Çin`de Bilim ve Teknoloji - Beykent Üniversitesi Öğrenci Bilgi Sistemi

advertisement
Bilim ve Teknoloji Tarihi10.Hafta
Not: 8. ve 9. Haftalar arasınav
haftalarıdır. 6. ve 7. Haftaları
içeren ders notlarını otomasyon
sisteminden indirebilirsiniz.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Giriş
• Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı
Toplumlarda Bilim ve Teknoloji
• Eski medeniyetlerin birbirleriyle bazı organik
bağları olduğu bilinmektedir.
• Örneğin; Büyük İskender, Avrupa ve Ön-Asya’yı
Hint Kıtası ile temasa geçirdi; Budizm öğretisinin
Çin’e gelmesiyle de Hint medeniyeti Çin ile bağdaştı.
İslam ise, Amerika hariç, tüm kıtalara yayılıp bir
katalizör, bir taşıyıcı işlevi gördü.
• Bu medeniyetlerin bazılarındaki bilimsel ve
teknolojik ilerlemeler birçok alanda Avrupa Ortaçağ
düzeyinden yukarıdaydı.
Ortaçağ Avrupa Toplumunda
Bilim ve Üniversite
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
• Tarihin belli bir noktasında, Batı Avrupa’da bilim ve
teknoloji hızla nitelik ve nicelik değiştirerek, büyük bir
sıçrama yaptı, ancak çok uzun bir süre Batı’ya göre üstünlüğünü sürdüren Çin, Hint ve İslam toplumları bu
alanlarda bir durgunluk göstermeye başladı.
• Acaba bunun nedenleri ne olabilir? Avrupa biliminin
kökenleri nerededir? Eski Yunan’da mı, Endülüslü
Müslüman-Musevi toplumlarında mı?
• Bu kritik dönüşümler, Avrupa’nın Ortaçağı dediğimiz,
M.S. Binyıl başlarından ortalarına kadar yani 11. ve 17.
Yüzyıllar arasında gerçekleşmişti.
Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
• Avrupa’nın veya Batı’nın diğer medeniyetlerden giderek
kopması, sonuçta onlar üzerinde bir üstünlük
(hegemoni) kurmasına yol açacaktır.
• Artık, 17. Yüzyıldan sonra, Avrupa dışındaki toplumların
kendine özgü, kayda değer bir bilim ve teknoloji birikimi
yaratamadıkları görülmektedir.
• Ancak, farklı kültür ve medeniyet çevrelerinin, özellikle
Ortaçağ İslam biliminin, Helenizmin mirasçısı olarak
Antik Çağın birikimlerini Batı’ya transferi, Batı’nın
uyanışında önemli bir rol oynamıştır.
Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
• Bilimsel Devrim, Aydınlanma Çağı ve 18. Yüzyıl
ortalarına isabet eden İngiliz Sanayi Devriminden
sonra Avrupa hızla güçlenirken, diğer toplumların
bilimsel ve teknolojik gelişmeleri tamamen durmuş
veya durgunlaşmış, yenilikler ancak, Batı’dan veya
Avrupa’dan transfer edebildikleri ile sınırlı
kalmıştır.
• Üstelik, Avrupa, henüz bariz bir üstünlük
göstermiyor, ama toplumsal yapısında kritik bazı
unsurlar saklıyordu. Bu unsurlarlar nelerdir?
Ortaçağlarda Avrupa ToplumuBatılılaşma-Avrupalılaşma
• Nispeten geri kalan veya canlılığını yitiren Avrupa merkezine yakın
veya uzak toplumların gerçekleştirdiği bu büyük bilgi transferlerine,
özümseme çabalarına “modernleşme”, “Batılılaşma”, veya
“Avrupalılaşma” süreçleri diyoruz.
• Önce, Avrupa ile komşu, hasım olan Rus ve Osmanlı devletleri
çatışmalar sonucunda geri kaldıklarını idrak ederek, istemeden de
olsa, yukarıdan alınan kararlarla bu yola girmişlerdir. İlk kez 18.
Yüzyıl başında Rusya (Büyük Petro reformları); sonra Osmanlı
Devleti, bazı kısmi denemelerden geçip, 1839’da Tanzimat adı
altında toplanan köklü değişimleri gerçekleştirmiştir.
• Bunları Japonlar (1868’de Meiji Restorasyonu); 20.yy başında
cumhuriyet olan Çin ve diğerleri izlemiştir. Bu yeni süreçlerin ana
amacı, askeri teknolojilerdir.
Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
• Ortaçağ Avrupa’sında ortadan kalkan köle yerine, köleden daha yüksek
kültür düzeyi olmayan, toprağa bağlı serflerin sürdürdüğü basit
(subsistance) tarım ekonomisinde, eski patrisyen, yönetici elit de mevcut
değildi. Silahlı bir çetenin başında olmaktan başka bir niteliği olmayan
toprak sahibi, lord veya senyör de, sosyal ve iktisadi konularda çok
yeteneksiz ve kültürsüzdü.
• İlk Kutsal Roma İmparatoru Şarlman, Latince “Carolus Magnus” yani
Büyük Karl kırkından sonra okuma-yazma öğrenmişti. Ayakta kalan tek
kültür-eğitim-bilim kurumu da Katolik Kilisesiydi.
• Doğu Roma Kilisesi ise ayrı bir gelişme çizgisinde, Bizans İmparatoruna
bağlı olarak farklılaşmıştı. Katolik Kilisesi, aynı zamanda, yaygın bir
(Cluniac) manastırlar sistemi ile bazı büyük toprakların da ‘feodal’
sahibiydi. Eğer bilim ve teknolojide tedrici bir kaç ilerleme olmuşsa,
yeniliklerin bu kiliselerde ortaya çıkması tesadüf değildi.
Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
• Tarihçiler, Ortaçağın kuzey-orta Avrupa bölgesinde
çıkan Feodal sistemi, en azından Ortaçağlar sonuna
kadar bilimsel ve teknolojik anlamda geri, statik bir
yapı şeklinde tanımlama eğilimindedir.
• Bu dönemde, İslam ve Çin, bilim ve teknolojide
Avrupa’nın çok daha ilerisinde görünmektedir.
• Bu geri tabloya rağmen, Batı Avrupa, ilerde çok daha
büyük teknolojik dönüşümlere yol açacak bazı
birikim ve oluşumların da sahnesidir.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim
ve Düşüncesi
• Eğer Ortaçağ ile Bilim Devrimi arasında bir bağ kurulamazsa,
Bilim Devrimini başladığı yerden ele almak, Eski Çağdaki
bilimsel gelişmelerle de ilgilenmemek gerekirdi.
• Aristotelesçi doğal felsefe, yeni bilimin doğuşu karşısındaki en
büyük engel sayılır. Bu kez, tersinden giderek şu soru
sorulabilir: Eğer, Avrupa bilimi Yunan-İslam bilimine göre,
kitlesel tercümeler yapılmadan önceki, 12. Yüzyılda olduğu
düzeylerde kalsaydı, 17. Yüzyıl aynı yüzyıl olur muydu?
• Grant buna kesin bir ‘hayır’ cevabı vermektedir: Yaklaşık
olarak 1200-1600 yılları arasındaki gelişmeler Bilimsel
Devrime yönelmiştir; aksi halde bu devrim çok gecikirdi.
Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin”
Bilim ve Düşüncesi
• Bu anlamda, Ortaçağ bilimini “Yunan-İslam-Latin”
Bilimi diye tanımlamanın hiç yanlış olmayacağı
düşüncesindedir. Bu yaklaşımı kabullenirsek,
bilimin, (o dönemde doğmamış uluslara ya da ulus
devletlere referans vermek çok güç olduğundan)
medeniyetler-arası niteliğine vurgu yapılması
gerekir ki, bunun sonucunda, bir yere kadar, İslam
ve Hıristiyan bilim adamlarının hepsini bir arada
görmek mümkün olur.
• Oysa, geleneksel bilim tarihi yaklaşımı, Roma-Latin
Bilimi ile Arap veya İslam başlığında Yunan-İslam
Bilimini incelemeyi gerektirmektedir.
Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin”
Bilim ve Düşüncesi
• Müslümanların kendileri ve istek karşısında Hıristiyanlar için yaptıkları
Antik bilim eserlerinin tercümeleri dışında, Batıda, İrlanda, İngiltere ve
Fransa gibi yerlerde, Hıristiyan keşişlerin manastırlarda Latince ve Eski
Yunancadan (yeni oluşmaktaki) kendi dillerine tercüme edip, yorumlama
çabaları Batı Ortaçağının ilk aşamasını oluşturmaktadır.
• Ancak, Toledo (1085) ve Sicilya’nın (1091) fethiyle, buralarda birçok İslam
ve Yahudi bilim adamı, 12.-13. Yüzyıllarda Hıristiyanlar için çalışmaya
başladılar.
• Batı, kendi köklerini Hıristiyan-olmayan yabancılardan yeniden öğrenmeye
başladı.
• Başlıca tercüme faaliyeti Aristoteles’in Doğa hakkındaki eserlerinde
yoğunlaşmıştır. Hıristiyan alimler (scolars) yetiştikçe bu metinleri sadece
Arapçadan değil, kökeni daha yakın diller olan Antik Yunancadan Latinceye
veya kendi dillerine tercüme etmeye ve yorumlamaya başladılar.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Üniversitelerin Doğuşu
• Feodal Avrupa, 11. Yüzyıl ikinci yarısından sonra, yeni şeklini
almaya başlayan Feodalizmin askeri-siyasi sistemi altında belirli bir
istikrara kavuştu.
• Ortaçağ tarım devrimiyle belirli bir oranda refah sağlayan toplumlar
artık ekonomik anlamda üretim fazlası vermeye başladı.
• Tüm bu gelişmeler ortasında şehirlerin ortaya çıkması, ticaretin
artması gibi gelişmeler sonucunda, bazı zengin ve hareketli
merkezlerde, 13. Yüzyıldan itibaren üniversiteler doğmaya başladı.
Tıp, doğa ve hukuk bilgisine talep artıyordu; 1500’lerde, Avrupa’da,
70’in üstünde üniversite mevcuttu.
• Bu yapılar, Bilim Devrimine giden yolun taşlarıydı ancak, bu yol o
kadar kısa sürede ve kolaylıkla açılmamıştı
Üniversitelerin Doğuşu
• Üniversite, önce, Kilisenin dışında, bir Ortaçağ meslek loncası
(guild) biçiminde örgütlendi. Hocalar ve öğrenciler bir Katedral
okulundan diğerine giderek, ders verir, ders görürlerdi.
• İlk kez Paris’li hoca ve öğrenciler bir lonca olmanın yararını görüp,
sonradan, hukukçuların hepsini kapsar anlamında (universitas)
dedikleri bir örgütün içinde toplandılar.
• Kısa zamanda, (universitas magistrorum) yani hocaların topluluğu;
(universitas scholarium) öğrencilerin topluluğu veya (universitas
magistrorum et scholarium) hocaların ve öğrencilerin topluluğuloncası biçiminde farklılaştılar.
• Sonuçta, “universitas”; tüm kişisel, kurumsal yüksek öğretim
faaliyetlerini (studium generale) kapsayan bir terim halinde
günümüze kadar geldi.
Üniversitelerin Doğuşu-İlk
Üniversiteler
• On üçüncü yüzyıldan itibaren Paris, Bologna ve Oxford gibi
büyük ve prestijli üniversitelerin en az 3-4 fakültesi, değişik
sanatlar (bilimler), hukuk, ilahiyat ve tıp dallarında
öğrencilerine, mezun olurken, “her yerde ders verebilir”
anlamında “ius ubique docenti” beratı (license) vermeye
başladılar.
• Üniversiteler, daha sonra bazı ayrıcalıklar kazandılar.
Kiliseden ayrı olmakla birlikte, üniversite mensuplarına, din
adamlarına tanınan dokunulmazlıklar ve bir suçlama
karşısında Kilise mahkemelerinde yargılanma hakkı tanındı.
• Şehirler de kendilerine ekonomik katkısı olan üniversitelere
diğer bir takım ayrıcalıklar ve yerler sağladılar; böylece
Avrupa bilim ve öğretim sistemi kurulmaktaydı.
Üniversitelerin Doğuşu – Bilim
Devrimi
• Tercüme ile gelen Eski Çağın bilgileri, özellikle Aristoteles öğretisi,
üniversite çatısında eleştirel olarak öğretilmeye, sonra bu bilgiler
aşılmaya veya cari bilgi stokundan silinmeye başlandı.
• Bilim Devriminin başlangıcını ilk üniversitelerin kurulduğu 13.
Yüzyıla indirmemiz gerekir. İster Aristotelesçi, ister karşıtı olsun
Bilim Devrimini hazırlayanların hemen tamamı bu üniversitelerde
yetişmiştir.
• Bilimin temeli olan yöntem, geometri (Öklides) ve matematik (Arap
rakamları ve cebir); çok doğru olmasa bile, eski dünyanın ve
gökyüzünün bir haritası ile pratikte doğru sonuçlar veren takvimlercetveller; en azından, insan vücudunun ve doğanın birer tanımı ve
sınıflaması; temel tıbbi ve kimyevi bilgiler ortaya çıkmaya başlamıştı
İslamda Bilim ve Teknoloji
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
• Tek Arapçanın ortak bilim dili olması nedeniyle, bazı otoriteler bir “Arap
Bilimi” kavramı ortaya atmışlardır ki, tamamen yanlış olan bu yaklaşım,
bazı Batılı aydınlarda görülen aşırı Arap hayranlığının bir eseri olsa
gerektir.
• Bu noktada, İslam Bilimi terimini bile doğru bulmayan Prof. Tez’e
katılmamak mümkün değildir:
• “İslam bilimi” ya da “Arap bilimi” terimleri özünde doğru değildir. Söz
konusu olan bilimin kurucuları arasında Hıristiyan, Yahudi ve öteki dinlere
bağlı olanlar da bu lunduğundan, “İslam bilimi” demek doğru değildir. Bu
bilimin temsilcilerinden bir kısmı Türk ya da İranlı olduğundan “Arap
bilimi” demek de doğru değildir. Bu bilimin bir ucu Endülüs’te yüksek bir
düzeye erişmiş olduğundan “Doğu Bilimi” de denemez. İslam Devrimi
(Dini) Arabistan’da olmuştur, ancak İslam Bilimi Arapların değil, İslam
olan bütün ulusların ortak malıdır. En uygun karşılık “Arapçadaki bilim”
olabilir; çünkü yapıtların hemen tümü Arapça dilinde yazılmıştır.” (Tez;19)
Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
• İslam, bir anlamda, Hind, Sümer, Mısır, Suriye, Yunan-Roma medeniyetlerinin varisi,
temel bilim düşüncesinin ve eserlerinin saklayıcısı-koruyucusu (curator) ve Batı’ya
aktarıcısı rolüne ilave olarak, bu bilgileri geliştiren bir işleve sahiptir.
• Çin’den kağıt, pusula ve barutu (top) Batı dünyasına getirenler Müslümanlardı.
• Müslümanlar, kağıdı kullandılar; topu geliştirdiler, özellikle Fatih İstanbul’u alırken en
büyük topları döktürebildi. Ama, pusulayı okyanusları keşfetmek, yeni toprakları zapt
etmek için kullanamadılar; çünkü sadece pusulayı bilmek değil, onun yardımıyla
okyanuslarda seyredecek kalyonlar inşa etmek ve en önemlisi, bir yerlere gitme içgüdüsüne sahip olmak gerekiyordu.
• Bu iç-güdü, para-ticaret, macera arayışı, misyonerlik, deniz aşırı imparatorluk kurma isteği
olabilir. Bu güdünün hem devlette hem de bu işi yapacak fertlerde yer etmesi gerekir ki,
devlet bu güdüye sahip denizcisini, maceracısını, tüccarını desteklesin.
• Ne Türk-İslam dünyasında, ne de Çin de böyle bir ferdin ve bunu teşvik edecek bir siyasisosyal yapının hiç doğmadığını veya doğarken bastırılmıştır.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
• Hem Hıristiyanlık hem de Müslümanlık açısından bir İnanç Çağı (Age of Faith) olan Orta
Çağ’da, Batı Avrupa’nın kendini bulma aşamasına kadar bilimin öncülüğü ve patronajı
İslam dünyasında kalmıştır. Sarton, İslam’ın bilimsel başarılarını kabul eden ilk
tarihçilerden biri olmakla birlikte, o da 11. Yüzyıldan sonra hızlı bir çöküş yaşandığını ifade
etmektedir.
• Bu çöküşe kadar ve hatta daha ilersinde, İslam Bilimi, başlıca matematik, astronomi ve tıp
alanlarında olmak üzere bugün coğrafya, fizik, kimya ve biyolojinin kapsamına giren birçok
alanda varlık göstermiştir.
• “Müslümanların aritmetiğe en önemli katkısı, dokuz Arap rakamı ve bir noktayla gösterilen
sıfırla Hint sayı sistemini getirmiş olmalarıdır. El Harezmi’nin (al-Khwarizmi) Hint
sayılarını konu alan ve bir çok Latince versiyonu bulunan elkitabı - ki başlığından
`algoritma’ terimi türetilmiştir - İslam (ve dolayısıyla Batı) cebirinin temellerini atmıştır.
Hicri 210/Miladi 875 tarihinde yazılmış “El-Cebr ve’l-Mukabele” (terimlerin yerini
değiştirme ve yok etme anlamına gelir) adlı eser, Batı dünyasında 17. Yüzyılın başlarına dek
okutulmuştur. Türkçe “cebir”, Avrupa dillerindeki “Algebra” terimi buradan gelmektedir.
İslam Dünyasında Akli Bilimler ve
Teknoloji
• Uzun bir süre sadece bilim değil, teknoloji alanlarında da, Batı Asya, Kuzey
Afrika ve İspanya’da (Endülüs) pek çok yerleşik toplum yaratan İslam
Medeniyetinin kalıcı teknolojik başarılarından da söz etmek gerekir.
• Hint ve Yunan düşüncesini alıp daha ileri götürme ve bunun Batıya
öğretilmesi dışında İslam Dünyası’nın, teknoloji alanında da ileri olduğu
anlaşılmaktadır.
• Orta Çağ’da, “Batı’nın, teknolojik olarak, Doğu’ya verebileceği çok az şey
vardı; teknoloji hareketi öteki yöndeydi. İslam tekniklerinin Avrupa
tarafından adaptasyonu, alkolden alembike kadar pek çok Arapça kelime ve
türevlerinin Avrupa dillerine geçmesiyle de kendini belli eder.
• Geç Orta Çağ’da, bilimsel konularda pek çok Arapça eserin Latince’ye
çevrilmesine karşın...ne yazık ki, teknoloji alanında bununla
karşılaştırılabilecek bir faaliyet yoktur; doğrudan Arapçadan yapılmış
çeviriler son derece nadirdir.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma
Sorunu
• Osmanlı Devleti, İslam Dünyasında bilim ve teknolojinin durgunlaştığı ve
hatta hızla gerilediği 14. Yüzyılda ortaya çıktı. 13. Yüzyıldaki büyük
Moğol istilası, Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın ekonomik ve
kültürel alt yapısını temelden sarsmış, günümüze kadar gelen
sonuçlar bırakmıştır.
• Bunun ötesinde, Osmanlıların tedricen devraldığı Doğu Roma
İmparatorluğu da, tarihte, bilimsel ve teknolojik katkılarıyla
bilinen bir medeniyet bölgesi değildi; hatta Başkent,
Konstantinopolis’in sakladığı eşsiz Antik Yunan yazmaları ve diğer bilgiler,
ancak, İstanbul’un alınmasından sonra getirildiği Rönesans İtalya’sında
önemli açılımlara neden olmuştu.
• Yine de, bin yıl boyunca, Batı Roma’da olduğu gibi, (Roma şehri dahil)
Bizans’ta da, bilim ve teknolojinin canlanmasına, yeniden üretilmesine yol
açmamıştı; Osmanlı Toplumunda da böyle bir hareket yaratamadı.
Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri
Kalma Sorunu
• Avrupa’nın tek İslam devleti olan Osmanlı’nın bilim ve
teknolojisine ilişkin bir kitapta, farklı bir medeniyet
çevresi oluşturan İslam’ın bilim geleneği üzerinde
kısaca durmak, Batı’nın Orta Çağ diye adlandırdığı çok
uzun bir dönemde, her bakımdan gelişmiş İslam
Medeniyetinin ve onun bir parçası haline gelmiş
Türklerin, daha sonra hemen her alanda, özellikle de
bilim ve teknolojideki geri kalış nedenlerini anlamak
bakımından gerekli olmaktadır.
• Çünkü Türk kavimleri, 8. ve 9. Yüzyılda,
şamanistik geleneklerini terk ederek bu
medeniyet çevresine kitlesel olarak
katılmışlardır.
Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri
Kalma Sorunu
• Bu olay, aynı zamanda, Türk kökenli yarı göçebe
toplulukların yerleşik düzene geçmeleri, daha doğrusu
yerleşik şehir düzeniyle tanışmalarıyla eşzamanlıdır.
• Pek tabii ki, çok ayrı ve çetin bir konu olan, Türk
topluluklarının sosyo-kültürel gelişmelerini ve modern
çağlarda geri kalış nedenlerini bu kısa bölüm içinde
araştırmak ve sonuçlandırmak mümkün değildir.
• Ayrıca, bu konu sadece Türkler için değil, genel geri kalmışlık
olgusu çerçevesinde, diğer “geri ve gerilemiş toplumlar”
açısından da herkesi tatmin edebilecek, tarihi ve bilimsel
(ekonomik, sosyolojik) kesin çözümlere ulaşmış değildir.
Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri
Kalma Sorunu
• Avrupa ve doğal olarak, Orta Asya Türkleri, Çinlilerden pek
çok yeniliği öğrendiler.
• Türklerin de kendi buluşları oldu. Örneğin, Türk bilim
tarihçisi Aydın Sayılı’ya göre, pamuktan kağıt yapımı önce bir
İslam bölgesi olan Orta Asya’da, daha da belirgin bir yer
olarak Semerkant’ta Türk kökenliler tarafından, 8. Yüzyıl
ortalarında bulunmuş ve bu yeni usul tüm İslam Alemine
buradan yayılmıştır.
• Bu kağıdın üretimi, İslam’da bilimin ve öğretimin
yaygınlaşmasını kolaylaştırmış, Eski Çağ bilgi hazinelerinin
saklanarak, daha sonra,12. Yüzyılda Batı’ya transferini
mümkün kılmıştır.
Çin’de Bilim ve Teknoloji
Not: 10. Hafta konuları bu bölüme kadar
işlenmiştir. 11. Hafta bu konu ve kendimizi
sınayalım soruları işlenmiştir.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
• Çin’de Bilim ve Medeniyet adlı büyük ansiklopedik eserin baş
mimarı Joseph Needham: “Temel sorun, (17. yüzyıldan, Galileo
zamanından beri bildiğimiz) modern bilimin niçin Çin’de ya da
Hindistan’da değil de, sadece Avrupa’da geliştiğidir. Neden - 1. ve +
5. Yüzyıllar arasında Çin uygarlığı, doğaya ilişkin bilgileri güncel
insan gereksinimlerine uygulamak konusunda Batı’ya göre daha
başarılıydı?” diye sorarak bize yardımcı oluyor.
• Çünkü, Çin Medeniyeti, Roma ile birlikte, eş-zamanlı sayılacak bir
İmparatorluk kurmuş, bunu iç ve dış sorunlarına rağmen modern
zamanlara kadar yaşatmış iken, Roma parçalanmış ve üstünde,
birbiriyle sürekli çatışan, birleşen, dağılan, nitelik değiştiren siyasisosyal birimler yaratmıştır. Ancak, Avrupa toplumları kendi
coğrafyalarında, önce toparlanıp, sonra diğer coğrafyalara
açılırken, Çin içine kapanarak, enerjisini, kendi içyapısını
korumaya, kendi tanımındaki bir bilimin ve pratik hayatın
tekniklerini geliştirmişti.
Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
• Eğer, Bilim ve Sanayi Devrimleri öncesi temel
alınırsa, Çin gemi yapımından seyrüsefere değin pek
çok teknik ve doğa bilimi alanlarında Avrupa’dan
öndeydi ve piyasaların büyüklüğü de göz önüne alınırsa,
Çin’de bir Teknolojik Devrimin doğması büyük bir olasılıktı.
• Bu “durmanın” ya da “ileriye gidememenin” nedeni, bilim ve
teknoloji tarihiyle uğraşanların başlıca “dert”lerinden biridir.
• Çin, bu “homeostatik” yapısını, 19. Yüzyıl ortasından 20.
Yüzyıl ortasına kadar süren Avrupalı ve Asyalı (Japon)
emperyal yırtıcıların (predator) saldırılarına ve kanlı iç
savaşlara rağmen korumuş, 20. Yüzyıl son çeyreğinde, iktisadi
kalkınmasının hızlanması ile bu kez, modern bilim ve
teknolojide, hızla ön sıralarda yerini almaya başlamıştır.
Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
• Batının temel paradigması, anlama-bilme eylemini, bir şeyleri
yani doğayı, insanı veya toplumu değiştirmek, hakim olmak için
istiyordu. Çin’de, birlikte-yaşam (symbiosis) çok güç erişilen bir kararsız
dengeydi; hemen başka bir boyutta kurulmak için bozuluyordu.
• Üretim, doğa şartları ve seçilen temel ürün (pirinç) nedeniyle emekyoğundu ve büyük sayıda insanın, toplu olarak, kolektif bir mülkiyet
(toprak-sulama kanalları vb.) üzerinde ahenkli çalışmasını gerektiriyordu.
Üretim ve bölüşüm kararları alan merkezi yönetim (bürokrasi) de, önceliği
yeni topraklar elde etmeye değil, mevcut insan stokunu elde
tutmaya veriyordu.
• İnsanlar ve doğaya hakimiyet akla-sabra dayalı bir süreç; toprak kazanımı
mevcut toprakların daha iyi işlenmesine dayalı olunca da askerlik, Çin tarihi
boyunca sivil yönetimden daha aşağıda olmayı kabul etti. Çinliler kılıcın
(askerler) zafer kazanabileceğini, ancak logosun (aklın) bunu
koruyabileceğine inanıyorlardı; fiziksel güçler geçici, moral güç ise kalıcıydı:
“Çiçekleri çekerek büyütemezsiniz”.
Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
• Batı, “çiçekleri çekerek hızlı büyütecek” bir bilim arayışındaydı. Her bilim, en saf olanı bile
sonunda mühendisliğe dönüşmüş, üretimin ve daha da önce, siyasi-askeri yönetimin emrine
girmişti.
• Kaşiflerin “siyasi-askeri” bir rejim türü olan Feodalizmin içinden çıkması tesadüf değil, yeni
topraklar elde etme şeklindeki bir iç-güdünün sonucudur. Batı, uzun Okyanus yolculukları için
gemi yapım ve seyir teknolojilerini geliştirirken, bunlardan daha gelişmiş bir teknolojiye sahip
olan Çinliler, tam 600 yıl önce, Amiral Ho yönetiminde, 1405’de başlayan uzak
deniz seferlerini kısa sürede yasaklayıp, bir daha da müsaade etmediler. Çünkü,
Çin devlet-siyaset paradigması Avrupa veya İslam’dan çok farklıydı.
• Bu siyasi- sosyal birimler, ister küçük feodal bir beylik, ister bir imparatorluk olsun, sürekli
büyümeye, askeri-siyasi gücünü, nüfuzunu artırmaya kendi din veya ideolojisini yaymaya
çalışır ve doğal olarak karşısına çıkan diğer güç veya güçlerle çatışma halinde bulunurdu. Oysa,
Çin kendi içinde savaşırken bile bir doğal sınır çizmiş, bu sınırın en zor savunulan Kuzey-Batı
yönüne de, zaman içinde gelişen-uzayan bir duvar, “Çin Seddi” inşa etmişti.
• Bunun anlamı şuydu: “Ben bu sınırlardan taşmayacağım ve benim elemanlarım, insanlarım da
buna uyacak ama, dışarıdan bir müdahale de kabul etmem”. Çünkü, Konfüçyüs felsefesi,
dünya hakimiyetini değil, insan ve tabiat arasında; insanların kendi arasında
büyük “armoni veya uyumu” (da tong) arıyordu.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik
Paradigma
• Doğal olarak, toplumsal bir işlevi olan bilimin, o toplumun ana paradigması
dışında çalışması düşünülemez. Geleneksel toplumlarda bu paradigma bir
din-kült-felsefe sistemi içinde kurulmakta veya paradigmayı bu sistem
oluşturmaktadır. Bu genel yaklaşım Batı için geçerli olsa da, Batıdaki
fark, bilim-felsefe ve din ayrımının, özellikle tek tanrılı semavi
dinlerin çıkışıyla belirginleşmesidir.
• Eski Çağın “antropo-morfolojik” yani insan şekilli tanrılar kozmosu,
tanımlanamayan bir “öz”e dönüşünce, özellikle Hıristiyanlık, Platon ve
Aristoteles’i içselleştirmiş; bu filozoflar, Aziz Augustine, Aziz Thomas gibi
büyük Kilise düşünürleri yoluyla dinsel düşünce-inanç sistemini
etkilemişlerdir. Oysa, Uzak Doğu’da ve (kısmen)Hindistan’da, filozofların
düşüncesi bizzat din haline gelmiş; her şeyi ve tabii, Doğayı yaratan tektanrı merkezli semavi dinler burada doğmamıştır. Doğayı anlamaya çalışan
bir felsefe yöntemi toplumun (devletin) ideolojisi-dini haline gelince, bu
toplumlarda din-bilim çatışmasının, tanım gereği, ortaya çıkmaması doğal
karşılanabilir.
Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik
Paradigma
• Pek tabii ki, tüm Uzak Doğu bilim ve felsefesini, başlıklar şeklinde bile,
buraya taşımam mümkün değildir. Aslında buna gerek de yoktur. Asıl
önemli olan, bu gelişmelerin bir yerde durması/durdurulmasının nedenleri
ve sonra da, bir toplum hayatına göre kısa sayılacak sürelerde, (Japonya’da
19. Yüzyılın, Çin’de 20. Yüzyılın ikinci yarısında) bilim ve teknolojide, Batıyı
yakalama ve hatta bazı alanlarda geçme süreçlerinin dinamiklerini
anlayabilmektir.
• Uzak Doğu felsefesinin (Japonya ve Kore de aynı medeniyetin üyeleridir),
doğaya ve dolayısıyla bilim ve teknolojiye bakışı, tanımı gereği, Batıdaki
hakimiyet ve “iradi” değişim paradigmasını benimsemez. Birlikte yaşam
gereği, temeldeki Yin ve Yang güçlerinin karşıtlıklarından bilinçli biçimde
yararlanarak, fazla değişmeyen bir toplum yapısını, iç ve dış güçlere karşı
“sibernetik” korumasını yapmaya çalışır. Ancak, sistemin gereği, bireylerin
olmadığı bu toplumlarda, stratejik kararlar, merkezi bürokrasi yani Çin
Konfüçyüs felsefesinin kurucuları ve savunucuları tarafından alınacaktır.
Ders İçeriği
• Giriş – Ortaçağ’da Avrupa ve Avrupa-Dışı Toplumlarda
Bilim ve Teknoloji
• Ortaçağ Avrupa Toplumunda Bilim ve Üniversite
▫ Ortaçağlarda Avrupa Toplumu
▫ Ortaçağ Potası-”Yunan-İslam-Latin” Bilim ve
Düşüncesi
▫ Üniversitelerin Doğuşu
• İslamda Bilim ve Teknoloji
▫ Arap mı İslam mı Ortaçağ Bilimi mi?
▫ İslam Dünyasında Akli Bilimler ve Teknoloji
▫ Osmanlının Bilim ve Teknolojide Geri Kalma Sorunu
• Çin’de Bilim ve Teknoloji
▫ Çin Medeniyeti ve Batıdan Farkı
▫ Eski Çin’de Bilimsel ve Teknolojik Paradigma
▫ Çin’in Teknolojik Başarıları ve Kaçınılmaz Durgunluk
Çin’in Teknolojik Başarıları ve
Kaçınılmaz Durgunluk
• Çin’in M.Ö. 1. Binden başlayıp günümüze gelen,
neredeyse kesintisiz medeniyeti tarihte tek
örnektir.
• Bu medeniyeti eşsiz kılan özellikler hem teknik
başarılarının hem de bilimsel teknolojik
durgunluğunun nedenlerini oluşturmaktadır.
Çin’de Matematik
• Chiu-chang suan-shu Çin matematik klasiklerinin en önemlisidir ve özü
itibariyle uygulamalı pratik çözümlere yönelmiştir. Bu eserde soyut,
sistematik ispatlar yani saf matematik teorem ve problemleri ele
alınmamıştır. Çin’de matematik bürokrasi ve alimler arasında hiçbir zaman
yüksek bir statüye ulaşmamış, felsefi yanı çok zayıf sırf bir teknik olarak
muamele görmüştür; küçük memurların, ölçüm, vergi toplama, muhasebe
işlerinde kullandığı teknik bilgilerdi.
• Hesaplama işleri için, önce, hesap çubukları (counting rods) ve sonra
“abaküs” kullanılmaya başlandı. Abaküs, cebirsel problemleri de
çözebiliyordu. Çinliler, siyah ve kırmızı renkli hesap çubuklarıyla negatif
sayıları bile kullanabiliyorlardı. (Batı’da bile negatif sayılar 14. Yüzyıla
kadar bilinmedi). Bu çubuklarla, Çinliler, 3. Yüzyılda, “quadratik ve kübik
denklemleri” ve Pi sayısını Dünya’nın geri kalan kısmından daha doğru
çözebiliyordu...Bu geleneksel hesaplama yöntemi Çin matematiğindeki
kesin ispatların olmamasından doğan boşluğu dolduruyordu. Bu hesaplama
elle yapılıp söylendiği için sonuçların yazılı hale gelmesi, Cizvitlerin Batının
matematiğini ülkeye getirmesine kadar görülmedi.
3 Temel Alan: Kağıt, Matbaa ve Barut
• Çinliler teori geliştirmekten çok elle tutulur, görünen başarılara önem verdikleri için
teknoloji alanında bir avantajları vardı ve bir çok temel alanda Avrupa’yı geçtiler.
• Bu alanlardan üçü, kağıt, matbaa ve baruttur.
• Kağıdın elyaflı maddelerden yapılması M.Ö. 2. Yüzyıla kadar iner. Bu icadın İslam
dünyasına ulaşması (veya Müslümanların Çin sınırlarına dayanması) 8. Yüzyılı, Avrupa’ya
ulaşması ise 13. Yüzyılı bulur.
• İlk blok baskı 770’de Japonya’da yapılmıştır (tahtaya oyulmuş yazılar).
• Çin’deki ilk baskı kitap 868 tarihine isabet eder.
• Harflerin ayrı ayrı dizilmesiyle oluşan sayfa baskısı ilk kez 11. Yüzyılda yapılmışsa da, Çin
karakterlerinin Avrupa Alfabeleri gibi az sayıda (30 civarında) değil, çok sayıda (5 bin
kadar) olması bu tür kitap basımını güçleştirdi.
• Sui Döneminden itibaren baskılı kitaplar halk arasında yayılmaya başladı. Bunlar daha çok,
bürokratik devlet sınavlarına hazırlanan memur adaylarına ansiklopedik ve tarihi-yasal
bilgiler veren metinlerdi.
• Çin’de ezberlenmesi gereken metinlerin uzunluğu 570.000 kelimeye ulaşıyordu. Adaylar bu
metinleri okuyup, ezberleyerek sınavlara hazırlanıyorlardı. (Bir anlamda İslam’daki Kur’an
hıfzına benziyordu.)
Kağıt ve Matbaanın Çin ve Batıdaki
Etkileri Arasındaki Farklılık
• Tuhaf olan, basılı (ucuz) kitap okuma imkanı olmayan,
sadece pahalı ve nadir el yazmaları ve şehirden şehre,
manastırdan manastıra seyahat ederek bilgi arayan
Batının entelleri ile Çinli entel arasındaki davranış
farkıdır.
• Çin’de kağıt ve basılı kitap yenilikleri durduran bir etki
yaratırken, aynı materiyal Batı’da bilimsel dergiler,
tartışma kitapları, eski bilgilerin eleştirel bir şekilde
yeniden okunmasını ve yepyeni teoriler doğmasını
sağladı. Oysa Çin’de, bu kitaplar, yeni bilgi aranmasını
önleyen, “her doğru bilgiyi” sunan araçlardı. Tabii,
yenilikler ve yenilikçiler de sistemin hiç sevmediği
unsurlardı.
Barut
• Üçüncü icat barut, 10. Yüzyıldan önce
biliniyordu. Çin ordularının, 13. Yüzyılda top ve
el bombası (resme bakın) kullanmalarına
rağmen, niçin bunu askeri-stratejik bir araç
olarak sistematik hale getirmedikleri,
geliştirmeye devam edip Avrupa gibi, dünya
egemenliğine soyunmadıkları açıkça
cevaplanabilen bir soru değildir.
13.yy’da Çin’de El Bombası Örnekleri
Çin’in Niçin Dünya Egemenliğine
Soyunmamıştır?
Manyetizm-Pusula
Kendimizi Sınayalım
1) Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’nın
Ortaçağında bilimlerin kaynağını en iyi ifade
eder?
• a. Ayasofya Kütüphanesi
• b. Hindistan
• c. Roma
• d. İslami tercümeler
• e. Miletos
CEVAP: d
2) Aşağıdakilerden hangisi İslam biliminin
kökenlerini en iyi açıklar?
• a. Atina Akademisi
• b. Hindistan
• c. Helenistik bilim külliyatı
• d. Suriye
• e. İskenderiye
CEVAP: c
3) İslam, 15. Yüzyıla kadar, Avrupa’ya
üstünlüğünü aşağıdaki bilimlerden hangisinde
sürdürmüştür?
• a. Astronomi
• b. Cebir
• c. Kimya
• d. Zooloji
• e. Tıp
CEVAP: b
4) Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’nın ilk
üniversitelerinde okutulmazdı?
• a. Mühendislik
• b. Tıp
• c. Hukuk
• d. Teoloji
• e. Mantık
CEVAP: a
5) Aşağıdakilerden hangisi Osmanlıların bilim ve
teknolojide geri kalış nedenlerinden değildir?
• a. Osmanlı Devletinin mali imkanlarının fazla ol• maması
• b. Osmanlı Devleti kurulduğunda İslam’da
bilimsel gelişme zaten durmuştu
• c. Roma gibi İstanbul da hiçbir zaman bilim
merkezi olmamıştı
• d. Ulemanın akli bilimlere sırt çevirmesi
• e. Medreselerin sayılarının azlığı
CEVAP: a
6) Aşağıdakilerden hangisi Çin medeniyetinin
paradigmasını en iyi ifade eder?
• a. “Medeniyetler duvar çekerek korunur”
• b. “Çin medeniyetini askerler kurdu ve korudu”
• c. “Konfüçyüs Öğretisi”
• d. “Budizm Öğretisi”
• e. “Çiçekleri çekerek büyütemezsiniz”
CEVAP: c
7) Aşağıdakilerden hangisi Çin’de demir
üretiminin Avrupa’nın önünde olma
nedenlerinden biri değildir?
• a. Kalay madenlerinin azlığı
• b. Bakır madenlerinin kıtlığı
• c. Gemiciliğin yaygınlaşması
• d. Kuruluştaki askeri talep
• e. Ormanların bolluğu
CEVAP: c
8) Aşağıdaki unsurların hangisi Çin gemiciliğinde
olmayıp, Avrupa gemiciliğinde veya
gemicilerinde mevcuttur?
• a. Pusula
• b. Gemi gövdesine bağlı dümen
• c. Gemilerin büyüklüğü
• d. Kişisel girişimcilik
• e. Yelkencilik
CEVAP: d
9) Aşağıdakilerden hangisi Avrupa’nın Doğusu ve
Batısı arasında bilim ve teknolojiye bakış
açısından temel farklardan biri değildir?
• a. Din (Kilise) ile Üniversite çekişmesi
• b. Doğayı denetim altına almak
• c. Bilgiyi teknolojiye çevirmek
• d. Bürokrasinin bilime karşı anlayışlı olmaması
• e. Doğayı anlamak
CEVAP: c
Download