Cep Telefonlarının Faydaları ve Zararları

advertisement
KTMMOB, Elektrik Mühendisleri Odası, 23 Kasım 2001 tarihinde “Cep Telefonlarının Faydaları ile
Zararları”nı kapsayan bir seminer düzenledi. Akademik yönden konuyu inceleyen Yrd. Doç. Dr. Doğan Haktanır,
bu seminerde kalabalık bir izleyici kitlesine çok yararlı bilgiler verdi. Doğan Haktanır “Türkiye 1. İletişim
Sempozyumu”nda yine aynı konuda bir bildiri sunmuştur. Sunulan bildiri hem sunu süresince hemde sunum sona
erdikten sonra da devam etmiş ve sempozyumun haricinde ilgilenen makamlara istenen bilgi aktarılmıştır.
Konunun önemine binaen konferansın tam metni aşağıya alınmıştır.
CEP TELEFONLARININ FAYDALARI VE ZARARLARI
Doğan Haktanır, (MASHRAE, MINST.D, MCEE, MAIEE)
Makine, Elektrik, Elektronik, Bilgisayar ve Bina Hızmetleri Mühendisi
[email protected]
tarafa ağırlık veren ancak bu fikre hakikaten
inandıkları için konuyu savunan bilim adamları ile
yaptıkları akademik çalışmalar, öte yandan baz
istasyonlarının zararlı olduğuna inanan ve bu
zararlarını ispatlamaya çalışan başka bir alimler
topluluğu ile akademik çalışmaları, sürekli olarak
konuyu taze tutmakta leyhte veya aleyhte görüş
beyan etmektedirler. Denge her ne kadar imalatçılar
lehine bozulmuşsa da en son katıldığım NEU-CEE
2001 sempozyumu [1] ile Ankara’da düzenlenen
sempozyumlarda
[2]
zararları
bulunduğunu
savunanlar imalatçıların yaylım ateşi ile aksi görüşte
olan bilim adamlarının yoğun saldırıları arasında
kalmışlar ve konularını savunmadaki güçlüklerinin
yanında ortaya atılan görüşlere karşılık vermek için
büyük bir savaş vermişlerdi. Ancak durum savaş
meselesi olmayıp baz istasyonlarının hakikaten
sağlığa etkileri var mıdır, yok mudur, onun açığa
çıkarılması, halkın uyarılması durumudur. Bu açıdan
hareket ederek önce aşağıdaki konularda bir inceleme
yapalım:
ÖZETÇE
Yaşamına önem veren kişi çevresinde oluşan
teknolojik hareketleri yakından izlemekte ve kendine
yararlı olanları kullanmak için her fırsattan
yararlanmağa kalkışmaktadır. Kişi yine teknolojinin
getirdiği yararlı olup olmadığı saptanamayan
aygıtları da denemekte, bu aygıtların kendilerine
kolaylık sağlaması halinde onları benimsemekte ve
gerek yasal yollardan gerekse gayrı yasal yollardan
kullanmaktan geri kalmamaktadır. Gayrı yasal
yollara örnek çeşitli esrar türleri, yasal yollardan
olanlara örnek de sigara ve cep telefonları gibi
aygıtlar öne sürülebilir. Bu yazı, cep telefonlarının
çevreye yaydıkları elektromanyetik dalgalarla
radyasyon emisyonunun incelenip insana yaptıkları
iddia edilen hasarın ne dereceye kadar doğru olup
olmadığı üzerinde araştırmalar yaparak belirli bazı
görüşleri ortaya konmakta ve gereken tedbirleri
önermektedir.
1. GİRİŞ
•
•
•
•
Dünya nüfusunun çoğalması ile onu besleyecek,
gereksinimlere karşılık verecek hareketler de
beraberinde gelmektedirler. Bu hareketlerden biri
olan teknolojik hareketler bu gereksinimden
doğmaktadır. Buna koşut olarak teknolojik hareketler
genişledikçe birçok tehlike ve sorunlar da ortaya
çıkmakta ve insan hayatı tehdit edilmektedir. Günlük
taşıt vasıtalarından başlayıp da uçaklara, uzay
mekiklerine kadar uzanalım. Bu teknoloji harikaları
içinde hepsinin de kendilerine göre tehlikeleri
mevcuttur. Önemli olan bu tehlikelerden kaçmak,
onları bertaraf edecek tedbirler almaktır. Bunun
yapılamadığı durumlarda alınabilecek önlemleri
almak veya azaltılması için bir seri tedbiri empoze
etmek en iyi düşünce tarzıdır. Elektrik şoku
yaratabilecek noktalar için bu mümkündür. Peki, ya
“Baz İstasyonları” ile “cep telefonları”? Onların da
tehlikeleri önlenebilir, bu tehlikelere gem vurulabilir
mi? Bunu anlamak çok güç. Çünkü bu hususta bilim
adamları ikiye bölünmüş, her kafadan bir ses
çıkmaktadır. Bir yanda telefon imalatçıları ve onları
maksatlı olarak savunmak için ödedikleri kişiler ile
yayımladıkları yayın ve propagandalar, yine aynı
Cep Telefonları
Baz İstasyonları
Telsizler
Radyo ve Televisyon Vericileri
2. CEP TELEFONLARI
Şekil 1. Yukarıdaki fotoğraflar muhtelif tipteki cep
telefonlarını yansıtmaktadır.
8
köşesine yayıldı. Bu yayılım cep telefonlarının
gelişmesine daha da büyük katkılar sağladı ve
çoğalması süratle gelişti.
Baz istasyonları, en az iki cep telefonu arasında
muhabereyi sağlayan alıcı ve vericilerdir. İnşa edilen
üniteye göre cep telefonlarının güçlerinden 5 – 10 kat
daha fazladır. Kuruluş düzenleri bir bal peteğini
andırır. Şekil 3 böyle bir sistemi sembolik olarak
yansıtmaktadır. Dağılımları daha sıktır. Yayın
sığaları genellikle düşüktür. Elektromanyetik dalga
radyasyonunu bulunduğu yerin hemen altına
yaymaması için koruyucuları vardır. Ancak bu kural
yansıtıcıların dışında kırsal arazilerde değişir. Bunun
nedeni de maliyete ve nufus oranına dayanır.
Cep telefonları insanlar arasındaki iletişimi
sağlayan müteharrik aygıtlardır. Bu nedenle
kullanımları her geçen gün artmaktadır. Şekil 1 bazı
cep telefonlarını, şekil 2 bu artışın ne kadar korkunç
bir biçimde katlandığını göstermektedir [3]. Konuyu
teknik açıdan ele alırsak onları elektromanyetik dalga
radyasyonu yayan aygıtlar ve bu aygıtların
gereksinim duyduğu baz istasyonları olarak
tanımlayabiliriz. Hemen şunu belirtmek gerekir ki
radyasyon dendiği zaman genellikle Radyum
elementinden veya Uranyum elementinden çıkan
şualar düşünülmektedir. Ancak burada anılan
radyasyonun bu tür bir radyasyon olmadığını
vurgulamak gerekir.
1980 yılında İngiltere’de piyasaya sürülmesi
tasarlanan cep telefonları %1 olarak hesaplanmıştı.
Bütün imalatlar da bu rakama erişmeyi amaçlıyordu.
Ancak halktan gelen talep o kadar fazla oldu ki cep
telefonlarının fiyatı aşırı bir düzeye çıktı. İmalatçılar
karşılık veremez oldular ve bu potansiyeli kullanarak
cep telefonları geniş ufuklar açtılar. Ancak bu ufuklar
beraberlerinde yeni yeni tehlikeler getirdiler:
Elektromanyetik Dalga kirlikiği.
Şekil 3. Baz istasyonlarının kuruluş karakteristikleri
yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi bir arı peteğini
andırmaktadır. Gruplandırılan petekler bir ana şemsiyenin
altında işlem görmektedir. Şekildeki eliptik daire bunu
yansıtmaktadır.
Baz istasyonları yerlerine göre muhtelif
sığalarda olurlar. Yayılımları yine yerlerine göre
değişir. Tepede kurulan birbaz istasyonu ile
yamaşlarda kurulan baz istasyonlarının kaplasığı alan
aynı değildir. Kırsal arazilerde ise daha değişik
boyutlar alır.
Kırsal arazideki nüfus oranı yerleşim
merkezlerine göre ya çok düşük veya hiç yoktur. Bu
nedenle buraya yapılacak masraflar ilgili şirketlere
külliyetli giderler getirmektedir. Ancak diğer
yerleşim merkezleri ile de ulaşımın sağlanması
gerektiğinden az masraflı bir ortam tercih
edilmektedir. Bunu sağlamak için de daha az, ancak
daha güçlü vericilerin yerleştirilmesi şirketlerin
istediği amaca hızmet edecektir. Şekil 4 istenen
sahayı kapsamına alması için kapsamı istenen saha
sınırlarına göre daha geniş bir alana hitap edebilecek
daha
güçlü,
değişik
alıcı
ve
vericileri
simgelemektedir [4].
Şekil 2. Cep telefonlarının yayılması gün geçtikçe
katlanmaktadır. Yukarıdaki graf bu katlanmanın ne kadar
yüksek olduğunu bariz ber biçimde saptamaktadır.
Önceleri yüksek bir enerji gücüne sahip olan cep
telefonları, halktan gelen tepki üzerine bu yüksek
kapasitenin yerini daha düşük ancak daha verimli
aygıtlara bırakmışlardır. Bugün imal edilen cep
telefonlarının güçleri birkaç watt civarındadır.
3. BAZ İSTASYONLARI
Cep telefonlarının artmasına paralel olarak baz
istasyonları da bir artış gösterdi. Ancak bu artış cep
telefonları gibi istenen düzeyde olmadı ve bu
gelişmelere tepkiler başladı. Ortaya promosyonlar
atıldı. Zaman aralıklarında baz istasyonlarının
yayılımı da genişledi ve hemen hemen ülkenin her
9
Merkezi baz istasyonu sisteminin ana
çekirdeğini oluşturur. Güçleri yüksektir. Kapsadıkları
mesafe 35 km’yi bulur. Şirketler çoğaldıkça ve
sahaları genişledikçe mevcut istasyon rakamı da
artmış olacaktır. Şekil 4, geniş bir muhabere sahasını
kapsamına alan bu vericileri –alanları geniş olan
petekler-, şekil 5 bu tipik muhabere sistemlerini
sembolize etmektedir.
3.2. Microcells
Ana merkezi takviye etmek için kullanılırlar.
Konuşmaların yoğun olduğu bölgeleri hedef alırlar.
Hitap ettikleri alanlar ise cep telefonlarının
yoğunluğu çok olan alış-veriş merkezlerinde,
okullarda v.b. yakın yerlerdedir. Sayılarının artışı cep
telefonlarının artışı ile orantı oluşturur. Radyo
frekans radyasyon yoğunluğu macrocellere nispeden
daha düşüktür. Konusu olabilecek radyasyon alanı
birkaç yüz metreyi aşmaz. İkinci düzeydeki vericiler
bu kapsamda yer almaktadır.
Şekil 4. Yukarıdaki şekil çeşitli güçteki baz istasyonlarını,
petek hacimleri de güçlerini simgelemektedir.
Cep telefonları ile ‘Baz’ diye isimlendirilen
merkez istasyonlar radyo frekans radyasyonu
yayarlar. Bütün vericilerin yaydıkları radyasyon
yoğunluğu mesafe ile orantılıdır. Ancak cep
telefonlarındaki mesafe kulak hizasında işlem gören
anten ile beyin hücreleri arasındaki mesafede
olduğundan radyasyon yoğunluğu nispeten daha
yüksektir.
Baz istasyonları olarak isimlendirilen merkez
istasyonlarının ise çevreye yaydığı radyasyon, kurulu
oldukları alanlar içerisindedir. Baz istasyonları
güçlerine göre üç türde ele alınmaktadır: Macrocells,
Microcells ve picocells.
Aşağıdaki tablo içinde bulunduğumuz sürede
1800 ile 1900 MHz frekanslarında yayın yapması
öngörülen bandların sınıflarını ve bu bandlardaki
sınıfların güçlerini gösterir.
3.1. Macrocell’ler
Şekil 5. Yukarıdaki şekil cep telefonları ile muhabereyi
sağlayacak bir yayın ağ sistemini göstermektedir.
TABLO 1
Güç sınıfı
1
2
3
4
5
6
7
8
Mobil Yayının
Azami Gücü
3.3. Picocells
SabitYayının
Azami Gücü
(W)
(dBm)
(W)
(dBm)
20
8
5
2
0.8
43
39
37
40
29
320
160
80
40
20
10
5
2.5
55
52
49
46
43
40
37
34
Binaların dışına yerleştirilen baz istasyonları
bina içlerinde etkili olamamakta ve iletişimi temin
edememekteydi. Bu dezavantajlarını bertaraf etmek
için şu an için alınan tertibat küçük çaptaki
vericilerin bina içerisine yerleştirilmeleri ve
antenlerini bina dışına kurmakla muhaberenin
sağlanması metoduydu. Bu tür vericiler baz
istasyonlarının diğer iki türünden daha düşük
kapasitededirler. Bunlar da ağabeyileri gibi radyo
frekans
radyasyonu
yayarlar.
Birkaç
watt
gücündedirler. Ancak oda içine yerleştirildiklerinde,
oda içerisindeki eşya ve duvarlardan yansımaya
uğrarlar. Bu yansıma sonucu bu çok küçük
kapasitede olan ‘picocells’ vericileri de ağabeyleri
kadar etkili olabilmektedirler. Üçüncü düzeydeki
vericiler bu kapsamda yer almaktadır.
Tablo 1. Yukarıdaki tablo muhtelif sınıfta bulunan
vericilerin müsaade edilebilen azami güçlerini
yansıtmaktadır
10
4. ULUSLARARASI POLİTİKA
6. RADYO VE TELEVİZYON
VERİCİLERİ
Uluslararası elektromanyetik dalga yayını
düzenleyicileri (APTA) halktan gelen tepki üzerine
bu yayınları yapan şebekeleri gözden geçirerek üç
bölümde sınıflandırmışlar ve bunların aşılmamasını
ön gören kurallar yanında, güçlerinin azaltılması
yönünde çalışmalara başlamışlardır.
Ortaya konan kurallara göre ilk etapta sınıflarına
göre saptanan verici güç kaynakları aşağıdaki
sınırları aşmamalıdır:
Birinci düzeydeki vericiler
İkinci düzeydeki vericiler
Üçüncü düzeydeki vericiler
Radyo ve Televizyon vericileri toplumun haber
alma, duyurular, piyasa hareketleri ve temaşa
ihtiyacını karşılamak için kurulmuşlardır. Tek yönlü
yayın yapan bu vericiler genel anlamda toplum,
büyük şehirlerde ise topluluklara hitap ederler.
Adetleri baz istasyonlarından çok azdır. Ancak
güçleri baz iztasyonlarının güçlerinden 300-1000 kat
daha fazladır.
320 – 2.5 W
40 – 2.5 W
1.6 – 0.05W
7. EMD RADYASYONU
TARTIŞMALARI
Tüm bu konu edilen aygıtların bir amacı vardır:
İnsanlar arasında iletişim sağlamak, bilgi alışverişinde bulunmak.
Ancak bu aygıtlar görevlerini yerine getirirken
çevreye Elektro-manyetik Dalgalar yayarlar. Bu
dalgalar EMD kirliliği olarak tanımlanır.
Elektro-manyetik Dalgalar gözle görülemez.
Ancak bu dalgaların varlığı ve çevreye yaydıkları
EMD kirliliği belirli aletlerle saptanabilir, ölçülebilir.
EMD kirliliği son günlerde günün konusu olmuş
yararları ile zararları üzerinde bitmeyen tartışmalara
yol açmıştır. Bu tartışmalarda bu güne kadar hiç bir
taraf kendi tezini kesin olarak kanıtlayamamıştır.
Yine bu hususta yapılan ilmi araştırmalar da
vardır. Bu araştırmalar elektrik akımı ile
elektromanyetik dalgaların insan kalbi ile DNA’yi
üzerinde olan etkilerini ele almakta onları
incelemektedir. Çünkü bu dalgaların zararları
olduğuna inanılan ortamlar bulunmuştur.
Elektromanyetik dalga yayan aygıtların kesin
olarak, insan sağlığına zararlarının olup olmadığı
veya bu aygıtların faydalarının bulunup bulunmadığı
üzerindeki sorularının yanıtsız kalması halk arasında
büyük kaygılar yaratmakta ve bu sorular tekrar ve
tekrar her ortamda dile getirilmektedir.
Eğer sürekli olarak ortaya atılan sorulara bir
yanıt verilecekse, bu sorulara yanıt verme işi anlatana
göre değişir ve farklı sonuçlar getirir, şöyleki:
Bu sınırlamalar kendi içlerinde de sınıflara
ayrılırlar. Tablo 2 bu istasyonların ayrıldıkları
sınıfları,
kullanacakları
güç
ile
toleransı
yansıtmaktadır [5].
TABLO 2
Güç Sınıfı
1
2
3
4
5
6
7
8
Azami doruk Güç
Watt
dBm
320
160
80
40
20
10
5
2.5
55
52
49
46
43
40
37
34
Tolerans
(dB)
-0, +3
-0, +3
-0, +3
-0, +3
-0, +3
-0, +3
-0, +3
-0, +3
Tablo 2. Vericiler yukarıda gösterilen sınıflara
bölünmüştür. Bu sınıflardaki vericiler belirtilen güç ve
toleranslarının aşılması ortaya konan kurallarca
engellenmiştir.
• Kimisi zararları vardır,
• Kimisi zararları yoktur, demektedir.
• Kimisi de bazı nedenlerden bu hususta görüş
beyan etmekten kaçınmaktadır.
5. TELSİZLER
Bu durumda elektromanyetik dalgalar yoluyla
çevreye radyasyon yayan araç ve gereçler hakkında
kesin olarak bu iki şıktan biri üzerine ağırlık
konabilmesi için önce EMD radyasyonunun insan
vücudu ile olan ilişkilerini ortaya koymak gerekir.
İnsan vücudu diğer faktörlerin yanında elektrik
akımına karşı da çok duyarlıdır. Bu duyarlılık
vücudun muhtelif yerlerine göre değişir. Bilim
adamları bu duyarlılığı saptamak için hayvanlar
üzerinde, öldürücü olmayan dosajlarda da insanlar
üzerinde, birçok deneyler yaptılar.
Telsizler, cep telefonları gibi karşılıklı iletişim
sağlarlar. Ancak hitap ettikleri kitleler sınırlıdır.
Kullanım alanları herhangi bir iletişim aracı
bulunmayan, daha çok ücra bölgelerdir. Şehir
içlerinde ise bina hızmetlerinin bir parçası olarak ve
taksi şoförlerinin yönlerinin tayininde kullanılırlar.
Özel ruhsatı gerektirir. Bunların güçleri baz
istasyonlarının güçlerinden 15-30 kat daha fazladır.
Ulaşım sahası yerine göre 1 km ile 30km arasındadır.
Bazı özel durumlarda ve pek sınırlı yetkiler içerisinde
deniz aşırı iletişimi de kapsayabilirler.
11
Yapılan bu deneyler sonucu bazı bilgiler elde
edildi. Ağırlık taşıyan deneyler daha çok kalb, insan
direnci ve DNA üzerinde yoğunlaşmıştır. Eğer elde
edilen bu bilgilere bir göz atalır ve bu hususta biraz
bilgi sahibi olunursa konuya bakış açısı biraz
farklılıklar alabilir.
8. ELEKTRİK VE EMD DENEYLERİ
İnsan vücudu üzerinde yapılan testler burada üç
açıdan ele alınmıştır:
1. Kalb ve akım ilişkileri,
2. İnsan direncinin ölçümü,
3. EMD’nin DNA üzerindeki etkileri.
Birinci deneyde esas olarak alınan, elektrik
akımının kalbe olan etkileri, ikinci deneyde insan
vücudunun
elektrik
potansiyeline
karşı
dayanabileceği en yüksek aşaması, üçüncü deney ise
biyolojik etkenleri kapsamına almaktadır. Aşağıdaki
paragraflarda bu konular biraz daha geniş kapsamlı
bilgi verilmektedir.
8.1. Kalp Üzerindeki Akım Deneyleri
Şekil 7 – İnsan kalbinin elektrokardiogramı ile
çekıştırılması ve çalışma aşamaları
Dünya üzerindeki elementler elektrik akımına
karşı muhtelif tepkiler gösterirler. İnsan vücudu da
bu kuralın dışında kalmaz. Elektrik akımına karşı
olan tepkiler genellikle elementlerin direnci olarak
tanımlanırlar. Elektromanyetik dalgalar aracılığıyle
insan vücuduna yapılan etki oranı daha da değişik
şekiller alır. Bu şekiller kendini ısı, manyetik etkiler,
elektriksel etkiler eltromanyetik dalga radyasyonu ve
biyolojik etkenler olarak ortaya koyar. Bu etkenler
bilahare teker teker ele alınmış ve zarar düzeyleri
tartışılmıştır. Şekil 6 normal bir insan kalbinin
yapılışını göstermektedir. Burada salt konu ile ilgili
olan kısımlar ele alınmıştır. Şekil 7 ise insan kalbinin
genel bir elektrokardiogramını (ECG) göstermektedir
[6].
Şekil 6’da atar ve toplar damarlardan gelen kanı
deveran ettiren insan kalbinin aktif elemanları
numaralandırılmıştır. Bu numaralar anlaşılabilmesi
açısından graf ve kalb durumlarına tekabül eden
yerlerde aynı numaralar kullanılmıştır. Kan dev eranı
ile ilgili olarak çalışma prensipleri PQRST harfları ile
belirtildiği gibi beş aşamada gösterilmiştir. Kanın
deveranı kulakçık ve kapakçıkların kasılması ve
gevşemesi ile sağlanmaktadır. Bu hareketleri bir
dalga olarak nitelersek ilk aşaması olan P dalgası SA
yumrusunun kasılmasıyla oluşan ve kana ilk basıncı
veren dalgadır. T dalgası ise kanın AV sahasına
geçişinden oluşan ve karıncıklarla yakından ilgisi
olan dalgadır. “T Fazı” denen bu aşama esnasında bu
bölgenin bir elektrik akımına uğraması halinde büyük
tehlike arzettiği devredir.
İnsana yapılan elektrik şoku damar ve kasların
tepkileri ile ölçülebilmektedir. İnsanın damar sistemi,
vücudun muhtelif yerlerine muhtelif elektriki
sinyalleri taşıyan bir ağ sistemi olarak düşünülebilir.
Bu sistem 100Hz frekans ile 4 µA’lik dalgacıklarla
inceleme altına alınabilir [6]. Kaslarda bir hareket
olması halinde bu akım 2mA’e kadar çıkarılabilir.
Kan’ın iyi bir iletken olduğunu göz önünde
bulundurursak, insan vücudunun herhangi bir yerine
tatbik edilecek bir elektrik şokunun, insandaki
etkilerini öğrenebilmek mümkündür. Yapılan birçok
deneyler [8] bize gösterdi ki, göğüs boşluğu ile
kafatasına gelen elektrik şoklarının ölümcül
olabileceğidir.
Bu amaç için düzenlenen tablo 3 bu uğurda
yapılan testlerin sonucunu yansıtmaktadır:
Şekil 6 – İnsan Kalbi ve odacıklarla, kapakcıkları
12
TABLO 3
Deney 1
Akım
şiddeti
Etkisi ile ilgili açıklamalar
1-5 mA
Pek fark edilemeyen bir akım
5-12mA
Acı verir ancak kasların doğal
ko-runmasıyle
bu
şoktan
kurtulmak mümkün
13-15mA
Sinirsel kontrol ile akım
arasında bir dengeleme görülen
noktadır. İnsan beyninin verdiği komutlar yerine getirilip
getirilememe aşamasındadır.
20-50mA
Bu aşama çok acı verir ve
insan kendini kaybedebilir.
Şekil 7’de gösterilen devrenin
‘T’ aşamasına rastlarsa çok
kritik bir durum arzeder.
50-75mA
Bu aşamada kan deveranı
durur. 3 dakika içerisinde
beyne kan gitme-mesi halinde,
dönüşü olmayan za-rarlar
husule gelir.
100-1500mA
Kalp hareketini engeller ve ani
ölümü getirir.
Şekil 8 – Yukarıdaki şekil elektrik akımı verilen bir
vücudun çekilen ECG sonuçları ile kan basıncının
durumunu göstermektedir
8.2. Elektriksel Direnç Deneyleri
İnsan vücudu bir iletken olarak düşünüldüğünde,
bu vücudun muhtelif yerlerine elektrik potansiyeli
vererek yaratacağı etkilerle iki kutup arasında
oluşabilecek direnci bulmak mümkündür. Her
iletkende olduğu gibi insan vücudunun da ohm
kanunu kuralları uyarınca bir davranış içerisinde
olmasının da kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu düşünceden hareket ederek alimler insan
vücudunun muhtelif yerlerinde husule gelen
dirençleri bulmağa çalışmışlar ve yaptıkları
çalışmaları aşağıdaki tablo 4’te gösterildiği şekilde
yayımlamışlardır.
Tablo 3. Elektrik akımı canlıların vücut hücrelerine tesir
ettiği gibi doğrudan doğruya kalbe de tesir eder.
Yukarıdaki deneyler birçok kez birçok canlı üzerinde
tekrarlanmıştır. Sonuç olarak belirli bir aşamadan sonra
elektrik akımı canlılar üzerinde ölümcül olabilmektedir.Bu
ölümcül sınırlaır yukarıdaki rakamlardan elde etmek
mümkündür.
TABLO 4
Deney 2
Elektrik akımının insan vücuduna yapacağı
tahribat, elektrik akımının sadece şiddetine bağlı
kalmamaktadır. Yapılacak tahribat elektrik akımının
şiddetinin yanında aynı zamanda elektrik akımının
hem süresine hem de olacağı zamana bağlıdır. İnsan
vücuduna yapılan elektrik akım süresi ile ilgili olarak
yapılan deneylerde, insan vücudunun 0.4 saniye
içerisinde husule gelen akımlardan doğal olarak
korunabileceği saptanmıştır. İşte bu nedenledir ki
korunma düzenekleri, IEE’nin yanında bütün ülkeler,
herhangi bir arıza anında elektrik akımının devresinin
bu süre içerisinde açılması şart koşulmaktadır [9].
Ancak bunun dışında olabilecek tahribat akımın
zamanı ile ilgilidir. Bu zamanın neden gerekli olduğu
şekil 8’de kardioliji verileri ile kan basıncı graflarına
dayalı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.
Tablo 4. İnsanın elektrik akımına karşı direnci vücudun
çeşitli noktalarında değişik değerlikler alırlar. Yukarıdaki
şekil elektrik akımının merkezi el olması halinde değişik
potansiyellerde olan etki değerleri verilmektedir.
13
Bu deneylere göre en zayıf bir insan vücudu 50
volta kadar herhangi bir hasar görmeden elektrik
akımına karşı bir dayanıklılık göstermektedir. Bunun
dışındaki hallerde değişik insanlarda değişik etkiler
görülmek-tedir.
8.3. DNA Deneyleri
Yine DNA üzerinde yapılan testlerde aşırı
elektromanyetik
dalgaların
zararları
olduğu
saptanmıştır.
Şekil 11. Yukarıdaki şekil bir insan hücresini,
çekirdeğini, kromosomlarını histon diye tanınan
proteinlere sarılmış DNA’yi tanımlamaya çalışmaktadır.
Elektromanyetik dalgaların, yukarıda açıklaması
yapılmaya çalışılan, DNA üzerinde olan etkileri şekil
9’da sembolize edilmiştir. Yapılan deneylerde ve
şekil 9’da belirtildiği bölgelerde, az bir dosajdaki
elektromanyetik dalgalara maruz kalan DNA
yapılarını koruyabilirler, ancak yüksek dosajlarda, bu
yapılarını korumanın mümkün olmadığı belirgin
olarak ortaya çıkmakta ve böyle durumlardan
kaçınılması önerilmektedir. Çünkü bu durumlar insan
karakteri üzerinde geri dönülemeyen sonuçlar
yaratabilir.
Güneşten gelen ışınlar, X-Ray ışınları ile radyo
vericilerinin çevreye yaydıkları dalgaların hepsi de
elektromanyetik radyasyonlar veren unsurlardır. Cep
telefonları ile diğer vericiler de çevreye bu
radyasyonu yayarlar. Çevreye yayılacak olan EMD
radyasyonunun oranı APTA ve ANSI tarafından
düzenlenmiştir. Bu ise 0.4W/kg olarak saptanmıştır.
Yine bunun dışında, bu dosajın aşılmamasına
özen gösterilmesine rağmen uzun süreli radyasyona
tutulmada etkilerinin ne olacağı kesin olarak
saptanamamış, bu da cep telefonlarının piyasaya
sürülüş mazilerinin uzun olmadığı gerekçesi ile
etkileri hususunda bir görüş henüz kesinlik
kazanamamıştır.
Şekil 9. Elektromanyetik dalgalar insan DNA’yi üzerinde
güçlerine göre çeşitli etkiler yaratır. Yukarıdaki şekil bu
etkilerin etki metodları ile türlerini yansıtmaktadır.
Deoxyribo-Nucleic-Asit’in kısa yazılışı olan
DNA kişinin soydan gelen genetik karakteristik ve
oluşumu taşıyan kodlanmış batından batına aktarılan
bilgilerdir.
Bütün
hücrelerin
çekirdeklerinde
mevcuttur. Bir insan hücresinin çekirdeğinde 23 adet
çiftleşmiş kromosom bulunmaktadır. Toplam
kromozomların adedi 46’dır. Her kromozomda
kangal biçiminde dolanmış histon diye tanımlanan
proteinlere sarılmış DNA mevcuttur. Şekil 10,
DNA’yin oluşumunda geçirilen merhaleler, Şekil
11’te ise DNA’yin açıklanması anlatılmaya
çalışmaktadır.
9. CEP TELEFONLARI, BAZ
İSTASYONLARI VE İNSAN
Elektromanyetik dalgaların (EMD) varlığı cep
telefonlarının piyasaya sürülmesinden sonra ön plana
geçti. Baz istasyonlarının önem kazanması ve halk
Şekil 10. Yukarıdaki şekiller DNA’yin oluşum merhalelerini
yansıtmaktadır.
14
arasında büyük ölçüde yayılması son zamanların
harika olarak nitelendirilebilecek bir olayıdır.
Kullanılışları o kadar genişledi ki kurum ve
kuruluşların, devlet dairelerinin, özel ve tüzel
kişilerin bir parçası haline geldi. Bugün hemen
hemen herkesin cebinde bir veya iki cep telefonu
bulunmaktadır. Son zamanlarda zararları olduğu
üzerinde ortaya atılan iddialara rağmen bu
telefonların artışı daha da devam edecektir.
1954 yılında Kıbrıs’ta Kıbrıs Radyo Yayın
İstasyonu (CBC) kurulduğu zaman, bulunduğu
mevkiin 500 m ilerisinde bulunan Atalasa ormanı
civarında 50 m’lik bir antenin bir ucuna ampülün bir
ayağı diğer ucuna da toprak hattı bağlandığı zaman
ampülün ışık saçtığı görülmüştü. O zamanlar bunun
nedenleri pek çözümlenememişti. Aradan uzun bir
süre geçtiği zaman istasyona yakın çevredeki
ağaçların etkilendiği ve boylarının ormandaki diğer
ağaçlara oranla büyümediği gözlemlendi.
Cep telefonlarından çıkan radyo dalgaları gözün
geremediği yerlere kadar, bina içleri, görünmeyen
köşeler, tavan araları v.b. yerlere eğilebilme,
eğrilebilme, yansıyabilme özelliklerinden dolayı
erişebilmektedirler. Önceleri Analog systemde yayın
yapan (TACS) cep telefonları şimdi hemen hemen
Avrupa digital standardları doğrultusunda ‘Global
System for Mobile’ (GSM) genellikle 900 MHz ile
1.8GHz bandlarını kullanırlar ve bunların baz
istasyonları bir bal peteği gibi hücrelerden oluşurlar
[14]. Son yıllarda bu frekanlara bir frekans daha
eklenmiştir. Şekil 12 böyle bir ağ sistemini
yansıtmaktadır. Bu durumda radyasyon kirliliği
hemen hemen en ücra köşelerde dahi mevcuttur.
Dolayısıyle insan vücudunun elektromanyetik
dalgalardan kurtulması imkansız bir durum arzeder.
Şekil 12. Bal peteğini arzeden baz istasyonlarının
görünümü ve bir cep telefonunun muhabere halindeki
konumu
Halk sağlığını tehdit ettiği öne sürülen baz
istasyonları ile cep telefonları radyo yayın dalgaları
kapsamında incelenmekte (RF) ve bu kurallar
kapsamında işlem görmektedir. (RF kuralları Para.
3.3 – 3.7). Bu yayınlar insan vücudunu iki şekilde
etkilemektedir; biri, baz istasyonlarından yapılan
yayınlar, öteki ise cep telefonlarının yaptığı yayınlar.
Baz istanyonları kuruluş yerine göre 10 ile 30 W
arasında cep telefonları ise imalatına göre 2 ile 5W
arasında radyo frekansı cinsinden olan güçlerde
yapılmışlardır. Halktan gelen tepkiler üzerine bu güç
son zamanlarda azaltılmıştır. Mevcut teknolojinin
verdiği olanaklar çerçevesinde bu istasyon ve
telefonların frekansları Geka Hertz’lere erişti, hatta
onları aştı. İngilterede bu frekanslar 13, 23 ve 38
Geka Hertz’dir [10]. Bilinen ve ispatı yapılan
gerçekler arasında radyo frekanslarının insan
vücudundaki etkisi, hücrelere ısı niteliğini taşımakta
[11], DNA üzerinde de değişik etkileri görülmektedir
[12]. Bazı ülkeler baz istasyonları ile cep
telefonlarının direkt ve endirekt etkileri ile radyasyon
yoluyle olan etkilerini kapsayan araştırmalarda
bulunmuşlarsa da bu sonuçlar henüz halka daha
açıklanmamıştır.
Endirekt etkileri ile bilinen ve ispatı yapılan
gerçekler şöyledir: Bir araba sürücüsü araba sürerken
cep telefonunu kullandığı anda, cep telefonundan
çıkan radyasyonun beyin hücrelerini direkt olarak
etkilemesinden, insan davranışlarına da tesir eder ve
kazaların artmasına neden olur [13].
Şekil 13. Elektromanyetik dalga gücünün metre kare
cinsinden olan bağıntısı ile birimi
Elektromanyetik dalgalar elektrik ile manyetik
alanlardan oluşan positif ve negatif tepeler arasında
öngörülen zaman birimi içerisinde titreşirler.
Şekil 14.Yukarıdaki şekil bir baz istasyonundan
yayılan elektromanyetik dalgaların insan vücuduna erişen
sahayı tesbit etmektedir
15
Dolayısıyle gerek elektrik akımının gerekse
elektromanyetik dalgaların bu yönlerini de göz
önünde bulundurmak gerekir.
10. E.M.D. KİRLİLİĞİ
Cep telefonlarına karşı istekler çoğaldıkça imalat
da o derecede artar. Bunun sonucu da bu telefonları
imal eden kuruluşları artırır. Kuruluşların artması
artışa göre her kuruluş adedi oranında baz
istasyonları da çoğalan adet oranında değil
bulundukları mevkiye göre, mevcutların iki, üç veya
daha fazla katları oranında artar. Buna koşut olarak
da havadaki elektro-mayetik dalga dosajı o derece
katlanır.
Şu an Kuzey Kıbrıs’ta iki kuruluş vardır. Her
kuruluş kendi üyeleri için iletişimi sağlamak
açısından kendi baz ağlarını döşemek zorundadır.
Aynı orandaki ağların döşenmesi öteki kuruluş için
de zorunludur. Bu durumda iki yayın merkezi
kurulacağından aynı noktada veya yaklaşık
noktalarda insan vücuduna gelecek elektromayetik
dalga dosajı da iki katına çıkmış olacaktır. Bir
üçüncüsünün delmesi halinde kurulacak istasyon
oranları oranında da bir artış olur. İnsan vücudunda
elektro-manyetik dalga dosajlarının artması hiç de
arzu edilen bir nen değildir.
İş bununla da kalmaz çevrede salt baz
istasyonları mevcut değildir. Elektro-manyetik güç
kapasitesi çok daha yüksek olan Televizyonlar ve
Radyo Yayın organları da vardır. Bunları da baz
istasyonlarının dosajlarına ekler ve elektromanyetik
dalga kirliliğinin boyutlarının ne aşamada olduğuna
dair bir fikir sahibi olursak, bu husustaki kararsızlık
bir nebze daha kararlılığa doğru adım atmaması için
bir neden kalmaz.
Şekil 15. Yukarıdaki resim dipol bir anteni ve etrafa
yaydığı elektromanyetik dalgaları yansıtmaktadır. Şekil
8’de belirtilen baz istasyonunun salt uç antenlerinin
büyütülmüş şeklidir
Manyetik (β) alanın şiddeti positif ve negatif
tepeler arasındaki potansiyel farkı ile orantılıdır ve
birimi T (Tesla)’dır. Elektriki alan metre başına volt
olarak ölçülür (V/m). Elektromanyetik dalgalar ise
metre
kare
başına
watt
(W)
cinsinden
hesaplanmaktadır. Şekil 13 bu ortamı yansıtmaktadır.
Dipol bir antenden yayılan dalgalar, şekil 14, insan
vücuduna da erişmekte ve aynı titreşimlerin insan
vücudunda da oluşmasına neden olmaktadır, (şekil
15). İnsan vücudunda oluşan bu titreşimler antene
yanlaştıkça yoğunluğu da artar, elektrik akımı
yükselir, vücuttaki ısı çoğalır. Buna ek olarak DNA
dokularında meydana gelen etkenler de belirtildiğine
göre karesiyle orantılı bir artış kaydeder [15].
11. KKTC VE KANSER OLAYLARI
Ötedenberi gazeteler sürekli olarak Kuzey
Kıbrıs’ta kanser olaylarının arttığını belirtmekte ve
bu artışın genellikle çiftlik ürünlerine, erken zamanda
meyve vermelerini sağlamak için su ile birlikte
bitkilere verilen dosajı aşmış, gelişi güzel yapılan
ilaçlamalara
bağlamaktadırlar.
Ancak
şunu
gözönünde bulundurmak gerekir ki bu ilaçlamalar
baz istasyonlarının kuruluşundan önce de vardı. O
zaman kanser olayları ya basına yansımıyordu veya
durumun başka bir izahatı olması gerekmekteydi.
Bilinen bir husus vardır ki baz istasyonlarının
kurulumasından bu yana kanser olaylarının da
artmasıdır. Yalnız, şunu hemen söylemek gerekir ki
olayı salt baz istasyonlarına bağlamak da doğru
olmaz. Çünkü henüz bunu kanıtlayacak bir araştırma
veya gereken incelemeler yapılmadığı gibi bu husus
ülkemizde yeni yeni önem kazanmaktadır.
Eğer buna diğer şirketlerin istasyonları ile
Radyo, Televizyon gibi daha güçlü elektromanyetik
dalga yayan sistemlerin radyasyonlarını da eklersek
ulaşılabilecek
boyutun
ne
aşamaya
kadar
Bu dosajların şiddeti:
mσΕ2/ρ (W/kg) olarak hesaplanmaktadır.
Şöyleki:
m
σ
ρ
E
= hücrenin kütlesi
= hücrenin iletkenlik birimi
= hücrenin birimsel enerji emme
kapasitesi
= Elektriki alan (rms cinsinden)
Bu durumda dosaj insan hücrelerinin
dayanabileceği sınırı aşarsa bu hücrelere zarar
gelmemesi olanaksızdır. Çok yüksek bir dosaj insan
hücrelerine öyle bir zarar verir ki bazı durumlarda
normal bir geriye dönüş imkansız olabilir, Tablo 1 ve
Tablo 2’de belirtildiği gibi. Ancak bunu tek taraflı ele
almak da doğru olmaz. Çünkü elektromanyetik
dalgaların bazı dosajları insana yararlı olduğu gibi
hekimlikte bazı hastalıkları tedavi etmede kullanılır.
16
Türkiyede bu hususla ilgili kuruluşlar için ortaya
konan standartlar ANSI standartlarıyla farklılıklar
oluşturur, şöyleki:
çıkabileceğini tahmin etmek artık güç değildir.
Bunun yanında mevcut elektromanyetik dalgaların
yoğunluğuna
cep
telefonlarının
yaydıkları
elektromayetik dalgaları da katarsak EMD kirliliği
üzerindeki boyutlarımızin ne düzeye erişebileceğini
tahayyül etmek güç olmaz.
İnsan vücuduna düşen bu radyasyon, belirtilen
dosajı aşar mı, aşmaz mı, bulunduğu yere göre
değişir.
Uluslararası elektromayetik dalgaları düzenleme
kurulu
“International
Radiation
Protection
Association” (IRPA) tarafından yayımcılara ışık
tutacak insan vücudunun etkilenme sınırları aşağıda
verilmiştir:
TABLO 7
Türkiyedeki Standardlar
Frekans
TABLO 5
Frekans
(MHz)
Elektriki
alan
(V/m)
Magnetik
alan
(A/m)
0.01-0.038 1000
42
0.038-0.61 1000
1.6/f
0.61-10
614/f
1.6/f
10-400
61.4
0.16
400-2k
3.07√f 8.14×10-3√f
2k-150k
137
0.364
150k-300k 0.354√f 9.4 ×10-4√f
(MHz)
Elektriki alan
yoğunluğu
(V/m)
Güç
(W/m2)
900
41.1 (4)
4.6(6)
1800
58.1(61)
9(10)
Tablo 6. Yukarıdaki tablo, Türkiye’deki standartlarda
EMD kirliliği ile ilgili belirtlen sınırların aşılmamasını
öngören tablodur. Ayıraç içindeki rakamlar ARPA-ANSI
sınırlamalarını yansıtır.
Güç
yoğunluğu
(W/m2)
10
f/40
50
3.334×10-4f
Bu sınırlarla ilgili tablo incelendiği zaman
uluslararası anlaşmalar olmasına rağmen ülkelerin
kendi standarlarında getirdikleri sınırlamar arsında
farklılıklar vardır. Türkiye’deki farlılık 900 MHz
bandında olan ve elektriki alanda belirtilen
farklılıktır. Bu rakamlara uygun olarak gerek
Türkiye’de gerekse Kıbrıs’ta sürekli olarak ölçümler
yapılmaktadır. Yapılan bu ölçümlere göre her iki
ülkede de bazı yerlerde bu sınırlar aşılmıştır. Aşılan
rakamlar elimizde mevcuttur. Ancak bu sınırları
açıklayacak makam biz olmadığımız ve yetkililer
başka mercilerde merkezlendiği için burada bunun
açıklanmasını yapmak sorumluluk aşaması içerisine
girer. Zaten bizim konumuz cep telefonlarının
faydaları ile zararlarının saptanması ile ilgilidir.
Bu kısa teknik açıklamalardan sonra yeniden
konuya dönelim.
Su elektrik akımını geçirir. İnsan vücudu ise
%70 sudan oluştuğuna göre kendisi bir iletken
durumundadır. Bu ve deneylerde ortaya konan
rakamlar bize gösteriyor ki insan vücudu elektrik
enerjisinden büyük ölçüde etkilenebilmektedir. Bu
etki, sınırını aşarsa insan yaşamı da sona erebilir.
“Amerikan National Standards Institude”
(ANSI) ile ARPA tarafından belirlenen sinir Özgül
Soğrulma Oran (Specific Absorbtion Rate - SAR)
değeri 0.4W/kg’dır [16]. Bu değere erişilir veya
aşılırsa ciddi sağlık sorunlarıyle kaşılanacağı tahmin
edilmektedir. Bu nedenle çizilen sınır insan vücuduna
zarar gelmeyecek olan sınırdır. Bu sınır bu
ölçümlerin 1/10’u olarak kabul edilmiştir. Bu da bize
gösteriyor ki etkenler insan ağırlığına göre değişir.
Tablo 6’da vücut ağırlığı ile şuaya maruz kalınan
zaman da dikkate alınarak SAR sınırları ortaya
konmaktadır.
TABLO 6
SAR LİMİTLERİ
12. CEP TELEFONLARININ
YARARLARI
Uzuvlar
SAR
Sınırı
W/kg
Kütle
(g)
Zaman
(dakika)
Tüm vücut
0.4
-
15
Kafa (Cenin)
10
10
6
Boyun
10
100
6
Kol ve bacaklar
20
100
6
Elektromanyetik dalgalar az dosajda tedavi
amacıyle
hekimlikte
kullanılırlar.
Örneğin,
sporcuların aldıkları darbeleri microwave ile, kanseri
kemotherapi ile geçirdikleri gibi.
Cep telefonlarının iletişim kurmakta da büyük
yararları vardır. Özellikle teknolojinin erişmediği
yerlerde yapılan araştırma ve sondajlarda, iletişimin
önem kazandığı ve hayat kurtarabileceği ortamlarda
kullanıldığından sosyal ve ruhsal bir rahatlık getirir.
17
ısısının
çoğalması
şeklinde
ortaya
koyar.
Radyasyonel alan ise doğrudan doğruya dokular
üzerine etki yapar.
13. CEP TELEFONLARININ
ZARARLARI
Güneşten gelen ışınlar, X-Ray ışınları ile radyo
vericilerinin çevreye yaydıkları dalgaların hepsi de
elektromanyetik radyasyonlar veren unsurlardır. Cep
telefonları ile diğer vericiler de çevreye bu
radyasyonu yayarlar. Çevreye yayılacak oran APTA
ve ANSI tarafından düzenlenmiş, bu oran ise
0.4W/kg olarak saptanmıştır.
Çevreye elektromanyetik dalgalar yoluyla
yayılan radyasyonlar halkı özellikle bebekleri ciddi
surette rahatsız etmektedir. Bunun sonucu baskı
unsurları oluşturulmuş ve hükümetlerin bir önlem
alınması istenmiştir. İngiltere hükümeti ortaya atılan
bu iddialar bir yanıt bulmak için tarafsın
uzmanlardan oluşan bir komisyon oluşturdu:
“Independent Expert Group on Mobile Phones”
(IEGMP).
13.3. Isısal Etkenler
Vücuda isabet eden elektromanyetik dalgaların
frekans değişikliklerine vücudun direnmesiyle ortaya
çıkar. Vücut üzerinde olan ısıyı kan deveranı ile tüm
vücutta dengelemeye çalışır ve deri yüzeyi üzerinden
normal seviyelere indirmeye çabalar. Vücutta oluşan
ısı dengeleme oranını aşacak bir nitelikte ise vücut
ısısı gittikçe yükselir. Bu yükselme aşırı derecede
olursa kanda ciddi etkinlikler başgösterir ve insan
sağlığı üzerinde ciddi sorunlar yaratır.
13.4. Kanser Olaylarının Araştırılması
Amerika, İngiltere ve Avustralya’da radyo ve
televizyon vericilerinin yakınlarında ikamet eden
ailelerin
çcocukluk
devresinden
başlayarak
yetişkinlik çağlarına kadar uzanan sürelerde
incelemeler yapıldı. Bu incelemelerden elde edilen
sonuçlarda kansere yol açacak herhangi bir bulgu
ortaya çıkmadı. Ancak bu bir mazi araştırması
niteliğini taşıdığından görüş olarak, bulgular
hernekadar kanser oluşumu yönünde bir sonuç
vermemişse de, araştırmayı yapan kurul bu hususta
uzun süreli bir araştırma yapılmasının gerekliliği
üzerinde rapor düzenledi [18, 19].
Yine İngiltere’de ortaya atılan cep telefonlarının
kansere neden oldukları iddiasını yanıtlamak için
250000 kişi üzerinde üç yıllık bir deneme yapıldı.
Deneme süresince yapılan gözlemlerde elde edilen
rakamlarda riskin binde 0.86 üzerinde olmadığı
görüldü. Öte yandan yine aynı gözlemlemeler
radarlar üzerinde çalışan ve bu cihazları kullanan .
müstahdemler üzerinde de ele alındı. Ancak burada
yapılan gözlemlemelerden çok daha değişik sonuçlar
elde edildi. Bu sonuçlara göre radarlar üzerinde
çalışan ve radarı kullanan teknisyenler arasında %26
oranında bir kanser artışı olduğu saptandı.
Bu grup şu kuruluşlardan oluştu:
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Walter Bodmer, National Radiological
Protection Board (Başkan)
Fen adamları
Friends of Earth
Power Watch
Northern Ireland Families Against
Telecommuni-cation Transmitters
(NIFATT)
Members of Mobile Companies
Federation of the Electronics Industry (FEI)
Bu grup, 1963’te kurulan National Radiological
Protection Board (NRPB)
verileri ile diğer
uluslardaki akademik ve deneysel verileri dikkate
alarak bir rapor
düzenlediler. Raporda çıkan
sonuçlar kesin bir karara varılamadığı yönündedir
[17].
Öte yandan cep telefonları baş döndürücü bir
hızla çevreye yayılmaktadır. Ayrıca sigaralar gibi
ister zararları olsun vyea olmasın cep telefonları
insanlar üzerinde oluşturduğu alışkanlıklardan
radyasyonların çoğalması da gittikçe aynı oranda
artmaya devam edecektir.
13.5. Araç Kazaları
Bu iddia üzerine yapılan araştırmalarda ise
iddanın doğruluğu kesinlik kazandı. Ortaya atılan
iddia elektromanyetik dalga radyasyonlarının beyin
hücrelerine tesir ettiği ve insan hareketlerini
yavaşlattığı bu nedenle tehlikeler karşısında alınan
kişisel tedbirlerde bir gecikme olduğu bu nedenle iş
işten geçtiği için kazaların yapıldığı yönündeydi.
Uluslararası İonlaşmayan Radyasyonlardan Koruma
Komisyonu’nun (International Commision on NonIonising Radiation Protection – ICNIRP) görüşü ise
kısa devreli bir etki olduğu üzerindedir, Tablo 6.
Araştırmalar bu iddiaya bir kesinlik getirmedi,
ancak buna karşılık konuşmadan hasıl olan dikkatın
dağılması yönünde anında müdahale yapılamadığından kazaların oluştuğu görüşü daha büyük bir
ağırlık kazandı. Bu ağırlık daha fazla araçta elde
tutulan ve elde tutulmadan yapılan konuşmalar
arasındaki mukayese oranındaki sonuçlardan dolayı
13.1. Manyetik Etkenler
Manyetik alanlar frekanslarla orantılıdır. Ençok
biyolojik etkinliği vardır. Bu etkinliğin nedeni
vücutta bulunan Fe3O4 (demir oksit) bileşiklerinin
manyetik alanlarda mıknatıslanmalarından ve
görevlerinin
manyetik
alan
oranında
etkilenmesindendir.
13.2. Elektriksel Etkenler
Akımın geçtiği iletkenler çevresinde bir
manyetik alan bir de elektriksel alan oluşur.
Manyetik alan yukarıda konu edilen biyolojik
etkenleri, elektriksel alan ise ısısal ve radyasyonel
etkenleri getirir. Elektriksel alan kendini vücut
18
Signalling Between Cells”, Plenum Press, Newyork,
(1981), (s.264).
[5] DTI (1999). “Electromagnetic compatibility aspects
of radio-based mobile telecommunications”, LINK
Research Communications Programme, London,
Department of Trade and Industry.
[6] Norman, L. D., “Electrical Services”, South Bank
University, 1992, (p.3-29 – 3-32).
[7] Norman, C. & Lowry, G., “Electrical Services, Part
I”, Brunel University, 1992, (s.3-28)
[8] Cole, N., Thompson, T. & Lowry, G., “Electrical
Services II”, Brunel University, (1992), (s.3-27).
[9] IEE Regulations, 16th edition, BS7671, (1992).
“Requirements for electrical installations”, 411-02-05
– 422-02-11, (p.36).
[10] Steele R, Hanzo L, (1999). “Mobile Communication”,
2nd edition, Newyork, Wiley.
[11] Dutta, S K, Das, K, Ghosh, B, Blackman, C F, (1992).
“Dose dependence of acetylcholinesterase activity in
neuroblastoma cells exposed to modulated radiofrequency electromagnetic radiation”, Bioelectromagnetics, 13, 317.
[12] Gabriel, C, Grant E H, Tata, R, Brown, P R,
Gestblom, B, Norland, E, (1987). “Microwave
absorption in aqueous solutions of DNA.” Nature,
328, 145.
[13] Erwin, D E, Hurt, W, (1993). “Biological effects of
ultrawideband emission” EMP Human Health Effects
Science Review Panel Proceedings, 16-18 March
1993. Washington DC, Bureau of Medicine and
Surgery, p.91.
[14] Pederson, G F, and Anderson, J. B., (1999). “RF and
ELF exposure from celular phone handsets: TDMA
and CDMA systems” Radiant Prot. Dosim, 83, 131.
[15] Shandala M G, Dumanskii U D, Rudnev M I, Ershova
L K, Los I P, (1979). “Study of Nonionising
Microwave Radiation Effects Upon the Central
Nervous System and Behaviour Reactions”,
Environmental Health Perspect, 30, 115.
[16] RSCEPR, (1999). “A Review of the Potential Health
Risks of Radiofrequency Fields from Wireless
Telecommunication Devices”, An ‘Expert Panel
Report’ prepared at the request of the Royal Society
of Canada for Health, Ottawa, RSC.EPR 99-1.
[17] Steward, W, (2000). “Mobile Phones & Health”,
National Radiological Protection Board,
Chilton,Didcot, Oxon OX11 0RQ, (2000),
(s.101,102).
[18] Selvin S, Schulman J, Merrill D W, (1992). “Distance
and Risk Measures for the Analysis of Spatial Data: A
Study of Childhood Cancers”, Soc Sci Med.,34, 769.
[19] Swerdlow A J, (1997). “Epidemiology of chronic
diseases in relation to radiofrequency radiation
exposure: İssues in interpretation for the current
literature and future direction for research”,
Proceedings of Seminar of Non-thermal Effects of RF
Electromagnetic Fields,Munich, Germany, ICNIRP
3/97, p191.
[20] Repacholi M H, Cardis E, (1997). “Criteria for EMF
Health Risk Assessment”, Radiat Prot Dosim, 72,
305.
ortaya atıldı. Hal ne olursa olsun değerlendirmelerden gerek ilki, gerekse diğeri, kaza oranlarının
%30 oranında kesin bir artış olduğunu ortaya
koyduğundan, cep telefonlarının kazaya sebebiyet
verdiği ilkesi kesinlik kazandı [20].
Bunun sonucu olarak birçok ülkelerde araçlarda
cep
telefonlarının
kullanılması
yasaklandı.
Türkiye’de, halk bu yasaklamanın nedenini araç
frenlerinin kilitlenmesini önleyen (Antilocking
Braking System: ABS) sistemine bağlamaktadır.
15. SONUÇ
Yukarıda belirtilen izahatlardan da anlaşılacağı gibi
elektrik akımı belirli şartlar altında gerek doğrudan
doğruya kalbe, gerekse insan vücuduna ve insan
dokusuna zarar verilebilecek niteliklere haizdir.
Ancak bu zararın, tablolarda belirtilenler dışında
nerede başladığı ve nerede son bulduğu kesin olarak
bilinme-mektedir. Bu durumda elektromanyetik
dalgaların insan vücudunda gerek elektriksel gerekse
ısısal enerjiye dönüşmesine dayanarak baz
istasyonları zararsızdır sonucunu çıkarmak veya baz
istasyonları zararlıdır sonucuna varmak, ilmi
yaklaşımların dışındadır. Bunun için bu hususta
geçmişte yapılanlardan da ciddi bir araştırma
yapılması gerekmektedir.
Ortada bilinen bir gerçek varsa oda herhangi bir
ortamda aşırı dosajın insan sağlığına zarar verdiğidir.
İnsanların
bunu
bilmesi,
cep
telefonları
imalatçılarının bunu bilmesi ve adımlarını ona göre
atmaları gerekmektedir. Kâr amaçlı davranışlar ve
propagandalar bazan içinden çıkılması zor sonuçlar
doğurabilir. Onun için tedbiri elden bırakmamak
akıllıca bir hareket olur, şöyle ki:
• Elektromanyetik dalgalar insan
elektriksel enerjiye dönüşür.
vücudunda
• 50 volt üzerinde olan Elektrik akımı insan
vücudunu etkiler, hatta öldürücü olabilir.
• Elektromanyetik dalgalar DNA’ye de tesir
ederek insan karakterini değiştirebilir.
• Sonuç olarak her şeyin aşırısı zarar getirir ve bu
durumlardan gözetlenmek gerekir.
16. KAYNAKÇA
[1] NEU-CEE 2001 Sempozyumu, 23-25 Mayıs 2001,
Lefkoşa, Kıbrıs, (Panel II).
[2] Haktanır, D., “Baz İstasyonları, İnsan Sağlığı ve EMD
Kirliliği”, İletişim Teknolojileri, 1. Ulusal
Sempozyumu, Ekim 2001, (s.137-142).
[3] FEI, “Growth in Mobile Phone Subscribers”,
Federation of Electronics Industry, (2000).
[4] Adey, W R, (1981). “The Extra Cellular Space With
an Energetic Hierarchies in Electrochemical
19
Download