•
Üst duvar: Frontal kemiğin orbital bölümü, Sfenoidin küçük kanadı
•
Alt duvar: Maksilla, Zigomatik ve Palatin kemiğin orbital bölümü
•
Piramidin tabanını: üstte frontal,
•
Piramidin tepesi; optik kanal
altta zigomatik & maksiller,
lateralde zigomatik & frontal,
medialde frontal & maksiller
•
Optik Kanal
•
Superior orbital fissür
>
•
İnferior orbital fissür
>
•
Optik Foramen: optik sinir & oftalmik art.
•
Sup. Orbital Fissür: 3.CN, 4.CN, 6.CN, 5.CN oftalmik dalı kavernöz sempatik plex. gelen
lifler, orta meningeal arterin orbital dalları, sup. oftalmik ven, lakrimal arterin rekürren dalı
>
orta kranyal fossa
pterigopalatin fossa
pterigopalatin fossa
Inf. Orbital Fissür: maksiller sinir & zigomatik dalı, inf. oftalmik ven
Göz 2 bölümde incelenir
•
Bulbus oculi ( göz küresi)
•
Organa oculi accessoria (gözün yardımcı organları)
•
Göz küresi yaklaşık 24 mm çap ve 10 gr ağırlıkta
•
Gözün 3 tabakası vardır
1) Tunica fibroza
kornea 1/6
sklera 5/6
2) Tunica vasculoza (uvea)
silier cisim
iris
koroid
3) Tunica nervosa
retina
sklera
•
Opak, beyaz sert ve sağlam
•
Yüksek yoğunluk & sertlik
•
Göz küresinin şeklini verir
Skleral stroma;
tek yönde yerleşim göstermeyen,
çeşitli büyüklük & biçimlerde kollajen demetleri
•
Dış yüzey; beyaz, tenon kapsülünün iç yüzeyiyle temas
ön bölümü konjonktiva ile kaplı
•
İç yüzey; kahverengi, silier sinirler & damarların geçtiği oluklar
önde kornea ile arkada duramaterle devam eder
Lamina kribroza
•
Skleranın arkasında ve en zayıf bölgesi
•
Merkezden; Santral Retinal Art. & Ven
3 grup giriş yeri;
•
Arka; uzun & kısa silier damarlar & sinirler
•
Orta; vartikoz venler
•
Ön; ant. silier damarlar, perivasküler lenfatikler, sinirler
Episklera
•
Sklerayı saran & önde konjonktivaya bağlayan gevşek konnektif & elastik bir doku
Kornea
•
Saydam, şeffaf ve damarsız
•
kurvatürü globdan fazla
•
Sklerokorneal bileşke (limbus) ile skleradan ayrılır
•
Yatay çap: 12mm
•
Dikey çap: 11mm
•
Dikey - yatay kurvatür (fizyolojik astigmatizma)
•
Kornea periferi (0.67-0.52mm) daha kalın
•
1)Kornea epiteli
•
Bazal hücreler: bazal membrana hemidezmozomlarla, tek katlı
•
Kanatsı hücreler: 2-3 kat
•
Yüzey hücreleri: 2 kat birkaç günde gözyaşı film tabakasına dökülür
•
Rejenerasyon yüksek
2)Bowman zarı
•
Aselüler
•
Rejenere olmaz
•
kornea
3)Stroma (substansia propria)
•
% 90
•
Düzenli aralıklarla sıralanmış kollajen fibriller , fibroblastlar (keratositler), protoglikan
yapısındaki madde ile doldurulur
4)Descemet membranı
•
Kafes tarzında dizilmiş
ince kollajen fibriller
5) Kornea endoteli
•
Tek sıra hekzagonal hücreler
•
Korneanın herhangi bir şişmeye maruz kalmaksızın mevcut yapısını korumak için özel bir
pompa mekanizması
•
Rejenerasyon olmadığından yaşlandıkça sayısı azalır; komşu hücreler genişleyerek
diğerlerinin yerini doldurur
•
Kornea avasküler bir yapıdır
& ancak 1mm periferine ant. silier damarlar gelir.
•
Trigeminal sinirin oftalmik dalından gelen ant. silier sinir, subepitelyal & stromal sinir
pleksuslarını oluşturur, korneal hassasiyeti sağlar.
UVEA
2) Tunica vasculoza (uvea)
iris
silier cisim
koroid
İRİS
•
Kornea & lens arasında aköz hümörde asılı duran, ortası delik, yuvarlak & ince bir disk
•
Farklı koşullarda büyüyüp küçülen delik; pupilla, retinaya ulaşan ışık miktarını ayarlar,
•
Akomodasyonda kontraksiyonu fokusu keskinleştirir
•
İris periferde, silier cismin ön tarafıyla devam eder
•
Lens & kornea arasındaki boşluğu Ön & Arka Kamara ayırır pupilla aracılığıyla bağlantı
halindedir
•
Ortalama çap: 12mm, kalınlık: 0.5mm
•
İris kökü incedir, travmayla silier cisimden ayrılabilir
•
Pupiller kenar, lens ön yüzüyle hafif temasta, iris köküne göre daha önde İris yapısı (önden
arkaya)
•
1)Endotel (ant. limitan memb.); kornea endotelinin devamı
•
2)Stroma; gevşek kollajen ağ içinde, sfinkter pupilla kas, iris damar & sinirleri , pigment
hücreleri
•
3)Kas lifleri; istemsiz liflerden oluşur,
-Sfinkter pupilla, sirküler lifler pupiller kenarda 1mm genişlik
-Dilatatör pupilla, radyal lifler periferden pupiller kenara doğru
•
4)Arka membran (ön epitel); Bruch membranının homoloğu
•
5)Arka pigment epiteli
•
Her iki uzun silier arter, iris kenarına geldikten sonra üst & alt dallara ayrılır & karşıdaki
dallarla anastomoz yaparak ant. silier arterlerin de bağlandığı Sirkülüs Anteriosus Majör
,buradan çıkan damarlar, pupillaya doğru giderek, 2. bir pleksusu oluşturur :Sirkülüs
Anteriosus Minör
Koroid & irisin inervasyonları,
•
nazosilier sinirden gelen uzun silier sinir
silier gangliondan gelen kısa silier sinir
•
Sup. servikal pleksustan gelen sempatik lifler dilatatör,
Okulomotor alt motor dalıyla gelen parasempatik lifler de sfinkter pupilla kasını inerve eder.
SİLİER CİSİM
•
İç yüzeyinde;arkada Pars Plana, silier striaları içerir ,önde Pars Plikata (Korona Siliaris), silier
proçesleri içerir
•
SİLİER CİSİM
Silier cismin katmanları (dıştan içe);
•
1) suprakoroidal lamina
•
2) orbikülüs siliaris
•
3) silier proçesler: 60-80 tane lensle suspensuar ligamanların aracılığıyla bağlantı halinde
•
4) bazal lamina & stroma
•
5) epitel; silier proçeslerin apeksinde aköz hümör sekresyonunda primer rol
•
6) internal limitan membran
Silier kas:
•
Koroidin ön kenarının dış yüzeyinde 3mm kalınlığında, gri, yarı-saydam dairesel bant
Longitudinal
Oblik lifler
Sirküler lifler
•
Akomodasyon için esas eleman kasıldığında; Silier proçesleri öne çeker, suspensuar
ligamanlar gevşer, lens kapsül gerilimi azalır, lens konveksleşir AKOMODASYON artar.
Parasempatik innervasyon
AÇI ELEMANLARI
•
Schwalbe Hattı: Descemet memb.’nın periferdeki sonlanışı
•
Korneal Kama: korneanın iç & dış yüzeyinin birleşim yeri
•
Trabekülüm: Schwalbe hattından skleral mahmuza kadar uzanır
•
Schlemm Kanalı: septumlarla birbirine bağlanmış limbusu halka şeklinde çepeçevre dolanan
bir kanal
•
Skleral Mahmuz: skleranın en öndeki uzantısı
•
Silier Cisim: skleral mahmuzun tam arkasında, soluk kahverengi
•
İris Proçesleri: irisin ön yüzünden çıkan, skleral mahmuz seviyelerinde insersiyon yapan,
silier cismi değişen derecelerde örten küçük uzantılar
•
Kan Damarları: açının en geri noktasında ışınsal
Trabeküler ağ:
•
Uveal ağ: iris kökünden Schwalbe hattına dek uzanan en iç kısım geniş intertrabeküler
boşluk; aköz geçişine direnç
•
Korneoskleral ağ: skleral mahmuzdan Schwalbe hattına dek uzanan, daha geniş orta kısım
•
Endotelyal (jukstakanaliküler) ağ : korneoskleral ağı Schlemm kanalının iç duvarında yer alan
endotele bağlayan trabekülümün dar kısmıdır
Schlemm kanalı
•
İçi endotelle kaplı duvar kalınlığı 10µm , aköz hümör ile dolu daire şeklinde kanal iç duvarı
girintiler oluşturan düzensiz endotel
•
Dış duvarı ise düzgün dizilmiş yassı hücreler toplayıcı kanalların ağızları
HÜMÖR AKÖZ
•
Ön & arka kamaraları dolduran alkali sıvı
•
Su + NaCl
•
Lens, kornea ve trabeküler ağ gibi ön segment dokularının beslenmesi ve metabolik artıkların
uzaklaştırılması
•
Uygun göz içi basıncını idame ettirmek
Üretimi;
•
Aktif: %80’i pigmentsiz silier epitel tarafından , Na+/K+ ATPaz pompas ,GİB seviyesinden
bağımsız
•
Pasif: %20’si; silier kapiller kan basıncı, plazma onkotik basıncı, GİB seviyesine bağlı olarak
ultrafiltrasyon & difüzyon
Hümör aköz drenajı
•
Trabeküler (konvansiyonel) yol; % 80: Trabekülüm ,Schlemm kanalı, kollektör kanal(25-35)
Aköz ven, episkleral ven
•
Uveoskleral (nonkonvansiyonel) yol; %20: Silier cisim , suprakoroidal boşluk , venöz
sirkülasyon
•
Bir kısmı ise iris yoluyla drene olur
KOROİD
•
Yoğun kapiller pleksus & bu pleksusa kan götürüp, getiren damarlar mevcuttur. Pia-araknoid
homoloğu, optik sinirden ora serrataya uzanan, ince, yüksek vaskülariteye sahip membrandır.
•
Kalınlığı arkada; 0.22 mm, önde; 0.1mm. İç yüzü; RPE ile dış yüzü ; sklerayla bağlantılıdır.
•
En önemli fonksiyonu; Retinanın beslenmesi, Silier cisim & irise damar & sinirlerin
ulaşmasını sağlamak .
Koroid 5 katmandan oluşur
1)Suprakoroid lamina (lamina fuska)
2)Haller katı
3)Sattler katı
4)Koryokapillaris; özellikle retinaya yakın damarlar çok ince birçok pencere (fenestrasyon) içerirler,
retinanın dış katmanlarını besler
5) Bruch memb. (Bazal lamina); 2 µm, RPE’ye komşu
Koroid : uzun & kısa post. silier arterler , ant. silier arterlerin rekürren dallarıyla beslenir. Vorteks
sisteme boşalır.
3) TUNİCA NERVOSA ( RETİNA)
RETİNA
•
Dış yüzeyi koroidle, iç yüzeyi ise vitrenin hyaloid membranı ile temas halindedir. Arkada
optik sinir olarak devam eder
•
Tam arkada merkezde keskin görmeyi sağlayan makula lutea vardır.
•
Retinanın kalınlığı arkadan öne doğru geldikçe azalır .Silier cisme kadar uzanarak ora
serratada sonlanır.
•
Retina ora serrata & optik disk etrafında koroide yapışık . Retinanın pigment tabakası ise
koroide her yerde yapışıktır.
1) Retina pigment epiteli (RPE)
•
Koroid bazal laminasına sıkıca yapışık. Tek sıralı hekzagonal hücrelerdir. Apikal
bölgelerindeki villus şeklindeki proçesler, fotoreseptörlerin dış segmentini çevreler. Bruch
membranına sensöryel retinaya olduğundan daha sıkı yapışık. Sensöryel retina ile RPE
arasında; subretinal bir boşluk vardır.
•
Fonksiyonu; ışığı absorbe etmektir
2)Vizüel hücreler tabakası
(Jacob memb.)
Rodlar & konlar
Rod > kon (makula haricinde)
3) Dış limitan membran
4) Dış nükleer tabaka
5) Dış pleksiform tabaka
6) İç nükleer tabaka
7) İç pleksiform tabaka
8) Ganglion hücre tabakası
9) Stratum Optikum (sinir lifi tabakası)
10) İç Limitan Membran
OPTİK DİSK
•
Stratum optikum dışındaki tüm retinal katlardan yoksun
•
Optik sinirin çıkış yeri
•
1.5mm çapında sarı-beyaz dairesel alan
•
Retinanın sinir lifleri lamina kribrozadan geçerek optik siniri oluşturur,
•
Santral Retinal Arter & Ven retinaya girer
•
Papilla denmesine rağmen retina ile aynı düzlemde ancak ortasındaki çöküntü FİZYOLOJİK
ÇUKURLUK oluşturur
Optik disk 3 tabakadan oluşur;
•
1)Yüzeysel tabaka;
•
2)Prelaminer tabaka; retina sinir liflerinden oluşur. Sadece santral çanak içinde görülebilir
•
3)Laminer tabaka;
•
Yüzeysel tabaka: Santral Retinal Art. diğer iki tabaka ise: Kısa Post. Silier Art.’ler (Zinn
Halkası)
MAKULA
•
Arka kutupta, sarı, hafif oval depresyon. Merkezi OD’in lateral kenarına 3.5mm uzakta, OD
merkezine göre 1mm aşağıda & 5.5mm çapında
•
Etrafındaki fundustan daha koyu . Xantofil pigmenti & ganglion hücre hücre tabakası mevcut.
•
FOVEA; makula merkezindeki çöküntü, 1 disk çapında (1.5mm)
•
FOVEOLA; foveanın merkez zemini, 0.35mm çapında, retinanın en ince kısmı; sadece konlar
vardır.
•
UMBO; foveolanın tam merkezindeki çöküntü
•
FOVEAL AVASKÜLER ZON (FAZ) ; foveanın içinde, foveolanın dışında
ORA SERRATA;
•
limbustan 8mm geride, retinanın bittiği tırtıklı bölge. Nazalde iris köküne temporale göre
1mm daha yakın .Nazalde silier cisim daha dar.
•
Sensöryel retina, RPE & koroid ile kaynaşmış durumda
•
Retina koroide, vitre de retinaya sıkıca yapışık
•
Ora serrataya 1-2mm kala fotoreseptörler kaybolur
•
Retinanın iç katları;
iç limitan memb ve iç nükleer katmanı: Santral Retinal Art.
•
Retinanın dış katları (dış pleksiform-RPE) Koroid
Santral Retinal Arter; Oftalmik arterden kaynaklanır, göze optik sinirle birlikte girer, Retinada 4
kola ayrılır.Terminal arter ; tıkanıklığında retinal infarkt oluşur.
•
Retina arterleri parlak kırmızıdır, pulsasyon göstermez
Kristalin lens
•
Gözün önemli kırıcı ortamlarından biri ve yaklaşık 20 D kırma gücü akomodasyonla daha da
artar.
•
Lensin % 65’i su ve % 35’i proteindir.
•
Saydamlığını korumak ve yeni lif yapımı için anaerobik glikoliz yapar
•
Saydamlıkta önemli olan proteinlerin % 3’ü yaklaşık 24 saatte yenilenir.
•
Lensin metabolizması esas olarak epitelde meydana gelir
•
Yaşla birlikte enerji üretimi düşer ve elektrolit metobolizması kontrolü güçleşir.
•
Lensin su oranı korunmasında elektrolit dengesinin önemi büyüktür.
AKOMODASYON
•
İstirahat halindeki bir gözün görebildiği en uzak noktaya punktum remotum (uzak nokta) (PR)
•
Gözün bütün uyum gücünü kullanarak görebildiği en yakın noktaya ise punktum proksimum
(yakın nokta) denir (PP)
•
Uzak ve yakın nokta arasındaki mesafeye uyum uzaklığı,
•
Gözün uzak ve yakın noktayı görebilmek için gerekli kırma güçleri arasındaki farka da uyum
amplitüdü (U) denir.
•
U=PP-PR
Akomodasyon Triadı (Uyum Triadı)
•
Yakına bakarken lensin şekil değişikliği yarı çapı küçülür, kalınlığı artar, gözler birbirine
yaklaşır (konverjans) ve göz bebekleri küçülür (myozis).
UYUM BOZUKLUKLARI
•
1. Presbiyopi
•
2. Uyum felci (paralizisi)
•
3. Uyum spazmı
Gözün Yardımcı organları
•
Orbita içi oluşumlar
•
Supercilium
•
Palpabrae (göz kapakları)
•
Konjonktiva
•
Gözyaşı sistemi
•
Gözyaşı bezi
•
Gözyaşı kesesi
•
Nazolakrimal kanal
Orbita içi oluşumlar
•
Periorbita: orbita duvarını saran kemiklerin periost tabakası
•
Septum orbitale
•
Tenon kapsülü
•
Corpus adipozum
•
External göz kasları
•
Göz kapakları:
•
Cilt
•
Orbikülaris oküli kası
•
Tarsus
•
Orbital septum
•
Tarsal bezler
•
Konjonktiva
Gri hat: Ön lamella; Zeis (modifiye sebase bez)Moll (modifiye ter bezi) , Arka lamella; Meibomius
(Tarsal bezler)
KONJONKTİVA
•
Gözün müköz membranı
•
Epitel; 2-5 hücre tabakası kalınlığında, bazal hücreler küboid yapıda; yüzeye yaklaştıkça
polihedral gözün kronik olarak açıkta kalmasıyla keratinize.
•
Stroma; zengin damar yapısına sahip bağ dokusu,aksesuar lakrimal bezleri içerir.
Konjonktiva klinik yönden;
Palpebral; mukokutanöz birleşim yerinden, sıkı bir şekilde tarsal plaklara bağlı, kalın, yüksek
damarlanma, papillalarla örtülü, derinlerde lenfoid doku.
•
Forniks; gevşek & bol miktarda, şişerek katlantılar oluşturabilir
•
Bulber; ant. sklerayı örter, ince, saydam, hafif damarlanma, limbus haricinde, Tenon
kapsülüne gevşek bağlı
Konjonktivada sekresyon
Müsin salgılayanlar;
•
Goblet hücreleri: epitel içinde, en yoğun inferonazalde
•
Henle kriptaları; sup. palpebral konj.’nın üst 1/3, inf. palpebral konj.’nın alt 1/3
•
Manz bezleri: çepeçevre limbusu sararlar
Aksesuar lakrimal bezler;
•
-Wolfring & Krause bezleri: öz. fornikslerde
•
LAKRİMAL SİSTEM
•
Lakrimal bez
•
Lakrimal kanalikül
•
Lakrimal kese
•
Nazolakrimal kanal
Lakrimal Bez
•
Seröz tükürük bezi
•
Oval
•
Lakrimal fossada
(Frontal kemiğin zigomatik bölümünün medialinde)
•
6-12 kanal,
•
Üst konjonktival forniksin üst & dış yarısına açılır
•
Fibröz bir septumla; üst (orbital) lob, alt (palpebral) lob
•
Lakrimal kanalikül
Her göz kapağında birer tane; üst/alt ,yaklaşık 8mm uzunluğunda. İçten dışa; mukoz membran, çok
katlı yassı epitelyum, bazal membran, çizgili kas lifleri (orbikülaris oküli kasının devamı),
•
Ampulla; açı yerlerinde 2mm’lik genişlemeler
•
%90 ortak bir kanalikülle lakrimal keseye
•
Rosenmüller valvülü; ortak kanalikül girişini örten küçük mukoza flebi
Lakrimal Kese (Sakkus Lakrimalis)
•
12-15mm uzunluğunda
•
Fossa lakrimalis üzerinde (ant. & post. lakrimal çıkıntılar arasında). Müköz membranla
döşenmiş fibroelastik yapı. Nazolakrimal kanalın genişlemiş parçası, Üst ucu kapalı &
yuvarlak . Alt ucu nazolakrimal kanalın devamı
Nazolakrimal Kanal (Duktus Nazolakrimalis)
•
15-18 mm uzunluğunda. Maksilla, lakrimal kemik, alt nazal konka.
•
Lakrimal kesenin devamı . İnf. nazal meatus’a açılır
Hasner valvülü (plika lakrimalis);
•
Kanalın açıldığı yeri örten mukoz membran
•
Lakrimal kese & nazolakrimal kanalın müköz membranı yer yer siliaları olan silindirik
hücrelerle kaplanmıştır
KORNEA FİZYOLOJİSİ
•
Epitel tabakası, kornea tabakaları arasında en fazla oksijen ve glikoz ihtiyacı olan tabakadır.
Metabolizması için gerekli oksijen, aminoasitler ve glikozu:
•
1. Gözyaşı aracılığı ile atmosferden
•
2. Limbus çevresindeki kapiller ağdan
•
3. Hümor aközden diffüzyon yoluyla sağlar.
•
Epitel hücreleri arasındaki sıkı bağlar mikroorganizmalara karşı bariyer görevi görür. Intakt
epitelden Difteri basili, gonokoklar, hemofilus ve listeria türleri dışında mikroorganizmalar
penetre olamaz
KORNEA FİZYOLOJİSİ
•
Endotel tabakası, hümör aköze karşı bariyer görevi görür, aktif metabolik pompa fonksiyonu
ile kornea su içeriğini dengede tutar (Kornea su içeriği %70-75 dir).
•
Endotel pompa fonksiyonunun bozulması durumunda kornea ödemi ve buna bağlı kornea
bulanıklığı gelişir.
•
Ön segment cerrahisi sırasındaki travmalar, bazı kornea distrofileri ve ön segment
inflamasyonları endotel fonksiyonunu bozan nedenler
Kornea niçin saydamdır?
•
Avasküler olduğundan, stromadaki kollajen fibrillerin uniform yapısı ve birbirleri ile
kesişmemesinden, su içeriği düzeyinden.
GÖRME FİZYOLOJİSİ
Fotoreseptör hücreler
•
Işığa duyarlı hücreler
•
Koni hücreleri 6 milyon fovea ve fovea etrafında,
•
Rod hücrelerin sayısı 120 milyon fovea dışında.
•
Bu iki hücre grubu dış segment görünümleri dışında birbirine benzer
•
Temel olarak 4 kısım; pigment epiteline komşu dış segment, iç segment, nükleus ve sinaptik
gövde
•
Göze gelen ışığın elektrik sinyallerine dönüştürülmesi için fotopigment bulunmalı
•
Fotopigment retinal veya retinen denen kromofor madde ve opsin adı verilen lipoprotein
yapıda iki madde
•
Koni hücreler başlıca renkli ve keskin görmeden sorumlu
•
Koni hücre sisteminin çözünürlüğü yüksek, Rodlar düşük şiddetteki ışığa
•
Normalde koni hücresi sadece bir tane bipolar ve gangliyon hücresi ile sinaps
•
Buna karşın rod hücreleri yaklaşık 600
•
Retina pigment epitel tabakasında ayrıca yüksek konsantrasyonda A vitamini de bulunmakta.
A vitamini pigment tabakası içine gömülü olan fotoresptör hücrelerin dış segmentlerinin
zarlarından ileri geri değişime uğrayarak görmede önemli rol oynamakta.
•
Opsinin yapısındaki küçük değişiklikler fotoreseptör hücrelerinin değişik spektral duyarlılıkta
olmasına neden olurlar.
•
Işığın rodlardaki görme pigmentine (rodopsin) ilk etkisi retinalin izomerleşmesi ve sonunda
opsinin retinalden ayrılmasıdır ve buna pigment beyazlaması denir.
•
koniler mavi, yeşil ve kırmızı renge duyarlı fotopsinler
•
ışığı soğurma özellikleri mavi için 445 nm, yeşil için 535 nm ve kırmızı için 570 nm dalga
boylarında
•
Fotoreseptörlerdeki ve pigment epitel hücresindeki enzimler beyazlamış pigmenti tekrar eski
haline döndürürler. Serbest formdaki trans retinal, ışık etkisiyle değişime uğramadan önce cis-
retinal şekline döner. Bu işlemin yavaş oluşu karanlıkta ışık adaptasyonunun niçin yavaş
gerçekleştiğini açıklamakta
•
FOTOTRANSDÜKSİYON
1. Karanlıkta dış segmente pasif olarak sodyum akımı mevcuttur. Sodyum iç segmentten aktif
olarak dışarı atılır. Bu olaya karanlık akımı denir.
2. Fototransdüksiyonda ilk aşama ışık etkisiyle 11-12-cis bağının kopmasıdır. Bu olay opsini
aktive eder. Aktif opsin, diğer bir membran proteini trandusini aktive eder. Bu da PDE
enzimini aktive ederek, cGMP yi nonsiklik formuna çevirir.
3. Karanlıkta dış segmentte yüksek cGMP düzeyleri bulunur. Bu düzey sodyum kanallarını
açık tutar. Nonsiklik formuna dönüşünce kanallar kapanır. Dış segmente sodyum giremez.
4. Transdüksiyon hızını kontrol eden, ters yönde çalışan mekanizmalar mevcut
5. Koniler parlak aydınlatma karşısında devamlı olarak cevap verebilirler. Rodların
doygunluğu saatler sürebilir.
Renkli görme
•
en iyi tanımlayabilecek kavram, trikromasite teorisi.
•
Bu teori ile, kırmızı, mavi ve yeşil 3 ayrı renkteki ışığın uygun karışımıyla bütün renklerin
algılanabileceği gözlemine dayanmakta.
•
Buna teknolojik gelişmelerden örnek verecek olur isek trinitron televizyon ve monitörlerde bu
3 renk farklı ışık kaynağı ile oluşturulmakta ve uygun karışımı ile değişik renkler ekranda
görülmekte.
SİSTEMİK HASTALIKLAR VE GÖZ
Göz Tutulumunun Olduğu Sistemik Hastalıklar
•
Endokrin ve metabolik hastalıklar
•
Kalp-Damar hastalıkları
•
Kan hastalıkları
•
Solunum sistemi hastalıkları
•
Sindirim sistemi hastalıkları
•
Romatizmal hastalıklar
•
Cilt ve müköz membran hastalıkları
•
Sistemik enfeksiyon ve inflamatuar (yangısal) hastalıklar
•
Malign hastalıklar
•
Yoğun vasküler ve nöroglial oluşumları nedeniyle birçok sistemik hastalıkta bulgu verir.
•
Özellikle sistemik damarsal olaylar retinada en çok tutuluma neden olan hastalıklardır.
•
Ayrıntılı bir göz dibi muayenesi ile, kişinin sistemik hastalıkları hakkında değerli bilgiler
edinmek mümkün olur.!!!
•
ENDOKRİN HASTALIKLAR
•
Cushing hastalığında hipertansif retinopati
•
Addison’da papillödem ve optik atrofi
•
Hipoparatiroidide papillödem
•
Hipotiroidide optik atrofi
•
Ama retina birimlerinde en sık rastlanan patoloji, diabetes mellitusa bağlı olarak gelişen
diabetik retinopatidir.
•
Gelişmiş ülkelerde körlüklerin en başta gelen nedenlerinden biri diabetik retinopati.
•
Diabetes Mellitus
•
Diabet bir mikroanjiopatidir, dolayısıyla retinada öncelikle kapillerleri tutar
•
Patolojik değişiklikler dokuda iskemiye, damar duvarı değişikliklerine, sızıntı ve eksüdalara,
patolojik yeni damar oluşumlarına (neovaskülarizasyon) yol açar
•
DR’nin tipik fundus görünümlerini oluştururlar.
•
DR hastalığın yaşı ve gliseminin kontrolu ile yakından ilgili
•
Anemi ve sistemik hipertansiyon birlikteliği retinopatiyi hızlandırır
Nonproliferatif diabetik retinopati:
Proliferatif diabetik retinopati:
DİABETİK RETİNOPATİ TEDAVİSİ
•
panretinal fotokoagulasyon;.
•
Hipoksik alanları kapatır ve yeni damar oluşumlarını durdurur.
•
Tedavi edilmeyen hastalarda ya da
•
Bazen tedavi edildiği halde sistemik regülasyonun çok yetersiz olduğu olgularda
•
Tekrarlayan göz içi kanamaları ve traksiyonel retina dekolmanı ile görme fonksiyonu ileri
derecede bozulur.
Diabetik makulopati:
•
Nonproliferatif veya proliferatif dönemde
•
Tip II diabetlilerde görme fonksiyonunun azalmasında başlıca etken
Tiroid Hastalıkları
•
Graves Hastalığı tiroid hormonlarının aşırı salınması ile belirgin ve göz bulgularına neden
olan otoimmun bir hastalık
•
Kadınlarda sık
•
30-50 yaş
•
Olguların %10-25’inde herhangi bir tiroid bozukluğu oluşmadan tiroid oftalmopati gelişebilir
Graves Hastalığı
•
Göz bulguları
•
Kapak çekinti
•
Proptozis-Egzoftalmus
•
Açıkta kalma keratiti
•
Kuru göz
•
Kısıtlayıcı miyopati
•
Optik nöropati
Paratiroid Hastalıkları
•
Hiperparatiroidizm
•
Ca++ artmasına bağlı kornea ve/veya konjonktivada kalsifikasyonlar
•
Hipoparatiroidizm
•
En önemli göz bulgusu katarakt (%50)
•
Papilödem ve kafa içi basınç artışı
Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları
•
Cushing Hastalığı
•
Hipertansif retinopati
•
Egzoftalmus
•
Steroide bağlı göz içi basınç artışı
Böbrek Üstü Bezi Hastalıkları
•
Addison Hastalığı
•
Kapaklar, konjonktiva ve uveada pigment artışı
•
Papilödem, optik atrofi (nadir)
Hipofiz Hastalıkları
•
Hipofiz Adenomu
•
Bitemporal görme alanı hasarı
•
Renklerin solgun görünmesi
•
Optik atrofi
•
Kranial sinir tutulumuna bağlı diplopi (nadir) , Bitemporal görme hasarı
Kalp-Damar Hastalıkları
•
Hipertansiyon
•
Karotis Arter Hastalığı
•
Subakut Bakteriyel Endokardit
Hipertansiyon
•
Hipertansif retinopati
•
Retina arterlerinde makroanevrizmalar
•
İskemik optik nöropati
•
İskemik koroid enfarktları (Elschnig spot)
•
Retina arter-ven tıkanıklığı
•
Oküler motor sinir felçleri
Hipertansif retinopati
•
Evre 1: Arteriyollerde hafif daralma ve skleroz
•
Evre 2: Arteriyollerde ciddi düzeyde daralma, arter-ven kesişiminde değişiklikler (Gunn
belirtisi)
•
Evre 3: Arteriyollerde bakır teli manzarası, mum alevi şeklinde kanamalar, yumuşak ve sert
eksuda
•
Evre 4: Bunlara ek olarak arteriyollerde gümüş tel manzarası, optik disk ve retina ödemi
(Malign hipertansiyon)
•
Retina ven tıkanıklığı
•
DR’den sonra retinanın en sık görülen damar hastalığı
Tipleri
•
Retina ven kök tıkanıklığı
•
Retina ven dal tıkanıklığı
Retina arter tıkanıklığı
•
Genellikle yaşlılarda, tek taraflı retinanın santral arteri veya dallarının emboli, spazm ya da
damar duvarının aterosklerozuna bağlı olabilen dolaşım bozukluğu
•
Santral retina arter tıkanıklığında “Japon bayrağı görünümü”
Kan Hastalıkları
•
Anemi
•
Vitamin B12 eksikliğinde görülen pernisiyöz anemide retrobulber nevrit
•
Hemoglobinopati
•
Orak hücreli anemi: Damar kıvrımlarında artma,arteriollerde tıkanma,yeni damar
oluşumları,traksiyononel retina dekolmanı
•
Lösemi
•
Trombositopeniye bağlı yüzeyel retinada kanama (Roth lekeleri), retina önünde kanama ve
konjonktivada kanama
•
Orbitada veya göz içerisinde lösemik infiltrasyonlar
•
Trombositopenik purpura
Solunum Sistemi Hastalıkları
•
Kronik akciğer hastalığına bağlı karbondioksit birikimi, retina venlerinde genişleme, kıvrım
artışı ve kanamalara neden olur
•
Sistemik durum düzeldiğinde bulgular düzelir
•
Nadiren papilödem, kistik makula ödemi ve lameller makula deliği görülebilir
Sindirim Sistemi Hastalıkları
•
Crohn hastalığı
•
Konjonktivit,ön üveit,sklerit,kuru göz
•
Ülseratif kolit
•
Ön üveit,papillit,episklerit
•
Whipple hastalığı
•
Kronik ön üveit,vitrit,vaskülit
Romatizmal Hastalıklar
•
Artritler
•
Bağ dokusu hastalıkları
•
Vaskülitler
Artritler
•
Romatoid Artrit
•
Sero (-) Spondiloartropatiler:
•
Ankilozan Spondilit
•
Reiter Sendromu
•
İnflamatuar barsak hastalıkları
•
Psöriatik artrit
•
Juvenil Romatoid Artrit
Romatoid Artrit
•
Eklemlerde şekil bozukluğu, ilerleyici poliartrit
•
% 80 RF (+)
•
Göz bulguları
•
Kuru göz
•
Sklerit
•
Marjinal kornea ülserleri
•
Klorokin, hidroksi klorokin kullanımına bağlı özellikle makula bölgesinde pigment epitelinde
birikerek “öküz gözü” görünümü
Sero (-) Spondiloartropatiler
•
RF(-), HLA B27 (+)
•
Tipleri:
•
Ankilozan spondilit
•
Reiter sendromu
•
İnflamatuar barsak hastalıkları
•
Psöriatik artrit
•
En sık akut ön üveit
Bağ Dokusu Hastalıkları
•
Sistemik Lupus Eritematozis (SLE)
•
Skleroderma
•
Polimiyozit, Dermatomiyozit
•
Sjögren Sendromu
•
Tekrarlayan Polikondrit
Sistemik Lupus Eritematozis
•
Göz bulguları
•
Cilt hastalığına bağlı göz kapağı tutulumu
•
İkincil Sjögren Sendromu
•
Retinanın damar lezyonları
•
Nörooftalmolojik lezyonlar
SLE
•
En sık retinal damar lezyonları
•
Retinada kanama ve yumuşak eksudalar
•
Santral retina arter-ven tıkanıklığı
•
Retinal vaskülit
•
Retinal neovaskülarizasyon
•
Koroid tutulumu ve buna bağlı duyu retina ve RPE’de seröz kabarıklık (nadir)
Vaskülitler
•
PAN
•
Aşırı duyarlılık vaskülitleri
•
Wegener granülomatozu
•
Dev hücreli arterit (Temporal arterit)
•
Takayasu arteriti
•
Behçet hastalığı
•
PAN’ da göz tutulumu nadir
•
Wegener’ de baş-boyun damarlarının tutulumu daha sık. Göz tutulumu daha sık
•
Dev hücreli artritte göz tutulumu %50dir.
Anterior iskemik optk nöropati ve santral retinal arter tıkanıklığı en önemli tutulumları
Cilt ve Müköz Membran
Hastalıkları
•
Oküler Skatrisyel Pemfigoid
•
Konjonktivada bül, ülser ve yalancı membran oluşumu
•
Geç dönemde konjoktivada fibrozis
•
Stevens-Johnson Sendromu
•
Sülfonamid gibi ilaçlar ve mikoplazma, herpes simpleks gibi enfeksiyonlar tetikleyici
•
Mukopurulan konjonktivit
•
Konjonktival iskemi ve yalancı membran
•
Akne Rozasea
•
Kronik blefarit
•
Blefarokonjonktivit
•
Tekrarlayan şalazyonlar
Sistemik Enfeksiyon ve İnflamatuar Hastalıklar
•
Sarkoidoz
•
Tüberküloz
•
Lepra
•
Sifilis
•
Herpes Zoster Oftalmikus
•
AİDS
TRAVMALAR
•
Purtscher’s retinopati: ani venöz basınç artışı sonucunda kalıcı görme bozukluğuna neden
olan iskemik bir retinopati
•
Göğüs boşluğunun sıkışması şeklindeki travmalar
•
Valsalva manevrası gibi zorlanmalar
Berlin ödemi : künt travma ile fotoreseptör tabakası kontüzyonunun yarattığı makuladaki
geniş solukluk ve ödem hali
•
Künt travmanın yol açabileceği retina yırtıkları ve kanamalar.
•
Berlin ödemi
KROMOZOM HASTALIKLARI
•
Kromozom hastalıklarında retinada görülen önemli bulgulardan biri kolobom
•
Gözün embriyolojisinde 4 haftalık fötus evresinde, gözü oluşturmak üzere ön beyinden çıkıntı
yapan optik vezikül, gözün küresel bir yapıya dönüşmesi için kendi içine çökerek alt nazal hat
boyunca birleşir.
•
Bu kapanma (birleşme) defektleri : kolobom
•
Retina, makula, optik sinir, koroid, lens, iris, kapak kolobomu izole olarak veya birkaçı bir
arada ortaya çıkabilir
•
İris kolobomu
•
Kapak kolobomu
•
Optik disk kolobomu
METABOLİK HASTALIKLAR
•
Albinizmde: tirozinaz enzim defektine bağlı olarak pigment yapımı bozulmuştur.
•
Saçı, kaş ve kirpikleri beyaz, irisi açık renk
•
Hastaların ışıktan rahatsızlıkları belirgin
•
Retinada da pigment epiteli çok ince ve pigmentsiz olduğundan tüm koroid yapıları ve
damarları görünür durumda
•
Çoğunlukla makula hipoplazik
•
Elektrofizyolojik değişiklikler (örneğin VEP bozukluğu)
•
albinizm
•
albinizm
•
Retinitis pigmentosa
•
Pigmenter retinopati (Retinitis Pigmentosa); tek başına veya birçok konjenital sendromun bir
bulgusu olarak ortaya çıkabilen, retinada rod hücrelerinin kronik progresif dejeneresansı ile
seyreden bir hastalık
•
Periferik retinada yaygın pigmentasyon
•
Hastalığın fizyopatolojisine uygun olarak periferik görmeleri kaybolur.
•
Gün ışığında kon hücrelerinin fonksiyonuna devam etmesi nedeniyle normale yakın bir görme
fonksiyonu var iken, alacakaranlık ve karanlık şartlarında görme tümüyle kaybolur.
•
Halk arasında gece körlüğü (tavuk karası) olarak bilinir. Tedavisi yoktur.
•
Retinitis pigmentosa
•
Retinitis pigmentosa
KİBAS
Papilla ödemi: Kafa içi yer kaplayan oluşumlarda BOS sıvısı basıncının artmasıyla ortaya
çıkan bir patoloji
•
Optik sinirde aksonal akımın durması sonucu optik disk ödemli ve şiş bir görüntü verir,
sınırları silik.
•
İleri derecede şiş ve ödemli optik disk görünümüne rağmen görme fonksiyonu genellikle
bozulmaz
•
Bazen orbita içi ya da vasküler başka nedenlerle de papilla ödemi görülebilirse de ayırıcı
tanıda mutlaka önce intrakranial bir tümör ekarte edilmeli
OPTİK SİNİR ve HASTALIKLARI
Optik disk

2. CN .Çevresinde beyin kılıfları (dura, araknoid ve pia) .Stratum optikum dışındaki tüm
retinal katlardan yoksun
Kör Nokta

1.5 mm çap sarı-beyaz dairesel alan

Retinanın sinir lifleri lamina kribrozadan geçerek optik siniri oluşturur,

Optik sinir; gerçekte bir kafa çifti siniri olmayıp beynin uzantısı

Göz içi ya da optik disk (1mm)

Orbita içi (25-35 mm)

Optik foramen içi (7 mm)

Kranium içi (10-15 mm) olmak üzere 4 bölüm
Optik disk önden arkaya doğru

Sinir lifleri katı

Prelaminar bölge

Lamina kribroza olmak üzere 3 bölüm

Lamina kribroza; skleranın devamı, içindeki çok sayıdaki delikten sinir lifleri geçer

Optik sinir, lamina kribrozadan sonra miyelinli, çapı artar (3-4 mm)

Göz küresi ile optik foramen arasındaki orbita içi bölümü rektus kas konisi içinde; sinirin en
uzun bölümü (25-35 mm)

Optik foramende ilerleyen sinir lifleri (7 mm) kraniuma geçerek, 10-15 mm’lik son kısmı

Göz içi bölümü, retina arteriyollerinden ve kısa posterior siliyer arterin dallarından beslenir

Orbita içi bölümü pial damarlar ve retina santral arterinin dallarıyla beslenir

Optik sinir iletim hızı göz içindeki liflerde saniyede 1 m iken göz dışında saniyede 8 m’ye
ulaşır
PRİMER

Konjenital optik disk anomalileri (megalopapilla, aplazi, hipoplazi, tilte disk sendromu, çift
papilla, kolobom, optik pit, optik disk druzenleri, hyalinoz, miyelinli sinir lifleri gibi)

Primer optik atrofiler
SEKONDER

Papil ödemi

Optik nöropatiler (inflamatuar, demiyelinizan, iskemik, kompresif, toksik nedenlerle)

Optik sinir tümörleri

Optik sinir yaralanmaları
OPTİK SİNİR HASTALIĞININ KLİNİK BULGULARI

Görme keskinliğinde azalma (yakın ve uzak görme düzeyi azalır)

Afferent pupil defekti

Tam ya da kısmi görme alan defektleri

Diskromatopsi (özellikle kırmızı ve yeşil görme)

Işık parlaklığında azalma

Azalmış kontrast sensitivitesi
MUAYENE BULGULARI

Direkt bakıda pupil asimetrisi, ışık refleksi ve yakın refleksi değerlendirmesi, afferent pupil
defekti

Görme keskinliğinde azalma

Görme alanı defekti

Fundoskopik değerlendirme;
FUNDOSKOPİ

Normal disk (Tipik olarak retrobulber nöritte, ayrıca erken dönem Leber’in optik nöropatisi ve
kompresif lezyonlarda)

Disk ödemi (Papil ödemi, anterior iskemik optik nöropati, papillit, Leber’in akut döneminde)

Optosiliyer şant damarları

Optik atrofi
OPTİK ATROFİ

Optik sinir liflerinin dejenerasyonu, aksonlarının kaybolması ve demiyelinizasyonun meydana
gelmesi ile karakterize

Lateral genikülat nukleusa kadar olan bölgedeki lezyonlarda

Görme kaybı ve papillada tam veya kısmi solukluk

Atrofi tanısı papillanın görünümünden çok görme fonksiyonundaki kayıp ve görme alanı
değişiklikleri ile konulur.

Oftalmoskopik görünümlerine göre atrofi primer ve sekonder olmak üzere 2’ye ayrılır.
Optik atrofi sebepleri

Kronik papil ödem

İnflamatuar

İskemik Optik Nöropati (Arteritik, nonarteritik)

Toksik ve nütrisyonel (İlaçlar ; kloramfenikol, etambutol, vigabatrin, tütün- alkol)

Travmatik

Kompresif veya infiltratif (lenfoma,RES Hast)

Granülomatöz ve tüm sistemik hastalıklar

Glokomatöz optik disk atrofisi
PAPİL ÖDEM

Venöz baskı gelişimine bağlı ortaya çıktığı kabul edilmekte

Serebrospinal sıvı basıncının yükselmesi optik sinir kılıfları yoluyla sinir basısına neden olur.

Baskı, sinirin en dar yeri olan lamina kribrozada en fazla

V. sentralis retinaya basının olması dolaşım bozukluğuna yol açar.

Ayrıca yüksek basınç sinir fibrillerindeki aksoplazmik akımın durmasına neden olur, dokunun
şişmesi papil ödem görünümünü ortaya çıkarır.
A) OKÜLER NEDENLER:
Göz içi basıncında ani düşme: Diskin prelaminer bölgesini besleyen koroidal damarlardan,
effüzyonla meydana gelir

Perforan göz yaralanmalarından sonra

Katarakt ameliyatını takiben

Glokom operasyonundan sonra

Akut açı kapanması glokomu
B) ORBİTAL NEDENLER:

Neoplazmlar

Oftalmik arter anevrizması

Orbita iltihapları ve apseler

Ekzoftalmus
C) İNTRAKRANİAL NEDENLER:
Kafa içi basıncını arttıran tüm nedenler

Kafa içi yer kaplayan oluşumlar

Neoplaziler (Primer, Metastatik)

Beyin absesi

SSS enfeksiyonları (menenjit, ensefalit) ve Granülamatöz hastalıklar ( Tbc, Sifiliz)

Kistler (parazitik enfestasyonlar)

İntra kranyal hematom ve serebral infarkt

Pseudotümör serebri

Anevrizmalar

Sinovenöz hastalıklar
D) EKSTRAKRANİYAL NEDENLER
SİSTEMİK HASTALIKLAR:

Hipertansiyon

Kalp yetmezliği

Kan diskrazileri (Lösemi, İTP, PA, makroglobulinemi)

Endokrin bozukluklar

Diğer sistemik hastalıklar (sarkoidoz, SLE, PAN)

Siyanotik konjenital kalp hastalığı

Polisitemi

Bir gözde papil ödem diğer gözde optik atrofi varlığı Foster Kennedy sendromunu akla
getirmeli

İntrakranial orjinli papil ödemini, kazanılmış diğer papil ödem nedenlerinden ayıran majör
bulgular:

Görme alanı

Görme keskinliği

Pupiller reaksiyon korunmuş olmasıdır. İON ve Papillit de bu fonksiyonlar genellikle
bozulmuştur
Pseudotümör Serebri

İdiyopatik intrakranyal hipertansiyon

10-50 yaşlarında, doğurgan çağda, hormonal olarak aktif kadınlarda

Bulantı- kusma, başağrısı mutlaka akla gelmeli

Görme genellikle korunmakta ancak sıkı kontrol

Bilateral OD ödemi

Tedavi nöroloji ile ortak
OPTİK NÖROPATİLER

Optik sinirinin önemli bir hastalık grubu

Önceleri optik nörit

Son zamanlarda optik nöropati terimi

Farklı nedenlerle ortaya çıkmasına rağmen pek çoğunda klinik tablo benzer

Bu nedenle günümüz literatüründe optik nöropati terimi tercih edilmekte

Ancak klinikte kullanım farklı
OPTİK NÖROPATİLER

Optik sinirin fokal enflamasyon, enfeksiyon veya demiyelinizasyonuna bağlı optik nörit
Oftalmolojik sınıflama:

Retrobulber nörit (MS)

Papillit (optik disk etkilenmiştir, disk hiperemik ve ödemli, peripapiller hemorajiler, çocukluk
çağında sık)

Nöroretinit (makulada yıldız şeklinde sert eksuda)
Optik nöritte etyolojik sınıflama

Demiyelinizan

Enfeksiyöz-paraenfeksiyöz

Non -enfeksiyöz .Ancak çoğu durumda etyoloji kesin değil

Neden ne olursa olsun klinik olarak birbirinden farklı iki görünüm ortaya çıkar

Anterior ON

Posterior ON
OFTALMOSKOPİ
Anterior optik nöropatide :

Papillada ödem, sınırlarda silikleşme

Damar kıvrımlarında artış

Peripapiller retinada ödem

Bazen mum alevi şeklinde kanama ve eksudalar
posterior optik nöropatide:

Başlangıçta fundus normal görünümde, ancak optik atrofi geliştiğinde papilla soluk renkte
Optik Nöritte klinik bulgular:

Ani veya günler içinde ilerleyen tek taraflı görme kaybı.

Nadiren, çocuklarda, viral enfeksiyona bağlı, bilateral olabilir

Globda hassasiyet

Göz hareketleri ile ortaya çıkan derin orbital ağrı
Klinik bulgular:

Disk 2/3 olguda normal (retrobulber nörit)

Renkli görme ve kontrast sensitivitesi azalır

Görme keskinliği normal ya da azalır

Derinlik persepsiyonunun bozulur

APD

Görme alanında santral veya çekosantral skotom , altitudinal defektler ve genel daralma
Demiyelinizan Optik Nöritler

En yaygın tip

100,000 de 1-3

Akut idiyopatik demiyelinizan optik nörit

20-50 yaş saatler veya günler içinde gelişen görme azlığı

7-10 içinde maksimuma ulaşır

Egzersizle ve vücut ısısı artışıyla görme kaybında artış

% 90 bulgular kendiliğinden düzelir

Atipik optik nörit görme 2 haftadan sonra daha da kötüleşir. Etyolojik araştırma gerekli

Tanı anamnez fizik muayene ve MR ile konur
MS - Optik Nörit ilişkisi

ONTT(The optic neuritis treatment trial):

15 . Yıl sonuçları: MR da en az 1 tane 3 mm veya daha büyük plak olan hastalarda MS
gelişme riski % 72

Lezyonu olmayanlarda %25

İV metilprednizolon+ oral prednizolon
Nöromiyelitis Optica: Devic hastalığı

MS‘in akut ve ağır formu olarak kabul edilir

Ani veya subakut başlangıçlı bilateral ON

Bunu takip eden günlerde tranvers miyelit, parapleji
Enfeksiyöz ON

Nadir ve atipik vakalarda akılda tutulmalı

Kedi tırmığı, Lyme, sifiliz, VZV, kriptokokal menenjit, paranazal sinüs enfeksiyonları

Genellikle nöroretinitle prezente olur
Paraenfeksiyöz ON

Genellikle çocuklarda ve papillit şeklinde

1-3 hafta öncesi geçirilmiş viral enfeksiyon

Prognoz genelde iyidir, tedavisiz izlenebilir
Non-enfeksiyöz ON

En sık sebep sarkoidoz

Diğer sebep ise Behçet hastalığı

Beraberinde vitreus etkilenmesi olabilir
İSKEMİK OPTİK NÖROPATİ

Optik sinirin akut iskemisi

Anterior iskemik ON: posterior silier arteler etkilenir

Posterior iskemik ON: Pial damarlar etkilenir
ANTERİOR İSKEMİK OPTİK NÖROPATİ

60-70 yaşlarında pik yapar

Monoküler , ağrısız görme kaybı

Simultane bilateral disk infarktı nadir (kranial arterit, renovasküler HT)

Arteritik (Dev Hücreli Arterit) ve non arteritik (HT, DM) olmak üzere 2’ye ayrılabilir

Nonarteritik tip en sık
NONARTERİTİK ANTERİOR İSKEMİK OPTİK NÖROPATİ

Görme keskinliği azalır

Altitudinal ve diğer görme alanı defektleri ani başlar

Optik disk ödemli

Ağrı ve diğer belirtiler atipik

Optik atrofi disk ödemi çözüldükten sonra ortaya çıkar

Retrospektif tanısında arteryel incelme patognomonik

Sentral retinal arter kalibrasyonunun %17-24 oranında daralma

Bir gözde NAİON (+), diğerinde %30-40
ARTERİTİK ANTERİOR İSKEMİK OPTİK NÖROPATİ

Büyük ve orta boy arterler
Dev Hücreli Arterit:

70-80 yaş

Saçlı deri hassasiyeti

Başağrısı

Çene kladikasyosu

Polimiyalji
( Dev Hücreli Arterit )

Boyun ağrısı

Kilo kaybı

İştahsızlık

Ateş

Gece terlemeleri

Monoküler ani ve ağır görme kaybı

Perioküler ağrı

Işık çakmaları

Göz bulguları birkaç hafta sonra ortaya çıkar

Optik disk soluk ve ödemli

Disk etrafında hemorajiler izlenebilir

Takipte 1-2 ay içinde ödem geriler ve optik atrofi gelişir
Dev Hücreli Arterit Laboratuvar Bulgusu

Sedim yüksekliği

CRP artışı

Temporal arter biyopsisi histolojik tanı için gerekli (segmental tutulum olduğu için uzun bir
arter parçasının patolojik incelenmesi uygun)

Tedavide yüksek doz steroid
Posterior İskemik Optik Nöropati;

Nadir

Diğer sebepler dışlandıktan sonra konulabilir

Pial damarların etkilenmesi sonucu

Normal disk görüntüsü

RAPD ve renk görme bozulmuş
TOKSİK NEDENLER
Tütün-Alkol Ambliyopisi:

Tipik olarak alkol ve tütün bağımlılarında izlenir

Protein ve Vit B1( tiamin) ve B12 alım bozukluğu belirgin

Ağrısız, yavaş seyirli, progresif, bilateral görme keskinliğinde ve renkli görmede azalma

Erken dönemde çoğunlukla optik disk normal veya minimal disk ödemi görülebilir

Erken tedavi ile prognoz iyidir

Geç dönemde başvuran olgularda optik atrofi ve kalıcı görme kaybı gözlenir
TOKSİK NEDENLER
İlaçlar:

Kloramfenikol prototip ilaçtır

Etambutol

İsoniazid

Streptomisin

Vigabatrin

Amiodaron

Klorpropamid
Herediter Optik Nöropati

En sık Leber’in Optik Nöropatisi

Genellikle erkek 18-23 yaş

Önce bir gözde sonra diğerinde santral görme kaybı

Görme alanında santral, çekosantral skotom

Optik disk hiperemik, ödemli

Disk kenarından yayılan retinal striasyonlar, maküler ödem, retinal hemorajiler

Peripapiller telenjiektazik damarlar

Haftalar içinde optik atrofi

Anneden mitekondrial DNA
OPTİK SİNİR YARALANMALARI

Orbita gerisinde yerleştiğinden yaralanmaları nadir

Trafik kazalarında ileri derecede orbita hasarında veya yüksekten düşmelerde özellikle
foramen optikum bölgesinde optik sinir kesisi şeklinde

Tam bir kesi varsa tam körlük

Pupilla midriatik ve direkt IR (-)

Kısmi kesi ; kesi yerine ve miktarına göre görme keskinliğinde ve görme alanında kayıp

Optik sinir çevresindeki kılıflar arasında hemotom görülebilir. Bu genellikle geçici görme
kayıplarına yol açar.
OPTİK DİSK ANOMALİLERİ

İntrauterin optik sinirin gelişim bozukluğu sonucu

Megalopapilla, aplazi, hipoplazi, tilte disk sendromu, çift papilla, kolobom, optik pit, optik
disk druzenleri, hyaloid sisteme ait kalıntılar, miyelinli sinir lifleri gibi patolojiler

TİLTED DİSK

KORYORETİNAL İNCELME

Optik disk kolobomu

Morning glory sendromu

Disc hipoplazisi

Vasküler tortuosite

Korpus kollosum agnezisi
Download