Sonuç Olarak | Sorularla Evrim

advertisement
Sonuç Olarak
By:
Mar 19, 2011
GÜNÜMÜZDEKİ binlerce canlı çeşidinin geçmişini açıklamak maksadıyla ortaya atılmış olan
Evrim Teorisi, T. Dobzhansky ve G. S. Simpson gibi dünya çapında meşhur Evrimci biyologların kendi itiraflarında da görüleceği gibi, canlıların geçmişini açıklayamamakta ve günümüzde
yaşayan çeşitli türlerle geçmiş nesiller arasında bir bağın varlığını kesin olarak ortaya
koyamamaktadır. Dolayısıyla bu teori, sadece şahsi yorum ve tahminlere dayalı kalmıştır.
GÜNÜMÜZDEKİ binlerce canlı çeşidinin geçmişini açıklamak maksadıyla ortaya atılmış olan
Evrim Teorisi, T. Dobzhansky ve G. S. Simpson gibi dünya çapında meşhur evrimci biyologların
kendi itiraflarında da görüleceği gibi, canlıların geçmişini açıklayamamakta ve günümüzde
yaşayan çeşitli türlerle geçmiş nesiller arasında bir bağın varlığını kesin olarak ortaya
koyamamaktadır. Dolayısıyla bu teori, sadece şahsi yorum ve tahminlere dayalı kalmıştır.
İşin en üzücü yanı, bu teorinin, bazı spekülâsyonlarla materyalist ve dinsiz felsefeye âlet edilmiş
olmasıdır. Bunda ilim adamlarının çoğu müttefiktir. Hattâ evrimcilerin kendi itirafları da bu
yöndedir.
150 yıldır tartışılan ve Materyalist felsefeye âlet edilen böyle bir teorinin ders kitaplarımızda bir
kanun gibi takdim edilmesi, en azından gençlerimizin tarafsız ilmî muhakeme ve düşünceden
yoksun, tek yönlü ve şartlandırılmış olarak yetişmelerine sebep olmaktadır. Bu sözlerimiz sadece
bir iddia olarak değerlendirilmemelidir.
Prof. Dr. Sevinç Karol ve arkadaşları tarafından hazırlanıp Millî Eğitim Bakanlığı'nca 1979
yılında neşredilen Modern Biyoloji kitabından birkaç cümle sanırım bize hak verdirir
mahiyettedir:
"İnsanın bilinen en eski atası, Afrika ve Hindistan'da bulunmuş olan çene ve diş
fosillerinden tanınan Remapithecus (Kuyruksuz maymunudur." 1
Yine aynı kitapta şu cümle yer almaktadır:
"Australopithecus robustus büyümemiştir. Günümüzün bitkilerle beslenen
gorilleri gibi soyu tükeninceye kadar değişmeden kalmıştır. İnsanın büyük amcası
olarak düşünülebilir. Australopithecus africanus (Afrika Maymunu) zamanla
değişmeye devam etmiş ve sonunda insansı olmuştur. Böylece en eski büyük
babamızdır." 2
Bu iddiaları destekleyen delil nedir? Sadece, neye ait olduğu tam bilinemeyen bir çene ve birkaç
diş.
Modern Biyoloji kitabında Prof. Wassmann da şunları söylüyor:
"Toplumu aldatmak kastıyla, insan neslinin hayvanlardan gelmiş olduğuna
Pithecanthropus gibi menşei meçhul artıkları ileri sürmek, gerçeğe yapılan bir
tecavüzdür."
Kiel Üniversitesi profesörlerinden J. Renkie, Monizm ve Destekçileri adlı kitabında görüşünü
şöyle belirtiyor:
"Piyasada sık sık rastlanan bir kitapta şu satırları okuduğumuzda gözlerimizin
içine kum atılmış gibi oluyoruz: 'İnsanın, omurgalılar zincirinin bir halkası olan
maymundan geliştiği, şüphe taşımayan tarihi bir vakıa olarak ispatlanmıştır'
sözü... İlmin ağırbaşlılığı ile söylenmesi gerekli olan şey; insanın, kökeni
hakkında hiçbir şey bilmediği olmalıydı."
Yine 1979 baskılı Millî Eğitim Bakanlığı neşriyatı, Genel Biyoloji kitabının 10. sayfasında şu
cümleyi okumak mümkün:
"O zaman atmosferdeki ve denizlerdeki durumlar bugünkünden çok farklıydı ve
canlıların kendiliğinden oluşması olanağı vardı değil, büyük bir olasılıkla bu
olmuştur diyebiliriz." 3
Evrim teorisini ileri sürenlerin bile bu kadar cesaretle söyleyemediği faraziyeyi, bir hüküm
olarak Ortaöğretim ders kitabında takdim etmek neyi sağlayacaktır?
Aynı kitabın 716. sayfasında şöyle denmektedir:
"Yeni türler, yaşamakta olan en ileri ve özelleşmiş formlardan çok basit,
özelleşmemiş formlardan evrimleşir."
Adı geçen kitabın 759. sayfasında yer alan peşin hükümlerinden bir tane daha vermekle
yetineceğiz.
"Maymun adamdan başlayarak Evrim süreci içinde boyca büyük bir artış olmamış
ancak vücut çatısı daha hafiflemiştir. Şimdi tam anlamıyla dik durmakta...
Böylece ağaç üzerinde tek tek bulunma şeklindeki atasal yaşamdan, yerde
yaşayan uygar insan yaşamına geçiş tamamlanmıştır."
Bu kesin kanaata hangi delil veya delillerle varılmıştır? Bunların cevabı yoktur.
Bu hususta söz sahibi Heriber Nilson şu ifadeyi kullanıyor:
"Türler, sabit ve değişmeyen birer tiptirler. Türler, her ne kadar çeşitli variant ve
mutasyonları ihtiva ediyorlarsa da, bunlardan yeni türler elde etmek ve bunlar
daha ileriye götürmek imkânı yoktur." 4
Genetikçi Prof. John Moor'un görüşü de aynı yöndedir:
"Jeolojinin verilerine göre, türler birdenbire ve mükemmel olarak çıkmışlar,
yaşadıkları müddetçe değişmeden, asıllarına uygun kalmışlar ve bazıları yine
mükemmel olarak kaybolmuşlardır. Yerlerini de başka türler aynı şekilde almıştır." 5
Schiller, insan neslinin diğer canlılardan ayrı olarak ortaya çıktığını belirterek şunu belirtir:
"İnsanın geçmişiyle ilgili fosiller, beklenen geçiş formlarını ortaya koyamadı...
Bütün bunlardan sonra bizim, insandan aşağı bir varlıktan evrimleşmeyip
doğrudan kendi neslimizden geldiğimiz rahatlıkla söylenebilir."
Pennsylvania State Üniversitesi, Antropoloji Profesörü Robert Eckhardt, Hominoid serisinde
insanın atasının varlığını gösteren fosilin olmadığını şöyle ifade eder:
"Hominoidîer serisi, insanın hominid (İnsanımsı) atası olduğunu gösteren
morfolojiye sahip bir fosil yoktur." 7
Ünlü Paleontolog David Pilbeam, insanın geçmişiyle ilgili karar vermede ellerindeki
materyallerin yetersizliğini belirtir:
"Yayınlanan kitaplar şunu söylemeye çekiniyorlar ki, ben de dahil olmak üzere,
kuşaklar boyu insan Evrimini araştıran kişiler, karanlık içinde çırpınıyorlar.
Elimizde olan bilgiler, teorilerimizi şekillendirmek için son derece güvenilmez ve
yetersizdir." 8
David Pilbeam, geçmişte ileriye sürdükleri teorilerinin, ideolojik olduğunu dile getirir:
"İnsanın geçmişi ile ilgili, içimize yerleşmiş bulunan ön kabullerin farkındayım.
Bunları zihnimden çıkarmak için gerçekten çaba gösteriyorum. Geçmişteki
teorilerimiz, elde olan gerçek bilgimizden çok, bizim o andaki ideolojimizi
yansıtıyordu." 9
Bütün bunlardan insanın maymun benzeri bir atadan geldiğini destekleyen bir delilin olmadığı
anlaşılıyor. Maymundan insana doğru ilerleyen herhangi bir ara veya geçiş formu mevcut
değildir. Hatta fosil kayıtları, diğer hayvan grupları arasında da geçiş formlarının bulunmadığını
ortaya koymaktadır. Bu neticeler, insanın hayvan neslinden geldiğini değil, özel olarak
yaratıldığı fikrini desteklemektedir.
Netice olarak; bütün dünyada devamlı tartışma konusu yapılan Evrim Teorisi fikrinin tek taraflı
ve kanun şeklinde takdiminin, gençlerimizi objektif düşünme ve yorumlamadan uzaklaştırdığı
kanaatindeyiz. Bu bakımdan adı geçen teorinin lehinde olduğu kadar, aleyhindeki görüşlere de
ders kitaplarında yer verilmesinin faydalı olacağına inanıyoruz.
Prof. Dr. Adem Tatlı
Dipnotlar:
1- Karol, S ve ark. Modem Biyoloji. Milli Eğitim Bakanlığı yayını, 1979, s. 422.
2- A.g.e. s.427.78. Şişli, N. ve ark.; Genel Biyoloji. Milli Eğitim Bak. yay., Ankara,1979.
3- Şişli, N. ve ark.; Genel Biyoloji. Milli Eğitim Bak. yay., Ankara, 1979.
4- Tolunay, A.; Genel Zooloji. İstanbul, s. 31, 1960.
5- 29. Moor, J. On Chromosomes, Mutations and Phlo-geny. 1971. Tere. A. Metin. İlmi
Gerçekler ışığında Darwinizm. Otağ Yay. 1971.
6- Schiller, R. New Findings on the Origin of Man. Reader's-Digest. 1973, August,p.89-90.
7- Eckhardt, R. Population Genetics and Human Origins. Scientific American, sayı 226, 1972,
s.94.
8- Pilbeam, D. American Scientist, sayı, 66,1978, s. 379.
9- Pilbeam, D. Rearranging Our Family Tree. Nature, Haziran, 1978.
Download