1 AKUT KARIN Aniden meydana gelen ve bir haftadan kısa süreli ve

advertisement
1
AKUT KARIN
Aniden meydana gelen ve bir haftadan kısa süreli ve daha önce tanı konmamış karın ağrısının
inflamasyon, perforasyon, obstrüksiyon, nekroz, veya intraabdominal organların rüptürü gibi
nedenlerle ortaya çıkan abdominal patolojileri kapsar. “Akut karın” terimi intraabdominal bir
hastalığın belirtisi olan ve genellikle cerrahi olarak tedavisi gereken belirti ve bulgular
topluluğunu ifade eder. Ancak karın ağrısı yapan fakat cerrahi tedavi gerektirmeyen bazı
hastalıklar da olabileceği için akut karın ağrılı hasta sistematik bir şekilde ve cerrahi bir
yaklaşım gerekip gerekmediği hızlıca belirlenmelidir. Akut karınlı hasta karşısında günümüz
tanı ve tedavi olanaklarının hepsi kullanılırken geleneksel anamnez ve fizik muayenenin en
önemli tanı aracı olduğu unutulmamalıdır.
Anatomi ve Fizyoloji
Karın boşluğu ve karın içi organların embriyolojik gelişimi, peritonun uzantıları ve visseral
duyu innervasyonu akut abdominal hastalıkların değerlendirilmesinde önemlidir. Primitif
barsak; ön (foregut), orta (midgut) ve arka (hindgut) olmak üzere üçe ayrılır. Ön barsaktan
farinks, yemek borusu, mide ve proksimal duodenum, pankreas, biliyer sistem; orta barsaktan
duodenum 4. kesiminden transvers kolonun ortasına kadar; arka barsaktan distal kolon,
rektum ve mesane gelişir. Proksimal duodenumu ( ön barsak ) tutan hastalıklar çöliak aksis
afferent liflerini etkiler ve ağrı epigastriumda hissedilir. Çekum ve apendiksden gelen uyarılar
superior mezenterik arter çevresindeki afferent lifleri uyarır ve göbek çevresinde ağrıya sebep
olur. Distal kolon hastalıklarında ise ağrı inferior mezenterik arter çevresindeki afferent lifleri
uyarır ve suprapubik bölgede ağrıya sebep olur.
Abdominal ağrının patofizyolojisi
Vücudun herhangi bir bölgesinde doku harabiyeti olduğu zaman, bu bölgede lokal olarak
salınan mediyatörler ve aljezikler tarafından özelleşmiş sinir uçları olan nosiseptörleri
uyarmaları ile, ağrının algılanması sağlanır. Ağrının algılanması üç şekilde olur.

Visseral Ağrı

Somatik Ağrı

Yansıyan Ağrı
Visseral Ağrı
Karın içindeki organların dış yüzeylerini çevreleyen visseral peritondan kaynaklanır, otonom
sinir sitemi ile iletilir ve talamusta algılanır. Bu tür ağrı yaygın olup hasta tarafından iyi
lokalize edilemez ve künt vasıflıdır. İçi boş organlarda distansiyon, solid organların
kapsülünde gerilme, iskemi ve bazı kimyasal maddeler visseral ağrıyı başlatır. En çok
2
epigastriumda, göbek çevresinde veya karın alt orta bölümlerinde hissedilir. Terleme,
yorgunluk, bulantı ve solukluk gibi otonomik belirtiler de ağrıya eşlik eder. Visseral ağrı,
hastalığın hafif olduğu başlangıç evrelerinde ortaya çıkar. Akut apandisitte başlangıçta göbek
çevresinde hissedilen ağrı visseral ağrıdır.
Somatik Ağrı (Pariyetal ağrı)
Bu tip ağrı; karın boşluğunu örten pariyetal peritondan kaynaklanır. Periferik sinirler ile
merkezi sinir sitemine iletilir ve beyin korteksinde algılanır. İç organlardaki inflamasyonun
parietal peritona ulaştığı zaman ortaya çıkan şiddetli ağrıdır. Visseral ağrılara göre daha
şiddetli, oldukça iyi lokalize edilen, hareket ve öksürükle artan ağrılardır. Uyarılan parietal
periton bölgesi üzerindeki karın duvarında kasların tonik spazmı (musküler defans, rijidite)
mevcuttur. Akut apendisitin ileri dönemlerinde sağ alt kadranda hissedilen ağrı pariyetal
ağrıdır.
Yansıyan Ağrı
Hem visseral hem de somatik ağrıların özelliklerini taşır. Anatomik olarak farklı ancak
embriyolojik olarak ortak oluşumların afferent innervasyonlarının aynı olması sonucu oluşan
durumdur. Sempatik afferent sinaps ve somatik sinir sinapslarından ortak uyarı alan
internöronlardan oluşur. Ağrı somatik sinirlerin inerve ettiği dermatomlara yansır.
 Uyarının başladığı yerden çok uzakta bulunan hastalıklı organla aynı nöral
segmentten inerve olan alanda hissedilir.
 Genellikle acı şeklinde hissedilir.
 Diafragma irritasyonu-omuz ağrısı
 Safra kesesi irritasyonu-sağ skapula ağrısı
 Böbrek ve üreter irritasyonu-kasık ve genital bölge ağrısı
Ağrı Desenleri
İnflamatuar Ağrı: Yavaş yavaş gelişir, kreşendo zirveye vardığında ağrı süreklilik gösterir.
Akut apendisitte ilk evrede visseral tipte olan ağrı inflamasyonun oturması ile somatik nitelik
kazanır. En önemli özellik sürekliliktir. İnflamasyon sürdükce devam eder.
3
Kolik Ağrı: Nedeni düz kas spazmıdır. Düz kas spazmı aralıklı olduğundan kolik ağrının
belirleyici özelliği ağrının aralıklı olmasıdır. Kreşendo ve dekreşendosu ve ağrısız dönemi
vardır. İçi boş organların obstrüksiyonu ( renal, biliyer ve mekanik barsak obstrüksiyonu gibi)
kolik ağrı oluşturur.
Ağrısız
Dönem
İskemik Ağrı: Damar tıkanır tıkanmaz sıfırdan derhal yukarı çıkan bir ağrıdır. En sık
görüldüğü klinik durum mezenter arter tıkanmasıdır.
Perforan Ağrı: Ani ve keskin bir kreşendo ile karekterizedir. İçi boş organ perforasyonu ile
sonlanan lezyonlar organın mukozasından başlar. Ancak duyu sinirleri serozada olduğundan
lezyon serozadan geçerken hasta ağrıyı duyar ve bıçak saplanır gibi keskin bir ağrı tanımlar
ve ağrının yerini iyi lokalize eder. En iyi örnek peptik ülser (duodenum) perforasyonudur.
4
Birleşik Ağrı: Birden fazla desende ağrı bir arada bulunur. Örneğin başlangıçta basit barsak
tıkanıklığında tipik kolik ağrı deseni varken olaya mezenterde dolaşım bozukluğu eklenirse
iskemi deseninde ağrı da eklenir.
KLİNİK TANI
Yakınma ve Öykü
Akut karına yol açan patolojik süreçler 5 grupta toplanabilir. Bunlar perforasyon,
obstruksiyon, iskemi, inflamasyon ve kanamadır. Bu patolojilere yol açan etiyolojik nedenler
de yine 5 grupta toplanabilir. Bunlar enfeksiyöz, vasküler, travmatik, nörojenik ve neoplastik
olaylardır.
Akut karın şüphesi olan hastada odaklanılması gereken öncelikli konu ağrıdır.
Akut karın ağrısı nedenlerini
–
%10 Cerrahi
–
%55 Medikal
–
%35 Nedeni bilinmeyen ( non spesifik ) karın ağrıları oluşturur.
Bu nedenler
1. Cerrahi patolojiler
2. Medikal patolojiler
3. Ekstra abdominal patolojiler olarak sınıflandırılır.
Ağrının klinik değerlendirme prensipleri; Ağrının yeri, süresi ve şiddeti, karakteri, kronolojisi,
ağrıyı arttıran ve azaltan nedenler, ağrıya eşlik eden semptom ve bulgular, aile hikayesi, fizik
muayene ve laboratuar bulgularıdır.
Ağrı kaynaklandığı organa, visseral, somatik ve yansıyan ağrı olmasına göre hissedildiği
bölgeler farklıdır. Karın ağrısı epigastrium, periumblikal ve alt karın bölgesinde hissedilir.
Üreter, testis hastalıkları uyluk içinde ağrı oluşturabilir, omuz ağrısı olaya diyafragmanın da
katıldığını belirtir. Sol subdiyafragmatik bölgede biriken kan ve püy sol omuz ağrısı yapabilir.
5
Üst karın ağrısı peptik ülser, akut kolesistit ve pakreatiti akla getirir. Biliyer, duodenal veya
pankreas ağrıları sıklıkla sırta yayılır.
Ağrının süresi ve başlangıcı da ayırıcı tanıda önemlidir. Ani ve şiddetli başlayan ağrılarda
daha çok içi boş organ perforasyonu ( örn: duedonal ülser perforasyonu ) veya visseral arter
embolisine bağlı intestinal iskemiyi, birkaç saatlik ağrılarda inflamatuar veya vasküler
olayları ( akut kolesistit, akut pankreatit, barsak strangulasyonu), daha uzun süreli ağrılarda
obstruksiyona bağlı ( barsak obstruksiyonları ) nedenleri düşünmek gerekir. Akut apandisite
bağlı ağrılar 12 saatten fazla sürer. Bilier kolik ağrıları genellikle yemeklerden sonra başlar ve
6-8 saat sürer ( akut kolesistit, akut pankreatit ). Hafif şiddette başlayıp yavaş yavaş
yoğunluğunu arttıran ağrı, peritonitler için karakteristiktir. (Apendisit ve divertikülit ağrıları).
Ağrı orta şiddette ve ani başlangıçlı, ancak hızla şiddetini arttırıyor ise akut pankreatit,
mezenter trombozu veya ince barsak tıkanmasını akla getirmelidir.
Ağrının karakteri diğer özelliklere göre daha az önem taşır. Çünkü ağrının şiddeti ve karakteri
için hastaların kullandıkları ifadeler subjektiftir. Yanma ve kemirici ağrı duodenal ülseri,
kramp ağrısı intestinal obstrüksiyonu temsil edebilir. Künt müphem tam lokalize edilemeyen
ve analjezi gerektirmeyen ağrılar genellikle yavaş başlangıçlıdır; apendisit ve divertikülit gibi
inflamatuar olaylarda görülür.
Ağrıya eşlik eden semptom ve bulgular da ağrının nedenini ortaya koymada önemlidir.
Özellikle bulantı, kusma, ishal, kabızlık, ateş, titreme ve diğer şikayetlerin öğrenilmesi ve
değerlendirilmesi önemlidir. Örneğin uzun süreli bir karın ağrısı ile kilo kaybının da olması
maligniteyi akla getirir. Ağrı ile birlikte gaz gaita çıkışının durması barsak tıkanıklığını
düşündürür.
Kusma ağrının şiddetinden dolayı olabileceği gibi gastrointestinal traktusun tutumundan da
kaynaklanmış olabilir. Cerrahi gereken hastalarda genellikle ağrı kusmadan önce başlar. Tıbbi
nedenli karın ağrılarında ise kusma ağrıdan öncedir. Apendisitli hastalarda kusmadan önce bir
süre ağrı ve iştahsızlık olur. Gastroenteritli hastalarda ise ağrıdan önce kusma görülür. Kusma
akut kolesistit, akut gastrit, akut pankreatit ve barsak obstruksiyonunda görülür. Proksimal
ince barsak obstruksiyonunda kusma distal ince barsak obstruksiyonuna göre daha erken
görülür. Kolon obstruksiyonunda kusma nadiren olur. Uzun süren distal ince barsak
tıkanmalarında
kusmuk
fekaloid
tarzdadır.
Ampulla
Vateriden
proksimaldeki
obstrüksiyonlarda kusmuk safrasız, distaldekilerde ise safralıdır. Akut karın ağrısı olan
hastaların çoğunda iştah azalır. Apendisitte iştahsızlık ağrıdan önce olabilir.
6
Hastaların alkol alıp almadıkları ve yakın zamanlarda bir travma geçirip geçirmedikleri,
kardiyak bir sorunları olup olmadıkları, kullandıkları ilaçlar sorulmalı, kadınlarda
menstruasyon ve hamilelik öyküsü de alınmalıdır.
Hastanın özgeçmişinde; Alkol alışkanlığı akut pankreatit, daha önce saptanmış safra taşı akut
kolesistit, peptik ülser öyküsü ise ülser perforasyonu tanısına yöneltir. Geçirilmiş karın
ameliyatları brid ileusları, zaman zaman olan barsak pasaj tıkanıklıkları ise barsakların
tümöral tıkanmalarını düşündürmelidir. Hastaların diabetli olması ise diabetik ketoasidozu
düşündürmelidir. Özgeçmişinde kardiyak veya pulmoner hastalıklar gibi sistemik hastalıkları
olan hastalarda bu hastalıklara bağlı olabilecek karın ağrıları da ayırıcı tanıda göz önüne
alınmalıdır.
FİZİK MUAYENE
Fizik inceleme
–
Genel görünüm
–
Vital bulgular (TA, nabız, ateş.)
–
Abdominal muayene
–
Rektal muayene (kitle, hassasiyet, kanama, prostat)
–
Pelvik, jinekolojik muayene
–
Tam bir FM (özellikle kardiyovasküler ve respiratuar sistem muayenesi) gibi alt
başlıkları kapsar.
Yaşlı, immün yetmezlikli ve kortikosteroid ilaç kullanan hastalarda muayene bulgularının
silik olabileceği unutulmamalıdır.
Karın muayenesi inspeksiyon, oskültasyon, palpasyon ve perküsyon sırasına göre yapılır.
Muayeneye karında ağrının hiç hissedilmediği veya az hissedildiği yerden başlanır. Ağrıyı
şiddetlendirecek manevralar en sona bırakılır.
İnspeksiyon
 Hastanın ağrı esnasındaki pozisyonuna dikkat edilmelidir. Peritonitli hasta tipik olarak
hareket etmemeye çalışır. Biliyer veya renal kolikli hasta ıstırap içinde kıvranır. Akut
pankreatitli hastalar ise yatakta iki büklüm olmuş bir vaziyette veya diz-dirsek
pozisyonunda yatarak ağrıyı azaltmaya çalışır.
 Skleraralarda ve ciltte sarılık olup olmadığına bakılmalıdır.
 Karında distansiyon, karın duvarında organ peristaltizminin görülmesi, ameliyat izi,
fıtık, kitle, cilt lezyonları ve karnın solunuma eşlik edip etmemesi,
terleme,
dehidratasyon gibi toksik belirtilere dikkat edilmelidir. Ameliyat skarı, distansiyon,
peristaltizm birlikte olması barsak obstruksiyonunu (ileus), Cullen belirtisi (umlikusta
7
ekimoz) pankreatiti, Grey-Turner belirtisi (yanlarda ekimoz) travmayı, caput meduza
(umlikus çevresi dilate venler) ise karaciğer parankim hastalığını akla getirir.
Oskültasyon
Karın muayenesinde palpasyon ve perküsyon ile barsak hareketleri etkileneceğinden
oskültasyon bu muayenelerden önce yapılır. Oskültasyon, patolojik olayın bulunduğu
düşünülen bölgenin uzağından başlanarak ve steteskop karın üzerinde bastırılmadan yumuşak
bir şekilde konularak en az iki-üç dakika barsak sesleri veya damarsal üfürümler
dinlenmelidir.
Barsak
sesleri
hipoaktif
(hipokinetik),
hiperaktif
(hiperkinetik)
veya
normoaktif
(normokinetik) olabilir.
 Tam olarak barsak seslerinin yokluğu ilerlemiş peritonitlerde veya paralitik ileusta
olur.
 Aktivitenin fazlaca artmış olması ve yüksek perdeden barsak seslerinin olması erken
evrede bağırsak tıkanıklığının bulgusudur.
 Akut gastroenteritli hastalarda barsak sesleri hiperaktif olarak işitilir.
 Dalak enfarktüsü veya karaciğer metastazında da sürtünme sesi işitilebilir.
Palpasyon
Akut karın ağrılı hasatanın değerlendirilmesinde palpasyon en can alıcı muayenedir. Hasta
rahat bir vaziyette sırtüstü yatarken uygulanır. Palpasyona genelde ağrısız bölgeden
başlanmalıdır. Özellikle psikojenik bir ağrıdan şüphe ediliyorsa hastanın dikkati başka şeye
yönlendirilmelidir. Akut karında palpasyonla tespit edilecek pariyetal periton irritasyon
bulguları hassasiyet, defans ve rebaund olarak sayılır. Palpasyon sırasında karın kaslarının
tonusunda artma hissediliyorsa buna defans denir. Defans; istemli, istemsiz, lokalize veya
jeneralize ( yaygın ) olabilir. Defansın olup olmadığını anlamak için hekim elini hastanın
karnına bir süre yavaşça basılı tutar. Karın kaslarının kasılmış olduğunun hissedilmesi defans
olduğunu gösterir. Eğer hastaya karnını gevşetmesi ve derin nefes alması söylendikten sonra
veya hastanın dikkati başka şeye yönlendirildiğinde karın kasları yumuşuyorsa bu istemli
defanstır. Eğer karın kasları gevşemiyorsa o zaman istemsiz defans ve altta yatan bir
peritonitten bahsedilir. Her türlü çabaya rağmen yenilemeyen ve hasta istesede
değiştirilemeyen bu kas sertliğine rijidite denir. Tahta karın veya tahta sertliğinde karın
rijiditenin kaba tanımlarıdır. Yaygın ve şiddetli defans perfore duedonal ülserde sık görüldüğü
gibi tahta karına yol açar. Defans lokal veya jeneralize olabilir. Lokal defans akut kolesistit,
apandisit, divertikulit gibi durumlarda gözlenir. Akut kolesistitli hastalarda sağ subkostal
alanın palpasyonu sırasında hastanın derin nefes almasıyla ağrının artması ( hasta ağrı
8
nedeniyle nefesini yarıda keser ) Murpy belirtisi olarak adlandırılır. Akut apandisitte Mc
Burney noktasında lokal hassasiyet ve defans olur. Şiddetli ağrı ile seyreden renal kolik ve
pankreatit gibi hastalıklarda tipik olarak kas sertliği yoktur. Palpasyonda ayrıca büyümüş
organları ve kitleleri saptama olanağımız da vardır. Abdominal kitleler genellikle derin
palpasyonla tespit edilirler.
Pariyetal periton irritasyonunu gösteren diğer bir palpasyon bulgusu rebaund fenomenidir. Bu
bulguyu ortaya çıkarmak için hekim, karnın mümkün olan en yumuşak hali almasını
sağladıktan sonra hastanın ağrısının en yoğun olduğu bölgeye eli ile basar. Bu baskı karın
duvarını belirgin bir şekilde çöktürecek ve dolayısyla pariyetal peritonun altındaki organ ile
sıkı temasa getirecek etkinlikte olmalıdır. Hastanın ağrısının artmasına aldırmadan, karın
duvarına yapılan baskı bir süre sürdürülür. Hasta bu ağrıya kısa sürede alışır. Tam bu sırada
hastanın hekim elini aniden çeker. Bu son hareket karın duvarının pendüler hareketini ve o
bölgedeki karın içi organların hareketini sağlar. İşte bu sırada inflamasyonu olan organın
serozal yüzeyleri ile pariyetal periton arasında düzensiz bir temas olur. Organ bölgesinde ağrı
oluşur ve hastanın mevcut ağrısı belirgin şekilde artar. Bu belirti çok kıymetlidir ve
‘REBOUND TENDERNESS POZİTİF’ olarak isimlendirilir. Buna direkt rebaund denir.
İndirekt rebaund ise ağrı olan bölgenin uzağındaki bölgeye hekim elini bastırır ve aniden
çektiğinde ( basılan yerde değil ağrının olduğu yerde ) hastanın mevcut ağrısının daha da
artması olarak tanımlanır.
Perküsyon
Her türlü karın gerginliğinde perküsyon ile matite aranması, sınırlarının belirlenmesi ve
gövdenin hareketleri ile yer değiştirip değiştirmediğinin belirlenmesi tanı ve ayırıcı tanıda
önemlidir.
Uygun teknik kullanılarak bütün 4 kadran perküte edilmelidir. Perküsyon sırasında işitilen
sesin karakteri (timpanik, matite) belirlenir. Perküsyon sırasında duyulan ses normalde
timpaniktir. Perküsyon sırasında matitenin varlığı organomegali, kitle veya bir sıvı birikimini
gösterir. Epigastriumda başlanıp pelvik bölgeye doğru ışınsal tazda yapılan bir perküsyon
sonrası batın alt kısmında açıklığı yukarı bakan matitenin varlığı ascit, göbek altında açıklığı
aşağıya bakan bir matitenin varlığı ise pelvik organlarda bir kitleye ( örn: over tümörü, glob
vezikale ) işaret eder.
Rektal ve pelvik muayene karın muayenesinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Yaşlı
bir hastada barsak tıkanmasına ait tüm yakınmaları ve belirtileri gaitanın rektumda taşlaşması
veya rektal bir kitle açıklayabilir ve bunu da rektal tuşe ile belirleyebiliriz. Rektal
muayenedeki bir hassasiyet retroçekal yerleşimli bir apandisitin tek bulgusu olabilir. Gaitada
9
gizli kan için örnek alma olanağı sağlar. Pelvik muayene ise; karın ağrısının; pelvik
inflamatuvar hastalığa, overlere ait bir kiste veya ektopik bir gebeliğe ait olup olmadığını
saptamak açısından önemlidir.
LABORATUAR TESTLERİ
Akut karın ağrılı hastaların laboratuar testleri genellikle tam kan sayımı ile başlar. İntraabdominal enflamasyon genellikle lökositoza neden olur. Ancak bu her zaman olmayabilir.
Tam kan sayımı ile lökositoz, trombositopeni ve anemi durumuna bakılır. Lökositoz:
Apandisit(%75), akut pankreatit, akut kolesistit, piyelonefrit, gastroenterit… vb durumlarda.
Anemi: Talasemi, Hemolitik anemi, akut/kronik kan kaybı. Trombositopeni: Hemolitik
üremik sendrom vb. Bunun yanında idrar tetkiki ve biyokimyasal parametrlere de
bakılmalıdır. Tam idrar tetkikinde bakteriürü, piyüri, hematüri, glikozüri, proteinüri, ketonüri,
idrar rengi, pnömaturi görülebilir. Bakteriüri, piyüri ve hematüri; idrar yolu enfeksiyonu ve
ürolitiyazis durumunda görülebilir. Hematüri+proteinüri; Henoch-Schönlein P. durumunda
görülebilir. Glikozüri; Diabet ve sepsis durumunda görülebilir. Ketonüri ; Diyabetik
ketoasidoz, uzun süren açlık durumunda görülebilir. Pnomatüri; Fistül durumunda görülebilir.
Şarap rengi idrar; Porfiri durumunda görülebilir. Biyokimyasal tetkiklerde kan amilaz ve
lipazı; akut pankreatit, karaciğer fonksiyon testleri; akut hepatit, safra yolu hastalıkları, HCG
(human corionic gonadotropin); ektopik gebelik için önemlidir. Kan glukoz, üre, kreatinin,
sodyum ve potasyum seviyeleri kusma, ishal ve diabet öyküsü olan hastalarda bakılmalıdır.
TANISAL GÖRÜNTÜLEME
Karın ağrılı hastanın değerlendirilmesinde öykü ve fizik muayene çok önemli olmakla birlikte
görüntüleme yöntemleri de tanının desteklenmesinde oldukça yararlıdır. Öykü, fizik muayene
ve laboratuar testleri ile beraber akciğer grafisi, düz karın grafileri,
ultrasonografi ve
bigisayarlı tomografi hastaya cerrahi müdahale gerekip gerekmediği kararını kesinleştirebilir.
Direkt grafilerde hava-sıvı seviyeleri, sentinal loop ve gazsız karın intestinal obstruksiyon için
önemlidir. Tek başına radyografi %50-60 intestinal obstruksiyon tanısını
koydurur.
Diyafragma altı serbest hava içi boş orga perforasyonunun bulgusudur. Soğan zarı görünümü
invajinasyonu ve radyoopak taş : Üriner sistem veya safra kesesi taşını akla getirir. Kronik
pankreatitte pankreatik kalsifikasyonlar direk grafide görülebilir. Ultrasonografi karın içi solid
organları, safra kesesi, pankreas, apendiks, overler ve uterus değerlendirilir. Ayrıca karında
sıvı varlığını gösterir. Bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografiye ek olarak karın içindeki
kan ve diğer serbest sıvıları, barsaklarla ilgili patolojileri, pankreatitte ödem, kanama ve
nekrozu varlığını oldukça iyi gösterir. BT divertikülit, intraabdominal abse, pankreatik abse
10
veya psodokist, mezenterik vasküler patolojileri ortaya koymada oldukça yararlıdır. BT ayrıca
hem akut apandisit hem de akut apandistin komplikasyonlarını ortaya koymada yararlıdır.
Download