Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Türkiye Milli Olimpiyat

advertisement
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Türkiye Milli
Olimpiyat Komitesinin Toplumsal Cinsiyet Yaklaşımıyla
İncelenmesi
Proje No: 109K358
Doç. Dr. Canan KOCA ARITAN
MAYIS 2011
ANKARA
ÖNSÖZ
Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadının ve erkeğin kamusal ve özel alanın her alanında eşit
fırsatlara, haklar ve sorumluluklara sahip olması, kadının ve erkeğin eşit oranda görünür,
güçlü ve eşit katılımda olmasının sağlanmasıdır. Sporda cinsiyetler arası eşitliğin temelini,
spor ortamında mevcut olan fırsatlardan kadınlarla erkeklerin eşit yararlanma olanaklarının
varlığı oluşturmaktadır. Spor fırsatlarından eşit yararlanma spordan sorumlu kurumların
birimlerinde ve özellikle karar alma mekanizmalarında kadın ve erkeğin eşit temsillerinin
bulunması ile yakından ilişkilidir. Bu bağlamda karar alma mekanizmalarına kadınların
katılımı spor ortamında eşitliğin en önemli unsurlarından biridir.
Son 10 yılda gerek ülkemizde gerek dünyada kadınların profesyonel ve rekreasyonel spora
katılım düzeylerinde önemli bir artış gözlenmektedir. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet
eşitliği politikaları yoluyla kadınların ulusal ve uluslararası spor kurumlarının yönetim
kademelerinde eşit düzeyde temsil edilmeleri konusunda önemli adımlar atılmış ve atılmaya
devam etmektedir. Fakat bu gelişmelere rağmen, kadınlar hala spor kurumlarının orta ve üst
düzey yönetim kademelerine gelebilmek için erkek meslektaşlarından daha fazla ve daha
farklı engellerle karşılaşmaktadırlar. Bu durumun ülkemiz spor kurumlarında da önemli bir
sorun olduğu öngörülmekle birlikte spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini gösteren
verilerin olmaması bu sorun hakkında sağlıklı bir açıklama getirilememesine ve etkili
politikaların geliştirilememesine neden olmaktadır. Bu proje, ülkemiz spor kurumlarında
toplumsal
cinsiyet
eşitliğine
dair
önemli
bulgular
sunmakla
birlikte
kurumlarda
uygulanabilecek toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının nasıl olması gerektiğine yönelik
önemli veriler sağlamaktadır.
Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmemesinin bir
nedeni, spor kurumlarının yapısal ve kültürel unsurları ise bir diğer nedeni de toplumda
egemen olan toplumsal cinsiyet ilişkileri çerçevesinde kadının ikincil konumudur. Bu proje
kapsamında spor kurumunda kadının yeri toplumsal cinsiyet yaklaşımı ile ele alınmıştır.
Araştırmada toplumsal cinsiyeti ilişkisel bir süreç olarak kabul eden ve yaşamın bütün
alanlarında (çalışma hayatı, aile, dil, cinsellik ve spor) gömülü olan bir toplumsal kurgu
olduğunu ileri süren bir toplumsal cinsiyet yaklaşımı kullanılmıştır (BUTLER, 2005;
CONNELL, 2002). Toplumsal cinsiyeti ilişkisel bir kavram olarak değerlendirmek, bir
i
grubun diğerine olan etkisini, farklılıkların anlamını ve bu farklılıkların sunumunun etkisini
bilme imkanı sunar (PFISTER VE RADTKE, 2009). Bu nedenle, projenin gerçekleştirildiği
spor kurumlarının kültürü toplumsal cinsiyet yaklaşımıyla analiz edilmiş ve elde edilen
bulgular bu bağlamda tartışılmaya çalışılmıştır.
Araştırmalar spor kurumlarındaki yönetim kademelerinin hemen hemen bütün düzeylerinde
erkek egemenliğinin çok yaygın olduğunu göstermektedir. Liberal söylemler etrafında
şekillenen bu araştırmalarda, spor ortamındaki kaynaklara (yarışma imkanları, antrenörlük,
yöneticilik, gelir miktarı vb) ulaşımda kadın ve erkek arasındaki eşitsiz koşullar ele
alınmaktadır. Fakat liberal yaklaşım toplumsal cinsiyetlendirilmiş söylemlerin etkisini
açıklamada, kurumlarda derinlemesine yerleşmiş olan kadınlar ve erkekler hakkındaki
varsayımların, değerlerin ve inançların analizinde yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, bu
projede liberal kuram tarafından sıklıkla kullanılan kavramlar da yer almakla birlikte,
özellikle projenin nitel boyutunda, var olan eşitsizliğin ortaya konulmasından öteye gidilerek
eşitsizliğin nedenleri anlaşılmaya çalışılmıştır.
Spor kurumlarında karar alma süreçlerine kadın-erkek eşitliği yaklaşımı yerleştirilmeden
kadının sporun her alanındaki fırsatlara eşit olarak ulaşılamayacağı açıktır. Dünyanın çeşitli
ülkelerinde kadınların spor kurumlarının karar alma mekanizmalarında yeterince temsil
edilmelerini sağlayacak destek politikaları oluşturulmakta; “toplumsal cinsiyet eşitliği” ve
“pozitif ayrımcılık” kavramları hem yasal düzlemde hem de kurumsal düzlemde uygulamaya
geçirilmektedir. Fakat, Türkiye’de, öncelikle spor kurumlarında kadının konumu ve yönetim
kademelerinde kadınların temsiline yönelik verilere ihtiyaç vardır. Bu projenin Türkiye’deki
bu boşluğu doldurması beklenmektedir.
Bu araştırma projesi Türkiye Bilimsel ve Akademik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK)
tarafından desteklenmiştir.
ii
İçindekiler
Sayfa no
Tablolar Listesi
v
Özet
viii
Abstract
ix
BÖLÜM I. GİRİŞ
1
BÖLÜM II. GENEL BİLGİLER
7
2.1. Temel kavramlar
7
2.2. Türkiye’de kadınların konumu
8
2.3. Yönetim kademelerinde kadınlar
11
2.4. Spor kurumlarında kadınların konumu
14
2.5. Türkiye’de spor kurumlarında kadınların konumu
19
BÖLÜM III. GEREÇ VE YÖNTEM
25
3.1. Araştırma kurumları
25
3.2. Nicel araştırma
29
3.2.1. Katılımcılar
29
3.2.2. Veri toplama teknikleri
31
3.2.3. Verilerin toplanması
32
3.2.4. Verilerin analizi
32
3.3. Nitel araştırma
32
3.3.1. Katılımcılar
32
3.3.2. Veri toplama teknikleri
35
3.3.3. Verilerin analizi
37
3.4. Karşılaşılan yöntemsel güçlükler ve sınırlamalar
38
BÖLÜM IV. BULGULAR
41
4.1. Nicel bulgular
41
4.1.1. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet oranlarına ait bulgular
41
4.1.2. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ait bulgular
46
4.1.3. Spor kurumlarında çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumlarına ait
69
bulgular
4.2. Nitel bulgular
71
4.2.1. Spor yöneticilerinin sosyo-demografik bilgileri
71
iii
4.2.2. Tema 1: Spor kurumlarında yönetici olmak
76
4.2.3. Tema 2: Spor kurumlarında kadınların temsili
91
4.2.4. Tema 3: Spor yöneticiliği zor, kadın spor yöneticilerinin işi daha zor
116
4.2.5. Tema 4: Kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıklar/katkılar
123
4.2.6. Tema 5: Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları
130
4.2.7. Tema 6: Kadınların spora katılımında etkili olan sosyo-kültürel etkenler
138
BÖLÜM V. TARTIŞMA
162
5.1. Spor kurumlarının yönetim kademelerinde cinsiyet eşitsizliği
162
5.1.1. Spor kurumlarında ideal yönetici tanımı kadınları dışlamaktadır
166
5.1.2. Spor kurumlarında erkek egemen kültürün egemen olması
172
5.1.3. Kadına yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet kalıp yargılar
180
5.1.4. Kadınların spora katılımının az olması
190
5.2. Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların temsiline yönelik
195
cinsiyet eşitliği politikaları
BÖLÜM VI. SONUÇ VE ÖNERİLER
204
6.1. Sonuç
204
6.2. Öneriler
206
REFERANSLAR
208
EK 1. Anket
EK 2. Kurum izinleri
EK 3. Nitel araştırma katılımcılarının görev yaptıkları kurumlar ve
pozisyonları
EK 4. Gönüllü katılım formu
EK 5. Katılım sonrası bilgilendirme formu
EK 6. Bireysel görüşme formu
EK 7. Araştırmacı raporu
EK 8. Sporcu sayılarının spor dalına ve cinsiyete göre dağılımı
EK 9. Antrenör sayılarının spor dalına ve cinsiyete göre dağılımı
EK 10. Nitel araştırma katılımcılarının sosyo-demografik bilgileri
EK 11. Nitel araştırma katılımcılarının kariyer bilgileri
EK 12. Bildiri özeti
EK 13. Makale kabul yazısı
iv
Tablolar Listesi
Sayfa no
Tablo 1:
Nicel araştırma kapsamında dağıtılan ve toplanan anket sayıları
30
Tablo 2:
Nicel araştırma katılımcılarının cinsiyete ve kurumlarına göre
31
dağılımı
Tablo 3:
Nitel araştırma katılımcılarının pozisyonlarına göre dağılımı
34
Tablo 4:
Nitel araştırma katılımcılarının yöneticilik pozisyonlarına göre
35
dağlımı
Tablo 5:
Nitel araştırma katılımcılarının cinsiyete göre dağılımı
35
Tablo 6:
GSGM merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan çalışanların
42
cinsiyete göre dağılımı
Tablo 7:
GSGM yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
42
Tablo 8:
Spor federasyonlarında görev yapan çalışanların cinsiyete göre
43
dağılımı
Tablo 9:
Spor federasyonları yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
43
Tablo 10:
TMOK’da görev yapan çalışanların cinsiyete göre dağılımı
44
Tablo 11:
TMOK yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
44
Tablo 12:
Üç kurumun yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
44
Tablo 13:
Katılımcılara ait sosyo-demografik veriler
47
Tablo 14:
Katılımcıların proje döneminde spor katılımlarının, düzey ve
50
konumlarının cinsiyete göre dağılımı
Tablo 15:
Katılımcıların proje döneminde katıldıkları spor dallarının cinsiyete
51
göre dağılımı
Tablo 16:
Katılımcıların geçmişte spor katılımlarının, düzey ve konumlarının
52
cinsiyete göre dağılımı
Tablo 17:
Katılımcıların geçmişte katıldıkları spor dallarının cinsiyete göre
53
dağılımı
Tablo 18:
İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin dağılımı
54
Tablo 19:
İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin cinsiyete
55
göre dağılımı
Tablo 20:
İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken spor ile ilgili
56
özelliklerin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 21:
Katılımcıların bağlı bulundukları yöneticinin cinsiyetinin cinsiyete
göre dağılımı
v
57
Tablo 22:
Katılımcıların yönetici tercihlerinin cinsiyete göre dağlımı
58
Tablo 23:
Katılımcıların kurumlarında kadınların bulunma oranları
58
Tablo 24:
Katılımcıların kurumlarında kadın yöneticinin az sayıda olmasının
59
ya da hiç olmamasının nedenleri hakkında görüşlerinin cinsiyete
göre dağılımı
Tablo 25:
Katılımcıların kurumlarında kadınların yönetici pozisyonlarında yer
60
alabilmelerine dair görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 26:
Katılımcıların kurumlarında kadınların yönetici olarak görev
60
yapmalarına yönelik görüşlerinin cinsiyete göre dağlımı
Tablo 27:
Katılımcıların kurumlarında kadınlar ve erkekler arasında ayrım
61
olup olmadığı konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 28:
Katılımcıların kurumlarında kadın-erkek eşitliği politikası hakkında
64
görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 29:
Kurumlarında
kadın
erkek
eşitliğinin
katılımcıların bu politikanın etkililiği
olduğunu
hakkında
düşünen
64
görüşlerinin
cinsiyete göre dağılımı
Tablo 30:
Katılımcıların kurumlarında eleman seçiminde dolaylı ya da
65
doğrudan cinsiyetlerin kaynaklanan bir ayrımcılıkla karşılaşmaları
konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 31:
Katılımcıların kurumlarında dolaylı ya da doğrudan bir ayrımcılık
65
ile karşılaşmaları konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Tablo 32:
Katılımcıların ayrımcılığa gösterdikleri tepkilerin cinsiyete göre
66
dağılımı
Tablo 33:
Spor kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanların Kadın
69
Yöneticilere Yönelik Tutum ölçeği alt ölçek puanlarının farklı
değişkenlere göre ortalama ve standart sapmaları
Tablo 34:
Spor yöneticilerinin yönetim kademelerindeki pozisyonlarına göre
71
yaş ortalamaları
Tablo 35:
Spor yöneticilerinin medeni ve eğitim durumlarının cinsiyete göre
72
dağılımı
Tablo 36:
Spor yöneticilerinin mezun oldukları bölümlerin cinsiyete göre
73
dağılımı
Tablo 37:
Spor yöneticilerinin geçmişte spora katılımlarının ve konumlarının
vi
74
cinsiyete göre dağılımı
Tablo 38:
Spor
yöneticilerinin
projenin
gerçekleştiği
dönemde
spora
75
Ülkelerin spor kurumlarının üst düzey yönetim kademelerinde
164
katılımlarının ve konumlarının cinsiyete göre dağılımı
Tablo 39:
kadınların oranı
vii
GENÇLİK VE SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VE TÜRKİYE MİLLİ OLİMPİYAT
KOMİTESİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET YAKLAŞIMIYLA İNCELENMESİ
Özet:
Bu projenin temel amacı, Türkiye’de sporu yönlendiren kurumlar olan Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğü (GSGM), Spor Federasyonları ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK)
kurumlarının toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımıyla incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda
araştırmada nicel ve nitel yöntem bir arada kullanılmıştır. Nicel yöntem kapsamında, spor
kurumlarında çalışanların kurumlarındaki toplumsal cinsiyet eşitliğine dair görüşlerini
belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve Kadın Yöneticilere Yönelik
Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Nicel araştırmaya 244 kadın ve 492 erkek, toplam 736 çalışan
katılmıştır. Nicel veri analizi sonucunda, spor kurumlarının üst düzey yöneticilik
pozisyonlarının %4.3,3’ünü, orta düzey yöneticilik pozisyonlarının ise %5.1’ini kadınların
oluşturduğu, çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumlarının daha çok kararsız
seçeneğinde toplandığı ve tutum puanlarının cinsiyete, eğitim durumuna ve yönetici tercihleri
gibi çeşitli değişkenlere göre değiştiği bulunmuştur. Nitel araştırma kapsamında, 12 kadın ve
77 erkek orta ve üst düzey spor yöneticisi ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. İçerik analizi
sonucunda elde edilen bulgular, kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde
yeterince temsil edilmemesinin nedenleri olarak; spor kurumlarında egemen olan ideal
yönetici tanımının kadınları dışlaması, spor kurumlarında erkeklik kültürünün egemen olması,
kadınlara yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet kalıp yargıların spor kurumlarında
yaygın olması ve kadınların spora katılımının az olması bulunmuştur. Sonuç olarak,
Türkiye’de spor alanında kadınlar gerek sporcu gerek yönetici olarak görünür olmamakla
birlikte bu durum spor kurumlarında bir sorun olarak ele alınmamaktadır. Dolayısıyla
toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik herhangi bir politikanın geliştirilmesine
bir gereksinim de duyulmamaktadır. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin
gerçekleştirilmesi, kurumsal değişiklikleri, yeni değerleri ve politikaları, yeni yönetim
uygulamalarını ve kurum çalışanlarının eşitliğe yönelik tutumlarında olumlu bir değişimi
gerektirmektedir.
Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet eşitliği, spor kurumu, kadın yönetici
viii
ANALYSIS OF THE GENERAL DIRECTORY OF YOUTH AND SPORT AND TURKISH
NATIONAL OLYMPIC COMMITTEE WITH REGARD TO GENDER EQUITY
PERSPECTIVE
Abstract
The purpose of this project is to analyse the General Youth and Sport Directory (GSGM),
Sport Federations and the Turkish National Olympic Committee (TMOK) with regard to
gender equity perspective in Turkey. Both quantitative and qualitative research methods were
used in this project. As a part of quantitative research, the opinions of women and men staff
about gender equity in their organisations will be compared regarding several factors by a
questionnaire which was developed for this project. In addition, the Attitudes toward Women
Managers scale was used to determine participants’ attitudes toward women manager. 244
women and 492 men, totally 736 workers were participated. The quantitative findings
indicated that %4.3 of the high management positions and %5.1 of the middle management
positions were taken by women; workers were undecided about their attitudes toward women
managers; workers’ attitudes toward women managers were different regarding gender,
education level and manager preferences. In the qualitative part of the project, an individual
interviews were conducted with 12 women and 77 men middle- and high-level managers. The
findings of the content analysis of the qualitative data demonstrated that the reasons of low
representation of women in management positions in sport organisations were exclusive
definition of ideal managers in sport organisations; the hegemony of masculine culture in
sport organisations; traditional beliefs about gender role stereotypes and gender roles for
women and low sport participation level of girls and women. As a conclusion, while women
were invisible as an athlete and manager in sport, this was not considered as a problem in
sport organisations. Therefore developing a gender equality policy were not considered as a
necessary. To achieve gender equity in sport organisations, there should be a change in the
structure of organisations and in attitudes toward equality among workers and managers and
develop new values, new management practices and policies.
Keywords: Gender equity, sport institution, women manager
ix
BÖLÜM I
GİRİŞ
Sporda cinsiyetler arası eşitliğin temelini, spor ortamında mevcut olan fırsatlardan kadınlarla
erkeklerin eşit yararlanma olanaklarının varlığı oluşturmaktadır. Spor fırsatlarından eşit
yararlanma
spordan
sorumlu
kurumların
birimlerinde
ve
özellikle
karar
alma
mekanizmalarında kadın ve erkeğin eşit temsillerinin bulunması ile yakından ilişkilidir. Bu
bağlamda karar alma mekanizmalarına kadınların katılımı spor ortamında eşitliğin en önemli
unsurlarından biridir.
Kadınların spor kurumlarında karar alma süreçlerine eşit katılımı sadece sporda eşitlik talebi
olmakla kalmayıp aynı zamanda kadının özelde spor ortamında genelde toplumda konumunun
geliştirilmesinin de gerekli bir koşuludur. Bu bağlamda, toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışı
etrafında şekillenen araştırmalarda hedef, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ortadan
kaldırılması ve kadının kendisine yüklenen kadınlık kimliklerinden kurtulup erkek alanlarında
eşit koşullarda var olabilmeleridir. Toplumsal ideolojilerin yeniden üretilmesinde önemli bir
role sahip olan spor kurumlarının toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımıyla incelenmesi de
sadece spor kurumlarındaki kadının konumuna yönelik değil aynı zamanda genel olarak spor
alanında kadının konumuna dair bilgiler sunmaktadır. Spor kurumunda yer alan bir çok
alandaki eşitsizliğin, katılım (kulüp, okul takımları, spor merkezleri), yarışma (yerel, ulusal,
uluslararası), ve liderlik (antrenör, yönetici) gibi kültürel ve tarihsel boyutlarla açığa
çıkarılması bu eşitsizliklerin görünür kılınmasını sağlar.
Kadınların spor kurumlarının özellikle üst düzey yöneticilik pozisyonlarında yeterince temsil
edilmemesinin bir nedeni spor ortamının ve spor kurumlarının yapısal ve kültürel unsurları ise
bir diğer nedeni de toplumda egemen olan toplumsal cinsiyet ilişkileri çerçevesinde kadının
ikincil konumudur. Bu proje kapsamında spor kurumunda kadının yeri toplumsal cinsiyet
yaklaşımı ile ele alınmaktadır. Öncelikle genel olarak toplumsal cinsiyet çalışmalarında ele
alınan üç temel kavramdan bahsedilmesi gerekli görünmektedir: toplumsal cinsiyet, toplumsal
cinsiyet rolü ve toplumsal cinsiyet ilişkileri. Toplumsal cinsiyet kavramı kadın ve erkek
arasındaki biyolojik farklılıklardan ziyade kültürel ve psikolojik farklılıkları ifade ederken, bu
farklılıklara dayalı olarak kadından ve erkekten beklenen toplumsal rol ve sorumluluklar
toplumsal cinsiyet rolü kavramı ile tanımlanmaktadır. Bu bağlamda kadınlık ve erkeklik,
toplum tarafından kadına ve erkeğe uygun görülen toplumsal cinsiyet rollerini ifade
etmektedir. Karşıtlık temelli kadınlık ve erkeklik tanımlarına baktığımızda, kadınlığın daha
çok duyguları, bedeni, anneliği ve güzelliği temsil ettiği, erkekliğin ise aklı, uygarlığı ve
kültürü temsil ettiği kabul edilmektedir. Toplumsal cinsiyet ilişkileri kavramı ile anlatılmak
istenen tarihsel ve kültürel olarak yapılanan ve egemen söylemler tarafından biçimlendirilen
kadın ve erkek davranışları ve bu davranışlar bağlamında kadın ve erkek arasında kurulan
ilişki ve etkileşim biçimleridir. Söylemler, bireyin davranışlarını ve eylemlerini biçimlendiren
güçlü görüşler, inançlar ve tutumlar olarak anlaşılmalıdır.
Bu kavramlar çerçevesinde bakıldığında, spor erkeklik ile özdeşleşen sportif faaliyetlerin,
fiziksel performansın, rasyonelliğin ve saldırganlığın egemen olduğu bir kültürel pratiktir. Bu
kültürel pratikte ideolojik olarak önemli olan, kadın ve erkek arasındaki biyolojik
farklılıkların toplumsal ayrışmaya ve eril üstünlüğe dönüşümü ve bu yolla kadınların spor
deneyimlerinin önemsizleştirilmesidir (KOCA VE BULGU, 2005). Ayrıca spor, görünür
olma özelliği, yaşamın diğer alanlarından (ekonomi, politika ve siyaset gibi) ayrı olduğu
düşüncesi ve sportif etkinliğin göreli gönüllülüğünden dolayı erkek üstünlüğü ideolojisinin
yeniden üretilmesinde önemli bir toplumsal alandır (WILLIS, 1992). Yurtdışında (COLE,
1993; HALL, 1996; MESSNER, 1994; THEBERGE, 1993) ve yurtiçinde (KOCA VE
BULGU, 2005; KOCA VE AŞÇI, 2005; KOCA, AŞÇI VE KİRAZCI, 2005; YARAR, 2005)
yapılan araştırmalarda, spor deneyiminde bedenin ve fiziksel performansın üst düzeyde
önemli olmasının spor ortamını toplumsal cinsiyet ideolojilerinin yapılanması ve
doğrulanması için güçlü bir ortam haline getirdiği ileri sürülmektedir. Spor ve fiziksel
performans bağlamında erkeklik arasında kurulan bu ilişki ve söylemler spor kurumlarının
kültürlerini de etkilemektedir. Bu bağlamda spor kurumları sıklıkla geleneksel toplumsal
cinsiyet rollerini ve erkek egemenliğini yeniden üreten yerler olarak görülmektedir.
(CLARINGBOULD VE KNOPPERS, 2008; SHAW, 2006; SHAW VE HOEBER 2003).
AITCHISON (2005)’a göre toplumsal cinsiyet eşitsizliği, örneğin, orta ve üst düzey
yöneticilik pozisyonlarına erişimde karşılaşılan zorluklar, yönetimde kariyer gelişimi ve
ilerleme olanaklarının yetersizliği ve erkek egemen koşullar, gelenekselleşmiş spor ve serbest
zaman (leisure) servislerinde diğer sektörlere kıyasla daha fazladır.
2
Araştırmalar spor kurumlarında üst düzey yöneticilik pozisyonlarında erkeklerden çok daha
az kadın olduğunu göstermektedir (ACOSTA VE CARPENTER, 2000; HOVDEN, 2000;
INGLIS, DANYLCHUK VE PASTORE, 2000). Örneğin, HALL ve arkadaşlarının (1990)
yaklaşık 70 Kanada ulusal spor kurumunda yaptıkları çalışmanın sonucuna göre, giriş
pozisyonlarının yaklaşık yarısında kadınlar bulunurken, yetkili müdürlerin %28’ini, teknik
müdürlerin %23’ünü ve ulusal antrenörlerin %10’dan azını kadınlar oluşturmaktadır. Başka
bir çalışmada, ACOSTA ve CARPENTER (2000) 1998 ve 2000 yıllarında Birleşik Devletler’
deki çeşitli kolejlerin kadın sporcuların da yer aldığı spor programlarındaki yönetici
pozisyonlarının %89’unu erkeklerin, %11’ini de kadınların oluşturduğunu bulmuşlardır. Bu
çalışmalar, spor kurumlarındaki yönetim kademelerinin hemen hemen bütün pozisyonlarında
erkek egemenliğinin çok yaygın olduğunu, spor yönetiminde liderlik pozisyonlarına heves
eden kadınların spor yönetimindeki erkek kontrolüyle mücadele etmek durumunda
kaldıklarını göstermektedir (COAKLEY, 2001).
Liberal söylemler etrafında şekillenen bu araştırmalarda spor ortamındaki kaynaklara
(yarışma imkanları, antrenörlük, yöneticilik, gelir miktarı vb) ulaşımda kadın ve erkek
arasındaki eşitsiz koşullar ele alınmaktadır. Fakat liberal yaklaşım spor kurumlarındaki iktidar
yapıları ve hakim toplumsal cinsiyet söylemleri ile mücadele edecek ya da değiştirecek bir
güce sahip değildir (SHAW VE FRISBY, 2006) çünkü liberal feminist kuram, çoklukla
hakim söylemlerde, yapılarda ve normlarda bir değişim olmaksızın yönetim kademelerinde
kadınların sayısının artması üzerine odaklanmaktadır (MEYERSON VE KOLB, 2000).
Örneğin, kadınların spor kurumlarında ilerlemesini zorlaştıran etkenlerin liberal feminist
analizlerinin yapıldığı çalışmalarda, Amerika Birleşik Devletleri’nde tartışılan Title IX
uygulamaları (SANGER VE MATHES, 1997), Birleşik Krallık’ ta ki toplumsal cinsiyet
eşitliği politikaları (SHAW VE PENNEY, 2003), ve Kanada’daki belediyelerde rekreasyon
programlarındaki kadın yöneticilerin karşılaştıkları kurumsal zorluklar (FRISBY VE
BROWN, 1991) araştırılmıştır. Yapılan analizler kadınların spor kurumlarında karşılaştıkları
zorluklar hakkında kullanışlı bir bilgi sağlamakla birlikte spor kurumlarındaki toplumsal
cinsiyet farklılığının karmaşık doğasını ele alabilmede sınırlı kalmaktadırlar (SHAW, 2006).
MEYERSON VE KOLB (2000)’ a göre liberal feminizm toplumsal cinsiyetlendirilmiş
söylemlerin etkisini açıklamada başarısızdır ve kurumlarda derinlemesine yerleşmiş olan
kadınlar ve erkekler hakkındaki varsayımların, değerlerin ve inançların analizini ihmal
etmektedir. Bu projede liberal kuram tarafından sıklıkla kullanılan kavramlar da yer almakla
3
birlikte, özellikle projenin nitel boyutunda, var olan eşitsizliğin ortaya konulmasından öteye
gidilerek eşitsizliğin nedenleri anlaşılmaya ve eşitsizliğin giderilmesine yönelik stratejiler
tartışılmaya çalışılacaktır.
Önceden de belirtildiği gibi kadının spor kurumunda ikincil konumu kadının toplumsal
konumu ile çok yakından ilişkilidir. Kadını erkeğe bağımlı ve dolayısıyla ikinci sınıf bir
varlık olmaya mahkum eden geleneksel yaşam biçiminde evin ve çocukların bakımı gibi ev
içi alan ile ilgili olarak kadına yüklenen roller ve sorumluluklar kadınların çalışma
yaşamındaki konumlarının belirlenmesinde etkili olan etkenlerdendir. Erkekler evin gelirini
sağlayan kişiler olarak görülüp kamusal alan ile özdeşleştirilirken, kadınlar ev işlerinden ve
çocuk bakımından sorumlu kişiler olarak kabul edilip ev içi alan ile özdeşleştirilmektedirler.
Kadına yüklenen toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili olarak kadınlar hem çalışma yaşamına
girerken hem de girdikten sonra kadın olmalarından kaynaklanan cinsiyete dayalı ayrımcılıkla
karşı karşıya kalmaktadırlar. Cinsiyete dayalı ayrımcılık, bir kişinin bir kadına cinsiyetine
dayalı olarak, bir erkeğe davrandığı veya davranacağından daha olumsuz ya da daha az
olumlu davranması (dolaysız ayrımcılık) ve/veya biçimsel olarak eşitlikçi gözüken davranış
veya uygulamaların sonradan kadın üzerinde ayrımcı etkiler yaratması (dolaylı ayrımcılık)
olarak tanımlanmaktadır (KSSGM, 1996). Belli iş ve mesleklere kadınların kabul edilmemesi,
terfilerde kadınlarla erkeklere eşit davranılmaması, evlenme ve çocuk doğurma gibi
nedenlerle işten çıkartılmaları, ücretlerde ayrımcı uygulamalar gibi durumlar cinsiyete dayalı
ayrımcılık biçimlerinden bazılarıdır. Cinsiyete dayalı ayrımcılık genel olarak üç konuda
ortaya çıkmaktadır: mesleğe yönlendirme, işe eleman alımı ve terfiler ve işyerlerindeki tutum,
davranış ve değerlendirmeler. Örneğin, cinsiyete dayalı ayrımcılığın, kadınların özellikle üst
düzey yöneticilik pozisyonlarına yükselmelerini engellediği görülmektedir. Türkiye’de eğitim
ve bankacılık gibi farklı sektörlerde çalışan kadın yöneticiler ile ilgili yapılan araştırmaların
sonucunda,
kadınların işgücündeki
istihdam
oranlarıyla
kıyaslandığında
yöneticilik
pozisyonlarındaki sayılarının çok düşük olduğu ve kadın yöneticilere yönelik olumsuz bir
tutum olduğu ortaya çıkmıştır (AYCAN, 2004; BEYDOĞAN, 2001; BURKE, KOYUNCU
VE FIKSENBAUM, 2006; ÇELİKTEN, 2005; EKER, 1989; GÜNEY, GOHAR, KILIÇ
AKINCI VE AKINCI, 2006; KABASAKAL, BOYACIGİLLER VE ERDEN, 1994;
SAKALLI-UĞURLU VE BEYDOĞAN, 2002).
4
Ailede ve toplumsal hayatta kadın ile erkeğin farklı konumda olmaları gerektiği inancı ve bu
inanç doğrultusunda kadına ve erkeğe uygun görülen mesleklerdeki ayrım günümüzde
kadınlara karşı ayrımcılık olarak adlandırılan sonucu doğurmaktadır. “Türkiye’de kamu
sektöründe bazı mesleklere kadın alınmamakta, bazı mesleklerde kadınlar için sınırlayıcı
kontenjanlar
bulunmakta
ve
işe
alınmada
açık
eşitsizlikler
görülmektedir”
(KERESTECİOĞLU, 2004:4). Bu geleneksel cinsiyetçi işbölümü kamusal alanın önemli bir
parçası olan spor etkinliğini de bir erkek etkinliği olarak tanımlamakta ve aynı meslek
ayrımında olduğu gibi bazı sporları kadınlar için bazılarını da erkekler için uygun olarak
sınıflandırmaktadır. Örneğin, bedensel temasın, gücün ve saldırganlığın belirleyici olduğu
futbol, halter, güreş ve boks erkeklere uygun sporlar, estetiğin ön planda olduğu cimnastik ve
voleybol daha çok kadınlara uygun sporlar olarak kabul görmektedir. Spor alanında cinsiyete
dayalı ayrımcılık spor kurumlarında, özellikle üst düzey yöneticilik pozisyonlarında
kadınların temsili boyutunda görünürlük kazanmaktadır.
Kadının toplumdaki yerini güçlendirmek gerek kamuda gerekse özel sektörde kadınların karar
alma mekanizmalarına katılımı ile doğru orantılıdır. Birleşmiş Milletler, Uluslararası Çalışma
Örgütü ve Avrupa Birliği olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun yasalarında ve kabul
ettikleri sözleşmelerinde çalışma yaşamında kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesi ve kadınerkek eşitliğinin sağlanmasına dair hükümler yer almaktadır. Avrupa Birliği istihdam
politikalarına ve Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde olan Türkiye’de çalışma yaşamında
cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi boyutunda kadın çalışanlara yönelik hukuki düzenlemelerin
gelişimi ile ilgili olarak devlet ve sivil toplum kuruluşlarında çeşitli projeler yürütülmektedir.
Toplumsal kurumların önemli bir parçası olan spor kurumları henüz bu projelerde ve
akademik araştırmalarda yer almamakta, kadın-erkek eşitliği tartışmalarında bu kurumlar
ihmal edilmektedir. Son yıllarda profesyonel ve rekreasyonel (yaşam boyu spor, sağlık amaçlı
spor) sporlara kadınların katılımlarındaki artış göz önüne alındığında, bu katılımın erkeklerle
eşit düzeyde olması için spor alanını yönlendiren kurumlarda da toplumsal cinsiyet eşitliği
yaklaşımı yer almalıdır. Spor kurumlarında karar alma süreçlerine kadın-erkek eşitliği
yaklaşımı yerleştirilmeden kadının sporun her alanındaki fırsatlara eşit olarak ulaşılamayacağı
açıktır.
Dünyanın
çeşitli
ülkelerinde
kadınların
spor
kurumlarının
karar
alma
mekanizmalarında temsil edilmelerini sağlayacak destek politikaları oluşturulmakta;
“toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “pozitif ayrımcılık” kavramları hem yasal düzlemde hem de
kurumsal düzlemde uygulamaya geçirilmektedir. Fakat Türkiye’de, öncelikle spor
5
kurumlarında kadının konumu ve yönetim kademelerinde kadınların temsiline yönelik
verilere ihtiyaç vardır. Bu projenin Türkiye’deki bu boşluğu doldurması beklenmektedir.
6
BÖLÜM II
GENEL BİLGİLER
Bu bölümde, öncelikle projede ele alınan temel kavramlar tanımlanmış ve daha sonra projenin
oluşturulmasında temel alınan kuramsal bilgiler ve bu bilgiler ışığında yapılan bilimsel
araştırmalara yer verilmiştir. Öncelikle, Türkiye’de kadınların konumuna dair kısa bir bilgi
verilirken, özellikle kadının çalışma yaşamındaki konuma dair araştırmalar sunulmuştur.
Daha sonra projenin konusunu oluşturan kadınların yönetim kademelerindeki konumunu
araştıran çalışmalara yer verilmiştir. Son iki bölümde ise genel olarak spor kurumlarında ve
özel olarak Türkiye’deki spor kurumlarında kadının konumuna yönelik araştırmalar
incelenmiştir.
2.1. Temel kavramlar
Bu araştırma projesi kapsamında, spor ve toplumsal cinsiyet ile ilişkili olan ve proje açısından
önem taşıyan beş temel kavram tanımlanmaktadır:
Spor: Önceden belirlenmiş kurallara göre, kişisel veya takım halinde yapılan yarışma ve
rekabet amaçlı, kişisel eğlence veya mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fiziksel aktivitelerdir
(MİRZEOĞLU, 2003).
Toplumsal cinsiyet: Kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıklardan ziyade ruhsal,
toplumsal ve kültürel farklılıklarıdır (GIDDENS, 2000:97). Bu farklılıklara dayalı olarak
kadından ve erkekten beklenen toplumsal rol ve sorumluluklar ise toplumsal cinsiyet rolü
kavramı ile tanımlanmaktadır.
Toplumsal cinsiyet ilişkileri: Kadın ve erkeğin toplumsal konumlarını biçimlendiren, kadın
ve erkek arasında kurulan ilişki ve etkileşim biçimleridir (CONNELL, 1998). Kadın ve erkek
arasındaki bu etkileşim, toplumsal cinsiyet içerikli egemen söylemler tarafından
biçimlenmektedir. Söylemler, bireyin davranışlarını ve eylemlerini biçimlendiren güçlü
görüşler, inançlar ve tutumlar olarak anlaşılmalıdır.
7
Toplumsal cinsiyette eşitliği (gender equality): Fırsatları kullanmada, kaynakların ayrılması
ve
kullanımında,
hizmetleri
elde
etmede
bireyin
cinsiyeti
nedeniyle
ayrımcılık
olmaması/yapılmamasıdır (AKIN, 2007).
Toplumsal cinsiyette hakkaniyet (gender equity): Kadın ve erkek arasında sorumlulukların
ve kazançların dağılımında adalet ve hakkaniyetin olmasıdır (AKIN, 2007).
2.2. Türkiye’de kadının konumu
Türkiye’de son yıllarda kadınların toplumsal konumunu güçlendirmeye yönelik yasal
düzenlemeler ve sivil girişimler bulunmakla beraber, veriler Türkiye’de kadın ve erkek
arasında büyük bir uçurum olduğunu göstermektedir. Dünya Ekonomik Forumu tarafından
hazırlanan Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu (Global Gender Gap Report) 2008
yılında 130 ülkede kadınlarla erkekler arasında dört kritik alanda eşitsizliği gözler önüne
sermektedir: ekonomik katılım ve ekonomik fırsatlar, politik güçlenme, eğitime erişme, ve
sağlık (DÜNYA EKONOMİK FORUM, 2008). 123. sırada yer alan Türkiye toplumsal
cinsiyet uçurumunun en derin olduğu ülkelerden biridir. Ekonomik katılım ve fırsatlar
alanında ise 130 ülke arasında 124. sıradadır. Ayrıca, 2007 tarihli Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
İndeksinde Türkiye, eşitlik açısından 154 ülke içinde 133. sıradadır (SOCIALWATCH,
2007). Bu indekslemede 154 ülke 2004–2007 arasında eşitlik açısından ilerleme veya
gerilemelerine göre sıralanmış, Türkiye en çok gerileyen 10 ülke arasında ikinci sırada yer
almıştır.
Türkiye’de, 1950 yılından itibaren sanayileşme süreci geliştikçe çalışan kadınların oranı da
artmıştır (KIRKPINAR, 1998). Kadınların çalıştıkları işler eğitim, sağlık ve sekreterlik
pozisyonları gibi toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının çizildiği başlıca alanlarda
yoğunlaşmakta (ÖZBAY, 1995) ve kadınlar genel olarak yönetimle ilgili bilimsel bilgi,
sermaye ve teknoloji kontrolünün gerektiği dallardan dışlanmaktadırlar. Kadınlar,
yardımcılığa dayanan işler ve rutin işler, sosyal refah, halk sağlığı, bakım ve hizmet işleriyle
ilişkilendirilmekte, çoğu kez başkalarının aldığı kararları yerine getirmektedirler (ECEVİT,
2000). Bununla birlikte, kadınlar genellikle düşük gelirli, yükselme şansı sınırlı olan ve ev
kadınlığı ile uyuşabilen geleneksel mesleklerde çalışmayı tercih etmektedirler (KUZGUN,
2000). ECEVİT (2000)’e göre, kadınların ev içi sorumluluklarından dolayı erkekler kadar
8
güvenilir işçiler olmadıkları vurgulanmakla beraber, kadınların işlerini terk etme ve çalışmaya
ara verme olasılıkları erkeklere göre daha yüksek olmakta ve bu nedenle kadınlar vasıfsız
işlerde yoğunlaşmaktadır.
Ülkemizde
kadının çalışmasına
etki
eden
etkenleri
inceleyen çalışmalar gözden
geçirildiğinde, eğitim eksikliği, kocanın yaklaşımı, çocuk bakımı ve ev işlerinin önemli
olduğu gözlenmektedir (KUZGUN VE SEVİM, 2004). Örneğin, İstanbul’da Ümraniyeli
kadınlarla yapılan bir çalışmada, kadınların çoğunluğunun (%52.8) ev dışında çalışmasının
bunu uygun bulmayan diğer aile bireylerince engellendiği tespit edilmiştir (İLKKARACAN,
1998). Başka bir çalışmada, katılımcı kadınların çoğu maddi zorunluluk olmasa çalışmaktan
vazgeçeceklerini, evdeki yüklerinin işyerinde sorumluluk alma ve yükselme konusunda
isteksiz olmalarına neden olduğunu ifade etmişlerdir (ANSAL, 1996). Üst düzey yönetici
olarak çalışan kadınlar ise iş hayatında ilerlemeyi istediklerini, ancak sorumluluklarıyla
birlikte ev işlerinin aksadığını ve kocalarının bundan rahatsız olduğunu dile getirmişlerdir.
Kadınlar bu nedenle çok sık bir şekilde, evlilikleri ile meslekleri arasında tercih yapma
durumunda kalmaktadırlar.
Yukarıdaki araştırmalar da göstermektedir ki Türk toplumunda kadınların çalışma yaşamı
açısından hala istenilen düzeye ulaşılamamış olmasındaki önemli etkenlerden birisi, yapılan
tüm reformlara karşın toplumun geleneklerin baskısından kurtulamamış olmasıdır
(KIRKPINAR, 1998). Ataerkil toplumlarda özellikle Türkiye’de kadının başlıca rolü anne ve
eş olmak (MİNİBAŞ, 1998), başlıca görevi ise ev işleriyle uğraşmaktır (ARIN VE ERGİN,
1998). Fakat yakın tarihli bir araştırmada, kadınlar için değişen yasal hakların ve eğitim
olanaklarının genişlemesi, üniversitelerdeki kız öğrenci sayısının artması ve kentleşme ile
ortaya çıkan yeni değerlerin topluma yayılması sonucunda geleneksel toplumsal cinsiyet
yapısında bazı değişimlerin olduğu ileri sürülmektedir (ÖZKAN VE LAJUNEN, 2005). Bu
değişimin gelenekselleşmiş ve erkek egemenliğinin en görünür olduğu alanlardan biri olan
spor kurumunda var olup olmadığı, spor kurumlarında kadın-erkek eşitliği ve kadın
yöneticilere yönelik görüşlerin bu değişimi yansıtıp yansıtmadığı sorusu bu projenin yapılma
nedenlerinden birisidir.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 1988 yılında kadınların işgücüne katılım oranı
%34,3 iken, bu oran 2006 yılında %24,9'a düşmüştür Ayrıca 1988 yılında %30,2 olan
9
kadınların işgücü içindeki payı, 2006 yılına gelindiğinde, %26,2'ye gerilemiştir. Erkeklerin
işgücü içindeki payı ise 1988'de %70'den 2006 yılında %74'e yükselmiştir (TÜİK, 2007).
Yerel siyasete kadınların katılım düzeyi ise %1’i aşmamaktadır. Kadınların işgücüne katılımı
Avrupa Birliği ülkelerinde 2006 yılında %57 iken ve bu oranın 2010 yılında %60 olması
hedeflenmiş iken, Türkiye'de 2006 yılında %24,9 olması, alarm verici bir durum olarak
nitelendirilmiş ve sözü edilen iyimserlik hali yerini kaygıya bırakmıştır” (TÜSİAD VE
KAGİDER RAPOR, 2008: 115). Diğer taraftan, 2000 yılında Avrupa Konseyi'nin
Lizbon'daki toplantısında kadınlar için 2010 yılına konulan hedef %60'tır. Yukarıda verilen
oranlar dikkate alındığında
Türkiye
için bu hedefin gerçekleştirilebilir olmadığı
görülmektedir.
Türkiye’de öncelikle müdahale edilmesi gereken üç temel alanda -kadınların eğitimi, çalışma
yaşamına ve siyasete katılımı- kapsamlı bir araştırmanın sunulduğu Türkiye’de Toplumsal
Cinsiyet Eşitsizliği: Sorunlar, Öncelikler ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda, Avrupa
Birliği’ne dahil olmak isteyen üyelerin Topluluk Müktesebatını kabul etmelerinin gerektiği ve
kadın hakları ve cinsiyet eşitliğinin bu müktesebatın bir parçası olduğu vurgulanarak, 1)
Türkiye'de işgücü piyasasında ve ücretlendirmede toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıkla
mücadele edilmesinin; 2) Ücret eşitliği sağlanmasının; 3) Kadının işgücü piyasasına erişim
imkânlarının artırılmasının gerekliliğine işaret edilmektedir (TÜSİAD VE KAGİDER
RAPOR, 2008).
1990’lı yıllardan itibaren toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda ülkemizde uluslararası
düzeyde yapılan çalışmaların başında şunlar gelmektedir: Birleşmiş Milletler Kadına Karşı
Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Pekin Deklarasyonu ve Eylem
Platformu, Pekin+5 Sonuç Bildirgesi. Ayrıca, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde, 2000’li
yıllarda Türkiye’nin adaylığı ile kadın örgütlerinin girişimlerinin de etkisiyle kadın erkek
eşitliği alanında önemli adımlar atılmıştır. Anayasa’nın 10. maddesi, Ceza Kanunu, Medeni
Kanun ve Ailenin Korunmasına Dair Kanun gibi önemli kanunlarda yapılan değişikliklerle
cinsler arası eşitlik somut olarak tanımlanıp kanunlar ile güvence altına alınmıştır. Avrupa
Birliği, aday ülkelere bazı alanlarda Müktesebata uyum sağlanması için tam üyelik sonrasında
bir geçiş süreci öngörebilirken, cinsiyet eşitliği mevzuatının katılım süreci boyunca eşzamanlı
olarak gerçekleştirmesini istemektedir. Bu düzenlemelerin uygulamaya tam olarak geçirilmesi
Avrupa Birliği üyeliği için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, kadınların çalışma yaşamındaki
10
konumunu inceleyen araştırmalardan elde edilen bulgular bu düzenlemelerin yapılabilme
koşullarına yönelik bulgular da sağlayacaktır.
Cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik düzenlemelerin spor kurumlarında gerçekleştirilmesinin
ayrı bir önemi vardır. Spor kurumları hem profesyonel sporu hem de rekreasyonel sporu
yönlendiren, politikaları üreten ve sporu toplumda yaygınlaştırma görevi olan kurumlardır.
Sporun her alanında kadınların erkeklerle eşit düzeyde yer alabilmeleri, bu alanlarda politika
üreten ve üretilen politikaları uygulayan kurumların toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına
sahip olmaları ile çok yakından ilişkilidir. Ayrıca, projenin sonraki bölümlerinde belirtildiği
gibi, erkeklik ile özdeşleştirilen ve erkekliğin yeniden üretilmesinde önemli bir işleve sahip
olan sporun yönetildiği spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının
toplumun genelinde olumlu yansımalara yol açacağı düşünülmektedir. Fakat daha önceden de
belirtildiği gibi, toplumda bu kadar önemli bir rolü olan spor kurumlarında bu tür
düzenlemelerin hayata geçirilmesi için öncelikle var olan durumu ortaya koyan bilimsel
araştırmalara ihtiyaç vardır.
2.3. Yönetim kademelerinde kadınlar
Çalışma yaşamında kadının konumunu araştıran ülkemizde ve yurt dışında yapılan
araştırmalarda (ANSAL, 1996; GROWE VE MONTGOMERY, 2000; KUZGUN VE
SEVİM, 2004; MEYERSON VE KOLB, 2000; MORISON, WHITE VE VAN VELSOR,
1992; ÖZKAN VE LAJUNEN, 2005; SAKALLI-UĞURLU VE BEYDOĞAN, 2002;
SEVİM, 2006; WOODWARD VE ÖZBİLGİN, 1999), çalışma yaşamında kadının ve erkeğin
karşılıklı konumlarının belirlenmesinde toplumsal cinsiyetin önemi vurgulanmaktadır. Bu
araştırmalarda, kadınların özellikle yönetim kademelerinde yer alabilmek için çok çeşitli
engellerle karşılaştıkları ileri sürülmektedir.
Kadınların yönetim kademelerine ulaşmalarının önündeki engeller çok değişik alanlarda
aranmalıdır. Kadınların ev ve çalışma yaşamını uyumlaştırabilmelerine yardımcı kurumsal
düzenlemelerin sınırlılığı, aile içinde ataerkil iş bölümü ve kadından beklenen görevler,
kocanın yaklaşımı ve bunun yanında erkeklere tanınan ayrıcalık, işin yarattığı baskı,
kadınların kendilerini geliştirme fırsatlarından (hizmet içi eğitimler, seminerler gibi) daha az
yararlanabilmeleri, kamu kuruluşlarındaki yükselmelerde liyakat dan ziyade siyasi
11
yandaşlığın ve kayırmacılığın bir ölçüt olarak kullanılması ve erkeklere öncelik verilmesini
onaylayan erkek taraflı bakış açısı yöneticilik kademelerinde çalışan kadın sayısının azlığının
nedenlerinden
bazılarıdır
(AKÇAMETE,
2004;
ATABEK,
1994;
GROWE
VE
MONTGOMERY, 2000; KABASAKAL, 1998; KUZGUN VE SEVİM, 2004; MORRISON,
WHITE VE VAN VELSOR, 1992; ÖZKAPLAN, VE SERDAROĞLU, 2004; ÖZSOY 1993).
Örneğin, GROWE ve MONTGOMERY (2000) yöneticilik pozisyonunda iş arayan kadınların
sıklıkla engellerle karşılaştıklarını ve genellikle işi bıraktıklarını çünkü onların açıkça belli
olan engelleri aşmak yerine pes ettiklerini belirtmektedir. MORISON, WHITE ve VAN
VELSOR (1992)’un çalışmasında ise kadın yöneticilerin tecrübelerine dayanılarak başlıca üç
baskı kaynağı belirlenmiştir: (1) İşin kendisinin yarattığı baskı (uzun çalışma saatleri, telaşlı iş
hızı, sorumluluklar, talepler ve önemli kararların oluşumunu yüklenmek), (2) Kadınların
yönetici pozisyonlarında öncü rol oynamasının baskısı (diğer kadınlar için rol modeli olma,
kadınların grup olarak temsilinden sorumlu olmaları), (3) Aile sorumluluklarının iş yaşamı
üzerine baskısı (iş-aile ikili rolleri, çalışan-çalışmayan rol çatışması ve iş yaşamı dışındaki
talepleri karşılamak).
Kadınların kariyer gelişimi konulu araştırmalarda bireysel ve durumsal etkenlerin önemi
belirtilmektedir (örn. THARENOU VE CONROY, 1994). Bireysel etkenler şunlardır:
kadınların kariyer ilerlemesine yönelik tutumları, iş ile ilişkili demografik bilgiler ve erken
sosyalleşme. Kariyerlerinde ilerleyen kadınların sahip oldukları tutumlar; yüksek öz yeterlilik,
başarı ve iyi bir kariyer isteği ve hareketliliğe yönelik olumlu tutumlardır (örn.,
GREENHAUS VE PARASURAMAN, 1993; LOBEL VE ST. CLAIR, 1992; MORRISON,
WHITE VE VAN VELSOR, 1992; RAGINS VE SUNDSTROM, 1989). İş ile ilgili
demografik bilgilere örnek olarak araştırmalar yüksek eğitimin, yüksek sosyoekonomik
konumun daha iyi bir kariyer gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir (ADLER, 1993;
ADLER VE IZRAELI, 1994; KABASAKAL VE OZUĞUR, 1995). Sosyoekonomik konum
özellikle gelişmekte olan ülkelerde kariyer başarısının belirlenmesinde toplumsal cinsiyetten
çok daha önemli olabilmektedir (örn., CHENG VE LIAO, 1994; MANSOR, 1994).
KABASAKAL (1998) da kadınların kariyerlerinin birincil olarak toplumsal sınıflarına bağlı
olduğunu ileri sürmektedir. Kadınların yüksek pozisyonlara atanabilmeleri için yüksek
derecede iş deneyimi ve bilgisi, zor ve görünür görevlerde yer alma isteği ve devamlı bir
performans geliştirme isteği de iş ile ilgili etkenlerdendir (ADLER, BRODY VE OSLAND,
12
2000).
Sosyalleşme
boyutunda
değerlendirilebilecek
etkenler ise aile
desteği
ve
yönlendirmedir (BETZ VE FITZGERALD, 1987).
Durumsal etkenler iki kategoride ele alınmaktadır (THARENOU VE CONROY, 1994): iş
durumu (örn., kurum kültürü ve pratikleri) ve ev içi durum (örn., eş desteği ve aile
sorumlulukları). İş durumu boyutunda, ADLER (1993) erkek egemen kurum kültürünün
kadınların başarısında bir engel olduğunu ileri sürmektedir. Bu bir bakıma kadınların “eski
erkekler
ağına”
girmenin
çok
zor
olduğunu
düşünmelerinden
kaynaklanmaktadır
(DAVIDSON VE COOPER, 1992; MARSHALL, 1984) ve bu durum özellikle batılı olmayan
geleneksel kültürlerde daha belirgindir (örn., CHENG VE LIAO, 1994). İşin yarattığı baskı,
aile sorumlulukları, kocanın yaklaşımı gibi ev içi durumlar da kadınların kariyerlerinde
ilerlemelerinde büyük rol oynamakta (GROWE VE MONTGOMERY, 2000; KUZGUN VE
SEVİM, 2004; MORISON, WHITE VE VAN VELSOR, 1992) ve kadınlar evlendiklerinde
ve çocuk sahibi olduklarında kariyerlerinde daha çok problem yaşamaktadırlar (DAVIDSON
VE COOPER, 1992; KING, MATTIMORE, KING VE ADAMS, 1995; RAGINS VE
SUNDSTROM, 1989; RIGER VE GALLIGAN, 1980).
Kurumsal kültürün bir parçası karar vericilerin yönetimdeki kadınlara yönelik tutumlarıdır.
Araştırmalar erkeklerin kadın yöneticilere yönelik olumsuz tutumları olduğunu ortaya
koymuştur
(ADEYEMI-BELLO
VE
TOMKIEWICZ,
1996;
BEYDOĞAN,
2001;
HEILMAN, BLOCK, MARTELL VE SIMON, 1989; OWEN VE TODOR, 1993). Erkeklerin
sergiledikleri olumsuz tutumun nedeni hem ekonomik hem donanım anlamında gücü kadın
yöneticilere bırakmak istememelerinden, geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını
benimsemiş olmalarından kaynaklanabilir (SWIM, AIKIN, HALL VE HUNTER, 1995).
Örneğin, geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını benimsemiş olan katılımcıların
çoğunun kadının yönetici pozisyonunda yer almasına olumsuz tutum sergileyerek, sıcak
bakmadıkları ortaya çıkmıştır (GLICK VE FISKE, 1997).
Kurumsal kültür ile ilişkili olarak, üst düzey yöneticilik pozisyonlarında kadınların düşük
oranı cam tavan olgusunun var olmaya devam ettiğini göstermektedir (KABASAKAL,
AYCAN VE KARAKAŞ, 2004). Kadınların terfilerde yaşadıkları cinsiyete dayalı
ayrımcılığın daha iyi anlaşılabilmesi için kullanılan cam tavan kavramı, kadınlar ile üst düzey
yönetim arasında yer alan ve kadınların başarılarına bakılmaksızın kariyerlerinde
13
ilerlemelerini engelleyen geçilemeyen görünmez engelleri ifade etmektedir. Son otuz yılda
kadınların yönetim kademelerine erişiminde bir gelişme olmakla birlikte, sadece az sayıda
kadın cam tavanı kırabilmekte ve üst düzey pozisyonlara gelebilmektedir (POWELL,
BUTTERFILED VE PARENT, 2002). Türkiye’de de artan sayıda kadının çalışma hayatına
katılmasına ve yüksek statülü mesleklerde yer alan kadın sayısının artmasına rağmen, üst
düzey yönetici kadın sayısı cam tavan olgusu nedeniyle düşüktür (AYCAN, 2004).
2.4. Spor kurumlarında kadınların konumu
1980’lerin başında spor kurumlarının toplumsal yapısı toplumsal cinsiyet yaklaşımı ile
incelenmeye başlanmış ve bu kurumlarda kadın ve erkeğin konumlarının çok farklı olduğu
gözlenmiştir. Araştırmalar spor kurumlarında üst düzey yöneticilik pozisyonlarında
erkeklerden çok daha az kadın olduğunu göstermektedir (ACOSTA VE CARPENTER, 2000;
HALL, CULLEN VE SLACK, 1990; HOVDEN, 2000; INGLIS, DANYLCHUK VE
PASTORE, 2000).
Spor kurumlarında yönetim kademelerinde kadınların temsil oranındaki eşitsizlikler ve bunun
nedenleri özellikle 2000’li yılların önemli araştırma konularının başında gelmektedir.
Örneğin, SHAW ve HOEBER (2003)’in yaptığı çalışmada, üst düzey spor yöneticisi
kadınların sayısının azlığının nedenleri araştırılmıştır. Araştırmada, kurumsal dokümanlar,
kurum politikası, mektuplar, toplantı süreleri, broşürler ve kurum tarihi incelenmiş ve 35
kurum üyesi (profesyoneller ve gönüllüler) ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın
sonucunda, kadınların yumuşak yüzlü olmalarının, iş adamı kalıbının iş hayatına yerleşmiş
olmasının ve çocuk doğurmak ve çocuk bakımı gibi etkenlerin kadınların kariyerlerinde
ilerlemesinde engel olabildiği bulunmuştur. INGLIS, DANYLCHUK ve PASTORE (2000)
de antrenörlük ve sportif pazarlama ortamlarının kadınlar için bazen destekleyici bazen ise
rekabete dayalı olduğunu, birimlerde toplumsal cinsiyete bakışta bir dengesizliğin olduğu ve
bunun da kadınların kariyerlerinde ilerlemelerini önlediğini ileri sürmüşlerdir. Fakat bazı
katılımcılar kadınların da erkekler kadar yetenekli olduklarını, farklı tarzlarından dolayı
liderlik pozisyonlarında başarı elde edebileceklerini ve saldırgan tavırları olmadığı için de
işbirliğine daha yatkın olduklarını savunmuşlardır.
14
AITCHISON (2005) yakın tarihli araştırmasında, düşük maaş, yetersiz çocuk bakımı, aile
çatışmaları, bunların yanı sıra kadınların kariyer planlama sürecinde yüksek amaçlarının
olmamasını kadınların spor kurumlarının yönetim kadrolarında az sayıda yer almalarının
nedenleri olarak bulmuştur. Ayrıca araştırmasının sonucunda, serbest zaman yönetiminde
kadınların ayrımcılığa ve tacize uğramasında dört bakış açısının var olduğuna da işaret
etmiştir: iş koşullarının erkek ve kadınlar için eşitsiz değerlendirilmesi, ev ile ilgili
sorumluluklar, kadınların yönetici olarak olumsuz algılanması, cinsiyetçi dil kullanımı ve
erkek meslektaşların davranışları.
Araştırmalar göstermektedir ki birçok kadın hala ticari, gönüllü ve kazanç gütmeyen spor
kurumlarındaki orta ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarında yer alabilmek için mücadele
ediyorlar ve istihdamda erkek meslektaşlarından daha çok engelle karşılaşıyorlar (SHAW VE
HOEBER, 2003). Bazı ülkelerdeki spor kurumlarında yasal yolla (örn., Amerika Birleşik
Devletleri’nde Title IX; WHISENANT, PEDERSEN VE OBENOUR, 2002); bazılarında
eşitlik politikalarıyla (örn., Kanada; Interuniversity Sport; HOEBER, 2004; HOEBER VE
FRISBY, 2001); ya da eşitlik ve tarafsızlık konusunda ulusal üne sahip birlikler yoluyla (örn.,
Norveç; HOVDEN, 2000) toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Örneğin,
Norveç’te Genel Spor Meclisi 1987 yılında toplumsal cinsiyete dair ilk düzenlemeyi yapmış
ve her komitede ve yönetim kurulunda her cinsiyetten bireylerin bulunması gerekliliğini şart
koymuştur. Kadınların özellikle liderlik pozisyonlarında erkekler ile eşit fırsatlara sahip
olabilmeleri amacıyla, bazı Avrupa ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da
kadınların spor kurumlarında karar verme mekanizmalarında yer almaları için gerekli bilgi ve
beceriyi kazandırmayı hedefleyen yeterlik ve burs programları bulunmaktadır. Örneğin,
Birleşik Krallık, Northumbria Üniversitesi’nde Avrupa Sosyal Forumu (European Social
Fund, ESF) ile işbirliği altında düzenlenen 2 yıllık sporda liderlik programı, kadınların sporda
antrenörlük ve yönetim kademelerinde bulunabilmelerine yönelik eğitim vermektedir
(http://www.northumbria.ac.uk/browse/ne/uninews/263915?view=Standard&news=archive).
Avustralya Spor Komisyonu tarafından her yıl verilen Kadınlar için Spor Liderliği Projesi de
antrenörlük, yöneticilik, engelliler sporu gibi alanlarda yer alan kadınlara liderlik eğitimi
vermeyi
ve
bu
alanlardaki
projelerini
desteklemeyi
(http://www.ausport.gov.au/participating/all/women/get_involved).
15
hedeflemektedir
Kadın ve spor politikasının bir parçası olarak, 1996 yılında, Uluslararası Olimpiyat Komitesi
(IOC) tarafından ülkelerin Milli Olimpiyat Komitelerinin (MOK) yönetim kurullarında en az
%10 kadın üye hedefi belirlenmiştir. Aralık 2001 tarihine kadar gerçekleştirilmesi
kararlaştırılan bu hedef, Aralık 2005 tarihinde en az %20 olacak şekilde genişletildi. IOC bu
hedefin gerçekleşme düzeyini ölçmek için düzenli olarak MOK’ların yönetim kurullarındaki
kadın sayısının oluşturduğu istatistikleri toplamaktadır. Bu istatistiklerin en kapsamlısı
Loughborough Üniversitesi, Spor ve Serbest Zaman Enstitüsü ve IOC işbirliği ile 2004
yılında gerçekleştirilmiştir (IOC REPORT, 2004). Proje kapsamında ülkelerin MOK’ların
yürütme kurullarındaki kadınlarla ve genel sekreterler ile yapılan görüşmelerden elde edilen
bulgulara göre, MOK’larda kadınların işe alımlarında hedeflerin uygulanması çok yeni
olmakla beraber, 1996 yılında hedeflerin belirlenmesinden sonra MOK’ların %71’i bu
hedefleri uygulamaya başlamış, yeni kurulmuş olanlar da dahil %59.4’ü Kadın Komitesi
kurmuşlardır. Kadın çalışanların %64’ü işlerinin birincil olarak ya da sadece genel konularla
ilgili olduğunu belirtirken, %49’u Kadın Komitelerinde hizmet verdiklerini belirtmişlerdir.
MOK’a katılmadan önce kadınlar, çoğunlukla gönüllülük temelli işler olmak üzere bir eğitim
almışlardır. Ayrıca MOK’ların %64’ü hedefleri yerine getirmek için yönetim kurullarına
kadınların getirilmesine yönelik özel uygulamalar yapmaktadırlar: özellikle kadınlar için
yerler tahsis etmek, Ulusal Federasyonları kadın üyelerini aday göstermeleri için teşvik
etmek, uygun kadın adayları aday göstermek için görevler oluşturmak, özel fonksiyonlara
katılmaları için potansiyel kadın adayları davet etmek gibi.
IOC araştırmasına göre, kadınların yönetim kurullarında çalışmaları konusunda en büyük
zorluk aday gösterilmelerinde karşılaşılan yapısal zorluklardır. Genel sekreterlere göre bu
zorluk, MOK tarafından uyarlanan stratejilerden ziyade kadınlarla ilişkili problemlerin
(nitelikli kadınların yokluğu, aile yükümlülükleri nedeniyle kadınların isteksizliği gibi) varlığı
ile ilişkilidir. Özellikle geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin ve iş bölümünün devam
ettirildiği ev ortamında aile sorumlulukları olan ve tam zamanlı çalışan bazı kadınlar baskı
altında kaldıkları durumlar olduğunu belirtmişlerdir. Büyük oranda ailelerinden ve eşlerinden
gelen destekten güç alarak rahatlamalarına rağmen, kişisel ilişkiler bakımından kişisel
fedakarlıklarda bulunduklarının da kanıtları bulunmaktadır.
Sonuç olarak, MOK’larda minimum hedeflerin uygulanmasıyla birlikte yürütme kurullarında
kadının katılımı meselesinde bir bilinç yükselmesi olmakla beraber, minimum hedef
16
görüşülen bütün MOK üyeleri tarafından benimsenmemektedir. Benimsendiği durumlarda da
%10’luk hedef başarılması gereken minimum hedeften daha çok bir norm olarak ya da
maksimum hedef olarak kabul edilmektedir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının çok etkin olduğu alanlar olmakla birlikte, özellikle
kurumda hakim olan erkek egemen kültürün değişmesinde çok etkili olmadığı da
gözlenmektedir. Örneğin HOVDEN (2000), Norveç’teki spor kurumlarında lider seçimlerinin
toplumsal cinsiyet analizini dört ana boyutta incelemiştir: pozisyona başvurma, seçim
kriterleri, seçim stratejileri ve toplumsal cinsiyet payı paragrafını yürürlüğe koyma.
Çalışmanın sonucunda, var olan düzenlemeye rağmen önemli pozisyonlarda erkeklerin
egemenliğinin sürdüğü ve kadınların ise daha az ayrıcalıklı pozisyonlarda yer aldığı
saptanmıştır. SHAW ve FRISBY (2006)’ye göre de bazı politikaların amacı yönetim
kademelerindeki kadınların sayısını arttırmak olmakla birlikte, bu amaç sporda tarihsel ve
derinden etkili olan erkek egemenliğini değiştirmekte çok az etkilidir. Ayrıca eşitlik
politikaları uygulamaları ters tepkilerle de karşılaşabilmekte, bazı kadın ve erkekler kadınlara
yönelik özel muamelelerden hoşlanmayabilmektedirler (ELY VE MEYERSON, 2000).
Yapılan bu tür çalışmalar, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının ve programlarının
geliştirilmesi ile toplumsal cinsiyet ilişkilerinin ya da toplumsal olarak kurgulanan kadının ve
erkeğin nasıl olması gerektiğine yönelik düşüncelerin ifadesi arasında bir farklılık olduğunu
göstermektedir (ACKER, 2000). Bunun nedenlerinden birisi bazı spor kurumlarının eşitlikçi
cinsiyet ilişkilerini anlamlı ve ayrıntılı bir biçimde değerlendirmeden ve önemsemeden
toplumsal cinsiyet eşitliği politika ve programlarını uygulamalarıdır (HOEBER VE FRISBY,
2001). Diğer taraftan, bazı spor kurumlarının eşitlik politikalarını ve programlarını
uygulamalarının nedeni de gerekli kriterleri uyguladıkları takdirde hükümetten bir bütçe
almalarıdır (MCKAY, 1997; SHAW VE PENNEY, 2003).
Türkiye’de sporu yönlendiren ve denetleyen kurumlar olarak GSGM, spor federasyonları ve
TMOK’da kadınların temsili ve toplumsal cinsiyet eşitliği bu zamana kadar herhangi bir
boyutta gündeme gelmemiştir. Bu kurumlarda herhangi bir eşitlik girişiminin başlatılabilmesi
için öncelikle var olan durumun ortaya konulması gerekmektedir. Bu bağlamda, projenin
öncelikli hedefi spor kurumlarında kadınların konumunu belirlemektir. Daha sonra yapılması
hedeflenen, projenin nitel araştırma boyutunda, kadınların temsil oranına bağlı olarak
17
sonuçların kurum kültürüyle değerlendirilmesidir. Bunun için spor kurumlarını diğer
kurumlardan ayıran özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir.
Uluslararası, ulusal ve bölgesel düzeyde sporu düzenleyen ve denetleyen kurumların örgüt
kültürleri çok güçlü erkeklik kültürünü içermektedir (SHAW 2006; SHAW VE HOEBER,
2003). Kurumsal kültür bağlamında, bu araştırmada erkeklik kavramı yarışmacılık,
saldırganlık ve girişimcilik gibi erkeksi olarak tanımlanan özelliklere sahip bireylerin iş
ortamında başarılı olduğunu ileri süren kültürü tanımlamak için kullanılmıştır. Bazı
araştırmacılar, erkeksi kültürün hakim olduğu örgüt kültürlerini hiyerarşik bir otorite,
bağımsızlık, otokratik liderlik tarzları ve yukarıdan aşağıya iletişim (örn. HELGESEN, 1990;
KLENKE, 1996; MAIER, 1999; MARSHALL, 1993) ve kadınların kariyer gelişimine
yönelikler engellerin varlığı (örn. DAINTY VE LINGARD, 2006; DAINTY, BAGILHOLE
VE
NEALE,
2000;
MARSHALL,
1993;
SIMPSON,
1998).
gibi
özelliklerle
tanımlamaktadırlar. Bu özellikler sayısal ve kültürel olarak erkekliğin egemen olduğu üst
düzey yöneticilik için geçerlidir (HEARN, 1999; KERFOOT VE KNIGHTS, 1998). Üst
düzey yöneticilik belirli tipteki erkeklik ile ilişkilendirilen beceriler, beklentiler, davranışlar
ve tutumlar tarafından kurgulanmaktadır (COLLISON VE HEARN, 1996). Örneğin,
HOVDEN (2000) spor kurumlarında üst düzey yöneticilik pozisyonları için oluşturulan seçim
kriterlerini araştırdığı çalışmasının sonucunda, seçim söylemlerinde kahramanlık ve erkeklik
özelliklerinin barındığını bulmuştur. Başka bir çalışmada, SHAW ve HOEBER (2003) İngiliz
ulusal spor kurumlarında üst düzey yöneticilik rollerinin erkeklik ve erkekler ile ilişkili
söylemler tarafından şekillendiğini ve bu söylemlerin spor kurumlarında çok fazla değer
gördüğünü, tersine kadınlık ve kadınlar ile ilgili söylemlerin spor kurumlarında değerli
görülmediğini gözlemişlerdir. SHAW ve SLACK (2002) da spor kurumlarındaki
uygulamaların, politikaların ve dilin kadınların lehine işleyen toplumsal cinsiyet ilişkileri
yarattığını ileri sürmüşlerdir.
Sonuç olarak, literatürde yer alan araştırmaların sonuçları, spor kurumlarında çalışanların ve
yöneticilerin sahip olmaları gereken ideal niteliklerin ve davranışların erkeklik referansıyla
oluşturulduğunu ve bu durumun kadınların kariyerlerinde ilerlemelerinde önemli bir engel
olduğunu göstermektedir.
18
2.5. Türkiye’de spor kurumlarında kadınların konumu
Türkiye’de spor kurumları ile ilgili yapılan çalışmalar çoğunlukla kurum yapısı ve yönetimsel
şemalar çerçevesinde yürütülmekte ve bu çalışmalarda herhangi bir toplumsal cinsiyet
yaklaşımına rastlanmamaktadır. Türkiye’de sporla ilgili her türlü uygulamalar Spor İşlerinden
Sorumlu
Devlet
Bakanlığı’na
bağlı
GSGM
tarafından
yürütülmektedir.
Spor
federasyonlarının özerkleşmesiyle birlikte, merkeziyetçi bir anlayışın hakim olduğu spor
kurumu, devletin ve siyasetin iç içe geçtiği bir kurumdur. Türkiye’de siyasetin ve
bürokrasinin erkek egemen örüntülerle çizildiğini ve siyasetin eril bakışla yapıldığı
düşünüldüğünde, spor kurumlarının eril ideolojiye hizmet eden en güçlü kurumlardan biri
olduğunu söylemek yanlış olmaz. Toplumsal cinsiyet yaklaşımını genel hükümet
politikalarına entegre etmekte başarısız olan ve eşitlik politikalarını dile getiren kurum
sayısının çok kısıtlı olduğu Türkiye’de, GSGM söylemde cinsiyetler arası eşitliği “artık
kadınlarımız da bir çok spor branşında yer almaya ve dereceler elde etmeye başlamaktadır”
olarak yorumlayarak sadece bünyesindeki kadın çalışanlar için değil sporcu kadınlar için de
esaslı bir eşitlik politikası geliştirememiştir (KOCA VE BULGU, 2005).
Türkiye’de spor kurumları ve kadın konulu sınırlı sayıdaki çalışmalardan birisi ARSLAN
tarafından 2007 yılında gerçekleştirilmiştir. ARSLAN çalışmasında, GSGM’de görev yapan
kadın ve erkek çalışanın kadının çalışmasına ve kadın yöneticilere yönelik tutumunu
incelemiştir. Çalışmanın sonucunda, GSGM`de çalışan kadın ve erkek personelin kadının
çalışmasına ve kadın yöneticilere yönelik olumlu bir tutuma sahip olmadıkları ortaya
çıkmıştır (ARSLAN, 2007). Bu çalışmaya katılan GSGM çalışanlarının kadının çalışmasına
yönelik tutum puanları KUZGUN ve SEVİM (2004)`in çalışması ile karşılaştırıldığında,
GSGM personelinin kadının çalışmasına yönelik daha olumsuz bir tutuma sahip oldukları
görülmektedir. Ayrıca, bu çalışmadan elde edilen bir başka bulgu da GSGM’de çalışan erkek
personelin daha geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını benimsemekte ve kadınların
kariyerlerinde ilerlemelerini desteklememekte olduklarıdır.
ARSLAN’ın 2007 yılında yaptığı çalışmasında, katılımcılara GSGM’de kadın yönetici
sayısının az olma nedenlerine ilişkin görüşleri de sorulmuştur. Çalışmadan elde edilen
bulgular, kadın ve erkek personelin kadın yöneticilerin az olma nedeni olarak en çok
“kadınlara desteğin yetersiz olması” nı belirttiğini göstermektedir. Bu maddeden sonra en çok
19
desteklenen madde ise “kadınların aile sorumluluklarının olmasıdır”. Türkiye’de her ne kadar
bazı profesyonel ve bilimsel mesleklerde kadınların yoğun olduğu gözlense de, kadınların
sadece 5/4`ünün yönetici pozisyonlarda yer aldığını belirten AYCAN (2004), kadınların
yönetici pozisyonlarda az bulunmasının nedenlerini araştırmıştır. Çalışmasında bu nedenleri
üç başlık altında toplamıştır: bireysel, ortamsal-durumsal ve aile-ilişki etkenleri. Bireysel
etkenler arasında, kendine güven, başarı motivasyonu, kararlılık ve kariyer yönelimli olmak
yer alırken, ortamsal-durumsal etkenler arasında, iş ve aile ortamı yer almaktadır. Örneğin
AYCAN (2004)’ın çalışmasında kadınlar, erkek-egemen örgütlerde toplumsal ve iletişimsel
ağlara girmekte zorlandıklarını belirtmişlerdir. Aile-ilişkili etken ise kadının yönetici
olabilmek için ailesinden görebileceği desteği ifade etmektedir. AYCAN’ın belirttiği etkenler
doğrultusunda, ARSLAN (2007)’ın araştırmasında ortaya çıkan GSGM`de kadının yönetici az
olmasının nedenleri olarak gösterilen “kadınlara desteğin yetersiz olması” ve “kadının aile
sorumluluklarının olması” nedenleri daha çok ortamsal ve aile-ilişki etkenler olarak
yorumlanabilir.
Türkiye’de Spor Bilimleri ve genel Sosyal Bilimler alanında yapılan araştırmalar
incelendiğinde görülmektedir ki, ulaşılamayan araştırmaların da olabileceği dikkate alınarak,
spor kurumlarında cinsiyet ayrımcılığı ve kadın erkek eşitliği konularında yapılan çalışma
sayısı çok sınırlıdır. Ya da genel olarak toplumsal cinsiyet yaklaşımıyla spor kurumlarının
incelendiği çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Özellikle Olimpiyatlar ve Dünya
Şampiyonaları gibi uluslararası organizasyonlarda kadın sporcuların elde ettikleri başarıların
artması ve aynı zamanda profesyonel sporun dışında yaşam boyu spor ya da serbest zaman
etkinlikleri olarak adlandırılabilecek fiziksel aktivitelere kadınların katılımının artması, spor
kurumlarının Türkiye’de önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, spor
kurumlarının toplumsal cinsiyet yaklaşımı ile incelenmesi önemli bir araştırma konusu olarak
karşımıza çıkmakta
ve
bu projenin de
literatürde
bulunan boşluğu doldurması
hedeflenmektedir. Bu bağlamda projenin temel hedefleri ve beklentileri aşağıda sıralanmıştır:

Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve erkeğin, kamusal ve özel alanın her alanında eşit
fırsatlara, haklar ve sorumluluklara sahip olması, kadın ve erkeğin eşit oranda görünür,
güçlü ve eşit katılımda olmasının sağlanmasıdır. Toplumsal cinsiyetin spor kurumu ile
ilgili ana plan ve politikalara yerleştirilmesinin ve toplumsal cinsiyet eşitliği
düzenlemelerinin yapılabilmesi için spor kurumlarında kadının konumunun görünür
20
kılınmasını sağlayan toplumsal cinsiyet çalışmaları önemlidir. Bu bağlamda bu proje,
sadece Spor Bilimleri alanında değil, Sosyal Bilimler alanında da çalışma hayatının
kadının konumunu inceleyen toplumsal cinsiyet çalışmalarına görünürlük kazandırmayı
hedeflemektedir.

Bu projede, Türkiye’de spor kurumlarında kadının konumunu gösterecek bulguların elde
edilmesi hedeflenmektedir. Türkiye’de bu konuda yapılmış araştırma sayısı yok denecek
kadar azdır. Bu araştırmamız bu boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.

Bir önceki maddeyle ilintili olarak, aynı zamanda bu projede, spor alanının sorgulanması
gerekliliğine dikkat çekilerek, Türkiye’deki toplumsal cinsiyet çalışmalarına bir katkı
sağlamak da amaçlanmaktadır. Son yıllarda beden spor bilimleri alanında toplumsal
cinsiyet çalışmalarında bir artış olmakla birlikte, bu çalışmalar (HACISOFTAOĞLU,
2005; KARAKILIÇ, ALAY, KOÇAK, 2008; KOCA, AŞÇI ve KİRAZCI, 2005; KOCA,
HENDERSON, AŞÇI ve BULGU, 2009; KOCA, ARSLAN VE AŞÇI, BASIMDA;
ÖZSOY, 2008; YARAR, 2005) sayıca yetersiz olmakla birlikte çok görünür
olamamaktadır.

Spor Bilimleri alanında yürütülecek olan bu proje, kadının toplumsal yapının her alanında
eşit fırsatlardan yararlanmasına ve toplumsal konumunun güçlenmesine yönelik politik bir
proje olarak ele alınabilir. Projenin sonunda ortaya çıkacak olan sonuçlar kadın, spor ve
çalışma hayatı ile ilgili birimlerin ve bireylerin yararlanacağı, kadının spor kurumundaki
konumunu iyileştirmeye yönelik bazı stratejik önerileri içerecektir. Dolayısıyla, bu
çalışmadan ortaya çıkacak ürünler sadece akademik çalışma alanında değil, politik alanda
çalışanlar için de kullanışlı olma potansiyelini taşımaktadır.

Ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderilmesi, hükümetlerin, sivil toplum
örgütlerinin, akademik çevrelerin ve ilgili tüm toplum kesimlerinin kesintisiz çabaları ile
mümkün olabilecektir. Bu araştırmanın bu yönde bir çabaya Türkiye’de sporu yönlendiren
kurumlara ait veriler sunarak önemli bir katkıda bulunması beklenmektedir.

Çalışma
yaşamında
toplumsal
cinsiyet
eşitliğinin
sağlanması,
karar
verme
mekanizmalarında kadınların temsil oranının arttırılması, özellikle Avrupa Birliği
21
müzakereleri ile hızlanan toplumsal cinsiyet eşitliği gündeminin öncelikli maddelerinden
birisidir. Son yıllarda özellikle, eğitim, politika ve bazı meslek gruplarında kadın
istihdamını arttırmaya yönelik hem bilimsel çalışmalarda hem de politik girişimlerde bir
artış olmakla birlikte bu girişimlerde spor kurumları yer almamaktadır. Bu bağlamda, bu
araştırmada AB’ye adaylık sürecimize kadın-erkek eşitliği politikaları açısından bakılarak,
spor kurumlarına özgü mevcut sorunlar ve engelleri ortaya koymak, sorunlar hakkında
çözümler önermeyi hedeflenmektedir.

Kadınların profesyonel ve rekreasyonel spora katılımlarının önündeki en büyük
engellerden birisi onlara sunulan spor olanaklarının azlığı ve güvenilir spor ortamlarının
bulunmamasıdır. Bu engellerin ortadan kaldırılmasında spor alanında karar verme
yetkisine sahip olan kurumların rolü büyüktür. Bu kurumlarda karar verme
pozisyonlarında bulunan kişilerin kadınların spor yapmalarına ve çalışmalarına yönelik
tutumları bu kurumlar tarafından sunulan spor olanaklarını da doğrudan etkilemektedir.
Dolayısıyla, spor kurumlarının toplumsal cinsiyet eşitliği açısından incelenmesi
sonucunda elde edilen bilgiler, genel olarak kadınların spora katılımına yönelik spor
kurumlarındaki yaklaşıma dair bilgiler de sağlayacaktır. Bu bilgiler ışığında kadınların
spora katılımlarını arttırmak ve konumlarını iyileştirmek için öneriler ve stratejiler
geliştirilebilecektir.

Son yıllarda, uluslararası spor müsabakalarında (Olimpiyatlar, Dünya ve Avrupa
Şampiyonaları gibi) yarışan ve başarı elde edilen kadın sporcuların sayısında bir artış
olmaktadır. Bu artışın devamının sağlanması ve kadın sporcuların ve kadın sporunun daha
iyi yerlere getirilebilmesi, spor kurumlarında bu konu ile ilgili politikaların
geliştirilmesine bağlıdır. Kadın sporcular ile ilgili politikaların geliştirilmesi, bu konuya
duyarlı kişilerin sayısının artmasına ve kadınların kurumlarda daha görünür olması ile çok
yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, bu proje sonucunda elde edilen bulgular, spor
kurumlarında kadın sporcular ile ilgili politikaların geliştirilmesi konusuna ciddi
katkılarda bulunacaktır.

Bazı ülkelerdeki spor kurumlarında yasal yolla, eşitlik politikalarıyla ya da eşitlik ve
tarafsızlık konusunda ulusal üne sahip birlikler yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliği
sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmadan elde edilecek bulgular Türkiye’de spor
22
kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği durumunu gösterecek olmakla birlikte bu tür
girişimlere ihtiyaç olup olmadığına dair bilgi de sağlayacaktır.

Bazı sivil toplum kuruluşlarınca Türkiye çapındaki kadın girişimciler eğitilerek ve iş
hayatında yer alacak kadınlar desteklenerek kadın girişimciliğinin geliştirilmesi
konusunda aktif çalışmalar yürütülmektedir. Bu girişimlere sporla ilişkili kurumlarda
çalışacak kadınların da dahil edilebilmesi için öncelikle bu alandaki kadınların konumu
ortaya konmalıdır. Bu araştırmada bu tür verilerin toplanması hedeflenmektedir.
Araştırmanın amacı
Bu araştırmanın temel amacı, Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsünde olan Türkiye’de spor
kurumlarını toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımıyla incelemek ve bu kurumlarda toplumsal
cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politikaları tartışmaktır. Bu bağlamda araştırmada nicel
ve nitel yöntem bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü için oluşturulan amaçlar
aşağıdadır:
1. GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’da görev yapan kadın ve erkek çalışanların görev
yaptıkları kurumlardaki bazı toplumsal cinsiyet eşitliği parametreleri hakkında
görüşlerinin belirlenmesi
2. GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’da görev yapan kadın ve erkek çalışanların kadın
yöneticilere yönelik tutumlarının karşılaştırılması
Araştırmanın nitel boyutunda, GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’da toplumsal cinsiyet
eşitliği özellikle kadınların yönetim kademelerinde yer almaları boyutunda ayrıntılı olarak
incelenmiştir. Araştırmanın nitel bölümü için iki amaç oluşturulmuştur:
1. GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’da görev yapan kadın ve erkek yöneticilerin
kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde bulunmaları hakkında görüşlerinin
incelenmesi.
2. GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’da çalışan yönetici kadınların “kadın yönetici”
olarak deneyimlerinin incelenmesi (Kadın yöneticilerin kariyer öyküleri, spor ve
23
yöneticilik deneyimleri, karşılaştıkları zorluklar ve bu zorlukları aşabilmek için
geliştirdikleri stratejiler).
24
BÖLÜM III
GEREÇ VE YÖNTEM
Araştırmanın amacı doğrultusunda nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada
kullanılması tercih edilmiştir. Nicel araştırma yöntemi kapsamında, spor kurumlarında
çalışanlara sorulacak soruların yer aldığı bir anket ve çalışanların kadın yöneticilere yönelik
tutumlarını belirlemek amacıyla bir ölçek kullanılmıştır. Nitel araştırma kapsamında ise orta
ve üst-düzey yöneticilerle derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmıştır. Nitel araştırma
yönteminin kullanılmasının nedeni, bireyin içinde yer aldığı koşullara, sosyal olguların
bağlamsal özelliklerine, tarihsel, sosyal, mekansal varoluşlara ve simgesel anlam dünyasına
duyarlı, esnek bir yöntem anlayışı ile oluşturulan nitel verinin, araştırılanların iç dünyasına
girebilme olanağı sunmasıdır (KÜMBETOĞLU, 2005:45). Özellikle kadın ve erkek
yöneticilerin deneyimlerinin görüşmeler yoluyla daha derinlikli olarak elde edilebileceği
düşüncesi, verilerin nitel yöntem ile toplanmasını gerekli kılmaktadır.
Her iki yöntemde kullanılan veri toplama teknikleri ve bu tekniklerle toplanan verilerin
analizi sonucunda elde edilen bulgular karşılıklı olarak birbirlerini olumlu anlamda etkilemiş
ve beslemişlerdir. Çalışmanın daha sistematik bir sunumunun yapılabilmesi için Gereç ve
Yöntem ve Bulgular bölümlerinde nicel ve nitel yöntemler iki ayrı araştırma olarak
sunulmuştur: (1) Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı birinci araştırma ve (2) Nitel
araştırma yönteminin kullanıldığı ikinci araştırma.
Nicel ve nitel araştırmaların yöntem bilgileri sunulmadan önce projenin gerçekleştirildiği
kurumlar hakkında bilgi verilmiştir.
3.1. Araştırma Kurumları
Projenin gerçekleştirildiği spor kurumları GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK’dur.
Aşağıda, ülkemizde spor alanında önemli kararların alındığı spordan sorumlu bu kurumlar ile
ilgili bilgiler sunulmaktadır.
Projenin isminde spor federasyonlarının belirtilmemesinin nedeni, proje önerisinin sunulduğu
dönemde spor federasyonlarının bir bölümünün özerkleşmemiş olmasıdır. Proje önerisinin
25
sunulduğu dönemde de projenin gerçekleştirildiği dönemde de Türkiye Futbol Federasyonu
hariç bütün federasyonlar çerçeve statüsü ile GSGM’ye bağlıdır. Bu nedenle spor
federasyonlarının üzerinde bir çatı kurum olarak GSGM düşünülmüş ve projenin ismine
ayrıca spor federasyonları eklenmemiştir. TMOK, GSGM ve spor federasyonlarından
bağımsız, tamamen gönüllü bir spor kurumu olduğu için ayrı ele alınmıştır. Fakat çalışmanın
gerçekleştirildiği dönemde TMOK’da görev yapan çalışan sayısının çok az olması (5 kişi)
nedeniyle, projenin nicel bölümündeki amaçlar doğrultusunda TMOK’un toplumsal cinsiyet
yaklaşımıyla analizi gerçekleştirilememiştir. Fakat TMOK, yöneticileriyle gerçekleşen
bireysel görüşmeler doğrultusunda nitel araştırmaya dahil edilmiştir.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM):
GSGM merkez ve taşra teşkilatlarından oluşmaktadır. Taşra teşkilatları il müdürlükleridir.
Projede, il müdürlüklerini ifade etmek üzere “taşra teşkilatı” kullanılmasının nedeni, spor
kurumunda geleneksel olarak bu ifadenin kullanılıyor olması ve spor yöneticilerinin ifadeleri
ile bir karşılıklık oluşturulmamasıdır.
Devlet Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren, katma bütçeli ve tüzel kişiliği bulunan bir
kuruluş olan (www.gsgm.gov.tr) GSGM, Türkiye’nin en büyük gençlik ve spor örgütüdür.
GSGM
anayasanın
57.
maddesi
(“Devlet
her
yaştaki
kişiye
spor
yaptırmak
mecburiyetindedir”) ve 3289 sayılı GSGM Kanunu doğrultusunda, 81 ilde, ilçede il ve ilçe
müdürlükleri kurmakta, gençlik merkezleri oluşturarak bireylerin spora katılımını
sağlamaktadır. GSGM’nin görevlerinden bazıları şunlardır:

Vatandaşın ve okul dışı gençlerin fizik, moral güç ve yeteneklerini sağlayan beden
eğitimi, oyun, cimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek; gençliğin boş
zamanının değerlendirilmesine ilişkin hizmetleri yürütmek, bilgi ve beceri kursları
düzenlemek, gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması için gerekli tedbirleri almak,

Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı bütün öğretim kurumlarının; yurt içi
ve yurt dışı spor faaliyetlerini programlamak, beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin
esaslarını tespit etmek, yürütmek, bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları
sağlamak,
26

Okul dışı izcilik ve spor faaliyetleri ile gençlik faaliyetlerini programlamak,
düzenlemek, yönetmek ve gelişmesini sağlamak; spor idarecisi, antrenör, monitör,
spor elemanları ve hakemleri yetiştirmek, eğitmek, sayılarını artırmak, eğitim
merkezleri kurmak,

Sporcu ve spor kulüpleri ile gençlik derneklerinin tescil, vize, aktarma işlemlerini
yapmak,

Spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarını belirlemek için gerekli usul ve
esasları tayin ve tespit etmek,

Beden eğitimi, gençlik ve spor faaliyetleri için gerekli olan gençlik merkezleri,
hostelleri, kampları ile saha, tesis ve malzemeleri yapmak, yaptırmak, işletmek ve bu
tesisleri vatandaşın istifadesine sunmak,

Sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almak, sporcu sağlık merkezleri açmak, açtırmak,
işletmek, işletilmesine yardımcı olmak, sporcuların sigortalanması işlemlerini yapmak
ve yaptırmak,

Spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını
sağlamak,

Futbol ve diğer spor müsabakaları üzerine sabit ihtimalli ve müşterek bahisler ile şans
oyunlarını düzenlemek, düzenletmek ve yönetmek,

Beden eğitimi ve spor alanında teknik bilgi ve spora ilgiyi artıracak yayınlar yapmak,
faaliyetlerde bulunmak,

Gençliğin boş zamanlarının değerlendirilmesi hususunda diğer kuruluşlarla işbirliği
yapmak,

Uluslararası spor temas ve münasebetlerinde resmi merci görevi yapmak,

Başarılı sporculara ve çalıştırıcılarına ayni ve nakdi yardım yapmak ve yapılmasını
sağlamak, ödüllendirmek,

Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor
tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak, spor eğitim
programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak,
konu ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor
adamları yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer
kuruluşlarla işbirliği yapmak.
27
Genel Müdürlük, Merkez Teşkilatı Ana Hizmet Birimleri, Danışma ve Denetim Birimleri,
Yardımcı Birimler ve Bağlı Birimlerden meydana gelir.
Ana Hizmet Birimleri:
(a)Spor federasyonları başkanlıkları, (b)Tesisler dairesi başkanlığı, (c)Sağlık işleri dairesi
başkanlığı, (d)Spor eğitimi dairesi başkanlığı, (e)Gençlik hizmetleri dairesi başkanlığı, (f)
Spor kuruluşları dairesi başkanlığı, (g)Spor faaliyetleri dairesi başkanlığı.
Danışma ve Denetim Birimleri:
(a)Teftiş kurulu başkanlığı, (b)Hukuk müşavirliği, (c)Spor kontrolörleri kurul başkanlığı
Yardımcı Birimler:
(a) Personel ve eğitim dairesi başkanlığı, (b)İdari ve mali işler dairesi başkanlığı, (c)Dış
ilişkiler dairesi başkanlığı, (d)Savunma uzmanlığı.
Spor Federasyonları: GSGM’ye bağlı toplam 59 federasyon bulunmaktadır. Özerk olan
federasyonlar; organları genel kurulu tarafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını
kendi organları içerisinde alan, bütçesi genel kurul tarafından onaylanan federasyonlardır.
Özerk federasyonların her türlü faaliyet ve işlemleri Genel Müdürlüğe bağlı olduğu
Bakanlığın denetimine tâbidir. Türkiye’de federasyonlar 3530 sayılı Beden Terbiyesi
Kanunun 7. maddesine istinaden kurulan, temsil ettikleri spor dalı veya dallarının en yetkili
kuruluşudur. Federasyon başkanı, federasyon yönetim kurulu başkanıdır. Federasyonlar
yönettikleri spor dallarında 3530 sayılı kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçları
gerçekleştirmekle görevlidirler. Yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kurum ve kuruluşlarla spor
ortamı meydana getirilmesi ve geliştirilmesi için, işbirliği ve çalışma içine girerek her türlü
tedbiri alırlar. Federasyonlara Spor Yüksek Konseyi kararı ile yönetsel ve/veya mali özerklik
verilebilmektedir. Federasyonlar yönetsel ve/veya mali yönden özerk olmaları halinde; genel
kurul, yönetim kurulu ve bağlı oldukları uluslararası federasyonların belirlediği teknik,
yönetsel ve yan kurulları fahri üyelerden oluşturmak zorundadırlar (www.gsgm.gov.tr). Son
yıllara kadar federasyonların genel sekreteri genel müdürlük personeli arasından atanırdı.
Fakat federasyonların özerkleşmesiyle birlikte federasyonlar kendi genel sekreterlerini
belirleyebilmektedir. Federasyon başkanları ise seçimle göreve gelmektedirler.
28
Federasyonların merkez teşkilatı;
(a) Genel kurul, (b)Yönetim kurulu, (c)Denetleme kurulu, (d)Disiplin ve/veya ceza kurulu,
(e)Uluslararası federasyonun ön gördüğü kurullar, (f)Hukuk, mali, tahkik, eğitim, sağlık,
teknik, dış ilişkiler ve diğer kurullar, (g)Genel sekreterlik, (h)Yönetsel birimlerden
oluşmaktadır.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK): TMOK, Olimpik antlaşmadan aldığı bütün hak
ve sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirerek, Türk Gençliği’nin ve her yaş, cinsiyet
ve yöredeki halkın çağdaş, çok yönlü ve sağlıklı birer kişilik olaraktan, Cumhuriyet ve
Olimpizm ilkelerini özümsemiş, fiziksel spor aktivitelerinin keyfine ulaşmış, barışçıl ve
sorumluluk
sahibi
yurttaş
olmalarına,
(www.olimpiyatkomitesi.org.tr).
dünya
TMOK’un
ile
birinci
bütünleşmelerine
görevi
ülkemizde
öncülük
eder
Olimpizm’in
yaygınlaştırılması ve etkinliğinin gerçekleştirilmesidir. Bu görev kapsamında başta ilgili
Bakanlık ve GSGM olmak üzere, spor federasyonları, üniversiteler, okullar, yerel yönetimler,
spor kulüpleri ve sporla ilgili olarak kurulmuş vakıf ve derneklerle sıkı işbirliği halindedir.
Kurullar:
(a)Genel kurul, (b)Yönetim kurulu, (c)Denetleme kurulu, (d)Konsey, (e)Sicil kurulu,
(f)Yüksek danışma ve disiplin kurulu
Komisyonlar:
(a)Spor ve çevre komisyonu, (b)Eğitim komisyonu, (c)Fairplay konseyi, (d)Filateli
Numuzmatik Komisyonu, (e)Kültür ve sanat komisyonu, (f)Olimpik akademi komisyonu,
(g)Sağlık ve anti doping komisyonu, (h)Spor hukuku komisyonu, (ı)Sporcu komisyonu,
(i)Ücretsiz spor okulları komisyonu
3.2.. Nicel Araştırma
3.2.1. Katılımcılar
Nicel araştırmanın katılımcılarını GSGM, spor federasyonları ve TMOK’da görev yapan
kadın ve erkek çalışanlar oluşturmuştur. Çalışmanın evreni çok büyük olmadığı için bütün
29
kurumlarda görev yapan kadın ve erkek çalışanların hepsine ulaşılmaya çalışılmış ve anket
doldurmayı kabul eden çalışanların hepsi araştırmaya dahil edilmiştir.
GSGM merkez ve taşra teşkilatlarında, spor federasyonlarında ve TMOK’da dağıtılan ve
toplanan anket sayıları Tablo 1’de yer almaktadır. Toplamda 1495 anket dağıtılmış ve 742
anket toplanmıştır. GSGM merkez teşkilatında dağıtılan anketlerin %82.4’ü, GSGM merkez
teşkilatında dağıtılanların yaklaşın %40’ı ve spor federasyonlarında dağıtılan anketlerin
%59.39’u toplanmıştır. GSGM merkez teşkilatında dağıtılan anketler büyük oranda gelmekle
birlikte, posta yoluyla anket gönderilen GSGM taşra teşkilatlarından toplanan anket saylarının
oranı daha az olmuştur.
Tablo 1: Nicel araştırma kapsamında dağıtılan ve toplanan anket sayıları
Spor Kurumu
Dağıtılan anket sayısı
Toplanan anket sayısı
N
%
N
%
GSGM Merkez
250
16,7
206
27,8
GSGM Taşra
1010
67,6
395
53,2
Spor Federasyonları
229
15,3
136
18,3
TMOK
6
0,4
5
0,7
Toplam
1495
100
742
100
Toplanan 742 anketten, soruların büyük oranda cevaplandırılmadığı anlaşılan 6 anket
örnekleme dahil edilmemiştir. Tablo 2’de nicel araştırmaya katılan katılımcıların cinsiyet ve
kurumlarına göre dağılımı sunulmaktadır. Araştırmaya 244 kadın (%33.15) ve 492 erkek
(%66.85) çalışan katılmıştır. Araştırmanın örneklemi büyük oranda GSGM taşra
teşkilatlarında çalışanlardan (%53.2) oluşmakla birlikte, sırasıyla GSGM merkez teşkilatı
(%27.8), spor federasyonları (%18.3) ve TMOK (%0.7) gelmektedir. Bu oranlar kurumların
toplam çalışan sayılarıyla orantılıdır. Spor kurumlarının toplam çalışan sayıları raporun
bulgular bölümünde verilmiştir.
30
Tablo 2: Nicel araştırma katılımcılarının cinsiyete ve kurumlarına göre dağılımı
Katılımcılar
Spor Kurumu
Kadın
Toplam
Erkek
n
%
n
%
N
%
GSGM Merkez
92
37.8
113
23.0
205
27.8
GSGM Taşra
84
34.4
310
63.0
394
53.2
Spor Federasyonları
64
26.2
68
13.8
132
18.3
TMOK
4
1.6
1
0.2
5
0.7
Toplam
244
100
492
100
736
100
3.2.2. Veri toplama teknikleri:
Katılımcıların sosyo-demografik bilgilerini ve kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini
belirlemeye yönelik görüşlerini elde etmek amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanan bir
anket kullanılmıştır. Bu anketin yanında katılımcıların kadın yöneticilere yönelik tutumlarını
belirlemek için Kadın Yöneticilere Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Aşağıda her iki veri
toplama araçları hakkında ayrıntılı bilgi sunulmaktadır.
Anket
Spor kurumlarında çalışanların görev yaptıkları kurumlardaki bazı toplumsal cinsiyet eşitliği
parametreleri hakkında görüşlerinin belirlenmesi amacıyla bir anket geliştirilmiştir. Anket
formunda çalışanların sosyo-demografik bilgilerini ve spora katılım düzeylerini belirlemeye
yönelik sorular da yer almaktadır. Katılımcıların kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine
yönelik görüşlerini belirlemek için sorulan sorular; kurumlarda kadın yöneticilerin konumu,
yönetici cinsiyeti tercihleri, kurumlar işe alım, iş bölümü ve terfi konularında toplumsal
cinsiyet eşitliği, kurumlarda toplumsal cinsiyet eşitliği politikası uygulamaları (cinsiyet
gözetilmeden işbölümünün yapılması, cinsiyetçi bir dilin kullanılmaması, kurullarda eşit
sayıda kadın ve erkek bulundurulması vb.) konularındadır. Bu soruların hazırlanmasında
kadın yöneticiler ve toplumsal cinsiyet eşitliği konulu araştırmalardan yararlanılmıştır (örn.,
ANAFARTA, SARVAN VE YAPICI, 2008; BUCKMASTER, 2007; HOVDEN, 2000;
KARAMAN, 2006; PFISTER, 2006; PFISTER VE RADTKE, 2009).
31
Proje için geliştirilen ankette yer alan soruların geliştirilmesinde kadın çalışmalarında ve spor
sosyolojisi alanlarında uzmanlaşmış iki akademisyenin görüşlerinden de yararlanılmıştır.
Anketin kullanışlılığının sağlanması aşamasında hazırlanan anket GSGM merkez teşkilatında
görev yapan 20 kişiye uygulatılmıştır. Bu uygulama sonrasında anlaşılması zor olan bazı
soruların gramer yapısında ve soruların sıralanmasında değişiklikler yapılmış ve anket son
haline getirilmiştir.
Kadın Yöneticilere Yönelik Tutum Ölçeği (PETTERS, TERBORG VE TAYLOR, 1974):
Kadın Yöneticilere Yönelik Tutum Ölçeği, çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumlarını
belirlemek için kullanılmıştır. Bu ölçek, 20 maddeden oluşmakta ve 5’li likert ölçeği
kullanılmaktadır.
Yüksek
skor;
kadının
yönetici
olmasına
karşı
olumlu
tutumu
göstermektedir. Anketin iki alt ölçeği bulunmaktadır. İlk alt ölçek kadının işini ve aile
sorumluluklarını bir arada yürütebilmesiyle ilgili maddeleri içeren Toplumsal Cinsiyet Kalıp
Yargılarıdır. İkinci alt ölçek ise iş yaşamında toplumun kadını kilit karar verici olarak
algılamasına yönelik maddeleri içeren Kadınların Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelik
Tutumdur. Anketin Türk toplumu için geçerlik ve güvenirliği Eker (1989) tarafından yapılmış
ve yeterli iç tutarlılığa sahip olduğu bulunmuştur (Cronbach’s alpha=.87). Aynı ölçeğin
geçerlik çalışması 2004 yılında Aycan tarafından tekrar araştırılmıştır. Toplumsal Cinsiyet
Kalıp Yargılar alt ölçeği için iç tutarlık katsayısı .75 ve Kadınların Kariyerlerinde
İlerlemelerine Yönelik Tutum alt ölçeği iç tutarlık katsayısı .89 bulunmuştur. Anket EK 1’de
sunulmuştur.
3.2.3. Verilerin toplanması
GSGM, spor federasyonları ve TMOK’da çalışmanın yapılmasıyla ile ilgili gerekli izinler
alındıktan sonra, anketler proje elemanları tarafından GSGM merkez ve taşra teşkilatlarında
ve spor federasyonlarının Ankara (bazı federasyonların İstanbul) merkezlerinde ve TMOK
(İstanbul)’da görev yapan kadın ve erkek çalışanlara doldurtularak veriler toplanmıştır.
GSGM taşra teşkilatlarına posta yoluyla anketler gönderilmiş ve anketlerin ödemeli olarak
araştırmacılara gönderilmesi istenmiştir. Kurumlardan alınan izinler EK 2’de sunulmuştur.
32
3.2.4. Verilerin Analizi
Betimsel istatistiklerin yanı sıra, spor kurumlarında çalışan kadın ve erkek personelin kadın
yöneticilere yönelik tutum puanlarında çeşitli değişkenlere göre fark olup olmadığını test
etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.
3.3. Nitel Araştırma
3.3.1. Katılımcılar
Projenin nitel bölümünün örnekleminde amaçlı örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Amaçlı ya
da amaca yönelik örnekleme araştırmacının özel ve ulaşılması güç bir nüfusun olası tüm
örnek olaylarını belirlemek için geniş bir yöntemler yelpazesini kullandığı rastlantısal
olmayan bir örneklemdir (NEUMAN, 2006). Projenin amacı doğrultusunda GSGM, TMOK
ve spor federasyonlarının orta ve üst yönetim kademelerinde görev yapan spor yöneticileri
araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu projede, farklı spor kurumlarında çalışan kadın ve
erkek spor yöneticilerinin olası farklı örneklerine ulaşabilmek için var olan bütün spor
yöneticileri ile görüşme yapılması hedeflenmiştir.
GSGM, spor federasyonları ve TMOK’da görev yapan yöneticilerin sayıları her bir kurum
için ayrı olarak Bulgular bölümünde sunulmuştur (Tablo 7, Tablo 9, Tablo 11). Yapılamayan
görüşmelerin nedenleri karşılaşılan yöntemsel güçlükler ve sınırlamalar adlı bölümde
sunulmuştur.
Projede, 49 spor federasyonunda 74 bireysel görüşme, GSGM’de 12 bireysel görüşme ve
TMOK’da 3 bireysel görüşme yapılmıştır. Toplamda yapılan bireysel görüşme sayısı 89’dur.
Aşağıdaki Tablo 3, Tablo 4 ve Tablo 5’de nitel araştırma katılımcılarının pozisyonlarına ve
cinsiyetlerine göre dağılımı sunulmuştur. Katılımcıların görev yaptıkları kurumlar ve
pozisyonları daha ayrıntılı olarak EK 3`de sunulmuştur.
33
Tablo 3: Nitel araştırma katılımcılarının pozisyonlarına göre dağılımı
Katılımcıların pozisyonları
N
%
Başkan
17
19.1
As Başkan/Başkan Vekili
8
9.0
Genel Sekreter
42
47.2
Diğer Orta Düzey Yöneticiler
10
11.2
Genel Müdür Yardımcısı
1
1.1
Daire Başkanı
3
3.4
Şube Müdürü
8
9.0
Toplam
89
100
Spor Federasyonları/TMOK
GSGM
Tablo 3’de sınıflandırılan “Diğer Orta Düzey Yöneticiler” olarak sınıflandırılan pozisyonlar
Türkiye Futbol Federasyonu, Türkiye Basketbol Federasyonu ve Türkiye Voleybol
Federasyonu’nda yer almaktadır. Bu federasyonlar diğer federasyonlara göre daha fazla
personelin çalıştığı ve işbölümünün daha yoğun olduğu federasyonlar olmaları nedeniyle orta
düzey yöneticilikte sınıflandırılabilecek pozisyonlar bulunmaktadır. Bunlar; genel direktör
yardımcısı, eğitim sorumlusu, denetim yönetmeni, yerel ligler müdürü, yerel ligler uygulama
yönetmeni, amatör futbol koordinatörü, dış ilişkiler yöneticisi, genel sekreter yardımcısı, icra
kurulu koordinatörü ve koordinatördür. Ayrıca TMOK yönetim kurulu üyesi ve Kadın ve
Spor Komisyonu sorumlusu da orta düzey yönetici olarak sınıflandırılmıştır. Katılımcıların
yaklaşık yarısını (%47.2) genel sekreterler oluşturmaktadır. Daha sonra sırasıyla federasyon
başkanı (%19.1), diğer orta düzey yöneticiler (%11.2), as başkanı/başkan vekili (%9.0), şube
müdürü (%9.0), daire başkanı (%3.4) ve genel müdür yardımcısı (%1.1) gelmektedir (Tablo
3).
Üst düzey yöneticiler kapsamında başkan, asbaşkan/başkan vekili ve genel müdür yardımcısı
yer alırken, orta düzey yöneticiler olarak genel sekreter, yönetim kurulu üyesi, daire başkanı,
şube müdürü ve komisyon/kurul başkanı yer almaktadır. Aşağıdaki Tablo 4’de katılımcıların
yönetici pozisyonlarına göre oranları sunulmaktadır. Görüşme yapılan katılımcıların %
29.2’si üst düzey yönetici, % 70.8’i orta düzey yöneticidir.
34
Tablo 4: Nitel araştırma katılımcılarının yöneticilik pozisyonlarına göre dağlımı
Katılımcı Pozisyonları
N
%
Üst Düzey Yönetici
26
29.2
Orta Düzey Yönetici
63
70.8
Toplam
89
100
Katılımcılar ile ilgili kişisel bilgiler Bulgular bölümünde yer almakla birlikte, katılımcıların
kurum ve cinsiyet dağılımları Tablo 5’de sunulmaktadır. Projede, toplam 77 erkek (%86.5)
ve 12 kadın (%13.5) ile görüşme yapılmıştır. Kadın spor yöneticileri spor federasyonlarında
ve TMOK’da görev yapmaktadırlar. GSGM’de üst ve orta düzey yöneticilik pozisyonlarında
görev yapan kadın yönetici bulunmamaktadır. Kadın yöneticilerin pozisyonları: Bir
federasyon başkanı, 6 genel sekreter ve 5 orta düzey yönetici. Kadın yöneticilerin görev
yaptıkları kurumlar EK 3’de yer almaktadır. Görüşme yapılan spor federasyonlarındaki
yöneticilerin %13.5’ini kadınlar, %86.5’ini erkekler oluşturmaktadır. TMOK yöneticilerinin
%66.7’sini kadınlar oluştururken %33.3’ünü erkekler oluşturmaktadır (Tablo 5). Ayrıca,
kadın yöneticilerin yaş ortalaması (Xyaş = 43.09 ± 12.03), erkek yöneticilerin yaş ortalaması
(Xyaş = 51.60 ± 7.85)’dır.
Tablo 5: Nitel araştırma katılımcılarının cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Spor Kurumu
N
%
n
%
N
%
GSGM Merkez
-
-
8
100
8
100
GSGM Taşra
-
-
4
100
4
100
Spor Federasyonları
10
13.5
64
86.5
74
100
TMOK
2
66.7
1
33.3
3
100
Toplam
12
13.5
77
86.5
89
100
3.3.2. Veri toplama teknikleri
Nitel araştırma gözlem, görüşme ve doküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemlerinin
kullanıldığı, algıların ve olayların doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya
konmasına yönelik nitel bir sürecin izlendiği araştırma olarak tanımlamak mümkündür
35
(YILDIRIM VE ŞİMŞEK, 2003: 19). Bu projede nitel verilerin toplanmasında derinlemesine
bireysel görüşme tekniği kullanılmıştır. Spor yöneticileri ile yapılacak yüz yüze ve
derinlemesine görüşme tekniği ile araştırmada derinlemesine ve açıklayıcı bir anlayış
kazanacağı düşünülmektedir.
Bireysel görüşmelerin öncesinde katılımcılardan Gönüllü Katılım Formu (EK 4) ve Katılım
Sonrası Bilgilendirme Formu (EK 5) doldurmaları istenmiştir. Birinci formda projenin amacı,
görüşmede sorulacak sorular ve araştırmacıların iletişim adresleri yer almaktadır. İkinci
formda ise projenin olası bitiş tarihi verilerek katılımcıların istedikleri takdirde proje
sonuçlarının kendilerine gönderileceği bilgisi yer almaktadır.
Bireysel görüşme sorularının hazırlanması:
Grup ve bireysel görüşmelerde kullanılan soruların sırasının görüşmenin akışına bağlı
olmasına ve böylelikle de veri zenginliğinin ve akıcılığının sağlanmasına dikkat edilmiştir
(PATTON, 2002). Aynı zamanda soruların katılımcılar, katılımcıların toplumsal ve kültürel
bağlamları ve görüşme esnasında katılımcı ve araştırmacı arasındaki etkileşimden kaynaklı
olarak değişebilme olasılığı düşünülerek tam yapılandırılmamasına özen gösterilmiştir.
Ön çalışma olarak, bir federasyonun bir kadın ve bir erkek orta düzey yöneticisi ile bireysel
görüşmeler yapılmış ve sonrasında bireysel görüşme soru formu yeniden düzenlenmiştir (EK
6). Ön görüşmelerde kadın ve erkek yöneticiler için ayrı soru formları hazırlanmış olmasına
rağmen yapılan ön görüşmeler sonucunda tek bir görüşme formunda hazırlanacak standart
soruların araştırmanın amacı ve kuramsal yapısı kapsamında gerekli verileri sağlayacağına
karar verilmiştir. Bireysel görüşmelerde sorulacak soruların belirlenmesinde özellikle konu ile
doğrudan bağlantılı olan kaynaklardan yaralanılmıştır (SHAW,
2006; HOVDEN, 2006;
PFISTER VE RADTKE, 2009).
Nitel araştırmalarda görüşülene ait demografik sorular görüşme rehber formunda yer
alabileceği gibi, kişiyi ve içinde yaşadığı hanesini tanımaya yönelik olarak hazırlanmış sorular
ayrı bir formda da hazırlanabilir (KÜMBETOĞLU, 2005:84). Bu projede, görüşülen spor
yöneticilerine ait kişisel bilgiler görüşme formunda yer alan sorular aracılığıyla görüşme
esnasında toplanmıştır.
36
Bireysel görüşmecilerin eğitimi:
Bireysel görüşmeleri gerçekleştirecek bursiyer öğrencilerin nitel araştırma ve bireysel
görüşme deneyimlerinin olmaması nedeniyle kendilerine dört saatlik temel nitel araştırma ve
bireysel görüşme eğitimi verilmiştir. Bu eğitimde özellikle nitel araştırmada/bireysel
görüşmede görüşmecinin konumu, görüşmeci-görüşülen iletişimi ve soruların yapısı hakkında
bilgi verilmiştir. Ayrıca toplumsal cinsiyet içerikli bir çalışma kapsamında yapılacak bireysel
görüşmelerde nelerin üzerinde durulması gerektiği konusunda bursiyer öğrencilere bilgi
verilmiştir. Her iki bursiyer öğrencinin Toplumsal Cinsiyet ve Spor adlı lisansüstü ders almış
olmaları ve toplumsal cinsiyet ve spor konulu iki farklı araştırmada araştırmacı olarak yer
almış olmaları proje için bir avantaj olmuştur. Görüşmeci eğitimi kapsamında bursiyer
öğrenciler genel olarak nitel araştırma hakkında bilgi almak için YILDIRIM ve ŞİMŞEK
(2003) ile EDWARDS ve SKINNER (2010)’in kitaplarından yararlanmışlardır.
Bireysel görüşme soru formu hazırlandıktan sonra bursiyer öğrenciler birbirleri ile bireysel
görüşme yapmışlardır. Ayrıca proje yürütücüsü tarafından gerçekleştirilen ilk iki ön
görüşmede bursiyer öğrenciler de gözlemci olarak yer almıştır.
3.3.3. Verilerin Analizi
Görüşme metinlerinin veri analizi için hazırlanması
Bireysel görüşmeler gerçekleştirilirken, istendiği takdirde görüşme metinlerinin kopyasının
görüşme yapılan yöneticilere gönderileceği ve istedikleri değişiklikleri yapabilecekleri
belirtilmiştir. 89 yöneticiden sadece altı yöneticiye görüşmelerine ait metinler gönderilmiş ve
kendileri bazı değişiklikler yaparak metinleri geri göndermişlerdir.
Bireysel görüşmelerin toplam süresi 1991.05 dakikadır (33 saat 18 dakika). En kısa görüşme
8:32 dakika, en uzun görüşme 54:50 dakikadır. Ortalama görüşme süresi 22:12 dakikadır.
Bütün görüşmeler çözülürken bilgisayara yazılmış ve metin üzerinde rahat kodlama
yapılabilmesi için 3 cm kenar boşluğu ve 1.5 satır boşluklu hale getirilmiştir. Görüşme
metinlerine satır numaraları da verilmiştir. Metinlerdeki satır numaraları, özellikle veri
analizinde farklı analizcilerin çalışmalarında, verilerin/alıntıların metinlerindeki yerlerinin
gösterilmesinde kolaylık sağlamaktadır.
37
Bu analiz sürecinde güvenirliğin sağlanması için veriler, proje yürütücüsü ve Kadın
Çalışmaları ile Spor Sosyolojisi alanlarında iki uzman olmak üzere üç kişi tarafından analiz
edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır (YILDIRIM VE
ŞİMŞEK, 2003). Bu analiz tekniği kapsamında, çalışmadan elde edilen veriler üç kişi
tarafından ayrı ayrı incelenerek kodlar bulunmuş ve bu kodlar belirli temalar altında
sınıflandırılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde birden fazla araştırmacıların kullanılması
ve elde edilen sonuçların teyit edilmesi, verilerin güvenirliği konusunda uygulanan
stratejilerden birisidir. Yapılan bu sınıflandırmalar sonucu elde edilen kodlar ve temalar
birbirleriyle karşılaştırılmış ve bu kapsamda veriler üzerinde tekrar bir analiz yapılmıştır. Bu
aşamalar aşağıda sıralanmıştır.
Açık Kodlama: Görüşme metinleri satır satır okunmuş ve araştırmacılar tarafından araştırma
problemi kapsamında önemli ve ilginç bulunan kodlar belirlenmiştir. Bu doğrultuda, veri
analizinin ilk aşaması olarak kodlamalar yapılırken, elde edilen verilerle beraber araştırmanın
kuramsal çerçevesi de dikkate alınarak bir kod listesi oluşturulmuştur. Bu kodlama biçimi
genel bir çerçeve içinde yapılan kodlama biçimi olarak tanımlanmaktadır. Önceden
belirlenmiş bir kod listesi içerik analizini yönlendirirken, tümevarımcı bir anlayışla verilerin
incelenmesi sonucu ortaya çıkan veriler de, daha önceden oluşturulan kod listesine eklenir ya
da yeni kodlara göre eski kodlar değiştirilir. Veriler elle kodlanmıştır. Kodlamalar hem
görüşme metinleri üzerinde hem de ayrı bir sayfada yapılmıştır.
Tematik Kodlama: Elde dilen verilerin kodlanmasından sonraki aşama, birbiriyle ilişkili
kodları bir araya getirebilecek temaların bulunmasıdır. Bu çalışmada, kodlanma sonucu ortaya
çıkan kavramlar anlamlı bir tema altında toplanmaya çalışılırken, aynı kodlama sürecinde
olduğu gibi hem çalışmanın kuramsal çerçevesi hem de veriler doğrultusunda temalar
belirlenmiştir.
Bulgular bölümünde, katılımcıların yöneticilik pozisyonlar nedeniyle, özellikle GSGM’de
memur olan spor yöneticilerinin hassasiyetleri düşünülerek, isimleri ve kurumları mümkün
olduğunda açığa çıkarılmamıştır. Fakat bazı federasyonların ilgili spor dalları özelinde verilen
cevapların ve analizlerin değişebilmesi nedeniyle sadece kurum isimleri belirtilmiştir. Ayrıca
bu durum kadın spor yöneticilerin sayılarının çok az olması nedeniyle bazı sıkıntılar yaratmış
38
olduğu için kadın yöneticilerin kurumlarının belirtilmesinin gerekli olduğu zamanlar da
olmuştur.
3.4. Karşılaşılan yöntemsel güçlükler ve sınırlamalar
Araştırma kapsamında yapılan görüşmeler esnasında ve sonrasında görüşmeyi gerçekleştiren
burslu yüksek lisans öğrencilerinden Araştırmacı Raporu tutulması istenmiştir. Araştırmacı
raporuna bir örnek EK 7’de sunulmuştur. Aşağıda sıralanan yöntemsel güçlükler ve
sınırlamalar, görüşmelerde karşılaşılan kolaylıklar ve zorluklar üzerinde odaklanan görüşme
raporlarına ve genel olarak çalışmada karşılaşılabilecek yöntemsel güçlüklere yönelik
araştırmacılar tarafından alınan önlemlere dayanmaktadır:

GSGM, Spor Federasyonları ve TMOK yöneticileriyle bireysel görüşme yapmak için
kurulan ilk iletişimlerde özellikle federasyon başkanlarının her zaman kurumda ve
belirli bir şehirde bulunmadıkları, farklı federasyonların farklı müsabaka takvimlerinin
bulunduğu ve bu takvimler doğrultusunda yöneticilerin farklı şehirlerde ve ülkelerde
bulundukları anlaşılmıştır. Başkan, As Başkan ve Başkan Vekilleri federasyonlara
sadece imza atmaları gerektiğinde ve kurul toplantıları olduğunda gelmektedirler. Bu
durum nedeniyle bireysel görüşmeler planlanandan çok daha uzun zaman
gerektirmiştir. Aynı nedenlerden dolayı özellikle federasyon başkanları ile istenilen
sayıda görüşme yapılamamıştır.

Bazı
federasyon
başkanlarıyla
görüşmelerin
gerçekleştirilememesinin
sebebi
başkanların farklı şehirlerde bulunmalarıdır. Örneğin bazı federasyon başkanları
Mersin, Trabzon, İzmir, Erzurum vb. gibi Ankara’ya yakın olmayan şehirlerde
oturmaktadırlar. Bu kişilerle görüşme yapmak için oturdukları şehirlere gitmek proje
bütçesinde
yer
alan
yurtiçi
görevlendirme
kalemindeki
miktar
tarafından
karşılanamayacağı gibi proje ekibi tarafından çok gerekli görülmemiştir.

Yöneticilerle yapılan görüşmelerin en büyük zorluğu zaman kısıtlamasının olmasıdır.
Bir önceki maddelerde belirtilen nedenlerden dolayı, yöneticilerle toplantılar öncesi ve
sonrasında, müsabaka esnasında görüşme yapılmıştır. Bu durumlarda katılımcıların
yeterli zamanları olmadığı için, bazı görüşmelerin kısa sürmesi, bazı yöneticilerin
39
görüşme yapmak istememeleri yöntemsel güçlüklerden bazıları sayılabilir. Örneğin,
bazı federasyon başkanları kendileriyle görüşme yapılmasının yerine genel sekreter ile
görüşme yapılmasının yeterli olacağını belirtmişlerdir.

Örneklemin en kolay ulaşılabilir kişileri federasyonların genel sekreterleri olmuştur.
Fakat bazı genel sekreterler çeşitli nedenlerle çalışmaya katılmayı reddetmişlerdir.
Örneğin, üç genel sekreter devlet memuru oldukları için katılamayacaklarını
belirttiler, iki genel sekreter çalışma özetini önceden istediler ve sonrasında katılmak
istemediler, bir genel sekreter üniversitede görev yapan öğretim elemanlarının kendi
projeleri için öğrencileri kullandıklarını ileri sürerek görüşme talebini reddetti, iki
genel sekreter programları yoğun olduğu için çalışmaya katılmak istemediler, bir
genel sekreter çalışma konusu hakkında olumlu düşünmediğini belirterek görüşme
talebini reddetmiştir.

Proje kapsamında sporcu, antrenör ve hakem sayılarına ihtiyaç duyulmuştur. Fakat
spor federasyonlarının hemen hemen tamamında bu konularda sağlam bir istatistik
bulunmadığı anlaşılmıştır. Kurumlarda ilgili kişilerden izin yazılarımız doğrultusunda
bu veriler istenmiş fakat çeşitli nedenlerden (arşiv yok, güncel bilgi yok, veriler yok,
veriler dağınık, ilgilenecek kimse yok vb.) dolayı alınamamıştır. Federasyonların
özerkleşmesi nedeniyle en sağlıklı ve güncel verilerin federasyonlarda bulunacağı
öngörülmüş fakat sonuçta bu veriler (özellikle antrenör sayıları) GSGM’den bazı
zorluklarla elde edilmiştir.
40
BÖLÜM IV
BULGULAR
Araştırmanın veri analizi sonucunda elde edilen bulgular nicel ve nitel bulgular olarak ayrı
sunulmuştur.
4.1. Nicel Bulgular
Bu bölümde araştırma için geliştirilen anket ve Kadın Yöneticilere Yönelik Tutum Ölçeği
verilerinin analizi sonucunda elde edilen bulgular yer almaktadır. Nicel verilere ait bulgular üç
bölümde sunulmuştur:
1) Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet oranlarına ait bulgular
2) Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ait bulgular
3) Spor kurumlarında çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumlarına ait bulgular
4.1.1. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet oranlarına ait bulgular
Aşağıda GSGM, spor federasyonları ve TMOK’a ait veriler ayrı tablolar halinde sunulmuş ve
yorumlanmıştır. Bu başlık altında sunulan bilgiler kurumlardan alınmıştır. Bazı kurumların
internet sayfalarında var olan bilgilerin güncel olamayacağı düşünülerek bilgiler kurumların
sekreteryalarından ya da personel dairelerinde istenmiştir. Önce her bir kuruma ait çalışan
sayılarının cinsiyet dağılımı sunulmuş sonra kurumların yönetim kademelerinin cinsiyet
dağılımlarına yer verilmiştir. Ayrıca sporcu ve antrenör sayılarına ait verilere de yer verilmiştir.
41
Tablo 6: GSGM merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan çalışanların cinsiyete göre dağılımı
Kadın
GSGM
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
Merkez Teşkilat
239
31.6
517
68.4
756
100
Taşra Teşkilatları
417
9.0
4211
91.0
4628
100
Toplam
656
12.2
4728
87.8
5384
100
Tablo 6’da GSGM’de görev yapan çalışanların cinsiyete göre dağılımı sunulmaktadır. Toplam
çalışanların %87.8’ini erkekler oluştururken, %12.2’sini kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca, taşra
teşkilatlarında görev yapan kadın çalışan yüzdesi (%9.0) merkez teşkilatta görev yapan kadın
çalışandan daha azdır.
GSGM yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, üst düzey yöneticilik
pozisyonları olan genel müdür ve genel müdür yardımcılığı pozisyonlarında herhangi bir kadın
yöneticinin bulunmadığı görülmektedir (Tablo 7). GSGM tarihinde üst düzey yöneticilerin
tamamı erkek olmuştur. GSGM merkez teşkilatında yer alan 18 şube müdüründen sadece biri
kadındır. Merkez dışındaki 81 ilde yer alan GSGM taşra teşkilatlarının il müdürlerinin ise tamamı
erkektir. Toplam sayıya bakıldığında, GSGM yönetim kademelerinin sadece %1’ini kadınlar
oluşturmaktadır (Tablo 7).
Tablo 7: GSGM yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Yönetim Kademeleri
n
%
n
%
N
%
Genel Müdür
-
-
1
100
1
100
Genel Müdür Yardımcısı
-
-
4
100
4
100
Şube Müdürü
1
5.6
17
100
18
100
İl Müdürü
-
-
81
100
81
100
Toplam
1
1.0
103
99.0
104
100
42
Aşağıda sunulan iki tabloya dahil edilen toplam spor federasyonu sayısı 60’dır. Bütün spor
federasyonlarında görev yapan toplam çalışanın %’32.2’sini kadınlar, %67.7’sini erkekler
oluşturmaktadır (Tablo 8).
Tablo 8: Spor federasyonlarında görev yapan çalışanların cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Kurum
Spor Federasyonları
Erkek
Toplam
n
%
N
%
N
%
173
32.3
362
67.7
535
100
Spor federasyonlarının yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, projede üst
düzey yöneticilik pozisyonu olarak kabul edilen başkan ve başkan yardımcılığı pozisyonlarında 2
kadın başkan, 6 kadın başkan yardımcısı olduğu görülmektedir (Tablo 9). Başka bir ifadeyle,
federasyon başkanlarının %3.3’ünü ve başkan yardımcılarının %4’ünü kadınlar oluşturmaktadır.
Orta düzey yöneticilik pozisyonu olan genel sekreterlik görevini yerine getiren 7 kadın (%11.7)
ve 53 erkek (%88.3) bulunmaktadır. Toplam yönetim kurulu üyelerinin ise %5.4’ünü kadınlar
oluşturmaktadır. Sonuç olarak, spor federasyonlarının üst ve orta düzey yöneticilik
pozisyonlarının %5.5’ini kadınlar oluşturmaktadır.
Tablo 9: Spor federasyonları yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Yönetim Kademeleri
n
%
N
%
N
%
Başkan
2
3.3
58
96.7
60
100
Başkan Yardımcısı
6
4.0
145
96.0
151
100
Genel Sekreter
7
11.7
53
88.3
60
100
Yönetim Kurulu Üyeleri
38
5.4
662
94.6
700
100
Toplam
53
5.5
917
94.5
970
100
Gönüllü bir kuruluş olan TMOK’da toplam çalışan sayısı 52 olup, bu sayısının %7.7’sini
kadınlar, %92.3’ünü erkekler oluşturmaktadır (Tablo 10). TMOK üst düzey yöneticilerinin
tamamı erkektir. Genel sekreterlik pozisyonunda bulunan bir kadının dışında bir kadın yönetim
43
kurulu üyesi bulunmaktadır. Toplamda TMOK üst ve orta düzey yöneticilik pozisyonlarının
%11.8’ini kadınlar oluşturmaktadır (Tablo 11).
Tablo 10: TMOK’da görev yapan çalışanların cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Kurum
n
%
N
%
N
%
TMOK
4
7.7
48
92.3
52
100
Tablo 11: TMOK yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Yönetim Kademeleri
n
%
N
%
N
%
Başkan
-
-
1
100
1
100
Başkan Yardımcısı
-
-
2
100
2
100
Genel Sekreter
1
100
-
-
1
100
Yönetim Kurulu Üyeleri
1
9.1
10
90.9
11
100
Toplam
2
11.8
13
88.2
15
100
Sonuç olarak, her üç kurumda görev yapan toplam çalışan sayısının (5971) cinsiyete göre
dağılımına bakıldığında, kadınların toplam çalışan sayısının %14’ünü (833), erkeklerin %86’sını
(5138) oluşturduğu görülmektedir. Her üç kurumun toplam üst düzey yöneticilik pozisyonlarında
8 kadın (%3.7), toplam orta düzey yöneticilik pozisyonlarında 48 kadın (%5.5) bulunmaktadır.
Her üç kurumdaki toplam yönetim kademelerinin (1090) %94.9’unu erkekler ve %5.1’ini
kadınlar oluşturmaktadır (Tablo 12).
Tablo 12: Üç kurumun yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Pozisyon
n
%
n
%
N
%
Üst düzey yönetim
8
3.7
211
96.3
219
100
Orta düzey yönetim
48
5.5
823
94.5
871
100
Toplam
56
5.1
1034
94.9
1090
100
44
Sporcu ve antrenör sayılarının cinsiyete göre dağlımı
Araştırma problemi doğrultusunda önemli olduğu düşünülen sporcu ve antrenör sayılarının
cinsiyete göre dağılımına ait veriler de çalışmada sunulmuştur. Spor federasyonlarının büyük bir
çoğunluğunda düzenli istatistikler tutulmadığı için, sporcu, antrenör ve hakem sayılarının
federasyonlardan temin edilmesinde zorluklar yaşanmıştır. Bu nedenle, GSGM’den veriler elde
edilmeye çalışılmış ve projede GSGM Ocak 2011 verileri kullanılmıştır (www.gsgm.gov.tr).
Sporcu sayılarının spor dalına ve cinsiyete göre dağılımı EK 8’de sunulmuştur. Spor
federasyonlarında yer alan sporlarda lisans sahibi olan toplam sporcu sayısı 1.695.588’dir. Bu
sayının %72.1’ini erkekler, %27.9’unu kadınlar oluşturmaktadır. Lisanslı sporcu olmak düzenli
olarak spor yarışmalarına katılmak anlamına gelmediği için, Türkiye’de performans sporu
yapanların sayılarını faal sporcu sayıları göstermektedir. Toplam faal sporcu sayısı 280.405’dir.
Lisanslı sporcu sayısı ile karşılaştırıldığında lisanslı sporcuların %16’sının faal olarak spor
yaptığı görülmektedir. Ayrıca faal sporcuların %72.1’ini erkek sporcular, %27.9’unu kadın
sporcular oluşturmaktadır. Projenin gerçekleştirildiği dönemde, Türkiye Futbol Federasyonu’nda
arşiv çalışması gerçekleştirildiği gerekçesiyle, federasyondan amatör ve profesyonel futbolcu
sayılarının cinsiyete göre dağılımları temin edilememiştir. Sporcu sayısının en fazla olduğu futbol
dalında erkek sporcu sayısının kadın sporcu sayısından çok daha fazla olduğu düşünülürse,
futbolcuların sayıları da toplam sporcu sayısına eklendiğinde kadın ve erkek sporcu sayıları
arasındaki farkın daha da açılacağı tahmin edilmektedir.
Sporcu sayısının en fazla olduğu spor dalları sırasıyla basketbol (37.885), taekwondo (25.770),
voleybol (25.593), karate (19.646) ve halk oyunlarıdır (13.770). Kadınların en fazla katıldıkları
spor dalları sporcu sayısının en fazla olduğu spor dalları olmakla birlikte sıralama farklıdır:
voleybol (15.131), taekwondo (7.899), halk oyunları (7.479), basketbol (6.030) ve karate (6.007).
Kadın sporcu oranının erkek sporcudan fazla olduğu spor dalları ise şunlardır: voleybol (%59.1),
halk oyunları (%54.3), dans (%52.7), binicilik (%50.9) ve buz pateni (%50.3). Kadın sporcu
oranının en az olduğu spor dalları da şunlardır: motosiklet (%1), otomobil sporları (%1.7),
bilardo (%2.7), geleneksel sporlar (%3) ve güreş (%4.3).
45
Antrenör sayılarının spor dalına ve cinsiyete göre dağılımına bakıldığında (EK 9), toplam
antrenör sayısının (70.479) %82’sini erkek antrenörlerin %18’ini kadın antrenörlerin oluşturduğu
görülmektedir. Kadın antrenörlerin kendi içlerindeki dağılımına bakıldığında, en fazla yer
aldıkları spor dalları sırasıyla yüzme (%12.8), basketbol (%11), voleybol (%10.2) ve stepaerobiktir (%9.8). Spor dallarının kendi içlerindeki cinsiyet dağılımına bakıldığında ise, kadın
antrenörlerin erkek antrenörlerden fazla olduğu spor dalları sırasıyla step-aerobik (%79.5),
softbol (%66.7), eskrim (%58.7) ve artistik buz pateni (%55.2)’dir.
4.1.2. Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ait bulgular
Bu bölümde, araştırmaya dahil edilen spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini belirlemeye
yönelik sorulardan oluşan, proje için araştırmacı tarafından geliştirilen anket soruları üzerinde
yapılan veri analizi sonucunda elde edilen bulgular sunulmaktadır.
Katılımcılara ait sosyo-demografik bulgular
Anket sorularının ilk bölümünde katılımcıların sosyo-demografik bilgilerine ait sorular yer
almaktadır. Tablo 13’de bu bilgiler sunulmaktadır.
Araştırmaya 244 kadın (Xyaş=35.13 ± 8.11) ve 492 erkek (Xyaş =39.51 ± 10,18) toplam 736 kişi
gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu 31-40 yaş (%31.9) ve 41-50 (%30.2)
yaş aralıklarında yer almaktadır. Katılımcıların büyük çoğunluğu üniversite mezunudur (%63.1).
Kadın ve erkek katılımcıların annelerinin ve babalarının eğitim durumları çoğunlukla ilkokul
mezunudur (sırasıyla %41.7 ve %37.9). Katılımcıların büyük çoğunluğu evli (%65.4) olmakla
birlikte evli erkek çalışan yüzdesi (%71.4) kadın çalışandan yüzdesinden (%53.3) fazladır. Bu
bulgu, araştırmaya katılan kadın çalışanların yaşlarının erkeklerden daha genç olmasıyla
açıklanabileceği gibi kurumlarda evli kadınların çalışma oranlarının düşük olması olarak da
yorumlanabilir.
Erkek katılımcıların eşlerinin yaklaşık yarısı ev kadınıdır (%52.2). Kadın katılımcıların eşlerinin
en fazla yer aldığı meslek grubu özel sektördür (%44.9). Katılımcıların eşlerinin eğitim
46
durumuna bakıldığında, kadın katılımcıların eşlerinin eğitim düzeylerinin erkek katılımcıların
eşlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Erkek katılımcıların %22.9’u ilkokul ve altında
yer alırken, kadın katılımcılarının eşlerinin hepsi ortaokul ve üstü eğitim düzeyine sahiptir. Fakat
benzer olarak kadın ve erkek katılımcıların eşlerinin en fazla yer aldığı eğitim durumu üniversite
mezunu olmuştur. Evlilik yapmış katılımcıların büyük bir çoğunluğu 2 ve altı yaş grubunda
çocuğa sahiptir (%88.6).
Katılımcıların gelir düzeyine bakıldığında, gelirlerinin %55.8’inin 1001-2000 TL ve %24.6’sının
2001-3000 TL aralıklarında olduğu görülmektedir. Katılımcıların %61’i ofis/teknik elemanı,
%27.2’si spor uzmanı ve %11.8’i alt düzey yönetici pozisyonlarında görev yapmaktadır. Bunun
yanında, katılımcıların %64’ü 10 yıl ve altında, %16.6’sı 11-20 yıl aralığında, %17.8’i 21-30 yıl
aralığında ve %1.6’sı 31 yıl ve üstü çalışma yılına sahiptir.
Tablo 13: Katılımcılara ait sosyo-demografik veriler
Cinsiyet
Yaş
30 ve altı
31 – 40
41 – 50
51 ve üstü
Toplam
Eğitim durumu
Okur-yazar
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Lisans üstü
Toplam
Anne Eğitim durumu
Okur-yazar değil
Okur-yazar
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Toplam
n
244
Kadın
%
33.2
n
492
79
80
60
9
228
34.7
35.1
26.3
3.9
100
0
0
1
50
164
28
243
23
16
107
32
39
24
241
Erkek
Toplam
%
66,8
N
736
%
100
106
145
153
74
478
22,2
30,3
32
15,5
100
185
225
213
83
706
26,2
31,9
30,2
11,7
100
0.4
20.6
67.5
11.5
100
1
6
12
133
300
40
492
0,2
1,2
2,4
27
61
8,2
100
1
6
13
183
464
68
735
0,1
0,8
1,7
25
63,1
9,3
100
9.5
6.6
44.4
13.3
16.2
10
100
122
67
197
34
49
18
487
25,1
13,7
40,4
7
10,1
3,7
100
145
83
304
66
88
42
728
20
11,4
41,7
9,1
12,1
5,7
100
47
Baba Eğitim durumu
Okur-yazar değil
Okur-yazar
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Lisans üstü
Toplam
Medeni durum
Evli
Eşi ölmüş
Boşanmış
Bekar
Toplam
Eş meslek
Öğretmen
Ev kadını
Memur
Özel sektör
Emekli
Sağlık
İşçi
Toplam
Eş Eğitim durumu
Okur-yazar değil
Okur-yazar
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Lisansüstü
Toplam
Çocuk sayısı
2 ve altı
3 ve üstü
Çocuk yok
Toplam
n
Kadın
%
n
6
8
83
30
63
45
5
240
2.5
3.3
34.6
12.5
26.6
18.7
2.1
100
129
5
15
93
242
Erkek
Toplam
%
N
%
30
42
193
80
80
60
4
489
6,1
8,6
39,5
16,3
16,3
12,3
0,9
100
36
50
276
110
143
105
9
729
5
6,8
37,9
15,1
19,6
14,4
1,2
100
53.3
2.1
6.2
38.4
100
349
4
9
127
489
71,4
0,8
1,8
26
100
478
9
24
220
731
65,4
1,2
3,3
30,1
100
13
0
45
57
5
4
3
127
10.2
35.4
44.9
4.0
3.2
2.3
100
40
168
54
32
15
8
5
322
12.4
52.2
16.7
10.0
4.6
2.5
1.6
100
53
168
99
89
20
12
8
449
11.8
37.4
22.1
19.8
4.5
2.6
1.8
100
0
0
0
4
28
91
10
133
3
21.1
68.4
7.5
100
3
5
73
33
103
119
16
352
0.8
1.4
20.7
9.4
29.4
33.8
4.5
100
3
5
73
37
131
210
26
485
0.6
1.1
15.1
7.6
27.0
43.3
5.3
100
149
4
19
172
86.6
2.3
11.1
100
441
16
37
494
89.3
3.2
7.5
100
590
20
56
666
88.6
3.0
8.4
100
48
Aylık gelir
1001-2000 TL
2001-3000 TL
3001-4000 TL
4001-5000 TL
5000 ve üstü
Toplam
Pozisyon
Alt düzey yönetici
Spor uzmanı
Ofis/Teknik eleman
Toplam
Çalışma yılı
10 ve altı
11-20
21-30
31 ve üstü
Toplam
n
Kadın
%
n
95
65
38
14
9
221
43.0
29.2
17.3
6.4
4.1
100
19
55
160
234
159
38
22
1
220
Erkek
Toplam
%
N
%
289
104
42
22
10
467
61.9
22.3
9.0
4.7
2.1
100
384
169
80
36
19
688
55.8
24.6
11.6
5.3
2.7
100
8.1
23.5
68.4
100
66
141
278
485
13.6
29.1
57.3
100
85
196
438
719
11.8
27.2
61.0
100
72.3
17.3
10.0
0.4
100
277
75
100
10
462
60.0
16.2
21.6
2.2
100
436
113
122
11
682
64.0
16.6
17.8
1.6
100
Katılımcıların spora katılım durumları
Anket sorularının ikinci bölümünde, katılımcıların geçmişte ve araştırmanın gerçekleştiği
dönemde spora katılımlarını belirlemeye yönelik sorular yer almaktadır. Spora katılım, katılım
konumunu (sporcu ve antrenör) ve katılım düzeyini (profesyonel ve amatör) kapsamaktadır. Bu
sorular katılımcıların geçmişte ve araştırmanın gerçekleştirildiği dönemde spora katılımları,
katılım düzeyleri ve konumları ve katıldıkları sporları içermektedir.
Tablo 14’e bakıldığında, kadın ve erkek katılımcıların büyük bir çoğunluğunun araştırmanın
gerçekleştiği dönemde herhangi bir şekilde spora katılmadığı görülürken (sırasıyla %75.3, %65),
spora katılan kadınların erkeklerden daha fazla olduğu da görülmektedir. Ayrıca, araştırmanın
gerçekleştiği dönemde spora katılan kadın katılımcıların spor yapma yılı ortalamaları (Xyıl =8.78
± 6.72), erkek katılımcıların spor yapma yılı ortalamalarından (Xyıl =14.11 ± 9.0) daha azdır.
Spora katılan kadınların %79.4’ü, erkeklerin %70.2’si amatör düzeyde spora katılırlarken,
profesyonel düzeyde spora katılım kadınlara kıyasla erkeklerde daha fazladır. Ayrıca, kadın ve
erkek katılımcıların yaklaşık yarısı antrenör olarak spora katılmaktadırlar (sırasıyla %44.1, %47).
49
Tablo 14: Katılımcıların proje döneminde spora katılımlarının, düzey ve konumlarının cinsiyete
göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Spora Katılım
n
%
n
%
N
%
Evet
60
24.7
172
35.0
232
31.6
Hayır
183
75.3
319
65.0
502
68.4
Toplam
243
100
491
100
734
100
Profesyonel
7
20.6
31
29.8
38
27.5
Amatör
27
79.4
73
70.2
100
72.5
Toplam
34
100
104
100
138
100
Sporcu
10
29.4
28
24.3
38
25.5
Antrenör
15
44.1
54
47.0
69
46.3
Sporcu-Antrenör
9
26.5
33
28.7
42
28.2
Toplam
34
100
115
100
149
100
Katılım Düzeyi
Katılım Konumu
Tablo 15’e bakıldığında, araştırmanın gerçekleştiği dönemde spora katılan kadınların gerek
sporcu gerek antrenör olarak en fazla katıldıkları spor dallarının sırasıyla atletizm (%14.9),
badminton (%7.5) ve yüzme (%7.5) iken, erkeklerin sırasıyla futbol (%27), atletizm (%8.4) ve
basketbol (%7.9) olduğu görülmektedir.
50
Tablo 15: Katılımcıların proje döneminde katıldıkları spor dallarının cinsiyete göre dağılımı
Spor dalı
Aerobik/step
Atıcılık avcılık
Atletizm
Badminton
Basketbol
Bisiklet
Binicilik
Bilardo
Boks
Bocce
Dağcılık
Jimnastik
Fitnes
Futbol
Güreş
Goal ball
Halter
Hentbol
Halk oyunları
Jogging
Judo
Kayak
Karate
Kick boks
Korfball
Masa tenisi
Okçuluk
Orientring
Bedensel engelli sporu
Rafting
Squash
Su altı sporları
Satranç
Taekwondo
Tenis
Voleybol
Vücut geliştirme
Wu chu
Yelken
Yüzme
Yürüyüş
Toplam
n
4
2
10
5
4
1
1
4
4
2
2
3
1
4
1
1
1
1
2
1
1
2
4
1
5
67
Kadın
%
6.0
3.0
14.9
7.5
6.0
1.5
6.0
6.0
3.0
3.0
4.5
1.5
6.0
1.5
1.5
1.5
1.5
3.0
1.5
1.5
3.0
6.0
1.5
7.5
100
n
2
15
4
14
3
2
1
8
1
3
3
4
48
8
1
2
3
4
3
1
2
3
1
10
2
1
1
2
3
7
7
1
1
6
1
178
Erkek
%
1.1
8.4
2.3
7.9
1.7
1.1
0.6
4.5
0.6
1.7
1.7
2.3
27.0
4.5
0.6
1.1
1.7
2.3
1.7
0.6
1.1
1.7
0.6
5.6
1.1
0.6
0.6
1.1
1.7
3.9
3.9
0.6
0.6
3.4
0.6
100
N
4
4
25
9
18
4
2
1
9
1
3
7
8
50
8
1
2
3
6
3
4
5
2
3
1
11
3
1
2
1
2
1
2
4
9
11
1
1
1
11
1
245
Toplam
%
1.6
1.6
10.2
3.7
7.3
1.6
0.8
0.4
3.7
0.4
1.2
2.8
3.2
20.4
3.2
0.4
0.8
1.2
2.4
1.2
1.6
2.0
0.8
1.2
0.4
4.5
1.2
0.4
0.8
0.4
0.8
0.4
0.8
1.6
3.7
4.5
0.4
0.4
0.4
4.5
0.4
100
51
Tablo 16’ya bakıldığında, erkek katılımcıların büyük bir çoğunluğunun geçmişte spora katıldığı
görülürken (%62), kadınların yarısı spora katılmaktadır (%50). Ayrıca, geçmişte spora katılan
kadın katılımcıların spor yapma yılı ortalamaları (Xyaş =8.59 ± X=6.20) iken, erkek katılımcıların
spor yapma yılı ortalamaları (Xyaş =11.14 ± X=8.06)’dır. Erkeklerin geçmişte spora katılım süresi
kadınlardan daha fazladır. Geçmişte spora katılım düzeyine bakıldığında, kadın ve erkeklerin
çoğunlukla amatör düzeyde spora katıldıkları görülürken (sırasıyla %64.1, %79.7), profesyonel
olarak spora katılan kadın yüzdesinin, erkeklerin kendi içindeki profesyonel sporcu yüzdesinden
fazla olduğu görülmektedir. Geçmişte spora katılan kadınların %66.2’si, erkeklerin %63’ü sporcu
olarak spora katılmıştır. Katılımcıların araştırmanın gerçekleştiği dönemde, geçmişe kıyasla daha
çok antrenör olarak spora katıldıkları görülmektedir. Bu durum katılımcıların yaşları
düşünüldüğünde anlaşılır bir durumdur.
Tablo 16: Katılımcıların geçmişte spora katılımlarının, düzey ve konumlarının cinsiyete göre
dağılımı
Kadın
Spora Katılım
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
Evet
121
50.0
298
62.0
419
58.0
Hayır
121
50.0
182
38.0
303
42.0
Toplam
242
100
480
100
722
100
Profesyonel
28
35.9
45
20.3
73
24.3
Amatör
50
64.1
177
79.7
227
75.7
Toplam
78
100
222
100
300
100
Sporcu
53
66.2
114
63.0
167
64.0
Antrenör
8
10.0
24
13.3
32
12.2
Sporcu-Antrenör
19
23.8
43
23.7
62
23.8
Toplam
80
100
181
100
261
100
Katılım Düzeyi
Katılım Konumu
52
Tablo 17: Katılımcıların geçmişte katıldıkları spor dallarının cinsiyete göre dağılımı (15b)
Spor dalı
Aerobik/step
Atıcılık avcılık
Atletizm
Badminton
Basketbol
Bisiklet
Binicilik
Bilardo
Boks
Bale
Buz hokeyi
Dağcılık
Jimnastik
Fitnes
Futbol
Güreş
Goal ball
Halter
Hentbol
Halk oyunları
Judo
Kayak
Karate
Kickboks
Kano
Kürek
Masa tenisi
Okçuluk
Orientring
Salon sporları
Satranç
Taekwondo
Tenis
Voleybol
Vücut geliştirme
Wu shu
Yelken
Yüzme
Toplam
n
1
2
18
3
18
1
1
1
1
1
6
2
2
13
1
2
2
1
1
2
2
1
1
1
7
5
22
1
12
131
Kadın
%
0.8
1.5
13.7
2.3
13.7
0.8
0.8
0.8
0.8
0.8
4.6
1.5
1.5
10.0
0.8
1.5
1.5
0.8
0.8
1.5
1.5
0.8
0.8
0.8
5.3
3.8
16.8
0.8
9.2
100
N
1
23
4
31
8
1
10
1
1
2
131
18
1
3
16
5
6
2
5
1
1
1
6
3
2
7
4
26
1
1
9
331
Erkek
%
0.3
7.0
1.2
9.4
2.4
0.3
3.0
0.3
0.3
0.6
39.6
5.4
0.3
1.0
4.8
1.5
1.8
0.6
1.5
0.3
0.3
0.3
1.8
1.0
0.6
2.1
1.2
7.8
0.3
0.3
2.7
100
N
1
3
41
7
49
9
1
1
11
1
1
1
7
4
133
18
1
3
29
6
8
4
6
1
1
1
8
5
1
1
3
14
9
48
1
1
1
21
462
Toplam
%
0.2
0.6
8.9
1.5
10.6
1.9
0.2
0.2
2.4
0.2
0.2
0.2
1.5
0.9
28.8
3.9
0.2
0.6
6.3
1.3
1.7
0.9
1.3
0.2
0.2
0.2
1.7
1.1
0.2
0.2
0.6
3.0
1.9
10.4
0.2
0.2
0.2
4.5
100
53
Tablo 17’de kadın ve erkek katılımcıların geçmişte katıldıkları spor dallarının cinsiyete göre
dağılımı yer almaktadır. Geçmişte spora katılan kadınların gerek sporcu gerek antrenör olarak en
fazla katıldıkları spor dalları sırasıyla voleybol (%13.7), basketbol (%13.7) ve atletizm (%7.5)
iken, erkeklerin sırasıyla futbol (%39.6), basketbol (%9.4) ve voleyboldur (%7.8).
İyi bir spor yöneticisinde (spor kurumunda görev yapan bir yöneticide) bulunması gereken
özellikler
İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerinin sorulduğu soruya 164 kadın ve 383
erkek olmak üzere toplam 547 katılımcı cevap vermiştir. Verilen cevaplar 6 boyutta
sınıflandırılmıştır. Tablo 18’de bu özelliklerin cinsiyete göre dağılımları en fazla yüzdeye sahip
özellikten en düşüğe doğru sıralanarak sunulmuştur: 1) Spor ile ilgili olmak (%29.1), 2) Adaletli
ve ahlaklı olmak (%26.3), 3) Lider özelliklerine sahip olmak (%17.6), 4) Eğitimli olmak (%15.9),
5) Çalışanlarla iyi iletişim kurmak (%8.2) ve 6) Mevzuat bilgisine sahip olmak (%2.9) (Tablo 18).
Tablo 18: İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin dağılımı
Toplam
Spor yöneticisinin özellikleri
N
%
Spor ile ilgili olmak
159
29.1
Adaletli ve ahlaklı olmak
144
26.3
Lider özelliklerine sahip olmak
96
17.6
Eğitimli olmak (spor ile ilişkili eğitimin dışında)
87
15.9
Çalışanlarla iyi iletişim kurmalı
45
8.2
Mevzuat bilgisine sahip olmak
16
2.9
Toplam
547
100
Tablo 19’da iyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin cinsiyete göre dağılımı
sunulmaktadır. Kadın ve erkek çalışanların iyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken
özelliklerin sıralamasında bir farklılık bulunmamaktadır.
54
Tablo 19: İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Spor yöneticisinin özellikleri
n
%
n
%
N
%
Spor ile ilgili olmak
50
31.4
109
68.6
159
100
Adaletli ve ahlaklı olmak
46
31.9
98
68.1
144
100
25
26.0
71
74.0
96
100
25
28.7
62
71.3
87
100
16
35.6
29
64.4
45
100
2
12.5
14
87.5
16
100
164
30.0
383
70.0
547
100
Adil, ahlaklı, eşitlikçi, nesnel, dürüst,
şeffaf, empati kurabilen
Lider özelliklerine sahip olmak
Lider, yenilikçi, araştırmacı, vizyon
sahibi, ileri görüşlü, karizmatik
Eğitimli
olmak
(spor
ile
ilişkili
eğitimin dışında)
Alanında uzman, bilgili, deneyimli,
yabancı dili olan, kültürlü
Çalışanlarla iyi iletişim kurmalı
İletişimi iyi olmalı, çalışanların işlerini
kolaylaştırmalı, çalışanlarına anlayışlı
davranmalı,
çalışanlarına
sözünü
dinletmeli, empati kurmalı
Mevzuat bilgisine sahip olmak
Kuralları, yönetmelikleri bilmeli, sevk
ve idareyi bilmeli
Toplam
Katılımcıların bir spor yöneticisinin sahip olması gereken özellikler ile ilgili görüşlerine
bakıldığında, 159 kişinin bir spor yöneticisinin sahip olması gereken özelliklerin başında “spor ile
ilgisinin” yer aldığı görülmektedir. Spor ile ilgisi boyutunda verilen cevaplar üç boyutta
sınıflandırılmıştır: 1) Spor geçmişi, 2) Spor eğitimi ve 3) Spor kurum bilgisi. Aşağıdaki tabloda
(Tablo 20), her üç boyuta verilen cevapların frekansları sunulurken örnek alıntılara da yer
verilmiştir. Katılımcılara göre iyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken spor ile ilgili
özelliklerin başında spor geçmişi yer alırken (%59.1), spor ile ilgili bir eğitim kurumundan mezun
55
olmak (%32.1) ve son olarak spor kurum bilgisine sahip olmak (%8.8) da spor ile ilgili özellikler
olarak sıralanmıştır. Kadınların ve erkeklerin kendi içlerinde de benzer bir sıralama söz konusudur
(Tablo 20).
Tablo 20: İyi bir spor yöneticisinde bulunması gereken spor ile ilgili özelliklerin cinsiyete göre
dağılımı
Kadın
Spor ile ilgili özellikler
N
%
Spor geçmişi olmalı
27
54.0
Spor eğitimi olmalı
18
36.0
Spor kurum bilgisi olmalı
5
Toplam
50
Erkek
n
Toplam
%
N
%
61.5
94
59.1
33
30.3
51
32.1
10
9
8.1
14
8.8
100
109
100
159
100
67
Spor yöneticisinin spor geçmişi olması gerektiğine yönelik verilen cevaplardan örnek alıntılar:
“Mutlaka spor yapmış olmalı, o branşta terlemiş ve bu teri hissetmiş olmalı.”
“Kesinlikle spor yapmış olmalı, spor kökenli olmalı.”
“Sporun bizzat içinden gelen, çekirdekten yetişmiş, sporcuyla ve antrenörle empati kurabilmeli.”
Spor yöneticisinin spor eğitimi olması gerektiğine yönelik verilen cevaplardan örnek alıntılar:
“Spor yönetimini bilmeli, bu konuda eğitim almış olmalı”
“BESYO (Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu) mezunu olmalı”
“Spor yönetimi alanından mezun olmalı”
Spor yöneticisinin spor kurumu bilgisi olması gerektiğine yönelik verilen cevaplardan örnek
alıntılar:
“Kurum mevzuatlarına ve işleyişine haiz olmalı.”
“Spor teşkilatının yapısı ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olmalı.”
“Spor ile ilgili kanun ve yönetmelikleri bilmeli.”
56
Katılımcıların bağlı bulundukları yöneticinin cinsiyeti
Spor kurumlarında görev yapan katılımcıların çalışmanın gerçekleştirildiği dönemde bağlı
bulundukları yöneticilerin cinsiyetleri Tablo 21’de sunulmaktadır. 736 katılımcıdan 20’si bu
soruyu cevaplamamış, 633 katılımcı (%88.4) yöneticilerinin erkek, 83’ü (%11.6) kadın olduğunu
belirtmişlerdir.
Tablo 21: Katılımcıların bağlı bulundukları yöneticinin cinsiyetinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Kadın Yönetici
38
16.0
45
9.4
83
11.6
Erkek Yönetici
200
84.0
433
90.6
633
88.4
Toplam
238
100
478
100
716
100
Yönetici cinsiyeti tercihi
Bir tercih yapma imkanları olduğunda kadın yönetici mi erkek yönetici mi (yoksa fark etmez mi)
tercih ederler sorusunu 708 katılımcı cevaplamıştır. Soruyu cevaplayanlardan %8’i yöneticisinin
kadın olmasını, %27.7’si erkek olmasını tercih ederken, %64.3’ü yöneticilerinin kadın ya da
erkek olmasının fark etmeyeceği görüşünü belirtmişlerdir. Kadınların ve erkeklerin kendi
içlerindeki yönetici tercihlerinde oranlarına bakıldığında her iki cinsiyetin de büyük çoğunluğu
için yöneticinin cinsiyeti fark etmez iken, kadınların %27.4’ü erkeklerin %27.8’i yöneticilerinin
erkek olmasını ve kadınların %9.7’si ve erkeklerin %7.2’si yöneticilerinin kadın olmasını tercih
etmişlerdir (Tablo 22).
57
Tablo 22: Katılımcıların yönetici tercihlerinin cinsiyete göre dağlımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Kadın Yönetici
23
9.7
34
7.2
57
8.0
Erkek Yönetici
65
27.4
131
27.8
196
27.7
Fark Etmez
149
62.9
306
65.0
455
64.3
Toplam
237
100
471
100
708
100
Kurumlarda kadın yöneticiler
Katılımcılara çalıştıkları spor kurumlarında yönetici pozisyonlarında kadın bulunup bulunmadığı
sorulmuştur. Soruyu cevaplayan 715 katılımcının %52.2’si Evet (Az Sayıda) seçeneğini, %18’i
Evet (Yeterli Sayıda) seçeneğini ve %29.8’i Hayır (Hiç Yok) seçeneğini işaretlemişlerdir. Kadın
ve erkek katılımcıların kendi içlerindeki oranlara bakıldığında benzer sonuçlar olmakla birlikte,
kadın yöneticinin az sayıda olduğunu belirtenlerin kadın katılımcı yüzdesinin (%60.6) aynı
seçeneği işaretleyen erkek katılımcı yüzdesinden (%47.9) fazla olduğu; kadın yöneticinin hiç
olmadığını belirten erkek katılımcı yüzdesinin (%33.1) de aynı seçeneği işaretleyen kadın
katılımcı yüzdesinden (%23.2) fazla olduğu görülmektedir (Tablo 23).
Tablo 23: Katılımcıların kurumlarında kadınların bulunma oranları
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Evet(Az Sayıda)
146
60.6
227
47.9
373
52.2
Evet(Yeterli Sayıda)
39
16.2
90
19.0
129
18.0
Hayır(Hiç Yok)
56
23.2
157
33.1
213
29.8
Toplam
241
100
474
100
715
100
Bir önceki tabloda görev yaptıkları spor kurumlarında kadın yöneticilerin az sayıda olduğunu ve
hiç olmadığını belirten katılımcılara bunun nedenleri sorulmuştur. Katılımcıların en fazla
işaretlediği nedenler sırasıyla “Kadınlara desteğin az olması” (%22.5), “Aile sorumluluklarının
olması” (%18.4) ve “Kadınların ilgisizliği” (%11.2) olmuştur. Fakat, hem kadın hem erkek
58
katılımcıların işaretledikleri ilk iki neden aynı olmakla birlikte, sonrasındaki nedenlerin
sıralamasında bir farklılık söz konusudur. Görev yaptıkları kurumlarda kadın yöneticilerin az
sayıda olmasının ya da hiç olmamasının nedenleri arasında, kadınların %10.7’si “Kadın
olmalarını” ve %8.5’i de “Düzensiz çalışma saatlerini” belirtmişlerdir. Erkeklerin %13’ü
“Kadınların ilgisizliği” seçeneğini ve %10.2’si “Erkeklerin kadınlardan daha çok deneyimi
olması” seçeneğini işaretlemişlerdir (Tablo 24).
Tablo 24: Katılımcıların kurumlarında kadın yöneticinin az sayıda olmasının ya da hiç
olmamasının nedenleri hakkında görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Kadınlara desteğin yetersiz olması
134
28.6
151
19.0
285
22.5
Aile sorumluluklarının olması
105
22.5
128
16.1
233
18.4
Kadınların ilgisizliği
38
8.1
103
13.0
141
11.2
Erkeklerin kadınlardan daha çok
24
5.1
81
10.2
105
8.3
Düzensiz çalışma saatleri
40
8.5
53
6.6
93
7.4
Profesyonel yaşamın ağır olması
28
6.0
63
8.0
91
7.2
Kadın olmaları
50
10.7
40
5.0
90
7.1
Örnek alacakları rol modellerinin
26
5.5
45
5.6
71
5.6
4
0.8
63
8.0
67
5.3
Diğer
20
4.2
68
8.5
88
7.0
Toplam
469
100
795
100
1264
100
deneyimi olması
olmaması
Erkeklerin beceri düzeyinin kadınlara
göre daha yüksek olması
“Sizce kadınlar kurumunuzda yönetici pozisyonlarında yer alabilirler mi?” sorusuna 694
katılımcının %91.9’u “Evet” cevabını verirken %8.1’i “Hayır” cevabını vermiştir (Tablo 25).
Ayrıca kadınların kurumlarında yönetici pozisyonlarında yer alabildiğini söyleyen kadın katılımcı
yüzdesi, aynı cevabı işaretleyen erkek katılımcı yüzdesinden biraz fazladır.
59
Tablo 25: Katılımcıların kurumlarında kadınların yönetici pozisyonlarında yer alabilmelerine dair
görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
N
%
N
%
Evet
217
93.1
421
91.3
638
91.9
Hayır
16
6.9
40
8.7
56
8.1
Toplam
233
100
461
100
694
100
Bir önceki sorunun devamı olarak katılımcılardan verdikleri cevabın açıklamasını (nedeni)
yazmaları istenmiştir. 559 katılımcı tarafından verilen cevaplar incelendiğinde görüşler aşağıdaki
şekilde tekrar sınıflandırılmıştır. “Evet” seçeneğini işaretleyen katılımcıların bazılarının
açıklamalarında ama diye başlayan cümleleri “Evet ama” seçeneğinin kullanılmasını
gerektirmiştir. Bu doğrultuda Tablo 26’da katılımcıların görev yaptıkları spor kurumlarında
kadınların yönetici olarak görev yapmalarına yönelik görüşleri yer almaktadır. Katılımcıların
%86.6’sı kurumlarında kadınların yönetici olabileceklerini düşünürken %4.7’si kadın yönetici
olabileceğini ama belirli koşullar altında olabileceğini belirtmiştir.
Tablo 26: Katılımcıların kurumlarında kadınların yönetici olarak görev yapmalarına yönelik
görüşlerinin cinsiyete göre dağlımı
Kadın
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
Evet
159
32.8
325
67.2
484
86.6
Evet ama
13
50.0
13
50.0
26
4.7
Hayır
36
73.5
13
26.5
49
8.7
Toplam
208
100
341
100
559
100
Kurumlarında kadınların yönetici olmalarına “Evet” seçeneğini işaretleyen katılımcılardan
örnek alıntılar:
“Evet, yönetici olmak o kadar zor bir şey değil. Erkekler oluyorsa bayanlar da olur ve bayanlar
işine daha ciddiyetle yaklaşır.” (Kadın)
“Evet, yeterli bilgi ve potansiyele sahipler.” (Kadın)
60
“Evet, spor kurumu illa erkekler tarafından yönetilecek diye bir şey söz konusu olamaz.” (Kadın)
“Evet, anayasamızda düzenlendiği üzere kadın ve erkek eşittir. O halde gerek yönetim gerekse de
çalışma hayatının her alanında çalışabilirler.” (Erkek)
“Evet, herkes eşittir. Erkek gibi kadın da pozisyonlara gelmelidir.” (Erkek)
“Evet, kendileri istediğinde yönetici olmalarını engelleyecek bir durum yoktur. ” (Erkek)
Kurumlarında kadınların yönetici olmalarına “Evet Ama” seçeneğini işaretleyen katılımcılardan
örnek alıntılar:
“Evet ama iyi donanımlı bir eğitim imkanının ya da kaliteli, etkili hizmet içi eğitimin tanınması
ama temelinde kadının anne ve aile bireyi olarak mesaiye yansımayan sorumluluğunun eşit
dağıtılması sorununun giderilmesi gerekli.” (Kadın)
“Evet ama kadın erkek ayrımı bittiğinde olabilirler ve çok da başarılı olurlar.” (Kadın)
“Evet olabilirler ama çok verimli olacaklarını zannetmiyorum.” (Kadın)
“Evet ama önceliği mesleki yaşamlarına vermeleri gerekiyor.” (Erkek)
“Evet ama kadınların spor teşkilatında çalışmalarına olanak sağlanmalıdır, ayrıca spor
teşkilatında kadın çalışan sayısı arttırılmalıdır.” (Erkek)
“Evet ama sporda bu durum biraz zor olsa gerek. Diğer kurumlardan durumu farklı olabilir. Spor
daha fazla erkek egemenliğine yönelmiş durumda.” (Erkek)
Kurumlarında kadınların yönetici olmalarına “Hayır” seçeneğini işaretleyen katılımcılardan
örnek alıntılar:
“Hayır GSGM taşra teşkilatı kuruluş yapısı itibariyle çok fazla erkek barındırıyor. Deneyimleri
nedeniyle erkekler tercih ediliyor.” (Kadın)
“Hayır, en büyük sorun mevcut yönetmelik. Şeflikten sonar ilçe müdürlüğü unvanı için Doğu
illerine gitmek gerekiyor, en az iki yıl. Erkeklerin gitmesi eş durumundan dolayı (ev hanımı ya da
kamu kurumunda çalışan eşler) daha kolay.” (Kadın)
“Hayır çünkü kadınlar evlilikle birlikte kariyer planlarına nokta koyuyorlar. İlerlemeleri
böylelikle son buluyor. Çok duygusal yapıları var olmamaları bence daha iyi çünkü olaylar
karşısında objektif olamıyorlar.” (Kadın)
61
“Hayır, spor camiasındaki esneklikten ve rahatlıktan kaynaklanan problemleri ancak otoriter bir
yönetim tarzı çözebilir. Kadın yöneticilerin de bu bağlamda yetersiz kalacaklarını düşünüyorum.”
(Erkek)
“Hayır, kurumumuzun bağlı olduğu camia buna izin vermez.” (Erkek)
“Hayır, çok fazla deneyim ve hakimiyet isteyen bir kurum olmasının yanı sıra fiziksel güce
dayanan kişilerle çalışmak durumunda olmasından dolayı erkeklerin sert otoritesine daha uygun
bir yer. Ayrıca kadınların daha yoğun duygusallığına yer verecek bir kurum değil.” (Erkek)
Kurumda kadınlar ve erkekler arasında (işe alım, işbölümü, görev dağılımı vb.)
Katılımcıların %32.2’sine göre çalıştıkları kurumlarda kadınlar ve erkekler arasında bir ayrım
(işe alım, işbölümü, görev dağılımı vb.) söz konusu iken, %67.8’ine göre bu tür bir ayrım söz
konusu değildir (Tablo 27). Fakat kadın ve erkeklerin çoğunluğu bu tür bir ayrım olmadığını
belirtmişlerken, yüzdeler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin kadınların %41.9’u bir
ayrım olduğunu belirtirken erkeklerin %27.4’ü bir ayrım olduğunu belirtmişlerdir. Yani,
çalıştıkları kurumlarda kadınlar ve erkekler arasında bir ayrım (işe alım, iş bölümü, görev
dağılımı vb.) olduğunu belirten kadınların sayısı erkeklerden çok daha fazladır (Tablo 27).
Tablo 27: Katılımcıların kurumlarında kadınlar ve erkekler arasında ayrım olup olmadığı
konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Evet
93
41.9
123
27.4
216
32.2
Hayır
129
58.1
325
72.6
454
67.8
Toplam
222
100
448
100
670
100
Kurumlarında kadınlar ve erkekler arasında bir ayrım (işe alım, işbölümü, görev dağılımı vb.)
olduğunu düşünen katılımcılardan örnek alıntılar:
“Evet, GSGM taşra teşkilatında görev ücretleri nedeniyle bayanlar ikinci plandadır çünkü çoğu
ilkokul mezunu olan arkadaşlarımız hayat şartlarından dolayı görevleri (ücretleri) paylaşmak
istememekte. Biz bayanlar genelde evrak işlerini yapmaktayız..” (Kadın)
62
“Evet, erkekler koalisyon oluşturmuşlar kendi aralarında. Başta şube müdürleri olmak üzere
dışarıdaki görevlere bayan gönderilmesine karşılar.” (Kadın)
“Evet, futbolun erkek sporu olduğu önyargısı sebebi ile kadınlar daha çok alt düzey görevlerde
görev almaktadırlar.” (Kadın)
“Evet, kadınların aile sorumluluğu nedeniyle işe yeterince zaman ayıramayacakları
düşünüldüğünden.” (Erkek)
“Evet, zaman zaman görev dağılımı erkekler ağırlıklı olmaktadır bu durum ayrımcılıktan çok
kadınların işe gerektiği kadar ilgi göstermemesinden olabilir.” (Erkek)
“Evet, fiziksel açıdan oluşan farklılıklardan dolayı ayrım yapılmaktadır.” (Erkek)
Kurumlarında kadınlar ve erkekler arasında bir ayrım (işe alım, işbölümü, görev dağılımı vb.)
olmadığını düşünen katılımcılardan örnek alıntılar:
“Hayır, şu ana kadar karşılaşmadım.” (Kadın)
“Hayır, kamu kurumunda çalışan kazanır.” (Kadın)
“Hayır, herkes eşit şartlarda çalışıyor.” (Kadın)
“Hayır, herkesin bilgi ve becerilerine göre işbölümü yapıldığını düşünüyorum.” (Erkek)
“Hayır, her birimde benzer görevlerde çalışan erkek ve bayanlar var.” (Erkek)
“Hayır, ayrım gözeten bir zihniyetin hakim olduğunu zannetmiyorum.” (Erkek)
Kurumda kadın-erkek eşitliği politikası (cinsiyet gözetilmeden işbölümünün yapılması,
cinsiyetçi bir dilin kullanılmaması, kurullarda eşit sayıda kadın ve erkek bulundurulması vb.)
Soruyu cevaplayan katılımcıların (640 kişi) büyük bir çoğunluğu (%68.9) çalıştıkları kurumlarda
kadın-erkek eşitliği politikasının (cinsiyet gözetilmeden işbölümünün yapılması, cinsiyetçi bir
dilin kullanılmaması, kurullarda eşit sayıda kadın ve erkek bulundurulması vb.) olmadığını
belirtmişlerdir. Kadın ve erkeklerin yüzdeleri karşılaştırıldığında toplumsa cinsiyet eşitliği
politikasının olduğunu belirten erkeklerin yüzdesi (%32.6) kadınların yüzdesinden (%27.9),
olmadığını belirten kadınların yüzdesinin (%72.1) de erkeklerin yüzdesinden (%67.4) fazla
olduğu görülmektedir (Tablo 28). Yani, kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği olmadığını
düşünen kadın sayısı erkeklerden daha fazladır.
63
Tablo 28: Katılımcıların kurumlarında kadın-erkek eşitliği politikası hakkındaki görüşlerinin
cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
Evet
56
27.9
143
32.6
199
31.1
Hayır
145
72.1
296
67.4
441
68.9
Toplam
201
100
439
100
640
100
Kadın-erkek eşitliği politikasının etkililiği
Kadın- erkek eşitliği politikasının etkililiğinin sorulduğu sorunun cevaplarında bir problem söz
konusudur. Bu soruyu cevaplaması gerekenler bir önceki soruda Evet cevabını veren 56 kadın ve
143 erkek olmak üzere toplam 199 kişi olması gerekirken, 65 kadın ve 200 erkek cevaplamıştır.
Dolayısıyla bir önceki.soruya Hayır cevabını veren 9 kadın ve 57 erkeğin de bu soruyu
cevapladığı düşünülmektedir. Sorunun cevaplarının frekans ve yüzde dağılımları Tablo 29’da
sunulmakla birlikte verilerin sağlıklı olduğu düşünülmemektedir.
Tablo 29: Kurumlarında kadın-erkek eşitliğinin olduğunu düşünen katılımcıların bu politikanın
etkililiği hakkında görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Evet
35
53.9
103
51.0
138
52.1
Hayır
30
46.1
97
49.0
127
47.9
Toplam
65
100
200
100
265
100
Dolaylı ya da doğrudan eleman seçiminde (işe alımda) cinsiyetten kaynaklanan (kadın/erkek
olmanızdan) ayrımcılık
Katılımcıların %93.3’ü çalıştıkları kurumlarında dolaylı ya da doğrudan eleman seçiminde (işe
alımda) cinsiyetlerinden kaynaklanan (kadın/erkek) bir ayrımcılık ile karşılaşmadıklarını
64
belirtirken, %6.7’isi karşılaştıklarını belirtmişlerdir (Tablo 30). Ayrıca, bu tür bir ayrımcılıkla
kadınların %10.9’u, erkeklerin %4.8’i karşılaşmışlardır.
Tablo 30: Katılımcıların kurumlarında eleman seçiminde dolaylı ya da doğrudan cinsiyetlerinden
kaynaklanan bir ayrımcılıkla karşılaşmaları konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
N
%
n
%
N
%
Evet
24
10.9
22
4.8
46
6.7
Hayır
196
89.1
439
95.2
635
93.3
Toplam
220
100
461
100
681
100
Kurumda dolaylı ya da doğrudan ayrımcılık (kadın/erkek olmanızdan)
Katılımcıların %89.9’u görev yaptıkları kurumlarında dolaylı ya da doğrudan bir ayrımcılık
(kadın/erkek olmalarından) ile
karşılaşmadıklarını
belirtirken,
%10.1’i
karşılaştıklarını
belirtmişlerdir (Tablo 31). Bu tür bir ayrımla karşılaşan kadınların oranı (%17.8) ayrımla
karşılaşan erkeklerden fazladır (%6.6).
Tablo 31: Katılımcılarının kurumlarında dolaylı ya da doğrudan bir ayrımcılık ile karşılaşmaları
konusunda görüşlerinin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
Evet
38
17.8
30
6.6
68
10.1
Hayır
176
82.2
427
93.4
603
89.9
Toplam
214
100
457
100
671
100
Tablo 32’ye bakıldığında, katılımcıların ayrımcılığa karşı gösterdikleri tepkilerin yüzdelerinde
kadınlar ve erkekler arasında farklılık olduğu görülmektedir. Kadınların gösterdikleri tepkiler
sırasıyla “Hiçbir şey yapmadım çünkü çok ciddiye almadım” (%20.8), “Amirime doğrudan sözlü
olarak şikayette bulundum” (%16.7), Hiçbir şey yapmadım çünkü bu beni rahatsız edecek
65
derecede değildi.” (%12.5), “Amirime dolaylı yoldan sözlü olarak şikayette bulundum.” (%12.5),
“Hiçbir şey yapmadım çünkü misilleme yapılmasından korktum” (%11.1), “Amirime doğrudan
yazılı olarak şikayette bulundum” (%2.8) ve “Amirime dolaylı yoldan yazılı olarak şikayette
bulundum” (%1.4). Erkek katılımcılar ise sırasıyla “Hiçbir şey yapmadım çünkü bu beni rahatsız
edecek derecede değildi.”(%30.4), “Hiçbir şey yapmadım çünkü çok ciddiye almadım” (%19.1),
“Amirime doğrudan sözlü olarak şikayette bulundum.” (%7.8), “Amirime dolaylı yoldan sözlü
olarak şikayette bulundum.” (%7), “Hiçbir şey yapmadım çünkü misilleme yapılmasından
korktum.” (%6.1), “Amirime doğrudan yazılı olarak şikayette bulundum.” (%3.5) ve “Amirime
dolaylı yoldan yazılı olarak şikayette bulundum.” (%0.9) seçeneklerini işaretlemişlerdir.
Tablo 32: Katılımcıların ayrımcılığa gösterdikleri tepkilerin cinsiyete göre dağılımı
Kadın
1
Erkek
Toplam
n
%
n
%
N
%
9
12.5
35
30.4
44
23.5
15
20.8
22
19.1
37
19.8
12
16.7
9
7.8
21
11.2
9
12.5
8
7.0
17
9.1
8
11.1
7
6.1
15
8.0
2
2.8
4
3.5
6
3.2
1
1.4
1
0.9
2
1.1
Diğer
16
22.2
29
25.2
45
24.1
Toplam
72
100
115
100
187
100
Hiçbir şey yapmadım çünkü bu beni
rahatsız edecek derecede değildi.
2
Hiçbir şey yapmadım çünkü çok ciddiye
almadım
3
Amirime doğrudan sözlü olarak şikayette
bulundum
4
Amirime dolaylı yoldan sözlü olarak
şikayette bulundum
5
Hiçbir şey yapmadım çünkü misilleme
yapılmasından korktum
6
Amirime doğrudan yazılı olarak şikayette
bulundum
7
Amirime dolaylı yoldan yazılı olarak
şikayette bulundum
8
66
Görüldüğü gibi ayrımcılık ile karşılaştıklarında erkekler daha çok ayrımcılık kendilerini rahatsız
etmedikleri için hiç bir şey yapmadıklarını belirtirlerken, kadınlar ayrımcılıkla karşılaştıklarında
çok ciddiye almadıkları için hiç bir şey yapmadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, katılımcıların
%24.1’i “Diğer” seçeneğini işaretlemişlerdir. Bu seçenekte verilen cevapların bazıları şunlardır:
“Hem şahsi olarak şikayette bulundum, hem de anayasa ve yasalar dahilinde cinsiyet ayrımını suç
teşkil eden hükümleri yüzüne okudum.” (Erkek)
“Hiç bir şey yapmadım. Çünkü aynı şeylerin benim de başıma gelmesinden korkuyorum.”
(Erkek)
“Suçlu bulamadım.” (Erkek)
“Ayrımcılığa karşı yapılabilecek şeyler olduğuna inanmıyorum. Bunu denetleyecek bir
mekanizma ne yazık ki yok. Ben kurumumda adil yapılacak yükselme sınavları ile kaderime razı
gelmiş bulunmaktayım.” (Kadın)
“Ayrımcılık yapılmaya çalışıldığını anladığımda kendimi ispat edebilmek için daha çok çalıştım
ve başardım.”(Kadın)
“Zamanla bu işlerin ya da görevlerin bayanların da yapabileceğini gösterdim.” (Kadın)
4.1.3. Spor kurumlarında çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumlarına ait bulgular
GSGM ve spor federasyonlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanların kadın yöneticilere
yönelik tutum ölçeği puanlarında cinsiyete göre fark olup olmadığını test etmek için tek yönlü
varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Kadın yöneticilere yönelik tutum ölçeği puanlamasına,
anket sayısının az olması (5 adet) nedeniyle TMOK çalışanlarına ait veriler dahil edilmemiştir.
Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargı puanlarında analiz yapılmadan önce yeniden kodlama (recode)
yapıldığı için yüksek puanlar toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının düşük olduğunu
göstermektedir. Kadınların Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelik Tutum alt ölçeğinden alınan
puanlar yükseldikçe tutumlar daha olumludur.
Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonuçları, kadın ve erkek çalışanların Toplumsal Cinsiyet
Kalıp Yargıları alt ölçeğine verdiği puanların (X=3,41) ve Kadınların Kariyerlerinde
67
İlerlemelerine Yönelik Tutum alt ölçeğine verdiği puanların (X=3,80) “nötr” seçeneğinde
toplandığını göstermektedir. Fakat Kadınların Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelim Tutum alt
ölçeğine kadınların verdiği puanlar (X=4,24) “katılıyorum” seçeneğinde toplanmıştır.
Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları puanları cinsiyete (F (1,734) =139,24; p<.01), eğitime (F(2,712) =
6,66; p<.01), görev yapılan kuruma (F(2,728) = 9,22; p<.01), yönetici tercihine (F(2,705) = 8,19;
p<.01) ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer alabilmelerine yönelik görüşlere (F (1,692) =
16,50; p<.01) göre farklılaşmaktadır. Kadınların toplumsal cinsiyet kalıp yargı puanları
erkeklerden, üniversite ve lisansüstü eğitim alanların puanları lise mezunlarından, Spor
Federasyonlarında ve GSGM merkez teşkilatlarında görev yapanların puanları GSGM il
müdürlüklerinde (taşra teşkilatlarında) görev yapanlardan, kadın yönetici tercih edenlerin
puanları erkek yönetici tercih edenlerden ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer alabileceğini
düşünenlerin puanları yer alamayacağını düşünenlerden daha yüksektir (Tablo 37). Ayrıca,
ANOVA sonuçları Toplumsal Cinsiyet Kalıp Yargıları puanlarının göreve (F (2,716) = 2.56; p>.01),
yaşa (F(3,702) = 1.51; p>.01), medeni durum (F(1,696) =0.470; p>.01) ve bağlı bulunan yönetici
cinsiyetine (F(1,714) = 0.03; p>.01) göre farklılaşmadığını ortaya koymaktadır (Tablo 33).
68
Tablo 33: Spor kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanların Kadın Yöneticilere Yönelik
Tutum ölçeği alt ölçek puanlarının farklı değişkenlere göre ortalama ve standart sapmaları
Değişkenler
Toplumsal Cinsiyet
Kalıp Yargıları
(F1)
x
Ss
Kadınların Kariyerlerinde
İlerlemelerine Yönelik
Tutum (F2)
X
Ss
Cinsiyet
Kadın (n=244)
Erkek (n=492)
Toplam (n=736)
3,82
3,20
3,41
.62
.68
.72
4,24
3,59
3,80
.63
.80
.81
Eğitim durumu
Lise(n=183)
3,27
.76
3,63
.98
Üniversite (n=464)
Lisansüstü (n=68)
3,44
3,61
.69
.79
3,86
3,99
.71
.83
Toplam (n=715)
3,41
.72
3,81
.81
Evli (n=478)
Bekar (n=220)
Toplam (n=698)
3,38
3,43
3,39
.72
.74
.73
3,71
3,98
3,79
.82
.75
.81
Kurum
GSGM Merkez (n=205)
3,48
.67
3,96
.66
GSGM Taşra Teşkilatları (n=394)
Spor Federasyonları (n=132)
3,30
3,58
.73
.75
3,70
3,83
.86
.82
Toplam (n=731)
3,40
.72
3,80
.81
Kadın (n=57)
3,58
.71
4,24
1.13
Erkek (n=196)
Fark etmez (n=455)
3,24
3,47
.79
.69
3,59
3,84
.84
.73
Toplam (n=708)
3,41
.73
3,80
.82
Kadınlar yönetici pozisyonunda
yer alabilirler mi?
Evet (n=638)
3,45
.71
3,88
.76
Hayır (n=56)
Toplam (n=694)
3,04
3,42
.84
.73
3,14
3,82
.97
.80
Medeni durum
Yönetici tercihi
69
Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonuçları, Kadınların Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelik
Tutum puanlarının cinsiyete (F(1,734) = 123.48; p<.01), medeni duruma (F(1,696) = 17,14; p<.01)
eğitime (F(2,712) = 7,14; p<.01), görev yapılan kuruma (F(2,728) = 6,79; p<.01), yönetici tercihine
(F(2,705) = 15,87; p<.01) ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer alabilmelerine yönelik
görüşlere (F(1,692) = 44,69; p<.01) göre farklılaştığını göstermektedir. Kadınların, Kadınların
Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelik Tutum puanları erkeklerden, bekar katılımcıların puanları
evli katılımcılardan, üniversite ve lisansüstü eğitimi alanların puanları lise mezunlarından,
GSGM merkez teşkilatında görev yapanların puanları GSGM taşra teşkilatlarında görev
yapanlardan, kadın yönetici tercih edenlerin puanları erkek yönetici tercih edenlerden ve kadın
erkek fark etmez seçeneğini işaretleyenlerden, ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer
alabileceğini düşünenlerin puanları yer alamayacağını düşünenlerden daha yüksektir (Tablo 33).
ANOVA sonuçları, Kadınların Kariyerlerinde İlerlemelerine Yönelik Tutum puanlarının göreve
(F(2,716) = 1.48; p>.01), yaşa (F(3,702) = 1.21; p>.01) ve bağlı bulunan yönetici cinsiyetine (F(1,714) =
0.19; p>.01) göre farklılaşmadığını ortaya koymaktadır.
4.2. Nitel bulgular
Araştırmaya katılan spor yöneticileriyle gerçekleştirilen bireysel görüşmelerin veri analizi sonucu
elde edilen bulguların tartışıldığı temalar sunulmadan önce spor yöneticilerin bazı sosyodemografik bilgilerine yer verilmiştir.
4.2.1. Spor yöneticilerinin sosyo-demografik bilgileri
Sosyo-demografik bilgiler olarak spor yöneticilerinin medeni durumları, eğitim durumları, mezun
oldukları bölümler, geçmişte ve çalışmanın gerçekleştirildiği dönemde spora katılımları ve
katılım konumları ele alınmıştır. Kadın ve erkek yöneticilerin sosyo-demografik bilgileri EK
10’da sunulmuştur.
70
Tablo 34. Spor yöneticilerinin yönetim kademelerindeki pozisyonlarına göre yaş ortalamaları
Kadın
Yaş Ortalama
Erkek
X
SS
X
SS
Üst düzey yönetici
54.0
-
53.1
7.21
Orta düzey yönetici
42.8
11.52
50.9
8.12
Araştırmaya katılan spor yöneticilerin yaş ortalamaları yönetim kademelerindeki pozisyonlarına
(orta düzey yönetici/üst düzey yönetici) ve cinsiyete (kadın/erkek) göre sunulmuştur (Tablo 34).
Araştırmaya katılan üst düzey kadın yönetici sadece 1 kişidir ve 54 yaşındadır. Üst düzey
yönetici olarak görev yapan fakat araştırmaya katılmayan Tenis federasyon başkanı da kadındır
ve 57 yaşındadır. Sadece spor federasyon başkanlarının, as başkan ve başkan vekillerinin ve
GSGM genel müdürü yardımcısının üst düzey yönetici olarak kabul edildiği araştırmaya katılan
üst düzey erkek yönetici sayısı 24’dür ve yaş ortalamaları 53.1’dir. Üst düzey yönetici
kademelerinde yer alan kadınların sayısı çok az olmakla birlikte kadın ve erkek yaş
ortalamalarının benzer olduğu söylenebilir. Orta düzey yönetici kadınların yaş ortalaması 42.8
iken orta düzey erkek yöneticilerin yaş ortalaması 50.9’dur. Orta düzey spor yöneticiliğinde yer
alan yöneticilerin hepsi ücretli olarak görev yaparken sadece TMOK’dan bir kadın yönetici
gönüllü olarak görev yapmaktadır. Gönüllü olmayan spor yöneticileri özelinde bir hesaplama
yapıldığında kadınların yaş ortalaması 40.4 çıkmaktadır.
Kadınların %83.3’ü evli iken %16.7’si bekardır. Erkek spor yöneticilerinin %96.1’i evli, %2.6’sı
bekar ve %1.3’ünün eşi ölmüştür. Nicel araştırmaya katılan spor kurumları çalışanları ile benzer
olarak evli erkeklerin oranları evli kadınlardan yüksektir. Kadın spor yöneticilerinin hepsi
üniversite ve lisansüstü eğitimli olmakla birlikte %41.7’si lisansüstü eğitim (Doktora/Yüksek
Lisans) ve %58.3’ü üniversite mezunudur. Erkeklerin %6.5’i lise, %6.5’i yüksekokul/akademi,
%71.4’ü üniversite ve %15.6’sı lisansüstü eğitim mezunudurlar (Tablo 35).
71
Tablo 35: Spor yöneticilerinin medeni ve eğitim durumlarının cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Medeni Durum
N
%
n
%
N
%
Evli
10
83.3
73
96.1
83
94.3
Bekar
2
16.7
2
2.6
4
4.6
Eşi ölmüş
-
-
1
1.3
1
1.1
12
100
76
100
88
100
Toplam
Eğitim Durumu
Lise
-
5
6.5
5
5.6
Yüksekokul/Akademi
-
5
6.5
5
5.6
Üniversite
7
58.3
55
71.4
62
69.7
Lisansüstü (Doktora/Y.Lisans)
5
41.7
12
15.6
17
19.1
Toplam
12
100
77
100
89
100
Tablo 36’da spor yöneticilerinin mezun oldukları bölümlerin cinsiyete göre dağılımı
sunulmaktadır. Erkek spor yöneticilerinin %29.2’si beden eğitimi ve spor ile ilgili bölümlerden
mezun olmuşlarken, %26.4’ü iktisat ve işletme ile ilgili bölümlerden mezun olmuşlardır. Kadın
spor yöneticilerinin ise %33.3’ü iktisat ve işletme ile ilgili bölümlerden ve %25’i beden eğitimi
ve spor ile ilgili bölümlerden mezun olmuşlardır (Tablo 36).
72
Tablo 36: Spor yöneticilerinin mezun oldukları bölümlerin cinsiyete göre dağılımı
Eğitim Durumu
Kadın
Erkek
Toplam
n
%
N
%
N
%
3
25
21
29.2
24
28.6
4
33.3
19
26.4
23
27.4
Siyasal İletişim/Halkla İlişkiler/ Hukuk/
Uluslararası İlişkiler
2
16.7
5
6.9
7
8.3
Dil Bölümleri
-
6
8.3
6
7.1
Tarih / Sosyal Bölümler
-
4
5.5
4
4.7
Mühendislik-Mimarlık
2
6
8.3
8
9.5
Eğitim Fakültesi
-
3
4.2
3
3.6
Kimya/Fen
-
3
4.2
3
3.6
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
-
1
1.4
1
1.2
Basın Yayın/Gazetecilik
1
2
2.8
3
3.6
İlahiyat Fakültesi
-
1
1.4
1
1.2
Polis Akademisi
-
1
1.4
1
1.2
72
100
84
100
Beden Eğitimi /Spor Akademisi
İktisat /İktisat ve Ticari Bilimler/
Ekonomi/İşletme/İş idaresi/İdari Bilimler
Toplam
12
16.7
8.3
100
Tablo 37’de, spor yöneticilerinin geçmişte spora katılımlarının ve konumlarının cinsiyete göre
dağılımı yer almaktadır. Kadın spor yöneticilerinin %83.3’ü geçmişte spora katıldıklarını
belirtirlerken 9 kadın sporcu olarak ve 1 kadın hem sporcu hem antrenör olarak katılmışlardır.
Erkek spor yöneticilerinin %87’si geçmişte spora katılmışken %13’ü katılmamıştır (Tablo 37).
Spora katılan erkek spor yöneticilerinin %56.7’si sporcu, %35.8’i hem sporcu hem antrenör,
%4.5’i antrenör, %1.5’i hakem ve %1.5’i hem sporcu hem hakem olarak katılmışlardır.
73
Tablo 37: Spor yöneticilerinin geçmişte spora katılımlarının ve konumlarının cinsiyete göre
dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Geçmişte Spora Katılım
n
%
n
%
N
%
Evet
10
83.3
67
87.0
77
86.5
Hayır
2
16.7
10
13.0
12
13.5
Toplam
12
100
77
100
89
100
Sporcu
9
90.0
38
56.7
47
61.0
Antrenör
-
3
4.5
3
3.9
Sporcu-Antrenör
1
24
35.8
25
32.5
Hakem
-
1
1.5
1
1.3
Sporcu-Hakem
-
1
1.5
1
1.3
67
100
77
100
Katılım Konumu
Toplam
10
10.0
100
Spor yöneticilerinin çalışmanın gerçekleştiği dönemde spora katılımlarının ve konumlarının
cinsiyete göre dağılımı Tablo 38’de sunulmuştur. Kadın spor yöneticilerinin yarısı çalışmanın
gerçekleştiği dönemde spora katıldıklarını belirtmişlerdir. Kadınlardan beşi sağlık amacıyla spora
katılırken bir tanesi sporcu olarak katılmaktadır. Erkek spor yöneticilerinin de yaklaşık yarısı
(%48.1) çalışmanın gerçekleştiği dönemde spora sağlık amaçlı (%83.8) ve sporcu (%16.2) olarak
katıldıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu (GSGM’de memur
olarak görev yapanların bir kısmı hariç) spor alanında bir kulüp yöneticisi, organizasyonlarda
gönüllü, sporcu, antrenör ve hakem olarak sporun içerisinde yer almışlardır. Kadın ve erkek spor
yöneticilerinin kariyerlerinin sunulduğu tabloda bu bilgiler yer almaktadır (Ek 11).
74
Tablo 38: Spor yöneticilerinin projenin gerçekleştiği dönemde spora katılımlarının ve
konumlarının cinsiyete göre dağılımı
Kadın
Erkek
Toplam
Şu anda Spora Katılım
n
%
n
%
N
%
Evet
6
50.0
37
48.1
43
48.3
Hayır
6
50.0
40
51.9
46
51.7
Toplam
12
100
77
100
89
100
Sporcu
1
16.7
6
16.2
11
25.6
Sağlık amaçlı
5
83.3
31
83.8
32
74.4
Toplam
6
100
37
100
43
100
Katılım Konumu
Bulguların bu bölümünde nitel veri analizi sonucunda elde edilen temalar ayrı ayrı
sunulmaktadır. Elde edilen temalar şunlardır:
Tema 1: Spor kurumlarında yönetici olmak
Tema 2: Spor kurumlarında kadınların temsili
Tema 3: Spor yöneticiliği zor, kadın spor yöneticilerinin işi daha zor
Tema 4: Kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıklar/katkılar
Tema 5: Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları
Tema 6: Kadınların spora katılımında etkili olan sosyo-kültürel etkenler
4.2.2. Tema 1: Spor kurumlarında yönetici olmak
Araştırmanın nicel ve nitel bölümleri kapsamında üç temel problemi bulunmaktadır: 1) Spor
kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanların oranlarının belirlenmesi ve bu oranların
çeşitli etkenlere göre karşılaştırılması, 2) Spor kurumlarında görev yapan orta ve üst düzey kadın
ve erkek yöneticilerin kadınların spor kurumlarında yönetici olmaları hakkında görüşlerinin
incelenmesi ve 3) Spor kurumlarında görev yapan orta ve üst düzey kadın yöneticilerin “kadın
75
yönetici” olarak deneyimlerinin incelenmesi. Bu amaçlar doğrultusunda yapılan görüşmelerde
spor kurumlarında gerçekleştirilen etkinliklerin daha çok erkekler tarafından yapılabilecek
etkinlikler olarak düşünülmesinin, spor kurumlarının kültürel yapısının ve spor yöneticisinde
olması beklenen özelliklerin ön planı çıkması nedeniyle bu temaya yer verilmiştir. Bu tema
altında yer alan veriler üç alt tema altında sunulmuştur:
Alt tema 1: Spor kurumlarında yönetim kurullarının seçiminde etkili etkenler
Alt tema 2: Spor yöneticisinin özellikleri
Alt tema 3: Spor yöneticisinin yaşadığı zorluklar
Bu tema altında öncelikle araştırmaya dahil edilen spor kurumlarında orta ve üst düzey
yöneticilik pozisyonları ve seçim prosedürleri hakkında bilgi verilmiştir. Yöneticilerin görev ve
sorumlulukları, spor kurumlarının ve spor alanının özellikleri ile birlikte düşünüldüğünde spor
kurumlarındaki seçimlerde etkili olan etkenlerin, spor yöneticilerinin sahip olmaları gereken
özelliklerin ve karşılaştıkları zorlukların daha iyi anlaşılacağı düşünülmektedir.
GSGM
GSGM bünyesinde üst düzey yöneticilik pozisyonları Genel Müdür ve Genel Müdür
Yardımcılığıdır. Başbakanlık Genel Müdürü, Genel Müdür de yardımcılarını belirler. Görüşme
yapılan GSGM üst düzey yöneticisi bu süreci anlatmıştır:
“Bizim üst görevlerde sınav yoktur, yani genel müdür yardımcılığı için. Bunda siyasi tercihler
vardır, bakan tercihi vardır. Ondan sonra sizin üstünüzdeki genel müdürün tercihi vardır. O
tercihlerle orantılı olarak geldim. İsimleri Başbakanlık yazar, başbakanlık personel işleri genel
müdürlüğü yazar, ondan sonra ilgili bakanlar imzalar, sonra köşk imzalar gelir.” (GSGM üst
düzey yönetici-Erkek)
Spor Federasyonları
2004 yılında yayınlanan GSGM Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsü’nde yer alan
federasyonların çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar doğrultusunda spor federasyonları yavaş
yavaş özerkleşmeye başlamıştır. Özerk spor federasyonlarında Federasyon Başkanının kendi
kadrosunu seçme ve bu bağlamda genel sekreteri de seçme hakkı vardır. Fakat çalışmanın
gerçekleştiği dönemde bir kaç spor federasyonu hariç (Voleybol, Güreş, Basketbol vb.) genel
76
sekreterlerin hepsi GSGM tarafından atanan devlet memurlarıdır. Özerkleşmeden önce,
federasyon başkanları da önceden spordan sorumlu devlet bakanının ataması ile göreve
geliyorlardı. GSGM Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsü’ne göre federasyon başkanını
federasyonların genel kurulları seçerler. Genel kurulda yer alanlar (oy hakkına sahip olanlar):
a) GSGM genel müdürü, genel müdür yardımcıları ve on il müdüründen oluşacak on beş üye,
b) TMOK Yönetim Kurulu üyeleri arasından belirlenecek iki üye,
c) Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu Yönetim Kurulu üyeleri arasından
belirlenecek iki üye,
d) Türkiye Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu üyeleri arasından belirlenecek iki üye,
e) Uluslararası federasyonların Dünya ve Avrupa federasyonlarının yönetim kurulu ve hakem
kurulu üyeleri,
f) Faal olmamak kaydıyla, Dünya ve Avrupa derecelerine sahip sporculardan beş kişi,
g) Faal olmamak kaydıyla, büyükler kategorisinde en az üç yıl veya otuzdan fazla milli takımda
teknik direktör veya antrenörlük yapanlar arasından kura ile belirlenecek beş üye,
h) Faal olmamak şartıyla, en üst seviyede hakemlik yapanlar arasından kura ile belirlenecek beş
üye,
ı) İlgili spor dalını destekleyen vakıflardan iki üye,
i) Kulüp temsilcileri (Genel kurul üyelerinin en az %60’ı kulüp temsilcilerinden oluşur.)
Özerk spor federasyonlarının gelirleri arasında GSGM’den ayrılacak payın (her federasyon için
değişmektedir) yanında sponsorluk gelirleri, reklam, yayın ve basılı evrak gelirleri, yardım ve
bağışlar, kira ve işletme gelirleri yer almaktadır.
Spor Federasyonlarında üst düzey yönetici olarak Federasyon Başkanı bulunmaktadır. Bazı
federasyonlarda As Başkan, Başkan Vekili ve Başkan Yardımcıları da bulunmaktadır.
Federasyonun başkanı tüm sportif faaliyetlerin nerede nasıl yapılacağını, federasyonun yıllık ve
uzun vadeli mastır planlarını birinci derecede belirleyen ve uygulayan kişidir. Federasyon
Başkanı gönüllü bir pozisyon iken, bir çok federasyonun genel sekreteri devlet memuru olarak
görev yapmaktadırlar. Aşağıdaki alıntıda, genel sekreterin görevleri ve bir federasyondaki önemi
anlatılmıştır:
77
“Federasyonun bel kemiği diyebiliriz. Yönetim kurulu da etkili gibi gözükse de başkandan sonra
gelen kişidir, hükümettir. Yürütme organıdır genel sekreter. Federasyon başkanı ve yönetim
kurulunca kendisine verilen görevleri yerine getirir. Nedir bunlar? Bir, en önemlisi bir faaliyeti
baştan sona tüm organizasyonu ile ilgilenen ilgili kişilere doğru pasları atan, o işin
tamamlanmasını sağlayan kişidir. Tüm sportif faaliyetlerin yurt içinde ve dışında
organizasyonuyla birinci derecede görevli kişidir. Mali konularda başkanın ve yönetim kurulunun
verdiği noktada tüm yapılan kamplar, yurt içi, yurtdışı sportif faaliyetler, seminerler eğitim
çalışmaları bu konularda da yetkilidir.” (Genel Sekreter-Kadın)
Federasyonların özerkleşmesiyle birlikte genel sekreterlerin özellikle mali konulardaki
yetkilerinde bazı kısıtlamalar meydana gelmiştir. Bu durum aşağıdaki alıntıda bir genel sekreter
tarafından ifade edilmektedir:
“Federasyonlar özerk olana kadarki sürede federasyonlarda bütün yetki federasyon genel
sekreterindeydi. Tahakkuk memurluğu görevi vardı. Federasyonların mali konuları ile yönetim
şekli ile ilgili konularda kararları uygulayabiliyorlardı ama özerk yapıdan sonra bu ağırlık
federasyon yönetimine geçti. Federasyon genel sekreterleri bazen birçok konuda yönetimin
istediği şekilde hareket etmek zorunda kalıyor. Yani mali konularda imza yetkisi olmuyor.”
(Genel Sekreter-Erkek)
TMOK
Olimpik hareketin ülkemizdeki temsilcisi olan Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK),
Uluslararası Olimpiyat Komitesi Olimpik Antlaşması’nın kurallarına ve Dünya Anti doping
Kodu’na ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’nin kararlarına bağlı, ulusal düzeydeki
göreviyle ilgili olarak barışın korunmasına ve kadınların spora yönlendirilmesine ilişkin
hareketlerin içinde yer almayı taahhüt eden bir spor kurumudur. TMOK yönetim kurulu
Türkiye’de spor alanında büyük katkıları olmuş, spora gönüllü olarak hizmet vermiş ve gönüllü
olarak hizmet vermeye devam eden insanlar arasından seçiliyor. 600 kişilik bir genel kurul 15 asıl
9 yedek üyeden oluşan yönetim kurulunu seçiyor. TMOK Başkanı derneğin tüm faaliyetlerinin
yöneticisi ve sorumlusudur. Genel Sekreter Başkan’la birlikte derneğin tüm faaliyetlerinin
yöneticisi ve sorumlusudur.
78
Alt tema 1: Spor kurumlarında yönetim kurulu seçimlerinde etkili olan etkenler
Yapılan görüşmelerde, GSGM ve spor federasyonlarında yapılan yönetim seçimlerinde
belirleyici olan etkenler arasında siyaset, adayın ilgili spor camiasının içerisinde yer alması ve
deneyimli olması yer almaktadır. Örneğin bir federasyon başkanı bu seçim sürecini şu şekilde
anlatmaktadır:
“Bu seçim süreci o kadar çekişmeli geçti ki her şey vardı. Siyasi güç vardı, özgeçmişe bakma
vardı, tanınma vardı, kişisel beceriler vardı, insanların kişisel oyları vardı. Hepsi bir bütündü.”
(Federasyon Başkanı-Erkek)
Örneğin,
bir
federasyon
başkanı
seçilebilmesinde
uzun
süredir
federasyonda
farklı
organizasyonlarda çalışmış olmasının ve daha da önemlisi yelken sporundaki kişilerle şahsi
ilişkilerinin olmasının etkisi olduğunu belirtmektedir:
“Orada birebir şey önemli yani hakikaten hem kulüp yöneticileriyle hem antrenörlerle hem
sporcularla her zaman yakın alakam oldu. Yani iki dönem yelkenle hiç alakam olmadığı
dönemlerde de ilişkilerimiz devam etti. Dostluğumuz devam etti, yani yaptığımız işe bağlı bir
beraberlik değildi o zaman sırf. Ayrıca dostluklar da vardı. Şahsi ilişkiler de vardı o zaman
zarfında.” (Federasyon Başkanı-Kadın)
Bu etkenler arasında, özellikle federasyon başkanlarının, yönetim kurullarının ve genel
sekreterlerin seçilmesinde/atanmasında siyasetin daha belirleyici olduğu bir çok spor yöneticisi
tarafından dile getirilmiştir. Yapılan görüşmelerde siyasetin daha çok GSGM boyutunda
tartışıldığı görülmektedir. Federasyon yönetim kurulu seçimlerini yapan genel kurullarda bulunan
üyelerden 15’i GSGM’de görev yapan kişilerden oluşmaktadır. Başta Genel Müdür ve Genel
Müdür Yardımcıları olmak üzere en güçlü 10 ilin müdürü de seçimler de oy kullanma hakkına
sahiptir. Aşağıdaki alıntılar bu durum belirtilmektedir:
“Şöyle söyleyeyim, bakış açısına göre bir kısmı siyasi veriyor. Türkiye’nin malum hali, bir takım
baskılar yapılıyor, özellikle devlet kurumlarında olanlar.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Özel görüşümü sorarsanız, bana biraz daha politik gibi geliyor. Yani bir politik güç varsa
arkanda daha kolay olur diye düşünüyorum. Hem GSGM’den hem siyasetten destek diye
düşünüyorum çünkü orada GSGM’de potansiyel bir oy var. Ne kadar oylar bireysel verilse de
79
muhtemelen bir yönlendirme yapılıyordur diye düşünüyorum. Bütün federasyonlarda
görüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Değişen siyasetle birlikte üst yönetimde değişiklikler oluyor, tabii ki o sıralarda zaman zaman
hepsi ile doğru orantılı olma imkanımız yok ve dolayısıyla sıkıntılar çekiliyor ayrı siyasi görüşte
olan insanlarla. Biz de devlet kurumlarında çalıştığımız için belli bir siyasi araç olma gibi bir
lüksümüz olmuyor ama zaman içerisinde siyasi platformların değişmesi ile birlikte zaman zaman
bizlere sirayet eden rahatsızlıklar oluyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Ben yıllardır sporun içinde olduğum için bazı şeyleri çok net görebildim. Birincisi, yönetime
yakın olacak yani bu en son seçimde de daha önceki seçimlerde de gördük. Sporun içinden
gelmiş güçlü, sporun sorunlarını bilen insanlar da aday oldu. Diğer taraftan parasal gücü olup
yönetimle arası iyi olan insanlar da aday oldu. Seçilenler arasında baktığın zaman, bütün
federasyonlar için diyorum, daha çok yönetimle arası iyi olan, yönetimin gösterdiği kişiler
kazandı. Yönetim ne kadar biz karışmıyoruz dese de karışıyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
Federasyon yönetimlerinin seçilmesinde oyların en az %60’ı spor kulüplerinden gelmektedir. Bir
federasyon başkanı siyasetin spor kulüpleri aracılığıyla seçimlerde etkisini nasıl hissettirdiğini
anlatmaktadır:
“Belirli şehirlerde kulüplerimiz var. Bu kulüpler delege olarak seçimlere katıldığı zaman adaylar
gidiyorlar iktidar partilerinden milletvekilleri buluyorlar. Bu şehirlerden gelmiyor mu
milletvekilleri, geliyor. Onları arıyorlar diyorlar ki “aman bizim adayımız başkan olsun” ama tabi
ben konuşurken bir milletvekilini duymadım ama bazı şeylerden gördük yani o da kulübü arıyor
“ben milletvekili falanım adayımız bu, bu bizden bunu seçseniz daha iyi olur” türünde ikazları.”
(Federasyon Başkanı-Erkek)
Aşağıda sunulan birinci alıntıda bir genel sekreterin gelecek hedefleri sorulduğunda verdiği cevap
ve ikinci alıntıda üst düzey bir spor yöneticisinin yaşanan zorlukları anlatırken söyledikleri
siyasetin varlığına işaret etmektedir:
“Siyaset olmayınca bu kadar. Ondan sonrası daire başkanlığı, genel müdür yardımcılığı ona da
siyaset lazım. Biz de siyaset içinde olmadığımız için zor yani bu.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bir defa siyasetçiler çok müdahale ediyorlar. Yani sizin birilerinin yöneticisi olduğunuz için
tabandakiler bunu hissetmezler de biz yaşıyoruz. Belki bugün ben beş altı milletvekili tarafından
aranacağım, onu da kesin söyleyeyim. Siyasetçiler çok müdahale ediyor. İllerine yatırımda,
personelin değiştirilmesi ile ilgili talepler, atamalar ile ilgili talepler. İşte bunlara benzer talepler.
Mevzuata uymayan talepleri oluyor. Bütçe imkanlarının dışında talepleri oluyor.” (GSGM üst
düzey yönetici-Erkek)
80
Spor federasyonlarından farklı olarak, TMOK genel sekreteri yönetim kurulu seçimlerinde
siyasetin olmadığını vurgulamaktadır: “Burada siyaset yok. Mesela bizde politika, din, dil, ırk
kesinlikle öyle bir ayrımcılık yok. Kadın erkek ayrımı da yok. Genel kurulda kim daha iyi hizmet
edecekse donanımına göre, kalifikasyonlarına göre bence karar veriliyor. Yöneticilik özelliklerine
göre, geçmişteki deneyimlerine göre karar veriliyor yani.” Çalışmanın gerçekleştirildiği dönemde
TMOK Başkanı Togay Bayatlı iken 12 Mart 2011 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle görevine
devam edemeyeceğini belirten Togay Bayatlı’nın yerine başkanlığa Hacettepe Üniversitesi
Rektörü ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) üyesi Prof.Dr.Uğur Erdener getirilmiştir.
Bazı spor yöneticileri her ne kadar aday olacak kişinin spor özgeçmişinin önemli olduğunu
belirtseler de spor özgeçmişinin dışında etkili olan başka etkenler de bulunmaktadır. Seçim
sürecine girip de başarısız olan bir kadın genel sekreter bunu ifade etmektedir:
“Valla ben bir seçim sürecine girdim, boyumun ölçüsünü aldım. Yani insanların, dışarıdan
insanların, sporla alakası olmayan insanların bile bu olaya neden bu kadar müdahil olduklarını da
algılayamadım açıkçası. Yani tamamen bir pazarlık konusu mu diyeyim...” (Genel SekreterKadın)
Yönetime gelecek kişilerin ekonomik gücünün önemli olması da bir diğer önemli etken.
Ekonomik güç aynı zamanda bir takım ilişkiler ağının içerisinde olmayı da birlikte getirmektedir.
Yani spor yöneticilerinin ekonomik ve sosyal sermayeleri önemli belirleyenlerdendir. Bu
bölümün başında belirtilen özerk federasyonların gelirleri arasında sponsorluk ve yardım
bağışlarının geldiği de dikkate alındığında, bu etkenin önemi belirginleşmektedir. Ayrıca,
federasyon başkanlığı görevinin gönüllü bir iş olduğu düşünüldüğünde, bu işe zamanını ayıracak
kişilerin ekonomik bir yeterliğinin olması önemli görünmektedir. Örneğin, bir erkek federasyon
başkanı kendisinin seçilmesinin nedeni olarak ticaret hayatının olmasını gösterirken, başka bir
erkek genel sekreter de yönetim kurullarında yer alan insanlarının bir bölümünün beyinlerini bir
bölümün de ekonomik güçlerini ortaya koyduklarını belirtmiştir.
Aşağıdaki alıntıda, yönetim kurullarının teknik anlamda yeterli, ekonomik gücü yüksek ve geniş
ilişkiler ağına sahip kişilerden olması gerektiği örneklendirilerek anlatılmıştır:
81
“Başkanımız zaten kendisini biniciliğe adamış bir kişi çünkü kendisi zaten bir binici, at sahibi,
aynı zamanda da Avrupa binicilik federasyonunun yönetim kurulu üyesi. Bir teknik olarak
biniciliği bilen kişiler olabiliyor yönetim kurulunda. Bizim en önemli şeyimiz sponsor
bulabilmektir. Dolayısıyla sponsor bulabilecek kişileri seçiyor, aynı zamanda finanstan anlayacak
kişileri koyuyor. Bunun dışında kamu ile ilişkiler diye bir bölüm düşünülüyor. Uluslararası
ilişkileri düşünüyor. As başkanımız bizim medyadan basından gelmiştir, dolayısıyla bize bir sürü
kapıyı açabiliyor çünkü yönetim kurulu da gönüllü bir iştir biliyorsunuz.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir üst düzey erkek yönetici spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların olmamasının
nedenlerini değerlendirirken üst düzey yöneticiliğin gönüllü bir iş olduğu için yöneticinin
ekonomik durumunun iyi olması gerektiğine vurgu yapmaktadır:
“Olimpiyat komitesine başkan olacak kişinin maaş almaması lazım, yani amatör çalışması lazım.
Amatör çalışmayı kabul edecek kapasitede kişiler olması lazım, yani mali durumu müsait olacak
kişiler olması lazım. Orada problem, handikap orada.”(Üst düzey yönetici-Erkek)
Ayrıca aşağıdaki alıntılarda belirtildiği gibi, bazı spor dallarının spor malzemelerinin ve spor
tesislerinin ekonomik bir gücü gerektirmesi de bir federasyon yönetimini oluşturan bireylerin
ekonomik gücü yüksek kişilerden de oluşmasının gerekliliğinin bir nedeni olarak yorumlanabilir:
“Türkiye’de her ilde aynı salona, alete, idareciye, kulübe sahip değilsiniz ama her çocuk, her il
buna layık, hepsi bizim çocuklarımız. Dolayısıyla bu çocuklara erişmek, bu çocuklara hizmet
getirmek bizim açımızdan, cimnastik olduğu için, pahalı çünkü bizim başlı başına bir salona
ihtiyacımız var.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bütçe sıkıntımız var, bu biraz pahalı bir spor, dışarıya kolayca ulaşılabilecek bir spor ancak
biraz pahalı bir spor. Para olmadan da hiçbir şey olamaz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Alt tema 2: Spor yöneticisinin özellikleri
Spor yöneticileriyle yapılan görüşmelerde bir spor yöneticisinde bulunması gereken özellikler
sorulmuştur. Spor yöneticileri görevlerinin diğer kurumlardan farklı olduğunu vurgularken bu
farkı spor camiasının özelliklerinden, işin niteliğinden ve öneminden yola çıkarak
kurgulamışlardır. Spor yöneticileri yaptıkları işi çok severek yaptıklarını, bu işin sevmeden
olamayacağını belirtirken şu ifadeler kullanılmıştır: “Sporu sevmeyen insan spor yöneticiliği
yapamaz”, “Sporu sevmezsen olmaz”, “Gönül işidir spor”. Bu ifadeler görüşmelerin çoğunda
ortaya çıkan egemen söylemlerdir. Aşağıda örnek alıntılar sunulmuştur:
82
“Gönül işidir spor. Yurt içine gider, yurt dışına gider, faaliyetimiz olur. Bunları para ile o kadar
insanı toplasan yapamazsın. Özveri işidir ve biz bunu severek yapıyoruz. Sevmesen bu iş olmaz.”
(Genel Sekreter-Erkek)
“Spor yöneticiliği para ile pulla ölçülmez. Bu olay gönül işi, bu olay sevgi işi, bilgi işi, yani
insanın bu işte ben varım diye ortaya çıkması lazım. Kendisini yetiştirmesi lazım. Hizmet aşkı
böyle olur. Para ile olmaz.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Spor aşkı… Çocukları motive etmek için, ülkeye başarılı sonuçlar getirmek, bayrağımızı daha
yükseklerde sallandırmak için.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılmaktadır ki görüşülen spor yöneticileri, spor sevgilerinin yanı
sıra spor yöneticiliği görevlerini sürdürmelerindeki önemli bir etkenin de ülkeye hizmet etmek
olduğunu söylemişlerdir. Spor yöneticilerine göre spor federasyonlarında, TMOK ve GSGM’de
yönetici olmak ülkeyi temsil etmek ve ülkeye hizmet etmektir.
Araştırmaya katılan yöneticilerin yarısından fazlası (55 kişi) spor kurumlarında yöneticilik
yapanların mutlaka spor ile ilişkilerinin olması gerektiğini belirtmektedirler. Spor ile ilişkili
olmak özelliği altında sınıflandırılan özellikler şunlardır:
-Herhangi bir spor dalında ter akıtmış olmak
-Sporun zorluklarını yaşamış olmak
-Spor yapmış olmak
-Sporunu çok iyi bilmek
-Sporcunun sorunlarını çok iyi bilmek
-Camiayı çok iyi tanımak
-Sporcuyu, antrenörü çok iyi tanımak, onlarla beraber bir süreçten geçmek
-Sporun alt yapısından gelmek
Yukarıda sıralanan gereklilikler özellikle spor federasyonlarındaki başkan/as başkan ve başkan
yardımcıları için geçerli olmaktadır. Örneğin, araştırmaya katılan bir federasyon başkanının çok
aktif bir spor geçmişi vardır. Almanya’da başkanlığını yaptığı federasyonun spor dalıyla
ilgilenmiş, Türkiye’de bir üniversitede kanonun uzmanlık dalı olarak açılması ve federasyonun
83
Türkiye’de kurulması için uğraşmıştır. Başkan, bu spor geçmişinin, sahip olduğu birikim ve
deneyimlerin kendisine bu ülkeye daha iyi hizmet edebileceği inancını verdiğini belirtmektedir.
Spor federasyonlarında görev yapan genel sekreterlerin bazıları, GSGM’ye bağlı memurlar
oldukları için, görev yaptıkları spor federasyonları değişiklik göstermektedir. Örneğin, bir genel
sekreter iki yıl Golf Federasyonunda, üç yıl Judo Federasyonunda atama ile görev yapmıştır.
Dolayısıyla genel sekreterlerin sahip olmaları gereken özelliklerin başında teşkilat (GSGM)
yapısı ve genel olarak spor alanı hakkında bilgili olmak gelmektedir. Bu özelliğin federasyon
başkanları için de geçerli olduğunu belirten spor yöneticileri de bulunmaktadır. Yapılan
görüşmelerde özellikle ilgili spor alanında yer almak vurgulanmaktadır:
“Sporunu çok iyi bilmesi gerekiyor yani binicilik ise biniciliği çok iyi bilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla biz personelimizi de seçerken hep biniciliğin içinden gelenleri seçiyoruz. Buz
hokeyinde ya da başka bir branşta çok iyi olan bir yönetici binicilikte iyi olmayabilir.” (Genel
Sekreter-Kadın)
“Bir kere yönettiği sporu iyi bilmesi gerekir. O sporu yapmış, o sporun birçok badireli
yaşantısını, sıkıntılarını, başarılarıyla, hepsi ile yoğrulmuş bir kıvamda girip yönetirse faydalı
olur diye düşünüyorum.” (Federasyon Asbaşkanı-Erkek)
“Bence sporun içerisinden gelmesi lazım, sporcuyu anlaması lazım. O yollardan geçmiş birinin
sporu yapan birinin ne yaptığını daha iyi anlayacağından dolayı sporun içinden gelmesi bence
birinci şart olması lazım.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Sporun içinden gelmesi çok önemli bir şey, yani spor yapmış olmak, o rekabeti tatmış olmak,
yenmek yenilmek. Yani her şeyi bilerek spor alanında yönetici olmak daha başka.”(Orta düzey
yönetici-Kadın)
Aşağıdaki birinci alıntıda sporun içinden gelmenin iyi bir yönetici olmaktan daha önemli olduğu
belirtilirken, takip eden iki alıntıda önemli olanın yöneticilik olduğu vurgulanmaktadır:
“Öncelikle o sporun içerisinden gelmesi çok önemli. Günümüzde artık spor siyaset ile iç içe
olduğu için o işi bilmek pek önem arz etmiyor. Eğer çevreniz varsa, paranız varsa kendiliğinden
oluyor ama iyi bir yöneticinin, federasyon başkanının o branşın içinden gelmesi gerekiyor.
Yönetici olmak sporu yönetmek anlamına gelmiyor. Şirketleri olabilir, holdingleri olabilir, çok
parası olabilir ama sporun içinden gelmiyorsa spora kanalize etmesi çok zordur.” (Genel
Sekreter-Erkek)
84
“Valla spor yöneticisi diye şey etmemek lazım. Yönetici yöneticidir. Sporu bilmesi gerekmez.
Sporu yapması da gerekmez. Bir şirket yönetir gibi yönetiyorsunuz aslında işi.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
“İyi bir yöneticiden farklı değil bence. Konunun spor olması ya da farklı bir konu olması bir şeyi
değiştirmiyor. Yönetici iş çapında iş yönetebilecek birisi sporda da iyi bir yönetici olabilir yani
bilgisayar sektöründe. Bankacılık sektöründe yönettiği bütçe itibariyle benzer bir rekabetçi
ortamda yönetebiliyorsa günümüz koşullarında iyi bir spor yöneticisi olur.” (Federasyon orta
düzey yönetici-Erkek)
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin belirttiği spor yöneticisinde bulunması gereken
özelliklerden biri de yöneticinin zaman konusunda rahat olmasıdır. Bu gereklilik özellikle
kadınların yönetim pozisyonlarında temsil edilmesi ve spor yöneticisinin yaşadığı zorluklar
bölümünde daha ayrıntılı olarak sunulduğu için burada zaman ile ilgili verilen cevaplar aşağıdaki
gibi sıralanmıştır:
-Bu işe zamanını, emeğini, her şeyini ayırmak
-Rahat ve esnek olmak
-Zaman sorunu olmamak
-Mesai saatlerine bağlı olmamak
-Federasyona zaman ayırmak
-Kendi sosyal yönlerinden fedakarlık yapmak
Alt tema 3: Spor yöneticisinin yaşadığı zorluklar
Bu alt tema altında, spor kurumlarında ortaya çıkan sorunlardan (sporcu ve spor organizasyonları
ile ilgili vb.) ziyade spor yöneticisinin bireysel olarak görevini yaparken yaşadığı zorluklar ele
alınmıştır. Yapılan görüşmelerde sıklıkla ortaya çıkan zorluklar sırasıyla ailevi zorluklar ve
bürokratik/kurumsal zorluklardır.
Görüşme yapılan evli spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu işlerinden kaynaklı olarak bazı
ailevi zorluklarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. İşlerinin yurt içi ve yurtdışı seyahatler
gerektirmesi, zaman kavramlarının olmaması, hafta sonlarının müsabakalarla geçmesi nedeniyle
ailelerine yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Dolayısıyla ailevi zorlukların temelinde zaman
85
sıkıntısı yatmaktadır. Aşağıda sunulan iki alıntı bir spor yöneticisinin zaman sıkıntısını nasıl
yaşadığını anlamamıza yardımcı olmaktadır:
“Yani onlarla (Uluslararası Federasyon) ilgili de yapmam gereken seyahatler, katılmam gereken
toplantılar var. Orada da alt yapıdan sorumlu başkan yardımcısıyım ve gelişmekte olan
ülkelerden sorumluyum. Her başkan yardımcısına bir takım ülkeler veriyorlar. Bütün Afrika bana
bağlı, mesela Kafkaslar bana bağlı, mesela Arap ülkeleri bana bağlı, mesela Kırgızistan,
Kazakistan bana bağlı, mesela Rusya bana bağlı yanı bunlarla da şeye girdiğiniz bütün vaktiniz
gidiyor.” (Federasyon Başkanı-Kadın)
“Çok zaman harcıyorum şu anda işime. Haftanın yedi günü mümkünse 24 saat şeklindeyim. Hani
yönetici olmak anlamında yapmam gereken çok şey var. 24 saat çalışamıyor bile olsam 24 saat
zihnim bununla meşgul çünkü burada yaptığınız bir hata alt kademelerde yapılan bir hataya
benzemiyor. Bu yüzden bu sorumluluk bilincinde olan bir insan olarak o hatayı yapmamak için
elimden geleni yapıyorum. O da 24 saati gerektiriyor zaten.” (Genel Sekreter-Kadın)
Spor yöneticisinin zaman sıkıntısı nedeniyle yaşadığı ailevi zorluklarla ilgili örnekler aşağıda
sunulmaktadır:
“Ben yaşıyorum bu doğru. Yani ailesel bir sıkıntı yaşamıyorum diyen herhalde çok zordur. Belki
bu düzene uyum sağlayan aileler vardır ama yine de çok fazla milli takımlarla ya da bu tip
organizasyonlar, sadece milli takımlar değil, yurt içindeki organizasyonlar da oldukça yoğun
oluyor. Tabii böyle bir sıkıntı zaman zaman ailelerde yaşanıyor, yaşanmıyor değil.” (Federasyon
Başkan Vekili-Erkek)
“Üst düzey yönetici olduğunuz zaman evinize zamanında gidemiyorsunuz. Ondan sonra
çocuklarınızla ilgilenemiyorsunuz. Cumartesi pazar organizasyonlara gitmek zorunda
kalıyorsunuz. Bu anlamda ben çocuğun kaçıncı sınıfa gittiğini sormuştum.” (GSGM üst düzey
yönetici-Erkek)
“Bu spor aileden bizleri kopartıyor. Kopmamanız imkansız çünkü ne saati ne tarihi ne dakikası
hiçbir zamanı uymuyor ve en kötü tarafı da aile ile beraber olacağınız zamanı alıyor çünkü
genelde bizim sporlarımız hafta sonu müsabakaları olan sporlar yani oralarda da bulunmak
mecburiyeti var o olmadığı takdirde orda bir bütün olamazsınız. Sonuçta o ailevi durumda işte bir
kopukluk oluşuyor.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bazen bizim zaman kavramımız ortadan kalkıyor. Görevler, şampiyonalar, kamplar üst üste
geldiğinde bir aile yaşamınız olduğunu unutmak zorunda kalıyorsunuz. Birçok branş için bu
geçerli.” (Genel Sekreter Yardımcısı-Erkek)
86
“Şimdi yöneticilik özveri gerektiriyor. Bir kere kendi özel yaşamınızdan fedakarlık etmeniz
gerekiyor, bu da ailenize yansıyor, onlara daha az zaman ayırıyorsunuz. Neden? Çünkü işinizle
ilgili alanda hizmet ediyorsunuz ve onu bitirmek zorundasınız, yani zamanla şu saatler arasında
yöneticilik değil işiniz.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“GSGM’nin daha doğrusu federasyonlardaki personelin hemen hemen genellersek tamamının
faaliyetleri cumartesi pazar şeklinde yapılır ve faaliyet yerine bir iki gün önceden gitme gibi
zorunluluğunuz ortaya çıkar. Dolayısıyla ailenize ayırmanız gereken zamanı dışarıda
kullanırsınız. Bu da sıkıntılar verir. “Bir tarihte evimin kapısını çaldığımda eşim bana birini mi
aramıştınız, buyurun.” demiştir.” (Genel Sekreter-Erkek)
Fakat bu zorluğu her bir spor yöneticisi aynı düzeyde yaşamamakta ya da bir takım önlemler
alarak bu zorlukla baş edebilmektedir. Örneğin, aşağıda sunulan ilk iki alıntıda spor yöneticileri
ailevi bir zorluk yaşamadığını belirtmiştir çünkü aileleri kendilerine destek olmaktadır. Üçüncü
alıntıdaki federasyon başkanı zamanı iyi kullanmasına rağmen ailesine çok az zaman
ayırabildiğini ama ailesinin bu durumu tolere edebildiğini ifade etmiştir. Dördüncü alıntıda ise
spor yöneticisi kendisinin işiyle mutlu olmasının ailesinin de mutlu olması anlamına gelmesi
nedeniyle ailesinin şikayetleri olmasına rağmen mutlu olduğunu söylemiştir:
“Ailemden hiçbir zorlukla karşılaşmadım, sağ olsunlar onlar bana hep destek oldular. Hatta
çevirilerimin büyük kısmını çocuğuma yaptırıyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Ailesel olarak, aileye çok fazla zaman harcayamıyorsunuz, onlarla ilgilenemiyorsunuz çünkü bir
görev aşkı, iş aşkı var. Biz burada 9 dan 6 ya çalışıyor gibi görünüyoruz ama gece gündüz
telefonlarımıza, maillerimize cevap veriyoruz. Gece de sabahlara kadar çalışıyoruz ama ailemiz o
konuda bize destek oluyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Federasyon başkanlığı meslek ile beraber yürütülünce bir kere eve vakit ayıramıyorsunuz. Çok
fazla seyahat var. Daha çok ilgi bekliyor insanlar. Bizim gibi 12 branştan oluşup beş yüz binin
inin üzerinde üyesi olan bir federasyonun tek başkanı olursanız ve dört uluslararası federasyona
bağlı bunun da ikisinin yönetim kurulunda olursanız, ciddi bir zaman probleminiz var. Tabii
üniversitedeki derslerinize ve kendi mimarlık büronuza da vakit ayırmak zorundasınız.
Dolayısıyla ben herhalde zamanı iyi kullanıyorum. Ev hariç, eve çok az ilgi gösterebiliyorum.
Onlar da bunu tolere ediyorlar, sağ olsunlar. Ciddi sıkıntı bu.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
“İşe dair sorunlardan bir tanesi, eşimin söylediği “sen işinle evlisin, işini çok seviyorsun, işine
çok zaman ayırıyorsun.” Bu işe zaman ayırmak zorundasınız çünkü bizde mesai kavramı yok,
olmaması da gerekiyor. Örneğin, hafta sonu müsabakaları vardır ki mutlaka temsil görevini
yerine getirmek için o müsabakaya gitmek zorundasınızdır. Yani hafta sonunuzu eşinize,
çocuğunuza ayıracağınız zamanı yarışmalara ayırırsınız. Ya da hafta içi akşam evinize
87
gideceğiniz yerde milli takım kampına gidersiniz. Ya da başka görüşmeler yapmak için kurumları
dolaşırsınız. Onlardan bazı serzenişler oldu ama sonuçta ben mutlu olduğumda onlar da mutlu
oluyorlar çünkü ben işimi yaptığım için mutluyum.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
Yapılan görüşmelerde, spor yöneticilerinin karşılaştıkları ailevi zorlukların yanı sıra bazı
bürokratik zorluklarla da spor yöneticilerin sıklıkla karşılaştıkları anlaşılmaktadır. Bu zorluk her
ne kadar kurumsal bir zorluk olsa da spor federasyonlarının yapısını ve spor yöneticilerinin
çalışma koşullarını anlamada yardımcı olacağı düşünüldüğü için spor yöneticisinin karşılaştığı
zorluk olarak bu alt tema altında yer almıştır.
Spor federasyonlarında görev yapan spor yöneticilerinin karşılaştıkları zorlukların başında,
federasyonların özerkleşmesiyle birlikte değişen kurumların yapısına, yeni görev dağılımına
uyum gelmektedir. Özerkleşme öncesinde, GSGM’ye bağlı spor federasyonlarının genel
sekreterleri GSGM tarafından atanan GSGM kadrosunda bulunan memurlardı, ki hala bir çok
federasyonun genel sekreteri GSGM kadrosunda bulunmakta, ve bu memurların amiri GSGM
genel müdürüydü. Örneğin, birinci alıntıda bir genel sekreter bu duruma işaret etmektedir.
Aşağıda sunulan alıntılarda bu zorluklar belirtilmektedir:
“Ben her zaman söylüyorum, federasyon başkanı benim amirim değildir çünkü ben devlet
memuruyum, yani onun atadığı ya da onun seçtiği bir genel sekreter değilim çünkü benim amirim
Gençlik Spor Genel Müdürü ve benim patronum devlet çünkü benim maaşımı devlet veriyor.”
(Genel Sekreter-Erkek)
“Bürokratik sıkıntılar var. Federasyonlar özerk ama başbakanlığa bağlı, dolaysıyla hem bir devlet
kurumu hem de özerk. Bunun getirdiği bazı bürokratik, Türkiye’ye özel engeller oluyor.”
(Federasyon Başkanı-Erkek)
“Özerk federasyonlarla ilgili yasal manada alt yapı tam oluşmamış. Ondan dolayı bir takım
zorluklar yaşıyoruz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Kurumsal olarak da bürokrasi her yerde olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor. Yani
bürokrasiyi çoğu zaman aşamıyoruz. Yapılması gereken işin o anda yapılması gerekiyor. Mesela
bir gün sonra yapıldığı zaman hiçbir işe yaramayacak ama yasal prosedür sizi engelliyor. Tabii
belli bir noktada açıkçası yapmamamız gereken şeyleri bile yapıyoruz ama bu ne bize ne de
devlete zarar getirebilecek şeyler değil.” (Genel Sekreter-Erkek)
88
Ayrıca özerkleşme öncesinde, il müdürleri hiyerarşik olarak federasyonların genel sekreterlerinin
üstünde yer alıyorlardı. Özerkleşen federasyonlarda genel sekreter hem GSGM personeli
olmadığı için hem de hiyerarşik anlamda bir yapılanma olmadığı için il müdürlerinin genel
sekreterler üzerinde bir yaptırımları yok. Fakat bir kadın genel sekreter il müdürlerinin o erki
devam ettirmek istediklerini ve yeni yapılanmanın farkında olmadıklarını belirtmiştir.
Özet
Yapılan görüşmelerde, GSGM ve spor federasyonlarında yapılan yönetim seçimlerinde
belirleyici olan etkenler arasında; siyasi ve ekonomik güç, sosyal ağların içerisinde bulunmak,
spor camiasının içerisinde yer almak ve federasyona ayıracak yeterli zamanı olmak yer
almaktadır. Özellikle spor federasyonlarının başkanlarının ve yönetim kurullarının seçilmesinde,
spor federasyonlarının özerkleşmesiyle birlikte adayların siyasi ve ekonomik gücü belirleyici
olmaktadır. Siyasi ve ekonomik gücün önemli olmasını gerektiren etkenler arasında özellikle bazı
spor dallarının malzemelerinin ve tesislerinin ekonomik bir gücü gerektirmesi ve federasyon
başkanlığının gönüllü bir pozisyon olması gelmektedir.
Spor yöneticilerine göre, spor camiasının özelliklerinden, verilen hizmetin niteliğinden ve
öneminden kaynaklı olarak spor yöneticiliği diğer kurumlardaki yöneticilik görevinden farklıdır.
Bu farklılık spor yöneticilerinin spor yöneticisinin özelliklerini belirtirken kullandıkları
ifadelerden anlaşılmaktadır: “Sporu sevmeyen insan spor yöneticiliği yapamaz”, “Sporu
sevmezsen olmaz”. Ayrıca, spor yöneticileri spor sevgilerinin yanı sıra spor yöneticiliği
görevlerini sürdürmelerindeki önemli bir etkenin de ülkeye hizmet etmek olduğunu
söylemişlerdir. Bu doğrultuda, spor yöneticilerinin spor içerisinde yer almış olmaları, spor
camiasının içeriden bir üyesi olması çok önemlidir.
Spor yöneticisi seçimlerinde etkili olan bir diğer etken spor yöneticilerinin federasyona ayıracak
yeterli zamanlarının olmasıdır. Federasyon başkanlarının her an ulaşılabilir konumda olmaları,
yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin fazla olması zamanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu
bağlamda, spor yöneticileri için en büyük zorluk ailelerine yeterli zaman ayıramamaları
noktasında yaşanmaktadır. İşlerinin yurt içi ve yurtdışı seyahatler gerektirmesi, zaman
89
kavramlarının olmaması, hafta sonlarının müsabakalarla geçmesi nedeniyle ailelerine yeterince
zaman ayıramadıklarını belirtmişlerdir. Fakat bu zorluğu her bir spor yöneticisi aynı düzeyde
yaşamamakta ya da bir takım önlemler alarak bu zorlukla baş edebilmektedir. Spor
federasyonlarında görev yapan spor yöneticilerinin karşılaştıkları zorlukların bir diğeri
federasyonların özerkleşmesiyle birlikte değişen kurumların yapısına, yeni görev dağılımına
uyumda yaşanan sıkıntılarla ilgilidir.
4.2.3. Tema 2: Spor kurumlarında kadınların temsili
Araştırmanın temel problemi ve görüşmelerin analizi doğrultusunda ortaya çıkan temel
temalardan birisi spor kurumlarında kadınların temsili temasıdır.
Araştırmaya katılan spor yöneticileriyle yapılan görüşmelerde, spor ve kadın konusunun gerek
spor kurumlarında gerekse bireysel olarak spor yöneticileri tarafından çok fazla düşünülmemiş
bir konu olduğu dikkati çekmektedir. Özellikle spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların bulunmasına yönelik görüşleri istendiğinde, erkek spor yöneticilerinin genelleştirilmiş
bazı ezberlere sahip oldukları (“kadınlarımız başımızın tacıdır”, “sporda kadın erkek ayrımı
yoktur”, “sporda önemli olan başarıdır”, “spor camiası aile gibidir”, “toplumumuzda kadınlarımız
hep geri kalmış”, “kadınlarımız eve kapatılmış” vb.) ve bu ezberler doğrultusunda kadınların
sayıca az olmasının normalleştirilmiş olduğu gözlenmektedir.
Görüşme yapılan spor yöneticilerinin bir bölümü kadınların spor kurumlarının yöneticim
kademelerinde temsilinin yeterli olmadığını düşünseler de kadınların yeterli sayıda spor
kurumlarında yer aldığını düşünen spor yöneticileri de vardır. Aşağıda kadın temsilinin yeterli
olduğunu belirten alıntılardan bazıları sunulmuştur:
“GSGM’ye baktığınızda, dünya kadar bayan spor uzmanı görürsünüz. Ya da federasyonlarda
dünya kadar bayan antrenör görürsünüz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Eskiden bu kadar yoktu ama şu anda birçok federasyonun başkanı olsun, yönetimlerinde olsun,
genel sekreter arkadaşlarımız olsun var.” (Genel Sekreter-Erkek)
90
“Temsil ediliyorlar valla bildiğim kadarıyla. Genel müdürlükte görüyorum ben. TMOK’ta da
aynı şekilde genel sekreter var.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Ben spor teşkilatında yeterli olduğuna inanıyorum. Bayağı aktifler, çoğu federasyonumuzun
genel sekreteri olsun. Yelkenin başkanı, tenisin başkanı bayan.” (Genel Sekreter-Erkek)
Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterli temsilinin olmadığını düşünen spor
yöneticilerinin görüşleri bu durumun nedenleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu görüşmelerin
analizi sonucunda veriler beş alt tema altında sınıflandırılmıştır:
Alt tema 1: Spor kurumlarında sayısal ve kültürel olarak erkek egemenliği var
Alt tema 2: Toplumda egemen olan toplumsal cinsiyet ilişkilerinde kadına yüklenen rol ve
sorumluluklar
Alt tema 3: Erkekler kadın yönetici istemiyor
Alt tema 4: Kadın ve erkek yöneticiler farklı
Alt tema 5: Temsil edilmiyorlar ama ileride edilecekler
Alt tema 1: Spor kurumlarında sayısal ve kültürel olarak erkek egemenliği var
Yapılan görüşmelerde, kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde yeterince yer
almamasının nedeni olarak spor kurumlarında gerçekleştirilen aktivitelerin (hizmetlerin) erkeklere
daha uygun olduğu vurgulanmaktadır. Araştırmaya katılan spor yöneticilerine göre, bazı spor
dallarına göre değişmekle birlikte, spor kurumlarında fiziksel kuvvet gerektiren işler bulunmakta
ve yönetici gerektiğinde bu işleri de yapmaktadır:
“Genelde erkeklere daha fazla görev veririz çünkü bizim doğa sporu yani dalga, yağmur, çamur,
dağ tepesi, teknelerin çekilmesi. Bunlar hep erkek işi olduğu için genelde yönetici de olsa bir
tarafından tutar. Dolayısıyla bayanları biz mümkün olduğu kadar büro işlerine kaydırmaya
çalışıyoruz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bazı branşlar gerçekten çok fazla zaman, emek istiyor. Geç saatlere kadar seyahatler olsun vs.
İşin gerçeği bunu kabul edelim kadın erkek eşitliğinde fiziksel eşitlik yok. Dolayısıyla fiziksel bir
yük getirecek işlerde kadınların tercih edilmemesi çok doğal. Herhangi bir fiziki yorgunluğu
olmayan işlerde bir sorun olmuyor.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
91
“Şimdi sporda kadın yöneticilerin ön plana çıkmasında sıkıntılar olabilir. Biz icabında hamallık
bile yapıyoruz. Sırtımızda malzeme bile taşıyoruz. Mesela at malzemeleri geldi. Biz bunları
kendimiz kucaklayacağız. Atlı spor kulübüne götürüp atların sırtına yerleştireceğiz. Bunu
bayanlar yapabilir mi? Onun için bizim spor teşkilatında üst düzeyde faydalı olabileceklerine ben
inanmıyorum. Şube müdürlüğü seviyesinde olabilir. Masa işi ama federasyonlar gibi aktif olan
yerlerde, genel sekreterler var tabi, ben bir şey söylemiyorum ama başarı oranları da tartışılır.
Cinsiyet farklılığı var bir kere, kuvvet, denge, her şey var.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Erkek adam her işi yapabiliyor. Örnek vereyim; ben ihtiyaç duyulduğunda malzeme
taşıyabilirim ama bir bayan bunu yapamaz. Dosya çıkacak, bayana söylüyorsun: “Eteğim var,
çıkamam, edemem”. Biz kendimiz yapıyoruz. Bayan yönetici ile erkek yönetici arasındaki en
büyük şey bu. Madalya alınacak mesela, o an arkadaşlar gitti şeye, kimse yok siz varsınız, bayan
gitmiyor. Onun için sıkıntılar yaşanıyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Yani sporda çok farklı olaylar var. İnsanlar da çok farklı. Sporla uğraşan çoğu insan kendini
aşmış. Böyle olduğu zaman daha rahat davranıyorlar. Bayanlarda bu sanki daha kısıtlı gibi geliyor.
Yani bayanlık çok farklı olay. Mesela bir erkek denize çıktığı zaman 6 saat 7 saat yarış yapıyor.
Bayan sıkıştı, ne yapacak?” (Genel Sekreter-Erkek)
Yukarıda sunulan alıntılarda, erkek spor yöneticilerinin spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların tercih edilmemesini normal karşıladıkları anlaşılmaktadır. Spor yöneticilerine göre spor
kurumlarında yer alan aktiviteler fiziksel kuvvet gerektirebilmektedir. Kadınların fiziksel kuvvet
bakımından erkeklerden daha dezavantajlı olması onların yönetici olarak tercih edilmemesinin bir
nedeni olmaktadır. Bu görüşe sahip olan erkek spor yöneticileri kadınların yönetim
kademelerinden ziyade büro işleri gibi daha düşük kademelerde değerlendirilmesi gerektiğini
belirtmektedirler.
Hemen hemen bütün spor yöneticileri tarafından spor kurumlarında yurt içi ve yurt dışı
seyahatlerin fazla olmasının kadınlar için önemli bir engel olduğu dile getirilmektedir:
“Bu spor çalışmasının temposunun ruhundan olsa gerek. Çok geniş yelpazesi olan bir yer spor
teşkilatı. Her zaman her yerde olamıyorsunuz bir bayan olarak. Şartlar el vermiyor. Özellikle de
futbol dalında söyleyeyim. Yurt dışı seyahatlerde bayan her zaman gidemeyebiliyor. Türk aile
yapısından kaynaklanan nedenlerden dolayı.”(GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Bayanların yönetimlerde fazla başarılı olamayacağı hakimdir bizim ülkemizde. Yani ne faydası
olacak bana? Yarın şuraya gelemez, bir yere gideceğiz mesela Antalya’da toplantı yapacağız,
uzak bir yerde yönetim kurulu toplantısına gelemez diyecekler, yok yarın kocası izin vermez
diyecekler.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
92
“Şimdi düşünelim bir bayansınız, cinsiyet ayırımı gibi düşünmüyorum ama Trabzon’da toplantı
yapıyorsunuz. Evlisiniz, çocuğunuz var. Şimdi bırakacaksınız Trabzon’a gideceksiniz
geleceksiniz.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Atletizm pistinde o kadar çok yarış oluyor ki kadınların o kadar fazla vakit ayırabileceğini
zannetmiyorum. Her Cumartesi Pazar bize bile çok zor oluyor. Yani çocuk da olduktan sonra
biraz zor olur diye düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bayan memurların, bayan yöneticilerin sayısı diğer kurumlarla hemen hemen eş değer. Bizde
biraz daha az. Bu da teşkilatın özelliğinden dolayı. Bu teşkilat tamamen yurt içine ve yurt dışına
açık bir teşkilat, sosyal bir teşkilat. Kadın yöneticiler çok fazla meydana çıkmamışlar.”(Genel
Sekreter-Erkek)
“Erkek yöneticiler daha rahat hareket ediyorlar, hareket alanları daha geniş.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
Bazı spor yöneticileri toplumda hakim olan “spor erkek işidir” görüşünün, kadınların spora uzak
olmalarının ve spor kurumlarında erkeklerin sayıca fazla olmalarının kadınların spor
kurumlarında az yer almalarının nedenleri olabileceğini ileri sürmektedirler:
“Türk kültüründe sporu erkekler yapar, karateyi, güreşi erkekler yapar gibi bir algı var. Bu
algının etkisi var diye düşünüyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Toplumun alışkanlığından kaynaklanan bir konu bu. Spor erkek işidir, erkek yapar. Bu anlamda
kadınlar pek bu işe girmez.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bizim sporu yapan kişiler arasında özellikle de sporun verdiği teknik güç bakımından kadınlar
biraz daha geride kaldığı için bu kurumda kadınları bulmak biraz sıkıntı oluyor. Şimdi
kickboksun yapılma oranına bakarsak en çok erkekler tercih ediyor, yani bu oran bunu
belirliyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bence yeterince temsil edilmiyor ama mevcut kapasite itibariyle doğal bir denge söz konusu.
Çok kapasiteli bayanlar var da çeşitli engeller sebebi ile devreye giremiyorlar cümlesi doğru
değil yani. Bizim spor yönetimimiz itibari ile ciddi bir fark var kadınlarla erkekler arasında.
Bence bu doğal dengeler itibari ile böyle oluşuyor. Çok kapasiteli ama kendine yer bulamamış
bayan yöneticiler yok ortada. Olsalardı onlar mutlaka kendilerine yer bulurlardı. Karşılarında bir
engel yok ama spora biraz uzaklar.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
“Organizasyonların içerisinde erkek sayısının ağırlığının olmasından kaynaklandığını
düşünüyorum. Şu andaki tabloda büyük bir bölümünün erkeklerden oluşmasından dolayı
hanımların az olduğu kanaatindeyim.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
93
Aşağıdaki alıntıda, bir kadın genel sekreter bireysel olarak aday olduğunda kadının spordan
anlamayacağı önyargısı nedeniyle kendisinin değil bir erkeğin seçileceğini iddia etmektedir:
“Özellikle futbol sektöründe olduğum için söyleyeyim, bugün ben adaylığımı bir toplu yönetim
kurulu olarak değil de bireysel koysam bir erkek seçilir çünkü bayan futboldan ya da spordan
anlamaz ön yargısı var.” (Genel Sekreter-Kadın)
Görüşme yapılan bazı kadın spor yöneticiler kadınların spor kurumlarının yönetim
kademelerinde yeterince temsil edilmemesinin en önemli nedeni olarak bu kurumlarda erkek
egemenliğinin olmasını göstermektedirler. Kadın yöneticiler erkeklerin sayıca fazla olduğu ve
uzun zamandır erkeklerin var olması nedeniyle erkeklik ağlarının örülmüş olduğunu ve
kadınların bu ağlara girmelerinin zor olduğuna işaret etmişlerdir:
“GSGM bünyesindeki yapılanmada erkeklerin egemen ağı örülmüş durumda. Oraya girmek çok
zor. Bir bayan oraya girse bence mutsuz olur. Sürekli öyle kaba konuşulan bir yer.”(Genel
Sekreter-Kadın)
“Bizim yönetim kurulu toplantılarında kadın olarak bir tek ben temsil ediyorum kadınları. Diğer
yönetime baktığımızda iş adamları voleybolla ilgilenmiş. Voleybolun içinde olan Türkiye’nin
önde gelen iş adamları öyle baktığımızda hepsi erkek.”(Genel Sekreter-Kadın)
Örneğin, aşağıda alıntısı sunulan federasyon başkanı da federasyon başkanlığına ilk adımının
seçimle olmadığını belirtirken erkek ağlarının etkisi göze çarpmaktadır:
“Ben bundan evvel başkan olan Tahsin Albayrak ile sınıf arkadaşıyım askeri okuldan dolayısıyla
o başkan olduğu zaman bana asbaşkan olarak görev vererek, göreve başladım ve spor idarecilik
aktivitem böyle başladı.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Görüşme yapılan kadın yöneticilere göre, kadınlar gönüllü kuruluşlarda daha fazla yer
almaktalar. Bir kadın genel sekretere göre kadınların ekonomik yetersizliği de bunda etkili iken
bir başka kadın genel sekretere göre devletteki bürokrasi ve atama prosedürünün kadınların
yönetim kademelerinde daha az yer almalarına neden olmaktadır:
94
“Bu işlere girdiğinizde maddi bir egemenliğinizin olması gerekiyor. Genelde bu işlerle
ilgilenenler erkekler oluyor. Bayanlar dernekçiliğin farklı kollarına yardım kuruluşlarına
yoğunlaşıyor.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Devlet bürokrasisinde gördüğüm kadarıyla erkek dominansı bizim gibi derneklerde, sivil toplum
kurumlarında daha düşük. Yani gönüllü kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları sanki kadınların
kendilerini daha rahat gösterebilecekleri, çalışabilecekleri yerler. Devlet sanki daha muhafazakâr
gibi geliyor bana dışarıdan baktığımda. Bir de sanıyorum politikanın etkin olmuş olması, yani
seçimle değil de atamayla gelinmiş olması çok önemli.” (Genel Sekreter-Kadın)
Spor yöneticisinin özellikleri ile ilgili temada, görüşme yapılan spor yöneticilerinin büyük bir
çoğunluğunun spor yöneticisinin spor kurumunun içerisinden gelmesi gerektiğini, spor
özgeçmişine sahip olanların spor kurumlarında daha iyi yöneticilik yapacaklarına dair görüşleri
olduğuna yönelik bulgular sunulmuştur. Bu görüşe sahip olan bir genel sekreter kadınların spor
kurumlarında yönetici olabilme süreçlerini piramit metaforunu kullanarak açıklamıştır. Kadın
yöneticilerin olması için öncelikle kadın sporcuların, kadın antrenörlerin ve kadın hakemlerin
olması gerekmektedir:
“Bir defa yeterli sayıda kadın yok Türkiye’de. Eğer siz piramit olarak düşünürseniz eğer siz altta
yeterince kadın sporcular, kadın antrenörler, kadın hakemler olmazsa sen onları nasıl yukarı
taşıyacaksın? Ondan sonra yukarı geldiğinde kadın yok.” (Genel Sekreter-Kadın)
Aşağıdaki üç alıntıda özellikle uzak doğu sporlarının ya da fiziksel kuvvet gerektiren boks ve güreş
gibi sporların kadınlara uzak gelmesi nedeniyle kadın yöneticilerin de olmadığı vurgulanmaktadır:
“Uzak doğu sporlarının bayanlara biraz daha uzak geldiğini hissetmeleri nedeniyle olabilir çünkü
sempati duyan bayanlar biraz azdır. Bayan sporcumuz çok ama yönetici vasfında biraz az.” (Genel
Sekreter-Erkek)
“Birçok kadın boksu vahşi bir spor olarak görüyor. Vahşet diyorlar ama vahşi bir spor olmadığını
biz her fırsatta söylüyoruz. Bu sporu tanıyanlar yönetici de sporcu da olmak isterler.” (Federasyon
Asbaşkanı-Erkek)
“Yani bazı branşlarda temsil etmeleri tabi çok kolay değil özellikle güce dayalı boks olsun güreş
olsun tekvando judo gibi sporlarda fazla kadın sporcu da olmadığı için dolayısıyla yönetici olarak
orada yer almaları doğal olarak fazla olmuyor.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
95
Spor federasyonlarında yapılan yönetim seçimlerinde oy kullananların büyük bir oranının kulüpler
oluşturmaktadır. Kadınların seçimlere girebilmelerinde ve oy toplayabilmelerinde bu kulüplerin
içerisinden gelmeleri önemli bir etken olabilir. Bütün bunlar dikkate alındığında, kadınların spor
kurumlarında yönetici olmalarında sporcu, antrenör ve hakem olmalarının ve spor kulüplerinde
yöneticilik yapmalarının önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki alıntılarda kadınların
yönetici olabilmeleri için spor kulüplerinde yer almalarının önemi belirtilmektedir:
“Yönetim kulüplerden gelmekte, dolayısıyla yerinden yönetim dediğimiz öncelikle kulüplerde
bayan yöneticilerin sayısının artması oradan bu tarafa gelmeleri daha kolay oluyor.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
“Kulüplerin yapısında da kadın yönetici çok fazla yok. Sonuçta yöneticileri yönetime alırken belirli
bir çalışma yapıyorsunuz ama aslında kulüplerin üyelerinden alıyorsunuz. Şu ana kadar da hiçbir
kulüp bizim şu bayan üyemizi değerlendirin diye bir talepte bulunmadı.” (Federasyon BaşkanıErkek)
Bazı spor yöneticileri spor kurumunda yer alanların kültür seviyesinin düşük olduğunu ve bu
durumun kadınların kurumda rahat hareket edebilmelerini engelleyeceği görüşündedirler:
“Birçok spor branşında spor yapanların ve maalesef yönetenlerin de büyük bir kısmının kültür
seviyesi dört dörtlük diyemeyeceğim. Bu işi okulunda okuyup da yöneticilik yapmayan,
hasbelkader o işin içinde olup yönetici olmuş birçok insan var. Bunlarla kültür seviyesi yüksek
bir bayanın kumaşları pek uyuşamayabilir. O yüzden de mutlu olamayabilirler.” (Federasyon
Asbaşkanı-Erkek)
“Bayanlara bakış farklı Türk toplumunda. Bunu yüzdelersek yüzde otuz iyidir, yüzde yetmiş
olumsuzdur. Bu yüzde yetmiş olumsuzluk bizim camiamızda biraz fazladır diyebilirim açıkça ve
mertçe çünkü biz bu sporu kültür seviyesi çok yüksek olmayan taşra çocuklarıyla, sokaktaki
çocuklarla yapıyoruz.” (Federasyon Asbaşkanı-Erkek)
Alt tema 2: Toplumda egemen olan toplumsal cinsiyet ilişkilerinde kadına yüklenen rol ve
sorumluluklar
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin büyük bir bölümü, kadınların yönetim kademelerinde yer
almamasının nedenini toplumsal yapı bağlamında değerlendirmektedir. Spor yöneticilerine göre
Türkiye’de hakim olan ataerkil toplum yapısı, kadını ev içi alanla tanımlamakta ve kadın çalışsa
bile öncelikli işi ev içi sorumlulukları olmaktadır. Bu nedenle kadınlar kamusal alanda çok fazla
96
yer almamaktadırlar. Spor yöneticileri de bu bağlamda spor kurumlarındaki kadının konumunun
genel olarak kamusal hayattaki konumundan farklı olmadığına hatta ilişkili olduğuna işaret
etmektedirler:
“Gençlik ve Spor il müdürlüklerinde de göremezsiniz. Şube müdürlerine bakacaksınız. Şube
müdürlerinin hemen hemen hepsi erkek. İl müdürlerini boş ver orada mühim olan spor şube
müdürleri veyahut şube müdürleri. Şube müdürlerinin çoğu erkek ama dediğim gibi bu sadece
sporla alakalı değil. Bu genellikle Türkiye’nin kültürüyle de alakalı. Eğitimimizle, sistemimizle.”
(Genel Sekreter-Kadın)
“O biraz bizim erkek egemen toplum oluşumuzdan kaynaklanıyor. Kadınlarımız kendi
özgürlüklerini çok geç elde etmişler. Hala da özgür oldukları tartışılır. Böyle bir patlama falan da
yapmamışlar. Erkeklerin de bunda tabi suçu büyük, ben bunu kültürel yapımıza bağlıyorum.”
(Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bir düzen oluşmuş. Erkek egemenliğinin olduğu, aile reisi erkektir denen bir toplumda
yaşıyoruz. Bu psikolojiyi erkekler üzerinden atamadığı sürece kadınların da kendilerini rahat
hissetmeleri çok kolay değil.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Genel sekreterler devletten geliyor. Türkiye’nin imajını gördüğünüz zaman bıyıklı erkek
hegomanyasındalar özellikle de devlette bu böyle.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Bunu bir ülke sorunu olarak düşünüyorum. Bu ülkede kadınlara yeterince yer verildiğini
düşünmüyorum.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Türkiye’nin bakış açısı. Henüz daha şeye ulaşmadık yani eee bir kurumu bir yeri kadın idare
edebilir zihniyetine ulaşamadık. Güvenmiyor henüz kadına.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Din etkiliyor işi. Bizim dinimizde yani şu anda her an görüyoruz, gazetelerde, televizyonlarda.
Anadolu’da malesef kadını ikinci plana atmaya çalışan bir zihniyet var. Bu zihniyet beş yüz, altı
yüz yıldır çözülemedi yani.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bu herhalde toplumsal bir olay. Kadınları buralara kanalize etmek çok zor. Her alanda kadınlar
yönetime katılmada yeteri kadar değildir, siyasette de öyledir. Yerel yönetimlerde de öyledir.
Maalesef sivil toplum örgütlerinde de yeteri kadar katılınamamaktadır.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Toplumun genel yapısı. Siyaset işte, mecliste kaç tane bayan milletvekili var? Kaç bakan, kaç
müsteşar var? Kaçı kadın? Bu da genel zihniyeti gösterir, bakış açısını(Genel Sekreter-Erkek)
97
“Eeee hiç böyle kadın erkek olarak ayrım yapmaktan da hoşlanmam. Feminist de değilim ama
görünen o. Sadece sporda değil politikada da öyle. Hep daha az temsil ediliyor kadınlar. Yani
öyle bir şey ki biz %50 %50‘yiz dünya üstünde, garip bir şey ki çok az temsil ediliyoruz.
Kadınları bazen erkek temsil ediyor komik bir şey.” (Orta düzey yönetici-Kadın)
Kdın genel sekreter: Kadınlar GSGM’de hiç temsil edilmiyorlar. Yani hiç derken bu kadar bayan
sporcu varken, yüz binlerce bayan sporcu var, en azından bir tane genel müdür yardımcısı veya
daire başkanı, hani genel müdür olmayabilir ama o da olabilir. GSGM’de çalışan kadınların en
yüksek titresi olan şube müdürü, onun üzerinde yok.
Araştırmacı: Neden bu böyledir? Neden bu kadar azlar?
Kadın genel sekreter: Bence siyasi sorundan kaynaklanıyor çünkü meclise baktığın zaman da
aynı sorunu yaşıyoruz. Kadın üyelerin sayısı parmakla sayılacak şekilde. Sporda bayanların
kesinlikle ve kesinlikle yönetici sıfatında çok daha fazla olmalarını tercih ediyorum.
Erkek spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu, spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların az sayıda temsil edilmelerinin nedeninin kadınların ev içi sorumluluklarının her zaman
öncelikli olmasının olduğunu düşünmektedirler. Kadınların ev içi sorumluluklarının erkeklere
nazaran fazla olması, hatta birçok spor yöneticisine göre ev içi sorumlulukların kadına ait olması,
kadının kamusal alanda sınırlı bir zamanda ve sınırlı bir biçimde yer almasına neden olmaktadır:
“Tabii ki erkeklere tanınan fırsatlar aynı şekilde bayanlara da tanınmaktadır. Her türlü fırsat
onlara da verilmektedir. Fakat nihayetinde kadın yöneticilerin en önemli şeylerinden birisi anne
olması, tamam biz erkek yöneticiler de babayız ama kadınların sorumluluğu daha fazla oluyor.
Bizim bir takım yerlere gidip gelmemiz, bir hafta 15 gün, yurt dışına çıkma durumlarımız oluyor
ama kadın yöneticilerin evde bekleyen ailesi var. Çocuklarından uzak kalmasında biraz daha
dengesizlik oluyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Toplumun gerçekleri var. Türkiye’nin gerçekleri var. Bayanlar daha rahat daha özgürce hareket
edemiyorlar. Seyahat edemiyorlar, görevlere gidemiyorlar. Sabah işinde yönetici bayan, akşam
evde çamaşırı, bulaşığı var. En büyük yönetici olsa en fazla ne kadar alabilir ki bakıcı tutamıyor,
temizlikçi tutamıyor, aşçı tutamıyor, evinde bir görevlisi yok. O aynı zamanda mesaisi bittikten
sonra evinin hizmetçisi, gidip evinde çocuklarına bakıyor, eşine yemek hazırlıyor, evdeki
görevlerini de tamamlıyor. Dinlenebilirse dinleniyor. Sabahleyin tekrar mesaisini yapıyor.”
(Genel Sekreter-Erkek)
“Kadınlar en azından anne, yani olayın aile boyutu var. Çocuk büyütüyorlar, aile yapısı içinde
ataerkil bir yapıda olduğumuz için erkek çalışır, kadın aileyi yürütür, yönetir düşüncesi ile. Bizim
yaptığımız işleri yapamıyorlar. En başta anne oldukları için gelemiyorlar.” (Genel SekreterErkek)
98
“Kadınların sorumlulukları erkeklere göre farklılıklar arz ediyor. Yani ev, çocuk, eşleri ile ilgili
kendilerine düşen sorumluluklar var. Buralara kanalize olan bayanların bazen 24 saat çalışması
gerekiyor. Dolayısıyla buralara zaman ayırmaları kendileri açısından sıkıntı yarattığını
düşünüyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Kadınların bir takım güçlerden yoksun olduklarını tahmin ediyorum, özellikle siyasal güç.
Erkekler daha çok aktif olarak siyasetin içerisinde rol alabiliyorlar, çevresel faktörlerinden dolayı,
tanıdıklarından dolayı, eşinden dostundan dolayı, daha çok aktif olabiliyorlar. Dışarıda
olabiliyorlar ama özellikle evli bayanlar yapamıyorlar. Ev sorumluluğu çocuk sorumluluğu,
çocukların okul sorumluluğu. Bunlar olduğundan dolayı çok fazla dışarıda bulunamıyorlar.”
(Genel Sekreter-Erkek)
Bir genel sekreter kadın çalışanların toplumsal cinsiyet rol ve sorumlulukları hakkında ne
düşündüğünü örnekleyerek anlatmaktadır:
“Ben bir espriyle cevap vereyim: Halk eğitim müdürüydüm. O problemlerle çok karşılaştım. 80’e
yakın bayan öğretmen vardı. Her dönemde bana üç dört tanesinin hamilelikleriyle veya
çocuklarıyla ilgili sorunlar geliyordu, izindi rapordu okullar boş kalıyor. Hemen sezon başında
seminerde dedim ki kesinlikle evlilik yok dedim, öle şey yok düğün dernek de yok. Yasaklıyorum
dedim. (güldü).” (Genel Sekreter-Erkek)
Bir kadın spor yöneticisi erkek yöneticilerin kadınların evdeki sorumlulukları konusunda
takıldıklarını ve bu nedenle kadınların verimsiz olabileceklerini düşündüklerine inanmaktadır:
“Mutlaka daha çok sorumluluğu olduğu için ama iş hayatında da hani idareci sınıfı evde neyle
boğuştuğumuzla pek ilgilenmez. Erkek de bir şekilde sorumluluklarını yerine getiriyor ama daha
çok bu noktada işverenlerin, yöneticilerin takıldığını düşünüyorum yani kadınların daha verimsiz
olabileceğini düşündüklerine inanıyorum.” (Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
Evli kadınların kocalarının ev içi sorumluluklarına öncelik vermelerini istedikleri ve kadınlara
destek olmadıkları da vurgulanmaktadır:
“Ülkemizde maalesef bayanlar üniversiteyi bile bitirse, hemen evlenip çoluk çocuk sahibi
olmanın hayalini kurarlar. Eşleri de bu konuda yardımcı değil, eşler de istiyor ki, eşinin halbuki
çok iyi bir eğitimi var çok iyi bir misyonu var, çok iyi bir becerisi var, eşim bu alanda yürüsün
gitsin demiyor da erkeğin kariyeri birinci planda tutuluyor evliliklerde. Dolayısıyla kadın kendini
direk anneliğe yönlendiriyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
99
“Türkiye’de bayan olmak çok zor. Türkiye’de ben kendi dairem olmak üzere erkeklerin %90’ı evi
otel olarak görüyor. Gideyim geleyim, yemeğim hazır, çamaşırım hazır, kendisi banyo yapıyorsa
yapıyor.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Bir de bayanların belli bir yaştan sonra çocuk, eş olayı var onlar da tahmin ediyorum
desteklemiyor. Eşleri desteklemesi lazım, çocuk olayı oluyor, belli bir zaman ayırmamız lazım
buna o zamanı ayıramıyorlar.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bayanlar daha serbest hareket edemiyor noktasında ben hem fikirim. İşte evli bir bayan masa
tenisi ile uğraşacak, belki eşi izin vermeyecek, belki hayat şartları izin vermeyecek çünkü ailede
erkeğin rolü ile kadının rolü bizde farklı.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Kadınların toplumsal sorumlulukları çok fazla biraz da haksızlık yapıyoruz kadınlara çünkü
kadınla erkek aynı işte çalışıyor ama eve gittiği zaman bütün işleri kadınlar götürüyor.
Dolayısıyla kadınlara bu işler biraz zor geliyor. Erkeğin işi önceliktir, kadının işi daha ikinci
plandadır. Bu da kadının federasyonlarda veya diğer kurumlardaki rolünün küçük olmasına sebep
veriyor.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Örneğin bir federasyon başkanı, başka bir federasyonun kadın başkanının erkeklerden daha aktif
ve güçlü olmasını ailesinden ve eşinden aldığı güce bağlamaktadır:
“Mesela yelken federasyonu başkanı bir bayan. Erkekten daha fazla aktiftir, daha güçlüdür ve
dediğini de yaptırabilir ama daha ziyade ailesinden, eşinden almış olduğu güçten geliyor bu.”
(Federasyon Başkanı-Erkek)
Aşağıda alıntıları sunulan erkek spor yöneticileri kadınların evlenip çocuk doğurmalarının
yönetici olduklarında görevlerini aksatmalarına neden olduğunu ileri sürmektedirler:
“Niye kadını idareci yaptın? Doğum yapıyor bir sene gidiyor. Hastalığı bitmiyor. İdareci
sorumluluğunu kolay kolay terk etmemesi lazım ki kurumunda aksaklık olmasın. Her üç beş
yılda bir sene uzaklaşan insanda şurada aksaklık olmaz mı? 15 gün yıllık izin alıyorsun, aksaklık
oluyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bir bayanın evlenmiş olması en büyük handikabı oluyor. Sebebine gelince erkeğin konumu ile
kadının konumu farklı çünkü bir çocuğu olduğu zaman erkek için fazla mühim değil ama
kızcağızın en az iki sene o çocuğu büyütmek için evinde oturması lazım, ona süt vermesi lazım.
Bu da onun idareciliğini kısıtlıyor. Tabi ben demiyorum, evlenmesinler veya çocukları olmasın
ama neticede o bayanların da kısa zamanda genç yaşında, böyle bir evlilik hayatı ile idareci
olacağını düşünen insanların bunu biraz daha uzatmasında bence yarar var çünkü hakikaten
Türkiye’nin bayanların idareciliğine ihtiyacı var.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
100
“Bayanların yükselmesini engelleyen annenin doğurganlık özelliği var. En azından 1,5-2 yıl anne
ve çocuk arasında geçiyor. İdareci konumundaki bir bayan meslektaşımızın çocuk doğurması ne
kadar doğru olur?” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
Araştırmaya katılan spor yöneticilerine göre, spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların olmamasının en önemli nedenlerinden birisi de, yukarıda sunulan nedenlerle ilintili
olarak, kadınların yönetici olmayı istememeleri, yönetici olmak için herhangi bir talepte
bulunmamalarıdır. Örneğin, bazı erkek spor yöneticileri kendi kurumlarının yönetim
kademelerinde kadınlara görev vermek istediklerini fakat kadınların görevi istemediklerini ya da
kadınlar talep ettiklerinde o pozisyonlarda yer alabileceklerini belirtmektedirler:
“Üst düzey yöneticiler ya da şirketler kadınları çalıştırmak için kendileri çaba sarf ediyor.
Kadınların biz girelim de şunları olalım gibi bir çabaları yok. Biraz da acaba kadın mizacından mı?
Kadınlar erkekleri kendilerinden daha mı güçlü görüyor?” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bayanların bence en büyük sıkıntısı evlendikten sonra sporu bırakmaları. Belli bir seviyeye
geliyor ama evlendikten, çoluk çocuğa karıştıktan sonra sporu bırakıp gidiyor. İstiyoruz
yöneticilik pozisyonuna gelsin, teknik kurul başkanı olsun. Yani kendilerinden bir talep gelmesi
lazım ki olacak.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kendilerini yeterli görüp talep edecekler. Şu anda GSGM’de şef, memur, müdür kadrolarında
olan arkadaşlarımız performanslarını daha yukarı taşımak için talep edecekler. Profesyonel
yönetici olarak kendilerini hazırlayacaklar. Talep eden arkadaşlarımız olsa idi ki, yukarıya
kendilerini taşıyabilirlerdi.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kadınlarımızın biraz medeni cesaretlerinin olmayışından, bu işlere aktif bir şekilde görev alma
isteklerinin olmayışından kaynaklanıyor. Aksi takdirde yönetici olmaları ile ilgili hiçbir yasal
engel yok.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bayanlar federasyonda her hizmeti yapabilir yeter ki azmetsinler, kararlılık göstersinler
çalışsınlar.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Aslında biz çok istedik bir bayan yönetici olsun çok istedik ama bayanlardan kano ile
ilgilenecek olup da bu işe bu kadar zaman ayıracak bayanı bulamadık. Yönetim kurulumuza
teklif ettiklerimiz oldu. Birçoğu çok fazla zaman ayıramayacağını ifade ederek bu görevi kabul
etmediler açıkçası.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“Kadınlarımız daha evcil yapıya sahipler, çocukları ile evi ile daha haşır neşir olmak istiyorlar.
Kadınlar daha evcil olduklarından dolayı görev almıyorlar gibi geliyor bana. Kendileri müsait
olmuyorlar diye düşünüyorum. Yoksa boksta talep olmadı, bayan boksu var yıllardır. Hiçbir
101
kadın ben yönetim kuruluna girmek istiyorum, bana şurada görev verin gibi bir talepte
bulunmadı.” (Federasyon Asbaşkanı-Erkek)
Spor yöneticileri kadınların kariyerleri için bir hedef belirlemediklerini ve spor kurumlarında
yönetici olmak için mücadele etmediklerini de söylemişlerdir:
“Bence hedef olarak bu görevleri seçmediklerinden oluyor. Bayanlar genel sekreter olayım diye
bir çalışma veya mücadele içinde değiller.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Federasyonlarda seçim çok meşakatli oluyor. Bir bayanın onu yapabilmesi için çok uğraşması
lazım, çok fedakarlık yapması lazım. O anlamda biraz belki tercih edilmiyor olabilir. Ya da göz
yemiyor olabilir. Bununla uğraşırsam da yapamam yani onu sağlayamam gibi.” (GSGM üst
düzey yönetici-Erkek)
“Spor bugüne kadar hep erkek yöneticilerle devam etti. Genel müdür yardımcıları arasında hiç
bayan yok. Üst kademede bir hedefleri olmadığı için, ilerisi için kendilerine hedef koyamadıkları
için düşünmüyorlar.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Hanımların bu işlere sıcak bakmadığından olduğunu düşünüyorum. Buralarda pek olmak
istemediklerinden zannediyorum çünkü onların böyle bir istekleri yok ki. İsteği olan bir kadının
bunu başarabileceğini zannediyorum. Spor çeşitleri var, mesela halter, vücut geliştirme, bilek
güreşi olsun, kuvvet sembolü sporlardan çekiniyorlar ama bunu yapan hanım sporcular da var.
Çekinmemeleri gerek. Mücadele etmeleri gerekir diye de düşünüyorum.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Zannediyorum kadınlar erken pes ediyorlar. Küçük bir sorun karşısında dayanıksız oluyorlar
diye düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Erkek)
Araştırmaya katılan kadın spor yöneticileri de kadınların mücadele etmesi gerektiğine vurgu
yapmaktadırlar:
“Türkiye’de kadınlar geldikleri yeri mücadele ile almamışlar. Kadınlara Türkiye’de yer hediye
olarak verilmiş. Yer hediye olarak verildiği için hani kimse onun şeyinin (kıymetinin) farkında
değil. Bizim kadınlarımız da hani çekilmeyi tercih ediyor, yoksa çıksa birisi ben bunu yapacağım
dese kimse ona niye yapıyorsun demiyor. Yeter ki çıkıp ben bunu yapacağım desin.” (Federasyon
Başkanı-Kadın)
“Sorumluluk verilmez alınır. Kadınların da bu konuda çok girişimci olmadığını düşünüyorum.
Yani ben bir sene önce çok farklı bir iş yapıyordum, mutlu değildim ve ben bu işi yapabilmek
için eğitim aldım. Benim hareket etmemle hani evren de bana hareket etti. Bir çabayla..
(Kadınların) nasıl olsa olmaz diye yaklaştığını düşünüyorum. Yoksa çok başarılı sporcular var,
102
benim üniversitedeki sınıfımda da çok başarılı sporcular vardı akademik olarak kendini
geliştirmiş fakat hani çok az sayımız.” (Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
Aşağıda alıntısı sunulan kadın genel sekreter kendisi ile birlikte kurumda göreve başlayan 40
kadından
sadece
iki
kişinin
genel
sekreterliğe
kadar
yükselebildiğini
söylüyor.
Yükselemeyenlerin kadın olmalarında kaynaklı olabilecek sorunlarına değinmezken kendisinin
çabasını vurgulamaktadır. Kendisi taşra teşkilatlarında il müdürlüğü sınavında başarılı olduktan
sonra atamasının yapılması için genel müdürlüğe dilekçe yazmış ve sonrasında ataması
gerçekleştirilmiş:
“Ben kendimi ifade eden bir dilekçe yazmıştım. “Yani ben böyle şöyle şu işlerde çalıştım şunu
yaptım. Eğer takdir ederseniz. Ben şu an bilgilerimin zirvesindeyim ve federasyona genel
sekreterlik yapmak istiyorum. Takdir ederseniz” diye bir dilekçe vermiştim ve herkes çok
şaşırmıştı niye böyle bir şey yaptım diye ama 15 gün sonra benim atamamı yaptı genel müdür.
Biraz da insanın kendisine bağlı sanırım.” (Genel Sekreter-Kadın)
Araştırmaya katılan erkek spor yöneticilerinin çoğunluğu, spor kurumlarının yönetim
kademelerinde kadınların az sayıda temsil edilmesinin nedenlerini araştırmaya katılan erkek spor
yöneticilerinin çoğunluğu kadınların ev içi sorumlulukları, evlenmesi ve anne olması bağlamında
değerlendirip kadınların bu nedenlerden ötürü yönetici olmayı istemediklerini düşünmektedirler.
Spor yöneticilerinden beklenen özelliklerin ve spor yöneticisi olmanın zorluklarının tartışıldığı
temada, spor kurumlarında, özellikle yurt içi ve yurtdışı seyahatlerin çokluğu ve çok fazla zaman
gerektirmesi nedeniyle yönetici olmanın çok zor olduğuna yönelik görüşler sunulmuştu. Bu iki
nokta birlikte ele alındığında kadınların toplumsal cinsiyet rol ve sorumluluklarından dolayı
yönetici olmayı talep etmediklerini düşünen erkek spor yöneticilerinin bu görüşlerinin altında
yatanın spor yöneticiliğinin kadın için çok zor bir iş olduğu görüşü olduğu anlaşılmaktadır. Bu
noktada spor yöneticiliğinin bu zorluklarının ve görevin gerekliliklerinin kadın yöneticiler
tarafından nasıl algılandığı önemli görünmektedir. Araştırmaya katılan bazı kadın yöneticiler spor
kurumlarındaki yöneticilik görevlerinin yurtdışı görevlendirmelerin dışında kalan görevleri de
kapsadığını
belirtirlerken
bu
görevleri
kadınların
erkeklerden
daha
iyi
yaptıklarını
vurgulamaktadırlar:
“... inan böyle bir görev için kadınlar çok daha uygun. Niye diyeceksiniz? Bu görev çok titizlik
isteyen bir iş. Yani zamanla yarıştığınız bir şeyi atladığınız zaman geri dönüşü olmayan yurtdışı
103
organizasyonlarında özellikle konular oluyor erkek arkadaşlarımızın daha rahat ve
atlayabileceklerini düşünüyorum ama kadınlar yapmaz. Yani yapmayacağını düşünüyorum.”
(Genel Sekreter-Kadın)
Yukarıda alıntısı sunulan kadın genel sekreter erkek yöneticilerin kadın yöneticiler için sorun
olduğunu düşündükleri “zaman sorununu” kendisinin çözebildiğini belirtirken, erkeklerin bir
kadın gibi mesai saatleri dışında çalışmayacaklarını da iddia etmektedir:
“Ben cumartesi pazar ya da gece 8-9-10’a kadar o iş bitene kadar hiç personelsiz yani bir
personelle çalıştığımı biliyorum ama erkek kolay kolay bu tip şeyi yapmaz. Kadının şöyle bir
dezavantajı da var: ülkenin sosyo-ekonomik, sosyal kültürel yapısı derken burada çalıştıktan
sonra eve gidip çocuğuyla ilgilenmek zorunda ,yemek yapmak zorunda, evi temizlemek
zorunda.” (Genel Sekreter-Erkek)
25 yıldır GSGM’de çalışan bir kadın genel sekreter 10 yıl basın ve halkla ilişkiler biriminde
çalışmış. Daha sonra şef ve uzman olmuş: “Ondan sonra şef oldum. Sindirerek her şeyi öğrenerek
hakkımla ve keyifle basmakları yavaş yavaş tırmandım daha sonra uzman oldum.” 2000 yılında
yapılan sınav sonucunda genel sekreter olmuş. Aldığı her kadroyla görev ve sorumluluğunun
arttığını söyleyen genel sekreter, şu anda mesleki olarak en donanımlı ve olgun olduğu bir
dönemi yaşadığını da ekliyor. Kariyerinde geleceğe yönelik hedefleri sorulduğunda, idari olarak
daha iyi bir pozisyonu hak ettiğini fakat Türkiye koşullarında bunun mümkün olamayacağına
işaret ediyor: “Başından beri idari anlamda hedeflerim daha büyük ve o kapasiteye de sahip
olduğumu düşünüyorum. Bu konuda hiç mütevazı olmayacağım. Yani toplasanız üç beş kişiden
biri olduğumu düşünüyorum ama Türkiye’de şartlar böyle değil. İstediklerimle hedeflerimle
alabileceklerimin örtüşeceğini sanmıyorum.” Bu nedenle bir süre daha memuriyetini devam
ettirmek istediğini belirtirken, bu isteğinin nedenlerini de açıklıyor: “Bundan önce çalıştığım
federasyonda yoğun bir talep oldu başkan olmam konusunda ama Türkiye şartlarında idealist
olamıyorum, çocuklarım var, fahri bir görev. Çok zaman ayırmanız gerekiyor, o bir tarafa.
Ekonomik olarak da başkanın güçlü olması gerekiyor. Ben memurum, ekonomik olarak güçlü
değilim. Ekonomik olarak güçlü olmadığım bir yerde de çok başarılı olacağımı düşünmüyorum.
Dediğim gibi gelecek kaygısıyla, iki tane çocuğum var. Şu anda onlarla ilgili olarak paraya
ihtiyacım var ve bu şekilde bir süre daha çalışmam lazım sonrasını belki keyif için ilerde olabilir
yine de her şeye rağmen.”
104
Alt tema 3: Erkekler kadın yönetici istemiyor
Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde yer alamamalarına yönelik yukarıda sunulan
alt temalarda ele alınan nedenlerle ilintili olmakla birlikte, araştırmaya katılan spor yöneticilerinin
bazıları yönetim kademelerinde erkeklerin tercih edildiğini belirtmektedirler. Bazıları bu durumun
bir cinsiyet ayrımı olduğunu söylemekte, bazıları erkeklerin kadınları istemediklerini ifade
etmektedir.
Aşağıda alıntısı sunulan erkek spor yöneticisi sporda kadın yöneticiye karşı olduğunu çünkü
yöneticilik görevinin kadınlara uygun olmadığını söylemektedir:
“Valla sporda kadın idareciliğe karşıyım, bu iş erkek işi çünkü kadınlar belirli bir topluma
hükmediyorlar ama erkekler her tarafa hükmedebiliyorlar. Her yükün altına kafasını sokabiliyor.
İkili görüşmelerde, tesis konusunda, muhasebe konusunda, birçok şeyde çekingenlik
gösterebiliyorlar. O yüzden kadınlara diyorum ki bu iş size göre değil. Kadınlar genelde büro
işlerinde başarılı olabilirler ama dışarıdaki ortamda zannetmiyorum çünkü bizim işimiz dışarıda,
büroda yönetmek değil. Kadınların dışarıdaki çalışmalarda sıkıntıları olabiliyor. İşte şimdi kadın
önce işini sonra evi. Biz hep işimiz hep işimiz diyoruz ev ikinci planda kalıyor çünkü evdeki
işleri yapan birisi var. Ona güveniyoruz. Şimdi bir toplantı oluyor, 5 ya da 6 gün evinden
uzaklaşabiliyorsun. Bir kafile milli takım misafiri oluyor. Evinden uzaklaşıp gidebiliyorsun ama
kadın bunlarda sıkıntı doğurabilir.” (Genel Sekreter-Erkek)
Bir diğer spor yöneticisi kadın yöneticiye karşı olduğunu söylememekle birlikte kadınların başarısı
konusunda endişeleri olduğunu belirtmektedir:
“Şimdi eşit rekabet edebilme şansları var ama başarı oranları ne olur derseniz o biraz tartışılır
tabii ki. Yani sadece kadın olduğu için ikinci plana atılacağı düşüncesi yok bence ama başarabilir
mi endişesi olabilir. Toplumun genel kültür ve yapısı açısından. Eğer bu endişeyi ortadan
kaldırabilecek yeteneğini ortaya koyarsa o bayan kazanabilir”. (Federasyon Başkanı-Erkek)
Aşağıdaki alıntılarda spor kurumlarında önceki temalarda sunulan nedenlerden dolayı erkek
yöneticinin tercih edildiği görüşleri yer almaktadır:
“Yani atanacak kişiyi seçecekler genelde erkekten yana oluyor. Bizim geleneğimizde mi var
Anadolu kültüründe mi geliyor kadın bu işi beceremez üstesinden gelemez! Yönetici dediğimiz
zaman dirayetli, karşı tarafa hükmünü geçirebilecek birisi diye erkeği tercih ediyorlar.” (GSGM
orta düzey yönetici-Erkek)
105
“Mesela daire başkanlığına veya daha üst düzeydeki görevlere bir bayan gelememiştir. Yeterli
olmadığından değil tercih edilmemişlerdir. Erkek hakim olan bir kurum. Siyasi tercihler bir
faktör olabilir, ikincisi erkek yöneticilerin bazılarının bayan yöneticilerle çalışmak istememesi,
kendilerinden kaynaklanan, benim diyemediğim, değerlendirmek istemediğim sebeplerden
dolayı, böyle bir yaklaşım olabilir.” (GSGM üst düzey yönetici-Kadın)
“Bir yerin iki adayı varsa erkeği tercih etme biraz daha önde olabilir. Eğer bayan evlendiyse,
çocuğu olduysa bu onun için önemli bir ayak bağı. Örneğin altıncı aydan sonra çocuğa bakacak
işte çocuk büyütecek. Bu bir yöneticide sıkıntı yaratabilir diye düşünülebilir.” (Genel SekreterErkek)
“Sporu şu anda tamamen erkekler yönetiyor. Bu da çok yanlış bir şey. Ben hep istiyorum
federasyonların yönetim kurullarında bayanlar da olsun. Bence bu cinsiyet ayrımı çok kötü ve
bilerek yapılan bir şey, onu da söyleyeyim.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“Yani her şeyden önce kadın olmaları bazı üst yöneticileri düşündürüyor. Kadın beceremez,
kadın ev işi yapar, akşamları gider yemek hazırlar, kocasına bakar, çocuklarına bakar.” (GSGM
orta düzey yönetici-Kadın)
“Her spor teşkilatı devlete bağlı olduğu için, sınavla gelinen kariyer meslekli sınıflar hariç, politik
tercih olur. Politik tercihlere de erkekler daha fazla giriyor, daha çok yakınlar ve daha çok tercih
ediliyorlar.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
“Bayanlar yapıları itibari ile daha duygusal, daha hassas oldukları için daha kolay
yıpranabiliyorlar. Belki onun için bayan yönetici az tercih ediliyor, bayanların kırılmaması için
rencide olmaması için.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bayanların hayattaki veya başarıdaki payı bizler tarafından önleniyor.” (Federasyon BaşkanıErkek)
Beden eğitimi ve spor bölümü mezunu genç kadınların spor alanının her kademesinde yer almasını
düşünen bir genel sekretere göre, kadınların yeterince temsil edilmemesinin nedeni ataerkil olan
Türk toplumunda kadının başarılı olmasının erkeklere aşağılık kompleksi yaşatmasıdır:
“Türk toplumu ataerkil bir toplum, yani kadınların çalışması fazla aktif olması, başarılı olması,
eğitim olarak kültür olarak yeterli olmayan Türk erkeklerine aşağılık kompleksi getiriyor. Başka
bir şey değil.” (Genel Sekreter-Erkek)
Kadınların başarılı bir yönetici olabileceklerine inanmayan bir erkek genel sekreter, iyi bir
yönetici olduğunu düşündüğü bir milli kadın sporcunun dışında herhangi bir kadın yöneticinin de
106
bulunmadığını belirtmektedir. Kadın sporcunun idareciliğini de iyi bir sporcu olmasına
bağlamaktadır:
“Mesela .... .... okçulukta bir numara. Aynı zamanda idareci. Hem idarecilik yönü gelişmiş hem
de sporcu yönü gelişmiş. işte böyle insanlar da nadiren ortaya çıkıyor. Çok nadir kaç tane var
öyle .... .... gibi idareciliği süper ve spor hayatı da süper bitmiş bir bayan arkadaşımız? Başarısı
nereden geliyor, sporu iyi bildiği için geliyor. Sporun her şeyi yaşamıştır, zorluklarını,
güçlüklerini her şeyi yaşayıp görmüştür. Kaç kişi o seviyeye gelebiliyor? Bayanlar işte o yüzden
azınlıkta kalıyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
Spor kurumlarının yönetim kademelerine erkeklerin tercih edilmesini ve erkek yönetici sayısının
fazla olmasını kadın ve erkeği yönetim kademlerine gelebilmede eşit koşullara sahip olamamaları
olarak yorumlayan spor yöneticileri de vardır:
“Mutlaka yani tercih açısından bir yerde eşitlik kavramından bahsetmek çok zor.”(GSGM orta
düzey yönetici-Erkek)
“Eşit rekabet edemiyorlar çünkü zaten oraya gelirken eşit koşullarda değiller. Oradayken de eşit
koşullarda olamazlar tam olarak. Tercih genelde erkekten oluyor tabi ki.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Eşit şartlar tanındığına inanmıyorum. Eşit şartlar tanınmadığı için de bayan idarecilerin çok az
olduğu ortaya çıkıyor.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bizim ülkemizde bayanlarla erkeklerin hiçbir alanda rekabeti söz konusu olamaz bence çünkü
bir kere spor gözüyle bakarsak 1-0 maça yenik başlıyorlar.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“Kadınların biraz daha geri kaldığı rekabet ortamında eşit bir şekilde mücadele etmediklerini
söyleyebilirim.” (Genel Sekreter-Erkek)
Alt tema 4: Kadın ve erkek yöneticiler farklı
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin kadınların spor kurumlarında yeterince temsil edilip
edilmediğine yönelik görüşlerine bakıldığında, spor kurumlarının sayısal ve kültürel olarak erkek
egemen kurumlar olduğu, spor aktivitesinin erkeklikle özdeşleştirildiği, ev içi sorumlulukları
nedeniyle kadınların yöneticilik görevlerini erkekler kadar rahat yerine getiremeyecekleri ve bu
nedenlerden ötürü spor kurumlarında yönetici olarak erkeklerin tercih edildiği görüşlerin hakim
olduğu gözlenmektedir. Bu görüşler araştırmaya katılan spor yöneticilerinin kadın ve erkek
107
hakkında bazı toplumsal cinsiyet farklılıklarına yönelik kalıp yargılara sahip oldukları sonucunu
ortaya çıkarmaktadır. Spor yöneticilerinin kadınlık ve erkeklik tanımlarını öğrenmeye yönelik
doğrudan sorulan bir soru olmamakla birlikte bazı soruların cevaplarında bulunan kadınlık ve
erkeklik tanımlarına yönelik veriler dikkat çekmektedir. Örneğin, aşağıdaki federasyon orta
düzey kadın yöneticinin de belirttiği gibi farklılık hep kadınlar üzerinden kurulmaktadır:
“Erkek yönetici yıllardır yüzyıllardır, hani erkekler hep böyle yüksek pozisyonda olduğu için
erkek yönetici insanlarda farklı bir algı oluşturmuyor ama kadın olduğu zaman farklı bir algı
oluştuğunu düşünüyorum.” (Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
Görüşmelerde kadınlık ve erkeklik tanımları daha çok sporculuk ve yöneticilik üzerinden
gerçekleştirilen yorumlarda ortaya çıkmıştır. Projenin temel amacı kadın yöneticiler ile ilgili
olduğu için kadın ve erkek farklılığının yöneticilik pozisyonlarında nasıl algılandığına yönelik
alıntıların bu alt temada sunulması tercih edilmiştir.
Spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu kadın ve erkek yönetici arasındaki en büyük farkın
kadınların sahip olduğu duygusallık olduğunu ve bu durumun kadının doğası ile ilgili olduğunu
söylemektedirler. Duygusallık erkekliğin temel özelliklerinden biri olan rasyonellik karşıtı olarak
kurgulanmaktadır:
“Bayan yöneticiler daha duygusal bakıyorlar, erkek yöneticiler daha mantıksal bakıyorlar.”
(Genel Sekreter-Kadın)
“Kadın yöneticiler bazen kaprisli olabiliyor. Bizler gibi düşünmeyebiliyorlar. Bu da doğaldır,
kadınsı duygulardır.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kadınlar daha pratik oluyorlar, daha soğukkanlı oluyorlar, daha hisli oluyorlar.” (Genel
Sekreter-Erkek)
Aşağıdaki alıntıda, spor yöneticiliği pozisyonunda kadınların duygusallığının nasıl bir etkisi
olabileceği örneklendirilirken kadının duygusallığının yöneticilikte sorun olduğu düşünülmektedir:
“Bayan yöneticilerin en büyük handikapı duygusal yönlerini ortadan kaldıramamaları. Yani
yönetim aşamasında duygusal yönlerini de işin içine çoğu zaman katıyorlar. Duygusal yönler işin
içine katıldığı zaman, duygusallık derken yani kızgınlık olabilir, bir başka çalışanına daha fazla ilgi
göstermesi olabilir. Kendi genetik olarak onlara verilmiş olan bazı hissiyatlarını daha hassas
108
olmalarından kaynaklanan o duygusallıklarını... Mesela antrenörümüz bizim bayan. Olimpiyat
üçüncüsü ve spor akademisi mezunu. Gerçekten bu sporu çok iyi biliyor. 2 yıl önce Türkiye’ye
gelmişti eşiyle birlikte. Seçme yaptık seçmelerde onun olmasını istediği bir sporcu vardı. O
seçmede başarılı olamayınca o sporcuyu almadık tabi. Fakat o duygusallığını yenemeyip hayır bu
sporcu olmalı noktasına kadar gelebildi. İşte o orada duygusallıktı. Daha sonra bu antrenör
Türkiye’de yaşamaya karar verdi. Kendi ailevi sorunları da vardı, o sorunların etkisinden
kurtulamadı açıkçası. Dolayısı ile o yaşanılan şeyleri daha sonra bu sene başında biz tekrar
çalışmaya karar verdiğimizde konuştuğum tek şey şu idi onunla: Duygusal kısmını bir kenara
bırakıp çalışacaksan seninle çalışırız. Bu duygusallık kısmını işine çalıştığın alana yansıtırsan, bir
takım hatalar yaptırabilir sana. Böyle zafiyetler gösterebiliyor bayan yöneticiler diye
düşünüyorum.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
Aşağıda sunulan alıntıların sahibi kadın spor yöneticilerine göre kadın, duygusallığının yanı sıra
erkeğe nazaran daha ciddi, kurallara sahip ve sorumludur. Örneğin, bir kadın genel sekreter
memur olarak iki yıl çalıştığı bir federasyonun kadın genel sekreteri ile deneyimleri üzerinden
kadın yöneticinin erkekten daha disiplinli olduğunu anlatıyor:
“... biraz daha disiplinliydi, erkeklere göre bayanlar biraz daha hassaslar işlerinde, daha ciddi
alıyoruz. Yaptığımız her işi daha ciddi alıyoruz. Daha çok önemsiyoruz ve o genel sekreterim de
eşiyle boşandı işi yüzünden.” (Genel Sekreter-Kadın)
Başka bir kadın genel sekreter de kadınların kurallı olmalarını iş yaşamında ahbap çavuş
ilişkilerini yaşamamalarının bir nedeni olarak yorumlamaktadır:
“Kadın olarak ben de objektif olmaya çalışacağım ama kendime bakarak şunu diyebilirim:
Kadınlar birazcık daha titiz, kadınlar daha az ahbap çavuş ilişkilerini kabul ederler yönetici
olduklarında ama erkekler daha çok Ahmet aramış, Mehmet aramış. İşte abi şu işi hallet felan...
Kadınlar bu konuda daha katı. Benim çalıştığım bütün kadın yöneticiler keza ben de kuralına
göre yapmaya çalışıyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir federasyonda görev yapan orta düzey kadın yönetici, kadınların prensipli ve kurallı
çalışmalarını onların duygusal yapısı ile açıklamaktadır. Kadınlar duygusal oldukları için esnek
davranmamaktadırlar:
“Kadınların daha prensipli ve kurallara daha çok uyduklarını düşünüyorum. Fakat erkeklerin
daha esnek, toleranslı olduğunu düşünüyorum. Kadınlar duygusal durumlarını işlerine daha çok
yansıtıyorlar. Kendimi de düşünüyorum ama erkeklerin bazı şeylerde daha toleranslı olduğunu
düşünüyorum. Yönetici pozisyonundaki kadının toleransı az çünkü duygusal yaşadığı şeyleri işe
yansıtma potansiyeli daha fazla doğamız gereği yani.” (Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
109
Aşağıda alıntıları sunulan erkek spor yöneticileri de kadınların ciddiyetlerini işlerine sahip
çıkmaları, sorumluluk almaları, titiz çalışmaları olarak yorumlamaktadırlar:
“Daha zamanında gelip gidiyorlar, daha iyi sorumluluk taşıyorlar. Herhangi bir şeyi söylediğiniz
zaman; erkek ne yapayım diyebiliyor size, öteki (kadın) ise yüzü kızararak bir daha
yapmayacağım efendim, dikkat ederim efendim diyor. Aradaki fark bu.”(Federasyon BaşkanıErkek)
“Kadın yönetici işinde daha titiz, işini daha çok sever, daha bağlıdır işine diye düşünüyorum.”
(GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Kadın yöneticiler bence biraz daha prensipli. Erkek yöneticiler zaman zaman prensiplerini
kaybedebiliyorlar.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kadınlar işlerini çok daha ciddi yapıyorlar, daha disiplinliler, belki çok daha kişisel olarak
başarısızlığı hazmedemeyen bir yapıları var. Yönetici tarafından eleştirilmeye erkekler kadar
kolay tahammül edemiyorlar, onun için kimseden eleştiri almamak için çok daha fazla
çalıştıklarını düşünüyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Sadece kadın spor yöneticileri tarafından vurgulanan bir farklılık da kadınların aynı anda bir kaç
işi yapabilme becerisine sahip olmalarıdır. Aşağıdaki iki alıntıda bu becerinin kadınların
toplumsal cinsiyet rol ve sorumlulukları doğrultusunda bir çok işi bir arada yapmak
zorundalıkları üzerinden yorumlanmıştır:
“Kadının yapısı bir kere birçok işi aynı anda yapmasını sağlıyor. Normal hayatta da kendisine
verilen rolde birçok karpuzu aynı koltukta taşımak zorunda, aynı anda üç şeyi düşünebilmek
mecburiyetinde. Bir erkek bunu hiçbir zaman yapmıyor. Yapıyorum diyen de yalan söylüyor.
Yani beraber çalıştığım insanlarda görüyorum, kendi eşimden görüyorum, kendi babamdan
görüyorum. Yani bir erkeğin tabiatında yok. Dolayısıyla hani kadın olarak bir avantaj aslında
bu... Daha farklı, daha geniş düşünebiliyorsun, daha üç adım sonrayı düşünebiliyorsun, tabiatının
verdiği bir şey. Hisleri kadınların daha kuvvetli, daha çabuk seziyor, seçiyor. Bir işin zora
gittiğini de daha çok seçiyor, ucunda ışık olduğunu da daha çok seçiyor.” (Federasyon BaşkanıKadın)
“Ben şuna inanıyorum; dünyayı kadınlar yönetse her şey çok daha düzgün olur diye
düşünüyorum çünkü kadınlar hakikaten daha becerikli oluyor. Bir de mesela hem işe
gidiyorsunuz hem evi çekip çeviriyorsunuz. Şeye benzetiyorum bunu, eskiden şeylerde vardı,
sirklerde vardı tabak çevirenler. Onu da yapar onu da yapar ama tabak döner. Erkeklerin
döndürdüğü tabak beş ise kadınların ki ondur. Yani kadınlar çok daha becerikli.” (Orta düzey
yönetici-Kadın)
110
Alt tema 5: Yeterince temsil ediliyorlar/Temsil edilmiyorlar ama ileride edilecekler
Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterli sayıda temsil edilmediğini düşünen
dört spor yöneticisi kendi kurumlarında kadınların yönetim kademelerine yavaş yavaş gelmekte
olduklarını ve kendilerinin de bu durumu gündemlerine aldıklarını belirtmişlerdir. Örneğin, aşağıda
alıntıları sunulan iki spor yöneticisi federasyonlarında gerçekleşecek seçimlerde kadın yöneticilerin
olacağını söylemişlerdir:
“Şu anda mevcut yönetim kurulunda kadın yok ama 7 Kasım’da ben seçim yapacağım. Onda
düşünüyoruz. Birkaç tane kafamızda oluşan isimler var. Açıkçası ilk yönetim kurulu toplantısında
benim dikkatimi çekmişti. Bunu yönetim kuruluna ve başkanımıza da sormuştum. Şakayla karışık,
yani yönetim kuruluna baktım hep erkek, neden kadın yok diye, onlar da biraz birbirlerine bakarak,
aslında yanlış olduğunu hissederek, bir daha ki dönemde bayan da olacak demişlerdi. Muhtemelen
de bu seçimde de bayan olacak.”(Genel Sekreter-Erkek)
“Boks federasyonumuzda bayan yönetici yok ama ilk yapılacak federasyon yönetim kurulunda
federasyon başkanımız ile istişaremizde bayan boks takımımız var, bayan yöneticimiz de olsun
diye bir düşüncemiz var. Onun için ilk kongrede bir bayan yönetici aramıza katmayı
planlıyoruz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Kadın temsilinin yeterli olmadığına inanan GSGM orta düzey spor yöneticisi spor eğitim uzmanı
olarak görev yapmaya başlayan kadınların sayısındaki artışa vurgu yapmaktadır:
“Son zamanlarda şöyle bir baktığınızda teşkilatımıza büyük oranda sınava gelenlerin büyük bir
çoğunluğu bayan kardeşlerimiz. Bunlar sportif eğitim uzmanı olarak geliyorlar. Süreç içerisinde
tahmin ediyorum ki çok güzel bir şekilde onlar da hak ettiği mevkilerde kademelerde aslanlar gibi
çalışırlar.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
Voleybol Federasyonu, araştırmaya katılan spor yöneticilerinin görev yaptıkları spor kurumlarında
kadın çalışanın öncelikle tercih edildiği tek kurumdur. Spor kurumlarında kadın yöneticilerin
yeterli olmadığını, öncelikle erkeklerin tercih edildiğini düşünen federasyon orta düzey
yöneticisine göre kendi kurumunda kadınlar tercih edilmektedir çünkü:
“Bizde tam tersi, bayan yönetici, bayan çalışan çok arzu ederiz çünkü daha sabırlı olduklarını
düşünürüz, daha takipçi olduklarını düşünürüz, daha inatçı, azimli olduklarını düşünürüz, daha
dayanıklı olduklarını düşünürüz. Bu tür bir iş için bu tür bir tempoyu kaldıracak bünyenin
bayanlarda bulunduğunu düşünürüz. Liyakatları eşit ise biz bayanı tercih ediyoruz. Bunda
111
şaşmıyoruz. Bayan ve erkeğin özellikleri eşit ise bayanı tercih ediyoruz çünkü diğer niteliklerinin
daha üstün olduğunu düşünüyoruz.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
Özet
Özet olarak, spor ve kadın konusunun gerek spor kurumlarında gerekse bireysel olarak spor
yöneticileri tarafından çok fazla düşünülmemiş bir konu olduğu gözlenmektedir. Spor
kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların bulunmasına yönelik görüşleri istendiğinde,
özellikle erkek spor yöneticilerinin genelleştirilmiş bazı ezberlere sahip oldukları ve bu ezberler
doğrultusunda kadınların sayıca az olmasının normalleştirilmiş olduğu ortaya çıkmaktadır. Bazı
erkek spor yöneticileri kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde temsilinin yeterli
olmadığını
düşünseler de
kadınların yeterli
sayıda
spor kurumlarında
yer aldığını
düşünmektedirler. Yapılan görüşmelerde spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların
yeterli derecede temsil edilmemelerinin üç önemli nedeni ortaya çıkmıştır:
1. Spor kurumlarında sayısal ve kültürel olarak erkek egemenliğinin olması

Erkek spor yöneticileri spor kurumlarında fiziksel kuvvet gerektiren işler bulunduğunu ve
yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin fazla olduğunu ileri sürerek kadınların yönetim
kademelerinden ziyade büro işleri gibi daha düşük kademelerde değerlendirilmesi
gerektiğini belirtmektedirler.

Bazı spor yöneticileri toplumda hakim olan “spor erkek işidir” görüşünün, kadınların
spora uzak olmalarının ve spor kurumlarında erkeklerin sayıca fazla olmalarının
kadınların spor kurumlarında az yer almasının nedenleri olabileceğini ileri sürmüşlerdir.

Kadın spor yöneticileri spor kurumlarının yönetim kademelerinde yeterince temsil
edilmemesinin en önemli nedeni olarak bu kurumlarda erkek egemenliğinin olmasını
göstermektedirler. Kadın yöneticiler erkeklerin sayıca fazla olması ve uzun zamandır
erkeklerin var olması nedeniyle erkeklik ağlarının örülmüş olduğuna ve kadınların bu
ağlara girmelerinin zor olduğuna işaret etmişlerdir.

Spor yöneticisinin spor camiasının içerisinden gelmesi gerekliliğinin önemli olması,
yönetim kademelerine gelecek kadınların da spor camiasındaki yerlerinin önemine işaret
etmektedir. Bu doğrultuda, kadınların spor kurumlarında yönetici olmalarında sporcu,
112
antrenör ve hakem olmalarının ve spor kulüplerinde yöneticilik yapmalarının önemli
olduğu ortaya çıkmaktadır.
2. Toplumda egemen olan toplumsal cinsiyet ilişkilerinde kadına yüklenen rol ve sorumluluklar

Veri analizi sonucunda elde edilen bulgular spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların temsil edilmemelerinin önemli nedenlerinden biri olarak toplumda egemen
toplumsal cinsiyet ilişkilerinde kadına yüklenen rol ve sorumluluklar olduğunu ortaya
koymaktadır. Türkiye’de hakim olan ataerkil toplum yapısında kadın ev içi alanla
tanımlanmakta ve kadın çalışsa bile öncelikli işi ev içi sorumlulukları olmaktadır.

Özellikle erkek spor yöneticilerine göre, kadınların ev içi sorumluluklarının erkeklere
nazaran fazla olması, hatta ev içi sorumlulukların kadına ait olması, kadının kamusal
alanda sınırlı bir zamanda ve sınırlı bir biçimde yer almasına neden olmaktadır.

Erkek spor yöneticileri kadınların evlenip çocuk doğurmalarının yönetici olduklarında
görevlerini aksatmalarına neden olduğunu ileri sürmektedirler. Bazıları da kadınların ev
içi sorumluluklarına öncelik vermelerini kocalarının istediğini ve kocaların kadınlara
destek olmadığını söylemişlerdir.

Erkek spor yöneticilerinin çoğunluğu, kadınların ev içi sorumlulukları, evlenmesi ve
anne olması bağlamında değerlendirip kadınların bu nedenlerden ötürü yönetici olmayı
istemediklerini
düşünmektedirler.
Kadınların
toplumsal
cinsiyet
rol
ve
sorumluluklarından dolayı yönetici olmayı talep etmediklerini düşünen erkek spor
yöneticilerinin görüşlerinin altında yatan spor yöneticiliğinin kadın için çok zor bir iş
olduğu görüşüdür. Fakat bazı kadın yöneticiler spor kurumlarındaki yöneticilik
görevlerinin yurtdışı görevlendirmelerin dışında kalan görevleri de kapsadığını
belirtirlerken
bu
görevleri
kadınların
erkeklerden
daha
iyi
yaptıklarını
da
vurgulamaktadırlar. Hatta bir kadın spor yöneticisi erkek yöneticilerin kadın yöneticiler
için sorun olduğunu düşündükleri “zaman sorununu” kendisinin çözebildiğini
belirtirken erkeklerin bir kadın gibi mesai saatleri dışında çalışmayacaklarını da ileri
sürmektedir.
113
3. Erkekler kadın yönetici istemiyor

Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin bazıları yönetim kademelerinde erkeklerin tercih
edildiğini belirtmektedirler. Bazıları bu durumu bir cinsiyet ayrımı olarak yorumlamakta
bazıları erkeklerin kadınları istememeleri olarak ifade etmektedir.

Bazı erkek spor yöneticileri yöneticilik görevinin kadınlara uygun olmadığını, kadınların
yöneticilikteki başarıları konusunda endişeleri olduğunu belirtmektedirler.

Bazı spor yöneticileri spor kurumlarının yönetim kademelerine erkeklerin tercih
edilmesini ve erkek yönetici sayısının fazla olmasını kadının ve erkeğin yönetim
kademlerine gelebilmede eşit koşullara sahip olamamaları olarak yorumlamaktadırlar.
Sonuç olarak, kadınların spor kurumlarında yeterince temsil edilip edilmediğine yönelik
görüşlere bakıldığında, spor kurumlarının sayısal ve kültürel olarak erkek egemen kurumlar
olduğu, spor aktivitesinin erkeklikle özdeşleştirildiği, ev içi sorumlulukları nedeniyle kadın
yöneticilerin görevlerini erkek yöneticiler kadar rahat yerine getiremeyecekleri ve bu nedenlerden
ötürü spor kurumlarında yönetici olarak erkeklerin tercih edildiğine yönelik görüşlerin hakim
olduğu gözlenmektedir. Bu görüşler araştırmaya katılan spor yöneticilerin kadın ve erkek
hakkında bazı toplumsal cinsiyet farklılıklarına yönelik kalıp yargılara sahip oldukları sonucunu
ortaya çıkarmaktadır. Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu kadın ve
erkek yönetici arasındaki en büyük farkın kadınların sahip olduğu duygusallık olduğunu ve
kadının duygusallığının yöneticilikte sorun olduğunu düşünmektedirler. Ayrıca kadınların erkeğe
nazaran daha ciddi, kurallı ve sorumlu oldukları da vurgulanmaktadır. Son olarak, spor
kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterli sayıda olmamalarına rağmen kadınların
yavaş yavaş spor kurumlarındaki kariyerlerinde ilerleyeceklerine inanan spor yöneticileri de
bulunmaktadır.
4.2.4. Tema 3: Spor yöneticiliği zor, kadın spor yöneticilerinin işi daha zor
Araştırmaya katılan evli kadın yöneticilerden dördü, spor kurumunda bir kadın yönetici olarak
zorluk yaşamadıklarını çünkü kocalarının kendilerine destek olduklarını belirtmişlerdir:
114
“Ben eş anlamında iyi bir eşe sahibim. Ailesel anlamda hiçbir zorluk yok, o olmasa belki bu
görevi götüremeyebilirim çünkü genel sekreterlik bayan için ekstra zor. Çocuklardan dolayı
evden dolayı. Görevleri var, toplumun bakış açısı var, yetiştirilme tarzımız var, aile var hepsi
giriyor işin içerisine. Yok yani benim için çok fazla bir zorluk yok.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Hiç yok, hiç yok, hiç yok. Yani eşim de çok destekliyor ama yine tabii eve koşup yemeğini
avantajlı saatlerde hazır edeyim durumu var ama geçenlerde basketbol şampiyonasında çalıştım,
idmanların başındaydım. Orada valla 3 hafta eşimin yüzünü görmedim. Yani ben söyledim ama,
bu işe giriyorum. Eşim çok destek çıkar bana. Tabii o da çünkü spora çok çok meraklı biri.” (Orta
düzey yönetici-Kadın)
Bir kadın genel sekreterin eşinin aynı kurumda çalışması ve kendisine olan desteği, zaman
problemini biraz hafifletmekle birlikte, erkek egemen toplumda kadının rolünün anne olduğunu
eşi dolayımıyla vurgulanmaktadır:
“Eşimin desteği... aynı kurumda olmamızdan dolayı iş saatlerime fazla ses çıkarmamakta. Tabii
ki katkıları var, sağ olsun o da çok destek oluyor bu konuda ama erkektir, biz de nihayetinde
egemen erkektir toplumumuzda, yani yeri geliyor sana lafları da saydırıyor yani. Yönetici
mönetici demiyor yani, eve gidiyorsunuz bir annesiniz, bir eşsiniz. Konumu burada bırakıp çıkıp
gidiyorsunuz.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir kadın genel sekreter işini yaparken özellikle aile ile ilgili herhangi bir problem/zorluk
yaşamamaktadır çünkü eşi ile birlikte aynı sporu sevdikleri için aynı şeyleri paylaşmaktadırlar.
Eşi ile birlikte federasyonda çalıştıkları düşünülürse eşi ile birlikte güreşi sevmenin önemli bir
belirleyen olduğunu aşağıdaki sözlerinden anlamaktayız:
“Tek motivasyonum güreşi sevmek. Ben güreş camiasına eşimle beraber girdim. Evlendiğimiz
zaman eşim kulüp başkanıydı. Ben o zamanlarda, 21 sene önce, güreşin g’ sini bilmiyordum.
Eşim kulüp başkanı olunca maçlara gitmeye başladık. Tanımaya başladık, hoşuma gitti.
Türkiye’de ata sporu olmasından dolayı okudum, maçları seyrettim ve kendi kendimi eğittim bu
konuda, yani kendime bir oto pedagog oldum. Biz aile içinde de güreş delisiyiz. Dedik ki bu yaşa
geldik, artık para kazanmak gibi bir derdimiz, beklentimiz yok. Sadece güreşi çok sevdiğimiz için
ve herkes bu işi çok iyi organize ettiğimizi düşündükleri için biz de kabul ettik ve geldik. Daha
çok aşk için çalışıyoruz.” (Genel Sekreter-Kadın)
Araştırmaya katılan kadın federasyon başkanı kadın yönetici olmanın herhangi bir zorluğuyla
karşılaşmadığını çünkü kendisinin şanslı olduğunu söylerken, kadın olmanın getirdiği zorlukları
yaşamamasında kendi tarzının da etkili olabileceğini söylüyor:
115
“Belki şanslılardanım, belki de hiçbir zaman beni kadın olarak görmediler. Omuz omuza çalışma
sergiledik her zaman. Bu bir şans ama belki benim tarzım da beraberinde getiriyor. Çok sert
olduğumu söylüyorlar bazen, ama ben bir şeyin etrafında dolaşıp da vakit kaybetme taraftarı bir
adam değilim. Mesela langur lungur neyse yapılacak. Arkasından kimsenin konuşmadım suratına
konuştum. Kötüyü de suratına konuştum.” (Federasyon Başkanı-Kadın)
Kadın spor yöneticilerinden dördü kadın yönetici olarak yaşadıkları zorlukların başında evi içi
sorumlulukları ve annelik görevlerine yeterince zaman ayıramamak olduğunu belirtmişlerdir.
Örneğin bir genel sekreter kadın yönetici olmanın eksilerinden bir tanesinin çocuğunuz
hastalandığı zaman elinizin ayağınızın kesilmesi, gitmek isteyip gidememesi olduğunu
söylemektedir. Bir başka kadın genel sekreter bir yönetici olarak örnek olmak gerektiğinde
sorumluluklarının fazla olduğunu belirtmektedir:
Genel Sekreter: Kadınsal sıkıntıların işe yansıması benim için, mesela çocuğunuzun hastalanması
ve çocuğun anneye daha çok bağımlı olması.
Araştırmacı: O noktalarda kadın yönetici olmak zor değil mi?
Genel Sekreter: Çok zor.
Araştırmacı: O açıdan kadın ve erkeğin karşılaştığı zorluklar farklı mı?
Genel Sekreter: O açıdan bir örnek olmak zorundasınız. Bu işin başında olmak zorundasınız.
Aldığınız sorumluluk çok fazla işlerin aksaması, bir işin aksamasından dolayı size dönebilecek
sıkıntılar. İkincisi model olmak zorundasınız, geç gelen, gelmeyen veya bu kurumun genel
sekreter sıfatını bu açıdan kullanan biri olmak çok uyun değil.
Yukarıda alıntısı sunulan kadın yönetici anlattığı zorluğu kendisi de yönetici olan eşinin
yaşamadığını şu şekilde anlatmaktadır:
“Erkekler de iş yapıyor ama bunun için hayatlarını bunun üzerine kurgulamıyor. Benim eşim de
yönetici durumunda ama sporunu yapıyor, kendi entellektüel zevkleri için bir şey yapıyor ama
ben annelik ve iş kadınlığı dışında bir şey yapamıyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Araştırmaya katılan bir diğer kadın genel sekreter işi nedeniyle çocuklarıyla sorunlar yaşadığını
belirtmekte:
“Çocuklarımla kavga ettim de geldim bu sabah buraya. Haftanın bir kaç gününü şehir dışında
geçiren bir insanım ben ve giderken de çocuklarını yanında götüren bir insanım. Yani ne yiyorlar,
ne içiyorlar, kafanız rahat değil. Yani o boşluklarda motivasyon bozukluğu oluyor çoğu zaman.
Sabah sekizden beri kriz yaşıyorum çocuklarımla. Buradan yorgun gidiyorsunuz. Eve
gidiyorsunuz bazen sorumluluklarınızı yerine getiremiyorsunuz, yemek yapamıyorsunuz,
çocuklarınızla yeterince ilgilenemiyorsunuz ve bizim ilgisiz bıraktığımız çocuklarımızın yerleri
116
çocuklarımız başka şeylerle dolduruyor ve sonra biz de şaşırıyoruz bu çocukları biz mi yetiştirdik
diye.” (Genel Sekreter-Kadın)
Pişmanlığı da var:
“Aslında hata benim, eğer işimi bu kadar seviyor olmasaydım, bu kadar sık seyahat etmiyor
olsaydım belki çocuklarımla daha çok ilgilenecektim. İnsan ailesini daha çok önemsemeli ama
çocuklarım bunun farkındalar sen işini daha çok seviyorsun diyorlar.” (Genel Sekreter-Kadın)
Kadın spor yöneticilerinin deneyimleri görev yaptıkları spor kurumuna göre farklılık
göstermektedir. Kadınların yoğun olarak yer aldığı voleybol federasyonunda görev yapan genel
sekreter kurumunda herhangi bir zorluk yaşamadığını belirtirken kadınların yoğun olarak
bulunmasının bunda bir etken olduğunu da eklemektedir. Genel sekreter federasyonda bir kadın
olarak herhangi bir olumsuz tepki almadığını, herkesin kendisine olumlu yaklaştığını belirtirken,
bu durumda hem federasyon başkanının hem de voleybol sporunun etkili olduğunu ekliyor:
“Voleybol biraz daha bayanların çoğunlukta olduğu bir spor dalı. İş odaklı bir kurum. İşin
yürümesi anlamında bayanların aldığı sorumluluğun daha fazla olduğu düşünülüyor. Buranın
laboratuarın açılışı sırasında herkes başkan dahil bir masa çekiyor. Biz bile laboratuarın
duvarlarındaki kireçleri kazıdık. Hani gerektiğinde kendiside bunları yapacak karakterde bir insan
olduğu için; ben yönetici pozisyonundayım yönlendireyim onlarda yapsın düşüncesinde bir insan
olmadığı için, ben de öyle düşünmüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Türkiye Futbol Federasyonunda görev yapan orta düzey kadın yönetici için ise durum farklıdır.
756 delegenin yer aldığı amatör futbol biriminde tek kadın olarak görev yapmanın bir takım
zorlukları bulunmaktadır:
“Dezavantajını çok gördüm. Koşulları bir kere bir bayan olarak olumlu olmuyor. Bir çok sektörde
alışmışlar erkek egemen sohbetler yapmaya. O anlamda sıkıntılar oldu. Bayanım diye
“yapamazsın”, “o kadar erkeğin içinde ne işin var”... Ben bir çok işte aynı masada çalıştığım
toplantı yaptığım “yönetici karım olsa çalıştırmazdım”, “geç oldu isterseniz keselim pınar hanım
siz evinize gidin” gibi.” (Orta düzey yönetici-Kadın)
“Bir kere önce çok fazla önemsenmiyorsunuz. İlk zamanlarda sohbet dışı kalıyorsunuz. Yani işte
futboldan ne kadar anlar veya iç ilişkilerine dışarıdan bir dinleyici gibi katılıyorsunuz.
Olumsuzlukları anlatayım; mesela uzayan toplantı saatlerinde hep insanlar işte “biz kesin kalırız
ama senin eşin bekler”, “yemek yapacaksındır”, “çamaşır yok mu” falan gibi böyle yani mutlaka
bayanı ev hanımı olarak görüyorlar. İşte ev işi yapmalı, onu yapmalı. Tabiî ki yapıyoruz ama
117
sistemli çalışınca biz bunu yetiştiririz ama onlar bunu algılayamıyor. Futbolu izlemeni, maçlara
katılmanı yadırgıyorlar. Ben futbolun içinde olduğum için o anlamda söyleyeyim. Onun dışında
işte erkek sohbetleri çok onları yumuşatmaya çalışıyorum.” (Orta düzey yönetici-Kadın)
“Küçümseme olarak olumsuz olarak davranışlarını görüyorsunuz. İşte bir sohbet etme, bir hata
yapma şansın yok. Sen daha çok dersine çalışmak zorundasın, en ufak bir hata yaptığın zaman
“ne anlar” veya işte bıyık altından gülmeler, bu anlamda küçümsemeler var hala bu noktada bile
yaşıyorum. Buda gelişmemiş zihniyetli kişilerin bulunduğu her ortamda olacaktır.” (Orta düzey
yönetici-Kadın)
Voleybol genel sekreteri kadınların yoğun olduğu bir federasyonda yöneticilik yapmasına rağmen
yıllardan beri erkeklerin yöneticilik yaptığı bir spor kurumunda bir kadın yöneticinin
kabullenilmemesi bağlamında bir takım zorluklar yaşadığını da eklemektedir:
“Bazen telefonlarda sıkıntı yaşıyorum. Genel sekreterle görüşmek isteyen bir kişi bana
sekreterimiz tarafından bağlandığı zaman, “ya ben genel sekreterle görüşmek istiyorum,
bağlamıyor musunuz” diyor. Bir bayan sekreterlik yapar, genel sekreter bir bayan olamaz. O
genel sekretere bağlandı diye o kesin yanlış birine bağlandı. O şekilde birkaç konuşmam oldu
özellikle de il müdürleri ile. Onun dışında bazı toplantılarda, çözemedim bayan olmamdan dolayı
mı, özel bir federasyonda genel sekreter olmamdan dolay mı bazı gergin konuşmalarım oldu.”
(Genel Sekreter-Kadın)
Bir kadın genel sekreter GSGM yapısındaki tarzdan çok hoşlanmadığını belirtmektedir: “Çok
kötü, ahlakından, etiğinden, biçiminden, bir toplantıda yoklama almaya kadar. Uygun
bulmadığım, hoşlanmadığım bir tarzları var, tabi ki hepsi değil ama çoğunun böyle”. GSGM’de il
müdürü olarak görev yapan bir erkek ile yaşadığı bir sorunu aşağıda anlatmaktadır:
“O zaman GSGM boyutunda özerkleşme ile birlikte gelen kişiler zamanında veya benim gibi
kişiler üzerinde eskiden altında çalışan genel sekreterlere yapılan muameleyi devam ettirmek
istiyorlar. Geçen bir toplantıda sıkıntı yaşadım ve hiç hoş bir davranış değildi, şu şekilde “geç
onu (eli ile bir hareket yaptı)”. “Affedersiniz bana mı dediniz?” dedim. Tabii ben üniversiteden
geldim üniversitede de böyle kavgacı değildim ama haklarımı savunabileceğim bir ortamdı ki
sonuna kadar savundum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Özerkleşme öncesinde, il müdürleri hiyerarşik olarak federasyonların genel sekreterlerinin
üstünde yer alıyordu. Özerkleşen federasyonlarda genel sekreter hem GSGM personeli olmadığı
için hem de hiyerarşik anlamda bir yapılanma olmadığı için il müdürlerinin genel sekreterler
118
üzerinde bir yaptırımları yok. Fakat yukarıda alıntısı sunulan kadın genel sekreter il müdürlerinin
o erki devam ettirmek istediklerini ve yeni yapılanmanın farkında olmadıklarını söylüyor.
Aşağıda alıntıları sunulan, farklı federasyonlarda görev yapan iki kadın spor yönetici de
erkeklerin kadınlara karşı önyargıları olduğunu ve kadınların fazla dikkate alınmadığını
belirtmektedirler:
“Evliyseniz, o çok büyük sorun oluyor. Türkiye’nin yapısını biliyorsunuz zaten. Bir bayan
yönetici, bayan koordinatör, bayan idareciler, eee eğer ki evliyse bir takım sorumlulukları vardır.
Üstüne bir de iş sorumluluğu verildiği zaman dolayısıyla bu büyük bir zorluk. Karşısındaki üst
düzey erkek yöneticilerle karşılıklı olarak konuşmalarda bir takım sıkıntılar oluşuyor. Karşındaki
seni kaile almıyor bayan olduğun için.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Yani bizim çalıştığımız kurumun spesifik özelliğinden dolayı, yani futbol erkek egemen bir spor
olmasından kaynaklı olarak eee yani daha başka kadın yöneticiler de futbol geçmişi olmadığı için
bu bir handikap olduğunu düşünüyorum. Diğer şirketlerde de yaşanabilen erkeklerin bazı işleri
daha iyi yaptığı inanışından dolayı erkeklerin ön yargılı olması. Bir de idarecilik yaparken
altınızda çalışan erkeklerin söylediğiniz her şeyi faklı anlayabilmesi.” (Orta düzey yöneticiKadın)
Bir başka kadın genel sekreter görev yaptığı kurumda kadın olmaktan kaynaklı bir zorluk
yaşamadığını belirtirken, sporcu iken yaşadığı zorlukları anlatmıştır. Ailesi spor yapmasına izin
vermediği için gizli gizli atletizm antrenmanlarına gitmiş. Okulu bitirdikten sonra antrenör olma
isteğine aile karşı çıkmış, kadın antrenörün az olduğunu ve para kazanamayacağını söylemişler.
Ailesinde kadın erkek ayrımının olmadığını da belirten genel sekretere göre ailesinin antrenör
olmasını istememesinin nedeni antrenörlerin çoğunlukla erkek olması:
“Antrenörlükte ben inanıyorum erkek dominansı fazla kadınlar için daha zor antrenörlük yapmak.
Yani mesela 10 tane antrenör varsa sadece 1 tanesi bayan antrenördü. Kadınların antrenörlüğe
girmesi daha zordu yani. Bu güne kadar erkeklerin hep domine ettiği bir alan olmuş. Kadınlar bir
süre sonra bakıyorum önceliklerini değiştiriyorlar. Daha çok kadın bir süre sonra hayatları
değiştikçe önceliklerini değiştiriyorlar. Çocuk yapmak kariyer sahibi olmak gibi. Yani bence
Türkiye’de kadınlar hem kariyer sahibi olup hem de aile sahibi olacak kadar güçlü, dinamik ve
hırslı yetiştirilmiyorlar bence. En önemli etkenlerden bir tanesi o. Bence bizler daha muhafazakâr
yetiştiriyoruz. Bence onunla alakası var.” (Genel sekreter-Kadın)
Peki kadın spor yöneticileri yaşadıkları zorluklarla nasıl baş ediyorlar? Kadın spor yöneticiler,
yukarıda sıralanan zorluklar neticesinde kadınların erkeklerden daha çok çalışmak zorunda
119
olduklarını vurgulamaktadırlar. Aslında bu durum kadın yöneticilerin kadın olmaktan kaynaklı
olarak yaşadıkları sorunlarda kullandıkları baş etme stratejilerinden birisidir. Görüşme yapılan
kadın spor yöneticilerinin kullandıkları diğer baş etme stratejileri eşlerini işe dahil etmek ve
kendine güvenmektir.
Aşağıda alıntıları sunulan kadın genel sekreterlere göre kadınların daha fazla çalışıp, daha fazla
kendilerini geliştirmeleri ve ispatlamaları gerekmektedir:
“Kadınların yönetici olabilmeleri için daha çok çalışmaları, daha donanımlı olmaları lazım.
Türkiye kadın yöneticilere çok alışık bir ülke değil. Özellikle de sporda hiç alışık değil. O
nedenle bence yönetici olacak kişinin özgüveninin olması ve donanımının olması çok önemli.
Sanıyorum kadın ve erkek yöneticilerin aynı pozisyonuna baktığınız zaman neredeyse 2 katı
donanımının olması gerekiyor aynı pozisyona gelebilmesi için. Biz kadınlar daha çok çalışıyoruz
orayı hak etmek için erkeklere oranla üst düzeye baktığımız zaman.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Kadının şöyle bir dezavantajı da var; ülkenin sosyo-ekonomik, sosyal kültürel yapısı derken
burada çalıştıktan sonra eve gidip çocuğuyla ilgilenmek zorunda, yemek yapmak zorunda, evi
temizlemek zorunda. Gene başa dönücem bütün bunları falan da kattığında hep geriden
başlıyoruz ve öne geçmeye çalışıyoruz biz.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Bir kere 5-0 yenik başlıyorsunuz. Maalesef tırnaklarınızla kazıya kazıya... ya da çok iyi bir
yerden yakalayıp bir yerlere geliyorsunuz kadın olarak yoksa Türkiye’de şansınız çok az.” (Genel
Sekreter-Kadın)
“Ben biraz daha azimli, tırnaklarıyla kazıyan, sonuna kadar kovalayan bir insanım. Öyle
olmasaydım asla bu kadroyu alamazdım. Ben mesela Genel Sekreterlik sınavına hazırlanırken
büyük kızım 3-4 yaşındaydı, utanarak söyleyeceğim, günde 16 saat çalıştım. Benim girdiğim
sınavda 20-30 alan erkek arkadaşlarım çünkü sadece ben kazanmıştım o sınavda, bir sonraki
sınavda genel sekreter oldular. Kadın için yükselmek çok kolay değil. Bir tane daire başkanı
kadın yok şu anda ya da 60 tane federasyonda niye iki tane bayan federasyon başkanı olsun.”
(Genel Sekreter-Kadın)
“Kadın olarak daha çok çalışmak zorundasın” diye belirten orta düzey kadın yönetici yaşadığı
problemlerle başa çıkabilmek için işine eşini de dahil etmiş:
“Eşim çok anlayışlı, o da Allahtan seviyor. Maçlara, toplantılara birlikte gideriz. Eşimin anlayışı
sayesinde... Bir de ben burada tek bayanım biraz da kendinizi kabullendireceksiniz. Bir gün bir
genel toplantı yapıldığı zaman sadece ben eşimle katıldım. Ben hiçbir gün diğerlerinin daha
eşiyle bir toplantıya katıldığını görmedim ama ben beni bir birey olarak kabul ediyorsa o topluluk
120
beni eşimle kabul edeceklerdir. Ben bunu sessiz, isimsiz bir kural gibi en başından beri
uyguladığım için bu anlamda onu da katma çünkü ortak bir hayat sürüyorsunuz çünkü çok gece
saatlerine kadar toplantılar yemekler işimiz böyle bir iş. Böylede baştan dediğim gibi isimsiz bir
kural koyduğum için onu da öyle dengeliyorum ama eşimin de özverisi desteği çok önemli. Çok
zor yoksa.” (Orta düzey yönetici-Kadın)
Görüşme yapılan bir başka kadın genel sekreter yaşadığı zorlukları kendine güvenerek
aşabildiğini söylemektedir:
“Benim motivasyonum bozulmuyor çünkü bunlar bilinen zorluklar. Nasıl baş edebileceğini zaten
biliyorsun. Kendine güveniyorsan zaten baş edebiliyorsun. Tamamen kendine güvenle ilgili bir
şey.”(Genel Sekreter-Kadın)
Özet
Veri analizinden elde edilen bulgular, spor kurumlarında görev yapan kadın spor yöneticilerinin
erkeklerden farklı zorluklar yaşadıklarını göstermektedir:

Erkek yöneticilerin yaşadıkları ailevi ve bürokratik zorluklar kadın yöneticiler için de
geçerli olmakla birlikte ailevi zorluklar ataerkil bir toplumda kadına yüklenen toplumsal
cinsiyet rol ve sorumluluklardan ötürü kadın için çok daha yoğun olmaktadır.

Evli kadın spor yöneticilerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları zorlukların başında
evi içi sorumlulukları ve annelik görevlerine yeterince zaman ayıramamak geldiğini
belirtmişlerdir. Erkek yöneticilerden çok farklı olarak, ev içi sorumlulukların ve çocuk
bakımının öncelikle kadına ait olması kadınların yöneticilik ve annelik/kadınlık
görevlerine yerine getirmede bazı çatışmaları yaşamalarına neden olmaktadır.

Spor kurumlarında görev yapan yapan erkek yöneticilerden farklı olarak kadın
yöneticilerin yaşadığı bir diğer zorluk sayısal ve kültürel olarak erkeklerin egemen olduğu
bir kurumda kadın olarak çalışmak ve kabullenilmektir.
Kadın
yöneticiler
yaşadıkları
zorluklarla
mücadele
edebilmek
için
bazı
stratejiler
kullanmaktadırlar:

Yukarıda sıralanan zorluklar neticesinde kadın yöneticiler erkeklerden daha çok çalışmak
zorunda olduklarını vurgulamaktadırlar.
121

Görüşme yapılan kadın spor yöneticilerin kullandıkları diğer baş etme stratejileri eşlerini
işe dahil etmek, eşlerinin desteğini almak ve kendine güvenmektir.
4.2.5. Tema 4: Kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıklar/katkılar
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin çoğunluğu kadın yöneticilerin spora getireceği
farklılıkları kadınların geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve annelikleri bağlamında
değerlendirmektedirler. Aynı nedenlerden dolayı kadın yöneticilerin spora herhangi bir katkıları
olamayacağını düşünen erkek spor yöneticileri de bulunmaktadır. Örneğin, aşağıda sunulan
alıntılarda erkek spor yöneticileri kadınların evlendiklerinde, çocuk doğurduklarında işlerine
gerekli zamanı ayıramadıklarını ve bu nedenle herhangi bir katkılarının olamayacağını ileri
sürmektedirler. Birinci altının sahibi genel sekreterin görüşü kadınların spordaki yeri hakkındaki
düşüncelerini yansıtmada önemlidir: “Çok fazla olmalarından ziyade içinde mutlaka olmalılar”.
“Çok fazla değiştireceklerini zannetmiyorum. Sporda bayan yöneticinin hareket kabiliyeti kısıtlı.
Örneğin seyahatlerde, kamplara gidip gelmekte, zaman ayırmakta. Eş ve çocuklarının olması
bayan yöneticilere engel gibi geliyor. Şimdi yönetici olduğu zaman herhalde 20 yaşında bekar bir
bayandan bahsetmiyoruz. 30 – 40 yaşını almış üst düzeyde bir yöneticiden bahsediyoruz. Erkek
sorumlulukları bir nebze annesine, eşine atarak diğer işlerine daha çok zaman ayırabiliyor. Çok
fazla işin içinde olamadıkları içinde çok fazla ivme kazandıramazlardı diye düşünüyorum. Çok
fazla olmalarından ziyade içinde mutlaka olmalılar. Genel anlamda baktığımızda olması lazım
ama çok fazla da olması çok fazla ivme kazandırmaz.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Yönetim kademelerinde çok daha fazla oldukları takdirde, bir yerde o da olur, ama kadının bir
şeyi var. Evlenecek, çocuk yapacak, çocuk sorumluluğu v.s. dediğiniz zaman bu kadar büyük bir
şeye giremiyor. O zaman ne yapıyor? Evlenmiyor, yani bu şekilde evlenmeden yaşamaya devam
ediyor. Yahut evleniyor çocuk yapmıyor. Bu bir kadının doğuştan psikolojik ve fiziksel yapısı ile
ilgili. Çok başarılı kadınlar var, çok başarılı olan yöneticilerimiz de var ama o kadar fazla değil.
Kadının nispet nüfusuna göre az.” (Başkan-Erkek)
“Yok ben kadın idareci sayısının artmasından sportif anlamda başarıda değişiklik olacağına
inanmıyorum çünkü genel anlamda Türkiye genelinde bir sorun; bayan personellerin doğum
zamanında ücretsiz izin almaları. Mesela bizim camiamızda 4 yıllık bir süreçte bir bayan
memurun 8 ay, 4 ay ya da 6 ay camiadan koptuğu zaman ilişkiler zayıflıyor. O camia
idareciliğinde sıkıntılar oluyor. Çocuk sorunları var, kreş sorunları var, mesai sorunları var.”
(Genel Sekreter-Erkek)
122
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin belirttikleri kadınların yönetici olarak spora getireceği
farklılıkların
geleneksel
toplumsal
cinsiyet
kalıp
yargıları
bağlamında
tasarlandığı
gözlenmektedir. Bu kalıp yargıların başında kadının bulunduğu ortamda zarafetin, saygının,
estetiğin ve duygusallığın olduğu gelmektedir. Bir federasyonun orta düzey erkek yöneticisinin
de belirttiği gibi “Yani hep konuşulan şeyler bunlar gayet böyle malumu ilan etmek olur.”
Bir çok spor yöneticisine göre kadın yöneticilerin spora getireceği en büyük farklılık, erkeklerin
hakim olduğu bir ortamın saygı ve düzen çerçevesince değişmesidir. Bu durumun sadece spor
kurumuna özel bir şey olmadığını söylemek mümkün fakat erkeklerin sayısal ve kültürel olarak
egemen olduğu bir kurumda kadınların getireceği bu tür bir katkının ön plana çıkması da
anlamlıdır.
“Tribünde kadın sayısı arttığı zaman nasıl daha şen şakrak oluyorsa yönetimde de böyle olur,
çalışma bazında da böyle olur. Bu değişmez yani, burada biz hep erkek olsak daha fazla itişiriz,
daha fazla çatışırız.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Genelde erkeklerin yoğun olduğu bölgeye girdiğiniz zaman konuşma tarzınız, hareketleriniz
erkekçe olur. Yani erkekçe dediğim erkek tavrı olur ama bir bayan olduğu zaman orada mecburen
bir takım şeyleri kısıtlarsınız, rahat olamazsınız. O kişilerin orada olması sizi bir ciddiyete davet
ediyor.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“İlişkiler daha seviyeli olurdu.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kadınların çoğunlukta olduğu bir toplantıda insan biraz daha kendine çeki düzen veriyor ahlaki
açıdan.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Türk sporuna baktığımızda sporla uğraşan sporcu ve teknik adamın kültür ve eğitim seviyesi
biraz düşük. Bu nedenle bayan idareci karşılarında gördükleri zaman doğal olarak yani bizim
alışkanlıklarımızdan doğan şey var, bayanlara karşı daha saygılı, söz dinleyici oluyorlar. Yani
erkek idareci zaman geçtikten sonra o branşta dejenere olabiliyor ama bayanlarda öyle bir
dejenere söz konusu değil.” (Genel Sekreter-Erkek)
“O atmosferde bulunan kişiler biraz daha nazik, biraz daha kibar olmaya dikkat ediyor. Onlar
(kadınlar) olmasa biraz daha argo biraz daha lakayt şeyler ön plana çıkıyor.” (GSGM orta düzey
yönetici-Erkek)
123
Bir kadın genel sekreter bulunduğu ortamdaki erkeklerin kendisiyle/kadınla konuşurlarken daha
dikkatli olmalarının gerektiğine yönelik bir beklentinin olduğunu vurgulamaktadır:
“Ben buraya geldiğimde beni uyaran bazı kişiler vardı. Bazı kaba kulüpler vardır, şu vardır, bu
vardır diyen ama orası birazcık kendine çeki düzen verir iyi oldu şeklinde yaklaşanlar da vardı.
Öyle bir beklenti de var. Sonuçta benimle konuşurken dikkat etmeleri gerekir. Her şeyden önce
bir bayanım, hani ben bunun böyle olduğunu düşünmüyorum, hani bir erkek kadar bir kadın da
dikkat etmeli. Hemcinsi ile konuşurken yani bunun biz bayanlar diye dikkat edilmesi gerektiğini
düşünmüyorum. Tüm insanlar ile konuşurken dikkat edilmeli ama toplumumuzda genel yargıya
bakınca erkekler bayanlarla daha nazikler.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir başka kadın genel sekreter erkek çalışanların bir kadın yönetici olarak kendisine daha dikkatli
davrandıklarını belirtmektedir:
“Erkek çalışanlar daha dikkatli, daha titiz oluyorlar bana karşı. Mesela başkasının ofisine
girdikleri zaman daha langur lungur girebiliyorlar. Bana geldikleri zaman işte “ablacım” veya “...
hanım” daha bir dikkatli oluyorlar. Bağırıp çağırmıyorlar. Bir nevi her şey daha sakin geçiyor
diye düşünüyorum. Güreş camiası dışarıdan baktığın zaman kaba bir camia, eğitimi daha düşük
bir camia, işte bir golf de bir teniste daha farklı insanlarla karşı karşıya geliyorsunuz. Yani gelip
bağıracağına bir işin yapılmadıysa sinirleneceğine, karşısında beni bulunca daha sakin
davranıyor. Ben de mümkün olduğu kadar kadın olarak genç sporculara, hiçbir zaman bu olmaz
demem, alırım anlatırım. Bu neden olmaz kırmadan, üzmeden onun için kadınların, onlar için
daha faydalı olduğunu düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Genel sekreterin yukarıda söyledikleri eğitim düzeyinin düşük olduğu Güreş Federasyonunda
kadın yöneticinin daha sakin, daha dikkatli ve saygılı bir ortam olmasına katkıda bulunabildiğini
göstermektedir. Kadına ait kalıp yargılar (duyarlı, anne, yardım etme duygusu vb.) kadın
yöneticilerin çalışanlar ile, bu durumda sporcular ile de daha iyi anlaşabilmelerini sağlamaktadır.
Bazı spor yöneticilerine göre, özellikle kadın sporcuların yer aldığı takımlarda ve
organizasyonlarda kadın yöneticilerin yer alması sporcuların motivasyonu ve sporcu yönetici
iletişimi açısından önemli:
“Mesela ben basketbolda çalışırken ilk defa bayan basketbol sorumlusu atamıştık. Kafile başında
ben gidiyordum mesela bu bayan gittiği zaman çok daha iyi oldu. Sporcularla birebir ilişkilerini
geliştirdi ve spor daha da gelişti. Düşün sakat bayan, başında bayan olması o kadar güzel
etkiliyor, onu motive ediyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
124
“Tabii bayanlar yapıları gereği daha yumuşak, hoşgörülü, erkeklere göre daha hoşgörülü.
Dolayısıyla hem uyum açısından hem de ailelerin ikna edilmesi açısından hem de sporcuların
hem psikolojik hem de sosyal ilişkileri açısından çok daha faydalı olurlardı.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
Kadın yöneticilerin sora getireceği farklılıklar “temiz tribün”, “tribünlerde şiddetin azalması”
bağlamında da ele alınmaktadır. Örneğin, bir kadın yönetici kendisinden örnek verirken
tribünlerde ya da genel olarak sporda şiddetin azalmasının kadınların izleyici olarak spora dahil
edilmesiyle mümkün olabileceğini belirtmektedir:
“Biz ilk defa kulüp aile birliğini kurduk. Anneleri çektik, ilk defa futbol maçlarına anneler
teyzeler komşular gelmeye başladı. Erkekler zaten geliyor, bu sektörü seviyor. Onlar da bir kayıp
yaşamadığımız gibi bu sefer ailelere temiz tribün, küfürü azalttık tribünlerde çünkü çocuk
bakıyor annesi ailesi yan tarafta oturuyor bu anlamda ben bunu avantaja çevirtmeye çalıştım.
Başardığımıza da inanıyorum. Küfürsüz tribünler de bu bilinen bir gerçek bayan olduğu zaman
ne oluyor küfür azalıyor. “Temiz tribün” slogan projesi yönettik, bu anlamda olumlu bir sonuç
alınabiliyor.” (Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
Bir spor federasyonunun kadın genel sekreteri tribünlerde kadınların yer almasıyla birlikte
şiddetin azalmasını Türk toplumunda kadın algısına vurgu yaparak değerlendirmektedir:
“Türkiye’de kesinlikle ataerkil bir toplum olduğu için bir Türk erkeği hiçbir zaman eşinin veya
sevgilisinin yanındayken tek başına iken ki davranışlarının aynısı göstermesi mümkün değil.
Yanındakini koruma içgüdüsü ile ne kavgaya bulaşır ne de laf atar. Mesela trafikte gidiyoruz.
Eşim tek başına olsa iner kavga eder ama ben varsam yanında bayan, karşıdaki kavga edecek
adamın yanında bir bayan varsa, derler ki dua etki hanım var yanımda, dua et ki senin hanım var
yanında yoksa ne yapacağımı biliyorum. Türk erkeği yanında karısını ya da çocuğunu aldı mı,
kesinlikle çok daha sakin çok daha sağlam davranan biridir. Belki bu yasalarla değil, yok şöyle
yasaklayalım yok hapse atalım. Bilmem ne yapalım daha çok çocuk aile maça gidelim dese bence
bu sorunu kökten çözeriz.” (Genel Sekreter-Kadın)
Sadece kadın spor yöneticileri tarafından belirtilen bir nokta kadın yöneticilerin spora ailelerin
dahil edilmesine yönelik girişimleri ya da düşünceleridir. Dolayısıyla kadın yöneticilere göre
kadınların spora getireceği farklılıklardan birisi spora ailelerin, antrenörlerin ve sporcuların dahil
olmalarıyla birlikte spor alanının rekabetin ötesinde biraz daha sosyal bir aktivite alanı haline
gelmesidir. Aşağıda sunulan kadın spor yöneticilerinin alıntıları örnektir:
125
“Kadın yöneticiler daha fazla olsaydı spora kesinlikle renk gelirdi. Spor aktiviteleri sadece o
yarışa endeksli olmaz, onun yanında bir sürü keyifli aktiviteler yapılır. Aileler daha çok ilgilenir,
anneler daha çok gelir, aileler daha çok gelir.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Kadın yöneticiler sporcuların, antrenörlerin herkesin o sahada, alanda kalması için gereken o
hissiyatı taşıyorlar. Yani bence ortamı daha sosyal, zevkli, küçük farklılıklar yaratabilecek ve
daha iyi yaşanabilir, daha zevk alınabilir hale getirebilecek, özellikleri var bence kadınların. O
yüzden kadınlar her nerede olursa olsun oraya farklılık katacaklardır oraya zevkli çalışacak hale
getireceklerdir diye düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Kadın ve erkek yöneticilerin farklılıklarının tartışıldığı alt temada, spor yöneticilerin kadınların
erkeklerden daha ciddi ve sorumluluk sahibi olduklarına yönelik görüşlerinin varlığı ortaya
çıkmıştır. Bu görüşte olan spor yöneticileri kadın yöneticilerin spora getireceği katkıları da bu
bağlamda ele almaktadırlar. Örneğin bir federasyon başkanı, federasyondaki kurullarda kadın
sayısının artmasını istediklerini çünkü kadınların erkeklere kıyasla daha sorumluluk sahibi
olduklarını, bu yönleriyle erkekleri olumlu yönde etkileyebileceklerini söylemektedir.
“Aslında bayanlarla çalışmanın şöyle iyi bir tarafı var. Diğer çalışan erkek kişileri de disipline
ediyorlar. Toplantı zamanlarından tutun da toplantı yapılacak konuşmalarda seviye daha iyi bir
noktaya geliyor. Bayanların bu anlamda çok ciddi katkıları olduğunu düşünüyorum. Artı işlerini
de çok ciddi yaptıklarını da düşünüyorum. Aldıkları bir görevin sorumluluğunu bayan çalışanlar
çok daha iyi bir yere getirdiklerini gördüm. Bu yüzden federasyon içinde olmasına ben gayret
ettim.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
Kadın yöneticilerin spora getireceği katkıların geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargıları
bağlamında değerlendirildiği belirtilmişti. Bu noktada kadının en önemli toplumsal rolü olan
annelik görüşmelerde çok fazla öne çıkarılmıştır. Kadının anne olmasının spora getireceği katkı
iki boyutta ele alınmaktadır. Birinci olarak kadınların anne olmaları nedeniyle sporcularla daha
iyi bir iletişimleri olacaktır, sporcuların sıkıntılarını daha iyi anlayacaklar ve onların
motivasyonlarını arttırabileceklerdir. Aşağıda sunulan alıntılarda bu katkı ele alınmaktadır.
Örneğin, bir genel sekreter kadınların anne olmalarından kaynaklı olarak daha nesnel
davranabileceklerini, gençleri ve çocukları daha iyi anlayabileceklerini düşünmektedir:
“Biz bir anne olduğumuz için daha objektif olabiliyoruz. Yani her çocuğun bir annesi var diye
düşünürüm. Bizim sporcularımız da çocuklar, gençler. Yani 25–30 yaşını geçmeyen çocuklarla
muhatabız. Yani onların, herkesin bir annesi olduğunu düşünerek hareket ederim. Ben bir
126
anneyim. Bir çocuğa nasıl davranılması gerekiyorsa şey yapıyorsunuz. Ayırım yapmıyorsunuz,
hepsi benim için bir ama yeteneğine göre de “bunda yetenek var bir yere gelsin” diye çok çaba
sarf ettiğimde olmuştur.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Kadın her şeyden önce anne. Evladına nasıl yaklaşıyorsa, üst düzey spor yöneticiliğine
getireceğiniz kadın da böyle düşünür diye düşünüyorum. Anne şefkati ile düşünür çünkü eğitim
çocuğu sevmekle başlar. Antrenörün bir sporcu çocuğa vermiş olduğu antrenman da bir
eğitimdir. Ben antrenöre öğretmen gözü ile bakıyorum. Onun için çocuğu sevmekle başlar diye
düşünüyorum. Kadın da bunu çok iyi yapar diye düşünüyorum.” (GSGM orta düzey yöneticiErkek)
“Kadın neticede çocuğu olsa da olmasa da genç de olsa o analık duygusu, koruma, yardım etme
duygusu dünyanın en katı kadınında bile vardır. Sporcular keza, daha önce genel sekreterleri hep
erkek oldukları için, hep konuşuyoruz, bazıları devlet ana diyorlar bana bazıları abla diyor.
Gerçekten öyle şeylerle karşılaşıyorum ki, telefon açıyorlar kız arkadaşımla kavga ettim ne
yapayım. Yani oraya kadar inebiliyoruz. Bu da hoş bir şey çocuklara güven veriyor. Çalışanlara
güven veriyor.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Sporcunun bilhassa elit sporcunun çok ciddi bir şekilde motivasyona ihtiyacı var. Ve dolayısıyla
“seni döverim”, “kulağını çekerim”, “İşte şöyle yaparım, böyle yaparım” değil, biz sporcunun
gerçek sıkıntılarını anlamanın ve çözülmesinin daha başarılı olduğunu görüyoruz. Bu sabır anne
ruhu taşıyan bayanlarda daha fazla. O bakımdan başarı oranının daha fazla olacağını
düşünüyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
İkinci olarak, kadınların anne olmaları nedeniyle çocukların spora yönlendirilmeleri ve toplumda
sporun yaygınlaştırılması daha kolay gerçekleşecektir:
“Bakın kadın aynı zamanda bir anne. Erkeğin çocuğunu spora yönlendirmesi çok daha farklı olur,
kadının çocuğunu spora yönlendirmesi çok daha farklı olur. Kadınla birlikte olur çocuğu. Burada
en büyük faktör annelere düşüyor. Anne spora gidiyorsa çocuğunu mutlaka yönlendirir. Kadının
spor yöneticisi olması, çocuklarını spora kanalize etmesi sporda çok daha faydalı olur.” (Genel
Sekreter-Erkek)
“Kadın bir annedir her şeyden önce, annenin çocuğuna bakışı gibi spora bakması geliştirmesi
aynı zamanda da o alanla iştigal etmesi çevresinde olumlu bir hava yaratır. Düşünebilir misiniz ki
bir ailede anne spor eşofmanı giyiyor spor yapıyor çocukları onu görüyor onu gören çocuklar bir
süre sonra. Spora yöneliyor bu bir kültür meselesidir ondada annemizin bayanlarımızın çok
önemli olduğunu düşünüyorum.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Bayanların özellikle sporun içinde olması, sporun yaygınlaşması açısından, genç potansiyellerin
yani çocukların spora yönlendirilmesi bakımından daha ilgi çekici gelebilir. Spora yeni başlayan
çocukların bir anne şefkatini görecekleri ya da annelerinin yerine koyabilecekleri bayan
yöneticilerle çalışması... Hepimiz hatırlarız ilkokul günlerimizi, bayan öğretmenlere karşı daha
127
sıcak bir ilgi duyarız. İşte olayı bu felsefeden dolayı, bayanları sporun yaygınlaşmasında,
gençlerin spora yönlendirilmesinde önemli bir faktör olarak görüyorlar.” (Federasyon BaşkanıErkek)
Özet
Spor yöneticilerinin çoğunluğu kadın yöneticilerin spora getireceği farklılıkları kadınların
geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve annelikleri bağlamında değerlendirilmektedirler:

Kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıkların geleneksel toplumsal cinsiyet
kalıp yargıları bağlamında tasarlandığı gözlenmektedir.

Bu kalıp yargıların başında kadının bulunduğu ortamda zarafetin, saygının, estetiğin ve
duygusallığın olduğu gelmektedir. Yani kadın yöneticilerin spora getireceği en büyük
farklılık, erkeklerin hakim olduğu bir ortamın saygı ve düzen çerçevesince değişmesidir.

Özellikle kadın sporcuların yer aldığı takımlarda ve organizasyonlarda kadın yöneticilerin
yer alması sporcuların motivasyonu ve sporcu yönetici iletişimi açısından önemlidir.

Kadın yöneticiler tribünlerde şiddetin azalması bakımından önemli bir rol üstlenmişlerdir.

Kadın yöneticilere göre kadınların spora getireceği farklılıklardan birisi spora ailelerin,
antrenörlerin ve sporcuların dahil olmalarıyla birlikte spor alanının rekabetin ötesinde
biraz daha sosyal bir aktivite alanı haline gelmesidir.

Kadınların erkeklerden daha ciddi ve sorumluluk sahibi olmaları erkekleri olumlu yönde
etkileyecektir.

Kadının en önemli toplumsal rolü annelik görüşmelerde çok fazla öne çıkarılmıştır.
Kadının anne olmasının spora getireceği katkı iki boyutta ele alınmaktadır. Birinci olarak
kadınların anne olmaları nedeniyle sporcularla daha iyi bir iletişimleri olacaktır,
sporcuların
sıkıntılarını
daha
iyi
anlayacaklar
ve
onların
motivasyonlarını
arttırabileceklerdir. İkinci olarak, kadınların anne olmaları nedeniyle çocukların spora
yönlendirilmeleri ve toplumda sporun yaygınlaştırılması daha kolay gerçekleşecektir.
4.2.5. Tema 5: Spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları
Kadınların spor kurumlarında temsilini arttırmaya yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği
politikalarının da değerlendirildiği görüşmelerde, toplumsal cinsiyet kotası ele alınmıştır. Bu
128
bölümde araştırmaya katılan spor yöneticilerinin spor kurumlarında uygulanacak bir toplumsal
cinsiyet kotasının kadınların temsilini arttırmadaki işlevine yönelik görüşleri sunulmaktadır. Spor
yöneticilerinin bir bölümü çeşitli gerekçelerle spor kurumlarında kadınların temsilini arttırmak
için toplumsal cinsiyet kotasının olması gerektiğini düşünürken, daha büyük bir bölümü de farklı
gerekçelerle toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini düşünmektedir. Bu görüşler iki alt
tema altında sunulmuştur.
Alt tema 1: Toplumsal cinsiyet kotası olmalı çünkü
Alt tema 2: Toplumsal cinsiyet kotası olmamalı çünkü
Alt tema 1: Toplumsal cinsiyet kotası olmalı çünkü
Görüşme yapılan spor yöneticilerinin bir bölümü çeşitli gerekçelerle spor kurumlarında
kadınların temsilini arttırmak için toplumsal cinsiyet kotasının ya da pozitif ayrımcılığın olması
gerektiğini düşünmektedirler. Toplumsal cinsiyet kotasının olmasının gereklilikleri olarak Türk
toplumunun ataerkil bir toplum olması, Türkiye’de spor kurumlarında kadınların yönetim
kademelerinde çok az sayıda bulunmaları ve bu bir zorlama dahi olsa çeşitli düzenlemelerle
kadınların bu sayılarının artması ihtiyacı gösterilmektedir.
“Bana kalırsa Türkiye’de daha fazla gerek var, Avrupa’da bile bu gibi kotalar konuluyorsa demek
ki onlarda da bayanlar spora pek rağbet göstermiyor veya onları kanalize etmek gerekiyor. Olayın
bu tarafından bakarsak Türkiye’de ahlaki değerler, sosyal yapılar göz önünde bulundurulursa.
Bana kalırsa o kota % 20’lerden %40’lara çıkarılırsa daha iyi olur diye düşünüyorum ve
gerekliliğine inanıyorum.” (Genel Sekreter Yardımcısı-Erkek)
“Bence Türkiye’de buna ihtiyaç var gibi geliyor bana. Erkek hegomanyası olan insanlar var. %
20 kadın olacak diye kurallar koymamız lazım.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bugün insanların kafasına bunu sokmamız lazım. Bugün Türkiye’de erkek egemen bir toplum
yapımız var, bunu kırma açısından bu adımların atılması gereklidir.” (Federasyon BaşkanıErkek).
“Gerekli hatta %20 değil çok daha fazla yapmaları lazım yaparlarsa mesela burada daha çok
katılım olur.” (Orta düzey yönetici-Kadın)
129
Seçimlere giren kadın sayısının az olduğunu söyleyen bir genel sekretere göre seçim listelerinde
kadınların yer alması için toplumsal cinsiyet kotası olmalı:
“Yönetimsel anlamda özellikle spor yöneticileri seçimle geliyor federasyona. Özerk
federasyonların yönetimlerindeki bayan sayısı özellikle çok az bunu gerek yasalarla gerek
kanunlarla düzenlemek aslında bu anlamda gerekli olabilir çünkü mutlaka seçimle gelen yönetim
kadrosu listelerinde bayanların da olması gerekiyor. Bu anlamda hem siyasi hem kamusal
düzenleme yapılabilir baraj konabilir şu kadar bayan alınacaktır diye. Bunun da faydalı olacağına
yürekten inanıyorum.” (Genel Sekreter-Erkek)
Bir kadın genel sekreterin toplumsal cinsiyet kotası deneyimi var ve kotadan memnundur:
“Onu biz çim hokeyinde yaşadık. Çim hokeyini biz kurduk. Uluslararası federasyondan bize bir
yazı geldi sizin yönetiminizde bayan yönetici sayısını eksik görüyoruz. Bayan yönetici sayısını şu
kadara çıkarın diye biz de o zaman .... Üniversitesinden .... hanım var onu aldık yönetime, ondan
da memnun kaldık. İyi oldu yani” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir federasyon başkanı (erkek) toplumsal cinsiyet kotasının kadınların bir yerlere gelebilmesinde
önemli olabileceğini belirterek GSGM’ye bu öneriyi götürmenin iyi olabileceğini düşünürken, bir
genel sekreter (erkek) de yeni çıkacak spor federasyonları kanununda toplumsal cinsiyet
kotasının yer alması gerektiğini belirtmektedir:
“Ben onu not alayım, onu iyi dedin bana ya çok güzel bir soru o yani ona ben çerçeve statü
hazırlanıyor onun içine sokturabiliriz onu. Statüde bayanların yer almaları. Diyelim ki bizim
Türkiye’deki federasyonlara diyeceksiniz ki Federasyon 7 kişilik heyet kuruyorsa 1 kişisi
mutlaka bayan olacak, 15 kişilik heyet kuruyorsa 2 kişisi kesinlikle bayan olacak. Bütün
seçimlerde bayanları koyacaksın ta ki o nasıl deyim kanser gibi insanların içine girene kadar
beyinlerine işleyene kadar ondan sonra onu kaldıracaksın çünkü o zaman kendisi otomatik
yürümeye başlar.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“Yani bu pozitif ayrımcılık denen şey maalesef eğer o konumda sizin ülkesel anlamda bir şeyiniz
yoksa aşamamışsanız o konuyu bunu yapmak zorundasınız. Belli kotalar koymak
durumundasınız. Benim de ülkemde bence buna ihtiyaç var mesela spor federasyonlarının yeni
kanunu çıkacak, bence o kanunda 7 minimum 15 maksimum yönetim kurumlarına kişi alınacağı
yazıyor, orda bence bayan sayısı da konmalı her yönetim kuruluna şey diyebiliriz, en az 2-3 tane
zorunlu olarak koyabiliriz. Hazır kanunda çıkıyor inşallah koyarlar ama taslakta yok öyle bir
şey.” (Genel Sekreter-Erkek)
130
Bir kadın spor yöneticisi kadınların yönetim kademelerine gelmelerinin zor olduğunu ve bu
nedenle bir takım zorlamaların olması gerektiğini yoksa kapıların kadınlara kapalı olduğunu
belirtirken, bir diğer kadın yönetici federasyonların farklı kurullarında da cinsiyet kotasının nasıl
olacağına örnek verirken böylelikle algıların değişebileceğini ileri sürmektedir:
“Uzun süreler ben tek kadın federasyon başkanı olarak görev yaptım. Şu anda birimde tenis var
benimle birlikte, yeni seçildi. Hadi tamam başkan olmayabilirsin ama gördüğüm her federasyon
başkanına da aynı şeyi söylüyorum: 15 tane üyenin içine koyulacak bir tane mi kadın yok
diyorum, yani bu kadar mı? İnsaf. Gülüyorlar mülüyorlar ama, yani ben pozitif ayrımcılık
taraftarıyım, açıkça söyleyeyim. Yani o belli yüzdeleri mecbur etmediğiniz sürece kimse kimseye
kapıyı açmayacak.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Kulüplerin yönetim kurullarında spor kulüplerinde kadın üye zorunlu olabilir, yurt dışında
temsilcilerden giden beş kişilik heyetten üç kişi kadın olabilir. Hani bu tarz, belki yazı ile yasal
olarak zor olabilir, belki iki tane kadın getireceksin ama nasıl etik kurallar yazılı değil ama biz
kendimiz uyuyoruz o tarz bir bilincimiz algı oluşturarak olabilir.” (Federasyon orta düzey
yönetici-Kadın)
Kadınların spor kurumlarında temsilinin az olmasının tartışıldığı temada, az temsilin bir nedeni
olarak kadınların istememesi ele alınmıştı. Bu nedenden dolayı, toplumsal cinsiyet kotasının
faydalı olabileceğini, bu tür zorlamalar olmadan kısa zamanda bir değişimin olamayacağını
düşünen spor yöneticileri de bulunmaktadır:
“Kadınların varlığını arttırabilmek için bence gerek vardır çünkü kendileri olmuyorlar. %20 en alt
sınır %50-60’a kadar olabilir.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bu tür zorlamalar olursa sayıyı arttırabilir. Kendi akışına bırakılırsa, talep beklenirse bu süreç
çok daha uzun sürer. Eğer kadın yönetici sayısının kısa sürede arttırılması isteniyorsa evet.”
(Genel Sekreter-Erkek)
Alt tema 2: Toplumsal cinsiyet kotası olmamalı çünkü
Spor kurumlarında kadınların temsilini arttırmaya yönelik toplumsal cinsiyet kotası uygulamasını
doğru bulmayan spor yöneticilere göre kadınların yönetim kademelerinde sayılarının artması
zorlamayla değil toplumda spor kültürünün ve eğitimin artmasıyla ve spor alanında nitelikli
kadınların, kadın sporcuların, kadın hakemlerin ve kadın antrenörlerin artmasıyla mümkündür.
131
Örneğin, aşağıda alıntıları sunulan bazı kadın spor yöneticilerine göre, Türkiye’de tabanda
nitelikli kadınlar olmadığı için bu tür politikalar amaca hizmet etmeyecektir. Böyle bir tabanın
olmadığı Türkiye toplumsal cinsiyet kotası gibi kadınların yönetimde temsilini arttırmaya yönelik
girişimler için hazır olmadığını da eklemektedir:
“Yani şu aşamada ben Türkiye’nin buna hazır olmadığını düşünüyorum. Bunlara hazırladıktan
sonra ya da eğitim tarzının değişmesinden sonra, değerlerin değişmesinden sonra. (Kadınların)
Daha toplum önünde olabilecekleri bir konuma gelebileceklerini düşünmüyorum.” (Genel
Sekreter-Kadın)
“Diğer türlü giremiyorlarsa insanlar o komiteye konsun ama gönlümden geçen şudur: Hakkı olan,
yeteneği olan, gerçekten orada olması gereken kişiler olsun. İlla ki efendim kadınlara böyle bir
eşitlik anlamında değil. Türkiye’nin koşullarını da düşünmek lazım. Çok donanımlı bayan yok
henüz. Çok eğitimli, her taşın altına elini koyduğunda... donanım anlamında tamam, azmi,
enerjisi vardır ama donanımı yok.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Ben şeye karşıyım. Kadın şu kadar olmalı erkek şu kadar olmalı. Başarıya ulaşmak üzere kim
iyiyse o olmalı. Federasyonun %20’si kadın olacak diye ya da %20’si erkek olacak diye kalifiye
olmayan elemanları almasının bir faydası yok. Böyle bir kotanın da faydası yok, bana göre bizim
federasyon olarak kadınlarımızı yetiştirip buralara getirmek amacı yoksa kota vb şeyler bizim
daha o seviyeye geldiğimizi düşünmüyorum çünkü daha kadınların çok yol alması gerekiyor.”
(Genel Sekreter-Kadın)
Bir kadın genel sekreter toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini söylerken, kadın
yönetici sayısının artması için öncelikle tabanda yer alan kadın sporcu, kadın antrenör, kadın
hakem sayılarının artması gerektiğini vurguluyor:
“Ben hep şuna inanıyorum. Ben yukarıdan başlamak gerektiğine inanmıyorum, ben aşağıdan
başlamak gerektiğine inanıyorum. Pek çok ülke IOC teşvik ettiği için atamayla almaya başladı.
Bence bu rahatsızlık verici. Bence herkesin hak etmesi lazım. Öncelikle yukardan değil de alttan
herkesin katılımını eşit hale getirirseniz, bence o iş doğal olarak yürümeli. Zorlamalarla kurallarla
değil. Belki politikada olabilir ama ben inanıyorum ki yine de bir çalışmalar yapılmalı yani
kızların her federasyonda her kurumda kadınların katılımı ile ilgili doğal bir teşvik ortamı olmalı.
Mesela kadınların daha fazla antrenör olması için federasyonlar çalışma yapmalı, daha fazla
kadın hakemlerin olması için çalışmalar oluşturmalı ama bu kanunla dayatmayla değil teşvikle
olmalı. Daha fazla kadın sporcu, daha fazla kadın antrenör, daha fazla kadın yönetici ve daha
fazla kadın teknik delege olmalı. Teşvik edici şeyler olmalı ki bu kadınlar yetişir ileride gerçekten
o yönetim kurullarında o üst düzeye donanımlı, kendini yetiştirmiş o branşın özelliklerini taşıyan
öz güvenli kadınlar asıl değişiklikleri yapacaklar.” (Genel Sekreter-Kadın)
132
Aynı kadın genel sekreter kadınların spora katılımlarında kendisini bir aktivist olarak görüyor.
Daha fazla kadın sporcunun, kadın antrenörün ve kadın hakemin yetişmesi sağlanırsa daha fazla
kadının yönetici olabileceğini düşünüyor.
“Hayır, bence tam tersi Grasrootda (tabanda) başlamalı ki çalışmalar o kadınları
yetiştirebilmeliyiz. Ben eğer bir bayan antrenörle çalışmamış olsaydım, o benim rol modelim
olmasaydı belki ben bugün bu pozisyonda olamayacaktım. Yani onun çok etkisi var o yüzden
şimdi ben kendimi aktivist görüyorum. Ben geldiğimde tektim şimdi iki tane bayan yönetim
kurulu üyesi var. Kadınların az olduğu komisyonlarla bir araya geldik oturduk, konuştuk. Onlar
da şimdi daha fazla bayan elde edebilmek için şey yapıyorlar.” (Genel Sekreter-Kadın)
Aşağıdaki alıntıları sunulan spor yöneticileri de toplumsal cinsiyet kotası yerine kadınların
kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini ve tabanda yer alan kadınlardan
bir zorlamanın gelmesi gerektiğini söylemektedirler:
“Pratikte bunun iyi bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. İyi sonuç vermiyor bence bu kotalar
çünkü pratik uygulamasında bayanlar o kotadan nasıl olsa ben oraya girerim diyip kendilerini
geliştirmiyorlar. Yani bunun doğru yolu gelişim programları oluşturmak, eğitim programları
oluşturmak, bayanların kapasitesini arttırmak. Çok daha kapasiteli bir bayanın yerine hiç kimse
kapasitesiz bir erkeği koymaz.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
“Ben politikadan ziyade talebin ve ısrarın olmasının daha etkili olacağı kanaatindeyim. Bence
önce alttan bir baskının gelmesi gerekiyor. yani bence alttan böyle zorlayıcı şeyler olursa daha
etkili olur. Yani bayan sporcular çoğalırsa, bayan sporla ilgili yönetimle ilgili eğitim almış
bayanların sayısı çoğalırsa böyle bir baskı olursa ki o zaman yine hala öyle bir erkek baskısı olan,
egemenliği olan bir tablo ortadaysa düşünülebilir ama ben şu anda o baskının olduğunu pek
düşünmüyorum. Öyle bir alt potansiyel var mı hanımlarda doğrusu.” (GSGM orta düzey yöneticiErkek)
“İlle de kota koymaya gerek yok. Alttan bir talep gelmediği zaman insanlardan, sen gel seni
yönetime aldım dediğiniz zaman da başka sıkıntılar çıkıyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
Birçok federasyon yöneticisi spora katılımı, spor yönetimini bütünlüklü olarak ele almakta fakat
bu bütünlükte dezavantajlı grup olan kız çocukları ve kadınlar ayrı bir önemde yer almamaktadır.
Ülkede bir spor kültürü yaratıldığında, ailelerde spor bilinci kazandırıldığında doğrudan kız
çocuklarının ve kadınların spora katılımının artacağı ve sonucunda kadınların da yönetim
kademelerine geleceği düşünülmektedir:
133
“Ben kota gibi bir şeyi düşünmüyorum. Mühim olan o topluma sporu sevdirebilmek. O toplumda
sporun neler yapıldığı takdirde daha güzelliğe varabileceğinin inancı aşılanması lazım. Bugün
sizin İsveç, Norveç, Danimarka dediğiniz yerlerde o bir kültür, orada spor yapmayan bir adam
büyük bir eksiklik ile gelişmiş ya da büyümüş oluyor çünkü aile yapısında anne baba çocuk
beraber spor yapabilecekleri aktiviteler var.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Zorlama ile olmaz bu iş. Kendiliğinden doğaçlama olması lazım. Eğitim ile kendiliğinden
gelecek. Yoksa bu böyle olacak şu şöyle olacak hep dayatma. Ben dayatmaya karşıyım.” (Genel
Sekreter-Erkek)
“Yani Türkiye’de maalesef her şey böyle zoraki oluyor. Aslında zoraki olmasının bir çözümü
olacağına inanmıyorum ben. Bunu eğitim ve kültürü genişletme ve yayma politikalarıyla
oluşabileceğine inanıyorum ben.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Bazı erkek spor yöneticileri spor kurumlarında kadınların temsilini arttırmaya yönelik toplumsal
cinsiyet kotası gibi politikaların önemli olmadığını önemli olanın kadın ya da erkek değil başarılı
insan olduğunu ileri sürmektedir:
“Mühim olan başarılı insan olsun. Kadın veya erkek ne olursa olsun.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Kota olmamalı, başarılı bayan olsun erkek olsun mutlaka yer almalı önemli olan kurum
kriterleri.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bayan erkek ayrımı yapmaksızın bu teklifleri götürmek lazımama öyle bir görev vardır ki beş tane
aday vardır, beşi de erkektir. Yani burada illa iki tane de bayan bulayım denmektense, o beş
kişiden herhangi biri bu işi en iyi yapabilecek kişiyse onlardan birinin orada görev alması lazım.
Erkek veya bayan olmasının bir anlamı veya önemi olduğunu düşünmüyorum idari anlamda görev
alacak kişilerin.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“O doğru mu olur, yanlış mı olur. Eşitlik ilkesine aykırı mı olur onu bilmem. Yani bir komite
olduğunu düşünün, bu komiteye erkek de bayan da aday olabilir. Sonuçta oraya seçimle
geliniyor. Atamayla gelinmiyor. Eğer verimli olacaksa ve insanlar da verimli olacağına
inanıyorsa, bilgili ise, o alanda başarılı ise mutlaka seçilecektir. Komitelere bayan alalım falan bu
yanlış. Tabi ki bayanların spora katılması, sosyal hayata katılması tabiî ki çok önemli ama biraz
da bilgi, eğitim, verimlilik bunları da düşünmek lazım.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
“Şimdi tabiî ki böyle kota koymak bile bence utandırıcı bir şey bir şeyleri artık kurallarla
kanunlarla koymaya çalışıyoruz. Niye kadın olmasın? Mademki Türkiye’de kadın-erkek eşitse
niye kural koyuyorum? Onlar da okuyor, bir şeylerden geçiyorlar. Kural yerine bizzat bu şeyleri
134
hakkıyla gelmesi lazım yani eşit şartlarda gelecek sınavlaysa sınavla şeyleyse gidecek Kim hak
ediyorsa olmalı yani.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
Aşağıda alıntıları sunulan iki erkek spor yöneticisi ise kadınların spor kurumlarında başarılı
olmadıklarına inandığını, kadınların yönetici olmaya değil sporcu olmaya teşvik edilmesinin
gerektiğini vurgulamaktadırlar:
“İllaki bayan olacak diye de bir şey yok, yani bu önemli değil bu kadar. Kadın yöneticinin olması
bu kadar önemli değil. Sporda bayanın pek yeri olduğuna inanmıyorum. Onu söyleyeyim.
Sporculuğunu yapsın, sporculuk olarak katkı sağlasın ama idarecilik çok farklı bir boyut yani her
insan spor idareciliği yapamaz. İdarecilik çok farklı bir boyut. Ben 32 yıldır idareciyim,
bayanların bu konuda başarılı olduğuna inanmıyorum. Bayanların spor yapmalarını teşvik
edeceksin idareciliği değil.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bence Türkiye’de gerek yok. Erkekler bu işi becerebiliyor. Bizim toplumsal yapımızda da
erkekler maalesef, maalesef demeyeyim, ben erkek olarak mutluyum. Biz daha ön plandayız.
Bayanlar sözde ikinci sırada. Bizim örf adetlerimizde böyle gelmiş böyle gidiyor. Bayanlar da
mutlu erkekler de mutlu, bir sıkıntı yok. O yüzden geldiği gibi gitsin. Daha demokratik olmaya
da başladık. Yani eskiden bayanların burada ne işi var denileceği ortamlarda olabiliyorlar. Onlar
da mutlu Türk erkekleri de mutlu. Bence iyi yani fazla sıkıntı yok.” (Federasyon AsbaşkanıErkek)
Aşağıda alıntısı sunulan erkek spor yöneticisi de spor kurumunda kadın erkek ayrımı olmadığını
ve bu nedenle toplumsal cinsiyet kotasına gerek olmadığını söylerken spor kurumunun zor
şartlarını erkek gibi yerine getirebilecek “babayiğit” bir kadın yönetici olursa engel olmadığını
vurgulamaktadır:
“Gereklilik yok. Neden yok, spor teşkilatımız bayan erkek ayırımı yapmıyor. Şimdiye kadar hiç
yapmıyor. Eğer kendisini yetiştirebilecek, geliştirebilecek, erkek gibi bu şartları uygulayabilecek
çünkü sıkıntılar var. Sıkıntı varken spor teşkilatının üst düzeydeki yöneticilerin çektikleri
sıkıntıları biliyorsunuz. Ne geceleri var, ne gündüzleri var. Bu şartlara adaptasyonu
sağlayabilecek yönetici, babayiğit çıkarsa olur. Olmaz diye bir şey yok. En ufak engel yok
önlerinde.” (Genel Sekreter-Erkek)
135
Özet
Spor yöneticilerinin bir bölümü çeşitli gerekçelerle spor kurumlarında kadınların temsilini
arttırmak için toplumsal cinsiyet kotasının olması gerektiğini düşünürken, daha büyük bir bölümü
de farklı gerekçelerle toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini düşünmektedir.

Toplumsal cinsiyet kotasının olması gerektiğini düşünen spor yöneticilerine göre; Türk
toplumunun ataerkil bir toplum olması, Türkiye’de spor kurumlarında kadınların yönetim
kademelerinde çok az sayıda bulunmaları ve bu bir zorlama dahi olsa çeşitli
düzenlemelerle kadınların sayılarının artması gerekmektedir. Ayrıca kadınların yönetim
kademelerine gelmelerinin zor olması nedeniyle bir takım zorlamaların olması gerektiği
yoksa kapıların kadınlara kapalı olduğu, kota aracılığıyla var olan olumsuz algıların
değişebileceği belirtilmiştir.

Toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini düşünen spor yöneticilerine göre;
kadınların yönetim kademelerinde sayılarının artması zorlamayla değil toplumda spor
kültürünün ve eğitimin artmasıyla ve spor alanında nitelikli kadınların, kadın sporcuların,
kadın hakemlerin ve kadın antrenörlerin artmasıyla mümkündür. Bazı kadın spor
yöneticilerine göre Türkiye’de tabanda nitelikli kadınlar olmadığı için bu tür politikalar
amaca hizmet etmemektedir, bu nedenle yasal düzenlemeden önce nitelikli kadın
tabanının oluşturulması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyet kotası yerine kadınların
kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmaların yapılması gereklidir. Bu görüşte olan spor
yöneticilerinin
ülkede
bir
spor
kültürü
yaratıldığında,
ailelerde
spor
bilinci
kazandırıldığında doğrudan kız çocuklarının ve kadınların spora katılımının artacağını ve
sonucunda kadınların da yönetim kademelerine geleceğini düşündükleri anlaşılmaktadır.
4.2.7. Tema 6: Kadınların spora katılımında etkili olan sosyo-kültürel etkenler
Araştırmaya katılan kadın ve erkek spor yöneticileriyle yapılan görüşmelerde, kadınların spor
kurumlarının yönetim kademelerinde yer alabilmelerinde kadınların spora katılımının önemli bir
etken olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle kadınların spora katılımı ayrı bir tema altında
incelenmiştir.
136
Spor yöneticilerinin yorumları her ne kadar kadın sporcu sayısının az olduğuna işaret etse de
temelde ülkemizde sporcu sayısının az olduğunu, insanların spora katılmadığını göstermekte. Bu
nedenle kadın sporcuların tartışıldığı bir projede ülkemizde spora katılım düzeyinin az olduğunu,
toplumda spor kültürünün yeterince gelişmemiş olduğunu dikkate almak gerekmektedir. Bir
erkek genel sekreterin de belirttiği gibi “Kadınların spora katılımı düşük ülkemizde, kandırmaya
gerek yok. Ülkemizin erkekleri de düşük.” Aşağıdaki alıntıda bir genel sekreter sporcu sayısının
az olmasının neleri etkileyebileceğine işaret ederken kadınların spora katılımlarının azlığından
önce genel olarak spora katılımın az olmasının bir sorun olduğunu vurgulamaktadır. Bir sonraki
alıntıda ise bir federasyonun üst düzey yöneticisi Türkiye’de sporun hayatın bir parçası
olamadığını çünkü toplumda bir spor kültürünün olmadığını ileri sürmektedir.
“Şimdi ülkemizde sadece kadınlar değil, genel olarak baktığımız zaman hem kadınların hem de
erkeklerin katılımında problem var. Yani şu anda 70 milyonluk ülkede görünen sayıya
bakmayın, ben inanıyorum ki lisanslı sporcu sayımız futbolu dışarıda bırakırsanız, 100-200 bin
civarındadır yani. O yüzden sadece kadın olarak bakmamak lazım, Türkiye’de eğer biz bir
şeyleri değiştirmek istiyorsak hem kadın sporcu sayısını hem erkek sporcu sayısını arttırmamız
gerekiyor ama Türkiye’de hem kadınlarda hem erkeklerde katılımla ilgili problemler var. 70
milyonluk ülke olan Türkiye bugün 68 sporcuyla Olimpiyatlara katılım hakkı elde edebiliyor. O
68 sporcunun da yaklaşık 20 tanesi B barajıyla gitmiş. 20 taneyi çıkarırsanız aslında Türkiye 48
sporcuyla Olimpiyatlara katılıyor. Bu bir hüsrandır. Bu bir utançtır. Bir araştırma yaptım.
Madalya sıralamasında ilk 10’a giren ülkelere baktığınız zaman Olimpiyatlarda 500-400-300
minimum 300 sporcuyla katılıyorlar. 300 tane üst düzey elit sporcusunun oraya katılabilmesi
demek bu sporcuların binlerce insanın arasından seçiliyor olması demek. Zaten bu problemler
aşılmadan kız, erkek diye ayırmak istemiyorum ben.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Yani spor kültürü önemli. Amerika’da spor kültürü var. Türkiye’de yok spor kültürü. Mesela
spor hala hobi olarak gözüküyor birçok yerde. Spor hobi değildir, spor zorunluluktur. Yani
hayatın içinde olması gereken bir şey, nasıl peynir ekmek hayatın içindeyse spor da bunun gibi
bir şeydir bence. Dolayısıyla spor kültürü ülkede yok yani. Bir kız çocuğu spor yapmalı. Yani
bunun bilincinde olan aile sayısı az.” (Genel Sekreter-Erkek)
Araştırmaya katılan kadın ve erkek spor yöneticilerinin büyük çoğunluğu ülkemizde kadınların
spora katılımının az olduğunu kabul ederken, bir kaç spor yöneticisi toplumda kız çocuklarına
verilen değerin geçmişe kıyasla olumlu yönde değiştiğini ve son zamanlarda gerek profesyonel
alanda gerek rekreasyonel alanda daha fazla kadının spora katılmaya başladığını da
eklemektedirler.
137
“Ama gidişatı kadın anlamında iyi görüyorum. Aileler artık kız çocuklarına da ciddi şekilde
önem veriyor. Mesela benim iki kızım var. Ben gerçekten çok uzun yıllar yaşadığım için eşimde
biliyorum bir de oğlum yok diye üzülmüyor ama bu belki 10-15 yıl önce onun içinde problem
olabilirdi. İnsanlar bir şeyleri aşmaya başladılar. Kız çocuklarına da gereken değeri verdikçe
belki 20-50 yıl sonra belki böyle bir gündem olmayabilir. Her yerde kadınlar söz sahibi olabilir
yani.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Son zamanlarda yani son zamanlarda derken bir on yıldır on beş yıldır, bayan sporcuların
katılımının çok yükseldiğini görüyorum. Yüzmede, voleybolda, takım sporlarında daha fazla
katılımın arttığını görüyorum.” (GSGM Yönetici-Erkek)
“Acayip katılıyorlar, Erzurum oyunlarındaydım iftihar ettim kadınlarla. Buz hokeyinde her bir
yerde varlar. Sokakta belediyenin koyduğu spor alanları var açık. Orada bütün kadınlar spor
yapıyorlar. Voleybol takımımız başarılı, basketbol takımımız başarılı, hiç bilmediğimiz bir buz
hokeyi takımı var. Kadın futbol takımı var. Demek ki ilerliyor. Müthiş kızlar var müthiş canavar
gibi spor okulları var. Dolayısıyla benim zamanımın kadınları ile bugünün kadınlarını çok farklı
görüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Kadınların spora katılımının az olmasının nedenleri genel olarak ülkenin sosyo-kültürel yapısıyla
ilişkilendirilerek açıklanmakla birlikte bu yapının farklı özelliklerinin kadınların spora katılımına
farklı bir boyutta etkide bulunduğu gözlenmektedir. Bu nedenle bu tema altında yer alan bulgular
beş alt tema altında incelenmekle birlikte her bir alt temanın tema ile doğrudan ilişkili olduğu
gerçeği de göz ardı edilmemiş, alt temalar bir analiz birimi olarak değerlendirilmiştir.
Alt temalar:
Alt tema 1: Kız çocuklarının toplumsallaşmasında sporun yeri yok
Alt tema 2: Kadınların spora katılımı spor dalına göre farklılaşıyor
Alt tema 3: Toplumsal cinsiyet rolleri kadınların sporu erken bırakmalarına neden oluyor
Alt tema 4: Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımını arttırmaya yönelik görüşler
Alt tema 1: Kız çocuklarının toplumsallaşmasında sporun yeri yok
Görüşmelerde kız çocukların spora az katılmasının nedenleri arasında en fazla öne çıkan alt tema
kız çocuklarının toplumsallaşmasında spora yer yok teması olmuştur. Bu alt tema altında
toplanan veriler öncelikle ailelerin kız çocuklarını spora göndermek istememesi boyutuyla ele
alınmıştır. Ailelerin kız çocuklarını spora göndermemelerinin nedenleri olarak; Türk toplumunun
138
gelenek
ve
görenekleri
ve
dini
inançları,
kızların
toplumsal
cinsiyetlerine
uygun
toplumsallaşmaları ve ailelerin kızlarının güvenliği konusundaki endişeleri boyutlarında ele
alınmıştır.
Ailelerin kızlarını spora göndermeme nedeni olarak toplumun geleneklerini ve dini gösteren spor
yöneticilerine göre Türk toplumunda kız çocuklarının evin dışında rahat olarak hareket
edebilmelerine/görünmelerine, sporun gerektirdiği kıyafetleri giymelerine yönelik olumlu bir
yaklaşım yoktur. Aşağıda bu görüşe örnek alıntılar sunulmaktadır:
“Ülke bazında kadınlarımızın ortalıkta görünmesini biz pek istemeyiz. Ülke görüşümüz bizim
öyledir. Geleneklerimiz öyledir. Yani bir Avrupalı gibi düşünemiyoruz. Avrupalı, eşi sokakta
koşarken diğerleri görse, sıkıntı duymuyor oranın erkekleri ama bizde bir gelenek var. Bu ayıp
değil, bizim aşağıdan gelen bir geleneğimiz var. Biz kadınlarımızı pek öne süremiyorduk ama
tabi burada bağlı olduğumuz dini görüşümüz var, geleneksel görüşümüz var. Doğal olarak da
kadınlar bugüne kadar öne çıkamamış. Bizim İslami görüşümüz kadınların daha muhafazakar,
daha ortalıklarda gözükmeyecek şekilde. Bunu seviyor musunuz derseniz bana eskiyim ben bana
göre öyle.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Türk toplumunun örf ve adetlerinden bazı bölgelerde, çocukların bir mayo giymesi bile yasak.
Aksaray’da kaç tane bayan sporcumuz gidiyor? Erzurum’da kaç tane bayan sporcumuz
çalışmaya gidiyor? Yani biraz da örf ve adetlerimizden toplumumuzun, dinimizden de
diyebiliriz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Toplum şartları diyebiliriz. Ülkemizde bayanların spor yapmaları çok da toplumun desteklediği
bir olay değil. Bayanların da bu işe istekli olmaları çok fazla değil. Belki sporun yapılma
şeklindeki kıyafetle ilgisi vardır. Bunun dinsel inanışlarla bağlantısı vardır.” (Federasyon
Asbaşkanı-Erkek)
Bir genel sekreter kızların spora katılımını engelleyen etken olarak ailenin ahlaki değerlerine
vurgu yaparken kendisinden örnek vermektedir:
“Tabi şimdi bakın ben size açık söyleyeyim benim kız kardeşim lisede voleybol oynuyordu.
Voleybolda kızlar şortla çıkıyorlardı. Bir bayanın şortla çıkması çok yadırganırdı Anadolu da,
ben bile tepki gösterdim niye böyle çıkıyor diye. Kız yazık eşofman giyip öyle çıkmak zorunda
kaldı. Genelde ahlaki yönden biraz düşünüyorlar yani her spor yapan ahlaksız alakası yok tabi ki
böyle bir şeyle. İşte bunlar zaman zaman televizyonda göre göre serbestleşmeye başladı.” (Genel
Sekreter-Erkek)
139
Bir federasyonun genel sekreteri Türkiye’de kadın güreşçilerin az olmasının edenlerinden birinin
Türk babalarının kızlarını güreşe göndermemelerini söylerken bunda dinin etkili olduğunu
belirtmektedir. Dinin etkisinin belirtildiği son iki alıntıdan birisinde spor yöneticisi bu durumun
aşılması gerektiğini söylerken diğer spor yöneticisi kendisinin İslami görüşü doğrultusunda
kadınların öne çıkması konusunda muhafazakar olduğunu söylemektedir:
“Ama uluslararası platformda son on on beş yılın içinde bayan güreşi inanılmaz yükseliyor ve
çok zevkli hale gelmeye başladı. İskandinav ülkelerinde, Fransa da çok popüler, Japonya, Kore,
Çin, ABD, kanada da çok popüler ve çok iyiler. Türkiye de dini açıdan biraz daha az katılım
oluyor diye düşünüyorum. Ve hiçbir Türk baba kızının bir yeri acımasın diye güreş yapmasını
istemez.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Bir takım ön yargılar var. Bunlar dinin getirmiş olduğu bir takım tabi şeyler, kısıtlamalar çok
önemli şeyler falan. Bunları aşmak gerekiyor.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
“Ama tabi burada bağlı olduğumuz dini görüşümüz var, geleneksel görüşümüz var. Doğal olarak
da kadınlar bugüne kadar öne çıkamamış. Bizim İslami görüşümüz kadınların daha muhafazakar,
daha ortalıklarda gözükmeyecek şekilde. Bunu seviyor musunuz derseniz bana eskiyim ben,
bana göre öyle ama yeni yetişenlerde ne düşünür, onu da bilmem ama tabi ki bizim gelenek ve
göreneklerimiz dini inançlarımız hepsinin içinde bunlara uyarak çıkacak kadın olmaz mı tabi ki
olur.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Yukarıda sunulan alıntılarda belirtilen Türk toplumunun gelenek ve görenekleri ve dini inançları
ile bağlantılı olarak kız çocuklarının toplumsal cinsiyetlerine uygun bir toplumsallaşma
süreçlerinden geçtikleri bazı spor yöneticilerinin yorumlarından da anlaşılmaktadır:
“Aile yapısı, ailelerin spora bakış açısı. Genelde biliyorsunuz Türk toplumunda kadınlara, kız
çocuklarına geleceğin annesi olarak bakarlar. Yemek yapmayı öğretirler, iyi bir kız olmayı,
ahlaklı bir kız olmayı öğretirler. O anlamda kızın vakti yoktur çünkü annenin en büyük
yardımcısıdır kız.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Biraz ailenin kültürel bakış açıları da önemli. Kızlarını, kadınlarını daha az spora götürüyor ve
götürecekse de mümkün olduğu kadar sınırlı imkanlarda götürüyor. Bir de kadın daha erken
sorumluluk almaya başlıyor. Benim iki çocuğum var ve biri daha bu sene Hacettepe’ye yeni
girdi, onun sorumluluğuna bakıyorum birde oğlumun sorumluluğuna bakıyorum, aile içindeki
paylaşımı ve sorumlulukları yüklenmeye başlıyor. Kadınlara sunulan ortamlarda sınırlı
dolayısıyla bu bundan da kaynaklanıyor.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
140
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin yorumlarından sporun erkeklere uygun bir aktivite
olarak görüldüğü ve bu nedenle kız çocuklarının toplumsallaşma sürecinde sporun yer almadığı
anlaşılmaktadır. Kızlar bazı fiziksel aktivite ya da oyunlara katılabilmekte fakat söz konusu bir
yarışma sporu olduğunda toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda spor kadınlara uygun
görülmemektedir:
“Hani erkekler küçüklüğünden beri bir spor yapıyor, futbol oynuyor, bir şey yapıyor. Kızlar daha
geri planda ip atlıyor, sek sek oynuyor falan. Yani ta oradan başlıyor spora yatkın olma, sporun
daha içinde olma. Sporun içinde olmayarak büyüyor çocuklar.” (TMOK orta düzey yöneticiKadın)
“Biz toplum olarak bayanlarımızı yarışmacı, böyle bir yerlerde yarışan kişiler olarak görmeyi
benimsememişiz, onları yarıştırmayı pek düşünmüyoruz. Sporun daha ziyade erkeklere yönelik
bir faaliyet olduğunu düşünüyoruz. Yani güç, rekabet, mücadele var böyle göğüs göğüse, omuz
omuza hatta yumruk yumruğa.” (GSGM orta düzey yönetici-Erkek)
“Bir evde 5 tane çocuk var, bir kere ekonomik gücü de insanların çok zayıf, ama olduğundan
önce erkek çocuğu spora yönlendiriyor. Benim spor uzmanım üniversiteye başladıktan sonra
kendi imkanlarıyla spora başlamış ve dünya ikinciliği var. Bu çocuğu biz beş altı yaşındayken
eğitme imkanı bulabilseydik belki olimpiyatta derece getirebilecek sporcu yaratacaktık.” (Genel
Sekreter-Kadın)
“Savunmasını öğrensin yeter gözüyle bakan aileler var. Müsabık olması farklı. Birçok bayan
vardır ailesinden gizli spor yapan ama başarıyı yakaladıklarında ödüller neticesinde hatta öbür
kız kardeşini dahi spora yönlendiren aileler de var. Bu konularda ailelerin bilinçlendirilmesi ayrı
bir konu.”(Genel Sekreter-Erkek)
Aşağıdaki alıntısı sunulan spor yöneticisi kız çocuklarının yarışmacı olduklarında elde ettikleri
başarının erkeklerin başarısından daha az değerli olduğunu da belirtmektedir:
“Bayan sporcuya tamam biz çok değer veririz ama bazı branşlarda değer verilmiyor. Güreşte
mesela bir adam Avrupa Şampiyonu oluyor, göklere çıkarılıyor mesela bayan sporcu da oluyor
ama hiç. Bizim kızımız Avrupa Şampiyonu oldu hiçbir şey yok ama erkek olunca gümüş
madalya alıyor, bronz madalya alıyor. Yani kız sporcularımız böyle bezdiriliyor.” (Federasyon
Başkan Vekili-Erkek)
İki erkek spor yöneticisi kadınların yarışmacı olmaktan ziyade toplumsal cinsiyet rollerine uygun
olarak spora katılması gerektiği konusundaki düşüncelerini belirtmektedir. Spor yöneticileri
141
kadınların spora katılımını kocalarına ve çocuklarına karşı sorumlulukları kapsamında ele
almaktadırlar:
“Bayanlar formlarını daha çok korumaya mecburlar çünkü kadınlarımız çocuk yapıyorlar çocuk
yaptıktan sonra kendilerini bırakan kadınlarımızın halini görüyoruz. Türk toplumunda ciddi
sıkıntılar yaşanabiliyor. Kadınlarımız biraz sorumsuz. Spor yapmayıp kendini bırakan
kadınlarımızın şekli şemali değişiyor. Ondan sonra da kadınlar yandım anam diyorlar, erkekler
daha güzel kadınlara bakmaya başlıyor ondan sonra. Bu da bir tavsiye olsun Türk kadınlarına
spor yapsınlar, fiziklerini korusunlar, kendilerini bırakmasınlar, eşlerine karşı ve kendilerine
karşı güzel olmayı sorumluluk olarak bilsinler.” (Federasyon Asbaşkanı-Erkek)
“Kadın da erkek de cenabı Allah’ın yarattığı insanlar. Kadınların spora ihtiyacı yok mu? Belki de
erkeklerden daha fazla ihtiyaçları var çünkü onlar ana, çocuk doğuruyorlar. Düşünebiliyor
musunuz, spor yapan bir hanımın ne kadar dinç olduğunu. Çocuklarına daha iyi nasıl bakacağını
taahhüdü. Doğumlarında sıkıntı çekmeyeceklerinin taahhüdü. Eşlerine daha kuvvetli
bakacaklarının da taahhüdü. Onun için erkeklerden daha fazla ihtiyaçları var.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin bazıları kız çocuklarının toplumsallaşma sürecinde
kızların evin dışında rahatlıkla hareket edememelerinin yani ailelerin kızların dışarıda olmalarına
olumlu bakmamalarının bir nedeni olarak kızların güvenliğine yönelik duyulan endişeyi
göstermişlerdir. Aşağıda alıntıları sunulan spor yöneticilerine göre, ailelerin kız çocuklarını
spora göndermek istememelerinin nedenleri spor aktivitelerinin (antrenmanların ve yarışmaların)
evden uzakta gerçekleştirilmesi, oralara ulaşımın uzun sürmesi, spor yapılan yerlerin sağlık ve
güvenlik bakımından sorunlarının olması, şehir dışında düzenlenen yarışmalara gidilmesi ve
kızların başına kötü şeylerin gelme korkusudur:
“Ailelerin korkuları var. Birinci etken olarak aileyi görüyorum. Bir kere korkuyor, diyor ki ben
kız çocuğumu işte antrenmana getirip götürmem lazım. Erkek çocuğu biraz daha rahat gider
açısından bakıyor. Kız çocuğuma bir zarar gelir korkusu yaşıyor, dolayısıyla o bir takım kötü
örnekler negatif anlamda sekte vuruyor. Yapmasın istiyorlar. İşte yaparsa başına bir iş gelir falan
filan gibi bir düşünce var.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Eskiden tesisler daha bakımsızdı. Aileler kız çocuklarını gönderirken erkek çocuklarından daha
özen gösteriyorlar, daha temiz daha güvenilir, daha sağlıklı ortamlarda, daha kontrollü
ortamlarda spor yapmaları yönünde doğal olarak bir tercihleri var.” (GSGM Orta Düzey
Yönetici-Erkek)
142
“Ailevi nedenlerden dolayı. Bizim ülkemiz tutucu bir ülke. Mesela bölgesinde çok başarılı bir
kız. Kıza Antalya’ya müsabakaya gideceğiz diyoruz, kampa gideceğiz Çankırı’ya diyoruz ailesi
göndermiyor.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
“Aileler tabi tek başlarına göndermekte tereddüt ediyorlar. Örneğin İstanbul’da Bağcılarda
oturan bir kız çocuğunun Kadıköy’deki, Kartal’daki veya Pendik’teki spor kompleksine gidip
gelmesi iki saatini alıyor. İki saat de dönüş dört saatini alıyor. Dört saat içinde nelerle
karşılaşılabileceğinin ve nasıl bir ortamda onun döneceğini bilemedikleri için, sanki biraz daha
kısıtlıyor gibi aileleri.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bayanları ailelerin koruma içgüdüsü çok daha fazla bayan çocuklarına karşı dolayısıyla evden
dışarı çıkarma, kamplara gönderme ya da yarışmalara gönderme de çok titiz davranıyorlar.
Korumacı davranıyorlar.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Aşağıda alıntısı sunulan genel sekreter sporcu iken bazı zorluklarla yaşadığını anlatmıştır. Ailesi
spor yapmasına izin vermediği için gizli gizli atletizm antrenmanlarına gitmiş. Okulu bitirdikten
sonra antrenör olma isteğine de aile karşı çıkmış, kadın antrenörün az olduğunu ve para
kazanamayacağını söylemişler. Ailesinde kadın erkek ayrımının olmadığını da belirten kadın
spor yöneticisine göre ailesinin antrenör olmasını istememesinin nedeni antrenörlerin çoğunlukla
erkek olması:
“Antrenörlükte ben inanıyorum erkek dominansı fazla. Kadınlar için daha zor antrenörlük
yapmak. Yani mesela 10 tane antrenör varsa sadece bir tanesi bayan antrenördü. Kadınların
antrenörlüğe girmesi daha zordu yani. Bu güne kadar erkeklerin hep domine ettiği bir alan
olmuş. Kadınlar bir süre sonra bakıyorum önceliklerini değiştiriyorlar. Daha çok kadın bir süre
sonra hayatları değiştikçe önceliklerini değiştiriyorlar. Çocuk yapmak kariyer sahibi olmak gibi.
Yani bence Türkiye’de kadınlar hem kariyer sahibi olup hem de aile sahibi olacak kadar güçlü,
dinamik ve hırslı yetiştirilmiyorlar bence. En önemli etkenlerden bir tanesi o. Bence bizler daha
muhafazakâr yetiştiriyoruz. Bence onunla alakası var.” (Genel Sekreter-Kadın)
Alt tema 2: Kadınların spora katılımı spor dalına göre farklılaşıyor
Bir önceki temada belirtildiği gibi sporun bir erkek aktivitesi olarak görülmesi kadınların ve kız
çocuklarının spora katılımlarında önemli bir etkendir. Bu alt temada, sporun bir erkek aktivitesi
olarak görülmesinin nedenleri spor yöneticilerinin yorumlarında yer alan bazı spor dallarının
gereklilikleri bağlamında ayrıntılandırılmıştır.
143
Araştırmaya katılan bazı spor yöneticilerine göre özellikle güreş, boks, kickboks ve kürek gibi
fiziksel temasın olduğu ve/veya fiziksel kuvvetin önemli bir belirleyen olduğu sporlara
kadınların ve kız çocuklarının katılımı azdır:
“Ne kadar eski bir spor da olsa sadece Türkiye’de değil tüm dünyada bayanlar güreş yapmaz.
Eskiden amazonların dışında hiç kimse savaşmamıştır, savaştıysa da ekstrem durumlarda savaşçı
olmuştur. Güreş de neticede bir güç, bir yakın temas sporudur. Onun için uluslararası platformda
da son 15 – 20 yıl diyebiliriz. Resmi olarak üç olimpiyat evvel girmiş. Bu hem geleneksel hem
dinden kaynaklanan kadınlar yok dövüşmeyecek, koşmayacak, soyunmayacak, yok çıplak
gözükmeyecek vs. Bence sorun çok eskiye dayanıyor.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Bizim sporu yapan kişiler arasında özellikle de sporun verdiği teknik güç bakımından kadınlar
biraz daha geride kaldığı için bu kurumda kadınları bulmak biraz sıkıntı oluyor. Şimdi
kickboksun yapılma oranına bakarsak en çok erkekler tercih ediyor.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Mesela bir voleybol dediğin zaman kadın çok bulursunuz. Tenis dediğiniz zaman çok
bulursunuz, masa tenisi dediğiniz zaman çok bulursunuz işte atletizm dediğiniz zaman
bulursunuz ama kürek dediğiniz zaman kadın orda kürek nedir deyip geliyor yaklaşıyor. Önce
onu bir tahlil ediyor benim vücudumu bozar mı diyor kolumu bacağımı aman sakın elleme adale
yapar, bilmem ne yapar.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bu branşlara göre değişim gösterebilir. Şimdi boks sporu erkeklerin daha rahat yapabileceği bir
spor. Bunda ailelerin çocuklarını spora yönlendirmeleri tabi önemli rol oynamakta. Güce dayalı
spor. Halter olsun, güreş olsun, boks olsun bu güce dayalı sporlarda bayanların katılımı biraz
daha az. Burada bir anormallik yok yani. Az olması endişesini taşımıyorum çünkü bayanların
güç olarak bu sporu yapmaları bir hayli güç duruma geliyor. Yani boksta şimdi düşünün şu anda
mesela olimpik olarak 3 tane branş 2010 olimpiyatlarında 3 siklette müsabakalar yapılacak. İşte
51, 60, 75 kilolarda.” (Genel Sekreter-Erkek)
Bazı spor dallarında kadınlar ve erkeklerin yarışma türleri arasında farklılıklar olabilmektedir.
Örneğin, yukarıdaki alıntıda anlatıldığı gibi, boksta erkekler 10 siklette yarışabilirken, kadınlar 3
siklette yarışabilmektedirler. Siklet sayısı azalınca kadınların yarışma olanakları ve dereceye
girme olasılıkları erkeklere kıyasla daha az olmaktadır. Kadınlar dereceye giremeyeceklerini
düşünüp yarışmalara katılmayabilmektedirler. Bir erkek genel sekretere göre bu durum
kadınların spora ilgisini azalmaktadır. Aşağıdaki alıntıda ise aynı spor dalının içindeki farklı
dallardaki fiziksel temasın düzeyi kadınların o spor dallarındaki sayısını belirleyebildiğine örnek
sunulmuştur:
144
“Ama taekwondoda mesela öyle değil. Taekwondoda bayan sporcular daha fazla. Kickboksta
daha fazla. Onlar da güce dayalı ama biraz daha hafif. Mesela kickboks full contact (tam temas)
branşında erkekler fazladır ama hafif vuruşlu, semi contact (yarı temas) branşları var orada
bayanlar daha fazladır. Yani vurdu kırdı olaylarına çok fazla girmiyorlar.” (Genel SekreterErkek)
Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımlarının az olmasının ilgili olduğu bir diğer etken de
sporun yapıldığı ortamlardır. Aşağıdaki alıntılarda, bazı spor dallarının (bisiklet ve kano) açık
alanda ve güvenliğin olmadığı zor ortamlarda yapıldığı ve bu nedenle ailelerin kızlarını bu
sporlara göndermedikleri anlatılmaktadır:
“Biz salon sporu yapmıyoruz. Doğa sporu yapıyoruz. Yol sporu yapıyoruz yani tamamen açık
alanda ve Türkiye gibi bir ortamda hiçbir emniyet gücünün yani korunmasının olmayacağı bir
yer ve zor bir spor. Pahalı bir spor. Kadın sporcu sayısının az olmasının nedeni bence bu. Yani
salon sporundaki branşlara baktığımızda bir cimnastik, bir tenis, basketbol, voleybol salon
sporlarında kadın sayısı daha fazla çünkü ne yapıyor insanlar, kendi çocuklarını, kız çocuklarını
bile ellerinden tutup götürebiliyorlar. Benim branşımda hiçbir baba, anne bir kız sporcuyu
elinden tutup federasyona getirmez. Kulübe de getirmez.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kanoda sporcularımız 10 da 2’si 10da 3’ü oranlarında bayanlar var. Kano daha zor gözüküyor,
o sporda biraz daha hava şartları çünkü açık alanda yapıyorsunuz. İşte kışın soğuk bir alana
çıkıyorsunuz antrenmana. Böyle bir tabloyu bir aile gördüğü zaman kızım sen gitme
diyebiliyor.” (Federasyon Başkan Vekili-Erkek)
Engelliler ile ilgili federasyonların yöneticileri kadınların spora katılmama durumlarının
kendileri için daha sorunlu olduğunu belirtmektedirler:
“Valla, zaten engelli insanları evinden çıkartmak en önemli şey, evden çıkardıktan sonra bunun
kadını erkeği yok. Bizde birçok bayan sporcu var. Çoğu federasyondakinden de fazladır. Engelli
olmalarına rağmen hayat mücadeleleri daha fazla.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
“O sorun bizde daha farklı bir boyut alıyor, biz engelli olduğumuz için bizim toplumumuz
engelli çocuğunu saklıyor. Toplum içine çıkarmıyor. Normalde bayan erkek ayırımı yapmadan
engelli sporcuyu, insanı spora kazandırmak çok zor. Tabi bu kız çocuğuna indirgenince daha da
artıyor bu. Mesela erkek çocuğuna biraz daha güven oluyor. Dışarıya bırakma faaliyetlere
katılma burada izin vermek daha kolay oluyor erkeğe, kız olunca bu biraz daha kısıtlanıyor.”
(Genel Sekreter-Erkek)
Türkiye’deki özerk spor federasyonları arasında kadın sporcu sayısının erkek sporcu sayısından
fazla olduğu buz pateni, binicilik, cimnastik, dans, halk oyunları ve voleyboldur. Bu spor
145
dallarını yukarıda sözü geçen spor dallarından farkı rakip ile fiziksel temasın olmaması, kıyasla
fiziksel kuvvetin belirleyici olmaması ve bazılarında estetiğin ön plana geçmesidir. Bu spor
dalları daha çok kadınlara uygun görülmektedir. Bu durumu cimnastik federasyonu başkanı da
aşağıdaki sözleriyle ifade etmiştir:
“Bizde öyle değil bizde kız sporcu daha fazla. Türkiye’deki kız oranı erkeğe nazaran daha fazla
ve aileler de artık kız çocuğunun spor yapmasını biraz daha fazla arzu ediyorlar ve spor yapması
deyince bale, jimnastik ve buna benzer spor dallarını tercih ediyorlar. Onun için bizde daha fazla
kız var. Hem nüfusumuzdaki kızın fazla oluşundan hem ailelerin kapalı bir mekanda daha takip
edebileceği bir spor dalı olduğu için jimnastik, onu seçiyorlar. Ve de bizim yalnız kızların
yaptığı spor türümüz var, ritmik jimnastik. Dolayısıyla onu da düşündüğünüz zaman haliyle üçte
ikisini bayan sporcu, üçte birini erkek sporcu.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Alt tema 3: Kadınlar sporu erken bırakıyorlar
Önceki alt temalarda sunulan nedenlerden dolayı kadınların ve kız çocuklarının spora katılımı az
olmakla birlikte aynı nedenlerden dolayı spora katılan kadınlar sporu erken bırakmaktadırlar.
Başka bir ifadeyle, toplumsal cinsiyet ilişkileri kadınların sadece spora katılımlarını değil
katılacakları spor dalının tercihinde, katılım düzeyinde (amatör/profesyonel) ve katılım süresinde
de belirleyici olmaktadır.
Profesyonel sporcu olmak, spordan para kazanmak ve sporu bir meslek olarak kabul etmek
demektir. Bu mesleği seçen sporcular mesleklerini devam ettirebilmek için başarılı olmak
zorundadırlar. Özellikle uluslararası dereceye girmek için sporcuların ağır antrenmanları
yapması, uzun süreli kamplara katılması ve sportif başarı hedeflerine kendilerini adamaları
gerekmektedir. Bu bağlamda, örneğin, kadın sporcu sayısının arttırılması uluslararası ve ulusal
kano federasyonlarının bir politikası olduğunu belirten federasyon başkanına göre günümüz
koşullarda başarıya ulaşmak için özellikle kadın sporcuların çok özverili olmaları gerekmektedir.
“Bayan sporcuların başarılı olabileceğine ilişkin kendilerine olan güvenlerinin olmayışı. Bizler
özellikle federasyon olarak bayan sporcuyu çok özendirmeye çalışıyoruz. Bu sadece bizim, yani
Türkiye Konfederasyonu politikası değil, bu aynı zamanda uluslararası kano federasyonu
politikası. Sadece Türkiye’de değil dünyada bir bayan sporcu azalımı var çünkü bayan
sporcunun uluslararası bir başarıya ulaşabilmesi için çok ciddi özverilerde bulunması gerekir.
Çok ciddi bir çalışma programı içinde olması gerekiyor. Günümüz koşullarında da bu özveriyi
146
gösterecek bayanlar oldukça azalıyor. Bayanlar değil erkekler de azalıyor.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
Aşağıdaki ilk alıntının sahini kadın spor yöneticisi, kadın güreşçi sayısının az olduğunu
belirtirken bunun nedeninin kadınların evlendikten sonra ya da vücutlarının bozulması
endişesiyle güreşi bırakmaları olduğunu ileri sürmektedir. Diğer alıntılarda da özellikle
kadınların evlenmeleri nedeniyle sporu bırakmalarına vurgu yapılmaktadır:
“Yıldızlarda, miniklerde okullarda 13-14 yaşına kadar çok iyi güreşçi kızlarımız var. Mesela bu
sene bir tane Avrupa şampiyonu çıkarttık, Siirt’ten bir tane kız. 18 yaşına geldiklerinde
kayboluyorlar. Büyüklerde neredeyse hiç derecemiz yok çünkü bayan güreşçiler evleniyor veya
güreşi bırakıyor, vücudum bozulacak, kulaklarım kırılacak diye.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Ülkemizde maalesef evlenme yaşı 16-17’ye inmiş. Sporcuyu alıyorsun, yetiştiriyorsun. Bir anda
çocuk bakıyorsun evlenip gitmiş, milli takımı da bırakmış gitmiş.” (Federasyon Başkan VekiliErkek)
“Üniversiteden sonra diyelim, yani bayanların biraz daha fazla erkeklere göre sorumluluğu var.
Ne sorumluluğu var? Ev işleri, çocuktur... Ev hayatı da olduğu için uzun zaman ayırmıyorlar gibi
geliyor bana. Erkekler biraz daha eve bağlı değil yani.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Özelikle etrafımdaki voleybolculara, basketbolculara baktığım zaman sporu bırakmalarının
sebebi evlilik, kocasının işinden dolayı taşınma, çocuk vesaire oluyor.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir başka federasyonun genel sekreterine göre, kadın sporcuların spor hayatlarına devam
etmelerinin önündeki engellerden birisi sporcuların evlilik yapmaları ve okul/spor ikilemini
yaşamaları:
“Sporcu böyle ikilemde kaldığı zaman bayan sporcu özellikle üniversiteyi tercih ediyor.
Arkasından da evlilik yaptığı zaman spor hayatı genelde bitiyor. Evlilikten sonra Türk bayanı
pek spora sıcak bakmıyor. Şu anda 17 yaşta pırıl pırıl bir takımımız var, Avrupa üçüncüsü oldu.
Biz şimdi endişe duymaya başladık, bunlar üniversiteye girdiği zaman ne yapacağız. Sıkıntımız
bizim bu. 4 tane kızımız var çok pırıl pırıl, olimpiyatlara da gideceğine inanıyoruz. Bütün
yatırımımız onlara ama sıkıntı var.” (Genel Sekreter-Erkek)
Kadınların sporu erken bırakmaları onların spor alanının farklı konumlarında (antrenör, hakem,
yönetici vs.) az sayıda yer almalarının da bir nedenidir. Örneğin bir federasyon başkanı kadın
147
sporcuların erken yaşta sporu bırakmalarının yanı sıra spor alanından da uzaklaştıklarını
belirtmektedir. Bu durum kadın antrenörlerin de az olmasına neden olmaktadır:
“Spora çok az kadın heves ediyor Türkiye’de. Benim mesela kız takımlarım var. Milli takımların
başında hep erkek var. Yani bir genç kızımız milli sporcu spor hayatını bırakıyor. Gel antrenör ol
diyorum o evlenmeyi tercih ediyor haklı olarak. Bir yuva kuruyor, bir hayat gayesine giriyor. Ve
olmuyor, çok az hanım antrenörümüz var bizim. Parmakla sayılacak kadar az.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
Alt tema 4: Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımını arttırmaya yönelik görüşler
Kadın sporcu sayısının az olduğu federasyon yöneticilerine “kadınların ve kız çocuklarının spora
katılımını arttırmak için kurumunuzda herhangi bir çalışma gerçekleştirilmekte midir?” sorusunu
sorduğumuzda, katılımcıların büyük bir çoğunluğu bu konuda herhangi bir çalışmalarının
olmadığını belirtmişlerdir. Yorumlarından federasyonlarda önemli olanın sporcu sayısının
arttırılması olduğu, kadın ya da erkek değil genel olarak sporcu sayısının arttırılmasını
hedefledikleri anlaşılmaktadır. Örneğin;
“Önümüze ilk defa böyle bir soru geldi, biz kadın veya erkek olarak düşünmüyoruz. Tamamen
lisanslı sporcumuzun sayısını arttırmak için bir takım projeler uyguluyoruz.”(Federasyon
Başkanı-Erkek)
“Kadınlara özel bir çaba yok, hem kızlara hem erkeklere. İkisini de birlikte arttırmak için bir
çaba var esasen. Federasyon kızla erkek arası bir ayrım yapmıyor.” (Federasyon orta düzey
yönetici-Erkek)
“Sporcuyu arttırma projemiz var. Kadın sporcuyu arttırmak gibi bir projemiz yok. Biz sporcu
sayımızı arttırmak istiyoruz ama özel olarak kadın projemiz yok. Özellikle erkek projemiz de
yok.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Ayrıca kadınların spora katılımı temasında tartışıldığı gibi, kadınların spora katılımının azlığı
toplumun sosyo-kültürel yapısıyla ilişkilendirildiği ve bir çok alanda benzeri durumun söz
konusu olması nedeniyle spor kurumlarında bunun normalleştirildiğini ileri sürebiliriz. Yani spor
kurumlarında kadınların spora katılımı bir toplumsal problem olarak görülmekte ve
federasyonların gündemlerinde yer almamaktadır. Sadece altı spor federasyonunun yöneticileri
148
kadınların spora katılımını teşvik etmek için geliştirdikleri projelerini ve çalışmalarını
anlatmıştır.
Bir federasyon başkanı spor kulüplerinin kadın sporcu sayılarını arttırmak için yarışmalarda
yaptıkları düzenlemeleri ve malzeme destek kriterlerini anlatmaktadır:
“Bayan yarışlarında çok az katılımın olduğunu bilsek de kategorileri koyuyoruz. Erkek
kategorilerinin aynısını kadınlara da koyuyoruz. Biliyoruz bayan sayısı az koysak da belki oraya
sporcu katılmayacak ya da bir iki tane sporcu ismi yazılacak. Biz bazen kuralları şöyle de
diyoruz. Bir sporcu da katılsa o yarışı yarışmış sayacağız, start aldıktan sonra puanını vereceğiz,
Türkiye şampiyonasında etkisi olacak diyoruz. Bakıyorlar ki kulüpler bir iki tane bayan var, bu
sefer Türkiye şampiyonu olabilmek için bayan yetiştirmeye gayret ediyorlar mesela. Kupa
planlamasında bayan erkek karışık puanlamasını yaptırıyorum. Kulüpler o zaman bayan sporcu
lazım diyor birinci olmasa da ikinci olsun, üçüncü olsun diyor. Dolayısı ile biz böyle
uygulamalar yapıyoruz program içinde bayan sporcuların artmasına yönelik erkeklerle puanlama
içine davet ediyorum.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
“Bazı yarışlarda özel yarışlarımızda bayan erkek miks yarışlar koyuyorum. İkili teknelere miks
tekne koyuyorum o teknede mesela erkek erkek yarışamıyor. Mutlaka bir tane bayan oluyor.
Federasyon olarak katılanların harcadıklarını bayan erkek ödeyeceğiz diyorum. Erkek, erkek
getirsen ödemiyorum diyorum. Bunun gibi ufak uyarlamalar yaparak yarış düzenlemeleri
içerisinde bayan sporcuların sayısını arttırmayı teşvik edici olmaya çalışıyoruz.” (Federasyon
Başkanı-Erkek)
“Bu sene mesela tekne koyacağız kulüplere destek malzeme olarak, o malzeme içerisinde o
verdiğimiz tekne adedi kadar sporcu yetiştirmesini isteyeceğiz ve bunların bir bölümünün de
bayan sporcu olmasını isteyeceğiz. Mesela 4 tekne veriyorsak sizden en az 2 bayan 2 erkek
sporcu olsun diyeceğiz. Önümüzdeki sene bunu sağlayamazsan verdiğimiz malzemeyi senden
geri alacağız ihtiyacı olan bir yere vereceğiz diyeceğiz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
Bir genel sekreter projelerini anlatmadan önce Türk kadınlarının hem fiziksel açıdan hem de
karakter açısından güreş yapmaya yatkın olduklarını ileri sürmektedir:
“Uluslararası platformda yapılan analizlerde Türk kadınının boyu, bacakları biraz daha kısa
olmasından, vücudu daha sağlam olmasından kaynaklanan fiziksel avantajları var. Bu
avantajlarla güreşte çok iyi sonuçlar alınabiliyor. Artı karakter olarak erkekler ne kadar sert
olsalar da Türk kadını da hiçbir zaman kendini ezdirmeyi kabul etmeyen bir kadın. Lider evde
erkek gibi görünse de şimdi artık Türk kadını uyanmış. Türk kadını çalışmasa bile evin içinde
sözü geçmeye başladı. Şu an belki %10 dur ama umarım gelecekte ipleri tamamen ele alır.”
(Genel Sekreter-Kadın)
149
Bu yatkınlığı değerlendirmek ve kadınları ve kız çocuklarını güreş sporuna yönlendirmek için
federasyon bir kampanya yürütmektedir: “Baba Beni Güreşe Gönder”. Genel sekreter projeyi
açıklarken zorlukları belirtmekte fakat kararlılıklarına ve umutlarına da işaret etmektedirler:
“Bu sene yürüttüğümüz kampanya “Baba Beni Güreşe Gönder”. Antrenörlerimizle başladık
güreş camiasında örnek olsun diye, hadi getir kızını diye. Önceden kızları yetiştirme yurdundan
alıp yetiştirdiler çünkü kimse kızını güreşe vermek istemiyordu. Şimdi gelmeye başladılar, hatta
dört beş tane eski antrenörümüz her gün buraya kızı ile gelip antrenman yapıyor. Doğuda
başladık bu sene altı ilde: Siirt, Mardin, Van, Diyarbakır ve Tunceli. Oradaki okullara antrenör
atadık ve oradaki ailelerle konuştuk. Edirne’de bir şampiyona yaptık, minik ve yıldız bayanlarla
ilgili. Baktık ki Doğudakiler çok daha arzulu, istekli. Tabi oradan bir kızı çıkarıp güreşe getirmek
çok zor ama dört beş yıl içinde oradan çok fazla kız alacağımızı... bu sene ben ağladım. Siirtli
küçücük bir kız Avrupa şampiyonu olunca ve o bir örnek, umarım başarırız ben çok arzu
ediyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Çim Filizleri Projesi” TMOK orta düzey kadın yöneticisi tarafından spor yapma imkanı
bulamayan kız çocuklarına futbol oynatmak amacıyla başlatılmış. Toplam 150 çocuğa
ulaşmışlar. Bu projede spor dalı olarak futbolun seçilmesinin önemini şöyle belirtiyor:
“ En kolayı da futbol. Mahalle arasında bile oynanıyor ama bunu biraz daha organize yapmaya
çalışıyoruz. Bunu duyan geldi. Yan ürün olarak da milli takıma sporcu veriyoruz, yani bizim
kadar küçük altyapı. Türkiye’de yok zaten böyle bir şey. Biz başlattık. Futbol federasyonunda
hani artık herkesi tanıyorum, oraya git bunu iste, onla konuş falan... daha dün oradaydım zaten.
Çok güzel, bir şeylerde ilerleme kaydedecekler bu sene.” (TMOK orta düzey yönetici-Kadın)
Türkiye Futbol Federasyonu’nda orta düzey yönetici pozisyonunda görev yapan bir kadın
yönetici de kadın sporcu sayısının arttırılması için UEFA (Uluslararası Futbol Federasyonu)
tarafından Türkiye’deki kulüplere bazı şartlar öne sürdüklerini söylemiştir:
“UEFA liglerinde şey yapabilmek için Türkiye’de profesyonel kulüplerin kadın takımı kurmaları
şart koşulacak. Bunun da yaygınlaştırmak için çok önemli olduğunu düşünüyorum ki Avrupa’da
bize göre çok yaygın olmasına rağmen böyle bir uygulamaya gidiliyorsa onlar da istediği hacime
ulaşamamışlar. Biz hiç ulaşmamışız.”(Federasyon orta düzey kadın yönetici-Erkek)
Bir kadın federasyon başkanına göre, “klasik erkek yaklaşımı, şövanist yaklaşım” olarak
tanımladığı yaklaşım nedeniyle iyi malzemeler öncelikle erkek sporculara verilmekte ve kadın
sporcular ihmal edilmektedir. Federasyon bu tür eşitsiz yaklaşımları engellemek ve kadın sporcu
150
sayısının artmasını teşvik etmek amacıyla kadın sporcu sayısı az olsa da onlar için de maddi bir
ödül koymuştur:
“Sporcu olarak da aynı şeyi görüyoruz. Mesela Karadeniz bölgesinde optimistte kızlara derece
vermemiz için en az 5 katılımcı olması gerekiyor ilke kararlarımıza göre. Karadeniz geçen sene 5
tane kızı bulamadı ama Karadeniz yelkenci bulmakta da zorlanıyor, kızları bulmakta da. Tekneyi
önce erkeğe veriyorlar şuna kafaları basmıyor ki: kızın milli takıma çıkmasının, kızın
yükselmesinin önü daha açık ama buna kimsenin kafası basmıyor. Hayır basmıyor çünkü kız
ekibi de gönderiyorsun erkek ekibi de, erkeği 100 tanenin içinden seçiyorsun kızı 10 tanenin
içinden seçiyorsun Yani akıl ve mantık olarak şu tarafta olsan daha çabuk milli takıma sporcu
vereceksin. Yani 5 tane kızı çıkaramıyorlar onun üstüne... Onun üstüne şunu koyduk, kızlara da
ilk üç’e ödül vermeye başladık. Ödülü maddi katkı olarak vermeye başladık, öyle olunca beş kız
bulunmaya başladı ama az tabii beş kız da, aslında öyle olmamalı.” (Federasyon Başkanı-Kadın)
Bir federasyon başkanına göre, kadınların spora katılımı önemli çünkü: “Valla bence iyi bir anne
olabilmesi iyi bir toplum oluşması kadın erkeğin spora inanmasından geçiyor. Bir çocuğu fet
etmek için önce anneyi spora sevdirmeniz lazım.” Bu nedenle kadınların spora
katılımını
arttırmaya yönelik projeler geliştirmekteler:
“Bizim en büyük projelerimizden biri kadınların spor yapabilmelerini artırmak. Biz spor yapan
kadınların sayısını arttırmak ile ilgili projeler geliştiriyoruz. Özellikle ev kadınlarına, ev
hanımlarına, çalışan kesime yönelik çalışmalarımız devam etmekte. Özellikle kadınların daha
fazla spor yapması, sağlıklı bir neslin oluşmasında kadınların spor yapması çok önemli,
hamilelikte gene egzersiz programları çoğaltmaktayız.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
Bir orta düzey kadın yöneticiye göre kızların spora katılımını arttırmak için ailelerin eğitilmesini
hedefleyen projeler geliştirilmeli. Kızların spora katılımını engelleyen etkenlerin tartışıldığı bu
alt temada eleştirilen zihniyetlerin değişmesi ve bu yolla ailelerin ve toplumun bilinçlendirilmesi
önemli:
En alttan yani amatörden profesyonele kadar kampanyalar başlatılmalı bayanları nasıl katabiliriz
diye. Nasıl kız çocukları okula kampanyası çok büyük bir olumlu tepki gördüyse bu anlamda kız
çocukları spora gibi bir slogan...“haydi kızlar spora” diye bir kampanya istiyoruz. Böyle teşvik
edilebilir. Ailelere, bireye inilmeli. Bir kere kız çocuğu futbola ya da atletizmde yok şort giyiyor,
voleybolda tayt giyiyor... Bir kere ailenin mantığını değiştireceksin. Bireye inilmeden daha kız
çocuklarını zor bekleriz. Önce bilinçlendirmek lazım toplumu. Voleybol oynayan kız çocukları
sırf tayt giydikleri için izleyen zihniyetler var maalesef. Bu zihniyetleri yıkmak lazım o yüzden
bilgilendirmek lazım toplumu.(Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
151
Aşağıda alıntısı sunulan kadın genel sekretere göre, kızların spora katılımını arttırmak için
katılımlarının önündeki kültürel bariyerleri yenmek için kültür ve sanat gibi diğer alanlarla
işbirliği yapmak, sinerji yaratmak gerekmektedir.
“Bence Türkiye karışık bir ülke. Bir yandan hakikaten kız çocukları her şeye katılabiliyorlar. Bir
yandan da eminim Anadolu’da hala İngilizce “cultural barrier” dediğimiz şey var, yani hem
kültürümüzden kaynaklanan hem dinden kaynaklanan bariyerler var yani ama bu bariyerler
sadece spor için geçerli değil. Yani bu bariyerler kültür için de geçerli, sanat için de geçerli, spor
için de geçerli eğitim için de geçerli. O yüzden yani ben bakarken artık sadece spor açısından
bakmıyorum, yani bir ülke kültürde, sanatta, edebiyatta, sporda eğer ileri seviyeye ulaşmışsa
veya ulaşıyorsa daha medeni olmaya yaklaşıyor demektir. O yüzden bu alanda çalışma
yapanlarda bir sinerji yaratılması gerektiğine inanıyorum. Sporu bizler temsil edeceğiz bu
sinerjiyi yaratacağız ama bu sinerji sadece sporda yaratılamaz. Bu sinerji çocuklara yazı yazma,
yaratıcılık, resim, müzik bütün bunların sinerjisini yaratacak şekilde çalışırsak eğer spor da
bunlara dahil yani çocuklara biz her türlü olanağı verebileceğimiz yani eşit sağlayabileceğimiz
bir platform yaratırsak, ilerde Türkiye’nin spor ve diğer alanlarda çok güzel şeyler yapacağına
inanıyorum ama şu anda kesinlikle bariyerler var ama bu bariyerler sadece spor alanında çalışma
yapmakla aşılamaz.” (Genel Sekreter-Kadın)
Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımını arttırmaya yönelik özellikle yurtdışında çok
çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bazı ulusal ve uluslararası spor kurumları kız çocuklarının
çeşitli spor dallarına katılımını arttırmaya yönelik projeler geliştirmekte, spor ortamında yaşanan
olumsuz durumları ortadan kaldırmaya yönelik çözümler üretilmektedir. Ülkemizde kadınların
ve kız çocuklarının spora katılım azlığı düşünüldüğünde, bu tür çalışmaların önemi artmakla
birlikte, araştırmaya katılan spor yöneticilerinin az bir bölümünün bu önemin farkında oldukları
anlaşılmaktadır. Spor yöneticilerine, görev yaptıkları spor kurumlarında kadınların ve kız
çocuklarının spora katılımını arttırmayı, kadınların sporda kalıcılığını sağlamayı hedefleyen bir
birimlerinin olup olmadığı sorulduğunda dört farklı cevap alınmıştır: 1)Böyle bir birime gerek
yok çünkü bu bir ayrımcılık demektir, 2) Ayrı bir birim yok fakat kadın sporcularla ilgilenen
personel var/olmalı, 3) Bütün sporcuların sorunlarıyla ilgilenen bir birim var/olmalı ve 4) Ayrı
bir kadın birimi olmalı. Bulgular bu dört başlık altında aşağıda sunulmuştur.
1)Böyle bir birime gerek yok çünkü bu ayrımcılık demektir
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin bir bölümü kadınlar için ayrı bir birimin varlığını kadınerkek ayrımcılığı bağlamında değerlendirip, ayrı bir birimin bir ayrımcılık olduğunu, kurulduğu
152
taktirde erkeklerin de böyle bir talepde bulunabileceğini dile getirmişlerdir. En azından
kendilerinin kadın birimi kurulduğunda erkek biriminin de kurulmasına gerek olup olmadığını
sorguladıkları anlaşılmaktadır. Bu görüşe sahip olan spor yöneticilerinin alıntıları aşağıda
sunulmuştur:
“Öyle bir birim yok. Böyle bir gereklilik olduğuna da inanmıyorum. Bizde ayırım yok yani.”
(Genel Sekreter-Erkek)
“Hayır, ayrı bir birim yok çünkü erkek bayan ayırımı yapmıyoruz. Bizim için bütün öğrenciler
öğrencidir.” (Federasyon Asbaşkanı-Erkek)
“Böyle bir birimimiz yok, ama biz her sporcumuza bayan erkek ayırımı gözetmeksizin eşit
mesafede davranıyoruz. Yüzme branşında zaten bayanlar istedikleri zaman istedikleri yerlere
gelebiliyorlar, çaba sarf ettikleri zaman. Öyle bir komisyonumuz, birimimiz yok, buna gerek de
yok. Böyle bir komisyon oluşturulursa ayırım yapılmış gibi olur. O zaman erkek komisyonu da
oluşturulması zorunluluğu ortaya çıkar. Gerek yok, biz öyle bir komisyon kurmadık, kurmayı da
düşünmüyoruz.” (Genel Sekreter Yardımcısı-Erkek)
“Çok zannetmiyorum. Eşitlik ilkesinden yani o zaman erkekler de bize de ayrı bir şey diyen de
olabilir.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Kadın komisyonu yok. Bence olmasına da gerek yok. Böyle bir bakış açısı ayırım yapmak gibi
bir şey olur. Ayırım yapmamak lazım.”(Federasyon Başkanı-Erkek)
“Fakat onların sorunlarıyla ilgilenecek ayrı bir birim yok ki o zaman pozitif ayrımcılığa girer.”
(Federasyon orta düzey yönetici-Kadın)
“Çünkü bizim güreşte bile bayan sporcularımız var. Erkeklerin yaptığı her şeyi bayanlar
yapabiliyor. Bayanların yaptığını da erkekler yapabiliyor. Sağlıkçılar da artık hemşire
olabiliyorlar. O yüzden öyle bir ayırım yapılmasına da gerek yok diye düşünüyorum.”(Genel
Sekreter-Erkek)
TMOK kadın ve spor komisyonu sorumlusu orta düzey kadın yönetici, kadın ve sporun Türkiye
ve dünya için çok önemli bir şey olduğunu belirtirken ayrı bir komisyonun doğru olmadığını da
belirtmektedir:
“Şimdi var ama bence doğru değil. O zaman kadınlar ayrı şey görüyor Kadın komisyonuna git
kadınlar baksın. Öyle değil olay. Burası için demiyorum ama hani federasyonda bilmem bir
yerde kadınların eşit temsil edilmesi eeee o zaman neden bir erkek komisyonu yok? Kadınlar
günü var mesela o zaman neden bir erkek günü yok?” (Genel Sekreter-Erkek)
153
Bir federasyonun orta düzey yöneticisi de TMOK’un kadın ve spor komisyonunun kadınlar için
büyük bir zayıflık olduğunu düşündüğünü belirtirken kadınlar için ayrı bir birimi doğru
bulmadığını söylemektedir:
“Yönetim kurulu platformunda bayan basketboldan sorumlu bir yönetim kurulu üyemiz var ama
kadınlar komisyonu, kadınlar bölümü gibi bir yapı yok. Esasında ben bunun dezavantaj
olduğunu düşünüyorum kişisel olarak. Kadınlar için doğru bir şey değil yani. Bu konuda, yani
ayrı bir grup olarak ele alınmasına gerek olmamalı. Bayanların sporcu da olsalar... Başka bir alan
mesela bankacılıkta kadın bankacılar grubu var mı mesela hiç duydunuz mu? Çünkü orada
saçma sapan bir şey olarak anılır bu. Ben aynı şekilde görüyorum basketbol için aynı kadınlar
komisyonu, kadınlar grubu... Mesela milli olimpiyat komitesinin var bunun büyük bir zayıflık
olduğunu düşünüyorum kadınlar adına.” (Federasyon orta düzey yönetici-Erkek)
Aşağıda alıntıları sunulan iki spor yöneticisi ayrı bir kadın birimini geleneksel muhafazakar
yaklaşım bağlamında değerlendirip bu durumun haremlik-selamlık olarak anlaşılması
konusundaki endişelerini dile getirmişlerdir:
“Bence hiç gerek yok. Spor zaten farklı bir olay, bayanı erkeği diye ayırmaya gerek yok. Zaten
her halükarda her şeyin içindeler sporda, ayıramazsın zaten bir tek duşta ayırabilirsin, başka
hiçbir yerde ayırmana gerek yok zaten hepside aynı hizmeti yapıyor.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Bunun iki taraflı algılaması olabilir. Eğer bunu böyle bir şey yapmış olsak bundan rahatsız
olanlarda olabilir. Ne diyeceksiniz. Haremlik selamlık uygulaması mı bu? Ki bayanı bayan,
erkeği erkek yönlendiriyor gibi olur. Bu her şeye yansıyabilir. Yani ben kamp yaparken bir veli
diyebilir ki benim otelim, kamp yaptığım yer erkek ile bayanın ayrı olsun. Böyle de bir ters
açıdan düşünürseniz böyle de bir şey ortaya çıkıyor çünkü talep gelecek, bu sefer de bunları
bayan çalıştırıyorsa bunların yeri de ayrı olması lazım gibi işin sosyolojik, dinsel farklılıkları da
olabilir diye düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Erkek)
Bir erkek federasyon başkanı kadın birimini federasyon içerisinde kadınların konumunda olası
sorunların varlığı bağlamında ele alıp kadınların kurumlarında ezilmediğini ve bu nedenle
kadınların kurtarılacak bir konumları olmadığını belirtmektedir. Aynı zamanda federasyon
olarak kadınların spora katılımını arttırmayı istediklerini de eklemiştir:
“Ben şunu yanlış buluyorum. Kadın komisyonu, kadın şeyi. Ben federasyonumda kadınları
ezmiyorum. Kadınlar benim için baş tacı. Güzel organizasyonlar yapıyoruz. Aslında sıkıntı
154
nerede? Eğer kadın komisyonu gibi ayrı bir komisyon kuracak olursak kadınları sanki dışladık da
oradan kurtarıyormuşuz gibi olur. Hayır, biz kadınlarımızın spor yapmasını istiyoruz. Bunun için
de önce lider kadınlarımızı oluşturuyoruz, onlar vasıtasıyla da spor yapan kadınlar sayısını
artırmak istiyoruz. Bunu belediyelerle, üniversitelerle ve halkla aynı şekilde bütünleştirerek
yapıyoruz.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
2) Ayrı bir birim yok fakat kadın sporcularla ilgilenen personel var/olmalı
Spor kurumlarında kadınlar için ayrı bir birim kurulmasına gerek olmadığını düşünen fakat
kadınlarla ilgilenecek bir kadın sorumlunun (antrenör, yönetici vs.) olması gerektiğini söyleyen
ve federasyonlarında bir kadın sorumlunun olduğunu belirten spor yöneticileri de bulunmaktadır.
Örneğin, bir genel sekretere göre kadınlarla ilgili ayrı bir birime gerek yok fakat kadın
sporcularla ilgilenen kişinin kadın olması da önemli:
“Ya öyle bir birim yok, ama genel anlamda ayırmadan hepsi ile ilgili öyle bir çalışma
yapılmakta. Direkt olarak bayanlarla ilgili bir yapı yok. Mesela bazı federasyonlarda bayan
sporcu olduğu zaman bir bayan milli takım antrenörünüz olmak zorundadır. Bayan masörünüz
olmak zorundadır. Bir voleybolda olmazsa olmazdır, bir basketbolda bu tip yapılanma mutlaka
var. Eşitlik ilkesine bağlı olarak bayan erkek diye ayırmadan, onların hepsi ile ilgilenir ama
bayanlarla ilgilenen de yöneticiler bazında bir bayanın olması da olur. Benim bir bayan sporcu
ile konuşmam, diyaloglarım farklı olabilir, ama bir bayan yöneticinin bir bayanla konuşması, onu
motive etmesi çok daha farklı olabilir.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Olmasına gerek yok çünkü artık sporcu, sporcuların arasında bayan erkek sıkıntısı çekmiyoruz
biz. Yani bunlar birbirine alışmış, bir arkadaş grubu oluşturmuş. Tabii bayan antrenörlerimizi bu
arada görevlendireceğiz. Veya bayan bir yönetici kamplarda çünkü bayanların bir takım
sıkıntıları oluyor. O sıkıntıları hocalara açıkça söylemeyebilirler de, söyleyebilmesi için en
azından bir ablanın olmasında fayda var. Biz bunu düşünüyoruz, uygulamayı yapıyoruz.” (Genel
Sekreter-Erkek)
Bazı spor yöneticilerinin yorumlarından federasyonların özellikle yarışmalarda ve mili takım
kamplarında kadın sporcularla ilgilenecek bir kadın sorumlunun bulunduğu anlaşılmaktadır:
“Böyle bir gereklilik yok. Sporcu bizim için sporcudur. Her milli takım kampında bayan
sporcularla ilgilenecek bayan spor uzmanı görevlendiriyoruz. Ayrıca psikologumuz var. Onla
ilgili bir ayırıma gerek olduğunu düşünmüyoruz.” (Genel Sekreter-Erkek)
155
“Özel bir birim yok ama bayan sporcularımızla ilgili sürekli müsabakalarda onların yanlarına bir
bayan teknik eleman veriyoruz. Bu dediğimiz hassasiyetlerden dolayı.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Onu biz şöyle hallediyoruz; yurtdışı müsabakalarda en az bir tane bayan antrenör
bulunduruyoruz. Bir komisyon ya da kurum değil de bir tane bayan hoca görevlendiriliyor.”
(Genel Sekreter-Erkek)
“Mesela milli takımlarda bayan antrenör, alt yapıda da bayan antrenör. Mesela gelişim kampı
yaptık, yıldızlarla ilgili, kız çocuklarına sadece bayan antrenör şey yaptık ki onların dilinden
daha iyi anlar diye.” (Genel Sekreter-Erkek)
“Bayan sporcumuz varsa kampta mutlaka
görevlendiriyoruz.” (Genel Sekreter-Kadın)
bayan
bir
antrenör
bulunduruyoruz,
3) Bütün sporcuların sorunlarıyla ilgilenen bir birim var/olmalı
Bir spor federasyonunda kadınlar için ayrı bir birim yok fakat teknik komitesi bütün sporcuların
sorunlarının çözülmesiyle ilgilenmektedir:
“Kadın sporcularla ilgili ayrı bir komisyon yok ama onlarla ilgili sorunları çözme konusunda
başta yabancı antrenörümüz olmak üzere bir ilgili bir teknik kurulumuz var. Teknik kurul sadece
kadınlarla değil, kadın ve erkek sporcuların her ikisiyle beraber sporcuların problemlerini
çözmek adına oluşan bir kurul. Sporcunun önceki problemini tespit edilmesi yani teknik olarak
performansı ve problemlerini yoksa yaşadıkları çevreden ayrı çevresi olabilir. Okul çevresi
olabilir, aile çevresi olabilir, iş çevresi olabilir oradan gelen problemler mi bunları tespit ederek
bunlara yönelik çözümleri ortaya koyan plan ve politikalar geliştiriyorlar.” (Federasyon Başkanı)
Başka bir federasyonun genel sekreteri de sadece kadınlar ve kız çocukları için değil bütün
sporcuların sorunlarıyla ilgilenecek bir birimin kurulmasının gerekliliğini belirtmektedir. Bu
birimin sporcuların fiziksel ve psikolojik olarak yaşayabilecekleri sorunları çözmekle görevli
olan antrenör sporu ilişkisini etik kodlara göre düzenlemeyi hedefleyen bir birim olacağına
yönelik çalışmaları da bulunmaktadır:
“Bunu kadın ya da kız sporcu olarak görmeyin. Bunu çocuk sporcular ve alt yapı sporcularını
kapsayan gerektiğinde bu üst yaş guruplarına da çıkabilir. Voleybolla ilgili kişilerin yaşadığı
sıkıntıları aktarabileceği, isim vermeden unvan vermeden. Bir aile olabilir bir antrenör olabilir.
Erkek ya da kadın olabilir. Öyle bir birim düşünüyoruz. Hani burada sürekli kayıt alan
telesekreteri olan ve telefonları olan. Hani bununla ilgili sürekli sıkıntıların dinleneceği, kişinin o
156
sıkıntıları anında çözebileceği kişilere başvurabileceği ilgili kişilere başvurabileceği bir birim
düşünüyoruz. Yakında inşallah olur o da.” (Genel Sekreter-Kadın)
“Bunun üzerine bir çalışmam var. Voleybol antrenörlüğü etik kodu diye. Ben de o kodları
inceliyorum. Voleybol antrenörü etik kodu, sporcularıma birey olarak etik davranacağımı takım
önünde küçük düşürmeyeceğime, onlara fiziksel olarak da zarar verecek antrenmanlar
kullanmayacağıma şeklinde birkaç antrenörden çalışma istedim. Bunlar yurt dışında Türkiye de
ne tür ifadeler yer alacağını... Ben şöyle düşünüyorum, antrenörlük kurslarına başvuran herkesin
internetten indirip, bunu okuyup imzaladığı bir şekilde, hani o olmadan kurslara kaydının
alınmayacağı bir şekle dönüştürmeyi düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir federasyonda dört başkan vekili var. Başkan vekillerinin ayrı sorumlulukları var:
organizasyonlar, grekoremen, serbest güreş ve kadın güreşi. Federasyon genel sekreteri
federasyonda ayrı bir birim olmadığını söylerken kadın güreşinden sorumlu başkan vekilinin ve
antrenörlerin de erkek olduğunu vurguluyor. Genel sekretere göre bunun nedeni, Türkiye’de
kadın güreşi ekolünün olmaması ve bu nedenle de kadın sporcu sayısının az olmasıdır.
“Diyelim ki siz gideceksiniz bir aileye ve diyeceksiziniz ki kızınızı spora verin jimnastik ya da
voleybola. Erkek olarak ne kadar ikna edebilir ya da ne kadar güven verebilirsiniz? Çünkü bir
erkeksiniz ve burası Türkiye ama bir kadın gittiği zaman, o anaç duyguyla diyecek annesine
babasına “ver bana ben sorumluyum, ben bakacağım ona” diye, daha fazla güven verebiliyorsun.
Görüyorsunuz, yaşıyorsunuz antrenör sporcuya sarkıntılık yapmış veya eşi evli ise antrenörü
kıskanmış sporda bunlar olmamalı. İçinde kadın olursa daha fazla güven veriyor. Hiç bir şey
olmasa bile yine bu dedikodu olur. Yani gelir delinin biri atar bir taş hiç kimse temizleyemez.
Onun için bayanlarla, istiyorum ki sadece bayanlar ilgilenmesin mutlaka miks olacak. Erkek
antrenör de olsun erkek yönetici de ama mutlaka bayan da olsun, onların içindeki mutlaka
sorunları paylaşabilsinler.” (Genel Sekreter-Kadın)
4) Ayrı bir kadın birimi olmalı
Aşağıda alıntısı sunulan üç spor yöneticisi kadınların ve kız çocuklarının sorunlarının çözümüyle
ilgilenecek, kadınların spora katılımını teşvik edecek ayrı bir kadın birimine gerek olduğunu
söylemişlerdir:
“Olmalı ama şu anda yok. Böyle bir birimin oluşturulması bayanların psikolojik açısından ve
kadın olmalarından dolayı çeşitli sorunlarının çözümü konusunda içinde psikologlarında
bulunduğu bir birim olmasında fayda var.” (Federasyon Başkanı-Erkek)
157
“Komisyon olmalı. Bizde alışkanlık haline gelmiş, olmamış çünkü kadın sporcu az geliyor, kadın
yönetici, hakem, antrenör az geliyor. Az geldiği için de siz de alışıyorsunuz böyle bir ortama,
aklınıza gelmiyor böyle bir birim kuralım. Aslında hatamız bu bizim. Böyle bir birim kurmak,
hanımları da spora teşvik etmek ama genelde bizim bilek güreşi olduğu için hanımlarında pek
fazla rağbet ettiklerini görmüyorum. Vücut geliştirme tamamen ağrı potansiyeline sahip bir
branşımız. Ona da hanımların pek temayül gösterdiklerini görmüyorum. Onu da normal
karşılıyoruz ama birim kurulmaz mı kurulur. Teşvik edilmez mi edilir.” (Federasyon BaşkanıErkek)
“Olmasında yarar var, bence var. Onların hem idareciliğini yapar, idarecilik bazında antrenörlük
bazında çünkü aynı hemcinslerin birbiri ile iletişim kurması daha kolay, yani bir kız sporcu ben
antrenör olsam erkek olarak bana her şeyini söyleyemeyebilir, ama bayan antrenöre daha yakın
olur diye düşünüyorum.” (Genel Sekreter-Erkek)
Başka bir federasyon genel sekreteri ise böyle bir birimin kurulmasından öte uygulamaya
geçirilmesine yönelik endişelerini ifade etmiştir.
“Ayrı bir birim yok olsa da kağıt üzerinde kalır, göstermelik. Oradan da farklı bir sonuç
çıkacağını zannetmiyorum. Diyelim bir araştırma yaptık rapor haline getirdik değer verilip
uygulamaya sokulursa olabilir. Çok ümitli de değilim işin açıkçası.” (Genel Sekreter-Kadın)
Bir federasyonun genel sekreteri kadınların sporu erken yaşta bırakmalarıyla ilgilenecek bir
komisyonun olmasının faydalarından bahsetmektedir:
“Böyle bir komisyondan ziyade bayan sporcunun ileri yaşta aktifliğini devam ettirmesi için bir
komisyon kurulabilir. Kadın yöneticiden ziyade kadınların spor yaşantısını 20 li yaşlardan sonra
devam ettirebilmede sıkıntımız var bizim. İleri yaş grubunda bizim sporcumuz yok. Yöneticiden
ziyade böyle bir şey kurulması lazım bence, bunun nedenleri sebepleri bizim yıllardır
beklediğimiz kanayan bir yaradır bu.” (Genel Sekreter-Erkek)
Özet
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin görüşleri ülkemizde spor kültürünün yeterince
gelişmemiş olduğunu, genel olarak spora katılım düzeyinin çok az olduğunu göstermektedir.
Eskiye nazaran kız çocuklarının ve kadınların spora katılımında bir artış söz konusu olmakla
birlikte katılımları erkeklere ve oğlanlara kıyasla daha düşüktür. Bunun nedenleri ve spor
yöneticilerinin kadınların ve kız çocuklarının spora katılımını arttırmaya yönelik görüşleri
aşağıda sunulmaktadır:
158

Spor bir erkek aktivitesi olarak görülmekte ve kızların toplumsallaşmasında yer
almamaktadır. Bunun nedenleri arasında Türk toplumunun gelenek ve görenekleri ve dini
inançları, kızların toplumsal cinsiyetlerine uygun toplumsallaşmaları, ailelerin kızlarının
güvenliği
konusundaki
endişeleri
ve
kadın
antrenörlerin az
sayıda
olmaları
sıralanmaktadır.

Kız çocukları bazı fiziksel aktivite ya da oyunlara katılabilmekte fakat söz konusu bir
yarışma sporu olduğunda toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda spor kadınlara uygun
görülmemektedir.

Kız çocukları yarışmacı olduklarında elde ettikleri başarının erkeklerin başarısından daha
az değerli olduğu da belirtilmiştir.

Özellikle güreş, boks, kickboks ve kürek gibi fiziksel temasın olduğu ve/veya fiziksel
kuvvetin önemli bir belirleyen olduğu sporlara kadınların ve kız çocuklarının katılımı
göreli daha azdır.

Bazı spor dalları (bisiklet ve kano) açık alanda ve güvenliğin olmadığı zor ortamlarda
yapılmakta ve bu durum ailelerin kızlarını bu sporlara göndermemelerine neden
olmaktadır.

Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımı az olmakla birlikte sporu evlilik, doğum ve
vücutlarının bozulması nedenleri ile erken bırakmaktadırlar.

Kadınların sporu erken bırakmaları onların spor alanının farklı konumlarında (antrenör,
hakem, yönetici vs.) az sayıda yer almalarının da bir nedeni olmaktadır.

Spor yöneticilerinin çoğunluğuna göre önemli olan kadın ya da erkek değil genel olarak
sporcu sayısının arttırılmasıdır.

Kadınların ve kız çocuklarının spora katılımları çeşitli nedenlerden dolayı az olmakla
birlikte sadece altı spor federasyonunun kadınların spora katılımını teşvik etmek için
çalışmaları (yarışma düzenlemeleri, malzeme desteği vb.) bulunmaktadır.

Spor kurumlarında kadınların spora katılımı bir toplumsal problem olarak görülmekte ve
federasyonların gündemlerinde yer almamaktadır.

Spor yöneticilerinin bir bölümü kadınlar için ayrı bir birimin varlığını kadın-erkek
ayrımcılığı bağlamında değerlendirip, ayrı bir birimin bir ayrımcılık olduğunu, kurulduğu
taktirde erkeklerin de böyle bir talep de bulunabileceğini dile getirmişlerdir.
159

Spor kurumlarında kadınlar için ayrı bir birim kurulmasına gerek olmadığını düşünen
fakat kadınlarla ilgilenecek bir kadın sorumlunun (antrenör, yönetici vs.) olması
gerektiğini söyleyen ve federasyonlarında bir kadın sorumlunun olduğunu belirten spor
yöneticileri de bulunmaktadır.

Sadece dört spor yöneticisi kadınların ve kız çocuklarının sorunlarının çözümüyle
ilgilenecek, onların spora katılımını teşvik edecek ayrı bir kadın birimine gerek olduğunu
söylemişlerdir.
160
BÖLÜM V
TARTIŞMA
Bu bölümde, araştırma projesinden elde edilen bulguların bir tartışması sunulmaktadır.
Tartışma bölümünde nicel ve nitel bulgular ayrı ayrı değil birlikte harmanlanarak tartışılmaya
çalışılmıştır. Araştırmanın problemi, kuramsal çerçevesi ve elde edilen bulgular ışığında spor
kurumlarının toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımıyla incelenmesinin merkezinde kadınların
yönetim kademelerinde temsili konusu yer almaktadır. Veriler iki temel başlık altında
sunulmakla birlikte, birinci başlıkta dört alt başlık yer almaktadır. Tartışmanın iki temel
başlığı şunlardır:
1.Spor kurumlarının yönetim kademelerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği
2.Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların temsiline yönelik toplumsal
cinsiyet eşitliği politikaları
5.1. Spor kurumlarının yönetim kademelerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği
Araştırmanın birinci amacını oluşturan GSGM, spor federasyonları ve TMOK’un yönetim
kademelerinin cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, üst ve orta düzey yönetim
kademelerinde görev yapan kadınların sadece %5.6 (bir kadın şube müdürü) oranında olduğu
görülmektedir. Çalışmanın gerçekleştirildiği dönemde GSGM üst düzey yönetim kademeleri
olan genel müdür ve genel müdür yardımcılığı pozisyonlarında herhangi bir kadın yönetici
bulunmamakla birlikte GSGM tarihinde üst düzey yöneticilerin tamamı erkek olmuştur.
GSGM orta düzey yönetim kademeleri olarak kabul edilen merkez teşkilatta yer alan şube
müdürlüğü ve taşra teşkilatlarının il müdürlüğü pozisyonlarında bir kadın şube müdürü
bulunurken 81 il müdürünün tamamı erkektir. Yönetim kademelerindeki kadar düşük bir oran
olmamakla birlikte GSGM’de görev yapan kadın çalışanların oranı da erkek çalışanların
oranından azdır. Toplam çalışanların %87.8’ini erkekler oluştururken, %12.2’sini kadınlar
oluşturmaktadır. Bu oran taşra teşkilatlarında kadın çalışan için %9’dur.
Spor federasyonlarının yönetim kademelerinin cinsiyete göre dağılımlarına bakıldığında, üst
düzey yönetim kademesi olarak kabul edilen başkan ve başkan yardımcılığı pozisyonlarında
161
iki kadın başkan ve altı kadın başkan yardımcısı olduğu görülmektedir. Başka bir ifadeyle
spor federasyonlarının üst düzey yönetim kademelerinin %3’ünü kadınlar oluşturmaktadır.
Orta düzey yönetim kademesi olarak yedi kadın genel sekreter (%11.7) ve 38 kadın yönetim
kurulu üyesi (%5.4) görev yapmaktadır. Yani spor federasyonlarının orta düzey yönetim
kademelerinin %6’sını kadınlar oluşturmaktadır. Kadınların spor federasyonlarının bütün
yönetim kademelerindeki oranı ise %5.5’dir. GSGM’de olduğu gibi yönetim kademelerindeki
cinsiyet oranının toplam çalışanlardaki cinsiyet oranından daha düşük olduğu görülmektedir.
Bütün spor federasyonlarında görev yapan toplam çalışanın %’32.2’sini kadınlar, %67.7’sini
erkekler oluşturmaktadır.
Gönüllü bir kuruluş olan TMOK’da üst düzey yönetim kademelerinin tamamında erkekler
yer almaktadır. Aynı GSGM’de olduğu gibi TMOK tarihinde de başkan ve başkan
yardımcılığı kademelerinde hep erkekler görev yapmıştır. Genel sekreterlik görevinde
bulunan bir kadının dışında bir kadın yönetim kurulu üyesi de bulunmaktadır. Toplamda
TMOK üst ve orta düzey yönetim kademelerinin %11.8’ini kadınlar oluşturmaktadır. TMOK
çalışan sayısının GSGM ve spor federasyonlarında çalışanların sayısından çok az olmakla
birlikte kadın çalışan oranının kadın yönetici oranlarından daha az olduğu tek spor
kurumudur ve diğer spor kurumlarıyla kıyaslandığında kadın çalışan oranı da daha düşüktür.
Sonuç olarak, her üç kurumun toplam üst düzey yönetim kademelerinin %3.7’sini ve orta
düzey yönetim kademelerinin %5.5’ini kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca her üç kurumda
görev yapan toplam çalışan sayısının %14’ünü kadınlar oluştururken %86’sını erkekler
oluşturmaktadır.
Bu araştırmadan elde edilen bulgular Tükiye’de farklı sektörlerde gerçekleştirilen araştırma
bulgularıyla benzerlik göstermektedir. Araştırmalar, Türkiye’de yönetim kademelerinde
kadınların sayısının çok az olduğunu göstermektedir (AKÇAMETE, 2004; KABASAKAL,
1998; KABASAKAL, BOYACIGİLLER VE ERDEN, 1994). Türkiye’de birçok kurumda ve
spor kurumunda kadın yöneticilerin az olması, toplumsal yapıda egemen olan toplumsal
cinsiyet ilişkileri ile açıklanabilir. Türk toplumunda kadınların iş hayatı açısından hala
istenilen düzeye ulaşılamamış olmasındaki önemli etkenlerden birisi, yapılan tüm
iyileştirmelere
karşın
toplumun
geleneklerin
baskısından
kurtulamamış
olmasıdır
(KIRKPINAR, 1998). ÇELİKTEN (2005)’in Türk toplumunda kadının çalışmasına yönelik
162
bakış açısına dayalı çalışmasında ise bu çalışmayı destekler nitelikte bulgulara rastlanmıştır.
Türk toplumunun liderlik pozisyonlarında erkeklere ayrıcalık tanıdığı ve kadınlar için
yöneticilik haklarından faydalanmanın kolay olmadığını çünkü normlara uygun olmadıkları
yargısı saptanmıştır (ÇELİKTEN, 2005). Bu konu, kadınların spor kurumlarında az temsil
edilmesinin nedenlerinin tartışıldığı sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Bu araştırma bulguları farklı ülkelerin spor kurumlarında gerçekleştirilen araştırma
bulgularıyla da benzerlik göstermektedir. Araştırmalar spor kurumlarında üst düzey yönetim
kademelerinde erkeklerden çok daha az kadın olduğunu göstermektedir (ACOSTA VE
CARPENTER, 2000; HALL, CULLEN VE SLACK, 1990; HOVDEN, 2000; INGLIS,
DANYLCHUK VE PASTORE, 2000; PFISTER VE RADTKE, 2006). Örneğin, HALL ve
arkadaşlarının (1990) yaklaşık 70 Kanada ulusal spor kurumunda yaptıkları çalışmanın
sonucuna göre, giriş pozisyonlarının yaklaşık yarısında kadınlar bulunurken, yetkili
müdürlerin %28’ini, teknik müdürlerin %23’ünü ve ulusal antrenörlerin %10’dan azını
kadınlar oluşturmaktadır. Başka bir çalışmada, ACOSTA ve CARPENTER (2000) 1998 ve
2000 yıllarında Birleşik Devletler’ deki çeşitli kolejlerin kadın sporcuların da yer aldığı spor
programlarındaki yönetici pozisyonlarının %89’unu erkeklerin, %11’ini de kadınların
oluşturduğunu bulmuşlardır. Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Norveç’te de spor
kurumlarında bir cinsiyeti hiyerarşisi söz konusudur; pozisyonların gücü arttıkça o
pozisyonlardaki kadın sayısı azalmaktadır (FASTING, 2003).
Dünyada örgütlü sporun yönetildiği spor kurumlarında kadınlar azınlığı oluşturmaktadır
(PFISTER VE RADTKE, 2009). Alman Spor Konfederasyonu (German Sports
Confederation-DSB)’nda farklı düzeylerde ve farklı bölgelerde 2726 liderlik pozisyonları
bulunmakta ve bunların %14’ünü kadınlar oluşturmaktadır. En üst düzey yönetim
kademelerinin ise %9’unda kadınlar yer almaktadır (PFISTER VE RADTKE, 2009). 20072008 yılında Birleşik Krallıktaki toplam spor kurumlarının yönetim kurullarında kadınların
oranı %28’dir (Women’s Sport and Fitness Foundation, http://wsff.org.uk). Örneğin
İskoçya’nın
en
büyük
ulusal
spor
kurumu
olan
Sportscotland’ın
karar
verme
mekanizmalarındaki kadın oranı % 36’dır (http://www.sportscotland.org.uk).
163
Uluslararası Kadınlar Çalışma Grubu (The International Working Group on Women-IWG)
2009 yılında Sidney’de gerçekleştirilen 5. Dünya Konferansında Uluslararası Kadınlar
Gününün 100.yılında yürürlüğe girecek, ulusal ve uluslararası spor kurumlarında kadın-erkek
oranlarının toplanacağı The Sydney Scoreboard adlı bir web sayfası oluşturulması kararını
aldı. 2014 yılına kadar toplanacak veriler 2014’de Finlandiya’da gerçekleştirilecek olan
6.Dünya Konferansında sunulacak. Aşağıdaki tabloda bu sitede yayınlanan bazı ülkelere ait
veriler sunulmaktadır (http://www.sydneyscoreboard.com). Üst düzey kadın yöneticisi
yüzdesinin en fazla olduğu ülkeler sırasıyla Finlandiya (%33.6), Zambiya (%25.44), Kanada
(%24.38), Avustralya (%22.25), Tanzanya (%20.39) ve Birleşik Krallık (%19). Bu tabloya
bakıldığında farklı ülkelerin spor kurumlarının üst düzey yönetim kademelerinde kadınların
temsilinin erkeklere kıyasla az olduğu görülmekle birlikte, Türkiye spor kurumlarının
yönetim kademelerinde kadınların temsil oranının bu listedeki ülkelerin çok gerisinde olduğu
da anlaşılmaktadır (Tablo 39).
Tablo 39: Ülkelerin spor kurumlarının üst düzey yönetim kademelerinde kadınların oranı
Ülke
Ulusal Spor
Üst Düzey Kadın
Kurumu Sayısı
Yönetici Sayısı
Toplam Üst
Düzey Yönetici
Sayısı
Üst Düzey Kadın
Yönetici Yüzdesi
Avustralya
55
89
400
22.25
Kanada
58
148
607
24.38
Danimarka
1
1
7
14.29
Finlandiya
10
33
98
33.67
Hindistan
1
2
12
16.67
Güney Afrika
1
1
15
6.67
Tanzanya
9
21
103
20.39
Birleşik Krallık
46
103
542
19
Zambiya
20
43
169
25.44
Araştırmaya katılan kadın ve erkek spor yöneticileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde spor ve
kadın konusunun gerek spor kurumlarında gerekse bireysel olarak spor yöneticileri tarafından
çok fazla düşünülmemiş bir konu olduğu gözlenmiştir. Özellikle spor kurumlarının yönetim
kademelerinde
kadınların
bulunmasına
yönelik
görüşleri
istendiğinde
erkek
spor
yöneticilerinin genelleştirilmiş bazı ezberlere sahip oldukları ve bu ezberler doğrultusunda
164
kadınların sayıca az olmasının normalleştirilmiş olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu bölümde spor
kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterli derecede temsil edilmemeleri üç
boyutta tartışılmaktadır:
1. Spor kurumlarında ideal yönetici tanımı kadınları dışlamaktadır.
2. Spor kurumlarında erkeklik kültürünün egemen olması
3. Kadına yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet kalıp yargılar
4. Kadınların spora katılımının az olması
5.1.1. Spor kurumlarında ideal yönetici tanımı kadınları dışlamaktadır
Araştırmadan elde edilen nicel ve nitel bulgular spor kurumlarının yönetim kademelerinde
kadınların temsilinin az olmasının nedenlerinin anlaşılmasında spor yöneticisinden beklenen
özelliklerin ve yönetici seçimlerinin toplumsal cinsiyet analizinin yapılmasının gerekli
olduğunu göstermektedir. Lider seçimi örgütsel cinsiyet ilişkilerinin ağ örgüsü içerisinde çok
önemli
bir
mikro
süreçtir
ve
cinsiyetlendirilmiş
altyapıların
yapılanmalarının
tanımlanmasında anahtar role sahiptir (ACKER, 1992).
Spor kurumlarında yönetici seçimi sadece spor federasyonları ve TMOK için geçerli bir
durumdur. GSGM bir devlet kurumu olduğu için yöneticiler devlet tarafından atanan
kişilerdir. Spor federasyonları ve TMOK’da başkanlık gönüllü bir pozisyondur. Özellikle
federasyonlarda başkanlar seçimle göreve geldikleri için kendilerini seçenlerin kriterleri ve
kurumsal yapı doğrultusunda kurgulanan ideal lider tanımının seçimlerde çok belirleyici
olduğunu söyleyebiliriz. Gönüllü liderlerin seçimle göreve gelmeleri, ideal liderden yazılı
olmayan beklentiler, sosyal ilişkiler kurumların kültürünü oluşturmaktadır (PFISTER VE
RADTKE, 2009).
Politik ve gönüllü kurumlar olarak spor kurumları eylem-yönelimli ya da profesyonel örgüt
modelinin tam karşıtıdırlar (HOVDEN, 2000). Bu kurumların meşrulukları üyeleri olan spor
kulüplerinin ihtiyaçlarını, taleplerini ve beklentilerini karşılayabilmelerine dayanmaktadır
(BRUNSSON, 1989). Fakat artan ticarileşme ve üst düzey sporların profesyonelleşmesi ile
birlikte üst düzey performans ve sonrasında kazanılan uluslararası başarılar spor
kurumlarında temel hedef olmuştur. Özerkleşme ile birlikte spor federasyonları devletten
165
bağımsız federasyonlar olmaya başlamış ve kurumlar sponsorlar ve bağışlar aracılığıyla
kendi bütçelerini arttırmaya çalışmaktadırlar. Bu noktada spor federasyonlarında üst düzey
yönetim kademeleri (başkan, başkan yardımcıları) gönüllü pozisyonlar olmakla birlikte
profesyonelliğin ön planda olduğu görev ve sorumlulukları içermektedir. Dolayısıyla yönetici
seçimlerinde profesyonellik doğrultusunda bazı kriterler belirleyici olmaktadır.
Yapılan görüşmelerde spor federasyonlarında yapılan yönetim seçimlerinde belirleyici olan
etkenler arasında siyasi ve maddi güç, sosyal ağların içerisinde yer almak, spor camiasının
içerisinde yer almak ve federasyona ayıracak yeterli zamanı olmak yer almaktadır. Özellikle
spor
federasyonlarının
başkanlarının
ve
yönetim
kurullarının
seçilmesinde,
spor
federasyonlarının özerkleşmesiyle birlikte adayların siyasi ve maddi gücü belirleyici olmaya
başlamıştır. Siyasi ve maddi gücün önemli olmasını gerektiren etkenler arasında özellikle
bazı spor dallarının malzemelerinin ve tesislerinin ekonomik bir gücü gerektirmesi ve
federasyon başkanlığının gönüllü bir pozisyon olması gelmektedir. Araştırma kapsamında
görüşme yapılan spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu eğitim düzeyi yüksek, spor
kurumlarındaki yöneticilik görevlerinin yanında mesleklerini devam ettiren, belirli bir
ekonomik güce sahip kişilerdir.
Yurtdışında spor kurumlarında gerçekleştirilen toplumsal cinsiyet çalışmalarında “ağır
erkekler (Heavyweight men)” kavramı spor yöneticilerini tanımlamak için kullanılmaktadır
(HOVDEN, 2006; PFISTER VE RADTKE, 2009). Ağır erkekler kavramı sıklıkla yaşlı
erkekleri tanımlamakta ve ağır kelimesi özel beceri ve yeterliklerin yanı sıra siyasi konumları
ve ekonomik kaynakları işaret etmektedir (HOVDEN, 2006). Örneğin, Kanada spor
kurumlarında spor ile ilgili yeterlikten önce ekonomik yeterliğin ve kaynak geliştirme
becerisinin üst düzey yönetim kademeleri için gerekli olan en temel nitelik olarak
belirlenmiştir (MACINTOSH VE WHITSON, 1990). Norveç spor kurumlarında yönetim
kademelerinde görev yapanlar da sıklıkla yüksek eğitimli, tam zamanlı çalışan, ekonomik
düzeyi iyi, kurum deneyimi fazla olan orta-yaşlı erkeklerdir (HOVDEN, 2000).
Araştırmaya katılan erkek spor yöneticilerinin birçoğu spor yöneticiliğinin gerektirdiği
nitelikler ve ağır çalışma koşulları nedeniyle erkekler için daha uygun olduğu
görüşündedirler. Feminist araştırmacılar liderlik araştırmalarındaki erkeklik, güç ve liderlik
etkileşimini ayrıntılı olarak incelemişler ve yeni lider söylemlerinin bazı yollarla “kahraman
166
erkekliğin (heroic masculinity)” cisimleşmiş bir sunumu olduğunu vurgulamışlardır (CALAS
VE SMIRCICH, 1991; COLLINSON VE HEARN, 1996). Spor ve eşitliğe dair evrensel
söylemler ve ideal spor lideri kabulleri ki bu lider gerçekte hegemonik erkekliği açığa vuran
bir erkektir, kurumların cinsiyetlendirilmiş doğasını maskelemektedir (ACKER, 1990;
CONNELL, 2002). HOVDEN (2000) Norveç spor kurumlarında liderlik seçimi süreçlerini
ilgilendiren söylemlere ve uygulamalara odaklanarak bu süreçlerde toplumsal cinsiyetin nasıl
dahil olduğunu araştırdığı çalışmasında, spor kurumlarında üst düzey yöneticilik pozisyonları
için gerçekleştirilen seçim söylemlerinde kahramanlık ve erkeklik özelliklerinin barındığını
bulmuştur. Ayrıca cinsiyetten bağımsız olarak düşünülen spor yöneticisi özelliklerinin önemli
androsentrik (erkek egemen) önyargılar tarafından desteklendiğini ileri sürmektedir.
Araştırmaya katılan spor yöneticilerine göre iş ve siyaset ile temasların olması, ekonomik
gücün olması, bağımsızlık ve görevde uzun süre bulunabilme (zaman sorununun olmaması)
profesyonellik ve kişisel nitelikler olarak tanımlanmakta ve bu nitelikler cinsiyete bağlı
görülmemektedir. Kadınların bu özelliklere sahip olmamaları bireysel olarak kadınların bir
eksikliği olarak görülmekte ve kadınların sorunu olarak kabul edilmektedir. Başka bir
ifadeyle spor yöneticileri yöneticilik/liderlik becerilerini bireysel ve performans ilişkili olarak
tanımlamaktadırlar. Kadınlar içinde bulundukları toplumsal koşullar doğrultusunda gerekli
kişisel/mesleki niteliği ve performansı gösterebildikleri taktirde lider olabilme imkanına
sahiptir. Bu görüşün arkasında kadınların gerekli kişisel/mesleki bilgi ve beceriden ve ilgili
deneyimden yoksunlukları varsayımı yatmaktadır.
Kuzey Avrupa ülkelerinde spor kurumlarında gerçekleştirilen araştırmalar, ulusal ve
uluslararası liderlik pozisyonlarında erkeklerin kadınlardan çok daha sıklıkla tekrar aday
olduklarını ve seçildiklerinde çok daha uzun süre lider pozisyonlarında kaldıklarını
göstermektedir (HOVDEN, 2000). Bu durum Türkiye’deki spor federasyonları için de
geçerlidir. Türkiye’deki 60 spor federasyonunun tarihlerinde kadın federasyon başkanı olan
sadece üç federasyon vardır: tenis, yelken ve yüzme federasyonları. Tenis federasyonu
başkanı 2009 yılında seçimle görev gelmiş ve hala görevdedir. Yüzme federasyonu başkanı
2005-2007 yıllarında seçimle gelerek görev yapmıştır. Yelken federasyonu başkanı ise
seçimle ilk defa 2000 yılında başkan olmuş ve üçüncü dönemini yaşamaktadır. Kuruluş tarihi
çok eskilere dayanan (1922-1923), yani yaklaşık 88 yıllık bir tarihe sahip olan atletizm,
167
bilardo, binicilik, futbol gibi federasyonlarının ya da yakın tarihli kurulan bedensel engelliler,
halk oyunları, kickboks, triatlon gibi federasyonların başkanları hep erkek olmuştur.
Erkek egemen kurumların analizi, kadınların niteliklerini ve deneyimlerini sıklıkla eril
standartlara göre ölçüldüğünü ve bu ölçümün kadınların yeterliklerini daha az uygun ve daha
az değerli yaptığını göstermektedir (HALL, CULLEN VE SLACK, 1990). Örneğin
yöneticiler için en fazla öne çıkan ölçüt zaman ölçütü olmaktadır. İdeal liderlerin iş
yaşamlarına çok fazla zaman ayırmaları ve kaliteli çalışmanın göstergesi olarak işe verilen
zamanın gösterilmesi yaygın olarak kabul gören bir mittir (RAPOPORT VE DİĞ., 2002). Bu
araştırmadan elde edilen bulgular da spor yönetici seçimlerinde etkili olan etkenlerden birinin
spor yöneticilerinin federasyona ayıracak yeterli zamanlarının olması olduğunu göstermiştir.
Federasyon başkanlarının her an ulaşılabilir konumda olmaları, yurt içi ve yurt dışı
seyahatlerin fazla olması zamanın önemini ortaya çıkarmaktadır. Araştırmaya katılan spor
yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu tarafından kadınların spor kurumlarının yönetim
kademelerinde yer alamamalarının en önemli nedenlerinden birisi olarak kadınların
yöneticilik görevlerine yeterince zaman ayıramamaları gösterilmektedir. Özellikle hafta içi ve
hafta sonu seyahatlerinin fazla olması spor yöneticilerinin zaman sorunlarının olmamasını
gerektirmektedir.
Bu durum yurtdışındaki spor kurumlarında görev yapan kadın spor yöneticileri için de
geçerlidir. Örneğin PFISTER (2006)’a göre spor kurumlarında ideal bir lider gönüllü
çalışmalara çok fazla zaman ayırabilecek hareketliliğe ve rahatlığa sahip olmalıdır ve bu
durum kadınların kariyerlerinde ilerlemelerindeki en önemli engellerden biridir. Spor
kurumlarında liderlik pozisyonlarına gelebilmede potansiyel bir bariyer olan oldukça fazla
zaman ayırma gerekliliği aynı zamanda bazı kurumlar için yapısal bir problemdir. Bu nedenle
spor kurumlarında egemen olan kültürel yapıda zamanın sembolik değeri erkeklerden daha
çok kadınlar için güçlü bir engel olarak görünmektedir (PFISTER, 2006).
İdeal
lider
yüksek
sosyoekonomik
statü,
spora
uzun
süren
bir
bağlılık,
aile
sorumluluklarından muaf, üst düzey öz-güven ve zorluklarla mücadele edebilme özellikleri
ile tanımlanmaktadır (PFISTER VE RADTKE, 2009). Spor kurumlarındaki kadın liderler
kabul edilmek için bu sıralanan ideal lider özelliklerine sahip olmak zorundadırlar. Yani üst
düzey mesleki deneyime, üst düzey eğitime, spora özgü yeterliklere ve hatta erkeklerden çok
168
daha fazla sosyal desteğe sahip olmak zorundadırlar (HOVDEN, 2000). Araştırmaya katılan
kadın spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu bu niteliklere sahiptir. Kadın yöneticilerin
nitelikleri sonraki bölümlerde daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Spor federasyonlarının yönetimlerinin seçiminde spor kulüplerinin payı yüksektir (%60
kadar). Bu projede araştırılmamış olmakla birlikte spor kulüplerinde karar verici
pozisyonlarda yer alan kadın sayılarının çok az olduğu öngörülmektedir. Ayrıca seçimlerde
oy kullanma hakkına sahip olan diğer kurumlar ve kişiler düşünüldüğünde, örneğin GSGM
üst düzey yöneticileri ve bazı il müdürleri, seçimlerde söz sahibi olan kadın sayısının da çok
az olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum spor federasyonlarının yönetimlerinin erkekler
tarafından seçildiği sonucuna götürmektedir. PFİSTER VE RADTKE (2009)’nin Almanya
spor kurumlarında gerçekleştirdiği yakın tarihli araştırmasının sonucunda da kadın delege
sayısının göreli olarak çok az olmasının seçimlerde erkeklerin kapıcı (gatekeepers) olarak iş
görmelerine neden olduğu ileri sürülmektedir.
Türkiye’de spor kurumlarında görev yapan çalışanların ve bu kurumlardaki yöneticilerin
görüşlerine, çalışanların ve yöneticilerin özgeçmişlerine bakıldığında spor kurumlarında
herhangi bir pozisyonda görev yapabilmede spor geçmişinin önemli bir ortaklık olduğu
görülmektedir. Çalışanların % 58’i, yöneticilerin % 86.52’si geçmişte sporcu, antrenör ve
hakem olarak spora katılmışlardır. Çalışmanın gerçekleştiği dönemde de çalışanların %
31.6’sı, yöneticilerin % 48.31’i sporcu, antrenör ve hakem olarak spora katılmaktadırlar. Spor
yöneticilerinin geçmişte ve çalışmanın gerçekleştiği dönemde spora katılımları spor
kurumlarında çalışanlardan daha fazladır. Ayrıca, spor yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu
(GSGM’de memur olarak görev yapanların bir kısmı hariç) spor alanında bir kulüp
yöneticisi, organizasyonlarda gönüllü, sporcu, antrenör ve hakem olarak sporun içerisinde yer
almışlardır. Spor kurumlarındaki yöneticilerin aktif spor hayatlarının olması farklı ülkelerin
spor kurumlarında da gözlenmektedir. Örneğin Danimarka spor kurumlarında gerçekleştirilen
bir araştırmada spor yöneticilerinin ideal spor liderini spor ile ilişkisi ile tanımladıkları ortaya
çıkmıştır (PFISTER VE RADTKE, 2009). Spor yöneticilerinin %95’i gençliklerinde aktif
olarak sporla ilgilenmişler ve %87’si daha az yoğunlukta da olsa spora katılmaktadırlar.
Spor kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanların bir spor yöneticisinin sahip olması
gereken özellikler ile ilgili görüşlerine bakıldığında, kadın ve erkek çalışanlara göre bir spor
169
yöneticisinde bulunması gereken özelliklerin başında spor ile ilgili olmak yer almaktadır. Spor
ile ilgili olmayı gösteren özelliklerin başında spor geçmişi yer alırken, spor ile ilgili bir eğitim
kurumundan mezun olmak ve spor kurum bilgisine sahip olmak da spor yöneticisinin spor ile
ilgili özelliklerindendir. Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin spor geçmişleri bir yana spor
eğitimi aldıkları da görülmektedir. Spor yöneticilerin tamamına yakını üniversite mezunudur
ve eğitim alınan öncelikli bölümler beden eğitimi ve spor ile ilgili bölümler ile iktisat ve
işletme ile ilgili bölümler olmaktadır. Beden eğitimi ve spor ile ilgili bölümler erkek spor
yöneticilerin mezun oldukları ilk bölüm olurken, iktisat ve işletme ile ilgili bölümler kadın
spor yöneticilerinin mezun oldukları ilk bölümdür.
Spor yöneticilerine göre spor camiasının özelliklerinden, verilen hizmetin niteliğinden ve
öneminden kaynaklı olarak spor yöneticiliği diğer kurumlardaki yöneticilik görevinden farklı
olarak algılanmaktadır. Bu farklılık spor yöneticilerinin spor yöneticisinin özelliklerini
belirtirken kullandıkları ifadelerden anlaşılmaktadır: “Sporu sevmeyen insan spor yöneticiliği
yapamaz”, “Sporu sevmezsen olmaz”, vb. Ayrıca, spor yöneticileri spor sevgilerinin yanı sıra
spor yöneticiliği görevlerini sürdürmelerindeki önemli bir etkenin de ülkeye hizmet etmek
olduğunu söylemişlerdir. Bu doğrultuda, spor yöneticisinin spor içerisinde yer almış olması,
spor camiasının içeriden bir üyesi olması çok önemlidir.
Spor yöneticisinden beklenen spor ile ilişkili özelliklerin önemi araştırmaya katılan spor
yöneticileri tarafından spor yöneticisinin spor kurumlarına bağlılıklarının ifade edilmesinde
de gözlenmektedir. Spor yöneticilerinin bir çoğu görevlerinin zor olduğunu belirtirken bu
zorluklara dayanmaktaki en büyük motivasyonlarının spor aşkı ve Türk sporuna hizmet aşkı
olduğunu belirtmişlerdir.
Spor yöneticisinin görev ve sorumlulukları ve kurumsal beklentiler, spor ile ilişkili egemen
söylemler birlikte düşünüldüğünde bir kadının spor kurumundaki kariyerinin sporcu olmak
ile başlayacağı görüşünün egemen olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’de kadınların spora
sporcu ve antrenör olarak katılımlarının az olduğu dikkate alındığında kadınların spor
kurumlarının yönetim kademelerinde az sayıda yer almalarının nedeni olarak spora
katılımlarının az olması, spor camiasında az yer almaları söylenebilir.
170
5.1.2. Spor kurumlarında erkeklik kültürünün egemen olması
Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterince temsil edilememesinin
nedenleri arasında sayısal ve sembolik olarak erkekliğin spor kurumlarında ve spor alanında
egemen olması gelmektedir.
Tartışmanın bir önceki bölümünde de belirtildiği gibi spor kurumlarında çalışanların ve spor
yöneticilerinin pozisyonlarının belirlenmesinde spor ile kurulan ilişki önemlidir. Spor
kurumlarında çalışanlar ve spor yöneticileri için “spor camiasının içerisinden birisi olmak”
ayrıcalıklı bir durumdur ya da spor kurumlarında yer alabilmek için gerekli önemli
koşullardan biridir. Peki nedir bu spor camiası? Hangi özelliklere sahiptir? Özellikle
araştırmaya katılan spor yöneticilerinin yorumlarında “spor camiasının” özelliklerine ilişkin
önemli veriler bulunmaktadır.
Katılımcılar tarafından kullanımı tercih edilen camia kelimesinin yerine İngilizcede
“community” kelimesinin karşılığı olduğu düşünülen “cemaat” kelimesinin kullanımı belki
daha uygun olabilir. Fakat araştırmanın problemi ve kapsamı düşünüldüğünde spor
kurumunun ve spor alanının bir cemaat yaklaşımıyla incelenmesi daha ayrıntılı bir veri ve
kuramsal bilgi gerektireceği için camia olarak tanımlanan yapı kurumsal kültür/örgüt kültürü
bağlamında ele alınıp incelenmiştir.
Katılımcıların spor camiası olarak tanımladıkları spor alanı kendine özgü söylemleri,
pratikleri, sosyal değerleri olan bir alandır. Bu alanın en önemli özelliği görece siyasetten
bağımsız olduğu düşünülen ve gönüllü olarak gerçekleştirildiği kabul edilen spor etkinliğinin
varlığıdır. Spor yöneticilerinin söylemlerinde egemen olan spor camiasının özelliklerini, spor
yöneticisinden beklentileri anlayabilmede yani spor kurumlarının toplumsal cinsiyet
bağlamında kültürünü anlayabilmede öncelikle spor etkinliğinin toplumsal cinsiyetle
ilişkilendirilerek nasıl tanımlandığını anlamak önemlidir.
Spor ortamında toplumsal cinsiyetin inşasına yönelik çalışmalar, sporun toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini kuvvetlendirdiği ve bu yolla da CONNELL (1998)’ın tanımladığı toplumsal
cinsiyet düzenini yeniden ürettiği bir kültürel pratik olduğunu göstermektedir. Toplumsal
cinsiyet düzeni içinde kadının spor deneyimini meşrulaştıran ideolojik süreç, kadın ve erkek
171
arasındaki biyolojik fark ve bu farkın yarattığı erkek üstünlüğü düşüncesi ile başlar.
Cinsiyetler arası biyolojik farklılık kadının erkek üstünlüğü karşısında “öteki” olarak
tanımlanan toplumsal aşağılık (ikincillik) fikrine dönüşümüne hizmet etmektedir. Kadının
spordaki toplumsal gerçekliği (ikincil konumu), biyolojik farklılığı besleyen sportif etkinliğin
algılanma ve değerlendirilme biçimi ile yakından ilişkilidir. Sportif etkinlik, yüksek düzey
performans, üstün fiziksel özellikler, yetenek, başarı, hırs ve rekorlarla tanımlandıkça ve spor
pratiği bu tanımların dışında kalanlara kısıtlamalar getirdikçe, biyolojik farklılıklar
normalleştirilerek toplumsal ikincilleşmeye dönüşür. Bu dönüşümde belirleyici olan, erkek
bedeninin karşısında ötekileştirilen kadın bedenine cinsellik yoluyla vurgu yapılması, kadın
sporunun cinselleştirilmesi ve erkek sporunun atletik deneyimin doğal formları olarak
varsayılmasıdır (KOCA VE BULGU, 2005).
WILLIS (1992)’e göre spor, görünür olma özelliği, yaşamın diğer alanlarından (ekonomi,
politika, siyaset gibi) ayrı olduğu düşüncesi ve sportif etkinliğin göreli gönüllülüğünden
dolayı erkek üstünlüğü ideolojisinin yeniden üretilmesinde önemli bir toplumsal alandır.
Ayrıca sportif performansta belirleyici olabilen fiziksel kapasitenin önemi, sporun ideolojik
sürece verdiği bir primdir. Toplumsal cinsiyet yaklaşımından baktığımızda bu süreçte
ideolojik olarak önemli olan, kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıkların toplumsal
ayrışmaya ve eril üstünlüğe dönüşümü ve bu yolla kadınların spor deneyimlerinin
önemsizleştirilmesi ve alçaltılmasıdır (KOCA VE BULGU, 2005).
THERBERGE (1993)’e göre, spor deneyiminde bedenin ve fiziksel performansın üst
düzeyde önemli olması, spor ortamını toplumsal cinsiyet ideolojilerinin yapılanması ve
doğrulanması için güçlü bir ortam haline getirmektedir. Özellikle yarışma sporları, erkeklik
ve kadınlıkla ilgili çok kuvvetli mesajlar taşımakta ve spor, geleneksel olarak erkeksi cinsiyet
rolü özellikleri gerektiren bir erkek etkinliği olarak görülüp, üstün sportif performans
erkeklikle eşdeğer kabul edilmektedir (KOCA VE BULGU, 2005). Araştırmaya katılan spor
yöneticilerinin yorumlarından ve sporcu kadın ve erkek istatistiklerinden ülkemizde sporun
bir erkek etkinliği olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum bir bütün olarak spor alanındaki her
türlü konum için söz konusudur (sporcular, antrenörler, hakemler ve yöneticiler). Bazı spor
yöneticileri toplumda hakim olan “spor erkek işidir” görüşünün, kadınların spora uzak
olmalarının ve spor kurumlarında erkeklerin sayıca fazla olmalarının bir nedeni olabileceğini
ileri sürmüşlerdir.
172
Sporun erkek aktivitesi olduğu görüşünün genel olarak toplumda hakim olmasının da bir
etkisi olarak bu alanda kadınların sayıca azlığı bir çok spor yöneticisi tarafından kabul
edilmekle birlikte bu durumu bir problem olarak gören spor yöneticisi çok azdır. Sporun
erkeklikle özdeşleştirilmesinin en önemli sonucu bu alanda kadınların azlığının
normalleştirilmesidir.
Diğer taraftan örgütlü spor erkekler tarafından erkekler için geliştirilmiştir ve bunun bir
sonucu olarak eril değerler tarafından baskılanmaktadır. Spora eril kültürün bir dışavurumu
olarak bakılabilir (FASTING, 2003). Spor, erkeklik ile özdeşleşen sportif faaliyetlerin,
fiziksel performansın, rasyonelliğin ve saldırganlığın egemen olduğu bir kültürel pratiktir.
Spor etkinliğinin geleneksel olarak erkeklikle özdeşleştirilmesi demek spor alanının da erkek
egemen bir kültür ile örülmesi demektir.
Spor kurumlarında egemen olan erkeklik kültürünü ele almadan önce bir kurumun kültürünü
anlayabilmeye yardımcı olacak örgüt kültürü kavramına kısaca yer vermek gerekmektedir.
İlk kez PETERS VE WATERMAN (1987) tarafından Amerika’da kullanılan örgüt kültürü
kavramı SCHEIN (1992) tarafından “belirli bir grup tarafından kendisinin gerek çevreye
uyumu gerekse iç bütünleşmesi sırasında öğrendiği, geçerliliği kanıtlanacak düzeyde olumlu
sonuç vermiş olan ve bu nedenle yeni üyelere programları algılamanın, düşünmenin ve
hissetmenin doğru yolu olarak öğretilen bir takım varsayımlardır” (alıntı: GÜRÇAY, 2001)
biçiminde tanımlanmıştır. Bu tanımdan anlaşıldığı gibi örgüt kültürü örgüt çalışanlarının
sahip olduğu öğrenilmiş davranışları, değerleri, inançları ve ideolojileri tanımlamaktadır.
Spor ve fiziksel performans bağlamında erkeklik arasında kurulan ilişki ve söylemler spor
kurumlarının kültürlerini de etkilemektedir. Bu bağlamda spor kurumları sıklıkla geleneksel
toplumsal cinsiyet rollerini ve erkek egemenliğini yeniden üreten yerler olarak görülmektedir.
(CLARINGBOULD VE KNOPPERS, 2008; SHAW, 2006; SHAW VE HOEBER 2003).
Araştırmacılara göre uluslararası, ulusal ve bölgesel düzeyde sporu düzenleyen ve denetleyen
kurumların örgüt kültürleri çok güçlü erkeklik kültürünü içermektedir (FASTING, 2003;
SHAW 2006; SHAW VE HOEBER, 2003). Örneğin AITCHISON (2005)’a göre toplumsal
cinsiyet eşitsizliği, örneğin orta ve üst düzey yönetim kademelerine erişimde karşılaşılan
173
zorluklar, yönetimde kariyer gelişimi ve ilerleme olanaklarının yetersizliği ve erkek egemen
koşullar, gelenekselleşmiş spor sektörlerinde diğer sektörlere kıyasla daha fazladır.
Örgüt kültürünün üretilmesinde/yeniden üretilmesinde kurumdaki güç ilişkileri önemlidir.
Özellikle güçlü pozisyondaki yöneticilerin bu konuda çok önemli işlevleri vardır. Gerek
ülkemizdeki gerekse farklı ülkelerdeki spor kurumlarında gelenekselleşmiş bir şekilde güçlü
pozisyonlarda hep erkekler bulunmuştur. Bunun sonucu olarak da geleneksel olarak, spor
federasyonlarının örgüt kültürleri (bu büyük ölçüde federasyon üyelerinin etkileşimlerinden
etkilenmektedir) erkeklerin kurallarıyla baskılanmaktadır (PFISTER VE RADTKE, 2009).
Örgütsel kültür bağlamında, bu araştırmada erkeklik kavramı yarışmacılık, saldırganlık ve
girişimcilik gibi erkeksi olarak tanımlanan özelliklere sahip bireylerin iş ortamında başarılı
olduğunu ileri süren kültürü tanımlamak için kullanılmıştır. Bazı yazarlar, erkeklik
kültürünün hakim olduğu örgüt kültürlerini hiyerarşik bir otorite, bağımsızlık, otokratik
liderlik tarzları ve yukarıdan aşağıya iletişim (örn. HELGESEN, 1990; KLENKE, 1996;
MAIER, 1999; MARSHALL, 1993) ve kadınların kariyer gelişimine yönelikler engellerin
varlığı (örn. DAINTY VE LINGARD, 2006; DAINTY, BAGILHOLE VE NEALE, 2000;
MARSHALL, 1993; SIMPSON, 1998) gibi özelliklerle tanımlamaktadırlar. Bu özellikler
sayısal ve kültürel olarak erkekliğin egemen olduğu üst düzey yöneticilik için geçerlidir
(HEARN, 1999; KERFOOT VE KNIGHTS, 1998). Üst düzey yöneticilik belirli tipteki
erkeklik ile ilişkilendirilen beceriler, beklentiler, davranışlar ve tutumlar tarafından
kurgulanmaktadır (COLLISON VE HEARN, 1996). BAJDO VE DICKSON (2001:401) da
çalışmalarında, hiyerarşik otoritenin, otokratik liderlik tarzının ve yukarıdan aşağıya doğru
iletişimin olduğu “erkek odaklı” örgüt kültürünün benimsenmesinin kadınların üst düzey
yönetici pozisyonuna yükselmelerinde önemli bir engel teşkil ettiğini ileri sürmektedirler.
Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen araştırmalar uluslararası, ulusal ve bölgesel düzeyde
sporu düzenleyen ve denetleyen kurumların örgüt kültürlerinin çok güçlü erkeklik kültürünü
içerdiğini göstermektedir (SHAW 2006; SHAW VE HOEBER, 2003). SHAW ve HOEBER
(2003) İngiliz ulusal spor kurumlarında iş rollerinin kadınlık ve erkeklik söylemlerinden nasıl
etkilendiğini ve bu söylemlerin kadınların iktidara ulaşabilmelerinde ne derece etkili
olduğunu araştırmışlardır. Araştırmalarının sonucunda, üst düzey yöneticilik rollerinin
erkeklik ve erkekler ile ilişkili söylemler tarafından şekillendiğini ve bu söylemlerin spor
174
kurumlarında çok fazla değer gördüğünü, tersine kadınlık ve kadınlar ile ilgili söylemlerin
spor kurumlarında değerli görülmediğini gözlemişlerdir.
Kadınların kariyer gelişimi konulu araştırmalarda durumsal ve bireysel etkenlerin önemi
belirtilmektedir (THARENOU VE CONROY, 1994). Durumsal etkenler iki kategoride ele
alınmaktadır: iş durumu (örn. kurum kültürü ve pratikleri) ve ev içi durumu (örn., eş desteği
ve aile sorumlulukları). İş durumu boyutunda, ADLER (1993) erkek egemen kurum
kültürünün kadınların başarısında bir engel olduğunu ileri sürmektedir. Bu bir bakıma
kadınların
“eski
erkekler
ağına”
girmenin
çok
zor
olduğunu
düşünmelerinden
kaynaklanmaktadır (DAVIDSON VE COOPER, 1992; MARSHALL, 1984) ve bu durum
özellikle batılı olmayan geleneksel kültürlerde daha belirgindir (örn., CHENG VE LIAO,
1994).
Araştırma kapsamında görüşülen kadın spor yöneticileri spor kurumlarının yönetim
kademelerinde yeterince temsil edilmemesinin en önemli nedeni olarak bu kurumlarda erkek
egemenliğinin olmasını göstermektedirler. Kadın yöneticiler, spor kurumlarında erkeklerin
sayıca fazla olması ve uzun zamandır erkeklerin var olması nedeniyle erkeklik ağlarının
örülmüş olduğunu ve kadınların bu ağlara girmelerinin zor olduğuna işaret etmişlerdir.
Sporun erkeklikle özdeşleştirilmesi ve tarihsel olarak erkeklik kültürünün spor kurumlarına
yerleşmesi, spor içinde ve spor yoluyla kadının ikincilliğini ortaya çıkarırken erkekliğin ve
eril hegemonyanın eşitsiz toplumsal cinsiyet ilişkilerini nasıl yeniden ürettiğinin analizinin
gerekliliğini göstermektedir. Bu bölümün başında anlatılan spor ve erkeklik ilişkisi bu
noktada önemli bir işleve sahiptir. Bir çok araştırmacı hegemonik erkekliğin başarılmasında
ve gösterilmesinde bedensel kahramanlığın gösterilmesinin bir aracı olarak sporun önemine
işaret etmişlerdir (CONNELL, 1998; MESSNER, 1990). Fiziksel kuvvet, heteroseksüellik,
bastırılmış duygusallık, akılcılık, kadınlar ve diğer erkekler üzerindeki denetim, otorite gibi
özellikler hegemonik erkekliğin göstergeleridir. CONNELL (1998), GRAMSCI (1971)’nin
kültürel hegemoni yaklaşımının altını çizerek, belirli erkeklik formlarının baskınlık, güç ve
fiziksel yeterlik ideallerine bağlandığını ileri sürerken, sporda değer verilen fiziksel
yeterliğin, diğer nesneler üzerindeki beceriyle ortaya konan kontrolün hegemonik erkekliğin
geleneksel inşasıyla uyuştuğunu ve bu bağlamda kaslılığın, erkekliğin ve erkin anahtar
belirleyeni olduğunu söylemektedir (KOCA VE BULGU, 2005).
175
Sonuç olarak, spor etkinliğinin erkeklik ile kurulu güçlü ilişkisi ve bu ilişkinin spor
kurumlarında egemen olan erkeklik kültürünü beslemesi, spor kurumlarının yönetim
kademelerinde kadınların yer alabilmelerinin önündeki engellerdir.
Spor kurumlarında çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumları
Araştırmanın nicel bölümü kapsamında spor kurumlarında görev yapan kadın ve erkek
çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumları belirlenmiştir. Çalışan yöneticilere yönelik
tutumları
spor
kurumlarının
yukarıda
tartışılan
erkeklik
kültürü
bağlamında
değerlendirilmiştir.
Araştırmadan elde edilen bulgular araştırmaya katılan kadın ve erkek çalışanların toplumsal
cinsiyet kalıp yargıları alt ölçeğine verdiği cevapların “nötr” seçeneğinde toplandığını
göstermektedir. Yani kadın ve erkek çalışanlar toplumsal cinsiyet kalıp yargıları maddeleri
konusunda kararsızdırlar. Bu maddelerden bazıları; “Genelde kadınlar yönetici olarak,
şirketin hedeflerine ulaşmasına erkeklere oranla daha az katkıda bulunurlar”, “Toplumda
kadınların lider olarak kabul edilmesi pek mümkün değildir”, “Çalışan kadının aile hayatı
düzensizdir”, “Genelde çalışan kadın evde oturan kadın kadar iyi bir anne olamaz”, “İşin
gerektirdiği durumlarda kadınlar gerektiği kadar iddialı ve hırslı olamazlar”, “Kadının yeri
eşinin yanında bulunmak ve iyi bir anne olmaktır”. Yani bu araştırmaya katılan spor
kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanlar bu sıralanan konularda kararsızdırlar.
Spor kurumlarında görev yapan kadın çalışanların toplumsal cinsiyet kalıp yargı puanları
erkeklerden daha yüksektir. Başka bir ifadeyle erkeklerin kadınlardan daha fazla toplumsal
cinsiyet kalıp yargılarına sahip oldukları görülmektedir. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları
boyutunda yer alan maddelerde belirtilen özellikler dikkate alındığında ülkemizde hala
kadının yerinin kamusal alan değil, özel alan olduğu yargısının erkekler tarafından daha fazla
benimsenmiş olduğu söylenebilir. Türkiye toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının keskin
sınırlarla çizildiği bir ataerkil yapıya sahiptir. Ataerkil toplumlarda özellikle Türkiye’de
kadının başlıca görevi anne ve eş olmaktır (MİNİBAŞ, 1998), ayrıca diğer bir başlıca görevi
ise ev işleriyle uğraşmaktır (ARIN VE ERGİN, 1998). Fakat bu araştırmaya katılan
176
katılımcıların toplam puanlarının daha çok kararsızlığı belirten “nötr” seçeneğinde toplandığı
düşünüldüğünde, spor kurumlarında görev yapan çalışanlarda bu ataerkil kalıp yargıların
keskin sınırlarda olduğunu söylemek pek mümkün değildir.
Araştırma bulguları spor kurumlarında görev yapan çalışanların toplumsal cinsiyet kalıp
yargı puanlarının eğitim düzeyine göre farklılaştığını da göstermektedir. Eğitim düzeyi
yüksek olan kadın ve erkek çalışanların (üniversite ve lisansüstü eğitim alanların) toplumsal
cinsiyet kalıp yargıları puanları lise mezunu çalışanlardan daha yüksektir, yani daha az
toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına sahiptirler. Ayrıca, spor kurumlarında çalışanların
toplumsal cinsiyet kalıp yargıları çalışanların görev yaptıkları kuruma göre de değişiklik
göstermektedir. Spor federasyonlarında, GSGM merkez teşkilatlarında görev yapanların
puanları GSGM taşra teşkilatlarında görev yapanlardan daha yüksektir.
Toplumsal cinsiyet kalıp yargı puanları spor kurumlarında görev yapan çalışanların yönetici
tercihlerine ve kadınların yönetici pozisyonlarında olabilmelerine yönelik görüşlerine göre de
değişiklik göstermektedir. Kadın yönetici tercih edenlerin puanları erkek yönetici tercih
edenlerden ve kadınların yönetici pozisyonlarda yer alabileceğini düşünenlerin puanları yer
alamayacağını düşünenlerden daha yüksektir.
Araştırmadan elde edilen bir başka bulgu araştırmaya katılan kadın ve erkek çalışanların
kadınların kariyerlerinde ilerlemelerine yönelik tutum alt ölçeğine verdiği cevapların “nötr”
seçeneğinde toplandığıdır. Yani spor kurumlarında görev yapan kadın ve erkek çalışanlar
kadınların kariyerlerinde ilerlemelerine yönelik tutum maddeleri konusunda kararsızdırlar.
Bu alt ölçekte yer alan maddeler şunlardır: “Kadınlar, iş dünyasında başarılı bir yönetici
olmak için gerekli yetenek, objektif görüş ve insiyatife sahiptir”, “İş dünyası bir gün kadınları
kilit yönetim noktalarında kabul edecektir”, “Toplum, kadınların yaptığı işlere erkeklerin
yaptığı işler kadar değer vermelidir”, “Kadınlar üst düzey görevler için erkeklerle
yarışabilecek yetenektedir” ve “Kadınlar iyi bir lider olmak için gerekli özgüvene sahiptir.”
Katılımcıların kadınların kariyerlerinde ilerlemelerine yönelim tutum puanlarının cinsiyete
göre farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Kadın çalışanların kadınların kariyerlerinde
ilerlemelerine yönelik tutumları erkek çalışanlardan daha olumludur. Kadınların verdiği
cevaplar “katılıyorum” seçeneğinde toplanırken, erkeklerin cevapları “nötr” seçeneğinde
177
toplanmıştır. Bu sonuç hangi yaş grubunda ya da hangi geçmişe sahip olursa olsun, kadınların
kadın yöneticilere karşı erkeklerden daha olumlu tutum sergilediğini gösteren çalışmaların
sonuçlarına benzerdir (ADEYEMI-BELLO VE TOMKIEWICZ, 1996; BEYDOĞAN, 2001;
MIHAIL, 2006; OWEN VE TADOR, 1993). Örneğin MIHAIL (2006)’ın yaptığı çalışmadan
elde edilen bulgulara göre, erkek işletme öğrencileri kadın çalışanlara karşı oldukça
basmakalıp ve olumsuz davranışlar sergilemektedirler. Buna benzer bulgular, Türkiye’de
farklı kurumlarda ve farklı gruplardaki insanlarla yapılan çalışmalardan da elde edilmiştir
(AYCAN, 2004; BEYDOĞAN, 2001; SAKALLI-UĞURLU VE BEYDOĞAN, 2002).
Örneğin; AYCAN’ın 2004 yılında yaptığı çalışmada, finans ve yönetim kesimlerinde,
kadınlar kadınların yönetim kademelerinde yer almalarına yönelik daha olumlu tutum
sergilemektedirler. Ayrıca hem kadın hem erkek katılımcıların kadının yerini evi olarak
gördüğü ve anneliğin ve aile rollerinin kadın için önemli olduğunu ifade ettikleri sonucu elde
edilmiştir.
Erkeklerin sergiledikleri olumsuz tutumun nedeni hem ekonomik hem donanım anlamında
“gücü”, kadın yöneticilere bırakmak istememelerinden, geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp
yargılarını benimsemiş olmalarından kaynaklanıyor olabilir (SWIM VE DIĞ., 1995; GLICK
VE FISKE, 1997). Örneğin geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını benimsemiş olan
katılımcıların çoğunun GLICK ve FISKE’nin 1997’de yaptığı çalışmada da; kadının yönetici
pozisyonunda yer almasına olumsuz tutum sergileyerek, sıcak bakmadıkları ortaya çıkmıştır.
Bu geçmiş araştırmalardan yola çıkarak, bu araştırmanın bir diğer bulgusu olan erkek
çalışanların toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının kadınlardan daha fazla olduğu
düşünüldüğünde, erkeklerin kadınların kariyerlerinde ilerlemelerine yönelik kadınlardan daha
çok kararsız seçeneğinde yer almalarının bir nedeni olarak sahip oldukları kalıp yargılar
söylenebilir.
Araştırmadan
elde
edilen
diğer
bulgulara
bakıldığında,
kadınların
kariyerlerinde
ilerlemelerine yönelik tutum puanlarının medeni duruma, eğitim düzeyine, görev yapılan
kuruma, yönetici tercihine ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer alabilmelerine yönelik
görüşlere göre farklılaştığı görülmektedir. Bekar katılımcıların tutum puanları evli
katılımcıların puanlarından, üniversite ve lisansüstü eğitimi alan katılımcıların puanları lise
mezunu katılımcıların puanlarından, GSGM merkez teşkilatında görev yapan katılımcıların
puanları GSGM taşra teşkilatlarında görev yapan katılımcıların puanlarından, kadın yönetici
178
tercih eden katılımcıların puanları erkek yönetici tercih eden ve kadın erkek fark etmez
seçeneğini işaretleyen katılımcıların puanlarından ve kadınların yönetici pozisyonlarında yer
alabileceğini düşünen katılımcıların puanları yer alamayacağını düşünen katılımcıların
puanlarından daha yüksektir.
5.1.3. Kadına yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet kalıp yargılar
Araştırmadan elde edilen bulgular, spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların
yeterince temsil edilememelerinin önemli bir nedeninin toplumda egemen olan toplumsal
cinsiyet ilişkilerinde kadına yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet kalıp yargıları
olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Özellikle erkek spor yöneticilerine göre, kadınların ev içi sorumluluklarının erkeklere
nazaran fazla olması, hatta ev içi sorumlulukların kadına ait olması kadının kamusal alanda
sınırlı bir zamanda ve sınırlı bir biçimde yer almasına neden olmaktadır. Erkek spor
yöneticileri kadınların evlenip çocuk doğurmalarının yönetici olduklarında görevlerini
aksatmalarına neden olduğunu ileri sürmektedirler. Bazıları da kadınların ev içi
sorumluluklarına öncelik vermelerini kocalarının istediğini ve kocaların kadınlara destek
olmadığını belirtmişlerdir. Kısacası spor yöneticilerinin hemen hepsi kadınların hem aile
içerisindeki rollerini yerine getirmesinin, hem de iş yaşamında yöneticilik pozisyonundaki
yoğun çalışma temposuna ayak uydurmasının zorluğunun, kadınların spor kurumlarının
yönetim kademelerinde yer alabilmelerinde belirleyici olduğunu vurgulamışlardır.
Türkiye’de hakim olan ataerkil toplum yapısında kadın ev içi alanla tanımlanmakta ve kadın
çalışsa bile öncelikli işi ev içi sorumlulukları olmaktadır. “Klasik ataerkil” modelde erkek
evin geçiminden sorumlu iken kadın erkek ve çocuğun bakımından ve ev işlerinden
sorumludur. Türkiye’de hakim olduğunu söyleyebileceğimiz bu geleneksel modelde kadının
yeri ev (özel) alan iken erkeğin yeri ev dışı (kamusal) alandır. “Kadınlık, içinde yaşadığımız
kültürde, yaş, eğitim, sınıf gibi değişkenlerden bağımsız olarak, esasen “ev” üzerinden
tanımlanır ve yeniden üretilir.” (BORA, 2005:21).
Ataerkil toplumda kadınların ev içi alan ile tanımlanmasıyla kurgulanan kadınlar hakkındaki
toplumsal cinsiyet kalıp yargılar kadının kariyer basamaklarında ilerlemesini engellemekte,
179
yönetici pozisyonunda kadın rol modellerinin oluşmasını önleyerek kadınların bu roller için
uygun olmadığı düşüncesini yaratmaktadır. AYCAN (2004)’ın da belirttiği gibi kariyer
başarısının önündeki en büyük engel uygun toplumsal cinsiyet rollerini işaret eden toplumsal
normlardır.
Türkiye’de farklı sektörlerde yapılan araştırmalarının sonuçlarına göre; kadınların ev ve
çalışma yaşamını uyumlaştırabilmelerine yardımcı kurumsal düzenlemelerin sınırlılığı, aile
içinde ataerkil iş bölümü ve kadından beklenen görevler, toplumsal cinsiyet rolleri
doğrultusunda kadına yakıştırılan duygusallık, kocanın yaklaşımı ve bunun yanında erkeklere
tanınan ayrıcalık, işin yarattığı baskı, kadınların kendilerini geliştirme fırsatlarından (hizmet
içi eğitimler, seminerler gibi) daha az yararlanabilmeleri yöneticilik kademelerinde çalışan
kadın sayısının azlığının nedenlerinden bazılarıdır (AKÇAMETE, 2004; ATABEK, 1994;
AYCAN, 2004; GROWE VE MONTGOMERY, 2000; KABASAKAL, 1998; MORRISON,
WHITE VE VAN VELSOR, 1992; ÖRÜCÜ, KILIÇ VE KILIÇ, 2007; ÖZKAPLAN, VE
SERDAROĞLU, 2004; ÖZSOY 1993; SARI VE ÇEVİK, 2009: USLUER, 2000). Örneğin,
SARI VE ÇEVİK (2009)’in çalışmalarında kadınların kariyerlerine devam etmeme nedenleri
olarak şunlar bulunmuştur: kadınların iş hayatının yanında ev yaşamının zorluklarını da
üstlenmeleri, kadının doğum yapması/çocuk sahibi olması, işverenlerin tutumu (erkekleri
tercih etmeleri) ve insanın kendisinin engel olması. AYCAN (2004) da Türkiye’de erkek ve
kadınların, kadınların kariyerlerine yönelik tutumlarını ve kadınların kariyer ilerlemelerini
destekleyen etkenleri araştırdığı çalışmasında hem kadın hem erkek katılımcıların kadının
yerini evi olarak gördüğü ve anneliğin ve aile rollerinin kadın için önemli olduğunu
bulmuştur.
Kadınların kariyerlerinde ilerlemesinde etkili olduğu bulunan bu etkenler, özellikle kadınlar
yönetici kademelere geldiklerinde daha görünür olabilmektedir. Örneğin, ÖRÜCÜ, KILIÇ
VE KILIÇ (2007) tarafından yapılan kadınların üst düzey yönetici pozisyonlara
gelebilmelerindeki engellerin araştırıldığı araştırmada, katılımcıların %74’ü kadına biçilen
rolde ailevi sorumlulukların fazla olmasının kadınların kariyer gelişimlerini olumsuz
etkilediği görüşüne katılmışlardır. Ayrıca, çalışan kadınların eşine ve çocuklarına karşı
sorumlulukları nedeniyle uzayan toplantılar, şirket yemekleri, seyahatler ve eğitimler, kadın
yöneticilerin karşılaştıkları sorunlardan bazıları olarak tespit edilmiştir.
180
THARENOU VE CONROY (1994)’un kadınların kariyer gelişiminde etkili olduğunu ileri
sürdüğü durumsal etkenlerden birisi ev içi durumdur. İşin yarattığı baskı, aile sorumlulukları,
kocanın yaklaşımı gibi ev içi durumlar da kadınların kariyerlerinde ilerlemelerinde büyük rol
oynamakta (GROWE VE MONTGOMERY, 2000; KUZGUN VE SEVİM, 2004;
MORISON, WHITE VE VAN VELSOR, 1992) ve kadınlar evlendiklerinde ve çocuk sahibi
olduklarında kariyerlerinde daha çok problem yaşamaktadırlar (DAVIDSON VE COOPER,
1992; KING, MATTIMORE, KING VE ADAMS, 1995; RAGINS VE SUNDSTROM, 1989;
RIGER VE GALLIGAN, 1980).
Spor kurumlarında gerçekleştirilen araştırmalarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Örneğin, SHAW ve HOEBER (2003)’in Norveç spor kurumlarında gerçekleştirdiği
çalışmalarının sonucunda kadınların yumuşak yüzlü olmalarının, iş adamı kalıbının iş
hayatına yerleşmiş olmasının ve çocuk doğurmak ve çocuk bakımı gibi etkenlerin kadınların
kariyerlerinde ilerlemesinde engel olabildiği bulunmuştur. Danimarka spor kurumlarında
gerçekleştirilen bir araştırmanın sonucunda ise erkek ve kadın spor liderlerinin kadınların
önceliği işlerinden ziyade ailelerine verdiği ve liderlik pozisyonlarına gelebilmek gibi bir
hedeflerinin olmadığını düşündükleri ortaya çıkmıştır (PFISTER, 2006). PFISTER VE
RADTKE (2009)’nin Alman spor kurumlarında gerçekleştirdiği araştırmaya katılan kadın
spor liderleri de kurumlarında yönetim kademelerindeki cinsiyet hiyerarşisinin en önemli
nedeni olarak kadınların önünde duran aile görev ve sorumlulukları engelini göstermişlerdir.
AITCHISON (2005) çalışmasında düşük maaş, yetersiz çocuk bakımı, aile çatışmaları,
bunların yanı sıra kadınların kariyer planlama sürecinde yüksek amaçlarının olmamasını
kadınların spor kurumlarının yönetim kadrolarında az sayıda yer almalarının nedenleri olarak
bulmuştur. Ayrıca çalışmasının sonucunda, serbest zaman yönetiminde kadınların ayrımcılığa
ve tacize uğramasında dört bakış açısının var olduğuna da işaret etmiştir: iş koşullarının erkek
ve kadınlar için eşitsiz değerlendirilmesi, ev ile ilgili sorumluluklar, kadınların yönetici
olarak olumsuz algılanması, cinsiyetçi dil kullanımı ve erkek meslektaşların davranışları.
Kadınların kariyerlerinde ilerlemelerinde karşılaştıkları engellerin araştırıldığı çalışmalarda
cam tavan kavramı sıklıkla kullanılmaktadır. Kadınların terfilerde yaşadıkları cinsiyete dayalı
ayrımcılığın daha iyi anlaşılabilmesi için kullanılan cam tavan kavramı, kadınlar ile üst düzey
yönetim arasında yer alan ve kadınların başarılarına bakılmaksızın kariyerlerinde
181
ilerlemelerini engelleyen geçilemeyen görünmez engelleri ifade etmektedir. Kurumsal kültür
ile ilişkili olarak, üst düzey yöneticilik pozisyonlarında kadınların düşük oranı cam tavan
olgusunun var olmaya devam ettiğini göstermektedir (KABASAKAL, AYCAN VE
KARAKAŞ, 2004). Örneğin, ülkemizde konaklama işletmelerince çalışan kadın yöneticilerin
cam tavan algısının araştırıldığı yakın tarihli bir araştırmanın sonucunda “Kadınların
kurumlarına bağlılığı güçlü değildir” ve “Kadınlar zorluklar karşısında dayanıklı değillerdir”
anlayışının, kadın yöneticilerin kariyerlerini olumsuz etkileyen önemli basmakalıp yargılar
arasında olduğu bulunmuştur (ANAFARTA, SARVAN VE YAPICI, 2008).
Araştırma bulgularına göre, spor kurumlarında kadınların karşılaştıkları cam tavan
engellerinden en önemlisi erkek yöneticiler tarafından konan engellerdir. Araştırmaya katılan
birçok erkek spor yöneticisi spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yer
alabilmelerinin birçok nedenden dolayı sorunlu olduğunu düşünmektedir. Spor kurumlarında
gerçekleştirilen etkinliklerin kadınlar tarafından yapılamayacağına ve kadınların işlerinden
ziyade ev sorumluluklarına öncelik tanıyacaklarına yönelik bir görüş hakimdir. Spor
kurumlarında fiziksel kuvvet gerektiren işlerin çoğunlukta olması, yurt içi ve yurt dışı
seyahatlerin fazla olması, erkeklerin sayıca fazla olması ve var olan erkeklik kültüründe
kadınların rahatlıkla hareket edememeleri öne sürülen nedenlerin başında gelmektedir.
Kadınların bu tür sorunlarla baş edemeyecekleri düşünüldüğü için kadınların yönetici
olamayacakları görüşü hakimdir.
Erkek spor yöneticilerinin çoğunluğu kadınların ev içi sorumlulukları, evlenmesi ve anne
olması bağlamında değerlendirip kadınların bu nedenlerden ötürü yönetici olmayı
istemediklerini düşünmektedirler. Erkek spor yöneticilerinin kadınların toplumsal cinsiyet rol
ve sorumluluklarından dolayı yönetici olmayı talep etmediklerini düşünmelerinin altında
yatanın spor yöneticiliğinin kadın için çok zor bir iş olduğu görüşü olduğu anlaşılmaktadır.
Fakat bazı kadın yöneticiler spor kurumlarındaki yöneticilik görevlerinin yurtdışı
görevlendirmelerin dışında kalan görevleri de kapsadığını belirtirlerken bu görevleri
kadınların erkeklerden daha iyi yaptıklarını da vurgulamaktadırlar. Hatta bir kadın spor
yöneticisi erkek yöneticilerin kadın yöneticiler için sorun olduğunu düşündükleri “zaman
sorununu” kendisinin çözebildiğini belirtirken erkeklerin bir kadın gibi mesai saatleri dışında
çalışmayacaklarını da ileri sürmektedir.
182
Ayrıca, çalışma yaşamında kadınlar da erkekler gibi kendilerine bir kariyer hedefi koymakta,
ancak bu cam tavan engelini aşmak çoğunlukla pek mümkün olmamaktadır (AYTAÇ,
2005:262-264). Diğer taraftan, kadınların kendilerine koydukları engeller, onların
kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen cam tavanlardan birisidir. Kadınların toplumsal
cinsiyet yargılarını sorgulamadan içselleştirmeleri, yöneticiliği kendilerine uygun görmemek,
kariyerde yükselmenin gerekliliklerini ve zorunluluklarını göze alamamak gibi nedenler de
bulunmaktadır. Fakat araştırmaya katılan kadın spor yöneticilerin görevlerini yerine
getirirken karşılaştıkları engellerle baş edebilmek için bazı stratejiler geliştirdikleri ve spor
yöneticiliğinin zorluklarını erkeklerle aynı şekilde tanımlamadıkları da gözlenmiştir. Spor
kurumlarında çalışan kadınların, sporcu ve antrenör kadınların kariyer hedeflerine yönelik
yapılacak bir araştırma bu konuda daha ayrıntılı ve zengin bir veri sağlayacaktır.
Kadına yüklenen toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili olarak kadınlar hem çalışma yaşamına
girerken hem de girdikten sonra kadın olmalarından kaynaklanan cinsiyete dayalı
ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. Cinsiyete dayalı ayrımcılık, bir kişinin bir kadına
cinsiyetine dayalı olarak, bir erkeğe davrandığı veya davranacağından daha olumsuz ya da
daha az olumlu davranması (dolaysız ayrımcılık) ve/veya biçimsel olarak eşitlikçi gözüken
davranış veya uygulamaların sonradan kadın üzerinde ayrımcı etkiler yaratması (dolaylı
ayrımcılık) olarak tanımlanmaktadır (KSSGM, 1996). Belli iş ve mesleklere kadınların kabul
edilmemesi, terfilerde kadınlarla erkeklere eşit davranılmaması, evlenme ve çocuk doğurma
gibi nedenlerle işten çıkartılmaları, ücretlerde ayrımcı uygulamalar gibi durumlar cinsiyete
dayalı ayrımcılık biçimlerinden bazılarıdır. Bu araştırmadan elde edilen bulguların da
gösterdiği gibi cinsiyete dayalı ayrımcılığın, kadınların özellikle üst düzey yöneticilik
pozisyonlarına yükselmelerini engellediği görülmektedir.
Cinsiyete dayalı ayrımcılık genel olarak üç konuda ortaya çıkmaktadır: mesleğe yönlendirme,
işe eleman alımı ve terfiler ve işyerlerindeki tutum, davranış ve değerlendirmeler. Mesleğe
yönlendirme boyutunda kadınların ve erkeklerin toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda
farklı mesleklere uygun oldukları görüşüyle hareket edilmesi söz konusudur. Belli iş ve
mesleklerin kadınlara uygun işler olarak toplumsal kabul görmemesi, görev dağılımında adil
davranılmaması ve iş piyasasındaki iş ve mesleklerin ‘kadın işleri’ ve ‘erkek işleri’ olarak
ayrışıp toplumsal kabul görmesinden dolayı, kadınlar ancak geleneksel kadın mesleklerinde
yoğunlaşmakta, daha düşük statülü ve ücretli işlerde çalışmaktadırlar (ÇUBUKÇU, 2006).
183
EAGLY VE KARAU (2002) görevin cinsiyet tipinin (erkeksi, kadınsı ve nötr) cinsiyet ve
liderlik ilişkisinde belirleyici olduğunu ileri sürmüştür. Araştırmalar erkek liderlerin sıklıkla
erkeksi görevlerde yer aldığını (HALL VE DİĞ., 1990; KARAKOWSKY VE SIEGEL,
1999; RITTER VE YODER, 2004), kadın liderlerin de kadınsı görevlerde yer aldığını
göstermektedir (KARAKOWSKY VE SIEGEL, 1999; WENTWORTH VE ANDERSON,
1984).
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin büyük bir bölümünün kadınların ve erkeklerin
toplumsal cinsiyet rolleri hakkında keskin bir ayrıma sahip oldukları görülmektedir. Projenin
literatür bölümünde belirtildiği gibi kadınlık ve erkeklik, toplum tarafından kadına ve erkeğe
uygun görülen toplumsal cinsiyet rollerini ifade etmektedir. Karşıtlık temelli kadınlık ve
erkeklik tanımlarına bakıldığında kadınlığın daha çok duyguları, bedeni, anneliği ve güzelliği
temsil ettiği, erkekliğin ise aklı, uygarlığı ve kültürü temsil ettiği kabul edilmektedir. Bu
kabulün spor yöneticilerinin görüşlerinde hakim olduğu yorumlardan anlaşılmaktadır. Erkek
spor yöneticileri spor kurumlarında fiziksel kuvvet gerektiren işler bulunduğunu ve yurt içi
ve yurt dışı seyahatlerin olduğunu ileri sürerek kadınların yönetim kademelerinden ziyade
büro işleri gibi daha düşük kademelerde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Spor
yöneticileri tarafından sıklıkla vurgulanan kadınların disiplinli ve çalışkan olması gibi
özellikleri de büro işleri için daha gerekli özelliklerdir. OLAŞ (2006:24)’ın da belirttiği gibi,
özellikle monoton, uysal ve beceri gerektiren işlerde daha sabırlı çalışan olmaları sebebiyle
kadınlar erkeklerden daha başarılı bir biçimde çalışmakta ve işverenler tarafından tercih
edilen işgücü olmaktadırlar. Diğer araştırmalarda da belirtildiği gibi, erkekler genellikle
yarışmacı, risk alan, bağımsız ve statü ve otorite ile ilişkili düşünülürken, kadınlar kişiler
arası ilişkiler ve bakım ile ilişkilendirilip kadınların takım çalışması, empati ve işbirliği
gerektiren alanlara uygun olduğu ileri sürülmektedir (BAUMGARTNER VE SCHNEIDER,
2010; LIZZIO, WILSON, GILCHRIST VE GALLOIS, 2003; VAN VIANEN VE FISCHER,
2002; VEALE VE GOLD, 1998)
Ayrıca, spor yöneticilerinin hemen hepsi spor kurumlarında kadınların gerek yönetici gerek
çalışan olarak daha çok kadın sporcularla ilgili konularda, sporcuların sorunları ve
sporcularla iletişim, sporcu aileleri ile iletişim boyutlarında çalışabilecekleri ve bu alanlarda
başarılı olabilecekleri görüşündedirler. Bu görüş, kadına uygun görülen işlerin/görevlerin
toplumsal cinsiyet işbölümü doğrultusunda değerlendirildiğini göstermektedir. Almanya’daki
184
spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini araştıran bir çalışmanın sonucunda da spor
kurumlarında görev yapan kadın çalışanların çoğunlukla geleneksel kadınlık rollerine uygun
görevleri yerine getirdikleri gözlenmiştir (PFISTER VE RADTKE, 2009). Fakat bu görüş
kadınların spor kurumlarında kariyer yapmaları konusunda bazı sakıncalar doğurmaktadır.
WHISENANT, PEDERSON VE OBENOUR (2002) Amerika Birleşik Devletlerinde
üniversite sporlarının yönetiminde kadınların yer almamasının nedenlerini kadınların sadece
kadın sporları kapsamında görevlendirilmeleri, kadın sporunun ilerletilmesinden sorumlu
kişiler olarak görülmeleri boyutunda ele almıştır. Yazarlara göre bu uygulama kadınların iş
olanaklarını kısıtlamakla kalmamakta aynı zamanda sporun kontrol edildiği pozisyonlara
kadınların gelmesini engellemektedir
Araştırmaya katılan spor yöneticileri özellikle kadın ve erkek yönetici farklılıklarından
bahsederken kadınların daha düzenli, disiplinli ve çalışkan olmalarına vurgu yapmaktadırlar.
Bu özelliklerinden dolayı kadın çalışanların tercih edildiğini belirten spor yöneticileri de
vardır. Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde temsil edilmeme nedenleri
olarak özellikle erkek spor yöneticiler tarafından iş sorumluluklarının fazla olması, zaman ve
mesai mefhumlarının olmaması, ev dışı seyahatlerin fazla olması ve kadınların toplumsal
cinsiyet rol ve sorumluluklarından ötürü yöneticilik görevini yerine getiremedikleri öne
sürülmektedir. Bu ileri sürülenler dikkate alındığında spor yöneticilerinin görüşlerinde
toplumsal cinsiyet kalıp yargıları doğrultusunda kadına uygun görülen roller ve
sorumluluklar ile spor yöneticiliğinin gerektirdikleri arasında bir uyuşmazlık olduğu
yargısının varlığı göze çarpmaktadır.
Spor kurumlarında gözlenen cinsiyete dayalı ayrımcılık erkeğin daha üretken ve etkin
olmasına ve kurumda yaptığı işlerin daha değerli görülmesine neden olurken, kadının yaptığı
ya da yapabileceği düşünülen işlerin aynı değerde olmamakla birlikte sporcuların gelişimi
için değerli fakat kurumsal sürekliliğin sağlanması bağlamında ikincil önemde görülmesine
ve bunun sonucunda kadının daha düşük bir konuma itilmesine neden olmaktadır.
Bu başlık altında tartışılacak bir konu da spor kurumlarında görev yapan yönetici kadınların
karşılaştıkları zorluklardır. Araştırmaya katılan spor kurumlarının yönetim kademelerinde
görev yapan kadın ve erkeklerin benzer niteliklerine (eğitim ve spor geçmiş) sahip olmalarına
185
rağmen kadınların yöneticilik görevlerini yerine getirmede erkeklerden daha farklı ve daha
fazla zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir.
Örneğin, spor yöneticileri için en büyük zorluk ailelerine yeterli zaman ayıramamaları
noktasında yaşanmaktadır. Fakat bu zorluğu kadın ve erkek spor yöneticisi aynı düzeyde
yaşamamaktadır. PFISTER VE RADTKE (2009)’in spor kurumlarında yaptıkları araştırmada
da bulunduğu gibi zaman kullanımı her iki cinsiyet için bir sorun olabilmekle birlikte
özellikle aileleri olan kadınlar için daha belirli sonuçlara yol açmaktadır. Üst düzey yönetim
kademelerinde yer alan kadınlar o kademelere gelebilmek ve görevde kalabilmek için
ailelerine ayırdıkları zamanda sınırlama yapmak gibi bazı özverilerde bulunmaktadırlar.
Birçoğu iş ve aile arasında denge kurmaya çalışmakta (GUENDOUZI, 2006), bazıları sosyal
destek almakta (MARCINKUS, WHELAN-BERRY VE GORDON, 2007) bazıları da
önceliği ailesine vermektedir (GAUTIER, 2002).
Araştırmaya katılan erkek yöneticilerin yaşadıkları ailevi ve bürokratik zorluklar kadın
yöneticiler için de geçerli olmakla birlikte ailevi zorluklar, ataerkil bir toplumda kadına
yüklenen toplumsal cinsiyet rol ve sorumluluklardan ötürü kadın için çok daha yoğun
olmaktadır. Evli kadın spor yöneticilerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları zorlukların
başında evi içi sorumluluklarına ve annelik görevlerine yeterince zaman ayıramamak
olduğunu belirtmişlerdir. Erkek yöneticilerden çok farklı olarak, ev içi sorumlulukların ve
çocuk bakımının öncelikle kadına ait olması kadınların yöneticilik ve annelik/kadınlık
görevlerini yerine getirmede bazı çatışmaları yaşamalarına neden olmaktadır.
Kadın spor yöneticileri karşılaştıkları zorluklarla mücadele etmek, erkeklerden daha çok
çalışmak ve kendilerini kabul ettirmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir.
Evli kadınların kariyer basamaklarında tırmanabilmeleri büyük ölçüde eşlerinin desteğine,
kadının çalışmasına yönelik eşin tutumuna bağlıdır. Örneğin, PFISTER VE RADTKE
(2009)’nin araştırmasına katılan gönüllü kadın spor liderlerinin %66’sı kocalarının kendi
çalışmalarını onayladıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca bütün kadın spor liderleri çok fazla
zaman gerektiren gönüllü çalışmalarının eşleri desteklediği, ev ve aile sorumluluklarını eşleri
üstlendikleri müddetçe mümkün olabileceğini de eklemişlerdir. Bu araştırmaya katılan kadın
spor yöneticilerinin yaşadıkları zorluklarla baş edebilmelerinde eşlerinin tutumları belirleyici
186
olmaktadır. Çalışan kadın yöneticilerinin ortak noktaları eşlerinin işlerine dahil olmaları ya
da destek olmalarıdır. Eş desteği kadın yöneticiler için bir motivasyon kaynağı olmaktadır
(GÜLDAL,2006).
Aile sorumlulukları ve örgütsel destek sistemleri kariyer başarısını ve iş doyumunu
etkilemektedir (LYNESS VE BRUMIT, 2005; MCDONALD, BROWN VE BRADLEY,
2005; SMITHSON VE STOKOE, 2005). Özellikle örgütsel destek bağlamında araştırmaya
dahil edilen spor kurumlarında kadınlar için bir desteğin söz konusu olmadığı görülmektedir.
Özellikle GSGM’de orta düzey yönetici pozisyonuna gelebilmek için zorunlu koşullardan
biri olan taşra teşkilatlarında görev yapma koşulu özellikle evli kadınlar için bir engel teşkil
etmektedir. Bu durum bu spor kurumunda kadınların kariyerlerinin bir noktada kesilmesinin
önemli bir nedenidir. Ayrıca önceki bölümlerde tartışıldığı gibi, spor kurumlarında hakim
erkeklik kültürü de kadınların kabullenilmesini zorlaştırmakta ve kadınların kariyer
gelişimini engelleyen bir etken olabilmektedir. Araştırmaya katılan erkek yöneticilerden
farklı olarak kadın yöneticilerin yaşadığı bir diğer zorluk sayısal ve kültürel olarak erkeklerin
hakim olduğu bir kurumda kadın olarak çalışmak ve kabullenilmektir. Erkek spor
yöneticilerinden hiç biri yöneticilik görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları zorluklardan
biri olarak cinsiyetlerinden, yani erkek olmaktan kaynaklı olarak spor kurumlarında
yaşadıkları bir zorluktan bahsetmemişlerdir. AITCHISON (2005)’a göre de toplumsal
cinsiyet eşitsizliği; örneğin, orta ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarına erişimde karşılaşılan
zorluklar,
kariyer
gelişimi
olanaklarının
yetersizliği
ve
erkek
egemen
koşullar,
gelenekselleşmiş spor ve serbest zaman kurumlarında diğer kurumlara kıyasla daha fazladır.
Kadınların kariyerlerinde yükselememelerinin nedenlerinin kurumsal uygulamalardan/kurum
kültüründen mi yoksa toplumsal cinsiyet kalıp yargılardan mı kaynaklandığını araştıran
çalışmalar bulunmaktadır. Örneğin, yerel yönetimlerde kadınların az sayıda olmasının
nedenlerini araştıran yakın tarihli bir araştırmanın sonucunda, kadınların belediyelerdeki
yönetim kademelerinde çok sınırlı sayıda yer almalarının ne yalnızca kadına fırsat eşitliği
tanımayan örgütsel uygulamalardan, ne de yalnızca kadınların yönetici olma konusunda
istekli olmamalarından kaynaklandığı ortaya konmuştur (TOSUN, 2009). Tüm bunların
altında yatan temel nedenin, Türk toplumunun ataerkil yapısının, kadınları ev yaşamına ve
çocuk bakımına hapseden anlayışın, gerek örgütsel uygulamalara gerekse kadınların
kendilerini algılayış biçimine tam anlamıyla nüfus etmiş olduğu ileri sürülmüştür. Tekstil
187
sektöründe çalışan kadınlar üzerinde yapılan başka bir çalışmada elde edilen bulgularda ise
terfi çalışmalarında fırsat eşitliği tanımayan örgütsel uygulamalardan çok, kültürel etkenlerin
de etkisiyle kadınların bizzat kendilerinden kaynaklanan nedenler dolayısıyla yönetim
kademelerinde varlıklarını yeterince hissettiremedikleri ortaya konulmuştur (ERDOĞAN
ÖZGÜL, 2002).
THARENOU VE CONROY (1994)’un kadınların kariyer gelişiminde etkili olduğunu ileri
sürdüğü, önceki bölümlerde bahsedilen durumsal etkenlerin dışında, bireysel etkenler
arasında kadınların kariyer ilerlemesine yönelik tutumları, iş ile ilişkili demografik bilgiler ve
erken sosyalleşme yer almaktadır. Kariyerlerinde ilerleyen kadınların sahip oldukları
tutumlar yüksek öz yeterlilik, başarı ve iyi bir kariyer isteği ve hareketliliğe yönelik olumlu
tutumlardır (örn., GREENHAUS VE PARASURAMAN, 1993; LOBEL VE ST. CLAIR,
1992; MORRISON, WHITE, VE VAN VELSOR, 1992; RAGINS VE SUNDSTROM,
1989). Araştırmaya katılan kadın yöneticilerin birçoğunun yaşadıkları az ya da çok zorluğa
rağmen öz güvenlerinin yüksek olduğu, işlerine gereken zamanı ayırmayı tercih ettiği
anlaşılmaktadır.
İş ile ilgili demografik bilgilere örnek olarak araştırmalar yüksek eğitimin, yüksek
sosyoekonomik konumun daha iyi bir kariyer gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir
(ADLER, 1993; ADLER VE IZRAELI, 1994; KABASAKAL VE OZUĞUR, 1995).
Sosyoekonomik
konum
özellikle
gelişmekte
olan
ülkelerde
kariyer
başarısının
belirlenmesinde toplumsal cinsiyetten çok daha önemli olabilmektedir (örn., CHENG VE
LIAO, 1994; MANSOR, 1994; WRIGHT VE CROCKETT-TELLEI, 1994). KABASAKAL
(1998) da kadınların kariyerlerinin birincil olarak toplumsal sınıflarına bağlı olduğunu ileri
sürmektedir. Kadınların yüksek pozisyonlara atanabilmeleri için yüksek derecede iş deneyimi
ve bilgisi, zor ve görünür görevlerde yer alma isteği ve devamlı bir performans geliştirme
isteği de iş ile ilgili etkenlerdendir (ADLER, BRODY VE OSLAND, 2000). Spor
kurumlarındaki
kadın
yöneticilerin
özellikle
federasyonların
üst
düzey
yönetim
kademelerinde bulunanların ve TMOK’da görev yapanların eğitim düzeyleri yüksek, iş
deneyimleri fazla, camiada başarıları ile tanınmış oldukları gözlenmiştir.
188
5.1.4. Kadınların spora katılımının az olması
Araştırmadan elde edilen bulgular, spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların
yeterli temsilinin olmamasının önemli nedenlerinden birisinin kadın sporcu sayısının az
olması olduğunu göstermektedir. Spor kurumlarında çalışanların ve spor yöneticilerinin spor
ile bağlantıları, spor yöneticilerinin spor camiasından olması gerektiği görüşü, kadınların spor
kurumlarında kariyerlerinde ilerleyebilmelerinde öncelikle sporcu olmalarının gerekliliğini
ortaya koymaktadır.
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin yorumlarından anlaşıldığı gibi, ülkede spor
kültürünün olmaması, yarışma sporlarına yapılan vurgunun fazla olması, modern sporun
tanımında yer alan performans, rekorlar ve başarının daha çok değer kazanmasına ve
dolayısıyla çok büyük bir popülasyonun bu alanın dışında kalmasına neden olmaktadır
(KOCA VE BULGU, 2005). Bu alanın dışında kalan kesimin başında kız çocukları ve
kadınlar gelmektedir. Kadınların spora katılımının azlığına yönelik görüşler de sporun,
özellikle bazı spor dallarının, erkeklere ait bir alan olarak görüldüğünü göstermektedir.
Türkiye’de spor sayılarıyla ilgili sağlam bir veri tabanı bulunmadığı bulgular bölümünde
belirtilmekle birlikte, GSGM’ye kayıtlı faal sporcuların %72.1’ini erkek sporcular,
%27.9’unu kadın sporcular oluşturmaktadır. Kadınların en fazla katıldıkları spor dalları, aynı
zamanda sporcu sayısının en fazla olduğu spor dalları olan voleybol, taekwondo, halk
oyunları, basketbol ve karatedir. Fakat kadınların ve erkeklerin katıldıkları spor dalları
arasında bir farklılık söz konusudur. Kadın sporcu oranının erkek sporcudan fazla olduğu
spor dalları voleybol, halk oyunları, dans, binicilik ve buz pateni iken, en az katıldıkları
sporlar motosiklet, otomobil sporları, bilardo, geleneksel sporlar ve güreş. Kadınların en fazla
katıldıkları spor dalların, binicilik hariç, kadınlara uygun spor dalları olarak nitelendirilirken,
en az katıldıkları sporlar erkeklere uygun olarak nitelendirilmektedir. METHENEY (1965)’in
klasik spor-toplumsal cinsiyet uygunluğu sınıflandırılmasına göre, kadınlara toplum
tarafından uygun görülen sporlar daha çok estetiğin ön planda olduğu sporlar iken (örn:
cimnastik, dans, voleybol vb.), erkeklere uygun görülen sporlar ise temasın ve fiziksel
kuvvetin ön planda olduğu sporlardır (örn: güreş, halter, dövüş sporları vb.)
189
Türkiye’de kadınların yoğunluklu olarak katıldığı spor dallarının arasında, Türkiye’de toplam
sporcu sayısının da fazla olduğu taekwondo ve karate de gelmektedir. BOURDIE (1978)’nun
spora katılımda (yatkınlık/disposition) toplumsal sınıfın belirleyiciliğine yönelik yazıları
dikkate alındığında, kadınların neden bu spor dallarına yöneldiklerini toplumsal sınıf
ekseninde tartışmak mantıklı görünmektedir. Bu noktada sporcuların toplumsal sınıf
kökenlerine dair herhangi bir veriye sahip olmamakla birlikte, kendi gözlemlerimizden
özellikle karate, güreş, judo, kros ve halter sporlarıyla uğraşan kadın ve erkek katılımcıların
daha çok alt toplumsal sınıf (çalışan sınıf) kökenli oldukları söylenebilir (KOCA VE
BULGU, 2005). Kadınların yönetici olabilmelerinde ekonomik gücün, mesleki yeterliğin ve
üst düzey eğitimin ve spor camiasının olmanın belirleyiciliği ile birlikte kadın sporcuların
daha çok alt toplumsal sınıftan ailelerden olmaları arasındaki tezatlık kadınların spor
kurumlarında yönetici olabilmelerinin önündeki engellerin karmaşıklığına işaret etmektedir.
Kadınların spora katılımlarının az olması ve spor dallarının toplumsal cinsiyete uygunluğa
göre sınıflandırılarak katılımların farklılaşması sporun toplumdaki algısı bağlamında ele
alınmalıdır. Sporu erkeğin atletik yapısı ile bütünleştirerek erkeğe özgü bir etkinlik olarak
görme, erkeği toplumda egemen olarak kabul eden ataerkil anlayışın bir ürünüdür ve
toplumda egemen olan bu anlayışın kadına ve erkeğe biçtiği toplumsal cinsiyet rolleri ile
kadın ve erkeğin spora katılımları ve spor deneyimleri arasında yakın bir ilişki vardır (KOCA
VE BULGU, 2005). Birçok toplumda olduğu gibi, Türk toplumunda da kadın ve erkek
toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenilmesinde, toplumsallaşma sürecinde büyük rollere sahip
olan aile ve okul önemlidir (KAĞITÇIBAŞI, 1982). Örneğin, sporun toplumsallaşma
sürecindeki önemine dair, erkek çocuklarının kendi erkekliklerini geliştirebilmeleri için spora
katılımları aileler tarafından teşvik edildiği, kız çocuklarının ise vücutlarını korumaları ve
kadınsı özelliklerini kaybetmemeleri için yarışma sporlarından uzak tutulduğu söylenir
(KOCA VE BULGU, 2005).
Spor, oğlan çocuklarının erkek dünyasına ait değerleri, tutumları ve becerileri
öğrenebilecekleri erkekleşme pratiğinin önemli alanlarından bir olarak görülmektedir.
Kadınlara kapalı olan ya da erkekliğin kurulmasına en fazla hizmet eden alanlardan biri
olarak spor alanında bazı sporların erkeklik için bir ayrıcalığı vardır: Türkiye için futbol,
boks, güreş, halter. Araştırmaya katılan spor yöneticileri de özellikle güreş, boks, kickboks ve
kürek gibi fiziksel temasın olduğu ve/veya fiziksel kuvvetin önemli bir belirleyen olduğu
190
sporlara kadınların ve kız çocuklarının katılımının göreli daha az olduğunu belirtmişlerdir.
Ayrıca, bazı spor dalları (bisiklet ve kano) açık alanda ve güvenliğin olmadığı zor ortamlarda
yapıldığı için aileler kızlarını bu sporlara göndermemektedirler. Diğer taraftan, yarışmalar
nedeniyle
şehir
dışı
seyahatlerinin
fazla
olmasının
ailelerin
kızlarını
spora
göndermemelerinde bir etken olduğu da belirtilmiştir.
Sporun bir erkek aktivitesi olarak değerlendirildiği bir toplumsal yapıda, kadınların spora
katılımının erkeklere kıyasla çok az olması ve spor dallarının toplumsal cinsiyete
uygunluğuna göre değerlendirilmesini anlayabilmede toplumsal cinsiyet rejimi kavramının
önemli bir katkısı olacaktır. LORBER (1994:7)`a göre toplumsal cinsiyet toplumları
yapılandıran ve gündelik yaşamı örgütleyen bir kurumdur. Toplumda var olan kurumlardaki
toplumsal sorumluluklar belirli toplumsal kategorilere göre dağıtılmaktadır ve bunlardan en
önemlisi toplumsal cinsiyet, yaş ve toplumsal sınıftır. En temel toplumsal ayrışım cinsiyete
göre yapılan işbölümü ve bu bağlamda oluşturulan kamusal ve özel alan ayrımıdır. Bu
geleneksel cinsiyetçi işbölümü kamusal alanın önemli bir parçası olan spor etkinliğini de bir
erkek etkinliği olarak tanımlamakta ve aynı meslek ayrımında olduğu gibi bazı sporları
kadınlar için bazılarını da erkekler için uygun olarak sınıflandırmaktadır. Cinsiyetler arası
işbölümü toplumsal cinsiyet rejiminin önemli bir bileşenidir. Toplumsal cinsiyet rejimi, ikili
toplumsal
cinsiyet
algısının ve
düşüncesinin sembolik olarak taşınması
yoluyla
meşrulaşmaktadır. Yani kadın ve erkek birbirini dışlayan kavramlardır. Söz konusu
“kadınlık” ve “erkeklik” tanımları, birbirlerini dışlayacak biçimde ve birbirleriyle karşıtlık
içinde oluşturulmaktadır. Bu karşıtlık, bir tarafın diğerine üstün ve egemen olduğu hiyerarşik
bir karşıtlıktır. Karşıtlık temelli kadınlık ve erkeklik tanımlarına baktığımızda, kadınlığın
daha çok duyguları, bedeni, anneliği ve güzelliği temsil ettiği, erkekliğin ise aklı, uygarlığı ve
kültürü temsil ettiği görülmektedir. Toplumsal cinsiyet rejiminin en önemli unsuru kadınlık
ve erkekliğe ilişkin bu yaygın inançlar ve değerlerdir. Örneğin, içinde yaşadığımız cinsiyet
rejimi ve bu rejimin spora yansımaları kadınların ve erkeklerin kendilerini sınırlamalarına,
kişisel potansiyellerini gerçekleştirememelerine neden olabilmektedir. Kızların ve kadınların
kendilerini sporda yeterli görmemeleri, erkeklerin sporla daha ilgili olduğu düşüncesi, bazı
sporların kız çocuklarına ve kadınlara uygun görülmemesi ve genel olarak sporun erkek
çocuklarına daha uygun görülmesi gibi nedenlerle kadınlar spora katılımda bazı engellerle
karşılaşmaktadırlar.
191
Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların temsilinin olmamasında kadınların ev
ile tanımlanmalarının ve kadının öncelikli görevinin kadınlık ve annelik olduğu görüşünün
önemi önceki bölümlerde tartışılmıştı. Kadınların spor ve fiziksel aktivite katılımlarında da
kadına ait bu görüşler önemlidir. Örneğin, Türkiye’de gerçekleştirilen bir araştırmanın
sonucunda kadınların fiziksel aktivite deneyimlerinin kadınlar tarafından ev ve ev içi
ekseninde anlamlandırıldığı bulunmuştur (AŞÇI, KOCA VE BULGU, 2008). Kadınların
serbest zaman etkinliği olarak fiziksel aktivite deneyimlerini belirleyen onların ev içi
yaşantılarıdır. Örneğin, ev içi alana hapsedilen ya da birincil sorumluluğu ev içi alan olarak
tanımlanan kadınlar fiziksel aktiviteyi evin dışına çıkma aracı olarak görmekle birlikte
kadınların büyük çoğunluğunun fiziksel aktiviteye katılımda karşılaştıkları zorlukların büyük
bölümü de ev içi alana ilişkindir. Bu noktada araştırmacılar kadınların fiziksel aktivite
deneyimlerini anlayabilmek için, kadınlığın ve kadın cinsinin ev ve ev içi ile
özdeşleştirilmesinin açıklığa kavuşturulmasının önemli olduğunu ileri sürmüşlerdir.
AŞÇI, KOCA VE BULGU (2008)’un projesinde kadınların fiziksel aktiviteye katılımında
aile içi toplumsal cinsiyet işbölümü dolayımıyla koca ve çocuk bakımı, koca, aile ve akraba
onayı, zaman ve ekonomik etkenlerin belirleyici olabildiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kadınların
büyük çoğunluğu, serbest zaman etkinliği olarak fiziksel aktiviteye katılımlarında
karşılaştıkları zorlukları ve bu zorluklarla ilişkili deneyimlerini anlatırlarken, anne ve kadın
olarak sahip oldukları sorumlulukların önemini vurgulamışlardır. Kadınların temel
sorumluluk alanı ev içi alan olduğu için, kadınlar ev dışında herhangi bir etkinliğe katılmak
istediklerinde katılım biçimlerini ev içi sorumlulukları belirlemektedir. Kadınların fiziksel
aktiviteye katılımları, kadınların ev dışı alanda yer almasını onaylamayan toplumsal çevre
(aile bireyleri, komşular) tarafından baskılanmaktadır.
Kadınların spora katılım deneyimleri toplumsal sınıfa göre de farklılaşmaktadır. Örneğin, alt
toplumsal sınıf kadınlarının fiziksel aktiviteye katılımda karşılaştıkları en önemli zorluklar
geleneksel toplumsal cinsiyet değerleri ve kadının ailedeki rolü ile ilişkili toplumsal onaydır
(AŞÇI, KOCA VE BULGU, 2008). Kadınların serbest zaman etkinliği olarak fiziksel
aktiviteye katılımda karşılaştıkları zorluklardan biri olarak toplumsal desteğin yokluğu bazı
çalışmalarda da bulgulanmıştır (örn., HENDERSON VE AINSWORTH, 2001; NIES,
VOLLMAN VE COOK., 1999).
192
Araştırmaya
katılan
bazı
spor
yöneticileri,
ailelerin
kızlarını
spora
göndermek
istememelerinin bir nedeni olarak kadın antrenörün olmaması olduğunu söylemişlerdir.
Türkiye’de sporcu sayılarıyla benzer olarak kadın antrenörlerin de sayısı azdır. Toplam
antrenör sayısının %82’sini erkekler %18’ini kadın antrenörler oluşturmaktadır. Bu sayı,
örneğin İskoçya ve İrlanda gibi ülkelerdeki kadın antrenör sayılarından azdır. İskoçya’daki
spor kulüplerinin toplam antrenör sayısının % 47’sini kadınlar oluşturmaktadır (WOMEN IN
SPORT LEADERSHIP SUMMARY REPORT, 2004). Kuzey İrlanda’nın spor kulüplerinde
ve çeşitli spor kurumlarında ücretli ve gönüllü olarak çalışan kadın antrenör oranı % 30’un
üzerinde olmakla birlikte kadın antrenörler daha çok gönüllü pozisyonda çalışmaktadırlar
(WOMEN IN SPORTS LEADERSHIP SUMMARY REPORT, 2005).
Kadınların ve kızların spora katılımları çeşitli nedenlerden dolayı az olmakla birlikte sadece
altı spor federasyonunun kadınların spora katılımını teşvik etmek için çalışmaları (yarışma
düzenlemeleri, malzeme desteği vb.) bulunmaktadır. Spor yöneticilerinin çoğunluğuna göre
önemli olan kadın ya da erkek değil genel olarak sporcu sayısının arttırılmasıdır. Kadınlara
özel
girişimlerin
yapılması
kadın-erkek
eşitliğine
aykırı
bir
uygulama
olarak
düşünülmektedir. Spor, görünür olma özelliği, yaşamın diğer alanlarından (ekonomi,
politika, ve siyaset gibi) ayrı olduğu düşüncesi ve sportif etkinliğin göreli gönüllülüğünden
dolayı siyasetten bağımsız, şeffaf bir alan olarak görülmektedir. Her ne kadar spor
kurumlarının yönetim kademelerinin belirlenmesinde siyasetin ve sermayenin (ekonomik ve
sosyal sermayenin) önemi varsa da söz konusu sporcular olduğunda hakim olan söylem
eşitliktir.
Spor, ataerkil kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda bedeni biçimlendiren, disipline eden
bilgiler ve pratikler bütünüdür ve bu bütün içerisinde spor/beden kombinasyonu şu
yanılsamayı yaratmaktadır: Spor ve beden şeffaftır; politika, kültür ve ekonomiden
bağımsızdır (KOCA VE BULGU, 2005). Sporda önemli olan fiziksel performans ve fiziksel
güçtür, yani tamamıyla biyoloji ve fizyolojinin egemenliğindeki bir alan olduğu için kültürel
politikalar işlememektedir. Fakat tam da bu özelliği nedeniyle var olan farklılıkları
normalleştirerek toplumsal cinsiyet ideolojilerine en fazla hizmet eden ideolojik
mekanizmalardan biridir spor. Yani, spor ortamı şeffaflık ve bağımsızlık söylemi etrafında bu
fiziksel farklılıkların normalleştirilerek kadın ve erkek arasındaki farkın eşitsizlik olarak
çizildiği bir alan olarak işlemektedir (KOCA VE BULGU, 2005).
193
Spor yöneticilerinin kadın sporcu sayısının az olması hakkındaki yorumlarından spordaki
sayısal
ve
kültürel
erkek
egemenliğinin
normalleştirildiği
anlaşılmaktadır.
Spor
federasyonlarının bir kaç tanesi hariç kızların ve kadınların spora katılımını arttırmaya
yönelik herhangi bir görüşlerinin olmamasının yanı sıra bu durumu bir problem olarak
görmemeleri bu normalleştirmenin önemli bir göstergesidir. Spor yöneticileri için önemli
olan sporda başarının elde edilmesidir, bu başarının kadın ya da erkek sporcudan gelmesi
önemli değildir. Ayrıca spor yöneticilerinin kadınların spora katılımının az olmasına yönelik
görüşlerinde yer alan ailelerin kızlarını göndermemeleri etkeni, bazı spor yöneticileri
tarafından doğru bulunmamakla birlikte, bu durumu çözmeye yönelik herhangi bir girişimleri
olmaması ve bu sorunu toplumsal bir sorun olarak görüp kendi gündemlerine almamaları da
spor kurumlarında kadın sporcu sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalarının olmamasının
önemli bir nedenidir.
Spor kurumlarında kadın sporcu sayısının arttırılmasını hedefleyen önemli stratejilerden
birisi kurumlarda kadın sporcu komisyonunun oluşturulmasıdır. Ya da aynı hedefi kadın
yöneticiler için gerçekleştirmeyi planlayan bir birimin kurulmasıdır. Fakat araştırmaya
katılan spor yöneticilerinin bir bölümü kadınlar için ayrı bir birimin varlığını kadın-erkek
ayrımcılığı bağlamında değerlendirip, ayrı bir birimin bir ayrımcılık olduğunu, kurulduğu
takdirde erkeklerin de böyle bir talep de bulunabileceğini dile getirmişlerdir. Bu yaklaşım,
kadın yöneticilerin sayısını arttırmayı hedefleyen cinsiyet eşitliği politikalarının tartışıldığı
bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Spor kurumlarında kadınlar için ayrı bir birim
kurulmasına gerek olmadığını düşünen fakat kadınlarla ilgilenecek bir kadın sorumlunun
(antrenör, yönetici vs.) olması gerektiğini söyleyen ve federasyonlarında bir kadın
sorumlunun olduğunu belirten spor yöneticileri de bulunmaktadır. Sadece üç spor yöneticisi
kadınların ve kız çocuklarının sorunlarının çözümüyle ilgilenecek, onların spora katılımını
teşvik edecek ayrı bir kadın birimine gerek olduğunu söylemişlerdir.
5.2. Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların temsiline yönelik toplumsal
cinsiyet eşitliği politikaları
Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların sayılarını arttırmaya yönelik cinsiyet
eşitliği yaklaşımıyla çeşitli politikalar geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Araştırmanın nitel
194
bölümü kapsamında görüşülen spor yöneticilere cinsiyet eşitliği politikalarına yönelik
görüşleri de sorulmuştur.
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin cinsiyet eşitliği politikalarına yönelik görüşlerinin
tartışılmasından önce spor yöneticilerinin kadın yöneticilerin spora getireceği katkıları
hakkındaki
görüşlerinin
vurgulanması
önemlidir
çünkü
spor
yöneticilerinin
spor
kurumlarında cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik görüşleri kadın yöneticilerin spor
kurumlarındaki işlevlerini nasıl değerlendirdikleriyle yakından ilişkilidir. Spor yöneticilerinin
çoğunluğu kadın yöneticilerin spora getireceği katkıları kadınların geleneksel toplumsal
cinsiyet rolleri ve annelikleri bağlamında düşünürlerken, bazı erkek spor yöneticileri
kadınların toplumsal cinsiyet rolleri ve sorumlulukları nedeniyle kadınların yönetici olarak
spora herhangi bir katkıları olamayacağını düşünmektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıkların
geleneksel toplumsal cinsiyet kalıp yargıları bağlamında tasarlandığı gözlenmektedir. Bu
kalıp yargıların başında kadının bulunduğu ortamda zarafetin, saygının, estetiğin ve
duygusallığın olduğu görüşü gelmektedir. Yani kadın yöneticilerin spora getireceği en büyük
farklılık, erkeklerin hakim olduğu bir ortamın saygı ve düzen çerçevesince değişmesidir.
Erkeklerin sayısal ve kültürel olarak fazla olduğu bir kurumda kadınların getireceği bu tür bir
katkının ön plana çıkması da anlamlıdır.
Özellikle kadın sporcuların yer aldığı takımlarda ve organizasyonlarda kadın yöneticilerin yer
alması sporcuların motivasyonu ve sporcu yönetici iletişimi açısından önemli kabul
edilmektedir. Kadın yöneticilere göre kadınların spora getireceği farklılıklardan birisi spora
ailelerin, antrenörlerin ve sporcuların dahil olmalarıyla birlikte spor alanının rekabetin
ötesinde biraz daha sosyal bir aktivite alanı haline gelmesidir. Kadınların spora getireceği bu
katkılarda kadınların en önemli toplumsal rolü olan annelik rolü vurgulanmaktadır. Kadının
anne olmasının spora getireceği katkı iki boyutta ele alınmaktadır. Birinci olarak kadınların
anne olmaları nedeniyle sporcularla daha iyi bir iletişimleri olacak, sporcuların sıkıntılarını
daha iyi anlayacaklar ve onların motivasyonlarını arttırabileceklerdir. İkinci olarak,
kadınların anne olmaları nedeniyle çocukların spora yönlendirilmeleri ve toplumda sporun
yaygınlaştırılması daha kolay gerçekleşecektir. Kadının toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında
195
belirtilen bu katkılar, yöneticilerin cinsiyet eşitliği politikalarının uygulanmasına yönelik
görüşlerini yönlendirmektedir.
Spor yöneticilerinin cinsiyet eşitliğine yönelik görüşlerini belirleyen bir diğer etken,
yöneticilerin sporda kadın erkek eşitliğine yönelik sahip oldukları inançlardır. Özellikle
kadınların yönetim kademelerinde az temsil edilmeleri ve spora az katılmaları konuları
tartışıldığında yöneticilerin birçoğunun eşitlik meselesine benzer ezberlerle yaklaştıkları
gözlenmiştir. “Sporda kadın erkek ayrımı yoktur” söylemi bir çok spor yöneticisi tarafından
sıklıkla vurgulanmaktadır. Spor yöneticilerinin spor ve eşitlik söylemleri arkasında
görünmeyen bir toplumsal cinsiyet alt metnini okumak mümkün. Alt metinler kurumların
gizli düzenlemelerinin, kabullerinin, ilkelerinin, bireyler arası etkileşimlerinin yani
kültürünün göstergeleridir. Kurumlar eşitliği vurgulasalar da toplumsal cinsiyet içerikli alt
metinler toplumsal cinsiyet farklılıklarını ve cinsiyet hiyerarşisini yeniden üretmektedirler.
Spor alanında egemen olan eşitlik söylemi özellikle kadın erkek eşitsizliğinin yaşandığı
durumların ihmal edilmesine neden olabilmektedir. Söylemlerin camianın (cemaatin)
toplumsal ve kültürel bağlamında geçerli olan bilgilerini ve davranışlarını normalleştirme ve
düzenleme kapasitesi vardır. Bu söylemler üzerinden camiadaki aktörler/erkekler kendi
iktidarlarını kurarlar ve bu süreçte söylemleri yeniden üretirler. Bu doğrultuda, spor alanında
egemen olan soyut eşitlik söyleminin cinsiyet eşitliği politikalarının spor kurumlarında
uygulanma olasılığını belirlediği ileri sürülebilir. Diğer taraftan, egemen olan söylemlerin ve
etkilerinin belirlenmesi geliştirilecek politikaların niteliğinin belirlenmesi açısından önemlidir
çünkü söylemler uzun yıllar boyunca kurumsal gerçekler olarak kabul edilmekte ve değişimi
zor olmaktadır. Doğru kabul edilen varsayımlar yaygın kurumsal uygulamaların değişimini
olumsuz yönde etkilemektedir (ELY VE MEYERSON, 2000:105).
Özellikle spor kurumlarında, sporda egemen olan kadın erkek eşitliği soyut bir eşitlik söylemi
olarak zihinlere yerleşmiştir. Kadınların spor kurumlarının özellikle yönetim kademelerinde
yer almamasının ve bu araştırmaya katılan spor yöneticilerinin kurumsal ve bireysel
görüşlerinde kadınların görünmezliğinin bir nedeni, eşitlik kavramının tarihsel olarak spora
derinden yerleştiği yanılgısıdır. Başka bir ifadeyle, sporun din, dil, sınıf, ırk ve cinsiyet
gözetmeksizin herkesin yapabileceği gönüllü bir etkinlik olduğu (bazı spor yöneticilerinin
vurguladığı “sporda kadın erkek ayrımı yoktur” söylemi) görüşü kadınların sorunlarının
196
gizlenmesine hizmet etmektedir. Spor kurumlarında sunulan hizmetler adeta tüm bireylere
aynı şekilde uygulanıyormuşcasına sunulmaktadır. Spor alanı, diğer kamusal alanlar gibi –
bazen daha da fazla- duygusallığa, cinsiyete dayalı farklılıklara yer vermeyen ve toplumda
erkeklere ait nitelikler olarak görülen ’akıl’ ve ‘rasyonellik’ ile bağdaştırılan erkek alanı
şeklinde tanımlanmaktadır. Diğer taraftan, araştırmaya katılan bir çok spor yöneticisi
tarafından kadın yönetici sayısının az olmasını cinsiyetten bağımsız kişisel ve mesleki
nitelikler (rasyonellik gibi) bağlamında değerlendirilmesi kurumların cinsiyet eşitliği
politikalarını uygulama yönündeki olası girişimlerine dair ipuçları sunmaktadır.
Araştırma sonuçları spor kurumlarında kadınların temsili ve toplumsal cinsiyet eşitliği
konusunun spor kurumlarında gündeme gelmediğini göstermektedir. Önceki bölümlerde
sunulan tartışmalarda araştırmaya katılan spor yöneticilerinin büyük bir bölümü tarafından
kadınların yönetim kademelerinde az temsilinin ve temsil ile bağlantılı olarak kadın sporcu,
antrenör ve hakem sayılarının azlığının bireysel ve kurumsal olarak gündemlerinde yer
almadığı tartışılmıştı Sporda egemen olan soyut eşitlik yaklaşımı kadın temsilinin bir eşitlik
politikası olarak gündeme alınmamasında da belirleyici olabilir.
Birçok Avrupa ülkesinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yer alan ulusal ve uluslararası
spor
kurumlarında
kadın
erkek
eşitliğini
sağlamaya
yönelik
çeşitli
politikalar
yürütülmektedir. Kadınların spor kurumlarında temsillerini arttırmak ve cinsiyet eşitliğini
sağlamak amacıyla geliştirilen ve uygulanan en önemli ve en yaygın politika toplumsal
cinsiyet kotasıdır. Toplumsal cinsiyet kotası temelde soyut eşitlik anlayışını aşma ve
ayrımcılığa uğramış, ayrıcalıksız konumdaki kadınlara kamusal alanda fırsat sağlanmasını
hedeflemektedir. Türkiye’de son on yıldır toplumsal cinsiyet kotası özellikle siyasette
tartışılmaktadır. Kadının siyasette eşit temsiline ilişkin en önemli araçlardan biri olan
toplumsal cinsiyet kotalarının uygulanması talebinin arkasında nitelikli kadınların kültürel,
ekonomik, kurumsal ve siyasi nedenlerle öne çıkamadıkları gerçeği vardır (GÜNEŞ-AYATA
VE GÖLGELİOĞLU, 2010). Toplumsal cinsiyet kotası, kadınların karşılaştığı engelleri
kaldırarak ayrımcı muameleleri önlemek veya geçmişteki eşitsizlikleri aşabilmek için
geliştirilmiş geçici bir özel önlemdir. Toplumsal cinsiyet kotası, kadınların karşılaştığı
engelleri kaldırarak ayrımcı muameleleri önlemek veya geçmişteki eşitsizlikleri aşabilmek
için geliştirilmiş geçici bir özel önlemdir.
197
Norveç ulusal spor federasyonlarında, yasalarla düzenlenen toplumsal cinsiyet kotası
nedeniyle bir cinsiyet dengesi söz konusudur (HOVDEN, 2006). 1987 yılında Norveç spor
kurumlarında toplumsal cinsiyet kotası uygulanmaya başlanmıştır. NORVEÇ spor
kurumlarındaki ilgili yasa paragrafında “Konseylere, kurul ve komitelere temsilcilerin
atanmasında ve seçilmesinde her iki cinsiyetten adaylar/temsilciler olacaktır. Cinsiyetlerin
dağılımı kurumlardaki/bölümlerdeki üyelerin oranlarıyla paralel olacak, fakat her iki
cinsiyetin en az iki temsilcisi olacaktır. Bu üç ya da daha az kişiden oluşan kurullara ve
komitelere uygulanmaz.” (FASTING VE SKOU, 1994).
Alman Spor Konfederasyonu (German Sports Confederation-DSB) 1996 yılında statüsüne şu
değişikliği eklemiştir: “Kadınlar bütün ulusal komitelere ve ulusal kurullara atanmak ve
oylanmak zorundadır. Oranları en azından kadın üyelik oranına eşit olacaktır.” (DEUTSHER
SPORTBUND, 2001:50; alıntı PFISTER VE RADTKE, 2009). 2003 yılında da “toplumsal
cinsiyet eşitliğinin ana akım ve politikalara yerleştirilmesi” (gender mainstreaming)
politikasını yeni eylem planı olarak uygulamaya başlamıştır.
22 Mart 2011 tarihinde Paris’de düzenlenen toplantıda UEFA (Uluslararası Futbol
Federasyonu) Yönetim Kurullarında en az bir kadının bulunacağını açıkladı. UEFA Başkanı
Michel Platini “Kurumlarımızdaki sorumluluk pozisyonlarına kadınların erişimini engelleyen
cam tavanı kırmanın bir yolunu bulmak zorundayız. Karar verme organlarında daha iyi bir
temsili hedefleyen bu sembolik adımlar düşünme yolumuzu değiştirmede bir anahtar
olabilirler. Bu yönde hareket etmede ve kurumsal ayrımcılığın ortadan kaldırılmasında
kararlıyım.” açıklamasını yaptı. UEFA, kadınların gerek sporcu gerek yönetici olarak
futbolda sayılarını arttırmaya yönelik politikaları doğrultusunda ulusal federasyonlara da
ciddi yönlendirmeleri söz konusudur. Örneğin, bu tür yönlendirmelerin önemli etkisiyle 2011
Mayıs ayında Türkiye Futbol Federasyonu Bayan Futbol Liginin resmi adını Kadın Futbol
Ligi olarak değiştirmiştir.
Spor alanında toplumsal cinsiyet eşitliği uygulamalarının en yoğun olarak uygulandığı
ülkelerin başında Kanada gelmektedir. Örneğin, Kanada Olimpiyat Komitesi yönetimde,
programlarda ve etkinliklerde cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla belirli taahhütlerde
bulunmuştur. 1999 yılında kurulan Kadın ve Spor Komitesi yönetim kuruluna iki etkili
198
kadının seçilmesi için çeşitli lobi çalışmaları yürütmüş ve dört etkili ve nitelikli kadının
kurula seçilmesini ve birinin de Başkan Yardımcısı olmasını sağlamıştır.
Spor kurumlarının dışında spor organizasyonlarında uygulanan toplumsal cinsiyet kotası
düzenlemeleri de söz konusudur. Örneğin, her iki yılda bir düzenlenen Kanada Oyunlarında
toplumsal cinsiyet eşitliği politikası kapsamında sporcu, antrenör ve liderlerin cinsiyet
oranlarında eşitliği sağlamak amacıyla çeşitli programlar yürütülmektedir. Kanada Üniversite
Sporları Birliğinin bütün düzenlemelerinde cinsiyet eşitliği politikası yer almaktadır. Eşitliğin
uygulamasında herhangi bir karmaşanın olmaması için de çok net prosedürler
oluşturulmuştur.
Spor yöneticilerinin bir bölümü çeşitli gerekçelerle spor kurumlarında kadınların temsilini
arttırmak için toplumsal cinsiyet kotasının olması gerektiğini düşünürken, daha büyük bir
bölümü de farklı gerekçelerle toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini
düşünmektedir. Toplumsal cinsiyet kotasının olması gerektiğini düşünen spor yöneticilerine
göre; Türk toplumunun ataerkil bir toplum olması, Türkiye’de spor kurumlarında kadınların
yönetim kademelerinde çok az sayıda bulunmaları ve bu bir zorlama dahi olsa çeşitli
düzenlemelerle kadınların sayılarının artması gerekmektedir. Ayrıca kadınların yönetim
kademelerine gelmelerinin zor olması nedeniyle bir takım zorlamaların olması gerektiği
yoksa kapıların kadınlara kapalı olduğu, kota aracılığıyla var olan olumsuz algıların
değişebileceği belirtilmiştir.
Toplumsal cinsiyet kotasının olmaması gerektiğini düşünen spor yöneticilerine göre;
kadınların yönetim kademelerinde sayılarının artması zorlamayla, dayatmayla değil toplumda
spor kültürünün ve eğitimin artmasıyla ve spor alanında nitelikli kadınların, kadın
sporcuların, kadın hakemlerin ve kadın antrenörlerin artmasıyla mümkündür. Bazı kadın spor
yöneticilerine göre Türkiye’de tabanda nitelikli kadınlar olmadığı için bu tür politikalar
amaca hizmet etmemektedir, bu nedenle yasal düzenlemeden önce nitelikli kadın tabanının
oluşturulması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyet kotası yerine kadınların kapasitesini
arttırmaya yönelik çalışmaların yapılması gereklidir. Bu görüşte olan spor yöneticilerinin
ülkede bir spor kültürü yaratıldığında, ailelerde spor bilinci kazandırıldığında doğrudan kız
çocuklarının ve kadınların spora katılımının artacağını ve sonucunda kadınların da yönetim
kademelerine geleceğini düşündükleri anlaşılmaktadır.
199
Ayrıca, aştırmaya katılan spor yöneticilerinin cinsiyet eşitliğine yönelik görüşlerinde bazı
inançların ya da bazı tanıdık mitlerin var olduğu gözlenmektedir: “Kadınlar istemiyor”, “Bu
kadınların sorunu”, “Toplum değişmedikçe olmaz”, “Bu toplumun kanayan yarası”, “Sadece
sporda yapılacak bir değişiklikle olmaz” ve “Bu bir eşitlik değil, ayrımcılık.” Bu mitlerde
kadın erkek eşitsizliğinin spora özgü olmayıp toplumun her alanında var olan bir sorun
olduğu ve bu nedenle bir toplumsal değişimin gerektiği, fakat diğer taraftan bu sorunun
öncelikle kadınları ilgilendiren bir sorun olduğu görüşü vurgulanmaktadır.
Cinsiyet eşitliği geleneksel olarak bir kadın konusu/kadın sorunu olarak tanımlanmaktadır.
Fakat bu yaklaşımın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Tarihsel olarak üretilen eşitsiz
koşulların bir sonucu olarak kurumların karar verme mekanizmalarında kadınların daha az
yer almalarının suçunu kadında görme riskini taşımaktadır
(STAUROWSKY, 1996).
Cinsiyet eşitliği bir kadın konusu ise bu konunun sorumluluğu bütün kurum üyelerinin değil
kadınların sorumluluğu olarak görülebilmektedir (MEYERSON VE KOLB, 2000). Ayrıca bu
yaklaşım kurumlarda erkeklerin yaşadığı sorunların (örn, erkeğin ailede ekmek kazanan tek
kişi ise işini elde tutabilmek için uzun saatler çalışmak zorunda kalması) da görmezden
gelinmesine neden olabilme olasılığını (KNIGHTS VE KERFOOT, 2004; SHAW VE
HOEBER, 2003) ve hatta azınlıkta olan erkeklerin (eşcinsellerin ve engellilerin) çalışma
hayatında karşılaştıkları sorunların ihmal edilmesi olasılığına neden olabilmektedir (SHAW
VE FRISBY, 2006).
Spor yöneticilerinin kadın erkek eşitliğine dair görüşlerini anlayabilmek için iki temel
kavramı hatırlamakta fayda var. Toplumsal cinsiyette eşitlik (gender equality) denildiğinde,
fırsatları kullanma, kaynakların ayrılması ve kullanımında, hizmetleri elde etmede bireyin
cinsiyeti nedeniyle ayrımcılık olmaması/yapılmaması ifade edilmektedir (AKIN, 2007).
Toplumsal cinsiyette hakkaniyet (gender equity) ise, kadın ve erkek arasında sorumlulukların
ve kazançların dağılımında adalet ve hakkaniyetin olmasıdır (AKIN, 2007). Toplumsal
cinsiyette hakkaniyet kavramında kadın ve erkeğin farklı gereksinimi ve güçlerinin olduğu ve
bu farklılıkları dikkate alarak iki cinsiyet arasındaki dengeyi düzeltecek şekilde gerekenlerin
yapılması vurgulanmaktadır.
200
Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin görüşleri toplumsal cinsiyet kotasının ve özellikle
sporcularla ilgili kadın komisyonunun sadece toplumsal cinsiyet eşitliği (equity) bağlamında
fakat sorunlu kurgulandığını göstermektedir. Kadınlar komisyonunun kurulmasının erkekler
aleyhine yapılan bir uygulama olduğunu, bu uygulamada erkeklere haksızlık yapıldığını ve
bu bağlamda bu komisyonun eşitlikçi değil ayrımcı bir komisyon olduğunu düşünen çok
sayıda spor yöneticisi bulunmaktadır.
Birçok ülkenin ulusal spor kurumlarında cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik kullanılan ilk
strateji Kadın ve Spor Komisyonlarının kurulmasıdır. Örneğin, Hong Kong’da kurulan Kadın
ve Spor Komisyonunun sorumlulukları: 1) Kadınların fiziksel ve zihinsel sağlıkları için spor
etkinliklerinin temel önemde olduğu konusunda farkındalık geliştirmek, 2) Spor
etkinliklerine ve spor kurumlarına kadınların katılımını cesaretlendirmek, 3) Önemli spor
müsabakalarına katılımda cinsiyet eşitliğinin uygulanmasını sağlamak, 4) Kadın sporcuların
medyada görünürlüklerini arttırmak, 5) Kadınların spordaki gereksinimlerini vurgulayan en
az bir eğitim etkinliği düzenlemek vb.
Spor kurumlarında uygulanan cinsiyet eşitliği politikalarına çeşitli eleştiriler de
sunulmaktadır. Örneğin, Norveç spor kurumlarında yapılan bir araştırmada spor
yöneticilerinin toplumsal cinsiyet kotasına yönelik tutumlarının olumlu olduğu, kotanın dışsal
ve merkezi bir karar olup uygulamak zorunda olduklarını düşündükleri bulunmuştur
(HOVDEN, 2000). Fakat toplumsal cinsiyet kotasının kurullarda ve komitelerde kadın
sayısını arttırdığı fakat üst düzey yöneticilerin erkek olmaları konusunda herhangi bir
değişikliğe yol açmadığı da ileri sürülmektedir (HOVDEN, 2000). SHAW VE FRISBY
(2006) de bazı politikaların amacının kadınların yönetim kademelerindeki sayısını arttırmak
olduğunu belirtirlerken, bu politikaların sporda tarihsel olarak derinlemesine yerleşen erkek
egemenliği konusunda çok az bir değişime neden olabildiğini de ileri sürmektedirler (SHAW
VE FRISBY, 2006). Ayrıca, eşitlik politikaları uygulamada bazı sert tepkilerle de
karşılaşabilmektedir, örneğin bazı kadınlar ve erkekler kadınlara yapılan özel muamele olarak
görülen bu politikalara olumsuz yaklaşabilirler (ELY VE MEYERSON, 2000).
Kurumlarda uygulanacak toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının önemli bir boyutunu
kadınların kariyer gelişimlerinin sağlanması oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında kariyer
terimi öncelikle dikey hareketliliğin yani spor kurumlarının üst basamaklarına yükselmenin
201
yarattığı değişiklikleri ifade etmek için kullanılmaktadır. Spor yöneticilerinin bazıları
kadınların kariyer hedeflerinin/planlarının olmamasının onların yönetimde temsillerinin
olmamasının bir nedeni olarak belirtmişlerdir. Kariyer planlaması, bireyin örgütte kendisine
bir kariyer yolu seçerek bu yolda ilerlemeye başlama sürecinde; kariyer amaçlarını ve bu
amaçları gerçekleştireceği araçları belirleme sürecidir (BAYRAKTAROĞLU, 2003:125).
Kariyer
planlamasında,
bireylerin
mesleklerinde
ilerleyebilmelerinde
kendilerini
geliştirmelerinde kurumsal destek önemlidir. Araştırmaya katılan spor yöneticilerinin
belirttiği nitelikli kadınların bulunmaması sorunu kadınların kariyer gelişimini arttırmaya
yönelik eğitimlerle çözülebilir.
Kadınların sayısını arttırmayı hedefleyen spor kurumları kadınların kariyer gelişimini
arttırmaya yönelik eğitim programları da düzenlemektedir. Kanada, Montreal’de 2002 yılında
düzenlenen Dünya Kadın ve Spor Konferansı sonucunda bir Montreal Tool Kit
geliştirilmiştir. Bu Kit kızların ve kadınların spor ve fiziksel aktiviteye katılımları konusunda
insanları eğitmek için üç aşamalı bir program önermektedir. Birinci aşamada, kadın ve erkek
eşitliğini ve adaletsizliği gösteren bilgi ve istatistikler toplanmaktadır. Örneğin, bir spor
federasyonunda yönetim kademelerinde kadın ve erkek oranlarına dair istatistiklerin
toplanması. İkinci aşamada bu istatistiklerin neden kadınların ve kızların spor ve fiziksel
aktiviteye katılmaları için daha çok fırsat sağlanması gerektiğine yönelik kullanılması yer
almaktadır. Üçüncü aşamada ise değişimde etkili olacak kişilerle bu bilgilerin paylaşılması
gerçekleştirilmektedir. Örneğin politik liderler, kurumdaki karar vericiler. Kanada’da
toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının uygulanmasında etkili olan bir kadın kuruluşu
bulunmaktadır: Canadian Association for the Advancement of Women and Sport and
Physical Activity (CAAWS). CAAWS spor ve fiziksel aktivite alanına kadınların katılımını
arttırmaya yönelik çeşitli programlar yürütmektedir. Örneğin, Kadın ve Liderlik Programı
kapsamında kadınlar için kadınlar tarafından düzenlenen çalıştaylarda etkili iletişim, çatışma
çözümü ve etkileyici değişim konularında eğitimler verilmektedir.
Görüldüğü gibi, kadınların spor alanına sporcu, antrenör ve yönetici olarak katılımlarını
arttırmaya yönelik çeşitli toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları uygulanmaktadır. Fakat
öncelikle bu politikaların gerekliliğini ortaya koyacak bilimsel verilere ihtiyaç vardır. Bu
araştırmadan elde edilen verilerin Türkiye spor kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği
politikalarının geliştirilmesinde önemli işleve sahip olması beklenmektedir.
202
BÖLÜM VI
SONUÇ VE ÖNERİLER
6.1. Sonuç

Projenin gerçekleştirildiği spor kurumlarının üst düzey ve orta düzey yönetim
kademelerinde çok az sayıda kadın yer alırken, toplam çalışan sayısının %14’ünü
kadınlar oluşturmaktadır.

Araştırmaya katılan spor kurumlarında görev yapan kadın çalışanların kurumlarında
toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik görüşleri erkek çalışanlardan daha olumsuzdur.
Örneğin, kurumlarında kadınlar ve erkekler arasında bir ayrım (işe alım, işbölümü,
görev dağılımı vb.) olduğunu düşünen kadın sayısı daha fazladır.

Spor kurumlarında çalışanların kadın yöneticilere yönelik tutumları nötr düzeydedir.
Çalışanlar kadınların yerinin evi olduğunu, yönetici kadınların erkekler kadar iddialı
olmadığı gibi görüşlerin toplandığı toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ifade eden
maddeler konusunda kararsızdırlar. Spor kurumlarında görev yapan kadın çalışanların
toplumsal cinsiyet kalıp yargı puanları erkeklerden daha yüksektir. Başka bir ifadeyle
erkekler kadınlardan daha fazla toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına sahiptir.

Spor kurumlarında çalışanların kadınların kariyerlerinde ilerlemelerine yönelik tutum
maddeleri konusunda kararsızdırlar. Kadın çalışanların kadınların kariyerlerinde
ilerlemelerine yönelik tutumları erkek çalışanlardan daha olumludur.

Spor yöneticisinin görev ve sorumlulukları ve kurumsal beklentiler, spor ile ilişkili
egemen söylemler birlikte düşünüldüğünde bir kadının spor kurumundaki kariyerinin
sporcu olmak ile başlayacağı görüşünün egemen olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’de
kadınların spora sporcu ve antrenör olarak katılımlarının az olduğu dikkate
alındığında kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde az sayıda yer
almalarının nedeni olarak spora katılımlarının az olması, spor camiasında az yer
almaları söylenebilir.
203

Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde temsil edilebilmelerinin en
önemli basamaklarından birisi kızların ve kadınların spora katılımlarıdır. Fakat
kadınların spora katılımları erkeklere kıyasla çok azdır.

Kadınların spora katılımları az olmakla birlikte bu durum spor kurumlarının ve spor
yöneticilerinin çok azının gündeminde yer almaktadır. Başka bir ifadeyle kadınların
spora katılımını arttırmak spor kurumlarının çalışmaları arasında yer almamaktadır.

Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yeterince temsil edilememesinin
nedenleri arasında sayısal ve sembolik olarak erkekliğin spor kurumlarında ve spor
alanında egemen olması gelmektedir. Spor etkinliğinin erkeklik ile kurulu güçlü
ilişkisi ve bu ilişkinin spor kurumlarında egemen olan erkeklik kültürünü beslemesi,
spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların yer alabilmelerinin önündeki
engellerdir.

Spor yöneticilerinde, spor kurumlarında fiziksel kuvvet gerektiren işlerin çoğunlukta
olması, yurt içi ve yurt dışı seyahatlerin fazla olması, erkeklerin sayıca fazla olması ve
var olan erkeklik kültüründe kadınların rahatlıkla hareket edememeleri ve kadınların
bu tür sorunlarla baş edemeyecekleri düşünüldüğü için kadınların yönetici
olamayacakları görüşü hakimdir.

Spor yöneticilerinin büyük bir bölümü cinsiyet ayrımcılığı içeren görüşlere sahiptir.
Kadınların yöneticilik mesleğinden daha çok toplumsal cinsiyet roller doğrultusunda
büro işlerine daha uygun olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, spor kurumlarında
kadınların gerek yönetici gerek çalışan olarak daha çok kadın sporcularla ilgili
konularda, sporcuların sorunları ve sporcularla iletişim, sporcu aileleri ile iletişim
boyutlarında çalışabilecekleri ve bu alanlarda başarılı olabilecekleri düşünülmektedir.

Spor kurumlarındaki kadın yöneticilerin özellikle federasyonların üst düzey yönetim
kademelerinde bulunanların ve TMOK’da görev yapanların eğitim düzeyleri yüksek,
iş deneyimleri fazla, camiada başarıları ile tanınmış oldukları gözlenmiştir.
204

Araştırmaya katılan erkek yöneticilerden farklı olarak kadın yöneticilerin yaşadığı
zorlukların başında erkek kültürün egemen olduğu bir kurumda kadın olarak çalışmak
ve kabullenilmek, aile-iş çatışması gelmektir.

Kadın spor yöneticiler görevlerini yerine getirirken karşılaştıkları engellerle baş
edebilmek için bazı stratejiler geliştirmekte ve spor yöneticiliğinin zorluklarını
erkeklerle aynı şekilde tanımlamamaktadırlar. Bu stratejilerin başında eş desteği
almak, eşi işe dahil etmek, çok çalışmak ve öz güvenli olmak gelmektedir.

Kadınların yönetici olarak spora getireceği farklılıkları geleneksel toplumsal cinsiyet
kalıp yargıları bağlamında tasarlanmaktadır. Bu kalıp yargıların başında kadının
bulunduğu ortamda zarafetin, saygının, estetiğin ve duygusallığın olduğu görüşü
gelmektedir. Yani kadın yöneticilerin spora getireceği en büyük farklılık, erkeklerin
hakim olduğu bir ortamın saygı ve düzen çerçevesince değişmesidir.

Spor alanında güçlü bir şekilde egemen olan liberal eşitlik kavramı gerçekte kadınları
içermemekle birlikte cinsiyet eşitliği politikalarının gerekli olmadığı düşüncesinin
yerleşmesine de hizmet etme tehlikesini taşımaktadır.
6.2. Öneriler

Kadınların ev içi sorumlulukları onların çalışma hayatına katılımlarını belirleyen en
önemli etkendir. Spor kurumlarında kadınların gerek çalışan gerek yönetici olarak
sayılarının arttırılması için geliştirilecek projeler kadınların bu yönlerini dikkate alacak
şekilde düzenlenmelidir.

Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde temsilini belirleyen bir etken olarak
kızların ve kadınların spora katılımı spor kurumlarının gündemlerine alınmalı ve
katılımlarını arttırmaya yönelik projeler geliştirilmelidir.

Kadınların spor kurumlarının yönetim kademelerinde temsilini arttırmanın en önemli yolu
kurumsal desteğin sağlanmasıdır. Spor kurumlarında kadınların mesleki gelişimini
sağlayacak eğitimler sunmalıdır.
205

Türkiye’de spor kurumlarında yönetim kademelerine gelebilecek tabanda nitelikli
kadınların sayısı çok azdır. Toplumsal cinsiyet kotası gibi toplumsal cinsiyet eşitliği
politikalarının önemli bir parçası olarak kadınların kapasitesini arttırmaya yönelik
çalışmalar olmalıdır.

İleride yapılacak çalışmalarda spor alanında yer alan sporcu ve antrenör kadınların
konumları ve kariyer planları araştırılmalıdır. Spor kurumlarında çalışan kadınların,
sporcu ve antrenör kadınların kariyer hedeflerine yönelik yapılacak bir araştırma bu
konuda daha ayrıntılı ve zengin bir veri sağlayacaktır.

Spor kurumlarında cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesi, kurumsal değişiklikleri, yeni
değerleri ve politikaları, yeni yönetim uygulamalarını ve kurum çalışanlarının eşitliğe
yönelik tutumlarında olumlu bir değişimi gerektirmektedir. Spor kurumlarında kurum
içindeki uygulamaları ve tutumları geliştirmeyi hedefleyen bir cinsiyet eşitliği politikası
geliştirmelidir. Bu politika kapsamında cinsiyet eşitliği programlarının uygulanacağına
dair bir taahhütte bulunulmalıdır. Cinsiyet eşitliğinden sorumlu bir kurul ya da komisyon
kurulmalı ve ilgili çalışmaları ve gelişmeleri izleyen bir personel bulundurulmalıdır.
206
REFERANSLAR
ACKER, J., Hierarchies, Jobs, Bodies: A Theory of Gendered Organizations, Gender
and Society, 4, 139 - 158, (1990).
ACKER, J., Gendering Organizational Theory, ed: Mills, J., Tancred, P., Gendering
organizational analysis, Sage, California, (1992). Pp: 248-261.
ACKER,
J.,
Gendered
Contradictions
in
Organizational
Equity
Projects,
Organization, 7, 625-632, (2000).
ACOSTA, R.V., Carpenter, L.J., Women in Intercollegiate Sport: A Longitudinal
Study Twenty-three Year Update 1977-2000, Women in Sport and Physical Activity Journal,
9,2, 141-144, (2000).
ADEYEMI-BELLO, T., Tomkiewicz, J.M., The Attitudes of Nigerians Toward
Women Managers, Journal of Social Behaviour and Personality, 11, 133-140, (1996).
ADLER, N.J., An International Perspective On The Barriers To The Advancement of
Women Managers, Applied Psychology: An International Review, 42, 4, 289–300, (1993).
ADLER, N.J. ve Izraeli, D.N., Competitive Frontiers: Women Managers in a Global
Economy, Malden, MA: Blackwell, (1994).
ADLER, N.J., Brody, L.W., Osland, J.S., The Women’s Global Leadership Forum:
Enhancing One Company’s Global Leadership Capability, Human Resource Management,
39, 3, 209–225, (2000).
AITCHISON, C.C., Feminist and Gender Research in sport and Leisure Management:
Understanding The Social-Cultural Nexus Of Gender-Power Relations, Journal of Sport
Management, 19, 1, 422–441, (2005).
AKÇAMETE, C., Kadın ve Erkek Yöneticilerin Kadınların Üst Düzey Yönetici
Olmalarına Yönelik Tutumlarının ve Cam Tavan Sorununun İncelenmesi: Bankalarda Bir
Uygulama, (Yüksek Lisans Tezi), Hacettepe Üniveristesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (2004).
AKIN, A., Toplumsal Cinsiyet (Gender) Ayrımcılığı ve Sağlık, Toplum Hekimliği
Bülteni, 26,2, 1-9, (2007).
ANAFARTA, N., Sarvan, F., Yapıcı, N., Konaklama İşletmelerinde Kadın
Yöneticilerin Cam Tavan Algısı: Antalya İlinde Bir Araştırma, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, 15,
111-137, (2008).
207
ANSAL, H., Teknolojik Gelişmelerin Sanayide Kadın İstihdamına Etkileri: Türk
Tekstil ve Elektronik Sanayilerinde Teknolojik Değişim ve Kadın İstihdamı, Ankara: T.C.
Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, (1996).
ARIN, T., Ergin, B., Türkiye’de Sosyal Güvenlik ve Kadınlar: Yasal Çerçeve ve
Uygulama, ed: Arat, N. Aydınlanmanın Kadınları, Cumhuriyet Kitap Kulübü, İstanbul,
(1998). (S:235-238).
ARSLAN, B., Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nde Çalışan Personelin Kadının
Çalışmasına Yönelik Tutumlarının ve Toplumsal Cinsiyet Rol Eğilimlerinin Belirlenmesi,
(Bitirme Projesi), Başkent Üniversitesi, (2007).
AŞÇI, F.H., KOCA, C., BULGU, N., Türkiye’de Kadınların Fiziksel Aktiviteye
Katılımlarının Toplumsal Sınıf ve Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Analizi: Fiziksel Aktiviteye
Katılım Kadının Toplumsal Konumunu Güçlendirici Bir Etkiye Sahip Olabilir mi?, TÜBİTAK
PROJE, NO: 106K354, (2008).
AYCAN, Z., Key Success Factors for Women in Management in Turkey, Applied
Psychology: An Internationak Review, 53, 3, 453-477, (2004).
AYTAÇ, S., Çalışma Yaşamında Kariyer, Ezgi Kitabevi, Bursa, (2005).
ATABEK, E.G., The Career and Role Characteristics of Turkish Top Managers
(Yüksek lisans tezi), Orta Doğu Teknik Üniversitesi, (1994).
BAJDO, L.M., DICKSON, M.,W., Perceptions of Organizational Culture and
Women's Advancement in Organization: A Ccross-cultural Examination, Sex Roles, 45, 5/6,
399-414, (2001).
BAUMGARTNER, M.S., Schneider, D.E., Perceptions of Women in Management: A
Thematic Analysis of Raizing the Glass Ceiling, Journal of Career Development, 37,2, 559576, (2010).
BAYRAKTAROĞLU, S., İnsan Kaynakları Yönetimi, Sakarya Kitabevi, Sakarya,
(2003).
BETZ, N., Fitzgerald, L., The Career Psychology of Women, Wiley, New York,
(1987).
BEYDOĞAN, B., Attitudes Toward Women in Managerial Positions: The Effects of
Ambivalent Sexism, Patriarchy and Gender Differences on These Attitudes, (Yüksek Lisans
Tezi), Orta Doğu Teknik Üniversitesi , (2001).
BORA, A., Kadınların Sınıfı, İletişim Yayınları, İstanbul, (2005).
208
BOURDIEU P., Sport and Social Class, Social Science Information, 17, 819-40,
(1978).
BRUNSSON, N., The Organization of Hypocrisy. Talk, Decisions and Actions in
Organizations, W. Sussex: John Wiley and Sons, (1989).
BUCKMASTER, S., Standing Up and Standing Proud: Senior Executive Women
Who Advocate for Gender Equity, (PhD Thesis), Fielding Graduate University, (2007).
BURKE, R.J., Koyuncu, M., Fiksenbaum, L., Organisational Practices Supporting
Women’s Career Advancement and Their Satisfaction and Wellbeing in Turkey, Women in
Management Review, 21,8, 610-624, (2006).
BUTLER, J., Cinsiyet Belası: Feminizm Ve Kimliğin Alt Üst Edilmesi. B. Ertür (çev.).
Metis Yayıncılık, İstanbul: Topkapı. (2005)
CALAS, M.B., Smircich, L., Voicing Seduction to Silence Leadership. Organization
Studies, 12, 567-602. (1991).
CHENG, W., Liao, L., Women Managers in Taiwan. N.J. Adler ve D.N. Izraeli (der.)
Competitive Frontiers: Women Managers in a Global Economy içinde (s. 143–159). Malden,
MA: Basil Blackwell. (1994).
CLARINGBOULD, I., Knoppers, A., Doing and Undoing Gender in Sport
Governance. Sex Roles, 58, 1–2. (2008).
COAKLEY, J., Sport in Society: Issues & Controversies. (7th Ed). Boston: McGrawHill. (2001).
COLE, C.L., Resisting the Canon: Feminist Cultural Studies, Sport, and Technologies
of The Body. Journal of Sport & Social Issues, 17, 77-97, (1993).
COLLINSON, D., Hearn, J., Breaking The Silence: On Men, Masculinities and
Management. D. L. Collinson ve J. Hearn (der.) Men as Managers, Managers as Men.
Critical Perspectives on Men, Masculinities and Management içinde. London: Sage. (1996).
CONNELL, R. W., Toplumsal Cinsiyet ve İktidar, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, (1998).
CONNELL, R., Gender, Polity, Oxford, (2002).
ÇELİKTEN, M., A perspective on women principals in Turkey. International Journal
of Leadership in Education, 8, 3, 207-221, (2005).
ÇUBUKÇU, N., Kadınların Eğitim Düzeyi Arttıkça, İşgücüne Katılım İmkânları da
Artmaktadır, Toprak İşveren Dergisi, 69,(2006).
209
DAINTY, A.R.J., Lingard, H., Indirect Discrimination in Construction Organizations
and the Impact on Women’s Careers, Journal of Management in Engineering, 22, 3, 08-118.
(2006).
DAINTY, A.R.J., Bagilhole, B.M., Neale, R.H., Grounded Theory: A Grounded
Theory of Women's Career Under-Achievement in Large UK Construction Companies,
Construction Management and Economics, 18, 2, 239-250, (2000).
DAVIDSON, M.J., Cooper, C.L., Shattering the Glass Ceiling: The Woman
Manager, Paul Chapman Publishing, London, (1992).
DEUTSCHER SPORTBUND, Mitmachen, Mitdenken, Mitlenken, 50 Jahre Frauen im
Deutschen Sportbund. Frankfurt am Main: DSB, (2001).
DÜNYA EKONOMİK FORUM [World Economic Forum], Global Gender Gap
Report 2007 Türkiye, www.weforum.org , (2008).
EAGLY, A.H., Karau, S.J., Role Congruity Theory of Prejudice towards Female
Leaders, Psychological Review, 109, 573-598, (2002).
ECEVİT, Y., Türkiye’de Ücretli Kadın Emeğinin Toplumsal Cinsiyet Temelinde
Analizi, ed: Hacımirzaoğlu, A.B., 75 Yılda Kadınlar Ve Erkekler, İstanbul: Tarih Vakfı,
İstanbul, (2000), S:267-284.
EDWARDS, A., SKINNER, J., Qualitative Research in Sport Management, Elsevier,
(2010).
EKER, S., Organisational and Personnel Correlates of Attitudes toward Women as
Managers: A Study in Turkey, (Yüksek Lisans Tezi), Boğaziçi University, (1989).
ELY, R.J., Meyerson, D.E., Theories of Gender in Organizations: A New Approach
to Organizational Analysis and Change, Research in Organizational Behaviour, 22, 103-151,
(2000).
ERDOĞAN ÖZGÜL, G., İşletme Yönetiminde Sosyal Sorumluluk Bakış Açısıyla
Kadın Yönetici Terfilerinde Terfi Engelleri: Tekstil Sektöründe Bir Araştırma, (Yüksek
Lisans Tezi), Maramara Üniversitesi, (2002).
FASTING, K., Women and Sport in Norway, ed: Hartmann-Tews, I., Pfister, G., Sport
and Women. Social Issues in International Perspectives, Routledge, London, (2003).
FASTING. K., Skou, G., Developing Equity for Women in the Norwegian
Confederation of Sports. Oslo: The Norwegian Confederation of Sports/Norwegian
University of Sport and Physical Education, (1994).
210
FRISBY, W., Brown, B.A., The Balancing Act: Women Leisure Service Managers,
Journal of Applied Recreation Research, 16, 297-321, (1991).
GAUTIER, A., 10 Top Women Talk About Their Lives and Their Careers, New
Zealand Management, 49, 32-36, (2002).
GIDDENS, A., Sosyoloji, Ayraç Yayınevi, Ankara, (2000).
GLICK, P., Fiske, T.S., Hostile and Benevolent Sexism: Measuring Ambivalent
Sexist Attitudes Toward Women, Psychology of Women Quarterly, 21, 119-135, (1997).
GRAMSCI, A., Selections from the Prison Notebooks of Antonio Gramsci, translated
by Q. Hoare and G. Nowell Smith, New York: International Publishers, London: Lawrence
and Wishart, (1971).
GREENHAUS, P.H., Parasuraman, S., Job Performance Attributions and Career
Advancement Prospects: An Examination of Gender and Race Effects, Organizational
Behavior and Human Decision Processes, 55, 273–297, (1993).
GROWE, R., Montgomery, P., Women and The Leadership Paradigm: Bridging the
Gender Gap, National Forum Journals, (http//www.nationalforum.com/12growe.htm),
(2000).
GUENDOUZI, J., The Gult Thing: Balancing Domestic and Professional Rules,
Journal of Marriage and Family, 68, 901-909,(2006).
GÜLDAL, D., Kadın Yöneticileri Motive ve Demotive Eden Faktörlerin
Belirlenmesine Yönelik Araştırma, (Yüksek Lisans Tezi), Çukurova Üniversitesi, (2006).
GÜNEŞ-AYATA, A., GÖLGELİOĞLU, Ö., Fırsat Eşitliği Mi Sonuçta Eşitlik Mi?
2000li Yıllarda Kadın Kotası Tartışmaları, ed: Durudoğan, H., Gökşen, F., Emrah Oder, B.,
Yükseker, D., Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları: Eşitsizlikler Mücadeleler ve
Kazanımlar, Koç Üniversitesi Yayınları, İstanbul, (2010). S: 137-158.
GÜNEY, S., Gohar, R., Kılıç Akıncı, S., Akıncı, M.M., Attitudes Toward Women
Managers in Turkey and Pakistani, Journal of International Women’s Studies, 8,1, 194-211,
(2006).
GÜRÇAY, C., İsletmelerde Örgüt Kültürü Faktörlerinin Farklı Boyutlarda
Olusmasında Sektörel Farklılıgın Etkisi: Hizmet ve Sanayi Sektörlerinde Yöneticiler
Üzerinde Yapılan Bir Arastırma Sonuçları, İSGUC.ORG Endüstri İliskileri ve İnsan
Kaynakları Dergisi, C:3 S:1, htpp://www.isguc.org, (2001).
211
HACISOFTAOĞLU, İ., Fiziksel Etkinliklerin Kadınların Bedenlerinin ve Toplumsal
Kimliklerinin Yapılanmasındaki İşlevi, (Yüksek Lisans Tezi), Hacettepe Üniversitesi, (2005).
HALL, M.A. Feminism and Sporting Bodies: Essays on Theory and Practice.
Champaign, IL: Human Kinetics, (1996).
HALL, M.A., Cullen, D., Slack, T., The Gender Structure of National Sport
Organisation, Sport Canada Occasional Pages, l2, 1-2, (1990).
HEARN, J., Men Managers and Management: The Case of Higher Education, ed:
Whitehead, S., Moodley, R., Transforming Managers: Gendering Change in the Public
Sector, New York: Routledge, (1999)
HEILMAN, M., Block, C., Martell, R.F., Simon, M.C., Has Anything Changed?
Current Characterizations of Men, Women and Managers, Journal of Applied Psychology,
74, 6, 935-942, (1989).
HELGESEN, S., The Female Advantage: Women’s Ways of Leadership, New York:
Doubleday, (1990).
HENDERSON K. A., Ainsworth B., Researching Leisure and Physical Activity with
Women of Color: Issues and Emerging Questions, Leisure Sciences, 23, 21-34, (2001).
HOEBER, L., Putting Organizational Values into Practice: Gender Equity for
Athletes in a Canadian University. (Doctoral Thesis), University of British Columbia, (2004).
HOEBER, L., Frisby, W., Gender Equity for Athletes: Rewriting the Narrative for
this Organizational Value, European Sport Management Quarterly, 1, 179-209, (2001).
HOVDEN, J., Gender and Leadership Selection Processes in Norwegian Sporting
Organizations, International Review for the Sociology of Sport, 35, 75-82, (2000).
HOVDEN, J., The Gender Order as a Policy Issue in Sport: A Study of Norwegian
Sports Organizations, Nordic Journal of Women’s Studies, 14, 1, 41–53, (2006)
İLKKARACAN, İ., Kentli Kadınlar ve Çalışma Yaşamı, ed: Hacımirzaoğlu, A.B., 75
Yılda Kadınlar ve Erkekler, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, (1998). S: 285-302.
INGLIS, S., Danylchuk, K.E., Pastore, D.L., Multiple Realities of Women’s Work
Experiences in Coaching and Athletic Management, Women in Sport and Physical Activity
Journal, 9, 2, 1-26, (2000).
IOC REPORT, Women, Leadership and the Olympic Movement, International
Olympic Committee and Institute of Sport and Leisure Policy, Loughborough University,
(2004).
212
KABASAKAL, H., A Profile of Top Women Managers in Turkey, ed: Arat, Z.F.,
Deconstructing Images of “the Turkish Woman”, St. Martin’s Press, New York, (1998). S:
225-239.
KABASAKAL, H.E., Ozugur, B., Gender, Socioeconomic Background, and Dual
Career Paths in a Turkish Organization, The 12th EGOS Colloquium, Istanbul, Turkey,
(1995).
KABASAKAL, H., Aycan, Z., Karakaş, F., Women in Management in Turkey, ed:
Davidson, M.J., Burke, R., Women in Management Worldwide: Progress and Prospects,
Aldershot, Ashgate,UK, (2004). S:273-293.
KABASAKAL, H.E., Boyacıgiller, N., Erden, D., Organizational Characteristics as
Correlates of Women in Middle and Top Management, Bogaziçi Journal: Review of Social,
Economic, and Administrative Studies, 8,1/2, 45-62, (1994).
KAĞITÇIBAŞI, Ç., Sex Roles, Family and Community in Turkey, Indiana: Indiana
University Turkish Studies 3, (1982).
KARAKILIÇ, M, Alay, S., Koçak, S., Kadın ve Yönetici: Aday Yöneticiler,
Yönetimsel Becerilerde Cinsiyete Özgü Kalıplara Sahip midirler?, Spor Bilimleri Derneği,
19, 4, 220-237, (2008).
KARAKOWSKY, L., Siegel, J.P., The Effects of Proportional Representation and
Gender Orientation of the Task on Emergent Leadership Behavior in Mixed-Gender Work
Groups, Journal of Applied Psychology, 84, 620-631, (1999).
KARAMAN, D., Türk Basınında Kadın Gazetecilerin Yönetim Kademelerinde
Temsili, (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi, (2006).
KERESTECİOĞLU, İ. Türkiye’de Kadının Toplumsal Konumu: Kazanımlar ve
Sorunlar, ed: Berktay, F., Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde Kadının Konumu: Kazanımlar,
Sorunlar, Umutlar, KADER Yayınları, İstanbul (2004). S: 35-54.
KERFOOT, D., Knights, D., Managing Masculinity in Contemporary Organizational
Life: “A Managerial Project”, Organization, 5, 7–26, (1998).
KING, L.A., Mattimore, L.K., King, D.W., Adams, G.A., Family Support Inventory
for Workers: A New Measure of Perceived Social Support from Family Members, Journal of
Organizational Behavior, 16, 235–258, (1995).
213
KIRKPINAR, L., Türkiye’de Toplumsal Değişme Sürecindeki Kadın, ed:
Hacimirzaoğlu, A.B., 75. Yılda Kadınlar ve Erkekler, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul, (1998).
S: 13-28.
KLENKE, K., Women And Leadership: A Contextual Perspective, New York:
Springer, New York, (1996).
KNIGHTS, D., Kerfoot, D., Between Representations And Subjectivity: Gender
Binaries And The Politics Of Organizational Transformation, Gender, Work and
Organization, 11, 430-454, (2004).
KOCA, C., Aşçı, F.H., Gender Role Orientation In Turkish Female Athletes From
Different Types Of Sport And Female Non-Athletes, Women in Sport and Physical Activity
Journal, 14, 1, 86-94, (2005).
KOCA, C., Bulgu, N., Spor Ve Toplumsal Cinsiyet: Genel Bir Bakış, Toplum ve
Bilim, 103, 163-184, (2005).
KOCA, C., Hacısoftaoglu, İ., Struggling For Empowerment: Sport Participation of
Women And Girls In Turkey, ed: Benn, T., Pfister, G., Jawad, H., Muslim Women and
Sport,. Routledge Publisher, London, (2010). Pp: 154-165.
KOCA, C., B. Arslan, B., Aşçı, F. H., Attitudes Towards Women’s Work Roles and
Women Managers In A Sport Organisation: A Case of Turkey, Gender, Work &
Organisation, (Basımda).
KOCA, C., Aşçı, F.H., Kirazcı, S., Gender Role Orientation In Athletes And NonAthletes In A Patriarchal Society: A Case of Turkey, Sex Roles, 52, 217-225, (2005).
KOCA, C., Henderson, K., Aşçı, F.H., Bulgu, N., Issues Of Participation In LeisureTime Physical Activity For Turkish Women, Journal of Leisure Research, 41, 2, 225-251.
(2009).
KSSGM-KADININ STATÜSÜ VE SORUNLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ,
Bankacılık Sektöründe Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık: Bankacılık sektöründe Örnek Olay
İncelemesi, T.C.Basbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlügü Yayınları,
Ankara, (1996).
KUZGUN, Y., Meslek Danışmanlığı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, (2000).
214
KUZGUN, Y., Sevim, A.S., Kadınların Çalışmasına Karşı Tutum Ve Dini Yönelim
Arasındaki İlişki, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 37, 1, 14–27,
(2004).
KÜMBETOĞLU, B., Sosyolojide ve Antropolojide Niteliksel Yöntem ve Araştırma,
Bağlam Yayıncılık, Ankara, (2005).
LIZZIO, A., Wilson, K.L., Gilchrist, J., Gallios, C., The Role Of Gender In The
Construction And Evaluation Of Feedback Effectiveness, Management Communication
Quarterly, 16, 341-379, (2003).
LOBEL, S.A., St Clair, L., Effects Of Family Responsibilities, Gender, And Career
Identity Salience On Performance Outcomes, Academy of Management Journal, 35, 5, 1057–
1069, (1992).
LORBER, J., Paradoxes of Gender, New Heaven, CT., Yale University Press, (1994).
LYNESS, K.S., Brumit, M., The Relationships of National Gender Equality And
Organisational Support With Work–Family Balance: A Study of European Managers, Human
Relations, 58,1, 33–60, (2005).
MACINTOSH, D., WHITSON, D., The Game Planners:Transforming Canada’s
Sport System, McGill-Queen's University Press, Kingston- Montreal, (1990).
MAIER, M., On the Gendered Substructure of Organization: Dimensions And
Dilemmas of Corporate Masculinity, ed: Powell, G.N., Handbook of Gender and Work,
Thousand Oaks, CA: Sage, (1999).
MANSOR, N., Women Managers in Malaysia: Their Mobility And Challenges, ed:
Adler, N.J., Izraeli, D.N., Competitive Frontiers: Women Managers in a Global Economy,
Malden, MA: Basil Blackwell, (1994). Pp: 101-114.
MARCINKUS, W.C., Whelan-Berry, K.S., Gordon, J.R., The Relationship of Social
Support to The Work-Family Balance And Work Outcomes of Midlife Women., Women in
Management Review, 22, 86-111, (2007).
MARSHALL, J., Women Managers—Travellers in a Male Wworld, Wiley, Chicester,
(1984).
MARSHALL, J., Organisational Cultures and Women Managers: Exploring the
Dynamics of Resilience, Applied Psychology: An International Review, 42, 4, 313–
322.,(1993).
215
MCDONALD, P., Brown, K., Bradley, L., Explanations for The Provision–
Utilisations Gap in Work–Life Policy, Women in Management Review, 20,1–2, 37–56,
(2005).
MCKAY, J., Managing Gender: Affirmative Action and Organizational Power in
Australian, Canadian, and New Zealand Sport, New York: State University, New York,
(1997).
MESSNER, M.A., Sports and Male Domination: The Female Athlete as Contested
Ideological Terrain, ed: Birrell, S., Cole, C.L., Women, Sport and Culture, Champaign, IL:
Human Kinetics, U.S.A, (1994). Pp: 65-80.
MESSNER, M., Sabo, D., Sport, Men, and the Gender Order, Champaign, IL: Human
Kinetics, (1990).
METHENEY, E., Connections of Movement in Sport and Dance, Dubuque, IA:
William C. Brown, (1965).
MEYERSON, D.E., Kolb, D.M., Moving Out of the “Armchair”: Developing a
Framework to Bridge the Gap between Feminist Theory and Practice, Organization, 7, 553571, (2000).
MIHAIL, D.M., Women in Management: Gender Stereotypes and Students’ Attitudes
in Greece, Women in Management Review, 21,8, 681-689, (2006).
MİNİBAŞ, T., Türkiye’nin Kalkınma Sürecinde Kadın İşgücü. N.Arat (der.).
Aydınlanmanın Kadınları, Cumhuriyet Kitap Kulübü, İstanbul, (1998). S:331.
MİRZEOĞLU, N., Sporun Bilimsel Temelleri, Spor Bilimlerine Giriş, ed: Mirzeoğlu,
N, Bağırgan Yayınevi, (2003), Pp: 85.
MORRISON, A.M., White, R.P., Van Velsor, E., Breaking the Glass Ceiling,
Reading, MA: Addison-Wesley, (1992).
NEUMAN, W. L., Social Research Methods: Qualitative and quantitative
approaches, Pearson, Boston, (2006).
NIES M. A., Vollman M., Cook T., African American Women’s Experiences with
Physical Activity in Their Daily Lives, Public Health Nursing, 16, 23-31, (1999).
OLAŞ, Ö., Kadın Yöneticinin Çalışma Yaşamında Değişen Karakteristiği Üzerine Bir
Saha Çalışması: Sakarya Örneği, (Yükksek Lisans Tezi). Sakarya Üniversitesi, (2006).
OWEN, C.L., Todor, W.D., Attitudes Toward Women As Managers: Still the Same,
Business Horizons, 36, 12-17, (1993).
216
ÖRÜCÜ, E., Kılıç, R., Kılıç, T., Cam Tavan Sendromu ve Kadınların Üst Düzey
Yönetici Ppozisyonuna Yükselmelerindeki Engeller: Balıkesir İli Örnegi, Yönetim ve
Ekonomi, 4, 2, 117-135, (2007).
OZBAY, F., Changes in Women’s Activities Both Inside and Outside the Home, ed:
Tekeli, S., Women in Modern Turkish Society, Zed Boks, London, (1995). Pp: 89-109).
ÖZKAN, T., Lajunen, T., Masculinity, Femininty, and Bem Sex Role Inventory in
Turkey, Sex Roles, 52, 103-110, (2005).
ÖZKAPLAN, N., Serdaroğlu, U., Yönetici Kadınlar: Türk Savunma Sanayi
Örneğinde Bir Analiz., Ekonomik Yaklaşım, Yaz-Güz,15, 52/53, 77–93, (2004).
ÖZSOY, Z., Gender Differences in Career Development: A Case Study in Banking
Sector, (Yüksek Lisans Tezi), Orta Doğu Teknik Üniversitesi, (1993).
ÖZSOY, S. Türk Spor Medyasında Kadın, Spor Bilimleri Dergisi, 19, 4, 201-219,
(2008).
PATTON, M.Q., Qualitative Research and Evaluation Methods, Sage Publish,
Newbury Park, CA, (2002).
PETERS, T.J., Waterman, R. H., Yönetme ve Yükselme Sanatı: Mükemmeli Arayış,
Çev. Selami Sargut, Altın Kitaplar, İstanbul, (1987).
PETTERS, L.H., Terborg, J.R., Taynor, J., Women As Managers Scale (WAMS): A
Measure of Attitudes toward Women in Management Positions, Journal Supplement Abstract
Service Catalog of Selected Documents in Psychology, 4, 27, (1974).
PFISTER, G., Gender Issues in Danish Sports Organizations-Experiences, Attitudes
and Evaluations, Nordic Journal of Women’s Studies, 14, 1, 27-40, (2006).
PFISTER, G., Radtke, S., Sport, Women and Leadership: Results of a Project on
Executives in German Sports Organisations, European Journal of Sports Sciences, 9, 4, 229243, (2009).
POWELL, G.N., Butterfield, D.A., Parent, J.D., Gender and Managerial Stereotypes:
Have the Times Changed?, Journal of Management, 28, 2, 177-193, (2002).
RAGINS, B.R., Sundstrom, E., Gender and Power in Organizations, Psychological
Bulletin, 105, 51–88, (1989).
RAPOPORT, R., Bailyn, L., Fletcher, J.K., Pruitt, B.H., Beyond Work-Family
Balance: Advancing Gender Equity and Workplace Performance, Jossey-Bass, San Fransisco
CA, (2002).
217
RIGER, S., Galligan, P., Women in Management: An Exploration of Competing
Paradigms, American Psychologist, 35, 10, 902–910, (1980).
RITTER, B.A., Yoder, J.D., Gender Differences in Leader Emergence Persist Even
for Dominant Women: An Updated Confirmation of Role Congruity Theory, Psychology of
Women Quarterly, 28, 187-193, (2004).
SAKALLI-UGURLU, N., Beydoğan, B., Turkish College Students’ Attitudes toward
Women Managers: The Effects of Patriarchy, Sexism and Gender Differences, Journal of
Psychology, 136, 6, 647-656, (2002).
SANGER, K., Mathes, S., Athletic Directors, Faculty Athletic Representatives and
Women’s Basketball Coaches Perceptions of Title IX Compliance at NCAA Division III
Institutions, Journal of Legal Aspects of Sport, 7, 12-23, (1997).
SARI, E., Çevik, A., Kadın için Kariyer Gelişiminin Önemi, Uluslararası
Multidisipliner Kadın Kongresi, (2009) S: 65-74.
SCHEIN, E. (1992), Organisational Culture and Leadership, Jossey Bass, San
Francisco, (1992).
SEVIM, S.A., Religious Tendency and Gender Roles: Predictors of the Attitudes
toward Women’s Work Roles?, Social Behavior and Personality, 34, 1, 77-86, (2006).
SHAW, S., Scratching the Back of “Mr X”: Analyzing Gendered Social Processes in
Sport Organizations, Journal of Sport Management, 20, 510-534, (2006).
SHAW, S. Frisby, W.,Can Gender Equity Be More Equitable?: Promoting an
Alternative Frame for Sport Management Research, Education, and Practice, Journal of Sport
Management, 20, 483-509, (2006).
SHAW, S., Hoeber, L., “A Strong Man is Direct and a Direct Woman is a Bitch”:
Analyzing Discourses of Masculinity and Femininity and their Impact on Employment Roles
in Sport Oorganizations, Journal of Sport Management, 17, 347-376, (2003).
SHAW, S., Penney, D., Gender Equity Policies in National Governing Bodies: An
Oxymoron or a Vehicle for Change?, European Sport Management Quarterly, 3, 78-102,
(2003).
SHAW, S., Slack, T., “It’s Been Like that for Donkey’s Years”: the Construction of
Gender Relations and the Cultures of Sports Organizations, Culture, Sport, Society, 5,1, 86106, (2002).
218
SIMPSON, R., Presenteeism, Power and Organizational Change: Long Hours as a
Career Barrier and the Impact on the Working Lives of Women Managers, British Journal of
Management, 9, S37–S50, (1998).
SMITHSON, J., Stokoe, E., Discourses of Work–life Balance: Negotiating
‘Genderbling’ Terms in Organizations, Gender, Work & Organization, 12,2, 147–68, (2005).
SOCIAL WATCH, www.socialwatch.org, Erişim Tarihi:18.10.2007.
STAUROWSKY, E.J., Blaming the Victim: Resistance in the Battle over Gender
Equity in College Athletics, Journal of Sport and Social Issues, 22, 194-210, (1996).
SWIM, J.K., Aikin, K.J., Hall, W.S., Hunter, B.A., Sexism and Racism: Old
Fashioned and Modern Prejudices, Journal of Personality ans Social Psychology, 68, 199214, (1995).
THARENOU, P., Conroy, D., Men and Women Managers’ Advancement: Personal or
Situational Determinate?, Applied Psychology: An International Review, 43,1, 5-31., (1994).
THEBERGE, N., The Construction of Gender in Sport: Women, Coaching and the
Naturalization of Difference, Social Problems, 40 (Aug), 301-313, (1993).
TOSUN, D., Kadınların Yerel Yönetim Kademelerinde Sınırlı Sayıda Yer Almalarının
Nedenleri Üzerine bir Araştırma: İstanbul’da Belediyeler Örneği, (Yüksek Lisans Tezi),
Maramara Üniversitesi, (2009).
TÜİK-TÜRKİYE İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ, Turkey’s Statistical Year Book 2007,
TUİK., Ankara, (2007).
TÜSİAD/KAGİDER RAPOR, Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu:
Sorunlar, Öncelikler ve Çözüm Önerileri, Yayın No. TÜSİAD-T/2008-07/468/KAGİDER001, (2008).
USLUER, L., Kadın Öğretmenlerin Yönetici Konumlara Yükseltilmeme Nedenleri
Konusundaki Öğretmen ve Yönetici Görüşlerinin Değerlendirilmesi, (Yüksek Lisans Tezi),
Ankara Üniversitesi, (2000).
VAN VIANEN, A.E., Fischer, A.H., Illuminating the Glass Ceiling: The Role of
Organizational Culture Preferences, Journal of Occupational and Organization Psychology,
75, 315-337, (2002).
VEALE, C., Gold, J., Smashing into the Glass Ceiling for Women Managers, The
Journal of Management Development, 17, 17, (1998).
219
WENTWORTH, D.K., Anderson, L.R., Emergent Leadership as a Function of Sex
and Task Type, Sex Roles, 11, 513-524, (1984).
WHISENANT, W., Pedersen, P., Obenour, B., Success and Gender: Determining the
Rate of Advancement for Intercollegiate Athletic Directors, Sex Roles, 47, 9/10, 485-491,
(2002).
WILLIS, P., Women in Sport in İdeology. J. Hargreaves (Der.). Sport, Culture And
Ideology İçinde. London: Routledge &, Kegan Paul.
WILSON, F.M., Organisational Behaviour and Gender, Ashgate, London, (2003).
WOMEN IN SPORT LEADERSHIP SUMMARY REPORT, Research Digest No:
93. Published by sportscotland., (2004).
WOMEN IN SPORT LEADERSHIP SUMMARY REPORT, Sports Council
Northern Ireland. www.sportni.net, (2005).
WOMEN’S SPORT AND FITNESS FOUNDATION, http://wsff.org.uk. Erişim
tarihi: 20.03.2009
WOODWARD, D., Ozbilgin, M. F., Sex Equality in the Financial Services Sector in
Turkey and the UK, Women in Management Review, 14,8, 325-332, (1999).
WRIGHT, L., Crockett-Tellei, V., Women in Management in Indonesia, ed: Adler,
N.J., Izraeli, D. N., Women Managers in a Global Economy, Malden, MA: Basil Blackwell,
(1994). Pp:57-78.
YARAR, B. Türkiye’de Ataerkil Kültür ile Spor Arasındaki İlişkiler: 1920’ler ve
1930’larda Kadın ve Spor, ed: Pultar, G., Erman, T., Türk(iye) Kültürleri, Tetragon, (2005).
YILDIRIM, A., Şimşek, H., Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri, Tıpkı
Basım, Ankara, (2003).
Web sayfaları:
www.gsgm.gov.tr. Erişim tarihi: 02.01.2011
www.olimpiyatkomitesi.org.tr. Erişim tarihi: 25.12.2011
http://www.northumbria.ac.uk/browse/ne/uninews/263915?view=Standard&news=archive.
Erişim tarihi: 25.03. 2009
http://www.ausport.gov.au/participating/all/women/get_involved. Erişim tarihi: 25.03.2009
http://www.sportscotland.org.uk. Erişim tarihi: 15.03.2011
http://www.sydneyscoreboard.com. Erişim tarihi: 20.03.2011
220
TÜBİTAK
PROJE ÖZET BİLGİ FORMU
Proje No: 109K358
Proje Başlığı: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Türkiye Milli Olimpiyat
Komitesinin Toplumsal Cinsiyet Yaklaşımıyla İncelenmesi
Proje Yürütücüsü ve Araştırmacılar: Doç. Dr. Canan KOCA ARITAN
Projenin Yürütüldüğü Kuruluş ve Adresi: Hacettepe Üniversitesi, Beytepe Kampusu,
06800 Ankara
Destekleyen Kuruluş(ların) Adı ve Adresi: TÜBİTAK
Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 01.04.2010 - 01.04.2011
Özet (en çok 70 kelime)
Bu projenin temel amacı, Türkiye’de spor kurumlarının toplumsal cinsiyet eşitliği
yaklaşımıyla incelenmesidir. Projenin sonucunda, kadınların spor kurumlarının yönetim
kademelerinde yeterince temsil edilmediği ve bunun nedenleri olarak; spor kurumlarında
egemen olan ideal yönetici tanımının kadınları dışlaması, spor kurumlarında erkeklik
kültürünün egemen olması, kadınlara yüklenen toplumsal roller ve toplumsal cinsiyet
kalıp yargılarının spor kurumlarında yaygın olması ve kadınların spora katılımının az
olması bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler:Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Spor Kurumu, Kadın Yönetici
Projeden Yapılan Yayınlar:
Uluslararası kongrelerde sunulan ve kongre kitapçığında basılan bildiriler :
Koca, C., Factors influencing Women’s Sporting Participation in Modern Turkey, 11 th
European Congress of Sports Sciences, Antalya, (2010). (EK 12)
Ulusal Hakemli Dergilerde yayınlanmak üzere gönderilen makaleler:
Koca, C. (Kabul edildi). Spor kurumlarının yönetim kademelerinde kadınların temsili,
Spor Bilimleri Dergisi (EK 13)
221
Download