anestezi ve reanimasyon obstetrik ve jinekolojik

advertisement
T.C.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
ANESTEZİ VE REANİMASYON
OBSTETRİK VE JİNEKOLOJİK
GİRİŞİMLERDE ANESTEZİ
723H00118
Ankara, 2012

Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve
Öğretim Programlarında yer alan yeterlikleri kazandırmaya yönelik olarak
öğrencilere rehberlik etmek amacıyla hazırlanmış bireysel öğrenme
materyalidir.

Millî Eğitim Bakanlığınca ücretsiz olarak verilmiştir.

PARA İLE SATILMAZ.
İÇİNDEKİLER
AÇIKLAMALAR ................................................................................................................ ii
GİRİŞ .................................................................................................................................. 1
ÖĞRENME FAALİYETİ–1 ................................................................................................ 3
1. Obstetrik girişimlerde anestezi ......................................................................................... 3
1.1.Obstetrik Hastanın Anestezik Özellikleri .................................................................... 3
1.2. Obstetrik Girişimlerde Anestezi Uygulama ............................................................... 6
1.2.1.Preoperatif Hazırlık............................................................................................. 8
1.2.2. Hasta Hazırlığı ................................................................................................... 8
1.2.3. İndüksiyon ......................................................................................................... 9
1.2.4. İdame............................................................................................................... 11
1.2.5. Sonlandırma .................................................................................................... 12
1.2.6. Postoperatif Dönem ........................................................................................ 12
1.3. Yenidoğanın Apgar Değerlendirilmesi .................................................................... 12
1.5. Yüksek Riskli Gebeliklerde Anestezi ...................................................................... 14
UYGULAMA FAALİYETİ........................................................................................... 17
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ................................................................................. 22
ÖĞRENME FAALİYETİ–2 .............................................................................................. 23
1.JİNEKOLOJİK GİRİŞİMLERDE ANESTEZİ ................................................................ 23
2.1. Jinekolojik Girişimlerde Anestezi Uygulama ........................................................... 24
2.1.1.Preoperatif Hazırlık........................................................................................... 25
2.1.2.Hasta Hazırlığı .................................................................................................. 25
2.1.3. İndüksiyon ....................................................................................................... 26
2.1.4. İdame............................................................................................................... 26
2.1.5. Sonlandırma..................................................................................................... 27
2.1.6. Postoperatif Dönem ......................................................................................... 28
2.2. Laparaskopik Cerrahinin Anestezik Komplikasyonları ............................................ 28
UYGULAMA FAALİYETİ........................................................................................... 30
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ................................................................................. 35
MODÜL DEĞERLENDİRME........................................................................................... 36
CEVAP ANAHTARLARI ................................................................................................. 38
KAYNAKÇA .................................................................................................................... 39
i
AÇIKLAMALAR
AÇIKLAMALAR
KOD
723H00118
ALAN
Anestezi ve Reanimasyon
DAL/MESLEK
Anestezi Teknisyenliği
MODÜLÜN ADI
Obstetrik ve Jinekolojik Girişimlerde Anestezi
MODÜLÜN TANIMI
Obstetrik ve jinekolojik girişimlerde anestezi uygulama ile
ilgili bilgi ve becerilerin kazandırıldığı öğrenme
materyalidir.
SÜRE
40/ 16
ÖNKOŞUL
YETERLİK
Obstetrik ve jinekolojik girişimlerde anestezi uygulamak
Genel Amaç: Bu modül ile hastane ve/veya teknik
laboratuvar ortamında gerekli araç gereç sağlandığında,
obstetrik ve jinekolojik girişimlerde hastanın ve cerrahinin
özelliğine göre tekniğine uygun olarak anestezi
uygulayabileceksiniz.
MODÜLÜN AMACI
EĞİTİM ÖĞRETİM
ORTAMLARI VE
DONANIMLARI
ÖLÇME VE
DEĞERLENDİRME
Amaçlar
1. Obstetrik girişimlerde hastanın özelliğine göre tekniğine
uygun olarak anestezi uygulayabileceksiniz.
2. Jinekolojik girişimlerde hastanın ve cerrahinin özelliğine
göre
tekniğine
uygun
olarak
anestezi
uygulayabileceksiniz.
Donanım: Anestezi cihazı ve ekipmanları, monitör ve
bağlantıları, anestezi masası, entübasyon malzemeleri ( yüz
maskeleri, laringoskop, entübasyon tüpleri, kaf enjektörü,
tesbit flasteri ve bağları),airway, enjektörler, anestezik
ilaçlar, acil ilaçlar, antidot ilaçlar, eldiven, aspiratör cihazı,
aspiratör sondası, IV tedavi malzemeleri, defibrilatör,
pozisyon destek malzemeleri, idrar sondası.
Ortam: Hastane, teknik laboratuvar.
Modülde yer alan her faaliyetten sonra verilen ölçme araçları
ile kazandığınız bilgileri ölçerek kendi kendinizi
değerlendireceksiniz.
Modülün sonunda ise öğretmeniniz tarafından hazırlanacak
ölçme araçları ile (Çoktan seçmeli, doğru-yanlış, vb. testler)
değerlendirileceksiniz.
ii
GİRİŞ
GİRİŞ
Sevgili Öğrenci,
Obstetrik; doğum ve doğumla ilgili hizmetleri, jinekoloji; kadın cinsiyet organlarının
hastalıklarında medikal ve cerrahi tedavi hizmetlerini içermekte olup obstetrik ve jinekolojik
girişimler anestezinin önemli bir alanını oluşturmaktadır.
Sezaryen operasyonu ilk olarak 1610 yılında yapılmıştır. Obsterik cerrahide en önemli
girişim sezaryendir ve gittikçe artan bir insidansla tüm doğumların yaklaşık %25’ini
oluşturmaktadır. Normal bir cerrahi girişimde anestezist sadece bir kişinin güvenliği ve
optimal koşulları sağlanmayı hedeflerken sezaryende hem annenin hem de fetüsün
güvenliğinin sağlanması zorunludur.
Jinekolojik girişimler uterusun selim ya da malign tümörlerinde tanısal amaçlı
olabildiği gibi tümör rezeksiyonu ya da total histerektomi de olabilmektedir. Girişimler
abdominal laparatomi şeklinde olabileceği gibi kapalı yöntem olarak da bilinen laparaskopik
de olabilmektedir.
Bu modülde obstetrik girişimlerde anestezi ile ilgili olarak özellikle günümüzde
oldukça yaygın olan sezeryan anestezisi; gebeliğin sistemlere etkisi, anestezik ilaçların fetüs
ve yenidoğana etkileri, genel ve regional yöntemler ile hasta hazırlığı, anestezi uygulama
aşamaları ve karşılaşılabilecek komplikasyonlar hakkında bilgiler bulacaksınız. Jinekolojik
girişimlerde laparaskopik teknikte hasta hazırlığı, anestezi yöntemi ve anestezist açısından
sorun teşkil edebilecek ( trendelenburg, litotomi pozisyonu vb.) durumlar hakkında bilgiye
ulaşacaksınız.
Bilgilerin mesleğinize ışık tutması dileğiyle…
1
2
ÖĞRENME FAALİYETİ–1
ÖĞRENME FAALİYETİ–1
AMAÇ
Obstetrik girişimlerde hastanın özelliğine göre tekniğine uygun olarak anestezi
uygulayabileceksiniz.
ARAŞTIRMA
Beceri eğitimi gördüğünüz hastanelerde obstetrik girişimlerde tercih edilen anestezi
yöntemleri ve anestezikleri araştırınız. Öğrendiklerinizi sınıfta arkadaşlarınız ve
öğretmeninizle paylaşınız.
1. OBSTETRİK GİRİŞİMLERDE ANESTEZİ
Obstetrik gebelik ve doğumla ilgili bilgileri karşılayan bir terimdir. Obstetrik
cerrahide genel anestezi uygulaması 1847 yılında Dr. James Yong Simpson tarafından
doğumda eter kullanılmasıyla başlamıştır. Sezaryen operasyonu ise ilk olarak 1610 yılında
yapılmış olup obstetrik cerrahide en önemli girişim sezaryendir ve gittikçe artan bir
insidansla tüm doğumların yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır. Obstetride sezaryen dışında
forseps uygulaması, epizyotomi, internal versiyon, plasentanın çıkarılması, makat gelişi,
uterus inversiyonunun düzeltilmesi gibi nedenlerle anestezi gerekebilir.
Obstetrik girişimlerde anestezi, vajinal doğum ve sezeryan girişimlerinde tercih edilen
yöntem ve kullanılan ilaçların anne, fetüs ve yenidoğan üzerindeki etkilerinden ve gebelikte
meydana gelen fizyolojik değişikliklerden dolayı önemlidir. Bu faaliyette obstetrik hastanın
özellikleri, anestezik ilaçların fetüs/ yenidoğan ve uterus etkileri ile sezaryende anestezi için
hasta hazırlığı, anestezi indüksiyonu, idame, anestezinin sonlandırılması ve postoperatif
dönem özellikleri ve hasta takibi konularına yer verilmiştir.
1.1.Obstetrik Hastanın Anestezik Özellikleri
Gebelik süresince büyüyen fetusun artan metabolik gereksinimi anne adayının
sistemlerinde bir takım fizyolojik değişikliklere yol açar. Bu değişiklikler korpus luteum ve
plasentadan salgılanan hormonlar ile başlatılır. İkinci ve üçüncü trimesterde büyüyen
uterusun mekanik etkileri ile daha da artar. Fizyolojik değişiklikler, obstetrik anesteziye
özellik ve önem kazandırmaktadır. Sezaryen ve vaginal doğumda optimal anesteziyi
oluşturmak için, gebelik süresince annede oluşan fizyolojik değişikliklerin ve anestezide
kullanılan ilaçların fetüs/yenidoğan ve uterus etkilerinin iyi bilinmesi gerekir.
3
Gebeliğin sistemler üzerine etkileri;

Solunum sistemi değişiklikleri; gebeliğin erken döneminden itibaren
hiperventilasyon gelişir. Arteryel parsiyel karbondioksit basıncı (PaCO2) düşer.
Tidal volüm artar, fonksiyonel rezidüel kapasite azalır, bu durum özellikle yatar
pozisyonda daha belirgindir. 3. trimestride oksijen tüketimi artar. Nedeni bu
dönemde uterus, plasenta ve fetüsün artan metabolik gereksinimleridir.
Solunum yolu mukozasında kapiller genişleme sonucu farenks, larenks ve
trakea mukozasında şişme olur, dolayısıyla aspirasyon, laringoskopi ve
entübasyon işlemleri kolaylıkla travmaya yol açar.

Dolaşım sistemi değişiklikleri; kalp atım hızı 10-15/dakika artar. Atım hacmi
ilk trimesterde artar, 28. haftadan sonra sabit kalır. Kardiyak out put artar.
Periferik vasküler direnç azalır, venöz dönüş gebe uterus tarafından engellenir.
Sistolik ve diyastolik basınçlar düşer. Plazma volümü ilk gebelikte 1litreden
fazla, sonraki gebeliklerde 1500 ml kadar artar. Ekstrasellüler sıvı artar, hafif
derecede yaygın ödem görülür. Hemoglobin, hematokrit ve eritrosit sayısı buna
bağlı olarak azalır. Fetüsün anne demirini kullanması sonucu anemi eğilimi
sözkonusudur.

Boşaltım sistemi değişiklikleri; progesteron ve büyüyen uterusun etkisiyle
hafif hidroüreter ve hidronefroz gelişir. Sırtüstü pozisyonda böbrek kan akımı
ve glomerüler filtrasyon hızı da azalır.

Santral sinir sistemi değişiklikleri; aorta kaval bası nedeniyle vertebral venöz
sistemde dolgunlaşma, epidural ve subaraknoid aralık kapasitesinde daralma
olur. Eylemin evresi ve ıkınma derecesine göre beyin omurilik sıvısının (BOS)
basıncı artar. Epidural ve intratekal olarak verilen ilaçların yayılımı artar.

Diğer değişiklikler; gebeliğin geç döneminde hasta sırt üstü yatar pozisyonda
iken vena cava kısmen tıkanır. Aort da baskı altındadır. Baygınlık hissi, terleme,
bulantı, solukluk, huzursuzluk, hipotansiyon ve bradikardi gelişir. Buna
“gebeliğin sırtüstü hipotansif sendromu” ya da “aorta kaval kompresyonu”
denir. Anestezistin aortokaval kompresyon sendromunu ve bu etkileri
artırabilen anestezinin potansiyel etkilerini iyi bilmesi gerekmektedir. Halotan
veya tiyopental gibi vazodilatasyon oluşturan ilaçlar veya epidural veya
subaraknoid anestezi gibi sempatik blok oluşturan anestezi teknikleri vena kava
üzerine uterusun neden olduğu basıya ilaveten kalbe dönen venöz kanı daha da
azaltarak kardiyak output’u düşürürler. Önlem alınmazsa serebral hipoksiye
bağlı konvülsiyonlar gelişir. Aortokaval kompresyon çeşitli yollarla önlenebilir.
Aorta veya vena kava basısı manuel olarak uterusun sola yatırılması ile ortadan
kaldırılabilir. Doğum eylemi başladığında hasta sol tarafa yatırılabilir. Hasta
ameliyat masasına alınmış ve tesbit edilmişse bulgular derinleşebilir. Bunu
önlemek için uterus sola displase edilmeli ve sağ kalça altına küçük bir yastık
veya kauçuk yükselti konularak uterusun sola deviasyonu sağlanmalıdır.
4
Anestezide kullanılan ilaçlar; direkt veya annede yaptıkları değişikliğin fetus ve
yenidoğana yansıması ile kardiyovasküler depresyona neden olabilir. Örneğin opioidler,
intravenöz anestezikler, inhalasyon anestezikleri, lokal anestezikler ve β mimetik ilaçlar.
Anestezist uteroplasental kan akımını maksimum düzeyde tutarak ( aortakaval bası
önlenerek, yeterli oksijen sunumu sağlanarak, yeterli ventilasyon sağlanarak ) neonatal
depresyona engel olmalıdır. Anestezide kullanılan ilaçların plasental geçişleri ve yenidoğana
etkileri ile uterusa etkileri aşağıda tablo 1.1’de açıklanmıştır.
Anestezik Ajan
Plasental Geçiş veFötal/Neonatal Etki
Uterusa Etki
Tiopental
Plesantayı hızla geçer ve 2-3 dakika içinde
pik değere ulaşır. İlaç fetusa transfer
olmadan bebeğin doğumu mümkün
değildir. Anneye uygulanan tek bir
intravenöz doz sonrası ilaç 30 sn de
umblikal venöz kanda saptanır 1.
Dakikada tiopental umblikal venöz kanda
pik konsantrasyonuna ulaşırken umblikal
arteriyel kanda 2-3 dakikada pike ulaşır.
Klinik
dozlarda
maternal(anneye
ait)
sistolik, diastolik basınç
ve uterin kan akımını
azalır, ancak uterus
kontraksiyonlarını
etkilemez.
Ketamin
Depresyon etkisi barbitüratlardan daha
azdır ve 1mg/kg indüksiyon dozunda
neonatal depresyona neden olmaz.
Ester tipi lokal anesteziklerde klinik
dozlarda plasental geçiş görülmez. Amid
tipi lokal anestezikler (örneğin bupivakain,
lidokain, mepivakain ) değişik oranlarda
plasentaya geçmektedir.
Plasentayı hızla geçerler. Fötal ve neonatal
depresyona neden olurlar.
Lokal
anestezikler
Narkotik,
sedatif,
trankilizanlar
İnhalasyon
ajanları
Basit difüzyonla
Geçişleri yavaştır.
plasentaya
geçerler. Hepsi
uterus
kontraksiyonlarının güç
ve
sıklığını
doza
bağımlı olarak azaltır.
Bu durum kanama
riskini artırır.
Yüksek oranda iyonize olmaları ve yağda
erirliklerinin düşük olması nedeniyle
plasental geçişleri zordur. Yüksek dozda
(2-3mg/kg)
anneye
uygulanan
süksinilkolin fetus kanında saptanabilir,
ancak bunun yenidoğan solunumu üzerine
depresan etkisi yoktur.
Antikolinerjikler Atropin ve hiyosin plasentayı geçer.
Kas gevşeticiler
5
Glikopirollat plasentayı geçmez.
Uterus
kontraksiyonu
yapar.
Kanamanın
durdurulmasını sağlar.
Oksitosin
Tablo1.1: İlaçların fötal/neonatal ve uterus etkileri
1.2. Obstetrik Girişimlerde Anestezi Uygulama
Obstetrik hastaların diğer cerrahi girişim yapılacak hastalardan farkı; normal vajinal
doğum eylemi sürerken bir anda sezeryan endikasyonu ile acil ameliyathaneye alınabilme
olasılığıdır. Elektif girişimlerde hasta hazırlığı ve uygulanacak yönteme karar vermek için
yeterli süre varken acil durumunda zaman sınırlıdır ve doğum salonuna alınan her gebenin
potansiyel anestezi hastası olabileceği bilinmelidir.
Obstetrik hastada forseps uygulaması, epizyotomi, internal versiyon, plasentanın
çıkarılması, makat gelişi, uterus inversiyonunun düzeltilmesi gibi durumlarda anesteziye
ihtiyaç duyulabilmektedir.
Sezaryen için anestezi yönteminin seçimi; endikasyona, elektif ya da acil olma
derecesine, hastanın ve anestezistin isteğine bağlıdır. Anestezist anne için en emniyetli ve
rahat, yenidoğan için en az depresan etkili ve cerrahi için optimal çalışma koşullarını
sağlayacak bir yöntem seçmelidir. Sezaryen ameliyatlarında genel anestezi ve regional
bloklar uygulanır. Anestezide kullanılan ilaçların fetüs ve yenidoğan ile uterusa etkileri
bilinerek en uygun yöntem ve anestezik ajana karar verilmelidir.
Sezaryende genel anestezi; hızlı indüksiyon ile anne ve fetüsün tehlikede olduğu
kordon sarkması, plasenta previa veya uterusun akut inversiyonu gibi acil durumlarda
üstünlük sağlar. Sempatik blokajın neden olacağı damar yatağındaki genişlemenin sakıncalı
olduğu durumlarda da genel anestezi üstünlük sağlar. Genel anestezi daha az hipotansiyon
ve daha az kardiyovasküler depresyon yapar. Daha iyi hava yolu ve solunum kontrolü
sağlar. Acil sezaryende genel anestezinin tercih edilmesinin sebebi; santral blokların
kontrendike olduğu durumların ( şok, septisemi, lumbal disk hernisi, koagülopati veya
enfeksiyonu olan hastalar) varlığı ve hastanın bu yöntemi istemesidir.
Genel anestezi uygulamalarında; pulmoner aspirasyon riski, gebelikte alınan fazla
kilolar, büyüyen memeler ve laringeal ödem nedeniyle entübasyon güçlüğü, yenidoğanda
ilaçların depresan etkileri dezavantajlardır. Ayrıca supin pozisyonuna bağlı aorta kaval bası
görülebilir. Bütün bu riskler göz önünde bulundurularak, anestezi iyi planlanmalı ve
aşağıdaki önlemler alınmalıdır.

Aorta kaval bası; genel ve rejionel anestezi uygulamalarında, ameliyat
masasında supin pozisyonunda yatan hastada aortakaval basıya bağlı
semptomları görülebilir. Önlenmesi için hastanın sağ kalçası altına yumuşak bir
yastıkçık ya da kauçuk bir yükselti yerleştirilmeli ve uterusun sola deviasyonu
sağlanmalıdır. Ayrıca ameliyat masasına da eğim verilebilir.
6

Aspirasyon riski; obstetrik hastalarda mortalite nedenlerinin başında gastrik
içeriğin pulmoner aspirasyonu yer alır. Bütün hastalarda aspirasyon
pnömonisini önlemek için indüksiyon öncesi antiasitler ve/veya H2 reseptör
blokerleri verilmelidir.

Entübasyon güçlüğü; güç entübasyon anesteziye bağlı maternal mortalitenin
en önde gelen sebebidir. Bunun nedeni solunum yolu mukozasında kapiller
genişleme sonucu farenks, larenks ve trakea mukozasındaki ödemdir. Eğer
zorluk bekleniyorsa lokal teknikler, uyanık entübasyon veya fiberoptik
laringoskopi koşulları hazırlanmalıdır.
Sezaryende rejyonel anestezi (spinal, epidural bloklar), son yıllarda daha çok tercih
edilmektedir. Hastanın bilincinin açık olması dolayısıyla bebeğinin doğumuna tanıklık
etmesi, hava yolu reflekslerinin korunuyor olması ve aspirasyon riski taşımaması,
yenidoğanda ilaca bağlı solunum depresyonuna neden olmaması, uterus atonisine yol
açmaması ve analjezinin postoperatif dönemde devam etmesi avantajlarındandır. Uygulama
için zaman gerekmesi regional blokları acil girişimlerde sınırlayan bir durumdur. Örneğin
spinal için 15-20 dakika, epidural blok içinse 30-40 dakika zamana ihtiyaç vardır.
Rejionel blok uygulamasına başlamadan önce hastada geniş bir ven seçilerek damar
yolu açılmalı ve sempatik blokajın neden olacağı hipotansiyonu önlemek için 500-1000ml
kristaloid bir mayi takılarak damar yatağı doldurulmalıdır. Uygulama sonrası hipotansiyon
gelişirse hızlı sıvı infüzyonunun yanı sıra efedrin verilmelidir. Uygulamaya başlamadan önce
resussitasyon ekipman ve ilaçların kontrol edilmesi gerekir. Entübasyon malzemeleri ve
genel anestezi için gerekli tüm ilaçların da hazır bulundurulması gerekir.
Rejyonel anestezi komplikasyonları; hipotansiyon, baş ağrısı, solunum depresyonu,
IV enjeksiyon, sinir hasarı ve yetersiz analjezidir. Epidural anestezide başağrısı ve
hipotansiyon gelişebileceği bilinerek önlem alınmalıdır. Bebek çıkarılıncaya kadar anneye
%100 oksijen verilmesi faydalıdır. Spinal blok uygulaması sırasında istenmeyen bir durum
olarak spinal total blok gelişebilmesidir. Ekstremitelerde ağırlık hissi ve parestezi, nefes
almakta ve konuşmakta zorluk, hipotansiyon gelişir, solunum durur, bilinç kaybolur. Suni
solunum başlanarak efedrin yapılır. Bir iki saat içinde hasta düzelir. Bu süreçte hasta çok
dikkatli izlenmelidir.
Rejyonel anestezi kontrendikasyonları; şiddetli koagülopati, sepsis, uygulama
yerinde enfeksiyon, hastanın bu yöntemi istememesi hipovolemi, aktif kanama ve şiddetli
fetal distresstir.
Bloğun değerlendirilmesi; blokajın hem motor hem duyusal yönden
değerlendirilmesi hastanın izlenmesi ve cerrahi girişime olanak tanımak için gerekli
önkoşuldur. Bu değerlendirmeleri yapabilmek için;

Duyusal blokajın düzeyi dermatomların analjezi yönünden değerlendirilmesi ile
belirlenir. Anestezi
düzeyinin belirlenmesi
ve komplikasyonların
değerlendirilmesi için dermatomların bilinmesi şarttır. Vertebral kolonu terk
eden sinirler deride belirli bir yayılım göstererek dermatomları oluştururlar.
Künt iğne ile ciltte ağrı kontrolu ile değerlendirilir.
7






C8; dermatomu küçük parmak
T1-2; kol ve önkolun içyüzü
T10; göbek hizası
L1; ingüinal bölge
S1-4; perine bölgesi
Motor
blokajın
değerlendirilmesi
Bromage
Skalası
kullanılarak
yapılabilmektedir. Motor bloğu derecelendirmede Bromage Skalasında
derecelendirme şu şekildedir;

0; hiç paralizi yok

1; sadece dizini ve ayağını hareket ettirebiliyor.

2; dizini bükemiyor, sadece ayağını oynatabiliyor.

3; ayak ve başparmağını oynatamıyor total paralizi var.
1.2.1.Preoperatif Hazırlık
Preoperatif hazırlıkta vizit önemli bir yer tutar. Preanestezik vizit, operasyona
hazırlanan olgunun anestezist tarafından değerlendirilmesini, anestezi riskinin
belirlenmesini, anestezi yöntemi ile kullanılacak ilaçların belirlenmesini ve hazırlıkların
tekrar gözden geçirilmesini sağlar. Sezeryan girişimlerinde; supin pozisyonunda yatmakta
olan hastada aorta kaval basıya bağlı semptomlar görülebilir, entübasyon güçlüğü ve mide
içeriğinin akciğere aspire olma riski vardır. Anestezi planı bu noktalar dikkate alınarak
yapılmalıdır.
Preoperatif süreçte anestezi uzmanı tarafından şu işlemler yapılır. Hastanın anamnezi
alınır. Medikal anamnez ile hastanın hastalıkları, kullandığı ilaçlar, alleji varlığı, herhangi bir
cerrahi girişim geçirip geçirmediği, alışkanlıkları (sigara, alkol ve madde bağımlılığı)
sorgulanır. Fizik muayenede kalp, akciğerler dinlenir, gerekli görülürse akciğer grafisi ve
diğer tetkikleri istenir. Arteriyel kan basıncı ölçülür. Hipertansif hasta preeklemsi yönünden
araştırılır. Entübasyon güçlüğü açısından hasta değerlendirilir. Zor entübasyon olasılığına
karşı gerekli malzemeleri anestezi teknisyeni tarafından hazırlanır ( kısa saplı laringoskop,
tüp mandreni, değişik ebatta tüpler, magill pensi vb.). Spinal anestezi planlanıyorsa sırt ve
omurga değerlendirilir. Hemoglobin, hematokrit, elektrolitler, kanama pıhtılaşma zamanı,
kan grubu ve idrar analizi gibi laboratuar bulguları ile EKG’si değerlendirilir. Anamnez,
fizik muayene ve laboratuar bulguları sonucunda gerekirse ileri tetkik istenir ya da ilgili
hekimlik alanından konsültasyon istenir.
1.2.2. Hasta Hazırlığı
Elektif sezeryanda hasta girişim öncesi görülmüş, değerlendirilmiştir. Girişim öncesi
hasta yeterli süre aç bırakılarak ve midesi boşaltılmış olur. Elektif sezeryanda anesteziden
önce en az 6 saatlik, tercihen 12 saatlik açlık gerekir. Ancak açlık durumunda bile asidik
gastrik içeriğin neden oduğu aspirasyon pnömonisi riski mevcuttur. Oral alım engellenerek
intravenöz yol açık tutulmalıdır. Doğum hastasında travayın aniden başlaması ve acil
sezeryan endikasyonu konulmasını takiben yemekten birkaç saat sonra dolu mide ile genel
anestezi uygulamak zorunluluğu sözkonusu olabilir. Gastrik içeriğin yaratacağı aspirasyon
8
pnömonisi riski göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmalıdır. Mide pH’sının
2.5’den az, volümünün 25ml’den fazla olması aspirasyon riskini artırır.
Obstetrik hastalarında çoğu zaman sedatif ya da analjezik premedikasyona gerek
yoktur. Preanestezik medikasyonda aşağıdakiler uygulanabilir.

Sedatif premedikasyona mutlaka gerek duyuluyorsa; Küçük dozlarda diazepam
( 2-5mg) ya da midazolam (1-2mg ) verilebilir.

Bütün hastalara aspirasyon pnömonisini önlemek amacıyla indüksiyondan 3045 dakika önce 30 ml 0,3 M sodyum sitrat verilmelidir.

Yüksek risk grubundaki hastalara (aşırı obez, reflü sendromları olanlara,
solunum yolu anatomik zorlukları, acil ve midesi dolu ) indüksiyondan 1-2 saat
önce, 100-150 mg ranitidin veya 10 mg metoklopramid verilir. Partikülsüz
antiasitler, H2 reseptör antagonistleri veya metoklopramid uygulaması ile pH
yükseltilerek volümün azaltılması ve alt özefagus sfinkter tonüsünün
artırılabilir.

Elektif sezeryanda akşam ve ameliyat sabahı 40 mg omeprazol aynı amaçla
verilebilir.

Antikolinerjiklerin alt özefagus tonüsünü azaltırlar, ancak 0,2 mg glikopirrolat
havayolu sekresyonlarını azaltmak amacıyla özellikle zor entübasyon beklenen
olgularda kullanılabilir.
1.2.3. İndüksiyon
Aspirasyon riskini önlemek için hastaya indüksiyondan 1 saat önce partikül içermeyen
bir antiasit verilmelidir. İndüksiyon öncesi hastada geniş bir venöz yol açılmalı, sıvı
infüzyonu başlatılmalıdır. Uterusun neden olduğu aorta-kaval basıyı önlemek için hasta
ameliyat masasına yattıktan sonra, masa 150 sola döndürülmeli ve sağ kalçanın altına bir
yastık konmalı, bu pozisyon girişiminin sonuna kadar sürdürülmelidir. Hasta monitörize
edilidir (EKG elektrotları yerleştirlmeli, kan basıncı ölçümü için tansiyon aleti manşonu
bağlanmalı, pulse oksimetre probu takılmalı, kapnograf devreye takılmalı ).
Preoksijenasyon indüksiyondan önce, yüze iyi oturan bir maske ile %100 oksijen 3
dakika, süre kısıtlıysa 30 saniye içinde 4 vital kapasite solunumu ile preoksijenasyon
sağlanmalıdır.
Fetus ve yenidoğanın anesteziden mümkün olduğunca az etkilenmesi için indüksiyon
doğum aralığı kısa olmalıdır. Bu nedenle indüksiyon cerrahi bölgenin temizliği ve steril
örtülerle örtüldükten sonra yapılmalıdır, ancak bu durum hastaya açıklanmalı, hazırlık
hastayı irite etmeyecek şekilde ve yakıcı solüsyonlar kullanılmadan yapılmalıdır.
İndüksiyon-doğum aralığı; cilt insizyonu ile doğum arasındaki süre 8 dakikadan, uterus
insizyonu ile doğum arasındaki sürenin 180 saniyeden kısa olmalıdır. Süre uzadığında fetal
dokular N20’e doyar. Bunun sonucunda yenidoğanda ilk dakikalarda hafif bir depresyon ve
yeterli oksijenasyon yapılmazsa difüzyon hipoksisi gelişebilir.
9
Şekil 1.1: Sezaryende bebeğin çıkarılması
Resim 1.1: Sezaryende bebeğin çıkarılması
Hızlı bir anestezi indüksiyonu için; tiopental 4-7mg/kg, propofol 2-2,5 mg/kg,
etomidat 0,3 mg/kg veya ketamin 0,75 mg/kg ve dozda kullanılabilmektedir. Kas gevşetici
olarak 1-2 mg/kg dozda suksinilkolin 0,6 mg/kg rokuronyum veya 0,5mg/kg atrakuryum
tercih edilebilir. Günümüzde etki sürelerinin kısalığı dolayısıyla atrakuryum ve vekuronyum
tercih edilmektedir. Yeterli kas gevşemesini takiben entübasyon gerçekleştirilir. Trakeanın
rahat görülmesini sağlamak için bir kişi krikoid bası yapar. Krikoid bası aspirasyon riskini de
önler. Zor entübasyon beklenen ve tok kabül edilen acil olgularda hızlı etkisi göz önünde
bulundurularak süksinilkolin tercih edilebilir. Entübasyon sonrası entübasyonun
doğrulanması ve ekspirium havasındaki karbondioksit basıncını görmek için kapnograf
izlenmelidir. Entübasyon eylemi başarısızlıkla sonuçlanırsa aşağıda tabloda açıklandığı
şekilde işlem basamakları gerçekleştirilir.
Başarısız Entübasyon
1.Yardım çağır.
%100 oksijenle ventile et.
 Yüz maskesi ve krikoid bası veya
 Özefageal-trakeal kombine tüp veya
 Laringeal maske ile havayolu(LMA) ve krikoid bası uygula
2.Ventilasyon ve oksijenasyonu değerlendir.
Ventilasyon Yetersiz
Surgikal
olmayan
Ventilasyon Yeterli
havayolu
10
Fetüsü değerlendir
alternatiflerini düşün
 Kombitüp
 LMA ile birlikte krikoid basınç
 Transtrokeal
jet
entübasyon
alternatiflerini uygula.
Surgikal hava yolu alternatiflerini düşün
 Krikotrotomi
 Trakeotomi uygula
Fetal Distres
Fetal Distres yok
%100 oksijen ve
inhalasyon
anestezisi ile
spontan
ventilasyonu
( yeterli ise) sağla
Bebeğin
çıkarılmasını sağla.
Hastayı uyut
veya
Uyanık entübasyon
veya
regional anestezi
seçeneklerini
değerlendir.
Bebeğin çıkarılmasını sağla.
Tablo1.2: Obstetrik hastada zor entübasyonda işlem basamakları
1.2.4. İdame
Bebek çıkıncaya kadar; anestezi %50 O2 içinde %50 N20 ve düşük doz volatil ajan ile
sürdürülmelidir. İnhalasyon anestezikleri bebek çıkmadan hemen önce kapatılır, kordon
klempleninceye kadar oksijenize etmeye devam edilir. Kordon klempe edildikten sonra
uterus toparlanıncaya kadar O2+N2O ve intravenöz anestezikler, opioidler ve kas gevşeticiler
ile devam edilir.
Volatil anesteziklerin düşük konsantrasyonda neonatal depresyona neden olmadığı,
kan kaybını arttırmadığı bilinmektedir. %50 O2+ %50 N2O ile birlikte verilen %0,5 halotan,
%0,75 isofluran, %1 enfluran, %1 sevofluran veya %3 desfluran bilinci kaldırmak için
yeterlidir. Bebeğin çıkmasını takiben uterus kontraksiyonlarını artırmak ve kanamayı
azaltmak amacıyla hastaya oksitosit yapılmalıdır.
Resim 1.2: Göbek kordonu klemplendikten ve kesildikten sonra oksitosin infüzyonu
yapılmalıdır.
11
Bebek çıkarıldıktan sonra çocuk doktoru ya da anestezist tarafından genel durumu
değerlendirilir. Bu amaçla doğumu takibeden 1 ve 5. dakikalarda bebeğin apgar
değerlendirilmesi yapılır. Gerekirse yenidoğana resüsitatif girişimler yapılmalıdır.
Anestezi altında aşırı hiperventilasyon ve hipokapniden kaçınılmalıdır. PaC02
değerinin 25mmHg’nın altına düşmesi fetüste hipoksi ve asidoza neden olabilir. Bu nedenle
aşırı hiperventilasyondan kaçınılmalı, annede PaCO2 değeri 30-33 mmHg aralığında
tutulmalıdır. Mide içeriği oral gastrik tüp ile boşaltılarak pulmoner aspirasyon riski
azaltılmalıdır. Anestezi derinliği ve kanama yönünden hasta dikkatle izlenmelidir.
1.2.5. Sonlandırma
Girişimin bitmesini takiben inhalasyon anestezikleri kesilir, hastaya %100 oksijen ile
ventilasyon yapılır. Solunum devresi manuel moda alınır ve spontan solunumun gelmesini
sağlamak için hipoventilasyon yapılır. Hipoventilasyonun etkileri endtidal karbondioksit
değerinden takip edilmelidir. Spontan solunumun geri dönmesinden sonra kas gevşetici
ajanın antidotu yapılır. Hasta düzenli ve yeterli solumaya başladıktan sonra ekstübe edilir.
Ekstübasyon sonrası birkaç dakika maske ile %100 oksijen vermeye devam edilir. Oksijen
satürasyonu izlenir. Oda havasını solumakta olan hastanın oksijen satürasyonu % 98 ve
üzerinde ise hasta sorulan sorulara cevap verebiliyor, kas gücünün geri geldiğine dair
bulgular gözleniyor ve kardiyovasküler ve pulmoner parametreler normal ise hasta
postopreatif bakım ünitesine nakledilebilir.
1.2.6. Postoperatif Dönem
Hastanın spontan solunumu, oksijen satürasyonu, vücut ısısı, arteriyel kan basıncı
yakından izlenmelidir. Kanama kontrolü yapılmalıdır. Özellikle zor entübasyon olan hastalar
laringospazm gelişebileceği düşünülerek yakından izlenmeli, gereğinde kullanılmak üzere
acil ilaçlar ve entübasyon malzemeleri hazır bulundurulmalıdır.
1.3. Yenidoğanın Apgar Değerlendirilmesi
Her yenidoğan bebekte doğar doğmaz klinik değerlendirme yapılır. Değerlendirmenin
amacı; acil girişim veya özel bakım gerektiren bir durum olup olmadığının belirlenmesi,
majör veya minör bir anatomik anomali varlığının saptanması, daha sonraki muayeneye esas
oluşturacak bulguların kaydedilmesidir.
12
Resim1.3: Yenidoğanın Apgar değerlendirmesi için kalp sesleri dinlenir.
1952 yılında “Virginia APGAR” tarafından geliştirilen Apgar skoru, yenidoğan
bebeğin klinik durumunun değerlendirilmesini sağlayan bir yöntemdir. Değerlendirilen
parametreler ve puanlama skorları aşağıda tablo 1.3’de verilmiştir.
PUAN
PARAMETRE
0
1
2
Kalp ritmi
Kalp sesleri yok
<100/dk
>100/dk
Solunum sayısı
>100/dk
Yüzeyel, düzensiz
Düzenli kuvvetli
Kas Tonusu
Genel hipotoni
Ekstremitelerde
hafif fleksiyon
Hareketli,
ekstremiteler
fleksiyonda
Refleksleri
Yok
Yüzde hafif mimik
Hareket, ağlama,
öksürük
Deri rengi
Siyanoze vaya
soluk
Ekstremiteler
siyanoze, gövde
pembe
Ekstremiteler ve
gövde
pembe
Tablo 1.3: Yenidoğanın Apgar değerlendirme parametreleri
13
Her bir parametre için verilen puanlar toplanır. Buna göre;
8-10 puan arası; bebeğin iyi durumda olduğunu,
4-7 puan arası; bebeğin tehlikede olduğunu,
0-4 puan arası; bebeğin durumunun çok ağır olduğunu gösterir.
Apgar skorlaması doğumu takiben 1.ve 5. dakikalarda yapılır. Nadiren 10. dakikada
da değerlendirme yapılmaktadır. Bu skor doğumda bebeğin resüsitasyona gereksinim duyup
duymadığı ve resüsitasyon çabalarına nasıl yanıt verdiği hakkında oldukça doğru fikirler
verir. Beş objektif bulgudan oluşan 10 puan bebeğin durumunun iyi olduğunu gösterir.

Birinci dakika Apgar skoru; genellikle umblikal kanın pH’ı ile ilişkili olup,
intrapartum asfiksinin ve yardımcı solunum gereksiniminin bir göstergesidir.

Beşinci dakika Apgar skoru; yenidoğan dönemindeki ölümlerin ve ilerdeki
nörolojik gelişimin değerlendirilmesi açısından, birinciye göre daha doğru bir
fikir verir.
Skorlamadaki komponetlerden kas tonusu, deri rengi ve refleks irritabilite kısmen
fizyolojik maturasyona bağlıdır. Maternal sedasyon veya analjezi yenidoğanın kas tonusu ve
refleks irritabilitesini azaltabilir. 1. ve 5. dakika Apgar skoru düşüklüğü, bebeğin
resüsitasyona gereksinim duyduğunun en iyi kanıtıdır.
1.5. Yüksek Riskli Gebeliklerde Anestezi
Preeklemsi, eklemsi, plasenta previa ve abruptio plasenta nedeniyle gelişen hemoraji,
preterm
doğum,
annedeki
kalp
hastalığı
obstetrik hastada
görülebilecek
komplikasyonlardandır.

Preeklemsi; gebelik toksemisi olarak adlandırılan preeklampsi ve eklampsi
maternal (anneye ait) morbidite ve mortalitenin en sık nedenleri arasındadır.
Gebeliklerin %8’inde görülür. Obsterik anestezide en sık karşılaşılan, normal
bir gebeliğin seyrini değiştiren ve kritik bir hastalığa dönüştürebilen bir
komplikasyondur.
Preeklemside risk grubu; böbrek hastalığı, antifosfolipid sendrom, kronik
hipertansiyon, ailede preeklemsi öyküsü, çoğul gebelikler, nulliparite, gebenin yaşının 40’ın
üzerinde olması, diyabetus mellitus varlığı gebelikte preeklemsi riskini artırmaktadır.
Preeklampsi gebeliğin 20. haftasından sonra gelişen hipertansiyon, proteinüri (24 saat
>300 mg ) ve ödem ile belirgin durumdur. Belirtiler gebeliğin sonlanmasından 48 saat sonra
geriler, normale döner. Sistolik kan basıncı > 140 mmHg, diyastolik kan basıncı >90 mmHg
veya sistolik ve diyastolik kan basınçlarının gebelik öncesi değerlerine oranla %30- %15
artmıştır. Tabloya konvülziyonların eklenmesi eklampsi olarak adlandırılmaktadır.
14
Plazma volümünde azalma, karaciğer fonksiyonlarında bozulma, santral sinir sistemi
irritabilitesi, renal yetmezlik ve koagülasyon bozuklukları gelişebilir. Uteroplasental
perfüzyonun azalması ile fötal distress sık görülür. İntrauterin gelişme geriliği görülebilr.
Tedavide hedef hipetansiyonu kontrol altına almak, nöbetleri önlenmek, bebeğin
doğurtulmasını sağlamaktır. Magnezyum sülfat konvülziyonların önlenmesi için kullanılır.
Nöromüsküler bileşimde magnezyum sülfat, kas gevşeticilerin etkisini potansiyelize eder.
Dolayısıyla yenidoğanda solunum depresyonu, kas zayıflığı, emmede güçlük meydana
gelebilir. Kalsiyum bu etkileri kısmen antagonize eder. Hipertansiyonun önlenmesinde ise;
hidralazin, labetalol, nitrogliserin ve sodium nitroprussid kullanılmaktadır.
Girişim öncesinde hastanın rutin laboratuvar verilerinin yanı sıra pıhtılaşma zamanı,
karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri değerlendirilir. Ağır hipertansiyonlu hastalarda
anestezi öncesi hasta stabilize edilir. Bu hastalarda ani kan basıncı değişiklikleri ve kardiyak
komplikasyonlar görülebileceği için ayrıntılı monitörizasyon (invaziv arteriyel basıncı, CVP,
olanak varsa pulmoner basınç ) sağlanır.
Gebede, hipertansiyon kontrol altına alınır. Hipovolemi giderilir. Koagülapatisi olan
gebede genel anestezi tercih edilmelidir.
Genel anestezide dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; üst solunum yollarındaki
ödem nedeniyle entübasyonda zorluk olabileceği bilinerek hareket edilmelidir. Laringoskopi
ve trakeal entübasyonun hipertansiyona neden olması önlenmelidir. Bunun için entübasyon
öncesi lidokain, nitrogliserin ve sodium nitroprussid kullanılabilir, ayrıca entübasyon
anestezi yeterli derinliğe ve kas gevşemesi maksimuma ulaştığında yapılmalıdır.
İndüksiyonda ketaminden kaçınılmalıdır. Koagülasyon bozukluğu olan hastada entübasyon
ve ekstübasyonda kanama görülebilir, dikkatli olunmalıdır. Anestezi öncesi trombosit sayımı
yapılmalı, trombositler 100000/mm3 ise rejionel anestezi kontrendikedir
Postpartum dönemde ödemlerin çözülmesi ile sıvı kompartmanları arasında
dengesizlikler oluşabileceği, pulmoner ödem gelişebileceği bilinerek detaylı izlem
yapılmalıdır.

Annede kalp hastalığı; romatizmal, iskemik veya konjenital kalp hastalığında,
gebeliğin neden olduğu ilave kardiyovasküler stres iyi tolere edilemez. Bu
duruma doğum ya da sezaryenin de stresi eklendiğinde ciddi sorunlar
yaşanabilir.
Kalp hastalarında; hipotansiyon ve hipoksiye neden olmayan, ağrı duyusunu ortadan
kaldıran, solunum ve dolaşım depresyonuna neden olamayan, larenks ve bronş spazmı
oluşturmayacak yöntem ve anestezikler seçilmelidir. Hastanın ıkınmasına fırsat
verilmemelidir. Segmental epidural blok, paraservikal ya da pubental blok veya genel
anestezi (dengeli anestezi) uygulanabilir. Konjestif yetmezliği olan hastada ilaçlar minimal
dozda verilmeli, doğum süresince %100 oksijen ile ventilasyon sağlanmalıdır. Entübasyona
kardiyovasküler yanıt önlenmelidir ( indüksiyon öncesi 1-2mcg/kg fentanil verilebilir.
).Postpartum dönemde venöz basınçtaki ani artışlar tehlikelidir.
15

Kanama; plasenta previa ya da plasentanın erken ayrılması kanamanın
nedenlerinin başında gelir. Bunlar anne ölümlerinin de en önemli nedeleridir.
Muayene için genel anestezi verme gerekliliği doğabilir. Anestezik ilaçlar,
malzemeler hazırlanmalı ve kanamaya karşı önlemler alınmalıdır (damar yolu
açmak için uygun intraket, tesbit malzemeleri, kolloid mayiler; HES, jelofusine
vb). Hasta hipovolemik ise indüksiyon için ketamin tercih edilebilir. Doğumu
izleyen atonik kanama, dissemine intravasküler koagülasyon gelişebilir. Hızlı
kan transfüzyonu, koagülasyon bozukluğu varsa taze donmuş plazma, trombosit
konsantresi, kriyoprespitat verilmelidir. Kan transfüzyonu yapılamadığında ya
da kan kayıplarının büyük miktarlarda elektrolit solüsyonları ile replase
edilmeye çalışıldığı durumlarda akciğer ödemi gelişir. Hasta bu nedenle ölebilir.
16
UYGULAMA FAALİYETİ
UYGULAMA FAALİYETİ
Obstetrik girişimlerde anestezi uygulayınız.
İşlem Basamakları
Öneriler
 Anestezi cihazının tüm bağlantılarını,
devrelerini ile kalibrasyonunu yaparak
hazır hale getirmelisiniz.
 Standart monitörizasyon ekipmanları ile
birlikte anestezi uzmanının direktifleri
doğrultusunda ekstra monitörizasyon
ekipmanlarını da hazırlamalısınız.
 Anestezik ve acil ilaçları hazırlamalısınız.
 Hastaya genel anestezi uygulanacak ise;
intravenöz indüksiyon için anestezistin
order ettiği anestezik ajanı (barbitüratlar,
benzodiazepin, opioid, propofol veya
etomidat) dikkatli bir şekilde
hazırlamalısınız.
 Regional bloklardan biri uygulanacaksa;
uygun set ve lokal anestezik ilaç ile cilt
antiseptiğini ve tesbit malzemelerini
eksiksiz bir şekilde hazırlamalısınız.
 Anestezi
cihazı
ile
anestezi
 Atropin, adrenalin gibi acil ilaçların yanı
uygulaması için gerekli malzeme ve
sıra özellikle sezaryen ameliyatlarında
ekipmanları hazırlayınız.
bebeğin çıkarılmasını takiben uterus
kontraksiyonlarını artırarak kanamayı
durudrmak için oksitosini hazır
bulundurmalısınız.
 Entübasyon için gerekli malzemeler ile
tesbit materyallerini hazırlamalısınız.
 Pozisyon destek malzemelerini
hazırlamalısınız.
 Aspiratör cihazı ve sondalarını
hazırlamalısınız.
 Yenidoğan resüsitasyonu için gerekli
malzemeleri hazır bulundurmalısınız.
 (aspiratör sondası, bebek ambusu,
entübasyon tüpü, laringoskop, airway vb )
 İntravenöz ve intraarteriyal
kateterizasyon için gerekli malzemeleri
ve cilt antiseptiğini hazırlamalısınız.

 Hastanın ameliyat masasında supin
 Hastayı genel anesteziye hazırlayınız.
pozisyonunda yatmasını sağlamalısınız.
 Obstetrik hastasının sağ kalça altına
17
küçük bir yükselti koymalısınız. Bunun
aorta kaval basıyı önleyen çok önemli bir
işlem basamağı olduğunu
unutmamalısınız.
Hastaya genel anestezi uygulamasını
başlatınız.
Yeterli anestezi derinliği sağlandıktan
sonra hastayı hızlı bir şekilde entübe
ediniz.

 Hasta güvenliği açısından gerekli
önlemleri almalısınız, ancak bunu
yapmadan önce mutlaka hastaya bunun
gerekliliğini açıklamalısınız.

 Standart monitörizasyon için gerekli
işlem basamaklarını gerçekleştirmelisiniz.

 İleri monitörizasyon girişimleri için de
malzemeleri hazırlamalısınız.

 Hasta damar yolu açılmadan
ameliyathaneye alındıysa; fiziki yapısına
uygun intraket ile bir damar yolu
açmalısınız.

 İkinci bir damar yolu açmanız gerekirse,
bunu indüksiyon sonrası yapmalısınız.

 İndüksiyon öncesi hastaya %100 oksijen
vermelisiniz, ancak hasta uyuyuncaya
kadar maskeyi hastanın yüzünden biraz
yukarıda tutmalı böylece hastada
boğulma hissine mani olmalısınız.

 İ.V indüksiyon ajanını yavaş bir şekilde
uygulamalısınız.
 Uygun dozdaki kas gevşetici ajanı
hastanın kirpik refleksinin kaybını
takiben zaman kaybetmeden
yapmalısınız.

 Entübasyonun kardiyovasküler
parametrelerde bir değişikliğe neden
olmaması için, anestezi derinliğinin
yeterli, kas gevşemesinin maksimum
düzeyde olmasına dikkat etmelisiniz.
 Trakeanın rahat görülmesini sağlamak ve
aspirasyon riskini önlemek için dışarıdan
bir kişinin krikoid bası yapmasını
sağlamalısınız.
18
 Entübasyon sonrası steteskopla her iki
akciğerin oskültasyonu ile tüp yerinin
doğruluğundan emin olmalısınız.
 End-tidal karbondioksit basınç
göstergesinin tüp yerinin
doğrulanmasında en güvenilir gösterge
olduğunu bilerek monitör değerini
izlemelisiniz.

 Verileri girerken hastanın yaşını, kilosunu
göz önünde bulundurmalısınız.
 Bebek çıkıncaya kadar; anesteziyi %50
O2 içinde %50 N20 ve düşük doz volatil
Solunum parametrelerini ve anestezik
ajan ile sürdürmelisiniz.
gazları hasta verilerine göre ayarlayınız.
 İnhalasyon anesteziğini bebek çıkmadan
hemen önce kapatmalı, kordon
klempleninceye kadar oksijenize etmeye
devam etmelisiniz.

 İşlem sonrası hastayı supin pozisyonuna
Rejyonel anestezi yöntemi uygulandıysa
getirmeli ancak başın altını yastıkla
hastaya uygun pozisyon veriniz.
desteklemeli böylece solunum
depresyonunu önlemelisiniz.
 Özellikle kardiyovasküler
Cerrahi insizyonun hastadaki etkilerini
fonksiyonlardaki etkileri (kan basıncı,
monitörden takip ediniz.
nabız ritmi ve hızını ) dikkatle
izlemelisiniz.

Bebeğin doğum saatini anestezi formuna
Bebeğin çıkışını izleyiniz.
dakikasını belirterek kayıt etmelisiniz.
 O2+N2O+inhalasyon ajanını yeterli
Göbek kordonu klemplenip kesildikten
yoğunlukta açmalısınız.
sonra oksijen, azotprotoksit ve inhalasyon  Bebeğin apgar değerledirmesini
ajanını ayarlayınız.
yapmalısınız.
Anestezi takip formuna bebeğin doğduğu
 Birinci ve beşinci dakikalardaki apgar
saati kayıt ediniz.
değerini kayıt etmelisiniz.
 Oksitosinin uterus kontraksiyonlarını
başlatarak kanamayı önlemek için
İnfüzyon sıvısı içine hastanın durumuna
yapıldığını unutmamalısınız.
göre oksitosin ekleyiniz.

 Perioperatif dönemde genellikle analjezi
Analjezi sağlamak için hastaya uygun
sağlamak için opioidlerin kullanıldığını
dozda analjezik ilaç yapınız.
unutmamalısınız.
 Anestezi derinliğinin klinik belirtilerini
Girişim süresince hastanın anestezi
takip etmelisiniz.
takibini yapınız.
 Hastanın monitör bulgularını takip
etmelisiniz.
19
Uyandırma işlemlerini sırasıyla yapınız.
 Anestezinin yeterli derinlikte
sürdürülebilmesi için gerektiğinde
anestezik ve kas gevşetici ilaçları idame
dozlarında yapmalısınız.
 Özellikle preeklemsi ve eklemsi
hastasında girişim süresince kan
basıncının yükselmesini önlemelisiniz.
 Gerektiğinde bu amaçla doktor isteminde
nitrogliserin ve sodium nitroprussid
kullanabilirsiniz.
 Magnezyum sülfat kullanılmış
preeklemtik hastada nondepolarizan kas
gevşeticilerin etki sürelerinin
uzayabileceğini bilerek kas gevşetici ajanı
düşük dozlarda yapmalısınız.
 Hipertansiyona neden olabilecek
durumları (hastanın ağrı duyması,
anestezinin yüzeyelleşmesi vb)
değerlendirmelisiniz.
 Hastayı gerektiğinde aspire etmelisiniz.
 Cerrahi ekip ile iletişim kurarak
operasyonun bitiş süresi ile ilgili bilgi
alabilirsiniz.
 Cerrahi girişimin sonlanmasına yakın
hastanın spontan solunumunu
döndürmelisiniz.
 Spontan solunumun döndürülmesi için
öncelikle anestezi cihazını otomatik
moddan manuel moda geçirmelisiniz.
 Bir süre hipoventilasyon yapabilirsiniz,
ancak bu süre içerisinde oksijen
satürasyonu ve endtidal CO2 basınçlarını
dikkatlice izlemelisiniz.
 Cerrahi girişimin sonlanmasını takiben
anestezik gazları azaltarak kapatmalısınız.

 Günümüzde kullanılan inhalasyon
anesteziklerinin etkilerinin, gazların
kapatılmasını takiben çok kısa bir sürede
ortadan kalktığını bilerek hareket
etmelisiniz.
 Azotprotoksiti kapatarak oksijen
konsantrasyonunu %100’e çıkarmalı ve
birkaç dakika hastayı bu şekilde ventile
etmelisiniz.
 Kas gücünün yeterli olup olmadığını
değerlendirmelisiniz.
20
Hastanın güvenli şekilde
transferini sağlayınız.
 Özellikle kas gevşetici ilacın antidotunu
yapmak için kas aktivitesinin geri
döndüğünü gösteren klinik belirtileri iyi
değerlendirmelisiniz.
 Antidot ilacı (nondepolarizan kas
gevşeticilerin antidotu olarak kullanılan
neostigmin) hazırlayarak yapmalısınız.
 Antidotun uygulanması için hastanın
mutlaka spontan solunumunun başlaması
gerektiğini unutmamalısınız.
 Hastayı aspirasyon ilkelerine uygun
şekilde aspire etmelisiniz.
 Aspirasyon öncesi ve sonrası hastayı
%100 oksijen ile ventile etmelisiniz.
 Hastayı ekstübe etmelisiniz.
 Ekstübasyonu solunum düzenli hale
gelmeden yapmamalısınız.
 Ekstübasyon öncesi endotrakeal tüpün
kafını indirmelisiniz.
 Ekstübasyonu inspirium sırasında, hastayı
travmatize etmeden yapmalısınız.
 Hastayı difüzyon hipoksisinden korumak
için, ekstübasyondan sonra hastaya bir
kaç dakika boyunca maske ile %100
oksijen vermelisiniz.
 Hastanın solunum ve kardiyak bulgularını
monitörden takip etmelisiniz.
 Hastayı monitörden ayırmalısınız, ancak
ayırmadan önce;
 Kas gücünün geri döndüğünü gösteren
bulguları takip etmelisiniz.
 Vital bulguları kontrol etmelisiniz.
 Sözel uyarılarla hastanın bilincini kontrol
etmelisiniz.
 Hastayı sedyeye almadan önce güvenlik
kayışı ve kol bağlarını çözmelisiniz.
 Hastayı tekniğine uygun şekilde sedyeye
almalısınız. Sedyeye alış sırasında baş ve
boyunu desteklemelisiniz.
 Hasta hakkında ayrıntılı bilgi vererek
ayılma ünitesine teslim etmelisiniz.

21
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başında boş bırakılan parantezlere, cümlelerde verilen
bilgiler doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
1.
( ) Apgar değerlendirmesi yenidoğanın genel durumu hakkında bilgi verir, doğumu
takiben 1. ve 5. dakikalarda yapılır, kalp ritmi, solunum sayısı, kas tonusu, rengi ve
reflekslerinin durumuna göre 10 puan üzerinden değerlendirilir.
2.
( ) Preeklampsi gebeliğin 30. haftasından sonra gelişen hipertansiyon, proteinüri ( 24
saat >500 mg ), ödem ve konvülsiyonlarla kendini gösteren durumdur.
3.
( ) Preeklampside konvülsiyonların tedavisinde primer ilaç dormicumdur.
4.
( ) Yenidoğanda dolaşım ve solunum depresyon belirtilerinin görülmemesi için
sezaryen girişiminde indüksiyon-doğum aralığı; cilt insizyonu ile doğum arasındaki
süre 8 dakikadan, uterus insizyonu ile doğum arasındaki sürenin 180 saniyeden kısa
olmalıdır.
5.
(
) Narkotik, sedatif ve trankilizan ilaçlar plasentayı hızla geçerler, ancak ciddi
düzeyde fötal ve neonatal depresyona neden olmazlar.
DEĞERLENDİRME
Cevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap
verirken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları faaliyete geri dönerek tekrarlayınız.
Cevaplarınızın tümü doğru ise bir sonraki öğrenme faaliyetine geçiniz.
22
ÖĞRENME FAALİYETİ–2
ÖĞRENME FAALİYETİ–2
AMAÇ
Jinekolojik girişimlerde hastanın ve cerrahinin özelliğine göre tekniğine uygun olarak
anestezi uygulayabileceksiniz.
ARAŞTIRMA
Jinekolojik girişimlerde laparoskopik cerrahinin diğer tekniklerden üstünlükler
nelerdir? Araştırınız.
1.JİNEKOLOJİK GİRİŞİMLERDE
ANESTEZİ
Jinekoloji; kadın cinsiyet organlarının hastalıklarını konu alan tıp dalıdır. Jinekolojik
girişimler abdominal, vajinal ve laparoskopik olarak gerçekleştirilebilir. Abdominal ve
vajinal olarak yapılan operasyonlarda hastanın yaşı, sistem hastalık varlığı ve alerji gibi
durumlar cerrahi girişimlerde anestezistin karşısına çeşitli sorunlar çıkarabilir. Hastaya
verilen litotomi ve trendelenburg pozisyonlarına bağlı komplikasyonların gelişmesi de
beklenmeli ve önlem alınmalıdır.
Günümüzde jinekolojik birçok cerrahi girişim için laparaskopik teknik tercih edilir.
Jinekolojide; diagnostik laparaskopi (infertilite araştırmasında ve tubal patolojiler ile diğer
intraabdominal sebeplerin tanısında altın standart olarak kabul edilir). Myomektomi, ovarian
kistektomi, endometrioma kist eksizyonları, sakrokolpopeksi laparaskopik yapılan
jinekolojik girişimlerdir. Bu faaliyette laparoskopik teknikle jinekolojik girişimlerde anestezi
yönetimi hakkında bilgiler verilmiştir.
Laparaskopi; eski Yunanca’da laparo (böğür) ve skopein (incelemek, muayene
etmek) kelimelerinden türetilmiştir. Batın, pelvik ve retroperitoneal bölgenin karbondioksit(
CO2 ) insüflasyonu ile bu bölgedeki organların vizualizasyonu ve manipulasyonunu sağlar.
23
Resim 2.1: Laparaskopik cerrahi
Şekil 2.1: Laparaskopik cerrahide teknik
Laparoskopinin avantajları; her cerrahi girişimin hasta için travma olduğu
düşünüldüğünde, bu yöntem ile hastaya verilen travma minumuma indirilir. Bu yöntem
hastanın iyileşme süresini kısaltır. Batın açılmadığı için ameliyat sonrası ağrı ve günlük
aktiviteyi yeniden kazanma süresi kısalır. Tedavi maliyeti daha azdır.
Laparoskopinin dezavantajları; tecrübesizlik ve deneyimsizlik nedeniyle operasyon
süresi geleneksel cerrahiye göre (histerektomi, myomektomi) daha uzun sürebilir. Kullanılan
disposible materyal yoğunluğuna göre maliyet artar, komşu organ yaralanma riskinde artış,
histereskopide sıvı yüklenmesi ile özellikle anestezi yönünden ciddi sorunlar yaratabilecek
emboli riski olmasıdır.
2.1. Jinekolojik Girişimlerde Anestezi Uygulama
Jinekolojik girişimler muayene ve tanı amaçlı olabileceği gibi geniş rezeksiyonlar
şeklinde de olabilir. Anestezi yöntemi ve kullanılacak ilaçlara hasta ve yapılacak girişimin
özellikleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Hastaya litotomi ya da trendelenburg
pozisyonu verme zorunluluğu ve bunların neden olabileceği komplikasyonlar ile
laparoskopik cerrahide batın içerisine karbondioksit insüflasyonu ve buna bağlı
intraabdominal basınç artışı sonucu oluşabilecek sorunlar anestezi planlanına yön veren
etmenlerdir.
Tüm laparaskopik cerrahilerde olduğu gibi jinekolojik laparoskopik girişimlerde genel
anestezi ilk tercih edilen ve en güvenilir yöntemdir. Genel anestezinin avantajları; iyi bir kas
gevşemesi, ventilasyonun kontrolü, hareketsiz bir cerrahi alan, gastrik içeriğin aspirasyonuna
karşı koruma ve pozisyon verme kolaylığıdır.
24
Spinal ve epidural gibi yöntemler sırasında karın kaslarındaki gevşeme ve
trendelenburg pozisyonu nedeniyle solunum sıkıntısı yaşanabilir. Bu nedenle rejyonel
bloklar ve lokal anestezi daha az tercih edilir.
Laparaskopinin hemodinamik etkilerini artırabileceği için anestezi düzeyi iyi
ayarlanmalı, derin anesteziden kaçınılmalıdır. Genel anestezi; inhalasyon anestezisi, TİVA,
dengeli anestezi, maske veya LMA şeklinde uygulanabilir. Laringeal maske (LMA),
ventilasyonun kontrolüne ve PET CO2 monitörizasyonuna olanak sağladığı ve daha az boğaz
ağrısına sebep olduğu için endotrakeal entübasyona alternatif olarak tercih edilebilir, ancak
pnömoperitoneum sırasında azalmış torakopulmoner komplians sıklıkla havayolu
basınçlarında 20 cmH2O üzerine çıkan basınç artışlarıyla sonuçlanır. Bu durumda LMA,
havayolunu koruma altına almada yetersiz kalabilir. Bu nedenle LMA kullanımı kısa süreli,
cerrahın deneyimli olduğu, intra abdominal basıncın 20 mmHg’yı aşmayacağı, trendelenburg
pozisyonunun mümkün olduğunca az yapılacağı nispeten basit sayılabilecek seçilmiş hasta
gruplarında uygulanabilir.
2.1.1.Preoperatif Hazırlık
Rutin preoperatif değerlendirmenin yanında özellikle laparaskopik teknik uygulanacak
ameliyatlarda; kardiyak hastalık ve solunum yolları hastalıkları sorgulanmalıdır.
Kardiyak fonksiyon ve hastalık durumu (iskemi, hipertansiyon, aritmiler)
pnömoperitonyuma ve hasta pozisyonuna bağlı gelişecek hemodinamik değişikliklere yol
açabileceği için değerlendirilmelidir.
Solunum sistemi hastalığı (KOAH, Astım vb.) olanlarda laparoskopi postoperatif
solunum disfonksiyonlarını azaltması bakımından laparotomiye tercih edilebilir. Ancak bu
pozitif etkiye karşılık laparoskopide başlıca pnömoperitonyuma bağlı artmış intraabdominal
basınç ve hiperkarbiyle ilişkili ciddi solunum sistemi değişiklikleri görülür. Genel
anestezinin fonksiyonel rezidüel kapasiteyi azaltıcı etkisi laparaskopide karbondioksit
kullanımına bağlı intraabdominal basınç artışı ve trendelenburg pozisyonu ile daha belirgin
hale gelir. Bu etkilerin sonucu olarak hiperkapni gelişme riski yüksektir. Bu nedenle hastanın
solunum fonksiyonları girişim öncesi değerlendirilmeli, Bu hastalarda solunum fonksiyon
testleri değerlendirilmeli, akciğer kapasiteleri optimal düzeye getirilmelidir. Girişim
süresince de solunum kontrol edilerek normokapni sağlanmalıdır.
Özel tedaviler (aspirin, cumadin kullanımı gibi), reflü, peptik ülser ve anemi varlığı
komplikasyonları azaltmak için sorgulanması, araştırılması ve önlem alınması gereken
hastaya ait durumlardır.
2.1.2.Hasta Hazırlığı
Mide sıvısının miktarını azaltmak ve asidinin nötralizasyonunu sağlamak ve mide
pH’sını yükseltmek için hastaya ameliyattan bir gece öncesinden ve ameliyat sabahı olmak
üzere H2 reseptör antagonistleri ( simetidin 150-300mg, ranitidin 50-100 mg ) parenteral
25
yoldan verilebilir. Parenteral yolla verilen bu ilaçlar 1 saat içinde mide pH’sını yükseltir.
Simetidinin anestezik ilaçların etkisini uzatmak, aritmi, hipotansiyon, santral sinir sistemi
depresyonu gibi yan etkilerine karşılık ranitidin daha potent, daha spesifik ve daha uzun
etkildir, yan etkileri daha azdır. Aynı amaçla anestezi indüksiyonundan 15-20 dakika önce
süspansiyon formundaki magnezyum trislikat 15 ml veya 0.3M sodyum sitrat ( berrak sıvı )
verilebilir. Premedikasyonda midenin boşaltılması için metoklopramid verilebilir. Hastanın
sakin bir gece geçirmesi ve anksiyetesini gidermek sedatif, hipnotik ile analjezikler
premedikasyonda kullanılır.
Girişimden bir gece önce barsak temizliği yapılmalı, üriner kateterizasyon ile mesane
boşaltılmalı, nazogastrik sonda yardımı ile midesi boşaltılmalıdır.
Hastaya rutin ASA monitorizasyon standartları uygulanmalıdır. Bu bağlamda anestezi
yöntemi her ne olursa olsun girişim süresince deneyimli bir anestezi personeli tarafından
hasta takip edilmeli, hastanın oksijenizasyonu, ventilasyon, dolaşım ve ısısı sürekli olarak
değerlendirilmelidir.
Laparoskopik cerrahilerde gaz embolisinin erken dönemde tanınması için TEE
kullanımı önerilir. Özellikle bu hastalarda end tidal karbondioksit hiperkapniyi önlemek ve
gaz embolisini ya da CO2 subkutanöz amfizemin tanınması için monitorize edilmelidir. ASA
3 ve ASA 4 hastalarda invaziv kan basıncı ölçümü, EKG analizi, ST segment
monitorizasyonu, pulmoner arter kateteri, kardiyak index ve TEE monitorizasyonu
önerilmektedir.
2.1.3. İndüksiyon
Preoksijenasyonu takiben uygun hipnotik ajan ve kas gevşetici ajanlar verilir. Propofol
antiemetik etkisi dolayısıyla tercih edilir. Hastada bulantı ve kusma yapmaz. Kas gevşetici
ajanın etki süresi kadar bir süre hasta % 100 oksijen ile ventile edildikten sonra endotrakeal
entübasyon gerçekleştirilir. Entübasyonda spiralli endotrakeal tüp tercih edilmeli ve tüp ağız
kenarına çok iyi tesbit edilmelidir. Kontrollü ventilasyon, kas gevşetici idamesi ve yeterli
anestezi düzeyi ile intraabdominal basıncın yükselmesi önlenir.
2.1.4. İdame
Tüp tesbitini takiben gazlar ayarlanır. Anestezi idamesi inhalasyon anestezisi, TİVA,
dengeli anestezi gibi alternatifler değerlendirilerek sağlanır. Karbondioksit kullanımı ile
emboli olasılığı daha düşük ve fizyolojik etkileri daha az olsa bile N2O kullanılmamalıdır.
O2+hava+ inhalasyon anesteziği+kas gevşetici + fentanil ya da O2+hava+ kas gevşetici
+TİVA şeklinde anestezi sağlanmalı, girişim süresince gerektiğinde kas gevşetici ajan idame
dozunda devam ettirilmelidir. Pnömoperitoneum sırasında kontrollü ventilasyon endtidal
karbondioksit basıncı 35 mmHg olacak şekilde ayarlanmalıdır. Subkütan CO2 amfizemi hariç
dakika ventilasyonu %15-25’den fazla artış gerektirmez. KOAH’lı ve spontan pnömotoraks,
bülloz amfizem öyküsü varlığında alveolar inflasyon ve pnömotoraks riskinden kaçınmak
için tidal volümü artırmak yerine dakika solunum hızının artırılması tercih edilir. Nikarpin,
26
alfa adrenerjik reseptör agonistleri ve remifentanil infüzyonu pnömoperitonyumun
hemodinamik etkilerini azaltır. Kardiyak hastada tercih edilebilir.
Laparoskopik uygulamalarda pelvik organların rahat görülebilmesi için pozisyonlar
çok önemlidir. Hastaya trendelenburg ve litotomi pozisyonu verilir. Pozisyonun amacı;
yerçekiminin etkisi ile cerrahi alandan organları uzaklaştırmakdır. Sinir hasarlarının
önlenmesi için hastalara dikkatle pozisyon verilmelidir. Hastanın eğimi olabildiğince az
olmalıdır. 15-20 derecelik trendelenburg iyi tolere edilir, daha fazla eğimden kaçınılmalıdır.
Eğim verme işlemi yavaş yapılmalı, böylece hemodinamik ve solunumsal ani değişiklikler
önlenmelidir. Bu önlem regürjitasyon riskini de azaltacaktır.
Pozisyon değişimini takiben mutlaka endotrakeal tüpün yerleşimi kontrol edilmelidir.
Zira endotrakeal tüp karinaya dayanarak daralabilir ya da tıkanabilir. Ayrıca trendelenburg
pozisyonuna bağlı olarak entübasyon tüpü sağ akciğere ilerleyerek tek akciğer ventilasyonu
olabilir.
Baş aşağı pozisyonda sinir sıkışması olasılığı artar. Trendelenbug pozisyonunda uzun
süren laparoskopik operasyonlarda brakial plexus hasarı olabilir. Pozisyon verilirken
dikkatli olunmalı, kolların pozisyonu 90 dereceyi geçmemeli, destek materyalleri ile dirsek
ve bilekler desteklenmelidir. Trendelenbug pozisyonu aynı zamanda intrakraniyal ve göz içi
basıncında artışa neden olarak serebral dolaşımı etkileyebilir.
Batın içine karbodioksit insüflasyonu başlangıcı ve bitişi yumuşak ve yavaş olmalıdır.
İntraabdominal basınç artışı ciddi olumsuz etkilere neden olabileceği için karbondioksit
insüflasyonu 15mmHg ile sınırlandırılmalıdır. Entübasyon öncesinde maske ile ventilasyon
sırasında mideye gaz dolabilir, trokar yerleştirilmeden önce mide aspire edilmelidir. Pelvik
laparoskopik girişimler öncesinde mesane mutlaka boşaltılmalıdır. İdrar kateterizasyonu
sağlanmalı, çıkan idrar kaydedilmelidir. Fizyolojik hemodinamik değişimler genelde CO2
insüflasyonunu takiben ilk yarım saat içinde görülür. Bu nedenle hasta verileri ( endtidal
karbondioksit basıncı, pulseoksimetre ) yakından izlenmelidir.
Preoperatif barsak temizliği yapılması ve açlık süresinin uzaması gibi nedenler hastada
dehidratasyona neden olabilir. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak hastanın sıvı
ihtiyacı hesaplanmalı ve uygun mayiler verilerek sıvı dengesi korunmalıdır. Aldığı çıkardığı
mayiler anestezi takip formunun ilgili bölümüne kayıt edilmelidir. Laparaskopik cerrahide
vagal tonüs artabileceği için atropin hazır bulundurulmalıdır.
2.1.5. Sonlandırma
Cerrahi girişimin bitmesini takiben öncelikle gazlar kapatılır, pozisyon yavaş ve
dikkatli bir şekilde düzeltilir. Otomatik modan manuel moda geçilir ve hasta %100 oksijen
ile ventile edilmeye başlanır. Spontan solunumun gelmesi için kısa süreli hipoventilasyon
yapılabilir. Bu sırada endtidal karbondioksit basıncı izlenmeli, yükselmesine izin
verilmemelidir. Spontan solunumun gelmesini takiben nondepolarizan kas gevşetici ajan
antagonize edilmelidir. Solunumun yeterli hale gelmesinden sonra hasta ekstübasyon
kurallarına uygun şekilde ekstübe edilir. Ekstübasyon sonrası maske ile birkaç dakika daha
27
%100 oksijenle hastanın ventilasyonu sağlanır. Oksijen satürasyonu, kardiyovasküler ve
solunum fonksiyonlarının normal sınırlarda ve kas gevşetici etkilerin tamamen ortadan
kalktığından emin olduktan sonra hasta monitörden ayrılır. 3 kişinin yardımıyla sedyeye
transfer edilen hasta anestezi formu kapatılarak derlenme odasına götürülerek sorumlu birim
elemanına teslim edilir.
2.1.6. Postoperatif Dönem
Post operatif dönemdeki ağrının nedeni daha çok rezidül CO2 ve cerrahi kesidir. Bu
dönemde hastanın ağrısı giderilmeli, yeterli analjezi sağlanmalıdır. Bulantı ve kusmanın
önlenmesi için ise metoklopropramid kullanılabilir.
Hipotermi uzun süren cerrahilerde ve insüflasyon akım hızının fazla olduğu
cerrahilerde daha fazla görülür. Postoperatif hipotermi ciddi metabolik sorunlara neden
olabilir. Kardiyak risk faktörü bulunan hastalarda hafif hipotermi bile preoperatif kardiyak
sorunları artırır. Laparaskopi sırasındaki peritoneal gaz insüflasyonu ve geniş volümlerde
peritoneal irigasyon sıvısı hastayı hipotermiye sokabilir. İnsüflasyon gazının ısıtılması,
irigasyon sıvılarının ısıtılması ve basınçlı hava ile ısıtılan battaniyelerin kullanılması
postoperatif dönemde hipoterminin oluşturacağı olumsuz etkileri azaltır.
Postoperatif dönemde hasta dispne ve hipoksiye yönünden takip edilmelidir.
2.2. Laparaskopik Cerrahinin Anestezik Komplikasyonları
Laparaskopik cerrahinin anestezi açısından sorun yaratabilen istenmeyen etkileri şöyle
açıklanabilir.

Pulmoner etkileri: Karbondioksit( CO2 ) insüflasyonuna bağlı intraabdominal
basınç artışı, CO2’in peritondan sistemik dolaşıma absorbsiyonu ve
trendelenburg pozisyonundan kaynaklanır. Bu iki faktör anestezinin fonksiyonel
rezidüel kapasitesindeki azalma etkisinin daha belirgin olmasına neden olur. Bu
etkiler sonucu hiperkapni gelişebilir. Solunum fonksiyonu yakından izlenmeli,
normokapni sağlanmalıdır. İnsüfle edilen karbondioksitin peritondan
absorbsiyonu sonucu arteriyel ve alveoler karbondioksit basınçları 8-10 mmHg
yükselebilir. Fonksiyonel rezidüel kapasitenin azalması ve tidal volümün %1520 azalmasının yanı sıra artmış abdominal basınca karşı yeterli tidal volümü
sağlamak için havayolu basıncını da artırmak gerekir. Bunun için dikkatli bir
şekilde PEEP uygulanabilir. İnsüflasyon gaz basıncının nisbeten yüksek olduğu
jinekolojik girişimlerde intraabdominal basıncın artması sonucu venöz basınç
artabilir. Daha iyi görüntü sağlamak için zaman zaman batın içerisine izotonik
mayiler ( ringer laktat, plasmalyte ) verilebilir. Bu durumda batın içine verilen
ve geri çekilen sıvı miktarına dikkat edilmelidir.

Emboli: Karbondioksit insüflasyonunun en ciddi tehlikesi embolidir. CO2
kanda erirliği yüksek ve peritona zararlı olmayan bir gazdır. Kolayca splanknik
damarlara absorbe olur. Karbondioksitin küçük miktarlarının dolaşıma girmesi
önemli sorunlara yol açmaz, ancak açılmış bir damardan büyük miktarların
28
dolaşıma katılması ciddi hemodinamik ve solunumsal komplikasyonlara yol
açar. Yüksek insüflasyon basıncı riski artırır.
Embolide ani kardiyak kollaps ve kapnografta (end tidal) CO2 düşüşü ile tanı
konabilir. TEE ile kalpteki hava kabarcıkları direkt gözlenebilir. Hasta baş aşağı getirilir.
Batındaki gaz boşaltılır. Hasta sol yanına çevrilir. Mümkünse santral venöz hattan kalp
içindeki gaz aspire edilmeye çalışılır, resüsitatif işlemler yapılır.




Gaz insüflasyonu pnömomediastinum, pnömotoraks ve citaltı amfizemine yol
açabilir.
Artmış intraabdominal basıncın aorta yaptığı bası ve ters trendelenburg
pozisyonunda venöz göllenme ile hipotansiyon gelişebilir. Hastanın volüm
durumu çok iyi takip edilmelidir. 10-20ml/kg kristaloid solüsyonlar verilerek
volüm açığı karşılanarak hemodinamik etkiler düzeltilmelidir.
Solunumsal asidoz, refleks sempatik uyarılar, hipoksi ve vagal uyarılar ile
aritmi görülebilir.
Gastrik reflü olasılığı yüksek hastalarda, intraabdominal basıncın artışı reflü
riskini daha da artırır. Entübasyon sonrası nazogastrik sonda yardımıyla
boşaltılması sağlanmalı, böylece aspirasyon riski ve girişim sırasında organ
perforasyonu riski de bertaraf edilmelidir.
29
UYGULAMA FAALİYETİ
UYGULAMA FAALİYETİ
Jinekolojik girişimlerde anestezi uygulayınız.
İşlem Basamakları
Öneriler
 Anestezi cihazının tüm bağlantılarını
sağlayarak devrelerini taktıktan sonra
kalibrasyonunu yaparak hazır hale
getirmelisiniz.
 Standart monitörizasyon ekipmanları ile
birlikte anestezi uzmanının direktifleri
doğrultusunda ekstra monitörizasyon
ekipmanlarını da hazırlamalısınız.
 Anestezik ve acil ilaçları
hazırlamalısınız.
 Hastaya genel anestezi uygulanacak ise;
intravenöz indüksiyon için anestezistin
order ettiği anestezik ajanı
(barbitüratlar, benzodiazepin, opioid,
propofol veya etomidat) dikkatli bir
şekilde hazırlamalısınız.
 Atropin, adrenalin gibi acil ilaçların
yanı sıra özellikle jinekolojik hastaların
yaşı ve sistem hastalığı olasılığını da
hesap ederek kalp ve hipertansiyona
karşı acil ilaçları da hazır
bulundurmalısınız.
 Entübasyon için gerekli malzemeler ile
tesbit materyallerini hazırlamalısınız.
 Trendelenburg ve litotomi pozisyonları
için gerekli destek malzemelerini
hazırlamalısınız.
 Aspiratör cihazı ve sondalarını
hazırlamalısınız.
 İntravenöz ve intraarteriyal
kateterizasyon için gerekli malzemeleri
ve cilt antiseptiğini hazırlamalısınız.

 Hastanın ameliyat masasında supin
pozisyonunda yatmasını sağlamalısınız.
 Hasta güvenliği açısından gerekli
önlemleri almalısınız ( kollar ve
bacakların tesbit malzemeleri ile
sabitlenmesi vb), ancak bunu yapmadan
önce mutlaka hastaya bunun
gerekliliğini açıklamalısınız.
 Anestezi cihazı ile anestezi uygulaması
için gerekli malzeme ve ekipmanları
hazırlayınız.
 Hastayı genel anesteziye hazırlayınız.

30

 Standart monitörizasyon için gerekli
işlem basamaklarını
gerçekleştirmelisiniz.

 İleri monitörizasyon girişimleri için de
malzemeleri hazırlamalısınız.( Arter
kateteri, CVP kateterleri, girişim için
gerekli malzemeler vb )

 Hasta damar yolu açılmadan
ameliyathaneye alındıysa; fiziki
yapısına uygun intraket ile geniş bir
damar yolu açmalısınız.

 İkinci bir damar yolu açmanız
gerekirse, bunu indüksiyon sonrası
yapmalısınız.

 İndüksiyon öncesi hastaya %100
oksijen vermelisiniz, ancak hasta
uyuyuncaya kadar maskeyi hastanın
yüzünden biraz yukarıda tutmalı
böylece hastada boğulma hissine engel
olmalısınız.
 IV indüksiyon ajanını yavaş bir şekilde
uygulamalısınız.
 Analjezi için order edilen opioid ilacı
uygun dozda yapmalısınız.
 Uygun dozdaki kas gevşetici ajanı
hastanın kirpik refleksinin kaybını
takiben zaman kaybetmeden
yapmalısınız.


 Entübasyonun kardiyovasküler
parametrelerde bir değişikliğe neden
olmaması için, anestezi derinliğinin
yeterli, kas gevşemesinin maksimum
düzeyde olmasına dikkat etmelisiniz.
 Entübasyon sonrası steteskopla her iki
akciğerin oskültasyonu ile tüp yerinin
doğruluğundan emin olmalısınız.
 End-tidal karbondioksit basınç
göstergesinin tüp yerinin
doğrulanmasında en güvenilir gösterge
 Hastaya genel anestezi uygulamasını
başlatınız.
 Hastaya entübasyon uygulayınız.

31





 Solunum parametrelerini ve anestezik
gazları hasta verilerine göre ayarlayınız.

olduğunu bilerek monitör değerini
izlemelisiniz.
Endotrakeal entübasyona alternatif
olarak laringeal maske (LMA) tercih
edilebiliriniz.
Pozisyon değişimini takiben entübasyon
tüpünün yerini tekrar kontrol
etmelisiniz.
Anestezi uygulamalarında;
Verileri girerken hastanın yaşını,
kilosunu mutlaka yazmalısınız veya
Anesteziyi, %50 O2 + %50 hava
karışımı + volatil ajan ile veya
%50 O2 + %50 hava karışımı+ IV
anestezik bir ajanın infüzyonu ile
idameyi sürdürebilirsiniz.

 Kardiyovasküler ve solunum
fonksiyonlarında dramatik
değişikliklere neden olmasını önlemek
için pozisyonu yavaş ve dikkatli bir
şekilde vermelisiniz.
 Pozisyon sonrası entübasyon tüpünün
yerini kontrol etmelisiniz. Özellikle
trendelenburg pozisyonu sonrası sağ
bronş entübasyonu olasılığını
unutmamalısınız.
 Özellikle kardiyovasküler
fonksiyonlardaki etkileri (kan basıncı,
nabız ritmi ve hızını ) dikkatle
izlemelisiniz.
 Anestezi derinliğinin klinik belirtilerini
takip etmelisiniz.
 Anestezinin çok derin olmasının
laparaskopinin kalp ve solunumsal
etkilerini daha da artırabileceği
bilinciyle hareket etmeli, derin
anesteziden kaçınmalısınız.
 Emboli riskine karşı hastanın monitör
bulgularını yakından takip etmelisiniz.
Kapnografta endtidal karbondioksi
basıncının ani düşüşü emboliyi
düşündürmelidir. Embolinin diğer
bulgularını değerlendirmelisiniz.
 Anestezinin yeterli derinlikte
sürdürülebilmesi için gerektiğinde
 Hastaya pozisyon veriniz.
 Cerrahi insizyonun hastadaki etkilerini
monitörden takip ediniz.
 Girişim süresince hastanın anestezi
takibini yapınız.
32









 Hastaya uyandırma işlemlerini sırasıyla
uygulayınız.




33
anestezik ve kas gevşetici ilaçları idame
dozlarında yapmalısınız.
Hipertansiyona neden olabilecek
durumları (hastanın ağrı duyması,
anestezinin yüzeyelleşmesi vb)
değerlendirmelisiniz.
Hastayı gerektiğinde aspire etmelisiniz.
Aldığı çıkardığı mayileri anestezi fişine
kayıt etmelisiniz, hastaya verilen
irigasyon sıvılarını da kayıt etmeyi
unutmamalısınız.
Cerrahi ekip ile iletişim kurarak
operasyonun bitiş süresi ile ilgili bilgi
alabilirsiniz.
Cerrahi girişimin sonlanmasına yakın
hastanın spontan solunumunu
döndürmelisiniz.
Spontan solunumun döndürülmesi için
öncelikle anestezi cihazını otomatik
moddan manuel moda geçirmelisiniz.
Bir süre hipoventilasyon yapabilirsiniz,
ancak bu süre içerisinde oksijen
saturasyonu ve endtidal CO2
basınçlarını dikkatlice izlemelisiniz.
Cerrahi girişimin sonlanmasını takiben
anestezik gazları azaltarak
kapatmalısınız.
Günümüzde kullanılan inhalasyon
anesteziklerinin etkilerinin, gazların
kapatılmasını takiben çok kısa bir
sürede ortadan kalktığını bilerek
hareket etmelisiniz.
Azotprotoksiti kapatarak oksijen
konsantrasyonunu %100’e çıkarmalı ve
birkaç dakika hastayı bu şekilde ventile
etmelisiniz.
Kas gücünün yeterli olup olmadığını
değerlendirmelisiniz.
Özellikle kas gevşetici ilacın antidotunu
yapmak için kas aktivitesinin geri
döndüğünü gösteren klinik belirtileri iyi
değerlendirmelisiniz.( spontan
solunumun gelmesini mutlaka
beklemelisiniz.)
Antidot ilacı (Neostigmin
nondepolarizan kas gevşeticilerin
antidotu olarak kullanılmaktadır)
hazırlayarak yapmalısınız.
 Antidotun uygulanması için hastanın
mutlaka spontan solunumunun
başlaması gerektiğini unutmamalısınız.
 Hastayı aspirasyon ilkelerine uygun
şekilde aspire etmelisiniz.
 Aspirasyon öncesi ve sonrası hastayı
%100 oksijen ile ventile etmelisiniz.
 Hastayı ekstübe etmelisiniz.
 Ekstübasyonu solunum düzenli hale
gelmeden yapmamalısınız.
 Ekstübasyon öncesi endotrakeal tüpün
kafını indirmelisiniz.
 Ekstübasyonu inspirium sırasında,
hastayı travmatize etmeden
yapmalısınız.
 Hastayı difüzyon hipoksisinden
korumak için, ekstübasyondan sonra
hastaya bir kaç dakika boyunca maske
ile %100 oksijen vermelisiniz.
 Hastanın solunum ve kardiyak
bulgularını monitörden takip etmelidir.
 Hastayı monitörden ayırmalısınız,
ancak ayırmadan önce;
 Kas gücünün geri döndüğünü gösteren
bulguları takip etmelisiniz.
 Vital bulguları kontrol etmelisiniz.
 Sözel uyarılarla hastanın bilincini
kontrol etmelisiniz.
 Hastayı sedyeye almadan önce güvenlik
kayışı ve kol bağlarını çözmelisiniz.
 Hastayı tekniğine uygun şekilde
sedyeye almalısınız. Sedyeye alış
sırasında baş ve boyunu
desteklemelisiniz.
 Hasta hakkında ayrıntılı bilgi vererek
ayılma ünitesine teslim etmelisiniz.

 Hastanın güvenli bir şekilde transferini
sağlayınız.
34
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki cümlelerin başında boş bırakılan parantezlere, cümlelerde verilen
bilgiler doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
1.
( ) Laparoskopik cerrahilerde gaz embolisinin erken dönemde tanınması için TEE
kullanımı önerilir. Özellikle bu hastalarda end tidal karbondioksit hiperkapniyi
önlemek ve gaz embolisinin tanınması için monitorize edilir.
2.
( ) Laparaskopik cerrahide pozisyon değişimini takiben, endotrakeal tüpün karinaya
dayanması ve sağ bronş içine kayması ve tek akciğer ventilasyonu olasılığına karşı
mutlaka endotrakeal tüpün yerleşimi kontrol edilmelir.
3.
( ) Laparaskopik cerrahide batın içine karbodioksit insüflasyonu başlangıcı ve bitişi
yumuşak ve yavaş bir şekilde başlatılmalı, karbondioksit insüflasyonu 15mmHg ile
sınırlandırılmalıdır.
4.
( ) Karbondioksit( CO2 ) insüflasyonuna bağlı intraabdominal basınç artışı, CO2’in
peritondan sistemik dolaşıma absorbsiyonu ve trendelenburg pozisyonu nedeniyle
fonksiyonel rezidüel kapasitede bir değişiklik olmazken tidal volüm artabilmektedir.
5.
(
) Emboli geliştiğinde öncelikle hastanın başı yükseltilir, sağ yanına yatırılır.
DEĞERLENDİRME
Cevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap
verirken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları faaliyete geri dönerek tekrarlayınız.
Cevaplarınızın tümü doğru ise Modül Değerlendirme’ye geçiniz.
35
MODÜL DEĞERLENDİRME
MODÜL DEĞERLENDİRME
Aşağıdaki soruları dikkatlice okuyunuz ve doğru seçeneği işaretleyiniz.
1)
2)
3)
Aşağıdakilerden hangisi preeklemsi için doğru bir ifade değildir?
A) Gebeliğin 20. haftasından sonra gelişen hipertansiyon, proteinüri ve ödem ile
belirgin durumdur.
B) Uteroplasental perfüzyonun azalması ile fötal distress sözkonusudur.
C) Magnezyum sülfat tedavisi anestezide kullanılan kas gevşeticilerin etki süresini
kısaltır.
D) Koagülasyon bozukluğuna neden olur.
E) Belirtiler gebeliğin doğumdan sonra 48 saat sonra geriler, normale döner.
Aşağıdakilerden hangisi Apgar değerlendirmesinde yer almaz?
A) Kas tonusu
B) Vücut ısısı
C) Refleksler
D) Deri rengi
E) Solunum sayısı
Aşağıdakilerden hangisi gebelikte solunum sisteminde görülen değişikliklerden
biri değildir?
A) Gebeliğin erken döneminde gelişen hipoventilasyon
B) Arteryel parsiyel karbondioksit basıncında düşüş
C) Tidal volümde artış
D) Fonksiyonel rezidüel kapasitede azalma
E) Solunum yolu mukozasında kapiller genişleme
4)
Aşağıdakilerden hangisi aorta kaval bası sonucu görülen klinik bulgulardan
biridir?
A) Hipotansiyon
B) Taşikardi
C) Ateş
D) Hipoventilasyon
E) Hipertansiyon
5)
Aşağıdakilerden
hangisi
bebeğin
çıkarılmasını
takiben
kontraksiyonlarını başlatarak kanamayı önlemek için yapılır?
A) Nitrogliserin
B) Fentanil
C) Oksitosin
D) Magnezyum sülfat
E) Sodyum nitroprussid
36
uterus
6)
Aşağıdakilerden hangisi jinekolojik laparaskopi cerrahisi için doğru bir ifade değildir?
A) Girişimler çoğu zaman trendelenburg veya litotomi pozisyonları ile gerçekleştirilir.
B) Bu girişimler batın içerisine karbondioksit insüflasyonu gerektirir.
C) En önemli komplikasyonu girişim süresince meydana gelebilecek hipotansiyondur.
D) İndüksiyonda antiemetik özelliğinden dolayı propofol tercih edilir.
E) İndüksiyon sonrası midenin nazogastrik sonda ile boşatılması batın içi basıncın
artışını önler.
Aşağıdaki cümlelerin başında boş bırakılan parantezlere, cümlelerde verilen
bilgiler doğru ise D, yanlış ise Y yazınız.
7)
( ) Tüm laparaskopik cerrahilerde olduğu gibi jinekolojik laparoskopik girişimlerde
rejionel bloklar ilk tercih edilen ve en güvenilir yöntemdir.
8)
( ) Batın içine karbodioksit insüflasyonu başlangıcı ve bitişi yumuşak ve yavaş
olmalıdır. İntraabdominal basınç artışı ciddi olumsuz etkilere neden olabileceği için
karbondioksit insüflasyonu 15mmHg ile sınırlandırılmalıdır.
9.
( ) Yüksek insüflasyon basıncı riski emboli görülme riskini artırır. Embolide ani
kardiyak kollaps ve kapnografta (end tidal) CO2 düşüşü tanının konulmasını sağlar.
10.
( ) Sinir hasarlarının önlenmesi için hastalara hızlı bir şekilde pozisyon verilmeli,
hastanın eğimi olabildiğince az olmalıdır. 35-40 derecelik trendelenburg iyi tolere
edilir, daha fazla eğimden kaçınılmalıdır.
DEĞERLENDİRME
Cevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız. Yanlış cevap verdiğiniz ya da cevap
verirken tereddüt ettiğiniz sorularla ilgili konuları faaliyete geri dönerek tekrarlayınız.
Cevaplarınızın tümü doğru ise bir sonraki modüle geçmek için öğretmeninize başvurunuz.
37
CEVAP ANAHTARLARI
CEVAP ANAHTARLARI
ÖĞRENME FAALİYETİ 1’İN CEVAP ANAHTARI
1
2
3
4
5
DOĞRU
YANLIŞ
YANLIŞ
DOĞRU
YANLIŞ
ÖĞRENME FAALİYETİ 2’NİN CEVAP ANAHTARI
1
2
3
4
5
DOĞRU
DOĞRU
DOĞRU
YANLIŞ
YANLIŞ
MODÜL DEĞERLENDİRME CEVAP ANAHTARI
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
D
B
A
A
C
C
YANLIŞ
DOĞRU
DOĞRU
YANLIŞ
38
KAYNAKÇA
KAYNAKÇA

KEÇİK, Yüksel( Editör ).Yardımcı Editörler; Neslihan ALKIŞ, Dilek
YÖRÜKOĞLU, Zekeriyya ALANOĞLU, Temel Anestezi, Güneş Tıp
Kitapevi, Ankara, 2012

MİLLER, Ronald D. ( Editör ). Demet AYDIN ( Çeviri Editörü ), Anestezi, 2.
Cild, Güven Kitapevi, İzmir, 2010.

MORGAN, G. Edward. Jr. Maged S. Mikhail, Michael J. Murray, C. Philip
Larson, Jr., Klinik Anesteziyoloji, Güneş Kitabevi, Ankara, 2004.

KORFALI,
Gülsen(Editör),
Anestezide
Temel
Konular,
Nobel
Tıp
Kitabevleri, 2003.

ÖZATAMER,
YÖRÜKOĞLU
Oya.
Neslihan
KÜÇÜK,
ALKIŞ,
Anestezide
Yeşim
Güncel
BATİSLAM,
Konular,
Nobel
Dilek
Tıp
Kitabevleri,2002.

ÖZCENGİZ, Dilek. Hayri ÖZBEK, Anestezi El Kitabı, Nobel Tıp Kitabevleri,
Adana,1998.

KAYHAN, Zeynep, Klinik Anestezi, Logos Yayıncılık,1997.

KOCATÜRK, Utkan, Açıklamalı Tıp Terimleri Sözlüğü, Nobel Tıp Kitabevi,
Ankara, 2000.

http://lokman.cu.edu.tr/anestezi/anestezinot/dogum.htm

http://lokman.cu.edu.tr/anestezi/anestezinot/obstetrik_hastada_nonobstetrik_c.ht
m

http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/anestezi_reanimasyon/dr_halil_kork
maz.pdf

http://anestezi.med.ege.edu.tr
39
Download